yazarların sabırlarını zorlayan durumlar
karşımdakinin beni enayi yerine koyması ve kendini çok zeki zannetmesi.
ama büyüklük bende kalsın hesabı, görmezden, duymazdan geliyorum.
ama büyüklük bende kalsın hesabı, görmezden, duymazdan geliyorum.
devamını gör...
detone ve sürtone
temel anlamda detone ve sürtone ses bozulması ve kaymasıdır. vokallerin şarkının tonundan çıkıp başka tonlara kayması durumudur.
detone şarkının tonundan çıkıp pes(kalın) sese doğru kayma veya bozumasına denir.
örneğin; fa sesi verilmesi gereken şarkının bir bölümümde ,mi sesine kayması bu durumu ifade eder.
sürtone şarkının tonundan çıkıp tiz(ince) sese doğru kayma veya bozulmasına denir.
örneğin; la sesi verimesi gereken şarkının bir bölümünde, si sesine kayması bu durumu ifade eder.
detone şarkının tonundan çıkıp pes(kalın) sese doğru kayma veya bozumasına denir.
örneğin; fa sesi verilmesi gereken şarkının bir bölümümde ,mi sesine kayması bu durumu ifade eder.
sürtone şarkının tonundan çıkıp tiz(ince) sese doğru kayma veya bozulmasına denir.
örneğin; la sesi verimesi gereken şarkının bir bölümünde, si sesine kayması bu durumu ifade eder.
devamını gör...
yazarların yaşlandıklarını hissettiği ilk an
yıllar önce makyaj yaparken aynada saçlarımın iki tutam beyazladığını farkettiğim andır.
"ulan noluyoruz"? deyip iyice saçlarımın arasını kontrol etmiştim. "harbi harbi beyazların çıkmış whis" demiştim.
aynayla göz göze geldik. derin bir iç çekip "yaşlandın be whis" dedim. yaşlandık. yaşlandırdılar. bir gece de mi oldu? ah saçlarımı oturduğu evden çıkan kiracının boya badana yapmasına çeviren dertlerim...
3 gün önce de saçlarımı toplarken farkettim beyazlarım birkaç tutam daha artmış. yüce honos'un kafasına dönmüş kafam.
"ırsi herhalde ya kendine gel 24 buçuk yaşındasın sen " diyerek kendimi teselli ettim.
şimdi bu tanimi yazarken bir tanesini koparttim. kopartınca da çoğalıyormuş galiba bu beyaz tutamlar. seviyor sevmiyor hesabı.
saldım çayıra mevlam kararta...
"ulan noluyoruz"? deyip iyice saçlarımın arasını kontrol etmiştim. "harbi harbi beyazların çıkmış whis" demiştim.
aynayla göz göze geldik. derin bir iç çekip "yaşlandın be whis" dedim. yaşlandık. yaşlandırdılar. bir gece de mi oldu? ah saçlarımı oturduğu evden çıkan kiracının boya badana yapmasına çeviren dertlerim...
3 gün önce de saçlarımı toplarken farkettim beyazlarım birkaç tutam daha artmış. yüce honos'un kafasına dönmüş kafam.
"ırsi herhalde ya kendine gel 24 buçuk yaşındasın sen " diyerek kendimi teselli ettim.
şimdi bu tanimi yazarken bir tanesini koparttim. kopartınca da çoğalıyormuş galiba bu beyaz tutamlar. seviyor sevmiyor hesabı.
saldım çayıra mevlam kararta...
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
hoşuna giden tanımları beğenen yazardır. amacı beğendiği tanımları belli etmektir. bu kadar.
devamını gör...
hollandalıların uzun boylu olma nedeni
hollanda kara parcasi deniz seviyesinin altinda olduğu için diğer avrupalılar ile boyları esitlensin diye allah öyle yaratmış.
devamını gör...
pku
ebeveynden genetik yollarla geçen ve diğer ismi de fenilketonüri olan kalıtsal bir amino asit metabolizma bozukluğudur. hastalık, karaciğerdeki bir enzimin eksik çalışması veya hiç çalışmamasından ileri geliyor. bu hastalıkla doğan çocuklar fenialalin asidini başka bir amino asit olan tirozine dönüştüremiyorlar. bu dönüşümü sağlayacak olan enzim bu hastalarda eksiktir. bu hastalıkta proteinler vücutta dönüşemediği için, kanda ve vücudun çeşitli dokularında birikiyor. bu da kalıcı ve ilerleyici beyin hasarına sebep olabiliyor. bu hastalığın yenidoğan tarama testi ile erken teşhis ve tedavisi mümkündür.
pku hastası genç ve çocuklar, bu yüzden hayat boyu et, süt, yumurta, kuru yemiş, kuru baklagiller gibi yüksek protein içerikli gıdaların tüketilmediği özel ve düşük proteinli diyet tedavisi uygulamak zorunda kalıyorlar. her besini tüketemeyen pku hastalarının, ciddi bir beslenme giderleri ortaya çıkıyor.
ülkemiz, bu hastalığın en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer alıyor. türkiye halk sağlığı kurumu tarafından 2016 yılında paylaşılan veriye göre, türkiye'de her 6 bin 228 çocuktan biri pku hastası olarak dünyaya geliyor. türkiye'de bu hastalıkla ilgili en büyük sorun da, hastalık hakkında geç tanı koyulması.
pku hastası genç ve çocuklar, bu yüzden hayat boyu et, süt, yumurta, kuru yemiş, kuru baklagiller gibi yüksek protein içerikli gıdaların tüketilmediği özel ve düşük proteinli diyet tedavisi uygulamak zorunda kalıyorlar. her besini tüketemeyen pku hastalarının, ciddi bir beslenme giderleri ortaya çıkıyor.
ülkemiz, bu hastalığın en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer alıyor. türkiye halk sağlığı kurumu tarafından 2016 yılında paylaşılan veriye göre, türkiye'de her 6 bin 228 çocuktan biri pku hastası olarak dünyaya geliyor. türkiye'de bu hastalıkla ilgili en büyük sorun da, hastalık hakkında geç tanı koyulması.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
herkes sanıyor ki ben çayın demiyim
bilmezler ki ben niye yedinci dem'im.
çayın yedinci demi mi olur
içilmez o çay çok fena bayat olur*
bilmezler ki ben niye yedinci dem'im.
çayın yedinci demi mi olur
içilmez o çay çok fena bayat olur*
devamını gör...
sözlük mağazası'ndaki takipçileri gör özelliği
'keşke almasaydım' diyecek olduğum ama beni takip ettiğini görünce hem çok şaşırdığım hemde çok sevindiğim birkaç yazar sebebiyle mutlu olduğum özellik*.
devamını gör...
insan
rubai
insan
ya hayrandır sana, ya düşman.
ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan...
nazım hikmet ran
insan
ya hayrandır sana, ya düşman.
ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan...
nazım hikmet ran
devamını gör...
hicligindansi
bugün doğum günüsü ise doğum günüsü kutlu olsun efendim. mutlu yıllar hepi bört dey tu yu!
devamını gör...
güne bir şiir bırak
dillerde gezen adım:
bir seciyesiz, bir it.
nedense olamadım,
sizin gibi bir yiğit...
ne gaye taşıyorum,
ne bir dağ aşıyorum;
delice yaşıyorum,
ne ihtiras, ne ümit...
yuh...eğer hayat buysa,
bu ahmakça uykuysa...
bana kim sokulduysa
hadi dedim, hadi git!...
bende çok şey var ama,
akıl filan arama...
ciddiyetle arama
koydum dikenli bir çit.
saçıma düşen aklar,
ne bir macera saklar;
çıkarmaz bu dudaklar,
ne bir küfür ne tevhit...
korkutmaz beni ölüm,
bir şeytan kadar hürüm.
süremez bende hüküm
ne allah, ne de nahit...
sabahattin ali- bütün insanlara.
bir seciyesiz, bir it.
nedense olamadım,
sizin gibi bir yiğit...
ne gaye taşıyorum,
ne bir dağ aşıyorum;
delice yaşıyorum,
ne ihtiras, ne ümit...
yuh...eğer hayat buysa,
bu ahmakça uykuysa...
bana kim sokulduysa
hadi dedim, hadi git!...
bende çok şey var ama,
akıl filan arama...
ciddiyetle arama
koydum dikenli bir çit.
saçıma düşen aklar,
ne bir macera saklar;
çıkarmaz bu dudaklar,
ne bir küfür ne tevhit...
korkutmaz beni ölüm,
bir şeytan kadar hürüm.
süremez bende hüküm
ne allah, ne de nahit...
sabahattin ali- bütün insanlara.
devamını gör...
6 mayıs 1972
en geçimsiz arkadaşıyım bu baharın,bu mevsimler perdeleri kapalı durur denizleri asanların..
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
guinnes rekorlar kitabı’na dünyanın en korkusuz hayvanı olarak geçmiştir bal porsuğu. afrika, fas ve hindistan taraflarında yaşasa da oralardan sıkılmış belli ki bize de uğramış bir yazar olarak. ilginç ve bilgilendirici yazılarını severek okuyorum. bendenize öğrenmenin yaşı olmadığını tekrar hatırlatan samimi yazardır. öğrenmeye ve yazmaya devamm...
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
benim. ama phalaenopsis (yani orkidenin alt türü) başlığımı ne hiç dolduruyorsunuz ne de beğeniyorsunuz. ona çok üzülüyorıum işte. orkidelerle ne alıp veremediğiniz var !!!
devamını gör...
jim carrey
jim carrey'nin altın küre konuşması.
sunucu: yeni çıkacak film olan true crimes'dan 2 kez altın küre kazanmış jim carrey karşınızda.
jim carrey: teşekkür ederim, ben 2 kez altın küre kazanmış jim carrey'im. geceleri uyumaya giden sıradan bir adam değilim. 2 kere altın küre kazanmış jim carrey olarak biraz kestirmeye gidiyorum ve rüya gördüğümde ise her zaman ki rüyaları görmem. rüyalarımda altın küre ödülünü 3 defa kazanmış jim carrey olarak kendimi görürüm çünkü o zaman tamamlanmış olurum. sonunda gerçek olurdu, beni tamamlayacağını bildiğim bu korkunç arayışı sonlandırırdım. ama bu ödüller baya önemli! eğer güneş sistemimizi tek başınıza havaya uçurursanız, bizi ya da insanlık tarihini çıplak gözle bulamazdınız ama bakışa açımıza göre bu devasa bir şey.
sunucu: yeni çıkacak film olan true crimes'dan 2 kez altın küre kazanmış jim carrey karşınızda.
jim carrey: teşekkür ederim, ben 2 kez altın küre kazanmış jim carrey'im. geceleri uyumaya giden sıradan bir adam değilim. 2 kere altın küre kazanmış jim carrey olarak biraz kestirmeye gidiyorum ve rüya gördüğümde ise her zaman ki rüyaları görmem. rüyalarımda altın küre ödülünü 3 defa kazanmış jim carrey olarak kendimi görürüm çünkü o zaman tamamlanmış olurum. sonunda gerçek olurdu, beni tamamlayacağını bildiğim bu korkunç arayışı sonlandırırdım. ama bu ödüller baya önemli! eğer güneş sistemimizi tek başınıza havaya uçurursanız, bizi ya da insanlık tarihini çıplak gözle bulamazdınız ama bakışa açımıza göre bu devasa bir şey.
devamını gör...
eşi tarafından yüzü parçalanan ukraynalı genç kadın
sırf bu tarz haberler yüzünden on sene önce haber vs. okumayı bıraktım.
devamını gör...
çocukken yanlış anlaşılan ifadeler
yaş 6 yada 7. hamile komşumuzun kocasına çok masum duygularla o bebeği oraya nasıl soktuklarını kadına da canın acıdı mı diye sormuştum apar topar kalktılar annem hala kahkahalarla anlatır.. bebeğin oraya sonradan koyulduğunu sanıyordum ne bileyim
devamını gör...
hayatınızdaki insanlar için yaptığınız en büyük fedakarlık
yaşıyorum. hem de onların istediği gibi.
bazen ne kadar dirensek de uyum sağlıyoruz bazı şeylere. elimizde olmadan..
böyle diyince sokrates'in şu sözü geldi aklıma.
"sizin istediğiniz gibi konuşup yaşamaktansa, kendi istediğim gibi konuşup ölmek isterim.”
bu sözü hayatımın merkezine taşıyacağım bir gün. tüm hayatımı koca bir fedakarlıkla geçiremem. bunu yapamam..
bazen ne kadar dirensek de uyum sağlıyoruz bazı şeylere. elimizde olmadan..
böyle diyince sokrates'in şu sözü geldi aklıma.
"sizin istediğiniz gibi konuşup yaşamaktansa, kendi istediğim gibi konuşup ölmek isterim.”
bu sözü hayatımın merkezine taşıyacağım bir gün. tüm hayatımı koca bir fedakarlıkla geçiremem. bunu yapamam..
devamını gör...
biliyorum sana giden
onur saylak'ın sesinden dinleyince olmayan karşılıksız aşkın hatta direkt olmayan birinin derdini insanın üzerine yükleyen canım cemal süreya şiiri. cemal süreya'nın şiir derlemesi olan sevda sözleri kitabının mektuplarda kalanlar bölümünde yer alıyor. yanlış hatırlamıyorsam 323. sayfada olması gerek.
ben öyle pek cemal süreya şiirleri sevmem, bu şiir de zaten pek cemal süreya'nın kaleminden çıkmış gibi değildir hatta dürüstçe ben hayatımda hiç aşık da olmadım ama dolambaçlı cümlelerden sıyrılıp, bütün o gizli anlamlardan ve edebiyatın olanak tanıdığı bütün bu labirentten silkinip çıkarak öylece; sade cümleler ve karşılıksız aşkın tüm çıplaklığı ile yazılmış bir veda mektubu gibi ağır bir şiirdir bu bence. bir veda mektubu gibi ağır ve külfetli. sımsıkı kapanmış bir kapının altından sızan bulanık ve siyah bir su gibi insanın zihninden içeri dolar. aydınlığın tüm camları büyük bir gümbürtü ile zemini boylarken ufak bir çatlaktan içeri sızan ve ne var ne yok yutan dev bir karanlık veya gözün gözü görmediği kül rengi bir sabahı kaplayan ağır bir sis gibi. benim bin türlü kelime karmaşası içinde kendime bu şiirin ne hissettirdiğini anlatamama karşılık cemal süreya bu şiirde en basit cümleler ile insana o hissi yaşatıyor, başka sözüm yok. yaşamadığım bir duygunun da tarifini verebileceğim daha fazla cümlem de yok zira.
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
ben öyle pek cemal süreya şiirleri sevmem, bu şiir de zaten pek cemal süreya'nın kaleminden çıkmış gibi değildir hatta dürüstçe ben hayatımda hiç aşık da olmadım ama dolambaçlı cümlelerden sıyrılıp, bütün o gizli anlamlardan ve edebiyatın olanak tanıdığı bütün bu labirentten silkinip çıkarak öylece; sade cümleler ve karşılıksız aşkın tüm çıplaklığı ile yazılmış bir veda mektubu gibi ağır bir şiirdir bu bence. bir veda mektubu gibi ağır ve külfetli. sımsıkı kapanmış bir kapının altından sızan bulanık ve siyah bir su gibi insanın zihninden içeri dolar. aydınlığın tüm camları büyük bir gümbürtü ile zemini boylarken ufak bir çatlaktan içeri sızan ve ne var ne yok yutan dev bir karanlık veya gözün gözü görmediği kül rengi bir sabahı kaplayan ağır bir sis gibi. benim bin türlü kelime karmaşası içinde kendime bu şiirin ne hissettirdiğini anlatamama karşılık cemal süreya bu şiirde en basit cümleler ile insana o hissi yaşatıyor, başka sözüm yok. yaşamadığım bir duygunun da tarifini verebileceğim daha fazla cümlem de yok zira.
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
devamını gör...
