yoldaş' tır.
devamını gör...

ben şu konuda şöyle iyiyim, böyle mükemmelim, aslında bunda çok iyiyimdir bıdı bıdı diye ötmesine karşın herhangi bir icraatına dünya gözüyle tanık olma şerefine erişemediğimiz maldan hallice tiplerdir.

ha bir de bunların kardeşi var; böyle süt dökmüş kedi kıvamında takılıp "aslında ben sinirlenince çok feci şeyler olur, çok pis patlarım, tersim çok pistir." elemanı... e tersini de gördük hani tatlım. en ufak vakada götüm götüm kaçtın kancık gibi?

lan yoksa tersim pistir derken kıçını dönüp kaçtığından bahsediyordu da ben mi yanlış anladım? swh
devamını gör...

doğru diyorsun.
devamını gör...

düşünüyorum düşünüyorum öyleyse düşünürüm. *
devamını gör...

hepsi için geçerli değil. her kadını anlayacak bir erkeğin olduğuna inanıyorum.* ruh eşi şeysi yani. önemli olan bu insanı bulmakta. bulduğumuz taktirde birbirimizi çok iyi anlayan bir çift olacağız ama ne zaman denk geleceğiz ruh eşimle orasını bilemiyorum.
devamını gör...

ne olduysa son yıllarda bu duygu toplumdan silindi. çünkü nefret toplumu olduk. herkes gergin.
devamını gör...

hayat enerjimi sömüren tip. ekseriyetle, negatiflikten beslenerek yaşar. tabii ki hepimizin moralinin bozuk olduğu, olumsuz şeyler yaşadığımız, depresif olduğumuz dönemler olmuştur, olacaktır. fakat bunları yaşarken, bir noktada kendimizi toparlamak için çaba gösterir, amaan koy rahvan gitsin moduna geçebiliriz. ama o geçemez. geçmek istemez. teselli etmeye çalışırsın, çözüm üretmeye çalışırsın, mütemadiyen red eder. en sonunda, ne halin varsa gör dedirtir. ruh sağlığı açısından bir miktar mesafeli durmakta fayda var.
devamını gör...

yedek kalsa da sorun çıkarmaz.80.dakikada alırsınız oyuna 2 gol atar.görev adamıdır.pek kart görmez.ikili forvetin hemen arkasında etkilidir.
sempatik ismi sebebiyle de sevilir.
devamını gör...

herhangi bir hastalığı erken tanımak için yapılan işlemlere verilen isimdir.
şeker hastalığı için ara sıra şeker takipleri, tansiyon hastalığı için tansiyon ölçümü veya serviks kanseri taraması için servikal smear örnek olarak verilebilir.
devamını gör...

sıralı gidelim önce cem :

elinden geleni ardına koyma. senin gibilerle sonuna kadar mücadele etmek benim ruhumda var. bu işler bittiğinde kim nerde olacak göreceğiz.

sonra peker:

cem küçük, çakma mit’çi, pazar günü boşluk olursa seni de misafir oyuncu olarak alacağım. kardeşlerim pazar günü çok eğleneceğiz çok. hem de çok.

sonra küçük :
twit silindi…


bilgisayar biliminde buna klavye göt senkronizasyon sorunu denir.(keyboard asshole synchronization problem). (kasp) 1942 yılında alman kökenli amerikan bilim adamı göting yermin tarafından tanımlanmış bu problem esasında insanın götü ile klavyeye basan parmakları arasında bir anlık senkronizasyon kayması olarak tanımlanmaktadır, bu sendromun devamı kişinin beyninin devreye girerek götüyle bağlantıyı kurup, götünün değerini anladığı an elleriyle yazdıklarını silmesi şeklinde açıklanmaktadır.
devamını gör...

sütlü tarhana çorbası, bir göçmen yemeğidir. biz makedonlar beyaz tarhanalarımızı bir güzel ellerimizle hazırlar, sütle beraber bir güzel pişirir, üstüne de salçalı sos hazırlayıp bir güzel dökeriz. evet, yemek bundan ibaret. terbiyeli tarhana denilebilir mi bilemiyorum çünkü süt su yerine geçiyor sanırım. açıkçası ben hiç yapmadım, terbiyeli mi terbiyesiz mi bilemem, tam tarifini bile bilmiyorum çorbanın. bu da minik bir itirafım olsun. gerçi miniğim daha yemek yapmakla mı uğraşacağım sonuçta.
sütlü tarhana çorbasının tadı tatlı gibi değil, nasıl anlatabilirim tadını bilemiyorum. aslında tümdengelim yaparak bu konuya çok güzel bir cevap verebilirim sanırım. çorbalar tuzlu yemeklerdir, sütlü tarhana çorbası bir çorbadır, demek ki sütlü tarhana çorbası tuzlu bir yemektir. evet.
devamını gör...

ay hadi bakalım. elinize emeğinize sağlık*
devamını gör...

rengin - aldatıldık
devamını gör...

renkli mahlas.
devamını gör...

tüm üretim sürecinin içerisinde bulunmaktan kıvanç duyduğum muhteşem likör. aslında ortaya çıkmasında büyük emeğim var lakin curt mast denen kuzu postundaki kurt, beni bu mevzuda fena kazıkladı. bazı arkadaşlar belirtmiş bunun babasının bir sirke fabrikası vardı. işler kötüye gidince, fabrikanın yönetimi bu hergeleye geçti anında fabrikayı şarap fabrikasına çevirdi. laf aramızda şaraptan da iyi anlıyordu. yani özetle işi kıvırdı. tabi sonrasında doğal olarak eli biraz para gördü. parayı bulunca da başladı uçuk kaçık fikirler üretmeye. neymiş efendim dünyanın en güzel likörünü yapacakmış. e yap dedim, seni tutan mı var? ''yapacağım elbette ama yaptığım karışımları ilk sen deneyeceksin dostum!'' diye tutturdu. eh konu bedava içki olunca, tosbağa da olsan hayır diyemiyorsun. kabuğumun en yumuşak yerinden vurdu beni allahsız.

1930'ların başında karışımları yapmaya başladı bizim curt. yapıyor, getiriyor, içiyoruz. her seferinde ''ıhh olmamış, şurası eksik, burası eksik.'' diye geri gönderiyorum bunu. dile kolay 4 senemiz böyle geçti. 4 sene bilfiil içkiyi bedavaya getirdim. yalnız bazı karışımlar rezildi onunda altını çizmem lazım. aslında kendimi insanlığın mükemmel içkiye ulaşması için feda ettim ama kıymetim bilinmedi. bak işte bu değersizlik hissi çok fena. içki bütün kötülüklerin anasıdır diyorlar ama bence bütün kötülüklerin anası değersizlik hissi. adama her şeyi yaptırır. hayatı insana zehir eder. neyse konumuz bu değil. 1934 yılının baharında bu yine çıktı geldi yanıma; ''al bakalım bu sefer beğenecek misin? '' diye meraklı gözlerle hazırladığı karışımı bana uzattı. şişeyi kafama dikmemle birlikte resmen boğazımda havai fişekler patladı. allahım o nasıl bir tat. içtikçe içesim geliyor. yahu dedim ne ettin? olmuş mu diyor hala bana, şişe bitmiş adamın sorduğu soruya bakar mısınız? orada anlamalıydım zaten bundan adam olmayacağını ama içkinin güzelliğinin de etkisi ile; ''budur abicim!'' deyivermişim. muhteşem olmuş cidden. aldığı müspet yanıt sonrası bayağı bir mutlu oldu bu. ne koydun bunun içine? diye sordum. 56 farklı bitki özünü birbirine karıştırmış manyak. say bakayım şunları dedim. kaldı öyle afalladı resmen. 10-12 tanesini ancak saymıştır. meğer adam sırrını güvende tutuyormuş da haberimiz yokmuş. ben de hafızası zayıf bu hergelenin diye düşünüyorum.

eee dedim bu karışıma ne isim vereceksin? ne bileyim sen söyle dedi. kafam güzel tabi, ego da tavan yapmış, ''muhteşem tosbağa'' koy deyiverdim. patlattı bu kahkahayı. tamam bakarız dedi ve çekti gitti. bir daha heriften haber alamadık iyi mi? sonra öğrendim ki karışıma ''usta avcı'' ismini koymuş. şişeye de tosbağa resmi basmak yerine geyik resmi basmış. adam akıllı. benim gibi allahsız tosbağayı böyle bir karışımın alameti farikası edecek değil ya! işin içine dini de sokup, mevzuyu mis gibi pazarlamış. aziz hibertus denen sözde azize ithaf etmiş içkiyi. avcıyı koruyan azizden dünyaya hayır mı gelir? gelmez ama kasaya ciddi gelir getiriyor. adam da bir yönde haklı.

şimdi demem o ki; siz, siz olun bunun 70'liğini ya da 100'lüğünü tak diye içmeyin. sağlıklıdır, zindelik verir, insana iyi gelir, avcı içkisi, aziz içkisi falan diye güvenmeyin. sonra sapıtırsınız ve alternatif bir tarih bile yazabilirsiniz. ben öyle yapıyorum misal. bu arada 70'liği asgari 240 tl oldu. 100'lüğü de 340 tl. allah'tan ekonomi iyi herkes alıp içebiliyor. yoksa halimiz nice olurdu değil mi ama?
devamını gör...

pazarlama tekniğidir. bende bile güzel duruyorsa gerisini siz düşünün anlamına gelir.
devamını gör...

en yaygın belirtileri güvensizliktir. alınan kararlara saygı duyulmaz ve bu doğrultuda yaşamdan soyutlanılır. daha sonra kaygısal durumlar ortaya çıkar bunalımlar başlar ve değersizlik hissi yaşanılır. bir çok sorunu beraberinde getirir.
devamını gör...

*

tek/çok tanrılı dinlerin doğumuna neden olan, neolitik dönemden miras kalan aidiyet duygusudur. yerleşik hayata geçildiğinde daha az çalışacağını fark eden insan türü, aynı zamanda daha çok dayanışmaya ihtiyacı olduğunu öğrenerek anlamıştır. tatlı suyun olduğu bölgede keşfedilen tarım mahsulü araziyi ikiye veya üçe bölerek ekilir, günlük ilgi gösterilir, gerektiğinde başına bekçi konurdu. geri kalan vakitte de evin ve/veya klanın ihtiyaçları doğrultusunda üretime devam edilirdi. tüm bu işleri yapabilecek babayiğitlere tek bir aile yetmiyordu. sayılarının birkaç düzine olması gerektiği fark ediliyordu. aynı zamanda daha çok insana yetecek kadar gıda üretimi gerekiyordu. neticesinde atalarının yabani hayvanlara yaptığı gibi* zorbalığa, hırsızlığa ve hükmetmenin verdiği zevki tatmaya başladılar. habitattaki insanları kendi klanında tutmak isteyen liderler kendilerini lord veya tanrı ilan etmiş; han, kule, tapınak gibi mabedler inşa etmiştir. daha çok gıda temin eden klanlar büyümüş, kentselleşmenin araformlarından geçilmiştir. üretimin ve faydacı birey olmanın verdiği hevesle daha çok çalışan ve üreten toplumlar doğmuştur. toplumdaki bireylerin, suyun devam ettiği diğer kıyı köylere kaçmasını/bilgi veya yemek götürmesini engellemek amacıyla bulunduğu topluma daha fazla aidiyet duygusu hissetmesi sağlanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


tatlı suyun kıyılarında kümelenen toplumlar sudan uzaklaştıkça toprağın verimsizleştiğini fark etmiş, dolayısıyla içinde bulunduğu populasyondan kopamamıştır. bu faktör, göçmek yerine mevcut konumu koruma ve savunma zorunluluğuna dönüşmüştür. feodal düzenin ilk örnekleri yapılmış, araziye ve eve olan biat perçinlenmiştir. artık insanoğlu a noktasından b noktasına gitmek yerine a noktasını daha güvenilir ve daha kutsal bir yere dönüştürmüştür. bu kutsallığı yeni nesillere aktarmak için de biat kültürü empoze edilmiştir. habitata yapılan mabedlere ilgi artmış, mabede kurban verme ayinleri yapılmaya başlanmıştır.

biat kültürü o kadar hızlı radikalleşmiştir ki habitattan kovulsanız dahi, torunlarınıza öğrettiğiniz biat kültürü ile siz olmasanız bile sizden sonraki kuşaklar hiç görmediği, daha önce hiç gitmediği o a noktasına dönüp, savaşacaktır. biat kültürü artık bireyleri köyde tutmak için değil, örgütleyip karşı atak yapabilecek motivasyona ulaşmıştır. maya, mısır, sıcak avrupa, mezopotamya, uzakdoğu ve nice tatlı suyun bulunduğu yerleşim yerlerinde feodal düzene geçilmiş, tek tanrılı inançlar doğmuş, sadakat ve biat etmek bireyler için ölümüne savunulan değer yargısına dönüşmüştür.

modern dönemde de asker, peygamber, kral, kutsal toprak, kitabı mukaddes gibi terimlerle aynı biat kültürü devam ettirilmekte olup, fanboyları kraldan çok kralcıdır. ne yazık.
devamını gör...

nedense kendini tatlı su hümanisti olarak görenler tarafından insanların elinden alınmaya çalışılan hak.

birader ben eşcinselleri sevmek zorunda mıyım? sokakta böyle dejenere, ahlaktan nasibini almamış, toplumun inançlarına saygısız insanları görmek istememek bir hak değil mi?

illa gözümüze sokmaya çalışıyorlar..

bir toplum mühendisliği söz konusu. yeni gelen jenerasyon ne yazık ki bu tarz manipülasyonlara çok açık. ailelere çok büyük görevler düşüyor.
devamını gör...

ufak bir şey de olsa insanı gülümseten durum.

rekor 146'ydı. bir daha görebileceğimi sanmıyorum o sayıyı.

oy verenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim