evde en çok küfredilen eşyalar
reklamlar başladığında kumanda yakınlarda değilse, televizyon...
devamını gör...
sözlük radyosu
güzel işler yapıyorsun yoldaş!bakalım daha neler göreceğiz.
devamını gör...
sabah sabah tat kaçıran şeyler
servise bindim işe gidiyorum hiç tadım tuzum yok.
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
dolaptaki mandalinayi dahi soyup yemekten aciz varliklarin yetismesine sebeptir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sütyen tercihleri
devamını gör...
eve kahve makinesi almak
kesinlikle pişman olmayacağınız bir eylem. kaliteli güzel bir kahve makinası alın hatta alabiliyorsanız bir adet de çekirdek öğütme makinası alın kahvenizi taze taze için. dışarıya para kaptırmaya değmez hemde kahve gerçekten rafine bir zevk.
devamını gör...
türkiye'de yemek kültürü
en muhteşem kültürümüz yemek kültürümüzdür. böyle güzel yemeklerin bir araya geldiğini başka hiçbir yerde* görmedim.
edit: alttaki yazara katılıyorum. kültür bizim kültürümüz ama sefasını ecnebiler çekiyor.
edit: alttaki yazara katılıyorum. kültür bizim kültürümüz ama sefasını ecnebiler çekiyor.
devamını gör...
gümüşhane
bunu söylemek istemezdim ama hayatımda gördüğüm en çirkin şehir. iki dağın arasından geçen bir yol ve dağların önünde birkaç sıra apartmandan oluşan bir yer. ilçesi kelkit'in gölgesinde kalmıştır.
devamını gör...
karpuz kabuğundan gemiler yapmak
kütahya'nın tavşanlı ilçesinde geçen,iki yakın arkadaşın sinemaya olan tutkularına hayran kaldığım,yer yer güldüren ahmet uluçay filmi.
hayatın en acımasız taraflarından biri de,tutku denen şeyin herkeste olmayışı.
ne zaman birinin gözlerinde görsem o ateşi,dünyanın en ayrıcalıklı insanına dönüşüyor.
hayatın en acımasız taraflarından biri de,tutku denen şeyin herkeste olmayışı.
ne zaman birinin gözlerinde görsem o ateşi,dünyanın en ayrıcalıklı insanına dönüşüyor.
devamını gör...
smokin
davete katılan erkeklerin, sigara içilen odaya giderken üzerlerine koku sinmesin diye giydiği cekettir. ilk çıkış noktası bu şekilde olmuştur. eskiden fransa'da "smoking jacket" olarak bilinen bu ceket, daha sonraları ise "smoking" olarak anılmaya başlanmış. biz de dilimize "smokin" olarak almışız.
smokin, tuxedo kumaşından dikilir. bu ceketlerde tuxedo kumaşının tercih edilme sebebi ise; kapalı ortamlarda sigara ve yağ gibi kötü kokuları içine çekip, açık havada kokuyu dışarı verecek şekilde işlenmiş olmasıdır.
smokin, tuxedo kumaşından dikilir. bu ceketlerde tuxedo kumaşının tercih edilme sebebi ise; kapalı ortamlarda sigara ve yağ gibi kötü kokuları içine çekip, açık havada kokuyu dışarı verecek şekilde işlenmiş olmasıdır.
devamını gör...
üniversiteler açılsın diyen sorumsuz kitle
yeni mutasyonların birer birer ortaya çıkıp yayıldığı, aşılamanın yetersiz ve ne kadar faydalı olduğu konusunda tartışmalarının olduğu bir ortamda twitter'dan baskı yapmaya çalışan aklı kısa öğrenci kitlesidir.
bu ortalama 20 yaşındaki ergen irilerine göre virüs varmış, yaşlılar ölüyormuş vesayire hiç önemi yok. kendileri dolu dolu bir üniversite hayatı yaşamak istiyor ya gerisi hiç önemli değil. bir de bu utanmaz, arsız ve sorumsuz öğrenci kitlesi doğrudan sıkıldık diyemediği için uzaktan eğitimin kalitesiz olduğundan söz edip duruyor. örgün eğitimde dersi asmak için kırk takla atan, derse sadece sınav haftası çalışan ve online derslere bile katılmaya tenezzül etmeyen bu kitlenin eğitim kaygısıyla ağlaması kadar ikiyüzlüce başka bir şey daha yok. hayır üniversite öğrencisi olmasak bize yutturacaklar dertlerinin eğitim olduğunu. biraz samimi olan insan sadece ve sadece uygulamalı dersler için yüzyüze eğitim talebinde bulunurdu ama bu ar damarı çatlamış tipler sırf aile evinden kurtulmak, sosyalleşmek için herkesin hayatını tehlikeye atmayı kendilerinde hak görüyor.
bu ortalama 20 yaşındaki ergen irilerine göre virüs varmış, yaşlılar ölüyormuş vesayire hiç önemi yok. kendileri dolu dolu bir üniversite hayatı yaşamak istiyor ya gerisi hiç önemli değil. bir de bu utanmaz, arsız ve sorumsuz öğrenci kitlesi doğrudan sıkıldık diyemediği için uzaktan eğitimin kalitesiz olduğundan söz edip duruyor. örgün eğitimde dersi asmak için kırk takla atan, derse sadece sınav haftası çalışan ve online derslere bile katılmaya tenezzül etmeyen bu kitlenin eğitim kaygısıyla ağlaması kadar ikiyüzlüce başka bir şey daha yok. hayır üniversite öğrencisi olmasak bize yutturacaklar dertlerinin eğitim olduğunu. biraz samimi olan insan sadece ve sadece uygulamalı dersler için yüzyüze eğitim talebinde bulunurdu ama bu ar damarı çatlamış tipler sırf aile evinden kurtulmak, sosyalleşmek için herkesin hayatını tehlikeye atmayı kendilerinde hak görüyor.
devamını gör...
3 mayıs türkçülük günü
atatürk'ün bu kutlu günde türkçülükle ilgili bazı sözlerini paylaşmak istedim. milli benliklerinden yoksun asil ataların yetersiz evlatları ve bu ülkede yasayıp her daim türk düşmanlığı yapanlar mümkünse uzak dursunlar bu başlıktan.
biz doğrudan doğruya millet severiz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur." (nutuk, 15-20 ekim 1927)
türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
(yanık yurt gazetesi, izmir, 28 nisan 1341 (1925). sayı: 96, s. 2, sütun: 4-5)
kanını taşıyandan başkasına inanma, seçtiğin yöneticilerin kanındaki cevherine bak.
(nutuk, eski basımlar)
türkiye türklerindir!
biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur. bu topluluğun fertleri ne kadar türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (ilköğretim mecmuası, cilt: 4, sayı:61, 1940)
milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka türkçe konuşmalıdır. türkçe konuşmayan bir insan türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (taha toros, atatürk'ün adana seyahatleri, s. 39)
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türk’tü bugün de türk’tür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
taş kırılır, tunç erir, ama türklük ebedidir.
(bu sözün söylendiğine dair ihtilaflar vardır)
ayrıca buraya gelip bizi faşist diye yaftalayan, atatürk'ü olduğundan farklı biri gibi göstermeye çalışan bazı arkadaşlara ithafen şunları bırakayım.
komünizm türk dünyasının en büyük tehlikesidir. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
(faruk şükrü yersel, eskişehir gazetesi, 1926)
ne mutlu türküm diyene!
edit: kürtçülük yapınca tepki yiyorlarmış. burası türk devleti olduğu için olabilir mi?
dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin başka bir milliyetin milliyetçiliğini yaparsanız tepki yersiniz. o kadar meraklıysan çek git ülkene derler. rum kökenli biri olarak kendimi bir türk olarak görüyorum ve türkçe konuşuyorum. asla rum milliyetçiliği de yapmadım. çünkü aha yunanistan orada. burası türkiye sokun o dar kafanıza artık. rumca konuşmak isteyen yunanistana, ermenice konuşmak isteyen ermenistana, rusça konuşmak isteyen rusyaya, kürtçe isteyen kuzey ıraka.
biz doğrudan doğruya millet severiz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur." (nutuk, 15-20 ekim 1927)
türk ve türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz!
(yanık yurt gazetesi, izmir, 28 nisan 1341 (1925). sayı: 96, s. 2, sütun: 4-5)
kanını taşıyandan başkasına inanma, seçtiğin yöneticilerin kanındaki cevherine bak.
(nutuk, eski basımlar)
türkiye türklerindir!
biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve türk milliyetçisiyiz. cumhuriyetimizin dayanağı türk topluluğudur. bu topluluğun fertleri ne kadar türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (ilköğretim mecmuası, cilt: 4, sayı:61, 1940)
milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka türkçe konuşmalıdır. türkçe konuşmayan bir insan türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (taha toros, atatürk'ün adana seyahatleri, s. 39)
ülkeniz sizindir, türklerindir. bu ülke, tarihte türk’tü bugün de türk’tür ve sonsuza dek türk olarak yaşayacaktır.
taş kırılır, tunç erir, ama türklük ebedidir.
(bu sözün söylendiğine dair ihtilaflar vardır)
ayrıca buraya gelip bizi faşist diye yaftalayan, atatürk'ü olduğundan farklı biri gibi göstermeye çalışan bazı arkadaşlara ithafen şunları bırakayım.
komünizm türk dünyasının en büyük tehlikesidir. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
(faruk şükrü yersel, eskişehir gazetesi, 1926)
ne mutlu türküm diyene!
edit: kürtçülük yapınca tepki yiyorlarmış. burası türk devleti olduğu için olabilir mi?
dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin başka bir milliyetin milliyetçiliğini yaparsanız tepki yersiniz. o kadar meraklıysan çek git ülkene derler. rum kökenli biri olarak kendimi bir türk olarak görüyorum ve türkçe konuşuyorum. asla rum milliyetçiliği de yapmadım. çünkü aha yunanistan orada. burası türkiye sokun o dar kafanıza artık. rumca konuşmak isteyen yunanistana, ermenice konuşmak isteyen ermenistana, rusça konuşmak isteyen rusyaya, kürtçe isteyen kuzey ıraka.
devamını gör...
yazarların yaşadığı en utanç verici anı
sanırım üniversiteyi kazandığım senenin yaz tatiliydi, 17-18 yaş civarı.
yazlık sitede sokağın üst tarafında oturuyorduk, sokak da hafif yokuş aşağı. en alt evde bir abla kardeş ama ikisi de ay parçası. hangisine aşık olacağımı şaşırıyorum her gördüğümde. baktım bahçede oturmuş çay içiyorlar, ben de basketbol oynamaya gideceğim evlerinin önünden geçerek. yeni spor ayakkabıları çektim, tertemiz giyindim, atladım bisikletime, topu da kolumun altına aldım, bastım pedala.
fakat hangi akla hikmetse hem bisiklet süreyim hem de topu sektireyim de şov katsayım ikiye katlansın, kızların aklını alayım diye düşündüm. lan böyle bir şeyden hangi kız, daha doğrusu hangi insan evladı niye etkilensin? o yaşta ben bunun muhakemesini yapabilecek durumda değilmişim demek ki.
neyse, yokuş aşağı indiğim için bisiklet de hızlanıyor, bir yandan topu sektiriyorum ama hem topun hem bisikletin kontrolünü hafif hafif kaybediyorum. tam kızların hizaya geldim, top bir taştan sekip biraz sağa doğru açılınca gidonu tuttuğumu unutup, topa doğru uzanmam ile yüz üstü yere yapışmam bir oldu. kaldırıma da fazla yaklaşmışım, o hızla kafamı bir de kaldırıma vurdum, yemin ediyorum görüntü gitti. sadece bir takım kahkahalar duyuyorum, birileri yanıma geliyor falan.
kızlar beni yerden kaldırdı, iyi misin falan derken biri dedi ki "yüzün çok kötü soyulmuş, eve git istersen". elimi götüremiyorum zira hem elim ayağım titriyor hem de yüzüm kezzap atılmış gibi yanıyor. yok, yok iyiyim ben dedim, köşede duran topa uzandım, silkindim falan. aldım topu, sahaya doğru seyirttim. bir kaç adım gittim gitmedim, arkamdan tekrar gülüşmeler. büyük olandı sanırım, "bisikletini unuttun" dedi.
o an ölümü düşledim anne.
yazlık sitede sokağın üst tarafında oturuyorduk, sokak da hafif yokuş aşağı. en alt evde bir abla kardeş ama ikisi de ay parçası. hangisine aşık olacağımı şaşırıyorum her gördüğümde. baktım bahçede oturmuş çay içiyorlar, ben de basketbol oynamaya gideceğim evlerinin önünden geçerek. yeni spor ayakkabıları çektim, tertemiz giyindim, atladım bisikletime, topu da kolumun altına aldım, bastım pedala.
fakat hangi akla hikmetse hem bisiklet süreyim hem de topu sektireyim de şov katsayım ikiye katlansın, kızların aklını alayım diye düşündüm. lan böyle bir şeyden hangi kız, daha doğrusu hangi insan evladı niye etkilensin? o yaşta ben bunun muhakemesini yapabilecek durumda değilmişim demek ki.
neyse, yokuş aşağı indiğim için bisiklet de hızlanıyor, bir yandan topu sektiriyorum ama hem topun hem bisikletin kontrolünü hafif hafif kaybediyorum. tam kızların hizaya geldim, top bir taştan sekip biraz sağa doğru açılınca gidonu tuttuğumu unutup, topa doğru uzanmam ile yüz üstü yere yapışmam bir oldu. kaldırıma da fazla yaklaşmışım, o hızla kafamı bir de kaldırıma vurdum, yemin ediyorum görüntü gitti. sadece bir takım kahkahalar duyuyorum, birileri yanıma geliyor falan.
kızlar beni yerden kaldırdı, iyi misin falan derken biri dedi ki "yüzün çok kötü soyulmuş, eve git istersen". elimi götüremiyorum zira hem elim ayağım titriyor hem de yüzüm kezzap atılmış gibi yanıyor. yok, yok iyiyim ben dedim, köşede duran topa uzandım, silkindim falan. aldım topu, sahaya doğru seyirttim. bir kaç adım gittim gitmedim, arkamdan tekrar gülüşmeler. büyük olandı sanırım, "bisikletini unuttun" dedi.
o an ölümü düşledim anne.
devamını gör...
eyjafjallajökull
hemen yazıyoruz...
eyjafjallajökull. çünkü neden? göz aşinalığı...
not: kendisi aslında bir buzuldur.
eyjafjallajökull. çünkü neden? göz aşinalığı...
not: kendisi aslında bir buzuldur.
devamını gör...
14 şubat 2021 13 vatandaşımızın şehit edilmesi
ailelerine başsağlığı diliyorum, allah sabır versin. umarım en yakın zaman da bu ölümler son bulur.
devamını gör...
bu kadar insan ne yapıyor sorunsalı
özellikle filmlerde mobese gibi uzaktan çekim yapılınca hissettiğim olaydır.
veya yüksekten topluluğa bakınca çok yoğun hissederim.
herkes farklı hayatlar peşinde herkes kovalama yakalama peşinde.
garip bir şey.
veya yüksekten topluluğa bakınca çok yoğun hissederim.
herkes farklı hayatlar peşinde herkes kovalama yakalama peşinde.
garip bir şey.
devamını gör...
izmir
an itibariyle şerbet gibi havasıyla, hafif esintisiyle içinde bulunmaktan mutlu olduğum şehir.
devamını gör...
cihad
bütün sistemlerde olduğu gibi islam dininde de kavramlar birbirlerinden bağımsız olarak ele alınamaz, alınmamalıdır. ideolojilerde ve değer sistemlerinde her kavram ve açıklama yap-boz gibi birbirini tamamlar. "cihat" ne olduğunu anlamak için islam dininin inananlara yüklediği sorumluluklara bakmak gerekir. islami bir terim olarak kullanıldığında tebliğ kavramı "hakikat"ın ilgililere ulaştırılması anlamına gelir. ve müslümanlar bu ulaştırma işi ile görevli bulunurlar, islam dinini insanlara açıkılama göreviyle yükümlüdürler. ilgililer diye bahsedilenler ise insanlardır. tebliğ bir görevdir, ve bu görevin yerine getirilmesine engel olan şartlar varsa o şartların bertaraf edilmesi de tebliğin ilgililere ulaştırılması bakımından, sözü geçen görev içinde düşünülmelidir. böylece kendini tebliğe görevli sayan kimse engelleri söz konusu ederek yükleneceği görevi yerine getirmekten kaçınamaz. bu da müslüman için aktif, dinamik bir hayat yaşamasına sebep verir. tebliğe engel olan şeyler de açıklanmıştır. islam'a karşı muhalif bir tavır belirten herkes ve her şey, bütün toplumsal ve siyasal düzenler, aynı zamanda tebliğe de karşı sayılırlar. yani müslümanın tebliğ görevini hakkıyla yerine getirmesine engel olurlar. öyleyse tebliğ yapan kimsenin en başta bu engelleri ortadan kaldırması, bertaraf etmesi gerekmektedir. teknik deyimiyle buna "cihat" diyoruz. bu aynı zamanda insanın kendisi ile yaptığı savaş olarak da düşünülmelidir. çünkü bırakın herhangi bir dini, bir siyasi ideolojiyi benimsemek bile çok büyük bir efor sarf etmemize sebep oluyor. çünkü insan bazı şeyleri kabul etmek istemiyor, o anki tavrı veya o anki düşünce sistemi bunu reddediyor. dolayısıyla "din" gibi büyük ve geniş bir değer bütününü kabul edip benimsemek insanın içinde çekişmelere sebep olabiliyor.
dinde zorlama yoktur. bu, islam dininde genel bir kuraldır. islam tebliğcisi engelleri bertaraf etmeye çalışırken, dini zorla kabul ettirmek için savaşmamalıdır. o tebliğine engel olan şartları ortadan kaldırmak için savaşmaktadır. buradaki inceliğe dikkat etmek gerek. söz konusu engellerin kaldırılması, tebliğin zorunlu bir safhasıdır. yoksa dini zorla kabul ettirmekle ilgisi yoktur. böylece cihat sadece islam için değil bütün dinler için tebliğ fırsatı sunar. bu da insanların ön yargılarını kırar ve özgür düşünce ortamını hazırlar.
ne yazık ki dinleri inceleyip dine inandım diyen kişileri yargılamak yerine dindarları inceleyip dini yargılıyoruz. bu da birçok karmaşaya ve yanlışlıklara yol açıyor.
dinde zorlama yoktur. bu, islam dininde genel bir kuraldır. islam tebliğcisi engelleri bertaraf etmeye çalışırken, dini zorla kabul ettirmek için savaşmamalıdır. o tebliğine engel olan şartları ortadan kaldırmak için savaşmaktadır. buradaki inceliğe dikkat etmek gerek. söz konusu engellerin kaldırılması, tebliğin zorunlu bir safhasıdır. yoksa dini zorla kabul ettirmekle ilgisi yoktur. böylece cihat sadece islam için değil bütün dinler için tebliğ fırsatı sunar. bu da insanların ön yargılarını kırar ve özgür düşünce ortamını hazırlar.
ne yazık ki dinleri inceleyip dine inandım diyen kişileri yargılamak yerine dindarları inceleyip dini yargılıyoruz. bu da birçok karmaşaya ve yanlışlıklara yol açıyor.
devamını gör...
sürekli kaybedilen şeyler
devamını gör...
