#ödüllü filmler
türkçe adı: ihtiras tramvayı
1951 yılı abd yapımı film 4 dalda oscar ödülü kazanmıştır ve venedik film festivali'nden de ödülle dönmüştür. film önemi nedeniyle ulusal film sicil dairesi'ndeki korunan filmler arasındadır. başı yasalarla derde giren blance adlı kadın, her şeyi geride bırakmak için başka bir eyalete taşınmak zorunda kalır. ancak burada da bazı sorunlarla karşılaşır.
imdb: 7.9
1951 yılı abd yapımı film 4 dalda oscar ödülü kazanmıştır ve venedik film festivali'nden de ödülle dönmüştür. film önemi nedeniyle ulusal film sicil dairesi'ndeki korunan filmler arasındadır. başı yasalarla derde giren blance adlı kadın, her şeyi geride bırakmak için başka bir eyalete taşınmak zorunda kalır. ancak burada da bazı sorunlarla karşılaşır.
imdb: 7.9
*akademi ödülleri, abd (1952) - başrolde en iyi kadın oyuncu [vivien leigh]
*altın küre, abd (1952) - en iyi yardımcı kadın oyuncu [kim hunter]
*jussi ödülleri (1952) - en iyi yabancı erkek oyuncu [marlon brando]
*bafta ödülleri (1953) - en iyi ingiliz kadın oyuncu [vivien leigh]
*çevrimiçi film ve televizyon derneği (2004) - en iyi sinema filmi
film toplam 18 ödüle sahiptir.
*altın küre, abd (1952) - en iyi yardımcı kadın oyuncu [kim hunter]
*jussi ödülleri (1952) - en iyi yabancı erkek oyuncu [marlon brando]
*bafta ödülleri (1953) - en iyi ingiliz kadın oyuncu [vivien leigh]
*çevrimiçi film ve televizyon derneği (2004) - en iyi sinema filmi
film toplam 18 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "silvio palth" tarafından 25.04.2021 01:20 tarihinde açılmıştır.
1.
tennessee williams'ın oyunundan uyarlanmış oscar ödüllü elia kazan filmi.
film, mal varlığını kaybeden blanche'in senelerdir görmediği kız kardeşinin yanına gelmesi ve burada gelişen olayları konu ediniyor. blanche ve kardeşinin arasında ne derece yoğun bir sevgi var tartışılır. birbirlerini küçüklükten itibaren neredeyse hiç görmemişler. kardeşi blanche'in geçmişinden bihaber, o da kardeşinin hamile olduğunu bile bilmeyecek kadar uzak ona. kardeşinin kocası stanley vahşi* ve aslında zekidir de. blanche artık eski güzelliğini giderek kaybettiğini bilir ve bunun kaygısını yaşar. gidecek başka bir yeri olmadığı için bu ketum adamla aynı evde yaşamak için bile çaba gösterir. kaygıları o derece büyüktür ki, gerçek yaşını herkesten gizler mesela, gündüzleri dışarı çıkmaktan kaçınır kırışıklarının belli olmaması için. sağlam bir geleceği olmasının tek koşulu gibi gözüken mitch ile sevgili olur. aynı zamanda stanley'in arkadaşıdır da bu adam. işler bu yüzden tam olarak istediği gibi de gitmez.
film bu olaylar göze alındığında feminist bir bakışla da incelenebilir bence. kadın egemenliği, erkek-kadın ilişkileri ve sosyal yaşamdaki farklılıklar, toplumdaki yeri (blanche de stanley de alkole düşkündür mesela ama stanley bunu açık açık belli ederken, blanche gizleme ihtiyacı hisseder) sorgulanıp tartışılabilir.
ayrıca marlon brando nedir bu filmde böyle ya. yarı tanrı..
"i don't want realism. i want magic" repliği ile alnıma yapıştırmak istediğim cümleler listesine girmiştir.
film, mal varlığını kaybeden blanche'in senelerdir görmediği kız kardeşinin yanına gelmesi ve burada gelişen olayları konu ediniyor. blanche ve kardeşinin arasında ne derece yoğun bir sevgi var tartışılır. birbirlerini küçüklükten itibaren neredeyse hiç görmemişler. kardeşi blanche'in geçmişinden bihaber, o da kardeşinin hamile olduğunu bile bilmeyecek kadar uzak ona. kardeşinin kocası stanley vahşi* ve aslında zekidir de. blanche artık eski güzelliğini giderek kaybettiğini bilir ve bunun kaygısını yaşar. gidecek başka bir yeri olmadığı için bu ketum adamla aynı evde yaşamak için bile çaba gösterir. kaygıları o derece büyüktür ki, gerçek yaşını herkesten gizler mesela, gündüzleri dışarı çıkmaktan kaçınır kırışıklarının belli olmaması için. sağlam bir geleceği olmasının tek koşulu gibi gözüken mitch ile sevgili olur. aynı zamanda stanley'in arkadaşıdır da bu adam. işler bu yüzden tam olarak istediği gibi de gitmez.
film bu olaylar göze alındığında feminist bir bakışla da incelenebilir bence. kadın egemenliği, erkek-kadın ilişkileri ve sosyal yaşamdaki farklılıklar, toplumdaki yeri (blanche de stanley de alkole düşkündür mesela ama stanley bunu açık açık belli ederken, blanche gizleme ihtiyacı hisseder) sorgulanıp tartışılabilir.
ayrıca marlon brando nedir bu filmde böyle ya. yarı tanrı..
"i don't want realism. i want magic" repliği ile alnıma yapıştırmak istediğim cümleler listesine girmiştir.
devamını gör...
2.
türkçeye ihtiras tramvayı adıyla çevrilmiş 1951 yapımı amerikan filmi. tennessee williams'ın aynı adlı oyunundan, senaristliğini yine tennessee williams'ın yaptığı film.
ilginçtir ki, filmin baş karakteri olan blance dubois, yazarın akıl hastanesinde ölen kendi öz kızkardeşinden önemli esintiler taşır. blance dubois'yı filmde vivien leigh canlandırdı. ve daha önce 'gone with the wind'le kazandığı en iyi kadın oyuncu 'oscar'ını bir kez daha kazandı.
vivien leigh bu filmi çevirdiği sıralar hala laurence olivier ile evliydi. çok ilginç bir aşk ve evlilik hikayeleri var bu ünlü çiftin. oturup yazmak lazım. bu kadın ne zaman aklıma gelse, çok büyük bir hayal kırıklığıyla tüketilen bir ömür düşünürüm.*
filmi efsanevi yönetmen elia kazan yönetti. baş erkek oyuncu, stanley kowalski rolünde marlon brando'ydu. brando, bu rolle 1952 yılının en iyi erkek oyuncu adayıydı ama o yıl oscar alamadı. marlon brando belki de yaşamış en yetenekli oyunculardan biriydi. o da kesinlikle yazılası bir karakter. ömrünün sonlarına doğru, yaptığı bir iyi ve bir çok kötü şey var. ve o kötü şey ona olan bütün sempatimi bitirmek için yeterli.*
*ihtiras tramvayı, türkiye'de 'kenter tiyatrosu' tarafından uzun zaman oynanmış. bana ilginç geldi; blance duboi'yı yıldız kenter oynamış, kızkardeşinin hayırsız kocası rolünde ise, kendi erkek kardeşi müşfik kenter.
ilginçtir ki, filmin baş karakteri olan blance dubois, yazarın akıl hastanesinde ölen kendi öz kızkardeşinden önemli esintiler taşır. blance dubois'yı filmde vivien leigh canlandırdı. ve daha önce 'gone with the wind'le kazandığı en iyi kadın oyuncu 'oscar'ını bir kez daha kazandı.
vivien leigh bu filmi çevirdiği sıralar hala laurence olivier ile evliydi. çok ilginç bir aşk ve evlilik hikayeleri var bu ünlü çiftin. oturup yazmak lazım. bu kadın ne zaman aklıma gelse, çok büyük bir hayal kırıklığıyla tüketilen bir ömür düşünürüm.*
filmi efsanevi yönetmen elia kazan yönetti. baş erkek oyuncu, stanley kowalski rolünde marlon brando'ydu. brando, bu rolle 1952 yılının en iyi erkek oyuncu adayıydı ama o yıl oscar alamadı. marlon brando belki de yaşamış en yetenekli oyunculardan biriydi. o da kesinlikle yazılası bir karakter. ömrünün sonlarına doğru, yaptığı bir iyi ve bir çok kötü şey var. ve o kötü şey ona olan bütün sempatimi bitirmek için yeterli.*
*ihtiras tramvayı, türkiye'de 'kenter tiyatrosu' tarafından uzun zaman oynanmış. bana ilginç geldi; blance duboi'yı yıldız kenter oynamış, kızkardeşinin hayırsız kocası rolünde ise, kendi erkek kardeşi müşfik kenter.
devamını gör...