1.
arşipel, çok söyleyeni olmasına rağmen en güzel yorumu pashalis terzis'e ait olan arada türkçe nameler olan yunanca şarkı.
bu da bambaşka bir diyarda bu şarkı için yazdığım yazı, mazi, bitmiş, son, 2018.
**
o çok sevdiğim aspiratör ışığı yok bu evde, aspiratör yok çünkü.
mum var ama, o yollamıştı onu buldum yaktım, aspiratör'ün olması gereken yerinin yakınına koydum.
buzdolabında paradiso mevkii üzümü vardı, onu çıkardım.
biraz beyaz peynir, yarım şişe de 35'lik yeni rakı, yetmez ama evet.
başladım ufak ufak, sonra pashalis girdi şarkıya, beynimin içine girdi.
bi' yudum.
bi' üzüm.
ağlıyor muyum ben?
bilmem, bilmiyorum, hiç öğrenemeyeceğim.
ona bu şarkıyı dinletip dinletmediğim geldi aklıma, belki bir kere o da yarım yamalak.
dünyanın tüm dillerinde benim denizimin adı bu şarkının adı, arada kalmış, iyi bakılmamış, çok yorgun ve dünyanın en yaşlı denizi, ege denizi.
halikarnas balıkçısı'nın her öyküsünde, her kitabında adı geçen arşipel.
sahi mavi sürgün ne oldu be kadın, kaldırıp attın mı onu da? daha satırlarının altını çizecektim senin için
(yalan, kendim için / bak bu diyecektim, bu benim / bendim diyecektim, burada çay içtim diyecektim, mavi sürgün bu diyecektim, diyemedim)
bi' yudum.
bi' çatal peynir.
olmadı be terzi, senin de dediğin gibi olmadı işte?
o sarı sıcak günlere, pembe çiçekli elbiseye, denize, egeye, urlaya, bahçeye, köşedeki asmaya, kınalı yapıncaklara, börü'lere, fıstık çamlarına, kapı önü muhabbetlerine, hanımellerine, manolyalara, çeşit çeşit biberlere, isparozlara, lidakilere, paragatlara, trata' lara, balıkçı kahvelerine, yunanca şarkılara yetişemedi ömürlerimiz, olmadı.
bi'yudum, bi'çatal peynir, bi'üzüm.
telos*
bu da bambaşka bir diyarda bu şarkı için yazdığım yazı, mazi, bitmiş, son, 2018.
**
o çok sevdiğim aspiratör ışığı yok bu evde, aspiratör yok çünkü.
mum var ama, o yollamıştı onu buldum yaktım, aspiratör'ün olması gereken yerinin yakınına koydum.
buzdolabında paradiso mevkii üzümü vardı, onu çıkardım.
biraz beyaz peynir, yarım şişe de 35'lik yeni rakı, yetmez ama evet.
başladım ufak ufak, sonra pashalis girdi şarkıya, beynimin içine girdi.
bi' yudum.
bi' üzüm.
ağlıyor muyum ben?
bilmem, bilmiyorum, hiç öğrenemeyeceğim.
ona bu şarkıyı dinletip dinletmediğim geldi aklıma, belki bir kere o da yarım yamalak.
dünyanın tüm dillerinde benim denizimin adı bu şarkının adı, arada kalmış, iyi bakılmamış, çok yorgun ve dünyanın en yaşlı denizi, ege denizi.
halikarnas balıkçısı'nın her öyküsünde, her kitabında adı geçen arşipel.
sahi mavi sürgün ne oldu be kadın, kaldırıp attın mı onu da? daha satırlarının altını çizecektim senin için
(yalan, kendim için / bak bu diyecektim, bu benim / bendim diyecektim, burada çay içtim diyecektim, mavi sürgün bu diyecektim, diyemedim)
bi' yudum.
bi' çatal peynir.
olmadı be terzi, senin de dediğin gibi olmadı işte?
o sarı sıcak günlere, pembe çiçekli elbiseye, denize, egeye, urlaya, bahçeye, köşedeki asmaya, kınalı yapıncaklara, börü'lere, fıstık çamlarına, kapı önü muhabbetlerine, hanımellerine, manolyalara, çeşit çeşit biberlere, isparozlara, lidakilere, paragatlara, trata' lara, balıkçı kahvelerine, yunanca şarkılara yetişemedi ömürlerimiz, olmadı.
bi'yudum, bi'çatal peynir, bi'üzüm.
telos*
devamını gör...