mükemmel ötesi bir animasyon film. avustralya'da yaşayan küçük kız mary'nin neredeyse hiç arkadaşı yok. anne babası da sorumsuz bir aile ve gerçekten var olduğunu bile hissedemeyen mutsuz bir çocuk. mary mektup arkadaşlığı yolu ile sosyal ilişkiler kurmakta ve sadece 1 tane mektup arkadaşı vardır. bir gün ülke dışına bir mektup arkadaşlığı kurmak ister. ve max ile mektup arkadaşlığı başlar.
gelelim max'e. max ise manhattan'da yaşayan, otizmli, kimsenin arakdaşlık kurmadığı/kuramadığı, sosyal problemleri olan, obez ve yalnız bir kişidir. tahmin edersiniz ki max de en az mary kadar yalnız ve mutsuzdur. bir gün ona da ülke dışından bir mektup gelir. ve böylece mary ve max'in mektup arkadaşlığı başlar. film boyunca bu mektuplaşmalarda hayatı, acıları, mutlulukları, yalnızlığı birlikte hissediyorsunuz. açıkçası ben çok ağlamıştım ilk izlediğimde. filim görüntü yönetmenliği ve sinematografisi müthiş. karakterlerin resmedilişi harika. yönetmen adam elliot bize olan biteni mükemmel bir şekilde hissettirmiş. filmin bir diğer özelliği stopmotion olması.
filmi izleyip etkilenmemek, üzüntüyü yaşamamak mümkün değil. depresyon meyilli arkadaşlara tavsiye etmiyorum. film sonunda dostluk, özür dilemek, affetmek, yalnızlık üzerine uzuca süre düşündürüyor. ve animasyon olmasına bakmayın kesinlikle çocuk filmi değildir. yine bir başka özelliği de yaşanmış bir olaydan alıntı olması.
devamını gör...

sağcı siyasetçilerin en iyi başardığı şey halkın anlayacağı dilden yalanlarını empoze etmek. bu kişiler bilgiyi iletmekle ilgilenmezler. romantizmi kullanarak hikaye anlatırlar, gerek dergahlarında, gerek youtube'da, gerek tv'de. bu hikaye anlatımında gerçeğin önemi yoktur, duyguların önemi vardır. mesela bir padişahın hiç toprak kaybetmediğini söyleyebilirsiniz bu hikayede. halbuki kıbrıs adasını, mısırı, sırbistanı kaybetmiştir. bu hikaye anlatıcıları kitap yazmakla ilgilenmez, yazsa dahi büyük puntolarla, resimlerle süsler ve kaynak göstermeyi gerek görmezler. çünkü hitap ettikleri kitleyi çok iyi biliyorlar.
devamını gör...

sevgiyle alakalı herhangi bir şey nolursa
devamını gör...

rahmetli halk ozanımız (bkz: hasret gültekin) in türküsünde geçen, insanı düşündüren, felsefik söz.

sahi bir insan ömrünü neye vermeli?
devamını gör...

aslinda yanlis algidir bu. ezik erkekler kendini efendi sanmakta.

efendi adam kendini ezdirir mi? kim guzel ahlakli, iyi bir insan oldugu icin ezik olsun ki? sapla samani karistirmayin. tanidigim en efendi adamlar en kral adamlar ve hicte ezik degiller. bu sozlukte efendi en az 5 adam sayarim. yani ezikler kendini efendiden sayip aglamayi birakmali.
devamını gör...

benim anlamadığım, 50 bin, 20 bin, 30 bin puanlı çaylaklar var.
bu nasıl oluyor acaba ?
devamını gör...

(bkz: merve boluğur)'u gördüğüm ilk dizi. bu dizide çok tatlı ve sempatikken şuan tam tersi birine dönüşmesi üzücü.
devamını gör...

saklanabileceğim, saklanıp hiçbir şey yapmak zorunda kalmayacağım bir yerde olmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gastronomi okuma fikri, çık aklımdan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mihman: misafir.
devamını gör...

alın çayınızı, çıkın balkona, kafanızda bir konu belirleyin ve kendi kendinize içinizden konuşmaya başlayın.

bu konu sefalet olabilir, hayal kurmak, aşk, tutku, ölüm. yaşamın içinde var olan her gerçek olabilir. başlayın konuşmaya. bir de bakacaksınız ki sınırlı, belli başlı ezberlerden başka bir şey konuşayamıyorsunuz. kalıplara sıkışıp kaldığınızı hissedeceksiniz. konuşmalarınızın kendi yaşamınızdan, kendi deneyimlerinizden başka bir yerden temellenemediğini göreceksiniz. "hayat bu kadar mı gerçekten ?" diye soracaksınızdır kendinize. eğer gerçekten iki kelam adamakıllı konuşmak istiyorsanız, kafa yormak gerektiğini düşünüyorsanız çevremizde olup bitenlere, çıktığınız kapı orası olacak.

bunlar spesifik konular da olabilir tabii. söz gelimi en sevdiği konu 2. dünya savaşı olan bir insansanız, birahane darbesini bir anlatmaya çalışın kendinize. bir şeyler anımsıyorsanız ama gitmiyorsa okuyacaksınız demektir. eğer bu gerçeğin farkına varabilirseniz açıp okursunuz. eğer gerçekten sözlerinizin, davranışlarınızın birilerine dokunmasını istiyorsanız okursunuz. eğer kibarlığın insanlara yol vermek, bir kadının sandalyesini çekmek, insanlara tatlı dille konuşmak gibi simgesel şeylerle sınırlı kaldığını düşünüyorsanız okursunuz. kibarlık denilince, aklınıza bir dostunuzun rahatsız olacağını bildiğiniz bir konu açıldığında, o hissi sezip, kimseye hissettirmeden ustalıkla konuyu değiştirmek gibi gizli edimler gelmiyorsa okuyacaksınız.

"okuyamıyoruz" diye bir şey yoktur. "merak etmiyorum" vardır. "pencerelerimi kapattım, neyin ne olduğunu bilmek istemiyorum" vardır. "yaşamın ne gibi zalimliklerinin olduğunu, nerede nelerin yaşandığını bilmek istemiyorum" vardır. okumak gereklidir, mecburidir. okumaktan yoksun bir ömrün niteliği tartışılır. yaşamınıza anlam kazandırın.
devamını gör...

rum asıllı olduğu sanılan mahpeyker kösem sultan, ı. ahmed'in nikahlı eşi, ıv. murad'ın ve ı. ibrahim'in annesidir. ı. ahmed'in tahtta olduğu dönemde benli haseki (handan sultan) ile muhteşem yüzyıl: kösem'de gösterildiğinin aksi iyi bir ilişkisi olmuştur. ayrıca ııı. murad'ın eşi safiye sultan, ı. ahmed'in tahta çıkmasıyla eski saray'a sürüldüğünden kendisiyle gelin-büyük kaynana çatışması yaşamamıştır. ı. ahmed'in ölümüyle ekber ve erşed sistemi gereği ııı. murad'ın diğer gözdesi sürmeli haseki'nin oğlu mustafa tahta geçmiştir. erşed olmadığı gerekçesiyle tahttan indirilen mustafa'nın ardından ıı. osman (genç) cülus etmiştir. bu sırada eski saray'da sürgün hayatı yaşayan mahpeyker kösem sultan, ıı. osman yeniçeriler tarafından tahttan indirilince ıv. murad'ın cülus eylemesiyle devlet-i âli osman'ın 14 yıl saltanat naibeliğini yapmıştır. bağdat fatihi'nin hastalıktan ölmesiyle tahta ı. ibrahim'i çıkaran kösem, oğlunun kadın düşkünlüğüyle devleti yönetememesinden ötürü onu tahttan indirip torunu ıv. mehmed'i tahta çıkarmıştır. mehmed'in büyük validesi olarak saltanat naibeliği yapmayı arzulayan kösem, çocuk padişahın anası hatice turhan sultan ile girdiği çatışma sonucunda boğdurularak öldürülmüştür.
devamını gör...

tahta ve çay. hayatım bunlardan ibaret, bi de tuborg gold. ha bi de türkan.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

indireceğim uygulamadır. size megabaytlarım feda olsundur. *

kapitalizm isteyen ekşiye gitsin, burada komünizm var.
devamını gör...

belki bilenler vardır istanbul da katık diye bir restoran var oranın aşçısı na sorduğumuzda bize söylemişti gerçekten kuru fasülye yi çok daha lezzetli yapıyor
devamını gör...

fındık ezmesinin damağa yapışma korkusu olan arakibutirofobiden daha ilginç olmayan fobi çeşidi.
hamilelik korkusu.
devamını gör...

rus edebiyatı'nda ekspresyonizm'in temsilcisi olan ve daha çok yedi asılmışların hikayesi isimli eseri ile tanınmış leonid andreyev'in beş perdelik draması. yaşamın değersizliği ve umutsuzluk üzerinden ilerleyen alegorik bir oyun ortaya koymuş andreyev. oyun; zamanında neredeyse bir çok eleştirmen tarafından deyim yerindeyse bombardımana tutulmuş ve aşağılanmıştır hatta andreyev'in yakın dostu maksim gorki bile -ki cesur saldırganlıkları ile özünde benzer yapıda eserler vermelerine rağmen- eseri tam olarak eleştirmese dahi oldukça karamsar olarak değerlendirmiştir. andreyev'in ilginç bir yönü var hatta bir nebze bilmece bile denilebilir bu duruma; leonid andreyev yazdığı karakterleri sayfalarda bırakmaya niyetli değildi, onları kendi karakterinin bir parçasına dönüştürüyordu ya da belki de zaten karakterinin mevcut bir parçasını aktarıyordu onlara. bu oyunda da karakterler andreyev'in umutsuz bakış açısından nasibini alıyor ve kasvetli bir atmosfer ortaya çıkıyor. eser; talihsiz bir adamın ölüm (mutlak karanlık) ve yaşamın (mum, ışık) hüsranı karşısında nasıl eski bir iskele gibi eğilip büküldüğünün güzel bir yansıması. ek olarak andreyev'in bir çok eseri gibi türkçe'ye çevrilmemiştir.


kondraty _(stepping nearer and speaking in a lowered voice)_ there is
no god here--there's only the devil. this is a terrible place to live
in, on my word it is, mr. savva. ı am a man with a large experience.
ıt's no easy thing to frighten me. but ı am afraid to walk in the hall
at night.
devamını gör...

çocukken sahip olmak için tüm benliğimle mücadele verdiğim alınamaz sahip olunamaz oyuncak.

şimdi bu hevesi çocuklarda göremiyorum. kimse bisiklet için yıllarca beklemiyor.

ikinci sınıfta istediğim bisiklet , ancak beşinci sınıfı bitirince alınmıştı.

her akşam eve çıkartıp silerdim.
devamını gör...

1855 yılında gustav schwanhauber tarafından kurulan alman menşeili kalem markası.

ülkemizde hafif tuzlu olmasından mütevellit alınması biraz zordur ama kalemlerin uzun ömürlü olması bu tuzluluğu bir nebze hafifletir. *

ben illa kalem alınacaksa düzgün markalardan alınması taraftarıyım.
sonuçta ne demiş ingilizler "ucuz mal alacak kadar zengin değilim"
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim