sabaha kadar kapalı kalsa aslında millet normal insanlar gibi uyur, sabah erken kalkıp kahvaltı yapardı.

arada sırada böyle dokunuşlar yapmalı. anonimlikten kafayı yiyenler var. arada sırada matrix rehabilitasyonu şart.
devamını gör...

bir gorselle anlatmak istedigim kafa sozluk kurucu admini.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şahap bey boş yapmayın ve soruya cevap verin dediğim başlıktır. 128 milyar dolar nerede lan neredeee ?
devamını gör...

police academy film serisinde karşımıza çıkan kurgusal gay bardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
loş ışıkları, buğulu atmosferi, deri kıyafetler içinde dolaşan müdavimleri ve her daim atmosferi daha derin bir hale sokan çığır açıcı müzikleri ile the blue oyster bar fantastik bir bardır.

benim hatırladığım kadarıyla bir bölümde iki çaylak bir şaka sonucu bu bara gönderilmiş ve dans ve aşk dolu dakikalar geçirmişlerdi bu barın müdavimleri ile. özellikle bu bölümdeki dans sahnesi en az debbie callahan’ın havuzdaki canlandırma sahnesi kadar unutulmazdır.

diğer bir bölümde ise teğmen thaddeus harris ve yancısı carl proctor yine bir şaka kurbanı olarak buranın bir salata barı olduğunu düşünüp içeri girmişler ve hayatlarının en unutulmaz gecelerinden birini yaşamışlardır. bu şakanın faili muhtemelen carey mahony ve larvell jones’tur.

hayatımda bir gay barda hiç bulunmadım ama bu filmi izlediğimden beri önyargılı bir şekilde gay barların tamamı the blue oyster bar’dır benim için. hipnotize eden bir müzik ve deri kıyafetli insanlar. belki bir cuma günü yapılmasını beklediğim o açıklama yapılır da bu deri kıyafetli insanları gerçek hayatta da görürüm.
devamını gör...

cezayir ile birlikte osmanlıya gönüllü katılan ve onlar gibi fransa tarafından osmanlıdan koparılmış bir ülkedir.
arap baharı burada başladı ve başarılı oldu. bir ara birkaç solcu önderi suikaste uğradı, iç savaş çıkartılmaya çalışıldı ama neyseki solcu yada dindar halkın çoğunluğu bu tuzağa düşmedi.
devamını gör...

ilk nick altımı aldım ve çok mutluyum.

tabiki her yazar gibi beğendiğim ve bana öğretici her tanım için esirgemediğim artılarım var benim.
devamını gör...

yemek yapmaya basladığım zamanlarda sebze çorbasi yapmak istemistim. buzdolabindaki tum sebzeleri cikardim. biber, domates, karnabahar, mantar. bu dörtlüyü hicbir zaman masada bile yanyana gormeyen ben bunlardan corba yapmaya calistim. domates, biber ve karnabahara kadar corbanin rengi iyidi ancak ne zaman mantar girdi benim corba karardi.

butun bu rezalet yetmezmis gibi corbanin rengi acilsin diye terbiye yaptim. evet evet bildigimiz terbiye limon yogurt un vs iste. tam bir skandaldi.
devamını gör...

yer:imam hatip
ders:kur'an
hoca:erkek*
başrol:regl kızımız

kur'an okunmuyor regl iken bilen bilir. tabi o zamanlar şimdiki kadar rahat söylenmiyor,isimleri kağıda yazıp hocanın masasına bırakıyorduk.
kızın ismini söyledi,hadi oku.
kız,ama okuyamıyorum diye mırıldandı.
beş dakika sonra sahne yenilendi,ders sonuna kadar birkaç kere hemde.
hocanın kasten yaptığını düşünmüyorum ama kız çok kötü olmuştu.ders bitiminde ağladığını hatırlıyorum.

hâlâ arkadaşlarla toplanınca o kızı anarız*
devamını gör...

bazen susmak, kelimelerin anlatamadıklarını sessizliğin anlatmasına izin vermektir. ben yapıyorum, karşımdaki diyor bir şeyler ama cevap versem değmeyecek, dokunamayacağım o insana, anlamayacak çünkü. anlamayana söylenir mi onca şey?

ancak suskun kaldığında herkes anlar, sezer bir şeyler illaki. belki yeteri kadar sezmez, belki sezmemesi gerektiği kadar fazla sezer, sorun bu değil ama. bence yani, istediğini düşünsün artık. dönsün kafasında yaptıkları, söyledikleri, belki akıllanır. belki de akıllanmaz, ancak bu beni hiç alakadar etmez. kimse için kendimi yoracak mecalim kalmadı, ben kendi kendime yetiyorum.

bazen kendi kendime de susuyorum. içimde bir sürü ses karışıyor, yaptıklarım, yapamadıklarım, başkalarının yaptıkları ve yapmadıkları çok meşgul ediyor zihnimi. diyorum bunu nasıl yaptım? nasıl yaptılar bunu bana? cevap vermiyorum içimde, duruyorum öyle. doldurmuyorum kendi kendimi. böyle daha iyiyim. * *
devamını gör...

şeker otu - stevia rebaudiana anavatanı güney amerika olan ve yaprakları bildiğimiz sofra şekerinden 50 kat daha şekerli olan bitkidir. yüksek tansiyonu düşürücü, mide ekşimesi ve böbrek rahatsızlıklarını hafifletici, tatlı isteğini bastırıcı etkisi vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dünya’da ve türkiye’de şeker otunun kullanımı her geçen gün artmaktadır. şeker hastalığı tedavisinde yardımcı rol oynar. sıfır kalori içeren bir bitkidir. demir, potasyum, magnezyum, sodyum, a vitamini, c vitamini ve birçok antioksidan içerir. cildi besler, sıkılaştırır ve kırışıklıkları düzeltir. sivilce, akne, siyah nokta ve leke giderici etkiye sahiptir. nikotin isteğini azalttığından sigaradan uzaklaşmanızı sağlar. kabızlık ve depresyona karşı iyi etkileri olduğu gözlemlenmiştir.
çayı zaten şekersiz içerim. çaya şeker atmak isteyen misafirlerime isterlerse saksıdan şeker otu yaprağı koparmasını söylerim. kesme şekerin kilosu olmuş 7 tl. hem doğal hem de faydalı olduğu için şeker otu daha iyi.
devamını gör...

film kısaca güzel. burada birçok kişi hemfikirdir. ama tanımlamakta zorlandığım eksik bir şey var filmde. iyi filmlerde şöyle bir an vardır bilirsiniz; film bir yere kadar yükselir yükselir yükselir ve olaylar koptuğunda heh şimdi hikaye başlıyor dersiniz. iyi filmler, süreyi de çok iyi kullanarak bunu yaparlar. yüzüklerin efendisi serisi böyledir mesela. kalp ritmi gibidir filmde yaşanan olaylar. yükselir düşer tekrar yükselir ve seyirciyi sürekli canlı tutar.

dune için bunu söylemek zor işte. yani anlatılan hikaye çok düz bir çizgide gidiyor. o yükselme bir türlü yaşanmıyor.

yine de bize sunulan evren ilgi çekici. izlerken o evrenin varlığından hiç şüphe etmiyorsunuz. oyunculuklar iyi. kullanılan metaforlar gayet yerinde. devam filmlerinde umarım daha güzel şeyler izletirler.

not: kitaplarını hiç okumadım. müsait bir zamanda okuyup filmi bunun üstüne tekrar izleyeceğim. kitapları okuyanların genel kanısı bu kitapların filme uyarlamasının ne kadar zor olduğu yönünde. bu da cesaret isteyen bir iş olduğunu gösteriyor. sırf bu yüzden emeği geçenlere helal olsun diyorum.
devamını gör...

hikayede geçen minik insanımız 3,5 yaşında. (kapı çalar)
-minik insan, deden geldi koş kapıyı aç.
minik insan koşar ve seslenir "kimsin?" *. dışarıdan (şaka maksadıyla) "yok kimse" sesi duyulur, minik insan kapıyı açmadan salona koşar ve şöyle der
"kimse yokmuş ki".
akılcığı henüz bu kadar ne yapalım.
devamını gör...

hamamizade ismail dede efendi'nin batı müziğinden etkilenerek yarattığı rast şarkı. semai usulündedir, düm-tek-tek şeklinde vurmalı çalgılarda ritmi icra edilir. ilk türk valsi de diyebiliriz.
devamını gör...

her yüze gülen dost değildir.
devamını gör...

sözlüğe nerdeyse her gün her hafta yeni bi güncelleme ve özellik gelmesi çok hoşuma gidiyor ya. sürekli canlı tutuyorlar özellikleri ya da ödülleri. teşekkür ederiz efendim*.
devamını gör...

faturası gelen yazar dramı. off ki ne off...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

savaşsız savaş filmi mi olurmuş?
olurmuş. çok da güzel olmuş.

zaza urushadze tarafından yazılan, yönetilen 2013 yılı estonya-gürcistan ortak yapımı olan savaş karşıtı dram filmi.
imdb puanı 8.2
savaşın ne kadar kötü olabileceği en güzel şekilde işlenmiş. durgun gibi gözükse de sıkmadan akıp gidiyor, süresi 1 saat 30 dakika.

hala daha savaştıkları halde, aynı evde bir süre beraber kalmak zorunda olan gürcü ve çeçen askeri düşünün.
ince metaforlar barındırır.
izlerken dinlenirsiniz, ivo dedeyi içselleştirebilirsiniz; dekor ve müzik seçimi için sanat yönetmenine sevgilerinizi iletebilirsiniz. ruhu doyuran cinsten.

içe dokunan diyalogları vardır. onlardan biri ise:

--! spoiler !--

-yani oğlunu gürcüler mi öldürdü?
+ evet, ama ne fark eder ki?
– nasıl yani? oğlunun mezarının yanına bir gürcü gömdün.
+ ahmed, fark eder mi?
– ….
+ cevap ver!
– hayır, fark etmez.

--! spoiler !--


izlemeniz şiddetle tavsiye olunur.
şuraya da efsane film müziğini bırakalım.
devamını gör...

aşağıdaki yazı ekşi'deki yazımdan kopyalanmıştır.


iki arapça'dan söz etmek gerekir:
1. kur'an arapçası
2. arap halklarının konuştuğu arapça

arap halklarının konuştuğu arapçanın kur'an arapçasıyla alakası yok demiyeyim de, şöyle diyeyim; 'ben istemek su'
şimdi ne anladınız bu kelimelerden? rezil bir türkçe ile susadığımızı anlattık. işte arap ülkelerinde konuşulan arapça, 'lokal arapça' böyle bir şey. (örneğin; "ene ayze maya"-->ben istemek su-->ben su istiyorum. yanlış olabilir, ben aynen işittiğim gibi yazdım.)
'fasih arapça' bambaşka bir alem, ciddi zor. ama 'lokal arapça', dil'in kolaylık ilkesi gereği en basit hale getirilmiş.

gelelim arapça ve türkçe karşılaştırmasını sık sık yapıp, arapçanın daha üstün bir dil olduğunu savunanlara. bu konuda kısa bir not düşmek isterim:
arapların dünya siyasetinde bizden çok daha baskın olması (petrol, israil konusu...vs), elbette arapçayı türkçenin önüne çıkaracaktır ama bu demek değildir ki, türkçe arapçadan aşağı bir dildir. bu kabul edilemez. türkçe, özellikle türkiye türkçesi dünyanın en işlenmiş, en düzgün dillerinden biridir. türkçenin bir kültür dili olması, bütün dünyada konuşulması, bunlar mümkün. ne zaman? aslında bu sorunun cevabı biraz mürekkep yalamış herkesçe malum. hele ki, 'fular takmış' tayfa için.
devamını gör...

bir insan her allah'ın günü yüksek performans ile çalışamaz. yapması gereken işleri zamanında yapıyor ve bunu aksatmadan, kendini vererek yapıyorsa o kişi çok çalışıyordur.

yalan degildir, sadece yalancı insanların aşırı kullanmasi nedeniyle söylenmesinin kıymeti kalmamıştır. gerçekten çok çalışan kişiler zaten bunu söyleme gereği duymuyorlar..
devamını gör...

benim dahil olmadığım başlık. ağustos’un sonlarında doğdum ama baharları seviyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim