iyiki varlar. hep gırgır şamata da çekilmiyor hakikaten. ben ikisini bir arada götürmeye çalışan yazarlardanım. o gün ki ruh halime göre değişiyor dengesi.
devamını gör...

kişilerin birbirleriyle olan problemlerini çözme yöntemim. yanımda birinin söylediklerinden şikayet edildiğinde istemsizce bu cümle çıkıyor ağzımdan. kimse kimseye kırılmasın, buluttan nem kapmasın, hayat bayram olsun mu istiyorum artık bilmiyorum.
devamını gör...

yaşadığım semtte bolca var bu arkadaşlardan. fink atıyorlar adeta. yasak falan da etkilemiyor pek. gezin anam gezin benim yerime de gezin.

pastirmalicorek'in ağzının suyu aktı şuan. bi tanesini tenhada kıstırmayı düşünmüyorsa ben de salata değilim! *
devamını gör...

kusura bakmayın sözlüğün selameti için birisi bunu yapmalıydı.

(bkz: en kuvvetli ayırma duası)

bismillahirrahmanirrahim. vela havle vela kuvvete illa billahi aliyyil azim. allahümme inni esabet ya kadümü ya daimü yasekde yeus yabudu ya semedü ya hayyümü ya kayyümü ya zel celali ve ikram fiin teccihan fevui hasilla hala ihake ilahu aleyni teveknül tüve hüverabbilazim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutluluklarım. doğa da çok az bulunuyor. aşırı kıymetlidir. gramı 2 milyon papua yeni gine kinası değerindedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mesaj konusuna değinmeyeceğim ama bazen tam tersini yaşıyorum. haftalar boyunca bir yazarın maksimum 17-18 yaşlarında olduğunu düşünüyorum, nedenini de bilmiyorum. içimden ona karşı "ayy ablasının gülü neler de yazıyor ya" falan diye sevgi besliyorum. sonra bir tanımda "ben 30 yıllık hayatımda..." diye bir şeyler söylüyor. çok şaşırıyorum.

yagami'nin gözünde hiç büyümüyorsunuz..
devamını gör...

kurucumuz ekmeği kesmiş. diyet midir, maddi sıkıntı mıdır bilinmez.
duyduğuma göre askıda gördüğü ekmekleri dahi yemiyor. ve hatta askıdan alıp ekmeğe hasret yazarlara iletiyor.
fedakar bir kurucu, saygılar.
devamını gör...

(bkz: domestic hıyar) ile (bkz: köylü yazardan ironiler) çok enteresan olabilir. bir sıkıntı olduğunda abi,abla demek istiyorum daha samimi olur. hem sorun çözülmezse bile keşke yazmasaydım demem. istediği olmamış evin küçük çocuğu gibi mızıklanırım hem onlara of abi/abla yaaa banane banane.* sus kız derler bana. küçükken de çok terlik yemedim kafama ya hep ondan oluyor.
devamını gör...

güzeldir.
bozmayınız.
buradayız zira.
devamını gör...

kafa sözlük kitap edebiyat kulübüyle beraber incelemesini yaptığımız ilk kitap. kendim de ayrıca bir inceleme yazmak uzun zamandır aklımdaydı aslında fakat şimdiye fırsat bulabildim.

öncelikle kitabı edebi yönden incelemeden önce yazıldığı dönemin tarihsel zeminine bir göz atmak lazım diye düşünüyorum. zira kitaptaki bazı noktaları anlyabilmek için o dönemin tarihsel koşullarını bilmek gerekiyor bence.

kitap sanayi devrimi ingilteresinde yazılmış. sanayi devrimi sömürge faaliyetleriyle elde edilen kaynaklar sayesinde üretimin arttığı, fabrikalaşmanın başladığı, makineleşmenin yaygınlaştığı bir dönem. bu dönemde iki farklı sınıfın öne çıktığını görüyoruz: sömürü faaliyetleri ve yapılan üretimlerle gittikçe zenginleşen burjuva sınıfı. ve burjuva sınıfının açtığı fabrikalarda çalışan işçi sınıfı. burjuvanın sömürü faaliyetleri sadece diğer ülkelerle sınırlı değil bu arada, işçi sınıfının da o dönemlerde yoğun bir sömürüye maruz kaldığını söyleyebiliriz. o dönemde insan hakları, ekonomik haklar, siyasi haklar gibi temel haklardan mahrum kalan işçi sınıfı 20 saate kadar varan acımasız ve sağlıksız iş koşullarında düşük ücretler karşılığında çalıştırılıyordu. üstelik sendikalaşma ve grev hakları da bulunmuyordu. dolayısıyla haklarını savunamayan işçiler karın tokluğuna çalışırken onların iş verenleri olan burjuvalar gittikçe zenginleşiyordu. haliyle bu iki sınıf arasındaki ekonomik ve toplumsal uçurum gittikçe büyüyordu. bu durumu gören wells bu iki sınıfın geleceğine dair ön görülerini bilim kurguyla süsleyerek aktarıyor okura. bunu yaparken darwinin evrim teorisidende etkilendiğini düşünüyorum.

kitapta işçi sınıfının geleceği morlocklar, burjuva sınıfının geleceği eloilar tarafından temsil ediliyor.

morlocklar zorlu yaşam koşulları nedeniyle vahşileşmiş, hayvansallaşmış bir tür iken eloilar çocuk gibi tasvir edilen, zihinsel gelişimlerini tamamlayamamış bir tür.
eloiların böyle olmasının sebebini ise yazar şu şekilde tarif ediyor:

"değişimin, tehlikelerin ve güçlüklerin altından zihinsel çokyönlülükle kalkılması görmezden geldiğimiz bir doğa yasasıdır. çevresiyle tam bir uyum sağlamış hayvan kusursuz bir düzenektir. alışkanlık ve iç güdü işe yaramaz hale gelmedikçe, doğa zekâya hiçbir zaman başvurmaz. değişiimin ve değişim gereksiniminin olmadığı yerde zekâ da olmaz. ancak çok çeşitli gereksinimleri ve tehlikeleri gidermek zorunda kalan hayvanlar zekâdan yararlanırlar."


kitaptaki zaman yolcusu karakteri iki defa zaman yolculuğu yapıyor. ilk gittiğimde bahsettiğim eloi ve morlocklar ile karşılaşıyor. ikincisinde ise çok daha ileri bir tarihe gidiyor ve

insanlığın tamamen ortadan kalktığı bir döneme denk geliyor. öyle bir anlatmış ki o dönemi bir an korku kitabı okuyormuş gibi hissettim


wells edebi olarak çok iyi bir yazar değil aslında. zaten bilim kurgunun yeni yeni yeşerdiği, bilimin yeni yeni gelişmeye başladığı o dönemlerde iyi bir bilim kurgu kitabı beklemek kendisine haksızlık olur diye düşünüyorum. fakat ön görülerinin oldukça kuvvetli olduğunu söyleyebilirim. ayrıca ondan sonra senelerce işlenecek olan zaman makinesi fikrini ortaya atan ilk kişi olması bakımından da vizyonu oldukça geniş birisi bence.

özetle benim okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu zaman makinesi. muhteşem bir kitap değil belki fakat dönemine göre iyi yazılmış olduğunu düşünüyorum. okumak isteyenlere de rahat rahat önerebilirim.
devamını gör...

sahil yoludur, sevdiğim bir müzik denk gelmiştir, acelen yoktur, bir yere yetişmiyorsundur, canın sıkkındır, daha iyi yapacak bir şeyin yoktur.
devamını gör...

hayatın genelde hayallerindeki gibi ilerlemez. sevdiklerin hep yanında olmaz, her şey istediğin gibi gitmez ve herkes istediğin kadar sevmez. hayal kırıklıklarını kabullenmek gerek.
devamını gör...

olaya bak.
bir mafya ve içişleri bakanı sidik yarıştıyor,
komik olan ise yarışı mafya kazanıyor.
şaka gibi ülke.
devamını gör...

ilk önce öğretmenlerin maaşı yüksek olmalı. sonrasında sağlık çalışanlarıdır.
devamını gör...

kalypso veya calypso artık ne demek isterseniz, kendisi yunan mitolojisinde bir deniz nymphidir*
bu hanım kızımız, anaerkil bir adada yaşam sürerken, odysseus denen deyyus, bu adaya düşmüş ve kızımız ona aşık olup, yıllarca onu esir tutmuştur, bu deyyus'a ölümsüzlüğü bile teklif etmiştir kalypso, ancak kendisi onu bırakıp gitmiştir, zaten belliydi truva atı fikrini ortaya atan adamdan ne beklenir. herneyse kendisi karayip korsanları filminde de ahtapot suratlı herif tarafından *ihanete uğramıştır. kalypso, ı release you from your human bonds.
devamını gör...

motivasyonun kesinlikle kaybedilmemesi gerektiği gerçeği. bir umut varsa eğer zor günler her türlü atlatılır. ama o umut yoksa zor günler zehir olur.
devamını gör...

bitkilerin insanların yaşamı üzerindeki çok yönlü işlevselliklerinin ortaya çıkarılıp kayıt altına alındığı araştırma ve bilim dalı.
devamını gör...

"bağnazlar yaratmanın en bilindik yöntemi, öğretmeden inandırmaktır."

voltaire
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim