normal sözlük yazarlarının karalama defteri
türkan az ötemde uyudu, türkan kedinin adı. artık bir ad koymam lazımdı, basmane ortasında "gel kızım, kızım nerdesin" dediğimde çok daha fazla tuhaf bakışlara maruz kaldım günden güne. kulaklıkta levent yüksel aşk mümkün müdür hâlâ diye soruyor, "lan git ötede sor levent" diyorum, o beni duymuyor, sen de duymuyorsun, sen eşit levent yüksel diye bişi yok ama yanlış anlama.
şarkı değişti, göksel kıskanıyorum diyor şimdi, ben kimi kıskanmam gerektiğini bile bilmiyorum, sahi ; sen kimdin? beni alıp içinde uyuduğu o güzelim masalın içinden uyandırarak çıkaran sen kimdin?
niye girdin hayatıma ve niye çıktın?
daha en çok sevdiğin kokuyu bile bilmiyorum, daha en çok sevdiğin çiçeği bile bilmiyorum?
doğum gününü biliyorum allahtan, bakışlarını biliyorum, sesini biliyorum, biliyorum..
neden böyle oldu onu bilmiyorum bak, bi de bundan sonra nasıl olacak onu bilmiyorum.
türkan uyandı, odama dönmem lazım, midem bombok, sen yok.
ne güzel ağustos bu böyle?
teşekkür ederim.
şarkı değişti, göksel kıskanıyorum diyor şimdi, ben kimi kıskanmam gerektiğini bile bilmiyorum, sahi ; sen kimdin? beni alıp içinde uyuduğu o güzelim masalın içinden uyandırarak çıkaran sen kimdin?
niye girdin hayatıma ve niye çıktın?
daha en çok sevdiğin kokuyu bile bilmiyorum, daha en çok sevdiğin çiçeği bile bilmiyorum?
doğum gününü biliyorum allahtan, bakışlarını biliyorum, sesini biliyorum, biliyorum..
neden böyle oldu onu bilmiyorum bak, bi de bundan sonra nasıl olacak onu bilmiyorum.
türkan uyandı, odama dönmem lazım, midem bombok, sen yok.
ne güzel ağustos bu böyle?
teşekkür ederim.
devamını gör...
turan taktiği anlatılırken komutanım ben anlamadım tekrar anlatır mısınız diyen tımarlı sipahi
olum allah çarpsın kahkaha attığım başlıktır.
bu başlıklara karşı olan insanlar var anlamıyorum bu başlığı açan bir arkadaş beyinsiz olabilir mi çok komik yahu.
bu başlıklara karşı olan insanlar var anlamıyorum bu başlığı açan bir arkadaş beyinsiz olabilir mi çok komik yahu.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
kendi halinde olmak iyidir.
belki ikili diyaloglardan yorulmuş, yılların suskunluklarını yazılarıyla anlatmak istemişlerdir. kimseye sataşmadan, kimseye bulaşmadan sessizce yalnızca anlatmak. belki içten dinleyenleri olmamıştır yada yakınlarıyla bile yalnızca yüzeysel sohbetleri vardır. konuşmadıkları daha fazla büyümesin diye burada sakince yazarlar.
yalnızca yazarlar.
belki ikili diyaloglardan yorulmuş, yılların suskunluklarını yazılarıyla anlatmak istemişlerdir. kimseye sataşmadan, kimseye bulaşmadan sessizce yalnızca anlatmak. belki içten dinleyenleri olmamıştır yada yakınlarıyla bile yalnızca yüzeysel sohbetleri vardır. konuşmadıkları daha fazla büyümesin diye burada sakince yazarlar.
yalnızca yazarlar.
devamını gör...
siyasiler normal sözlük'te yazar olsa alacakları nickler
bana bak muharrem (bkz: recep tanzik erdoğan)
devamını gör...
dünya solaklar günü
solak olanlara "uğursuz" diyenleri gördüğümüz başlık.
devamını gör...
harvey specter
suits dizisinin ana karakterlerinden biri olan harvey specter’ı gabriel match canlandırmıştır. gabriel match 1972 yılında amerika’da doğmuştur.
karakterin en büyük korkusu terkedilmektir.
bu korku geçmişte annesinin babasını aldatmasıyla başlamıştır. b
abasına büyük bağlıdır fakat uzun bir süre babasını uyarmayarak aldatılmasına sebep olmuş her şeyi babasına açıkladıktan sonra yaşadığı yeri bırakıp jessica pearson ile tanışan harvey yaşayan efsane olan avukatlık serüvenine başlamıştır.
onu alıp hukuk fakültesine yazdırarak hukuk dünyasının en iş bitirici, gözü kara ve kazanmak için her şeyi yapabilecek biri haline getirmiştir.
adını her zaman duvara yazdırıp yöneticilerden biri olmak isteyen harvey bir süre sonra bu hedefine ulaşacaktır. her kademeyi hızlı hızlı atlayarak tüm amerika’ya ismini duyurmuştur. karakterin asıl macerası polisten kaçan mike ross’u işe alarak başlamıştır.
mike ross’u hukuk fakültesini okumamış olmasına rağma stajyer olarak işe alarak onun için birçok savaşa girmiş, işini tehlikeye atmış yine de yarı yolda bırakmamıştır. mike ile en önemli ortak özellikleri kendilerini beğenmiş olmaları ve sürekli filmlerden alıntı yapmalarıdır. her işte sorunlar çıksa bile bir şekilde sorunların üstesine gelmeyi başaran bu karakterler birbirlerine o kadar sadıktırlar ki mike hapis yatma pahasına onu satmamıştır.
dizideki en etkili sahnelerden biri olan mike’ın karşı avukatla anlaşma yaparak harvey’nin hayatını mahvetmek istemesidir. tabii ki onu orada bırakmayan karakterimiz sonrasında mike’ı hapisten çıkararak onu gerçek bir avukat yapmak için çalışmalara başlamış ve bunu gerçekten başarmıştır. bir süre sonra mike ve donna onu terketmiştir ve panik atakları başlamıştır fakat geçmişten gelen terkedilme korkusu yüzünden bu panik atakları atlatmakta epey zorlanmıştır. donna’yı içten içe her zaman sevmektedir fakat bir türlü ikisi de birbirine itiraf edememektedir.
dizinin sonlarında birbirlerine kavuşarak güzel bir çift olmuşlardır.
karakterin en büyük korkusu terkedilmektir.
bu korku geçmişte annesinin babasını aldatmasıyla başlamıştır. b
abasına büyük bağlıdır fakat uzun bir süre babasını uyarmayarak aldatılmasına sebep olmuş her şeyi babasına açıkladıktan sonra yaşadığı yeri bırakıp jessica pearson ile tanışan harvey yaşayan efsane olan avukatlık serüvenine başlamıştır.
onu alıp hukuk fakültesine yazdırarak hukuk dünyasının en iş bitirici, gözü kara ve kazanmak için her şeyi yapabilecek biri haline getirmiştir.
adını her zaman duvara yazdırıp yöneticilerden biri olmak isteyen harvey bir süre sonra bu hedefine ulaşacaktır. her kademeyi hızlı hızlı atlayarak tüm amerika’ya ismini duyurmuştur. karakterin asıl macerası polisten kaçan mike ross’u işe alarak başlamıştır.
mike ross’u hukuk fakültesini okumamış olmasına rağma stajyer olarak işe alarak onun için birçok savaşa girmiş, işini tehlikeye atmış yine de yarı yolda bırakmamıştır. mike ile en önemli ortak özellikleri kendilerini beğenmiş olmaları ve sürekli filmlerden alıntı yapmalarıdır. her işte sorunlar çıksa bile bir şekilde sorunların üstesine gelmeyi başaran bu karakterler birbirlerine o kadar sadıktırlar ki mike hapis yatma pahasına onu satmamıştır.
dizideki en etkili sahnelerden biri olan mike’ın karşı avukatla anlaşma yaparak harvey’nin hayatını mahvetmek istemesidir. tabii ki onu orada bırakmayan karakterimiz sonrasında mike’ı hapisten çıkararak onu gerçek bir avukat yapmak için çalışmalara başlamış ve bunu gerçekten başarmıştır. bir süre sonra mike ve donna onu terketmiştir ve panik atakları başlamıştır fakat geçmişten gelen terkedilme korkusu yüzünden bu panik atakları atlatmakta epey zorlanmıştır. donna’yı içten içe her zaman sevmektedir fakat bir türlü ikisi de birbirine itiraf edememektedir.
dizinin sonlarında birbirlerine kavuşarak güzel bir çift olmuşlardır.
devamını gör...
gitmek
gitmek, gitmek,gitmek...
neyden, kimden, nasıl ve ne zaman gitmek? insanız dostlar, ölümlü ama var olan canlılarız. her zaman bir giden var bizden, bir de kalan. hepimiz zaman zaman gider; zaman zaman kalırız bir yerde, bir hatırada veya bir duyguda...
peki ya neyden gidiyoruz sahiden? neyden uzaklaşmak istiyoruz? istemediğimiz sey ne? bence önemli olan bu. dedigim gibi her zaman bir giden ve bir kalan vardır. siz gitmezseniz bile ölüm bir gün sizi götürecektir arkanızda bıraktıklarinıza bakmadan. bir nevi kanundur aslında bu ama önemli olan gitmek değildir, neden gittiğinizdir bence. ayrıca "yerini vaktinde terk etmeyi bilmek, gercek olgunluktur. sadece acizler kalmakta ısrar eder." demiş victor hugo*
neyden, kimden, nasıl ve ne zaman gitmek? insanız dostlar, ölümlü ama var olan canlılarız. her zaman bir giden var bizden, bir de kalan. hepimiz zaman zaman gider; zaman zaman kalırız bir yerde, bir hatırada veya bir duyguda...
peki ya neyden gidiyoruz sahiden? neyden uzaklaşmak istiyoruz? istemediğimiz sey ne? bence önemli olan bu. dedigim gibi her zaman bir giden ve bir kalan vardır. siz gitmezseniz bile ölüm bir gün sizi götürecektir arkanızda bıraktıklarinıza bakmadan. bir nevi kanundur aslında bu ama önemli olan gitmek değildir, neden gittiğinizdir bence. ayrıca "yerini vaktinde terk etmeyi bilmek, gercek olgunluktur. sadece acizler kalmakta ısrar eder." demiş victor hugo*
devamını gör...
ferrari f50

ferrari'nin 50. yılı anısına 1995-1997 yılları arasında üretilen ortadan motorlu süperspor otomobildir.. tasarımcıları pininfarina ekibindendir, 1989 yılında tanıtılan ferrari mythos isimli konsept araç üzerinden tasarlanmıştır.. targa top'tur, yani üst tavanı çıkarılabilir, üstü açık gezilebilir..
ferrari mythos

motoru tipo 130b kodlu 4.7 litre v12'dir.. 512 hp'dir.. 1990 yılındaki ferrarinin formula 1 aracı olan ferrari 641'in 3.5 litrelik motoru üzerinden geliştirilmiştir..


1230 kg'dur, 198 kilosu motoruna aittir.. 8600 devir çevirir, sesiyle ortalığı yıkar geçer..
bu araçtan 349 adet üretilmiştir.. türkiye'de 2 adet vardır.. bir tanesi zamanının ferrari distribütörüne ait olup eskişehir'de idi.. efsaneye göre zamanında tmsfbu distribütör şirkete el koyacağı zaman şirket sahibi tüm ferrarileri bırakıp bu aracı apar topar bir depoya kaldırmış ve deponun başına da 2 adet koruma koyup kimse el koymasın diye yıllarca saklamıştır.. tüm ferrarilere el koyulmuş elinden gitmiş, ama bu araç kendisinde kalmıştır, kıyamamıştır, vazgeçememiştir.. aradan yıllar geçti tabi sonrasında ne oldu bilmiyorum, sanırım istanbul'a satıldı ve şuanda istanbul'da özel bir galeride.. ben olsam ben de aynısını yapardım herhalde..
araçların ikisi de düşük kilometrede, bir tanesi 4000 km'de diye hatırlıyorum hatta..
devamını gör...
insana kendini zengin hissettiren şeyler
fiyatına bakmadan alışveriş yapmak
devamını gör...
sözlük radyosu
yoldaş ile olan yaklaşık 30 dk görüşmemiz itibariyle şunu söyleyebilirim arkadaşlar, bu iş için çok emek veriliyor ve herkes ortaya kaliteli bir iş çıkması için çok çalışıyor. çok güzel işler yolda...
-merak etmeyin yoldaş sizi bulur...
-merak etmeyin yoldaş sizi bulur...
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ahuzar, al yazmanın oyası.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
--- alıntı ---
yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, züleyha. bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
--- alıntı ---
(bkz: cahit zarifoğlu)
yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, züleyha. bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
--- alıntı ---
(bkz: cahit zarifoğlu)
devamını gör...
gliserofosfokolin
epididimis'te sentezlenen sperm maturasyonunu(kapasitasyon) inhibe eden kolin formudur.
sperm kadın genital yollarına gelene kadar döllenmesine engel olur.
sperm kadın genital yollarına gelene kadar döllenmesine engel olur.
devamını gör...
yesilturkan90
eşcinsellikle alakalı "hastalık", "yaymaya çalışmak" gibi anlamsız ifadeler kullanan ayrıca türkçesi biraz zayıf arkadaş. -de -da konusunda sıkıntıları var.
devamını gör...
sanat para için midir sanat için mi sorunsalı
elbette sanat sanat içindir.
hangi sanatçı bir sanat dalını para kazanmak için öğrenir, icra eder?
sevmiştir çalmayı o enstrümanı.
ya da o hikaye illa ki yazılacaktır.
sait faik; 'haritada bir nokta' hikayesinin sonunda, artık yazmayacağını , bu konuda kendisine söz verdiğini, yazmanın bir hırs olduğunu
ama dayanamadığını, tütüncüden kalem kağıt aldığını ve tekrar yazmaya başladığını söylüyor ve çoğumuzun bildiği o cümleyi kuruyor: yazmasaydım deli olacaktım.
mesela tuğba yurt. 11 yaşından itibaren klasik batı müziği eğitimi almış*. bursa senfoni orkestrasında uzun yıllar viyola çalmış.
biz ise onu daha çok pop şarkılarıyla biliyoruz.
neden viyola çalmaya devam etmedi o halde? para için sanat yapmak istediği için mi? belki de şarkı söylemeyi daha çok seviyordu.
ama bildiğimiz bir şey var: söylediği şarkılar çaldığı viyoladan daha fazla para getiriyor.
bundan dolayı onu suçlayabilir miyiz? kesinlikle hayır.
pop şarkılarıyla bilinmesine biliniyor ama akustik şarkılar seslendirmekten de geri durmuyor. bunu niye yapıyor peki? çünkü içindeki sanatçı bu şarkıları seslendirmese deli olur. en azından ben böyle düşünüyorum.
ama nobel ödüllü orhan pamuk için durum farklı. ailesi zenginmiş*. sanat için, keyfine yazmış.
nihayetinde sanat sanat için yapılıyor fakat dünya gerçekleri para için de yaptırabiliyor.
tabi para için yapılan şey ne kadar sanat eseri olur? sanat eseri neye denir? bu soruların da cevapları vardır herhalde bir yerlerde.
haritada bir nokta tuğba yurt
hangi sanatçı bir sanat dalını para kazanmak için öğrenir, icra eder?
sevmiştir çalmayı o enstrümanı.
ya da o hikaye illa ki yazılacaktır.
sait faik; 'haritada bir nokta' hikayesinin sonunda, artık yazmayacağını , bu konuda kendisine söz verdiğini, yazmanın bir hırs olduğunu
ama dayanamadığını, tütüncüden kalem kağıt aldığını ve tekrar yazmaya başladığını söylüyor ve çoğumuzun bildiği o cümleyi kuruyor: yazmasaydım deli olacaktım.
mesela tuğba yurt. 11 yaşından itibaren klasik batı müziği eğitimi almış*. bursa senfoni orkestrasında uzun yıllar viyola çalmış.
biz ise onu daha çok pop şarkılarıyla biliyoruz.
neden viyola çalmaya devam etmedi o halde? para için sanat yapmak istediği için mi? belki de şarkı söylemeyi daha çok seviyordu.
ama bildiğimiz bir şey var: söylediği şarkılar çaldığı viyoladan daha fazla para getiriyor.
bundan dolayı onu suçlayabilir miyiz? kesinlikle hayır.
pop şarkılarıyla bilinmesine biliniyor ama akustik şarkılar seslendirmekten de geri durmuyor. bunu niye yapıyor peki? çünkü içindeki sanatçı bu şarkıları seslendirmese deli olur. en azından ben böyle düşünüyorum.
ama nobel ödüllü orhan pamuk için durum farklı. ailesi zenginmiş*. sanat için, keyfine yazmış.
nihayetinde sanat sanat için yapılıyor fakat dünya gerçekleri para için de yaptırabiliyor.
tabi para için yapılan şey ne kadar sanat eseri olur? sanat eseri neye denir? bu soruların da cevapları vardır herhalde bir yerlerde.
haritada bir nokta tuğba yurt
devamını gör...
lezginka dansı
kafkasya’daki lezgi bölgesinden çıkan büyük bir beceri ve ustalık isteyen bir danstır. zaman içinde tüm kafkas halkarı bu dansı kendi dansları olarak benimsemişlerdir. çeçenlerce lovzarg, kabardeylerce ıslamey, osetlerce zilga, azerilerce qaytağı, inguşlarca halhar ve türkiye’de şeyh şamil dansı olarak anılır. diğer ülkelerde ise lezginka dansı olarak bilinir.
rivayete gelince…ruslarla savaş esnasında şeyh şamil ve askerleri oldukça zor durumdadır. ablukaya alınmışlardır, ya teslim olacaklardır ya da çarpışarak öleceklerdir. şeyh şamil askerlerine kılıçlarını kınlarına sokma emri verir ve hızlı biçimde lezginka dansına başlar. askerleri de ona uyum gösterip lezginka dansı yapar. rus askerleri keyif içinde dansı seyrederken şeyh şamil ruslara epey yaklaşmıştır. aniden kılıcını çekip saldırır, askerleri de onun arkasından ruslara saldırır. rus askerleri afallarken, şeyh şamil ve askerleri kuşatmayı yarıp çıkarlar. karlar üzerinde lezginka dansı ve çevik hareketler ile ruslara kılıç saldırısında bulunmak cesaret ister. “sonunu düşünen kahraman olamaz” sözü de şeyh şamil’e aittir.
rivayete gelince…ruslarla savaş esnasında şeyh şamil ve askerleri oldukça zor durumdadır. ablukaya alınmışlardır, ya teslim olacaklardır ya da çarpışarak öleceklerdir. şeyh şamil askerlerine kılıçlarını kınlarına sokma emri verir ve hızlı biçimde lezginka dansına başlar. askerleri de ona uyum gösterip lezginka dansı yapar. rus askerleri keyif içinde dansı seyrederken şeyh şamil ruslara epey yaklaşmıştır. aniden kılıcını çekip saldırır, askerleri de onun arkasından ruslara saldırır. rus askerleri afallarken, şeyh şamil ve askerleri kuşatmayı yarıp çıkarlar. karlar üzerinde lezginka dansı ve çevik hareketler ile ruslara kılıç saldırısında bulunmak cesaret ister. “sonunu düşünen kahraman olamaz” sözü de şeyh şamil’e aittir.
devamını gör...
23 ocak 2021 nijeryalıların türk gemisini rehin alması
vergi kaçırmak için liberya bandıralı gemiyle gezersen, nijeryalı yamyamlara böyle yem olursun işte. ölüm mü mokoko mu hadi seçin bakalım.
devamını gör...
kedi yiyen fare (yazar)
karma puanlarını mezara götürmeyi düşünen yazar, rozet bile almamış.*
devamını gör...
posta kutusundaki mızıka
üniversiteye hazırlık döneminde arkadaşımın ödünç vermesiyle tanıştım kitap.
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
devamını gör...
7 mart 2021 ankara'da eşi tarafından öldürülen kadın
bir inşaat işçisi, 4 çocuk sahibi ve resmi nikahı yetmezmiş gibi bir de imam nikahlı eşi varmış. cinnet geçirmişmiş!!!*.
son 24 saat içersinde gündemde olan haberler gerçek anlamda üzücü, aslında üzücü kelimesi bile duygularımızı betimlemekte yetersiz kalıyor. umuyorum ki o çocuklar bu travmayı atlatabilir ve sağlıklı bireylere dönüşebilirler.
son 24 saat içersinde gündemde olan haberler gerçek anlamda üzücü, aslında üzücü kelimesi bile duygularımızı betimlemekte yetersiz kalıyor. umuyorum ki o çocuklar bu travmayı atlatabilir ve sağlıklı bireylere dönüşebilirler.
devamını gör...