seksten daha fazla zevk veren aktivite
küçük tuvaletin geldiğinde birkaç saat tutup sonrada tüm gücün ve kuvvetinle salıvermektir.
not: önemle duyrulur ki bu işi tek başınıza yapmayın zevkten bayılma ihtimaliniz vardır.
not: önemle duyrulur ki bu işi tek başınıza yapmayın zevkten bayılma ihtimaliniz vardır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
konsept yine mükemmel, keyifli bir program bizi bekliyor. liste halinde derleyip toplarsak şarkıları şehirler arası gece otobüsünde karton bardak kahvem ve üzümlü top kekimle birlikte dinlemek isterim.
lütfen listeyi birisi tutsun arkadaşlar amme hizmetidir.
lütfen listeyi birisi tutsun arkadaşlar amme hizmetidir.
devamını gör...
atforvendetta
bolivya sinirindan ankara bozkirina dikey gecis yapmis, ruzgariyla pelerinini ucurarak jet giris yapan gozumun cicegi, welcome on board be.*
sozluk koca bir dugun salonu right here, right now; enerjine ekmek bansinlar.
ccc reis ccc
-üşüyurukkk-
sozluk koca bir dugun salonu right here, right now; enerjine ekmek bansinlar.
ccc reis ccc
-üşüyurukkk-
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
uzun bir süredir insanlardan kaçarak, saklanarak yaşıyorum. kimsenin beni aramasını, sormasını istemiyorum; çevremi zaman geçtikçe kaybediyorum.
normalde, yirmi altı yaşında bir delikanlının yapması gereken ortamlarda kahramanlıklarından bahsetmek, bir takım iyi özelliklerini sıradan cümlelerinin önüne koyarak toplum tarafından takdir edilmeye çalışmak ve dibi görünmeyen her türlü okyanusa dalmaktır. bense her şeyden vazgeçmenin eşiğinde geziyorum. etrafımda "işte uçurum, dikkatli ol" diyecek kimse kalmayınca, bizzat kendim fark etmek zorunda kaldım, bu ve bunun gibi şeyleri. "birileri kıçımı toplasın" rahatlığı yok artık, gençliğin kayıtsızlığı elimden çok erken gitti, çok sağlam bir kazık yedim bence hayattan.
neyse, zaten giden gitmiş, o epik aşk sahnelerinin kurulacağı yıllar geçip gitmiş, yastığa kafayı huzurla koyup uyuduğumuz zamanlar artık çok uzakta. bu saatten sonra ne yapmak lazımdır bilinmez ama bizim de bir gün tüketeceğimiz şiirler yazacağımız zamanlar gelecek, inanıyorum buna. eğer yeni trajedilerle hayatımız süslenmeye devam ederse ki kesinlikle hayat buna yönelik bir takım hazırlıklar içerisindedir; o zaman umut kırıntılarımızı da kaybedip, daha fazla dibi göremeyeceğimizi düşünerek her türlü riski alabilir hale geliriz sanıyorum. umarım o hale düşmeyiz, hala kaybedecek şeylerimizin olduğu bir hayatın temkinliğiyle yaşarız. umarım böyle boktan bir şey değil, bir hayat yaşarız.
normalde, yirmi altı yaşında bir delikanlının yapması gereken ortamlarda kahramanlıklarından bahsetmek, bir takım iyi özelliklerini sıradan cümlelerinin önüne koyarak toplum tarafından takdir edilmeye çalışmak ve dibi görünmeyen her türlü okyanusa dalmaktır. bense her şeyden vazgeçmenin eşiğinde geziyorum. etrafımda "işte uçurum, dikkatli ol" diyecek kimse kalmayınca, bizzat kendim fark etmek zorunda kaldım, bu ve bunun gibi şeyleri. "birileri kıçımı toplasın" rahatlığı yok artık, gençliğin kayıtsızlığı elimden çok erken gitti, çok sağlam bir kazık yedim bence hayattan.
neyse, zaten giden gitmiş, o epik aşk sahnelerinin kurulacağı yıllar geçip gitmiş, yastığa kafayı huzurla koyup uyuduğumuz zamanlar artık çok uzakta. bu saatten sonra ne yapmak lazımdır bilinmez ama bizim de bir gün tüketeceğimiz şiirler yazacağımız zamanlar gelecek, inanıyorum buna. eğer yeni trajedilerle hayatımız süslenmeye devam ederse ki kesinlikle hayat buna yönelik bir takım hazırlıklar içerisindedir; o zaman umut kırıntılarımızı da kaybedip, daha fazla dibi göremeyeceğimizi düşünerek her türlü riski alabilir hale geliriz sanıyorum. umarım o hale düşmeyiz, hala kaybedecek şeylerimizin olduğu bir hayatın temkinliğiyle yaşarız. umarım böyle boktan bir şey değil, bir hayat yaşarız.
devamını gör...
gilmore girls
değer görmediğini düşündüğüm dizidir.
çevremdekilere zorla izlettiririm.
lorelai'ın uzun uzadıya cümleleri, rory'nin ders çalışması (bir kaç sezon sonra aynı hırsı göremiyoum şahsen.) ikisinin kahve bağımlılığı beni diziye bağlayan etkenler.
2016'da devam niteliğinde çekilen 4 bölümü de var. ve beni çok da tatmin etmedi. gerçek bir gilmore girls bölümleri değildi sanki.
-5.sezondan sonra rory'i sevmeye devam edemedim üzgünüm. -
team jess.
çevremdekilere zorla izlettiririm.
lorelai'ın uzun uzadıya cümleleri, rory'nin ders çalışması (bir kaç sezon sonra aynı hırsı göremiyoum şahsen.) ikisinin kahve bağımlılığı beni diziye bağlayan etkenler.
2016'da devam niteliğinde çekilen 4 bölümü de var. ve beni çok da tatmin etmedi. gerçek bir gilmore girls bölümleri değildi sanki.
-5.sezondan sonra rory'i sevmeye devam edemedim üzgünüm. -
team jess.
devamını gör...
ney
ney
diyor ki ney; sırlarım uzak değil yakın bir yerde, ama onu görecek göz, duyacak kulak nerede?
ney, türk musikisinin en temel meşhur nefesli sazıdır. batıda türk flütü denmiştir ney için.
kargı denilen bir çeşit budakli kamıştan yapılır. akordlarına göre çeşitli boylarda olan ney dokuz kısa boğumdan meydana gelmiştir. üzerinde 7 perde mevcuttur. bu perdeler, açkı ile delinerek elde edilir.
dış yüzeyinin sert sırçalı olması neyin sesinin arzu edilen tınıda olmasını sağlar.
ney ailesinin ve akordlarının meydana gelmesinde buselik dizisi esas kabul edilmiştir.
diapazon’un verdiği ses la (dügah) tır.
mansur’da dügah
şah ney’de buselik
davut ney’de çargah
bolahenk’te neva
süpürde’de hüseyni
müstahsen’de acem
kız ney’de gerdaniye olur. böylece meydana gelen 7 ana ney’in diapazon’daki la sesi karşılığındaki sesleride tam bir buselik dizisi oluştururlar.
ney ailesinin bir oktav ince sesini veren çeşitlerine de nısfiye adı verilir. her ney’in nısfiyesi vardır.
" a güzel sesli ney, gönüller almadasın, hoşsun, güzelsin; sıcak sıcak nefes vermedesin, soğuk havaları silip süpürmedesin. içinde ne boğum var, ne bir şey; bomboş. dertlere düşmüş, perişan olmuş, gönülden, candan derdi, elemi almada, onları da kendine döndürmedesin. herkesin, sevgilisine uygun bir resimdir, yapıyorsun; okuma yazma bilmiyorsun ama içyüzden bir ressamsın adeta. ey tüm gerçeklerin şekli, sureti, hangi perdedesin sen? neyin nağmeleri arasından bir baş göster; şekerler gibisin sen çünkü. gözün dokuz olmuş sanki; can da on kulağını sana vermiş; altı yana da üfle nağmelerini; altı yana da bildiksin, tanıdıksın sen. ey başı kesilmiş kamış, dilsiz dudaksız sırlar söyle; boğazdan tattığın soluğu, halka da bir hoşça tattır. ney'e aşk ateşi düştü; âlemi bir dumandır kapladı; çünkü sesin aşk sesi; aşk sesini duyurmadasın, ateşlisin sen. aşkınla leyla'nın mecnun'un sırlarını okşa; gönle ne tatsın sen, cana ne huzur. hâsılı soluğunda tebriz'den bir koku var; güzelliğinle, alımınla nice gönüller kapmadasın sen. (hz. mevlana)
neyin kamışını bir göl kenarından kesmişler. kamışın gövdesine yedi delik açıp onu ses verecek bir hale getirmişler. neyzen ne kadar usta olursa olsun, her üflediğinde, her değişik makamda ney kendi özlemini getirir dile. o, kesildiği göl kenarını özlemektedir. çünkü o, göl kenarı denilen bir bütünün parçasıdır. gerçek huzuru, gerçek mutluluğu, gerçek sevinci ancak o bütüne ulaştığında bulacaktır. öte yandan ney de kesildiği göl kenarının niteliklerini kendi gövdesinde ve ruhunda taşır. tıpkı cenabı hakk'ın çamurdan yaratıp gövdesinde yedi delik açtıktan sonra can nefesini üflediği hazreti âdem gibi. allah, hazreti âdem'in burnuna yaşam nefesini verirken kendi ruhundan bir parçayı da onun canına katmıştır.(ahmet ümit)
can bir şaraptır, insan onun destisi;
beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
hayyam, bilir misin nedir bu ölümlü varlık:
hayal fenerinde bir ışık pırıltısı. (ömer hayyam)
ney sesi huzurun sesidir
diyor ki ney; sırlarım uzak değil yakın bir yerde, ama onu görecek göz, duyacak kulak nerede?
ney, türk musikisinin en temel meşhur nefesli sazıdır. batıda türk flütü denmiştir ney için.
kargı denilen bir çeşit budakli kamıştan yapılır. akordlarına göre çeşitli boylarda olan ney dokuz kısa boğumdan meydana gelmiştir. üzerinde 7 perde mevcuttur. bu perdeler, açkı ile delinerek elde edilir.
dış yüzeyinin sert sırçalı olması neyin sesinin arzu edilen tınıda olmasını sağlar.
ney ailesinin ve akordlarının meydana gelmesinde buselik dizisi esas kabul edilmiştir.
diapazon’un verdiği ses la (dügah) tır.
mansur’da dügah
şah ney’de buselik
davut ney’de çargah
bolahenk’te neva
süpürde’de hüseyni
müstahsen’de acem
kız ney’de gerdaniye olur. böylece meydana gelen 7 ana ney’in diapazon’daki la sesi karşılığındaki sesleride tam bir buselik dizisi oluştururlar.
ney ailesinin bir oktav ince sesini veren çeşitlerine de nısfiye adı verilir. her ney’in nısfiyesi vardır.
" a güzel sesli ney, gönüller almadasın, hoşsun, güzelsin; sıcak sıcak nefes vermedesin, soğuk havaları silip süpürmedesin. içinde ne boğum var, ne bir şey; bomboş. dertlere düşmüş, perişan olmuş, gönülden, candan derdi, elemi almada, onları da kendine döndürmedesin. herkesin, sevgilisine uygun bir resimdir, yapıyorsun; okuma yazma bilmiyorsun ama içyüzden bir ressamsın adeta. ey tüm gerçeklerin şekli, sureti, hangi perdedesin sen? neyin nağmeleri arasından bir baş göster; şekerler gibisin sen çünkü. gözün dokuz olmuş sanki; can da on kulağını sana vermiş; altı yana da üfle nağmelerini; altı yana da bildiksin, tanıdıksın sen. ey başı kesilmiş kamış, dilsiz dudaksız sırlar söyle; boğazdan tattığın soluğu, halka da bir hoşça tattır. ney'e aşk ateşi düştü; âlemi bir dumandır kapladı; çünkü sesin aşk sesi; aşk sesini duyurmadasın, ateşlisin sen. aşkınla leyla'nın mecnun'un sırlarını okşa; gönle ne tatsın sen, cana ne huzur. hâsılı soluğunda tebriz'den bir koku var; güzelliğinle, alımınla nice gönüller kapmadasın sen. (hz. mevlana)
neyin kamışını bir göl kenarından kesmişler. kamışın gövdesine yedi delik açıp onu ses verecek bir hale getirmişler. neyzen ne kadar usta olursa olsun, her üflediğinde, her değişik makamda ney kendi özlemini getirir dile. o, kesildiği göl kenarını özlemektedir. çünkü o, göl kenarı denilen bir bütünün parçasıdır. gerçek huzuru, gerçek mutluluğu, gerçek sevinci ancak o bütüne ulaştığında bulacaktır. öte yandan ney de kesildiği göl kenarının niteliklerini kendi gövdesinde ve ruhunda taşır. tıpkı cenabı hakk'ın çamurdan yaratıp gövdesinde yedi delik açtıktan sonra can nefesini üflediği hazreti âdem gibi. allah, hazreti âdem'in burnuna yaşam nefesini verirken kendi ruhundan bir parçayı da onun canına katmıştır.(ahmet ümit)
can bir şaraptır, insan onun destisi;
beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
hayyam, bilir misin nedir bu ölümlü varlık:
hayal fenerinde bir ışık pırıltısı. (ömer hayyam)
ney sesi huzurun sesidir
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
evvel mahsus selam eder, gözlerinizden öperim değerli hunidaşlar. deliye her gün bayram olsa dahi, hepinizin bayramı mübarek olsun demekten kendimi alamadım. bu vesile ile tüm kulüp üyelerimizin ve adaylarımızın bayramını kutluyorum. hunileriniz baki, tahtalarınızda her daim eksik olsun dilerim.
efendim malumunuz olduğu üzere kulübümüz hızla büyüyor. son gelişmeler sonrasında üye sayımız yediye çıktı. şartları yerine getireceğini beyan dostlarımız da var. şimdilik ''biz tam yedi huniyiz, 14 kollu bir deviz, var mı bize yan bakan hey! yan bakan hey! yan bakan...'' şeklinde takıldığımızı kıvançla ifade etmek ederiz.
evernevergreen, kaşkolnikov, mahlassızım ve mitosfer gücümüze güç katmaya huni de can olmaya gelmişlerdir. kendilerine selam olsun. kafadandeniz doğuştan tahtaları eksik olması hasebiyle üyeliğe çok yakın duruyor. lakin iron maiden konusunda aramızda ufak pürüzler kaldı onu da çözersek inşallah kendisi de aramıza katılacak. menajer oyunları olmazsa bu transferi yakında duyururuz diye düşünüyorum.
ve sizleri şu güzide eserle baş başa bırakıyorum.
efendim malumunuz olduğu üzere kulübümüz hızla büyüyor. son gelişmeler sonrasında üye sayımız yediye çıktı. şartları yerine getireceğini beyan dostlarımız da var. şimdilik ''biz tam yedi huniyiz, 14 kollu bir deviz, var mı bize yan bakan hey! yan bakan hey! yan bakan...'' şeklinde takıldığımızı kıvançla ifade etmek ederiz.
evernevergreen, kaşkolnikov, mahlassızım ve mitosfer gücümüze güç katmaya huni de can olmaya gelmişlerdir. kendilerine selam olsun. kafadandeniz doğuştan tahtaları eksik olması hasebiyle üyeliğe çok yakın duruyor. lakin iron maiden konusunda aramızda ufak pürüzler kaldı onu da çözersek inşallah kendisi de aramıza katılacak. menajer oyunları olmazsa bu transferi yakında duyururuz diye düşünüyorum.
ve sizleri şu güzide eserle baş başa bırakıyorum.
devamını gör...
66 yaşındaki kahraman dayı
dünkü haberlerde şu videoyu çoğumuz izledik silahlı özel hareket polisi banka soyarken onu etkisiz hale getiren dayı
emekli sağlık memuru cengiz sever çetinkaya isimli dayımız 4 kurşunla ağır yaralanmıştı. hayati tehlikeyi atlatan kahraman konuştu: "dışarıdan bankanın içine doğru baktım. elinde silah doğrultmuş millete, parasını topluyor. herkesi yere oturtmuş, elleri başlarının üstünde bekliyorlar. memurlar oturmuş, ellerini kaldırmış bekliyorlar. içeride bir sürü adam var, 'şunları kurtarayım' dedim. tam giriş kapısından çıkarken yakaladım adamı, o arada silah patladı. sonra silahı aldım hengamede vuruldum. yan yan oradaki oturaklara elimde silahla gittim. dedim ki, 'kalıbına baksalar seni adam sanırlar". ben böyle durumlara tahammül edemem, yaptığım işi allah rızası için yaparım. ben devletimin bankasını soydurmam, bileyim ki öleceğim yine de soydurmam. biz bu vatan bu devlet için varız. kula boyun eğmedim, kul beşer şaşar, birisi şaşırdıysa ben onu doğrultmakla vazifeliyimdir. benim gözüm karardı mı, hiç bir şeyi görmem, kurşun yiyecekmişim, umurumda olmaz.
geçmiş olsun, helal be dayı, yaş 66. keşke herkes namussuzlara senin gibi dur dese.
emekli sağlık memuru cengiz sever çetinkaya isimli dayımız 4 kurşunla ağır yaralanmıştı. hayati tehlikeyi atlatan kahraman konuştu: "dışarıdan bankanın içine doğru baktım. elinde silah doğrultmuş millete, parasını topluyor. herkesi yere oturtmuş, elleri başlarının üstünde bekliyorlar. memurlar oturmuş, ellerini kaldırmış bekliyorlar. içeride bir sürü adam var, 'şunları kurtarayım' dedim. tam giriş kapısından çıkarken yakaladım adamı, o arada silah patladı. sonra silahı aldım hengamede vuruldum. yan yan oradaki oturaklara elimde silahla gittim. dedim ki, 'kalıbına baksalar seni adam sanırlar". ben böyle durumlara tahammül edemem, yaptığım işi allah rızası için yaparım. ben devletimin bankasını soydurmam, bileyim ki öleceğim yine de soydurmam. biz bu vatan bu devlet için varız. kula boyun eğmedim, kul beşer şaşar, birisi şaşırdıysa ben onu doğrultmakla vazifeliyimdir. benim gözüm karardı mı, hiç bir şeyi görmem, kurşun yiyecekmişim, umurumda olmaz.
geçmiş olsun, helal be dayı, yaş 66. keşke herkes namussuzlara senin gibi dur dese.
devamını gör...
nacar
kol saatinin iyisi denince akla gelen marka. bu marka kol saati turgut özal dönemi zenginlerinin zamanına rastlayan bir marka. hemen her bürokratın kolunda olan bir saat. o dönem ne armani ne gucci ne boucheron biliniyor. dededen kalma statü sembolü marka, o zamanın öncelikli markası.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
bilinenin aksine 2 değil, 6 kardeştirler.
" gazi " bir imzası daha vardır.
askerliği hobi olarak yapan, asıl mesleği öğretmenlik olan ulu önderimizdir.
" gazi " bir imzası daha vardır.
askerliği hobi olarak yapan, asıl mesleği öğretmenlik olan ulu önderimizdir.
devamını gör...
edirne
roma imparatoru hadrianus'a atfen hadrianopolis ismiyle kurulmuştur.
devamını gör...
kadın ve erkeğin arkadaş olması
olabilir.
ne yazık ki kadın kadını bazen kıskanıyor,
erkek erkeğe de gıcık oluyor.
haliyle insan karşı cinse meylediyor.
ne yazık ki kadın kadını bazen kıskanıyor,
erkek erkeğe de gıcık oluyor.
haliyle insan karşı cinse meylediyor.
devamını gör...
5 mart 2021 deniz kuvvetlerinde gözaltı
hakkaten ordu'da asker kaldımı?
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
bir tane de yurtseven kardeşler‘den gelsin; (bkz: gitme turnam vuracaklar)
devamını gör...
bir ülkeyi ayakta tutan iki şey
toplumun tamamına yansıyan sosyal eşitlik temeline dayalı, çağdaş, insani değerlere uygun, işleyen bir adalet sistemi.
nüfusla orantılı olarak büyüyen, sürdürülebilir, stabil bir ekonomi.
bu ikisi sorunsuz işlediğinde kalan her şey yerli yerine oturur.
nüfusla orantılı olarak büyüyen, sürdürülebilir, stabil bir ekonomi.
bu ikisi sorunsuz işlediğinde kalan her şey yerli yerine oturur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
nasıl anlatılır ki bu boşluk? bir yoksunluğa inat başlayan, günbegün hayatıma dolan, kırılma noktasında kırılmayan, aksine daha da güçlenen, ömrüme kök salan, uzun bir aşk hikayesi bu. sonu baştan belli olan. ama başlamanın bir anlamı varsa o da bitişi göze almak değil miydi zaten?
kimim ben? senin için kim olabilirim? sevmekten başka verebileceğim bir şey yok. onu da tükettin sanırım. haklısın da. çünkü bir hayatın olmalı. ben bu hayatın neresinde duracağımı bilemem.
senin için ne olduğumu düşündüğüm çok zaman var. hayatının önünde bir engel, ayak bağı.
daha önce de içine düştüğüm bir kaygı bu. yiyip bitiren. etrafına zarar veren. ancak hiçbir zaman sebepsiz olmadı. küçük ipuçları beni bir şekilde buraya getirdi. hiç de yanıltmadı. ama bu sebep mi sonuç muydu? sanırım hiç öğrenemeyeceğim.
içimi kemiren o yoğun duygular başladığında elimden bir şey gelmiyor. yanımdayken yolladığın sevgi mesajları geliyor gözümün önüne. üçüncü tekil şahıs olduğundan habersiz çocuk. bu hale düşmek istemiyorum. bunu bana yapma. yalan söylemek mesela. tereddütsüz söyleyebildiğin. yalan söylenen biri yapma beni. bunu hak etmedim.
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...ne yapacağımı sanıyorsun bundan sonra. tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümde akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..."
ne zaman başladı biliyorum senin uzaklığını hissetmem. o gün gitmeliydim evden. dönmemecesine. kırılmış bir cam gibi. eski haline dönmesi mümkün olmayan. aslında kırmamak için uğraştığını gördüm gözlerinde. ama kırıktı işte. merhamet miydi? sevgi belki. sözlere inanmayı seçtim. başkasına baktığın fotoğrafları gördüm. artık bana bakmayan. içinde ben olmayan. korkularımı sana anlattığımda ben hep seni seveceğimden, yanında olacağıma dönüşen sözler. dayanırım sandım. olmadı.
yağmur yağıyor şimdi. gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına.
insan nereye giderse gitsin düşüncelerini de yanında götürüyor. o içindeki ince sızı hiç geçmiyor. nasıl anlatılır ki bu boşluk?
bir gün senin adını bana sorduklarında. dostum diyebileceğim sadece. sonbaharı hatırlatacak, gözlerimdeki hüznü kimse görmeyecek. dostum diyebileceğim sadece. bütün bu anlar yitip gidecek, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.
kimim ben? senin için kim olabilirim? sevmekten başka verebileceğim bir şey yok. onu da tükettin sanırım. haklısın da. çünkü bir hayatın olmalı. ben bu hayatın neresinde duracağımı bilemem.
senin için ne olduğumu düşündüğüm çok zaman var. hayatının önünde bir engel, ayak bağı.
daha önce de içine düştüğüm bir kaygı bu. yiyip bitiren. etrafına zarar veren. ancak hiçbir zaman sebepsiz olmadı. küçük ipuçları beni bir şekilde buraya getirdi. hiç de yanıltmadı. ama bu sebep mi sonuç muydu? sanırım hiç öğrenemeyeceğim.
içimi kemiren o yoğun duygular başladığında elimden bir şey gelmiyor. yanımdayken yolladığın sevgi mesajları geliyor gözümün önüne. üçüncü tekil şahıs olduğundan habersiz çocuk. bu hale düşmek istemiyorum. bunu bana yapma. yalan söylemek mesela. tereddütsüz söyleyebildiğin. yalan söylenen biri yapma beni. bunu hak etmedim.
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar...ne yapacağımı sanıyorsun bundan sonra. tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümde akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..."
ne zaman başladı biliyorum senin uzaklığını hissetmem. o gün gitmeliydim evden. dönmemecesine. kırılmış bir cam gibi. eski haline dönmesi mümkün olmayan. aslında kırmamak için uğraştığını gördüm gözlerinde. ama kırıktı işte. merhamet miydi? sevgi belki. sözlere inanmayı seçtim. başkasına baktığın fotoğrafları gördüm. artık bana bakmayan. içinde ben olmayan. korkularımı sana anlattığımda ben hep seni seveceğimden, yanında olacağıma dönüşen sözler. dayanırım sandım. olmadı.
yağmur yağıyor şimdi. gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına.
insan nereye giderse gitsin düşüncelerini de yanında götürüyor. o içindeki ince sızı hiç geçmiyor. nasıl anlatılır ki bu boşluk?
bir gün senin adını bana sorduklarında. dostum diyebileceğim sadece. sonbaharı hatırlatacak, gözlerimdeki hüznü kimse görmeyecek. dostum diyebileceğim sadece. bütün bu anlar yitip gidecek, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi.
devamını gör...
kafa izninde
(bkz: hoçça ğalın ğidiyom ben)*
devamını gör...


