dokunulmazlığı olan üye.
devamını gör...

mikrodalga fırında 6-8 dakika erkeğinizi yeniden ısıtacaktır.
devamını gör...

zevkle katıldığım bağımlılık.adam gece evde takımla oturuyor.izlerken bana sıkıntı basıyor.geceyarısı olmuş çıkar şunları artık!
yaprak dökümü ali rıza bey gibi.kravatı gevşet bari.
devamını gör...

pripyat, ukrayna'nın kuzeyinde, kiev oblastında, terkedilmiş bir şehirdir.
çernobil nükleer felaketi'nden önce hayat dolu muhteşem bir şehirdi. 1970 yılında çernobil nükleer santrali çalışanları için kurulmuştu. şimdi ise tam anlamıyla hayalet şehir konumunda. bugünlerde bile bölgedeki yüksek radyasyon oranından dolayı pripyat şehrine giriş yasak.
terkedilmiş pripyat şehrinden görüntüler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaklaşık 3,5 dk süren kısa film.


alzheimer bir tanıdığı olan kimselerin daha iyi anlayacağı duygusal bir film. sohbet ettiği kadına gayet empatik yaklaşan yaşlı amca, onun sıkıntılarını anlamaya ve teselli etmeye çalışıyor. halbuki kızının kaygılarının asış nedeni kendi.


kısa bir film olmasına rağmen yine de sonunda sürpriz yapmayı başarıyor. izleyeceklere iyi seyirler.
devamını gör...

kesinlikle acısı ve bardakta olanı, bir de gece içileni makbul olan çorbadır.

yöreden yöreye yapılış tarzı ve şekli değişse de, salçalı ve naneli olması elzemdir.
devamını gör...

bu dünya da zor be kurban olduğum!!!
devamını gör...

dırın dırın dırııın, yine ben sevgili sözlük ahalisi.

sözlük radyosu'ndaki 2. konsept olan bendenizden seçkilerle yeniden aranızdayım.
bu haftaki listem geçen hafta şöyle #1556578 bir tanım giren sayın yazarımız hristiyanismail'in isteği üzerine fikret kızılok ve mfö'den oluşuyor. ben hazırlarken çok keyif aldım; umarım bu keyfi sizinle de paylaşırız. 
benim hazırladığım bir liste ve akış var fakat sanatçılarımızdan kesinlikle dinlemek istediğiniz şarkılar varsa derhal listeme eklerim ve size hediye edebilirim.

o haldeeee saatler akşam altıyı gösterdiğinde sözlük radyomuzda buluşmak üzereeee güzel insanlar.





| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim

| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum

| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
devamını gör...

24 ilden büyük nüfusu, üniversiteleri, havalimanina sahip olması sebebi ile (bkz: alanya)
devamını gör...

gereksiz kalabalıktan uzak sade bir yaşamdır.
bu kalabalık basit bir şekilde insan, eşya, kıyafet gibi düşünülebilir.
devamını gör...

kendi kafanıza uygun hiç kimse olmadığının fark edildiği kalabalık ortamdır..
devamını gör...

karma puanlarınızın kullanılabileceği alandır. sözlük özellikleri ve rozetler olarak iki bölümden oluşur.
kişisel ileti özelliği ve takipçilerini görme dışındaki sözlük özelliklerinin kullanım süresi bir ay ile sınırlıdır.

not : kafa store'da aldıklarınız karma puanınızı düşürmez.
devamını gör...

türkiye'nin özetidir.
devamını gör...

sayın lan bırak ukdesini tamamlayayım.

genç mi genç , yakışıklı mı yakışıklı olan hermotimos, karyalı köle tabirleri tarafından kaçırılarak panionios huzuruna çıkarıldı. erkek köleleri hadım ettirerek ev işleri vb yapması için , kadın olan köleleri de giydirip kuşandırıp başka amaçlar(!) için pazarlardı bu panionios. o dönem bu kazanç nereden diye sorgulanmazdı tabi. bilen varsa da susmak işlerine geldiğinden olsa gerek, panionios bu işten bir servet kazandı.

hermotimos bitezlidir bu arada. panionios bu topladığı köleleri de bildiğimiz efes şehrine ve sardis şehirlerine satardı( sardis şu an ismi olan salihli). sardis denince de nedense aklıma doctor who’nun tardis’i geldi ama konumuz bu değil.

hermotimos henüz küçük olduğundan 72 drahmiye başka bir köle tacirine satıldı. büyük olsaydı ederi 105 drahmi, kadın olsaydı 174 drahmiye satılacaktı. neyse efendim, hermotimos’u satın alan köle taciri, onu başka köle tacirine 5 katı fiyata sattı.

böylece yeni sahibiylr persopolis’e yolculuğu başladı. vardıklarında, köle pazarında sergiye konuldu. o sıra pazarda bulunan saray görevlileri , ondan etkilendi ve yeni kral olmuş olan kserkes’in huzuruna çıkarıldı. kserkes onu çok sevdi ve evladı gibi yetiştirilmesi talimatı verdi.

kserkes ‘in en güvenilir adamlarından olan hermotimos,o sırada atina seferi hazırlığında olan kral tarafından, silahlı bir öncü grubu ile birlikte onu ege kıyılarına gönderdi. tabi intikam tatlı. lan bırak, panionis detayını anlatmış zaten. o konulara girmeyeceğim. fakat benim bildiğim şu ki , hermotimos , panionios’u ölümle tehdit etmeden , oğullarını 1 kese altın karşılığı hadım etmesini söylemiş. parayı seven panionios, oğullarını hadım etmiş. sonrasında oğullarına da babalarını hadım etme emri vermiş ki zaten bunu yapmaları için para almalarına gerek de yoktu.

ölmeden önce pers kralı, gayrimeşru çocuklarını ona emanet edip, onları iyi bir asker olarak eğitmesini vasiyet etmiş.
devamını gör...

darkwood'un ve gönlümüzün efendisi baltalı ilah. onu diğer fumetti karakterlerinden ayıran en önemli özelliği, zorunlu olmadıkça insan dahil hiçbir canlıya zarar vermemesidir. diğer fumettilerde genelde kızılderililer vahşi, laftan anlamaz ve hep düşman olarak anlatılmasına karşın, zagor'da onlara gereken saygı ve sevgi gösterilir. zagorumuz adeta "iyi ya da kötü ırk yoktur, iyi yahut kötü insan vardır" şiarıyla hareket eder. yeri geldiğinde kanun uygulayıcı askerlere de, savcılara da postasını koyar. hatta bir macerasında, yanlış anımsamıyorsam birleşik devletler başkanına bile posta koymuştur.

zagorumuzun beni en çok şaşırtan bir özelliği de yaz-kış hiç değiştirmediği g.tü yamalı pantelonudur. bu pantelon 60 yıldır değişmedi neredeyse. ha içinizden biri de çıkıp "adamın gardırobunda belki aynısından onlarca pantulu vardır" diyebilir. ama onun yaşadığı bataklıktaki kulübesinde böyle imkanların olmadığını her zagorcu bilir. gene de bazı maceralarında dışarısı kar kıyamet iken sırtına bir gocuk geçirmişliği vardır. anlayın ki dışarısı en az -40 derecedir. (daha azında zagor üşümez zira)

bütün çizgiroman kahramanlarında olduğu gibi onun da pek çok dostu ve düşmanı vardır. en belalısı profesör hellingen'dir. adam kaç kere öldü, kaç kere dirildi unuttum ben. onunla olan maceraları genelde sürreal bir atmosferde geçer.

zagor'un birbirinden güzel, ateşli-yanarlı dönerli pek çok sevgilisi vardır

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ama içlerinde bence en özeli elettra warton'dur. trajik bir şekilde hayatını kaybeden elettra, aklıma geldikçe içim cız eder.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


zagor anlatmakla bitmez. aklıma gelince gene yazarım buraya.

edit: görsellerin linkleri güncellendi.
devamını gör...

dağların olduğu birçok yer. tabi bunların başında kazdağları geliyor.*
şu kayalara oturup etrafa bakmak hayatımın en huzurlu dakikalarını yaşamama yol açmıştı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı
devamını gör...

97 yapımı david fincher filmi.maalesef michael douglas'in iyi oyunculuğuna rağmen sınıfta kalan bir filmdir benim için.
(spoiler)
filmin en başında hatta adından da anlaşılacağı üzere karakter bir oyunun içerisindedir ve seyirci karakterle birlikte oyunu çözmeye çalışır.film bir kaç yerde 'bitti mi acaba oyun?yoksa adam şizofreni mi?' gibi sorular sordursa da maalesef keyifli bir film değil.bir karmaşa var filmin genelinde.kurgu etkileyici değil.konu da daha güzel işlenebilirmis.
çekimler gerilim filmi vibeı vermek için çok renksiz ve karanlık. muzik de tehlike habercisi.
müzikten tehlikenin gelişini anlıyorsunuz.
sonu için iki kademeli bir şaşırtma denemişler ama filmde zaten sona gelene kadar ölse de kurtulsak moduna giriyorsunuz.
öte yandan filmin film olduğu çok belli.cunku -filmde karaktere yapılan yoğun testlerle anlamlandırilmaya çalışılsa da - oyun sıfır hatayla ilerliyor güya. herhangi birinin bu oyunu gerçek hayatta sağ tamamlama ihtimali yüzde elli falan. filmin sonunda karakterlerden biri her şey kontrol altındaydı sana bir şey olmayacaktı dese de çoğu sahnede asıl karakterin ölme ihtimali yüzde elliydi. bakin bir,iki ,on ,yirmi değil elliydi.
süper oyunmuş valla.

beğenmedim.yorucu bir film. tatsız.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

varoş hediyeler kişiden kişiye değişmektedir. el emeği olan hediyeleri bir taraf ne kadar anlamsız/basit bulsa bile ben daha çok değerli görenlerdenim. belirli günler içerisinde verilen hediyelerdense hiç beklenmedik anda verilen düşünülmüş hediyeler daha çok anlamlı olur. varoş hediyelere gelecek olursak üstte ki yazara katılmaktayım, kalpli kutunun içine çikolataları hapsetmenin anlamı yok bırakın özgür kalsınlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim