her entry'i beğenen yazarın amacı
ülkedeki seksüel ve duygusal normlar yüzünden her türlü geri dönüşün "bana yürüyor" sanılması.
arkadaşlar insanlar konuşurlar, konuşurken jest ve mimikler devreye girebilir, karşınızdaki size gülümseyebilir.. sakin olun. bunlar yürüme fantezisi değil aksine insan olma göstergesidir.
"bana güldü kesin hoşlanıyor"
"saçıyla oynuyordu kesin gönlü var"
"elini kolunu koyacak yer bulamadı, bu kız/erkek bana aşıııkkk"
evet herkes size yürüyor, tapıyor, ölüyor..
gelelim sözlüğe beğenir ya b e ğ e n i r ne var bunda? ne olabilir? napsın her giridiyi mesajla mı tebrik etsin?
adına girdiler açıp aşkını mı ilan etsin :))
yapmayın çocuklar bakın burada beşik sallarken yazıyorum yapmayın aa.
arkadaşlar insanlar konuşurlar, konuşurken jest ve mimikler devreye girebilir, karşınızdaki size gülümseyebilir.. sakin olun. bunlar yürüme fantezisi değil aksine insan olma göstergesidir.
"bana güldü kesin hoşlanıyor"
"saçıyla oynuyordu kesin gönlü var"
"elini kolunu koyacak yer bulamadı, bu kız/erkek bana aşıııkkk"
evet herkes size yürüyor, tapıyor, ölüyor..
gelelim sözlüğe beğenir ya b e ğ e n i r ne var bunda? ne olabilir? napsın her giridiyi mesajla mı tebrik etsin?
adına girdiler açıp aşkını mı ilan etsin :))
yapmayın çocuklar bakın burada beşik sallarken yazıyorum yapmayın aa.
devamını gör...
hayat kadınıyla evlenmek
normal bir insan evladı ile evlenmektir.
şişli de öğrencilik zamanlarımda kaldığım kümes benzeri yerde her türlü işi yapan komşularım vardı.
akşam caddeye işe giderken çocuğunu bana bırakanda oldu,şiddet görünce çorba götürdüğümüz transseksüel komşumuzda oldu.
insandık biz,siz de deneyin insan olmayı,kaybetmezsiniz...
şişli de öğrencilik zamanlarımda kaldığım kümes benzeri yerde her türlü işi yapan komşularım vardı.
akşam caddeye işe giderken çocuğunu bana bırakanda oldu,şiddet görünce çorba götürdüğümüz transseksüel komşumuzda oldu.
insandık biz,siz de deneyin insan olmayı,kaybetmezsiniz...
devamını gör...
insanın saçını ağartan şeyler
çok seçenek var ama duygusal olmayan seçeneklerden birisini söylemem gerekirse mühendis olmak ve bu işi sahada yapıyor olmaktır.
devamını gör...
bir kadının kendine yapabileceği en iyi şey
kendine güvenmesi
hayatını kendi yönetecek cesarete sahip olmak için mücadele etmesi
onu üzen, sevgisini kullanan, değersiz hissettiren kişilerden uzaklaşması bu kim olursa olsun uzaklaşmalı. eğer uzaklaşmaz ise hayatta nefes alan biri olur, yaşayan biri olmaz.
hayatını kendi yönetecek cesarete sahip olmak için mücadele etmesi
onu üzen, sevgisini kullanan, değersiz hissettiren kişilerden uzaklaşması bu kim olursa olsun uzaklaşmalı. eğer uzaklaşmaz ise hayatta nefes alan biri olur, yaşayan biri olmaz.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
sözlükten gidenlerin veya gitme niyeti olanların şu nabız yoklama olayını anlamlandıramadığım başlıklardan birisi daha. bir insan herhangi bir sözlükten gidebilir. ama neden gidiyorum diye başlık açar bunu bilmiyorum. n’apıyorsunuz gittikten sonra başlığı açıp arkamda ne yazmışlar diye okuyor musunuz? *
devamını gör...
5 bin tl sevilen iş vs 20 bin tl sevilmeyen iş
20 bin tl ye sevilmeyen iş tabiki de. işkence olabilir ama bu devirde kim 20 bin liraya işkence ediyor? amerikada bile en yüksek bin dölara işkence ediyorlar.
devamını gör...
savaş ve barış
tolstoy'un büyük eseri. iki cilt halinde iş bankası yayınları tarafından basılmaktadır. okuyun, okutturun.
devamını gör...
normal sözlük niçin kuruldu sorusu
(bkz: gelsin komplo teorileri).
bu başlık sanki daha önce de açılmıştı.
bu başlık sanki daha önce de açılmıştı.
devamını gör...
tanım da tanım ille de tanım ah tanım yok da tanım
arkadaş biri beni aydınlatsın üstüme toprak, tiner falan atsın. afedersiniz adam tanım diye s*çmık atmış, altına yeriyoruz az feyz alır diye belki moderatör geliyor siliyor neymiş tanım eksik. yahu siz bu adamlara müdahale etmiyorsunuz diye emek veriyoruz zaten ne troll sevdalısıymışsınız. ben sol tarafta s*çmık okumak için 3000 tanımlık emek vermiyorum buraya kusura bakmayın.
tanım: amatör moderasyona tanım da tanım.
zıplayan hoplayan yazarlara ithafen edit, ben bunu elli kere söyledim moderasyona don't panic. keyiften yazmıyoruz buraya.
tanım: amatör moderasyona tanım da tanım.
zıplayan hoplayan yazarlara ithafen edit, ben bunu elli kere söyledim moderasyona don't panic. keyiften yazmıyoruz buraya.
devamını gör...
bağırta bağırta akdeniz belediyesini aldık kanırta kanırta da büyükşehri alacağız
okurken mideme yumruk yemiş gibi hissettim. sanki kendim demiş gibi utandım. böyle bir şey yapsam, kardeşlerimin, arkadaşlarımın ailemin yüzüne bakamazdım.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en gıcık huyları
herşeye bir cevabımın olması
doğru ya da yanlış altta kalmadığım için de yılın saygısızı ödülüne layık görülüyorum.
doğru ya da yanlış altta kalmadığım için de yılın saygısızı ödülüne layık görülüyorum.
devamını gör...
doğu perinçek ertuğrul kürkçü bülent uluer kavgası
türkiye'nin en popüler canlı yayın kavgaları arasında tartışmasız ilk üçe girer. (bkz: çıkar göster)
devamını gör...
unutulan ama hep orada olan
benim için anne. hayat meşgalesi, sıkıntılar derken çoğu zaman unutulan ama zor anlarında , onun hep orada olduğunu bildiğin, sığınılacak tek liman.
devamını gör...
kablolu kulaklık
yerini hic birsey tutamaz. 20 euroluk emektar sony kablolu kulak ustu kulakligimi an itibari ile hediye gelmis olan kapak fotografimdaki 250 euroluk kablosuz plantronics marka sozde premium kulakligima tercih ettim. oh be...
devamını gör...
tam dört yıl olmuş dün
emre aydın'ın kağıt evler albümünün dördüncü şarkısıdır.
bu şarkıyı her dinlerken "ne kadar doğru tespitler yapıyor bu adam." diyorum kendi kendime. bu şarkıyı üç sene sonra tekrar dinleyeceğim, ayrılığın dördüncü yılında dinleyip kendimce bir analiz yapacağım. ne değişti hayatımda o günden bugüne kadar. küçük bir geriye bakış niteliğinde. "tam dört yıl olmuş dün." dedikten sonra yüzümde ılık bir gülümseme olacak. güzel zamanlardı diyerek dinleyip geçeceğim bu şarkıyı.
"imkansız olmuşuz
hayattayken üstelik."
ve
"ne kadar istemiştim
nelerden vazgeçmiştim
bir şey olmak için
hayatında senin"
kısımları beni alır, anılar denizinde küçük bir yolculuğa çıkarır. fotoğraflar çok acımasız. onun gözünde artık hiçbir şey olduğum insanla yan yana gülüyorum, sarılıyorum, eğleniyorum. ama gerçeğe döndüğünde farkı anlıyorsun. anılar denizi fırtınalı, rüzgar sert estiğinde kıyıya varmazsan gözyaşlarına tutuluyorsun. uykusuz geceleri geri getiriyor yorgun gözlerin. bu yüzden anıyı bırakıp anı yaşamak daha mühim. "tam dört yıl olmuş dün." diyerek ardından ılık bir gülümseme ile son fotoğrafa da bakıp o albümünü kapatabilmek gerek.
bu şarkıyı her dinlerken "ne kadar doğru tespitler yapıyor bu adam." diyorum kendi kendime. bu şarkıyı üç sene sonra tekrar dinleyeceğim, ayrılığın dördüncü yılında dinleyip kendimce bir analiz yapacağım. ne değişti hayatımda o günden bugüne kadar. küçük bir geriye bakış niteliğinde. "tam dört yıl olmuş dün." dedikten sonra yüzümde ılık bir gülümseme olacak. güzel zamanlardı diyerek dinleyip geçeceğim bu şarkıyı.
"imkansız olmuşuz
hayattayken üstelik."
ve
"ne kadar istemiştim
nelerden vazgeçmiştim
bir şey olmak için
hayatında senin"
kısımları beni alır, anılar denizinde küçük bir yolculuğa çıkarır. fotoğraflar çok acımasız. onun gözünde artık hiçbir şey olduğum insanla yan yana gülüyorum, sarılıyorum, eğleniyorum. ama gerçeğe döndüğünde farkı anlıyorsun. anılar denizi fırtınalı, rüzgar sert estiğinde kıyıya varmazsan gözyaşlarına tutuluyorsun. uykusuz geceleri geri getiriyor yorgun gözlerin. bu yüzden anıyı bırakıp anı yaşamak daha mühim. "tam dört yıl olmuş dün." diyerek ardından ılık bir gülümseme ile son fotoğrafa da bakıp o albümünü kapatabilmek gerek.
devamını gör...
yönetim bizden kazandığı puanları ne yapıyor sorunsalı
https://i.ibb.co/1vlzn81/tenor-2.gif
devamını gör...
yazar olmama az kaldı bana destek olur musunuz
biraz önce özelden aldığım mesaj.
tabiki ismini vermek istemem ama ibret olsun diyerek buradan sesleniyorum; gerçekten buna gerek var mı?
hadi onu geçtim nasıl destek vereyim? en nefret ettiğim random beğenileri atarak mı, yoksa sana başlık mı satayım?
popintondan mı itekleyeyim? iple mi çekeyim, ibanına para mı atayım napayım.
harbiden ya dur sorayım nasıl destek olabilirmişim.
senin için biraz önce inandığım yaratana dua ettim. umarım yeterli olur.
tabiki ismini vermek istemem ama ibret olsun diyerek buradan sesleniyorum; gerçekten buna gerek var mı?
hadi onu geçtim nasıl destek vereyim? en nefret ettiğim random beğenileri atarak mı, yoksa sana başlık mı satayım?
popintondan mı itekleyeyim? iple mi çekeyim, ibanına para mı atayım napayım.
harbiden ya dur sorayım nasıl destek olabilirmişim.
senin için biraz önce inandığım yaratana dua ettim. umarım yeterli olur.
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
allah korusun ve şeytan kulağına kurşun dedikten sonra kulağımı çekip dişime, birinin kafasına yada tahtaya vurmam.
devamını gör...
aldatan kişi affedilir mi sorunsalı
affedilmez. sizi aldatan bi insan zaten sizi kaybetmeyi göze almış, sizi gözden çıkarmış demektir. kendisine saygısı olan hiç kimse -ne kadar yakını olursa olsun ya da ne kadar severse sevsin- böyle bi şeyi affetmemeli.
devamını gör...
doğum günü pastası
düğünlerde kesilen pastaların bereket, mutluluk gibi anlamlar verdiğini düğün pastası başlığında anlatmıştım. okumalar yaparken doğum günü pastasına dair olanları da buraya eklemek istedim:
helen uygarlığına kadar uzanan doğum günü pastaları ilk kez ortaçağda, almanya'da bir kutlama amacı ile kullanılmıştır. hatta günümüzden farklı olarak sabahın başından gecenin sonuna kadar bir festival havasında geçen bu kutlamalar boyunca mumlar değiştiriliyor, ateşin sönmesine izin verilmiyordu. yemeğin başında mumlar üfleniyor ve festival başlıyordu.
günümüzde olduğu gibi o zamanların adetinde de mum sayısı bir fazla konuyordu. mum sayısı çocuğun yaşından bir fazla idi. bir gün bitecek olan hayatın (sönecek olan hayatın) ışığını simgeliyordu bu mum.
sadece pasta değil, mumların bir üfleyişte söndürülmesi, dileklerin gerçekleşmesi vb. alışkanlıklarımız da bizlere o günlerden kalan adetlerdir.
sadece bir teoriden bahsetmek olmaz. bir başka pasta teorisine göre gelenek yine almanya'da, ama bu sefer günümüze daha yakın bir şekilde 1600'lü yıllarda, çocukların ruhlarını korumak için başlamış.
yine bir başka söylentiye göre bu mum üfleme merasimi yunan; avcı, okçu, ay tanrıçası artemis'in doğum kutlamalarında başladı. ve artemis kutlamalarına kaynaklık eden gelenek de antik mısır kraliyet mensuplarına özel düzenlenen kutlamalardı.
roma zamanlarında pek bir özelliği olmadan tüketilen kekler yıllar geliştikçe tek katlı yapılmaya başlanmıştı. daha sonraları üst zümreye hitap eden katlı, süslemeli pastalar halk arasında yaygınlaşarak her doğum gününün bir parçası haline geldi.
helen uygarlığına kadar uzanan doğum günü pastaları ilk kez ortaçağda, almanya'da bir kutlama amacı ile kullanılmıştır. hatta günümüzden farklı olarak sabahın başından gecenin sonuna kadar bir festival havasında geçen bu kutlamalar boyunca mumlar değiştiriliyor, ateşin sönmesine izin verilmiyordu. yemeğin başında mumlar üfleniyor ve festival başlıyordu.
günümüzde olduğu gibi o zamanların adetinde de mum sayısı bir fazla konuyordu. mum sayısı çocuğun yaşından bir fazla idi. bir gün bitecek olan hayatın (sönecek olan hayatın) ışığını simgeliyordu bu mum.
sadece pasta değil, mumların bir üfleyişte söndürülmesi, dileklerin gerçekleşmesi vb. alışkanlıklarımız da bizlere o günlerden kalan adetlerdir.
sadece bir teoriden bahsetmek olmaz. bir başka pasta teorisine göre gelenek yine almanya'da, ama bu sefer günümüze daha yakın bir şekilde 1600'lü yıllarda, çocukların ruhlarını korumak için başlamış.
yine bir başka söylentiye göre bu mum üfleme merasimi yunan; avcı, okçu, ay tanrıçası artemis'in doğum kutlamalarında başladı. ve artemis kutlamalarına kaynaklık eden gelenek de antik mısır kraliyet mensuplarına özel düzenlenen kutlamalardı.
roma zamanlarında pek bir özelliği olmadan tüketilen kekler yıllar geliştikçe tek katlı yapılmaya başlanmıştı. daha sonraları üst zümreye hitap eden katlı, süslemeli pastalar halk arasında yaygınlaşarak her doğum gününün bir parçası haline geldi.
devamını gör...