mevzu barbarları beklemek değil. mevzu barbar olarak nitelenenlerin gerçek barbarların yüzüne yüzüne onların barbarlıklarını haykırması. sorun ırkçılık, dincilik, ayrımcılık vesaire de değil. sorun insanoğlunun ta kendisi. hastalıklı zihinlerden çıkan tüm bu iğdiş edilmiş fikirlere meyletmesi. meylederken de üzerine düşünmemesi. zaten yaşanan onca yıkım, onca acı, dökülen onca gözyaşının sebebi bu. insan hastalıklı fikirler atlası gibi bir yaratık. hemen hemen her türlü hastalıklı düşünceyi coğrafi keşifler misali kendi beyninde keşfeder ve evraka evraka diyerek ortalıkta koşuşturmaya başlar. onu gören diğer deli danalar da onun peşi sıra koşturur ve bingo. alın size nur topu gibi yeni bir hastalıklı düşünce. savaşlar, katliamlar, haksızlıklar, toplumsal kutuplaşmalar ve daha nicesi peşi sıra gelir.

işte böyle hastalıklı bir uygulama biçimi üzerine düşündürüyor coetzee... evet hikaye bilindik, çokça kez filmlere ve hikayelere konu oldu lakin, içsel yolculuklar ve sorgulamalar anlamında değerli bir kitaptır. apartheid dönemini anlatır ama sadece anlatmakla kalmaz üzerine yığınla sorgulanacak mevzu bırakır. misal yargıcın soruları üzerine uzun uzadıya düşünmek gerekir. ama tabi bunu derinlemesine yapmak gerekir ki, kendi cevaplarınız sizi tatmin edebilsin. yoksa üzerinden usulca geçtiğiniz zaman hiç bir anlamı kalmaz. bir bakmışsınız deli danalar sirkinin gösteri maymunu oluvermişsiniz. adalet kavramını şöyle bir masaya yatırırsınız bu kitabı okurken, hatta otopsisini yaparsınız. nasıl ve ne şekilde öldüğü konusundaki bulgularınız sizin barbarları bekleyip beklemediğinizi, hangi barbar olduğunuzu, daha önemlisi, barbarın ne olduğunu kavramanıza yol açar. elbette bu tek kitaplık bir yolculuk ya da tek kitapla halledilebilecek bir mevzu değil. bu kitap sadece bir kilometre taşıdır ve okunmasında fayda vardır. naçizane okuyunuz okutunuz.
devamını gör...

'özgürlüğün şarkısı' olarak türkçeye çevrilen ve gerçeklere dayanan 2006 yapımı filmdir.başrolünde ioan gruffudd ve benedict cumberbatch yer almıştır. film genel olarak kölelik karşıtı ticaret yasasını ingiliz parlamentosunda william wilberforce ile yakın arkadaşı (ve o dönemde oldukça genç yaşta(28) ingiltere başbakanı olmuş fakat yine genç yaşta hastalık sebebiyle vefat eden )william pitt tarafından kabul ettirilmeye çalışılmasını anlatmaktadır.tarihi gerçeklere dayanması sebebiyle tarih-biyografi sevenlerin ilgiyle izleyeceğini düşünüyorum.
film ismini ise 'amazing grace' adındaki anonim bir iskoç ezgisinden almıştır.albert finney'nin canlandırdığı anglikan din adamı john newton tarafından bu ezgi üzerine sözler yazılarak bir protestan ilahisi haline getirilmiştir.amazing grace melodisi aslında oldukça meşhurdur.gayda ile çalınan versiyonu amerikan, ingiliz ve iskoç resmi törenlerinde sıkça icra edilir.insanda hem hüzün hem de coşku duygusunu aynı anda uyandırabilen eşine az rastlanır ezgilerdendir.
devamını gör...

çok güldüğünde "çok ağlayacağız!" demesi muhtemel, batıl inancının yanında biraz da temkin biriktirmiş insandır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türk ocakları genel başkanı, hacettepe üniversitesi tarih bölümü öğretim üyesi olan profesör. ünlü tıp doktoru adaşının aksine samsun bafralıdır, lisans eğitiminden beri de hacettepe'dedir. bölümde başkanlık yaptığı gibi bir dönem de edebiyat fakültesi dekanlığı yapmıştı. alanı osmanlı ekonomisi olan mehmet öz hoca, ayrıca lisans programının vazgeçilmezi osmanlı seminer derslerini de vermektedir. sunumları dinledikten sonra öğrencilere "şu kısım eksik kalmış, falanca kaynaktan takviye edebilirsin" diye kaynak önerme babalığını yapan hatırladığım tek kişiydi (yani ilk "hocam şu konuda sunum hazırlamak istiyorum, falan kaynakları inceleyeceğim" deyince "şuraya da bakabilirsin" denir ama vize yerine geçen sunumdan sonraki eleştirilerde hocalar ayrıca kaynak önermez, bir mehmet hocada gördüm bunu).

bölümdeki adaşı ve unvandaşı diğer iki hoca** gibi öğrencilerin ilgiyle dinlediği bir isimdir. ayrıca türk ocaklarındaki görevi hasebiyle diğer ikisine karşı siyasi görüşlerini biraz daha açık eder, ha derste hiç öyle açıkça propaganda yaptığını görmedim o ayrı. sınavlarında da daha önce hiç görmediğim bir yer metodu kullanır, numara sırasına göre öğrencileri oturtur, belli bir numaranın üstünde numarası olanları diğer sınıfta (zorunlu derslerin başka şubesi olmayınca sınavları da epey kalabalık geçer malum) sınav ederdi.
devamını gör...

bir shot'la iki kuş gibisi yoktur!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pötibör bisküvinin sütle ıslatılarak yapıldığı fakir işi pasta. tadı nice cheesecaklere taş çıkarır niteliktedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

0.5 uç kullananların durduk yere mal olduğu başlık.
devamını gör...

bugün de üzüldüm çok şükür.
devamını gör...

"içimde binlerce kudretin yükseldiğini duyuyorum: kurnaz, şen, durgun, hüzünlüyüm, birinden diğerine dönüşüyorum. köklerim var ama akıyorum. baştan sona altın, akıyorum..."
hayatın kıyısında, jennifer niven
bu alıntıyı buraya bırakıyor ve ekliyorum; uçmak varken kök salmayı tercih ediyorsun ki uçanlara dal olabilesin, bir gün uçmaya başladığında doğru dalı bulabilmek için yanlış dallara basacaksın ama doğru ağacı, dalı, kökü bulacaksın. ondan her düşüşe inat uçmanın tadını çıkar, ağaç olduğunu hissettiğin zaman da köklerini keşfetmenin, toprağın daha derinine inmenin tadını çıkar.
devamını gör...

giydirmeyen erkek özgüvensizliği.. yada şöyle demeli, ben mini etekli kadınlara bakıyorum ya kesin benim karıma da bakarlar korkusu.. kişi kendinden bilir.. istediğini giyer istediği yere gider evlilik esaret mi ortak payda da birleşmek mi önce buna karar verilmeli.. iyi o zaman birde (bkz: şort giyen erkek)başlığı altında birbirimizi gavatlıkla suçlayalım fark ne? yapmayın çıkın artık bu sıglıktan
devamını gör...

sert kabuklu ve zor kırılan cevizler için kullanılan bir tanımlamadır.
devamını gör...

ayrılsak da beraberiz diye bir dizinin varlığından haberdarım.
devamını gör...

güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın.

ağır roman
devamını gör...

ne arkadaşım arttı, ne yakınım. ne sevenim oldu, ne merak edenim. ne arayanım oldu, ne soranım. ismim bile unutuldu gitti.
onun için hiç tavsiye etmem dostlar...
devamını gör...

bir çocuk beş yaşından öncesini hatırlar mı bilmiyorum ama ben hatırlıyorum. annem beni 20 yaşındayken doğurmuş. yaşayamadığı her şeyin acısını benden çıkarırdı. hasta olurdum, düğüne gidemezdi beni döverdi. çok ilginç, bebek sayılırım ama her şeyi hatırlıyorum. beş yaştan sonrası yok. annem kardeşimi doğurduktan sonra daha farklı daha olgun oldu. 30 yaşındayım, bugüne kadar bir kere sordum sadece "beni niye o kadar döverdin?" diye. "ben de çocuktum bilmiyorum senden çıkarırdım acısını" dedi. bir daha da üzmemek için sormadım. neresinden baksan hayvan gibi travma, ama ölmedik.
devamını gör...

videodaki sesten soyutlanip ne dendigini dahi anlayamadim. lgs sinavina hazirlik kurs reklami izliyorum sandim kendimi.
devamını gör...

vay be… anneannem bile gençmiş o zamanlar…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ceaser'in anlatılarında druidlerin yargı hükmünden de bahsedilir. adamlar miras hukuku, eşya hukuku, ceza hukuku alanlarını bildiğiniz parsellemişler. bu tarz mevzularla ilgili bütün kararlar druidler tarafından veriliyor. kişi yada kabileler bu kararlara uymadıklarında tabiri caizse ayvayı yiyiyorlar. kişiler aforoz edilip cani damgası yerken, kabileler de kurban kesme ve bazı ritüelleri yerine getirme hakkını kaybediyorlar. aslında bu arkadaşlar dini tandanslı kanaat önderi olmaktan ziyade toplumun gizli yönetim erki haline gelmişler ve tabiri caize kendi toplumlarının bir nevi çanına ot tıkamışlardır. tıpkı diğer dini gruplar gibi de yığınla ayrıcalığa sahiplerdir, askerlik falan yapmazlar, bazı vergilerden muaftırlar. mitolojik anlamda onlara çok fazla önem atfedilse de aslında çok da ahım şahım tipler sayılmazlar. inanç kartını sağlam kullanmışlar ve korku ile karışık bir saygınlığa erişmişlerdir.

bu arada kral arthur'un meşhur merlin'i de kuvvetle muhtemel druiddir. misal tim clarkson bu konuya dikkat çekerken onun ormanlarda yaşayan ve romalılara direniş gösteren keltlerin pagan şamanı olduğundan bahsediyor. bu durum pek uzak ihtimalde sayılmaz. malum efsaneler her daim çeşitli değişimler geçirerek son halini alıyor. büyücü merlin'de kuvvetle muhtemel böyle bir adam. çünkü kendisinden bazı metinlerde ormanda yaşayan yabani adam diye bahsediliyor. bazı efsanevi kelt şiirlerinde de myrddin ismi ile kendisine dikkat çekiliyor falan filan.

tabi bu abiler/ablalar efsanevi ve mitolojik bağlamda yürüyüp gidince fantastik kurgu edebiyatı da bir hayli etkilemiş bulundular. misal benim çerezlik bir seri olarak niteleyebileceğim shannara efsanesi serisinde druidler çok daha farklı bir şekilde betimlenmişlerdir. paranor'u inşa edip, denge unsuru haline gelmişler sonra ise bozmuşlardır. druid brona, kara büyücü lorda dönüşmüş ortalığı toz duman etmiştir. tabi bremen ve allanon karakterleri de druiddir. hatta allanon yeryüzü üzerinde yürüyen son druiddir. druid uykusuna falan yatar. çok hoş bir uyku çeşididir. yeri gelir 300 sene uyur sonra zımba gibi fişek gibi uyanır. tabi orada birde kutsal ağaç ellcrys var. yani druid anlatıları bir şekilde fantastik kurgu türünde yazan yazarları da ciddi şekilde etkilemiştir. böyle bir kaç örnek daha var ama onları da yazmaya kalkarsak sabah olur. *
devamını gör...

kardeşim küçükken öyleymiş,derisi saydam falan o derece,damarları görünümüş.insanlar dokunmaya korkarmış,neyse yeter bu kadar.
büyürken o arada ne olduysa küçük bir kürt oldu*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim