ben kaldırdım allahım sen zamansız indirme
havacılık camiasında bugün bile wright kardeşlere mi yoksa 17 aralık 1903'te 120 feet'de 12 saniye havada kalan pilot orville'e mi ait olduğu tartışılan dua cümlesi.
benim oyum orville'den yana, amcaoğlum ile beraber 4.cü sınıfa kadar polatlı'da aynı ilkokulda okumuşlar, o söyledi.
amcaoğlum yalan söylemez!
benim oyum orville'den yana, amcaoğlum ile beraber 4.cü sınıfa kadar polatlı'da aynı ilkokulda okumuşlar, o söyledi.
amcaoğlum yalan söylemez!
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
ama öyle halsizlik ve uzun süreli ciddi baş ağrısı şikayetiyle gittiğiniz devlet hastanesinde doktor sırası beklerken, öksüren, tıksıran, ayılan bayılan teyze ve amcaların durumundan kıllanarak kendi kendinize en az 7 dakika ''kalk oğlum kalk, iyisin sen, bi'şeyin yok. susuz kalmışsımdır, yorgun düşmüşsündür, kalk. güzel bi' yemek yer, çayını çorbanı içer kendine gelirsin, kalk hasta olma buralarda...'' şeklinde telkinde bulunarak kalkıp eve dönmüşsünüz de; akşamında ateşinizin yükselmesi ile birlikte yine kendi kendinize; '' b*k vardı gittin hastaneye, hasta değilken hastalık kaptın işte. zorla hasta ettin kendini, mal oğlu mal...'' şeklinde söylenerek içeriden yahut dışarıdan oldukça gürültülü bir şekilde kendi kendinize paranoyak hakaretlerde bulunmuşsunuz gibi bir günaydın değil elbet...
arabanıza binip, radyonun tuşuna dokunduğunuz an, çok sevdiğiniz bir şarkının introsunu duymuşsunuz gibi;
işyerinizde yemek molasında hesabı ödemeye gittiğinizde, cüzdanınızı bulamayıp kaybettiğinizi düşünerek üzülmüş de, ofise dönüp çekmecenizde cüzdanı görünce sevinmişsiniz gibi bir günaydın...
tesadüflü değil tevafuklu bir günaydın.
elzem bir günaydın...
ama öyle halsizlik ve uzun süreli ciddi baş ağrısı şikayetiyle gittiğiniz devlet hastanesinde doktor sırası beklerken, öksüren, tıksıran, ayılan bayılan teyze ve amcaların durumundan kıllanarak kendi kendinize en az 7 dakika ''kalk oğlum kalk, iyisin sen, bi'şeyin yok. susuz kalmışsımdır, yorgun düşmüşsündür, kalk. güzel bi' yemek yer, çayını çorbanı içer kendine gelirsin, kalk hasta olma buralarda...'' şeklinde telkinde bulunarak kalkıp eve dönmüşsünüz de; akşamında ateşinizin yükselmesi ile birlikte yine kendi kendinize; '' b*k vardı gittin hastaneye, hasta değilken hastalık kaptın işte. zorla hasta ettin kendini, mal oğlu mal...'' şeklinde söylenerek içeriden yahut dışarıdan oldukça gürültülü bir şekilde kendi kendinize paranoyak hakaretlerde bulunmuşsunuz gibi bir günaydın değil elbet...
arabanıza binip, radyonun tuşuna dokunduğunuz an, çok sevdiğiniz bir şarkının introsunu duymuşsunuz gibi;
işyerinizde yemek molasında hesabı ödemeye gittiğinizde, cüzdanınızı bulamayıp kaybettiğinizi düşünerek üzülmüş de, ofise dönüp çekmecenizde cüzdanı görünce sevinmişsiniz gibi bir günaydın...
tesadüflü değil tevafuklu bir günaydın.
elzem bir günaydın...
devamını gör...
osmanlı'nın bilinmeyen gelenekleri
ağırlıklı olarak 15. yüzyıl sonrası görülsede daha önce ki dönemlerinde de örnekleri görünen kuş evleri. cami, medrese kimi zamanda sivil mimarinin cephesini süsleyen bir unsur olmuş bu evler.

şimdilerde kuşları yaralayan o sivri demirlere nasıl ulaştığımızı bir türlü anlayamıyorum bu inceliği görünce.

şimdilerde kuşları yaralayan o sivri demirlere nasıl ulaştığımızı bir türlü anlayamıyorum bu inceliği görünce.
devamını gör...
türkiye iş bankası
türkiye cumhuriyeti devletinin ilk bankasıdır, ziraat bankası ise 1888 yılında 'menafi sandıklarının birleştirilmesiyle kurulmuş bir osmanlı bankasıdır.
ayrıca, türkiye iş bankasının %5 hissesi atatürk'te bulunan ve vefatının ardından atatürk'ün arzusu üzerine hissesinin chp'ye devredildiği bankadır.
ayrıca, türkiye iş bankasının %5 hissesi atatürk'te bulunan ve vefatının ardından atatürk'ün arzusu üzerine hissesinin chp'ye devredildiği bankadır.
devamını gör...
selahattin demirtaş
en buyuk hobisi daga cikmak, en buyuk hayali ülkeyi bölmek, en buyuk yetenegi magdur edebiyati yapmak, en buyuk idolu ise abdullah ocalan olan kisi olur kendileri...
devamını gör...
tanımı yazıp yazıp aman deyip silmek
ben yazarken nazım olsam bile ne fayda
çoğu insanın kılavuzu cehalet olduktan sonra diye düşündüren başlık .
çoğu insanın kılavuzu cehalet olduktan sonra diye düşündüren başlık .
devamını gör...
boş kağıt görünce gelen imza atma isteği
en son adıma senet düzenlenmişti. insanda istek bırakmıyorlar .
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
insanlar plân yapar, tanrı yukarıdan güler.
devamını gör...
yaratma kaprisi
carlo m. cipolla’nın alfa yayınlarından çıkan yelkenler ve toplar isimli kitabında yirmi üçüncü sayfada geçen bir tabirdir.
yaratıcı olmak elbette güzeldir. yaratıcılık bizi her alanda bir adım ileri taşıyacak itici güçtür. kabul ediyorum ki yaratıcılık olmadan gelişim de mümkün değildir. yeni şeyler ortaya çıkaran insanlar hangi alanda çalışıyor olursa olsun başımızın tacıdır. ve sizin de bu cümlenin devamında beklediğiniz gibi bu cümlelerin ardından gelen cümleler bir “ama” ile başlayacaktır.
ama (işte beklenen sözcük) nasıl ki her şeyin fazlası zarardır, yaratıcılığı bir kaprise çevirmek de bizim bazı çıkmazlara sokabilir. yaratıcı olmak için gereksiz çabalara girmek bir düzensizlik yaratmakla kalmayacak zamansız ve amaçsız bir kargaşaya da neden olacaktır.
kitapta anlatılan hikayede savaşlarda kullanılan toplar konusunda her komutan, her hükümdar yaratıcı olmak için uğraştığından dolayı bir standart yakalamadığı ve bunun zaman içinde büyük sorunlar doğurduğu anlatılıyor.
bunu her alanda görüyoruz aslında, hele ki eğitimde. her gelen bakanın yaratıcılık kaprisine kapılarak yeni bir sistem denemesi, daha iyisini yapacağına emin olduğu için eski sistemi kaldırıp yepyeni fikirlerle genç dimağları yerle yeksan etmesi aklımızda.
yaratıcılık kaprisine kapılmayıp bunu gerçekten ilerlemek için yapmaya başladığımızda her şey daha güzel olacak. ve insan güzel bir şey yaratacak.
yaratıcı olmak elbette güzeldir. yaratıcılık bizi her alanda bir adım ileri taşıyacak itici güçtür. kabul ediyorum ki yaratıcılık olmadan gelişim de mümkün değildir. yeni şeyler ortaya çıkaran insanlar hangi alanda çalışıyor olursa olsun başımızın tacıdır. ve sizin de bu cümlenin devamında beklediğiniz gibi bu cümlelerin ardından gelen cümleler bir “ama” ile başlayacaktır.
ama (işte beklenen sözcük) nasıl ki her şeyin fazlası zarardır, yaratıcılığı bir kaprise çevirmek de bizim bazı çıkmazlara sokabilir. yaratıcı olmak için gereksiz çabalara girmek bir düzensizlik yaratmakla kalmayacak zamansız ve amaçsız bir kargaşaya da neden olacaktır.
kitapta anlatılan hikayede savaşlarda kullanılan toplar konusunda her komutan, her hükümdar yaratıcı olmak için uğraştığından dolayı bir standart yakalamadığı ve bunun zaman içinde büyük sorunlar doğurduğu anlatılıyor.
bunu her alanda görüyoruz aslında, hele ki eğitimde. her gelen bakanın yaratıcılık kaprisine kapılarak yeni bir sistem denemesi, daha iyisini yapacağına emin olduğu için eski sistemi kaldırıp yepyeni fikirlerle genç dimağları yerle yeksan etmesi aklımızda.
yaratıcılık kaprisine kapılmayıp bunu gerçekten ilerlemek için yapmaya başladığımızda her şey daha güzel olacak. ve insan güzel bir şey yaratacak.
devamını gör...
54 kilonun üstündeki kadın
(bkz: peki bundan size ne olması)
devamını gör...
yazarların psikolojik durumları
yaklaşık 4 aydır borderline teşhisi ile başlayan tedavimi bugün itibariyle bırakıyorum. ilaçlar ve psikoterapi beni istemediğim noktalara götürdü. özellikle ilaçların etkileri beni eski halimden çok uzaklaştırdı. ben kural tanımaz, kendi doğruları üzerinden giden aksi, hayır demesini çok iyi bilen bir insandım. şimdi tam tersi bir insan oldum ve çok zarar gördüm. evden kaşarlık yapılıp kovuldum 5 parasız, herşeyi kabul eden bir insan oldum(insanlarla uğraşmamak için). hakkım yenmeye başladı. köpeğim bile beni dinlemez oldu. eskiden sıradışı bir insandım şimdi sıradan bir insan. eski halimi kimse sevmese bile ben seviyordum ve çok özledim. artık maddi sıkıntım yok. istediğim zaman istediğim yere gidebilme özgürlüğüne sahibim. eskiye döndüğüm an bana kazık atan insanlara yapamadıklarımı yapacağım. siz siz olun kendi kendinizi iyi edin. rixper, citoles, rivotril, gyrex sizlere elvada. merhaba eski ben.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
rum ortodoks kilisesi tarafından azize olarak nitelendirilen psikopat kadın. biliyoruz ki iktidar hırsı dediğimiz şey insanı zıvanadan çıkartıyor. türlü türlü rezilliklere imza atmasına sebep oluyor buraya kadar tamamım lakin bu kadının yaptıkları da yenilir yutulur cinsten değil. bir kere çok zeki bir kadın. asil bir aileden gelmenin gücünü de iyi kullanıyor. kocası öldükten sonra doğal olarak kral naibi oluyor çünkü oğlu henüz tahta çıkabilecek yeterlilikte değil. tak o esnada ilk hamlesini yapıyor. tehdit olarak gördüğü diğer asil ailelerden gelen savruk bir karşı çıkışın cezasını çok pis kesiyor. adamları keşiş olmaya zorluyor ve adamları ayağının altından çekiyor. garipler dünyevi işleri bırakıp uhrevi mevzulara dalıyorlar. bu çözümü ile birlikte kafasındaki tehlikeli ampulü de yakmış oluyor. mevzuyu din noktasına çektiğinde kimsenin sesinin çıkmadığını fark ediyor. hop bu seferde görevdeki patrik vefat edince kendi sekreterini patrik yapıyor. din kanalını parselliyor. sonra ikonoklast * manyaklığını ortadan kaldırıyor. bu sayede bizans sanatı biraz nefes alıyor * herhalde tek hayırlı işi bu olsa gerek. ama orada da manyakça metotlar sergiliyor dil kesmeler, göz oymalar falan. yani kadın göz dağı vermeyi çok iyi biliyor.
neyse efendim kadın o kadar cingöz ki, naipliğe devam ederken, o dönemde çıkarılan paraların ön yüzüne kendi resmini bastırıyor. oğlunun adını ise arka yüze yazdırıyor. paranın egemenlik sembolü olduğunu düşündüğümüzde verdiği mesaj açık ve net; buraların efendisi benim. oğlumu iplemeyin. ama zaman çabuk geçiyor. hanımefendinin oğlu büyüyünce bizim psikopat yetkileri devretmek istemiyor. oğlan ise annesinin gölgesinde geçen yılların acısını çıkartmak istiyor ama nafile. irene yine hızla hareket ederek, oğluna destek olanları bir güzel derdest ediyor. çoğunu da sürgüne gönderiyor. orduya da kendisinin ölümüne kadar oğlunun iktidarının tanınmayacağı yönünde yemin ettiriyor. ama bunlarda yetmiyor bizim manyağa. emin olamıyor bir türlü. beni öldürtüp tahta falan geçmesin bu ufaklık diyor ve oğlunu da tutuklattırıyor. işte orada insan yeter be kadın diye bağırmak istiyor. çünkü oğlunun taht iddiası kalmasın diye çocuğun gözlerini oyduruyor. anasın sen ana! ne yapıyorsun irene hanım diyecek bir babayiğitte çıkmıyor.
ez cümle; iktidar dediğiniz şey için evlat feda ediyorsunuz, kardeş öldürüyorsunuz, yığınla insanın anasını ağlatıyorsunuz topu topu 70 80 sene yaşayacaksınız ve bunun da hadi azamisinden hesaplayın 45-50 senesinde hüküm süreceksiniz. o kadar atraksiyona, korkuya, acıya, göz yaşına değer mi? değiyor sanıyorlar işte. o yüzden iktidara gelince abidik gubidik işlere imza atanları anlamaya çalışmak yerine oralarda güç zehirlenmesi yaşama ihtimaline karşı sınırlı süreli yetki devrinden şaşmamak gerek. yoksa işte haliniz ahvaliniz nice oluyor.
neyse efendim kadın o kadar cingöz ki, naipliğe devam ederken, o dönemde çıkarılan paraların ön yüzüne kendi resmini bastırıyor. oğlunun adını ise arka yüze yazdırıyor. paranın egemenlik sembolü olduğunu düşündüğümüzde verdiği mesaj açık ve net; buraların efendisi benim. oğlumu iplemeyin. ama zaman çabuk geçiyor. hanımefendinin oğlu büyüyünce bizim psikopat yetkileri devretmek istemiyor. oğlan ise annesinin gölgesinde geçen yılların acısını çıkartmak istiyor ama nafile. irene yine hızla hareket ederek, oğluna destek olanları bir güzel derdest ediyor. çoğunu da sürgüne gönderiyor. orduya da kendisinin ölümüne kadar oğlunun iktidarının tanınmayacağı yönünde yemin ettiriyor. ama bunlarda yetmiyor bizim manyağa. emin olamıyor bir türlü. beni öldürtüp tahta falan geçmesin bu ufaklık diyor ve oğlunu da tutuklattırıyor. işte orada insan yeter be kadın diye bağırmak istiyor. çünkü oğlunun taht iddiası kalmasın diye çocuğun gözlerini oyduruyor. anasın sen ana! ne yapıyorsun irene hanım diyecek bir babayiğitte çıkmıyor.
ez cümle; iktidar dediğiniz şey için evlat feda ediyorsunuz, kardeş öldürüyorsunuz, yığınla insanın anasını ağlatıyorsunuz topu topu 70 80 sene yaşayacaksınız ve bunun da hadi azamisinden hesaplayın 45-50 senesinde hüküm süreceksiniz. o kadar atraksiyona, korkuya, acıya, göz yaşına değer mi? değiyor sanıyorlar işte. o yüzden iktidara gelince abidik gubidik işlere imza atanları anlamaya çalışmak yerine oralarda güç zehirlenmesi yaşama ihtimaline karşı sınırlı süreli yetki devrinden şaşmamak gerek. yoksa işte haliniz ahvaliniz nice oluyor.
devamını gör...
empat olmak
(bkz: fringe)
devamını gör...
teyze vs hala
halam iyi ki yok,olsa da sevmezdim.birini sevmemem için baba tarafımda olması yeterli.teyzem de benden uzak olsun düşman başına.benim açımdan al birini vur ötekine dediğim versus.
devamını gör...
gürültüden korkmak
literatürde sonofobi, akustikofobi, fonofobi, ligirofobi gibi farklı türlerle ortaya çıkan, belirli seslerden korkma rahatsızlığı.
havai fişek, trafik gürültüsü, kapı çarpması, patlama gibi yüksek sesler bu gruba girerken, bazı durumlarda kişi kendi sesinden dahi korkabilir. hatta bu tür fobilere sahip kişi, karşısında bir balonu patlatacak gibi yapmanız ve patlatmamanız durumunda bile, çıkabilecek yüksek ses nedeniyle paniğe kapılır.
havai fişek, trafik gürültüsü, kapı çarpması, patlama gibi yüksek sesler bu gruba girerken, bazı durumlarda kişi kendi sesinden dahi korkabilir. hatta bu tür fobilere sahip kişi, karşısında bir balonu patlatacak gibi yapmanız ve patlatmamanız durumunda bile, çıkabilecek yüksek ses nedeniyle paniğe kapılır.
devamını gör...
güzel kadınların yakalandıkları tanrıça sendromu
bazen oluyor.
sonra geçiyor.
zararsız bir şey.
öyle kendi kendime.
sonra geçiyor.
zararsız bir şey.
öyle kendi kendime.
devamını gör...
peter singer
avustralyalı bioetik ve etik felsefesi profesörü, hayvan hakları savunucusu ve yazar. yaşayan en etkili 50 filozoftan biri, yaşayan en etkili etikçi olarak biliniyor.
1975te yazdığı, hala en ünlü olan kitabı (bkz: animal liberation (kitap)) bir dönem "hayvan hakları hareketinin kutsal kitabı" olarak nitelendirilmiş, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin kısıtlanması, vb. aksiyonlarda önemli rol oynamış.
üzerinde yoğunlaştığı diğer konular ise ekstrem yoksulluk (ing: extreme poverty) ve "effective altruism*". singer bu konularda temelde her insanın ekstrem yoksulluk yaşayan insanların hayatını iyileştirmek için "en etkili" şekilde çalışmak sorumluluğunda olduğunu savunuyor.
açıkçası benim de kendimi daha yakın ve ilgili hissettiğim konular bu son bahsettiklerim. ben de henüz kendisinin sadece (bkz: the life you can save (kitap)) kitabını ve project syndicate'taki birkaç yazısını okudum ama okumaya devam etmeyi planlıyorum.
*effective altruism'in doğru türkçe karşılığını bilen bir yazar benimle paylaşırsa çok sevinirim.
edit: her ne kadar tam karşılık olmasa d "etkili diğerkamcılık" olarak çevrilebilirmiş - teşekkürler nikiforenko
1975te yazdığı, hala en ünlü olan kitabı (bkz: animal liberation (kitap)) bir dönem "hayvan hakları hareketinin kutsal kitabı" olarak nitelendirilmiş, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin kısıtlanması, vb. aksiyonlarda önemli rol oynamış.
üzerinde yoğunlaştığı diğer konular ise ekstrem yoksulluk (ing: extreme poverty) ve "effective altruism*". singer bu konularda temelde her insanın ekstrem yoksulluk yaşayan insanların hayatını iyileştirmek için "en etkili" şekilde çalışmak sorumluluğunda olduğunu savunuyor.
açıkçası benim de kendimi daha yakın ve ilgili hissettiğim konular bu son bahsettiklerim. ben de henüz kendisinin sadece (bkz: the life you can save (kitap)) kitabını ve project syndicate'taki birkaç yazısını okudum ama okumaya devam etmeyi planlıyorum.
*effective altruism'in doğru türkçe karşılığını bilen bir yazar benimle paylaşırsa çok sevinirim.
edit: her ne kadar tam karşılık olmasa d "etkili diğerkamcılık" olarak çevrilebilirmiş - teşekkürler nikiforenko
devamını gör...
philocalist
yunanca kökenli bir sözcüktür. güzel şeyleri keşfeden ve güzel şeyleri seven kimseler anlamına gelmektedir.
-bazen bir ruhu bazen bir manzarayı güzel buluruz. ruhu keşfetmenin güzelliğini tadarken, o güzel manzaraya bakmak ise belki hayatta en heyecan verici şeydir.
-bazen bir ruhu bazen bir manzarayı güzel buluruz. ruhu keşfetmenin güzelliğini tadarken, o güzel manzaraya bakmak ise belki hayatta en heyecan verici şeydir.
devamını gör...
kitap okurken verilen molalar
ders çalışırken verilen molalar ile boy ölçüşemez.
devamını gör...
kül tigin bilge kağan ve tonyuyuk ile eve çıkmak
eve çin malı eşya getirmeniz halinde bazı sıkıntılara sebebiyet verecek durum.
devamını gör...