profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
koydum ama bir sor niye koydum. bir film kahramanı, ünlü bir gangster, bir manzara, kedi, köpek hatta bir maymun resmi koyabilirdim. ama her kişide, her işte, her eylemde, aynılığın derin çukurunda boğulan bir bok böceği gibi hep aynı şeyleri yapan bir zavallı değilim. burada yazarken herkes gibi kendimi keşfediyorum. işin ucu gidip gelip iticiliğe dayanıyor ya sonunda, kim bilir belki de kendinizi keşfettikçe bambaşka bir şeye dönüşüyorsunuz.
bizim suretimiz siretimize şahittir. lakin siz kendinizi keşfettikçe ölçüsüzce ve inatla ileri gidiyorsunuz. geride dönemiyorsunuz. kendiniz olmak o kadar da zor olmasa gerek...
bizim suretimiz siretimize şahittir. lakin siz kendinizi keşfettikçe ölçüsüzce ve inatla ileri gidiyorsunuz. geride dönemiyorsunuz. kendiniz olmak o kadar da zor olmasa gerek...
devamını gör...
20 mayıs 2021 meral akşener'in çıldırması
şuradan başlayalım:
rize’nin ikizdere ilçesini ziyareti esnasında iyi parti genel başkanı meral akşener’e bağıran havva sevgen, “normal emekli bir vatandaşım ben, ne yanlısı olacağım. bağırdı çağırdı çekip gittiler, benim de psikolojim bozuldu” dedi.
bunları söyleyen şu kadın:

gelelim sadede; en güçlü muhalefet liderlerinden biri , hunharca talan edilen memleketin doğa harikası ikizdere’ye gitmiş, bir tane beyni yıkanmış cahili salmışlar üzerine o da ağzının payını vermiş. iktidardaki sahtekarlara alenen pkk ile işbirliği yaptıkları halde tek kelime edemeyenler, şaşkın ördek gibi muhalefete hesap sormaya kalkınca da azarı elbette yiyeceklerdir. apolitik sanatçı tarkan’ı bile taraf haline getiren bir doğa katliamı yaşandığının farkında mısınız siz orada?
olup bitenin çok net bir şekilde farkında olan, iktidarın paralı askerlerince yapılan bütün itibarsızlaştırma çabalarının özünde mevcut iktidarın yağma düzenini korumak derdinde olduğunu bilen kurnazlar , bu olup bitenleri “kaynak nerede” şeklinde zayıflatmaya çalışanlar, saçma sapan espriler ile sulandırmaya uğraşanlar, başka bahanelerle , ilgisiz konularla ile saptırmaya uğraşanlar yardım ve yataklık sevdalısı zavallılardır. samimi olan, o kaynağa ulaşır. yazarın böyle bir eksiği olmuşsa da tamamlar. sen kıvırmadan söyle esas, kim işbirliği içine girdi pkk temsilcisi öcalan ile? meral akşener iftira mı atıyor?
uydurma bir alıntıyı zaten moderasyon fark eder ve kaldırır. biraz dürüst olun. kasten var olan bir gerçeği saptırma merakında olanlar, ülkemizi yağma hasan’ın böreği olarak görüp önlerine düşecek iki kemikle yaşamlarını sürdürenler zavallıdır.
bu iktidar ve destekçileri iki yüzlü, vatana düşman, ülkeyi yerle yeksan etmeye uğraşan bir haramiler çetesidir. toprağını, suyunu, bütün değerli unsurlarını göz göre göre talan edenlere göz yumanlar en az yapanlar kadar suçlu ve haysiyetsizdir. bunlara hala meşruiyet sağlama peşinde koşanlar ise satılmış karaktersizlerdir. rezil olmaya doymayan kösele suratlarıyla pişkin pişkin yaşayanlara daha da edecek söz bulamıyorum.
iyi parti genel başkanı meral akşener, ikizdere’deki esnafı ziyareti öncesi bir kadının “pkk ile işbirliği yapan chp ile neden birliktesiniz?” sorusuna tepki gösteri. akşener, “ezan okuyor nasıl bir iftira sizi allah’a havale ediyorum. ‘megri megri’yi ben mi söyledim? osman öcalan’ın mektubunu ben mi okutturdum? hadi be oradan” diye yanıt verdi.
kaynak severler için
rize’nin ikizdere ilçesini ziyareti esnasında iyi parti genel başkanı meral akşener’e bağıran havva sevgen, “normal emekli bir vatandaşım ben, ne yanlısı olacağım. bağırdı çağırdı çekip gittiler, benim de psikolojim bozuldu” dedi.
bunları söyleyen şu kadın:

gelelim sadede; en güçlü muhalefet liderlerinden biri , hunharca talan edilen memleketin doğa harikası ikizdere’ye gitmiş, bir tane beyni yıkanmış cahili salmışlar üzerine o da ağzının payını vermiş. iktidardaki sahtekarlara alenen pkk ile işbirliği yaptıkları halde tek kelime edemeyenler, şaşkın ördek gibi muhalefete hesap sormaya kalkınca da azarı elbette yiyeceklerdir. apolitik sanatçı tarkan’ı bile taraf haline getiren bir doğa katliamı yaşandığının farkında mısınız siz orada?
olup bitenin çok net bir şekilde farkında olan, iktidarın paralı askerlerince yapılan bütün itibarsızlaştırma çabalarının özünde mevcut iktidarın yağma düzenini korumak derdinde olduğunu bilen kurnazlar , bu olup bitenleri “kaynak nerede” şeklinde zayıflatmaya çalışanlar, saçma sapan espriler ile sulandırmaya uğraşanlar, başka bahanelerle , ilgisiz konularla ile saptırmaya uğraşanlar yardım ve yataklık sevdalısı zavallılardır. samimi olan, o kaynağa ulaşır. yazarın böyle bir eksiği olmuşsa da tamamlar. sen kıvırmadan söyle esas, kim işbirliği içine girdi pkk temsilcisi öcalan ile? meral akşener iftira mı atıyor?
uydurma bir alıntıyı zaten moderasyon fark eder ve kaldırır. biraz dürüst olun. kasten var olan bir gerçeği saptırma merakında olanlar, ülkemizi yağma hasan’ın böreği olarak görüp önlerine düşecek iki kemikle yaşamlarını sürdürenler zavallıdır.
bu iktidar ve destekçileri iki yüzlü, vatana düşman, ülkeyi yerle yeksan etmeye uğraşan bir haramiler çetesidir. toprağını, suyunu, bütün değerli unsurlarını göz göre göre talan edenlere göz yumanlar en az yapanlar kadar suçlu ve haysiyetsizdir. bunlara hala meşruiyet sağlama peşinde koşanlar ise satılmış karaktersizlerdir. rezil olmaya doymayan kösele suratlarıyla pişkin pişkin yaşayanlara daha da edecek söz bulamıyorum.
iyi parti genel başkanı meral akşener, ikizdere’deki esnafı ziyareti öncesi bir kadının “pkk ile işbirliği yapan chp ile neden birliktesiniz?” sorusuna tepki gösteri. akşener, “ezan okuyor nasıl bir iftira sizi allah’a havale ediyorum. ‘megri megri’yi ben mi söyledim? osman öcalan’ın mektubunu ben mi okutturdum? hadi be oradan” diye yanıt verdi.
kaynak severler için
devamını gör...
iyi pizza güzel pizza
evsiz adama beleşe pizza vermeyi unutmayın.
devamını gör...
reis genç joseph
nez perce kabilesinin reisidir. gerçek adı hinmahtooyahlatkeht idi, yani yüksek dağlarda gezen gökgürültüsü. oregon'da yaşadıkları toprakları, bazı kabile üyeleri tarafından beyazlara satılınca, topraklarından çıkarıldılar.
gönderildikleri rezervasyona sürgüne giderken, kimi savaşçılar bunu kabul edemedi ve birkaç beyazı öldürdüler. artık ok yaydan çıkmıştı ve kaçmaya karar verdiler, çünkü sioux reisi oturan boğa'nın kanada'ya kaçtığını ve orada özgür yaşadığını duymuşlardı.
kuzeye doğru yola koyuldular ama askerler olanları duymuş, dört bir yanda onları arıyorlardı. mola verdikleri bir gece askerlerin saldırısına uğradılar ama bazılarını öldürselerde, savaşçıların karşılık vermesiyle çoğu kaçabildi. ama mecburen yönlerini değiştirdiler, çünkü kuzey yolu asker doluydu. onlar gitti, askerler yetişti, defalarca çatıştılar, defalarca kaçtılar derken kabile yaşlı, kadın, çocuk dahil, zor şartlarda açlığa ve soğuğa rağmen 1600 km. yol aldı.
sonunda kanada sınırına ortalama 30 km kalmıştı ve kabile çok yorgundu. bugün dinlenelim yarın son bir atak ile kanada'ya varalım dediler. fakat bilmedikleri şey, dün onlara saldıran askerleri kaçırmışlardı ama başka bir yönden bir birlik gelip onları kuşattı. ne yapacaklarını konuştular, zaten yol boyunca çok sayıda yaşlı, çocuk, kadın ve savaşçı kaybetmişlerdi ve eğer direnirlerse kendileride ölecekti.
reis genç joseph, ailesinden birkaç erkekle askerlerin olduğu yere gitti ve teslim olacaklarını söyleyip, silahlarını bıraktı. a.b.d askerleri rahatlamıştı, çatışma olmadan hepsini teslim almışlardı. askeri çadırlarını kurdular ve genç joseph ve yanındakileri göz önünde tuttular.
ertesi gün komutan genç joseph'e kabilesini toplamasını, yola çıkacaklarını söyledi. genç joseph halkına seslendiği zaman sadece yakın akrabaları yanına geldi. askerler çadırlara gidip baktıklarında gördülerki kimse kalmamış, hepsi kaçmıştı. meğer genç joseph gidip teslim olunca, askerler bu iş tamam deyip rahatlayınca, reisin akrabaları hariç diğer kızılderililer gece gizlice kanadaya doğru kaçmışlar. kendini ve ailesini kurtaramasada halkını kurtaran, fedakarlık yapan genç joseph ve akrabaları oklahoma'ya sürüldüler.
gönderildikleri rezervasyona sürgüne giderken, kimi savaşçılar bunu kabul edemedi ve birkaç beyazı öldürdüler. artık ok yaydan çıkmıştı ve kaçmaya karar verdiler, çünkü sioux reisi oturan boğa'nın kanada'ya kaçtığını ve orada özgür yaşadığını duymuşlardı.
kuzeye doğru yola koyuldular ama askerler olanları duymuş, dört bir yanda onları arıyorlardı. mola verdikleri bir gece askerlerin saldırısına uğradılar ama bazılarını öldürselerde, savaşçıların karşılık vermesiyle çoğu kaçabildi. ama mecburen yönlerini değiştirdiler, çünkü kuzey yolu asker doluydu. onlar gitti, askerler yetişti, defalarca çatıştılar, defalarca kaçtılar derken kabile yaşlı, kadın, çocuk dahil, zor şartlarda açlığa ve soğuğa rağmen 1600 km. yol aldı.
sonunda kanada sınırına ortalama 30 km kalmıştı ve kabile çok yorgundu. bugün dinlenelim yarın son bir atak ile kanada'ya varalım dediler. fakat bilmedikleri şey, dün onlara saldıran askerleri kaçırmışlardı ama başka bir yönden bir birlik gelip onları kuşattı. ne yapacaklarını konuştular, zaten yol boyunca çok sayıda yaşlı, çocuk, kadın ve savaşçı kaybetmişlerdi ve eğer direnirlerse kendileride ölecekti.
reis genç joseph, ailesinden birkaç erkekle askerlerin olduğu yere gitti ve teslim olacaklarını söyleyip, silahlarını bıraktı. a.b.d askerleri rahatlamıştı, çatışma olmadan hepsini teslim almışlardı. askeri çadırlarını kurdular ve genç joseph ve yanındakileri göz önünde tuttular.
ertesi gün komutan genç joseph'e kabilesini toplamasını, yola çıkacaklarını söyledi. genç joseph halkına seslendiği zaman sadece yakın akrabaları yanına geldi. askerler çadırlara gidip baktıklarında gördülerki kimse kalmamış, hepsi kaçmıştı. meğer genç joseph gidip teslim olunca, askerler bu iş tamam deyip rahatlayınca, reisin akrabaları hariç diğer kızılderililer gece gizlice kanadaya doğru kaçmışlar. kendini ve ailesini kurtaramasada halkını kurtaran, fedakarlık yapan genç joseph ve akrabaları oklahoma'ya sürüldüler.
devamını gör...
işsizliğin nedenleri
emeklilik yaşı gelen insanların maddi sıkıntı çekmemek gibi sebeplerle emekli olmaması.
işverenlerin her zaman tecrübe araması ve tecrübe kazanmak için bile işe girememek.
verilen maaşların yetersizliği yüzünden iş kabul etmemek (ki bunu çok haklı buluyorum, asgari ücret bile vermeyen firmalar var.) mezun sayısının çok fazla olması. (her bölüm için geçerli neredeyse)
mesleklere karşı saygı olmaması.
bunlar benim aklıma gelenler.
işverenlerin her zaman tecrübe araması ve tecrübe kazanmak için bile işe girememek.
verilen maaşların yetersizliği yüzünden iş kabul etmemek (ki bunu çok haklı buluyorum, asgari ücret bile vermeyen firmalar var.) mezun sayısının çok fazla olması. (her bölüm için geçerli neredeyse)
mesleklere karşı saygı olmaması.
bunlar benim aklıma gelenler.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
kayahan'dan
seninle her şeye varım ben şarkısını bırakıyorum.
seninle her şeye varım ben şarkısını bırakıyorum.
devamını gör...
mgtow
altında yatan bütün evrimsel nedenler bir yana, hayatını bir ilişkiye göre ayarlamak istemeyip farklı alanlarda tutkuları olan erkeklerin kendiliğinden hatta haberleri olmadan da dahil olabileceği akım. ayrıca cinsel dürtülerin uygun şekilde tatmin edilmesini de yasaklamadığı için öz saygısı yüksek hayatını cinsel tatmin ya da kadın arayışında heba etmeyen tüm bireyler birer mgtow sayılabilir. her ne kadar yanlış anlaşılıp kötü eleştirilse de, hayatımızdaki gereksiz zamanı faydalı işlere yönelttiğimizde neler olabileceğini en iyi şekilde gösteren akımlardan biridir.
devamını gör...
ramazanda bir hadis hatırlat
allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. allah a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. allah a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.''
devamını gör...
dış görünüşün her şey olduğu gerçeği
insan görünüşüyle ağırlanır, fikirleri ile uğurlanır diyerek katılmadığım başlıktır. nice güzel yakışıklı insanlar var beyinsizliğin pençesinde olan. nice zeki insan var ortalama ya da ortalama altı güzellikte olan.
devamını gör...
kimlik numarası ezberleme metotları
2- 2- 2- 2 -3 şeklinde yaptığım eylemdir.
devamını gör...
etrüskler
sanırım iç anadolu ve/veya batı anadolu kökenli bir topluluktur. yanlış anımsamıyorsam ege göçleri olarak anılan ve hititlerin yıkılmasına neden olan göçler sonrası yurtlarından göç etmek zorunda kalmışlardır. daha sonra kendileriyle benzer durumda olanlarla ve ege göçlerleri ile birlik olarak güneye inip antik mısır'a sefere çıkarlar.
bu konu hakkında dönemin mısır kralı 3. ramses "hitit ülkelerinden hiç bunların saldırışına dayanamadı. kode , kargamış, arzaova, alaşia(kıbrıs) tahrip edildiler. bu insanlar amurru ülkesinde bir yerde ordugahlarını kurdular. buranın halkı sanki hiç yokmuş gibi mahvettiler. bunlar önlerinde bir ateş perdesi bulundurmsk suretiyle mısır üzerine yürüdüler. müttefikler arasında pelest, turşa, şerdana, şekeleş, zakkari, danuna ve yavaş'lar vardı. kalpleri güvenle doluydu ve kendi kendilerine "planlarımızı başarıyoruz" diyorlardı." (bkz: arif müfid mansel ege ve yunan tarihi) syf: 94
ancak müttefikler arasından sadece girit kökenli bir toplum olan pelestler amaçlarına ulaşır ve şimdi filistin olarak adlandırılan bölge dolaylarına yerleşirler. filistin adı da bu pelestlerden gelmektedir. neyse bunun üzerine büyük olasılıkla deniz yolu ile italya'nın toskana bölgesin dolaylarına yerleşirler ve roma'nın yönetimine girdikten bir süre sonra latinleşerek yok olurlar.
son olarak kökenleri tartışmalıdır. kendilerine ait runik alfabeye benzer bir alfabeleri vardır ve yazıları okunabilmektedir. ancak okunuyor olsa bile ne anlattığı en azından şimdilik anlaşılamamakta bu yüzden de hangi dil ailesinden oldukları vs bilinememektedir.
not: konunun uzmanı değilim ben sadece bildiklerimi aktardır. bu yüzden burada yazdıklarımın bazıları yanlış olabilir.
bu konu hakkında dönemin mısır kralı 3. ramses "hitit ülkelerinden hiç bunların saldırışına dayanamadı. kode , kargamış, arzaova, alaşia(kıbrıs) tahrip edildiler. bu insanlar amurru ülkesinde bir yerde ordugahlarını kurdular. buranın halkı sanki hiç yokmuş gibi mahvettiler. bunlar önlerinde bir ateş perdesi bulundurmsk suretiyle mısır üzerine yürüdüler. müttefikler arasında pelest, turşa, şerdana, şekeleş, zakkari, danuna ve yavaş'lar vardı. kalpleri güvenle doluydu ve kendi kendilerine "planlarımızı başarıyoruz" diyorlardı." (bkz: arif müfid mansel ege ve yunan tarihi) syf: 94
ancak müttefikler arasından sadece girit kökenli bir toplum olan pelestler amaçlarına ulaşır ve şimdi filistin olarak adlandırılan bölge dolaylarına yerleşirler. filistin adı da bu pelestlerden gelmektedir. neyse bunun üzerine büyük olasılıkla deniz yolu ile italya'nın toskana bölgesin dolaylarına yerleşirler ve roma'nın yönetimine girdikten bir süre sonra latinleşerek yok olurlar.
son olarak kökenleri tartışmalıdır. kendilerine ait runik alfabeye benzer bir alfabeleri vardır ve yazıları okunabilmektedir. ancak okunuyor olsa bile ne anlattığı en azından şimdilik anlaşılamamakta bu yüzden de hangi dil ailesinden oldukları vs bilinememektedir.
not: konunun uzmanı değilim ben sadece bildiklerimi aktardır. bu yüzden burada yazdıklarımın bazıları yanlış olabilir.
devamını gör...
suçluluk duygusu
"suçluluk, varlık'ın sessizlik içinde kendisine çağrısıdır." heidegger
devamını gör...
kötü ruh
fransız polisiye-gerilim yazarı maxime chattam'ın 2002 yılında yazdığı, doğan kitap bünyesinde ali cevat akkoyunlu çevirisi ile kötü ruh ismiyle yayımlanmış roman.
romanın içeriğine baktığımız zaman klişelerin dibine kadar girdiği gözükmüş olsa da, gerek yazarın hayal gücü ve bunları yansıttığı kurgusu, gerek sevgili ali cevat akkoyunlu'nun sade çevirisi ile oldukça hoş bir biçimde okunabiliyor. dahası da, maxime'in oldukça toy olduğu zamanlar yazarlık konusunda, bunu başarabilmiş olmasına çok şaşırıyorum içten içe.
bu kitabı spoiler vermeden başka hangi kısımlarını anlatıp eleştirebilirim diye düşününce ortaya şunların çıktığını fark ediyorum. kitap klişe içinde boğuluyor üstte de söylediğim üzere evet, ama bu klişe kısımlarını bir şekilde unutturmayı başaran şeylerden bir diğer kısım da alışılmışın bir tık dışında işlenmiş cinayetler diyebilirim, zira elinde bıçakla dolaşıp insanları öldüren bir seri katilden ziyade, başka bir alemden gelmiş kötü bir ruhun insanları öldürüp duman olduğunu düşüneceğiniz kadar insanı tereddüt içerisinde bırakan birçok yeri mevcut.
dahası da, ben bu kitabın en son kısmından çok memnun kaldım. bu kısmı çuvallamadan nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama bir gün elinize geçer de okur iseniz, en son kısım uzun bir süre aklınızdan çıkmayabilir.
romanın içeriğine baktığımız zaman klişelerin dibine kadar girdiği gözükmüş olsa da, gerek yazarın hayal gücü ve bunları yansıttığı kurgusu, gerek sevgili ali cevat akkoyunlu'nun sade çevirisi ile oldukça hoş bir biçimde okunabiliyor. dahası da, maxime'in oldukça toy olduğu zamanlar yazarlık konusunda, bunu başarabilmiş olmasına çok şaşırıyorum içten içe.
bu kitabı spoiler vermeden başka hangi kısımlarını anlatıp eleştirebilirim diye düşününce ortaya şunların çıktığını fark ediyorum. kitap klişe içinde boğuluyor üstte de söylediğim üzere evet, ama bu klişe kısımlarını bir şekilde unutturmayı başaran şeylerden bir diğer kısım da alışılmışın bir tık dışında işlenmiş cinayetler diyebilirim, zira elinde bıçakla dolaşıp insanları öldüren bir seri katilden ziyade, başka bir alemden gelmiş kötü bir ruhun insanları öldürüp duman olduğunu düşüneceğiniz kadar insanı tereddüt içerisinde bırakan birçok yeri mevcut.
dahası da, ben bu kitabın en son kısmından çok memnun kaldım. bu kısmı çuvallamadan nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama bir gün elinize geçer de okur iseniz, en son kısım uzun bir süre aklınızdan çıkmayabilir.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
yılda kaç resim sergisine gidiyoruz? resim bilgimiz mona lisa ve yıldızlı geceler dışında ne içeriyor? türkiye'de kaç müze sadece ziyaretçisi olmadığı için kapandı?
madem ki hiç bilinen türk ressam yok, bu durumun değişmesini istiyorsak destek olalım ressamlara. sosyal medyadan takip edelim mesela, rast gelirsek sergilerine gidelim. belki de ressamlar biliniyordur, belki de bilinmeyi hak ediyordur ama bizim haberimiz yoktur.
(bkz: prof. hasan pekmezci)
(bkz: muhammed yalçın)
madem ki hiç bilinen türk ressam yok, bu durumun değişmesini istiyorsak destek olalım ressamlara. sosyal medyadan takip edelim mesela, rast gelirsek sergilerine gidelim. belki de ressamlar biliniyordur, belki de bilinmeyi hak ediyordur ama bizim haberimiz yoktur.
(bkz: prof. hasan pekmezci)
(bkz: muhammed yalçın)
devamını gör...
kendi omzunu öpmek
bunca şeyi sırtlanan bu omuzları öpmesem ayıp ederdim kendime.. ihtiyacım falan da yok kimseye ben kendime sarılır, öperim. geniş olunca yetişiyorum çok şükür...
devamını gör...
fakir depresyonu vs zengin depresyonu
zengin depresyona girdiğinde kırmızı odadaki psikologlardan birine seansına 2000 tl vererek destek alır, personal trainer eşliğinde spora başlar, tenis kursuna yazılır, evde yemek denemek için gider fiyatına bakmadan alışveriş yapar.
fakir üstüne hırkasını giyer, küçücük odasındaki küçük yatağının yorganına gömülür ağlar. arada canı yemek çeker ama dolapta nutella yerine yarım limon görür
fakir üstüne hırkasını giyer, küçücük odasındaki küçük yatağının yorganına gömülür ağlar. arada canı yemek çeker ama dolapta nutella yerine yarım limon görür
devamını gör...
donald trump
gelmiş geçmiş en (bkz: troll)başkanlardandır. işin ilginç tarafı bu adam 4 sene boyunca dünyanın en güçlü ülkesini yönetmiştir. türkiye'ye olan tutumu yüzünden insanımız tarafından sevilmektedir.
devamını gör...
2000 lira maaşı beğenmeyen insan
devamını gör...
türkiye'de siyaset konuşmaktan korkmak
evet konuşunca hep bir şeyler olur malesef. kişi hür ve özgür olmayınca susuyor mecburen.
hani bir ara vardı gündem olan ' hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu' gibi .
hani bir ara vardı gündem olan ' hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu' gibi .
devamını gör...
