hiç gelmeyecek birini özlemek
gelmeyeceği kesinleşmiş kişinin yolunu gözlemektir.
ayrıca çok sevilen bir kişi ise birkaç yıla az sevilen bir kişi ise birkaç aya unutulacak eylemdir.
ayrıca çok sevilen bir kişi ise birkaç yıla az sevilen bir kişi ise birkaç aya unutulacak eylemdir.
devamını gör...
yallah ekşi'ye
cinsiyetçi ve ayrıştırıcı başlık açan biyolojik atıklara karşı söylenen söz öbeği. kulağa hoş geliyor.*
devamını gör...
dede korkut
yarı-efsanevi bilge. (bkz: korkut ata) olarak da anılır. kendisinden bilindiği kadarıyla, ilk kez reşidüddin* (v.1318) bahseder. o, bazı oğuz beylerini sayar ve dede korkut'un da bunların şeyhi olduğunu söyler. yine bu gibi eski dönemlerde, korkud ata namında ehl-i hâl olan aziz bir adamdan bahsedilir. reşidüddin, dede korkut'un, oğuz hükümdarlarından birinin başmüşaviri olduğunu söyler. bu oğuz hükümdarı, kayı inal han'dır. hatta bir menkıbeye göre kayı inal han, hz. muhammed devrinde müslüman olmuş ve dede korkut'u, hz. muhammed'e elçi göndermiştir. velâyetnâme-i hacı bektaş-ı veli kitabında dede korkut bazı oğuz beyleri/hanları ile anılır ve bunların ölmesiyle birlikte oğuz topluluğunun da dağıldığı söylenir.
adam olearius (ö. 1671), dede korkut'tan imam korkut diye bahseder ve 1638 yılında onun mezarını gördüğünü söyler. hatta mezarın olduğu yeri anlatır ve nerde olduğunu bile söyler. adam olearius'un anlattığına göre korkut, putperest olan lezgileri, islam'a davet etmek için oraya gitmiş ama lezgiler tarafından öldürülmüştür. evliya çelebi (v.1682) de bu tarihten 9 yıl sonra, yani 1647 yılında dede korkut'un mezarını ziyaret etmiştir. ve eugene schuyler (ö.1890) de dede korkut'un mezarı hakkında bilgi verir. vasily barthold (ö. 1930) ise bölgeye gittiğini ama mezarı bulamadığını söyler.
dede korkut, ebülgazi bahadır han'a (v.1664) göre 295, bir halk rivayetine göreyse 100 yıl yaşar.
eğer dede korkut gerçekten yaşadıysa bile, göçebe türklerin onu kutsallaştırıp yücelttikleri kesindir.
adam olearius (ö. 1671), dede korkut'tan imam korkut diye bahseder ve 1638 yılında onun mezarını gördüğünü söyler. hatta mezarın olduğu yeri anlatır ve nerde olduğunu bile söyler. adam olearius'un anlattığına göre korkut, putperest olan lezgileri, islam'a davet etmek için oraya gitmiş ama lezgiler tarafından öldürülmüştür. evliya çelebi (v.1682) de bu tarihten 9 yıl sonra, yani 1647 yılında dede korkut'un mezarını ziyaret etmiştir. ve eugene schuyler (ö.1890) de dede korkut'un mezarı hakkında bilgi verir. vasily barthold (ö. 1930) ise bölgeye gittiğini ama mezarı bulamadığını söyler.
dede korkut, ebülgazi bahadır han'a (v.1664) göre 295, bir halk rivayetine göreyse 100 yıl yaşar.
eğer dede korkut gerçekten yaşadıysa bile, göçebe türklerin onu kutsallaştırıp yücelttikleri kesindir.
devamını gör...
haftalık puan tablosunda 1. olmak için herkese oy veren yazar
yemekteyiz'in son gün yarışmacısı gibidir.
finalde "ama ben size iki yemeğiniz yetişmediği hâlde 4 puan verdim mehmet bey" diye ağlamaktadır.
finalde "ama ben size iki yemeğiniz yetişmediği hâlde 4 puan verdim mehmet bey" diye ağlamaktadır.
devamını gör...
lauterbrunnen
alpler içinde isviçre'nin bern kantonuna bağlı ınterlaken-oberhasli eyaletinde yer alan bir kasaba ama bence cennetin dünya üzerindeki hali gibi. nasıl olmasın öyle bir yer düşünün 72 şelale dökülüyor, hepimizin hayal dünyasından manzaralara sahip, çeşit çeşit dağ çiçekleri, şirin köyleri vs vs muazzam gidip görmek istediğim yerlerin başında geliyor. turlar vasıtasıyla uzun uzun yürüyüşlerle gezip -görmek için imkanlar dahilinde olanaklar mevcut. *
devamını gör...
sarhoş olmak
mutlu olmanın yolu. farklı farklı türleri vardır. dinle sarhoş olmak, sanatla sarhoş olmak, edebiyatla sarhoş olmak, şarapla sarhoş olmak, aşkla sarhoş olmak. en nihayetinde, konu mutlu olmaktır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
bana abi demişler
daha on beşli olduğumu bilmezler
tabi onlarda haklılar
yaşımız yetmezse yaşantımız yeter.
daha on beşli olduğumu bilmezler
tabi onlarda haklılar
yaşımız yetmezse yaşantımız yeter.
devamını gör...
evlilikteki en büyük sorun
evliliği bir sorun olarak görmek sorunların en büyüğü olabilir. evliliğe "sorun" gözüyle bakmayanlar için diğer herşey aşılabilir küçük sorunumsular olarak yerini alır.
devamını gör...
ölümden korkmayan insan
belirsizlik insanoğlundaki en temel korkulardan biridir. bu da bizi ölüm korkusuna götürür. bir de üzerine hayatta kalma iç güdüsü eklenince çok çok zor olan eylemdir.
devamını gör...
bursa'da atatürk heykeline baltalı saldırı
kendine zarar vermiştir. taştan korkan adam mı olur? heykel onarılır ama bu zihniyet onarılmaz.
devamını gör...
her uygulamayı gece modunda kullanan insan
benim yaptığımdır. gündüz moduna, bembeyaz bir ekrana tahammülüm yok. gözlerini seven insan hareketidir.
devamını gör...
sınavda 3 kere üst üste aynı şıkkı işaretlemek
beni oldukça korkutan durumdur. her ne kadar cevaplarımdan emin olsam da acaba? diye düşündürür beni.
devamını gör...
bhopal felaketi
tarihte insan eliyle bir çok çevresel felaketle karşılaştı dünya. bundan tam 37 sene evvel bu felaketlerden en büyüklerinden biri hindistan'da yaşanacaktı.
hindistan bhopal'de union carbide isimli amerikan şirketi bir böcek ilacı üretim tesisi kuruyor. zaten fakir olan hindistan elbette balıklama atlıyor olaya. üstelik bu şirketin %49'u hindistan devletine ait olacak daha ne olsun.
fabrika zehirleri elde etmek için 1. ci dünya savaşından kalma gazları kullanarak metil izosiyanat(mic) elde ediyordu. inanılmaz derecede zehirli ve tahriş edici malzemedir, insan sağlığı için son derece tehlikelidir.
fabrika bu malzemeyi çok büyük depolarda muhafaza ediyor. 1980-84arasında firma krize giriyor ve her zamanki gibi önce işçi sayısı yarıya indiriliyordu. bu kazanları, basınç göstergelerini, şusunu busunu kontrol edecek işçi sayısının azaltılması demekti. mic bölümünde çalışan sayısı 12 'den 6'ya düşürüldü. bakım personeli sayısı ise 6'dan 2'ye...güvenlik eğitimleri ise 6 aydan 2 ay'a...
anlayacağınız gibi felaket geliyorum diyor. ama kapitalizm için aslolan ''kar''dır.
yıpranmış makineleri, kontrol panellerinin bakımını yapmayı ise yine maliyet sebebiyle es geçiyorlardı. 1984 yılındaki büyük felakete kadar irili ufaklı bir çok kaza yaşanıyor, bunların hepsinin üzeri örtülüyordu.
gazeteci rajkumar kesvani makalelerinde konuya dair bas bağırıyor ama kimse aldırış etmiyordu.
''bu uyarıyı kaydedin, bu şehir '' 26 eylül 1982'de
''bhopal bir yanardağın eşiğinde oturuyor''1 ekim 1982'de
"eğer müdahale edilmezse, hepiniz yok edileceksiniz"5 ekim 1982'de
şu linkte adamın çırpınışları hakkında detaylı bilgi var. en.wikipedia.org/wiki/Rajku...
velhasıl kelam; yaşanan bir sızıntı sonrasında 45 ton metil izosiyanat gazı çevreye yayıldı.. fabrikanın çevresindeki mahallelerdeki insanların hemen hemen hepsi aniden ölüp kurtuldu. aniden ölen sayısı 3787 kişi. haftalar içinde 3000 daha sonra ise
8000 kişinin öldüğü bildirildi. toplam ölümler 15 bine dayandı. yaralıların sayısının 500000 olduğu bildirildi. bunların 38 478’inin geçici engelli oldu. 3900’ü ise sürekli engelli hale geldi
toprak, bitki, ağaç, su zehirlendi. ikinci bir emre kadar balıkçılık faaliyetleri yasaklandı. gazın etkileyebileceği hiç bir gıda ürünü yenilmedi. büyük bir kıtlık oluştu.
greenpeace , amerika çevre koruma ajansı (epa) sınırlarını baz alarak, fabrika çevresindeki toprak ve suyu analiz etti.
kazadan 20 yıl sonra bölgede yapılan bir araştırmada, toprakta normalin 6 milyar katı toksik madde bulundu.
insanlar bu suyu halen içiyor.
''
''
''
''
hindistan bhopal'de union carbide isimli amerikan şirketi bir böcek ilacı üretim tesisi kuruyor. zaten fakir olan hindistan elbette balıklama atlıyor olaya. üstelik bu şirketin %49'u hindistan devletine ait olacak daha ne olsun.
fabrika zehirleri elde etmek için 1. ci dünya savaşından kalma gazları kullanarak metil izosiyanat(mic) elde ediyordu. inanılmaz derecede zehirli ve tahriş edici malzemedir, insan sağlığı için son derece tehlikelidir.
fabrika bu malzemeyi çok büyük depolarda muhafaza ediyor. 1980-84arasında firma krize giriyor ve her zamanki gibi önce işçi sayısı yarıya indiriliyordu. bu kazanları, basınç göstergelerini, şusunu busunu kontrol edecek işçi sayısının azaltılması demekti. mic bölümünde çalışan sayısı 12 'den 6'ya düşürüldü. bakım personeli sayısı ise 6'dan 2'ye...güvenlik eğitimleri ise 6 aydan 2 ay'a...
anlayacağınız gibi felaket geliyorum diyor. ama kapitalizm için aslolan ''kar''dır.
yıpranmış makineleri, kontrol panellerinin bakımını yapmayı ise yine maliyet sebebiyle es geçiyorlardı. 1984 yılındaki büyük felakete kadar irili ufaklı bir çok kaza yaşanıyor, bunların hepsinin üzeri örtülüyordu.
gazeteci rajkumar kesvani makalelerinde konuya dair bas bağırıyor ama kimse aldırış etmiyordu.
''bu uyarıyı kaydedin, bu şehir '' 26 eylül 1982'de
''bhopal bir yanardağın eşiğinde oturuyor''1 ekim 1982'de
"eğer müdahale edilmezse, hepiniz yok edileceksiniz"5 ekim 1982'de
şu linkte adamın çırpınışları hakkında detaylı bilgi var. en.wikipedia.org/wiki/Rajku...
velhasıl kelam; yaşanan bir sızıntı sonrasında 45 ton metil izosiyanat gazı çevreye yayıldı.. fabrikanın çevresindeki mahallelerdeki insanların hemen hemen hepsi aniden ölüp kurtuldu. aniden ölen sayısı 3787 kişi. haftalar içinde 3000 daha sonra ise
8000 kişinin öldüğü bildirildi. toplam ölümler 15 bine dayandı. yaralıların sayısının 500000 olduğu bildirildi. bunların 38 478’inin geçici engelli oldu. 3900’ü ise sürekli engelli hale geldi
toprak, bitki, ağaç, su zehirlendi. ikinci bir emre kadar balıkçılık faaliyetleri yasaklandı. gazın etkileyebileceği hiç bir gıda ürünü yenilmedi. büyük bir kıtlık oluştu.
greenpeace , amerika çevre koruma ajansı (epa) sınırlarını baz alarak, fabrika çevresindeki toprak ve suyu analiz etti.
kazadan 20 yıl sonra bölgede yapılan bir araştırmada, toprakta normalin 6 milyar katı toksik madde bulundu.
insanlar bu suyu halen içiyor.
''
''
''
devamını gör...
evrime inanmayan insan
evrimi reddeden insan biyolojiyi reddediyor demektir. yahu şu an ihtiyaç duyduğumuz aşı bile evrimsel bir süreç. evrim dediğimiz şeyin maymundan insana evrilmek olarak sunulması mantıksız. evrim der ki mutasyonlar doğal seçilim vasıtasıyla yavruya aktarılır, bu durum lehineyse devam eder. değilse de zaten türleşmez. çok üstüne ahkam kesmek istemem ama türlerin dayandığı bir önceki tür kavramını da reddetmek anlamsız geliyor.
devamını gör...
neden mutsuzsun sorusu
aslında bir çok neden vardır insanın mutsuz olabilmesi için
bence mutsuz olmak,mutlu olmayı becerememektir
beceriksizliktir....
şahsen ben beceremiyorum mutlu olmayı
erken verilmiş kararlar
başkasını kırdım mı acaba?
yoksa bana gücendi mi?
kafayı çok.takmam veya takıntılı birisi olmam mutsuz olmamın en büyük nedenleridir...
bence mutsuz olmak,mutlu olmayı becerememektir
beceriksizliktir....
şahsen ben beceremiyorum mutlu olmayı
erken verilmiş kararlar
başkasını kırdım mı acaba?
yoksa bana gücendi mi?
kafayı çok.takmam veya takıntılı birisi olmam mutsuz olmamın en büyük nedenleridir...
devamını gör...
döneminin lise akımları
benim dönemimde klasör taşıma modası vardı renk renk desen desen , dersaneye giden arkadaşlara ücretsiz verilirdi onlarında ayrı bir havası olurdu güzel günlermiş.
devamını gör...
sağcı yobaz vs solcu yobaz
ikisi arasında ayrım yapılmamalı bence yobaz yobazdır sonuçta. iki grupta da körü körüne bağlanılmış fikirler vardır.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
yurttaki oda arkadaşlarım kişisel eşyalarımı karıştırdıklarını öğrendiklerimde acayip bir hayal kırıklığı yaşamıştım. en büyük pişmanlığım dolabımı onlara ayıp olmasın diye kilitlememiş olmamdı. ne rezil hareket ya.
devamını gör...
cüda
'çok sevilen bir şeyden ayrı kalmak' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
