sevince . . .

devamını gör...

hayal dünyasıyla gerçek hayatı karıştıran yazar beyanı.
devamını gör...

koca bir tencere hiç üşenmeden sarar hemencecik pişirir ertesi güne kalmadan afiyetle bitiririm. valla cnm çekti yazarken hemen yapasım geldi.
devamını gör...

bazı kişiler tarafından "çok güzel" bazı kişiler tarafından ise "pişmanlık" olarak tarif edilen toplumsal kanunlara uygun birlikteliktir. kişiye özel bir deneyimdir. bir kişinin tecrübesine bakılarak genelleme yapılamayacağı kanaatindeyim. hayatın hiçbir anı tam anlamıyla muhteşem olmayacağı gibi evlilikte de her an mutlu devam etmeyebilir . önemli olan saygıyı ve sevgiyi yitirmemektir. ha baktınız saygı sevgi bitti artık ömürden gidiyor sonrası anlaşmalı olarak farklı bir yol izlenebilir. ben 5 sene öncesine kadar evli olan herkes birbirini çok seviyor sanıyordum. bunun böyle olmadığını defalarca kere görmeme rağmen bugün taksicinin karısı hakkında ,kelimenin tam anlamıyla,"gevşek gevşek" konuşması bende bardağı taşıran son damla oldu. sen 2 evlat verdiğin eşini kafasından böyle şeyler geçtiğini bilmeden evde bekle, adam gelsin tanımadığı insanlara saçma sapan şeyler anlatsın. bazı insanlar gerçekten çok korkunç. evliliği kötüleştirenler de işte tam bu insanlar.
devamını gör...

kadınlara göre büyüme eğriniz yavaş oldugundan. kafanızın göreceli daha düz çalışmasından ve kadınların içindeki fazla anaçlıktan.
devamını gör...

kötü durumlarda nasıl elestiriyorsak ,
ıyi şeyler oluyorsa , bunun da hakkını vermek gerekir.

bu güne dek genellikle yıldızımız barışmamasına rağmen,

bir başlık altında yazılan entryde , bazı kişi veya kişileri hedef alarak yapılan hakaretvari bir açıklamayla ilgili yaptığım ' şikayet 'e , hızlı biçimde el atıp, gereğinin yapılmasını sağladıkları için kendilerine teşekkür ederim .
devamını gör...

sen, seni anlayana mucizesin.
devamını gör...

işçi sınıfı uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür 1 mayıs. engels’in ingiltere’de emekçi sınıfların durumu adlı eserinde o zamanki çalışma saatlerinden bahseder ve şöyle devam eder,

'' çalışma koşulları gerçekten de korkunçtur. çocuklar da dâhil kadınlar ve erkekler günde 14-16 saat çalışıyor, tek bir odada 50 işçi yatıp kalkıyordu. çocuklar makine başında yemek yiyemedikleri için bitkin düşüyor ve uzun süre ayakta kaldıklarından ötürü omurgaları kayıyordu.''

kapital’de marx ise,

'' makineleşmenin ve modern sanayinin doğuşuyla birlikte, ahlâkın ve doğanın, yaşın ve cinsiyetin, gecenin ve gündüzün bütün sınırları yıkıldı diyerek bu duruma dikkat çekmekteydi. gece ile gündüzün birbirine karıştığı bu dönemde işçiler sürüklendikleri sefilce koşullar ve aşırı çalışmadan ötürü daha 40 yaşına gelmeden kapitalizmin kurbanları arasında yerlerini alıyorlardı.
'' diye bahseder.
işçiler o devirde çok mücadele ettiler ve ilk önce 12 saate düşürdüler çalışma saatlerini ama kapitalistler kıyamet günü gelmiş gibi tavır aldılar.
i.enternasyonal de mücadele kararı alınması üzerine, 8 saatlik işgünü ve sosyalizm mücadelesi amerika’da etkili olmaya başlar ve nitekim 1860’ların ikinci yarısından sonra peş peşe gelen grevler ve 1 mayıs 1886 kalkışması ile olaylar gelişir. çok bedel ödenir bu uğurda ama grevler sayesinde istenilen zafere ulaşılmıştır. 18 mayıs 1882’de new york merkezi işçi sendikası eylülün ilk pazartesini emek günü olarak kabul eder. slogan ise muhteşemdir.
sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat canımız ne isterse!

1 mayıs işçi sınıfının sınıfsız bir toplum kurma mücadelesinin bir nişanesidir. 1 mayıs, sosyalizm ile kapitalizmin karşı karşıya gelmesi, sınıfların birbirlerine güçlerini göstermesidir.

nice 1 mayıslara....
ta ki kapitalizmi tamamen yok edene dek...
kaynak; işgünü mücadelesi ve 1 mayıs’ın doğuşu
devamını gör...

yemek yerken çıkarılan her türlü sestir.
devamını gör...

"içimizde göğe yükselen ne çok şey var."

çok sevdiğim bir derginin yola başlama serüveni bu cümle. benim için önemli olmasının sebebi; zihnimde kendince bir şema oluşturuyor olması sanırım. birkaç kıymetli insandan oluşan, çağrışımlarla dolu bir şema. çok kıymetli bir yazar mahalle diye tasvir etmişti ya burayı, heh işte benim için de öyle burası. adına da "duraklı mahallesi" diyorum.* duraklı mahallesini anlamlı ve yaşanabilir kılan bir avuç* insan var. ben de o insanlardan birinin nickaltındayım şuan. birkaç teşekkür dökülmeye ihtiyacım var, kabul edersiniz umarım.
çoğu tanımımda ne kadar eski kafalı olduğumu belirtmişimdir. eski kafalılığım yetmezmiş gibi bir de fena içli biriyim efenim. nanayı yemişlik paçamdan akıyor yani.* sadece garip bir özözünedanışır'ken, muhteşem bir dünyada hayallerimdeki bana benzeyen bir öze olmak beni fena mutlu etti. bana benden çok benziyor yahuuu! *
"kafanızın içinde kelimeler dans ediyor" derdim, az bile dermişim. buna dans demek büyük haksızlık olur çünkü. türkülü şarkılı bir dans bu, hatta revü desek daha doğru olur.* siz de bu revü'nün yaratıcısı olarak şahane bir yazarsınız. zihninizdeki gösteri hiç tıkanmasın.**
ne kadar "yaşam motivasyon gerektirmiyor" dense de insan bazen sırtında bir el hissetmek istiyor. "yaparsın, edersin" gibi bir motivasyon değil bu, birilerinin hayatında var olduğunuzun hissettirilmesi gibi bir motivasyon. sizin hiç haberiniz olmasa da arada elinizi sırtımda hissediyorum. bunun için de çok teşekkür ederim.

ay bir sürü şey için teşekkür edecektim de burayı ağlama duvarına benzetirim diye korktum.* genel olarak toparlayıp gideyim hemen. duraklı mahallesini güzelleştirdiğiniz için, o muhteşem revüleri yarattığınız için ve en önemlisi de varlığınız için teşekkür ederim kıymetli yazar. varlığınız daim olsun.*

not: belirtmeyi unuttum mahlasınız ile kişisel bir problemim var: okuyamıyorum efendim. telaffuz etmeyi geçtim içimden de okuyamıyorum. benim için köktübit'siniz. bilgilerinize arz ederim.*
devamını gör...

...
yalınkılıç yürüyorum
ne bir göl ne bir deniz
ve artık sarhoş bir ürpertiyim
esirgeyen gözlerle
dinliyorum
ormanların gürültüsünü
uyandı kirpiklerim
ve ben
buna dayanırım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanların türküleri kendilerinden güzel,
kendilerinden umutlu,
kendilerinden kederli,
daha uzun ömürlü kendilerinden.
sevdim insanlardan çok türkülerini

demiş şair*
ne de güzel söylemiş.

bu türküler de öyledir işte : duyguları uçlarda anlatır, acıyı ve kederi de ; ama bir komiklik koymadan duramaz araya.

üç kuşak söylerdik türkülerinden.
o zamanlar anneannem hem çok genç hem de güzel mi güzel nameli de sesi.

pencere açıldı bilâl oğlan
piştov patladı
varın bakın kanlı da bilâl
yine kimi hakladı


hâlâ kulaklarımda.
şarkılar bir demet hâlinde birinden ötekine geçer:
yâr saçların lüle lüle yâr benziyor beyaz güle

sonra bir başkası takılır dillere.

düriye’ min güğümleri kalaylı
ahh kalaylı…


anıların biri gider, biri gelir.

hiç olmazsa uykumuzda seslerini duysak gidenlerin, birazcık ama, olmaz mı?
devamını gör...

türban taktırmıyorsunuz diyorlardı türbanı taktılar şimdi de rakı içtirmiyorsunuz derler. bırakın ne içiyorlarsa içsinler. zaten özellikle büyük şehirde yaşayanlar bilir, türbanlılar harbiden sosyal medya tabiriyle süslüman da oldu. başı açık diye laf ettikleri kadınlardan daha makyajlılar. vücut hatlarını bariz ortaya çıkartacak kadar dapdar giyiniyorlar. parfüm şişesiyle banyo yapıyorlar. tabi ki insanlar temiz bakımlı olsun ama bu temizlik değil bariz ilgi merakı dikkat çekme isteği.
mağdur edebiyatları bitti yenisini arıyorlar. yasal olarak türbanlı biri içki içemez diye bir şey olmadığı için bırakın içsinler. kendi inançları kendi hayatları. yeni bir türbanlı bacım mağduriyeti doğmasın.
devamını gör...

hız kesici kasislerin az olması. kedilerin, köpeklerin yanından geçerken sizden korkmaması.
devamını gör...

okumak, yazmak, ev işi yapmakla baş edilebilecek durum.
zevkli değil ama kafayı yememek için boş durmamak lazım. en azından benim boş durmamam lazım. geçen sene ramazanda tüm evin duvarlarını bile silmiştim. durdukça bunalmamak için.
devamını gör...

bushido heian dönemi’nde çin, kore, tibet’ten esinlenilen inanç, felsefe, savaş sanatları, edebiyat akımlarıyla, içeriğinde zen budizmindinden, konfüçyüsçülükten, şintoizmden ve hwarang-do’dan etkiler barındıran, samuraylarla özdeşleşmiş uzak doğu felsefesidir.
kanji dilini yorumlamak zor olduğundan bu-shi-do (bushi:savaşçı do:yol) kelimesinin etimolojik kökeni hakkında farklı görüşler mevcut ancak feodal dönemde, aristokrat savaşçılara bushi denildiği biliniyor.
günümüzde popüler anlamı her ne kadar “savaşçının yolu” olsa da bir savaş metodolojisi olmaktan çok, ruhsal aydınlanma ve kişisel gelişimi sağlayan bir etik kurallar bütünüdür. ölümü kabullenip ölümden korkmayan, bedenden önce zihinle savaşılan, zihin eğitilmeden bedenin eğitilmeyeceğine inanılan kabulleriyle beraber yedi temel ilkesi vardır.
1) yu (cesaret)
2) meiyo (onur)
3) gi (adalet)
4) rei (saygı)
5) jin (merhamet)
6) makato (dürüstlük ve/veya kararlılık)
7) chugi (sadakat)

aslında genele bakıldığı zaman bushido samurayların uyguladığı bir öz disiplin felsefesidir. dönemin şartlarında feodal beylerin “sadık hizmetçisi” samurayların güç ve toprak savaşlarındaki kadersel rolü bir kurallar bütününü gerektirecekti elbette.
devamını gör...

alanında çok donanımlı olduğuna inandığım, sürekli kendini geliştiren aynı zamanda çektiği videolarla insanları bilgilendirmeye devam eden psikolog. çok faydalı buluyorum videolarını. başarılarının devamını diliyorum.
devamını gör...

hayat kurtaran bir iletişim şeklidir. karşınızdakini incitmeden kendi duygularınız üzerinde durduğunuz için karşı taraftaki kişi de söylemleri saldırı olarak almadığından savunmaya geçmek yerine dinleme boyutunda kalır. hem derdinizi anlatmış hem de kalp kırmamış olursunuz.
"bu davranışın beni üzüyor. " en sevdiğim cümledir.
devamını gör...

en güzeli.herseyin doğalı güzeldir .kendini seven insandır.
devamını gör...

bugün ilbibibiyi dinlemedeyiz. ama çıkıp seneca seni çok seviorm demen lazım radyoda.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim