1.
imparatorlar cigaralarindan babacasina çektikleri dumanı üflerken, adam mickiewicz in şair ruhu dumana tutunup kilisenin istavrozuna kondu..
polonyali şair, yolu istanbuldan geçmiş, yürekli şairlerden emek adamı.
ağır roman filminde filmden daha efsane olan tiratlardan birinde duymuştum ismini.
sanki nedir milletler?
prangaya mahkum iskeletler.
gençlik bağla bana kanatlarını
ebedi göklerin yüksekliğinden
ram edeyim bu köhne kainatı
yılların izi yüzünde çizilen.
alnı hüzünle toprağa eğilen
dermansız göz kapaklarının çizdiği
o mahut çevrede kalır kişi,
ey gençlik! kanatların götürsün seni
o vakur kartalın süzüldüğü yere
keskin nazarların dalsın güneş gibi
insanlığın yayıldığı bütün aleme
bak ayaklarında koyu bir sis
gördüğün her şeyi karartmakta.
bu kitle ki alçaklıklar
etrafını bir tel gibi sarmış
işte odur bütün dünya
sana selam olsun hürriyetin fecri
ardından doğacaktır kurtuluş güneşi.
sevdiğimiz bir abimizdi..
bir (bkz: lahmacuncudanterasagelenkurum) ukdesiydi.
devamını gör...