zeybekiko
en basit hali ile yunanlıların oynadığı zeybek. ben zeibekiko yazmayı daha çok severim ama başlık türkçe haline daha çok yakın bu hali ile, böyle kalsın, olsun.
benim gibi iki taraf arasında sıkışıp kalmış, kendini arşipel'e ait hisseden herkesin seveceği bir kavram aynı zamanda.
bunda da bir erkek* var oynayan, yine tanıdık ezgiler, hareketler. bu tarafta işin rengi biraz daha kahramanlık, vatan sevdası olayına bulaşmış o kadar. karşı tarafta ise yine maço figürler var, alkol var, yine tek başına 10 kişiyi dövecek insan özgüveni var.
allahın diğer kullarının içine "bakın da halinize şükredin" dediği bendeniz için ise bir çıkış, kaçış, kendini bulma dansı bu taa ergenliğimden beri. tabii o zamanlar şimdi olduğum kadar bilgili değildim, aşk acılarım, sevdalarım çok körpe idi ama yine de benlikti. bunu o zaman anlamıştım.
ben bu dansı yaparken tamamen saf ben oluyorum ancak, hani "ermek" vardır ya, hah! ben eriyorum işte oynarken! ne derdim kalıyor ne başka bişi gözüm görüyor, öyle manyak bir hâl.
yarımada'mın, xios ve lesvos adalarımın tüm zeybek ve zeybekiko'larına selam olsun, bana "oyna hadi, sana yakışıyor" diyen tüm kadınlarıma da yanımda oldukları her an için ayrıca teşekkür ederim.
bana yakışan, üstümde eğreti durmayan nadir şeylerden biri bu, o bana sahip çıktığı kadar ben de ona sahip çıkacağım.
alkole, yaz gecelerine, buzukiye, kadınlara ve açtıklara yaralara and olsun!
evdoksiya zeybeği / manos loizos
roza / dimitris mitropanos babam.
en güzel hallerinden biri, ben / alaniaris halim.
benim gibi iki taraf arasında sıkışıp kalmış, kendini arşipel'e ait hisseden herkesin seveceği bir kavram aynı zamanda.
bunda da bir erkek* var oynayan, yine tanıdık ezgiler, hareketler. bu tarafta işin rengi biraz daha kahramanlık, vatan sevdası olayına bulaşmış o kadar. karşı tarafta ise yine maço figürler var, alkol var, yine tek başına 10 kişiyi dövecek insan özgüveni var.
allahın diğer kullarının içine "bakın da halinize şükredin" dediği bendeniz için ise bir çıkış, kaçış, kendini bulma dansı bu taa ergenliğimden beri. tabii o zamanlar şimdi olduğum kadar bilgili değildim, aşk acılarım, sevdalarım çok körpe idi ama yine de benlikti. bunu o zaman anlamıştım.
ben bu dansı yaparken tamamen saf ben oluyorum ancak, hani "ermek" vardır ya, hah! ben eriyorum işte oynarken! ne derdim kalıyor ne başka bişi gözüm görüyor, öyle manyak bir hâl.
yarımada'mın, xios ve lesvos adalarımın tüm zeybek ve zeybekiko'larına selam olsun, bana "oyna hadi, sana yakışıyor" diyen tüm kadınlarıma da yanımda oldukları her an için ayrıca teşekkür ederim.
bana yakışan, üstümde eğreti durmayan nadir şeylerden biri bu, o bana sahip çıktığı kadar ben de ona sahip çıkacağım.
alkole, yaz gecelerine, buzukiye, kadınlara ve açtıklara yaralara and olsun!
evdoksiya zeybeği / manos loizos
roza / dimitris mitropanos babam.
en güzel hallerinden biri, ben / alaniaris halim.
devamını gör...
demet evgar
demet evgar başarılı bir oyuncu,onu, aile arasında filmiyle bir assolisti (solmaz) canlandırdığında güçlü sesiyle de tanıdık.bu film, oyuncu kadrosu ve onların çizmiş olduğu sağlam karakterlerle tekrar tekrar izledikçe daha bir sevdiklerimden.

bir kadın bir erkek bence evgar’ın performansını sergilemek açısından yeterli değil; 39 basamak oyununu izlerken karar verdim buna.

onu oyunun dur durak dinlemeyen hızına yetişmiş karakterden karaktere girerken bir yandan da diğer oyuncularla birlikte seyircinin gözü önünde dekoru değiştirirken görebilirsiniz.diğer oyunlarını da mutlaka takip etmek isterim.
*kocaman gözlerini devire devire cips yemesi bile reklamı izlettiriyor, öyle değil mi :) .

bir kadın bir erkek bence evgar’ın performansını sergilemek açısından yeterli değil; 39 basamak oyununu izlerken karar verdim buna.

onu oyunun dur durak dinlemeyen hızına yetişmiş karakterden karaktere girerken bir yandan da diğer oyuncularla birlikte seyircinin gözü önünde dekoru değiştirirken görebilirsiniz.diğer oyunlarını da mutlaka takip etmek isterim.
*kocaman gözlerini devire devire cips yemesi bile reklamı izlettiriyor, öyle değil mi :) .
devamını gör...
evine gelen aşı ekibini reddedip corona olup ölen kadın
benim yengem aşı olduktan 1,5 ay sonra öldü. herhalde türkiye'de ilk aşı olanlardan. kadın aşı olduktan sonra bir süre halsiz, kırgın ve hasta gibiydi. sonra tam toparladı dedik fenalaştı hastaneye kaldırıldı ve 1 hafta sonra öldü. söyleyeceklerim bu kadar.
insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
insanların kendi tercihi aşı olurlar ya da olmazlar. sanki aşı olanlar hastalanmıyor, ölmüyor gibi davranılması ilginç. her şeyi geçtim ölmüş abi insan ölmüş, bir ocak sömüş, bir nefes durmuş, bir çok yüreğe kor düşmüş... yazık gerçekten çok yazık... neyse...
devamını gör...
kürtajın yasaklanması gerekliliği
yahu bre cahil. sa-na-ne, si-ze-ne. ulan sanki ülkede doğana ekmek verebildik doğanı adam gibi yaşatabildikte bir de doğmayan üzerinden laf söylemeye çalışıyoruz. gel de çıldırma şu memlekette. kaç tane insan ailesi yüzünden psikolojik problemlerle boğuşup genç yaşta hayata küsüyor, kaç tane genç en başta ekonomi olmak üzere farklı sebeplerle ölmek istiyor, ulan kaç tane insan genetik hastalıklar yüzünden per perişan bunu biliyor musunuz? ha mesele günah olması filansa yine sa-na-ne. herkesin dini kendine. yaratıcı mı oldun da ona buna laf söyleme yetkisini buluyorsun kendinde.
devamını gör...
yazarlardan çaylaklara tavsiyeler
estağfurullah onlar bana tavsiye versin. ben kimim ki?
devamını gör...
kişisel gelişim kitapları zırvalığı
gerçek bilime, psikiyatri, psikoloji, fizik, matematik vs. önem verilmediği zamanlarda bunların yerine çıkan "sahte bilim" zırvalıklarıdır.
modern insanı inandırmak uğruna, kuantum fiziğini dahi kullanırlar.
modern insanı inandırmak uğruna, kuantum fiziğini dahi kullanırlar.
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
ınsanlarin egitim duzeyinden,
kitap okunma oranindan,
suc oranlarindan,
cevre temizliginden,
ısleyen trafik duzeninden,
sokakta yuruyen insanlarin hal ve hareketlerinden,
ınsanlarin hayvanlara ve agaclara olan yaklasimindan anlasilabilir.
kitap okunma oranindan,
suc oranlarindan,
cevre temizliginden,
ısleyen trafik duzeninden,
sokakta yuruyen insanlarin hal ve hareketlerinden,
ınsanlarin hayvanlara ve agaclara olan yaklasimindan anlasilabilir.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
cafe'de yalnız başına oturan kişi.
bakış açısına göre değişir!
bilgeye göre - düşünür.
cahile göre - tekinsiz.
aptala göre güvensiz.
aşığa göre - yaralı.
duygusala göre-masum.
resmiyette - potansiyel suçlu.
yaşlıya göre-avare.
gence göre-tehlikeli.
liste uzar gider, belkide aslında aradığı birazcık iç sessizlik iç huzurdur, aslın'da yalnızlık bazrn hürriyeti.
rahat bırakın şu yalnız takılan şahısları, şahsen en sevdiğim aktivitedir, hoş bir mekan'da birbaşıma oturup zaman geçirmek.
bakış açısına göre değişir!
bilgeye göre - düşünür.
cahile göre - tekinsiz.
aptala göre güvensiz.
aşığa göre - yaralı.
duygusala göre-masum.
resmiyette - potansiyel suçlu.
yaşlıya göre-avare.
gence göre-tehlikeli.
liste uzar gider, belkide aslında aradığı birazcık iç sessizlik iç huzurdur, aslın'da yalnızlık bazrn hürriyeti.
rahat bırakın şu yalnız takılan şahısları, şahsen en sevdiğim aktivitedir, hoş bir mekan'da birbaşıma oturup zaman geçirmek.
devamını gör...
anatolian rock revival project
türkçesi "anadolu rock'ı diriltme projesi" olan bir youtube kanalı. 70-80'lerin anadolu rock plak kayıtlarını toparlayıp bunlara harika illüstrasyonlar üreterek mükemmel bir iş çıkartmaktadır.
youtube kanalı
ayrıca
(bkz: bir eylül akşamı)
youtube kanalı
ayrıca
(bkz: bir eylül akşamı)
devamını gör...
normal sözlük belgesel veri tabanı
türkiye siyasi tarihine ilgisi olanlar için mehmet ali birand’ın hazırlayıp sunduğu belgesel serisi. tabi ki tek başına hazırladı demiyorum. hepsi birlikte 1930’lardan 2003’e kadar olan dönemi çerçeveliyor.
serinin ilk belgeseli “demirkırat”. can dündar ve bülent çaplı ile birlikte hazırlanmış bir belgeseldir. çok partili döneme geçiş ve demokrat parti dönemini irdeler. 27 mayıs darbesi ve adnan menderes’in idamı ile son bulur.
ikincisi “12 mart: ihtilalin pençesinde demokrasi : önceki belgeselin bittiği yerden başlar ve yine idamlar ile biter.
üçüncüsü “12 eylül” : 72 ile 83 yıllarını konu edinir. tabi ki başta 12 eylül darbesi olmak üzere.
dördüncüsü “özallı yıllar” : isminden anlaşılacağı gibi, özal’ın dönemini, 1979 ile 1993 arasını anlatmakta.
ve beşincisi “son darbe 28 şubat”: 93’ten, şimdiki iktidarın başa geldiği 2003 yılına kadar olan dönemi konu alıyor.
kaliteli belgesellerdir. artık bu tarz belgesel pek yapılmıyor ülkede. ülke hep çalkantılıymış ama en azından fikri özgürlük şu an ile kıyaslanamayacak seviyede yukardaymış.
serinin ilk belgeseli “demirkırat”. can dündar ve bülent çaplı ile birlikte hazırlanmış bir belgeseldir. çok partili döneme geçiş ve demokrat parti dönemini irdeler. 27 mayıs darbesi ve adnan menderes’in idamı ile son bulur.
ikincisi “12 mart: ihtilalin pençesinde demokrasi : önceki belgeselin bittiği yerden başlar ve yine idamlar ile biter.
üçüncüsü “12 eylül” : 72 ile 83 yıllarını konu edinir. tabi ki başta 12 eylül darbesi olmak üzere.
dördüncüsü “özallı yıllar” : isminden anlaşılacağı gibi, özal’ın dönemini, 1979 ile 1993 arasını anlatmakta.
ve beşincisi “son darbe 28 şubat”: 93’ten, şimdiki iktidarın başa geldiği 2003 yılına kadar olan dönemi konu alıyor.
kaliteli belgesellerdir. artık bu tarz belgesel pek yapılmıyor ülkede. ülke hep çalkantılıymış ama en azından fikri özgürlük şu an ile kıyaslanamayacak seviyede yukardaymış.
devamını gör...
şahan gökbakar
kendi adıma, günlerdir verdiği mücadele için kocaman teşekkür ettiğim, orman yangıları ile alakalı yayınlarını yakından takip ettiğim komedyen.
ek olarak, yayınlarda, yapılan ihmalkarlıklar için çok şey söylemek istiyor da, mecbur tutuyor dilini.
ek olarak, yayınlarda, yapılan ihmalkarlıklar için çok şey söylemek istiyor da, mecbur tutuyor dilini.
devamını gör...
yaşamaktan yorulmak
yaşamaktan değil de yaşayamamaktan yorulduk. gün geçsin diye saat tutmaktan, oh bugün de bitti diye yatmaktan, ay sonunu nasıl getireceğim diye telaşlanmaktan yorulduk.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bilmem, belki de her şey bambaşkadır...
devamını gör...
iki satırda derdini anlat
hayat kısa,
kuşlar da mutluluktan uçmuyor zaten.
kuşlar da mutluluktan uçmuyor zaten.
devamını gör...
z kuşağının genellikle dinsiz olması
çok kez ateistliğin kıyısından geçmiş biri olarak kendi adıma yazacak olursam etrafımdaki dindarların(!) aşırı yobaz olması ve tecavüzcü hocalardan, toplumda saygı görmek için hacca gidenlere dine sığınarak insanların özel hayatına karışanlar beni çok etkilemişti ve malum diyanete verilen bütçenin eğitimin ve sağlığın çok üstte olması devlet adamlarının sürekli dini kullanması da beni dinden soğutan etkenler arasındaydı.
.
not: ateist değilim.
.
not: ateist değilim.
devamını gör...
uzanıp yatmak dışında her şeyin anlamsız gelmesi
depresyonun alternatif bir tanımı olabilecek tanım.
devamını gör...
kavga esnasında dolu damacana fırlatan kadın
selin onbaşı
devamını gör...
there will be blood
benim için d-day lewis'ın tanrılaştığı sahnesi tam olarak şu sahnedir. "i have a competition in me"diyene kadarki ve dedikten sonraki bölüm anlatılmaz sadece alkışlanır.
bu arada görsele dikkat.
acının tatlı tebessümü bu değilse nedir?*
bu filmi ilk seyrettiğimde kendime bir görev addetmiştim. "film boyunca daniel day lewis kendi suretine dönecek, onun yüzünde 'işte bu daniel day lewis yakaladım' diyebileceğim bir ifade yakaladığım anda bir puan yazacağım"
filmi puan yazamadan bitirdim. ses tonu, kılık kıyafet, surat ifadesi derken role girmeyip bize daniel plainview'ın kanlı canlı bir yerlerde olduğunu ve yaşadığını göstermiştir.
adam yüzünü, ifadesini! değiştirmiş. böyle bir şey makyaj olmadan nasıl mümkün olabilir akıl almıyor. one flew over the cuckoo's nest'te jack nicholson oyunculuk gösterisi yapıp tarihi ve eşi benzeri olmayan bir performans gösterirken, bu filmde daniel plainview diye bir şahsiyeti seyredip, o kişinin hayatını seyrediyorsun. ortalıkta d-day lewis diye bir oyuncu yok. gerçekten akıl alır gibi değil.
son olarak javier bardem diğer tarafta* olmasa paul dano zaten oscarı almış bile. onun da muhteşem oyunculuğuna ayrıca şapka çıkarıyoruz.
bu arada görsele dikkat.
acının tatlı tebessümü bu değilse nedir?*bu filmi ilk seyrettiğimde kendime bir görev addetmiştim. "film boyunca daniel day lewis kendi suretine dönecek, onun yüzünde 'işte bu daniel day lewis yakaladım' diyebileceğim bir ifade yakaladığım anda bir puan yazacağım"
filmi puan yazamadan bitirdim. ses tonu, kılık kıyafet, surat ifadesi derken role girmeyip bize daniel plainview'ın kanlı canlı bir yerlerde olduğunu ve yaşadığını göstermiştir.
adam yüzünü, ifadesini! değiştirmiş. böyle bir şey makyaj olmadan nasıl mümkün olabilir akıl almıyor. one flew over the cuckoo's nest'te jack nicholson oyunculuk gösterisi yapıp tarihi ve eşi benzeri olmayan bir performans gösterirken, bu filmde daniel plainview diye bir şahsiyeti seyredip, o kişinin hayatını seyrediyorsun. ortalıkta d-day lewis diye bir oyuncu yok. gerçekten akıl alır gibi değil.
son olarak javier bardem diğer tarafta* olmasa paul dano zaten oscarı almış bile. onun da muhteşem oyunculuğuna ayrıca şapka çıkarıyoruz.
devamını gör...
fakirlik belirten detaylar
ösym sınavlarında verilen şekerleri eve götürmek bunlardan biridir.
devamını gör...



