perestiş
dilimize farsça'dan geçmiş bir kelime olmakla birlikte tapma, tapınma anlamına gelen perestten türetilmiştir.
devamını gör...
ateistlerin vatan haini olduğu gerçeği
müslümanlara da terörist diyelim o zaman?
saçma sapan başlıklar açmayın.
saçma sapan başlıklar açmayın.
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
19 yaşının bu kötü zamana ve gençleri kilitleyen pahalılığa denk gelmesi üzücü ama yine de olabildiğince eğlenmeye çalış ve bol bol okumayı da unutma.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
manikür yapmak.
kayıyor, bari bakımsız kaymasın.
hareketli şarkı açıp, dans etmek.
üstümüze toprak atmalarını mı bekleyecektik?
kayıyor, bari bakımsız kaymasın.
hareketli şarkı açıp, dans etmek.
üstümüze toprak atmalarını mı bekleyecektik?
devamını gör...
yazarların küçük hırsızlıkları
kalp çalmak sayılıyo mu..
devamını gör...
kulağınıza küpe olan öğütler
hayatındaki her şeyi insanlara anlatma, farkında olmadan bir düşmanını eğitiyor olabilirsin.
devamını gör...
akışta kendi nickini gören yazarın kalp çarpıntısı
biz oraları geçeli çok oldu yeğen! nickaltımızı övdüler de sıvadılar da! alıştık artık, aşağılık insanoğluyuz sonuçta! (bkz: sısısısı)
devamını gör...
bisiklet sürme nedenleri
kontrol ve denge hissini yaşamak için.
devamını gör...
30 ağustos zafer bayramı
“annemin kaybından şüphesiz çok üzüntülüyüm. fakat bu üzüntümü gideren ve beni avutan bir konu vardır ki, o da anamız vatanı yok olmaya götüren idarenin artık bir daha geri gelmemek üzere yokluk mezarına götürülmüş olduğunu görmektir. annem, bu toprağın altında, fakat millî hâkimiyet sonsuza dek devam etsin. beni teselli eden en büyük kuvvet budur. evet millî hâkimiyet sonsuza dek devam edecektir. annemin ruhuna ve bütün ataların ruhuna üzerime almış olduğum vicdan yeminimi tekrar edeyim. annemin mezarı önünde ve allah’ın huzurunda yemin ediyorum, bu kadar kan dökerek milletin kazandığı ve elde tuttuğu hâkimiyetin korunması ve savunması için gerekirse annemin yanına gitmekte asla kararsız davranmayacağım. millî hâkimiyet uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.”
mustafa kemal atatürk’ün 27 ocak 1923’teki annesinin mezarı başında yaptığı konuşmasından.
tüyleri diken diken yapan konuşma.








"evet, mutluyum çünkü başardım."
-mustafa kemal atatürk (1930)
30 ağustos zafer bayramımız kutlu olsun !
mustafa kemal atatürk’ün 27 ocak 1923’teki annesinin mezarı başında yaptığı konuşmasından.
tüyleri diken diken yapan konuşma.








"evet, mutluyum çünkü başardım."
-mustafa kemal atatürk (1930)
30 ağustos zafer bayramımız kutlu olsun !
devamını gör...
karşımdakine saygım yok davranışları
karşısı konuşurken telefona bakmak.
devamını gör...
yaş gruplarına göre seçmen tercihleri
gençler, millet ittifakını seçerken yaş arttıkça cumhur ittifakı tercihinin çoğaldığını gösteren anket çalışmasıdır.

odatv4.com/z-kusagi-anketin...

odatv4.com/z-kusagi-anketin...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
oturduğum yerde uyukluyorum, özellikle tv karşısında.
devamını gör...
bir ses olunsa hangisi olunur sorunsalı
rüzgarda, kavak ağacının çıkardığı ses.
dalga sesi sanılanından.
dalga sesi sanılanından.
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük erkekle birlikte olmak
valla 20 yaş büyüğüyle de birlikte oldum. bence müthiş olay. yaşıtım erkeklerden hoşlanmam.
devamını gör...
ermeni soykırımı iddiası
sadece türkiye için iddia olarak kabul edilen olaydır. savaş suçu ve soykırım arasında fark vardır. onlarda bizi öldürdü savunması soykırım gerçeğini değiştirmez. 1948 sözleşmesinde soykırım tanımlanmış ve çerçevesi çizilmiştir. #720423">#720423 bu tanım kapsamında ölüm fermanı anlamına gelen sürgün kararı bile başlı başına soykırım kapsamına girmesi için yeterlidir.
türk tarih kitaplarında grafik bir şekilde ermenilerin, rumların vb. yaptıkları anlatılırken, seyfodan bahsedilmez. geçmişte yapılanları kabul etmek bir şey kaybettirmez. geçmiş, geçmiştir ancak geçmişte olanları kabul etmek daha iyi bir gelecek kurabilmek için önemlidir.
bu arada diğer ülkelerin geçmiş soykırımlarından örnek verenlerin kaynaklara göz atmalarını öneririm. pek çok medeni ülke geçmişte yaptıkları soykırımları, savaş suçlarını hatta ayrımcılık uygulamalarını bile kabul etmiş ve özür dilemiştir.
amerika bugüne kadar farklı bölgelerdeki farklı yerli halklar için 7 farklı özür mektubu yayınladı.
kanada yerlilerden özür diledi ve aynı zamanda mutabakat konseyi kurdu
kanada ve amerika 2. dünya savaşı sırasında kuzey amerika'da yaşayan japonlara yönelik ayrımcılık ve kötü muameleyi kabul etti, kanada özür diledi
ingiltere maumau için kenya'dan özür diledi, irlanda'dan özür diledi, hindistan'dan henüz resmi olarak özür dilememekle birlikte soykırımı kabul ederek pişman olduklarını ve üzgün olduklarını dile getirdi
almanya yahudi soykırımı ve nazilerin gerçekleştirdiği diğer soykırımlar için özür diledi , ayrıca güney batı afrika'da yapılan katliamlar için özür diledi, ermeni katliamında sorumluluk kabul ederek özür diledi. nambia'dan resmi olarak özür dilemeye ve tazminat ödemeye hazır olduğunu belirtti.
hollanda endonezyadan rawagede katliamı için özür diledi
meksika yakui katliamı için özür diledi
brezilya yerlilerden özür diledi
güney afrika özür diledi.
liste uzun ancak belçika ve fransa dışındaki avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı yaptıkları için özür diledi.belçika ve fransa geçmişte olduğu gibi bugün hala ırkçı yaklaşımlara devam eden ülkeler. geçmişte yapılan soykırım vb. konularda özür dilemeyen diğer ülkelerse türkiye dahil olmak üzere pek çok ortadoğu ülkesi ve geri kalmış afrika ülkeleri, çin, rusya vb.
(bkz: insanlığa karşı suçlar savaş suçları soykırım farkı)
türk tarih kitaplarında grafik bir şekilde ermenilerin, rumların vb. yaptıkları anlatılırken, seyfodan bahsedilmez. geçmişte yapılanları kabul etmek bir şey kaybettirmez. geçmiş, geçmiştir ancak geçmişte olanları kabul etmek daha iyi bir gelecek kurabilmek için önemlidir.
bu arada diğer ülkelerin geçmiş soykırımlarından örnek verenlerin kaynaklara göz atmalarını öneririm. pek çok medeni ülke geçmişte yaptıkları soykırımları, savaş suçlarını hatta ayrımcılık uygulamalarını bile kabul etmiş ve özür dilemiştir.
amerika bugüne kadar farklı bölgelerdeki farklı yerli halklar için 7 farklı özür mektubu yayınladı.
kanada yerlilerden özür diledi ve aynı zamanda mutabakat konseyi kurdu
kanada ve amerika 2. dünya savaşı sırasında kuzey amerika'da yaşayan japonlara yönelik ayrımcılık ve kötü muameleyi kabul etti, kanada özür diledi
ingiltere maumau için kenya'dan özür diledi, irlanda'dan özür diledi, hindistan'dan henüz resmi olarak özür dilememekle birlikte soykırımı kabul ederek pişman olduklarını ve üzgün olduklarını dile getirdi
almanya yahudi soykırımı ve nazilerin gerçekleştirdiği diğer soykırımlar için özür diledi , ayrıca güney batı afrika'da yapılan katliamlar için özür diledi, ermeni katliamında sorumluluk kabul ederek özür diledi. nambia'dan resmi olarak özür dilemeye ve tazminat ödemeye hazır olduğunu belirtti.
hollanda endonezyadan rawagede katliamı için özür diledi
meksika yakui katliamı için özür diledi
brezilya yerlilerden özür diledi
güney afrika özür diledi.
liste uzun ancak belçika ve fransa dışındaki avrupa ülkelerinin neredeyse tamamı yaptıkları için özür diledi.belçika ve fransa geçmişte olduğu gibi bugün hala ırkçı yaklaşımlara devam eden ülkeler. geçmişte yapılan soykırım vb. konularda özür dilemeyen diğer ülkelerse türkiye dahil olmak üzere pek çok ortadoğu ülkesi ve geri kalmış afrika ülkeleri, çin, rusya vb.
(bkz: insanlığa karşı suçlar savaş suçları soykırım farkı)
devamını gör...
borçlanmak
mümkün olduğunca uzak durulması gereken durum.günümüz hayat şartlarında bazen çok zordur.hesapta olmayan giderler çıkar.bini aştığında kapatmak olanaksız olur.fazlası uykumu kaçırır.
devamını gör...
boğaziçi üniversitesi
bu sıralar kültüründen ve değerlerinden uzağa götürülmeye çalışılan türkiye'nin sayılı üniversitelerinden.
ben bu can sıkıcı olaylar üzerine yazmak yerine hâlihazırda içinde olduğum doktora başvurusu sürecinden bahsetmek istiyorum. belki birilerinin işine yarar. efenim ben psikoloji bölümü özelinde yazacağım. en baştan belirtmeliyim ki yurt dışında top tier üniversitelere yapacağınız başvuruların neredeyse hiçbiri boün'e başvururken harcadığınız eforun yarısı kadar efor gerektirmiyor. bu durum başta çok saçma gelse de bunun oldukça iyi tarafları olduğunu düşünüyorum. gelelim sürece:
birçok üniversitenin lisansüstü başvurusunda standart olarak istediği motivasyon mektubu, referans mektupları, transkriptler, diplomalar, yabancı dil ve ales/gre sınav sonucu gibi belgelerin yanı sıra bir de araştırma önerisi istiyorlar. bu araştırma önerisinin elbette özgün ve yapılabilir olması gerektiğini özellikle belirtiyorlar. buna ek olarak muazzam bir bilim sınavı yapıyorlar. benim girdiğim sınavda üç buçuk saat içerisinde bir makale okuyup 4'ü makalenin metodolojisi ile ilgili olan 5 soruya cevap vermemiz gerekmekteydi. rahatlıkla, hayatımda girdiğim en zor ve en kaliteli sınavdı diyebilirim. günün sonunda bu bilim sınavını geçmeyi başarırsanız sözlü sınava davet edilmeye hak kazanıyorsunuz. sözlü sınav aşamasına geçebilirsem buraya da bir edit sözüm olsun.
sözlü sınav editi: eveeet, sözlü sınava da girmiş bulunmaktayım. sınav zoom üzerindendi ve yalnızca 10 dakika sürdü. baştaki bir merhaba haricinde sınavın tümü ingilizceydi. bölümde başvurduğum alandan olan tüm hocaların karşısına çıkıp hızlı, kısa ve net biçimde bana sorulan 4-5 soruyu cevaplamaya çalıştım. ardından benim de hocalara bir soru yöneltme fırsatım oldu. hayatımın en stresli anlarıydı sanırım, bu biraz benim karakterimle de ilgili bir durum elbette. alana dair epey kazık olan bir soruda çok bocalayıp ingilizceyi bile unuttum ama sonrasında çok gergin olduğumu belirterek ilerleyen sorularda toparladım diye düşünüyorum. bu bahsettiğim soru haricindeki sorular ne çalışmak istiyorsun, başka üniversitelere başvuru yaptın mı, doktora sürecinde çalışman gerekecek mi gibi beklendik sorulardı. yakın zamanda sonucu da öğrenip mutlu bir haberle son bir edit yapmayı diliyorum.
bu aşamaların sonunda size dair o kadar çok bilgiye ve veriye sahip oluyorlar ki boün'e kabul edilen bir öğrencinin * kötü bir öğrenci olmasının neredeyse ihtimali kalmıyor. en azından, bir adım uzaktan baktığımda bana görünenler böyle. dilerim en yakın zamanda üzerindeki kara bulutlar dağılır da üniversitenin gerçek potansiyelini göstermesinin önü açılır. dayanışmayla!
son edit: evet sevgili kafacı dostlarım. bugün itibariyle boğaziçi üniversitesi'nde doktora programına kabul edilmiş bulunmaktayım! darısı isteyen dostların başına.
ben bu can sıkıcı olaylar üzerine yazmak yerine hâlihazırda içinde olduğum doktora başvurusu sürecinden bahsetmek istiyorum. belki birilerinin işine yarar. efenim ben psikoloji bölümü özelinde yazacağım. en baştan belirtmeliyim ki yurt dışında top tier üniversitelere yapacağınız başvuruların neredeyse hiçbiri boün'e başvururken harcadığınız eforun yarısı kadar efor gerektirmiyor. bu durum başta çok saçma gelse de bunun oldukça iyi tarafları olduğunu düşünüyorum. gelelim sürece:
birçok üniversitenin lisansüstü başvurusunda standart olarak istediği motivasyon mektubu, referans mektupları, transkriptler, diplomalar, yabancı dil ve ales/gre sınav sonucu gibi belgelerin yanı sıra bir de araştırma önerisi istiyorlar. bu araştırma önerisinin elbette özgün ve yapılabilir olması gerektiğini özellikle belirtiyorlar. buna ek olarak muazzam bir bilim sınavı yapıyorlar. benim girdiğim sınavda üç buçuk saat içerisinde bir makale okuyup 4'ü makalenin metodolojisi ile ilgili olan 5 soruya cevap vermemiz gerekmekteydi. rahatlıkla, hayatımda girdiğim en zor ve en kaliteli sınavdı diyebilirim. günün sonunda bu bilim sınavını geçmeyi başarırsanız sözlü sınava davet edilmeye hak kazanıyorsunuz. sözlü sınav aşamasına geçebilirsem buraya da bir edit sözüm olsun.
sözlü sınav editi: eveeet, sözlü sınava da girmiş bulunmaktayım. sınav zoom üzerindendi ve yalnızca 10 dakika sürdü. baştaki bir merhaba haricinde sınavın tümü ingilizceydi. bölümde başvurduğum alandan olan tüm hocaların karşısına çıkıp hızlı, kısa ve net biçimde bana sorulan 4-5 soruyu cevaplamaya çalıştım. ardından benim de hocalara bir soru yöneltme fırsatım oldu. hayatımın en stresli anlarıydı sanırım, bu biraz benim karakterimle de ilgili bir durum elbette. alana dair epey kazık olan bir soruda çok bocalayıp ingilizceyi bile unuttum ama sonrasında çok gergin olduğumu belirterek ilerleyen sorularda toparladım diye düşünüyorum. bu bahsettiğim soru haricindeki sorular ne çalışmak istiyorsun, başka üniversitelere başvuru yaptın mı, doktora sürecinde çalışman gerekecek mi gibi beklendik sorulardı. yakın zamanda sonucu da öğrenip mutlu bir haberle son bir edit yapmayı diliyorum.
bu aşamaların sonunda size dair o kadar çok bilgiye ve veriye sahip oluyorlar ki boün'e kabul edilen bir öğrencinin * kötü bir öğrenci olmasının neredeyse ihtimali kalmıyor. en azından, bir adım uzaktan baktığımda bana görünenler böyle. dilerim en yakın zamanda üzerindeki kara bulutlar dağılır da üniversitenin gerçek potansiyelini göstermesinin önü açılır. dayanışmayla!
son edit: evet sevgili kafacı dostlarım. bugün itibariyle boğaziçi üniversitesi'nde doktora programına kabul edilmiş bulunmaktayım! darısı isteyen dostların başına.
devamını gör...
erkin koray
anadolu rock janrasının güneşi, pusulası. kendisi politize olmamış, medyanın kendisini politize etmesine de izin vermemiştir. aynı zamanda ülkeyi psychedelic rock ile de (bkz: mesafeler) tanıştırmıştır. akrebin gözleri parçası da türk rock tarihinin en iyi parçalarındandır.
devamını gör...

