bazı iş yerlerinde fiyatı net olarak belirlenmemiş hizmetler için de kullanılan ifadedir.

örneğin bisikletin zincirini yağlattınız ve fiyatını sordunuz diyelim, usta size 'bir sakal at yeter' der genellikle.
devamını gör...

1900’lü yıllarda almanya’da ortaya çıkan sanat akımıdır. geçmişin mükemmel tasvirli ve estetik kaygılı sanat eserlerine karşı sanatçının esere ruhunu ve iç dünyasını katması gerektiğine inananların akımıdır. görünen ve bilinen bir objenin gerçek görüntüsünün değil iç dünyasının izleyiciye aktarılmasını savunur. resimde, edebiyatta, mimaride etkilediği binlerce sanatçı vardır. en bilenenlerinden bir örnek verecek olursak (bkz: edvard munch)’ın çığlık tablosunu gösterebiliriz. karşıt akımı (bkz: empresyonizm)’dir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ayrıca buradan
devamını gör...

az önce kapağını gördüm bana bir gülme geldi. neden her alanda bulunmaya çalışırlar ki bu survivor yarışmacıları,yarıştın bitti bir sal artık.
devamını gör...

kişinin sözlükte neler yazdığını hatırlaması için ara ara yapabildiği eylem. (bkz: ben mi kurmuşum bu cümleleri?)
devamını gör...

devamını gör...

ünlü yazar, büyük münzevi, doğa aşığı, pasif direnişin simgelerinden biri, yürümeyi çok seven henry david thoreau’nun ölmeden hemen önce söylediği son sözleridir.

bazı tahminler vardır bu sözleri neden söylediği ile ilgili ama kesin bir yargıya varmak asla mümkün olmamıştır. thoreau çok büyük bir yazardı, bir dahiydi ve söylediklerinin bir anlamı olmalı. ama sanırım bunların bir anlamı yoktu.

belki aklındaki bir şiirden parçalardı bu sözler. yazmayı planladığı ama zamana direnemediği için sadece o ışıltılı beyninde kalan parçalanmış bir dize. belki de ölüm anında gözlerinin önünden geçen hayatının bizim anlam veremediğimiz bir anı kırığı. belki rosebud gibi bir efsane idi.

sanırım gerçekten kelimeler bazı anlamlara gelmiyor. bazen birden çok anlama geliyor, bazense anlamları kişiden kişiye değişiyor. sözcüklerin gücüne her zaman inanmış ve ölene kadar da inanacak biri olarak gönül rahatlığıyla söylüyorum ki bu güce inanan insanlar birbirini nerede görseler tanırlar.

bazen sözcüklerin refakatinde huzur bulduğunuzda bir insanda anlattıklarınız ve dinledikleriniz omuza kondurulmuş rotasız bir öpücük olur. kullandığınız her sözcük için yazdığınız dipnotlar inatla bağımsızlık savaşı veren bir tel saçla yazılır.

henry david thoreau ne demek istedi hiçbir zaman bilemeyeceğim ama şunu içimin en derinlerinden hissederek söylüyorum ki sözcüklere tutkun insanlar her ne olursa olsun, mesafe tanımadan birbirini anlar.
devamını gör...

temiz kalpli saf olanlar daha çok yaşar evet, ama bu onun elinde olan birşey değildir, bilimsel olarak açıklamasını da yaptım ama kimse tanım okumuyor anladığım kadarıyla, bilmiyor arkadaşlar bilmiyor.. neden bu insanlara inandığını kişinin kendisi bilmiyor, içine girdiği döngüden çıkamıyor..

çünkü kimse kendi davranışlarının sebebine, kaynağına bakmıyor, bununla ilgilenmiyor, herkesin çok güzel süsleyerek anlattığı birçok hayat hikayesinin arkasında, örtbas ettiği kırgınlıkları, travmaları var, onlar insanların hayatı boyunca canlı bir virüs gibi bünyesinde yaşamaya devam eder, bunları bulup, etkisiz hale getirmek mümkün, bunlar insanın hızını kesen şeylerdir, enerjisini emen şeylerdir, su alan bir gemi gibi düşünebilirsiniz, hayatınızda istediğiniz şeylerin olmasına, işlerin ilerlemesine engeldir bunlar, konsantre olmaya, ileriye bakmaya engeldir,

son olarak evet saf temiz insanlardır, çünkü bencil ve sadece kendini düşünen bazı insanlar, annesinin babasının yaşattığı travmayı, travma olarak algılamaz, onun karakteri de yalan söylemeyi, kandırmayı kendine hak gören, çıkarı için sözünde durmamayı mübah gören bir karakterse,
ona göre de kötü olmadığı için, kırılmaz.. yine hayatına aynı uyanıklıkla devam edecektir, ve kendisini kandırmaya çalışan insanlara inanmayacaktır, çünkü hep sadece ben diyen insanların, dikkat ettiyseniz, kendisine bencillik yapanlara, aynı kendisi gibi olanlara sesi çıkmaz, çünkü kendi silahını tanır.. bencil insanlar zaten hiç bir şeye karşı duyarlı değildir.. kendisi hariç, nerde baş köşeye oturan, sırf kendini yerleştiren tipler varsa, bunlar kendileri dışında hiçbirşeye duyarlı değildir..
"bence"

burada yazdıklarımı bir yerde okumadım bilgi olarak, bu konuyla ilgili okuduklarımın, ve diğer tanımımda yazdığımın tersini düşünerek fikir yürüttüm

**diğer tanımım da, okuduklarımdan yaptığım çıkarımlarımdır, hiçbir yerde, benim yazdığım şekilde yorumlanmış, örneklenmiş değildir bu konu, kopyala yapıştır yapmak tarzım değil, zaten üşenmeyip, nerde izlediğimi kimden duyduğumu uzun uzun yazıyorum, kendi adıma yazdıklarım, benim tespitlerim ve düşüncelerimdir.
devamını gör...

bilgisiyle kibirlenmek cahilliğin ta kendisidir.
-james taylor
devamını gör...

bu artık son bulmasın mı ?

çocuk daha doğrusu bebek ağlıyor buna nasıl içiniz el veriyor ben anlayamıyorum. tek ''yapma'' deme şekli daha ağlamak. onu da avazı çıktığı kadar yapıyor daha nasıl tepki verebilir ? dile gelse ana bacı karıştıracak sülaleni anla artık şunu ya.

türk halkı hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da saygısızlığın sınırlarında. salyalı salyalı öpmeler, her tarafa dokunan ellerle sevmeler, havaya atıp tutmalar falan. bir garip sevgi gösterme şekli. kendi çocuğunuz olsa isterseniz kolunu kopartıp onunla oynayın kimse bir şey demez ama yolda bebek arabasında ki çocuğu böyle mıncırmayın arkadaşlar. zaten el kadar çocuk daha anası babası o kadar sevemedi. bak ısırmayı hiç söylemek bile istemiyorum. gerçekten birinin benim çocuğumu ısırdığını görsem köpek maskesi takarım çocuğuma yaklaşacağı zaman.

bir uzaktan akraba terörü yaşadım bu konuda. yeğenimi (1.5) havaya atıp tutarken yakaladım memeleri yere değen teyzeyi. ''bir daha yapma'' cümlemle etrafı buz kestirmiştim. yani bana açık açık diyor ki. ''harap olmuş reflekslerimle bu çocuğu havaya atarım.'' eeee ablacım ? ''tutamazsam da düşer'' mi diyorsun ? kadına nasıl bir enerji yolladıysam 2 aya düşüp kalçasını kırdı. geberesice.

bir de ''ben çocuğu böyle severim'' diye bir böbürlenmeleri yok mu? ağzına bir tane çarpacaksın ''ben de böyle insan seviyorum'' diye. şu çocukları doğru düzgün sevin. uzaktan uzaktan.
devamını gör...

(bkz: hi my i run)

deli dolu, aynı zamanda anaç ve oturaklı. adalet duygusu yüksek ne istediğini bilen ve istediği şeyi elde de edebilen... bağımsızlık timsali, sıkıya gelemeyen her ortama uyum sağlayabilen kadınlardır.
devamını gör...

kişinin kendisini hatasıyla sevabıyla kabullenmeye başlaması sanırım. çünkü zaman geçtikçe kendiyle kalıyor insan. ve bir kere daha anlıyor ki yalnızlık ömür boyu.
devamını gör...

gününüz aydın olsun sevgili sözlük ahali.*
devamını gör...

güñaydın sözlük ben uyumadım sen?
devamını gör...

yıllardır sakladığımız, işe yaramayan, en sonunda gözden çıkarıp verdiğimiz eşyalar. tam da verdiğimiz gün lazım olması?
devamını gör...

mesela yani
devamını gör...

benim için en başta saatleri ayarlama enstitüsü geliyor. bir enstitü var ve görevi saatleri ayarlamak mı? okuyunca yanlış ayarlanan saatler için ceza olduğu bile görülüyor.
devamını gör...

gomercan ve almanya anıları başlı başına bir program konusu ya.
yeni nesil çölde kutup ayısı almanya'da bir garip gomercan. üzülüyorum. seren'i affettim bro.
devamını gör...

günaydın.. hani ev halkını çok üzen bir olay yaşanmıştır ve sabahına kahvaltı sofrasında herkes biraraya gelir ve herkesin suratı asıktır ya, evin annesi de mutsuz bir şekilde çayları doldurur, çıt çıkmaz sofrada ki kimseden aynen o evin annesi gibi uyandım. mutsuz, huzursuz ama yine de bütün evin ihtiyaç duyduğu, bel kemiği gibi.. gelin sizin de çayınızı koyayım, geçecek bu günler yavrularım..
devamını gör...

tüp gaz ile çalışan ve ısıtma amacıyla kullanılan bir soba türü.
devamını gör...

kadın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim