komşusundan nefret edenler derneği başkanı
başkan konuşuyor sevgili yazarlar. bir insanın kendi balkonunda sigara içmesi kadar doğal ne olabilir? üç gündür komşumuz tarafından taciz ediliyoruz. makul davranmaya çalıştıkça tepemize çıkıyorlar. bunu neden buraya yazıyorum çünkü gerginim. oturup efendice konuşuyoruz olmuyor. bazı insanların anlamsız ısrarı hayatı çok çekilmez yapıyor. hele ki komşunuzsa. tam tepemizde sürekli balkona çıkmamızı bekleyen insan topluluğu var. kendi evimde rahat değilim yahu!
yakında karakolluk olacak yazardan sevgiler
yakında karakolluk olacak yazardan sevgiler
devamını gör...
havadis
bir umut_yazar ukdesidir.
olaylar, haberler anlamına gelir. arapça kökenli bir kelimedir. hadis ve hadise kelimelerinin çoğul şeklini ifade eder fakat dilimizde tekil anlamında kullanılır.
olaylar, haberler anlamına gelir. arapça kökenli bir kelimedir. hadis ve hadise kelimelerinin çoğul şeklini ifade eder fakat dilimizde tekil anlamında kullanılır.
devamını gör...
darlanmak
trabzonspor taraftarının beresinde, atkısında darlandum yazardı. oraya özgü bir sözcük olduğunu da bugün bu başlık altında öğrenmiş oldum.
devamını gör...
father and son
cat stevens'ın 1977 yılında müslüman olup yusuf islam adını almadan çok önce 1970 yılında çıkardığı tea for the tillerman albümünden bir şarkıdır. genelde her cat stevens şarkısında olduğu gibi basit ama duygulu bir müzik üzerine yazılmış, vurucu sözleri olan bir şarkıdır.
stavros georgiou olarak doğan daha sonra cat stevens sahne adını kullanan, en son yusuf islam isminde karar kılan sanatçımız bu şarkısında biraz da kendi babası ile arasında geçen olaylardan esinlenerek şarkıyı yazdığını belirtir. babası bir yunan restaurantı işleten cat stevens babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen aile işini yapacağına şarkıcı olmaya karar verir. ancak hiçbir zaman baba ile oğulun arası bu olay yüzünden limoni olmaz, ikiside gene birbirini sever ve sayar.
aşağıdaki sözlerde normal harflerle yazılan kısımlar babanın evladına, kalın harflerle yazılanlar ise evladın babasına seslenişi/sitemidir, sözlerden sonra ise klibi mevcut, şarkıyı hiç dinlememişseniz bir şans verin, cat stevens'ın müziği sözleri ile birlikte her zaman çok şey ifade eder, keşke şarkıcılığına devam etseydi.:
it's not time to make a change,
just relax, take it easy
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to know
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
i was once like you are now, and i know that it's not easy,
to be calm when you've found something going on
but take your time, think a lot,
why, think of everything you've got
for you will still be here tomorrow, but your dreams may not
how can i try to explain, when i do he turns away again
it's always been the same, same old story
from the moment i could talk i was ordered to listen
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go.
it's not time to make a change,
just sit down, take it slowly
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to go through
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
all the times that i cried, keeping all the things i knew inside,
it's hard, but it's harder to ignore it
if they were right, i'd agree, but it's them you know not me
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go
stavros georgiou olarak doğan daha sonra cat stevens sahne adını kullanan, en son yusuf islam isminde karar kılan sanatçımız bu şarkısında biraz da kendi babası ile arasında geçen olaylardan esinlenerek şarkıyı yazdığını belirtir. babası bir yunan restaurantı işleten cat stevens babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen aile işini yapacağına şarkıcı olmaya karar verir. ancak hiçbir zaman baba ile oğulun arası bu olay yüzünden limoni olmaz, ikiside gene birbirini sever ve sayar.
aşağıdaki sözlerde normal harflerle yazılan kısımlar babanın evladına, kalın harflerle yazılanlar ise evladın babasına seslenişi/sitemidir, sözlerden sonra ise klibi mevcut, şarkıyı hiç dinlememişseniz bir şans verin, cat stevens'ın müziği sözleri ile birlikte her zaman çok şey ifade eder, keşke şarkıcılığına devam etseydi.:
it's not time to make a change,
just relax, take it easy
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to know
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
i was once like you are now, and i know that it's not easy,
to be calm when you've found something going on
but take your time, think a lot,
why, think of everything you've got
for you will still be here tomorrow, but your dreams may not
how can i try to explain, when i do he turns away again
it's always been the same, same old story
from the moment i could talk i was ordered to listen
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go.
it's not time to make a change,
just sit down, take it slowly
you're still young, that's your fault,
there's so much you have to go through
find a girl, settle down,
if you want you can marry
look at me, i am old, but i'm happy
all the times that i cried, keeping all the things i knew inside,
it's hard, but it's harder to ignore it
if they were right, i'd agree, but it's them you know not me
now there's a way and i know that i have to go away
i know i have to go
devamını gör...
sosyal bilimler ve sosyal medya üzerine görüşler
sosyal bilimler dünyanın ve yaşamın insani ve toplumsal yönlerini inceleyen bir akademik disiplinler grubuna verilen addır. sosyal bilimlerin sanat ve beşeri bilimlerden temel farkı, insanlığı incelerken nitel ve nicel bilimsel yöntemlerin kullanımını içermesidir. bu terim, 19. yüzyılda, "toplumun özgün bilimi" sosyolojiyi ifade etmek için kullanılmaktaydı.
günümüzde sosyal bilimlere olan ilginin azalması üzücüdür. nitelik ve nicelik açısından insani değerleri yerlere düşüren sosyal medya, gerçekten ne kadar “sosyal” dır sorusunu akla getirmekte.
tarihi, tbt ile
coğrafya’yı, tatil görüntüleriyle
sanatı, meyhane paylaşımlarıyla anlatan garip bir yapı.
ancak bunun geçici bir dönem olduğunu ve gün geçtikce ilğinin azalacağını düşünmekteyim. işte tam bu nokta da bu alanı incelemek için sosyolojiye ihtiyaç duyulacaktır.
bilimden kaçılmaz.
belgesel önerisi de verelim;
the social dilemma - netflix
günümüzde sosyal bilimlere olan ilginin azalması üzücüdür. nitelik ve nicelik açısından insani değerleri yerlere düşüren sosyal medya, gerçekten ne kadar “sosyal” dır sorusunu akla getirmekte.
tarihi, tbt ile
coğrafya’yı, tatil görüntüleriyle
sanatı, meyhane paylaşımlarıyla anlatan garip bir yapı.
ancak bunun geçici bir dönem olduğunu ve gün geçtikce ilğinin azalacağını düşünmekteyim. işte tam bu nokta da bu alanı incelemek için sosyolojiye ihtiyaç duyulacaktır.
bilimden kaçılmaz.
belgesel önerisi de verelim;
the social dilemma - netflix
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kırgınlığım yok kimseye!
kendime de kızmıyorum, kızamıyorum artık...
öyle bir zamandayım öyle bir demle acıyor ki yüreğimin köşeleri hislerimin hissizliğiyle sınanıyorum...
keşke birilerine kızabilsem, keşke üzülebilsem bana şunu da şunu da yaptılar diyebilsem, keşke kendime söylenebilsem hep senin eserin bu, hanımefendi diyebilsem... ama yok nafile tek bir duygu kırıntısı bile yok içimde... özleyebilsem mesela, mesela ağlayabilsem, mesela saatlerce gevezelik yapabilsem yine telefonlarda, mesela umut etsem yeniden, mesela... bu hissizlik mahvediyor beni... boğazımda bir düğüm, kalbimde bir sızı, nefes alırken içime içime saplanan bir neşter gibi...
yeniden nefret edebilsem birilerinden, yeniden özlem duyabilsem sevdiklerime, yeniden umut edebilsem yarınlara... bu hissizlik günden güne siliyor beni... günden güne yeni bir ben doğuyor belkide bilemiyorum... hayatın hem ne kadar değerli hem ne kadar değersiz olduğunu öğretti bu hissizlik bana. takıldığımız, gece boyu düşündüğümüz şeylerin ne kadar anlamsız olduğunu işaret etti. hele ki kırgınlıklarımızın, küskünlüklerimizin ne boş ne faydasız olduğunu gösterdi. bize nefretin, kırgınlıkların yarardan çok zarar verdiğini ve çok klasik olacak ama üç günlük dünyada bunlarla uğraşıp yüreğimizde bunları taşıyarak bunları yük ederek zaten zor olan hayatlarımızı daha da zorlaştırdığımızı gösterdi. ben tüm sırların çözüldüğü, perdelerin aralandığı zamanlardayım dostlar. ben yarına erememenin, kaybetmenin, sevdiklerime ulaşamamanın kaygısındayım. ben nefes almayı bile unutturan gerçekle bir kez daha yüzleştim! #ölüm siz siz olun kapınıza dayanmadan, canınızdan can almadan, tüm hislerinizi kaybetmeden fark edin bazı şeylerin kıymetini. ruhunuzu hafifletin, kalbinizi temizleyin, bedeninize huzur verin, yüklerinizden arının...
sevin, sevilin, sevdiğinizi söyleyin. özür dileyin, affedin... sevgiyle, huzurla, hoşça... kalın...
kendime de kızmıyorum, kızamıyorum artık...
öyle bir zamandayım öyle bir demle acıyor ki yüreğimin köşeleri hislerimin hissizliğiyle sınanıyorum...
keşke birilerine kızabilsem, keşke üzülebilsem bana şunu da şunu da yaptılar diyebilsem, keşke kendime söylenebilsem hep senin eserin bu, hanımefendi diyebilsem... ama yok nafile tek bir duygu kırıntısı bile yok içimde... özleyebilsem mesela, mesela ağlayabilsem, mesela saatlerce gevezelik yapabilsem yine telefonlarda, mesela umut etsem yeniden, mesela... bu hissizlik mahvediyor beni... boğazımda bir düğüm, kalbimde bir sızı, nefes alırken içime içime saplanan bir neşter gibi...
yeniden nefret edebilsem birilerinden, yeniden özlem duyabilsem sevdiklerime, yeniden umut edebilsem yarınlara... bu hissizlik günden güne siliyor beni... günden güne yeni bir ben doğuyor belkide bilemiyorum... hayatın hem ne kadar değerli hem ne kadar değersiz olduğunu öğretti bu hissizlik bana. takıldığımız, gece boyu düşündüğümüz şeylerin ne kadar anlamsız olduğunu işaret etti. hele ki kırgınlıklarımızın, küskünlüklerimizin ne boş ne faydasız olduğunu gösterdi. bize nefretin, kırgınlıkların yarardan çok zarar verdiğini ve çok klasik olacak ama üç günlük dünyada bunlarla uğraşıp yüreğimizde bunları taşıyarak bunları yük ederek zaten zor olan hayatlarımızı daha da zorlaştırdığımızı gösterdi. ben tüm sırların çözüldüğü, perdelerin aralandığı zamanlardayım dostlar. ben yarına erememenin, kaybetmenin, sevdiklerime ulaşamamanın kaygısındayım. ben nefes almayı bile unutturan gerçekle bir kez daha yüzleştim! #ölüm siz siz olun kapınıza dayanmadan, canınızdan can almadan, tüm hislerinizi kaybetmeden fark edin bazı şeylerin kıymetini. ruhunuzu hafifletin, kalbinizi temizleyin, bedeninize huzur verin, yüklerinizden arının...
sevin, sevilin, sevdiğinizi söyleyin. özür dileyin, affedin... sevgiyle, huzurla, hoşça... kalın...
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
sigaradır net. her ne kadar bırakayım kurtulayım desem de birisinin beni delirten bir şey söylemesi üzerine sinir katsayım x5 x10 oluyor ve elimde bir anda sigara belirip yak beni diyor.
devamını gör...
icat edilmesi gereken elzem şeyler
(bkz: karakter nakli) tıp bu konuya acilen el atmalıdır.
devamını gör...
pequot savaşı
1636 - 1638.
ingilizlerin, a.b.d'nin new england bölgesine yerleştikten sonra kızılderililere karşı yaptığı ilk savaştır.
bugünkü massachusetts ve connecticut kıyı bölgelerine yerleşen ingilizler içerilere doğru yeni yerleşimler, kasabalar kurmaya başlayınca, pequot kabilesiyle sürtüşmeler başladı.
bazı tacirlerin öldürülmesini bahane eden ingilizler bir kaç kez pequot'lara saldırdı ama hepsindede yenildiler. sonra bilin bakalım ne oldu. ingilizler civarda yaşayan mohegan ve narragansett kabileleri ile pequot topraklarını paylaşmak için antlaşma yaptılar.
pequot savaşçılarının ingiliz kalelerini basmak için köylerinden ayrıldığı bir zamanda, başka ingiliz güçleri ve ittifak kabileleri tarafından köyleri basıldı. zaten birkaç kişi olan erkekler direnirken öldürüldü ama asıl katliam bundan sonra oldu, kadın, çocuk, yaşlı 700 kişi öldürüldü ve az sayıda kurtulan ise köle olarak karayip adalarına satıldılar.
pequot reisi sassacus destek bulmak umuduyla mohawk kabilesine gitti ama mohawk'lar tarafından başı kesildi ve ingilizlere hediye edildi.
kabilenin toprakları anlaştıkları gibi ingilizler ve kızılderili ittifakları arasında paylaşıldı. narrangansett'ler antlaşmadan memnundu ama onların hikayeleride birkaç yıl sonra hareketlenecekti.
ingilizlerin, a.b.d'nin new england bölgesine yerleştikten sonra kızılderililere karşı yaptığı ilk savaştır.
bugünkü massachusetts ve connecticut kıyı bölgelerine yerleşen ingilizler içerilere doğru yeni yerleşimler, kasabalar kurmaya başlayınca, pequot kabilesiyle sürtüşmeler başladı.
bazı tacirlerin öldürülmesini bahane eden ingilizler bir kaç kez pequot'lara saldırdı ama hepsindede yenildiler. sonra bilin bakalım ne oldu. ingilizler civarda yaşayan mohegan ve narragansett kabileleri ile pequot topraklarını paylaşmak için antlaşma yaptılar.
pequot savaşçılarının ingiliz kalelerini basmak için köylerinden ayrıldığı bir zamanda, başka ingiliz güçleri ve ittifak kabileleri tarafından köyleri basıldı. zaten birkaç kişi olan erkekler direnirken öldürüldü ama asıl katliam bundan sonra oldu, kadın, çocuk, yaşlı 700 kişi öldürüldü ve az sayıda kurtulan ise köle olarak karayip adalarına satıldılar.
pequot reisi sassacus destek bulmak umuduyla mohawk kabilesine gitti ama mohawk'lar tarafından başı kesildi ve ingilizlere hediye edildi.
kabilenin toprakları anlaştıkları gibi ingilizler ve kızılderili ittifakları arasında paylaşıldı. narrangansett'ler antlaşmadan memnundu ama onların hikayeleride birkaç yıl sonra hareketlenecekti.
devamını gör...
yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler
bir insanın çıkarı yoksa seninle işi olmaz.
devamını gör...
makarnanın 8 dakikada pişmesi yalanı
türklerin al dente'ye çiğ demesinden dolayı size öyle gelen yalandır.
devamını gör...
panteon
roma' da olanı, şehrin en eski kubbeli binası olup ms. 1. yüzyılda yapılmıştır. kubbesinin ortasında yaklaşık 3 metre çapında bir nevi delik (okülüs) vardır. inanışa göre oradan yağmur girmez ama girmemesine tabii ki imkan yok. drenajı güzel yapmışlar bunca yüzyıl hiçbir şey olmamış.
fransa' da paris' te olanı biraz daha değişiktir. 1700 lü yılların sonunda yapılmış olup tavanına asılı vaziyette foucault sarkacı bulunur. ayrıca fransa' nın dünyaca ünlü yazar, düşünür ve bilim insanlarından bazılarının mezarları buradadır.( bunlar arasında voltaire, jean-jacques rousseau, victor hug , émile zola, pierre curie, marie curie, alexandre dumas gibi ünlülerde var.)
fransa' da paris' te olanı biraz daha değişiktir. 1700 lü yılların sonunda yapılmış olup tavanına asılı vaziyette foucault sarkacı bulunur. ayrıca fransa' nın dünyaca ünlü yazar, düşünür ve bilim insanlarından bazılarının mezarları buradadır.( bunlar arasında voltaire, jean-jacques rousseau, victor hug , émile zola, pierre curie, marie curie, alexandre dumas gibi ünlülerde var.)
devamını gör...
sizi en çok sarsan kitap
sofi'nin dünyası diyebilirim. felsefe ile felsefe olarak ilgilenmeye başladığımı fark ettiğim ilk kitaptı
devamını gör...
regl ağrısının sebebi
regl ağrısının sebebi anatominin vicdansızlığıdır.
regl döneminde ; rahimin içindeki ; bir önceki doğuma hazırlık döneminden kalan endoterm tabakası anatominiz tarafından parçalanıp, sökülür.
işte ağrının sebebi rahimin iç duvarlarındaki yaralı endoterm tabakasından kaynaklanır. rahim içindeki yaralı endoterm ağrı verir.
ve bu ölü endoterm tabakası bir şekilde vücuttan atılması gerekir. aksi takdirde rahim içinde kalan ölü dokular enfeksiyona ve iltihaba sebep olurlar.
bu olayda vakitsiz ölmeleri sebebiyle kadın nüfusunu azaltır. kadın kıtlığı sebebiyle abaza erkekleri birbirine düşman eder.
dünyayı aybaşı kanı değil, erkek cinayetlerinin kanları şekillendirir.
işte bu konuyu çözmek için allahın ve dolayısıyla anatominin müthiş bir çözümü devreye girer.
içerdeki ölü endoterm tabakası ; sıvı yardımıyla yıkanır ve atılır.
nedir bu sıvı ?
elbetteki vücutta bol miktarda bulunan kan !
kan yardımıyla içerdeki ölü endoterm tabakası ; rahim içi yıkama işlemiyle dışarı atılır.
adet kanı sıvı bir kan değildir.
içinde pıhtı şeklinde pürüzler barındırır. işte bu pıhtı parçacıkları parçalanmış, ölü endoterm tabakası kalıntılarıdır.
ayrıca regl kanı çok pis kokar. aslında normal kan pis kokmaz.
bu pis kokunun sebebi ; rahim içinde beklemiş ve çürümüş ölü tabakanın çürümesinden kaynaklanan kokudur.
bu ölü doku dışarı atılınca ; bir sonraki döllenmeye hazırlık olarak ; vücut yeni bir endoterm tabakası oluşturur.
ve regl olayı biter.
regl döneminde ; rahimin içindeki ; bir önceki doğuma hazırlık döneminden kalan endoterm tabakası anatominiz tarafından parçalanıp, sökülür.
işte ağrının sebebi rahimin iç duvarlarındaki yaralı endoterm tabakasından kaynaklanır. rahim içindeki yaralı endoterm ağrı verir.
ve bu ölü endoterm tabakası bir şekilde vücuttan atılması gerekir. aksi takdirde rahim içinde kalan ölü dokular enfeksiyona ve iltihaba sebep olurlar.
bu olayda vakitsiz ölmeleri sebebiyle kadın nüfusunu azaltır. kadın kıtlığı sebebiyle abaza erkekleri birbirine düşman eder.
dünyayı aybaşı kanı değil, erkek cinayetlerinin kanları şekillendirir.
işte bu konuyu çözmek için allahın ve dolayısıyla anatominin müthiş bir çözümü devreye girer.
içerdeki ölü endoterm tabakası ; sıvı yardımıyla yıkanır ve atılır.
nedir bu sıvı ?
elbetteki vücutta bol miktarda bulunan kan !
kan yardımıyla içerdeki ölü endoterm tabakası ; rahim içi yıkama işlemiyle dışarı atılır.
adet kanı sıvı bir kan değildir.
içinde pıhtı şeklinde pürüzler barındırır. işte bu pıhtı parçacıkları parçalanmış, ölü endoterm tabakası kalıntılarıdır.
ayrıca regl kanı çok pis kokar. aslında normal kan pis kokmaz.
bu pis kokunun sebebi ; rahim içinde beklemiş ve çürümüş ölü tabakanın çürümesinden kaynaklanan kokudur.
bu ölü doku dışarı atılınca ; bir sonraki döllenmeye hazırlık olarak ; vücut yeni bir endoterm tabakası oluşturur.
ve regl olayı biter.
devamını gör...
sözlükte kadın troll olmaması
erkeklerin trollüğü sadece kadın-erkek ve seks üzerine yapılan bir şey olduğunu sanmasından dolayı, yok olduğu sanılması sorunu.
öyle güldüğüm, troll kafa olan kadın yazarlar var ki, trollüm diyenler, diz çöker töbe ister. bu biraz abartı olmuş olabilir ama var yani. eğer uslu bir çocuk olursanız belki siz de görebilirsiniz.
öyle güldüğüm, troll kafa olan kadın yazarlar var ki, trollüm diyenler, diz çöker töbe ister. bu biraz abartı olmuş olabilir ama var yani. eğer uslu bir çocuk olursanız belki siz de görebilirsiniz.
devamını gör...
kitap okur gibi yazarları okumak
bir aforizma dan feyz alarak oluşturduğum başlıktır.
başlıklarda bulunan tanımları okurken
yazarını da detaylı okuduğumu farkettiğim an düşünmeden ve bildirmeden geçmek istemedim.
aslında her ne kadar ınsanlardan yorulduğumuzu anlatmaya çalışsak da
hala iyi ve kaliteli oluşturulmuş donanım haline gelmiş kelimeleri görmeden geçmek istemiyoruz.
zaman kavramı ne olursa olsun
hangi devrin yada dönemin ruhuna sahip olursak olalım,
bir insanı bilmek
anlamak,
empati kurmak..icimizi herkesler haline getiren essiz bir duygu.
ama iyi ama kötü harf harf insanlar okuyoruz,
kitaplar dolusu...
başlıklarda bulunan tanımları okurken
yazarını da detaylı okuduğumu farkettiğim an düşünmeden ve bildirmeden geçmek istemedim.
aslında her ne kadar ınsanlardan yorulduğumuzu anlatmaya çalışsak da
hala iyi ve kaliteli oluşturulmuş donanım haline gelmiş kelimeleri görmeden geçmek istemiyoruz.
zaman kavramı ne olursa olsun
hangi devrin yada dönemin ruhuna sahip olursak olalım,
bir insanı bilmek
anlamak,
empati kurmak..icimizi herkesler haline getiren essiz bir duygu.
ama iyi ama kötü harf harf insanlar okuyoruz,
kitaplar dolusu...
devamını gör...
kuğulu park
ankara'yı yaşanılır hale getiren dev parklardan, şehrin tam göbeğinde olanı.
devamını gör...
çaylaklar ile ilgili başlıklardan gına gelmesi
ben de böyle bi başlık açmak üzereyken benim gibi bu durumdan rahatsız olanları görmüş oldum. çaylak başlıkları komik değil, bilgilendirici değil. o zaman, zaman kaybından başka bir şey değil. başkalarının yerine utanmak zorunda kalıyorum başlıkları görünce. bence suyunu çıkarmadan bir dur demek lazım.
devamını gör...
musicbuddy
devamını gör...
