güne bir şiir bırak
uyanıp içimin sesine,
varsın bozuk olsun pusula.
sular nereye götürürse…
karalar çok sınırlıdır,
dünya denizden ibaret,
vira demir, eyvallah!
varsın sizin olsun,
rüşvetli, pet şişeli, kasvetli,
dolarlı, deutsch mark’lı,
multi-mega medyalı,
hem aids’li, hem nükleer bombalı,
hem kardeş kavgalı,
terbiyesiz, kültürsüz, saygısız,
denizinde sebzeler yüzen,
yeşili traji-keltoş!
çimentosu göğü delen,
gökdelenler arasından denize bakan,
çok arabesk…
ne zırvalasam rap…
çalışmak çok ayıp,
hırsızlık grekoromen,
kenefleri denize akan dünyanız,
varsın sizin olsun.
güneş doğdu, gök günaydın turuncu,
henüz ortada yok huzur bilinci.
içimden gelen garip bir ses,
al demiri git diyor.
içimden garip bir ses
sen sonunu bekleme!
tez elden al demiri,
gün doğarken git diyor.
ferhan şensoy
varsın bozuk olsun pusula.
sular nereye götürürse…
karalar çok sınırlıdır,
dünya denizden ibaret,
vira demir, eyvallah!
varsın sizin olsun,
rüşvetli, pet şişeli, kasvetli,
dolarlı, deutsch mark’lı,
multi-mega medyalı,
hem aids’li, hem nükleer bombalı,
hem kardeş kavgalı,
terbiyesiz, kültürsüz, saygısız,
denizinde sebzeler yüzen,
yeşili traji-keltoş!
çimentosu göğü delen,
gökdelenler arasından denize bakan,
çok arabesk…
ne zırvalasam rap…
çalışmak çok ayıp,
hırsızlık grekoromen,
kenefleri denize akan dünyanız,
varsın sizin olsun.
güneş doğdu, gök günaydın turuncu,
henüz ortada yok huzur bilinci.
içimden gelen garip bir ses,
al demiri git diyor.
içimden garip bir ses
sen sonunu bekleme!
tez elden al demiri,
gün doğarken git diyor.
ferhan şensoy
devamını gör...
ateist aileden kız istemek
aykut elmas'ın vine çektiği bir konudur.
devamını gör...
espri yapmadan duramayan insan
severim böyle insanları. ben de kısmen böyle odluğum için çok zaman iş yerinde sorunlar yaşayan birisiyim. bazen çalışanların espri mi, ciddi mi diye duraksadıkları anlarda olmuyor değildir. devlet memuru iseniz etrafınızda kimi zaman gayri ciddi anlaşılacak bir durumdur. ancak şakayı, espriyi sevenler için gayet güzel ve hoş olaylardır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yok orada vişne , üsküdar'a bağlı kuzguncuk,
kandırmayın milleti, doğruları konuşun azucuk,
yazdan almak lazım aslında birer gocuk,
ellerinizden öper, var ben de bir kız bir de oğlan çocuk
kandırmayın milleti, doğruları konuşun azucuk,
yazdan almak lazım aslında birer gocuk,
ellerinizden öper, var ben de bir kız bir de oğlan çocuk
devamını gör...
islamiyet öncesi türk edebiyatı
maalesef günümüze kadar gelen destanlarımızın bir çoğu çin kayıtlarından bize aktarılmıştır. edebiyat türüne girer mi bilmem ama bu destanlar dışında elimizde kalan göktürkler'den ve uygurlar'dan kalan yazıtlardır.
devamını gör...
normal sözlük yazarları buluşma yemeği
(bkz: anonim kalmanın önemi) çerçevesinde katılamayacağım yemektir. katılacak olan arkadaşlara afiyet olsun dileklerimi iletiyorum şimdiden.
devamını gör...
seçim hakkınız olsa dünyaya gelir miydiniz sorunsalı
dünyaya gelip gelmemekten çok, nerede dünyaya geleceğim hakkında seçme şansım olsun isterdim dediğim başlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları derler ya yeşilçam filmlerinde, ben de ömrü kovalıyorum sanki. sanki normalden daha çabuk bitsin diye elimden geleni yapıyorum gibi geliyor. kader bu kadar mı sevmez bir insanı, bu kadar mı acımasız davranır ?
keşke cevaplarını bulabileceğim sorularım olsaydı ama maalesef vaziyet bunu gösteriyor.
ben insanlarla yakın olmaya çalıştıkça sanki bir güç yalnızlığımı olanca gücüyle besliyor, büyütüyor. ben bunları hak edecek ne yaptım diye sorduğumda ise cevap verecek bir nefes bile yok etrafımda.
çok şey istiyorum demek ki. bir el olsa da saçımı okşasa, bir çift göz gözlerime baksa, bir omuz, bir diz olsa. ama sadece boş hayaller ile hiç bir şey düzelmiyor maalesef. ne kadar hayal, ne kadar rüya, o kadar acı olarak geri dönüyor bana.
bu dünyada gülmeyi sadece ağzımla yapabildiğim bir durumdayım. ne mutlu gönülleri gülenlere...
keşke cevaplarını bulabileceğim sorularım olsaydı ama maalesef vaziyet bunu gösteriyor.
ben insanlarla yakın olmaya çalıştıkça sanki bir güç yalnızlığımı olanca gücüyle besliyor, büyütüyor. ben bunları hak edecek ne yaptım diye sorduğumda ise cevap verecek bir nefes bile yok etrafımda.
çok şey istiyorum demek ki. bir el olsa da saçımı okşasa, bir çift göz gözlerime baksa, bir omuz, bir diz olsa. ama sadece boş hayaller ile hiç bir şey düzelmiyor maalesef. ne kadar hayal, ne kadar rüya, o kadar acı olarak geri dönüyor bana.
bu dünyada gülmeyi sadece ağzımla yapabildiğim bir durumdayım. ne mutlu gönülleri gülenlere...
devamını gör...
kendini evleneceği insana saklayan insan
benimdir. zinaya yaklaşmaktan iyidir. sevgili de edinmem. hiç evlenmezsem bakir ölürüm.
devamını gör...
en berbat öpüşme sahnesi
ibo ile hülya avşarın bir sahnesi vardı, öpüşmek değilde pirzola ısırmaya benziyordu.
@bengaripsengüzeldünyaumutlu isimli yazarı göreve davet ediyoruz.
@bengaripsengüzeldünyaumutlu isimli yazarı göreve davet ediyoruz.
devamını gör...
halil cibran
yıllar önce çok severek okuduğum düşünür, yazar, şair, ressam. o kadar yoğun okudum ki, güçlü şiirsel dili, şiirlerime, denemelerime sızmaya çalışmıştır yer yer.* yazma işi ile ilgili iseniz aralıklı okumanızı öneririm efenim.
aldığım notlardan bir kaçı;
"o sessizlik gözyaşlarının ve feryatların üstüne çıkar, yüceliğiyle talihsizliğe daha fazla saygı ve ıstırap katar; o sessizlik ruhların dağların tepesinden uçurumların dibine düşmesine neden olur. o sessizlik fırtınanın gelmekte olduğunu ilan eder. ve fırtına gelmez, çünkü sessizlik fırtınadan da güçlüdür."
"güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır. "
"ve ceviz gibiyiz, kırılıp açılmamız gerekiyor. zımpara kağıdı da aynı işi görür ama uzun zaman alır! yumuşak bir dokunuş uyandırmaz insanları."
"ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?"
"dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki ‘ben’, sessizlik içinde oturur, sonsuza dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle baş başa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir. çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin. görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle baş başa kalayım."
"ruhum bana vazetti ve ne cücelerden daha büyük, ne de devlerden daha küçük olduğumu gösterdi.
ruhum bana vazedene kadar insanlığı iki kişi olarak görürdüm: biri acıdığım güçsüz, diğeri izlediğim ya da direndiğim güçlü.
ama şimdi her ikisi de olduğumu ve ikisinin aynı maddeden yapıldığını biliyorum. kaynağım, onların kaynağı; bilincim, onların bilinci; kavgam onların kavgası; haccım, onların haccı.
onlar günahkarsa, ben de günahkarım. onlar iyiyse bundan ben gurur duyarım.yükselirlerse onlarla yükselirim. hareketsiz kalırlarsa tembelliklerinden utanırım.
ruhum benimle konuştu ve dedi ki, ''taşıdığın fener senin değildir, söylediğin şarkı senin yüreğinde bestelenmedi, ışığı taşısan bile ışık olmazsın, lutun tellerini titreterek lut çalamazsın.''
ruhum bana vazetti, kardeşim ve çok şey öğretti. çünkü sen ve ben biriz, benim içimdekileri hemen ortaya dökmem ve senin içindekini bir sır gibi gizlemen dışında, aramızda bir fark yok. ama senin sır saklamanda bir çeşit erdemdir."
aldığım notlardan bir kaçı;
"o sessizlik gözyaşlarının ve feryatların üstüne çıkar, yüceliğiyle talihsizliğe daha fazla saygı ve ıstırap katar; o sessizlik ruhların dağların tepesinden uçurumların dibine düşmesine neden olur. o sessizlik fırtınanın gelmekte olduğunu ilan eder. ve fırtına gelmez, çünkü sessizlik fırtınadan da güçlüdür."
"güzelliğin şarkısını söylersen eğer, çölün ortasında tek başına olsan bile bir dinleyicin olacaktır. "
"ve ceviz gibiyiz, kırılıp açılmamız gerekiyor. zımpara kağıdı da aynı işi görür ama uzun zaman alır! yumuşak bir dokunuş uyandırmaz insanları."
"ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?"
"dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise. benim içimdeki ‘ben’, sessizlik içinde oturur, sonsuza dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir. denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle baş başa kalayım. senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir. çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin. görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. bırak gecemle baş başa kalayım."
"ruhum bana vazetti ve ne cücelerden daha büyük, ne de devlerden daha küçük olduğumu gösterdi.
ruhum bana vazedene kadar insanlığı iki kişi olarak görürdüm: biri acıdığım güçsüz, diğeri izlediğim ya da direndiğim güçlü.
ama şimdi her ikisi de olduğumu ve ikisinin aynı maddeden yapıldığını biliyorum. kaynağım, onların kaynağı; bilincim, onların bilinci; kavgam onların kavgası; haccım, onların haccı.
onlar günahkarsa, ben de günahkarım. onlar iyiyse bundan ben gurur duyarım.yükselirlerse onlarla yükselirim. hareketsiz kalırlarsa tembelliklerinden utanırım.
ruhum benimle konuştu ve dedi ki, ''taşıdığın fener senin değildir, söylediğin şarkı senin yüreğinde bestelenmedi, ışığı taşısan bile ışık olmazsın, lutun tellerini titreterek lut çalamazsın.''
ruhum bana vazetti, kardeşim ve çok şey öğretti. çünkü sen ve ben biriz, benim içimdekileri hemen ortaya dökmem ve senin içindekini bir sır gibi gizlemen dışında, aramızda bir fark yok. ama senin sır saklamanda bir çeşit erdemdir."
devamını gör...
frida kahlo
"kusurlarımı seviyorum!
darılınca suratımı asmayı,
canım sıkıldığında
sebepsizce bağırmayı,
olur olmaz yerde kahkahalar atmayı
normal olmamayı seviyorum.
sadece canımın istediği
şeyleri yapmayı,
bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi,
bazen her şeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı.
öfkelerimi. kızınca küsmeyi. heyecanlarımı.
bazıları haketmediği halde, sevmeyi.
içimdeki çocuğu,
beni seviyorum.
iyi ki varım.
iyi ki ben benim.
ne mutlu!
çok mükemmel değilim.
ama benden bir tane daha yok!
beni seven böyle sevsin!
sevmeyene de zaten yol verdim,
gitsin!"
birçok acı yaşamıştır ama bu acıları onu güçlendirmiştir ve çok güzel bir ressam yapmıştır. bu sözleri de beni en çok etkileyen sözlerindendir. her okuyuşumda ben de diyorum "iyi ki varım. iyi ki ben benim. ne mutlu! çok mükemmel değilim. ama benden bir tane daha yok."
darılınca suratımı asmayı,
canım sıkıldığında
sebepsizce bağırmayı,
olur olmaz yerde kahkahalar atmayı
normal olmamayı seviyorum.
sadece canımın istediği
şeyleri yapmayı,
bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi,
bazen her şeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı.
öfkelerimi. kızınca küsmeyi. heyecanlarımı.
bazıları haketmediği halde, sevmeyi.
içimdeki çocuğu,
beni seviyorum.
iyi ki varım.
iyi ki ben benim.
ne mutlu!
çok mükemmel değilim.
ama benden bir tane daha yok!
beni seven böyle sevsin!
sevmeyene de zaten yol verdim,
gitsin!"
birçok acı yaşamıştır ama bu acıları onu güçlendirmiştir ve çok güzel bir ressam yapmıştır. bu sözleri de beni en çok etkileyen sözlerindendir. her okuyuşumda ben de diyorum "iyi ki varım. iyi ki ben benim. ne mutlu! çok mükemmel değilim. ama benden bir tane daha yok."
devamını gör...
kimsenin çözemediği matematik sorusu
elmalarla armutları ayırmak gereken sorudur:
kasaya girenler: 10+10+10= 30tl
kasadan çıkan: 5tl
kasaya giren son durum: 25tl
kasadan çıkan 5tl 1+1+1=3tl arkadaşlara
2tl çırağa
bu durumda girenler / çıkanlar yukarıdaki şekilde.
siz eğer kasaya giren (25tl)+ çırağın cep(2tl) = çocukların çıkan (9+9+9) yaparsanız doğru cevabı bulursunuz.
aksini yaparsanız adınızın berat olup olmadığını bir kontrol ettirin.
kasaya girenler: 10+10+10= 30tl
kasadan çıkan: 5tl
kasaya giren son durum: 25tl
kasadan çıkan 5tl 1+1+1=3tl arkadaşlara
2tl çırağa
bu durumda girenler / çıkanlar yukarıdaki şekilde.
siz eğer kasaya giren (25tl)+ çırağın cep(2tl) = çocukların çıkan (9+9+9) yaparsanız doğru cevabı bulursunuz.
aksini yaparsanız adınızın berat olup olmadığını bir kontrol ettirin.
devamını gör...
özel iletişim vergisinin yüzde 10'a yükseltilmesi
her kus bitti sira leylege geldi arkadaslar. kulak arkaniza da dikkat edin bu arada.
az önce resmi gazete’de yayımlanan 3469 sayılı cumhurbaşkanı kararı ile deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisinin oranı %7,5’ten %10’a çıkarıldı.
kaynak
az önce resmi gazete’de yayımlanan 3469 sayılı cumhurbaşkanı kararı ile deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisinin oranı %7,5’ten %10’a çıkarıldı.
kaynak
devamını gör...
suyun cazibe ile akması
şu alt yapı şantiyesinde, duyduğum en romantik terim. suyun bir yerden bir yere hiç bir harici etken olmadan (motor, pompa, motopomp, vantuz, tulumba vs vs) akması demekmiş. ustalar aralarında konuşuyorlar, "cazibe ile geliyor abi" bir şey yapmamıza gerek yok falan. kısacası yer çekimini kullanan su akışı.
devamını gör...
insan ruhuna en iyi gelen şey
sevgi.
hissettirilen, üzmeyen, sarıp sarmalayan, çıkarsız sevgi.
hissettirilen, üzmeyen, sarıp sarmalayan, çıkarsız sevgi.
devamını gör...
normal sözlük fakir ekşi sözlük'üdür
kafa sözlük yönetimi: kimseye ayrıcalık tanımaz.
ekşi sözlük yönetimi: araya akraba kayırır, yazar yapar.
ekşi sözlük yönetimi: araya akraba kayırır, yazar yapar.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
eski fotoğraflara,albümlere bakmak. genelde insanları mutlu etmekten çok üzdüğüyle bilinirler aslında ama ben o fotoğraflara baktıkça ve yaşadığım iyi kötü her türlü şeyi hatırladıkça istemeden de olsa mutlu olup tebessüm ediyorum. *
devamını gör...
