alkol tüketmekle övünmek
"kanka ben bir kasa bira içerim" deyip, üçüncü birada kusup, "abi çok yedik" diyen insanlarla aynıdır. çok fazla iletişimde kalınmaması gereken insanlardır.
devamını gör...
pazar yeri gezmek
çoğunlukla anneyle yapılan kimine göre eğlenceli kimine göre eziyet olan bir aktivitedir.
annelerin ağır poşet taşımalarına kıyamayarak ''yok anacum valla hafif, ver onu da taşıyayım'' diyip eve gelindiğinde kolların kalkmamasına sebep olur...
annelerin ağır poşet taşımalarına kıyamayarak ''yok anacum valla hafif, ver onu da taşıyayım'' diyip eve gelindiğinde kolların kalkmamasına sebep olur...
devamını gör...
küresel ısınma
bununla ilgili haberlerde sembol haline gelmiş olan daracık bir buz parçasının üzerindeki kutup ayısı dile gelse bu sadece benim değil, sizin de meseleniz diyecektir.
devamını gör...
mundar
murdar kelimesinin galat-ı meşhur'u.
devamını gör...
augusto pinochet
1915 ile 2006 arasında yaşamış 1973 yılında seçilmiş hükümete karşı darbe gerçekleştirmiş şili'nin eski genelkurmay ve devlet başkanı. 1973ten1990'a kadar ülkeyi fiilen yönetmiştir. 2006 yılında yargılanamadan ölmüş ve devlet töreni yapılmamış sadece askeri bir törenle naaşı ailesine teslim edilmiştir. halen taraftarları olsa da şili'de nefret edilen insanların başında gelir. göz altında ve işkencede ölen binlerce kişinin baş sorumlusudur. colonia dignidad isimli filmi izleyebilirsiniz, döneme ışık tutan bir yapım.
devamını gör...
kepçe çalışması izlemekten zevk alan insan
dmax kanalında bir belgeselcinin şöyle bir sözü vardı :
insanlar şu üç şeyi seyretmeyi severler: yanan ateşi, dönen makineyi, akan suyu.
insanlar şu üç şeyi seyretmeyi severler: yanan ateşi, dönen makineyi, akan suyu.
devamını gör...
aşık olma isteği
ilk bahar bitti arkadaşlar. haziranı da atlatırsak geçecek olan istektir. hadi bakayım, göreyim sizi aslanlar.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
nihal'i harcayacaklar matmazel.
devamını gör...
yazarların küçükken yapmak istediği meslekler
bilim adamı.
ne biliiim adamı oldum büyüyünce.
ne biliiim adamı oldum büyüyünce.
devamını gör...
hakan ural'ın kızıyla dudaktan öpüşmesi
2012 yılından kalma bir olay. pek ses getirmemiş o zaman. şimdi olsa yer yerinden oynardı.
(bkz: ensest)
(bkz: ensest)
devamını gör...
yaşar kemal
orhan kemal ile tanışma hikayeleri tam da yazarlara yakışır cinsten olan türk edebiyatının en değerli yazarlarındandır.
yaşar kemal 1943'te ramazanoğlu kütüphanesinde çalışmaktadır. bir gün kütüphaneye şükrü enisle beraber orhan kemal gelir. goriot baba kitabını isterler. ancak o zamanlar kütüphaneler kitap ödünç vermezlerdi. kitabı orda okuyup orda bırakıp gidilirdi. yaşar kemal müdürden izin alarak kitabı orhan kemal'e verir. böylece dostlukları da başlamış olur.
kaynak: yaşar kemal/meral saklıyan
yaşar kemal 1943'te ramazanoğlu kütüphanesinde çalışmaktadır. bir gün kütüphaneye şükrü enisle beraber orhan kemal gelir. goriot baba kitabını isterler. ancak o zamanlar kütüphaneler kitap ödünç vermezlerdi. kitabı orda okuyup orda bırakıp gidilirdi. yaşar kemal müdürden izin alarak kitabı orhan kemal'e verir. böylece dostlukları da başlamış olur.
kaynak: yaşar kemal/meral saklıyan
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
sözlükte takılıp maç saatini bekliyor. (bkz: 17 ocak 2021 beşiktaş galatasaray maçı)
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
dostoyevski - yeraltından notlar.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
"iyiyim" derken yalan söylüyorum.
devamını gör...
ekşi sözlük
paranın, reklamın, küfürü n, terbiyesizliğin , mübah olduğu, para kazanmak için kullanılan sosyal medya , çoğumuz ordan gelmeyiz ,ama ekşi sözlük zıvana dan çıktı, terbiye sınırlarını zorlayan yazarlar ile doldu.
devamını gör...
gündüz beğeni almayan başlığın gece coşması
gece ve gündüz tayfasının anlayış farkını gösteren olay.
gececi tayfa içki falan içiyor herhalde, biraz bonkör oluyorlar.
gündüzcü tayfa iş güç koşturmaca derken gerginler biraz, ne oyu len okuduğuma dua et diyorlar.
gececi tayfa içki falan içiyor herhalde, biraz bonkör oluyorlar.
gündüzcü tayfa iş güç koşturmaca derken gerginler biraz, ne oyu len okuduğuma dua et diyorlar.
devamını gör...
camino
2008 tarihli ve ispanyol yapımı olan oldukça etkileyici bir drama filmidir. camino ise 'yol' anlamına gelmekte. senaristliğini ve yönetmenliğini javier fesser'in üstlendiği bu filmin başrolünde nerea camacho henüz 12 yaşındayken yer almış ve büyük beğeni toplamıştır,ayrıca bu rol genç oyuncumuzun ilk performansıdır. camacho'nun canlandırdığı camino karakteri, tedavisine bir türlü yanıt alınamamış bir kanser hastasıdır* ve bu sebeple ailesinin ve doktorların elinden gelen tek şey,kızı ölüme hazırlamaktır. film, baştan sona ağır bir dram çizgisinde ilerliyor ve böylece camino'nun,ailesinin ve tüm hastane çalışanlarının yaşadığı çaresizliği bize fazlasıyla hissettiriyor. bunun aslında yaşanmış bir hikaye olması da elbette bu hisleri pekiştiriyor.
camino'nun annesi ve babası kızlarının yanından bir an olsun ayrılmasa da her ikisinin de farklı manevi görüşleri olması sebebiyle aslında bakış açıları pek de aynı noktada buluşamıyor.babasının aksine sert mizaçlı ve koyu bir dindar olan katolik annesi, camino'nun da genellikle inançlı olmasına yol açmıştır* ve bu durum izleyicinin yüreğine bir nebze de olsa su serpiyor çünkü camino öleceğinin fazlasıyla bilincinde ve bunu, tanrı'ya (yani onların inancına göre hz.isa'ya) ulaşmak olarak görüyor. bir çocuğun,kendi ölümünün bilincinde olması hususuna ise hiç değinmeyeceğim,zira sözcüklerle anlatabileceğimizin fersah fersah ötesinde bir durumdur bu. sık sık flashback'ler ile camino'nun geçmişine gitmemiz ise,onun yaşayabileceği daha nice güzel günlerden mahrum kaldığı gerçeğine boğmakta izleyiciyi.
fakat tüm yaşanılanlar bundan ibaret değil maalesef. bu noktada şunu söylemeliyim ki filmdeki dramanın ölçüsü bir miktar aşırıya kaçmış. bizi camino'ya mı, annesine mi, ablasına mı ya da (daha da acısı) babasına mı üzüleceğimizi şaşırtacak hale getiren bir senaryo mevcut burada. ama birçok ödüle ve nispeten kaliteli bir kurguya sahip bir drama filmi izlemek istiyorsanız ve elbette ki bir süredir biriktirdiğiniz fazla miktarda gözyaşınız varsa bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim*.
fragmanı;
filmde beni fazlasıyla etkileyen çok sahne var fakat en etkilendiğim sahne, camino'nun rahibe olan genç ablasının, onun ölmek üzere olduğu haberini aldıktan sonra biricik kızkardeşinin ölümüne şahit olmamak adına zaman harcamak için hastaneye otobüsle gitmeyi tercih etmesidir. sonsuz bir acıyı böyle basit bir şekilde hafifletebileceğini düşünmesi ise, yaşanılan çaresizliği iliklerime kadar hissettirdi bana gerçekten.
hemen her filmin final sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir ya genellikle,işte bu filmde de final sahnesi en etkilendiğim ikinci sahnedir.
tüm hastane çalışanları, bütün doktorlar ve hemşireler camino'nun odasında toplanıp onun son anına tanık olmak istiyorlar.
filmin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliğine vurgu yapmam gerekirse, bu noktada camino'yu üç yıl önce izlediğimi belirtmeliyim. gördüğünüz gibi oldukça sağlam kurguya sahip iyi bir drama filmi ve uzun zaman akıllardan çıkamıyor. bu da filmi izlemek isteyenlere uyarım olsun*.
gerçek hayat hikayesi için
camino'nun annesi ve babası kızlarının yanından bir an olsun ayrılmasa da her ikisinin de farklı manevi görüşleri olması sebebiyle aslında bakış açıları pek de aynı noktada buluşamıyor.babasının aksine sert mizaçlı ve koyu bir dindar olan katolik annesi, camino'nun da genellikle inançlı olmasına yol açmıştır* ve bu durum izleyicinin yüreğine bir nebze de olsa su serpiyor çünkü camino öleceğinin fazlasıyla bilincinde ve bunu, tanrı'ya (yani onların inancına göre hz.isa'ya) ulaşmak olarak görüyor. bir çocuğun,kendi ölümünün bilincinde olması hususuna ise hiç değinmeyeceğim,zira sözcüklerle anlatabileceğimizin fersah fersah ötesinde bir durumdur bu. sık sık flashback'ler ile camino'nun geçmişine gitmemiz ise,onun yaşayabileceği daha nice güzel günlerden mahrum kaldığı gerçeğine boğmakta izleyiciyi.
fakat tüm yaşanılanlar bundan ibaret değil maalesef. bu noktada şunu söylemeliyim ki filmdeki dramanın ölçüsü bir miktar aşırıya kaçmış. bizi camino'ya mı, annesine mi, ablasına mı ya da (daha da acısı) babasına mı üzüleceğimizi şaşırtacak hale getiren bir senaryo mevcut burada. ama birçok ödüle ve nispeten kaliteli bir kurguya sahip bir drama filmi izlemek istiyorsanız ve elbette ki bir süredir biriktirdiğiniz fazla miktarda gözyaşınız varsa bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim*.
fragmanı;
filmde beni fazlasıyla etkileyen çok sahne var fakat en etkilendiğim sahne, camino'nun rahibe olan genç ablasının, onun ölmek üzere olduğu haberini aldıktan sonra biricik kızkardeşinin ölümüne şahit olmamak adına zaman harcamak için hastaneye otobüsle gitmeyi tercih etmesidir. sonsuz bir acıyı böyle basit bir şekilde hafifletebileceğini düşünmesi ise, yaşanılan çaresizliği iliklerime kadar hissettirdi bana gerçekten.
hemen her filmin final sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir ya genellikle,işte bu filmde de final sahnesi en etkilendiğim ikinci sahnedir.
tüm hastane çalışanları, bütün doktorlar ve hemşireler camino'nun odasında toplanıp onun son anına tanık olmak istiyorlar.
filmin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliğine vurgu yapmam gerekirse, bu noktada camino'yu üç yıl önce izlediğimi belirtmeliyim. gördüğünüz gibi oldukça sağlam kurguya sahip iyi bir drama filmi ve uzun zaman akıllardan çıkamıyor. bu da filmi izlemek isteyenlere uyarım olsun*.
gerçek hayat hikayesi için
devamını gör...
akp'li değilim ama
diyen kişi ile siyasi bir polemiğe girmeyin çünkü kendisi yalancıdır, akplidir.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
--- alıntı ---
osmanlıda lezbiyen kadınlar birbilerini taktıkları beyaz fulardan tanırlarmış, lezbiyenlere de zarif denirmiş. zarifin çoğulu olan zürefa sözcüğünü barındıran çok yaygın bir atasözümüz vardır zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü diye. kar kış dinlemeden beyaz fularıyla yaren aramaya çıkan zarif bireyler için söylenegelmiş bir atasözüdür.
--- alıntı ---
osmanlıda lezbiyen kadınlar birbilerini taktıkları beyaz fulardan tanırlarmış, lezbiyenlere de zarif denirmiş. zarifin çoğulu olan zürefa sözcüğünü barındıran çok yaygın bir atasözümüz vardır zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü diye. kar kış dinlemeden beyaz fularıyla yaren aramaya çıkan zarif bireyler için söylenegelmiş bir atasözüdür.
--- alıntı ---
devamını gör...
