adalet ve kalkınma partisinin yoksulluk üzerinden iktidarını koruma becerisidir.

türkiye’de insanların hayat mücadelesi vermesinin ve bunu giderek daha da zor bir şekilde yapmasının iktidarın işine gelmesi gibi garip bir çelişki var. ilk bakışta tam tersi olması gerekir gibi görünür; insanlar geçim sıkıntısı çekince tepki vermeli, siyasi değişim istemeli, öyle değil mi? ama pratikte işler böyle işlemiyor.

çünkü insan, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıkça zihinsel enerjisini sadece "hayatta kalmaya" harcamaya başlıyor. sabah işe git, akşam bitik halde eve dön, kirayı, faturayı, market alışverişini nasıl karşılayacağını düşün... geriye ne haber takip edecek ne de politik bilinç geliştirecek enerji kalıyor. tam bu noktada da iktidarın medya gücü devreye giriyor.

akp'nin medya üzerindeki büyük kontrolü sayesinde, gündem ya tamamen bastırılıyor ya da dikkat dağıtıcı başlıklarla şekillendiriliyor. insanlar zaten yorgun ve umutsuzken, karşılarına çıkan haberlerin %90'ı manipülasyon. bu da farkındalığın slacktivism düzeyinde kalmasına neden oluyor. sosyal medyada birkaç post, birkaç story paylaşımı, sonra yine aynı kısır döngü. gerçek bir politik değişim isteği harekete dönüşemiyor.

özetle; insanlar hayatta kalmaya çalışırken siyasetle ilgilenemiyor, siyasetle ilgilenemedikleri için de bu düzen değişmiyor. bu çark döndükçe de iktidar, hayat mücadelesi veren yorgun insanlardan oluşan bir toplumdan memnun kalıyor. çünkü yorgun halk, itiraz edemez hatta ilgilenmez bile.

bu genel hatlarıyla böyle; özel yaşantımdan da gördüğüm kadarıyla çevremde bazı insanlarda tespit ettiğim durumlar şunlar;

- abi ay sonunu düşünüyorum
- ben mi kurtaracağım memleketi? 1 kişi eksik kalsınlar. bir şey olmaz.
- bu halk hak etti.

tam bu düşüncelerdeyken de aynı insanlar şunu da diyor ama;

- patron bana fazla para vermiyor. mobing yapıyor.
- abi zenginlere bir şey olmuyor. hep olan bana oluyor.
- hayatımda hiç bir şey değişmiyor benim kaderim bu mu?

işte burada garip bir bağlantısızlık var. adam alttaki sorunların üsttekilerle bağlantılı olduğunu göremiyor. onun için yarın önemli. maaşından patronundan şikayetçi ama bu üstten bakış gücünü ona verenlerin dev bir oligarşi olduğunu anlayamıyor. iktidar olduğunu göremiyor.

gelelim en tehlikeli olaya: bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler.

bu da maalesef kültürel kodlardan gelen bir şey. şimdi ülkeden ve yaşamından şikayet eden birinin hayatını bir anda değiştirin. paraya boğun. adam hala kötü durumda olanları 1 salise de falan unutur. ne aklında gündem kalır ne siyaset...

ama olması gereken nedir? ya kardeşim kısa vadede ben kurtuldum ama uzun vadede hepimiz batacağız. herkes kurtulmalı ki toplum inşası doğru olsun.

bencillik yayılmacıdır. bir veba gibidir. sen toplumun kültürel kodunu bildiğinden " onlar benim için bir şey yapmazdı" diye düşündüğünden kendin de bir şey yapmak istemiyorsun ve ilk refah anında ülke gerçeklerinden kopuyorsun. yani escapism yaşıyorsun.

şimdi bu tür insanları ikna etmek için başka yöntemler var. örneğin;
1- patronundan veya kendi ekonomik sorunlarından bahsettiğinde eğer ülke gündemi ile ilgisiz ise " kardeş apolitiksen şikayet hakkın yok " diyerek onları susturmak. hem sen ben mücadele ederken yanımda olmayacaksın hem de dert anlatacaksın lanet olsun ben özelim beni görmüyorlar diyeceksin. yok öyle bir şey. sen şikayet edemezsin. bunu buz gibi yüzlerine çarpacaksınız ve dışlayacaksınız. çünkü bunların olayı şudur: ben şikayet edeyim birileri ülkeyi düzeltsin ben de yararlanayım. sorarlarsa ben de mücadele ettim derim. işte bunu diyenler köylü kurnazıdır. zekaları düşüktür.

2- cidden hayatındaki olumsuzlukları yerel değil genele bağlamayı göremiyorsa bundan eminseniz bunu göstermeniz gerekir. adam belki cidden hiç anlamıyor.

işin bir diğer özeti şudur;

bencil olmayacaksın. " kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz." bunu gece yatakta bile sayıklayacaksın.

patronlara kızıyorsan önce onlara o gücü verenleri yok etmekle uğraşmalısın.

kızım - oğlum kötü yola düşüyor mu acaba derken önce onlara değil buna sebep olanlara kızacaksın.

senin türkiye'de bireyselleşme hakkın yok. çünkü eninde sonunda kendi ayağına sıkarsın.
devamını gör...
varlık nedenleri o, ayrıca belirlenmiş bir strateji değilki..
devamını gör...
valla 2010’a kadar falan gayet de iyiydik, yoksullukla sınanmıyorduk.
yoksullaşmanın tek sebebi iş bilmezlikleri.
ak partinin en iyi yaptığı şey yoğun gündem bombardımanı ile insanı rehavete sürükleyen bir ajanda izlemesi.
yani bi zaman sonra yeter lan silkerim diyosun.
yoksa en çok oyu yoksul kesimden alıyorlar zaten, tebaa olmaya da pek meraklı olduğu için devletimiz de devletimiz diyip basıyolar mührü.
asıl olay orta direği kırıp geçirmelerinde…
devamını gör...
türkiye cumhuriyeti tarihinde enflasyonu tek haneye cekmeyi başarmış bir iktidar olan akp için yapılmış çok aptalca bir tespit gibi duruyor.
evet bunu yapmak akp veya başka bir partinin göreviydi ama ne hikmetse bu görevi sadeve akp yerine getirebildi ve sosyal devlet anlayışını ülkeye kazandırdı, işte bu sebepten parti yoksullukla beslenmiyor, yaptığı hizmetin karşılığını vefa olarak görüyor seçmenden. (doğrusu yanlışı seçmeni alakadar eder)
yani sizin makarna kömür diye asagıladığınız halk sosyal bir çok imkana kavuştu fakat muhalif kitle akpartilileri hor görüp sohbet etmedikleri için aptalca biçimde sosyal medya üzerinde kendilerini başka şeylere inandırdı.
devamını gör...
akape balık tutmasını öğretmez, sürekli kendisine muhtac etmek için balık verir
çünkü onun hep kendine muhtaç yığınlara ihtitacı var
o en alt kesim ? çoğunun rte yi zerre kadar sevmediğinden eminim
ama yardımlar kesilmesin diye, elleri mecbur..........
devamını gör...
fakire şükretmeyi öğreteceksin ki zenginin düzeni bozulmasın mottosuyla hareket eden akp'nin benimsediği o kirli sıtratejidir. acımasız ve ahlaksız bir sistem..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"akp'nin yoksullukla beslenme stratejisi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim