tokyo olimpiyatları'nda 2 bisikletçimizin yarıştan çekilmesi
maksat sadece tokyo yu gezmekti sanırım
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
aklı başında reşit birisinin istediği kişi ile cinsellik yaşamasını, çocuklara yapılan istismar ile kıyaslayan aşağılık insanlar sebebi ile bu hale geldik.
devamını gör...
aşırı kitap okumanın kişiyi dünyadan koparması
doğru, çok güzel koparıyor. o dünyanın rezilliğinden, sahteliğinden, acımasızlığından bir nebze de olsa kurtulmuş oluyorsun.
devamını gör...
bedenlerimiz aslında bir hapishane mi sorunsalı
şöyle de düşünülebilir belki
hepimiz özgür ruhlarız ve bu bedenlere hapsedilmiş olabiliriz. ama aynı zamanda bu bedenler sayesinde ifade özgürlüğümüz de var diyebilir miyiz acaba? yani eğer bu bedenlere konulduysak belki de bu bir rol yapma oyunu gibi olabilir. hepimizin bir bedeni var ve bu bedeni istediğimiz gibi yönetebiliriz. ayrıca fikirlerimizi, düşüncelerimizi de bu yolla aktabiliyoruz. bilemiyorum sözlük, pek iyi değilim kafamda deli sorular.
hepimiz özgür ruhlarız ve bu bedenlere hapsedilmiş olabiliriz. ama aynı zamanda bu bedenler sayesinde ifade özgürlüğümüz de var diyebilir miyiz acaba? yani eğer bu bedenlere konulduysak belki de bu bir rol yapma oyunu gibi olabilir. hepimizin bir bedeni var ve bu bedeni istediğimiz gibi yönetebiliriz. ayrıca fikirlerimizi, düşüncelerimizi de bu yolla aktabiliyoruz. bilemiyorum sözlük, pek iyi değilim kafamda deli sorular.
devamını gör...
parasite
hikayesi harika olmayan film. sınıf farklılıklarını da hep söylendiği gibi ustaca işlememiş bana kalırsa. gerçekçi değil ve neredeyse fantastiğe kaçıyor birçok sahnesi. fakat detaylar hoş ve çekimler harika. hani bazı yiyecekler olur, yediğinde hoşuna gitmez ama sonra tekrar denemek istersin. tekrar tekrar denersin en sonunda seversin. bu filmi de izledim, neden izledim ki dedim, gerilim filmi olmamasına rağmen çok germişti çünkü. şimdi bir daha izlemek istiyorum, monosodyum glutamat etkisi yaptı bende. özellikle o zili çalmadan önceki sahnenin renkleri, kameranın açısı falan bilemiyorum altan. bence bayağı iyi.
--! spoiler !--
karakterlerin isimlerini hatırlamıyorum ama baba olan karakterle ilgili annenin bir sorun oldu mu hamam böceği gibi kaçar dediği sahnede kadına kızmıştım. ama adam harbiden de zengin adamı bıçakladı ve sonra da kızının cesedi bile soğumamışken tıpkı bir böcek gibi kaçtı ortamdan. ve o kaçış sahnesini öyle bir çekmişler ki gerçekten bir böceğin kayboluşunu izliyorsun sanki. sonra o şeftali alerjisi olan kadına kurdukları komplo da amaca ulaşmak için önemsiz bir araç gibi ama filmdeki en ilginç şeylerden biriydi. yönetmenin üniversitede arkadaşının şeftali alerjisi varmış sanırım, bu fikir aklına oradan gelmiş. böyle okumuştum bir yerde.
--! spoiler !--
ya mesela günlük hayatta birinin saçma bir davranışını görürsün ya da biri bir laf söyler komik olur ya da bir cümle sende bir çağrışım yapar ve bunların hepsi bir anda kafanda bir hikayenin parçası olur, bunu kesinlikle yazmalıyım dersin. ya da filmini çeksem şöyle yapardım dersin. demez misin? ben diyorum. bu film de biraz öyle gibi geldi bana. yani overrated değil bence.
--! spoiler !--
karakterlerin isimlerini hatırlamıyorum ama baba olan karakterle ilgili annenin bir sorun oldu mu hamam böceği gibi kaçar dediği sahnede kadına kızmıştım. ama adam harbiden de zengin adamı bıçakladı ve sonra da kızının cesedi bile soğumamışken tıpkı bir böcek gibi kaçtı ortamdan. ve o kaçış sahnesini öyle bir çekmişler ki gerçekten bir böceğin kayboluşunu izliyorsun sanki. sonra o şeftali alerjisi olan kadına kurdukları komplo da amaca ulaşmak için önemsiz bir araç gibi ama filmdeki en ilginç şeylerden biriydi. yönetmenin üniversitede arkadaşının şeftali alerjisi varmış sanırım, bu fikir aklına oradan gelmiş. böyle okumuştum bir yerde.
--! spoiler !--
ya mesela günlük hayatta birinin saçma bir davranışını görürsün ya da biri bir laf söyler komik olur ya da bir cümle sende bir çağrışım yapar ve bunların hepsi bir anda kafanda bir hikayenin parçası olur, bunu kesinlikle yazmalıyım dersin. ya da filmini çeksem şöyle yapardım dersin. demez misin? ben diyorum. bu film de biraz öyle gibi geldi bana. yani overrated değil bence.
devamını gör...
don't fuck with cats
orijinal adı ''don't f**k with cats'' olan true crime netflix belgeseli. sapkın birinin internet üzerinde paylaştığı videolardan sonra amatör bir internet dedektifliği ağı kuruluyor ve olaylar ilerliyor. her bir ayrıntısıyla insanı hayrete düşürüyor. izleyin efenim.
luka magnotta isimli kişi kedilere işkence ettiği öldürdüğü vs. videoları internete koyuyor ve hayvan hakları aktivistleri hemen stalka başlıyor. kısa süre sonra aynı kişi cinayet işliyor ve fransa'ya kaçıyor. haberlere yayılıyor. her yerde ismi geçiyor. sonunda ise fransa'da bir internet kafe işleten kadir anlayışlı isimli türkün ihbar etmesiyle yakalanıyor. garip olansa internet kafede interpol'ün sitesine girerek kendi fotoğrafına bakması. nasıl bir ilgi manyağıysa artık. temel içgüdü filmine takık olan bu manyak resmen filmi canlandırıyor gerçek hayatta. inanılmaz bir kafada. müebbet hapis cezasına çarptırılıyor. belgeselin sonunda ise stalk grubu luka'nın tam da istediği şeyi yaptıklarını ve onları piyon gibi kullanarak bir hikaye anlattığından bahsediyor.
luka magnotta isimli kişi kedilere işkence ettiği öldürdüğü vs. videoları internete koyuyor ve hayvan hakları aktivistleri hemen stalka başlıyor. kısa süre sonra aynı kişi cinayet işliyor ve fransa'ya kaçıyor. haberlere yayılıyor. her yerde ismi geçiyor. sonunda ise fransa'da bir internet kafe işleten kadir anlayışlı isimli türkün ihbar etmesiyle yakalanıyor. garip olansa internet kafede interpol'ün sitesine girerek kendi fotoğrafına bakması. nasıl bir ilgi manyağıysa artık. temel içgüdü filmine takık olan bu manyak resmen filmi canlandırıyor gerçek hayatta. inanılmaz bir kafada. müebbet hapis cezasına çarptırılıyor. belgeselin sonunda ise stalk grubu luka'nın tam da istediği şeyi yaptıklarını ve onları piyon gibi kullanarak bir hikaye anlattığından bahsediyor.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"intihar etmek yasaktı, biz de düşünmeyi seçtik."
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
gecenin en rahat ve kaygısız hissettiğim zaman dilimi olmasıdır.
devamını gör...
hayati
hangi başlığı açmaya kalksam, ilk açan yazar olarak karşıma çıkıyor.
devamını gör...
kendini geliştirmek adına okunabilecek kitaplar
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
yüzümü yıkayıp diş fırçalamak, 25 şınav çekip odayı 90sn'de terk etmek.
devamını gör...
eurovision saati radyo yayını
özlettiğini fark ettiğimiz yayın, şahane bir şarkıyla başlamıştır an itibariyle. ***
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
sözlük ruhunun önemsendiğini gösteren gelişme. seri oylama ile karşı tarafa hadi beni de oyla dönemi kapanmıştır.
devamını gör...
erkekler arası görgü kuralları
pisuvara işerken yandaki arkadaşı izlememek ve içten içe kıyaslama yapmamak.
devamını gör...
korku ve titreme (gulam hüseyin saedi)
bir galem hüseyin saedi kitabıdır.
kitap birbirine bağlı ve birbirini takip eden öykülerden oluşmakta. okurken gerçekten yabancıya, alışılmadık olana, farklı olana, bilinmeyene, adı koyulamayana, anlam verilemeyene karşı hissedilen dinsel değilse de geleneksel korkuyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
bir deniz kenarın köyünde yaşayan ve geçimini denizden sağlayan, içe kapanık bir köy ahalisinin başına gelenleri ve bu olayların köyde neden olduğu korkuyu ve bu korkunun giderek meraka, merakınsa zaman içinde neden olduğu değişim ile birlikte yıkıma dönük bir değişime neden olmasını okuyoruz kitapta.
köy kendi yağında kavrulmaya çalışan bir köydür. deniz tek geçim kaynaklarıdır ama denizden önce bir canavar, daha sonra ne olduğu belli olmayan bir çocuk gelir. her yeni gelenle köydeki korku artar. sadece denizden değildir gelen korku nesneleri. ama genelde denizden gelen ve anlam verilemeyenler korkutur köylüleri.
ve sonunda o denizden köye yabancılar gelir ve köylü korkusunu bastırıp merakını yenik düşer. yabancılarla kurulan ilk temas ile birlikte köy alt üst olmaya başlar ama bunu nedeni yabancılar değil köylünün kendi neden olduğu değişimdir.
kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
kitap birbirine bağlı ve birbirini takip eden öykülerden oluşmakta. okurken gerçekten yabancıya, alışılmadık olana, farklı olana, bilinmeyene, adı koyulamayana, anlam verilemeyene karşı hissedilen dinsel değilse de geleneksel korkuyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
bir deniz kenarın köyünde yaşayan ve geçimini denizden sağlayan, içe kapanık bir köy ahalisinin başına gelenleri ve bu olayların köyde neden olduğu korkuyu ve bu korkunun giderek meraka, merakınsa zaman içinde neden olduğu değişim ile birlikte yıkıma dönük bir değişime neden olmasını okuyoruz kitapta.
köy kendi yağında kavrulmaya çalışan bir köydür. deniz tek geçim kaynaklarıdır ama denizden önce bir canavar, daha sonra ne olduğu belli olmayan bir çocuk gelir. her yeni gelenle köydeki korku artar. sadece denizden değildir gelen korku nesneleri. ama genelde denizden gelen ve anlam verilemeyenler korkutur köylüleri.
ve sonunda o denizden köye yabancılar gelir ve köylü korkusunu bastırıp merakını yenik düşer. yabancılarla kurulan ilk temas ile birlikte köy alt üst olmaya başlar ama bunu nedeni yabancılar değil köylünün kendi neden olduğu değişimdir.
kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
devamını gör...
sakura
japonya'da baharın habercisi olarak bilinen kiraz çiçeği. bu çiçekler küresel iklim şartlarının seyri açısından büyük öneme sahip. bu çiçeklerle ilgili kayıtlar 9.yüzyıla kadar gidiyor. bu da bilim insanları için iklim değişikliği akımlarını inceleme imkanı sunuyor.
devamını gör...
karanlık
"aydınlığı fark edemiyorsak karanlık nedir ki?" diye sordu adam, önünde nesiller boyu sürecek bir insan karanlığı vardı, onlara ve onlarla konuşuyordu. "uzaklara gideceksiniz bugün, razı olmamak üzere" diye ilave etti sesini daha da yükseltip. "razı gelmediğimiz her şey bizi olmamız gereken yere, karanlığa daha da çabuk götürecek" dedi sonra, kalabalıktaki onay mırıltılarının yerini daha yüksek perdeden çıkan sloganlar almaya başlamıştı. onlara göre uğrunda ölecekleri adamın dediği her şey doğruydu, katıksız bir itaat eğitiminden geçmiş karanlık sürü izlerini ardında bırakarak oldukları yerden ayrıldı. rastladıkları diğer tüm insanlarla karanlık uğruna savaşıp yollarına sayıları nerdeyse hiç kalana kadar devam ettikler, öyle bir an geldi ki karanlık uğruna savaşan kocaman ordudan sadece iki kişi kaldı geriye, o ikiden biri diğerine döndü.
"aynıydık, karanlıktık zaten, şimdi aydınlığı ve kendimizi de sonsuza kadar öldürmenin vakti" dedi ve elindeki hançeri önce ordudaşının sonra da kendi kalbine saplayarak dünyada mutlak karanlığı başlattı.
"aynıydık, karanlıktık zaten, şimdi aydınlığı ve kendimizi de sonsuza kadar öldürmenin vakti" dedi ve elindeki hançeri önce ordudaşının sonra da kendi kalbine saplayarak dünyada mutlak karanlığı başlattı.
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
plank.
uzadıkça tüm vücudu acıyla saran ama dışarıdan bakan gözlere hiçbir şey yapmadığınız hissî veren hareket.
uzadıkça tüm vücudu acıyla saran ama dışarıdan bakan gözlere hiçbir şey yapmadığınız hissî veren hareket.
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
hayat, burayı veya herhangi bir sözlüğü hayatının merkezi yapmak için çok mu kısa yoksa bana mı öyle geliyor?
kampanya dediğin böyle olmaz hem. yap robot süpürgeyi 1000 lira. bak kampanya dediğin öyle olur. 3000 lira bayıldım da kendisine, biraz dertliyim. konu dağıldı.
kampanya dediğin böyle olmaz hem. yap robot süpürgeyi 1000 lira. bak kampanya dediğin öyle olur. 3000 lira bayıldım da kendisine, biraz dertliyim. konu dağıldı.
devamını gör...
