biz kürtler kimseyle var olmadık, yok da olmayız şükür.çok da umrumuzda olmayan durumdur açıkçası.
devamını gör...

yan hesabının bir trol olduğuna şaşırmaktan ziyade, mesai arkadaşlarının durduk yere bunu söylemiş olduğuna daha çok şaşırdığım moderatör. içeride neler oluyor?
devamını gör...

ay yılına göre hazırlanmıştır. bir yıl 354 gündür. başlangıç hz. muhammed’in mekke’den medine’ye hicreti (622) başlangıç yılı olarak esas alınmıştır. dini günler hâlâ bu takvime göre belirlenir. hz. ömer döneminde düzenlenmiştir.
(kaynak: tarih defterim.)
devamını gör...

bu aralar sık sık yaşadığım duygu. özellikle 2008 yılını özlüyorum, şimdi 2008 yılında olmak vardı, mahallede maç yapıyorduk, dert tasa yoktu. güzel günlerdi be.
t: bir istek veya duygu.
devamını gör...

durum neyi gerektiriyorsa o seçeneğin yapılması gerektiğini düşündüğüm eylemler.

mesela sınava çalışan bir öğrenci, konuyu anlamıyorsa "yaparsın sen. şöyle iyisin, böyle aslansın..." demek ona iyi gelecektir.

fakat sesi berbat olduğu halde ısrarla sahneye çıkıp şarkı söylemeye çalışan bir arkadaşınıza, kendisini rezil etmemesi adına "yapma bence" demek daha mantıklıdır.

en azından bana göre durum bundan ibaret.
devamını gör...

''sevgiye hasret'' konu: dram imdb:9.0 oyuncular: kafa sözlük yazarları.
devamını gör...

afrika'da yaşamıyoruz, çocukları bu kadar zorlayıp obez yapmanın bir mantığı olduğunu düşünmüyorum. çocuk gözünüzün önünde açlıktan ölmez, acıkınca zaten yer. sağlıklı beslenmesine dikkat edin yeter.
çocuğunun yemek yediğini görmek elbet anneyi mutlu eder lakin ileriki yaşlarda çocuk obeziteye doğru yol alırken bu sefer isteseniz de fazla yemek veremezsiniz.
devamını gör...

ismi güzel ve uzun yazarımızın programına bu hafta da katılamıyorum ama kulaklarım ve kalbim burada olacak. bu hafta madımak dolayısıyla zevzekliğim bu hafta olmayacak. üzüleceğiz evet ama hayatta bazen üzülmekte gerekiyor. üzülmek utanmak ve daha iyi bir gelecek umut etmek.
devamını gör...

ergenlik dönemine normalden geç girmeye verilen isimdir.
neden olarak malnutrisyon,primer hipotiroidi, imperfore hymen,anoreksia nervosa verilebilir.
en sık nedeni genellikle konstitüsyonel gecikmedir ve genetikle ilişkilidir.
genel olarak tedaviye gerek kalmadan düzelir ancak psikolojik sorunlar yaşanırsa kısa süreli hormon tedavisi verilebilir.
devamını gör...
(tematik)

17. yüzyıl divan şairi (bkz: neşati)nin aynı zamanda mevlevi şeyhi de olduğu için kendisine verilen sıfattır.
devamını gör...

dövüyon mu seviyon mu alüminyum! dediğim başlık.(bkz: başlık değil saçmalık)
devamını gör...

nobody:
kanal sahibi kişinin adı: bla bla bla
devamını gör...

dünya senin etrafında dönmüyor; şu an yaşadığın her şeyi başka bir yerde, belki ülkede, belki de seninle aynı şehirde olan biri de yaşıyor. acının hissedilme dozunu farklıdır fakat birileri seninle aynı duyguları paylaşıyor.

hayat sandığın kadar kötü değil; her ne yaşamış olursan ol, hayat hiçbir zaman göründüğü kadar kötü değil. önemli olan yin ve yang'ı baz alıp kötünün içindekini görmek. biraz daha dikkatli bakmak lazım sadece.

hayal etmek önemli ama olmayınca üzülme; hayal etmeyi hepimiz çok seviyoruz ve neredeyse her an hayal kuruyoruz. bunu abartıp beyni şartlandırmak olmaz. belki biri olmayacak ama diğer hayal gerçekleşecek? neden gerçekleşeni görmezden gelip gerçekleşmeyen için gözyaşı dökelim ki?

ağladık da ne oldu? geçti mi her şey?; gece gündüz ağlamanın kimseye yararı yok. var mı? yok. kaybedilen tek şey gözyaşları. bu nedenle ağlatan ne varsa geride bırakmalı insan. zaten ne demişler; ağlamaya değer olan hiçbir şey ağlatmaz.

birileri gider, birileri kalır; kimsenin varlığıyla hayatta kalmadığımız gibi, kimsenin yokluğuyla da ölmeyiz. hayat bu; ne getirip ne götüreceği belli olmaz. bugün ağladığımıza yarın gülmek var. ola ki çok üzdü; çiçek koklamak, hayvan sevmek, kitap okumak daha iç açıcı değil mi?
devamını gör...

bir zamanlar herkesin radyo sandığı site. ne güzel anılarım vardı bu sitede.
devamını gör...

(bkz: manga'nın birinci olamaması)
devamını gör...

hayatın her evresi belki de ufacık bir anı bile olabilir .. istediğin yerde istemediğin hayatı yaşıyorsan .. o kalıplara katlanmak bile artık ölüm gelir insana.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şahsımca dünyanın en hüzünlü cümlesini sarf etmiş kişidir, dilin prensi, mantığın şovalyesi, kötü yaratılışlı ejderhaların katilidir, yakın tarihin peygamberlerinden biridir, acı dolu bir hayatın içinde ruhunun karanlık baskısına göğüs gerebilmiş dünya üzerine gelebilmiş en zeki insanlardan birisidir, zekasını yönlendirebileceği tek şey olarak felsefeyi tanımlamıştır, "kültür ve değer" kitabında yazdığına göre kelimelerini ne zaman felsefe dışı bir şeye çevirecek olsa bocaladığını itiraf etmiş ve felsefenin zihnindeki tortuları süpürmesi için en uygun ortam olduğunu, kendi habitatı olduğunu söylemiştir. her cümlesinde ayrı bir derinlik, yaşayışında ayrı dimağları ilhama çağıracak bir gizem yatmaktadır. bertrand russel'ı akıl fuhuşu yapmakla suçlamıştır, akıl sağlığını öven filozoflar gibi değildir, okuması alışana kadar zordur fakat bu zorluk baudrillard, foucault vb. gibi filozoflarda yaşandığı gibi değildir, sadece soğuk mantığın diline hüküm verdiği için sürekli yaptığı tekrarlar kişiyi zorlayabilir, "tamam anladık ulan, kısa kes" gibi kelimelerin zihinde oluşmasına neden olabilir diye zordur. öte yandan zihinde kelimelerinin dansına izin verdiğiniz andan itibaren şeyler daha belirgin, dünya olabildiğinden daha berrak ve acıyla dolu gözükür, çünkü dünya sınırlıdır. dil ile sınırlandırılmıştır. dilin sınırı belirleyen şey ise mantıktır. ama hemen depresyona yönelmeyin, çözüm daha sonra manly p. hall tarafından sunulur, dünyanın sınırını ancak dünyanın sınırlarını genişleterek aşabileceğimizi söyler. tabi bu bir kademe atlama değil, elindeki olanakları sınırsız bir şekilde kullanabilme gücünden ileri gelir. sanıyorum konudan sapıyorum ve hala unutmayanların akıllarında merakla çalınan en hüzünlü cümleyi şuraya bırakıyorum;

“öyle bir duygumuz vardır ki, bütün olanaklı bilimsel sorular yanıtlandığında bile, yaşam sorunlarımıza daha hiç dokunulmamıştır. tabii o zaman da hiçbir soru kalmamıştır; yanıt da tam budur.”

tractatus'ta söylediği şey budur, bunu latinlerin bir deyimiyle daha şenlendirmek, karanlıkla dolu zihninize biraz daha karanlık eklemek isterim; "vanitas vanitatum sed omnia vanitas.—nafilenin nafilesi, herşey nafile."

wittgenstein kısa bir metinde anlatılabileceğin ötesinde bir insandır yine de buna rağmen yanlış anlaşılma korkusu yoktur fakat yanlış anlaşıldığında üzüldüğünü belirtmektedir. öyle ki, "yerkürenin dört bir bucağına dağılmış dostlar için yazıyorum" der. ayrıca tractatus'un önsözünde, "yazdıklarımı sadece bunları daha önce bir kez düşünmüş olanlar anlayabilecektir" diye yazar.

peki bütün bunlarla varmak istediğim nokta nedir, sadece kendi hayranlığımı dışa vurmak için mi bunları yazıyorum?(ki asla kendi benliğimin üzerinde bir şeye hayran olmam) ne demek istiyorum, neden bunları anlatıyorum? elbette ki yönelebilmeniz için. eğer bir kez olsun aklınızdan geçtiyse ve sonraya bıraktıysanız bundan vazgeçip tekrardan yönelmenizi rica etmek için. böylelikle bu entry bir an olsun size yönelmek için cesaret verebildiyse, evet cesaret, ardından gelip bana yazabilir ve böylelikle arkadaş olabiliriz. evet arkadaşlar, ben de yerkürenin dört bir yanına dağılmış dostlar için yazıyorum.(burada capslock açtım)

bütün yanıtları aldığınızı, bütün ideallere ulaştığınızı, dünyadaki bütün dağlara tırmanıp, bütün nehirlerin temiz sularından içtiğinizi varsayalım şimdi de, ulaşıcak hiçbir şeyin kalmaması nasıl hissettiriyor? ilerlemenin durması nasıl hissettiriyor? şimdi birer tanrıya dönüştünüz, her şeyi biliyorsunuz, bilinecek hiçbir şey kalmadı. oysa sizin tanrıdan farkınız kendi rotanızı tekrardan çizmenin zorluğu olarak beliriyor, dünya ortada değilken, ufkun köşeleri sisle kaplıyken her şey daha kolaydı, şimdi o sis kalkıp size köşelerin keskinliğini gösterdiğine göre boşluğa doğru bakışınız ve orada hiçbir şey görmeyişiniz size nasıl hissettiriyor? ben söyleyim, nasıl duygulanım yaşayacağınızı haddim olmadan tahmin etme küstahlığında bulunayım; hiçbir şey hissetmeyeceksiniz. baudrillard'ın bundan çok zaman geçmeden önce söylediği üzere, "üzerine örtülen hakikat değil, hakikatin yokluğudur." çizgi romanlarla aranız nasıl? bir kaç tane okumuşsunuzdur, hadi hiç olmadı filmi çekilenlerden birini izlemişsiniz, o halde dr. manhattan'ı akıllara getirelim, dünyada yapılacak bir şey kalmadığını gördüğünde, artık istenmediği diyarını terk ettiğinde ne demiştir? "belki kendiminkini yaratırım." fakat ne yazık ki anlaşılacak her şeyi anlamış olmanız size süper güçler kazandırmaz, uçamazsınız bunu öğrenince, görünmez olup süre hayalini kurduğunuz tuhaf fantezilerin peşini kovalayamazsınız. tıpkı eskiden olduğunuz insan gibi, hislerden arınmış bir şekilde hayatta kalma içgüdüsünün kontrolünde ölüm anınızı beklersiniz, yaşlı vampirler gibi hareket edersiniz. öyleyse olan biten budur, nafilenin nafilesi, herşey nafiledir. soru, yanıtıyla beraber gelmiştir. wittgenstein felsefenin amacını felsefeyi yok etmek olarak görür, haklıdır.(bak bak, buna karar veren komite olmuşum.)

wittgenstein kendini hatırlatıcı olarak görür ya da yeni benzetmeler yaparak daha önce düşünülmüş olanları tekrardan gün yüzüne çıkarmak ister, bu yüzden yaratıcı değildir, yeniden-yapıcıdır. bunu yine aynı şekilde kendisi de itiraf edecektir. ama veda'larda şöyle yazar; "gerçek birdir fakat bilgeler ona pek çok isim vermiştir." hakikatin birliği. süleyman der ki, "bu göğün altında söylenmemiş gerçek yoktur." baudrillard ile çelişmiyor mu peki bu söylediğim? hayır, klişelerle bezenmiş bir kelime söylemeye çalışayım; hakikatin yokluğu da öyle ya da böyle bir hakikattir. tabi bu wittgenstein'ın ayrımsadığı gibi, bazı şeyler vardır ve bazı şeyler yoktur durumuna benzer. bu da yok olanın varlığıdır. tabi, "hiçlikten hiçlik çıkar."

aslında wittgenstein için yazılacaklar bu kadarla sınırlı değil. her kelimesi özenle incelendiğinde elbette ki kendinize göre bir şey bulabilirsiniz, elbette sizi derinden sarsan bir cümleye rastgelebilirsiniz. o yüzden kazmaya devam edin, dil oyunlarının sizi zorladığı ya da sıktığı yerlerde "ulan bu ne ya" diyip kenara atmayın, okumaya devam edin. bu spiral merdivenden inmeye benzer, aşağı baktığınızda noktayı bütün netliğiyle görebilirsiniz ama indikçe fark edersiniz ki derinlik gördüğünüzün çok daha ötesindedir tabi ki baş döndürücülüğünden hiçbir şey kaybetmez.
devamını gör...

(bkz: ölmedim ama hafif sürünüyorum)

kendisine buradan saygılar efem.
devamını gör...

bir daha astral seyahate çıkacağında iki kere düşünmeni gerektirecek durumdur *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim