güne rusça bir kelime bırak
blagodaryu vas. teşekkür ederim.
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
normalden fazlasıyla erken yirmilik diş çıkartmaya başladım, şu an beni öldürmeyen ama süründüren şey işte bu diş ağrısı...
devamını gör...
zakkum
çok zehirli bir bitkidir, güzel görünümüne aldanmamak lazım. tadına bakmamak, bitkinin özsuyuna temas ettikten sonra eli yüze-göze sürmemek gerekir. yoksa ne ağzınız ne de gözleriniz kalmasını istediğiniz gibi olmayabilir.
diğer ismi "zehir, zehirli" anlamındaki ağu sözcüğüdür. zıkkımın kökü ifadesinin orijinali de cehennem çiçeği olan zakkumun kökü'dür aslında.
diğer ismi "zehir, zehirli" anlamındaki ağu sözcüğüdür. zıkkımın kökü ifadesinin orijinali de cehennem çiçeği olan zakkumun kökü'dür aslında.
devamını gör...
açık unutulmuş ıslak mendil gibi olmak
bir anlık dalgınlık yüzünden bir daha işe yaramamak.
en iyi olduğun yerden vurulmak.
hiç hak edilmeyen hareketler.
en iyi olduğun yerden vurulmak.
hiç hak edilmeyen hareketler.
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
1-) toplu beğeni sınırlaması getirildi.
an itibarı ile, x yazar y yazara seri beğeni atamayacak.
2-) tanım kutusunda resim butona ihtiyaç duymadan tekrar yayına alındı.
video için buton devam ediyor.
an itibarı ile, x yazar y yazara seri beğeni atamayacak.
2-) tanım kutusunda resim butona ihtiyaç duymadan tekrar yayına alındı.
video için buton devam ediyor.
devamını gör...
yabancıların türkleri alaya alma şekilleri
yabancılarda, özellikle anglo sakson taraflarından insanlarda türklerde komik buldukları şey türklerin aşırı kasıntı, kendine sürekli bir kimlik çizmeye çalışan imajıdır. özellikle yurtdışına gittiğinizde türklerin çoğunluklu olduğu yerlere ; elit bir zümre veya bir varoş dönerci mahallesi olsun fark etmez ; baktığınızda daima ortak nokta olarak "biz böyleyiz" "biz buyuz", "bizim şöyle büyük bir benlik duvarımız var" tarzı kasıntı, yapmacık, iğreti hareketleri ve ilkel komünalleşme eğilimleri olduğunu göreceksiniz. ingilizce konuşup yabancılarla temel düzeyde dahi anlaşmaya çalışırken bile ; kendisine ilkokuldan itibaren aşılanan mükemmel olma, dik durma, hata yapmama gibi insanlıktan çıkma katı süperego zehrinin etkileri davranışlarında kolayca görülebilir türklerin. hani şu meşhur cem yılmaz esprilerinde olduğu gibi, tabi o biraz abartır ama aslında bu şakalarının trajik bir gerçekliği de var: maalesef türkiye özellikle ingilizce konuşulan memleketler ve insanlarına karşı ciddi bir aşağılık psikolojisiyle yetiştirilmektedir.
kural tanımazlık, kabalık gibi özellikler zaten araplarla karıştığımızdan beri genlerimize işlenen şeyler olduğu için onlar fix, onlara girmiyorum bile.
kural tanımazlık, kabalık gibi özellikler zaten araplarla karıştığımızdan beri genlerimize işlenen şeyler olduğu için onlar fix, onlara girmiyorum bile.
devamını gör...
aleyna çakır'ın tırnağından çıkan dna ve spermin ümitcan uygun'a ait olduğunun tespit edilmesi
halk tarafından bilinen bir gerçeğin devlet tarafından tespit edilmesidir.
devamını gör...
üst komşuyla baş etme yöntemleri
süpürgenin sapı ile tavana tavana vurmak bunlardan birisidir.
devamını gör...
clerks
tezgahtarlar. 1994 yapımı siyah beyaz bir film. film dante'nin izin gününde çalıştığı markete çağrılmasıyla başlar. işte dakika bir gol bir. tezgahtarlık yapan her insan mutlaka bunu yaşamıştır. ve tabii çoğu düşük maaşlı diğer işlerde çalışanlar da. dante'yi acayip bir gün beklemektedir. başına gelen her felakette söylediği tek şey "bugün benim burda olmamam gerekiyordu". e sevgili dante ve sevgili sistem tarafından sömürülen sevgili ve çok sayın vatandaşlar bizi kim buna mecbur ediyor? film komedi ama daha çok güldürürken ağlatan cinsten. -mecazen efendim mecazen- film kendi içinde küçük alt başlıklara ayrılmış. bu da her absürt olayı daha iyi anlamamız için güzel düşünülmüş bir detay. ilginizi çekmesi açısından bir olayı şöyle spoiler şeklinde bırakıyorum.
dante eski kız arkaşıyla buluşur ve bir akşam yemeğine çıkmaya karar verir. buluşacakları yerde tuvalete giren kız arkadaş tuvaletten çıkınca dante'ye daha önce hiç bu kadar iyi seks yapmadığını ballandıra ballandıra anlatır. dante ise şaka yaptığını zanneder çünkü içerideki o değildir. kızın ciddi olduğunu anlayınca ambulans hem erekte olmuş bir ölüyü hem de onunla ölüyken erkek arkadaşı zannederek ilişkiye için krize giren kızı götürür.
filmde hayatımda duymadığım acayip küfürleri duydum. kültür şoku. tek beğenmediğim şey buydu. izlemeniz tavsiye edilir.
dante eski kız arkaşıyla buluşur ve bir akşam yemeğine çıkmaya karar verir. buluşacakları yerde tuvalete giren kız arkadaş tuvaletten çıkınca dante'ye daha önce hiç bu kadar iyi seks yapmadığını ballandıra ballandıra anlatır. dante ise şaka yaptığını zanneder çünkü içerideki o değildir. kızın ciddi olduğunu anlayınca ambulans hem erekte olmuş bir ölüyü hem de onunla ölüyken erkek arkadaşı zannederek ilişkiye için krize giren kızı götürür.
filmde hayatımda duymadığım acayip küfürleri duydum. kültür şoku. tek beğenmediğim şey buydu. izlemeniz tavsiye edilir.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
yarın okullar açıldığı için çok mutluyum. *
devamını gör...
saçma türk adetleri
evlilikle alakalı adetlerin çoğu saçma.iki tane insan evlenmek isteniyo diğerlerine noluyo hiç anlamıyorum.iki aile arasındaki tartışmalar kavgalar yatak odasını sen alcaksın düğünü şurda yapıcaz falan gereksiz saçma sapan stresler.
devamını gör...
mansur ark
esmer bir şarkıcıydı. gazla gitsin diye bir şarkısı vardı.
hey gidi gençliğim..
hey gidi gençliğim..
devamını gör...
yemiş yemiş büyük tuvalete çıkmamış
genelde benim gibi aşırı kilolu insanlara karşı söylenen, kalp kıran bir cümle.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
seveni kadar sevmeyeni de olan turkiye cumhuriyeti’nin kurucu kadrosunun lideri. genis (uzun degil belki ama genis, en basitinden 39 yasindan devlet kurmus. tabiki tek basina yaptigi bir is degil ama bu yasta boyle bir olaya liderlik etmek, sevin yada sevmeyin takdir edilecek bir olay. neyse bu konu bambaska uzun bir aciklama ister) ve maceralarla(!) dolu bir hayat yasamistir. tum imkanlarina ragmen bu imkanlari kendine servet kurmak icin degil ilkesi ve ulkusu ugrunda tasarruf etmistir. cok uzun yazmak gerek ama simdilik bunlarla iktifa edicem.
devamını gör...
yabancı düşmanlığı
insanı insan olduğu için sevmeyenlerin yaptığı şeydir.
devamını gör...
çorba içmeden doymayan insan
kesinlikle babamın da içine bulunduğu gruptur.
çorba içmediyse hemen acıkır ama çorba içtiğinde çok uzun süre yemek yemeden durabilir.
herkesin midesi farklı tabii ki.
çorba içmediyse hemen acıkır ama çorba içtiğinde çok uzun süre yemek yemeden durabilir.
herkesin midesi farklı tabii ki.
devamını gör...
life after people
insan neslinin bir anda ortadan kalktıktan sonra dünya üzerindeki yaşanacak değişimler üzerine odaklanan oldukça etkileyici bir belgesel. belgesel dünyada hiç insan kalmadığı andan itibaren bir gün, bir hafta, bir ay, altı ay, bir sene gibi zaman periyotları ile dünyada gerçekleşen değişimleri aktarıyor. ilginç konusu ve özellikle görsel başarısı ile kesinlikle izlenmesi gereken bir belgesel. ilk olarak history channel'de 108 dakikalık versiyonu yayınlandı. daha sonra 45'er dakikadan 20 bölüm olarak yayınlanmıştır.
gelin bu değişimlere hep beraber bakalım:
insanlığın ortadan kalkışından saatler sonra dünya üzerindeki ışıklar sönmeye başlayacak.
ilk hafta:
-santralin yakıt ihtiyacını sağlayacak birileri yoksa dünyadaki şehirlerin ışıkları sönmeden önce santraller duracak. (rüzgar türbinlerinin de yağlanması gerekiyor, aksi takdirde çalışmaz.) tek çalışan santral sıradışı bir yapısı olduğu için hoover santrali olacak. yeraltı tünelleri de 36 kadar saat sonra, tünellere sızan suyla mücadele eden insanlar olmadığı için suyla dolmaya başlayacak. nükleer santrallede ise ortalama 2 yıl yetecek enerji vardır. ancak üretilen enerji tüketilmeyeceği için reaktörler iki gün içinde kendiliğinden kapanacak. santraller kapanırken güç azalacak şehirlerde kademe kademe karanlık başlayacak. birkaç hafta sonra gezegen derin bir karanlığa gömülecek.
10 gün sonra
-marketlerdeki ve buzdolaplarımızdaki gıda maddeleri bozulmaya başlıyor. evimizde beslediğimiz hayvanlar dışarı çıkamadıkları takdirde ölmüş olacak. ama onlar için dışarı çıkmak demek hayatta kalmak demek değil. fare gibi hayvanlar yavaştan evleri işgal etmeye başlayacak.
6 ay sonra
-kent alanları artık yaban hayat içermeye başlayacak. insanlar yüzünden yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan vahşi hayvanlar "anayurtlarına" dönmeye başlayacak.
1 yıl sonra
-otoyollar, park alanları ya da asfaltta (kısaca güneş gören her yerde) bitki popülasyonu artmaya başlayacak. yollardaki çatlaklarda otlar bitmeye başlayacak. bina duvarlarındaki bitki popülasyonu arttıkça binalar zarar görmeye başlayacak. doğal süreçler sonucu yangınlar ve seller olmaya başlayacak. dolayısıyla insan ürünü olan her şey yanıp kül olmaya başlayacak. bu durum, ortaya azot çıkmasını sağlayacak ve bundan beslenen bitkiler yönetimi ele geçirmeye başlayacak.
5 yıl sonra
-bitkiler her yeri kaplamış olacak. "yaa en fazla ne kadar kaplayabilirler ki!" deyip küçümserseniz buna bir örnek var: kamboçya'daki angkor tapınağı. 15. yüzyılda terk edilen bu tapınakların üstündeki ağaçlar gelişigüzel büyümüş ve dallarını tapınak duvarlarına dolamış (sarıp sarmalamış, bağrına basmış desek daha doğru olur). zamanla, bir zamanlar insanların kullandığı, çocukların koşup oynadığı parklarda ve çim alanlarda kendi kendilerine fidanlar büyümeye başlayacak ve bu popülasyon şehre, binaların olduğu tarafa doğru yayılmaya başlayacak.
20 yıl sonra
-aslında 20 yıl sonra insansız bir yere neler olabileceğinin yaşayan bir örneği var: ukrayna'nın pripyat şehri. pripyat 2014 itibarıyla tam 28 yıldır boş. 1986'da gerçekleşen nükleer felaketten bu yana bomboş bu şehir. pripyat'ı detaylı bir şekilde inceledikten sonra göreceksiniz ki, nükleer bir felaketten sonra bile yaşam devam ediyor. doğa, böyle bir faciadan sonra bile kendini toparlıyor. yine bu süre zarfında dondurucu soğukların yaşandığı yerlerdeki binalar, duvarlarının çatlaklarında biriken suların donup genleşmesinden dolayı zarar görecek. bitkiler bu genleşmenin büyüttüğü çatlaklardan sızıp rutubetin de etkisiyle çatlakların içinde ilerlemeye başlayacak.
25 yıl sonra
-öncelikle belirtelim ki, kırsal kesimlerde insandan iz kalmayacak. deniz seviyesine yakın olan şehirleri (londra, amsterdam gibi) su basacak. gökdelenlerdeki camlar sürekli darlaşıp genleşme baskısına dayanamayıp kırılmaya başlayacak. boşalan ve harabe haline gelen bu gökdelenlerin yeni sahipleri kuşlar ve böcekleri olacak. hamamböcekleri insanoğlunun artıklarıyla da beslendiği için bizim yok olmamıza üzülecekler, ama bu depresyon sadece 1 dakika sürecek ve hayatlarına kaldıkları yerden, kitapları ve bilumum şeyleri yiyerek, devam edecekler.
40 yıl sonra
-termitlerin açlığı ve küflenme sonucu özellikle kırsal kesimlerdeki evler artık yerle yeksan olmaya; bina duvarlarında biriken tuzlar, duvarı oluşturan taşları itmeye başlıyor. betonlardaki bu çürüme elbette barajları da etkileyecek ve özellikle sıkıştırılmış kaya veya topraktan yapılma barajlar birer birer yıkılmaya başlayacak. bunun doğal sonucu olarak ortaya çıkan korkunç su kütleleri önüne çıkan her şeyi silip süpürecek.
50 yıl sonra
-köprüler bakımsızlığın etkisiyle korozyon, yani paslanma sonucunda çökmeye ve yok olmaya yüz tutacak. çürüme, köprüleri taşıyan ve binlerce ton taşıma kapasitesine sahip çelik kablolardan başlayacak.
75 yıl sonra
-artık kullanılmayan otomobiller bulundukları yerin iklimine göre değişen hızlarda çürüyecek. kuru iklimdeki araçlar daha uzun sürede, nemli iklimdekiler daha kısa sürede çürüyecek.
150 yıl sonra
-köpekler popülasyonu artan kurt sürüleriyle fazlaca haşır neşir olup, çiftleşip daha vahşi bir tür haline gelecekler (öngörülen bu). insan yok olduktan sonra en hızlı değişim ve temizlik muhtemelen denizlerde olacak, denizdekicanlıları avlayan kimse kalmayınca popülasyon arttıkça artacak. köprülerin yıkılmasına sebep olan korozyon, insanoğlu yok olduktan 36 saat sonra suyla dolmaya başlayan yeraltı tünellerindeki çelik kirişleri de -deyim yerindeyse- toza çevirmiş olacak.
200 yıl sonra
-normal şartlarda korozyondan korumak için her 6-7 yılda bir boyanan eyfel kulesi ilgilenen olmayınca korozyona yenik düşüp yıkılacak.
300 yıl sonra
-seattle'da bulunan ve rüzgarlara karşı esneyecek şekilde inşa edilen space needle kulesi de korozyondan nasibini alacak ve rüzgarın etkisiyle yıkılacak. empire state, altındaki topraktan dolayı yavaş yavaş eğilecek ve yerçekimine dayanamayıp toprakla buluşacak. bu yıkımdan sears kuleleri de nasibini alacak.
500 yıl sonra
-insanoğlu yok olduktan 500 yıl sonra belki de insan medeniyetine dair hiçbir yapı, en azından hiçbir modern beton yapı kalmayacak. romalılar tarafından bulunan betonun ilk hali yaşamaya devam edecek belki ama daha sulu bir içeriğe sahip modern beton zamana boyun eğecek.
1000 yıl sonra
-insana dair hemen hemen tüm uygarlık (!) izleri silinmiş olacak. her yer bitki, her yer doğa. betondan, demirden, çelikten eser kalmayacak.
10.000 yıl sonra
-beton, demir, çelik, kağıt, kısaca her şey çürümüş olacak. ama sanmayın ki insan yapımı hiçbir şey kalmayacak. 10 bin yıl sonraya kadar dayanacağı öngörülen 3 adet yapı var: çin seddi, gize piramitleri ve rushmore dağı kafadarları. çin seddi daha uzun bir süre varlığını sürdürebilecek. gize piramitleri de kum tarafından kapatılana kadar yeryüzünü süslemeyi sürdürecek. (mühendislik harikası olarak adlandırılan hoover barajı maalesef bu zamana kadar çoktan yıkılmış oluyor.) rushmore dağı kafadarlarının binlerce yıl daha yeryüzünde kalması öngörülüyor, çünkü tek düşmanı rüzgar.
35.000 yıl sonra
-insana ait hemen hemen hiçbir şey kalmadığı için, dünya artık insanın doğaya verdiği hasarı gidermekle meşgul. bu hasarlardan biri de kurşun. insanoğlunun endüstriyel atıkları sonucu toprakta birikmeye başlayan kurşun, 35 bin yıl sonra topraktan temizlenmiş olacak.
7 milyon 200 bin yıl sonra
-rushmore dağı kafadarları, asteroid çarpması ya da güçlü bir deprem olmadıktan sonra varlıklarını sürdürmeye devam edecek. pcb ve dioksin gibi insan yapımı tehlikeli kimyasal bileşikler hala varlıklarını koruyor olacak.
10 milyon 200 bin yıl sonra
-bronz heykeller hala tanınabilir olacak.
4.5 milyar yıl sonra
-abd'deki yarım milyon ton uranyum-238 maddesi, henüz yarı ömrünü tamamlamış olacak. dünya, güneş'teki değişimlere bağlı olarak daha da ısınmaya başlayacak. en az bir milyar yıl boyunca da, ilk zamanlardaki gibi bir mikrobik yaşam, varlığını devam ettirecek.
gelin bu değişimlere hep beraber bakalım:
insanlığın ortadan kalkışından saatler sonra dünya üzerindeki ışıklar sönmeye başlayacak.
ilk hafta:
-santralin yakıt ihtiyacını sağlayacak birileri yoksa dünyadaki şehirlerin ışıkları sönmeden önce santraller duracak. (rüzgar türbinlerinin de yağlanması gerekiyor, aksi takdirde çalışmaz.) tek çalışan santral sıradışı bir yapısı olduğu için hoover santrali olacak. yeraltı tünelleri de 36 kadar saat sonra, tünellere sızan suyla mücadele eden insanlar olmadığı için suyla dolmaya başlayacak. nükleer santrallede ise ortalama 2 yıl yetecek enerji vardır. ancak üretilen enerji tüketilmeyeceği için reaktörler iki gün içinde kendiliğinden kapanacak. santraller kapanırken güç azalacak şehirlerde kademe kademe karanlık başlayacak. birkaç hafta sonra gezegen derin bir karanlığa gömülecek.
10 gün sonra
-marketlerdeki ve buzdolaplarımızdaki gıda maddeleri bozulmaya başlıyor. evimizde beslediğimiz hayvanlar dışarı çıkamadıkları takdirde ölmüş olacak. ama onlar için dışarı çıkmak demek hayatta kalmak demek değil. fare gibi hayvanlar yavaştan evleri işgal etmeye başlayacak.
6 ay sonra
-kent alanları artık yaban hayat içermeye başlayacak. insanlar yüzünden yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan vahşi hayvanlar "anayurtlarına" dönmeye başlayacak.
1 yıl sonra
-otoyollar, park alanları ya da asfaltta (kısaca güneş gören her yerde) bitki popülasyonu artmaya başlayacak. yollardaki çatlaklarda otlar bitmeye başlayacak. bina duvarlarındaki bitki popülasyonu arttıkça binalar zarar görmeye başlayacak. doğal süreçler sonucu yangınlar ve seller olmaya başlayacak. dolayısıyla insan ürünü olan her şey yanıp kül olmaya başlayacak. bu durum, ortaya azot çıkmasını sağlayacak ve bundan beslenen bitkiler yönetimi ele geçirmeye başlayacak.
5 yıl sonra
-bitkiler her yeri kaplamış olacak. "yaa en fazla ne kadar kaplayabilirler ki!" deyip küçümserseniz buna bir örnek var: kamboçya'daki angkor tapınağı. 15. yüzyılda terk edilen bu tapınakların üstündeki ağaçlar gelişigüzel büyümüş ve dallarını tapınak duvarlarına dolamış (sarıp sarmalamış, bağrına basmış desek daha doğru olur). zamanla, bir zamanlar insanların kullandığı, çocukların koşup oynadığı parklarda ve çim alanlarda kendi kendilerine fidanlar büyümeye başlayacak ve bu popülasyon şehre, binaların olduğu tarafa doğru yayılmaya başlayacak.
20 yıl sonra
-aslında 20 yıl sonra insansız bir yere neler olabileceğinin yaşayan bir örneği var: ukrayna'nın pripyat şehri. pripyat 2014 itibarıyla tam 28 yıldır boş. 1986'da gerçekleşen nükleer felaketten bu yana bomboş bu şehir. pripyat'ı detaylı bir şekilde inceledikten sonra göreceksiniz ki, nükleer bir felaketten sonra bile yaşam devam ediyor. doğa, böyle bir faciadan sonra bile kendini toparlıyor. yine bu süre zarfında dondurucu soğukların yaşandığı yerlerdeki binalar, duvarlarının çatlaklarında biriken suların donup genleşmesinden dolayı zarar görecek. bitkiler bu genleşmenin büyüttüğü çatlaklardan sızıp rutubetin de etkisiyle çatlakların içinde ilerlemeye başlayacak.
25 yıl sonra
-öncelikle belirtelim ki, kırsal kesimlerde insandan iz kalmayacak. deniz seviyesine yakın olan şehirleri (londra, amsterdam gibi) su basacak. gökdelenlerdeki camlar sürekli darlaşıp genleşme baskısına dayanamayıp kırılmaya başlayacak. boşalan ve harabe haline gelen bu gökdelenlerin yeni sahipleri kuşlar ve böcekleri olacak. hamamböcekleri insanoğlunun artıklarıyla da beslendiği için bizim yok olmamıza üzülecekler, ama bu depresyon sadece 1 dakika sürecek ve hayatlarına kaldıkları yerden, kitapları ve bilumum şeyleri yiyerek, devam edecekler.
40 yıl sonra
-termitlerin açlığı ve küflenme sonucu özellikle kırsal kesimlerdeki evler artık yerle yeksan olmaya; bina duvarlarında biriken tuzlar, duvarı oluşturan taşları itmeye başlıyor. betonlardaki bu çürüme elbette barajları da etkileyecek ve özellikle sıkıştırılmış kaya veya topraktan yapılma barajlar birer birer yıkılmaya başlayacak. bunun doğal sonucu olarak ortaya çıkan korkunç su kütleleri önüne çıkan her şeyi silip süpürecek.
50 yıl sonra
-köprüler bakımsızlığın etkisiyle korozyon, yani paslanma sonucunda çökmeye ve yok olmaya yüz tutacak. çürüme, köprüleri taşıyan ve binlerce ton taşıma kapasitesine sahip çelik kablolardan başlayacak.
75 yıl sonra
-artık kullanılmayan otomobiller bulundukları yerin iklimine göre değişen hızlarda çürüyecek. kuru iklimdeki araçlar daha uzun sürede, nemli iklimdekiler daha kısa sürede çürüyecek.
150 yıl sonra
-köpekler popülasyonu artan kurt sürüleriyle fazlaca haşır neşir olup, çiftleşip daha vahşi bir tür haline gelecekler (öngörülen bu). insan yok olduktan sonra en hızlı değişim ve temizlik muhtemelen denizlerde olacak, denizdekicanlıları avlayan kimse kalmayınca popülasyon arttıkça artacak. köprülerin yıkılmasına sebep olan korozyon, insanoğlu yok olduktan 36 saat sonra suyla dolmaya başlayan yeraltı tünellerindeki çelik kirişleri de -deyim yerindeyse- toza çevirmiş olacak.
200 yıl sonra
-normal şartlarda korozyondan korumak için her 6-7 yılda bir boyanan eyfel kulesi ilgilenen olmayınca korozyona yenik düşüp yıkılacak.
300 yıl sonra
-seattle'da bulunan ve rüzgarlara karşı esneyecek şekilde inşa edilen space needle kulesi de korozyondan nasibini alacak ve rüzgarın etkisiyle yıkılacak. empire state, altındaki topraktan dolayı yavaş yavaş eğilecek ve yerçekimine dayanamayıp toprakla buluşacak. bu yıkımdan sears kuleleri de nasibini alacak.
500 yıl sonra
-insanoğlu yok olduktan 500 yıl sonra belki de insan medeniyetine dair hiçbir yapı, en azından hiçbir modern beton yapı kalmayacak. romalılar tarafından bulunan betonun ilk hali yaşamaya devam edecek belki ama daha sulu bir içeriğe sahip modern beton zamana boyun eğecek.
1000 yıl sonra
-insana dair hemen hemen tüm uygarlık (!) izleri silinmiş olacak. her yer bitki, her yer doğa. betondan, demirden, çelikten eser kalmayacak.
10.000 yıl sonra
-beton, demir, çelik, kağıt, kısaca her şey çürümüş olacak. ama sanmayın ki insan yapımı hiçbir şey kalmayacak. 10 bin yıl sonraya kadar dayanacağı öngörülen 3 adet yapı var: çin seddi, gize piramitleri ve rushmore dağı kafadarları. çin seddi daha uzun bir süre varlığını sürdürebilecek. gize piramitleri de kum tarafından kapatılana kadar yeryüzünü süslemeyi sürdürecek. (mühendislik harikası olarak adlandırılan hoover barajı maalesef bu zamana kadar çoktan yıkılmış oluyor.) rushmore dağı kafadarlarının binlerce yıl daha yeryüzünde kalması öngörülüyor, çünkü tek düşmanı rüzgar.
35.000 yıl sonra
-insana ait hemen hemen hiçbir şey kalmadığı için, dünya artık insanın doğaya verdiği hasarı gidermekle meşgul. bu hasarlardan biri de kurşun. insanoğlunun endüstriyel atıkları sonucu toprakta birikmeye başlayan kurşun, 35 bin yıl sonra topraktan temizlenmiş olacak.
7 milyon 200 bin yıl sonra
-rushmore dağı kafadarları, asteroid çarpması ya da güçlü bir deprem olmadıktan sonra varlıklarını sürdürmeye devam edecek. pcb ve dioksin gibi insan yapımı tehlikeli kimyasal bileşikler hala varlıklarını koruyor olacak.
10 milyon 200 bin yıl sonra
-bronz heykeller hala tanınabilir olacak.
4.5 milyar yıl sonra
-abd'deki yarım milyon ton uranyum-238 maddesi, henüz yarı ömrünü tamamlamış olacak. dünya, güneş'teki değişimlere bağlı olarak daha da ısınmaya başlayacak. en az bir milyar yıl boyunca da, ilk zamanlardaki gibi bir mikrobik yaşam, varlığını devam ettirecek.
devamını gör...
sindirim sistemi ve beyin arasındaki ilişki
araştırmalar sindirim sistemimiz ile beynimizin karmaşık bir yapıda bütünleştiğini gösteriyor. bu o kadar güçlü bir bağ ki bazı bilim insanları ikinci beyin olarak adlandırdıkları sindirim kanalını oluşturan bakteriler ile beyni tek bir sistem altında adlandırabileceğimizi belirtiyor. sindirim kanalının o an yaşanan sinir, stres, heyecan, üzüntü ve endişe gibi duygulara oldukça duyarlı olduğu durumları birinci elden de yaşamışızdır. bu özellikle stres ve baskı altında bulunduğumuz zaman, vücudumuzun girdiği "savaş ya da kaç" modundan kaynaklanıyor. bu durumda sindirim yavaşlayıp durma noktasına kadar gelebilir. vücudumuz savaş ya da kaç modunda sindirime harcanacak olası bir enerjiyi o an daha önemli gördüğü beyin ve kaslara yönlendirmekte. büyük bir tartışma sırasında, bir iş görüşmesi öncesinde, hatta üniversite sınav sonuçlarımızı öğrendiğimizde yaşayabileceğimiz mide ağrıları, sindirim sorunları, savaş ya da kaç modunun etkileridir.
bu durumlarda bu tepki yalnızca yararsız olmakla kalmaz, aksine beden ve ruhsal yapı üzerinde zarar verici bir gerilime neden olabilir.
yani beynimize giden impluslar sindirim sistemimizde de uyartı oluşturup, tepki vermeyi sağlar.
uzun süre görmezden geldiğimiz, bedenlerimizdeki en karmaşık ve en önemli sistemlerin ikisinin kritik rolünü hatırlamak gerekli: bağırsaklar (sindirim sistemi) ve beyin (sinir sistemi). bağırsaklarımız diğer bütün organlarınızdan daha üstün olan, hatta beyninizle rekabet edebilecek düzeyde yeteneklere sahip. hatta bağırsaklar bilimsel literatürde enterik sinir sistemi ya da ess olarak bilinen ve çoğu zaman medyada “ikinci beyin” olarak bahsedilen kendi sinir sistemine de sahiptir. bu ikinci beyin 50 ila 100 milyon arasında sinir hücresinden oluşur ki bu omurilikteki sinir hücrelerinin toplam sayısı kadardır. yani ikinci beyin terimi sadece mecazi değildir.
bu durumlarda bu tepki yalnızca yararsız olmakla kalmaz, aksine beden ve ruhsal yapı üzerinde zarar verici bir gerilime neden olabilir.
yani beynimize giden impluslar sindirim sistemimizde de uyartı oluşturup, tepki vermeyi sağlar.
uzun süre görmezden geldiğimiz, bedenlerimizdeki en karmaşık ve en önemli sistemlerin ikisinin kritik rolünü hatırlamak gerekli: bağırsaklar (sindirim sistemi) ve beyin (sinir sistemi). bağırsaklarımız diğer bütün organlarınızdan daha üstün olan, hatta beyninizle rekabet edebilecek düzeyde yeteneklere sahip. hatta bağırsaklar bilimsel literatürde enterik sinir sistemi ya da ess olarak bilinen ve çoğu zaman medyada “ikinci beyin” olarak bahsedilen kendi sinir sistemine de sahiptir. bu ikinci beyin 50 ila 100 milyon arasında sinir hücresinden oluşur ki bu omurilikteki sinir hücrelerinin toplam sayısı kadardır. yani ikinci beyin terimi sadece mecazi değildir.
devamını gör...
askıda iyi geceler mesajı
aklıma gelmişken bırakayım.
duymak isteyene iyi geceler.
duymak isteyene iyi geceler.
devamını gör...
sevgilinin fotoğrafını arka plan yapmak
günümüzde "sevgilinin fotoğrafını cüzdanda taşımanın" modernize halidir. bugün telefon açılış ekranıma fotosunu ekledim. kimileri için mıç mıç bir durum gibi görünebilir ama benim hayatımı güzelleştiren bir detay oldu. telefonu bi açıyorum iki güzel göz bana bakıyor.
iyi ki varsın sevgilim.
iyi ki varsın sevgilim.
devamını gör...