ne yazık ki üzücü bir hikâye yazacağım. çok duygusal ve hassas yapıda olan arkadaşlar fotoğraflara tıklamasın. moral bozucu olabilir.

fotoğrafçı stanley forman'a pulitzer ödülü kazandıran fotoğrafın hikâyesi bu. forman, bir gazete için haber yapmak üzere bir yangın bölgesine gitmiş. orada çekim yaparken, itfaiyenin uzattığı yangın merdiveninden kurtarılmaya çalışılan bir kadınla çocuğun, merdivenin yıkılması sonucu aşağıya düşmelerine şahit olmuş. o sırada çekim yapmaya devam etmekteymiş.

ödülü kazanmaya kazanmış ama, bu fotoğrafla birlikte, bir fotoğrafçının (ya da gazetecinin) işini yapmaya hangi noktada son vermesi gerektiği, bu tür rahatsızlık verici fotoğrafları yayımlamanın etik olup olmadığı gibi tartışmalar da beraberinde gelmiş. ancak yetkililerin, yangın merdivenlerinin sağlamlığı ve güvenliği konusunda daha fazla tedbir almasını sağlamış aynı zamanda.

çocukla kadına gelince... çocuk kurtarılmış, ama kadın ne yazık ki hayatını kaybetmiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, alchetron. com'dan alıntıdır.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, pbs.twimg. com'dan alıntıdır.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, cloudfront. net'ten alıntıdır.)
devamını gör...

"ve benim birdenbire
yüzünü değil,
gözünü değil
senin sesini göresim geldi."

(bkz: nazım hikmet)
devamını gör...

sevr anlaşmasına göre iç anadoluya sıkışık , mısır ve pakistan arası bir ülke olurduk.
devamını gör...

biri arkadaşlarının güvenliği uğruna can verirken diğeri kendisinin bile olmayan bir ziynet eşyası uğruna ömrünü heba etttiği yetmezmiş gibi öldü bi de...
hadsiz!

gollum da adamdır ama dobby’nin olmadığı yerde...
devamını gör...

marshmallow.
devamını gör...

mutlak yalnızlığın bir getirisi olarak insanın kendisinden bahsetmemesi bir noktada anlaşılabilir; lakin nihai surette anlaşılmadığını kişi bizzat görecektir de. neticede insan yalnızdır ebediyen belki, fakat yalnızlığını giderebilecek bir ruh arkadaşlığı da her daim kurulabilir. en azından ben buna inanıyorum. ve inanç, sevgili sözlük, her ne kadar ben hiçbir şeye inanamasam da belki umutsuzca umuda inanıyorum.

sıradanlığın ve gösterişin bu denli gözümüze sokulduğu ve bir anlamda yüceltildiği hatta kutsallaştırıldığı günümüz dünyasında -ki bana kalırsa her zaman böyleydi dünya dolayısıyla insan- insanın anlatmak istememesi anlaşılabilir. niçin? ne alakası var şimdi bunun bu başlıkla? şöyle ki, insan yukarıda da belirttiğim gibi anlaşılamaz bir varlıktır. fakat tamamen bir anlaşılamamazlık da romantizmin 21. yüzyıla bir getirisi olmalı. dramaturji epey hat safhada. hem şunun şurasında gerçek nedir özünde? birçok gerçek var ve biz o gerçeklerin peşinden gideceğiz derken kendi istediğimizi unutuyoruz. "falanca insanlar bu görüşteler, o halde öğreneyim." diyoruz (kaba bir tarifle). ardından biat ediyoruz ve trajedimizi bir noktada başlatıyoruz. her ne kadar öğrenmek derken bu cümlede kitapları ve o lanetli bilgiyi kastetsem de daha genel bir çerçevede bütün hayat şartlarını kastediyorum.

insan anlatmak istemiyor bazı şeyleri. kimi zaman kendi yoğunluğu insanlara yük olmasın diye, kimi zaman kendinden geçmişçesine haykırırken duvarlara. fakat nedir doğrusu? işte bunu bilemiyoruz. fakat sıradan insan portresi bu noktada insanın canını sıkıyor olmalı. çünkü neticede herkes sıradan. her ne kadar bazılarımız epey farklı ve derinlikli gözükebilse de... işte böyle insanlar (elbette her insanın özünde aynı olduğunu savunanlardanımdır ben) -böyle insanlar belki bu sıradanlığı daha derin bir hüzünle hissediyordur. ya da bütün insanlar böyledir, bilmiyorum. "ben de sıradanım mademki, o halde niçin kendimden bahsedeyim?" diye sorarız. aslında anlatmayı da çok isteriz. sadece sıkışmışızdır kendi içimizde. işte bu noktada başlıklı alakalı olarak bunu tam olarak söyleyebilirim. lafı dolandırdım sanırım epey. yüreğimden dökülmeye başlayınca kelimeler işte böyle oluyor.*

epey bir süreden beri kendime şöyle diyordum: "konuşmak çok zahmetli. zor ve herkes her şeyi biliyor." aslında bu cümleler yaklaşık beş yıl önce yazdığım bir hikayenin giriş kısmıydı. ve bu düşüncelerin beynimin derinliklerine bir yere nasıl yerleştiğini halen merak ediyorum. büyük bir muamma! neden konuşmak zahmetli? yanılmıyorsam epey karanlık bir alanda takıldığım için zamanında. şimdiyse aydınlıktayım. daha doğrusu karanlık ve aydınlığın tam sınırındayım. lakin nereye geçmem gerektiğini bilemiyorum. yardım edin, korkuyorum. *

t: son 1 yıldır başımda olan bela.
devamını gör...

"çok iyi oylar almasakta şükretmeliyiz beyim" dediğim başlık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pidgin, ana dilleri birbirinden farklı olan insanların, daha çok ticaret yapma ve gündelik konuşmalar için yarattıkları dillerin genel adıdır. türkçe'ye "karma dil" olarak geçmiştir.
bu diller, gramer açısından oldukça basit, çekim eki bulunmayan, sözcük haznesi de oldukça düşük dillerdir. (çin-pidgin dilinde sadece 700 kelime vardır örneğin.) çok komplike kelimeler bulunmamaktadır. örneğin nijerya pidgin'inde 'talk' konuşmak, 'talktalk' information yani bilgi anlamına gelmektedir. bu şekilde bir kelimenin ikilenmesine sıkça rastlanılmaktadır. cümleyi negatif yapmak için ise sadece fiilin başına "no" eki konmaktadır.
bu dilleri anadil olarak konuşan insanlar yoktur. genellikle kolonize edilmiş bölgelerde rastlanır.
pidgin'lerde, dile en çok kelime veren dil "lexifier" olarak adlandırılmaktadır. ingilizce tabanlı olan tam tamına 35 tane pidgin bulunmaktadır. buradan bile yola çıkarak ingilizlerin koloni politikaları anlaşılabilmektedir. ingilizce'den sonra gelen dil ise tahmin edilebileceğiniz üzere 15 pidgin ile fransızcadır.

alttaki görselde nijerya pidgin'ine ait cümleler bulunmaktadır:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

pidgin, birinin anadili olduğu anda creole diye adlandırılmaktadır. günümüzde hala pidginler bulunmaktadır. her pidgin zamanla creole'a dönüşmemekte, sadece oluşma amacıyla kullanılmaya devam edebilmektedir.
devamını gör...

ben evin emocu ergen kizi olurdum. saclarimi gozumun onune yigip sabahlara kadar camdan kafami sarkitip sigara icen.
devamını gör...

direkt sahneyi zihnimde canlandırmamı sağlayan replik.

en sevdiğim yerli komedi filmi olabilir pardon.

sahnenin videosunu da iliştirelim şöyle;
devamını gör...

kafa sözlükte skorum ne,
kim ne yazmış, kim beğenmiş,
instagramda ne alemdeyim,
kim ne yapmış akşamdan sabaha,
twiterda gündem ne olmuş,
merak ettiğim için yaptığım eylem.
bir de hava durumuna bakarım ona göre giyeceğime karar veririm.
akıllı telefonum olmadan asla diye uyanırım yane.
devamını gör...

daha yeni başlıyoruz,ne vazgeçmesi dur!.
devamını gör...
(tematik)

kanın açık renkli olduğu ve kalp atımına uyumlu şekilde fışkırdığı görülen kanamalardır.
devamını gör...

kafa sözlüğün ilk entrysi bana nasip olan başlığı. ilişkiler üzerine harika filmleri vardır. 5*2 (five times two) en sevdiğim filmlerindendir.
devamını gör...

birileri çıkıyor ve size belirli şeyler dayatıp bunu olgunluk adı altında pazarlıyor. olgunluk tabi ağır kavram! kim bu özelliklere sahip olmak istemez? herkes balıklama atlıyor ve içinde saklıyor her şeyi, profesyonelce çözmeye çalışıp biriktiriyor içinde.
sonrası işte ya daha büyük patlamalar ya da daha olgunlaşmışsanız kansere kadar gidiyor.
devamını gör...

ben cool bulduğum için değil , sevdiğim için yaptırdım. 3 sene oldu hala taşımaktan bıkmadım. hatta vücudumu tamamen kaplatmak istiyorum... dövme yaptırma açlığı... sal beni.

tanım: kişi eğer böyle mutlu olacaksa neden olmasın dediğimdir.
devamını gör...

ben... bu konuya çok kafa yordum. internet, sosyal medya etkisiyle insanlar artık sahte. insanlar gerçek değiller artık. hepsi maskeler takıyor, rol yapıyor. herkesin bir kompleksi var ve durmadan bu iğrenç komplekslerini ne ünlüyse ne popülerse onu alarak tatmin etmeye çalışıyor. herkes çok yalancı. artık dinlenilen müzikler, okunan kitaplar, düşünceler, felsefeler ilgi çektiği için değil de sosyal medya malzemesi için gündem oluyor. gitmek istiyorum buralardan. birileri beni insanların olmadığı bir yere götürsün.
devamını gör...

sen şuna "her bakan gözümden ne menem bir tip olduğumu anlıyor, fesatlığımı saklayamıyorum." desene...*
devamını gör...

insanı insan yapan beyin bölümüdür.hem bilinçli hareketler hem de düşünmek gibi bilişsel aktiviteler burada gerçekleşir. evrimsel süreçteki en büyük kazanımımızdır.

benim için ilgi çeken kısmı ise yeterince gelişmediğinde insanların amigdalası ile hareket etmesidir. bir insanın çocukken prefrontal cortex’indeki sinir hücreleri arasında yeteri kadar bağlantı oluşmazsa yani zeka geriliği olursa adeta içgüdü deposu olan amigdala’lası ile hareket eder. bu yüzden şiddete eğilim, fiziksel gücü çokça önemli sanma, silah gibi aletleri güç aracı sanma gibi ilkel davranışlar aptal insanlarda daha çok görülür.
devamını gör...

bir türlü bulunamayan yazar.
ne aradınız ama?
anladık ortalık genç dolu.
onu anlatmaya çalışıyorsunuz.
alın size yeni başlık.
(bkz: sözlüğün genç yazarları)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim