refleks sakarlığın en büyük getirisidir. ama bu her zaman iyi yönde işlemez.
sürekli bir şeyleri düşmekten kurtarmaya çalışmak insanı gerçekten refleksi güçlü biri haline getiriyor. ama bu refleks kutusunun altından düşmekte olan bir bıçağı tutmak olunca...
refleks sakarlığın en büyük getirisidir. ama bu her zaman iyi yönde işlemez.
sürekli bir şeyleri düşmekten kurtarmaya çalışmak insanı gerçekten refleksi güçlü biri haline getiriyor. ama bu refleks kutusunun altından düşmekte olan bir bıçağı tutmak olunca...
babam kadar sevdiğim amcamın gidişiyle tattığım duygu.
gidişi diyorum çünkü o zamanlar ölümün ne demek olduğunu bilemeyecek kadar küçüktüm. bir sabah uyandım ve bana daha dün gördüğüm amcamın gittiğini ve onu bir daha göremeyeceğimi söylediler.
amcamı kaybettikten sonra babasını kaybetmiş insanlarla tanışıntığımda içime hep aynı acı çöktü, babam gibiydi, kızı gibiydim çünkü.
tamam ikisi bir olmaz diyeceksiniz, belki de haklısınız ama 22 yıldır ben aynı boşluğu aynı acıyla hissediyorum. amcamdan sonra da çok kaybım oldu ama amcamda daha çocuk olmama, olanları algılayamayacak kadar küçük olmama rağmen içimde eksilen yer kocamandı. o yüzdendir babamı kaybetmekten gerçekten çok korkuyorum.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan.
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde... *
ayrı ayrı acılar çekiyoruz
aynı yerlerimiz kanıyor
salıncaktan düştüğünde bir çocuğun
ya da koşarken bir taşa takıldığında
kanaması gibi dizinin hep aynı yerinden
büyüyünce de kalbimiz sızlıyor
farklı acılarla aynı telinden
zübük
aziz nesin'in, suşehri'nde geçen romanı.
şimdilerde ikinci perdesini yaşadığımız ama tekrar kaleme alınmayacak olan o kitap. filmi de varmış ama tvlerde göremiyoruz maalesef*
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.