normal sözlük yazarlarının izlemekten bıkmadığı filmler
aile arasında
her karakteri ayrı seviyorum, ama gülümser’i biraz fazla :)
her karakteri ayrı seviyorum, ama gülümser’i biraz fazla :)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. günlerden ne olduğunu ya da nerede olduğumu yada bulunduğumu.....
hiç umrumda değil.
hiç umrumda değil.
devamını gör...
aliya izzetbegoviç
bosna hersek'li müslüman düşünür, siyaset adamı.
yugoslavya federasyonu'nun dağılma sürecinde boşnakları bağımsızlığa götüren zor yılların lideri.
aliya izzetbegoviç'i bilge kral yapan özelliği bağımsızlık mücadelesinin yanı sıra müslüman toplumların modern meseleleri üzerine düşünmesidir. islam'ın çağdaş dünyayla buluşturulması gerektiğini savunmuştur. ona göre bu ne çağ dışı bir tutuculukla ne de tamamen yabancılaşmış modernist bir zihniyetle ancak orta yolcu bir tutumla mümkündür.
(bkz: doğu batı arasında islam) adlı eserinde bu dengeyi izah etmiştir.
(bkz: köle olmayacağız)
(bkz: islam deklarasyonu)
(bkz: tarihe tanıklığım)
yugoslavya federasyonu'nun dağılma sürecinde boşnakları bağımsızlığa götüren zor yılların lideri.
aliya izzetbegoviç'i bilge kral yapan özelliği bağımsızlık mücadelesinin yanı sıra müslüman toplumların modern meseleleri üzerine düşünmesidir. islam'ın çağdaş dünyayla buluşturulması gerektiğini savunmuştur. ona göre bu ne çağ dışı bir tutuculukla ne de tamamen yabancılaşmış modernist bir zihniyetle ancak orta yolcu bir tutumla mümkündür.
(bkz: doğu batı arasında islam) adlı eserinde bu dengeyi izah etmiştir.
(bkz: köle olmayacağız)
(bkz: islam deklarasyonu)
(bkz: tarihe tanıklığım)
devamını gör...
mete han
türk tarihi’nin en büyük hanlarından birisi olan mete han, günümüze dahi miras bıraktıklarıyla damgasını vurmuştur. dahası unutulmaz bir yere sahip olmuştur. yaşamı mücadelelerle geçen mete kağan, devlet sistemi, ordu sistemi, istihbarat sistemi ve yeni silahlar alanında devrim niteliğinde birçok yeniliği bize hediye etmiştir.
mete han isminin kökeni
mete ile ilgili araştırmacılar çeşitli görüşler öne sürse dahi çoğunlukla birleştikleri nokta çin belgelerinde isminin mao-tu veya mao-tun ya da mo-tu veya mo-tun diye geçmesidir. bu ismin günümüzde bahadır olan ismin, o günkü ismiyle okunuşu olduğu söylenmektedir. ayrıca bagatur, batur, batır gibi isimlerin de bu isimden türetildiği ileri sürülmektedir.
mete han’ın tahta çıkması
tarihler m.ö. 234’ü gösterdiğinde teoman’ın(ti-men, tuman) ulu hatunundan büyük oğlu dünyaya geldi. ileride mete adını alacak bu genç her türk çocuğu gibi eğitimler alarak büyüdü.
yü-ecılar
mete, yü-ecılara giderken hiç sesini çıkarmadı fakat bir gece vakti yüe-cıların en iyi atlarını alarak oradan kaçtı ve ötüken’e geldi. teoman oğlunu karşısında görünce bir taraftan gururlansa da bir taraftan sözde başarısızlığını gördü. daha sonra mete’ye on bin kişilik bir çeriyi(askeri) teslim etti.mete artık bagatur şad olmuştu. ancak mete bir şeylerin farkına çoktan varmıştı ve farkında olduğu bir konu daha vardı. o da savaşmak… mete, kendisine verilen tümeni çok iyi yetiştirmeyi kafasına koymuştu. çünkü bir planı vardı. bir gün en sevdiği atını alarak tümenin karşısına getirdi. atını sevdikten sonra okların atına yöneltilmesini emretti. bütün çeriler oklarını ata yönelttiler fakat mete emir verdiğinde tümenin içinden atı vurmayanlar oldu.
mete, onlara sebebini sorunca “bu, sizin en sevdiğiniz atınız” cevabını aldı. mete oracıkta ok atmayanların kellesini vrdu ve tümenine dönerek, bir daha emir verdiğinde şüphe istemediğini söyledi. çünkü o, bir amaca yürüyordu ve yanında şüpheye yer yoktu. ilerleyen günlerde mete, ıslıklı oku icat etti ve o ıslıklı okunu nereye atarsa tümeni sesi takip ediyor, ok nereye düştüyse orayı ok yağmuruna tutuyordu. mete çelikten sert bir tümen yetiştirmişti. artık vakit gelmişti. devleti çin tesirinden kurtarma vakti…bir gün mete, babasının sürek avına çıkacağını haber aldı. tümenini topladı ve babasının mevkisine doğru hızla at sürdü. babası, onu görünce şüphelenmedi fakat havada bir ıslık sesi duyuldu. ardından da on bin ok… teoman atından düştü ve öldü. mete o dakikadan sonra mete han’dı.
zeka ve güç ve yükseliş
mete kağan, tahta geçtikten sonra çin yanlısı herkesi öldürttü. sıra devletin toparlanmasında ve yükseltilmesindeydi. bu değişikliği fırsat bilen ve talepte bulunan ilk topluluk proto-moğol kavmi olduğu belirtilen tung-hular oldu. mete kağan’dan bir elçi vasıtasıyla önce atını, sonra hatununu ve daha sonra da iki ülke arasında bulunan bir toprak parçasını istediler. mete han’ın yanıtı ise muhteşem oldu. “gidin ve hanınıza deyin ki mete, seni o toprakta, o atının üstünde, yanında eşiyle bekliyormuş.”mete ordusunu alarak tung-huların üstüne yürüdü ve onları kılıçtan geçirdi. tung’huların çoğu kuzeydeki dağlara az bir kısmı kurtularak firar ettiler ve her sene at, sığır ve koyun veya deveden oluşan vergi ödemeyi kabul ettiler.
mete han, tung-hu meselesini halletmişti. mete han, küçük sayılabilecek kuzeydeki toplulukları da kendisine kattı. daha sonra güney batısında yer alan yüe-cıların üstüne m.ö.203’te yürüdü ve onları da mağlup etti. yüe-cılar aldıkları yenilgiyle batıya göç ettiler. daha sonra sarı ırmak’ın güneyine geçerek oradaki bulunan ve ticaret için öneme hayiz toprakları da aldı. bu utkular hun türk devleti’nin gücünü pekiştirmiş, türk devleti’ni askeri ve stratejik bakımdan onu yüksek bir konuma getirmişti.
çin’in diz çöküşü
tarih m.ö.200’ü gösteriyordu. mete kağan dokuz yılda birçok başarıya imza atmıştı ve tarihe aslında çoktan damgasını vurmuştu fakat önünde bir engel daha vardı. çin’e diz çöktürmenin zamanı gelip çatmıştı. mete han ordusunu alarak çin’in kuzeyine doğru akına geçti. birçok kaleyi ele geçirdikten sonra biraz kuzeye çekildi. çünkü bir haber almıştı. çin imparatoru gaozu, ordusunu toplayarak, onun üstüne yürüyordu. mete kağan, çin ordusu yaklaştıkça kuzeye çekiliyordu. böylece hem çinlileri alışık olmadıkları soğuk bölgelere çekiyordu hem de bir stratejik harekatın temelini atıyordu. çin imparatoru gaozu, mete’ye bir elçi gönderdi.
elçinin asıl amacı
elçinin asıl amacı türk ordusu’nu incelemekti. mete kağan, orada da zekasını konuşturdu ve asıl gücünü ormanlarda saklayarak elçinin göreceği alanda yaşlıları, çocukları ve sıska atları bıraktı. elçi, imparatora döndüğünde sevinçli haber veriyordu. imparator, bunu duyunca hemen bir elçi daha yolladı ama o elçiyi beklemeden de harekete geçti ve hayatının en büyük hatalarından birisini yaptı. sonradan gönderdiği elçi gerçekleri öğrenmişti ama vakit artık çok geçti. mete kağan’ın çekilme harekatını artık kaldıramayan ve aldığı istihbaratlarla dört nala uçan imparatoru, mete han istediği kapana çekmişti. baideng yakınlarında yaptığı turan taktiği ile mete, imparatoru kuşattı. çinliler birer birer ölüyordu. bunu gören imparator kaçmanın yollarını aradı. bir süre sonra da bulduğu bir boşluktan kaçmayı başardı. daha sonra baideng’teki şanşi peteng kalesi’ne sığındı. ardından da mete han, kaleyi kuşatma altına aldı.
çin imparatoru sona geldiğinin farkındaydı ama son çare olarak mete’nin çinli olduğu söylenen eşine armağanlar göndererek yardım istedi. eşi ise mete’ye bu isteği bildirdi. mete kağan ise kuzey eyaletlerini mete han’a bırakma ve vergi ödeme gibi şartlarla imparatoru sisli bir günde askerlerine bir koridor açtırarak serbest bıraktı.yine aralıksız olmak üzere mete han, çin’in kuzeyini rahatsız etmeye devam etti. m.ö.198’de gaozu bu saldırıları kaldıramayacağını anlayınca mete kağan’a yine vergi sözü verdi. ayrıca mete han’a evlenmesi için bir çinli prenses gönderdi. m.ö.195’te çin tahtı’na lö-hou imparatoriçe olarak oturur. m.ö.192’de mete kağan, imparatoriçeye bir mektup yollar. ardından ise onunla evlenmek ister. imparatoriçe hakarete uğramış hisseder fakat mete’nin gücünü bildiğinden ona karşı çıkamaz ve affını isteyen bir mektupla bir çinli prenses gönderir.mete, çin’e diz çöktürünce bozkırdaki wu-sunları emri altına aldı.
mete han’ın yenilikleri
mete, tarihteki birçok yeniliğe imza atmıştır. icat ettiği çavuş oku, bugünkü güdümlü füzelerin atası olmuştur. orduda kurduğu onluk sistem bugün her devletin ordusunda uyguladığı bir sistem haline dönüşmüştür.ayrıca profesyonel askerlik mete’nin başlattığı bir sistem olmuştur. ayrıca istihbarat ağını da kurmuş, haber almaları genişletmiştir. denilirki çin ne zaman bir ajan görevlendirirse ya öldürülüyor. bir başka deyişle mete’nin adamı olan çaşıt(casus) emri vereni öldürüyordu. ayrıca tarih boyunca süregelen türk devlet sistemi de mete kağan ile dünyaya ispatlanmıştır. mete han, tarıma bağlı ihtiyaçlarını gidermek için kendisine bağlı tarım şehir devletlerini kurmuştur. japon denizi’nden idil nehri’ne, sibirya’dan tibet’e ulaşan arazisiyle büyük bir devlet ve günümüze ulaşan miras bıraktığı sistemleriyle mete han m.ö.174 yılında tarihe damgasını vurmuş bir şekilde dünyaya veda etmiştir.atam mete han’ın tini kut bulsun.
mete han isminin kökeni
mete ile ilgili araştırmacılar çeşitli görüşler öne sürse dahi çoğunlukla birleştikleri nokta çin belgelerinde isminin mao-tu veya mao-tun ya da mo-tu veya mo-tun diye geçmesidir. bu ismin günümüzde bahadır olan ismin, o günkü ismiyle okunuşu olduğu söylenmektedir. ayrıca bagatur, batur, batır gibi isimlerin de bu isimden türetildiği ileri sürülmektedir.
mete han’ın tahta çıkması
tarihler m.ö. 234’ü gösterdiğinde teoman’ın(ti-men, tuman) ulu hatunundan büyük oğlu dünyaya geldi. ileride mete adını alacak bu genç her türk çocuğu gibi eğitimler alarak büyüdü.
yü-ecılar
mete, yü-ecılara giderken hiç sesini çıkarmadı fakat bir gece vakti yüe-cıların en iyi atlarını alarak oradan kaçtı ve ötüken’e geldi. teoman oğlunu karşısında görünce bir taraftan gururlansa da bir taraftan sözde başarısızlığını gördü. daha sonra mete’ye on bin kişilik bir çeriyi(askeri) teslim etti.mete artık bagatur şad olmuştu. ancak mete bir şeylerin farkına çoktan varmıştı ve farkında olduğu bir konu daha vardı. o da savaşmak… mete, kendisine verilen tümeni çok iyi yetiştirmeyi kafasına koymuştu. çünkü bir planı vardı. bir gün en sevdiği atını alarak tümenin karşısına getirdi. atını sevdikten sonra okların atına yöneltilmesini emretti. bütün çeriler oklarını ata yönelttiler fakat mete emir verdiğinde tümenin içinden atı vurmayanlar oldu.
mete, onlara sebebini sorunca “bu, sizin en sevdiğiniz atınız” cevabını aldı. mete oracıkta ok atmayanların kellesini vrdu ve tümenine dönerek, bir daha emir verdiğinde şüphe istemediğini söyledi. çünkü o, bir amaca yürüyordu ve yanında şüpheye yer yoktu. ilerleyen günlerde mete, ıslıklı oku icat etti ve o ıslıklı okunu nereye atarsa tümeni sesi takip ediyor, ok nereye düştüyse orayı ok yağmuruna tutuyordu. mete çelikten sert bir tümen yetiştirmişti. artık vakit gelmişti. devleti çin tesirinden kurtarma vakti…bir gün mete, babasının sürek avına çıkacağını haber aldı. tümenini topladı ve babasının mevkisine doğru hızla at sürdü. babası, onu görünce şüphelenmedi fakat havada bir ıslık sesi duyuldu. ardından da on bin ok… teoman atından düştü ve öldü. mete o dakikadan sonra mete han’dı.
zeka ve güç ve yükseliş
mete kağan, tahta geçtikten sonra çin yanlısı herkesi öldürttü. sıra devletin toparlanmasında ve yükseltilmesindeydi. bu değişikliği fırsat bilen ve talepte bulunan ilk topluluk proto-moğol kavmi olduğu belirtilen tung-hular oldu. mete kağan’dan bir elçi vasıtasıyla önce atını, sonra hatununu ve daha sonra da iki ülke arasında bulunan bir toprak parçasını istediler. mete han’ın yanıtı ise muhteşem oldu. “gidin ve hanınıza deyin ki mete, seni o toprakta, o atının üstünde, yanında eşiyle bekliyormuş.”mete ordusunu alarak tung-huların üstüne yürüdü ve onları kılıçtan geçirdi. tung’huların çoğu kuzeydeki dağlara az bir kısmı kurtularak firar ettiler ve her sene at, sığır ve koyun veya deveden oluşan vergi ödemeyi kabul ettiler.
mete han, tung-hu meselesini halletmişti. mete han, küçük sayılabilecek kuzeydeki toplulukları da kendisine kattı. daha sonra güney batısında yer alan yüe-cıların üstüne m.ö.203’te yürüdü ve onları da mağlup etti. yüe-cılar aldıkları yenilgiyle batıya göç ettiler. daha sonra sarı ırmak’ın güneyine geçerek oradaki bulunan ve ticaret için öneme hayiz toprakları da aldı. bu utkular hun türk devleti’nin gücünü pekiştirmiş, türk devleti’ni askeri ve stratejik bakımdan onu yüksek bir konuma getirmişti.
çin’in diz çöküşü
tarih m.ö.200’ü gösteriyordu. mete kağan dokuz yılda birçok başarıya imza atmıştı ve tarihe aslında çoktan damgasını vurmuştu fakat önünde bir engel daha vardı. çin’e diz çöktürmenin zamanı gelip çatmıştı. mete han ordusunu alarak çin’in kuzeyine doğru akına geçti. birçok kaleyi ele geçirdikten sonra biraz kuzeye çekildi. çünkü bir haber almıştı. çin imparatoru gaozu, ordusunu toplayarak, onun üstüne yürüyordu. mete kağan, çin ordusu yaklaştıkça kuzeye çekiliyordu. böylece hem çinlileri alışık olmadıkları soğuk bölgelere çekiyordu hem de bir stratejik harekatın temelini atıyordu. çin imparatoru gaozu, mete’ye bir elçi gönderdi.
elçinin asıl amacı
elçinin asıl amacı türk ordusu’nu incelemekti. mete kağan, orada da zekasını konuşturdu ve asıl gücünü ormanlarda saklayarak elçinin göreceği alanda yaşlıları, çocukları ve sıska atları bıraktı. elçi, imparatora döndüğünde sevinçli haber veriyordu. imparator, bunu duyunca hemen bir elçi daha yolladı ama o elçiyi beklemeden de harekete geçti ve hayatının en büyük hatalarından birisini yaptı. sonradan gönderdiği elçi gerçekleri öğrenmişti ama vakit artık çok geçti. mete kağan’ın çekilme harekatını artık kaldıramayan ve aldığı istihbaratlarla dört nala uçan imparatoru, mete han istediği kapana çekmişti. baideng yakınlarında yaptığı turan taktiği ile mete, imparatoru kuşattı. çinliler birer birer ölüyordu. bunu gören imparator kaçmanın yollarını aradı. bir süre sonra da bulduğu bir boşluktan kaçmayı başardı. daha sonra baideng’teki şanşi peteng kalesi’ne sığındı. ardından da mete han, kaleyi kuşatma altına aldı.
çin imparatoru sona geldiğinin farkındaydı ama son çare olarak mete’nin çinli olduğu söylenen eşine armağanlar göndererek yardım istedi. eşi ise mete’ye bu isteği bildirdi. mete kağan ise kuzey eyaletlerini mete han’a bırakma ve vergi ödeme gibi şartlarla imparatoru sisli bir günde askerlerine bir koridor açtırarak serbest bıraktı.yine aralıksız olmak üzere mete han, çin’in kuzeyini rahatsız etmeye devam etti. m.ö.198’de gaozu bu saldırıları kaldıramayacağını anlayınca mete kağan’a yine vergi sözü verdi. ayrıca mete han’a evlenmesi için bir çinli prenses gönderdi. m.ö.195’te çin tahtı’na lö-hou imparatoriçe olarak oturur. m.ö.192’de mete kağan, imparatoriçeye bir mektup yollar. ardından ise onunla evlenmek ister. imparatoriçe hakarete uğramış hisseder fakat mete’nin gücünü bildiğinden ona karşı çıkamaz ve affını isteyen bir mektupla bir çinli prenses gönderir.mete, çin’e diz çöktürünce bozkırdaki wu-sunları emri altına aldı.
mete han’ın yenilikleri
mete, tarihteki birçok yeniliğe imza atmıştır. icat ettiği çavuş oku, bugünkü güdümlü füzelerin atası olmuştur. orduda kurduğu onluk sistem bugün her devletin ordusunda uyguladığı bir sistem haline dönüşmüştür.ayrıca profesyonel askerlik mete’nin başlattığı bir sistem olmuştur. ayrıca istihbarat ağını da kurmuş, haber almaları genişletmiştir. denilirki çin ne zaman bir ajan görevlendirirse ya öldürülüyor. bir başka deyişle mete’nin adamı olan çaşıt(casus) emri vereni öldürüyordu. ayrıca tarih boyunca süregelen türk devlet sistemi de mete kağan ile dünyaya ispatlanmıştır. mete han, tarıma bağlı ihtiyaçlarını gidermek için kendisine bağlı tarım şehir devletlerini kurmuştur. japon denizi’nden idil nehri’ne, sibirya’dan tibet’e ulaşan arazisiyle büyük bir devlet ve günümüze ulaşan miras bıraktığı sistemleriyle mete han m.ö.174 yılında tarihe damgasını vurmuş bir şekilde dünyaya veda etmiştir.atam mete han’ın tini kut bulsun.
devamını gör...
anaokuluna başlayacaklara tavsiyeler
gökyüzü mavi, çimenler yeşil olmak zorunda değil. boyama yaparken özgürce kullanın renkleri.
devamını gör...
türk insanının beceremediği şeyler
yapıcı eleştiri yapmak,
güzellikleri takdir etmek,
motivasyon sağlamak,
kadın -erkek ilişkilerinde samimiyeti farklı algılamamak,
kurallara uymak,
tarihi, kültürü,doğayı, kadınları ve çocukları korumak.
güzellikleri takdir etmek,
motivasyon sağlamak,
kadın -erkek ilişkilerinde samimiyeti farklı algılamamak,
kurallara uymak,
tarihi, kültürü,doğayı, kadınları ve çocukları korumak.
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
zeki müren - bir gülü sevdim
gel etme dedim, kal gitme dedim.
gel etme dedim, kal gitme dedim.
devamını gör...
rusça
herhangi bir dildeki bir sözcüğü / bir ismi doğru telaffuz edemediğiniz için bilgiçlik taslayan denyo arkadaşlarınız oldu mu hiç? ben ki bir insanın başka bir dildeki özel ismi doğru telaffuz edememesini çok normal, yadırganmasını çok abes bulurum; sizlere bu metnin son paragrafında bir tüyo vereceğim. açıklama çok uzun gelirse en azından son paragrafa bakın ki bu duruma karşı küstahsavar bir argümanınız olsun. evet sözüm sana, "o bikeram çopin değil tamam mı şopeeğn. şopenhayır mı, hahaha yok daha neler. schopenhauer nasıl okunur bilmiyon mu sen?" diyen denyo arkadaş!
rusça öğrenmeye başlamadan önce okuduğum yorumların çoğunun bu dile başlamanın çok zor olmasıyla ilgili olduğu, ancak ilk seviyeyi bitince sıfırdan başlamayı kesinlikle zor bulmadığım doğu slav dil ailesine mensup lisandır. yalnız önceden belirteyim, yalnızca ilk seviyeyi bitirdim ve izlenimlerim derine inmemiş birinin ufku kadar olacak. orta ve ileri seviyede öğrenenler birtakım konularla ilgili bu lisanın aşırı zor olduğu yorumunu yapsa da, başlangıç seviyesi için de aşırı zor diyenlere rağmen aslında o kadar zor olmadığını görünce bunu üç sebebe bağladım.
birincisi, henüz daha türkçe konuşurken hangi cümle öğesinin, hangi ekin ne anlama geldiğini kavramamış bir kimsenin herhangi bir lisanı zaten öğrenmesi çok zor. rusça'da padejleri anlamak için öncelikle türkçe'deki ismin hallerini bilmek şart. başlangıç seviyesinde padejlerde zorlanan bir arkadaşın aslında ismin hallerini tam bilmediğini fark etmiştim.
ikincisi ise bizim lisanımızda konuşurken belirtmeyi yeğlemediğimiz bazı detayların bu lisanda var olması durumu. örneğin rusça'da bir yere gitmek, ama o yere atıyorum bir daha dönmemek üzere gitmek veya oraya koşarak gitmek gibi detaylar "gitmek" eyleminin içinde çözülüyor. bizdeki gibi ilave sözcük ekleyerek bu detayı vermiyorlar. fakat herhangi iki dili kıyaslarken bu mevzu zaten var. örneğin atıyorum bir alman, türkçe öğrenir iken "ulan ne kasıntı dil, adamlar ay ışığı denizden yansıyor dememişler, ona bir de yakamoz diye isim takmışlar" diye söylenmesi ne kadar abes ise, rusça'daki veya herhangi dildeki bu detaylara takılmak bana göre aynı şekilde abes. bu gibi kuralları ben daha çok bir toplumun genetik koduna inen mistik bir yol gibi algılıyor ve bundan keyif alıyorum. kendi lisanımda olmayıp da başka lisanlarda bulunan bu gibi garip kuralların, aslında iki toplum arasındaki yaşanmışlıkların, yaşanmışlıklar karşısındaki reaksiyonların, ve hatta belki tüm sevinç, acı, coşkunluk ve kederler arasındaki nüansların izi olması hasebiyle ilginç buluyorum. eminim tüm bunların bilimsel açıklamaları vardır, ancak lütfen beni uyandırmayınız. böyle hissetmek şu anda daha keyifli.
üçüncüsü ise, istisnaların çok olması ve bunların ezberlenmesinin zor bulunması. mesela bizde "-in -ın" geleceği zaman kelimenin son ünlüsüne göre ek seçilmesi gerekirken, (yanlışsam uyarınız) arapça kökenli ve l harfi ile biten sözcüklerde istisna var (edit: yanlıştım düzeltildim. (gbkz: gönlü geniş kafadar) sayesinde doğruyu bulduk, türkçe'ye yabancı dilden giren sözcüklerin genelinde bu kural geçerli. daha fazla bilgi için buradan)."bilal'ın halından hiç memnun değiliz" demiyoruz, "bilal'in halinden hiç memnun değiliz" diyoruz. türkçe öğrenen bir yabancı "bir de türkçe'ye arapça'dan girip l ile biten ünlüleri nasıl ezberleyeyim lan!??!" deyip zorlanabilir. biz de rusça'ya yabancı dillerden giren sözcüklerin cinsiyetinin rod kuralına uymamasından, bu yüzden bu sözcükleri ezberlemeksizin bir kelimenin cinsiyetini tayin edememekten yakınabiliriz. ancak bir dili öğrenmenin doğal zorluğu budur, herhangi bir dili öğrenmek için aşılması gereken bir adımdır.
herhangi bir dili öğrenirken o dilin zor olup olmaması, öğrenen kişinin ana diliyle ilgilidir kuşkusuz. ana dili türkçe olan biri için rusça, ingilizce'den daha kolaydır. daha fazla ortak kural vardır ve bu yüzden kavraması daha kolaydır. anlamını bilmeseniz bile karşınıza çıkan bir sözcüğü yazıdan telaffuz ederken doğru telaffuz etmeniz daha mümkündür (tek bir kural dışında). emergency görüp de imörcınsiy demeyi kavramak, prepodavatelnitsa * görüp prepadavatelnitsa demeyi kavramaktan daha zordur bence. ingilizce öğrenme zorluğu ile rusça öğrenme zorluğu arasında kıyas yaparak ifade etme gerekirse;
okunduğu gibi yazılır (az önce tek bir kural dışında dediğim o kural, birazdan değineceğim)
yalnızca 3 tane zaman vardır. (geçmiş, şimdiki ve geniş, gelecek)
rusça'da düzensiz eylemler yoktur. fiil çekimleri türkçe'deki gibi eklerle yapılır.
şimdi yukarıda iki yerde "tek bir kural" diye değindiğim bir abuk kural var ki dostlar, bir dili öğrenmenin tüm meşakkatlerini mazur görmeme rağmen bu kurala karşı acayip bir sinirim ve zaafım var. rusça'da bir kelimedeki ünlülerden birinin üzerinde vurgu vardır ve siz o sözcüğü telaffuz ederken o heceyi biraz daha yavaş söylersiniz. şayet cümlede o harfi var ise ve vurgu o harfinin üzerinde değil ise, o harfini a diye okumalısınız. örneğin "voda" diye yazılır, fakat vurgu a harfinde olduğu için "vada" diye okunur (bunun bir kuralı yok). örneğin "professiya" diye yazılır, vurgu e harfinde olduğu için "prafessiya" diye okunur. bir kitabı sesli okurken vurgu nerede bilmez iseniz, yanlış telaffuz edersiniz. veya bir rus size gelip bir kâğıda "vada" yazmanızı istese, vurguyu tam duyamayıp yanlış yazabilirsiniz.
o zaman sorarım size bre troykaların haşin düzlüklerde çırpınıp durduğu yüce rus halkı, neden voda yazıp vada okuyacağına direkt vada yazmazsın? yani bana çok anlamsız geliyor. lisanı yazıya dökerken, söyleniş halihazırda hep "vada" iken; hangi soysuz mujik çıktı "biz bunu o harfiyle yazalım da, vurgu zaten o harfinde olmayacağı için vada diye okunsun" dedi, rus dili için toplanan komisyonları tehdit etti, bu kuralı kabul ettirdi de yattığı yerde rahat uyudu? eğer bir hece zaten "a" ile söyleniyorsa neden "a" ile yazılmaz da "o" ile yazılır ki yeni öğrenenler sancılar içerisinde kıvransın kıvransın da sezgilerine rağmen bulamasın doğrusunu?
şimdi son olarak size bir tüyo vereceğim. bence bir insanın yabancı bir dildeki bir ismi doğru telaffuz edememesi gayet doğal. bu yüzden efendi gibi doğrusunu öğreteceğine, sırf küstahlık olsun diye çıkıntılık yapan biriyle karşılaştığınızda konuyu bir şekilde rus edebiyatına getirin. denyo arkadaş ne zaman ki "ben dostoyevski ve tolstoy çok seviyorum lan" diyecek, siz hemen orada kendilerinin sözünü kesip "bre mendebur! bre kalkacağı koltukta bile cehaletinden karalar bırakacak, bre ortamdaki nesnelerin bile cahilliğine sessiz kalmaktan çatır çatır çatlayacağı melun! sen ki bana schopenhauer diyemedim diye bilgiçlik tasladın, şimdi ananı laciverte boyadım. o bir defa dostoyevski değil, dastayevski; tolstoy değil talstoy diye okunur! rusça'da bir sözcükte iki o harfi asla olmaz çünkü vurgu hangi o harfinde ise a diye okunur!" diyebilirsiniz. "o zaman fyodor nasıl oluyor" derse de "fyodor'da iki tane sesli harf var. biri o, öteki ise yo harfidir. o sensin, yo da sana g..." evet herneyse. ahan şunlar da kanıtı:
dostoyevski'nin doğru telaffuzu
tolstoy'un doğru telaffuzu
rusça öğrenmeye başlamadan önce okuduğum yorumların çoğunun bu dile başlamanın çok zor olmasıyla ilgili olduğu, ancak ilk seviyeyi bitince sıfırdan başlamayı kesinlikle zor bulmadığım doğu slav dil ailesine mensup lisandır. yalnız önceden belirteyim, yalnızca ilk seviyeyi bitirdim ve izlenimlerim derine inmemiş birinin ufku kadar olacak. orta ve ileri seviyede öğrenenler birtakım konularla ilgili bu lisanın aşırı zor olduğu yorumunu yapsa da, başlangıç seviyesi için de aşırı zor diyenlere rağmen aslında o kadar zor olmadığını görünce bunu üç sebebe bağladım.
birincisi, henüz daha türkçe konuşurken hangi cümle öğesinin, hangi ekin ne anlama geldiğini kavramamış bir kimsenin herhangi bir lisanı zaten öğrenmesi çok zor. rusça'da padejleri anlamak için öncelikle türkçe'deki ismin hallerini bilmek şart. başlangıç seviyesinde padejlerde zorlanan bir arkadaşın aslında ismin hallerini tam bilmediğini fark etmiştim.
ikincisi ise bizim lisanımızda konuşurken belirtmeyi yeğlemediğimiz bazı detayların bu lisanda var olması durumu. örneğin rusça'da bir yere gitmek, ama o yere atıyorum bir daha dönmemek üzere gitmek veya oraya koşarak gitmek gibi detaylar "gitmek" eyleminin içinde çözülüyor. bizdeki gibi ilave sözcük ekleyerek bu detayı vermiyorlar. fakat herhangi iki dili kıyaslarken bu mevzu zaten var. örneğin atıyorum bir alman, türkçe öğrenir iken "ulan ne kasıntı dil, adamlar ay ışığı denizden yansıyor dememişler, ona bir de yakamoz diye isim takmışlar" diye söylenmesi ne kadar abes ise, rusça'daki veya herhangi dildeki bu detaylara takılmak bana göre aynı şekilde abes. bu gibi kuralları ben daha çok bir toplumun genetik koduna inen mistik bir yol gibi algılıyor ve bundan keyif alıyorum. kendi lisanımda olmayıp da başka lisanlarda bulunan bu gibi garip kuralların, aslında iki toplum arasındaki yaşanmışlıkların, yaşanmışlıklar karşısındaki reaksiyonların, ve hatta belki tüm sevinç, acı, coşkunluk ve kederler arasındaki nüansların izi olması hasebiyle ilginç buluyorum. eminim tüm bunların bilimsel açıklamaları vardır, ancak lütfen beni uyandırmayınız. böyle hissetmek şu anda daha keyifli.
üçüncüsü ise, istisnaların çok olması ve bunların ezberlenmesinin zor bulunması. mesela bizde "-in -ın" geleceği zaman kelimenin son ünlüsüne göre ek seçilmesi gerekirken, (yanlışsam uyarınız) arapça kökenli ve l harfi ile biten sözcüklerde istisna var (edit: yanlıştım düzeltildim. (gbkz: gönlü geniş kafadar) sayesinde doğruyu bulduk, türkçe'ye yabancı dilden giren sözcüklerin genelinde bu kural geçerli. daha fazla bilgi için buradan)."bilal'ın halından hiç memnun değiliz" demiyoruz, "bilal'in halinden hiç memnun değiliz" diyoruz. türkçe öğrenen bir yabancı "bir de türkçe'ye arapça'dan girip l ile biten ünlüleri nasıl ezberleyeyim lan!??!" deyip zorlanabilir. biz de rusça'ya yabancı dillerden giren sözcüklerin cinsiyetinin rod kuralına uymamasından, bu yüzden bu sözcükleri ezberlemeksizin bir kelimenin cinsiyetini tayin edememekten yakınabiliriz. ancak bir dili öğrenmenin doğal zorluğu budur, herhangi bir dili öğrenmek için aşılması gereken bir adımdır.
herhangi bir dili öğrenirken o dilin zor olup olmaması, öğrenen kişinin ana diliyle ilgilidir kuşkusuz. ana dili türkçe olan biri için rusça, ingilizce'den daha kolaydır. daha fazla ortak kural vardır ve bu yüzden kavraması daha kolaydır. anlamını bilmeseniz bile karşınıza çıkan bir sözcüğü yazıdan telaffuz ederken doğru telaffuz etmeniz daha mümkündür (tek bir kural dışında). emergency görüp de imörcınsiy demeyi kavramak, prepodavatelnitsa * görüp prepadavatelnitsa demeyi kavramaktan daha zordur bence. ingilizce öğrenme zorluğu ile rusça öğrenme zorluğu arasında kıyas yaparak ifade etme gerekirse;
okunduğu gibi yazılır (az önce tek bir kural dışında dediğim o kural, birazdan değineceğim)
yalnızca 3 tane zaman vardır. (geçmiş, şimdiki ve geniş, gelecek)
rusça'da düzensiz eylemler yoktur. fiil çekimleri türkçe'deki gibi eklerle yapılır.
şimdi yukarıda iki yerde "tek bir kural" diye değindiğim bir abuk kural var ki dostlar, bir dili öğrenmenin tüm meşakkatlerini mazur görmeme rağmen bu kurala karşı acayip bir sinirim ve zaafım var. rusça'da bir kelimedeki ünlülerden birinin üzerinde vurgu vardır ve siz o sözcüğü telaffuz ederken o heceyi biraz daha yavaş söylersiniz. şayet cümlede o harfi var ise ve vurgu o harfinin üzerinde değil ise, o harfini a diye okumalısınız. örneğin "voda" diye yazılır, fakat vurgu a harfinde olduğu için "vada" diye okunur (bunun bir kuralı yok). örneğin "professiya" diye yazılır, vurgu e harfinde olduğu için "prafessiya" diye okunur. bir kitabı sesli okurken vurgu nerede bilmez iseniz, yanlış telaffuz edersiniz. veya bir rus size gelip bir kâğıda "vada" yazmanızı istese, vurguyu tam duyamayıp yanlış yazabilirsiniz.
o zaman sorarım size bre troykaların haşin düzlüklerde çırpınıp durduğu yüce rus halkı, neden voda yazıp vada okuyacağına direkt vada yazmazsın? yani bana çok anlamsız geliyor. lisanı yazıya dökerken, söyleniş halihazırda hep "vada" iken; hangi soysuz mujik çıktı "biz bunu o harfiyle yazalım da, vurgu zaten o harfinde olmayacağı için vada diye okunsun" dedi, rus dili için toplanan komisyonları tehdit etti, bu kuralı kabul ettirdi de yattığı yerde rahat uyudu? eğer bir hece zaten "a" ile söyleniyorsa neden "a" ile yazılmaz da "o" ile yazılır ki yeni öğrenenler sancılar içerisinde kıvransın kıvransın da sezgilerine rağmen bulamasın doğrusunu?
şimdi son olarak size bir tüyo vereceğim. bence bir insanın yabancı bir dildeki bir ismi doğru telaffuz edememesi gayet doğal. bu yüzden efendi gibi doğrusunu öğreteceğine, sırf küstahlık olsun diye çıkıntılık yapan biriyle karşılaştığınızda konuyu bir şekilde rus edebiyatına getirin. denyo arkadaş ne zaman ki "ben dostoyevski ve tolstoy çok seviyorum lan" diyecek, siz hemen orada kendilerinin sözünü kesip "bre mendebur! bre kalkacağı koltukta bile cehaletinden karalar bırakacak, bre ortamdaki nesnelerin bile cahilliğine sessiz kalmaktan çatır çatır çatlayacağı melun! sen ki bana schopenhauer diyemedim diye bilgiçlik tasladın, şimdi ananı laciverte boyadım. o bir defa dostoyevski değil, dastayevski; tolstoy değil talstoy diye okunur! rusça'da bir sözcükte iki o harfi asla olmaz çünkü vurgu hangi o harfinde ise a diye okunur!" diyebilirsiniz. "o zaman fyodor nasıl oluyor" derse de "fyodor'da iki tane sesli harf var. biri o, öteki ise yo harfidir. o sensin, yo da sana g..." evet herneyse. ahan şunlar da kanıtı:
dostoyevski'nin doğru telaffuzu
tolstoy'un doğru telaffuzu
devamını gör...
atomu parçalarken yere gazete sermek
evine göre sofra bezi ile de olabilendir.
annelerin evde her türlü kırıntı görmeye dayanamamasından kaynaklı önlem.
annelerin evde her türlü kırıntı görmeye dayanamamasından kaynaklı önlem.
devamını gör...
muse
ingiltere çıkışlı, matt bellamy adında falsetto solistiyle dinlenmeye değer “üst” rock grubu.
en özgün parçalarından birisi kaos teorisini anlatan butterflies and hurricanes’dir.
en özgün parçalarından birisi kaos teorisini anlatan butterflies and hurricanes’dir.
devamını gör...
valhalla
bir tatil beldesi olarak valhalla
evet değerli dostlar bugün tatilinizi huzur içerisinde geçirebileceğiniz bir mekan önerisinde bulunacağım. tanrı odin'in muazzam salonu valhalla...
nasıl bir yerdir?
valhalla, çatısı altın kalkanlardan oluşan , duvarları ve kirişleri mızraklardan yapılmış bir mekan. kapısında kurtlar bekliyor ve başınızı göğe çevirdiğinizde üzerinizde sürekli uçan kartallar görüyorsunuz. etrafta valkür adıyla bilinen silahlanmış genç ve güzel kadın savaşçılar geziyor. salon içerisinde biraz dikkatli olmanız gerekiyor. özellikle huzur kaçırıcı hareketlerden uzak durmanız lazım. yoksa tepenize binerler ve vallahi valhalla'dan atılırsınız. içki serbest. dilediğiniz kadar içebiliyorsunuz. yemekler on numara, her tür yemeğe bedava erişiminiz var. ekmek elden su gölden takılabileceğiniz bir mekan.
nasıl giderim?
önce asgard'ı bulmanız gerekiyor. duyduğuma göre navigasyon'un pek bir faydası olmuyormuş. bu sebeple hislerinize güveneceksiniz, hele bir yola çıkın gerisi gelir zannımca. neyse, asgard'ı buldunuz diyelim, burada karşınıza 540 tane kapı çıkacak, bu kapıların her biri 800 kişi alıyor o yüzden elinizi çabuk tutmanız lazım. artı, viking pasaportu çıkarmayı ve yanınızda götürmeyi de ihmal etmeyin. yoksa onca yolu boşa gitmiş olursunuz.
tabi en önemli şart, bir savaşta onurunuzla ölmüş olmanız gerekliliği, onu da kendiniz halledersiniz diye düşünüyorum. insan isterse her şeyin üstesinden gelir.
ne tarz etkinlikler vardır?
en önemli etkinlik sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, mekanda bulunan diğer arkadaşlarınızla, kılıç kalkan oyunu oynamak...
akşama kadar birbirinize kılıç sallar, oranızı buranızı yaralar, akşam olduğunda ise bir anda iyileşerek alemlere akma fırsatına erişirsiniz.
bu etkinlik sonrasında çok fazla acıkmış olacağınız için, sizi aşçıların efendisi andhrimnir’in hazırladığı, sihirli dev domuz eti karşılayacak. bazılarınızın tövbe tövbe dediğini duyar gibiyim lakin geldiniz bir kere ve aç kalmayı tercih ediyorsanız, elbette seçim sizin, buna saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok.
e hani başlangıçta her türlü yiyecek serbest demiştin diyebilirsiniz. serbest efendim. o vakti bulursanız yiyebilirsiniz.
arkasından bal şarabı şenlikleri başlıyor. savaştınız, karnınızı tıka basa doyurdunuz ve bingo! keçi heidrun'un memesinden akan bal şarabı ile kafayı bulma şansına erişiyorsunuz. mekanın böyle de güzel yanları var.
unutmadan at turlarına da katılabiliyorsunuz.
keyfiniz daim olsun. iyi tatiller dilerim.
evet değerli dostlar bugün tatilinizi huzur içerisinde geçirebileceğiniz bir mekan önerisinde bulunacağım. tanrı odin'in muazzam salonu valhalla...
nasıl bir yerdir?
valhalla, çatısı altın kalkanlardan oluşan , duvarları ve kirişleri mızraklardan yapılmış bir mekan. kapısında kurtlar bekliyor ve başınızı göğe çevirdiğinizde üzerinizde sürekli uçan kartallar görüyorsunuz. etrafta valkür adıyla bilinen silahlanmış genç ve güzel kadın savaşçılar geziyor. salon içerisinde biraz dikkatli olmanız gerekiyor. özellikle huzur kaçırıcı hareketlerden uzak durmanız lazım. yoksa tepenize binerler ve vallahi valhalla'dan atılırsınız. içki serbest. dilediğiniz kadar içebiliyorsunuz. yemekler on numara, her tür yemeğe bedava erişiminiz var. ekmek elden su gölden takılabileceğiniz bir mekan.
nasıl giderim?
önce asgard'ı bulmanız gerekiyor. duyduğuma göre navigasyon'un pek bir faydası olmuyormuş. bu sebeple hislerinize güveneceksiniz, hele bir yola çıkın gerisi gelir zannımca. neyse, asgard'ı buldunuz diyelim, burada karşınıza 540 tane kapı çıkacak, bu kapıların her biri 800 kişi alıyor o yüzden elinizi çabuk tutmanız lazım. artı, viking pasaportu çıkarmayı ve yanınızda götürmeyi de ihmal etmeyin. yoksa onca yolu boşa gitmiş olursunuz.
tabi en önemli şart, bir savaşta onurunuzla ölmüş olmanız gerekliliği, onu da kendiniz halledersiniz diye düşünüyorum. insan isterse her şeyin üstesinden gelir.
ne tarz etkinlikler vardır?
en önemli etkinlik sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, mekanda bulunan diğer arkadaşlarınızla, kılıç kalkan oyunu oynamak...
akşama kadar birbirinize kılıç sallar, oranızı buranızı yaralar, akşam olduğunda ise bir anda iyileşerek alemlere akma fırsatına erişirsiniz.
bu etkinlik sonrasında çok fazla acıkmış olacağınız için, sizi aşçıların efendisi andhrimnir’in hazırladığı, sihirli dev domuz eti karşılayacak. bazılarınızın tövbe tövbe dediğini duyar gibiyim lakin geldiniz bir kere ve aç kalmayı tercih ediyorsanız, elbette seçim sizin, buna saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok.
e hani başlangıçta her türlü yiyecek serbest demiştin diyebilirsiniz. serbest efendim. o vakti bulursanız yiyebilirsiniz.
arkasından bal şarabı şenlikleri başlıyor. savaştınız, karnınızı tıka basa doyurdunuz ve bingo! keçi heidrun'un memesinden akan bal şarabı ile kafayı bulma şansına erişiyorsunuz. mekanın böyle de güzel yanları var.
unutmadan at turlarına da katılabiliyorsunuz.
keyfiniz daim olsun. iyi tatiller dilerim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
vega=bu sabahların bir anlamı olmalı.
devamını gör...
osman hamdi bey
1906 ve 1907 yıllarında iki farklı versiyonunu çizdiği dünyaca ünlü kaplumbağa terbiyecisi'nin sahibidir. eser dünyaca bilinir fakat sahibinin türk olduğu, isminin osman hamdi bey olduğu pek bilinmez. fazla değer vermediğimizden tanıtımını da yapamıyoruz sanırım. okyanusun dibinde keşfedilmeyi bekleyen hazine gibi bizim ressamlarımız, yazarlarımız, kısacası sanatçılarımız...
devamını gör...
barış murat yağcı'nın şarkı çıkarması
arkadaşlar her ağzı olan şarkı çıkarmak zorunda değil bu konuda bir anlaşalım önce.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
bak hele bize der enayi
etmezmiş kelimeleri zayi
aşık kişi eder mi hakaret
bu kadar tenezzül ettim kafi
etmezmiş kelimeleri zayi
aşık kişi eder mi hakaret
bu kadar tenezzül ettim kafi
devamını gör...
bir yılda tam 262 kadının öldürülmüş olması
türkiye çatısı altında gerçekleşen ve rakam duyulunca şaşkınlık oluşturan hede. kadınlar olarak her gün "yeter!" diye bağırmaktayız.
sevgiden, aşktan, güvenden geçtik artık. öldürmesinler istiyoruz. öldürmeyen sevgi istiyoruz. lütfen yaşama hakkımıza saygı duyun.
sevgiden, aşktan, güvenden geçtik artık. öldürmesinler istiyoruz. öldürmeyen sevgi istiyoruz. lütfen yaşama hakkımıza saygı duyun.
devamını gör...
her sınıfta mutlaka bulunan tipler
her dersi iyi olan insanlar...
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
bugün kendimi allahın unuttuğu yerde çalışan bir köle gibi değil, şehrin göbeğinde çalışan bir plaza çalışanı gibi hissediyorum. starbucks kahvesi işte insana böyle sınıf atlatıyor.
kahveyi iddia kaybettiği için başkasına almış ama aldığı kişi işe gelmemiş birinden aldım, sabah sabah starbucks'a gidecek kadar sevmiyorum yaşamayı.
hem bedava kahve hem sınıf atlatıyor.

her neyse çok uzatmadan, sabahınız çilekli milkshake tadında geçsin efenim.
bugün kendimi allahın unuttuğu yerde çalışan bir köle gibi değil, şehrin göbeğinde çalışan bir plaza çalışanı gibi hissediyorum. starbucks kahvesi işte insana böyle sınıf atlatıyor.
kahveyi iddia kaybettiği için başkasına almış ama aldığı kişi işe gelmemiş birinden aldım, sabah sabah starbucks'a gidecek kadar sevmiyorum yaşamayı.
hem bedava kahve hem sınıf atlatıyor.

her neyse çok uzatmadan, sabahınız çilekli milkshake tadında geçsin efenim.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
...
"onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
dinledikçe susması, düşündükçe susması...
tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
heykelini yontuyor yalnızlığın ustası."
ö.asaf
"onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
dinledikçe susması, düşündükçe susması...
tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
heykelini yontuyor yalnızlığın ustası."
ö.asaf
devamını gör...
