altına işemek
fizyolojik ya da psikolojik nedenlerden kaynaklanabilir. nedeni araştırılıp uygun tedavi yönteminin belirlenmesi gereken önemli bir durumdur.
devamını gör...
üç kelimelik hikayeler
ölmeden önce de yaşamıyorduk.
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
salona gidince annesinden, mutfağa gidince abisinden, bahçeye çıkınca babasından, çalışma odasında ise ablasından azar işitme ihtimali yüksektir, sürekli nasihat dinlemek istemiyordur. dışarısı desen malum pandemi, anlayacağınız depresyon ile alakası yoktur...
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
gökyüzüne daha yakın olamamı sağlayacak kadar yüksek bir uçurum ve aşağısı da deniz olsa kendimi özgürlüğe çok ama çok yakın hissederim.
devamını gör...
türkiye'nin afrika'da tarım için arazi kiralaması
konya gibi tarıma elverişli ama neredeyse hiç tarım yapılmayan bereketli topraklarımız varken oldukça saçma olan eylemdir.
devamını gör...
kabul edilme ile kendin olma isteği arasında kalmak
halen bu ikisi arasında sıkışma yaşanıyorsa zaten kişi, henüz kendini tam tanımamıştır ve kendisi olmaya tam olarak hazır değildir zira kendisi olduğunda, kabul edilme isteği falan kalmaz. kişi, kendini olduğu gibi kabul ettiğinde zaten çevresindekiler ya onu olduğu gibi kabul edecek ya da hayatından çıkacaktır.. kilit nokta, kişinin kendini olduğu gibi kabul edebilmesidir.. önce gözlerini kapatıp kendine sor bakalım: "sen kendini olduğun gibi kabul edebildin mi ki insanların seni kabul etmesini bekliyorsun?"
devamını gör...
kinşasa
orta batı afrika'da bulunan, demokratik kongo cumhuriyeti'nin başkentidir.
devamını gör...
marriage story
birinin bunu söylemesi gerekiyordu, üzgünüm ama bu film 2011 de gösterime giren asghar ferhadi'nin bir ayrılık filminin başarısı görüldükten sonra hımm boşanma konusu, hemen çekelim tutuyormuş bu konu diyerekten çekilmiş bir film gibi görünüyor. en azından bana öyle göründü.
bir ayrılık filmi iran toplumuna boşanma ekseninde bir yakın bakış sunuyor. marriage story amerikanvari bir boşanmaya ışık tutuyor.
filmi beğendim, ancak çok film izleyen biri olarak söyleyebilirim ki eğer bir filmde bir sahne çok fazla ön plana çıkıyorsa filmin diğer kısımlarını gözden uzak tutmak için yapılıyordur. bahsi geçen sahne elbette muazzam, tabi bu muaazzamlık oyuncuların inanılmaz oyunculuk yeteneğinin de bir göstergesi. ancak sahne ile ilgili bazı söylentiler dolaşıyor ki benim savımı destekler nitelikte. yönetmenin bu sahnede oyunculara doğaçlama hakkı tanımadığı ve tamamen istediği doğrultuda gelişen bir sahne olduğu yönünde söylentiler dolaşıyor.
peki neden böyle yapmış olabilir. işte tam da dediğim durumdan dolayı. bu sahneyi filmin makyajı olarak kullandıkları için vurucu olmalıydı. başarılı da oldular. sahne filmi güzel gösterdi. ancak film bitip te makyaj silinince aklıma şu soru geliyor bu film ne anlatıyor? tamam evet görünürde boşanma ama film boşanmaya nasıl bir bakış açıcı sunuyor?
tabi ki böyle yapmalarının sebebi netflix'in sinema sektörüne gözünü dikmesinden kaynaklanıyor. filmin en vurucu sahnesinde devleşen scarlett johansson lucy filmindeki berbat izlenimlerini de silmiş oldu.
zaten adam driver'a paterson filminden beri hastaydım marriage storydeki bahsi geçen sahne ile hayranlığımı katladı.
bir ayrılık filmi iran toplumuna boşanma ekseninde bir yakın bakış sunuyor. marriage story amerikanvari bir boşanmaya ışık tutuyor.
filmi beğendim, ancak çok film izleyen biri olarak söyleyebilirim ki eğer bir filmde bir sahne çok fazla ön plana çıkıyorsa filmin diğer kısımlarını gözden uzak tutmak için yapılıyordur. bahsi geçen sahne elbette muazzam, tabi bu muaazzamlık oyuncuların inanılmaz oyunculuk yeteneğinin de bir göstergesi. ancak sahne ile ilgili bazı söylentiler dolaşıyor ki benim savımı destekler nitelikte. yönetmenin bu sahnede oyunculara doğaçlama hakkı tanımadığı ve tamamen istediği doğrultuda gelişen bir sahne olduğu yönünde söylentiler dolaşıyor.
peki neden böyle yapmış olabilir. işte tam da dediğim durumdan dolayı. bu sahneyi filmin makyajı olarak kullandıkları için vurucu olmalıydı. başarılı da oldular. sahne filmi güzel gösterdi. ancak film bitip te makyaj silinince aklıma şu soru geliyor bu film ne anlatıyor? tamam evet görünürde boşanma ama film boşanmaya nasıl bir bakış açıcı sunuyor?
tabi ki böyle yapmalarının sebebi netflix'in sinema sektörüne gözünü dikmesinden kaynaklanıyor. filmin en vurucu sahnesinde devleşen scarlett johansson lucy filmindeki berbat izlenimlerini de silmiş oldu.
zaten adam driver'a paterson filminden beri hastaydım marriage storydeki bahsi geçen sahne ile hayranlığımı katladı.
devamını gör...
sahibinin güzel olduğu hissi veren kadın isimleri
eylül. adı değil nicki de olsa olur.
devamını gör...
dondurmada en iyi ikili
vişne-limon demeye gelmiştim biri benden önce yazmış.
devamını gör...
ataerkil sisteme tapılmasının nedeni
affınıza sığınarak belki onlarca saat anlattığım, üzerine yüzlerce sayfa okuduğum ve mütemadiyen yazdığım bir konu olan patriyarka ve kapitalizm ilişkisi üzerine elimden geldiğince kısa tutarak bu başlığa bir izah getirmek istiyorum.
patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.
patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.
patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.
işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.
peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.
erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.
peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)
velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.
dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.
patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.
patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.
işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.
peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.
erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.
peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)
velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.
dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
devamını gör...
cemil kavukçu
günlük, sıradan, muhtemelen hayat boyu hatırlan(a)mayacak olan yaşanmışlıkların ne kadar özel ve eşsiz olduğunun altını çizen yazar.
devamını gör...
ucemak
kendine has bir tanım şekli vardır. sözlüğün tadı, tuzu neşesidir. iyi ki vardır.
tanım: ucemak için girdiğimiz nickaltı yazısıdır.
tanım: ucemak için girdiğimiz nickaltı yazısıdır.
devamını gör...
o tarz mı
yıllardır can bonomo, bengi apak, ismail türküsev ve can temiz tarafından hazırlanıp sunulan, dinlerken kahkahalarla güldüren ve insanın gözlerinden yaşlar getirdiğinden dolayı açık alanda kulaklıkla dinlenmemesi gereken şahane ötesi bir podcasttir.
(bkz: şefiiiiim)
(bkz: dizimi aç)
(bkz: nayn annem)
(bkz: şefiiiiim)
(bkz: dizimi aç)
(bkz: nayn annem)
devamını gör...
evliliğin cinselliği azaltması
bu karşılıklı çekim ve hayat şartları ile alakalı olan bir durum.
12 saat fabrikada çalışan birini baz alalım, sabah 6 da uyanıyor ve eve geri gelmesi akşam 21:00.
aradan geçmiş 15 koca saat, zaten adamın temelini sevmişler afedersin, nasıl sevişecek bu adam?
uyuyakalır la yaparken.*
12 saat fabrikada çalışan birini baz alalım, sabah 6 da uyanıyor ve eve geri gelmesi akşam 21:00.
aradan geçmiş 15 koca saat, zaten adamın temelini sevmişler afedersin, nasıl sevişecek bu adam?
uyuyakalır la yaparken.*
devamını gör...
nefertiti
doğduğun ev kaderindir dizisindeki sultan bakkal sayesinde nefretiti nefretiti diyerek dilime dolanan mısır kraliyet ailesinden dişi bir birey.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
saruman
isengard'ın ulu kurucusu, yüce büyücü. ak eliyle dünyayı daha güzel bir yere getirmeye çalışırken hokkabazlar tarafından haince öldürülen gerçek maia.
isengard evimiz, saruman babamız.
isengard evimiz, saruman babamız.
devamını gör...



