amigurumi anahtarlık satışı
#736430 nolu tanımda
olan duyurudur.
bir bakın derim.
el emeği, göz nuru, ekmek parası kazansın diye, yazarımıza destek olabilmek için olan başlık.
olan duyurudur.
bir bakın derim.
el emeği, göz nuru, ekmek parası kazansın diye, yazarımıza destek olabilmek için olan başlık.
devamını gör...
kendini şımartma yolları
şımartmak deyince anladığım dışarda yemek yemek. üstüne de tatlı gömmek. basit düz bir adamım.
devamını gör...
kırk fırın ekmek yemek
bir duruma, amaca, konuma gelebilmek için daha çok çaba sarf etmek gerektiği, ilerlenecek uzun yolların olduğunu anlatan deyim.
devamını gör...
kaçış sendromu
en önemli belirtilerinden biri yorgunluktur. dünyada az kişide görülen bu hastalığın tıbbi tanımını yapmayacağım. ben olaya yine biraz farklı bakayım.
yorulduk!
siyasetin seviyesizliğinden, insanların ilgisizliğinden, dinci yobazların gürültüsünden, kadına şiddet uygulayan şerefsizlerden, hayvanların canına kıyan gözü dönmüşlerden, doğanın içine tüküren beşli müteahhitlerden, bitmek bilmeyen salgının yedi sülalesinden, havanın nenimden, şehirlerin oksijensizliğinden, dostların kadir bilmezliğinden, birilerinin hep görmezden gelmesinden....
yağmurun hep sağanak yağışından, insanın yavşağından, aşkın aldatmacasından, samimiyetin hiç kalmamasından, egzoz gazlarının salınımından, şarkıların hep yalan olmasından, eğitimin ezberci, düşünmenin gereksiz görülmesinden, iyiye doğruya kimsenin değer vermemesinden, vergilerin yüksekliğinden, insan hayatının ucuzluğundan, yolsuzlukların ayyuka çıkmasından, mafyanın youtube kanalından, toplumların örgütsüz yaşamlarından, sorgulamadan fikir sahibi olanlardan....
henüz 14 yaşındaki çocukların önlerine sınav koyanlardan, ayrıca soruların kazık olmasından, milli eğitimin yerle yeksan edilmesinden rahatsızlık duymayanlardan...
kapitalist sistemde borç içinde sürünerek yaşayıp, hiç bilgisi olmadan komünizme yardıranlardan, solcuyum deyip, das kapitali okumayanlardan, ekonominin serbest piyasasından, dünyada açlıktan ölen çocukları görmeyip, tv dizilerine ağlayanlardan....
rakının durmadan zamlanmasından, meze tabaklarının çok küçük olmasından, meyhanelerin hesap kabartmasından, müziğin sesinin kısılmasından, hayatında hiç türkü dinlememiş olanlardan, aydınları benzin döküp yakan yaratıklardan, gece vakti pusu kurup ali ismail korkmaza tekmeler atanlardan....
cennette huri var diye ellerini ovuşturanlardan, ırmaklarından şarap içeceğini sanan dangalaklardan, kilisenin çanından, günah çıkarma odalarının darlığından, sakalına boncuk dizen hahamlarından....
ekmeğin gramajından, balın arısından çalanlardan, gökyüzüne bakmayı unutanlardan, birilerine “nasılsın” demeyi akıl edemeyenlerden, vicdanın körlüğünden, ırkçıların söylemlerinden, futbolun şikesinden, sanatın çökmesinden, dürüstlüğün beş para etmemesinden, adaletin terazisinden, elmalı davasına bakan mahkeme heyetinin cübbesinden, bir tane bile yolsuzluk soruşturması açmayan savcıların cemi cümlesinden, insanların sahtesinden....
ve tüm bu yazdıklarıma kader diyen tek hücreli amiplerden, yarına söyleyecek sözü olmayanlardan, zulme karşı susanlardan, akıl tutulması yaşayıp, içinde yaşadığımız sorunun bir sendrom olduğunu göremeyenlerden,
yorulduk!
ve yine manas destanı gibi tanım girmişsin diyenlerden, yazabilmenin önemini küçümseyenlerden de ayrıca ben yoruldum.
(bkz: kaç kaç kaç)
kamu spotu editi: sözlüğe bir yazı girdikten sonra 10 defa düzenlemeye tık tıklayan, zaten imlayı hayatından çıkarmış ancak çok güzel cümle deviren ve harf hataları yazan, kendimden de yoruldum.
yorulduk!
siyasetin seviyesizliğinden, insanların ilgisizliğinden, dinci yobazların gürültüsünden, kadına şiddet uygulayan şerefsizlerden, hayvanların canına kıyan gözü dönmüşlerden, doğanın içine tüküren beşli müteahhitlerden, bitmek bilmeyen salgının yedi sülalesinden, havanın nenimden, şehirlerin oksijensizliğinden, dostların kadir bilmezliğinden, birilerinin hep görmezden gelmesinden....
yağmurun hep sağanak yağışından, insanın yavşağından, aşkın aldatmacasından, samimiyetin hiç kalmamasından, egzoz gazlarının salınımından, şarkıların hep yalan olmasından, eğitimin ezberci, düşünmenin gereksiz görülmesinden, iyiye doğruya kimsenin değer vermemesinden, vergilerin yüksekliğinden, insan hayatının ucuzluğundan, yolsuzlukların ayyuka çıkmasından, mafyanın youtube kanalından, toplumların örgütsüz yaşamlarından, sorgulamadan fikir sahibi olanlardan....
henüz 14 yaşındaki çocukların önlerine sınav koyanlardan, ayrıca soruların kazık olmasından, milli eğitimin yerle yeksan edilmesinden rahatsızlık duymayanlardan...
kapitalist sistemde borç içinde sürünerek yaşayıp, hiç bilgisi olmadan komünizme yardıranlardan, solcuyum deyip, das kapitali okumayanlardan, ekonominin serbest piyasasından, dünyada açlıktan ölen çocukları görmeyip, tv dizilerine ağlayanlardan....
rakının durmadan zamlanmasından, meze tabaklarının çok küçük olmasından, meyhanelerin hesap kabartmasından, müziğin sesinin kısılmasından, hayatında hiç türkü dinlememiş olanlardan, aydınları benzin döküp yakan yaratıklardan, gece vakti pusu kurup ali ismail korkmaza tekmeler atanlardan....
cennette huri var diye ellerini ovuşturanlardan, ırmaklarından şarap içeceğini sanan dangalaklardan, kilisenin çanından, günah çıkarma odalarının darlığından, sakalına boncuk dizen hahamlarından....
ekmeğin gramajından, balın arısından çalanlardan, gökyüzüne bakmayı unutanlardan, birilerine “nasılsın” demeyi akıl edemeyenlerden, vicdanın körlüğünden, ırkçıların söylemlerinden, futbolun şikesinden, sanatın çökmesinden, dürüstlüğün beş para etmemesinden, adaletin terazisinden, elmalı davasına bakan mahkeme heyetinin cübbesinden, bir tane bile yolsuzluk soruşturması açmayan savcıların cemi cümlesinden, insanların sahtesinden....
ve tüm bu yazdıklarıma kader diyen tek hücreli amiplerden, yarına söyleyecek sözü olmayanlardan, zulme karşı susanlardan, akıl tutulması yaşayıp, içinde yaşadığımız sorunun bir sendrom olduğunu göremeyenlerden,
yorulduk!
ve yine manas destanı gibi tanım girmişsin diyenlerden, yazabilmenin önemini küçümseyenlerden de ayrıca ben yoruldum.
(bkz: kaç kaç kaç)
kamu spotu editi: sözlüğe bir yazı girdikten sonra 10 defa düzenlemeye tık tıklayan, zaten imlayı hayatından çıkarmış ancak çok güzel cümle deviren ve harf hataları yazan, kendimden de yoruldum.
devamını gör...
kendinle dalga geçebilmek
devamını gör...
türkiye'den defolup gitmek
şuana kadar yaşadığım 21 yıl 3 aylık ömrün sadece bir haftasını berlin'de, geri kalan 21 yıl 2 ay ve 3 haftasını ise türkiye'nin herhangi bir yerinde geçirdim.
ve berlin'den dönerken beynimi de orada unutmuş olacağım ki, türkiye topraklarına ayak bastığım dakikadan beri the walking dead'deki aylaklar gibi öyle mal mal dolanıyorum ortalıkta.
hayatında türkiye'den başka ülke görmemiş insanların çıkıp da "tirkiyi çik gizil, dişiridi yişiyimizsiniz." tadında konuşmaları çok doğal çünkü adamlar elindekiyle kıyaslayacak bir şey görmemiş hayatında. aynı muhabbet kübalılar için de dönüyor ki o da aynı b...n laciverti.*
gurbetçileri ise ciddiye bile almaya gerek yok çünkü gördüğüm kadarıyla çoğu klinik vaka durumundaki insanlar. (malum kesimde olanlardan bahsediyorum elbette.)
...
bu entrye devam edecektim ama ne yazacağımı unuttum. türkiye'de yaşadığımı tekrar hatırlayınca karnıma bir ağrı girdi çünkü. (aylardır evden çıkmadığım için ne güzel unutmuştum oysa ki.)
...
tanım: bilinçli ve medeni olan her vatandaşın yapması gerekendir. yobazlar da artık birbirlerini mi pişirip yerler, yoksa daha başka fantezilerini mi gerçekleştirirler orası kendi bileceklerri iş.
(sadece gençlerin gitmesi yeterli demiyorum bakın. ortada iş bulmak ya da eğitim almaktan çok daha önemli sorunlar var. hepimizin hayatı tehlikede. ruanda, afganistan ve iran karışımı bir şeye dönüşmek üzereyiz ülkece.)(marmara denizinin altındaki saatli bombayı ve patladığında yaşanacak trajediyi falan saymıyorum daha.)
edit: #1181926 şöyle güzel bir entry girilmiş bir alttaki değerli yazar tarafından. yazara tamamen katılıyorum. buradaki tek sıkıntı ülkeyi bu hale getirenlerin ve onların zihniyetini paylaşarak onlara destek verenlerin çoğunlukta olması. üstelik bunların içinde sadece iktidar yanlıları yok, onları desteklemeyenlerin arasında da örtük bir şekilde de olsa yobazlık bakımından bu adamların zihniyetini taşıyanlar azımsanmayacak boyutta.
ve hepsini çıkardığımız zaman geriye muhtemelen biz izmir nüfusu kadar falan insan kalıyor. swh.
ha bu arkadaşları postalama şansımız olsa harika olurdu tabii. seyrek nüfus nedeniyle ormanlar her yere yayılırdı, kaynak sıkıntısı olmazdı, geceleri sokakta rahat rahat yürürdük vs. hayalî bile güzel. swh.
ama ne yazık ki büyük bir olasılıkla önümüzdeki yıllarda ülkeden gitmeye zorlanacak olan bu ülkeyi gerçekten seven ilerici ve medeni insanlar olacak...
ve berlin'den dönerken beynimi de orada unutmuş olacağım ki, türkiye topraklarına ayak bastığım dakikadan beri the walking dead'deki aylaklar gibi öyle mal mal dolanıyorum ortalıkta.
hayatında türkiye'den başka ülke görmemiş insanların çıkıp da "tirkiyi çik gizil, dişiridi yişiyimizsiniz." tadında konuşmaları çok doğal çünkü adamlar elindekiyle kıyaslayacak bir şey görmemiş hayatında. aynı muhabbet kübalılar için de dönüyor ki o da aynı b...n laciverti.*
gurbetçileri ise ciddiye bile almaya gerek yok çünkü gördüğüm kadarıyla çoğu klinik vaka durumundaki insanlar. (malum kesimde olanlardan bahsediyorum elbette.)
...
bu entrye devam edecektim ama ne yazacağımı unuttum. türkiye'de yaşadığımı tekrar hatırlayınca karnıma bir ağrı girdi çünkü. (aylardır evden çıkmadığım için ne güzel unutmuştum oysa ki.)
...
tanım: bilinçli ve medeni olan her vatandaşın yapması gerekendir. yobazlar da artık birbirlerini mi pişirip yerler, yoksa daha başka fantezilerini mi gerçekleştirirler orası kendi bileceklerri iş.
(sadece gençlerin gitmesi yeterli demiyorum bakın. ortada iş bulmak ya da eğitim almaktan çok daha önemli sorunlar var. hepimizin hayatı tehlikede. ruanda, afganistan ve iran karışımı bir şeye dönüşmek üzereyiz ülkece.)(marmara denizinin altındaki saatli bombayı ve patladığında yaşanacak trajediyi falan saymıyorum daha.)
edit: #1181926 şöyle güzel bir entry girilmiş bir alttaki değerli yazar tarafından. yazara tamamen katılıyorum. buradaki tek sıkıntı ülkeyi bu hale getirenlerin ve onların zihniyetini paylaşarak onlara destek verenlerin çoğunlukta olması. üstelik bunların içinde sadece iktidar yanlıları yok, onları desteklemeyenlerin arasında da örtük bir şekilde de olsa yobazlık bakımından bu adamların zihniyetini taşıyanlar azımsanmayacak boyutta.
ve hepsini çıkardığımız zaman geriye muhtemelen biz izmir nüfusu kadar falan insan kalıyor. swh.
ha bu arkadaşları postalama şansımız olsa harika olurdu tabii. seyrek nüfus nedeniyle ormanlar her yere yayılırdı, kaynak sıkıntısı olmazdı, geceleri sokakta rahat rahat yürürdük vs. hayalî bile güzel. swh.
ama ne yazık ki büyük bir olasılıkla önümüzdeki yıllarda ülkeden gitmeye zorlanacak olan bu ülkeyi gerçekten seven ilerici ve medeni insanlar olacak...
devamını gör...
yazarların sevdikleri tablolar
rubens-zincirlenmiş prometheus

prometheus, olimpos dağından ateşi çalıp insanlara armağan ettiği için zeus tarafından cezalandırılır. onu, kafkas dağlarında bir tepeye zincirletir, bir kartal her gün gelip prometheus'un karaciğerini söküp yer. gece olduğunda ciğeri iyileşir, ertesi sabah kartal tekrar ciğerini söküp yer. herakles'in kartalı öldürmesiyle işkenceden kurtulur.

prometheus, olimpos dağından ateşi çalıp insanlara armağan ettiği için zeus tarafından cezalandırılır. onu, kafkas dağlarında bir tepeye zincirletir, bir kartal her gün gelip prometheus'un karaciğerini söküp yer. gece olduğunda ciğeri iyileşir, ertesi sabah kartal tekrar ciğerini söküp yer. herakles'in kartalı öldürmesiyle işkenceden kurtulur.
devamını gör...
the 100
zaman zaman bırakıp başladığım 7 sezonunu da bitirdiğim dizidir. bazen saçmaladıkları yerler olsa da çok güzel sezonları vardır. her sezon patlayan birden fazla olay vardır, hatta işler genelde fazlasıyla sarpa sarar ancak final bölüme doğru konuyu güzelce toplarlar. final sezonu da çok güzel başlamış ama pek de istediğim gibi bitmemiştir. dizinin bir de yan dizisi çıkacakmış, bu dizinin başladığı yerden daha öncesini anlatan. bakalım merakla bekliyorum.
devamını gör...
ay'ın ikiye bölünmesi mucizesi
m. ö bile insanların harır harır bilimle uğraştığını, dünyanın yuvarlak olduğunu keşfettiğini, güneşin ne kadar uzakta olduğunu hesaplayan kanıtların bulunması, m.s 7. yyda gerçekleştiğine inanılan bir olgunun hiçbir bilimsel veya tarihi kaynakta geçmemesi olağanüstü şüphelidir. evet, inanç meselesine girersek bir tanrının olduğuna inanırsak bu olayın sadece bir kesimin görmesi için eyleme konulduğunu, diğerlerinin görmemesi için tanrısal bir gücün müdahele ettiğini söyleyebiliriz. ben de derim ki; o inanmıyorsa, onlar inanmıyorsa neden somut bir kanıtı onlara peygamber vasıtasıyla gösterdin de başka insanların senin varlığına inanması için gerekli olan o mücizeyi görmesine engel oldun. kuntu kenze hadisine göre bilinmek istenen bir tanrı bunu somut olarak çok kolay başarabilecekken neden inanmalarını ister de bilmelerini istemez.
devamını gör...
türkiye'nin internet hızında 170 ülke arasında 103. sıraya gerilemesi
zaten 103'ten sonraki ülkelerde internet yok
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
herkese sabırlar dilediğim kapanmadır.
devamını gör...
konstantinopolis kuşatmaları
istanbul'u fethetmek uğrunda arap ve bizanslar arasında gerçekleşmiş savaşlar, kuşatmalardır. bu konuyla ilgili tam olarak 1 ay önce (3 mart) yazıp da göndermemiş olduğum tanım;
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
flamingolarin yedikleri şeye bağlı olarak pembe renkli olması.
devamını gör...
edit uyarısı
baya diyeceğim şeyler var bu engele takıldım. flood yapcam zor tutuyom kendimi.
(bkz: salın küçük enişteyi)
(bkz: beni bi bırak ya beni bi bırak sal)
(bkz: salın küçük enişteyi)
(bkz: beni bi bırak ya beni bi bırak sal)
devamını gör...
unutulmaz kolpaçino replikleri
hayatım kusura bakma ya, trafikteydim kızım, trip yapma. iyi küs. muhattap olmuyorum, ben içeri arkadaşlarımın yanına gidiyorum. sana da süre
devamını gör...
öte ışıklar arzusu
bir muhteşem nilgün marmara şiiri.
...
yükselteceğine bir köşesine eğer,
bilseydim bile gerçeklenen bu arzu
sonrasında
zamanlardan kaç zaman
yoksayacağını ucuz benimi,
bu yakıcı isteği yinelemekte engel ne ki?
işit beni yıldız bebeğim bebek yıldızım
esirgeme el uzatışını güçsüzlüğüme
seçilmiş olan eline
zor yaşayanın teslimine!
az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli
mabede yönetici çemberinin içine!
yıldız tutkunum sana.
...
yükselteceğine bir köşesine eğer,
bilseydim bile gerçeklenen bu arzu
sonrasında
zamanlardan kaç zaman
yoksayacağını ucuz benimi,
bu yakıcı isteği yinelemekte engel ne ki?
işit beni yıldız bebeğim bebek yıldızım
esirgeme el uzatışını güçsüzlüğüme
seçilmiş olan eline
zor yaşayanın teslimine!
az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli
mabede yönetici çemberinin içine!
yıldız tutkunum sana.
devamını gör...
10 metrelik ayı heykeli
gereksiz masraf değil mi? neyse şimdiden güle güle kullansınlar.
devamını gör...
sinovac aşısı dururken pfizer biontech aşısı olan varoş
varoş olduğumu öğrendiğim başlık...
devamını gör...
seksten daha fazla zevk veren aktivite
seks öncesi cilveleşmeler. seksin yolunu yapmak diyeyim. burdaki heyecan seksten alınan haz kadar güzel.
devamını gör...
