12 ağustos 2023 malatya depremi
başlık "kremlinindelisi" tarafından 12.08.2023 16:42 tarihinde açılmıştır.
1.
malatya'da 4.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
-emsc
-emsc
devamını gör...
2.
güzel salladı ama pek randıman alamadım
devamını gör...
3.
antep'te de hissedilen depremin süresi de uzunmuş bu kez.
devamını gör...
4.
öncelikle deprem haberlerinden gına geldi.
neden?
deprem coğrafyasında yaşadığımız tarihten beri biliniyor. fay hatlarının üzerinde oturduğumuzu da biliyoruz çünkü her sarsıntıdan sonra jeofizik mühendisleri ekrana çıkıp halkı gayet detaylı verilerle korkutuyorlar. evet! korkutuyorlar diyorum çünkü çok kızıyorum hepsine. bir tanesi de amcam olur! kendisi jeofizik mühendisidir.
jeofizik mühendisinin muhattabı halk değildir, devletin üst kurumları hatta devletin kendisidir. televizyon programlarına katılıp, halkı deliler gibi korkutmanın bir anlamı var mı? şiddetinden tutun, tahmini ölüm sayısına kadar rakamlara boğuyorlar insanları. evet! insanları bilinçlendirmek önemli ama halkı korkutarak, olayın ciddiyetini devlete idrak ettirme konusunda ileri gidilemediği yıllardır aşikar. halk üzerinden infial yaratılıp, dert anlatılmaz.
halk istediği kadar kendisini parçalasın, devlet reaksiyon göstermek istemediği sürece bir adım ileri gidemiyoruz. bu zaten doğuda meydana gelen depremde haflarca bize canlı canlı gösterildi. dolayısyla tüm mühendislerin devletin kapısına dayanması gerekiyor, televizyon programlarının değil. ben olacak depremin her noktası ile ilgili bilgiye sahip olsam bile, oturduğum semtte- binada ya da zeminde iyileştirilme yapılmadığı sürece bildiklerim ne işime yarayacak? - psikolojik olarak beni çökertip, mahvedecek!
ülkenin yarısı su an paranoya ile yaşıyor. annem, kuzenim hatta arkadaşım geceleri deprem korkusundan uyuyamıyor. bu şekilde kaç tane insan var bu ülkede. sebebi nedir? kontrolsüz hareketler. her önüne gelen jeofizikçi televizyona çıkıyor. seninle görüşmek istemeyen devlet kurumu, televizyona çıkınca seni dikkate alıyor mu? - hayır?
o zaman halkın niye şuurunu bozuyorsunuz? halk ne yapsın? bu kadar sert dille halka neden " ölüm korkusu" yüklüyorsunuz?
havalar ısındıkça, deprem tetikleyicisi oluyor. yaşadığımız ülke fay hatlarının üstünde. böyle sallanmalar normal. önemli olan bunları kısa vade de ekarte edecek sistem ve refleks geliştirmek. oda benden, mahallenin bakkalından, marketinden değil, devletin adamlarından soruluyor. o zaman ben neden olasılıklar/ ölüm oranları/ yıkım yüzdeleri ile rahatsız ediliyorum? halk olarak benim niye huzurum kaçırılıyor? mühendisin muhattabı halk değil, devletin kendisidir.
mühendisin muhtemel ölüm oranlarını/ olası yıkım profillerini çarşaf çarşaf açacağı yer devlettir, televizyon programları değil.
yine söylüyorum; mühendislerin halka karşı şeffaf olmaları harika bir durum ama burada sıkıntı; halk üzerinden- medya üzerinden devlete dert anlatmaya çalışıyor olmaları. medyayı kullanarak devlete ulaşamazsınız. olayın ciddiyetini anlatmaya çalışırken, sizi dinleyen halkı harcıyorsunuz çünkü. bir çok kişi istanbul'da deprem olduğunda öleceğine inanıyor. insanları bu hale getirdi bu yanlış strateji. bu yüzden bunu durdurup, birebir kurumların kapısına dayanmanız gerekiyor. bin ton mühendis ordusu var ülkede, rasathaneler var. bunun usulü televizyona çıkmak mı? arka planda devlete ulaşmak mı?
devlete ulaşın sonra televizyona çıkın; detay vermeden, halkı psikolojik çöküntüye sürükleyecek açıklamalar yapmadan; herkesi bilgilendirin ve önlem geliştirmeye çalışın.
" istanbulda deprem olursa, istanbul'un yarısı gider, taş taş üstünde kalmaz" üslubu iyi niyetli değil kimse kusura bakmasın.
bu direk insanları çıldırtma odaklı bir iletişim dilidir. istanbul'daki çoğu bina yıkılacak dersen, herkes öleceğine inanır. manyaklık bu!
yiyecek ekmeğin varsa, dünya'ya gök taşları yağsın yaşarsın. bunu hiç bir insan bilemez, faturasını da insanoğlu çıkaramaz ama işte her zaman okumak yetmiyor.
okuduğunu- bildiğini düzgün şekilde karşı tarafa geçirebilmek önemli, füturlu olmak önemli. bu meziyetler ülkemin çoğu jeofizikcisinde yok maalesef. anca televizyona çıkıp, istanbul'un nasıl mahvolacağını, insanların nasıl öleceğini anlatsınlar. ülkenin yarısı geceleri uyku uyuyamıyor deprem korkusu yüzünden.
herkesi manyak ettiler.
neden?
deprem coğrafyasında yaşadığımız tarihten beri biliniyor. fay hatlarının üzerinde oturduğumuzu da biliyoruz çünkü her sarsıntıdan sonra jeofizik mühendisleri ekrana çıkıp halkı gayet detaylı verilerle korkutuyorlar. evet! korkutuyorlar diyorum çünkü çok kızıyorum hepsine. bir tanesi de amcam olur! kendisi jeofizik mühendisidir.
jeofizik mühendisinin muhattabı halk değildir, devletin üst kurumları hatta devletin kendisidir. televizyon programlarına katılıp, halkı deliler gibi korkutmanın bir anlamı var mı? şiddetinden tutun, tahmini ölüm sayısına kadar rakamlara boğuyorlar insanları. evet! insanları bilinçlendirmek önemli ama halkı korkutarak, olayın ciddiyetini devlete idrak ettirme konusunda ileri gidilemediği yıllardır aşikar. halk üzerinden infial yaratılıp, dert anlatılmaz.
halk istediği kadar kendisini parçalasın, devlet reaksiyon göstermek istemediği sürece bir adım ileri gidemiyoruz. bu zaten doğuda meydana gelen depremde haflarca bize canlı canlı gösterildi. dolayısyla tüm mühendislerin devletin kapısına dayanması gerekiyor, televizyon programlarının değil. ben olacak depremin her noktası ile ilgili bilgiye sahip olsam bile, oturduğum semtte- binada ya da zeminde iyileştirilme yapılmadığı sürece bildiklerim ne işime yarayacak? - psikolojik olarak beni çökertip, mahvedecek!
ülkenin yarısı su an paranoya ile yaşıyor. annem, kuzenim hatta arkadaşım geceleri deprem korkusundan uyuyamıyor. bu şekilde kaç tane insan var bu ülkede. sebebi nedir? kontrolsüz hareketler. her önüne gelen jeofizikçi televizyona çıkıyor. seninle görüşmek istemeyen devlet kurumu, televizyona çıkınca seni dikkate alıyor mu? - hayır?
o zaman halkın niye şuurunu bozuyorsunuz? halk ne yapsın? bu kadar sert dille halka neden " ölüm korkusu" yüklüyorsunuz?
havalar ısındıkça, deprem tetikleyicisi oluyor. yaşadığımız ülke fay hatlarının üstünde. böyle sallanmalar normal. önemli olan bunları kısa vade de ekarte edecek sistem ve refleks geliştirmek. oda benden, mahallenin bakkalından, marketinden değil, devletin adamlarından soruluyor. o zaman ben neden olasılıklar/ ölüm oranları/ yıkım yüzdeleri ile rahatsız ediliyorum? halk olarak benim niye huzurum kaçırılıyor? mühendisin muhattabı halk değil, devletin kendisidir.
mühendisin muhtemel ölüm oranlarını/ olası yıkım profillerini çarşaf çarşaf açacağı yer devlettir, televizyon programları değil.
yine söylüyorum; mühendislerin halka karşı şeffaf olmaları harika bir durum ama burada sıkıntı; halk üzerinden- medya üzerinden devlete dert anlatmaya çalışıyor olmaları. medyayı kullanarak devlete ulaşamazsınız. olayın ciddiyetini anlatmaya çalışırken, sizi dinleyen halkı harcıyorsunuz çünkü. bir çok kişi istanbul'da deprem olduğunda öleceğine inanıyor. insanları bu hale getirdi bu yanlış strateji. bu yüzden bunu durdurup, birebir kurumların kapısına dayanmanız gerekiyor. bin ton mühendis ordusu var ülkede, rasathaneler var. bunun usulü televizyona çıkmak mı? arka planda devlete ulaşmak mı?
devlete ulaşın sonra televizyona çıkın; detay vermeden, halkı psikolojik çöküntüye sürükleyecek açıklamalar yapmadan; herkesi bilgilendirin ve önlem geliştirmeye çalışın.
" istanbulda deprem olursa, istanbul'un yarısı gider, taş taş üstünde kalmaz" üslubu iyi niyetli değil kimse kusura bakmasın.
bu direk insanları çıldırtma odaklı bir iletişim dilidir. istanbul'daki çoğu bina yıkılacak dersen, herkes öleceğine inanır. manyaklık bu!
yiyecek ekmeğin varsa, dünya'ya gök taşları yağsın yaşarsın. bunu hiç bir insan bilemez, faturasını da insanoğlu çıkaramaz ama işte her zaman okumak yetmiyor.
okuduğunu- bildiğini düzgün şekilde karşı tarafa geçirebilmek önemli, füturlu olmak önemli. bu meziyetler ülkemin çoğu jeofizikcisinde yok maalesef. anca televizyona çıkıp, istanbul'un nasıl mahvolacağını, insanların nasıl öleceğini anlatsınlar. ülkenin yarısı geceleri uyku uyuyamıyor deprem korkusu yüzünden.
herkesi manyak ettiler.
devamını gör...