afili yalnızlık
devamını gör...
imparator melek balığı
en görkemli balık türlerinden biri olan pomacanthus imperator balığı hint okyanusu, pasifik okyanusu ve kızıldeniz’de yaşar. neon sarısı ve neon mavisi şeritleriyle göze çarpar.
göz alıcı renkleri ve narin görüntüsü ile insanları kendilerine hayran bırakan emperor angelfish, melek balıklarının en güzelidir. harem balığı olarak da bilinen imparator melek balığının erkeği her gün dişilerini ziyaret edip onları mutlu eder. kıskanç olduğu için çevresindeki diğer erkeklere tahammülü yoktur.
"bu alemin tek imparatoru benim" diyerek diğer erkek imparator melek balıklarını kovalaması ile meşhurdur.
göz alıcı renkleri ve narin görüntüsü ile insanları kendilerine hayran bırakan emperor angelfish, melek balıklarının en güzelidir. harem balığı olarak da bilinen imparator melek balığının erkeği her gün dişilerini ziyaret edip onları mutlu eder. kıskanç olduğu için çevresindeki diğer erkeklere tahammülü yoktur.
"bu alemin tek imparatoru benim" diyerek diğer erkek imparator melek balıklarını kovalaması ile meşhurdur.
devamını gör...
ak gezenler
aa bizim ülkemizde de var bunlardan. *
devamını gör...
gidince resimleri yakan mı yoksa saklayan mı çok sevmiştir
gülümseyin ülen kaderinize.
yıkık hareketlerinizden gerçekten tükendim.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
yapay zeka ile programlanmış bir robota aşık olmakla aynı şeydir. yani aslında aşk falan değildir.
devamını gör...
forrest gump'taki jenny
devamını gör...
otobiyografinize yazacağınız son cümle
ne sevdi ne sevmedi bu dünyayı, yalnızca yaşadı olması gerektiği gibi.
devamını gör...
bildirim gelince sevinen yazar
neden sevinmesin ki ? okunduğunu bilmek insana mutluluk veriyor.
devamını gör...
yazarın ölümü
esasen roland barthes’e ait denemedir. yazarın ölümü ifadesiyle metin ve okur odaklı bir bakış açısına işaret edilmektedir. yazar odaklı değil metin ve metni okuyan okuyucunun yorumu esastır burada. metin onu kaleme alandan bağımsızlaşır, okurla buluştuğu sürece var olur ve anlam kazanır.
(bkz: postmodernizm)
(bkz: postmodernizm)
devamını gör...
kurt gödel
matematik sistemlerin daima, sistem içinde kanıtlanması veya tersinin kanıtlanması mümkün olmayan cümlelerden oluştuğunu göstermiştir.
devamını gör...
irem yılmaz
1 haftadır bütün videolarını izliyorum ve aşırı samimi biri buraya da onun videosundan geldim beni tanımasa da bence biz yakın arkadaşız
devamını gör...
ayrıldıktan 2 gün sonra başka kızlara koşan erkek
ayrıldıktan 2 gün sonra başka erkeklere koşan kadın ile aynı karakterde olan insandır.
devamını gör...
cedric
en sevdiğim çizgi filmlerdendir. ahh chen, cedric'in üzümlü keki...bazı mutluluklar üzümlü kek kadar imkansız oluyor. ama bu vazgeçeceğimiz anlamına gelmiyor. sonunda kaybetmek olsa da pes etmeden o yolda ilerlemek çok değerli. bu çizgi filmi izlerken bu dersi çıkarmıştım.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
insanlığımızın erozyona uğradığı bugünlerde başkaları için dertlenip bir çare arayışında kafa kafaya vermiş kişilerin bu hareketini tanımlamaya kelimelerin kifayetsiz kalması.
benciliğimizin kuşattığı, çıkarımızın olmayacağı kişilerden yüz çevirdiğimiz zamanda bir avuçtan hallice kafacıların tekrardan "yardımlaşma, dayanışma, iyilik, insanlık" gibi kavramları sözlükten çıkarıp ete kemiğe büründürme faaliyeti.
3 ayda 3 farkli proje !
kral leonidas edasıyla "this is kafa sözlük " diye haykırmak istiyorum.
ilk defa böyle bir sözlükte ayrılan zamanın değerlendiğini, direkt ya da dolaylı yoldan bir işe yaramanın mutluluğu içindeyim.
merhamet edenlere rahman da merhamet eder. yeryüzündeki hayvanlara karşı merhametli olunuz ki, semadakiler de size merhamet etsin.
hz.muhammed
benciliğimizin kuşattığı, çıkarımızın olmayacağı kişilerden yüz çevirdiğimiz zamanda bir avuçtan hallice kafacıların tekrardan "yardımlaşma, dayanışma, iyilik, insanlık" gibi kavramları sözlükten çıkarıp ete kemiğe büründürme faaliyeti.
3 ayda 3 farkli proje !
kral leonidas edasıyla "this is kafa sözlük " diye haykırmak istiyorum.
ilk defa böyle bir sözlükte ayrılan zamanın değerlendiğini, direkt ya da dolaylı yoldan bir işe yaramanın mutluluğu içindeyim.
merhamet edenlere rahman da merhamet eder. yeryüzündeki hayvanlara karşı merhametli olunuz ki, semadakiler de size merhamet etsin.
hz.muhammed
devamını gör...
naomi
cuniçiro tanizaki romanıdır.
birçok nitelikli okur nabokov’un lolita’sına aşinadır. kitap olarak aşina değilseniz bile en azından kubrick tarafından 1962’de sinemaya uyarlanmış halini izlemişsinizdir. o kadar eski filmler izleme alışkanlığınız yoksa adrian lyne’nın 1997 uyarlamasını mutlaka izlemiş en azından görmüşsünüzdür. bu yapacağım incelemenin lolita ile bir ilgisi yok aslında, ben bambaşka birinden bahsedeceğim: na-o-mi. tanizaki’nin naomi’si nabokov’un lolita’sından aşağı yukarı 20 sene önce yazılmış. ama bu iki kitap derin benzerlikler taşıyor. bununla birlikte çok büyük farklılıkları da yok değil.
lolita 13 yaşında bir kız çocuğudur ve yazar humbert humbert bu kız çocuğuna derin bir cinsel istek duymaktadır. lafı dolandırmadan, doğrudan söylemek de fayda var açık net bir pedofili vakasıdır kitapta anlatılan. ancak naomi 15 yaşındadır ve joji onu fiziksel olarak beğense de olay asla pedofiliye dönmez çünkü joji’nin aklında bambaşka bir plan vardır.
lolita kıyaslamalarına burda bir virgül koyuyorum ama bu incelemenin sonunda son bir kez daha değinmek üzere. kitap bana - belki size gülünç gelecek ama - manga grubunun “ bir kadın çizeceksin” şarkısını anımsattı çünkü joji 15 yaşındaki naomi’yi yanına onu batılı tarzda bir eş olarak yetiştirmek için alıyor.
köylü kızı naomi fiziksel olarak serpilip güzelleşse de git gide joji’nin asıl beklentisi bu değil. onun isteği naomi’nin batılı tavırları, batılı giyim tarzı, batılı konuşmasıyla hayranlık uyandıracak bir genç kadın olması, tabii ki sonra da naomi’ylr evlenip yanına yakışır bir kadınla “boy” göstermek.
naomi’nin joji’nin istediği bir kadın olup olmadığını yazmayacağım elbette burda ama kitapta sağlam bir japonya eleştirisi olduğuna değinmeden de geçemeyeceğim. biraz “ araba sevdası” tadı da yok değil kitapta. japonların batı hayranlığının bizimkinden geri kalır yanı olmadığını görüyoruz roman boyunca.
gelelim lolita ile naomi arasındaki son kıyaslamamıza. naomi’nin alt başlığı “ bir budalanın aşkı”. lolita’nın alt başlığı ise “ beyaz ırktan dul bir adamın itirafları”. yani iki roman da sonunda vaat ettiği hikayeyi anlatıyor.
birçok nitelikli okur nabokov’un lolita’sına aşinadır. kitap olarak aşina değilseniz bile en azından kubrick tarafından 1962’de sinemaya uyarlanmış halini izlemişsinizdir. o kadar eski filmler izleme alışkanlığınız yoksa adrian lyne’nın 1997 uyarlamasını mutlaka izlemiş en azından görmüşsünüzdür. bu yapacağım incelemenin lolita ile bir ilgisi yok aslında, ben bambaşka birinden bahsedeceğim: na-o-mi. tanizaki’nin naomi’si nabokov’un lolita’sından aşağı yukarı 20 sene önce yazılmış. ama bu iki kitap derin benzerlikler taşıyor. bununla birlikte çok büyük farklılıkları da yok değil.
lolita 13 yaşında bir kız çocuğudur ve yazar humbert humbert bu kız çocuğuna derin bir cinsel istek duymaktadır. lafı dolandırmadan, doğrudan söylemek de fayda var açık net bir pedofili vakasıdır kitapta anlatılan. ancak naomi 15 yaşındadır ve joji onu fiziksel olarak beğense de olay asla pedofiliye dönmez çünkü joji’nin aklında bambaşka bir plan vardır.
lolita kıyaslamalarına burda bir virgül koyuyorum ama bu incelemenin sonunda son bir kez daha değinmek üzere. kitap bana - belki size gülünç gelecek ama - manga grubunun “ bir kadın çizeceksin” şarkısını anımsattı çünkü joji 15 yaşındaki naomi’yi yanına onu batılı tarzda bir eş olarak yetiştirmek için alıyor.
köylü kızı naomi fiziksel olarak serpilip güzelleşse de git gide joji’nin asıl beklentisi bu değil. onun isteği naomi’nin batılı tavırları, batılı giyim tarzı, batılı konuşmasıyla hayranlık uyandıracak bir genç kadın olması, tabii ki sonra da naomi’ylr evlenip yanına yakışır bir kadınla “boy” göstermek.
naomi’nin joji’nin istediği bir kadın olup olmadığını yazmayacağım elbette burda ama kitapta sağlam bir japonya eleştirisi olduğuna değinmeden de geçemeyeceğim. biraz “ araba sevdası” tadı da yok değil kitapta. japonların batı hayranlığının bizimkinden geri kalır yanı olmadığını görüyoruz roman boyunca.
gelelim lolita ile naomi arasındaki son kıyaslamamıza. naomi’nin alt başlığı “ bir budalanın aşkı”. lolita’nın alt başlığı ise “ beyaz ırktan dul bir adamın itirafları”. yani iki roman da sonunda vaat ettiği hikayeyi anlatıyor.
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
devamını gör...
bermutat
âdet olduğu üzere, alışıldığı gibi, her zaman olduğu gibi. örnek cümle:
"büyük salonda bizimkiler var ve bermutat, evlerinde imiş gibi yaşıyorlar." peyami safa, bir tereddüdün romanı.
"büyük salonda bizimkiler var ve bermutat, evlerinde imiş gibi yaşıyorlar." peyami safa, bir tereddüdün romanı.
devamını gör...
geceye bir kemal sunal repliği bırak
ben buraya neden çıktım? niçin çıktım? nasıl çıktım? bunu izaha gerek yok. gördünüz, yürüdüm çıktım! ama, çıkmamış da olabilirim. çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. görünen köy... uzakta değildir. buraya çıktık da sonradan çıkmadık mı dedik? bunlar bi takım uydurma laflardır... sahi ya ben buraya neden çıktım? kim çıkardı lan beni buraya!
bu arada; oylarınız damlaya damlaya.. dağdan kestim kereste.
bu arada; oylarınız damlaya damlaya.. dağdan kestim kereste.
devamını gör...
çok bilinen ama artık çok az uygulanan görgü kuralları
bunların başında teşekkür etmek ve özür dilemek geliyor.
devamını gör...
gelecekteki sevgiliye not
devamını gör...