muzdarip olduğum hastalık, cebimi de yoruyor.
devamını gör...

konjenital aganglionik megakolon olarak da isimlendirilen iken,meissner pleksusu ve auerbach pleksusu'undaki ganglion hücrelerinin konjenital yokluğu ile karakterize bir sendromdur.

yenidoğanlarda görülen ilk 48 saatte karında distansiyon, safralı kusma, rektumun boş olması ve rektal tuşe sonrası patlar tarzda, pis kokulu gaita çıkması ile karakterizedir.

tanıda altın standart rektal biyopsi 'dir.
ganglion hücrelerinin yokluğu tanı koydurucudur.
devamını gör...

gençliğini bu kadar sahipsiz bırakan bir ülke elbette beyin göçleri verecek ve yerinde sayacaktır. gençlik yeni kan demektir. biz sürekli kan kaybediyoruz.
devamını gör...

her sms bir kontör gibi bir şeydi. mesaj atmak kıymetliydi. tuşlara basarak kendi melodini yapıyordun şarkıları kendimiz oluşturuyorduk. arandığında çalma müziği şimdiki gibi gerçek şarkılar olmuyordu. nokia’nın krallığının olduğu dönemler. hey gidi hey.
devamını gör...

benimdir,
bence meşgul insandır, kafasını kurcalayan işleri vardır, o yüzden o noktalardan uzaklaşamaz, sabırsızdır, çatlayan insandır,
genelde tamamlamaya çalıştığım bir şeyler olduğundan, benimkiler (yakın arkadaşlarım) alışkındır, watsup tan direk fotoğraf atarım önce, arkasından en az 3 soru..
sanki zaten yanyana duruyormuşuz da, şuna bir baksana der gibiymişim..

bu arkadaşlar kimya, mühendislik ve mimarlık eğitimi almış kişiler genelde, buluştuğumuzda da 1 saniyede filan he iyiyim diyip, kafada sorular kaynıyor çünkü, yüzüne bakmadan, yine direk fotoğraf, çantadan malzeme parçasını çıkarıp filan, aynı sorular, ki genelde benim deneylerim için buluşmuş oluyoruz, çünkü merak ettiğim şeyi söyledikten sonra geçmiş olsun, artık onlarda kurtlanmıştır...
buna kaynak yapılırmı, senin atölyede bunu kesebilirmiyiz, bu malzeme bununla karışırmı, bu erirmi, bu bükülürmü gibi..
bu tarz kafalar..

ben zehiri verdikten sonra biraz rahatlarım :) çünkü biliyorum, internetteki bilgilerle çözülemeyecek bir şey bulmuşumdur, ve onlarda duyduktan sonra uykuları kaçmıştır, aniden bir mesaj gelir yada telefon, aynen açar açmaz direk selamsız sabahsız, şöyle girer konuya arkadaş,

-şimdi sen o bilmemneleri alıyosun şurda buluşuyoruz, bende de şu var o işi şöyle halledicez
ben : ok, geliyorum.

ya da
ben : alo
-şimdi senin o kalıbı şöyle çeviriyosun, şununla olur o ancak, onun içinde şurda şu usta bilmem ne..
ben : ok

daha sonra :
-sen iyimisin napıyosun
ben : iyiyim bi yaramazlık yok, işte bir şu işi halledemedim oda niye olmadı anlamadım, ona bir daha baksakya tekrar, nasıl yapıcaz...
(tekrar döneriz yine atölye işlerine :)

onlarda sağolsun alıştılar hemen cevap verirler, çünkü cevap gelmezse arayacağımı da biliyorlar :/
devamını gör...

kardan birey, lütfen ama.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni boğdu boğdu duvara attı..çığlıklar yardım çığlıkları...ölümlü dünyadaki bu replikleri aklımdan çıkmıyor..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her sabah iş çıkışı eve dönerken beni apartman kapısında karşılayıp, benimle birlikte içeri giren kedinin sonunda nerede gizlendiğini buldum. alt komşunun kapı dışında bıraktığı bebek arabası…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bence en güzel şarkısı (bkz: zalim) olandır.
devamını gör...

ilk kez 1862 yılında victor hugo'nun ülkemizde sefiller adıyla yayınlanan kitabıdır.
farklı yaşlarda farklı basım versiyonlarını okuduğum bu kitabın en sevdiğim basımı iletişim yayınlarından cenap karakaya'nın çevirisiyle iki cilt şeklinde yayınlanan versiyonudur.

iki ciltlik bu dev klasiği anlatan tek bir cümle seçmem gerekseydi aşağıdaki cümleyi seçerdim.


"ölmek bir şey değil; korkunç olan yaşamamaktır."
devamını gör...

4 başlığa ayrılırlar:
1)nişasta: bitki hücrelerindeki deposal polisakkarit.
2)glikojen: hayvan hücrelerindeki deposal polisakkarit.
3)selüloz: bitkilerin yapısal polisakkaritidir.
4)kitin: mantar ve eklembacaklıların yapısında bulunan yapısal polisakkarit.
ayrıntılı bilgi için:
(bkz: nişasta)
(bkz: glikojen)
(bkz: selüloz)
(bkz: kitin)
devamını gör...

ilk takipçisi olduğum yazardır. az ve öz yazar, güzel tanımları ile gerçekleri yazar. durum ne olursa olsun bize doğruları anlatmaya devam et eğri oturup doğru yazan nickli yazar. #122827 hayatınızın mottosu sözlerin için de çok teşekkür ediyor, devamını bekliyoruz saygıdeğer yazar.
devamını gör...

mö 4000 - mö 2000 yılları arasında mezopotamya'da ortaya çıkan uygarlık. medeniyetin beşiği oalrak da adlandırabiliriz.

ilk yazıyı bulan ve kullanan,
tarihteki ilk yazılı hukuk kurallarını oluşturan,
gezenleri ve oniki takımyıldızını bilen,
arpadan bira yapan,
matematik ve geometrinin temelini atan,
60 tabanlı sayı sitemini kullanan,
yılı 360 gün, ayı 30 gün, günü 12 saat, saati 60 dk., dakikayı 60 saniye olarak hesaplayan muazzam uygarlık. ayrıca dinin kökenleri de oldukça önemlidir. bunun için şu esere (bkz: kur'an, incil ve tevrat'ın sumer'deki kökeni) bakabilirsiniz.
devamını gör...

cuma günü 1.dozunu olma ile içine dahil olduğum başlık.
bir gün kadar kolumda az ağrı oldu o kadar. tıpkı grip aşısı olduğum zamanlarda olduğu gibi.
grip olunca mahvolanlardan olduğum için 2000'li yıllardan beri her sonbahar grip aşısı olanlardanım.
sonrasında 3 evladım oldu. aşının, çocuk yapma potansiyeline bir etkisi olduğuna inanmıyorum.
ikinci dozumu da temmuz sonu olacağım inşallah. sonrası da aşı pasaportu ve
en yeni normal inşallah.
geç bit artık korona.
devamını gör...

ikisini birden yapabilen kadın sayısı azımsanmayacak kadar çok.
devamını gör...

eksi sozlukle karsilastirinca 100 karma puan hicbirsey.
o degilde nerde ya bu çaylaklar. hiç denk gelmiyorum ben.*
devamını gör...

ne zaman okusam göz yaşlarıma mani olamadığım muhteşem bir didem madak şiiridir. okurken imgeler boğazınızda somut birer düğüme dönüşür.


"iki sigaram kaldı bu gece için maviş anne
iki muhabbet kuşum.
iki kendim varmış maviş anne
biri benmişim, biri mutsuz
ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak?
dünyaya bile bir dünya anne lazım.
biri sen ol maviş anne, biri ben.
dünyanın bütün sabahlarına iki bilet al da
birlikte gidelim maviş anne

bana da kendi serüvenimden bir yer ayırt,
şefkate söyle o da gelsin.
özledim onu, o da gelsin saçlarıma dokunsun
bilir misin, büyüler bile ninniyle büyür
temiz kokan pazen gecelikler, şehriye çorbası...
hepsi, hepsi ninniyle büyür.
bilir misin maviş anne?
ben çekildiğim her fotoğrafta
defolu bir kelebek gibi çıkarım.
mavi kareli gömleğiyle hatırladıkça babamı
kırpıp kırpıp fotoğrafları, döküyorum başımdan aşağı

sanırım ben assolist oldum maviş anne
şimdi mutluyum
geçmişini mi yok ettin kızım diye soran
bir babadan kurtuluşumu kutluyorum
babama söyle, o gelmesin maviş anne
birileri mutsuzsa, mutsuzlara nergis yolla,
bir kırmızı battaniye,
onlara bir mutluluk çadırı yolla
sonra belki, ben de gelirim

kuşlarımı da bırakayım gitsinler
dışarıda ölürler mi sence
postacı mektup bile getirmezse onlardan
ben bir anne gibi ağlarım sonra
bırakmayayım, gitmesinler bari maviş anne
ölürler yazık dışarıda!
onlar birer yıldız olursa
biri mavi, biri yeşil
ben onlara bakarım maviş anne.

kalbimi de büyüttüm sonunda
artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.
kalbim sanırım büyüyünce
sokaklarda ağlayan biri olacak
rezillik yani maviş anne!

kalbim komik kaçacak
kaçmaması için sen en iyisi kalbime de
benim serüvenimden bir yer ayırt
aman, mutsuz bir yer olmasın!
iki sigaram kaldı bu gece için
yüzyıl yetecek çocukluğum,
iki muhabbet kuşum,
biraz da ateşim var.
dua ediyorum ateşe
vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece
dünyanın bütün sabahları için iki bilet al maviş anne
aman umutsuz bir yer olmasın!



iki kendim varmış maviş anne
biri benmişim biri mutsuz
ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.
ben ölürsem mutsuza iyi bak!"
devamını gör...

sen istanbul'sun... *



köşedeki çiçekçi seni sordu bu sabah
burada yok dedim selam söyledi tazeymiş gülleri
yokluğun gibi...

yürüdüm biraz seni düşledim, umudumu senle süsledim
ne dar sokaklar ne boş duraklar seni unutmama yardım etti

senin küçük bir elvedan böyle büyük bir aşkı bitirebilir mi?
ne sanıyorsun...
bazen bir kaldırım taşı, bazen bir sokak çalgıcısı
yani sen istanbul'sun...

senin küçük bir elvedan böyle büyük bir aşkı bitirebilir mi?
ne sanıyorsun...
bazen kanlıca sahili, bazen yalnız kız kulesi
yani sen istanbul'sun...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim