lezbiyen değillerdir(istisna vardır)
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
devamını gör...

beyle...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yayınlandığı sene japonya'da lost dizisinden daha fazla izlenen fakat yine de japonya dışı izleyicilerin yüzde yetmişinin google'a "death note benzeri anime" yazıp bulduğu bir mecha animesidir. zaten eğer dikkat ederseniz code geass izleyip, death note izlemeyen birini bulmanız imkansız gibi bir şeydir. (tabi bunda death note'un çok ünlü olmasının da etkisi var.)
konusu spoiler vermeden kısaca şöyledir: adına knightmare frame dedikleri insanların içine girip kontrol edebildiği dev robotlar icat eden kutsal britanya imparatorluğu, dünya'nın büyük bir bölümünü fethetmiş ve fethetmektedir. taht sırasında çokça geride olan ana karakterimiz lelouch ise bir britanya prensidir. bir gün saraya yapılan bir saldırı sonucu annesi marianne öldürülür. bu saldırı sırasında yaralanan kız kardeşi nunnaly ise bacaklarını ve gözlerini kaybeder. annesi ve kardeşinin başına gelenler yüzünden acı çeken lelouch, kralın karşısına çıkar ve ona neden annesini ve kız kardeşini korumadığını sorar fakat sorularının hiçbirine cevap alamaz ve kız kardeşi ile japonya'ya sürgüne gönderilir. birkaç yıl japonya'da yaşayıp suzaku adında bir arkadaş edinen lelouch, britanya'nın japonya'ya saldırıp ele geçirmesiyle suzaku'dan da ayrılmak sorunda kalır. tekrar aradan birkaç yıl geçer japonya'nın adı değişmiş ve alan 11 olmuş japon halkı ise 11'ler olarak adlandırılmıştır. lelouch ve kız kardeşi nunnaly ise lamperouge soyadı ile jaopnya'da (alan 11'de) iyi bir britanya okulunda okumaktadır. hem taht kavgaları sırasında sakat kalmış kız kardeşini kaybetmek istemeyen hem de annesinin neden öldürüldüğünü bulmak isteyen lelouch gün geçtikçe kutsal britanya imparatorluğu'na kinlenmekte ve kralı devirmenin planlarını yapmaktadır. bir gün okul arkadaşı ile gittiği yasa dışı satraç oyunundan dönmekteyken bir tırın kaza yaptığını görür. yardım etmek amacıyla tırın yanına gider fakat o sırada aslında polisten kaçan tır şoförü uyanır ve lelouch tırın arka kasasında kapana kısılır. bir süre sonra tır polisten kurtulur ve durur, tırın durmasını fırsat bilen lelouch aşağı inmek ister fakat o sırada tırın içindeki dev makine açılır ve içinden gizemli bir kız çıkar. lelouch c.c. adındaki bu kız sayesinde geass adında insanlar ile göz kontağı kurduğu taktirde onlara istediğini yaptırabildiği gizemli bir güç kazanır. kazandığı bu güç sayesinde kara şövalyeler adlı direniş hareketinin lideri zero'ya dönüşür ve böylece lelouch nam-ı diğer zero'nun britanya ile olan savaşı başlamış olur.
devamını gör...

cesur yeni dünya
devamını gör...

çamur atanın eli kirlenir fakat bu partiye çamur atanların hiçbirinin elleri partiyi yönetenler kadar kirlenmeyecektir.
devamını gör...

hakkında “sadece fransa’da ve türkiye’de mevcuttur” diyerek yalan yanlış ve manipüle edici yorumlar yapılmaması gereken kavram.

detaylı bilgi için tık.

not: ayrıca laikliğin sadece türkiye’de ve fransa’da bulunma durumu gerçek olsaydı bu gurur duymanız gereken bir şey olurdu.

(bkz: yallah arabistan’a)
devamını gör...

galatasarayın yeni transferi olan 1997 doğumlu nijeryalı kanat oyuncusu. daha önce kiralık olarak 1,5 yıl galatasarayda oynayan futbolcu bu kez yarım sezon kiralık ve 4 milyon euro zorunlu satın alma bedeli ile geliyor. 13.5 milyon euro yatırım yapılan birini bu fiyata nasıl verdiler anlamak güç fakat benim tahminim sonraki satıştan yüklü bir pay maddesi olabileceği yönünde. kap açıklamasında göreceğiz.

pilav üstü kuru, hoşgeldin henry onyekuru!.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tacizciye tecavüzcüye çekmedikleri muameleyi sırf muhalif diye gencecik çocuklara çekiyorlar. insanlar zaten yürüyor, sen kafana göre terbiyesiz falan diyemezsin. tutuklarsın, teslim edersin, varsa bir cezaları yargı karar verir. laf atarsan tahrik edersin.
ayrıca aşağı bakma olayını da anlamadım. zaten sessiz sedasız yürüyorlar. gözaltına alınınca önüne bakarak yürümek yasak da ben mi bilmiyorum? hadi onu da söyledin bağıra çağıra, direkt iteklemek ne oluyor?

sadece bu olay üzerinden söylemiyorum ama polislerin yarısından çoğu egolu, kibirli, yaptığı işin bilincinde olmayan, yetkisini ve üniformasını bir koz olarak kullanan şiddete meyilli tipler. hükümetin polisleri bu tutumuyla, polise karşı nefreti kendileri yaratıyor/besliyorlar. bu uzun vadede hiç iyi bir şey değil. polis bir kolluk kuvvetidir. vatandaş polisi görünce kendini güvende hissetmeli, korku ve endişe içinde değil.
devamını gör...

usta oyuncu eriş akman tarafından hayat verilen karakterdir.

aynı zamanda kolpaçino da "ben üç gündür z raporu alamadım" diyen kuyumcuyu da oynayan oyuncudur.
devamını gör...

benim sevmediğim insan olmak çok kolaydır. aynı evde yasayalım mesela, sevmediğim insanla bir kelime konuşmadan 6 yıl yaşayabilirim. o kadar umursamaz davranırım. benim için koltuktan farkı kalmaz. kavga çıkarsın, bağırsın, hakaret etsin, sırf huzurum bozulmasın diye duymazlıktan gelirim. beni kıramaz, gönül koymam, sinirlendirmek için yoğun çaba vermesi gerekir.

sevdiğim insan olmak zor. valla üzülüyorum ben sevdiğim insanlara. en ufak şey olsun, kırılırım. bir ters bakışından kaçarım, sakin bir tipse ve en sonunda sesini yükselttiyse ciddi ciddi birkaç gün boyunca yataktan kalkmadan ağlayabilirim. bi de huysuzlanma dönemim vardır, kaçmak yerine savaşmaya başladığım. inadımın tuttuğu. yani ya böyle kırılgan tarafımla ya da edepsiz tarafımla uğraşıyor sevdiğim insanlar. ortasını bulacak kadar büyüyemedim. büyür müyüm yoksa hep böyle siyah ve beyaz olarak mı kalırım, bilmiyorum. bildiğim şey çoğu şeyin farkında olduğum ama onları henüz düzeltecek kadar olgunlaşmayı başaramadığım.

durum buyken kırılmayı bıraktığım zaman anlıyorum sevmeyi bıraktım. ya da sevmeyi bıraktım diye kırılmayı bırakıyorum. bir ihtimal kırıla kırıla sevgiden uzaklaşıyorum. henüz bilmiyorum.
devamını gör...

"sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk
mutsuzluklar,bu karalar yaşamda yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden.

sen gel bizi yeni vakitlere çıkar"
devamını gör...

phrasallar ingilizcede en baş belası konulardan biri olmakla birlikte sahip oldukları önem görecelidir. daha güzel ve havalı bir ingilizce konuşmak için ne kadar çok phrasal bilirseniz o kadar iyidir ancak bilmezseniz de başka sözcüklerle bu açık kapatılabilir. bir metin okurken çıkacak sıkıntılar ise cümlenin gelişinden anlam çıkartarak çözülebilir.

asıl mevzu “ sınav ingilizce”si gibi görünüyor. ülkede herkesin bir yds gerginliği var nedense. halbuki yds, kodları çok kolay çözülebilecek bir sınav. bu sınavda ilk 15 soru içinde 1 phrasal sorusu ve cloze test içinde de muhtemelen bir soru çıkacaktır. kalan bölümler ise okuduğunu anlamaya yönelik olduğu için phrasallar bir önem taşıyabilir.

sınavın dahil olduğu alan benim içinde en rahat hareket ettiğim alan olduğu için birkaç fikir atabilirim ortaya. sanırım bu konuda bir iki kelam edecek yetkinliğe sahibim zira bu sınavla ilgili 9 kitaplık bir setin yazarlarından biriyim.

phrasallar çoğunlukla bir fiil ve bir prepositiondan oluşur. phrasalları öğrenmek için yapılacak iki şey vardır. birincisi; karşınıza çıkan bütün phrasalları size en uygun yöntemi kullanarak öğrenmek. bu uzun süren ama kalıcı bir yöntem ve işin doğrusu da bu aslında.

ancak genelde sınava hazırlananlar son bir ay kala gelip hızlı bir yükleme bekledikleri için bir g.o.r.a. sahnesi yaşamanız ve karışım yükleme yapmanız gerekebilir. bunu için de her soru tipi için draje yöntemler üretmek hasıl olmuştur.

phrasallar için bu draje yöntem şöyledir :

1. fiilin anlamından hareket etmek: bu durumda şöyle bir örnek verilebilir, “ look for” aramak anlamına gelir ve fiilin anlamından yürüyerek “ bakınmak “ gibi bir anlama ulaşılabilir.
2. prepositiondan hareket etmek: bu durumda da şöyle bir örnek verilebilir, “ down, off, out” gibi prepositionlar olumsuz phrasallar oluşturur. mesela “ turn down - geri çevirmek” , “ break out - patlak vermek” , put off - ertelemek”. ayrıca “ down - azaltmak” , “ off - ayrılmak” anlamına gelebilir. tam aksine “ up, on, in” de olumlu anlam yükler phrasala. “ wake up - uyanmak” , “ take in - bir hobiye başlamak” ve “ go on - devam etmek” gibi.
3. iki taraftan da anlam çıkmıyorsa yaradana sığınıp atmak tek çaredir.

bu yazdıklarım sizi doğru cevaba götürmeyebilir ama bence denemeye değer.
devamını gör...

aklımda " kafaya takanı kafasıyla birlikte uçururuz" cümlesinin oluşmasını sağlayan başlıktır. nedensizce sevdim bunu, aklıma (bkz: kırk haramiler marşı)nı getirdi*.
devamını gör...

metallica dinlerken emmioğlu’na geçiş yapabilen bünyeme iyi gelecek bir radyodur, her telden çalıyor maşallah.
açılışa katılamadım ama hayırlı olsun ziyaretine geldim, bir sonraki etkinliklerde de dolaşacağını umduğum borcamımla ve nazar boncuğumla...

ah, yaşamak var yaa!!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

istenmediğin bir ortamda kalmaya ısrarla devam etmek.
devamını gör...

sosyal medyada surekli hesaplarimda sacma sapan bi seyimi paylasmismiyim diye yenileyip duruyorum istisnasiz 5- 10 dk yapiyorum bunu. dustayken sacimi iyice durulamadigimi dusunerek basligi kaldiramiyorum kafamdan, bu sebeplede dusta kalmam cok uzun suruyor. dezenfektani az sikarsam ya da elimi 20 saniyeden az yikarsam cevremdekilere virus bulastircakmisim gibi geliyor ve cok korkuyorum. her seyi ama her seyi kontrol etmeye calisiyorum ve eger herhangi bi seyi ben yapmazsam yeterli olmucakmis gibi dusunuyorum ve kafamda surekli kurmaya basliyorum...
devamını gör...

olaya roma hukuku açısından bakarsak doğru önerme. zira köleler res mancipi mal sınıfına girerdi. evlilikleri dahi mümkün değildi artı cinsel birleşmeleri bile contubernium olarak nitelendirilirdi, yani hayvanların çiftleşmesi ile eş değer görülürdü. yine bu açıdan bakarsak, mal olma ve hayvan olma göndermesi bu noktada da doğruluk arz ediyor.

peki ben bunları niye yazdım? inanın bende bilmiyorum. öyle içimden geldi herhalde...

mevzuya dönecek olursak, her şey karşıtı ile kaim diyerek söze başlamam gerekir zira sözlükteki trollerden şikayet ediliyorsa, bu sıfatın tam zıttı sıfatı haiz, bu sözlük için ciddi anlamda içerik üreten pek çok yazar var. peki siz bunların kaçının hakkını veriyorsunuz? bazen öyle tanımlar görüyorum ki, sarıp sarmalayıp saklamak istiyorsunuz, içinde emek var, bilgi var, özgünlük var yani var oğlu var! peki akıbeti ne?

üç beş kişi okumuş/beğenmiş. sonra aynı konuda gayet düz, tek düze, hiç bir özellik barındırmayan bir tanımla karşılaşıyorsunuz, o da ne 33456 tane beğeni almış. nedir efendim bunun açıklaması? var mı?

var elbette, çünkü canım cicim kuzum terör örgütü ortaya eylem koymuş. ballı lokma tatlılarının, jelibonların fünyesini çekmiş başlığa fırlatmış, tahrip gücü de inanılmaz yüksek. işin aslı, belirli bir seviyede içerik üreten arkadaşlar bunu takmaz/umursamaz. olaya bir kişi dahi beni okusa kârdır gözüyle bakar. peki ben niye bunu yazıyorum?

trollerden bu kadar şikayet edip, ciddi içerik üreten insanları okumamak, durumumuz yoktu okuyamadık gibi zırvalıklarla ortada arzı endam etmek hoş karşılanırken, trollerin yaptıkları tu kaka oluyor ya işte burada bir gariplik var.

bir işe doğru başlamadığınız müddetçe, o iş sittin sene doğru gitmez. trollere yapılan nick altı girdilerinin 212 bin katı, canım cicim terör örgütü tarafından yazarların nick altına yapılmıyor mu?

giriyorum nick altına, amacım yazarı tanımak. ne yazar ne çizer, insanların heybesini nasıl doldurur bunu öğreneyim diyorum ya da nükteli anlatımlar vesaire var mıdır diyorum lakin bir bakıyorum yolu şaşırmışım meğer pastaneye girmişim. tatlılar, profiteroller havada uçuyor. şekerler, baklavalar, un kurabiyeleri başlıkta bağımsızlıklarını ilan etmişler; ''arım balım peteğim gülüm dalım çiçeğim, bilsem ki öleceğim yine seni seveceğim!'' tarzı binlerce tanım okuduk, okumaya devam ediyoruz. bu arada nick altı girilmesi önemli bir şey. sözlüklerin haritası gibidir. tabi doğru kullanılmak kaydı ile. ona ilişkin görüşlerimi de şuraya iliştireyim #458655 sonra gümbürtüye gitmeyelim.

ez cümle; sözlükte elbette aksayan yönler olacak, insanlar kendi mecralarında hareket edecek ve kendilerine göre olana yönelecek, bunlar doğal şeyler. önemli olan bu saydığım şeylerin karakteristik özellik haline gelmemesi. malum sözlükte bu oldu. troller sözlüğün alameti farikası oldular. burada şimdilik o durum söz konusu değil. amma velakin siz troller şöyle troller böyle derken, cidden burada emek veren ve içerik sağlayan insanları görmezden gelirseniz, trollerin yaptığının farklı bir versiyonunu yapmış olmaktan öteye gitmezsiniz. yazayım ama okumasam da olur. okumayayım ama beni okusunlar. bu benim canım, cicim, kuzu sarmam (a) dese beğenirim (b) dese favorilerim kafasında devam ederseniz, bir bakmışsınız hepiniz troll olmuşsunuz ama farkında değilsiniz.

başlığı görünce genel olarak düşüncelerimi yazmak istedim. başlığı açan yazar arkadaşın programını keyifle dinliyorum bu arada. sinirlendiği için direkt dalmış olaya. ama bence işe tek pencereden bakmamak lazım. dediğim gibi terazinin diğer tarafını da görmek lazım. bu arada maymun işine içerledim. zira maymunlar kolektif yaşam konusunda insanlardan daha ileri varlıklar. bencillikleri ve egoları sebebi ile arıza çıkarıp düzen bozmazlar. insanoğlu smokin de giyse maymun olamaz. bir maymun sürüsünün içinde şu davranışları sergilesin de göreyim. maymun ederler vallahi adamı (!)

işte böyle içimizi dökmüş olduk...
devamını gör...

kusura bakma, özür dilerim, hatalıydım, bilmiyorum, afedersin... diye giden kelimelerdir
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim