kurtlar vadisi çakır 43'te vuruluyor 45'te ölüyor
devamını gör...

"daha ne kadar kötü olabiliriz?" diye ne zaman sorsam cevabını acı bir şekilde alıyorum. adıyaman eski belediye mezarlığı’nda, 2-3 günlük olduğu sanılan yeni doğmuş bebek, canlı canlı toprağa gömülü bulunmuş. bu nasıl bir vicdansızlık, şerefsizlik, alçaklık, zalimliktir? eğer bir tanrı varsa umarım cezanızı verir.


adıyaman eski belediye mezarlığı’nda vicdanları sızlatan bir olay yaşandı. 2-3 günlük olduğu sanılan yeni doğmuş bebek, canlı canlı toprağa gömüldü. mezarlığın yanında bulunan okulun öğrencileri şehitler için dua etmeye geldikleri mezarlıkta bebeğin ağlama sesini duydu.
sese doğru ilerleyen lise öğrencileri, vücudu toprağın altında olan bebeğin dışardaki ayaklarını gördü. toprağı eşeleyen öğrenciler kız bebeği topraktan çıkarttı. mezarlık görevlisinin cuma namazına gittiği esnada gömülmeye çalışıldığı tahmin edilen bebek, olay yerine gelen sağlık görevlileri tarafından ambulansla adıyaman eğitim ve araştırma hastanesi çocuk hastalıkları hastanesine kaldırıldı. bebek ilk müdahalenin ardından yoğun bakım sevisine kaldırıldı.
bebeği bulan ve gözyaşlarına boğulan lise öğrencileri olay yerine gelen polis ekiplerine durumu anlattı.
“tek ayağı topraktan çıkmış şekilde ağlıyordu”
bebeği bulan lise öğrencisi esranur yücedağ yaşadıklarını anlatarak, “biz okuldan öğlen arasına çıktık. şehitlerin mezarını ziyaret edip, dua okumak için mezarlığa geldik. buradan geçerken, ağlama sesini duyduk. zor nefes alıyordu. bizde hemen gelip baktık. bebek tek ayağı çıkmış şekilde ağlıyordu. biz de hemen toprağı kazdık. bebeği çıkarttığımızda bebek titriyordu. en fazla 2-3 günlüktü. üzerinde zıbın vardı. canlı canlı gömülmüştü” dedi.
diğer öğrenci nisanur yüce ise “ağlama sesi duyduk buralara geldik. ayak gördük, korktuk ilk başta. sonra üzerini açtık nefes alıyordu. sonra topraktan çıkarttık. üstünü lacivert bir pijama ile örtmüşlerdi. çıkarttığımızda titriyordu, sonra arkadaşı gönderdik birilerini çağırdı” diye konuştu.
mezarlık görevlisi mustafa doğan ise cuma namazında olduğu esnada olayın yaşandığını ve bir şey görmediğini söyledi. polis ekipleri şüphelinin tespiti için çalışma başlattı. (iha)


buradan
devamını gör...

bu giri #362694 no'lu tanıma cevaben girilmektedir. aslında direkt mesaj atardım ilgili arkadaşa ama "bilimin gölgesine sığınıp kendi ahlaki yargılarımı etrafa saçmakla" itham edildiğim için buraya yazmaya karar verdim.

ben bir bilim insanı olarak, bilime sığınmak derken neyi kastediyorsunuz onu pek anlayamadım? biz bir şeyi bilimle açıklayamayacaksak neyle açıklayalım? bilimsel verileri paylaşarak ortada bir tartışma ortamı yaratmak isterken "bastırılmış kadınlık" ile itham olundum. #207358 no'lu bir tanımımda cinselliğin ne denli önem arz ettiğini kısaca anlatmıştım. burada kendimi anlatacak değilim. kimsenin libido ölçerliğini de yapmıyoruz burada.

tanımımı eleştirebilirsiniz ama kişisel olarak kadınlığıma laf söyleyemezsiniz efendim. teşekkürler.
devamını gör...

bir osmanlı subayı olan mustafa kemal atatürk'ün, düşman işgâline uğradığını gördüğü vatanını kurtarma mücadelesi verme kararı alarak, şerefli mesleğinden ve hayatından bu uğurda vazgeçerek çıktığı meşakkatli yolda milleti için attığı kutlu adımın tarihidir, gençlerimizin ve milletimizin millî bayramıdır. bayramımız kutlu, yüreklerimiz umutlu, yarınlarımız muştulu olsun.
devamını gör...

meteoroloji diyebilirim kendi adıma. gerek sitelere ödediğim üyelik bedelleri, gerek satın aldığım kitaplar, gerek istasyon kurmak için harcadıklarımı üst üste koyarsam 15 senede herhalde 5000$'a yakın harcamışımdır.
bilim, uğruna harcanan her kuruşu sonuna kadar hak etmiştir bence.
devamını gör...

--- alıntı ---

gözler her şeyi göremez, gönül bunun içindir

--- alıntı ---
bazen bir bakışından bazen sarıldığında saçlarını koklamasından , bazen konuşmayıp uzun uzun susuşlarından anlarsınız. bazen de sadece hissedersiniz gönlünüzle, en özeli de o değil midir zaten
devamını gör...

edebiyatı edebiyat yapan edebiyattır.
devamını gör...

biberini yemeyeceksen git pilav ye diye tepki gördüğümüz doğru, fakat aynı tat değil ki. özellikle nimet o nimet diye baskılar da görmedik değil.
o kadar seviyorsanız bizim biberleride siz alın da üstümüze gelmeyin artık. ne kadar uğraşsam da nafile o yeşilimsi kaplamayı yiyemiyorum.
benim için biberi daha çok içi dışarıdan gelecek etmenlere karşı koruyan bir zırh görevi görüyor.
devamını gör...

iyi ve kötü.
devamını gör...

günaydın sözlük,
uzun zaman sonra ilk defa rahat uyudum bu gece... hayat, kabullenme ile güzelleşiyormuş...
gerçekleri inkar ederek ya da isyan ederek hiçbir şey değişmiyormuş meğer...
inkar etmek, güneş doğduğunda "güneşi sevmiyorum, güneş diye bir şey yok hani her yer karanlık" demek gibi bir şey..
sen sevmesen de o güneş doğacak, sen sevmesen de o insanlar, böyle davranmaya devam edecek..
tülay kök: "insanlar, mevsimler gibidir, yani değişmezler, yazın offf niye bu kadar sıcak diye şikayet etmek, anlamsızdır zira yaz, sıcak bir mevsimdir ve sen bunu bilirsin ve ona göre önlemini alırsın, klimanı açarsın vb." demişti.
önce taşları yerli yerine koymak, sonra ilerlemek mümkün olabiliyormuş..
öncelikle, düşüncelerimi organize etmeyi öğrendim ki sürekli aklıma gelip beni rahatsız etmesinler..
düşüncelerimi ikiye ayırdım: kontrol edebildiğim şeyler ve kontrol edemediklerim şeyler ile ilgili düşünceler..
kontrol edemediklerimin başında, insanların davranışları geliyor, o zaman niye onlara bağlı bir hayat yaşayayım ki..
ben kendi kontrolümde olanlara odaklanayım dedim, kontrol edebileceğim şeylerden biri de onların davranışları karşısında benim hamlemdir..
onlar değişmiyorsa, benim hamlemi değiştirmem gerekiyor diye düşündüm..
en ufak bir hamle değişikliği, denklemlerin bozulmasına yol açıyor..
bu da bir şeyleri değiştirme gücünün insanın kendi içinde olduğunu fark etmesini sağlıyor...
sabah sabah çenem ne düşmüş ya... neyse, uzun zaman sonra iyi bir uyku çekince enerjim tavan...
işin özü dostlar, kontrol edebildiklerimizi ve edemediklerimizi belirleyip içimizdeki cesaretle hayata atıldığımız güzel bir gün olmasını diliyorum...
devamını gör...

3 ay kadar sonra tekrar döndüğüm sözlüktür.
bu 3 ayda oldukça fazla alternatif denemiş birisi olarak, tecrübe ile sabittir : ne kadar kaliteden şikayet etsem de, buradan daha kaliteli bir ortamı olan sözlük de ne yazık ki yok.

bu 3 ayda ben sözlüklerden ne istediğimi de öğrenmiş oldum.
sözlük = kütüphane değil. (değilmiş)

önemli olan mizahı da bilgiyi de tek potada eritmek.
kafada da bu var.

ben buradan giderken, diğer yazarlar gibi uzun uzadıya tanımlar bırakmadım, insanlara özel mesaj atarak saf tutturmadım.
yönetime yazarak sessiz sedasız çektim gittim.

ama görüyorum ki benden sonra burada çok şeyler değişmiş. tasarımlar değişmiş, radyo almış başını gitmiş, dergi gelmiş.
hala reklamsız, küfürsüz kalınması konusunda yönetim kararlı durmuş, troller birbir uçurulmuş.

kendimin de dahil ederek, bazen biz yazarların da fazla şımarık davrandığını düşünüyorum.
nedir abi bi sözlükten beklentin? biz kafamızdaki küçük dünya gibi olsun istiyoruz sözlük.
halbuki burada ben giderken 3 bin yazar vardı, şimdi 6 bin olmuş.
bu kadar insanla başa çıkmak ne derece kolay?

bir de bu kadar yazara rağmen çizgiyi bozmamak esas mesele bence.
bozmamışlar işte, uzatmaya gerek yok.

aha kapı aha sapı.
ben geldim, belki ben gelirken bazıları da bambaşka düşüncelere gark olmuş gidiyorlardır.
doğal olan da budur. önemli olan sözlükte benden 6 bin tane daha olduğunun farkına varmak.

uludağ gibi çük ve vajina üzerine kurulmuş sözlük ya da kulzos gibi 50 kişinin tekelinde bir sözlük olmaktansa kafa sözlük gibi sürekli üzerine koyan bir sözlüğü tercih ederim.

muck the system manifestosu
devamını gör...

bakire yada bakire olmayan sevmişsem herşeyiyle onu kabul etmişim demektir. mutluysa bana huzur veriyorsa tabiki de evlenirim.
devamını gör...

amaç ne acaba merak ettim. gerçekten bunu yapanlar çok. sandığınız gibi öyle konuşurken keyif almıyoruz haberiniz olsun.
devamını gör...

tanımlarımı okumadan oyladığınız zaman üzülüyorum. bi' okuyun severseniz oylayın.
devamını gör...

maalesef ülkemizde bunun ortası yok. ya hiç söylemezler söyledilermi de anasını ağlatırlar bişey kalmaz ortada. liselerin litaritüre eleştiri ile alakalı bir ders koymaları gerekiyor.
devamını gör...

kedilerin içinde su içerisinde en yetenekli olanıdır.
devamını gör...

insandır. insan olmanın ne olduğunu anlamaya çalışan özel bir ruhtur.
tanımlar da rezil etmişsiniz adamları nedir bu öfke edebiyat severlere anlamadım. höt höt yaşayacak kadar basit bir dünyada mı yaşıyoruz. sadece iç güdülerimizi takip edip yaşamak ne kadar doğru. bu bizi ne kadar insan yapar? dünyayı daha geniş görenlere saygıyla eğiliyorum.

edebiyatla ilgilenen erkek candır.
devamını gör...

yaşamak için birkaç yaprağının kalması yeter:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gel sözlük gel.
börekler peynirli, çünkü bence börek peynirli olur.
ben trabzonluyum, ben ne dersem o.
öyle nazlı müşteri çekmem.
yalnız, börekler öyle böyle değil, çok lezzetli,
kendim yaptım diye demiyorum.
ona göre gelin,
hatta hemen gelin,
bekleyemem de.

kuzguncuktaki vişne
bana şöyle güzelinden iyisinden hasından vişne ver. vişne bu zamana kalmaz ama sen benim için dondurucuya atmışındır.
ablam gelir diye düşünmüşsündür.
reçel yapmalık istiyorum,ona göre.

ıvanmılınskı ben kır çiçeği istiyorum
mevsimlik olanlardan, masalara koyacam tam köy konsepti olsun diye. o yüzden, bana allengirli gül goncaları gösterme lütfen. gelicem birazdan.

kaşkalnikov nasıl anlatsam, mavinin koyusu,
lacivertin açığı şal arıyorum.
ne çok parlak olsun ne çok mat.
var mı elinde?
yoksa da ayarla olur mu?
ben ne istediğimi biliyorum, kararsız müşteri değilim. bilinçliyim.
sende ara bul bi zahmet.
uğrarım ben ona göre.

domestic hıyar senden de yarım kilo salatalık alacam. anca tüketiyoruz biliyon mu? çocuklar yemiyor netçen.

kalan esnaf,
beni gördünüz de mi?
bende sizi gördüm.
biliyorum gene çok hoşum çok güzelim.
o sizin hoşluğunuz, güzelliğiniz ayrıca.
neyyyyyse,
ben öyle her şeyi bir günde alamam.
sizde almayın.
kalan günlerede kalsın.
ne yani yarın ölecekmiş gibi her şeyi bir günde bitirmeyelim.
uğrayacam ben ilk fırsatta.
hadi iyi işler.
devamını gör...

mary nin annesi çok ilginçti, ağzından sigara düşmüyor, marketten hırsızlık yapıyor, yenilmeyecek yiyecekler hazırlıyor; çocuk istismarı ve kötü yetiştirilmesi konusunda zirvede sanırım; gerçi farklı filmlerde daha farklı kötü anne ve babalar vardı; şu an hatırladığım "breaking bad" dizisinde jesse karakteri sıska kod isimli kişiden uyuşturucuları ve paraları alan keş karı kocayı bulup onlardan parasını almaya çalıştığı sırada evde fakr-ü zaruret içinde yaşamaya çalışan çocuğu görüyor ve çocuğa anne ve babası ile olan genelimi yansıtmamaya çalışıyor; ardından kadın kocasının başına atm makinesi düşürüp öldürüyor; jesse bu durumda çocuğu gözünü kapatıp dışarı çıkartıyor ve 911 arayıp olayı bildiriyor;; hemen bu sahne öncesi, jesse kaldırımda beklediği sırada, kaldırımda ki bir böceği görüp onun yaşaması için yardımcı oluyor, arkadaşı sıska gelip böceği ezip öldürüyor.
konu sanki "breaking bad" dizisine ve jesse karakterine taşındı ama, dizi bir suç filmi olmasına rağmen, aralarda verdiği mesajlar açısından inanılmaz güzel bir dizi idi,
mary ve max e gelince; bazı konulara sanki abartarakta olsa parmak basmış ama sanki kimi yerleri de zorlama olmuş gibi; max karakterinin çok rahat davranması gaz çıkartması gibi sahneler çok mu gerekli idi sanki; birde başka filmlerin sosyal mesaj anlamında bu filmden daha başarılı olduğunu düşünüyorum, filmin içinde yahudilik ile ilintili bir şey olunca gereksiz abartılmış olabileceğini düşünüyorum; yani film in ismi mary ve max değilde, mary ve resul (müslüman bir karakter) olsa idi, değerlendirmeye dahi giremezdi diye düşünüyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim