edip cansever
-masa da masaymış ha-
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)
t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.
tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...
iyi ki doğdun canım edip cansever.
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)
t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.
tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...
iyi ki doğdun canım edip cansever.
devamını gör...
sözlükten uzaklaşmak isteyen yazarı sözlük kapısında elinde terlikle bekleyen mod
tek nefeste yazdım! yazarlara karşı anaçlık duygusunu bastıramayan tatlı sert moddur. eli maşalı değildir ama 40 numara terliklidir. yine de siz bilirsiniz tabi.
devamını gör...
uğurlugiller
uğurlugiller, selçuk kaskan'ın radyo piyesi skeçlerinin senaryolaştırılarak televizyona uyarlandığı, 1 ocak 1987 - 30 aralık 1991 tarihleri arasında trt 1'de yayımlanmış olan durum komedisi türündeki türk televizyon dizisidir.
ilk sezonunda 1960 karın türkiyesi gösterilmeye çalışılırken ikinci sezondan itibaren yayınlandığı tarihin panaromasi tercih edilmiştir. yıldız kenter, şükran güngör, tevfik gelenbe mustafa alabora, savaş dinçel, gül onat, mübeccel vardar, mehmet birkiye gibi çok değerli oyuncuların rol aldığı dizidir.
ilk sezonunda 1960 karın türkiyesi gösterilmeye çalışılırken ikinci sezondan itibaren yayınlandığı tarihin panaromasi tercih edilmiştir. yıldız kenter, şükran güngör, tevfik gelenbe mustafa alabora, savaş dinçel, gül onat, mübeccel vardar, mehmet birkiye gibi çok değerli oyuncuların rol aldığı dizidir.
devamını gör...
junko furuta
daha 16 yaşında gencecik bir kız kendisine aşık olduğunu iddia eden birine hayır dediği için kaçırıldı. 44 gün içerisinde junko’nun çekmediği işkence kalmadı. 44 gün boyunca çıplak bir şekilde bir odada hapsedildi su ve yemek verilmedi; hamam böceği, dışkı, idrar yemeye zorlandı. bir günde defalarca tecavüz edildi. vajinasına kızgın ampül, şişe, makas yerleştirildi. bunlar bile ağır kanamalara yol açmışken yine anüsüne havai fişek yerleştirildi ve ateşlendi. bundan dolayı anüsü parçalandı, tuvaletini tutamaz oldu. vücudunda, anüsünde defalarca sigara sönüdürüldü. defalarca çok ağır şekilde dövüldü, ellerinden tavana asılıp ağzından, burnundan kan gelene kadar dövüldü. yüzü betona yaslıyken defalarca üzerine zıplandı, burnu kanla doldu ve burnundan nefes alamaz hale geldi. karın bölgesine, yüzüne ağır objeler atıldı ve iç organları çok büyük zarar gördü. ağırlıklarla elleri ayakları kırıldı. bir ara kaçmayı denedi ancak içlerinden birisi onu yakaladı ve ceza olarak bacaklarıma benzin döküp yaktı. durumu o kadar kötüleşti ki tuvaletini yapmaya sürünerek bir saatte gidecek hale geldi. sol göğüs ucu penseyle kopartıldı.junko daha hayattayken baştan aşağıya benzin döküp yaktılar. junko ilk başta ateşi söndürmeye çalıştı ancak acı şekilde can verdi. daha sonra junko’num cesedini birkaç kat battaniyeye sarıp bir bavula koydular, bavulu da bir varile koydular. varilin içine bir de 208 litre beton döktüler. varili koto bölgesine bıraktılar ve polis tarafından bulundu. kaynak
devamını gör...
normal sözlük şikayet hattı
bazı durumlara geç reaksiyon verebiliyoruz. kiminize ayıp gelen şey, aslında normal dünya düzenine ait olabiliyor. orta yolu bulmak için birkaç tartışmaya giriyoruz kendi içerimizde ister istemez. o yüzden palazlananları görmekte gecikebiliyoruz. yazılan her girdiyi okuyup, değerlendirmeye çalışıyoruz. sol framede ister istemez gözden kaçmalar yaşanabiliyor.
--! spoiler !--
art arda açılan şarkı başlıkları
--! spoiler !--
o yüzden siz kıymetli yazarlarımızdan bunlara prim vermemenizi, şahısları parlatarak sözlükte göz önüne çekmemenizi dileriz. eksik, hatalı, aşırı gördüğünüz şeyleri başlık açmak yerine şikayet ederseniz trollerimiz ön plana gelip aradığı ilgiyi bulamamış olur.
saygılarımla, gece kartalı hate.
--! spoiler !--
art arda açılan şarkı başlıkları
--! spoiler !--
o yüzden siz kıymetli yazarlarımızdan bunlara prim vermemenizi, şahısları parlatarak sözlükte göz önüne çekmemenizi dileriz. eksik, hatalı, aşırı gördüğünüz şeyleri başlık açmak yerine şikayet ederseniz trollerimiz ön plana gelip aradığı ilgiyi bulamamış olur.
saygılarımla, gece kartalı hate.
devamını gör...
gelecekteki sevgiliye not
yol dediğin yol gibi ulaşmalı bir yere, biz dön babam dönelim geliyoz aynı yere.bu döngü kısır döngü başı var da sonu yok..amaniiin..geleceği varsa da gelmez artık...
devamını gör...
5harfliler
muhteşem bir yazar kadrosuna sahip muhteşem bir internet sitesi. mottolarını ve yola çıkışlarını siteden alıntılıyorum:
--- alıntı ---
5harfliler, kadın gündeminin peşinde, bağımsız bir internet sitesidir. kadın kelimesinin neredeyse öcüyle bir tutulduğu günlerde, “üç harfliler” tabirinden hareketle kız, kadın, bayan, hanımefendi ayrımından bunalan bütün yorgun ruhlar için kendine 5harfliler ismini yakıştırmıştır.
5harfliler 2012 yazında, “kadın gündemini” sadece diyet, güzellik sırları ve ilişki tavsiyelerine indirgeyenlere inat, kadın gündeminin bir kadının ilgilenebileceği her şey olduğu fikrinden yola çıkarak açıldı.
--- alıntı ---
www.5harfliler.com
--- alıntı ---
5harfliler, kadın gündeminin peşinde, bağımsız bir internet sitesidir. kadın kelimesinin neredeyse öcüyle bir tutulduğu günlerde, “üç harfliler” tabirinden hareketle kız, kadın, bayan, hanımefendi ayrımından bunalan bütün yorgun ruhlar için kendine 5harfliler ismini yakıştırmıştır.
5harfliler 2012 yazında, “kadın gündemini” sadece diyet, güzellik sırları ve ilişki tavsiyelerine indirgeyenlere inat, kadın gündeminin bir kadının ilgilenebileceği her şey olduğu fikrinden yola çıkarak açıldı.
--- alıntı ---
www.5harfliler.com
devamını gör...
kadınların aşık olduğu şey
samimiyete.. maalesef biteli çok oldu..
devamını gör...
insanlardaki kolay para kazanma arzusu
öyle bir arzu olabilir ama hiçbir şeyde uğraşmadan başarıya ulaşamazsınız bazen insanlara diyoruz ya bu nasıl zengin olmuş aslında onun altında ne kadar büyük emeklerin olduğunu bilsek öyle bir şeye tenezzül etmeyiz bile unutmayın ki hiçbir başarı tesadüf değildir.
devamını gör...
seven samurai
orjinal adı shichinin no samurai olan 1954 yapımı film olup, japon yönetmen akira kurosawa'nın en iyi filmlerinden biridir. türkiye' de zamanında kanlı pirinç adıyla oynatılmıştır. epik film tarzının en iyi örneklerindendir. konusuna gelirsek:
--! spoiler !--
haydutların saldırdığı fakir bir köyü korumaya çalışan yedi samurayın hikayesini anlatır. köyün en yaşlısının tavsiyesi ile köylüler kendilerini savunacak samuraylar aramaktadırlar, ancak verecek doğru düzgün paraları yoktur. usta samurai kambei yi bulan köylüler önce onu ikna ederek, ustanın bulduğu altı samuray ile birlikte artık haydutlara karşı kendilerini korumayı öğreneceklerdir. filmin sonunda bu köylülerin aslında hiçte öyle gariban, sefil, beş parasız olmadıklarını, "tipik köylü kurnazlığı" ile hareket ettiklerini de anlarız. filmde her sahne özenle yaratılmış ve çekilmiştir. şu sahne gibi ikonik sahnelerin mevcut olduğu filmde zaten şu afiş filmin nasıl bir şey olduğu hakkında size fikir verebilir. "delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu" atasözününde bu filmin ana temalarından biri olduğunu, çokta spoiler vermeden belirtmekte fayda var, seyretmemişseniz fazla detay filmin tadını kaçırır, filmi seyrederseniz niye böyle yazdığımı zaten anlayacaksınız. bu arada toshiro mifune nin oynadığı aslen samurai olmayan "sahtekar" kikuchiyo karakteride filmin en dikkat çekici karakterlerindendir. spoilerda belirtme ihtiyacı duyuyorum.
--! spoiler !--
pek çok filme ilham kaynağı olmuş, sinema sanatını neredeyse her alanda etkilemeyi başarmış bir filmdir. günümüzde izlediğimiz hemen hemen her savaş filminin, her aksiyon filminin hatta o büyülenerek izlediğimiz uzun dövüş ve savaş sekansları içeren filmlerin hemen hemen hepsinde esintisi mutlaka vardır. ayrıca pek çok otorite ve sinema kuruluşunun yaptığı "en iyi yabancı dildeki film" sıralamalarında hep bir numaradadır.
alt tarafı samuray filmi, bundan ne çıkabilir ki diyebilirsiniz ancak film hiçte göründüğü gibi değildir. kurosawa pek çok kişinin hem fikir olduğu gibi tartışmasız gelmiş gelmiş en büyük yönetmenlerden biridir. her filminde olduğu gibi kameranın arkasında tam bir ustadır, lakabı "imparator" dur. bugün ayıla bayıla filmlerini seyrettiğimiz steven spielberg, george lucas, martin scorsese, brian de palma gibi yönetmenler bu adama taparlar. george lucas meşhur star wars filmi için "imparator" un orjinal adı kakushi-toride no san-akunin, daha bilinen adı ile the hidden fortress (1958) filminden ilham almıştır.
genelde, japon kovboyları olan ama aslında arkasında derin bir felsefe barındıran samurai filmleri ile ünlenen yönetmen , bu filmlerde sadece kılıç, dövüş, kan vaad etmez. aslına bakarsanız daha 300 senelik tarihi olmayan abd nin kovboyları aslında abd li samuraylardır*. babası eski samuray ailelerinden birinin üyesi olan yönetmen kurosawa bu filmi çekerken kovboy filmleri ile meşhur olan abdli yönetmen john ford' dan ilham aldığını hiç saklamaz.
aslında her ne kadar basit bir konu olsa da filmin işleniş şekli tüm önyargıları kırmaktadır. orjinali 3 saat 27 dakikalık bir filmden bahsediyorum. ancak öyle bir tempo ve anlatım var ki değil 3 saat 27 dakika, 7 saat olsa şahsen yine de sıkılmadan izlerdim. eşi benzeri olmayan bir akıcılık var filmde. oğlumu bu filmi seyretmeye zor ikna etmiştim. 207 dakika üstelikte siyah beyaz olan bir japon filmi olması nedeniyle ön yargılıydı ama filme başladığımız zaman film bir çırpıda bitti ve çok beğendi.
aynı zamanda gerçek anlamda kurosawa' nın samuray filmlerinin ilkidir. diğerleri yojimbo (1961) ve onun devam filmi sanjuro (1962) dur.
her kurosawa filminde olduğu gibi kostüm ve sanat yönetmenliği üst seviyededir, film 1954 de çekilmiş, 1957 yılında bu dallarda akademi ödüllerine aday olmuş ama kazanamamıştır. 1954 de çekilen filmin 1957 de akademi ödüllerinde aday gösterilmesinin sebebi ise abd de, çekildikten sonra ilk kez iki sene sonra gösterime girmiş olmasıdır. ancak abd pazarı için orjinali kısaltılmıştır*.
senaryoyuda yazan ekipte olan yönetmen kurosawa filmi en başta; bir samurayın sabah yataktan kalkması ile başlayan ve gün sonunda da kahramanın harakiri yapması ile bitecek bir şekilde tasarlamış olsa da , daha sonra köyü savunan "altı samurai" fikrine dönmüş, en sonunda yedinci samurai olarak toshiro mifune nin oynadığı kikuchiyo karakterinide filme ekleyerek takımı yediye tamamlamıştır. şimdinin süper kahraman filmlerinde "avengers, assemble" diyorlar ya gerçek manada "takım, toparlan" ilk kez bu filmde kullanılmıştır.
filmin sinema sektöründe etkileri o kadar çok olmuştur ki pek çok versiyonu ve onların devam filmi çekilmiştir. bir çok ülke, kendi sinemasında bu fimden esinlenmiştir diyebiliriz. .bu filmlerin başlıcaları;
- the magnificent seven (1960).
- the magnificent seven (2016) . yukarıdaki filmin remake dir.
- return of the seven (1966) .
- guns of the magnificent seven (1969) .
- the magnificent seven ride! (1972).
işin bokunu nasıl çıkartırız diyen hollywood durmamış, bilim kurgu olarak ;
- battle beyond the stars (1980) .
komedi olarak;
- the three amigos! (1986) .
gene bilim kurgu olarak;
- galaxy quest (1999) .
animasyon olarak;
- a bug’s life. (1998) . filmlerinide çekmiştir.
bizim yeşilçam durur mu, yılmaz güney'inde oynadığı türk filmi olan on korkusuz adam (1964). filmini çekmiştir.
bir de televizyon dizisi yapak mı demişler bunun üzerine the magnificent seven dizisi çekilmiştir.
sonuç olarak ;
amannnn çok uzun 3 saat 27 dakika dayanamam,
ıyyyy siyah beyaz fim katlanamam,
neee japon filmi mi ?
yok artık samuray mı ?
gibi filmden kendinizi soğutan önyargılarınızı kırıp seyrederseniz pişman olmayacağınız bir şaheserdir.
haa samurai felsefini anlatan en az bunun kadar iyi bir film arıyorum diyorsanız size birde orjinal adı seppuku (1962) olan şu filmi de öneririm.
--! spoiler !--
haydutların saldırdığı fakir bir köyü korumaya çalışan yedi samurayın hikayesini anlatır. köyün en yaşlısının tavsiyesi ile köylüler kendilerini savunacak samuraylar aramaktadırlar, ancak verecek doğru düzgün paraları yoktur. usta samurai kambei yi bulan köylüler önce onu ikna ederek, ustanın bulduğu altı samuray ile birlikte artık haydutlara karşı kendilerini korumayı öğreneceklerdir. filmin sonunda bu köylülerin aslında hiçte öyle gariban, sefil, beş parasız olmadıklarını, "tipik köylü kurnazlığı" ile hareket ettiklerini de anlarız. filmde her sahne özenle yaratılmış ve çekilmiştir. şu sahne gibi ikonik sahnelerin mevcut olduğu filmde zaten şu afiş filmin nasıl bir şey olduğu hakkında size fikir verebilir. "delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu" atasözününde bu filmin ana temalarından biri olduğunu, çokta spoiler vermeden belirtmekte fayda var, seyretmemişseniz fazla detay filmin tadını kaçırır, filmi seyrederseniz niye böyle yazdığımı zaten anlayacaksınız. bu arada toshiro mifune nin oynadığı aslen samurai olmayan "sahtekar" kikuchiyo karakteride filmin en dikkat çekici karakterlerindendir. spoilerda belirtme ihtiyacı duyuyorum.
--! spoiler !--
pek çok filme ilham kaynağı olmuş, sinema sanatını neredeyse her alanda etkilemeyi başarmış bir filmdir. günümüzde izlediğimiz hemen hemen her savaş filminin, her aksiyon filminin hatta o büyülenerek izlediğimiz uzun dövüş ve savaş sekansları içeren filmlerin hemen hemen hepsinde esintisi mutlaka vardır. ayrıca pek çok otorite ve sinema kuruluşunun yaptığı "en iyi yabancı dildeki film" sıralamalarında hep bir numaradadır.
alt tarafı samuray filmi, bundan ne çıkabilir ki diyebilirsiniz ancak film hiçte göründüğü gibi değildir. kurosawa pek çok kişinin hem fikir olduğu gibi tartışmasız gelmiş gelmiş en büyük yönetmenlerden biridir. her filminde olduğu gibi kameranın arkasında tam bir ustadır, lakabı "imparator" dur. bugün ayıla bayıla filmlerini seyrettiğimiz steven spielberg, george lucas, martin scorsese, brian de palma gibi yönetmenler bu adama taparlar. george lucas meşhur star wars filmi için "imparator" un orjinal adı kakushi-toride no san-akunin, daha bilinen adı ile the hidden fortress (1958) filminden ilham almıştır.
genelde, japon kovboyları olan ama aslında arkasında derin bir felsefe barındıran samurai filmleri ile ünlenen yönetmen , bu filmlerde sadece kılıç, dövüş, kan vaad etmez. aslına bakarsanız daha 300 senelik tarihi olmayan abd nin kovboyları aslında abd li samuraylardır*. babası eski samuray ailelerinden birinin üyesi olan yönetmen kurosawa bu filmi çekerken kovboy filmleri ile meşhur olan abdli yönetmen john ford' dan ilham aldığını hiç saklamaz.
aslında her ne kadar basit bir konu olsa da filmin işleniş şekli tüm önyargıları kırmaktadır. orjinali 3 saat 27 dakikalık bir filmden bahsediyorum. ancak öyle bir tempo ve anlatım var ki değil 3 saat 27 dakika, 7 saat olsa şahsen yine de sıkılmadan izlerdim. eşi benzeri olmayan bir akıcılık var filmde. oğlumu bu filmi seyretmeye zor ikna etmiştim. 207 dakika üstelikte siyah beyaz olan bir japon filmi olması nedeniyle ön yargılıydı ama filme başladığımız zaman film bir çırpıda bitti ve çok beğendi.
aynı zamanda gerçek anlamda kurosawa' nın samuray filmlerinin ilkidir. diğerleri yojimbo (1961) ve onun devam filmi sanjuro (1962) dur.
her kurosawa filminde olduğu gibi kostüm ve sanat yönetmenliği üst seviyededir, film 1954 de çekilmiş, 1957 yılında bu dallarda akademi ödüllerine aday olmuş ama kazanamamıştır. 1954 de çekilen filmin 1957 de akademi ödüllerinde aday gösterilmesinin sebebi ise abd de, çekildikten sonra ilk kez iki sene sonra gösterime girmiş olmasıdır. ancak abd pazarı için orjinali kısaltılmıştır*.
senaryoyuda yazan ekipte olan yönetmen kurosawa filmi en başta; bir samurayın sabah yataktan kalkması ile başlayan ve gün sonunda da kahramanın harakiri yapması ile bitecek bir şekilde tasarlamış olsa da , daha sonra köyü savunan "altı samurai" fikrine dönmüş, en sonunda yedinci samurai olarak toshiro mifune nin oynadığı kikuchiyo karakterinide filme ekleyerek takımı yediye tamamlamıştır. şimdinin süper kahraman filmlerinde "avengers, assemble" diyorlar ya gerçek manada "takım, toparlan" ilk kez bu filmde kullanılmıştır.
filmin sinema sektöründe etkileri o kadar çok olmuştur ki pek çok versiyonu ve onların devam filmi çekilmiştir. bir çok ülke, kendi sinemasında bu fimden esinlenmiştir diyebiliriz. .bu filmlerin başlıcaları;
- the magnificent seven (1960).
- the magnificent seven (2016) . yukarıdaki filmin remake dir.
- return of the seven (1966) .
- guns of the magnificent seven (1969) .
- the magnificent seven ride! (1972).
işin bokunu nasıl çıkartırız diyen hollywood durmamış, bilim kurgu olarak ;
- battle beyond the stars (1980) .
komedi olarak;
- the three amigos! (1986) .
gene bilim kurgu olarak;
- galaxy quest (1999) .
animasyon olarak;
- a bug’s life. (1998) . filmlerinide çekmiştir.
bizim yeşilçam durur mu, yılmaz güney'inde oynadığı türk filmi olan on korkusuz adam (1964). filmini çekmiştir.
bir de televizyon dizisi yapak mı demişler bunun üzerine the magnificent seven dizisi çekilmiştir.
sonuç olarak ;
amannnn çok uzun 3 saat 27 dakika dayanamam,
ıyyyy siyah beyaz fim katlanamam,
neee japon filmi mi ?
yok artık samuray mı ?
gibi filmden kendinizi soğutan önyargılarınızı kırıp seyrederseniz pişman olmayacağınız bir şaheserdir.
haa samurai felsefini anlatan en az bunun kadar iyi bir film arıyorum diyorsanız size birde orjinal adı seppuku (1962) olan şu filmi de öneririm.
devamını gör...
nickaltı yazılan yazarın karma puanı artıyor mu sorunsalı
küfürler 250 puan sayılıyor deli misin?
arkadaşlar şaka yaptım niye küfrediyorsunuz? *
arkadaşlar şaka yaptım niye küfrediyorsunuz? *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının vasiyetleri
cesedimi kadavra olarak bağışlıyorum.
ciddiyim gömülmek istemiyorum, zira hiç haz etmem.
bilime ve insanlığa bir faydamız olsun değil mi?
ciddiyim gömülmek istemiyorum, zira hiç haz etmem.
bilime ve insanlığa bir faydamız olsun değil mi?
devamını gör...
hayatından sürekli birilerinin eksilmesi
--- alıntı ---
anason, kokarken sofralar
yaşlandırıyor, seni aynalar
her geçen yıl, birer birer
masadan eksiliyor dostlar
--- alıntı ---
anason, kokarken sofralar
yaşlandırıyor, seni aynalar
her geçen yıl, birer birer
masadan eksiliyor dostlar
--- alıntı ---
devamını gör...
arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
arkasında büyük bir hayal kırıklığı barındıran durumdur.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
/ belki geç kaldık her şeye
ama son bir kez dinle beni
böyle bitmez
ben bize aşık oldum /
* *
ama son bir kez dinle beni
böyle bitmez
ben bize aşık oldum /
* *
devamını gör...
sözlükteki tüm inançsızları engellemek
önce ülkedeki çocuk tecavüzcülerini pedofilileri engelleyin derler adama.(bkz: ensar vakfı)
devamını gör...
the legend of korra
sevmeyeni çok olan, avatar evreninden bir başka hikaye. diziye başladığım ilk andan itibaren korra'ya karşı kendimi oldukça yakın hissettim. atla'da olduğu gibi karakter gelişimleri çok iyi. daha iyi işlenebilecek noktalar vardı, daha detaya inilebilirdi. ancak ne olursa olsun, avatar korra'nın kişiliği çok doğaldı.
aynı aang gibi hatalar yaptı, yenildi ve gelişti. yine de aang'den oldukça farklı bir karakterin bu gelişimini görmek beni mutlu etti. atla bize avatarın nasıl olması gerektiğini öğretmişti ve şahsen ben kafamda bir avatar prototipi oluşturmuştum ki korra bu prototipin tam zıttı çıktı. aang mükemmel bir keşişti. fakat korra ruhani açıdan çok zayıftı ve zamanla onun ruhani uyanışını görmek güzeldi.
dizide en mutlu olduğum nokta, atla karakterlerinin soylarının nasıl ilerlediğini görmem oldu. ayrıca ilk avatar hikayesi mükemmeldi.
ikinci sezondan itibaren korra ve asami'nin birlikte olacaklarından emindim. son sahne mutlu etti. bir çocuk dizisi olduğu hesaba katılırsa ebeveynlerin tepkilerini çekmemek için son sahnede büyülü bir öpücük göremediğimizi düşünüyorum.
aynı aang gibi hatalar yaptı, yenildi ve gelişti. yine de aang'den oldukça farklı bir karakterin bu gelişimini görmek beni mutlu etti. atla bize avatarın nasıl olması gerektiğini öğretmişti ve şahsen ben kafamda bir avatar prototipi oluşturmuştum ki korra bu prototipin tam zıttı çıktı. aang mükemmel bir keşişti. fakat korra ruhani açıdan çok zayıftı ve zamanla onun ruhani uyanışını görmek güzeldi.
dizide en mutlu olduğum nokta, atla karakterlerinin soylarının nasıl ilerlediğini görmem oldu. ayrıca ilk avatar hikayesi mükemmeldi.
ikinci sezondan itibaren korra ve asami'nin birlikte olacaklarından emindim. son sahne mutlu etti. bir çocuk dizisi olduğu hesaba katılırsa ebeveynlerin tepkilerini çekmemek için son sahnede büyülü bir öpücük göremediğimizi düşünüyorum.
devamını gör...
rütbe profil uyumu
uyum var mı yok mu buna yazarlar karar verebilir ancak. ama ben yine de uygun profil fotoğrafı ayarladım. tekrar teşekkürler...
devamını gör...
sevgilin ya da eşin tarafından aldatılsan affeder misin sorunsalı
başıma gelmeden asla yorum yapamayacağım durumdur.
devamını gör...
