şiva
hinduizm'in yok edici tanrıçası olarak tanımlanan ve tanrılar/tanrıçalar içerisindeki en güçlüsü.
devamını gör...
ekşi sözlük'teki normal sözlük'te kızlar teklif ediyormuş başlığı
inanamazsınız, selam verip iyi günler bile dileyenler var.
devamını gör...
hayatta başarısız olacağını ilkokulda fark etmek
ilk ne olmak istiyorsun dediklerinde afallamıştım. düşününce aklıma bir şey gelmemişti. uzun bir süre kimse çakmasın diye mevzuyu öğretmen olmak istiyorum demiştim. neden mi? o dönem çoğu öğrencinin ağzından çıkan kopyala yapıştır bir kelimeydi bu. arada çok çarpıcı meslekler çıkıyordu ortaya. biri ben ressam olucam demişti mesela. en çok onun kini beğenmiştim ama benim bu konuda yeteneğim yoktu söyleyemezdim. çok uzun bir süre sadece bir soruya cevap verme zihniyetiyle oyaladım kendimi zaten çocuksun oyalanmak istersin. aslında biliyordum 'ben bir şey olmak istemiyorum'. içimden gelmiyordu, oyun oynamak istiyordu bu çocuk. ama gel gör ki ömrünün sonuna kadar barbie bebeklerinin kıyafetlerini değiştiremezsin. olamaz.. büyümeyen çocukluk olmalıydı halbuki. haydi ben bu kafayla ip atlamaya gidiyorum.*
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
rastgele bir kafeye girip de menüyü açınca fahiş fiyatları görüp ufak bi istişareden sonra kalkmaya karar vermek. herkesin aynı fikirde olması ama kafe sahibinin tek böbreğini istiyormuşsun mahcubiyeti ile ter dökmek. hatta telefonla konuşuyor gibi yapıp neticeden bahane uydurup kaçarcasına uzaklaşmak.. yazarken terledim.
devamını gör...
erkeklerin kaslarıyla övünmesi sorunsalı
ben en çok abductor pollicis brevis kasımla övünürüm mesela.
devamını gör...
honda türkiye'nin üretimi durdurması
anlayamadığım şeyler var.avrupa'nin çini olma yolunda giden bir ülkeden böyle eski köklü bir firma niçin* çekilme kararı alır? gelecekte türkiye'de gördükleri öngörüler neler? ne oluyor ya hu? yatırımcı çekecek iken neden kaçırıyorlar? siyasiler bunu görüp delirmiyor mu? bilemiyorum tayfun.. bilemiyorum.gözden çıkarılmış bir ülke..
devamını gör...
satir
yunan mitolojisinde yarı keçi yarı insan olan yaratıklara verilen ad.
kadınlara karşı saldırgan tutumda olan, cinsellik düşkünü varlıklar olarak bilinirler.
bir diğer için (bkz: sentor)
kadınlara karşı saldırgan tutumda olan, cinsellik düşkünü varlıklar olarak bilinirler.
bir diğer için (bkz: sentor)
devamını gör...
sami şekeroğlu
türkiye'nin ilk sinema profesörleinden ve arşivcilerindendir.
1937 yılında elazığ'da doğdu. ilk ve ortaokul eğitimini elazığ'da tamamladı. liseyi, o zamanlarda siyasi sebeplerden dolayı doğuya sürülen önemli isimlerinin toplandığı elazığ lisesi'nde okudu. burada aldığı eğitimin çok kaliteli ve kendisi için de çok değerli olduğunu her fırsatta dile getirir.
istanbul devlet güzel sanatlar akademisi'nde resim eğitimi aldı. eğitimi esnasında sinemaya olan ilgisi günden güne arttı ve 1962 yılında türkiye'nin ilk sinema kulübü olan kulüp sinema 7'yi kurdu. akademi'deki bazı hocaların, sinemanın sanat olmadığını düşündükleri için kulübe karşı çıkmasına rağmen sami şekeroğlu, akademi içinde küçük bir odada kulübü açık tuttu. bu hareketlerinden dolayı birçok kez de okuldan atıldı.
kulüpte, sinema tartışmalarının yanı sıra sami şekeroğlu'nun ve arkadaşlarının kendi çabalarıyla arşiv çalışmaları da başladı. unutulmuş, bakımsız kalmış filmlerin de peşinden giderek bir arşiv kurdu.
1967 yılında kulüp, türk film arşivi adını aldı. arşivin kuruluş amacı, “sinema sanatının sürekliliğini sağlamak ve sinemanın tarihsel gelişim çizgisine yararlı olabilmek için her türlü sinematografik belgeyi derleyip gelecekte de seyredilip incelenebilmesi için titizlikle korumak, bu amaca bağlı olarak öncelikle türk sinemasına ait ürünleri derlemek korumak, böylece ulusal bir sinema arşivi kurulmasını sağlamak film gösterileri düzenleyerek sinemanın gelişimini izlemek ve bu gelişimi sağlayan belli başlı yapıtlar üzerinde inceleme imkânını açmak, sinemanın tarihi, estetiği, sosyolojisi üzerine yayınlar yapmak, türkiye’de ve diğer ülkelerdeki sinema kuruluşlarıyla yukarıdaki amaçlar çerçevesinde işbirliği yapmak” şeklinde belirlendi.
ciddi bir büyüklüğe ulaşan arşivi, 1969 yılında karşılıksız olarak akademi'ye devretti ve devlet güzel sanatlar akademisi film arşivinin kurucusu oldu. bu devirle artık arşiv, bir devlet kurumu oldu.
1967'de fıaf'a(uluslararası film arşivleri federasyonu) üye olan arşiv, 1973'de yetkili ve asil üye mertebesine kabul edildi.
1974 yılında mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde, türkiye'deki ilk sinema eğitimini başlattı. yine sinema-tv merkezinde türkiye'nin ilk sinema müzesini kurdu. 1985 yılında toprak adamlar adında, hocası neşet günal'ı konu alan, deneysel bir belgesel film çekti.
bugün hala,84 yaşında, msgsü sinema-tv bölümünde, 1974 yılında balmumcu'da inşa edilen binada ders vermektedir. film arşivi ise yine aynı binada muhafaza edilmektedir.
1937 yılında elazığ'da doğdu. ilk ve ortaokul eğitimini elazığ'da tamamladı. liseyi, o zamanlarda siyasi sebeplerden dolayı doğuya sürülen önemli isimlerinin toplandığı elazığ lisesi'nde okudu. burada aldığı eğitimin çok kaliteli ve kendisi için de çok değerli olduğunu her fırsatta dile getirir.
istanbul devlet güzel sanatlar akademisi'nde resim eğitimi aldı. eğitimi esnasında sinemaya olan ilgisi günden güne arttı ve 1962 yılında türkiye'nin ilk sinema kulübü olan kulüp sinema 7'yi kurdu. akademi'deki bazı hocaların, sinemanın sanat olmadığını düşündükleri için kulübe karşı çıkmasına rağmen sami şekeroğlu, akademi içinde küçük bir odada kulübü açık tuttu. bu hareketlerinden dolayı birçok kez de okuldan atıldı.
kulüpte, sinema tartışmalarının yanı sıra sami şekeroğlu'nun ve arkadaşlarının kendi çabalarıyla arşiv çalışmaları da başladı. unutulmuş, bakımsız kalmış filmlerin de peşinden giderek bir arşiv kurdu.
1967 yılında kulüp, türk film arşivi adını aldı. arşivin kuruluş amacı, “sinema sanatının sürekliliğini sağlamak ve sinemanın tarihsel gelişim çizgisine yararlı olabilmek için her türlü sinematografik belgeyi derleyip gelecekte de seyredilip incelenebilmesi için titizlikle korumak, bu amaca bağlı olarak öncelikle türk sinemasına ait ürünleri derlemek korumak, böylece ulusal bir sinema arşivi kurulmasını sağlamak film gösterileri düzenleyerek sinemanın gelişimini izlemek ve bu gelişimi sağlayan belli başlı yapıtlar üzerinde inceleme imkânını açmak, sinemanın tarihi, estetiği, sosyolojisi üzerine yayınlar yapmak, türkiye’de ve diğer ülkelerdeki sinema kuruluşlarıyla yukarıdaki amaçlar çerçevesinde işbirliği yapmak” şeklinde belirlendi.
ciddi bir büyüklüğe ulaşan arşivi, 1969 yılında karşılıksız olarak akademi'ye devretti ve devlet güzel sanatlar akademisi film arşivinin kurucusu oldu. bu devirle artık arşiv, bir devlet kurumu oldu.
1967'de fıaf'a(uluslararası film arşivleri federasyonu) üye olan arşiv, 1973'de yetkili ve asil üye mertebesine kabul edildi.
1974 yılında mimar sinan güzel sanatlar üniversitesinde, türkiye'deki ilk sinema eğitimini başlattı. yine sinema-tv merkezinde türkiye'nin ilk sinema müzesini kurdu. 1985 yılında toprak adamlar adında, hocası neşet günal'ı konu alan, deneysel bir belgesel film çekti.
bugün hala,84 yaşında, msgsü sinema-tv bölümünde, 1974 yılında balmumcu'da inşa edilen binada ders vermektedir. film arşivi ise yine aynı binada muhafaza edilmektedir.
devamını gör...
arabayla uzun yolda giderken gelen tuvalete gitme isteği
allah'ım sen abdulseyidbincabbar'a akıl , bize'de açtığı başlıklar için sabır ihsan eyle amin.
devamını gör...
regl oldum diyen kadın iticiliği
kadınların vücudunda her ay sağlık için gerçekleşen gayet normal bir döngü. bunu itici bulmak veya ayıplamak kaçıncı yüzyıldayız ya?
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
kıpır kıpır şiveli şiveli
bizim oralardan
tut elimden
sabahtan beri tekrar tekrar dinliyorum
henüz doymadım.
bizim oralardan
tut elimden
sabahtan beri tekrar tekrar dinliyorum
henüz doymadım.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
ulvi: apla senin adın ne?
çağla: çağla benim adım.
ulvi: çağla, yani olmamış. ama biraz daha çık böyle yol kenarlarına olursun, kayısı gibi olursun.
çağla: çağla benim adım.
ulvi: çağla, yani olmamış. ama biraz daha çık böyle yol kenarlarına olursun, kayısı gibi olursun.
devamını gör...
erkeklerin berber sadakati
bence o pandemi başlayana kadardı,artık kardeşimin saçlarını kuaför konforunda kesebiliyorum ve benden başkasına saçlarını emanet etmiyor *.
devamını gör...
nasreddin hoca
eşeğe ters bindiğine inanılan konya akşehir'li aksakallı bilge gandalff dedemizdir. göle maya çalma hikayesi bir nesile umut olmuştur. bir de " sanane " adlı içinden derin ders çıkarılması gereken fıkrası vardır.
nasreddin hoca bir gün yolda yürüyüşe cıkmış.
yanından geçen adam hocaya " hocam az önce burdan bir adam elinde bir tepsi baklavayla geçti " demiş. hoca banane demiş. adam " ama hocam senin eve doğru gidiyordu " demiş. hoca e o zaman sanane demiş.
nasreddin hoca bir gün yolda yürüyüşe cıkmış.
yanından geçen adam hocaya " hocam az önce burdan bir adam elinde bir tepsi baklavayla geçti " demiş. hoca banane demiş. adam " ama hocam senin eve doğru gidiyordu " demiş. hoca e o zaman sanane demiş.
devamını gör...
kısa şiirler
/beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın/
ümit yaşar oğuzcan
denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın/
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
dünya üçgendir
neyse ki idam falan kalktı.
devamını gör...
hızlı konuşmak
kendimin de yaptığı eylem yavaş konuşmak eziyet gibi geliyor ayrıca yavaş konuşan insanları da dinlerken aşırı bunalıyorum yani iki cümle söylüyceksin arada bu kadar düşünüp durup ığğ lamaya gerek yok
yavaş konuşan insanların videolarını dinlerken genel de hızlandırarak dinliyorum ve bazen gerçek hayatta da buna ihtiyaç duymuyor değilim
yavaş konuşan insanların videolarını dinlerken genel de hızlandırarak dinliyorum ve bazen gerçek hayatta da buna ihtiyaç duymuyor değilim
devamını gör...



