trt spor kanalında yayınlanan ve serkan yetkin’in sunduğu spor programıdır.

programın daimi yorumcusu daha önce hakkında bir tanım da yazdığım huysuz ihtiyar cem dizdar’dır.

şahsen bu programı fırsat buldukça izliyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok da keyif alıyorum izlerken ancak herkese hitap edecek bir program olmayabileceğini düşünüyorum. zira programda güncel olaylar güncel olmayan bir yaklaşımla tartışılıyor.

şöyle diyaloglarla karşılaşma ihtimaliniz var:

serkan yetkin: bir izleyicimiz soruyor: beşiktaş’ın mehmet topal transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
cem dizdar: sen hiç mi kitap okumuyorsun, size üniversitede bunları anlatmadırlar mı, sizin yarın duygunuz yok mu?
serkan yetkin: abi seyircimiz sormuş?
cem dizdar: sorulan her soruyu okumak zorunda mısın? biz bunu daha önce kafka’dan bahsederken konuşmadık mı?

ya da;

serkan yetkin: günaydın cem abi.
cem dizdar: diyalektik de mi bilmiyorsun sen serkan. her sabahın bir akşamı vardır. hegeller kovalasın seni.

serkan yetkin’in her sorusunun bir kontra atakla savuşturulduğu, hiçbir soruya asla tam olarak cevap alınamayan, felsefenin göbeğinin çatladığı ve izleyenlerin bitkisel hayata girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı program izlenmesi zor da olsa oldukça keyifli.

serkan yetkin’in trt’den yıpranma payı talep etmesi gerekir zira cem dizdar kendisini bir boks torbası ya da stres topu olarak kullanmakta.

başlarda takip etmek zor gelse de zamanla program formatına alışınca ve bazı araştırmalar ve yan okumalar yapınca alışıyor insan.
devamını gör...

maddi açıdan da sağlık açısından da mantıklı harekettir. beni bu yola sevk eden asıl sebep ise ne maddiyat ne de hijyen oldu. berber bahattin abinin her seferinde otur kardeşim birazdan alırım deyip yaklaşık 1 saat önümde duran gazeteyi bana ezberletmesi, üstüne en fazla yarım saat sürecek olan traşı kısa telefon konuşmaları ve belli aralıklarla yaptığı 2-3 dakikalık tv hipnozu ile 1 saate yayması sonucu kaybettirdiği zaman kaybı olmuştur. yok kafada doğru düzgün saç olsa değecek belki de malzeme ortada. vakit israfı.
devamını gör...

sahne ismiyle bilinen tam ismi faruk kurukaya olan pop türünde şarkılar yapan bir dönem adı bol polemiklere karışan ünlü. kısa bir tiyatro geçmişi olan ünlümüzün çıkışı 1996 yılında bir kaç iyi adam grubu ile olmuştur. ayrıca bol miktarda file kıyafetle dans eden ablayı kliplerde oynatma fikri bu adamın başının altından çıkmış olabilir*

honki ponki torino çalona bimbo boriro* yaş ortalaması turnusolu şarkıyı hatırlayalım



azar azar kader bize ne yazar*



sen sen sen ner'deysen ben ben ben or'dayım*

devamını gör...

şu an için budur.

dünyanın binbir türlü hali var. her şeyi bilmek lazım.
devamını gör...


kapıları çalan benim
kapıları birer birer
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler

hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar
yedi yaşında bir kızım
büyümez ölü çocuklar

saçlarım tutuştu önce
gözlerim yandı, kavruldu
bir avuç kül oluverdim
külüm havaya savruldu
devamını gör...

(bkz: 1997 model temiz vajina)
hahahaha bu gece ne olmuş lan size, başlıklara bak, biri coco yasallaşsın diyor, bir diğeri kadının ayak parmağından su içeyim diyor.
devamını gör...

insan gerçekten hayret ettiren meraktır. neden? nereden gelmiştir bu merak. belki evrime inansam maymundan derdim. zira kimi maymundan bir farkı yokmuşçasına dolaşıyor. şöyle model olsun böyle ucunda bırak ya da yok yok top olsun diyenler var. güzel kardeşlerim o sizi dürtmüyor mu? kuaförden çıkınca yüzümdeki o değişik hissi seven ben, bu duruma acayip merakla yaklaşıyorum. yüzünde kıl var güzel kardeşim. hem de na böyle görünüyor, hem de sert tüy falan değil yani ve bunu uzatıyor, bazen bakım yapıyor, şekilden şekle sokuyor, canın sıkılınca oynuyor ve hatta övünüyorsun. neden?
devamını gör...

1971 çıkışlı the who parçası. huzur verir dinlerken. e sözleri de güzel falan. daha sonraları limp bizkit de seslendiriyor bu şarkıyı. o versiyonu da dinlenilesidir.

çok sonralar ise sene 2017’de dark tower filmi için tekrar coverlanmıştır soundtrack olarak. bence en iyi cover’ı bu olabilir. orijinaline denk güzelliktedir hatta.

no one knows what it’s like
to be the bad man
to be the sad man

behind blue eyes…

devamını gör...

1987 yılında norveç’te kurulmuş olan black metal grubudur. black metal diyorum çünkü ilk başta death metal yapsalar da kendileri sonradan black metale geçiş yapmışlardır. kendilerini çok mu çok severim, black metal denildiği zaman akla gelen gruplar arasında yer alırlar. bütün metal gruplarının başlığına yazdım darkthrone başlığına yazmasam olmazdı. her neyse. darkthrone metal camiasında adını duyuran gruplardan biridir aynı zamanda çünkü adamların kendilerine has bir tarzı var, şarkıları adeta insanı uçuran cinsten.

metal müzik kariyerleri boyunca bir sürü albüm yapmışlardır. bazıları sevilmiştir bazıları da yerin dibine kadar gömülmüştür. zevkler ve renkler tartışılmaz tabi. yapacak bir şey yok. misal kendilerinin favorim olan albümleri şunlardır; transilvanian hunger, the wind of 666 black hearts, the underground resistance, eternal hails......*, under a funeral moon, arctic thunder, sardonic wrath, dark thrones and black flags gibi gibi. bunlar altın değerinde olan darkthrone albümleridir.

darkthrone bir dönem aşırı şekilde eleştirilse bile hiçbir şeye boyun eğmeden metal müzik yapmaya devam etti, pes etmedi yani. grup üyelerinden ayrılanlar oldu, gruba katılanlar oldu çünkü tarihi eski bir gruptur. illa ki seneler içinde değişiklik olacaktır. grubun üyelerinden olan nocturno culto isimli şahıs hem vokalisttir hem gitarist hem de söz yazarıdır. aynı zamanda norveç’te öğretmen olarak çalışmaktadır. on parmağında on marifet işte adamın. 1988 yılında katılmış darkthrone grubuna halen de grupta duruyor. gitar çalışı, brutal atışı, performansı falan harikulade be.

şu an darkthrone grubu aslında iki kişilik bir gruptur. grubun diğer üyesi de fenriz’dir. o da şahane bir gitaristtir. iki kişilik grup olmasına rağmen halen başarılı albümler yapabiliyorlar. maşallah kendilerine, devam bu şekilde. *
devamını gör...

suç haberleri ile ilgili uzun süre muhabirlik yapmış sevinç yavuz tarafından yazılmış kitap.
çok ilginç hikayeler var. 1960'lardan bu yana türkiye'de duyulmuş yakalanmış seri katilleri anlatıyor. genellikle çocukluk döneminde yaşadıkları travmalarla ilişkilendirilmiş cinayetleri. ürkütücü şeyler. kitabi okuduktan sonra içlerinden bazılarını deli gibi araştırmış haklarındaki haberlere röportajlara bakmıştım. acayip ilginç şeyler vardı gerçekten.

kitabı okuyunca sırf x kişisinin travmalarına sebep olan kişiye benzediği için suçsuz yere öldürülebileceğini fark ediyor insan huh.
devamını gör...

besteci carl orff tarafından derlenen eserin 200 sayfalık notaları ve sözleri, münih yakınlarında ortaçağa ait bir manastırda bulunmustur. enteresandır sanatçı bu eşsiz eseri hitler ve üstün alman ordusuna adamıştır.

devamını gör...

kelimenin yazımı merdüm, kelimenin çoğulu merdüman iken siz nasıl, neden, ne oldu da merdumlar oldunuz a dostlar?

güzel bi yayın olur bu. hayırlı baskınlar.
devamını gör...

evet vasat bir sözlüktür. x, y, z sözlükleri ile kıyas yapmayacağım fakat yeni olmasına karşın o heyecanla bilgi ile doldurulan başlıklar, yazarlarda o öğrenme ve öğretme çabası, okuma, birikim ve donanıma dair herhangi kaliteli paylaşım yoğunluğu göremiyorum. bazı kişileri tenzih ediyorum tabi ama asıl mesele de bu. kaliteli yazan kişi sayısı istisna ile tenzih edilecek kadar az. moderasyon tanım olmayan içerikleri silmeli ya da uyarı vermeli. vasat başlıklar, anketler azaltılmalı ve yazarlar gerçek anlamda iyi bir filtreden geçmeli. gerekirse uzun süre yazarlık onayı verilmemeli. onun en sevdiği çorbayı, bunun sevişirken hangi müziği dinlediği, şunun kaç kilo olduğu beni ilgilendirmiyor hatta kimseyi ilgilendirmiyor. kendinizden detay vermeyi çok seviyorsanız sözlük değil instagram kullanın. tabi ki hesabınız ve profiliniz platformun size sunmuş olduğu özel alandır fakat biraz olsun bilgi vermeye hatta en basitinden tanım girmeye çalışın. formatı oturmuş bir sözlük değil henüz. ilk kuşak sizlersiniz ve sözlüğün geleceği sizin elinizde. daha dikkatli olmaya teşvik ediyorum.
not: eleştiri beni de kapsıyor ahkam kesme niyetim yok.
edit: kendimi de eleştirdiğimi söylememe rağmen bazı ilkel sinir sistemliler anlamamış ya da anlamazdan gelmiş. moderasyon okuduğunu anlama testi de yapsın.
devamını gör...

gözlüklerde ve bazı monitör, akıllı telefon ekranlarında bulunan filtre özelliği. ekrandan gelen mavi ışık miktarını minimum düzeye indirerek göz yorgunluğunu azaltmayı sağlar. her güzel şeyin bir bedeli olduğu gibi bunun da bedeli sararmış renkler görmektir. mavi ışık ayrıca melatonin salgılanmasını engellediği için uyku problemlerine yol açabilir. mavi ışık filtresine geçtiğinizde alıştığınız o parlak renkler bir anda sararacak olduğu için büyük bir fark hissedersiniz. başta kötü gelse bile alıştıktan sonra filtreyi kapatıp açarak farka baktığınızda farkı anlarsınız. "nasıl kullanıyormuşum bu kadar parlak ekranı?" sorusunu yöneltebilirsiniz kendinize. bu filtreye alışmak ne kadar zor olsa bile bir şans vermenizi tavsiye eder ve kullanmanızı öneririm. her şey sağlık için.
devamını gör...

(bkz: cep telefonunda kafasözlük okurken birisine yakalanmak) ne yazıyorsun sen öyle,sakın söyleme..nick'ini bulur sıkıntı çıkar.
kafa sözlük'ün telefonumu bozması sözlük yaptı ya hepsi sözlük yüzünden diyenleri mevcuttur.
(bkz: telefonunu açmadığın halde ısrarla aramaya devam eden kişi) bu esnada sözlüktesin açmıyorsun aslında takmıyorsun, fırçayı yersin.
devamını gör...

vincent van gogh-patates yiyenler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başka insanların çoğunluğunun düşüncelerinden bağımsız hareket eden tek şey insanın vicdanıdır.

(bkz: bülbülü öldürmek)
devamını gör...

kamu yönetiminde bilginin ve yeteneğin en önemli kıstas olarak kabullenildiği yönetim şeklidir.
latince meritum (değerli) ile yunanca kratein (etki) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.

bu yönetim biçiminde ;

– kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.

– yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.

– ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.

– eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.

– tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
devamını gör...

kötü ekonomi ile doğru orantılı olduğunu düşündüğüm eylemdir.
devamını gör...

yuva yıkan kadın' damgası yediğim gün.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim