toplam arz ve talebi analiz etmekle ve pazarların, özellikle işgücü pazarının, her zaman denge durumunda olmayacağını ve bu nedenle eğer tam istihdam gibi bir amaç varsa gerekli müdahalelerin yapılması gerektiğini savunur.
devamını gör...

ömrümde gördüğüm en çirkin sözlerden biridir.
hakaret ve kızdırmak için söylüyorsan aptalsındır. iltifat olarak söylüyorsan başka bir şey de ne biçim laftır bu.
devamını gör...

türk sineması'nın medar-ı iftihârı'dır, ''bir zamanlar anadolu'da.''
bir kahraman yoktur bu filmde her karaktere girip, hikâyede hissedebilirsiniz kendinizi. her karakterin ayrı bir derdi vardır.
hayatın ta kendisidir bu film. diyaloglarındaki doğallık, film değilmiş de gizli bir kamerayla, hayatın bir akışı çekilmiş gibi haz verir insana. her karesiyle, bozkırın resmini çekmiştir bize, bozkırın durağan hayatlarını getirmiştir yanıbaşımıza.
usta yönetmen nuri bilge ceylan'a cannes film festivali'nde grand prix (jüri büyük) ödülünü getirmiş, dünyada ses uyandırmıştır.


'fakat bundan sadece yüzyıl sonra bile arap ne sen, ne ben, ne savcı, ne komiser... yani şairin dediği gibi gene yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak.'
devamını gör...

türkiye'de işsiz yoktur, akrabasız vardır.
devamını gör...

dilimize insan hakları olarak çevrilmiş olan ve iki ciltten oluşan thomas paine eseri. ilk kısmı 1791 yılında yayımlanmıştır ve veraset sistemine bir taşlama niteliği taşır. eserin ikinci kısmı ise bir yıl sonra yayımlanmıştır ve ingiltere'de büyük bir galeyana sebep olur. pain, ikinci kısımda yasaların sorgulanabilir olması gerektiğini, toplumun alt tabakası olarak görülen yoksul sınıfın sorunlarını ve haklarını ele almış; mutlak ve sorgulanamaz bir yönetimi reddetmiştir. eser, özünde ihtilal karşıtı açıklamalar yapan edmund burke'a yönelik bir eleştiri ve fransız ihtilalinin haklı sebeplerini aktarmak üzerinedir. çoğu eserinde olduğu gibi paine onlarca satan bu kitaptan tek kuruş bile para almamayı tercih etmiştir.

--- alıntı ---

“there never did, there never will, and there never can, exist a parliament, or any description of men, or any generation of men, in any country, possessed of the right or the power of binding and controlling posterity to the "end of time," or of commanding for ever how the clauses, acts or declarations by which the makers of them attempt to do what they have neither the right nor the power to do, nor the power to execute, are in themselves null and void. every age and generation must be as free to act for itself in all cases as the age and generations which preceded it. the vanity and presumption of governing beyond the grave is the most ridiculous and insolent of all tyrannies. man has no property in man; neither has any generation a property in the generations which are to follow.”

--- alıntı ---
devamını gör...

semavi dinlerine göre hz. havva ile başlayan dini olmayan kaynaklara göre lilith ile başladığı düşünülen insan cinsi.
devamını gör...

limited slip differential denen, türkçe'de yaygın olarak "kilitli diferansiyel" denen bir diferansiyel türüdür..

otomobillerde diferansiyel denen parça, virajlarda, virajın dış tarafında kalan tekerlerin, iç taraftaki tekerlerden daha fazla dönmesi gerektiğinden, motordan alınan dönme kuvvetini bu tekerlere uygun bir şekilde aktaran dişli sistemidir.. bir oyuncak arabadaki gibi arabadaki tekerler birbirine bir çubuk gibi bağlı değildir.. bir dönüş yaparken iç taraftaki teker daha az döner, çünkü döülen virajın merkezine daha yakındır, yani daha küçük bir çap çizer.. ama dıştaki teker merkeze daha uzaktır, yani daha büyük bir çap çizer.. büyük çapın çevresi, yani dıştaki tekerin alacağı yol daha fazladır, işte diferansiyel hem tekerlerin birbirinden bağımsız bir şekilde dönebilmesini, hem de motordan alınan gücü bu bağımsızlığı bozmadan iki tekere de gereken ölçüde aktarabilmesini sağlar..

kilitli diferansiyele gelirsek; bazen iki tekere de aynı anda aynı gücün eşit olarak bölünmesi gerekir.. off-road araçlarında veya spor araçlarda bu, zaman zaman istenen bir durumdur.. normal bir diferansiyelde motordan gelen döndürme kuvveti yani tork, en az dirençle karşılaştığı tekere iletilir.. bu fizik kuralıdır.. dişli sistemi olduğu için, hangi teker en az dirence sahipse güç ona gider..
şimdi bir off-road aracı düşünün.. tekerlerinden biri buz üzerinde, diğeri de asfalt.. bu araçta gaza basıldığında tork, en az dirence sahip olan tekere, yani buz üstündeki tekere gücü iletir.. çünkü kastedilen direnç, tekerdeki sürtünme kuvvetidir.. ama kilitli diferansiyel varsa, iki tekerde böylesine yüksek sürtünme kuvveti farkı olan bir durumda, kilitli diferansiyel iki tekere de giden torku eşit olacak şekilde kendini "kilitler" yani bir nevi oyuncak araba tekerleri gibi birbirine bir çubukla bağlıymış gibi bir duruma gelir ve asfalttaki tekere de gücü ileterek aracı oradan kurtarır.. her ne kadar günümüzde drift sporu için hayati bir donanım gibi görünse de, günlük yaşamımızda da zaman zaman gereklidir..

peki bu nasıl çalışır..? farklı tipleri vardır, ama yaygın olarak diferansiyelin içinde debreyaj balatasına benzer kavramalar bulunur.. son paragraftaki gibi gaza basıldığında ani direnç farklılıkları olduğu anda, bu debreyajlar birbirine yapışır/kavrar ve iki tekerlek de aynı torka sahip olur.. off-road araçları, eski amerikan araçlarında, spor araçlarda bulunmaktadır..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir başka örnek torsen diferansiyelidir.. kavrama yerine sonsuz dişlilerin çalışma sisteminden yararlanıldığı bir sistemdir.. audi quattro sistemlerinde, honda s2000'lerde ve 90'ların camaro'larında bulunur..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yeni örneklerden ise, elektronik olanlardır.. elektromekanik sistemlerde çekiş kontrolü, elektronik olarak kilitler/açar.. iyi yönü, kilitleme oranı ayarlanabilir.. hidrolik olanları falan da vardır.. yeni spor araçlarda ve üst segmentlerde bulunabilir..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkiye'de insan gibi yaşamak.
devamını gör...

18 - yeşilyurt konak
79 - yeşilyurt halkapınar metro
520 - yeşilyurt üçyol metro
587 - limontepe konak
20 - kooperatif evleri konak
devamını gör...

neden engelliyeyim ki? tanımlarında beyan ettiği fikre katılmıyorsam okur geçerim. kendimizi farklı düşüncelere kapatmamalıyız. ayrıca bizimle aynı düşüncede olmayan kişilerle günlük hayatta da karşılaşıyoruz. ben hiç 'engelle' butonu görmedim.
devamını gör...

güzelliğin, şehvetin ve fuhşun mabudesi olan aphrodite bir şafak vakti kıbrıs adasının mersin ağaçları ile kaplı bir sahilinde bir sedef çanak içinde şaheser bir inci gibi doğdu. bu şey, evvela tüm mabudlar alemini velveleye verdi; kadınlar kıskandı erkekler de sahibi olmak istediler. kocası ares ve aresten olma oğlu da eros’tur. eski yunanda sembolü de altın elmadır. bu elmanın sembolü oluşu şu şekilde belirtilmektedir;

zeus bir gün olympus dağında büyük bir ziyafet verir ve bu öyle şatafatlı bir ziyafettir ki kevser şarabı içilip anberiye yeniyordu. derken bu ziyafetin en güzel bir anında masanın ortasına birden bir altın elmanın yuvarlandığı görüldü ve bu altın elmanın üzerinde “en güzel dişi mabuda”, diye yazılmıştı. bu altın elmanın sahibi kim olacak diye oldukça uzun süre tartışıldı lakin bir netice elde edilemedi. bunun üzerine bu yükü bir faniye yüklemeye karar verildi. kim yapar diye münakaşa edildi ve sonucunda çanakkale boğazı yakınında troya kralının oğlu paris’in seçmesine karar verildi ve paris hemen olympus dağına getirildi.
paris, faniler arasındaki en güzel erkekti, namı oldukça çoktu ve dilber bir erkekti (onun ile ilgili lakaplar da bulunur; zeusun sakisi, ceylan ayaklı, bakireleri baştan çıkaran oğlan...). meclis toplanınca parisin önünden sırası ile dişi mabudlar geçmeye başladı;
1- hera, inanılmaz bir debdebe ve gösteriş ile geçti. aile sadakati, analık ve şefkatin temsiliydi hera, başında yıldızlardsn bir çelenk, giysileri ise aile fazileti mücevherleri ile doluydu.
2-athena geçti. bakire olan bu mabud muhteşemengiz güzelliği ile ilmin, sanatın, zekanın temsilcisi sayılıyordu. geçerken başında altın bir miğfer elinde ise altın bir kargı bulunuyordu.
3-sıra artemis’e geldi. bakire olan artemis de bekaretin, saflığın, temizliğin ve tazeliğin temsili idi. alnında bir ay parçası, elinde altın yay ve oklar ile yanında altından ahular ve ceylanlar vardı.
4-aphrodite ise çırılçıplak anadan üryan bir vaziyette paris’in önünden geçti. ne elması ne mücevheri ne de başka bir süsü vardı... o ana dek kimsede bulunmayan eşsiz bir kadınlık cazibesi bulunmaktaydı. adeta bakışları konuşuyordu...
paris de bu altın elmayı mabudların mabudu olan aphrodite’e verdi. aphrodite de bunun karşılığında bir hediye sunmak için bir gece paris’in koynuna girdi.
aphrodite öyle bir varlıktı ki mabudlar içinde onu tatmayan yok denebilirdi. öyle dişi öyle güzel idi ki... fanilerden de sevgilileri oldu bunlardan birisi lübnanlı bir genç olan adonistir. fakat kıskanç kocası aresin gazabına uğrayan bu delikanlı paramparça nir halde can verdi (ares yaban domuzu kılıgına girerek onu öldürdü). aphrodite bundan çok etkilenip günlerce ağlayınca zeus da bu gözyaşlarına dayanamadı ve adonis’i kan renginde bir çiçeğe dönüştürdü. bu “gelincik” çiçeğidir sevgili dostlar. yani adonis gelincik çiçeğine dönüşmüştür.
sevgili dostlarım, bu gibi pek çok rivayet ve mitler, mitolojik öyküler eski edebiyat (divan edebiyatı) şiirlerinde geçmektedir. muhteşem bir suret ile baş döndürmektedirler. eğer ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu... öperim gözlerinizden... sevgiler.
devamını gör...

titanik filminin sonu değiştirilebilirdi. jack o kapıya sığardı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

istanbulda bugün lanet olsun böyle düzene diyerek çöpü tekmeleyen dayıdır.
bu olay gerçekten komik veya normal bir olay değildir.
bir haykırıştır bir baş kaldırmadır helal olsun dayı.

izlemek isteyenler için. twitter.com/bpthaber/status...
devamını gör...

özge: bilinen en yaygın anlamı yabancı veya bir başka kimsedir. iyilik, güzellik anlamlarını da taşımaktadır. iki dağın birleşim noktası ve aynı zamanda bu isim, özellikle divan şiirinde sıklıkla kullanılan bir kavramdır. şiirlerde özge, sevdiğinden ayrı kalmak anlamında kullanılmaktadır.
"benim senden özge sevdiğim mi var?"
devamını gör...

ekonomik krizin parametresini atla ölçen türktür.

"kağan dohuma vergi koydu gene, işler kesat. ekonomi bozdu.."
"yok öyle bi şey andam, baksana herkesin otağının önünde iki tane atı var. akşamları millet birbirine gidip kımız içiyor. nerede bu ekonomik kriz?"
"iyi de abi alım gücümüz?"
"kriz mriz yok.. hem kağan gitsin de yerine kim gelsin, kültigin mi gelsin birader? kime oy verecez?"
"haklısın abi"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

derin ve bir bakıma hüzünlü sözlerine rağmen insana huzur veren fikret kızılok şarkısı.

sorum yok soranım yok
yolum yok yordamım yok
bir çıkmaz sevdadayım
çekip vuranım yok

günüm yok güneşim yok
uykum yok düşlerim yok
kın olmuş susuyorum
bir tek sırdaşım yok

çektiğim acıların demindeyim bu akşam
pişman desem değilim
bir harmanım bu akşam.

devamını gör...

boğazlı kazak.
devamını gör...

bulaşıcı bir akciğer hastalığı.
veba ve kolera hastalığının nasıl ki ecnebiler tarafından romanı ve sineması yapılmışsa, bizim edebiyatımızın konusunu verem ya da diğer ismiyle tüberküloz belirlemiştir. buna örnek olarak reşat nuri'nin çalıkuşu, halit ziya uşaklıgil'ın kırık hayatlar, nabizade nazım'ın karabibik, yaşar kemal'in höyükteki nar ağacı isimli eserlerinde verem hastalığı yer edinmiştir. ayrıca abdülhak hamit tarhan da makber adlı şiiri veremden ölen karısı için yazmıştır. buna benzer şekilde hacı arif bey de verem yüzünden kaybettiği karısı zülfi nigar hanım için segah makamında unutulmaz bir eser bestelenmiş aynen şu şekilde :
"olmaz ilaç sine-i sad pareme.
çare bulunmaz bilirim yareme..."

dünya, bu verem illetinin romantizm kabul edildiği, aşk acısı göstergesi olarak gördüğü dönemleri yaşamış. pek çok roman ve sinemada esas oğlanın veremden öldüğünü okuduk ve seyrettik. kaderin garip bir cilvesi olsa gerek, verem hastalığı, deyim yerindeyse sanatçı hastalığı olmuş. voltaire, maksim gorki, peyami safa, rıfat ılgaz gibi pek çok edebiyat insanı bu hastalığa yakalanmış.
devamını gör...

(bkz: reklamın iyisi kötüsü olmaz)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim