kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü, 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla bm genel kurulu kararı ile ilan edilen gündür.
bm genel kurulu 1999 yılında 25 kasım gününü kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak ilan etti. --- alıntı ---

sosyal medyada, topluluklar içinde şiddeti kınayan bireyler; tenha da bizzat şiddeti uygulayanlar oluyor çoğu kez. şiddet sadece dövmek değildi. sözlü ve davranışsal olarak da şiddet uygulanmakta. umarım herkes bir şekilde farkındalık kazanır.
devamını gör...
kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı mücadele etmemizi vurgulayan gündür.
fiziksel, psikolojik hatta ‘şakacı’ şiddete hayır!
turkishdictionary
devamını gör...
kadına yönelik şiddet çok derinlemesine işlenmesi, üzerinde durulması gereken bir konu. öncelikle olayların kaynağına inilmeli, şiddet gösteren insanlar neden böyle bir eğilim içerisindeler. önce bu etken ortadan kaldırılmalı.

bir kadın şiddet gördüğünde veya öldürüldüğünde herkes vah vah diyor, kadın kolları çıkıyor yürüyüşler düzenliyor... ertesi gün herkes yine kendi hayatında.
muhalefet partileri ne iş yaparlar hükümete laf atmaktan başka. bu konuda tüm muhalefet partileri hükümete baskı oluşturmalı, bir hafta ülkenin gündemi sadece bu olmalı. o zaman gerekli adımlar atılabilir. sorunun kaynağına gerçekten işinde uzman kişiler tarafından eğilinebilir.

içişleri bakanı çıkıp sayı açıklıyor yine geçen gün, şu sene bu kadar, bu sene bu kadar kadın öldürülmüş diye. biri de çıkıp demiyor ki arkadaşım sen ne iş yaparsın senin asli görevin nedir.
kadınlar kimsenin, özellikle de bu hükümetin, umurunda değil. kadınlar hakkında açıklamalarını hatırlayın erdoğan'ın. çünkü onların gözünde kadının hiçbir değeri yok, kadın evinde oturur ev işi yapar, yemek yapar, kocasının istediği her an sevişmekle yükümlüdür. kadınların duygusu yok, olamaz onların gözünde, kocasına itaat etmeli sadece. o yüzden bu adamlar kendilerinden bir şeyler yapmazlar kadınlar için, çok büyük bir baskı kurulması lazım.

bir söz görmüştüm; "sana ruh üflendiğinde bir kadının karnındasın, ağladığında bir kadının kucağındasın, aşık olduğunda bir kadının kalbindesin, ona güzel davran".

atatürk ne güzel demiş ayrıca; "dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir."

çocuklarınıza her şeyden önce iyi insan olmayı öğretin.
devamını gör...
keşke sadece dilde kalmasa, dünya olarak bilinçlensek. bunu yazarken belki bir kadın daha şiddete maruz kaldı.
devamını gör...
kadına şiddetin sürekli artarak devam ettiği bu günlerde daha çok önem verilmesi gerekilen gündür. aslında böyle bir şeye sadece birgün değil hergün önem vermeliyiz. iş çığrından çıktı çünkü.
devamını gör...
istanbul sözleşmesine tam destek posterlerinin ve ilgili vahim kadın cinayetlerinin vurgulandığı önemli gün. belki de modern medeniyetin en önemli günlerinden. izmirin her yanına bir kadın figürüyle birlikte tüm kadınlar üzerinden yaşadıkları gerçek olayları anlatan sözler koymuşlar. istanbul sözleşmesine ithaf etmişler. çok başarılı bir çalışma. daima destek.
devamını gör...
buraya bir link bıraktım. lütfen bir iki dakikalığına da olsa bu sayfaya göz atın. rastgele isimlerin üzerine tıklayın.
daha yıl bitmeden 353 kadının öldürüldüğünü görünce içiniz çekilecek.
devamını gör...
(bkz: kadına şiddeti şiddetle kınıyoruz)
devamını gör...
böyle bir gün olduğunu yeni öğreniyorum ve lanet ediyorum. bu güne böyle bir isim vermemizi sağlayanlara lanet ediyorum ..
devamını gör...
kadına yönelik, çocuğa yönelik, hayvana yönelik, insan eliyle insana yönelik şiddet, cinayet bir istatistik verisi değildir. toplumsal bir soruna işaret eder, bir yerde bir yanlış olduğunu anlatır. her birimiz olay bazında isyan eder, artık yeter deriz canımız tarifsiz bir şekilde yanarken ama günün sonunda, ayın sonunda, yılın sonunda sayılara bakarken buluruz kendimizi boğazımız düğümlenerek yine de. neden peki? neden katlanarak artıyor bu vahşet?

daha dün kadıköy metrosunda yaşananlara öfkelendik değil mi? aklımız almadı, nasıl yaa dedik çenemizi sıkarak sinirden! istemsizce şükrettik içimizden o sıfatsızın kadına dokunamadan metrodan inmesine. ne oldu peki? indi. evet kadının burnu kanamadı. henüz. adam yakalandı. 20 farklı suçtan kaydı olduğu ortaya çıktı. yakında da karar verilecek, denetimli serbestlik alacak muhtemelen. neyse. kadın zarar görmedi. şimdilik... çok şükür!

peki yine daha dün 7 aylık hamile kadın ve eşinin içinde bulunduğu araca gözü dönmüşçesine saldıran baklavacı kardeşler hasan ve hüseyin sel hakkında verilen hapis kararının istinafça bozulduğundan haberdar mıyız? haberdar olsak ne değişecek demeyin; olun. değişim istiyorsak bunun bir parçası olmak zorundayız. en başta "neyse ki kadının burnu kanamadı, çok şükür" demeyerek, şiddeti sonuca ulaşmadı diye normalleştirmeyerek yapmalıyız bunu! çünkü trafik magandalarının cezası tam da bizim şükrettiğimiz sebepte olduğu gibi "şuçun unsurları oluşmadı" denilerek bozulmuş. bu psikopatlar, bu caniler, bu potansiyel katiller istanbul sözleşmesi'nden çekilen ülkede, bağımsız yargımızın(!) veremediği caydırıcı cezalar sebebiyle mi işliyorlar bu suçları sadece sizce? yoksa bir yerde başka sorunlar daha mı var? erki erkekte gören ve dahi bunu siyaseten de her fırsatta savunan bir anlayış tarafından yönetilmemiz, ataerkil toplum güzellemesine maruz bırakılmamız sistematik olarak son 20 yıldır, kadının itibarsızlaştırılması, eğitim sistemindeki hatalar, hukuki boşluklar, belirsizlikler, ülkece maruz kaldığımız sosyo-psikolojik şiddet, bizim, her birimizin bakış açısı! bakın ben konunun uzmanı falan değilim. hiçbir bok değilim. ben bile tek kalemde bir dünya şey sayabiliyorum neden daha sene bitmeden bu ülkede 350'den fazla kadın öldürüldüğüne dair... bakın sayı. her biri bir hayat, bir evren, umutlar, hayaller, bir annenin göz bebeği, bir babanın kalp yangını, bir kardeşin sızısı ama toprak altında bir ceset, raporlardaysa bir sayı.

bıktım! bıktık! ya sonra?
devamını gör...
benimle birlikte tekrar edin,
kadın cinayetleri politiktir.
istanbul sözleşmesi hayat kurtarır.
kadın cinayetleri politiktir.
istanbul sözleşmesi hayat kurtarır.
kadın cinayetleri politiktir.
istanbul sözleşmesi hayat kurtarır.
kadın cinayetleri politiktir.
istanbul sözleşmesi hayat kurtarır.
devamını gör...
görsel
devamını gör...
şiddete uğrayana yardım edenlerin suçlu olduğu bir zamanda umurumda bile olmayan mücadeledir.
devamını gör...
kadınlar rahatça etrafta dolaşabilsin, istediği saatte istediği yere gitsin, istediğini giyebilsin, hiçbir şekilde sarkıntılığa ve mobbinge maruz kalmasın istiyorum. destekliyorum. bu kadın kardeşiniz.eşiniz ya da anneniz de olabilir. duyduğumuz ve gördüğümüz şeylerden artık tiksinti geldi. kadınları rahat kavuşturmanın vakti geldi de geçti. uğraştığımız , konuşmak zorunda olduğumuz şeye bakın. zorbalığın her türlüsüne karşıyım.
devamını gör...
kadına yönelik şiddetle mücadele günü.

öncelikle böyle bir sayfadan haberdar olmamı sağlayan sayın (bkz: yaykadınıylaolur) a teşekkür ederim.

sayfaya girince istatistiklerden çıkıp, birey oldular o kadınlar. rasgele girip baktım; bazılarının fotoğrafları da vardı; bir gün istatistik olacaklarından bihaber çekilmiş fotoğrafları. hayata belki de umutla baktıkları, bir ay, bir yıl, 10 yıl sonrası için plan yaptıkları, hayal kurdukları zamandan kalan fotoğrafları. sadece çalınan bir hayat değil; hayaller,umutlar, gelecek… katil sadece katil değil aynı zamanda hırsız da. çalınan bir ömrün,umutların, hayallerin hırsızı…

en çok dokunan da ‘bilinmeyen’ adı ile kayıtlı olanlardı. birinin içine girdim; gölde bulunmuş, adı bilinmiyor. en kötüsü de o herhalde; bir kadınken, bir bilinmeyene dönmek.

içim cızlıyor artık, isyan ediyorum. bir gün başıma bir şey gelirse, bir istatistik olarak kalmaktan, katilimin bulunmamasından en kötüsü de bulunsa bile ‘iyi hal’den ceza indirimine gidilmesinden. arkamdan zaten o şöyleydi, haketti,başı açıktı gibilerinden saçma sapan laflar söylenmesinden..

katil yine olacak sapık yine olacak ama caydırıcı yasalar yoksa her tür hakkı kendinde bulan değişik türler de belirecek ki belirdi bile. onları savunan kesim de türedi ve çağlayarak büyüyor.

radikal kararlar, kanunlara ihtiyacımız var. korkmadan ekmek almaya gidecileceğimiz, gece canımız deniz çektiğinde korkmadan gidip gezebileceğimiz, ‘o saatte orada ne işi varmış’ diye düşünmeyen bir dünyayla yaşamaya hakkımız var.
devamını gör...
bu günde istediğimiz kadar nefret kusalım, haykıralım, bağıralım, çağıralım yine bir şey fark etmez kardeşim. neden mi? ülkemizdeki erkeklerin zihniyeti çok pis, vahşice. genelleme yapmıyorum ama bazıları öyle hakikaten. şimdi kadınlar neden şiddet görüyor, öldürülüyor? ya benimsin ya kara toprağın hareketleri yapan zihniyet yüzünden işte. bir de kadını insan gibi görmeyip köle gibi gören andavallar yüzündendir.

ya kardeşim aslında çözümü basit lakin kimse uygulamıyor bunu. çözüm, bir kadına tokat atan adama hapis cezası vermenizdir. herkes bir tokatı basit bir şey olarak görüyor lakin öyle değil, o tokatın arkası sonradan da geliyor. kadınlara şiddet uygulayan ve kadınları öldüren canilere caydırıcı cezalar vermeniz şart, bunları yapmasanız hiçbir zaman bu tür olayların önüne geçemezsiniz.

bir de, kadın ile erkeğin eşit olduğunu, kimsenin kimseden üstün olmadığı ile ilgili hamleler yapmanız gerekir. gerekirse cahil erilleri eğitin anasını satıyım, pek bi işe yaramaz ama kafalarına vura vura onlara eşitliği öğretin. lan yetti, bu sene öldürülen kadınların olsun, şiddet gören kadınların olsun haddi hesabı yok. ne burası lan? afganistan mı iran mı ya da arabistan mı? türkiye cumhuriyeti laik bir ülke değil mi kardeşim? özgür değil miyiz bu ne lan o zaman?

anlıyorum, ülkeyi araplaştırmaya çalışan, kadınlara değer vermeyen bir yönetim mevcut şu aşamada ama onlara da erkekler olmasa bile kadınlar muhakkak 2023’de gereken cevabı versin. vallahi yeter kardeşim, kadınlara, çocuklara, hayvanlara zarar verenler cezalarını şiddetli şekilde bulsun bıktık, usandık bu ataerkil toplumun düzeninden! bu düzen değişmeli artık, acilen hem de…
devamını gör...
şiddetle yalnızca bugün değil, hergün sistematik bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor. bugün yapılan paylaşımlarla duyarlıymış gibi görünmek, vicdan rahatlatmak, üzerimizden sorumluluğu atmış gibi hissetmek çok kolay. önemli olan bu şiddet sarmalının sözlü, psikolojik, ya da eylemsel boyutunda yer almamak. ve tabii şiddete karşı örgütlenebilmek, haklar talep edebilmek. anıtsayaç'a hergün yeni bir kadının eklenmesini ancak bu yolla engelleriz. mesela ben rastgele bir isme tıkladığımda oğlu tarafından katledilen bir kadına denk geldim. insan nasıl hayata gelme sebebi olan varlığı öldürecek kadar cani ve vahşi bir hale gelebilir ki? bu kişide hiç mi vicdan mefhumu oluşmamış? vicdan bir yana, içsel ya da dışsal olarak kendini kontrol etmek adına bir sebep bile görmemiş mi? bu konuda kanunların revize edilmesi ve toplumsal adalet mekanizmasının da devreye girmesi hayati önem taşıyor. bu insan bu eylemi gerçekleştirdikten sonra kanunlar tarafından aklansa da kimsenin ona iş vermeyeceğini, sokakta hiçkimsenin yüzüne bakmayacağını, kısacası fişleneceğini bilse yine de bunu yapar mıydı mesela? ama toplum da garip bir şekilde bu katliamları meşrulaştırıyor, hatta katili kahraman ilan ediyor. bu gözler eşini öldüren adamın alkışlandığını gördü, böyle saçma bir sosyolojik yapının içerisinde bir kadın olarak yaşam mücadelesi vermek o kadar yorucu ki.
bir yandan olumlu gelişmeler de yok değil tabii. yavaş yavaş kadınlar örgütlenmeye dayanışmaya güçlü bir mücadele vermeye başladı. eninde sonunda haklı mücadelemizden zaferle çıkacağız. çok yorulsak da var olma mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. evler, sokaklar, iş yerleri, akademi, gökyüzü, devletler... erkeklerin olduğu kadar bizim.
devamını gör...
bergen filmi ekibinden mücadeleye şahane destek geldi.

"sen affetsen ben affetmem"
devamını gör...
1960 yılında faşist trujillo hükümetine karşı savaşan mirabel kardeşler'in anısına saygıyla. uçurumdan aşağı atılarak öldürülen kardeşlerin mücadeleye verdiği yön ile bir diktatörlük devrildi.
patria, minerva, maria yolumuzu aydınlatmaya devam edecek. "gece karanlıktan korkarsan bu kenti ateşe veririz" diyeceğiz kız kardeşlerimizle.
il il eylem saat ve yerleri için: buradan
mirabel kardeşler'in de anlatıldığı, trujillo dönemini anlatan şahane bir roman okumak isterseniz (bkz: teke şenliği-mario vargas llosa)
devamını gör...
instagramda hikaye karartma akımı varmış. şiddete karşı sen de hikayeni karart diye de bir slogan bulmuşlar. neyse yapana da yapmayana da saygım sonsuz ama dünya sosyal medyadan kurtarılabilecek kadar basit değil.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"25 kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü" ile benzer başlıklar

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim