techpriest yazar profili

techpriest kapak fotoğrafı
techpriest profil fotoğrafı
rozet
kendisi dondurmuş
karma: 2941 tanım: 176 başlık: 27 takipçi: 51
Omnissiah protects

son tanımları


kedi

bir müzik grubu olsa gogol bordello olurdu gibi geliyor. oradan oraya giden hoplak koşuşturmalardan sonra sakin bir moda girebilen bir canlı günün sonunda.
devamını gör...

bir startup'ta çalışmak

şayet bilgi teknolojileri sektöründeyseniz benim size önerim, bu kurumlarda çalışmanız. hata olduğunu bilerek çalışmanız ama. %90 ihtimalle bok gibi bir ortam, emeğinizin sömürülmesi, iş tanımınız dahil ve hariç herşeye koşulmanız gibi şeylerle karşılaşacaksınız. ama bu bir ders. startup sillesi yemeyen o güzel sözlerin sadece söz olduğunu anlamakta güçlük çekiyor. "ay ne güzel ortak alan var, ay ne güzel diyet suyu içiyoz, ay evden çalışıyoz, ay herşeye giriyorum ne güzel" derken 6 saat uyuyan 18 saat çalışan, masada yemek yiyen bir canlı haline geldiğinizi idrak ediyorsunuz.

ha %10 ihtimalle turnayı gözünden vuran/vuracak olan bir startuptasınızdır - o noktadan sonra zaten istemeye istemeye kurumsal hale gelecektir.
devamını gör...

sözlük kavgası

kalmadı ki kimse...
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

valla arkadaşlar, gündem karışık. karışık ama ben şu anda genç olsam bu tantanadan ziyade yaşanan esas dönüşüme, büyük dil modelleri ve otomasyon ile geçilmeye çalışılan yeni çalışma biçimlerine odaklanırdım. tarihimizde ilk defa yaşanan bir şey değil bu, yine yanımızda yöremizde kritik dönemeçler aşılırken, bizim gündemimizde bunun haricinde herşey var.

büyük dil modelleri (yapay zeka diyemiyorum zira ortada zeka yok henüz) masabaşı yapılan tüm işleri değiştiriyor - "değiştirecek" diyemiyorum, değiştiriyor. kod yazma kısmını zaten ayı beyden takip edebilirsiniz, işin "sözel" kısmındaki değişimi de ben söyleyeyim. bu chatgpt/gemini/claude çıktıktan sonra herkes kraliyet ingilizcesi konuşmaya başladı maillerde, araştırma tasarılarının yazılma hızı acayip arttı. kalite konusunda ise bu teknolojiyi araç gibi kullanan insanlar ile "yea yazdı işte yabıştıralım gidsin" diyen insanlar arasındaki fark belli oluyor.

şöyle diyeyim, techbroların sizi ikna etmeye çalıştığı gibi llmler (large language model - büyük dil modelleri) sizin yerinizi alacak bir şey değil. vida sökmek için elinizi kullanmak yerine tornavida kullandınız diye "tornavida sizin yerinize geçmiyor" ama işinizi daha kolay yapıyorsunuz, değil mi? bu da böyle bir şey.

kendinize yatırım yapın. gündem hep karışıktı, hep de karışık olmaya devam edecek. bireysel gündeminiz olsun, yolunuza devam edin.
devamını gör...

günaydın sözlük

cok aymis bir gun degil. hatta gun demek bile zor. ama sizi kedisiz birakacak degilim. en guzel gundemi bu arkadas yasiyor bence

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güne bir kedi bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

“niyeki?”
devamını gör...

günaydın sözlük

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gunaydin. gune bu yimistuylu hamfendi ile basladik.
devamını gör...

storytel

tabletlerden falan kitap okuyamadığımı farkettiğimden bu yana bir nevi elim ayağım olmuş olan uygulamadır. okuyamıyorum zira gözler 40 yaş sonrasında yine numara değiştirmeye karar verdiler, sol göz miyoptan kurtulmuş ama sağ ilerlemiş (o nasıl oluyo diye sormayın, ben de baktım adamın suratına aynı soru işaretiyle) astigmat ikisinde de var olduğundan uzak için ayrı yakın için ayrı gözlük demeye başladı bile doktor. dolayısıyla uzaktaki (sözgelimi bilgisayar monitörü gibi) şeylere bakarken, yazarken ve okurken sorun yok ama yakın şeylerde gözler tırtlamaya başladı. yani evet 'okuyorum' ama keyifsiz zira 2 gözü adam etmek için çaba gösteriyorum arkaplanda o çok yoruyor.

çok da üzgün değilim zira kitaplarda (ama reel ama kindleda) aynı kitaplar ya da aynı janrada takılıp kaldığımı farketmiştim. storytel ile jules verne, lovecraft, matt haig gibi uzun süreden beri bakmadığım ya da yeni olan yazarlara dalmış haldeyim. en son ejder dövmeli kız serisini bitirdim, çok da memnun kaldım.

onunçün aferim storytel. beş otur. verdiğim parayı hakediyorsun şimdilik.
devamını gör...

yazarların üzülünce yaptıkları şeyler

alan watts dinliyorum ya. rahmetli watts abi aslında işi çözmüş halde. hayatın 'yarış kazanır gibi' kazanılmayacak bir şey olduğunu, insan zihninin sorun çözmekle görevli bir zımbırtı olduğu için ortada hiç bir şey yokken bile sorun arayıp bulduğunu falan söyleyen ve 'guru gürültü''den ziyade 'laf ebesiyim ben, çok da beni şaapmayın' diyebilecek kadar olayla barışık bir abimiz.

üzüntülerin çoğu gereksiz şeylere gereksiz önem atfetmekten pörtlüyor. bunu farkedince daha az can yanıyor. geçmiyor tabii ama azalıyor işte.
devamını gör...

erkeklerin adam olamamasında kadınların rolü

biz bunları hep yazdık. spoiler alert: (bence) yok öyle bi$ii
normalsozluk.com/entry/3980882
devamını gör...

yazarların en köylü özelliği

tatil yerinde ağaçta yemiş, meyve falan varsa hunharca yemek.
yine tatil yerinde önüme rastgele inek, keçi, horoz veya tavuk çıkarsa saçma sapan sırıtmak, mutlu olmak.
ne kadar köylülük bilmiyorum ama kedi görürsem akabinde dayak yiyecek bile olsam 1 satır mıncırmak.
devamını gör...

nevada coffee

başıma bir şey gelmeyecekse ben bu adamların şube açma mantığını anlamıyorum. zira bir şube yolun bir yanında, diğeri de neredeyse tam karşısında olunca insan ister istemez 'lan allah allah?' diye soruyor. hayır yani sala$ötesi falan da değil - bayağı iç tasarımlı falan şubeler bir de. yeri hasebiyle at gibi kira verildiği besbelli.

kahvecinin esas olayı kahve olduğundan ve düz 1 insan olduğum için filtre kahvesini denedim - ne çok övebilir, ne de çok yerebilirim. ofise en yakın kahveci hala starbucks olduğu için ben sanırım oradan devam edeceğim; zira fiyat olarak 'oo hep geleceğim buraya' hissiyatını yakalayamadım. ama rekabet iyidir, rekabet güzeldir. her yer starbucks ya da kahve dünyası olsa daha mutsuz olurdum.
devamını gör...

scaremongering

bu kız en son kaykay falan almıştı - nasıl bir nazar değdirdiysek komple, o noktadan sonra 56k zamanından internete girer gibi gitti geldi hep. umarım iyidir tabi, kaplumbağalar falan herşeyler yolundadır.
devamını gör...

güne bir kedi bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
"nevar"
devamını gör...

babalık

1980lerde doğan birisi olarak şu anlarda baskın olan baba neslinin içinde olduğumu düşünüyorum. bununla beraber bir çok sebepten ötürü bu konuda başarısız olduğumuzu da görmeden edemiyorum. zira yaşdaşlarım arasında boşanmalar çok, boşanmayan da hayatından bezmiş halde. çocukların hali de ortada.

doğal olarak sosyolog tarafım soruyor "yav ne oldu da böyle oldu" diye. hissettiğim şey bizim neslin çocukluk ve ergenlik konusunda ne yapacağını öğrenebilmesi ama düzgün bir yetişkinlik ve ebeveynlik konusunda boşluğa düşmesi oluyor. ne yapacağımızı bilemeyince de ergen ya da çocuk tepkileri veriyoruz. buna genel iletişimsizlik, sorun çözme konusunda şiddeti kullanmaya eğilim, problem olan şeyleri yok saymak gibi şeyler örnek verilebilir.

bunun sebebi bizim "yetişkin bir erkek ve bir baba nasıl olunur" gibi kritik sorulardaki yanıtsızığımız. düzeltilebilir mi bilmiyorum ama bir şeyi düzeltebilmek için en başta onun bozuk olduğunu kabul etmek gerekir. bunun bir çok sebebi var, bazıları da onların elinde değildi tabii. kendilerinin genç olduğu zamanların türkiye'si darbeler ve sağ-sol çatışmasının gündeme damgasını vurduğu zamanlardı. ptsd yaşamak için çaba göstermenize gerek yoktu, okula giderken tak diye yanınızdaki arkadaşınızı kurşunlayabiliyorlardı. dahası o dönemin algısında erkek alkol alırdı, zampara olabilirdi, şiddet uygulayabilirdi - aile arasında olurdu böyle şeyler. dönem türk filmlerini izlemeniz aslında yeterli olur o dönemin "errrrkek" modeli için.

lakin biz böyle olamadık. olamadık zira kendilerinin yetişkin ve bir baba olduğu 1980lerle beraber türkiye (ve dünya) hızlı bir ekonomik dönüşüme girdi. sovyetlerin yıkıldığı ve tam da buraya karşı yapılan askeri harcamaların kısılmasıyla yaşanan bir para bolluğu dünyayı sarmıştı. işler beklemiyordu, babalar hep işteydi. üstelik kültürel kodlamalarda da kadın ev işi ve çocuk bakmakla mükellefken erkek "evin direği" idi ama tek istenen şey eve ekmek getirmesi, para getirmesiydi. babalarımızın da işine geliyordu bu - çocuk yazılıdan zayıf mı almış, "anne halleder". sevgilisi mi var, "anneyle konuşulur"du. zira kendisi üzerine düşeni yapmış, eve eli boş gelmemişti. bir de bununla mı uğraşacaktı.

biz böyle bir ortamda büyüdük ama bizim için problem şuydu, bizim baba olduğumuz 2010larda artık o zenginlik yoktu. dahası kadınların da iş hayatına entegre olmasıyla beraber evdeki sorumlulukların niteliği de değişiyordu artık. yani eve ne o kadar para atabiliyorduk, ne de bu tek başına yetiyordu. erkek birden bire hem evde, hem aile içinde görevler alması beklenen birisi haline geldi. tamam gelsindi de, neyi nasıl yapacaktık? biz bunu böyle görmemiştik, babamız bizim hayatımızda bu kadar yer almamıştı. burada muhtelif çözümler üretilmedi değil. kimi çocuğuyla arkadaş olmaya çalıştı - olamadı, zira olmazdı o iş. çünkü otorite boşluğu arkadaşlıkla doldurulamazdı. çocuk henüz "çocuk"ken aradığı şey bir arkadaş değildi, sınır koyacak bir varlıktı. kimi yok saydı - eski sorumluluk dengesini korumaya çalıştı - o da olmadı zira hem eş hem de çocuk tek görevi para kazanmak olan birisinden fazlasını istiyordu - parayı artık kadın da kazanabiliyordu çünkü. evde birisi vardı ama yoktu, para geliyordu ama ev boşalmıştı aslında. bazıları da yeni erkeklik kitabı yazmaya çalıştı, terapiye gitti ama o da tek başına yetmedi. adorno'nun dediği gibi "yanlış yaşam doğru yaşanamıyor"du.

belki de bu yüzden - çözüm arayıp bulamadığımız için değil, çözümün kendisinin henüz yazılmadığı için - biz 80'lerin çocukları, 2010'ların babaları, hâlâ kapıda duruyoruz. nefes alıyoruz. içeri girmeyi bilmiyoruz. benim umudum şimdinin çocuklarının bunu görüp, bu çıkmaza karşı kendilerinin yokluktan — nasıl olmamaları gerektiğini bilerek - kendilerince bir babalık icat etmeleri.
devamını gör...

ray carmine (yazar)

şayet doğru anladıysam entrynizi, başınız sağolsun.
devamını gör...

sözlükler devri bitmiştir

eskisi kadar popi olmasa bile bittiğini söylemek bence zor. çünkü sözlük tam bir ara yaşam formu. forum değil (ama olabiliyor, uzun uzun post kasılırsa), sosyal medya değil (ama olabiliyor yine istenirse). bu anlamda batı internetinde karşılayan net bir ürün yok ama reddit belki kullanılabilir denk olarak.

bazen insan çok da uzun olmadan, goygoycasına yazmak - bazen de ciddiye alarak bir şeyler kalemlemek istiyor. ekşi kendini saçmasapan bir hale getirmeseydi belki tek ürün olarak kalırdı ama oranın psyop hali malum. o yüzden çok da şaapmamak lazım.
devamını gör...

milkşeyh

kedisever olduğundan şüpheleniyorum... bazen.
devamını gör...

yeni osmanlıcılık

bunun adı ister yeni osmanlıcılık olsun, ister romacılık hatta sovyetçilik olsun isterse başka şeyler olsun özetle bu hissiyatın adı nostaljidir, "eskiden günler ne kadar güzeldi, keşke saati geri çevirsek" isteğidir.

ancak ortada ne aynı saat var, ne de o günler o kadar güzeldi.

osmanlı imparatorluğu ortaçağda kurulmuş olması hasebiyle o dönemin modern imparatorluklarından birisidir. avrupalı ve asyalı çağdaşları ile kıyasla yenilikçi fikirleri olan bir imparatorluktur üstelik. feodal avrupa köylünün eline "aman isyan eder" korkusuyla silah vermezken, savaşlar genelde paralı asker silsileleri ile yapılırken; devlet-i ali osmani'nin tımarlı sipahiler ve sonradan gelen yeniçeriler gibi sabit bir ordusunun bulunması bu alandaki başarılarının sebeplerinden birisidir.

ama ekonomi diye bir gerçek de var. bu başlığı canlandıran entry'deki alıntıya cevaben şunu yazabiliriz. olayın sebebi gayrimüslim sayısının sabitlenmesi olarak görmek yanlıştır - nüfus arttı ama vergi toplama sistemi çöktü - hatta tüm ekonomik kanalları çöktü diyebiliriz. zira osmanlı imparatorluğunun ekonomisini çeviren şeyler fetih döneminde savaş ve ganimet, ele geçirilen yerlerden alınan ticaret yolu vergisi ve nüfustan alınan üretim vergisiydi. bunların üçü de aynı anda işleyen sistemlerdi.

savaşılarak ele geçirilecek toprağın ve ganimetin bitmesiyle birinci kalem denklemden çıkıyor, ipek yoluna alternatif yollar bulunmasıyla ikinci kaleme de elveda diyoruz son olarak kalan üretim vergisi de iltizam ve malikane ile zayıflayınca bunun sonucu geri dönülmez bir ekonomik kriz oluyor. iltizam dediğimiz şey tımarlı sipahi sistemi çökünce devletin belli bir bölgenin vergisini "tahmin edilen bir tutar" üzerinden bir müteahhide (mültezim - iltizamcı) satar. 150000 akçe toplarsa mesela 50000'i kar olarak kendine kalır. malikane ise iltizamın ömür boyu olan ve hatta babadan oğula geçen halidir. 1695'te devlet nakde sıkışınca "şimdi para lazım" denilerek uzun vadeli gelir, peşin fiyatına satılıyor. bu satış ile de daha sonra tanzimat ve ıslahat fermanlarında göreceğimiz ayan sınıfı doğuyor. yani öyle "he" diyerek geçilebilecek bir durum değil bu iş.

ki bunlar iç faktörler, dahası dünyanın geçirdiği bir üretim devrimi de var. kılıcın yerine ateşli silahlarla, el işi yerine makineleşmeyle, buhar gücüyle çalışan lokomotiflerle ve gemilerle dünyanın iyice "küçülmesiyle" sonuçlanan bir devrim bu. bu devrimden yalnızca osmanlı değil, avusturya-macaristan da nasibini alıyor. zira çok uluslu imparatorluklar, merkezi bürokrasiye sahip yapılar tarım ekonomisinden sanayiye geçişte zorlanıyorlar. ingiltere ise bu devrimin lokomotifi, ancak "imparatorluk" statüsü farklı: deniz aşırı koloniler, içsel siyaset reformları ile beraber 'güneşin batmadığı' yapının çöküşü 20. yüzyıla sarkıyor.

özetle geçmişe özlem duymak çok insani bir şey - ama geçmiş orada ekrarlanması beklenen bir olaylar silsilesinden ziyade "bunları yaptık, olmadı. niye olmadı?" diye sormak için var.

okuduğunuz için teşekkürler.
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük. kürkçü dükkanı gibi döndüğümüz yer burası oluyor hep. çünkü ne "dı oricinıl" sözlük gibi keşmekeş, kaos ve saçmalıklar dolu, ne de bir şeyleri okurken kendimi insanlık dışı tepki verirken buluyorum burada.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim