çocuk istismarı konusuna giren, çocuğu olumsuz etkileyen bilinçli veya bilinçsiz tutum ve davranışları ortadan kaldırmak için kurulan, sağlık bakanlığı'na bağlı bir hastanedir. çocuğa ve ailesine adli, tıbbi ve psikolojik destek vermektedir. bir çocuğun istismara uğradığı tespit edildiğinde, sivil bir araçla çocuk alınır ve dışarıdan bakıldığında diğer kliniklerden ayırt edilemeyen hastaneye getirilir. amaç, çocuğun rencide ve utanmış hissetmesini önlemektir. çocuğa rahat ve güvenli ortam sunulur. ayrıca, yazışmalarda, çocuğun isminin geçmediği özel yazılımlar kullanılmaktadır. gizlilik esastır.

gizlilik esas olduğundan, adli, psikolojik ve tıbbi destek aynı yerde sağlanmaktadır. yani aynı zamanda birçok mesleğin ve dalın bir arada bulunduğu bir kurumdur. bu kadar ayrıntılı düşünülen merkezin ne yazık ki sayısı yeterli değildir. ilki ankara yenimahalle'de kurulan ve bildiğim kadarıyla toplam 53 tane olan çimlere umarım gereken önem verilip sayıları artırılır.

son olarak, lütfen bir çocuğun istismar edildiğini düşünüyorsanız (cinsel, fiziksel, duygusal veya ihmal) 155, 183'ü arayın veya çim ile iletişime geçin, çim listesi burada.
devamını gör...

tek bir tanımla içim rahat etmeyeceği için birkaç tanım vereceğim:
"derler ki aşk; birisine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmektir."
(bkz: çalıkuşu)

"aşk birisine şiddetle sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir. onu kucaklayarak, bütün dünyayı dışarda bırakma arzusudur, insanın ruhuna güvenli bir sığınak bulma özlemidir."
(bkz: orhan pamuk)

"aşk bir ayrıcalıktır ve bütün ayrıcalıklar lâyık olunmamış şeylerdir, bu yüzden de bunun bedelini ödemesi gerektir.
(...)aşkın ayrıcalığı her zaman cennet değildir, aynı zamanda cehennemdir de. aşk içinde yaşam, sürekli bir gerginlik, korku ve huzursuzluk içinde geçer."
(bkz: milan kundera)
devamını gör...

tatsız olayları hatırlayıp üzüldüm gece gece. üzgünüm sözlük, sana da anlatamam derdimi.
devamını gör...

şımaracağın biri kalmadığında hayat seni olgun bir insana çevirir.
devamını gör...

kendimi en iyi tanıyan kişi benim, pek tabii kendi kendime konuşacağım. bazen çok konuşup başımı ağrıtsam da sohbetim epeyi iyiymiş yahu.
devamını gör...

"her acı büyütür içindeki çiçeği
dönersin kendine budur aşkın gerçeği
inan inan ki çok üzülürsün kendinsin geç kaldığın
unutma çıkar bir yerden tadı sevdanın
beee beee ğimmmmmmmm
üzülürsün kendinsin geç kaldığı. "
yıldız abla'mızdan şarkı murat abimiz de güzel söylemiş.
devamını gör...

sally rooney'nin aynı adlı romanından uyarlanan dizi. ortalamanın epey üstü bir iş nedense pek popüler olamamış.

hikaye, marianne sheridan ve connell waldron etrafında dönüyor. marianne mesafeli annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan, varlıklı, zeki ama dışlanmış bir genç kız. annesi lorraine'in mariannelere temizliğe gittiği connell ise atletik ve popüler bir delikanlı. ikili lisedeyken tanışıyorlar, aşık oluyorlar, üniversite boyunca da birbirlerinden tam anlamıyla kopamayışlarını takip ediyoruz. bu süreçte ikisinin de hem iç dünyalarındakini dışarı yansıtmadaki acizlikleri hem de topluma ayak uydurma çabalarının yarattığı çatışma sebebiyle toksikliğe varan ilişkilerinin bir nevi çözülmesini izliyoruz.

oldukça sıradan gözüken bir hikayenin işlenişindeki özenle ne kadar duygusal ve özdeşleşilesi bir anlatıya dönüştüğünü keşfetmek isteyenleri kitabı okumaya ve/veya diziyi izlemeye davet ediyorum. bilhassa diziyi sevenlere romanını öneririm. öyle modern klasik olacak, aldığı ödülleri hak edecek ölçüde aşmış bir roman olmadığının altını çizmek lazım elbette. normal insanların toksik ilişkisini epey gerçekçi ve yalın bir dille aktardığından sürükleyiciliğiyle cezbedici bir roman diyebilirim. rooney'nin dilinin sadeliği ve dobralığı bazen öyle ağır ki sanırsınız böğrünüze öküz oturmuş. araya sıkıştırdığı politik görüşleri ve göndermeleri tam ayarında, karakterlerine söyletiyor ve düşündürüyor bunları fakat asla didaktik bir tarzda değil.

--- alıntı ---

“ıt was culture as class performance, literature fetishized for its ability to take educated people on false emotional journeys, so that they might afterward feel superior to the uneducated people whose emotional journeys they liked to read about.”

--- alıntı ---
devamını gör...

çocukluğumdan kalan,
-biri paylaştıracak diğerleri seçecek, sözleri.
+40 yaş için, dünyada eşi benzeri olmayan insanlar. kızsak da küssek de birinin canı acıdığında, orda ilk biten sen benim kardeşimi üzemezsin diyen insanlar.
babannem ondan önce ölen kardeşi için herkes olur kardeş olmaz derdi.
çocuklarıma bakınca iyi ki kardeşleri var diyorum, birlikleri, kavgaları, didişmeleri, sevgileri ile dünyayı birbirleri üzerinden tanıyorlar.
devamını gör...

(bkz: 1 ocak 2023) başlığını kaptım efendim. çok uygun fiyata satarım.
devamını gör...

kız denildiğinde sohbeti yarınlar yokmuşçasına devam ettiren, erkek denildiğinde sanki uzay boşluğunda kaybolmuşçasına ortadan yok olup ardında derin bir sessizlik bırakan yazar kardeşimizdir.
devamını gör...

benim için guilty pleasure'ın tanımı bu adamlardır.

kendimi bildim bileli seksist insanlara karşı çıktım. "kadınla erkek nasıl eşit olacakmış yav" diyen hödüklere karşı mücadele verdim. o çok övündükleri fiziksel niteliklerin kendisini bu alanda yetiştirmiş kadınlarda da pek tabii olacağını, bunun cinsiyetle gelen bir meziyet olmadığını savundum. eril dile karşı oldum; kullanmadım, kullandırmadım. özellikle güzide dilimizin güzide küfürlerini bundan olabildiğince arındırmamız taraftarı oldum. erkeklerin de feminizmi savunabileceklerini anlatmaya çalıştım. yeri geldi bütün bunları bir erkek olarak düşündüğüm için meriç dediler, kılıbık dediler; yeri geldi kalıbım hakkında çeşitli cinsel saldırılara maruz kaldım.*

fakat gel gelelim, bu adamların videolarından çıkamıyorum arkadaş. bayağı bildiğin her küfürde kahkaha atıyorum mesela. tutamıyorum kendimi. özellikle nuri berber videoları çok iğrenç ya hani, bütün benliğimle bunu kabullendim ama gene deli gibi güldüm. yok, engel olamadım kendime. sonra bir de durup dururken kendimi sorguladım, "lan ben bunca zamandır bunca şeyi koftiden mi böyle düşünüyorum acaba?" diye. derken hemen aklıma kampüs cadıları isimli kofti feministlerin veet standını basıp üç kuruşa orada çalışmak zorunda kalan emekçi kızcağızı da aşağılaması olayı geldi. "yok," dedim kendi kendime, "benden daha koftileri de var."

değerli deep turkish web, sinirimi bozuyorsunuz.
devamını gör...

benim için,

ilk aldığında sürekli makinayı söküp geri toplayamamak.

overclock yapacağım derken, ana kartı yakarak eline almak.

kız niki ile mirc ye girip abazanlara foto gönderiyorum diye trojan gönderip, hacklemek.

hackliyorum derken başkaları tarafından hacklenmek

otu boku çözecem diye sürekli makina formatlamak.
devamını gör...

"çirkindim bunu değiştirmem zordu ben de zekâmı geliştirdim. okudum şiir,roman,edebiyat. güzel konuşma ve diksiyon.simdi elle gösterilen biriyim " bir yazar demişti bunu bana. o yazar uçtu.*
(bkz: sevgili yapan yazarın kafa iznine çıkması)

edit:ben değilim o yazar. uçan bir yazar.
devamını gör...

can yücel’in aşk şiiri. aşağıya bırakıyorum.


o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer.
korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
o kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.
çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. ıssızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...
evet sevgili, kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
devamını gör...

prag güzeldi ya da ben küçükken çok güzel olarak aklımda kalmış. türkçülük yapmıyorum ama londra, rusya falan boş arkadaşlar sinop çok güzel bir şehir. çanakkale falan. bunu beğeneceklere de selamlar. haklıyım değil mi?
aynen.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alt kata salon + mutfak + tuvalet, üst kata 3 oda + geniş balkon olarak yapılan, genellikle cadde üstü apartmanlarının en üst katlarında olan dublekslerden bahsediyorsak. dubleks değil dikine 3+1 onlar.

gerçek dubleks evlerde yaşamanın zorlukları ile dikine 3+1 lerde oturmanın zorlukları tamamen farklıdır. kastınız hangisinedir? dediğim sorunsaldır.
devamını gör...

"bir insana başkalarının yanında verilen öğüt, öğüt değil hakarettir."
devamını gör...

güzlerinden überim'dir.
devamını gör...

çok şeyi bilen insanların yanında duyduğum histir. sanki tanrılarmış gibi... sanki onlara hiçbir şey olamazmış gibi. ölümsüzler gibi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim