the amazing world of gumball
gumball, cartoon network televizyon kanalında yayınlanmış; gumball adında bir ortaokul öğrencisi ve kardeşi darwin'i konu edinen çizgi dizidir. esprilerinin bazen çocuklar için değil bizler için yazıldığı hissine kapıldığım, mizahi öğeleri yüksek yapımdır.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
''yapraksız kaldın diye gövdeni kesme, bu işin baharı var''
(bkz: mevlana)
(bkz: mevlana)
devamını gör...
spermiogram testi
testi yapan personel için diğer tanı testlerinden daha ayrı bir yeri olandır.
zamanında spermiyogram yapmış bir stajyer olarak ben de tecrübelerimi paylaşayım ki tam olsun.
öncelikle gelen materyali 37 santigradlik etüv dediğimiz bir aletin içine koyuyoruz. etüv, böyle yarım buzdolabı büyüklüğünde birşey. aman niye uğraşıyorum, aha şöyle bişey.
1-2 saat bekletiyoruz ki içinde bulunduğu semen iyice akışkan hale gelsin, sıvılaşsın falan. süre dolduktan sonra şırıngayla çekiyoruz, kontrol ediyoruz iyice sıvılaşmış mı diye. şırınganın iğnesinde garip bir aparat var, onu bulamadım şimdi.
şöyle tarif edeyim orasını. hani iğneyi şırıngaya oturttuğunuz yeşil başlık kısmı var ya, o kısmının bir yüzü düz. sanırım analizi yapacak cihazdaki yuva o şekilde ki, ona göre yapılmış. üzerinden 10 sene geçti, tam hatırlamıyorum *. cihaz dediğim de tüplü bilgisayar monitöründen daha küçük, üzerinde ufakça bir ekran olan birşey. mililitredeki sperm sayısı, vizkozitesi (akışkanlığı), canlı/ölü oranını falan veriyor. ekranda da güzel güzel görüyorsunuz oynayan spermleri.
tabi bazen hoş sonuçlanmıyor bu test. kamyoncu gibi iri yarı, beyaz atletli pos bıyıklı bir abi geldi bir gün. utana sıkıla verdi numuneyi. ulan 3 kere baktık, spermler gram hareket etmiyor. adam kısır yani. bana "sen söyle kindred" diyecekler diye çok korktum, neyse ki bana vermediler o görevi *. bu da böyle bir anımdır.
zamanında spermiyogram yapmış bir stajyer olarak ben de tecrübelerimi paylaşayım ki tam olsun.
öncelikle gelen materyali 37 santigradlik etüv dediğimiz bir aletin içine koyuyoruz. etüv, böyle yarım buzdolabı büyüklüğünde birşey. aman niye uğraşıyorum, aha şöyle bişey.

1-2 saat bekletiyoruz ki içinde bulunduğu semen iyice akışkan hale gelsin, sıvılaşsın falan. süre dolduktan sonra şırıngayla çekiyoruz, kontrol ediyoruz iyice sıvılaşmış mı diye. şırınganın iğnesinde garip bir aparat var, onu bulamadım şimdi.
şöyle tarif edeyim orasını. hani iğneyi şırıngaya oturttuğunuz yeşil başlık kısmı var ya, o kısmının bir yüzü düz. sanırım analizi yapacak cihazdaki yuva o şekilde ki, ona göre yapılmış. üzerinden 10 sene geçti, tam hatırlamıyorum *. cihaz dediğim de tüplü bilgisayar monitöründen daha küçük, üzerinde ufakça bir ekran olan birşey. mililitredeki sperm sayısı, vizkozitesi (akışkanlığı), canlı/ölü oranını falan veriyor. ekranda da güzel güzel görüyorsunuz oynayan spermleri.
tabi bazen hoş sonuçlanmıyor bu test. kamyoncu gibi iri yarı, beyaz atletli pos bıyıklı bir abi geldi bir gün. utana sıkıla verdi numuneyi. ulan 3 kere baktık, spermler gram hareket etmiyor. adam kısır yani. bana "sen söyle kindred" diyecekler diye çok korktum, neyse ki bana vermediler o görevi *. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...
midlake
sade ve sadece mekaniklikten, yapay ve tutsak olandan, çizgileri kalınlardan, yerinden oynatılamayacak kadar büyük ağırlıklardan uzakta durmanın müziğini yapan grup.
sinestezi böyle bir şey olsa gerek; şarkıları ağaç ve deniz kokuyor.
sinestezi böyle bir şey olsa gerek; şarkıları ağaç ve deniz kokuyor.
devamını gör...
seslikitaparsivi
sevgili yazar @mahlassızım’ın değerli tanımı sayesinde haberdar olduğum sesli kitap okuma sitesi. bu vesile ile de ilk sesli kitap okuma girişimimi gerçekleştirmiş bulunuyorum. böyle okuyana fayda kazandıracak tanımları görmek ve kendimize bir tık daha ekleyebilmek çok güzel.
ücretsiz olması ise bonusu.
www.seslikitaparsivi.com/
ücretsiz olması ise bonusu.
www.seslikitaparsivi.com/
devamını gör...
çağımızın hastalığı
dinlememek. inanın dinlememek. anlamamayı geçtim artık. sevmediği birini görünce televizyonda insanlar bağırarak sövmeye başlıyor. kavga ederken bağırarak konuşuyorlar. bunlar hep dinlememek için. çünkü karşılarındaki onları aşağılamıyor. çocukluğundan beri aşağılanıp söz hakkı vermeden kızılmasına maruz kaldıkları için dinlemeyi bilmiyorlar. birin dinlemeleri için karşıdakinin sesi çok gür ve onu aşağılıyor olması gerek. yoksa dinleyemiyor.
devamını gör...
fiziksel zulmün erotik cazibesi
susan sontag’ın radikal irade üslupları isimli dolu dolu deneme kitabının pornografik hayal gücü isimli denemesinde geçen bir tanımlamadır.
fiziksel şiddetin ayartıcı bir etkisi olduğunu söyler susan sontag bu denemesinde ve iğrenç ve tiksindirici şeylerde de aynı cazibenin söz konusu olabileceğini de ekler.
fiziksel zulmün erotik cazibesi elbette ki en sistematik halini marquis de sade metinlerinde bulmuştur. maruquiz de sade’nin etkisi altında yazılmış olan histoire d’o isimli kitabın filmini izlediğimde bunu net olarak görmüştüm aslında.
filmde o kendi kişisel kıyametine giden yolda sınırsız bir cinsel özgürlük ile ilerler ve her sahnede cinsellik geleneksel kalıpları aşarken bir sahnede tamamen aydınlanmaya neden olan bir sahne vardır.
diz çökerek ellerini yere koymuş bir vaziyette duran iki kadın görürüz sahnede. bellerinden itibaren örtülen bir perde kadınların sadece üst bedenlerini görmemize olanak verir.
perdenin arkasında iki adam vardır. biri elinde kırbaçla kadınlardan birini kırbaçlarken diğeri ise diğer kadınla anal yoldan bir ilişki halindedir.
bu aslında pornografik bir sahneden daha fazlasıdır. bu bir deneydir. bu sahneyi kurgulayan kişi izleyiciden hangi kadının kırbaçlandığını hangi kadının cinsel ilişki halinde olduğunu sadece çıkardıkları seslerden ve yüz ifadelerinden anlamasını ister. ancak sahneye göre bu mümkün değildir. çünkü fiziksel zulüm ve cinsel ilişki anında verilen tepkiler ayırt edilemezdir.

bu sahne ile susan sontag’ın cümlesi bence tam anlamıyla örtüşmektedir. engin sinema bilgimle bu konuya da açıklık getirdiğime göre şimdi kendi elimi çimdikleyerek bir deney yapmak üzere uzaklaşıyorum.
fiziksel şiddetin ayartıcı bir etkisi olduğunu söyler susan sontag bu denemesinde ve iğrenç ve tiksindirici şeylerde de aynı cazibenin söz konusu olabileceğini de ekler.
fiziksel zulmün erotik cazibesi elbette ki en sistematik halini marquis de sade metinlerinde bulmuştur. maruquiz de sade’nin etkisi altında yazılmış olan histoire d’o isimli kitabın filmini izlediğimde bunu net olarak görmüştüm aslında.
filmde o kendi kişisel kıyametine giden yolda sınırsız bir cinsel özgürlük ile ilerler ve her sahnede cinsellik geleneksel kalıpları aşarken bir sahnede tamamen aydınlanmaya neden olan bir sahne vardır.
diz çökerek ellerini yere koymuş bir vaziyette duran iki kadın görürüz sahnede. bellerinden itibaren örtülen bir perde kadınların sadece üst bedenlerini görmemize olanak verir.
perdenin arkasında iki adam vardır. biri elinde kırbaçla kadınlardan birini kırbaçlarken diğeri ise diğer kadınla anal yoldan bir ilişki halindedir.
bu aslında pornografik bir sahneden daha fazlasıdır. bu bir deneydir. bu sahneyi kurgulayan kişi izleyiciden hangi kadının kırbaçlandığını hangi kadının cinsel ilişki halinde olduğunu sadece çıkardıkları seslerden ve yüz ifadelerinden anlamasını ister. ancak sahneye göre bu mümkün değildir. çünkü fiziksel zulüm ve cinsel ilişki anında verilen tepkiler ayırt edilemezdir.

bu sahne ile susan sontag’ın cümlesi bence tam anlamıyla örtüşmektedir. engin sinema bilgimle bu konuya da açıklık getirdiğime göre şimdi kendi elimi çimdikleyerek bir deney yapmak üzere uzaklaşıyorum.
devamını gör...
psg (yazar)
an itibariyle aramızdan sonsuzluğa uğurlanmış yazar.
devamını gör...
josef stalin
rusya’nın hitler’i (bkz: adolf hitler)
devamını gör...
berat albayrak’ın muhteşem ve kuvvetli dönüşüne hazır olun
bunu olur olmadık yerde söylemeyin b denince dolara bir haller oluyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
bir kunduzun hayali ne olabilirki acep? uçmak aklınıza bile gelmez herhalde. işiniz gücünüz odun kemirmek olsun anam, çalışta çalış, çalışta çalış. nereye kadar? bende hayalperest bir kunduzum işte. uçmak nasıl birşey merak ediyorum.
dolayısıyla bu aralar ejderhalara acayip sarmış durumdayım.
buyurunuz efendim, çizdiğim diğer ejderha figürleri.



dolayısıyla bu aralar ejderhalara acayip sarmış durumdayım.
buyurunuz efendim, çizdiğim diğer ejderha figürleri.



devamını gör...
tüh bu başlık da tutmadı
sürekli yaşadığım ve galiba yaşayacağım durumdur. içimde kalan iki şey var. biri tutan başlık açmak diğeri tutan tweet atmak. ayrıca tutan bazı başlıklara bakınca bu işin bir matematiğinin olmadığını eş dost yardımıyla bu işin kotarıldığını düşünüp teselli bulduğum durumdur.
devamını gör...
günün karikatürü
görünce kendisi aklıma geldiği için bugünün karikatürünü sevgili ateist kaplumbağa'ya ithaf etmek istiyorum.*
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
az önce dışarıda yürürken, kulübümün vermiş olduğu görev, hunim tarafından bana tevdi edildi.
görevim icabı, uçurucu hunim sayesinde birden havalanmaya başladım.
sonra bir ses duydum. anlayabildim o sesi, üstün telepati yeteneğim sayesinde.
bu ses beni yukarılara çağırıyordu. yükseldim yükseldim. uzayın derinliklerinde, yine üstün telepati yeteneğim sayesinde bir uzaylı ile tanıştım.
sevgili kulübümün bana vermiş olduğu yetkiyle anlat dedim uzaylıya.
o da anlattı efendim.
neler söylemiş hep beraber dinleyelim.
buradan
görevim icabı, uçurucu hunim sayesinde birden havalanmaya başladım.
sonra bir ses duydum. anlayabildim o sesi, üstün telepati yeteneğim sayesinde.
bu ses beni yukarılara çağırıyordu. yükseldim yükseldim. uzayın derinliklerinde, yine üstün telepati yeteneğim sayesinde bir uzaylı ile tanıştım.
sevgili kulübümün bana vermiş olduğu yetkiyle anlat dedim uzaylıya.
o da anlattı efendim.
neler söylemiş hep beraber dinleyelim.
buradan
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
nerdeyse okuduğum her tanımı beğendiğim den sen hayırdır diye yandı bir kaç kere.
devamını gör...
napıyorsun deyince belgesel izliyorum diyen arkadaş
babamdır, akşama kadar belgesel izler. favorisi kedi belgeselleri
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
bu sene biraz buruk olsa da içindeki çocuğu öldürmemiş herkesin ve tüm çocuklarımızın bayramıdır. kutlu olsun!
devamını gör...
pentagram
dolaylı yoldan (bkz: rimbaud) sayesinde keşfettiğim müzik grubudur. ilk "anatolia" şarkısı ile keşfettim onlari, daha sonra da bağımlısı oldum. dinleyin,dinletin dostlar.
devamını gör...
sevgi eksikliği
kimse kendinde olduğuna inanmaz bi sekilde kapattıklarını düşünürler.
babasız veya annesiz ki iyi ihtimalle boşanmış dahi olsalar yaşadıklarıi bu eksikliği azıcık gözlemle fark edebilirsiniz.
her turlu aile sevgisi alan insanlar icinse genelde sevgililik vs gibi olaylardan eksiklik hissedebilir bu eksiklik karşi tarafta asabiyet, kendini değersiz görme, fiziksel eksiklik gibi ortaya çıkar.
bunların yanında sevip söyleyemeyen, tripler atarak hayati zehredenler var ama onlar başka inceleme konusu ki umarım onları uzaylılar kaçırıp inceler.
babasız veya annesiz ki iyi ihtimalle boşanmış dahi olsalar yaşadıklarıi bu eksikliği azıcık gözlemle fark edebilirsiniz.
her turlu aile sevgisi alan insanlar icinse genelde sevgililik vs gibi olaylardan eksiklik hissedebilir bu eksiklik karşi tarafta asabiyet, kendini değersiz görme, fiziksel eksiklik gibi ortaya çıkar.
bunların yanında sevip söyleyemeyen, tripler atarak hayati zehredenler var ama onlar başka inceleme konusu ki umarım onları uzaylılar kaçırıp inceler.
devamını gör...
