seni halk adına ölüme mahkum ediyorum
mitka grıbçeva'nın savaşta ölen arkadaşlarının anısına yazmış olduğu kitabın adıdır.
bir partizanın gözünden faşizme karşı verilmiş mücadelenin kanlı canlı tanığı oluyorsunuz. mücadele nedir, ne değildir? sorusunun yanıtını bu kitapta rahatça bulabilirsiniz. ha cevap hoşunuza gider ya da gitmez, ben o kısmına karışmam. zaten 7. bölüme kadar gelmişseniz ve devam edebilecek coşku ya da okuma isteği içinizde yoksa, kitabı hafifçe kapatıp, uygun bir yere bırakınız. tabi kitap bıraktığınız yerde kalmasın zira kitabı okuyabilecek ve bu kitaptan bir şeyler çıkarabilecek insanlar elbette vardır/olacaktır. elden ele dolaştırıverin bir zahmet. okuyamamış olsanız da çorbada tuzunuz bulunsun. bulunmasa da olur, bilemedim şimdi.
bende kitabın 1976 ve 1978 yılı basımları var. kitabı haşmet matbaasında dizip basmışlar. yeni basımlarına da biraz göz gezdirmişliğim oldu. lakin yeni çevirilerden aynı tadı alamadım. belki kusur bendedir ya da çeviriler cidden kötüdür o konuda da kesin bir şey söyleyemeyeceğim. ben şerhimi düşmüş olayımda sıkıntı çıkmasın kafası ile hareket edeyim, eşeği sağlam kazığa bağlayayım. eşek aşırı inatçıysa da benim yapabileceğim bir şey yok. neticede kazık sağlam, ondan eminim.
bak konu yine dağıldı. hep böyle oluyor. durağanlık kötü şey zaten sürekli evrilmek falan lazım. kitapta biraz bundan bahsediyor. bir kibritte sen çak olayı gibi düşünün. zaten kibriti çakmaya üşenenler için çakmak var, o olmadı pürmüz var. ya da her zaman yaptıkları gibi hazır yemek söylesinler. ama kitabı bıraktıkları yeri sakın unutmasınlar, söylediğim gibi birine lazım olur. okumakta bir mücadele biçimidir falan filan fişman...
ben kestirmeden arka kapağı iliştireyim şuraya zira bu başlık iyi yerlere gitmiyor *
1940'larda faşizm bütün ağırlığıyla ülkeye yerleşmiştir. yöneticiler bir yandan yabancılarla, nazilerle işbirliği yapmakta, öte yandan kendi halkının gün geçtikçe daha kötü koşullarda yaşamasını sağlamaktadır.
bu romanın yazarı mitka grıbçeva, o yılların bulgaristan'ının en önde gelen partizanlarından birisidir. faşizmin en karanlık günlerinde, çeşitli kademelerden geçerek bir partizan müfrezesine girer. artık ognyana'dır adı... ognyana ve partizan arkadaşları faşizmle savaşmaya başlarlar. ve bu savaş, faşizmin kesin yenilgisine kadar sürer...
habora kitapevi yayınları /1978
bir partizanın gözünden faşizme karşı verilmiş mücadelenin kanlı canlı tanığı oluyorsunuz. mücadele nedir, ne değildir? sorusunun yanıtını bu kitapta rahatça bulabilirsiniz. ha cevap hoşunuza gider ya da gitmez, ben o kısmına karışmam. zaten 7. bölüme kadar gelmişseniz ve devam edebilecek coşku ya da okuma isteği içinizde yoksa, kitabı hafifçe kapatıp, uygun bir yere bırakınız. tabi kitap bıraktığınız yerde kalmasın zira kitabı okuyabilecek ve bu kitaptan bir şeyler çıkarabilecek insanlar elbette vardır/olacaktır. elden ele dolaştırıverin bir zahmet. okuyamamış olsanız da çorbada tuzunuz bulunsun. bulunmasa da olur, bilemedim şimdi.
bende kitabın 1976 ve 1978 yılı basımları var. kitabı haşmet matbaasında dizip basmışlar. yeni basımlarına da biraz göz gezdirmişliğim oldu. lakin yeni çevirilerden aynı tadı alamadım. belki kusur bendedir ya da çeviriler cidden kötüdür o konuda da kesin bir şey söyleyemeyeceğim. ben şerhimi düşmüş olayımda sıkıntı çıkmasın kafası ile hareket edeyim, eşeği sağlam kazığa bağlayayım. eşek aşırı inatçıysa da benim yapabileceğim bir şey yok. neticede kazık sağlam, ondan eminim.
bak konu yine dağıldı. hep böyle oluyor. durağanlık kötü şey zaten sürekli evrilmek falan lazım. kitapta biraz bundan bahsediyor. bir kibritte sen çak olayı gibi düşünün. zaten kibriti çakmaya üşenenler için çakmak var, o olmadı pürmüz var. ya da her zaman yaptıkları gibi hazır yemek söylesinler. ama kitabı bıraktıkları yeri sakın unutmasınlar, söylediğim gibi birine lazım olur. okumakta bir mücadele biçimidir falan filan fişman...
ben kestirmeden arka kapağı iliştireyim şuraya zira bu başlık iyi yerlere gitmiyor *
1940'larda faşizm bütün ağırlığıyla ülkeye yerleşmiştir. yöneticiler bir yandan yabancılarla, nazilerle işbirliği yapmakta, öte yandan kendi halkının gün geçtikçe daha kötü koşullarda yaşamasını sağlamaktadır.
bu romanın yazarı mitka grıbçeva, o yılların bulgaristan'ının en önde gelen partizanlarından birisidir. faşizmin en karanlık günlerinde, çeşitli kademelerden geçerek bir partizan müfrezesine girer. artık ognyana'dır adı... ognyana ve partizan arkadaşları faşizmle savaşmaya başlarlar. ve bu savaş, faşizmin kesin yenilgisine kadar sürer...
habora kitapevi yayınları /1978
devamını gör...
bağırarak konuşan insan
bir süre sonra dayanamayıp ortamı değiştirme ihtiyacı duyabildiğim insan türü. duyma problemi olanlar için tamam sorun yok ama ısrarla yüksek sesle konuşmaya devam edenleri anlayamıyorum. sakin sakin konuşalım güzel kardeşim niye karşında sağır varmış gibi bağırıyorsun.
devamını gör...
insanı strese sokan mesajlar
bir şey sorucağım mesajı. korkunç.
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
hala şiir okuyan insanlar veya yüreği hassas olanlar. empati kurabilenler de olabilir. ki zaten şiir okuyan insanda nicesi bulunur.
devamını gör...
komilik yaptığı para ile aldığı bilgisayarı annesi işsiz kalınca iade etmek zorunda kalan kişi
ahh be hayat, dedirten durumdur. söylenecek çok söz, üzülünülecek çok yaşam vardır.
yaradılış gereği biraz hassas olduğum için uzun zamandır haberleri izlemiyorum, okumuyorum. çaresiz hissetmekten bıktım. empati duygusunu kapatamayınca haberdar olma durumunu kapattım ben de. yakın çevremdekiler bile çokça canımı yakıyor. ama en azından onlar için küçük de olsa bir şeyler yapılabiliyor. ne kadar gömsem kafamı kuma bir şekilde ulaşıyor insanların trajedileri. bir çare olsa, bir sihir, en azından çocuklar mutlu olsa.
yaradılış gereği biraz hassas olduğum için uzun zamandır haberleri izlemiyorum, okumuyorum. çaresiz hissetmekten bıktım. empati duygusunu kapatamayınca haberdar olma durumunu kapattım ben de. yakın çevremdekiler bile çokça canımı yakıyor. ama en azından onlar için küçük de olsa bir şeyler yapılabiliyor. ne kadar gömsem kafamı kuma bir şekilde ulaşıyor insanların trajedileri. bir çare olsa, bir sihir, en azından çocuklar mutlu olsa.
devamını gör...
normal sözlük'ten biriyle evlenmek
vakti evvelinde ekşi sözlük ve inci sözlük gibi popülaritesi olmayan genelde günde 40 50 kişinin aktif olduğu bir sözlükte yazardım.
birisiyle yakınlık kurmaya başladık ettik, düşünce yapımız, görüşlerimiz, hobilerimiz uyuyor diye. neyse bir baktık yaşadığımız şehir, hatta ilçe bile aynı. 20 milyonluk kentte büyük şans.
gel zaman git zaman kendileri kanser olduğunu, benimle bir daha konuşmak ve görüşmek istemediğini söyledi. her yerden engelledi vs. ne kadar direttiysem de kabul etmedi. sadece yakın zamanda bana haber vereceğini söyledi.
neyse evini de bilemediğim için gidemedim tabi. koca ilçede de bulamazdım.
aradan 2 buçuk sene geçti. ve bu popülaritesi olan sözlüklerden birinde kendisinin yazmaya devam ettiğini gördüm. yani sonuç game over.
birisiyle yakınlık kurmaya başladık ettik, düşünce yapımız, görüşlerimiz, hobilerimiz uyuyor diye. neyse bir baktık yaşadığımız şehir, hatta ilçe bile aynı. 20 milyonluk kentte büyük şans.
gel zaman git zaman kendileri kanser olduğunu, benimle bir daha konuşmak ve görüşmek istemediğini söyledi. her yerden engelledi vs. ne kadar direttiysem de kabul etmedi. sadece yakın zamanda bana haber vereceğini söyledi.
neyse evini de bilemediğim için gidemedim tabi. koca ilçede de bulamazdım.
aradan 2 buçuk sene geçti. ve bu popülaritesi olan sözlüklerden birinde kendisinin yazmaya devam ettiğini gördüm. yani sonuç game over.
devamını gör...
almanya'da evsizler için kurulan uyku kapsülleri
bizim binanın bakır topraklaması çalındı.
bunu düşünemiyorum.
bu ülkede bunun içine sicmazlarsa insan değilim.
bunu düşünemiyorum.
bu ülkede bunun içine sicmazlarsa insan değilim.
devamını gör...
fetüs
özellikle anne adaylarının sıklıkla işittiği tıbbi bir terim. bebeğin anne karnındaki gelişim aşamalarından biri.
üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadar olan süre içinde ana rahmindeki canlıya verilen isimdir.
üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadar olan süre içinde ana rahmindeki canlıya verilen isimdir.
devamını gör...
sözlük mağazası'ndaki takipçileri gör özelliği
özelliğe sahip olmanız durumunda takipçilerinize şu şekilde ulaşabilirsiniz...
sağ üst köşedeki uçak ikonu -> profilim -> bana özel -> takip.
takip sayfasında sizin takip ettiğiniz ve sizi takip eden yazarlar yer almaktadır.
edit: az evvel sözlükteki sıkıntı hali anlaşıldı, iko güncelleme getiriyormuş meğerse. evet efeem hızına yetişemediğimiz sözlüğümüzün son güncellemesi ile durum daha da kolaylaştı. şöyle kii...
sağ üst köşedeki uçak ikonu -> profilim -> bana özel -> takip.
takip sayfasında sizin takip ettiğiniz ve sizi takip eden yazarlar yer almaktadır.
edit: az evvel sözlükteki sıkıntı hali anlaşıldı, iko güncelleme getiriyormuş meğerse. evet efeem hızına yetişemediğimiz sözlüğümüzün son güncellemesi ile durum daha da kolaylaştı. şöyle kii...
devamını gör...
the game
yönetmenliğini david fincher'ın yaptığı başrolünde micheal douglas'ın olduğu 1997 yapımı filmdir. gerilim/gizem türündeki filmlerin içinde en başarılılarından biri.
kardeşinin aldığı doğum günü hediyesiyle hayatı değişen bir iş adamını anlatıyor. baştan sona nabzınızın hiç azalmadığı sürprizlerle dolu bir film. tavsiye edilir.
kardeşinin aldığı doğum günü hediyesiyle hayatı değişen bir iş adamını anlatıyor. baştan sona nabzınızın hiç azalmadığı sürprizlerle dolu bir film. tavsiye edilir.
devamını gör...
kendi işini kendi halleden insan
benim bu, kimseden yardım isteyip minnet etmem, kimse de yarın bir gün karşıma çıkıp ama ben sana bunu yaptım şunu ettim diye hesap soramaz, var mı bundan daha iyi kafa rahatlığı.
devamını gör...
en kullanıcı dostu meyve
incir ve zeytindir,
öyle ki bu iki meyve bir yönüyle insanlığı ayakta tutmuştur. hem çok besleyici hemde saklanabilir olmasından dolayı.
iç anadolu'da nasıl buğday yoksa bir nevi hayat yoksa akdenizde'de zeytin yoksa bir nevi hayat yok demektir.
incir ise her yendiğinde içindeki yüzlerce çekirdek insanı hayrete düşürür, ormanlarda tek bir incir ağacı meyve verdiği dönemde onlarca hayvana yemek kapısı olur, ve hatta incir adına kuran-ı kerim'de sure bile vardır ve şöyle başlar;
andolsun; incire ve zeytine,
tîn suresi 1. ayet
öyle ki bu iki meyve bir yönüyle insanlığı ayakta tutmuştur. hem çok besleyici hemde saklanabilir olmasından dolayı.
iç anadolu'da nasıl buğday yoksa bir nevi hayat yoksa akdenizde'de zeytin yoksa bir nevi hayat yok demektir.
incir ise her yendiğinde içindeki yüzlerce çekirdek insanı hayrete düşürür, ormanlarda tek bir incir ağacı meyve verdiği dönemde onlarca hayvana yemek kapısı olur, ve hatta incir adına kuran-ı kerim'de sure bile vardır ve şöyle başlar;
andolsun; incire ve zeytine,
tîn suresi 1. ayet
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir gece yarısı
gündüz kendini saklayan çocuk
çıktı dışarı.
bir parka gitti ve salıncakların yanına geldi.
gökyüzüne baktı, gökyüzü çıplaktı.
bulutsuz ve yıldızlar görünüyordu.
bir hayli memnun oldu.
oturdu salıncağa,
yere sürttü ayaklarını ve ittirdi kendini.
geriye doğru salındı, biraz da hızlandı.
gözleri kapalı ve başı göğe dönük vaziyetteydi.
sonra gözlerini açtı. yıldızlar hemen üzerindeydi
biraz daha yükseğe çıksa sanki yetişecekti.
sallandı, sallandı, sallandı.
anın büyüsüne kapılıp hayallere daldı.
gündüz kendini saklayan çocuk
çıktı dışarı.
bir parka gitti ve salıncakların yanına geldi.
gökyüzüne baktı, gökyüzü çıplaktı.
bulutsuz ve yıldızlar görünüyordu.
bir hayli memnun oldu.
oturdu salıncağa,
yere sürttü ayaklarını ve ittirdi kendini.
geriye doğru salındı, biraz da hızlandı.
gözleri kapalı ve başı göğe dönük vaziyetteydi.
sonra gözlerini açtı. yıldızlar hemen üzerindeydi
biraz daha yükseğe çıksa sanki yetişecekti.
sallandı, sallandı, sallandı.
anın büyüsüne kapılıp hayallere daldı.
devamını gör...
the matrix
çekildiği tarihte anlaşılamayan hatta günümüzde bile tamamen anlamanın mümkün olmadığı harika bir film.
tekrar etmiş gibi olacağım ama ben de çıtayı çoook yükselttiklerini bilim-kurgu türünde daha iyisinin çıkmasının çok zor olduğunu düşünüyorum.
sanki günümüz çağının ilerde evrileceği formu gösteriyor gibi. gittikçe artan robotlaşma ve yapay zeka ile bir süre sonra yapay zeka ve türevleri arasında insanın azınlık kalıp yapay zeka tarafından yok edilmeye çalışılacağını anlatıyor gibi.
bir diğer ben de canlanan his ise bilmiyorum alanımdan dolayımı ama sanki şuan o geminin içindeki küçük ekip insan vücudundaki bir yabancı etken ve o etkene saldıran yapılar bağışıklık hücresi gibi.
yani içimizde olan zehir her ne ise bu yapay zeka,sosyal medya,teknoloji bunun zararlı olduğu ve bunu vücudun uzaklaştırmaya çalıştığı ancak bunu uzaklaştırmanın zihini boşaltmakla mümkün olabileceği de düşüncelerim arasında yer alıyor.
zaten insanların bu dünya için virüs olduğu da film içerisinde geçiyor. şuan insanlık olarak bizlerin dünyaya verdiği zararları düşündüğümüzde bu da sanki çok yanlış değil gibi duruyor.
ileride birkez daha izleyip sonra bu yazımı okuyup düşüncelerimde ne gibi değişiklikler olacağını merak ediyorum.
tekrar etmiş gibi olacağım ama ben de çıtayı çoook yükselttiklerini bilim-kurgu türünde daha iyisinin çıkmasının çok zor olduğunu düşünüyorum.
sanki günümüz çağının ilerde evrileceği formu gösteriyor gibi. gittikçe artan robotlaşma ve yapay zeka ile bir süre sonra yapay zeka ve türevleri arasında insanın azınlık kalıp yapay zeka tarafından yok edilmeye çalışılacağını anlatıyor gibi.
bir diğer ben de canlanan his ise bilmiyorum alanımdan dolayımı ama sanki şuan o geminin içindeki küçük ekip insan vücudundaki bir yabancı etken ve o etkene saldıran yapılar bağışıklık hücresi gibi.
yani içimizde olan zehir her ne ise bu yapay zeka,sosyal medya,teknoloji bunun zararlı olduğu ve bunu vücudun uzaklaştırmaya çalıştığı ancak bunu uzaklaştırmanın zihini boşaltmakla mümkün olabileceği de düşüncelerim arasında yer alıyor.
zaten insanların bu dünya için virüs olduğu da film içerisinde geçiyor. şuan insanlık olarak bizlerin dünyaya verdiği zararları düşündüğümüzde bu da sanki çok yanlış değil gibi duruyor.
ileride birkez daha izleyip sonra bu yazımı okuyup düşüncelerimde ne gibi değişiklikler olacağını merak ediyorum.
devamını gör...
açık sözlü insanların sevilmemesi
çoğunlukla, açık sözlülüğün patavatsızlık ve hatta çoğu zaman terbiyesizlikle karıştırılmasından kaynaklanan durum.
her türlü fikri ifade etmek için seçilebilecek onlarca güzel ve insancıl yol mevcut. ha ama fikrinizin kendisi pis ise orasını bilemem.
her türlü fikri ifade etmek için seçilebilecek onlarca güzel ve insancıl yol mevcut. ha ama fikrinizin kendisi pis ise orasını bilemem.
devamını gör...
jennifer lopez'in çıplak pozları
+1 ile beğeniyi yapıştırdığım pozlardır.
yahu sanat eseri gibi kadın.
yahu sanat eseri gibi kadın.
devamını gör...
çok başlık açamayıp mevcut başlıklara yazmam
yaz ne olursa olsun yaz! dediğim üzüntü.
devamını gör...
galata kulesi
kız kulesi'ne aşık olduğu rivayet edilen kuledir. istanbul'un simgelerinden biridir.
devamını gör...

