türk rock tarihinin en sağlam parçası
kesinlikle bir tane değil bin tanedir.
hardal, kramp, moğollar, nemrud, cem karaca, barış manço, erkin koray, grup bunalım, 3 hürel, pentagram, mavi sakal, whisky, kurtalan ekspres, cultus, grizu, dr skull, mirage, kronik, kaygısızlar, nekropsi, death project, deathroom...
sadece şu an aklıma gelenler bunlar. hepsinin en az 2 parçası dünya devlerinin yanında sırıtmayacak taddadır.
reklamımız ve evrenselliğimiz olsaydı şu an batının çıkardığı 4 büyük grubun yanında bizim 40 büyük grubumuz olacaktı. fakat kıymetini bilemedik. yazıklar olsun bize.
not: yine de içlerinden bir seçim yapmak gerekirse; oyum, lan noldu derken ile solisti eski bir imam olan muazzam bas dokunuşlarının yaratıcısı kramp'a.
hardal, kramp, moğollar, nemrud, cem karaca, barış manço, erkin koray, grup bunalım, 3 hürel, pentagram, mavi sakal, whisky, kurtalan ekspres, cultus, grizu, dr skull, mirage, kronik, kaygısızlar, nekropsi, death project, deathroom...
sadece şu an aklıma gelenler bunlar. hepsinin en az 2 parçası dünya devlerinin yanında sırıtmayacak taddadır.
reklamımız ve evrenselliğimiz olsaydı şu an batının çıkardığı 4 büyük grubun yanında bizim 40 büyük grubumuz olacaktı. fakat kıymetini bilemedik. yazıklar olsun bize.
not: yine de içlerinden bir seçim yapmak gerekirse; oyum, lan noldu derken ile solisti eski bir imam olan muazzam bas dokunuşlarının yaratıcısı kramp'a.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
kim resim kağıtlarımın üstüne kahve döktü? şaka mısınız siz ya sanata bile saygınız yok resmen!
devamını gör...
akustik kedicik
1960'larda kedilerin cia tarafından casusluk amacıyla kullanılmaya çalışıldığı proje. amaç, aynı dönemde yapılan diğer deneylerin çoğunda olduğu gibi, sovyetler birliği'ne ilişkin gizli bilgileri ele geçirebilmekti.
açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.
ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.
kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...
***
projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.
ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.
kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...
***
projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
devamını gör...
ssuuddee
(bkz: ne sudeymiş be) dedirten başlık.
devamını gör...
shakespeare'in sevilen sözleri
benvolio: beni dinle ve onu düşünme, unut!
romeo: öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?
romeo ve juliet.
devamını gör...
niktofili
karanlığı, geceyi sevme ve en fazla karanlıkta, gecede rahatlayıp sakin hissedebilme.
niktofililer, -kendimden biliyorum- güneşin hakim olduğu günlerden, erken uyanmaktan, açık sarı havaların yarattığı parlaklıktan huzursuzluk duyarız. mecburi olarak dışarıda halletmemiz gereken işler varsa, kamu kuruluşlarının da akşam üzeri 17:00'de kapandığını göz önünde bulundurarak, dışarıdaki halletmemiz gereken her bir işten nefret ederiz. akşama, geceye, karanlığa bu derece bağlı olmanın melankoli, depresyon, goth ya da ergenuslukla uzaktan yakından alakası yoktur mesela. bizler geceleri daha fazla eğleniriz. hatta geceleri çok eğleniriz. güneş batınca ruh hali orijinal versiyonuna dönen tipleriz. eğer arkadaş, sevgili, akraba, dost yakınlığımız yoksa bizimle gece tanışmayı tercih etmelisiniz.
niktofililer, -kendimden biliyorum- güneşin hakim olduğu günlerden, erken uyanmaktan, açık sarı havaların yarattığı parlaklıktan huzursuzluk duyarız. mecburi olarak dışarıda halletmemiz gereken işler varsa, kamu kuruluşlarının da akşam üzeri 17:00'de kapandığını göz önünde bulundurarak, dışarıdaki halletmemiz gereken her bir işten nefret ederiz. akşama, geceye, karanlığa bu derece bağlı olmanın melankoli, depresyon, goth ya da ergenuslukla uzaktan yakından alakası yoktur mesela. bizler geceleri daha fazla eğleniriz. hatta geceleri çok eğleniriz. güneş batınca ruh hali orijinal versiyonuna dönen tipleriz. eğer arkadaş, sevgili, akraba, dost yakınlığımız yoksa bizimle gece tanışmayı tercih etmelisiniz.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
- başlarım böyle işe yaa
+ n'oldu lan
- yaa daha n'olsun bi başlık var sürekli karşıma çıkıyor, sinir oldum
+ hangi başlık ya
- ya yok mu şu türkiye'de tartışma kültürü başlığı, kim açtıysa artık
+ haa şu başlık, benim de her gün karşıma çıkıyor. n'olmuş ki o başlığa
- abi gıcık oldum her gün her gün karşıma çıkıyor, bu yazarlar da ne buluyorsa o başlıkta
+ sen de... ne var işte insanlar fikirlerini paylaşıyorlar
- paylaşmasınlar abi, hem sıkılmıyorlar mı aynı başlığı her gün hortlatmaktan
+ olum hasta mısın lan? salak salak konuşma! sen de her gördüğünde o başlığa yazmak istemiyor musun, hatta çok daha fazlasını istiyorsun hadi itiraf et
- şimdi orasını karıştırma
+ ne demek karıştırma, sen de işine gelmeyince orasını karıştırma diyorsun, olacak şey değil
- sen de başımıza rasyonel kesildin iyice, bi yürü git!
+ ne demek lan yürü git, aklını başına topla!
- ya sanki sen her zaman mantığınla hareket ediyormuşsun gibi, bi de kalkmış bana akıllı ol diyorsun. kabahat senle paylaşanda zaten
+ sen böyle değildin
- böyleydim tabi, her zaman da böyleydim, bir türlü kabullenemedin zaten. sen beni ne zannediyorsun ya
+ bu konuyu sonra konuşalım dostum olur mu?
- işine gelmedi mi yoksa!
bizimkiler hakaret etmeden tartışamadılar gördüğünüz gibi.
tdk'ya göre tartışmanın birinci anlamı karşıt düşüncelerin karşılıklı savunulması.
ikinci anlamı ise karşılıklı ağır sözlerle yapılan ağız dalaşı, münakaşa.
aslında kelimenin ikinci anlamıyla tam bir tartışma ülkesiyiz. fikirlerin savunulması ise çok gerilerde kaldı. hayal meyal bir şeyler hatırlıyor gibiyim.
bana sorarsanız tartışma kelimesi hepten kullanımdan kalkmalı.
kelime kökü tartmak.
siz bir fikri başka bir fikre karşı savunacaksanız, her iki fikri de iyi tartmalısınız. ağırlıklarını iyi hissetmelisiniz.
yani söz konusu fikirlere nüfuz etmeniz gerekir. aksi halde tartı yanlış şeyler gösterir.
diyelim nüfuz ettiniz ve gerçekten anladınız her iki fikri de ve diyelim ki çok iyi bir tartışma geçti ve haklı çıktınız.
tatmin oldunuz mu? evet. karşıt fikre galebe çalmış oldunuz. insansınız sonuçta haklı bir gurur yaşadınız falan.
ama ne değişti? koca bir hiç.
tüm türkiye artık sizin gibi mi düşünüyor? yoo. herkes kendi dalgasında, her zamanki gibi.
bu tartışmak dediğimiz şey tam manasıyla yapılmak istendiğinde zaten tarafgirlik hissi doğal olarak azalır.
çünkü bir fikre nüfuz edebilmeniz için bir kere önyargılarınızdan kurtulmanız, o fikir ve mensuplarıyla empati kurmanız falan lazım.
tanrısal bir bakış açısıyla yaklaşmanız lazım yani. yoksa başka türlü tartabileceğinizi zannetmiyorsunuz herhalde değil mi?
halbuki ne kadar da emindiniz tartışırken, hakikatin yılmaz bir savunucusuydunuz. ama hiç şüphe etmediniz kendinizden.
ihtiyacımız olan şey tartışmak değil, asırlardır tartışıyoruz bi halta yaramadı.
o yüzden allah belasını versin bu kelimenin.
bize başka bir şey lazım; ele almak gibi, fikir paylaşmak gibi saygı duymak gibi.
+ n'oldu lan
- yaa daha n'olsun bi başlık var sürekli karşıma çıkıyor, sinir oldum
+ hangi başlık ya
- ya yok mu şu türkiye'de tartışma kültürü başlığı, kim açtıysa artık
+ haa şu başlık, benim de her gün karşıma çıkıyor. n'olmuş ki o başlığa
- abi gıcık oldum her gün her gün karşıma çıkıyor, bu yazarlar da ne buluyorsa o başlıkta
+ sen de... ne var işte insanlar fikirlerini paylaşıyorlar
- paylaşmasınlar abi, hem sıkılmıyorlar mı aynı başlığı her gün hortlatmaktan
+ olum hasta mısın lan? salak salak konuşma! sen de her gördüğünde o başlığa yazmak istemiyor musun, hatta çok daha fazlasını istiyorsun hadi itiraf et
- şimdi orasını karıştırma
+ ne demek karıştırma, sen de işine gelmeyince orasını karıştırma diyorsun, olacak şey değil
- sen de başımıza rasyonel kesildin iyice, bi yürü git!
+ ne demek lan yürü git, aklını başına topla!
- ya sanki sen her zaman mantığınla hareket ediyormuşsun gibi, bi de kalkmış bana akıllı ol diyorsun. kabahat senle paylaşanda zaten
+ sen böyle değildin
- böyleydim tabi, her zaman da böyleydim, bir türlü kabullenemedin zaten. sen beni ne zannediyorsun ya
+ bu konuyu sonra konuşalım dostum olur mu?
- işine gelmedi mi yoksa!
bizimkiler hakaret etmeden tartışamadılar gördüğünüz gibi.
tdk'ya göre tartışmanın birinci anlamı karşıt düşüncelerin karşılıklı savunulması.
ikinci anlamı ise karşılıklı ağır sözlerle yapılan ağız dalaşı, münakaşa.
aslında kelimenin ikinci anlamıyla tam bir tartışma ülkesiyiz. fikirlerin savunulması ise çok gerilerde kaldı. hayal meyal bir şeyler hatırlıyor gibiyim.
bana sorarsanız tartışma kelimesi hepten kullanımdan kalkmalı.
kelime kökü tartmak.
siz bir fikri başka bir fikre karşı savunacaksanız, her iki fikri de iyi tartmalısınız. ağırlıklarını iyi hissetmelisiniz.
yani söz konusu fikirlere nüfuz etmeniz gerekir. aksi halde tartı yanlış şeyler gösterir.
diyelim nüfuz ettiniz ve gerçekten anladınız her iki fikri de ve diyelim ki çok iyi bir tartışma geçti ve haklı çıktınız.
tatmin oldunuz mu? evet. karşıt fikre galebe çalmış oldunuz. insansınız sonuçta haklı bir gurur yaşadınız falan.
ama ne değişti? koca bir hiç.
tüm türkiye artık sizin gibi mi düşünüyor? yoo. herkes kendi dalgasında, her zamanki gibi.
bu tartışmak dediğimiz şey tam manasıyla yapılmak istendiğinde zaten tarafgirlik hissi doğal olarak azalır.
çünkü bir fikre nüfuz edebilmeniz için bir kere önyargılarınızdan kurtulmanız, o fikir ve mensuplarıyla empati kurmanız falan lazım.
tanrısal bir bakış açısıyla yaklaşmanız lazım yani. yoksa başka türlü tartabileceğinizi zannetmiyorsunuz herhalde değil mi?
halbuki ne kadar da emindiniz tartışırken, hakikatin yılmaz bir savunucusuydunuz. ama hiç şüphe etmediniz kendinizden.
ihtiyacımız olan şey tartışmak değil, asırlardır tartışıyoruz bi halta yaramadı.
o yüzden allah belasını versin bu kelimenin.
bize başka bir şey lazım; ele almak gibi, fikir paylaşmak gibi saygı duymak gibi.
devamını gör...
avni
fatih sultan mehmet han'ın şiir yazarken kullandığı mahlastır.
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
ayakkabı bağcıklarının veya bazı iplerin ucundaki plastik veya metal şeye aglet adı verilir.
devamını gör...
köpek korkusu olan yazarlara tavsiyeler
eskiden benim de köpek korkum vardı. fobi gibi değil de; daha çok çekince gibi, köpek yaklaştıkça ufaktan ufaktan uzaklaşıyordum.
bir gün parkta dolaşırken su içen bir köpek gördüm ve aklıma daha önce köpekler hakkında öğrendiğim bir bilgi aklıma geldi.
bilgi, köpeğe doğru elimi okşar gibi uzattığımda köpeğin gelip kendini sevdireceği yönündeydi.
suyunu içen köpekçiğe elimi uzattım tırsak şekilde. baktım geliyor. gitsem mi kalsam mı derken beni gafil avladı ve yumuşacık kafasını avucumun içinde gezdirmeye başladı. hayatımda bu kadar mutlu olduğum an sınırlıdır.
sürüyle dolaşanlara yaklaşmıyorum tabii. siz de yaklaşmayın.
t: tavsiyeler verilen başlık.
bir gün parkta dolaşırken su içen bir köpek gördüm ve aklıma daha önce köpekler hakkında öğrendiğim bir bilgi aklıma geldi.
bilgi, köpeğe doğru elimi okşar gibi uzattığımda köpeğin gelip kendini sevdireceği yönündeydi.
suyunu içen köpekçiğe elimi uzattım tırsak şekilde. baktım geliyor. gitsem mi kalsam mı derken beni gafil avladı ve yumuşacık kafasını avucumun içinde gezdirmeye başladı. hayatımda bu kadar mutlu olduğum an sınırlıdır.
sürüyle dolaşanlara yaklaşmıyorum tabii. siz de yaklaşmayın.
t: tavsiyeler verilen başlık.
devamını gör...
muğla ağzı
ege bölgesinde aydın, muğla, bodrum ağızları sanki farklı bir dil hüviyetine bürünmüş.
- tenal gıradık avostos geldimi
- zemeride gorklangoz toplardık yamırdan sonra
- bahar geldendeyse şelep gazardık
-mandelen baccalanı sulamıya başlardık ganalleden akan sunan
- ıscakla artdende çatma gocadık ölenleri, ıscakda benimiz solanıp gidedi
- samanı saklardık gışa, budeyi saradık eşege, demennere götürüdük un üğüddirmiye.
yukarıda geçen diyalogları, istanbul'dan, ankara'dan gelen villacı anlayamaz, yabancı kalır.
mesela dumbadiz demek, aşırı şişman demektir. çokuntuluk demek, toplantı anlamına gelir. adının önüne silimsek sıfatı konuldu mu, bu yemek konusunda mızmızlanan kişilerden bahsedildiğini işaret eder.
bize osmanlıca dilini hatırlatan, eğitimi ve mektebi olmayan, kendince kurallara, sözcüklere, jargonlara sahip, tadından da yenmeyen bir yöresel ağız.
eğer ki ahalisiyle kaynaşıp onlarla zaman geçirildi mi kapılan her bir sözcük ayrı bir kazanç.
- tenal gıradık avostos geldimi
- zemeride gorklangoz toplardık yamırdan sonra
- bahar geldendeyse şelep gazardık
-mandelen baccalanı sulamıya başlardık ganalleden akan sunan
- ıscakla artdende çatma gocadık ölenleri, ıscakda benimiz solanıp gidedi
- samanı saklardık gışa, budeyi saradık eşege, demennere götürüdük un üğüddirmiye.
yukarıda geçen diyalogları, istanbul'dan, ankara'dan gelen villacı anlayamaz, yabancı kalır.
mesela dumbadiz demek, aşırı şişman demektir. çokuntuluk demek, toplantı anlamına gelir. adının önüne silimsek sıfatı konuldu mu, bu yemek konusunda mızmızlanan kişilerden bahsedildiğini işaret eder.
bize osmanlıca dilini hatırlatan, eğitimi ve mektebi olmayan, kendince kurallara, sözcüklere, jargonlara sahip, tadından da yenmeyen bir yöresel ağız.
eğer ki ahalisiyle kaynaşıp onlarla zaman geçirildi mi kapılan her bir sözcük ayrı bir kazanç.
devamını gör...
tek cümleyle hayatı tanımla
sonu ölümle biten masal görünümlü kâbustur.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
düdüklü şeker.
bi keresinde arkadaşlarımla düdüklü şeker alıp caddelerde rüzgar çalmaya çalışmıştık, aşırı eğlenceliydi, gülmekten yanağım ağrımıştı.
bi keresinde arkadaşlarımla düdüklü şeker alıp caddelerde rüzgar çalmaya çalışmıştık, aşırı eğlenceliydi, gülmekten yanağım ağrımıştı.
devamını gör...
yazarların birbirine yürümesi
son zamanlarda fark ettiğim durumdur. ay o çok ponçik,bu çok sevimli,şunun sesini ölüye dinletseniz dirilir tarzı devamlı iltifatlar ayağına avını otlar arasında sinsice bekleyen avcı misali yazarların varlığını göstermiştir. olan serengeti düzlüklerinde hiçbir şeyden habersiz dolaşan biz gariban yazarlara olmaktadır.
devamını gör...
soğuk su ile duş almak
kışın bile yaptığım eylem. sadece soğuk su ile yikaniyorum. tamam kabul. kışın biraz daha ılık oluyor ama yazın full buzz gibi su. ama asla sıcak su ile duş alamam. ellerimi bile yikayamam. bu da böyle bi anımdır. haha.
devamını gör...
yalnızlıkla yüz yüze getiren şeyler
kalabalık. kalabalıkların içinde bir dizi yanlışı gibi duruyorum.
devamını gör...
bonn
zamanında batı almanya'nın başkenti idi fakat bu gün bulunduğu eyaletin başkenti dahi değildir bununla beraber şehirde hala konsolosluklar, birleşmiş milletler merkezi vs. bulunmaktadır.
eski başkent olması nedeniyle elit nufüs daha fazladır.
batı almanya'daki diğer şehirlere nazaran daha sakindir ortasından ren nehri geçer ve nehir boyunca yürüme ve bisiklet yolları vardır yürümesine doyum olmaz.
ve eski şehir yedi tepe üzerine kuruludur bu özelliği hem onu istanbul ile kardeş şehir yapar hemde almanya'nın klasik dümdüz şehirlerinden ayırır.
eski başkent olması nedeniyle elit nufüs daha fazladır.
batı almanya'daki diğer şehirlere nazaran daha sakindir ortasından ren nehri geçer ve nehir boyunca yürüme ve bisiklet yolları vardır yürümesine doyum olmaz.
ve eski şehir yedi tepe üzerine kuruludur bu özelliği hem onu istanbul ile kardeş şehir yapar hemde almanya'nın klasik dümdüz şehirlerinden ayırır.
devamını gör...
kafa izninde
yakın zamanda -belki bugün- profilimde belirecek cümle.
her şey bir anda anlamsız gelecek diyor ya sezen aksu. işte ben de o dönemdeyim.
ahahhaha dün de twitter ünlüsü seçilmişim. şansa bak.
her şey bir anda anlamsız gelecek diyor ya sezen aksu. işte ben de o dönemdeyim.
ahahhaha dün de twitter ünlüsü seçilmişim. şansa bak.
devamını gör...

