her 700 doğumun birinde çıkması muhtemeldir. ortaya çıkması için pek çok sebep vardır ama en önemli sebep 35 yaş sonrası doğumdur. 30 yaş öncesi doğumlarda bu risk azdır.
devamını gör...

umursamazlık, bencillik vb.
devamını gör...

gregor samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini türkiye'de buldu.
devamını gör...

dakikalar içerisinde onlarca şarkı entrysi giren yazar. sayesinde yeni şarkılar keşfettim özellikle şu zhu - faded bi harika.
devamını gör...

kısaca "ahlaki davranışlar tanrı tarafından emredildiği için mi ahlakidir, yoksa ahlaki olduğu için mi tanrı tarafından emredilmiştir" sorusundan oluşan bir ikilemdir. bu soru din felsefesinin temel sorularından birisidir. bu soruyu "bir şey tanrı iyi dediği için mi iyidir, yoksa zaten iyi olduğu için mi tanrı o şeye iyi demektedir" şeklinde de sorabiliriz.

eğer birinci seçeneği kabul edersek, iyiliğin ve kötülüğün tek mutlak kriteri olarak tanrı'yı kabul ederiz. yani hiçbir şey kendiliğinden iyi ya da kötü olmadığını kabul etmiş oluruz. yani iyi şeylerin kendiliğinden bir anlamı yoktur ve tanrı bunları iyi kabul ettiği için iyidir demek zorunda kalırız. bu noktada gelen eleştiriler ise ilahi emirlerin keyfi olduğudur. "tanrı x yerine neden y'yi emretmiştir?" sorusunun cevabı sadece "çünkü tanrı öyle istiyor" olacaktır. bu noktada bir de david hume tarafından ortaya atılmış olgu-değer problemi eleştirisi vardır. david hume bulgusunu şöyle açıklar: "şimdiye kadar karşılaştığım bütün ahlak sistemlerinde şuna tanık oldum. ahlakçı, belli bir yere kadar normal bir biçimde akıl yürütmeye koyulmakta fakat sonunda tanrının varlığına veya insani faaliyetlere ilişkin bir dizi yargılara varmaktadır. burada insanı hayrete düşüren bir husus vardır. şöyle ki, varılan sonuçlara ilişkin ifadelerde “…dır” (is) veya “değildir” (is not) gibi yer alması gereken bağlantılar yerine zorunluluk ve ödev bildiren ifadeleri ("meli" veya "malı" takılarıyla ifade edilen fiilleri) görmekteyiz. son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir. her şeyden önce bu değişiklik yeni bir ilişkiyi dile getirmektedir. bunun bir gerekçesi olmalıdır. bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?" burda anlatılan problem sonucunda olay tamamen tanrı x'i yapmamı istiyor o halde x'i yapmalıyım durumuna dönüşmesidir. yani olgudan değere geçiş söz konusudur. burdaki geçiş ise keyfilik olarak adlandırılmıştır.

şayet ikinci seçeneği kabul edersek, bir şey kendiliğinden iyi olduğu için tanrı ona iyi demiştir olarak kabul ederiz. bu da tanrı'nın iradesinden bağımsız bir iyilik kötülük kavramı ortaya çıkarır. her şeyi tanrı yaratmış olsa da, yarattığı şeylerin iyi ya da kötü olması tanrı'ya bağlı değildir bu görüşe göre. yarattıklarının bazıları kendiliğinden iyi veya kötüdür. bu durum da temellendirmede sorunlar ortaya çıkarır. burda düşünmemiz gereken ise eğer tanrı'nın emirlerinden bağımsız ahlaki kurallar var ise, bu da tanrı'nın hakimiyetinin sınırsız olmadığını ortaya çıkarır. bu da tanrı'dan bağımsız ahlaki kuralların varlığının bir de bu kuralı ortaya koyanlar olacağını gösterir bizlere. teizmin temel argümanlarından birisi tanrısız bir ahlaki düzenin imkansız olduğudur. eğer bu seçeneği kabul edersek, bu da bizleri tanrısız ahlaki kurallarının varlığına ulaştırır.

mesela bir şeyin iyi veya kötü olması tanrı'ya bağlıdır seçeneğini kabul ettikten sonra, tanrı mutlak iyidir, kötü buyurmaz demek de bir mantık hatası ortaya çıkarır. çünkü ilk seçenekte bir şeyin kötü olmasının tanrı'ya bağlı olduğunu kabul etmiştik. diğer seçenekte kötü buyurmaz demek ortaya bir çelişki çıkarır.

iki durumda da mutlak iyinin tanımına ulaşamayız. ilk seçenekte tanrı iyi dediği için iyidir olarak kabul ederiz, ikinci seçenekte ise iyi olduğu için tanrı emretmiştir deriz.
devamını gör...

maalesef ikide bir kronometreyi kontrol ettiğimden dolayı gerçekleştiremediğim olay.aralıksız 2-3 saat ders çalışabiliyorum ama kronometreyi açınca 20 dk sonra sıkıntıdan ölüyorum.psikolojik olduğuna inanıyorum.
devamını gör...

eklem ağrıları..
devamını gör...

adrian !

(bkz: rocky)
devamını gör...

güne iyi başlamak için birebir olan karikatür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

savaşta kaybettiği babasının yerine koyarcasına çok güçlü bir bağ kurduğu ilkokul öğretmeni louis germain'e olan sevgisi ve nobel ödülü aldığında kendisine yazmış olduğu şu mektubu tüm öğretmenlere ilham kaynağı oluşturur.

''19 kasım 1957

sevgili bay germain,

son günlerde kendimi içinde bulduğum koşturmaca ve telaştan dolayı size samimi duygularımı iletme fırsatını ancak bulabiliyorum. ne heves ne de talep ettiğim bir gaye kazanmış durumdayım.

ancak haberi aldığımda ilk aklıma gelen, annemden sonra siz oldunuz. siz olmasaydınız, benim gibi zavallı küçük bir çocuğa şefkatli elinizi uzatmasaydınız, beni eğitip bana örnek olmasaydınız bunların hiçbirisi olmazdı.

bu ödülü çok önemsemiyorum. ama bu ödül hiç değilse en azından bana, benim için ne ifade ettiğinizi ve etmekte olduğunuzu anlatmama ve size çabalarınızın, çalışmalarınızın ve cömert yüreğinizin, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin hep size minnettar kalacak küçük öğrencilerinizden birinde hayat bulduğunu göstermeme fırsat veriyor. sizi tüm kalbimle kucaklarım.

albert camus''
devamını gör...

oğuz atay'ın harika bir eseridir.


” –fakat, allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım?
–yok.
–peki albayım. ben de susarım o zaman. gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: “nasıl?” , kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım.

kelimeler… kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.”


oğuz atay, tehlikeli oyunlar.
devamını gör...

küçük bir kızken lafarasında okunacak listemde olduğunu söylediğim, haftasında dünyanın en güzel notu ile hediye edilen, o zamandan beri de başucu kitabım olan eser. bu kadar güzel bir şeyi nasıl tanımlarım bilmiyorum, tek söyleyebileceğim; bu, o kızın öyküsü değil.

dünya üzerinde yazılmış en güzel notu da buraya bırakıyorum. belki birileri başka birilerini kitaptan çok sevindirmek ister.

"hayat, evren ve her şey" hakkında tüm bilip bilmediklerimizi "çoğunlukla zararsız" bir şekilde konuşup "kuşkucu somon"a danışacağımız bir "evrenin sonundaki restoran" akşam yemeğinden, garsona "elveda ve bütün o balıklar için teşekkürler" diyerek ayrılıp otostopa devam etmek dileğiyle.
devamını gör...

üzgün bulutların gözyaşları.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok kısa az evvel başımdan geçen olayı anlatacağım,
finalleri yolladık sonuçları inceliyoruz(uzaktan eğitim olunca her şey çabucak oluyor malum) bazı soruların puanlanmadığını fark ettik ve hocaya sorduk hoca da cevap olarak "puanlama yapmayacağım, onları eziyet olsun diye sordum." dedi
10 dakika boş boş ekrana baktım enteresan bir mesajdı...
devamını gör...

evlenseniz de evlenmeseniz de gerçekleştirilebilinecek bir eylem. burada önemli olan evi legal veya illegal (bkz: kızlıerkeklioturuyörlar) olarak paylaştığınız kişinin birlikte yaşamaya değer olmasıdır. yoksa sıkıcı, nemrut, pimpirikli biriyle ister evli olun ister bekar aynı evde yaşamak silivri'de volta atmak gibi gelecektir.
devamını gör...

aslında diamond blackfan anemisi olarak adlandırılan 1 yaşından küçük çocuklarda görülen hastalıktır.
hastalarda kemik iliği prekürsörlerinde azalma ile karakterize retikülositopeni görülür.
adenozin deaminaz enzim yüksekliği ve konjenital anomali olarak 3 falankslı baş parmak karakteristiktir.
devamını gör...

istanbul'daki oğlumun bir şekilde patlattığı kutudur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

direkt trombin inhibitörü olan dabigatran'a bağlanıp antikoagülan etkisini önleyen monoklonal antikordur.
devamını gör...

1642-1651 yılları arasında, ingiltere de yaşanmış olan iç savaştır. bu iç savaşın yaşandığı dönemde ingiltere kralı 1.charles tahtta oturmaktadır. koca ülkeyi iç savaşa götüren olaylar silsilesi ise bizzat bu kral tarafından başlatılmıştır.

kral, parlemento'dan izinsiz asker toplamaya kalkınca, parlamento bunun yasalara aykırı olduğunu ileri sürdü. 1.charles çok kızdı ve parlamento'nun liderini tutuklattı. bunun üzerine parlamento londra halkını ayaklandırdı ve bir kısmına silah verdi. kral bu gelişmeler üzerine londrayı terk etmek zorunda kaldı.bu gelişmeler üzerine kral ile parlamento arasında , amansız bir iç savaş başladı. asilzadeler, protestan ve katolik rahipler kral'ın tarafını tutuyordu. parlamentodan yana olanlarsa genel olarak halk ve bir kısım tacirlerdi. irlandılılar kral'ın, iskoçlar parlamentonun tarafındaydı.

savaş, dini ve siyasi karakterini de ortaya koymaya başladı. kral'ın ordusuna karşı, olivier cromwell adlı bir milletvekili, halktan asker topladı ve kindar bir zihniyetle kralcıları ezmeye başladı. "yuvarlak kafalılar" veya "perukasızlar" olarak da bilinen cromwell'in bu başıbozuklardan oluşan ordusu, kral'ın kendilerini eninde sonunda cezalandıracağını bildiklerinden, hükümetin ve kralın vatana ihanet ile yargılanması için parlamentoyu ciddi anlamda tesirleri altına aldılar. bu hengamede devleti tamamen ele geçirmek isteyen cromwell, bir darbeyle, kralcı olan 140 milletvekilini parlamento'dan uzaklaştırdı. diğer milletvekilleri de dehşete kapılarak bu diktatöre boyun eğdiler ve kralın yargılanması için oy vermek zorunda kaldılar. londra dışında kalan halk, krala sadık fakat kudretsizdi.

yüksek burjuva, armatör ve tacirlerse, devletçilik yapacağından korktukları krallarına karşı cephe almışlardı. tüm bu gelişmeler üzerine, 9 şubat 1649'da 1.charles, "zalim, vatan haini, katil ve memleket düşmanı" gibi dört ayrı sıfatla yargılandı ve idama mahkum edilip cezası infaz edildi.

ingiltere'de cumhuriyet ilan edildi. fakat gerçekte olan cromwell'in saltanatının başlangıcıydı.
devamını gör...

özdemir asaf-cizik şiiri.

geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.

(bkz: duman)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim