utanmadan ramazan bayramı kutlayan ateist
niye utansın kardeşim diyerek hayretlik belirtimi sunduğum başlıktır. misal ben cadılar bayramı, paskalya bayramı,noel bayramı gibi inancım dışındaki bayramları da kutlarım. çünkü o bayramın kutsal olduğuna inanan insanlar var.
devamını gör...
turbun büyüğü heybede
gölgede kalmış gizli bir tehlikenin varlığını belirtmek amacıyla söylenmiş " bunlar nedir ki? asıl fırtına bundan sonra kopacak " anlamına gelen deyim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
aynalarla dolu bir odada nereye baksam aynı kişiyi gördüğüm bir çaresizlik içindeyim. nereye baksam aynı yüz, nereye baksam aynı çehre. kapıya ulaşmaya çalıştıkça daha çok kaybolduğum, kayboldukça kendimi yitirdiğim; ona, yalnızca ve sadece ona dönüştüğüm bir bulmacanın bilinmez harfiyim sanki. bütün aynalar, bütün kapılar ona çıkıyor haksızca. ne ben dokunabiliyorum ona, ne o gelebiliyor benim yanıma. yansımaların içine sıkışmış iki kayıp ruh… sırrımızı bulunca buluşacağız adeta. koyverip yok olacağız kendi çağımızda. ellerimiz, ellerimiz buluşacak doğduğumuz ayda. başım dönüyor, kafam, zihnim, beynim, dilim, gözlerim, saçlarım en çok da kalbim dönüyor ona.
kendi kabuğuna çekildiğinin, kendinle boğuştuğunun ve işin içinden çıkılmaz bir hal aldığının farkındayım. kabuğuna çekildikçe benliğini bulacağını, benden kurtulacağını ve sadeleşebileceğini düşünüyorsun. kim bilir? haklısındır belki de. büyük bir halüsinasyona kurban gittim ve ilaçlarım tükeneli uzun zaman oldu. kendi kurmacalığımdan kaçıp geliyorum sana. yalnızlığının perdesini aralayıp, yalnız başıma ve yalnızlığını paylaştıkça yaşamaya. her şair yanılabilir, yalnızlık paylaşıla da bilir. ben yalnızlığımı seninle paylaşıyorum haksızca. senden izin almadan, ve sevmemene rağmen büyük bir emrivaki yaparak. zihnimin yankılanan sesine ekliyorum sesini. iç sesim sen oluyorsun kimi zaman. susturamadığım, bir türlü otoritem altına alamadığım duygulara dönüşüyorsun arsızca.
bir ses kaydında saklıyorum karanlık umutlarımı, göz ardı ettiğim, söylemekten son derece çekindiğim ve cesaret edemediğim cümleleri buluyorum sesininin sarhoş tınısında. alkol kokmayan sesinin afrodizyak etkili dalgalarıyla kapılıyorum bir kere daha sana. ne yaparsın? aşkın baş edilemez yani. yüzsüzlüğün vücut bulmuş hali. aynı anda aynı şeyi düşünmenin güzel ve mistik tarafında buluyorum kendimi. biliyorum, bunlar da geçecek bir gün. aynalar kırılacak birer birer. sırlarımız taşacak kayıp benliklerimizden. bardaktan boşalırcasına yağan duygularımın altında bulacağım elini. sen de bulacaksın bir gün beni, hissediyorum bunu. yarım kalmışlığımızla koşacağız kaçıp geldiğimiz yüzyıllardan. bense o ana dek sessizce bekliyorum…
kendi kabuğuna çekildiğinin, kendinle boğuştuğunun ve işin içinden çıkılmaz bir hal aldığının farkındayım. kabuğuna çekildikçe benliğini bulacağını, benden kurtulacağını ve sadeleşebileceğini düşünüyorsun. kim bilir? haklısındır belki de. büyük bir halüsinasyona kurban gittim ve ilaçlarım tükeneli uzun zaman oldu. kendi kurmacalığımdan kaçıp geliyorum sana. yalnızlığının perdesini aralayıp, yalnız başıma ve yalnızlığını paylaştıkça yaşamaya. her şair yanılabilir, yalnızlık paylaşıla da bilir. ben yalnızlığımı seninle paylaşıyorum haksızca. senden izin almadan, ve sevmemene rağmen büyük bir emrivaki yaparak. zihnimin yankılanan sesine ekliyorum sesini. iç sesim sen oluyorsun kimi zaman. susturamadığım, bir türlü otoritem altına alamadığım duygulara dönüşüyorsun arsızca.
bir ses kaydında saklıyorum karanlık umutlarımı, göz ardı ettiğim, söylemekten son derece çekindiğim ve cesaret edemediğim cümleleri buluyorum sesininin sarhoş tınısında. alkol kokmayan sesinin afrodizyak etkili dalgalarıyla kapılıyorum bir kere daha sana. ne yaparsın? aşkın baş edilemez yani. yüzsüzlüğün vücut bulmuş hali. aynı anda aynı şeyi düşünmenin güzel ve mistik tarafında buluyorum kendimi. biliyorum, bunlar da geçecek bir gün. aynalar kırılacak birer birer. sırlarımız taşacak kayıp benliklerimizden. bardaktan boşalırcasına yağan duygularımın altında bulacağım elini. sen de bulacaksın bir gün beni, hissediyorum bunu. yarım kalmışlığımızla koşacağız kaçıp geldiğimiz yüzyıllardan. bense o ana dek sessizce bekliyorum…
devamını gör...
bekçilerin kendilerine bekçi denmesini istememesi
bir an önce içişleri bakanlığı gündemine girmesi gereken mühim bir konudur. lakin; içeriden aldığım duyumlara göre iki grup varmış bakanlıkta. bir grup bekçilere bundan sonra abdullah denmesini önerirken, diğer grup namık denmesini istiyormuş. bu anlaşmazlık çözülemediği için de şu sıralar bekçi diyorlarmış. umarım tez zamanda açıklığa konuşur. vatandaş olarak çok rahatsısız biz de.
devamını gör...
yazarların zor zamanlarında sığındığı kişiler
kız kardeşim sanırım. o olmasa napardım bilemiyorum.
devamını gör...
kolombiya'daki halk ayaklanması
kolombiya'da protestocu halkın yazdığı bir yazı:
"fakire ekmek yoksa
zengine de huzur yok.."
üzücü.
"fakire ekmek yoksa
zengine de huzur yok.."
üzücü.
devamını gör...
anın fotoğrafı
sayın arkadaşlar siz nasıl anlar yaşıyorsunuz öyle lan. bu nasıl fotoğraflar.
ben güneş almayan odamda kahve içiyorum. anı atsam afganistan’dan mı geldin dersiniz. herkes adam akıllı anın fotoğrafını atsın. hile yapmasın. ayağa kalkıp balkona falan çıkıyorsunuz öyle an olmaz.
t: anın fotoğraflarının paylaşıldığı başlıktır.
ben güneş almayan odamda kahve içiyorum. anı atsam afganistan’dan mı geldin dersiniz. herkes adam akıllı anın fotoğrafını atsın. hile yapmasın. ayağa kalkıp balkona falan çıkıyorsunuz öyle an olmaz.
t: anın fotoğraflarının paylaşıldığı başlıktır.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
birisi mısır patlatsında film izleyelim.
mübarek cumartesi boş geçmez.
mübarek cumartesi boş geçmez.
devamını gör...
afganistan’a yardım kampanyası
devamını gör...
12 nisan uluslararası tecavüz günü
mizah diyerek bu pislikleri savunan kişileri sırf şaka olsun diye sopalamak istiyorum.
t: asparagas olaydır.
t: asparagas olaydır.
devamını gör...
yazarların bu gece olmasını istedikleri şey
babamı rüyamda göreyim, buna gerçekten ihtiyacım var.
devamını gör...
edebiyat aracılığıyla tüketilen biyografiler mezarlığı
belirli bir yeri olmayan ama dünyanın her tarafındaki kitapçılarda ve kütüphanelerde kolaylıkla bulunabilecek, insanda edebiyattan soğuma hissi uyandırma olasılığı yüksek olan ancak zamanla bu hissin yerini bu mezarlıktaki biyografilerin katillerine duyulan nefrete bırakan kurgusal mekanlardır.
elias canetti’nin benimle aynı fikirde olduğuna çok sevindiğim cümlesi “ açıklanmış hayatlar hayat değildir”i okuduktan sonra biyografi yazarlarına olan öfkemi, hadi öfke demeyelim de kırgınlığımı içimden atmak için bu tanımı yazmaya karar verdim.
eminim dünyanın bu en heyecan verici, en eğlenceli yazısını okumak için sabırsızlanıyorsunuz. o zaman anlatayım derdimi.
çok sevdiğiniz bir yazarla tanışmak ister misiniz gerçekten? ben istemem. daha önce çok sevdiğim demesem de okumaktan keyif aldığım yazarlardan biri olan murat menteş’le ilgili bir anımı yazmıştım ve bu görüşmeden sonra murat menteş okumayı bıraktığımı da belirtmiştim.
ben bir yazarı sadece yazdıklarıyla kabul etmek ve öyle tanımak isteyen okurlardan biriyim. biyografi yazarları ise bize o yazarlarla ilgili onlarca, yüzlerce, binlerce bilgi vererek yazarla aramızı açmaya çalışmaktadır. ben biyografilerin yazarın hayatına değinse de genellikle özel hayatından çok edebi yönüne odaklanması gerektiğini düşünüyorum.
kafka’nın çizimleri arasındaki pornografik illüstrasyonlar beni kafka’dan soğutmaz elbette ama bunları bulunca mal bulmuş mağribi gibi üzerine atlamak sonra da yayımlayıp “ kafka’yı seviyorsunuz ama bak neler çizmiş!” demek aptallıktan başka bir şey değildir.
bu ayıp birçok başka yazara da yapılmıştır ve edebiyat aracılığıyla tüketilen, sömürülen ve toprak altına gönderilen biyografiler hangi dilde dua edeceğimizi bilmediğimiz mezar taşları ile dolu çok tanrılı bir dinin hüküm sürdüğü bir mezarlığa gönderilirmiştir.
bu konuda bir şeyler yapılması elzemdir. birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda edebiyat dünyası hain biyografi yazarlarının saldırısı altındayken ideolojik fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp sevdiğimiz yazarları koruma zamanıdır.
sizi bilmem ama ben bu yola kefenimi giyip de çıktım. eğer sonum edebiyat aracılığıyla tüketilen biyografiler mezarlığı olacaksa ben bundan ancak onur duyarım.
elias canetti’nin benimle aynı fikirde olduğuna çok sevindiğim cümlesi “ açıklanmış hayatlar hayat değildir”i okuduktan sonra biyografi yazarlarına olan öfkemi, hadi öfke demeyelim de kırgınlığımı içimden atmak için bu tanımı yazmaya karar verdim.
eminim dünyanın bu en heyecan verici, en eğlenceli yazısını okumak için sabırsızlanıyorsunuz. o zaman anlatayım derdimi.
çok sevdiğiniz bir yazarla tanışmak ister misiniz gerçekten? ben istemem. daha önce çok sevdiğim demesem de okumaktan keyif aldığım yazarlardan biri olan murat menteş’le ilgili bir anımı yazmıştım ve bu görüşmeden sonra murat menteş okumayı bıraktığımı da belirtmiştim.
ben bir yazarı sadece yazdıklarıyla kabul etmek ve öyle tanımak isteyen okurlardan biriyim. biyografi yazarları ise bize o yazarlarla ilgili onlarca, yüzlerce, binlerce bilgi vererek yazarla aramızı açmaya çalışmaktadır. ben biyografilerin yazarın hayatına değinse de genellikle özel hayatından çok edebi yönüne odaklanması gerektiğini düşünüyorum.
kafka’nın çizimleri arasındaki pornografik illüstrasyonlar beni kafka’dan soğutmaz elbette ama bunları bulunca mal bulmuş mağribi gibi üzerine atlamak sonra da yayımlayıp “ kafka’yı seviyorsunuz ama bak neler çizmiş!” demek aptallıktan başka bir şey değildir.
bu ayıp birçok başka yazara da yapılmıştır ve edebiyat aracılığıyla tüketilen, sömürülen ve toprak altına gönderilen biyografiler hangi dilde dua edeceğimizi bilmediğimiz mezar taşları ile dolu çok tanrılı bir dinin hüküm sürdüğü bir mezarlığa gönderilirmiştir.
bu konuda bir şeyler yapılması elzemdir. birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda edebiyat dünyası hain biyografi yazarlarının saldırısı altındayken ideolojik fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp sevdiğimiz yazarları koruma zamanıdır.
sizi bilmem ama ben bu yola kefenimi giyip de çıktım. eğer sonum edebiyat aracılığıyla tüketilen biyografiler mezarlığı olacaksa ben bundan ancak onur duyarım.
devamını gör...
halhal
devamını gör...
nickaltı kilitleme hakkı
eğer gelirse muhtemelen benim kullanmayacağım özellik. nickaltıma iyi şeyler yazıldığı gibi eleştiri de gelebilir hiç sorun yok benim için. herkes beni sevmek zorunda değil sonuçta. buraya bir şeyler yazıyorsak beğenilmekle birlikte beğenilmemeyi de göze almalıyız.
devamını gör...






