en garibinize giden turşu çeşidi
muz turşusunu gördü bu gözler.
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
yani samimiyet konusunda haklısın ama ben bir kıza “hayatım” desem kız arkadaşım beni 7 parçaya böler, 7 tepeye gömer. *
devamını gör...
en hüzünlü kelime
çaresizlik. içi bambaşka hikayelerle doldurulabilecek bir kelime. fakat hikaye ne olursa olsun içindeki çaresizlik aynı hissiyatı yaratır.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
devamını gör...
leyla ile mecnun replikleri
-bütün kadınlar nedir
+insan
+insan
devamını gör...
doğum günü
ben çok önemsiyorum doğum günlerini. yani klişeyse klişe. ne var yani bir yaş yaşlanıyorum diye düşünüyorsanız ok ne diyeyim, olabilir. ben önemsiyorum. sevdiğim insanların varlıklarını onurlandırmayı, bunu kutsamayı, iyi ki demeyi, doğdukları günün üzerinden geçen her 365. günde bunu kutlamayı çok seviyorum. başka herhangi bir günden daha farklı, daha özel, daha özenli bir hazırlığı hak ettiğine inanıyorum doğum günlerinin. dünyaya geldin bilmem kaç yıl önce tam da bu gün ve ben bundan dolayı çok ama çok mutluyum diyebileceğiniz her insan için spesifik olarak tek bir gün var. evet bu o insanın önemini, özelliğini dile getirebileceğiniz yegane gün değil. ama kalan 364 günden de daha başka, daha anlamlı bana kalırsa.
hakkıyla, içimden geldiği gibi kutlayamadığım doğum günleri oldu sevdiklerimin. kafamdakilerin tamamını hayata geçirebildiğim, karşımdakini çok mutlu edebildiğim kutlamalar da organize edebildim. durumlara, insanlara, bazen bana bazen de benden bağımsız değişkenlere bağlı olarak bir sürü doğum günü kutlaması yaptım ya da yapamadım. ama her biri için tek bir ortak nokta var; doğum günlerini hep büyük yaşadım, yaşatmaya çalıştım. sanırım bu bir kişilik özelliği. babamdan aldığımı tahmin ediyorum bunu da. daha önce bahsetmiştim, özel günleri (sadece doğum günüyle de sınırlı değil, yeter ki bir özel gün olsun) hep çok büyük yaşattı bize ömrü boyunca. "e ama kızım bugün ............ günü" dediği o kadar çok gün deneyimledim ki farklı şeyler yaptığımız sanırım şöyle bir bakış açısı geliştirdim; mutlu olmak için bahanelere ihtiyacımız var.
hayat çok boktan arkadaşlar. hayat çok zor. mutluluk yegane amaç değil/olmamalı belki ama mutlu olmaya çalışmak, mutlu etmeye çalışmak, hele ki mutlu ederek mutlu olmaya çalışmak bu boktanlıklardan bir nebze de olsa uzaklaştırıyor bizi. birisi için bir bahane ile özel bir hazırlık sürecine girmek, tüm stresine, tüm meşakkatine rağmen, durup mutlu edilmeyi beklemekten daha uzun soluklu bir mutluluk kaynağı yaratıyor. gerekirse dünyayı sağdan sola çevirmeye uğraşırken siz birini mutlu etmek uğruna, hayatınızın dertlerinden, sıkıntılarından, sıradanlıklarından uzaklaşıyorsunuz. bunu da alelade bir gün için değil bir "bahaneniz" olduğu bir gün için yaptığınızda motivasyonunuzu kesinlikle yitirmiyorsunuz.
yine günün sonunda kendinize iyilik yapmış oluyorsunuz yani. bencillik ömür boyuuuu... hadi bakalım.
hakkıyla, içimden geldiği gibi kutlayamadığım doğum günleri oldu sevdiklerimin. kafamdakilerin tamamını hayata geçirebildiğim, karşımdakini çok mutlu edebildiğim kutlamalar da organize edebildim. durumlara, insanlara, bazen bana bazen de benden bağımsız değişkenlere bağlı olarak bir sürü doğum günü kutlaması yaptım ya da yapamadım. ama her biri için tek bir ortak nokta var; doğum günlerini hep büyük yaşadım, yaşatmaya çalıştım. sanırım bu bir kişilik özelliği. babamdan aldığımı tahmin ediyorum bunu da. daha önce bahsetmiştim, özel günleri (sadece doğum günüyle de sınırlı değil, yeter ki bir özel gün olsun) hep çok büyük yaşattı bize ömrü boyunca. "e ama kızım bugün ............ günü" dediği o kadar çok gün deneyimledim ki farklı şeyler yaptığımız sanırım şöyle bir bakış açısı geliştirdim; mutlu olmak için bahanelere ihtiyacımız var.
hayat çok boktan arkadaşlar. hayat çok zor. mutluluk yegane amaç değil/olmamalı belki ama mutlu olmaya çalışmak, mutlu etmeye çalışmak, hele ki mutlu ederek mutlu olmaya çalışmak bu boktanlıklardan bir nebze de olsa uzaklaştırıyor bizi. birisi için bir bahane ile özel bir hazırlık sürecine girmek, tüm stresine, tüm meşakkatine rağmen, durup mutlu edilmeyi beklemekten daha uzun soluklu bir mutluluk kaynağı yaratıyor. gerekirse dünyayı sağdan sola çevirmeye uğraşırken siz birini mutlu etmek uğruna, hayatınızın dertlerinden, sıkıntılarından, sıradanlıklarından uzaklaşıyorsunuz. bunu da alelade bir gün için değil bir "bahaneniz" olduğu bir gün için yaptığınızda motivasyonunuzu kesinlikle yitirmiyorsunuz.
yine günün sonunda kendinize iyilik yapmış oluyorsunuz yani. bencillik ömür boyuuuu... hadi bakalım.
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
canım yazarlarımıza güzel bir liste bırakıyorum.
halihazırda dijital kitap, pdf erişimine izin veren belediye kitaplıkları.
1. zeytinburnu belediyesi kitaplığı
t.co/Qp7kLAdCBA
2. çorum belediyesi kitaplığı
t.co/eCclWoyghw
3. üsküdar belediyesi kitaplığı
t.co/qqaqKmvXwj
4. kocaeli büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/Cn5vYAgJ0o
5. ordu büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/80a3pcMbSc
6. denizli büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/vzgLKCXQWB
7. şanlıurfa büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/0ZYs85uXyZ
8. kayseri büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/oL45uRHTxQ
9. sivas belediyesi kitaplığı
t.co/16cQB2GMin
10. esenler belediyesi kitaplığı
t.co/HaB2TMGviJ
11. bağcılar belediyesi kitaplığı
t.co/v3d5YosH7E
12. fatih belediyesi kitaplığı
t.co/Fa0PQToR00 (anasayfada "yayınlarımız" kategorisinde)
13. beyoğlu belediyesi turabiba kitaplığı
t.co/iVWM4e2dEu
14. ilaveten: ismek kitaplığı
t.co/k9ygClnjQZ
ayrıca:
türk tarih kurumu kütüphanesinde yer alan 29.483 adet nadir eser çevrimiçi ortama aktarılarak halkın hizmetine sunuldu. ücretsiz pdf indirme imkanı da mevcut.
erişim linki:
kutuphane.ttk.gov.tr
halihazırda dijital kitap, pdf erişimine izin veren belediye kitaplıkları.
1. zeytinburnu belediyesi kitaplığı
t.co/Qp7kLAdCBA
2. çorum belediyesi kitaplığı
t.co/eCclWoyghw
3. üsküdar belediyesi kitaplığı
t.co/qqaqKmvXwj
4. kocaeli büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/Cn5vYAgJ0o
5. ordu büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/80a3pcMbSc
6. denizli büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/vzgLKCXQWB
7. şanlıurfa büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/0ZYs85uXyZ
8. kayseri büyükşehir belediyesi kitaplığı
t.co/oL45uRHTxQ
9. sivas belediyesi kitaplığı
t.co/16cQB2GMin
10. esenler belediyesi kitaplığı
t.co/HaB2TMGviJ
11. bağcılar belediyesi kitaplığı
t.co/v3d5YosH7E
12. fatih belediyesi kitaplığı
t.co/Fa0PQToR00 (anasayfada "yayınlarımız" kategorisinde)
13. beyoğlu belediyesi turabiba kitaplığı
t.co/iVWM4e2dEu
14. ilaveten: ismek kitaplığı
t.co/k9ygClnjQZ
ayrıca:
türk tarih kurumu kütüphanesinde yer alan 29.483 adet nadir eser çevrimiçi ortama aktarılarak halkın hizmetine sunuldu. ücretsiz pdf indirme imkanı da mevcut.
erişim linki:
kutuphane.ttk.gov.tr
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
radyoyu dinlerken, gözlerim doldu
evernevergreen sen ne güzel bir dostsun.
şarkı hediye etmiş, bir garip ozgur1ey e
evet! yeniden başlamalı. tüm yazarlara....
“aşk olsun”
evernevergreen sen ne güzel bir dostsun.
şarkı hediye etmiş, bir garip ozgur1ey e
evet! yeniden başlamalı. tüm yazarlara....
“aşk olsun”
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
yalnız yaşamak. bi kere çok masraflı ,tane ile sebze meyve alıyorsun bozulmasın aman diye filan.
devamını gör...
kapatılmayan parantezin verdiği tamamlanmamışlık duygusu
nitelikli, düzenli ve benim gibi takıntılı okurların baş etmekte zorlandığı duygudur. belki bu parantez takıntısı yüzünden hayatı da yarım yamalak yaşamak zorunda kalıyorum, küçük aliterasyonlar yardımıyla.
anlatmak istediğim şu; büyük öykücü anton çehov’un da söylediği gibi “eğer bir paragrafta parantez açılmışsa paragraf bitmeden önce o parantez mutlaka kapatılmalıdır.” tamam, haklısınız doktor çehov böyle bir şey söylemedi ama söyleyebilirdi, hatta söylemeliydi.
tam hevesle, büyük bir keyifle, bir şehvetle bir kitabı okumaya başladığımda yazar cümlenin orta yerinde bir parantez açar. diyelim ki bu parantez kitabın onuncu sayfasındadır ve yine diyelim ki kitap da üç yüz on dört sayfadır. başlarda, bir iki cümle boyunca yani, parantezin varlığı bir gerginlik yaratmaz bende. parantezdir sonuçta kendisiyle ne gibi bir ideolojik sorunum olabilir?
ama yazar kapatmaz parantezi. bir paragraf biter, parantez hala açık. sayfa biter, hala açık bir parantez. yavaş yavaş kendimi açık bir kapı ve açık bir pencere arasında cereyanda kalmış gibi hissetmeye başlarım. sayfalar devam eder ama parantez hala açıktır. bu andan itibaren yazarın ne anlatmaya çalıştığı ya da bunu nasıl yaptığı umrumda bile olmaz.
artık derdim gücüm o arsız parantezin bir yerde kapanmasıdır. kalan üç yüz dört sayfa boyunca parantezin bir yerde kapanacağı umuduyla bekler dururum. sanki aşti’de sevgilimi getirecek otobüsü bekler gibi. öyle bir heyecanla, otobüs gara girdiğinde duyduğum o mutluluk bu parantezin kapanmasının vereceği mutluluğun yanında hiçbir şeydir aslında.
ama kapanmaz parantez, kitap heba olur gider. ben savaştan çıkmış bir asker gibi halsiz. üç yüz sayfa boyunca bir parantezin peşinden koşmuş olmanın verdiği ruhsal çöküntü. ve asıl sorun; kapatılmayan parantezin hayatıma kattığı yeni eksiklik hissi, o lanet tamamlanmamışlık duygusu.
işte hayatımı da böyle yaşadığımı hissediyorum bazen. eksik, tamamlanmamış ve sanki ölüm bile tamamlamaya yetmeyecekmiş gibi. hayatım densiz bir yazarın açtığı ve kapatmayı unuttuğu bir parantezin içinde ( içinde de denmez aslında ama o kadar eksiğim işte.
anlatmak istediğim şu; büyük öykücü anton çehov’un da söylediği gibi “eğer bir paragrafta parantez açılmışsa paragraf bitmeden önce o parantez mutlaka kapatılmalıdır.” tamam, haklısınız doktor çehov böyle bir şey söylemedi ama söyleyebilirdi, hatta söylemeliydi.
tam hevesle, büyük bir keyifle, bir şehvetle bir kitabı okumaya başladığımda yazar cümlenin orta yerinde bir parantez açar. diyelim ki bu parantez kitabın onuncu sayfasındadır ve yine diyelim ki kitap da üç yüz on dört sayfadır. başlarda, bir iki cümle boyunca yani, parantezin varlığı bir gerginlik yaratmaz bende. parantezdir sonuçta kendisiyle ne gibi bir ideolojik sorunum olabilir?
ama yazar kapatmaz parantezi. bir paragraf biter, parantez hala açık. sayfa biter, hala açık bir parantez. yavaş yavaş kendimi açık bir kapı ve açık bir pencere arasında cereyanda kalmış gibi hissetmeye başlarım. sayfalar devam eder ama parantez hala açıktır. bu andan itibaren yazarın ne anlatmaya çalıştığı ya da bunu nasıl yaptığı umrumda bile olmaz.
artık derdim gücüm o arsız parantezin bir yerde kapanmasıdır. kalan üç yüz dört sayfa boyunca parantezin bir yerde kapanacağı umuduyla bekler dururum. sanki aşti’de sevgilimi getirecek otobüsü bekler gibi. öyle bir heyecanla, otobüs gara girdiğinde duyduğum o mutluluk bu parantezin kapanmasının vereceği mutluluğun yanında hiçbir şeydir aslında.
ama kapanmaz parantez, kitap heba olur gider. ben savaştan çıkmış bir asker gibi halsiz. üç yüz sayfa boyunca bir parantezin peşinden koşmuş olmanın verdiği ruhsal çöküntü. ve asıl sorun; kapatılmayan parantezin hayatıma kattığı yeni eksiklik hissi, o lanet tamamlanmamışlık duygusu.
işte hayatımı da böyle yaşadığımı hissediyorum bazen. eksik, tamamlanmamış ve sanki ölüm bile tamamlamaya yetmeyecekmiş gibi. hayatım densiz bir yazarın açtığı ve kapatmayı unuttuğu bir parantezin içinde ( içinde de denmez aslında ama o kadar eksiğim işte.
devamını gör...
seyir
piraye erdoğan'ın kasım 2019'da yayınlamış olduğu bir roman.
bir öneri sonrası haberdar olduğum bir kitaptı ama kişisel gelişim kitabı sanıp pek sıcak bakmamıştım. yanılmışım. aslında bir kadının yaşantısını, çöküşlerini anlatan sonra hayatının nasıl değiştiğini, hangi aşamalardan geçtiğini en ince ayrıntısına kadar aktaran bir kitap. bu kitabı ne kadar anlatsam da asla yeterli derecede anlatamayacakmış gibi hissediyorum. ama eğer mutsuz hissediyorsanız bu kitabı okumanın fayda sağlayacağını düşünüyorum. tabiki bir kitap okudu diye kimse mutlu olmaz ama size çok farklı bir bakış açısı kazandıracak bir kitap.
bir öneri sonrası haberdar olduğum bir kitaptı ama kişisel gelişim kitabı sanıp pek sıcak bakmamıştım. yanılmışım. aslında bir kadının yaşantısını, çöküşlerini anlatan sonra hayatının nasıl değiştiğini, hangi aşamalardan geçtiğini en ince ayrıntısına kadar aktaran bir kitap. bu kitabı ne kadar anlatsam da asla yeterli derecede anlatamayacakmış gibi hissediyorum. ama eğer mutsuz hissediyorsanız bu kitabı okumanın fayda sağlayacağını düşünüyorum. tabiki bir kitap okudu diye kimse mutlu olmaz ama size çok farklı bir bakış açısı kazandıracak bir kitap.
devamını gör...
arkadaşın gay olduğunu öğrenmek
homofobik insanlar için kahredici olabilecek durum.
devamını gör...
intihar etmek
tamamladığın yapbozu kendi ellerinle bozmak gibidir.
devamını gör...
renkli mahlas
an itibariyle listede bir tane bile olmayan.*
üzüldüm. halk fakirleşmiş. sözlük mağazasına giremez olmuş. çocuklar baba baba, yeşil mahlas isterim diye tutturmuş, alamayan babalar gece gizli gizli ağlamış. neyse daha kötü tablolar var da medyaya yansımasını istemediler.
kapitalizmin gözü kör olsun.
üzüldüm. halk fakirleşmiş. sözlük mağazasına giremez olmuş. çocuklar baba baba, yeşil mahlas isterim diye tutturmuş, alamayan babalar gece gizli gizli ağlamış. neyse daha kötü tablolar var da medyaya yansımasını istemediler.
kapitalizmin gözü kör olsun.
devamını gör...





