peter pan sendromu, büyüme korkusu olan çocuklarda ve olgun oldukları halde çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluklarına verilen isimdir. ilk sendrom 1983'te dan kiley isimli bir psikanalist tarafından bulundu. hastalığın adı, james matthew barrie'nin peter pan isimli romanından gelmektedir. bu kişiler, aile kurma gibi sorumluluklarından kaçmanın yollarını ararlar. ayrıca prof. humbles ortega'nın yaptığı bir araştırmaya göre peter pan sendromu'nu ortaya çıkaran en önemli sebeplerden biri ailelerin aşırı korumacı olmasıdır.

bu sendromun aşamaları şunlardır:

10-15 yaş: çocuk dış dünya ile bağlantısını olabildiğince azaltıyor, korku yüzünden görevlerinden kaçıyor.
16-22 yaş: kendini beğenme ve maçoluk gibi kişilik özellikleri ortaya çıkıyor.
23-25 yaş: hayattan mutsuzluk ve rahatsızlık hissediliyor.
26-30 yaş: sendrom ilerliyor ve durum daha ciddi bir hal alıyor.
devamını gör...

edemem çünkü hala körüm. 1500 karma puan yapınca göz nakli yaptırıcam.
devamını gör...

erken kalkmak.
şekeri azaltmak.
her gün kitap okumak.
özgüven açısından ilerlemek.
devamını gör...

kendine iyi bak, bir daha hiçbir ana doğuramaz seni...

ahmed ârif.
devamını gör...

şubat 2022, uludağ, sahipsiz kardan adamın restorasyon çalışması sonrası.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

levent yüksel'in 1993 yılında çıkan albümü medcezir'de yer alan hareketli şarkısı...
espirili sözleri ve levent yüksel' in harika yorumuyla eskimez şarkılardan.
sözleri orhan veli kanık ve özkan samioğlu imzasını taşıyan şarkının bestesi sezen aksu'ya, düzenlemesi uzay heparı'ya aittir.

güftesi:

kim söylemiş beni?
süheyla'ya vurulmuşum diye
kim görmüş ama kim?
elene'yi öptüğümü

yüksek kaldırımda güpegündüz
melahat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat

kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya galata'ya dadanmışız
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu
onu da sonra anlatırım

ya o mualla'yı sandala atıp
ruhumda hicranın'ı
söyletme hikâyesi*

geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde*
bilirim ben yaptığımı

geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı

kim söylemiş beni?
süheyla'ya vurulmuşum diye
kim görmüş ama kim?
elene'yi öptüğümü

yüksek kaldırımda güpegündüz
melahat'i almışım da sonra
alemdar'a gitmişim öyle mi?
onu sonra anlatırım fakat

kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
güya galata'ya dadanmışız
kafaları çekip çekip
orada alıyormuşuz soluğu
onu da sonra anlatırım

ya o mualla'yı sandala atıp
ruhumda hicranın'ı
söyletme hikâyesi

geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı

geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim ben yaptığımı

geç bunları
anam babam geç bunları
bir kalemde
bilirim...

buradan dinleyebilirsiniz
devamını gör...

fransa'da terkedilmiş bir tünel.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okuduğum bir makalede verilen istatistiğe göre son 10 yılda türkiye'de %200 kadar artış göstermiş olan halk arasında evlilik korkusu olarak bilinen fobi.
y ve z kuşağı, geçmiş jenerasyonlar ile karşılaştırıldığında evlilik konusunda oldukça çekimser.
özellikle z kuşağı için en büyük kriter özgürlükmüş.

toplumda ise bu fobinin gelişimesinde belirli başlı birçok etken var.
gamofobi, artan boşanma oranları ile paralel olarak artış gösterdiği gibi, mevcut sosyo ekonomik durum da insanları evlilik fikrinden soğutan başlıca sebepler arasında gösteriliyor.
sanırım, herkes sürekli boşanıyor algısı insanlarda önyargı oluşmasına sebebiyet veriyor.

günümüzde gamofobi üzerine giden psikolog sayısı da ciddi oranda artmış.
sanıyorum bu konu nezdinde ciddi bir danışan talebi var.
devamını gör...

— bilen bilir*eski tanımlarımda bahsettiğim gibi gerçek hayattaki yakınlarım efsun derler bazen bana. yaklaşık iki sene önce çok yakın bi arkadaşım edirne’de gezerken bi yerde efsunlu ayna diye satılan bi tarak-ayna seti almıştı bana*o zamandır anı kutumda saklıyorum onu.
— yine yaklaşık 2-3 sene önce bi arkadaşıma ders sırasında zorla bi şeyler çizdirmiştim çünkü çok ciddi bir çizim yeteneği vardı. minik canavarlar çizmişti bana onu da hala saklıyorum*.
— ilkokula giderken annemle beraber küçük bi hikaye yazıp kitap haline getirtmiştik hala saklıyorum ve buldukça okuyup gülüyorum.*

daha say say bitmeyeceğini bildiğim bir sürü şey olduğu için özet olarak anı kutumda bulunan her şeye kendimce anlamlar yükledim. başkası baksa çok gereksiz bulur belki ama ben her seferinde güzel anılarımı hatırlıyorum onların sayesinde.
devamını gör...

çok karanlık film boyunca yağmur dinmemesine rağmen yönetmen çok iyi iş çıkarmış. normalde karanlık filmlerde kim kimi dövdü kim kimi çizdi anlayamam ama batmande netliği çok güzel yakalıyorsunuz. efektler çok iyi geldi bana belki de uzun zamandır aksiyon benzeri film izlemediğimden olabilir. soundtrack çok iyi. özellikle nirvananın something in the way parçası filmin o karanlık havasıyla güzel bütünleşmiş. batman filmlerinden tek izlediğim olduğu için hangisi daha iyiydi bilemem ama robertın o köşeli suratı kostümle hiç sırıtmıyor. ben beğendim, kendisini de her anlamda severim gerçi. zoe’de dozunda bir kedi kadın rolunü canlandırabilmiş. filmin tek eksisi herkesin de dediği gibi çok uzun olması. yaa belimiz tutuldu, popomuz uyuştu oturmaktan, bit artık nolur falan dedik.
devamını gör...

başlığı açan da sanırsın olimpos'un sönmeyen ateşi, nerelerdeydin ya biz de seni bekliyorduk...!
devamını gör...

kol da benim, koldaki de.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1978 yılında başlayan korku filmi serisidir ilk filmin ismi yabancı diye geçer ancak afişte ve başlangıcında halloween yazar nedense.

filmi anlatmak için baş karakteri tanımlamak gerekirse daha çocuk yaştayken ablasını erkek arkadaşıyla ilişkiye girerken görmüştür buda psikolojisini bozar. ve ilk kurbanı ablası olur bu olaydan sonra gençliğini bir akıl hastanesinde geçirir. ancak michael myers'in ruhu zedelenmiştir öyle ki artık onun için iyi kötü veya cennet/cehennem kavramı yoktur acıma duygusu yoktur onun için tek gerçek ölümden ibarettir.

michael myers hayatı boyunca akıl hastanesinden çıkacağı günü beklemiştir sabırla ve sonunda kaçar myers kesinlikle bir deli değildir evet psikopattır katildir ama deli olamayacak kadar da zekidir. kurbanları'nı özenle dikkatlice seçer ve hepsini izler günlük rutinlerini davranışlarını beyninde bir plan kurar ve ondan sonra vahşi cinayetlerine başlar.

michael myers pek konuşmayı seven bir tip değildir güzel bir yüzü olsa da korkunç maskeyle dolaşmayı sever hiç acale etmez kurduğu plan tıkır tıkır işler ve kurbanı ne kadar kaçarsa kaçsın sonunda kucağına düşer. michael myers konuşmayı sevmese de mimikler ve beden diliyle kendisini çok iyi ifade eder.
devamını gör...

pek garip sayılmamakla birlikte insanlık namına umudumu arttıran bir olaydır. aç bir kedi için et istediğim lokantanın bana müesseseden çay ikram etmesi. ne bileyim artık kimse böyle incelikler yapmıyor hoşuma gitti *:)
devamını gör...

bulgarlar bugün rusya sınırları içinde yer alan tataristanın "bulgar" şehrinde yaşamış olan eski bir türk halkıdır.tataristanda yaşayan halkın ecdadı bulgar türklerindir.bulgar türkleri abbasiler döneminde islamı ilk kabul eden türk topluluğudur. ünlü seyyah ibn fadlan bulgar ülkesini ziyaret etmiş ve onlarla ilgili kayıtlar tutmuştur.bulgaristanda yaşayan halk işte bu bulgarların balkanlara göç eden ve zamanla slavlaşan koludur.
devamını gör...

bilgiyi sevmek'ten türemiştir.. rasyonel düşünmenin ve insan aklının var olmak, bilgi, neden-sonuç, değerler, akıl ve dil gibi genel ve temel kavramlarına ve ilişkin sorularına yanıt arar, bulabilir.. dalları vardır; çiçeklenir..
devamını gör...

okunduktan sonra geri verilmesi gereken kitap. ödünc kitabı geri getirmeyen kisiler yüzünden insanlar birbiriyle kitap paylaşmaz oldu. kimseden kitap isteyemiyorum. 2.el kitapcılar da uyanmışlar, onlar da epey pahalı satıyor. eh kitap fiyatları da malum. cidden bir magduriyet yasanıyor. bazen arkadaslarımın evine gittigimde agzımın suyu akıyor ama cirkefler pek vermek istemiyorlar. sırf bu kötü deneyimleri yüzünden. arkadaşlar herkes aldığı kitabı geri versin o güven ortamı gene olussun, aglıycam.
devamını gör...

günümüz türk şiirinin en mühim isimlerinden biri. kıyaslamaya gidersek basite indirgemiş oluruz kendisini. kendi çizgisine özgü imgelem ve kelime dizilişinde -bu bir birhan keskin şiiridir- imajı yarattı ve kolay kolay yıkılacağa benzemiyor. ben kendisinin sadık bir okuyucusu olarak isterdim ki şiir değil nesir yazsın.


''bunca zaman sonra, neden ona dokunmadığımı
neden çekmediğimi silahlarımı kınından
olanı biteni kalbime koyup kendimi çektiğimi
soruyorsan…

dokunmadıysam tek bir sebepledir…

bir barbar ancak eşitine dokunur.''

*ben istanbul'a çok benzerim sevgilim
yarı trak yarı buralı.
azıcık gidersin haliç'te bir çekirdek aileyim
o siyah suya bakakalmış, su yağlı mı yağlı.
adamda bej kundura, kadın çarşafa dolanmış,
yüzlerinde kırağı
kızların birini açık havada doğurmuşlar,
öbürü kapalı.

bende sevgilim yan yana ışır
ılık kasabalar köyler
ben istanbul'a çok benzerim sevgilim,
bir yanım haliç'te bir karabatak
bir yanım samandıra'da saplı samanlı.

ben istanbul'a çok benzerim sevgilim
onca iştiha içinde onca keder.
çın çın bin ses imkanıyken
sesin göbeğinden çatlayıp orada kaldığı yer.

sorunun sorulduğu yerim ben,
cevabın alındığı yer!
bir yanım erguvan bir yanım gül ve laleler
bir yanda serseri otlar, başıboş, plastik çiçekler
kök dal dolanmış duvarda birbirine koyu keder.

gezmediğin yerlerim vardır mutlaka
beklerim, yeraltı mağ'raları
bir ayağım geçmişte kalmış alamam
öbürü koduğun bahtımmış, eline ayarlı.

sevgilim kış düşmüş dünyaya içimden
eve nasıl varayım!
bir kovuk bir obruk oldum,
üstüm başım kar, yollar kapalı
devamını gör...

2004 fransa yapımı olup christophe barratier imzasını taşıyan müzikal-drama filmidir. koro anlamına gelen bu film, fransa'da yatılı bir erkek okuluna atanmış idealist bir müzik öğretmeninin, yozlaşmış bir okul müdürü ile eğitimi sert tutumlarla sürdüren diğer öğretmenlerden gizli olarak, ders verdiği sınıfa koro çalışmaları yaptırmasını ve o yaştaki erkek çocuklarının hayal dünyası eşliğinde müzik öğretmenimizi bekleyen duygu dolu yaşam olaylarını anlatır. tahmin ettiğiniz üzere film gerçek bir hayat hikayesine dayanmakta; zaten müzik öğretmeni olan clemént mathieu'nün anlatısı eşliğinde olaylar tek tek yaşanmaktadır. burada genç yetenek pierre morhange, sesiyle bizi büyülemekte ve farklı bir evrenin anahtarını, erken gençliğin o sabırsız umuduyla elimize tutuşturmaktadır.

tavsiyem, filmi orjinal dili olan fransızca'dan türkçe altyazı eşliğinde izlemenizdir. böylece mösyö mathieu'nün pépinot deyişini yıllar geçse de tıpkı az önce söylenmişçesine işitmeye devam edersiniz ki tonlaması ve duygusu hala sıcacık durur üzerinde.

bir film bu denli etkileyici olabilir midir? ve filmin müziklerini besteleyen bruno coulais acaba ölümsüz eserler yarattığının farkında mıydı?
bunlar da evrende cevapları olmayan sorulardan sadece ikisi sanırım. sanat tanrı'nın sırlarından bir sır olsa gerek. şahsen benim başka açıklamam yok,bu sebeple de bu muhteşem eserin önünde saygıyla eğilmekteyim.

filmin hayran olduğum müziklerini* ise şöyle sıralayım;
caresse sur l'océan:


la nuit:


vois sur ton chemin:


cerf volant:


pépinot ise 0.15 dk'daki minik çocuk* oluyor:


bu da final sahnesi, aman dikkat !spoiler! :


*sanat insan hayatı için çok önemlidir. sanatla güler;sanatla hüzünlenir; yaşadığımız olayların tesellisini yine sanatta buluruz.sanat sanat için midir yoksa toplum için midir bilinmez ama eğer kendime ifade etmeyi beceremediğim duygularımı bana anlatabiliyorsa o hâlde sanat benim için vardır.

hem şöyle değil midir;
"sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
mustafa kemal atatürk
devamını gör...

online sahaftır. türkiye'nin birçok farklı noktasındaki sahaflar kendilerini buraya kaydederek bir nevi görünürlüklerini arttırır. satış yaparlar.
istanbul'da yaşamamamın güzelliği olsa gerek alacağım kitapları burada bakınıyorum,satıcı istanbul avrupa yakasında ise atlıyorum metroya hem istanbul'u geziyorum hem de sahafa gidip kitabımı alıyorum. bazen aslıhan pasajında bazen beşiktaş taraflarında bazen istiklalin ara sokaklarında bazen de beyazıt da.. her yerde olabiliyor. güzel bir şey efenim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim