pazartesi sendromu
işsizlerin yaşamadığı bir strestir.gerçi işsizlik başlı başına kronikleşmiş bir strestir ama en azından pazartesi günü stresinden muaf olma durumudur.
devamını gör...
rusça
her şey merakla başlar yeni bir dili öğrenmekte herhangi bir iş veya bir hobinin el becerisini geliştirmeye benzer tarzda.
2008 yılın da yakın bir arkadaşım, yanında çalışmam için beni davet etmişti rusya ya ve bu dışarıya yapacağım ilk yolculuktu.
aslın da o güne kadar kendi çapımda ingilizce diline ne kadar merak edip çaba gösterdiysem de ilerleme kaydedemedim.
bir gün moskova da markette sigara almak isterken kadının bana s.....r git önce rusça öğren öyle gel demesinden sonra hırs yapıp kısa sürede kendimi geliştirmiştim.
sonraları rusça dilimgeliştirme konusunda kendimce metodlar geliştirdim, öyle ki bir dönem ukrayna da rehber-tercüman-araştırma işlerini yaptım.
bu dilin bana nerde işe yarayacağını bilemeden her fırsatta bir şeyler öğrenmeye çalıştım.
bugün turizm de çalışıyor olmamdaki en büyük yardımcı! bugün rusçayı iyi konuşuyor, anlıyor, yazıyor, okuyor olmamdan kaynaklıdır.
yeterlimi? hayır yetmiyor elbette çünkü rusça gerçekten ağır, kaba zor ve çok geniş sözcüklü bir dildir ne kadar öğrenseniz bile türkçeye sürekli olarak yabancı kelimelerin katılması rusçada da benzer gelişim göstermek te ve bu tabii sürekli pratik yapmayı gerektiriyor.
öğrenen ve öğrenecek olan arkadaşlara tavsiyem.
lütfen 5 yerine 2 kelime öğrenin ve o iki kelimeyi doğru biçimde telaffuz edin zira hem komik hem saçma hem sıkıcı olabiliyor bu durum.
2008 yılın da yakın bir arkadaşım, yanında çalışmam için beni davet etmişti rusya ya ve bu dışarıya yapacağım ilk yolculuktu.
aslın da o güne kadar kendi çapımda ingilizce diline ne kadar merak edip çaba gösterdiysem de ilerleme kaydedemedim.
bir gün moskova da markette sigara almak isterken kadının bana s.....r git önce rusça öğren öyle gel demesinden sonra hırs yapıp kısa sürede kendimi geliştirmiştim.
sonraları rusça dilimgeliştirme konusunda kendimce metodlar geliştirdim, öyle ki bir dönem ukrayna da rehber-tercüman-araştırma işlerini yaptım.
bu dilin bana nerde işe yarayacağını bilemeden her fırsatta bir şeyler öğrenmeye çalıştım.
bugün turizm de çalışıyor olmamdaki en büyük yardımcı! bugün rusçayı iyi konuşuyor, anlıyor, yazıyor, okuyor olmamdan kaynaklıdır.
yeterlimi? hayır yetmiyor elbette çünkü rusça gerçekten ağır, kaba zor ve çok geniş sözcüklü bir dildir ne kadar öğrenseniz bile türkçeye sürekli olarak yabancı kelimelerin katılması rusçada da benzer gelişim göstermek te ve bu tabii sürekli pratik yapmayı gerektiriyor.
öğrenen ve öğrenecek olan arkadaşlara tavsiyem.
lütfen 5 yerine 2 kelime öğrenin ve o iki kelimeyi doğru biçimde telaffuz edin zira hem komik hem saçma hem sıkıcı olabiliyor bu durum.
devamını gör...
draugr
bunlarla ilgili enteresan bilgiler mevcut. misal draugr'ların yeniden canlanabilmesi bazılarına göre tamamen intikam temelli oluyor. yani yaşarken bu ruhcağızın bir haksızlığa uğramış olması lazım ki, yeniden dirilip, intikamını alabilsin. ha biraz kantarın topuzunu kaçırıyorlarmış orası ayrı mesele. intikam aldıkları kişinin etini misler gibi parçalayıp, kanını içiyorlarmış. et yeme ve kan içme yönünden bizim yalmavuz'a bayağı bir benziyorlar. ha unutmadan bunlarda yalmavuz gibi şekil değiştirebiliyorlar ki, bu kadar benzerlik kadı kızında bile olmaz diyesim geldi. aradaki tek fark; bu abilerin/ablaların zombi olması. aslında bu tarz örnekler mitolojiler arasındaki geçişkenliği de net bir şekilde ortaya koyuyor. draugr ve yalmavuz arasındaki benzerlik gibi tanrılar ve yaratıklar bazında da yığınla benzerlik bulabiliyorsunuz.
draugr'lar kan içtikleri için doğal olarak vampir sınıfına dahil oluyorlar. ha birde kurbanları canlı yedikleri için yamyam oluyorlar. toparlarsak zombi, yamyam, vampir karışımı bir canlı olarak tanımlayabiliriz.. * özetle çok yönlü bir canavar.
ilk tanımda belirtilen diğer husus içinse yine farklı şeyler söyleniyor. bu arkadaşların hazine koruyuculuğu yapması için necromancer'lar tarafından uyandırılıp, kendilerine görev tevdi edilmesi lazım geliyormuş. şu başı boş gezenleri herhalde görev bilincinden uzak sorumsuz draugr'lar olsa gerek. * artı bazıları bu arkadaşların tekrar öldürülemediğini söylese de, parça pinçik edildiklerinde ikinci ölümü tattıklarına dair genel bir kanı mevcut. neyse odin düşmanımın başına vermesin. sıkıntılı durumlar bunlar.
draugr'lar kan içtikleri için doğal olarak vampir sınıfına dahil oluyorlar. ha birde kurbanları canlı yedikleri için yamyam oluyorlar. toparlarsak zombi, yamyam, vampir karışımı bir canlı olarak tanımlayabiliriz.. * özetle çok yönlü bir canavar.
ilk tanımda belirtilen diğer husus içinse yine farklı şeyler söyleniyor. bu arkadaşların hazine koruyuculuğu yapması için necromancer'lar tarafından uyandırılıp, kendilerine görev tevdi edilmesi lazım geliyormuş. şu başı boş gezenleri herhalde görev bilincinden uzak sorumsuz draugr'lar olsa gerek. * artı bazıları bu arkadaşların tekrar öldürülemediğini söylese de, parça pinçik edildiklerinde ikinci ölümü tattıklarına dair genel bir kanı mevcut. neyse odin düşmanımın başına vermesin. sıkıntılı durumlar bunlar.
devamını gör...
hz. ayşe
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 ve 51 indirilince "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyerek islam dünyasındaki ilk sorgulama girişiminde bulunmuş (ya da postayı koymuş diyelim) akıllı ve biraz da deli dolu bir kadın. çok genç yaşta evlendirildiği muhammed'i delicesine kıskandığı kesindir. muhammed'in ayet gelecek bahanesiyle evden çıktığı bir vakit kendisini takip etmiş, muhammed bunu farkettiğinde ise sağlam bir dayak yemiştir. olgunluk döneminde güç sahibi olabileceğini anlamış ve bunu da sonuna kadar kullanarak pek çok ihtilafı gidermiş, muhammed öldüğünde bir süre fiilen ipleri de eline almıştır. kendisi hırçın, sorgulayıcı ve enteresan bir takım hadislerin konusu olduğu için islamcılar tarafından pek anlatılmak istenmez yahut anlatılacaksa da idealize edilerek anlatılır.
devamını gör...
yaran fıkralar
üniversite yıllarımda aklıma geldikçe güldüğüm fıkradır.
bir gün bir adam trafik kazası geçiriyor ve kolunu kaybediyor. hayatım kaydı ben bu halde ne yaparım diye kara kara düşünüyor ve en sonunda intihar etmeye karar veriyor. bildiği bir inşaata doğru yürürken yolda iki kolu da olmayan bir adam görüyor. ama afam nasıl mutlu bir sağa zıplıyor bir sola.. en sonunda dayanamayıp adamın yanına gidiyor. " kardeşim ben bir kolumu kaybettim intihar etmeyi düşündüm, sen neden bu kadar mutlusun" demiş.
adam da " ne mutlusu kardeşim popom kaşınıyor" demiş.
bir gün bir adam trafik kazası geçiriyor ve kolunu kaybediyor. hayatım kaydı ben bu halde ne yaparım diye kara kara düşünüyor ve en sonunda intihar etmeye karar veriyor. bildiği bir inşaata doğru yürürken yolda iki kolu da olmayan bir adam görüyor. ama afam nasıl mutlu bir sağa zıplıyor bir sola.. en sonunda dayanamayıp adamın yanına gidiyor. " kardeşim ben bir kolumu kaybettim intihar etmeyi düşündüm, sen neden bu kadar mutlusun" demiş.
adam da " ne mutlusu kardeşim popom kaşınıyor" demiş.
devamını gör...
her lafın altında bir şey aramak
alışkanlıktır.
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
devamını gör...
erdener abi
- erdener abi 8x4 diye bir parfüm varmış biliyo musun?
- 32.
- efendim abi?
- yok bişey.
karikatürünü akla getirmiş süper "cool" karakter.
- 32.
- efendim abi?
- yok bişey.
karikatürünü akla getirmiş süper "cool" karakter.
devamını gör...
sözlüğün geç saatlerde inanılmaz zevkli olması
trollerin ilgi meraklısı insanların uykuya dalmasından kaynaklandığını düşündüğüm başlıktır.
şu an sözlük gerçekten çok keyifli oluyor.
sanki bütün bilinçli insanlar uyanık gibi hissediyorum.
sözlükte şu an online olan herkese sarılmak istiyorum öyle keyifli geceleri burası.
sarılmak derken şaka yaptım corona var.
şu an sözlük gerçekten çok keyifli oluyor.
sanki bütün bilinçli insanlar uyanık gibi hissediyorum.
sözlükte şu an online olan herkese sarılmak istiyorum öyle keyifli geceleri burası.
sarılmak derken şaka yaptım corona var.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
üstadım olduktan sonra yaklaşık bir ay kadar ortadan kaybolmus, bugün geri geldiğini görünce içimde sevinç kelebekleri uçmasını sağlayan sözlük kraliçesi yazar.
hoşgeldin tekrar üstadım.
hoşgeldin tekrar üstadım.
devamını gör...
elif gibi sevmek
hikmet anıl öztekin kitabi.
elif gibi sevmek (nefes)
elif gibi sevmek (dem)
“sen yoktun o zamanlar, çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben… ne zaman bir dert gelse bana, yağmur yağar, dinler, dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım… ateşim sönerdi.. sonra büyüdüm.. gözlerini gördüm, yandım, yağmur yağdı, ve ilk kez sönmedim… ben yağmurdan daha fazla bi seni sevebildim…”
elif gibi sevmek 1- hikmet anıl öztekin
elif gibi sevmek (nefes)
elif gibi sevmek (dem)
“sen yoktun o zamanlar, çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben… ne zaman bir dert gelse bana, yağmur yağar, dinler, dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım… ateşim sönerdi.. sonra büyüdüm.. gözlerini gördüm, yandım, yağmur yağdı, ve ilk kez sönmedim… ben yağmurdan daha fazla bi seni sevebildim…”
elif gibi sevmek 1- hikmet anıl öztekin
devamını gör...
platon'a göre demokrasi
halkın elinde bulundurduğu kamusal güç olarak tanımını yapabileceğimiz demokrasi kavramı insanların her dönemde ilgilendiği ve içeriğine farklı anlamlar yüklediği bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. söz konusu kavramı felsefe alanda tartışan ve kavramla ilgili oluşan sorunlara yönelik yanıt denemesine (bkz: devlet) girişen platon demokratia kavramını diğer yönetim biçimleri (timarkhia, oligarkhia, patriarkhia, tyranlık) arasındaki dönüşümlere bağlı olarak ayrıntılı bir şekilde ele almış ve demokrasiyi bu yönetim şekiller içinde "sayısal çoğunluğa dayandığı" için "en kötü yönetim şekli olarak" gördüğünü ifade etmiştir.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
devamını gör...
kedilerin yolda yürürken durup sizi kesmeleri
önümden kedinin biri yürüyordu. ben de sağ taraftan sessizce yaklaşarak telefonu çıkardım ve şak diye fotoğrafını çektim. flaştan gözü parlayan kedi, bir süre durdu ve dik dik bana baktı, sonra yoluna devam etti.
devamını gör...
türkiye'de öğrenci olmak
boşa kürek çekmektir.
devamını gör...
ecel
yaratıcı tarafından önceden belirlenmiş olduğuna inanılan yaşamın sona ereceği nokta.
(bkz: game over)
(bkz: game over)
devamını gör...
cüda
çoğu kişinin ilk kez istiklal marşında karşılaştığı kelimedir. sevilen yerden ayrılma anlamına gelir. osmanlıca bir kelimedir.
‘’canı, cananı bütün varımı alsın da hüda
etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’’
-mehmet akif ersoy
‘’canı, cananı bütün varımı alsın da hüda
etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’’
-mehmet akif ersoy
devamını gör...
kitap alıntıları
"daha genç olduğum ve daha kolay etkilendiğim yaşlarda, babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bu gündür hiç aklımdan çıkmaz. “birini eleştirmeye kalktığında” demişti, “herkesin seninle aynı imkânlarla dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir.”"
muhteşem gatsby
muhteşem gatsby
devamını gör...
sarcasm
ingilizce bir kelimedir.alay;genellikle biriyle alay etmek veya kızdırmak için veya mizah amacıyla kullanılan kelimelerin kullanılmasıdır.ille de ironik olmasa da, alaycılık şeklinde kullanabilir. sözlü kelimelerde en çok dikkat çeken alay, esas olarak konuşulduğu çekimle ayırt edilir ve büyük ölçüde içeriğe bağlıdır. (bkz:istihza) .sürekli bu tarz davranış hali gösteren kişiye de sarcastic kişilik diyebiliriz.
devamını gör...
şener şen vs kemal sunal
kemal sunal, benzeri bir daha kolay kolay gelmeyecek oyuncudur, ama üzerine yapışan şaban rolü ve ismi ile özdeş duruma gelmiştir, o tiplemelerden sıyrılamamıştır.
şener şen ise, filminde ya züğürt ağa olur, ya da süleyman hıyarto, ya ziya olur ya da vecihi, ya çirkef dolmuşçu şakir serengil olur ya da beyefendi muhsin bey, ya beden hocası badi ekrem olur ya da kumandan hüsamettin kılığına bürünür, bazen yönetmen haşmet asilkan olur, bazen de mesudiyeli mesut, bazen üç kağıtçı banker mahmut olur, bazen de namuslu mutemet ali rıza. yani bu liste uzar gider, kendisini hangi rolde hatırlamak isterseniz o kadar da seçenek vardır. yani "başka ülkede olsa oscar kazanırdı" diye boşuna söylenmiyor.
şener şen ise, filminde ya züğürt ağa olur, ya da süleyman hıyarto, ya ziya olur ya da vecihi, ya çirkef dolmuşçu şakir serengil olur ya da beyefendi muhsin bey, ya beden hocası badi ekrem olur ya da kumandan hüsamettin kılığına bürünür, bazen yönetmen haşmet asilkan olur, bazen de mesudiyeli mesut, bazen üç kağıtçı banker mahmut olur, bazen de namuslu mutemet ali rıza. yani bu liste uzar gider, kendisini hangi rolde hatırlamak isterseniz o kadar da seçenek vardır. yani "başka ülkede olsa oscar kazanırdı" diye boşuna söylenmiyor.
devamını gör...

