space marines.

emperor of mankind'a allah gibi tapan, bağnaz süper askerler. genetik olarak bir sürü geliştirmeye sahiplerdir. normal bir insanla alakaları yoktur. durdurmak neredeyse imkansızdır. tek bir chapter'ları bir gezegeni ele geçirebilir.

"they shall be my finest warriors,
these men who give of themselves to me.
like clay ı shall mould them,
and in the furnace of war forge them.
they will be of iron will and steely muscle.
ın great armour shall ı clad them
and with the mightiest guns will they be armed.
they will be untouched by plague or disease,
no sickness will blight them.
they will have tactics,
strategies and machines
so that no foe can beat them in battle.
they are my bulwark against the terror.
they are the defenders of humanity.
they are my space marines ...
and they shall know no fear."

(bkz: warhammer 40k)
devamını gör...
(bkz: astartes)
devamını gör...
insanlığın en seçkin, en dertli ve en "overpowered" evlatlarıdır. bunlar için sadece asker demek, ferari'ye sadece araba demek gibi bir şeydir. imparator’un kendi genetik mirasından yaratarak galaksiye saldığı, her biri yaklaşık 2.5 metre boyunda olan, steroidin dibine vurmuş, beyinleri yıkanmış yürüyen tanklardır kendileri.

olayın mutfağına girersek, bu abilerimiz öyle "hadi ben asker olayım" diyerek olmuyorlar. daha ergenlik çağındayken alınıp, vücutlarına 19 tane ek organ (ikinci bir kalp, üçüncü bir akciğer, kurşun geçirmeyen bir deri tabakası falan) naklediliyor. en sonunda "black carapace" dedikleri bir zırh arayüzü deri altına yerleştiriliyor ki, o tonlarca ağırlıktaki güç zırhlarını (power armor) vücutlarının bir parçası gibi kullanabilsinler. sonuçta ortaya çıkan şey artık tam olarak insan değil, "trans-human" denilen bir savaş makinesi oluyor.

neden sürekli savaşmak istediklerine gelirsek; bunun cevabı aslında çok basit, çünkü başka bir şey yapmayı bilmiyorlar. bu adamlar daha eğitim aşamasındayken hipnotik bir beyin yıkama sürecinden geçiyorlar. duyguları, korkuları ve sivil bir hayata dair tüm arzuları törpüleniyor; yerine sadece görev, sadakat ve savaş sanatı koyuluyor. bir space marine için "emeklilik" diye bir kavram yoktur. ya savaşırken ölürsün ya da ölmek üzereyken vücudunun geri kalanı bir dreadnought (yürüyen tabut/robot) içine hapsedilir ve orada bin yıl daha savaşmaya devam edersin. yani adamların biyolojisi ve psikolojisi sadece yok etmek üzerine programlanmış. boş zamanlarında ne yapıyorlar derseniz; ya dua ediyorlar, ya silahlarını temizliyorlar ya da antrenman yapıyorlar. hobi falan hak getire.

xenophobia meselesine (uzaylı ırkçılığı) gelecek olursak, bu öyle "ya ben bu elfleri pek sevmedim" gibi bir şey değil. bu direkt bir dini dogma ve hayatta kalma stratejisi. imparatorluğun öğretisine göre (imperial creed), galaksi sadece insanlığa aittir ve geri kalan tüm akıllı türler (xenos) birer parazittir. "suffer not the alien to live" (uzaylının yaşamasına izin verme) mottosuyla büyüyorlar. tarihsel olarak da insanlığın altın çağı çöktüğünde, eski uzaylı müttefiklerin insanlığa ihanet ettiğine inanırlar. bu yüzden bir uzaylı gördüklerinde önce ateş edip sonra soru sormazlar, direkt ateşi de kesmezler ta ki karşıdaki toz olana kadar. bu nefret, beyin yıkama sürecinde zihinlerine o kadar derin kazınır ki, bir xenos ile iş birliği yapma düşüncesi bile onları fiziksel olarak rahatsız eder.


imparator'un genetik laboratuvarından çıkan bu süper askerlerin "tek tip" olduklarını sananları derin bir yanılgıya düşüren mevzudur. aslında olay tamamen "babasına bak, oğlunu al" mantığıyla birinin gen tohumunu (gene-seed) taşır. babaları nasıl bir ruh hastasıysa, oğulları da ona göre şekillenmiştir.

olay sadece zırhın rengini boyamakla bitmiyor, her chapter’ın kendine has bir kültürü, takıntısı ve hatta genetik bir mutasyonu var. şöyle bir piyasaya bakarsak:

ultramarines: bunların olayı düzen, nizam ve kuraldır. mahallenin en çalışkan, en inek öğrencisi gibidirler. roboute guilliman’ın yazdığı codex astartes isimli "askerlik el kitabı"na harfiyen uyarlar. mavi zırhlarını parlatıp "ben bugün insanlık için ne yaptım?" diye gezerler. imparatorluğun poster çocuklarıdır ama diğer chapter’lar tarafından biraz "fazla kuralcı" bulundukları için içten içe sevilmezler.

space wolves: işte bunlar tam bir "uzay vikingi" kafasıdır. fenris gibi buz dertli bir gezegenden gelirler. sakal, bıyık, kurt postu ve bira (aslında mjød) vazgeçilmezleridir. disiplin hak getire, savaşırken bağırıp çağırıp balta sallarlar. genetik bir arızaları vardır; yaşlandıkça köpek dişleri uzar, koku alma duyuları coşar, bazen iyice kontrolden çıkıp bildiğin kurda dönüşürler (wulfen). codex falan da takmazlar, "bizim töremiz böyle" der geçerler.

blood angels: galaksinin en yakışıklı ama en dertli abileridir. altın sarısı saçlar, kusursuz suratlar... ama gel gör ki içlerinde "red thirst" ve "black rage" denilen iki bela vardır. babaları sanguinius öldüğünde o kadar büyük bir travma yaşamışlardır ki, genlerine işlenmiştir. bazen savaşın ortasında kendilerini kaybedip "ben babayım, ölüyorum!" diye sayıklayarak önüne geleni parçalayan, kan içen kontrolsüz canavarlara dönüşürler. asalet ve vahşetin garip bir karışımıdırlar.

dark angels: bunlar en gizemli olanlar. üzerlerine bir de cübbe çekerler, sanki her an bir tarikat ayinine gidecekmiş gibi takılırlar. geçmişlerinde "fallen" denilen bir ihanet mevzusu olduğu için aşırı paranoiddirler. en yakın müttefiklerine bile güvenmezler, kendi içlerinde "circle" denilen gizli yapılanmaları vardır. bir şey sakladıkları o kadar bellidir ki, sormaya korkarsın çünkü sorarsan muhtemelen seni ortadan kaldırırlar.

salamanders: evrenin en "insancıl" ama aynı zamanda en yakıcı ekibidir. diğerleri sivilleri pek umursamazken, bunlar "aman bir masumun burnu kanamasın" diye canını dişine takar. ama bir xenos (uzaylı) gördüler mi, ellerindeki devasa alev makineleriyle (flamer) ortalığı mangal alanına çevirirler. kömür karası derileri ve parlayan kırmızı gözleriyle korkunç görünürler ama aslında koca yürekli birer demircidirler.

imperial fists: savunma ve inşaat denince akla gelen ilk isim. "bir yere kale mi yapılacak?" çağır bunları. "bir yer sonuna kadar savunulacak mı?" bırak bunları oraya, ölürler ama o mevziyi bırakmazlar. inatçılıkta dünya markasıdırlar. hatta bazen o kadar inatçıdırlar ki, geri çekilmek mantıklı olsa bile "imparator burayı tutun dedi" diyerek son adam kalana kadar dayak yerler.

özetle; space marine dediğin şey tek bir organizasyon değil, her biri farklı bir psikopatlık derecesine ve kültürel mirasa sahip binlerce farklı kulüptür. kimi dua ederken kendini kamçılar, kimi düşmanının ciğerini yer, kimi de oturup felsefe yapar. hepsinin ortak noktası ise o devasa zırhlar ve bitmek bilmeyen savaş arzusudur.
devamını gör...
madem yoldaş hesabımızı silmiyor, geri dönelim dedim. ayı bey'in bu başlığı açtığını görmüştüm haddim olmadan kendisinin yazdıklarına ek çıkmaya çalışalım.

adeptus astartes seçkindir ve evet overpowered denilebilir ama dertlilik konusunda imperial guard başta gelir. üstünüze hayvan gibi koşan, her tarafı kastan oluşan orklara karşı biraz kevlar zırha bir de elfenerinden hallice kudreti olan bir lazer tüfeği ile karşı koymaya çalışmak on okka testis gerektiriyor.

adeptus astartes, her ne kadar son dönemlerde belisaurius cawl'ın "iyileştirmeleri" ile daha az ölüm oranına sahip olsa da, yıkıcı bir üretim sürecine sahiptir. 20 tane organ eklenmesi süreci 10 adaydan 5'ini öldürür. ancak hayatta kalanlar da pratik olarak ölümsüz olurlar ama karşılaştıkları varlıklar onlara denk haldedir. tyranid denilen böcek tarafının kimi "savaşçıları" tank zırhını falan alüminyum folyo gibi yırtabilecek tandanstadır.

space marineler 40k tarihinde imparator'un dünyayı ele geçirirken yarattığı thunder warriorların devamıdır. ama imparator burada kaos ile bir işbirliğine giderek 20 tane space marine generali olarak isimlendirebileceğimiz primarchları üretmiştir. space marine chapterlarının kendine özgülüklerini de bu arkadaşlar verir.

horus heresy külliyatını okuduğunuzda - 60 kitaptır bu arada siege of terra dahil olarak - space marinelerin daha çok cerrahi müdahalelerde kullanıldığını görürüz. bizim bildiğimiz anlamda geleneksel savaşı imperial guard sürdürür. bir ork ordusunun warboss'unu kesme işi ama marinelerin ellerinden öper.

bir de bu arkadaşların içinden özel seçilerek oluşturulan grey knights bölüğü vardır ki o bayağı "iblisin boynuzunu kırma" işlevi görür. onlara da ayrıca gireriz zamanla.

adeptus astartes 40k evrenindeki kırılma noktalarından birisi olan, az önce bahsettiğim, horus heresy denilen isyanın aktörlerinden olmuştur. basitçe imparator'un en sevdiği çocuğu olan horus kaosun etkisine düşerek isyan eder. 20 primarch'ın 2'si imha edilmiştir zaten, kalan 18'in 9'u da bu isyana katılır ve sonunda imparator altın tahta mahkum kalır. altın taht dediğimiz şey bir anlamda yaşam destek ünitesidir - ancak son gelen şeylerle beraber ölüm destek ünitesi olduğuna dair imalar da bulunmaktadır. zira imparator 4 kaos tanrısına ek olarak gelecek dark king olmamak adına sürekli öldürülür - perpetual denilen ölümsüzlerden birisi olduğu için şayet hayatta kalırsa tatsız şeyler olacaktır. en son bir kaos tanrısı - slaanesh - doğduğunda uzayın belli bir kısmı fizik kanunlarının opsiyonel hale geldiği bir hale dönmüştür zira.

bu arkadaşların en sevdiği silah bolterdır. bolter dediğimiz şey mermi yerine kendinden tepkimeli roketler atan ve geri tepmesi normal bir insanın omzunu çıkartabilecek bir silahken bu arkadaşlar zbam zbam diye ateş ede ede giderler. yakın mesafede de chainsword denilen elektrikli testeremsi kılıçlarla ortama teşrif ederler.

ama bu arkadaşların esas kudreti ne organlardır ne de kullandıkları silahlar. şöyle düşünün, bir grupla çatışıyorsunuz ve bu arkadaşlar ne demoralize oluyor, ne uyuyor, ne de yemek falan yiyor. sizin ordunuz dalga dalga çarpıyor - yenemiyor, kayıp veriyor ama karşı taraf aynen devam ediyor. siz korkunç kayıplar veriyorsunuz ama adamlar oralı bile değiller. bence esas mevzusu budur adeptus astartes reislerin.

okuduğunuz için teşekkürler.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"adeptus astartes" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim