öz güvensiz çocuklar yetiştirmek
türkiye için düşünürsek; çoğunlukla din ve cehalet karışımı ile gelen güçlüye boyun eğme anlayışının sonucudur. bu anlayışın gölgesinde büyüyen bireyler, kendi çocuklarını da aynı şekilde yetiştirirler veeeeee dadaaaa!! özgüvensiz ve sindirilmiş, nur topu gibi bir toplumunuz olur!
devamını gör...
çevrim içi yazarların hayalleri
eski hayallerime tekrardan aynı hevesle sahip olabilmek.
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
akşam için güzelce hazırlanıp, sokaklarda dilediğim gibi dolaşabildiğim an. kızılaydan tunalıya müzik dinleyerek yürüdüğüm anlar genelde, zihnimde başka bir dünyadayımdır, yürüyen sadece bedenimdir, o an dünya yansa fark etmem.
devamını gör...
başkan mansur yavaş'tan sokakta kalan vatandaşlar için çağrı
ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş, şahsi twitter hesabından sokakta kalan vatandaşlar için duyurunda bulunma hadisesi.
başkan yavaş'ın paylaşımı şöyle :
--- alıntı ---
ankara'mızda hava sıcaklıkları bir hayli düştü. kimsenin dışarıda kalmasına gönlümüz razı değil.
bu soğuk günlerde, sokakta kalan vatandaşlarımızı başkent 153 hattımızdan lütfen bize bildirin.
kalacak yeri olmayan hemşehrilerimizin abb çatısı altında daima yeri hazır olacak.
--- alıntı ---
ilgili tweet
kaynak
başkan yavaş'ın paylaşımı şöyle :
--- alıntı ---
ankara'mızda hava sıcaklıkları bir hayli düştü. kimsenin dışarıda kalmasına gönlümüz razı değil.
bu soğuk günlerde, sokakta kalan vatandaşlarımızı başkent 153 hattımızdan lütfen bize bildirin.
kalacak yeri olmayan hemşehrilerimizin abb çatısı altında daima yeri hazır olacak.
--- alıntı ---
ilgili tweet
kaynak
devamını gör...
sevgilisi olmayan kişi
hakkında ayrıca başlık açılmasının anlamsız olduğu zat.
bu kadar sorunun arasında boğulurken bir de sevgili tribi çekmek akıl kârı değil; elbette aynı şey karşı taraf için de geçerli. kendime karşı bile sakin ve hoşgörülü kalamıyorken bir de üstüne hayatıma sonradan dahil olmuş alakasız bir insana boş yere stres yaşatmanın anlamı yok. bu topraklarda akıl sağlığını koruyabilen uzaylıdır amk.
hepsini geçtim türkiye gibi kaotik bir topluma ve dengesiz insanlara sahip bir ülkede bırakın ikili ilişkileri insanlarla sağlıklı bir iletişim kurmak bile mümkün değil.
bu kadar sorunun arasında boğulurken bir de sevgili tribi çekmek akıl kârı değil; elbette aynı şey karşı taraf için de geçerli. kendime karşı bile sakin ve hoşgörülü kalamıyorken bir de üstüne hayatıma sonradan dahil olmuş alakasız bir insana boş yere stres yaşatmanın anlamı yok. bu topraklarda akıl sağlığını koruyabilen uzaylıdır amk.
hepsini geçtim türkiye gibi kaotik bir topluma ve dengesiz insanlara sahip bir ülkede bırakın ikili ilişkileri insanlarla sağlıklı bir iletişim kurmak bile mümkün değil.
devamını gör...
balkon
balkon aşkına.. çok severim,
kar yağmıyorsa yaz kış balkon düzeneğini sürdürürüm, kahvaltıdan akşam birasına, beş çayından gece kahvesine ikametimdir, mutfak bile olmayabilir, banyosu ve max 1 odası olan bir balkonda yaşayabilirim, daha 5 yaşında küçük bir giriş katında otururken, babamdan istemeye başlamışım, herkese de söylüyormuşum, biz balkonlu eve taşınıcaz diye, anlatabiliyormuyum, öyle bir aşk benimkisi.
kar yağmıyorsa yaz kış balkon düzeneğini sürdürürüm, kahvaltıdan akşam birasına, beş çayından gece kahvesine ikametimdir, mutfak bile olmayabilir, banyosu ve max 1 odası olan bir balkonda yaşayabilirim, daha 5 yaşında küçük bir giriş katında otururken, babamdan istemeye başlamışım, herkese de söylüyormuşum, biz balkonlu eve taşınıcaz diye, anlatabiliyormuyum, öyle bir aşk benimkisi.
devamını gör...
hayattaki küçük mutluluklar
rüzgarın teni yalayıp geçmesi, yaprakların ayaklarınızın altında çıkardığı ses, alınan nefesin vucüdunuzda yaptığı rahatlatıcı yolculuk, soğuk bir günün ardından eve girdiğinizde üzerinizde hissettiğiniz o sıcaklığın hissiyatı kısacası hayatın kendisi başlı başına bir mutluluk kaynağı.
devamını gör...
28 temmuz 2021 manavgat yangını
her şeyi kabul ederim, sel olur deprem olur, allah'tan derim çalışılır daha iyisi yapılır; ama bu orman yangınları beni yakıyor, içimi yakıyor, sanki beni ateşin ortasına atmışlar gibi bir his uyanıyor içimde, bir ağacı yetiştirmek, bir inşaat yapmaya benzemiyor, yıllarca uğraşıyorsun, emek veriyorsun bir yeşili bir ağacı büyütmek için, allah kim bir ağacı ,bir yeşili yakıyor ise onu evlâd acısı ile sinasin, evet biraz ağır beddua ama hak ediyorlar kim hangi amaç için yakmış ise ciğeri yansın. amin amin amin
edit: o yanan canlıların hesabını nasıl vereceksiniz? inşallah siz daha beter yanarsiniz.
edit: o yanan canlıların hesabını nasıl vereceksiniz? inşallah siz daha beter yanarsiniz.
devamını gör...
telefonu sürekli sessizde olan kişi
arasanız da ulaşamazsınız.
devamını gör...
sevgilinin avuç içini öpmek
nedense sevdiğim insanların avuç içini öperim ben. bir anda gelen sevgi patlamasının ardından coks diye avucunun içini öperim. garip bir eylemdir. hiç bir fantezi barındırmayan saf sevgiyle. oy yazarken sevgi pıtırcığı oldum.
devamını gör...
yeni biriyle tanışmak
artık çok korktuğum ve çekindiğim bir şeydir. yordular beni sözlük. güvenmek hiç görmeyen birisine gökkuşağını anlatmak kadar zor geliyor... (bkz: herkes gider mi)
devamını gör...
diyalektik materyalizm
o kadar 'gomünist maderyalis' gaynıyo burası bi kişi açmamış şu başlığı, kırgın ve sitemkarım...
gelmiş geçmiş en evrensel* metafizik anlayışı olan hegel'in idealist metafizik düşüncesini, marx taraından farklı bir zemine oturtulmasıdır d.m. meşhur 'baş aşağı duran hegel'i ayakları üzerine oturtma' geyiği işte tam bununla alakalı. şimdi marx, hegel'i nası ters çevirmiş ona bakalım bakalım kısaca...
marx için gerçeklik, faaliyet, işleyiş ya da adına her ne dersen, maddi güçlerin toplamından ibarettir. öyle metafizikçilerin dediği gibi mekansal konumdan başka mekansal konuma hareket eden maddeler dizisiyle falan alakası yok yani mevzunun. maddi dünya diyalektik süreçle sürekli evrim halindedir ve her evrede bir çelişkiyi ''sentez''* ile aşar. bu diyalektik evrenin gelişimindeki süreci meydana getirir ve açıklar.
marx' hegel'den diyalektiği alır, ancak idealizm yerine materyalizmi ikame eder. hegel'den alıp kullandığı metafizik kavramları ya reddeder ya da içini boşaltıp yeni anlamlar verir. özne-nesne ilişkisinde, zihnin temel gerçeklik olduğu fikrini reddeder ve aslolanın madde olduğunu söyler. işte geriye kalan bu kuru gerçeklik ise, sadece maddenin evrimsel değişimiyle ilgili diyalektik süreç yoluyla anlaşılabilir.
gelmiş geçmiş en evrensel* metafizik anlayışı olan hegel'in idealist metafizik düşüncesini, marx taraından farklı bir zemine oturtulmasıdır d.m. meşhur 'baş aşağı duran hegel'i ayakları üzerine oturtma' geyiği işte tam bununla alakalı. şimdi marx, hegel'i nası ters çevirmiş ona bakalım bakalım kısaca...
marx için gerçeklik, faaliyet, işleyiş ya da adına her ne dersen, maddi güçlerin toplamından ibarettir. öyle metafizikçilerin dediği gibi mekansal konumdan başka mekansal konuma hareket eden maddeler dizisiyle falan alakası yok yani mevzunun. maddi dünya diyalektik süreçle sürekli evrim halindedir ve her evrede bir çelişkiyi ''sentez''* ile aşar. bu diyalektik evrenin gelişimindeki süreci meydana getirir ve açıklar.
marx' hegel'den diyalektiği alır, ancak idealizm yerine materyalizmi ikame eder. hegel'den alıp kullandığı metafizik kavramları ya reddeder ya da içini boşaltıp yeni anlamlar verir. özne-nesne ilişkisinde, zihnin temel gerçeklik olduğu fikrini reddeder ve aslolanın madde olduğunu söyler. işte geriye kalan bu kuru gerçeklik ise, sadece maddenin evrimsel değişimiyle ilgili diyalektik süreç yoluyla anlaşılabilir.
devamını gör...
ilkokul öğretmeniyle halen görüşmek
maalesef yapamadığım eylemdir.
numarasını bulamıyorum kendisinin.
numarasını bulamıyorum kendisinin.
devamını gör...
karadenizli sözleri
devamını gör...
orkid'in 34 tl olması
kadın milletinin kanayan yarası dersem çok da absürd bir tanım olmamış olur. cidden pahalı ürün ve gerekli de üstelik. biri de demiş ki tek marka yok. evet yok ama ucuz diye sağımızı solumuzu pişik yapan bir şeyi de kullanmak akıl kârı değil. zaten ortalama 5 6 gün her ne kadar aksi söylense de naylonumsu, cilde nefes aldırmayan pamuk katkılı bir muşambayla hayatımızı geçiriyoruz. bari rahat etmeye çalışalım. devletin el atması gereken konulardan biri. aynı şekilde prezervatif fiyatları da almış başını gidiyor.
devamını gör...
yazarlardan mesaj bekleyen çaylaklar veri tabanı
enseye samimi merhametle sempati ile şaplağı atıp naber leyn çaylak diyesim var.
devamını gör...
ay şarkısı
saian'ın eşi ayda erkurt hanım efendi için yazdığı ve yine klibinde eşini oynattığı muhteşem şarkı.
klip o kadar şeker ki eşi sürekli gülümsüyor, e bu kadar romantik ve anlamlı bir hareket bana yapılsa ben de 32 diş gezerdim herhal.
önce sözlere bakalım:
onun başı bağlı kolunda bir sepet
geçip giderdi çarşıdan gözlerinde sebep
öyle gerçekti ki sokaktan o geçtiği vakit
kalbi yok – taşır gövdesinde şüpheli bir paket
ooooo
benim önümde birkaç dize
onun evinde bir gudubet var
ooooo
tıpkı bembeyaz bir yarı tanrı
dönüp bakarken yere düştüğüm
dilimde bir ay şarkısı saat on beş otuz
sen arnavut taşlar üstündesin okus pokus
o gece demlenir kimin koynunda ─e pes be!
kanar koynunda bir karanfil pis bir nefesle
herkes ona bakardı sanki çizmiş onu monet
susardı dudaklarımda shakespeare'den bir sone
ağzında çıkan her ifade renk ve dua
bir kısa öykü anlamdan kurtulan merhaba
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
bakıp su falına düşünür
uzaktan bir gemi alıp götürür bütün o gündüz düşünü
yüzünün plastik biçimi – bir reform mu?
tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
yüzü güne dönük ama sırtında gece
bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
ooooo
kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
ooooo
tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
şimdi de şarkı:
ay şarkısııııı
klip o kadar şeker ki eşi sürekli gülümsüyor, e bu kadar romantik ve anlamlı bir hareket bana yapılsa ben de 32 diş gezerdim herhal.
önce sözlere bakalım:
onun başı bağlı kolunda bir sepet
geçip giderdi çarşıdan gözlerinde sebep
öyle gerçekti ki sokaktan o geçtiği vakit
kalbi yok – taşır gövdesinde şüpheli bir paket
ooooo
benim önümde birkaç dize
onun evinde bir gudubet var
ooooo
tıpkı bembeyaz bir yarı tanrı
dönüp bakarken yere düştüğüm
dilimde bir ay şarkısı saat on beş otuz
sen arnavut taşlar üstündesin okus pokus
o gece demlenir kimin koynunda ─e pes be!
kanar koynunda bir karanfil pis bir nefesle
herkes ona bakardı sanki çizmiş onu monet
susardı dudaklarımda shakespeare'den bir sone
ağzında çıkan her ifade renk ve dua
bir kısa öykü anlamdan kurtulan merhaba
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
bakıp su falına düşünür
uzaktan bir gemi alıp götürür bütün o gündüz düşünü
yüzünün plastik biçimi – bir reform mu?
tıpkı müjdeler gibi yeni bir estetik formu
yüzü güne dönük ama sırtında gece
bazı başka dilden konuşur bilmem ki nece
ağlar onun yüzü hem yas hem edalı
dokunmazdı çiçeklere bile sanki vebalı
ve bir gün konuverdi ayaklarına bir serçe
düştü evrenle yüzünün arasına bir perçem
düş ormanının içinde yakınsak bir mercek
onca yalanın içinde şişiverdi gerçek
ooooo
kaldırsa bir başını yıldızlara uzansa değer
ooooo
tırnakları neşe kaplı fakat dargınmış meğer
yavaş sesle soyunurdu eski liman üstünde
ve hep aya dönerdi evdekine küstüğünde
benim gövdemdeki peki ateş mi logos mu?
eteklerini kaldıran poyraz mı lodos mu?
fakat o gece bana döndü yüzü aya değil
dedi ki başımın üstündeki yıldızları say hadi!
ve yıldızlar çırılçıplak karşımda
artık bir gömlek bile satmazlar bana çarşıda
kaldım lal
yüzündeki fal
beni say
gece gibi sar
bir masal
günlerden pazar
yıldız kaysa
beni gelip alsa
olsam bir şövalye
sepetinde molière
ve göğsündeki ay taşından kolye
nefes alıp verdikçe yaklaşır yıldızlara!
la la la la la la!
şimdi de şarkı:
ay şarkısııııı
devamını gör...
günün sözü
sahip çıkamadığınız her değere,başka biri sahip çıktığında; yalayın diye yaratıldı avuç içleri.
küçük iskender
küçük iskender
devamını gör...

