okulsuz toplum
ıvan ıllic diye avusturyalı bir adam var. tr.wikipedia.org/wiki/Ivan_...
bu adama göre; eğitim eşitliği diye bir şey yoktur. özgür bir toplumun, okulda oluşabileceğini söylemek bir kandırmacadır. fakir bir çocuk orta yada burjuva sınıfından olan bir çocukla, okulda aynı eğitimi alsa bile, aynı seviyeye gelmeleri çok düşük bir ihtimaldir.
zengin adamın çocuğunun sahip olduğu avantajlar, onu okul dışında daha da geliştirecektir. tatil, kitap, dil gibi...
illic eğitimlerin önemli olduğunu, ancak eğitimlerin okullarda verilmemesi gerektiğini savunmuş, adam okul sayılarının artmasının yıkıcı sonuçları olduğunu söylemiştir. ona göre; hayatımızda işe yarayacak bilgi ve becerileri okulda değil okul dışında deneyimleyerek öğreniriz.
bu adama göre; eğitim eşitliği diye bir şey yoktur. özgür bir toplumun, okulda oluşabileceğini söylemek bir kandırmacadır. fakir bir çocuk orta yada burjuva sınıfından olan bir çocukla, okulda aynı eğitimi alsa bile, aynı seviyeye gelmeleri çok düşük bir ihtimaldir.
zengin adamın çocuğunun sahip olduğu avantajlar, onu okul dışında daha da geliştirecektir. tatil, kitap, dil gibi...
illic eğitimlerin önemli olduğunu, ancak eğitimlerin okullarda verilmemesi gerektiğini savunmuş, adam okul sayılarının artmasının yıkıcı sonuçları olduğunu söylemiştir. ona göre; hayatımızda işe yarayacak bilgi ve becerileri okulda değil okul dışında deneyimleyerek öğreniriz.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken inanılmaz şekilde cahil kalmış insanları düşünüyorum.ne anlatırsan anlat sığ düşüncelerini değiştiremiyorsun.bundan 100 yıl önce yaptığı şeyler inanılmaz.dünyada eşi benzeri yok.bütün yalanlara ve iftiralara rağmen güneş gibi parlıyor.afganistan, pakistan, ırak değilsek sayesindedir.açtığı fabrikalardan tutun eğitimde yaptığı reformlara kadar hepsi zamanına göre muhteşem şeyler.kadınlara seçme hakkı tanıması desen müthiş.adam hep zamanın ötesinde.ve kendisi gerçek bir asker. liyakat konusunda devrini örnek almalıyız mutlaka.saymakla bitmez işte.iyi ki varsın atam.hep var olacaksın…
devamını gör...
normal sözlük 1. izmir zirvesi
üzüntümden harap oldum yeter açıklama artık be adam.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
sevgili sözlük ahalisinin gece yarıları belki son sigaralarını, belki güzel bir manzarayı buraya ekleyerek gecemizi güzelleştirebileceği başlık.
edit: arkadaşlar ben bilmediğimden yükleyemedim siz de mi bilmiyorsunuz.
edit: arkadaşlar ben bilmediğimden yükleyemedim siz de mi bilmiyorsunuz.
devamını gör...
esra erol
çaycısı olmak istediğim program. ''bir çay içmek isterim'' faslında ne muhabbet dönüyor alayını canlı izleyip, başkası adına utanma levelimi yükseltmek isterdim.
dipnot: benim için her zaman eski formatında kalacaktır. işbu tanım bu sebeple güncel değildir.
dipnot: benim için her zaman eski formatında kalacaktır. işbu tanım bu sebeple güncel değildir.
devamını gör...
dünyanın en enteresan sporları
aşağıdaki sporlar ile ilgili turnuvalar giderek yaygınlaşıyor. kimbilir belki 1. kafa sözlük olimpiyat oyunları düzenleninceye kadar yeni enteresan sporlar da çıkar.
eş taşıma: kadın partnerinizi sırtınıza alıp, farklı parkurlardan oluşan yarışı birincilikle tamamlamaya çalışıyorsunuz. partnerinize ve de kendinize güveniyorsanız, finlandiya’nın sonkanjärvi kentinde düzenlenir.
bossaball: plaj voleyboluna bir alternatif olarak çıkan bu oyunun prensibi büyük bir trombolin (şişme tramplen) üzerinde voleybol, futbol ve latin danslarının karışımından oluşan hareketlerle müsabakayı kazanmak.
yastık savaşı: pijamayla yapılan bu aktiviteye katılanlar, koruyucu giysiler, dizlik ve dirseklik giymek zorundalar. yarışmaların galibi ise oyundaki dayanıklılık ve tekniğe göre belirleniyor.
bacak tekmeleme: ingiltere’nin gloucestershire bölgesi çıkışlı olan bacak tekmeleme (shin kicking) adlı sporun temelleri, 1600’lü yıllara dayanıyor. ingilizler, bu oyunu, o kadar kendi tarihlerinin ve geleneklerinin bir parçası olarak görüyorlar ki; bu sporun olimpiyatlarda yer alması için, olimpiyat komitesine başvuruda bile bulundular. ancak komite, bu sporu biraz şiddetli buldu.
cable wakeboard: elinizde ip, ayağınız ya da poponuzun üzerinde bir boardla bekliyorsunuz. makara dönüyor, ip geriliyor. sonra yarış başlıyor. makara sistemine dayalı bir parkurda kiteboard ve snowboard'un bir sentezi.
zorbing: plastik büyük bir topun içine girip bağlantılarla sabitlendikten sonra yamaçtan aşağı yuvarlanıyorsunuz. tehlikeli görünse de sıfır risk taşıyan bu sporu yapanlar çok zevkli olduğunu söylüyor.
merdiven tırmanma: merdiven tırmanarak spor yapmayı alışkanlık hâline getirmiş bir grup insan bir araya geliyor ve birlikte, 70 kat ve üzerindeki binalara tırmanmaya çalışıyor. empire state binası, chicago wills kulesi, tayvan kulesi gibi mekânlar, yarışma için en çok seçilen yerler arasında yer alıyor.
ayak voleybolu: "sepak takraw" olarak bilinen bu sporda üçer kişilik 2 takım, voleybolun aynısı olan sporu ellerini hiç kullanmadan ayaklarıyla yapmaya çalışıyorlar. bu file sporu büyük güç, konsantrasyon ve yetenek gerektiriyor.
yamakasi: luc besson'un aynı adlı filminden ilham alan bu sporda hiç bir ekipman kullanmadan oradan oraya sıçranıp atlanıyor, damdan dama geçiliyor.
unicycle: bir sirk maymununa benzediğiniz bu aktivitede tek tekerlekli bisiklet üzerinde hokey oynamak, yoga yapmak, yarışmak gibi istediğiniz aktiviteyi gerçekleştirebiliyorsunuz.
peynir yuvarlama: ingiltere'nin brockworth kentinde her yıl geleneksel olarak yüzlerce katılımcıyla yapılıyor. yarışmacılar bir yamaçtan aşağıya deli gibi koşarak, yuvarlanan yerel dev peyniri yakalamaya çalışıyorlar.
satranç boksu: hollandalı lepe rubingh'in, fransız çizer enki bilal’in satranç ve boksu birleştirdiği öyküsü “froid équateur (soğuk ekvator)”dan etkilenerek 2003 yılında spor dünyasına kazandırdığı satranç boksunda ringe çıktıktan sonra, hem birbirlerine vuruyor hem de satranç oynuyorlar.
bataklık futbolu: ilk dünya şampiyonası 1998 yılında finlandiya’da yapılan bataklık futbolu, 2000 yılından itibaren, ingiltere ve iskoçya’da da oynanmaya başladı. deterjan reklamlarına malzeme olacak cinsten bir çamurun içinde oynanan bu oyuna kadınlar da turnuvalara katılıyor.
bataklık dalışı: herhangi bir bataklıkta, düz bir parkurda, gözlük ve şnorkel takan yüzücüler yarışıyorlar. ancak klasik yüzme metotları yasak, sadece yunus gibi ayaklar kullanıp kıvrılarak yüzülmesine izin var.
gelincik saklama: bu sporda, bir hayvan olan dağ gelinciğini (ferret) paçalarını ayak bileğinize bağladığınız beyaz pantolonunuzdan içeri atıyorsunuz ve onu orada, mümkün olduğunca uzun bir süre tutuyorsunuz. bu spor için her yıl, ingiltere’nin york bölgesinde özel bir turnuva düzenleniyor. gelincikler ısırır ve beyaz pantolonunuzu kanlar içinde bırakabilir, dikkatli olun.
ekstrem ütücülük: 1997 yılında leicester'lı fabrika işçisi hans meimban’ın icat ettiği bir spor olan ekstrem ütücülük; havada, karada, dağda veya suda ütü yapmak isteyen çılgın insanların sporu olarak görülüyor. sporun ilk turnuvası, 2002 yılında, almanya’da yapıldı ve yarışmacılar; hurda bir otomobilde, ağaç tepesinde ve sörf yaparken ütü yapmaya çalıştı.
eş taşıma: kadın partnerinizi sırtınıza alıp, farklı parkurlardan oluşan yarışı birincilikle tamamlamaya çalışıyorsunuz. partnerinize ve de kendinize güveniyorsanız, finlandiya’nın sonkanjärvi kentinde düzenlenir.
bossaball: plaj voleyboluna bir alternatif olarak çıkan bu oyunun prensibi büyük bir trombolin (şişme tramplen) üzerinde voleybol, futbol ve latin danslarının karışımından oluşan hareketlerle müsabakayı kazanmak.
yastık savaşı: pijamayla yapılan bu aktiviteye katılanlar, koruyucu giysiler, dizlik ve dirseklik giymek zorundalar. yarışmaların galibi ise oyundaki dayanıklılık ve tekniğe göre belirleniyor.
bacak tekmeleme: ingiltere’nin gloucestershire bölgesi çıkışlı olan bacak tekmeleme (shin kicking) adlı sporun temelleri, 1600’lü yıllara dayanıyor. ingilizler, bu oyunu, o kadar kendi tarihlerinin ve geleneklerinin bir parçası olarak görüyorlar ki; bu sporun olimpiyatlarda yer alması için, olimpiyat komitesine başvuruda bile bulundular. ancak komite, bu sporu biraz şiddetli buldu.
cable wakeboard: elinizde ip, ayağınız ya da poponuzun üzerinde bir boardla bekliyorsunuz. makara dönüyor, ip geriliyor. sonra yarış başlıyor. makara sistemine dayalı bir parkurda kiteboard ve snowboard'un bir sentezi.
zorbing: plastik büyük bir topun içine girip bağlantılarla sabitlendikten sonra yamaçtan aşağı yuvarlanıyorsunuz. tehlikeli görünse de sıfır risk taşıyan bu sporu yapanlar çok zevkli olduğunu söylüyor.
merdiven tırmanma: merdiven tırmanarak spor yapmayı alışkanlık hâline getirmiş bir grup insan bir araya geliyor ve birlikte, 70 kat ve üzerindeki binalara tırmanmaya çalışıyor. empire state binası, chicago wills kulesi, tayvan kulesi gibi mekânlar, yarışma için en çok seçilen yerler arasında yer alıyor.
ayak voleybolu: "sepak takraw" olarak bilinen bu sporda üçer kişilik 2 takım, voleybolun aynısı olan sporu ellerini hiç kullanmadan ayaklarıyla yapmaya çalışıyorlar. bu file sporu büyük güç, konsantrasyon ve yetenek gerektiriyor.
yamakasi: luc besson'un aynı adlı filminden ilham alan bu sporda hiç bir ekipman kullanmadan oradan oraya sıçranıp atlanıyor, damdan dama geçiliyor.
unicycle: bir sirk maymununa benzediğiniz bu aktivitede tek tekerlekli bisiklet üzerinde hokey oynamak, yoga yapmak, yarışmak gibi istediğiniz aktiviteyi gerçekleştirebiliyorsunuz.
peynir yuvarlama: ingiltere'nin brockworth kentinde her yıl geleneksel olarak yüzlerce katılımcıyla yapılıyor. yarışmacılar bir yamaçtan aşağıya deli gibi koşarak, yuvarlanan yerel dev peyniri yakalamaya çalışıyorlar.
satranç boksu: hollandalı lepe rubingh'in, fransız çizer enki bilal’in satranç ve boksu birleştirdiği öyküsü “froid équateur (soğuk ekvator)”dan etkilenerek 2003 yılında spor dünyasına kazandırdığı satranç boksunda ringe çıktıktan sonra, hem birbirlerine vuruyor hem de satranç oynuyorlar.
bataklık futbolu: ilk dünya şampiyonası 1998 yılında finlandiya’da yapılan bataklık futbolu, 2000 yılından itibaren, ingiltere ve iskoçya’da da oynanmaya başladı. deterjan reklamlarına malzeme olacak cinsten bir çamurun içinde oynanan bu oyuna kadınlar da turnuvalara katılıyor.
bataklık dalışı: herhangi bir bataklıkta, düz bir parkurda, gözlük ve şnorkel takan yüzücüler yarışıyorlar. ancak klasik yüzme metotları yasak, sadece yunus gibi ayaklar kullanıp kıvrılarak yüzülmesine izin var.
gelincik saklama: bu sporda, bir hayvan olan dağ gelinciğini (ferret) paçalarını ayak bileğinize bağladığınız beyaz pantolonunuzdan içeri atıyorsunuz ve onu orada, mümkün olduğunca uzun bir süre tutuyorsunuz. bu spor için her yıl, ingiltere’nin york bölgesinde özel bir turnuva düzenleniyor. gelincikler ısırır ve beyaz pantolonunuzu kanlar içinde bırakabilir, dikkatli olun.
ekstrem ütücülük: 1997 yılında leicester'lı fabrika işçisi hans meimban’ın icat ettiği bir spor olan ekstrem ütücülük; havada, karada, dağda veya suda ütü yapmak isteyen çılgın insanların sporu olarak görülüyor. sporun ilk turnuvası, 2002 yılında, almanya’da yapıldı ve yarışmacılar; hurda bir otomobilde, ağaç tepesinde ve sörf yaparken ütü yapmaya çalıştı.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
"biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanıbaşımızda kalırsın."
gerçek dostlara selam olsun.
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanıbaşımızda kalırsın."
gerçek dostlara selam olsun.
devamını gör...
trimetafan kamsilat
hipertansif kriz tedavisinde kullanılan, kısa etkili gangliyon blokörü ajandır.
kullanimindan sonra atropin benzeri etkiler yapar.
kullanimindan sonra atropin benzeri etkiler yapar.
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
bir yıldır yazan yazarlardanım. istikrarım benim de gözlerimi yaşartıyor. küfürsüz diye geldim. kitap hediye ediliyor dendi, helal dedim. bir sene boyunca ortam sürekli değişti. derdini anlatanlar, memeye dalanlar, politika konuşayım derken kaş göz çıkartanlar, sataşmaya doymayanlar, benim gibi kafasına göre takılanlar yazıyor derken bir seneyi devirdik işte.
kurucular bana güven verdi. yaklaşımlarını anlatım dillerini sevdim. bu kadar çok saldırı almalarına rağmen sükunetlerini korudular. bir yerden sonra taş olsa çatlar. dün doğum günü vesilesiyle akışta görüldük diye mesaj atıp sahtesiniz oğlum siz diyene ben kafa göz dalmak istedim mesela. canı sıkılınca sataşan fantezici için dayak yese ne güzel olur diye bile düşündüm. ponçik olamıyoruz her zaman, vahşi tarafımız da var ama sadece vahşi taraflarını gösteren edepsizlerden nefret ettim. duymasalar da çok güzel küfürler ettim.
bilmem nereden adı,sanı, cismi belli olmayan anonimlerin küfür etkisi yaratan sözlerini tınlamamak. havaya ateş açmamak bence meziyet. bunlar insanın aklından geçiyor çünkü. o sana diyor ne boş insansın sen onlara diyorsun ne boş insanlarsınız. bomboş takılıyoruz. kısır döngü içindeyiz.. ses'e ses vermek bizim ki. bir de belirtmeden geçemeyeceğim bir, iki mesaj atıp cevap aldığında coşanlar, koşmaya çalışanlar.... onlara güzel kardeşlerim konuşması yapmak adlı bir stil belirledim. (bu da kendini nimetten sayıyo,ay yazık vah vah... ) bakınız bir sonra ki hamleleri bile belirledim.
'bu sözlügü çok mu önemsiyorsun' ben yoğum sen bana bunu yazıyorsun. ben sözlük bilmiyordum sözlükçülük öğrendim. bir sene boyunca sözlüğün kazandırdıklarıdır bunlar. kurucular ve moderasyon ekibinin dayanma gücüne hayret ederken sözlük devamlılığı için tabii ki ılımlı yazar bereketliliği diliyorum. belki nihat hatipoğlu gibi programlar yaparız. dosto doğru gibi,vs....
hep olumsuz olmaz bu çark dönmez.. o kadar sitem ettin, e madem niye yazıyorsunuz diyenlere;
yazmayı sevdim. içimi döktüm. çoğu kez kendimle konuştum. siz zannediyor musunuz her yazılanlar okunuyor? bunun gibi yazılar pas geçilebiliniyor. benim bundan kazanımım fav almak mı? olamaz.... bu kadar da değil..
sözlükte yazanlarla oluşturtuğumuz kitap okuma grubumuz var o insanlar gökten inmedi buradan geldi. orada
gerçekten iyi niyetle yaklaşan, aynı dille konuştuğum insanlarla karşılaştım. ve halen böyle insanların olabileceğine dair umut pekiştirdim.
yaza yaza yazı getirdik.
sonbahar'a geldik derken tekrar kışa gireceğiz. seneye görüşürüz.. çüssss...
kurucular bana güven verdi. yaklaşımlarını anlatım dillerini sevdim. bu kadar çok saldırı almalarına rağmen sükunetlerini korudular. bir yerden sonra taş olsa çatlar. dün doğum günü vesilesiyle akışta görüldük diye mesaj atıp sahtesiniz oğlum siz diyene ben kafa göz dalmak istedim mesela. canı sıkılınca sataşan fantezici için dayak yese ne güzel olur diye bile düşündüm. ponçik olamıyoruz her zaman, vahşi tarafımız da var ama sadece vahşi taraflarını gösteren edepsizlerden nefret ettim. duymasalar da çok güzel küfürler ettim.
bilmem nereden adı,sanı, cismi belli olmayan anonimlerin küfür etkisi yaratan sözlerini tınlamamak. havaya ateş açmamak bence meziyet. bunlar insanın aklından geçiyor çünkü. o sana diyor ne boş insansın sen onlara diyorsun ne boş insanlarsınız. bomboş takılıyoruz. kısır döngü içindeyiz.. ses'e ses vermek bizim ki. bir de belirtmeden geçemeyeceğim bir, iki mesaj atıp cevap aldığında coşanlar, koşmaya çalışanlar.... onlara güzel kardeşlerim konuşması yapmak adlı bir stil belirledim. (bu da kendini nimetten sayıyo,ay yazık vah vah... ) bakınız bir sonra ki hamleleri bile belirledim.
'bu sözlügü çok mu önemsiyorsun' ben yoğum sen bana bunu yazıyorsun. ben sözlük bilmiyordum sözlükçülük öğrendim. bir sene boyunca sözlüğün kazandırdıklarıdır bunlar. kurucular ve moderasyon ekibinin dayanma gücüne hayret ederken sözlük devamlılığı için tabii ki ılımlı yazar bereketliliği diliyorum. belki nihat hatipoğlu gibi programlar yaparız. dosto doğru gibi,vs....
hep olumsuz olmaz bu çark dönmez.. o kadar sitem ettin, e madem niye yazıyorsunuz diyenlere;
yazmayı sevdim. içimi döktüm. çoğu kez kendimle konuştum. siz zannediyor musunuz her yazılanlar okunuyor? bunun gibi yazılar pas geçilebiliniyor. benim bundan kazanımım fav almak mı? olamaz.... bu kadar da değil..
sözlükte yazanlarla oluşturtuğumuz kitap okuma grubumuz var o insanlar gökten inmedi buradan geldi. orada
gerçekten iyi niyetle yaklaşan, aynı dille konuştuğum insanlarla karşılaştım. ve halen böyle insanların olabileceğine dair umut pekiştirdim.
yaza yaza yazı getirdik.
sonbahar'a geldik derken tekrar kışa gireceğiz. seneye görüşürüz.. çüssss...
devamını gör...
varoluşun verdiği eşsiz acı
varoluştan mustarip olmaktır.
hem var olmak istemez, hem yok olmak istemez insan dediğin.
hem var olmak istemez, hem yok olmak istemez insan dediğin.
devamını gör...
küfür içeren cümlelerin yasak olmasına anlam verememek
küfür içeren cümlelerin yasak olmasına anlam verilememesine anlam veremiyorum ben de.
küfürlü konuşmayı övünce okan bayülgen gibi marjinal görünmüyorsunuz arkadaşlar.
basit küfür nedir yahu?
sosyal medyanın her yerinde insanlar artık yerli yersiz her cümlenin sonuna güya komik görünmek için küfür kısaltmaları eklemiyor mu zaten ?
bu alan temiz kalsın işte burda da yazmayıverin küfür falan.
neyin mücadelesi bu?
küfürsüz de gayet güzel ifade edilebilir düşünceler.
tabi yeteri kadar olgun fikirleriniz varsa.
küfürlü konuşmayı övünce okan bayülgen gibi marjinal görünmüyorsunuz arkadaşlar.
basit küfür nedir yahu?
sosyal medyanın her yerinde insanlar artık yerli yersiz her cümlenin sonuna güya komik görünmek için küfür kısaltmaları eklemiyor mu zaten ?
bu alan temiz kalsın işte burda da yazmayıverin küfür falan.
neyin mücadelesi bu?
küfürsüz de gayet güzel ifade edilebilir düşünceler.
tabi yeteri kadar olgun fikirleriniz varsa.
devamını gör...
nevermore (yazar)
doğum gününü en işten dileklerimle kutladığım yazar. işten evet. çok sever kendisi içten/işten ikilemini.
griezmann saçlarını kestirmiş, gelmiş bekliyor kendisini nevermore kayıp...
boşuna sormuyoruz nevermore nerdesin diye!
griezmann saçlarını kestirmiş, gelmiş bekliyor kendisini nevermore kayıp...
boşuna sormuyoruz nevermore nerdesin diye!
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
çok kötü bir şey. bir de güya ileride faydası olacakmış. istemiyorum kardeşim. üniversite üçe giderken lise son gibi göstermek istemiyorum.
devamını gör...
sabaha karşı beşte online olan yazarlar
benimdir, işe de mi gitmeyelim kardeşim! (bkz: swh)
devamını gör...
ceku
hazırsan çıkalım balım.
devamını gör...
psödobulbar etki
joker'in hastalığının ismidir. olmadık yerde, kontrol edilemeyen ağlama ya da gülme atakları ile tanımlanır. genellikle frontal lobta bulunan lezyonlar bu duruma sebep olur. (bkz: pseudobulbar affect)
devamını gör...
normal sözlük fenerbahçeliler kulübü
devamını gör...
köy enstitüleri
bilim teknoloji bu kadar gelişmişken şimdiki eğitim sistemi köy enstitülerinin yanından bile geçememesi çok acınası.
şuan devam ediyor olsaydı büyük ihtimalle saçma sapan açılmak için açılan üniversiteler açılmamış olurdu.çocuklar bomboş yetişeceğine kendi kendine yetmeyi öğrenirlerdi.
şuan devam ediyor olsaydı büyük ihtimalle saçma sapan açılmak için açılan üniversiteler açılmamış olurdu.çocuklar bomboş yetişeceğine kendi kendine yetmeyi öğrenirlerdi.
devamını gör...
gidelim buralardan
hikayesi olan bir nazan öncel şarkısıdır. nazan öncel, kız kardeşinin eşine aşık olup onlar boşandıktan sonra onunla evlenmiştir.
“beni geçirmeye kardeşim gelmesin, annesinin bir tanesini kimseler üzmesin.”
“beni geçirmeye kardeşim gelmesin, annesinin bir tanesini kimseler üzmesin.”
devamını gör...
