severek takip ettiğim ve hak ettiği değeri görmediğini düşündüğüm biricik yazar. tanımlarının ne kadar nitelikli olduğunu bilmesem gelip de ikinci kez nickaltı girmeyi düşünmezdim zaten. evet efenim, gelip de bir yazarın nickaltına ikinci kez tanım girmem bir ilk. neyse, konudan sapmayalım.

bir ara mod'du kendisi fakat iyi bir yazar kesinlikle yazmalı, modluk zaman alabilir çünkü. bilgi birikiminden falan diğer yazar arkadaşlarımız bahsetmiş zaten, ben tekrar ne kadar derin düşüncede ve kişilikte biri olduğundan bahsetmek istiyorum. her zaman kendimin fazlasıyla düşünceli ve derin duygulara sahip olduğumu düşünürdüm, taa ki chopinist yazarımızla ufak bir tartışma sonrası tanışana kadar*. birazzcık çok bilmiş havası var ama alışıyorsunuz. lütfen tanımlarını okuyun efenim, yeni şeyler öğrenmenin dışında, piyanist farklı bakış açısı ile duygularını harmanlayıp yazdığı için daha bir keyif duyuyor insan okurken.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geçtiğimiz yüzyılın caz efsanelerinden, amerikalı kadın şarkıcıdır. ruhları sakinleştiren esrarlı sesiyle ve arada yaptığı nüktedan tonlamalarıyla gözümde dişiliğin en üst mertebesindedir.
2000 yılında hayata veda eden sanatçı, cry me a river klasiğini, bana göre dinah washington’ dan sonra en güzel yorumlayan ikinci kadındır.
fakat ben, başka bir yorumunu paylaşmak isterim; broken hearted melody...

devamını gör...

person of interest
forever
criminal minds
fringe
sherlock holmes
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kin tutmaması. benim için zor bir özellik. ben zor kızıp, kızınca anında siliyorum. kin tutmayan babama bakıyorum da, öylesi daha makul bir insan davranışı gibi geliyor. zira bu kırmızı çizgilerimden dolayı insanlıktan çıkmak üzereyim.
devamını gör...

mümkünse sınavlar bana değil ben onlara girmiş olayım sadece, tek beklentim bu. ha bi de kestiğim çocukla bi iki adım daha ileriye gidebilsek her şey mükemmel olur. yemede yanında yat, miss.
devamını gör...

pembe rüyalar içinde o hedefe doğru giden duygusal karaktere uygun kişilere denir. ne yazık ki hayat idealistlere pek adil davranmaz.
devamını gör...

prefrontal lobotomi,(lökotomi, lobotomi olarak da bilinir.) beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesiyle yapılan bir beyin cerrahisi işlemidir ve yapılmaya başlandığı yıldan beri tartışılınan bir işlemdir. yan etkileri fazla olmasına rağmen yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

1. dünya savaşı zamanlarında halkın büyük bir çoğunluğu psikolojik olarak felaket haldeydi ve halk, savaşın psikolojisine dayanamayıp akıl hastanelerine gitmişti. o zamanlar etkili sayılabilecek tıbbı tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen lobotomiye kendi istekleriyle başvurmuştur. lobotomi operasyonunun ilk yapılma amacı; aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. (yanılmıyorsam hafıza silme işlemi olarak kullanılmış o zamanlar). lobotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar; kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir.

nasıl yapıldığına gelecek olursak -evde deneyin diye demiyorum burası çokomelli- lobotomi pek çok şekilde yapılır. ilk olarak göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. ikinci olarak kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden prefrontal korteks bağlantılarını sökme işlemidir. bir nevi ötenazi gibi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir pek çok insan bu yüzden ölmüştür. ayrıca günümüzde yapılması yasal değildir.
devamını gör...

tam bir atom karınca. işini severek yapıyor. ordan oraya durmaksızın çalışıyor. tam şikayet geliyor el atacağım... işlem yapılmış bile. bir bakıyorum kim diye ö.a.h.s. *
devamını gör...

(bkz: profil fotoğrafı koymayan yazarın asıl amacı)
herkesi memnun etmenin yolu yoktur hiçbir zaman. koysanız dert, koymasanız dert...

fotoğrafı koyan art niyetli bir şey düşünmeden koymuş olabilir de, buna kafayı çok takanın asıl amacını ben daha çok merak ediyorum. okuyun geçin işte! ne gerek var dallandırıp budaklandırmaya? yazdıklarımız fotoğraflarımızın gerçekliğine bağlı olarak değişen matematiksel fonksiyonlar değil sonuçta.

neyse...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türk milleti zekidir, türk milleti çalışkandır.
devamını gör...

sınırları olmayan sevdalar yaşardık,
kayıp şehrin, soğuk sokaklarında.
hayaletler gibiydik gövdelerimizde.
ve her bir hayalet öldürürdü aslını.

bir vardık, bir yoktuk.
hayaletler gibi sevdik birbirimizi.
mürekkebi dağılmış bir şiirin dizeleri gibiydik.
ve her bir şiir yavaş yavaş öldürürdü şairini.

ansızın, yüreklerimizde buluşup, sevişirdik.
her an beraberken, her an ayrıydık birbirimizden.
hayaletler gibi sevdik birbirimizi.
ne gören oldu bizi, ne de duyan.

bir hayalet,
hayal ettim geçenlerde.
onu kendimi öldürürken buldum.
durduramadım da onu, olan olmuştu.
devamını gör...

ortada aile gerçeği olmasa şarkıcı ya da model olmak isterdim. ses ve boy yeteneklerini geliştirirsem, biraz eğitimle ikisini de yaparım gibime geliyor.. ama hayal işte.... lisede felsefe hocam çok ısrar etti avrupa’ya gidip manken olmam konusunda. yüzüm güzel değil ama fiziken uyuyorum. "hocam yapamam.." dedim sadece......
devamını gör...



sonra da araba,telefon almak zorunda mısınız ? diyor.
içimden geçenleri buraya yazsam banlanırdım herhalde, suç duyurusunda bile bulunan olurdu belki.
devamını gör...

radyoda "mutluluk reklamı" çalıyordu. kadının tam arkasından gelen güneş ışıkları aynadaki görüntüyü görmesine izin vermiyordu ama dudaklarını göremese de şarkıya eşlik ettiğini kulağına gelen minik fısıltıdan anlayabiliyordu. kadın aynaya doğru eğildi. ne yaptığını göremiyordu ama sanki derinlerde, içinde bir yere bakmaya çalışır gibi odaklanmıştı. ince boynuna, narin ancak kıvrımlı hatlarına baktı. artık aşina olduğu vücutta göz gezdirdi. üzerindeki siyah minik elbise ince belini daha da ortaya çıkarmıştı. tam o esnada geriye döndü kadın. elindeki küpeleri göstererek "hangisi sence?" diye sordu. sağdakini işaret etti adam. parlak ancak minicik bir taş olan küpeyi. çünkü biliyordu ki kadın da içten içe onu istiyor ama sallantılı, şatafatlı küpeyi de gösterişine aldanıp aldığı için kararsızlık yaşıyordu. hep böyle olurdu zaten. alışır, sever ve bırakmazdı kadın. yeni olan güzel gelse de eskinin aşinalığını tercih ederdi. ve şatafat ilgisini çekse de sonunda sadeliğe çekilirdi. küpeleri taktı. altındaki sandalyeyi sakarca itti, sallandı, dengesini topladı. ellerini beline koyup "nasılım?" dedi.

"nasılsın, sahi kadın? yüzündeki gülümseme çok güzel, koskocaman. gözlerinin etrafında biraz daha belirginleşen çizgiler olmuş. yıllarca ne olursa olsun dik durmaya çalıştığın için, acıyı kabullenmemek için sığınağın olan gülüşlerinin izi, derinliği artmış. iki kaşının tam ortasındaki minik çizgi de derinleşmiş. düşünme izin. problem saydığın anları çözmek için biraz şaşkın, biraz üzgün bir ruh halinde olduğun o kaşını çatıp çatmama arası hareketin izi.
büyüdün mü kadın? yolunu bulmak için sağa sola çok savruldun. kimi zaman kavşaklarda, kimi zaman engebeli yollarda çok yoruldun.
seçimler istemiyorum artık. hayatımda hiçbir şeyi seçmek istemiyorum. duvarın rengi umrumda değil, boyansın sadece bunu umursuyorum derken seni ittiğim tercihlere mi isyan ettin kadın?
anlattıklarımın canını çok yaktığı o gece; kederle ve şokla dinlerken yatağa kıvrılıp bir bebek gibi uykuya sığındığın an... sonraki günlerde öfkene yenik düşüp ilk kez bir şeyleri kırıp dağıtman... acın arttıkça zehre dönüşen kelimelerin... kaçmaya çalışman kendinden, benden... bir çocuğun annesinden tokat yedikten sonra ağlamaya başladığında gitmek istediği başka kimse olmadığından yine annesine sarılması gibi seninle kalışım, demen... dayanamıyorum, gidiyorum ben dediğin gün... sıkı sıkı sarıp bırakmadığım için alışman acıya, affetmen...
affettin mi kadın? gerçek mi yüzündeki gülüş? tüm hayata, kendine yaptığın bir rol mü bu? yine gerçeklere dayanamadığın için sığındığın alan mı?
beni gerçekten seviyor musun kadın? yoksa yılların verdiği büyük bir alışkanlık mıyım senin için kulağındaki minik küçük küpeler gibi?" diye düşündü adam.
şarkı çalmaya devam ediyordu, kadın gülümsemeye. ağzından ise şu kelimeler döküldü adamın "harika görünüyorsun güzel.".
devamını gör...

ya kapıya en yakın ya kasaya.

ortası yok.
devamını gör...

seni o kadar iyi anlıyorum ki cınım.
devamını gör...

deadpool haruncanın sesinden bir başka film.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim