samanyolu galaksisi
içinde bulunduğumuz samanyolu galaksisi ve üzerinde yaşıyor olduğumuz dünya, uzayda nasıl bir hareket sergiliyor. bunu hiç merak ettiniz mi ?
galaksimiz sarmal galaksiler sınıfında yer almakta. kainat açısından bakılacak olursa oldukça sıradan bir galaksi olan samanyolu galaksisi'nin uzay düzleminde sergilediği hareket ise oldukça enteresan görünüyor. tabiri caizse galaksimizin uzay düzleminde adeta yalpalandığını söylemek çok doğru bir cümle olur. yani doppler etkisi ile bir tarafa doğru ilerlerken diğer bir tarafdan da merkezinde bulunan ve eskiden düz olduğu düşünülen ancak son zamanlarda yapılan araştırmalarla, aşağı yukarı hareket ettiği kanıtlanan bir diskvari yapının etkisiyle tüm kolları adeta bir bütün halinde, diskin merkezinden ayrılmadan uzay düzleminde savrulmaya ve yalpalanmaya devam ediyor. yalpalanma işlemi bize her ne kadar basit gibi görünse de bizlerin düşündüğü gibi saniyeler içinde gerçekleşmiyor bu durum. merkez diskin aşağı yukarı hareketini ortalama 700 milyon yılda tamamladığı düşünülmekte. bizim fark etmemiz elbette imkansız ki iyi ki de imkansız.. ancak galaksimiz uzay-zaman düzleminde dalgalar çizerek ilerlemeye devam ediyor.
bu hareketin tanıdık gelmesi gerek hepimize çünkü dünyamızda samanyolu galaksisi içerisinde bu hareketi sergiliyor. bu hareketin adına ise "presesyon" deniyor. "baş sallama" hareketi olarak bilinen bu hareketi dünyamız her 13000 (on üç bin) yılda bir yapıyor. yani aşağı yukarı hareketin oluşum süresi 26000 (yirmi altı bin) seneye tekabül ediyor.
gece gökyüzüne bakarken hemen hemen hepimizin görmüş olduğu ve adına kutup yıldızı dediğimiz bir yıldız var. asıl ismi "polaris" olan bu yıldız insanlık ve dünya için oldukça önemli bir yere sahip çünkü dünyamızın baş sallama hareketini yapmasında büyük pay sahibi olduğu düşünülüyor. hiç bir şekilde yön bulmanın mümkün olmadığı yerlerde, geceleri yön bulmaya fayda sağladığı bilinen polaris dünyamızda zaman zaman yaşanmış olan ve yeniden başlaması muhtemel olan "buzul arası çağ"ın habercisi sayılmakta. o devirin gökyüzündeki tek temsilcisi dememiz doğru bir yaklaşım olur. insanlık olarak şu an kutup yıldızı'nı görmekteyiz ve bu da buzul arası çağda olduğumuzun kanıtı. 13000 yıllık süre tamamlandığı zaman dünyamız baş sallama hareketini tamamlamış olacak ve yönünü bu kez "vega" isimli yıldızı çevirmiş olacak. bu hareketten itibaren geceleri göreceğimiz yıldız artık "polaris" değil "vega" olacak.
yapılan araştırmalara göre dünyamız başını vega'ya çevirdiği zaman buzul çağı başlamış olacak ve dünya büyük buzul dönemlerinden birine girmiş olacak.



kaynakça: instagram.com/uzaybilimcisi
galaksimiz sarmal galaksiler sınıfında yer almakta. kainat açısından bakılacak olursa oldukça sıradan bir galaksi olan samanyolu galaksisi'nin uzay düzleminde sergilediği hareket ise oldukça enteresan görünüyor. tabiri caizse galaksimizin uzay düzleminde adeta yalpalandığını söylemek çok doğru bir cümle olur. yani doppler etkisi ile bir tarafa doğru ilerlerken diğer bir tarafdan da merkezinde bulunan ve eskiden düz olduğu düşünülen ancak son zamanlarda yapılan araştırmalarla, aşağı yukarı hareket ettiği kanıtlanan bir diskvari yapının etkisiyle tüm kolları adeta bir bütün halinde, diskin merkezinden ayrılmadan uzay düzleminde savrulmaya ve yalpalanmaya devam ediyor. yalpalanma işlemi bize her ne kadar basit gibi görünse de bizlerin düşündüğü gibi saniyeler içinde gerçekleşmiyor bu durum. merkez diskin aşağı yukarı hareketini ortalama 700 milyon yılda tamamladığı düşünülmekte. bizim fark etmemiz elbette imkansız ki iyi ki de imkansız.. ancak galaksimiz uzay-zaman düzleminde dalgalar çizerek ilerlemeye devam ediyor.
bu hareketin tanıdık gelmesi gerek hepimize çünkü dünyamızda samanyolu galaksisi içerisinde bu hareketi sergiliyor. bu hareketin adına ise "presesyon" deniyor. "baş sallama" hareketi olarak bilinen bu hareketi dünyamız her 13000 (on üç bin) yılda bir yapıyor. yani aşağı yukarı hareketin oluşum süresi 26000 (yirmi altı bin) seneye tekabül ediyor.
gece gökyüzüne bakarken hemen hemen hepimizin görmüş olduğu ve adına kutup yıldızı dediğimiz bir yıldız var. asıl ismi "polaris" olan bu yıldız insanlık ve dünya için oldukça önemli bir yere sahip çünkü dünyamızın baş sallama hareketini yapmasında büyük pay sahibi olduğu düşünülüyor. hiç bir şekilde yön bulmanın mümkün olmadığı yerlerde, geceleri yön bulmaya fayda sağladığı bilinen polaris dünyamızda zaman zaman yaşanmış olan ve yeniden başlaması muhtemel olan "buzul arası çağ"ın habercisi sayılmakta. o devirin gökyüzündeki tek temsilcisi dememiz doğru bir yaklaşım olur. insanlık olarak şu an kutup yıldızı'nı görmekteyiz ve bu da buzul arası çağda olduğumuzun kanıtı. 13000 yıllık süre tamamlandığı zaman dünyamız baş sallama hareketini tamamlamış olacak ve yönünü bu kez "vega" isimli yıldızı çevirmiş olacak. bu hareketten itibaren geceleri göreceğimiz yıldız artık "polaris" değil "vega" olacak.
yapılan araştırmalara göre dünyamız başını vega'ya çevirdiği zaman buzul çağı başlamış olacak ve dünya büyük buzul dönemlerinden birine girmiş olacak.



kaynakça: instagram.com/uzaybilimcisi
devamını gör...
içine atmak
bunun yerine umursamamayı öneririm. daha çok işe yarıyor.
devamını gör...
çelişki
bir ya da daha fazla önerme arasında uyumsuzluk olması durumudur.
çelişkili iki önerme birlikte değerlendirildiğinde genellikle birbiriyle zıt olan iki mantıksal sonuç ortaya çıkar. bu konuda aristo'nun çelişmeme kanunu der ki "bir şeyin hem kendisi hem de tersi aynı koşulda ve zamanda doğru olamaz.
çelişkili iki önerme birlikte değerlendirildiğinde genellikle birbiriyle zıt olan iki mantıksal sonuç ortaya çıkar. bu konuda aristo'nun çelişmeme kanunu der ki "bir şeyin hem kendisi hem de tersi aynı koşulda ve zamanda doğru olamaz.
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
bu gece oğluşumla başbaşa yatış modundayız. diğer iki zibidiyi kapı dışarı ettim. taşınma dolayısıyla oda değişikliği yaptım bu oda çok girmedikleri bir oda. sürekli bir yerleri kurcalıyorlar. az önce ikisi bir olmuş çekmece açmaya çalışıyorlardı. sonra biri kafama düştü dolabın üstünden. öbürü konsolun üstündekileri yere atmaya başlayınca 'eeehhh be' dedim. şimdi ses seda yok. birazdan viyana kapısına dayanır gibi dayanırlar kapıma gümbür gümbür. o zamana kadar uyumalıyım. herkeslere tatlış uykular. güzel geceler.
devamını gör...
kemoterapi
5 yıldır, geçen ay 54. dozunu kullandığım, içinde birden fazla ilaç bulunduran protokol.
dilerim kimse kullanmak zorunda kalmasın.
klasik kemoterapi ilaçlarına, son yıllarda eklenen yeni nesil ' akıllı ilaç ' denilen ajanlarla, hastalığın seyir hızı azaltılıp, sağ kalım sürelerinde ciddi uzamalar elde edilmiştir.
dilerim kimse kullanmak zorunda kalmasın.
klasik kemoterapi ilaçlarına, son yıllarda eklenen yeni nesil ' akıllı ilaç ' denilen ajanlarla, hastalığın seyir hızı azaltılıp, sağ kalım sürelerinde ciddi uzamalar elde edilmiştir.
devamını gör...
ışid terör örgütünün gerçek islam olması
izlediğim bazı videolarda kelime-i şehadet getiren insanları bile öldüren bir örgütün islam ile ilişkilendirilmesi durumu.
orta doğu topraklarında islam'ın korkunç bir şey olarak gösterilmesinin kimlerin işine yaradığını sayıp dökmeye gerek yok. aynı "kimler"in bunu yapabilmek için neler tasarlayabileceğini anlatmaya da gerek yok. iblis'in kıblesi gibi kitapları okursanız pkk'nın da ışid'in de hangi kafanın ürünü olduğunu gayet net görürsünüz.
siz islam'ı daha tarafsız insanlardan dinleyin bence.
edit: hz. muhammed'in her fırsatta asıp kesmeye çok meraklı biri olduğunu zannedenler, aynı kadının ilk müslüman adlı kitabını okuyabilir. ayrıca kuran'da olmayan ama ucu açık diye her yere çekilebileceğini düşündüğünüz ayetleri "destekleyen" hadislerle ilgili gerçekleri görmek istiyorsanız, onu da emre dorman'ın allah'a öğretilen din adlı kitabından okuyabilirsiniz. her şeyin çözümü okumaktan geçiyor.
orta doğu topraklarında islam'ın korkunç bir şey olarak gösterilmesinin kimlerin işine yaradığını sayıp dökmeye gerek yok. aynı "kimler"in bunu yapabilmek için neler tasarlayabileceğini anlatmaya da gerek yok. iblis'in kıblesi gibi kitapları okursanız pkk'nın da ışid'in de hangi kafanın ürünü olduğunu gayet net görürsünüz.
siz islam'ı daha tarafsız insanlardan dinleyin bence.
edit: hz. muhammed'in her fırsatta asıp kesmeye çok meraklı biri olduğunu zannedenler, aynı kadının ilk müslüman adlı kitabını okuyabilir. ayrıca kuran'da olmayan ama ucu açık diye her yere çekilebileceğini düşündüğünüz ayetleri "destekleyen" hadislerle ilgili gerçekleri görmek istiyorsanız, onu da emre dorman'ın allah'a öğretilen din adlı kitabından okuyabilirsiniz. her şeyin çözümü okumaktan geçiyor.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
arada yoldaşın sesini duyduk. seviyoruz seni yoldaş.
devamını gör...
kadın yazarların daha fazla oylanması ve takipçilerinin daha fazla olması
kadın yazarları oylayanlar erkekler. takip edenler kim? erkekler.bu durumdan mızmızlanan kim? erkekler. başka sorum yok hakim bey.
devamını gör...
adı: aylin
ayşe kulin tarafından kaleme alınan aylin radomisli cates'in hayatını anlatan içinde kurgular da olan bir biyografi. asıl adı aylin devrimel’ olan aylin'in doğumundan başlayarak amerikan ordusunda albay rütbesi taşırken son bulan hayatını konu alan kitap, içinde ablası nilüfer gülek ve yeğeni tayibe gülek birsel, eniştesi, arkadaşları vb pek çok kişinin anlatımından derlenerek kaleme alınmış . yazım dili çok başarılı olan bu mühtiş öyküyü bir oturuşta bitirilebilinecek bir kitap. tabii ki kitaba farklı çevrelerden tepkiler gelmiş ama tabii ki burada yazarın görüşünü, bakış açısının kitabın derlenmesinde de önemli olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.
devamını gör...
1766 istanbul depremi
1509 istanbul depreminin ardından istanbul'da en bilinen ve de istanbul'a etki eden depremleridir. bilinenin aksine birincisi 22 mayıs 1766 tarihinde (yaklaşık 2 dakika) (ardından da daha az şiddetli artçısı 4 dakika sona gelmiştir) ikincisi ise 5 ağustos 1766 tarihinde (1 dakikadan az) olmak üzere ikili depremlerdir.
22 mayıs depreminde raporlara göre sabah namazından hemen sonra olan deprem ve tatil günü olması sebebi ile can kayıplarının nispeten az seviyede kaldığı düşünülmekle birlikte ilk etapta 850 civarı olan can kaybı sayısı göçük altında kalanlara yardım edilememesi sebebi ile sonrasında 4000-5000 kişiye ulaşmıştır.
çok fazla yapıda yine tarihi yarımada da hasar olmakla birlikte (sultan ahmet camii, topkapı sarayı, fatih camii ve külliyesi, vezirhanı, hırkacılar, baltacılar, çuhacılar, kalpakçılar hanları ile kapalı çarşı ve de boru hatları) ayasofya camii 1509 depreminde olduğu gibi bu depremde de hasar görmemiştir.
5 ağustos depremi ise 1 dakikadan kısa sürmüş ve de 2 artçı depremle devam etmiştir. bu deprem bulunduğu fay zonu itibariyle tekirdağ mürefte bölgesini daha çok etkilemiş olup istanbul için 30 can kaybı ve de 100 yaralı ile sonuçlanmıştır.

bu depremle ilgili olarak prof. dr deniz mazlum kitabında yaptığı tarihçi d'ohson'dan yaptığı şu alıntı ise 2021 türkiyesinin bir özeti niteliğindedir...
tarihçi d'ohsson, tüm yapıların denetiminin mimara ağa'ya verilmiş olduğunu ve de onun izni olmadan kimsenin yapı yapamayacağını belirtmekte, evlerin yüksekliği, sokak tarafında yapıların hangi istikamete göre sırlanacağı, hatta saçak ve cumbaların nasıl yapılacağı konusunda hep mimara ağa'nın söz sahibi olduğu söylenmektedir. öte yandan, biraz da kinayeli bir biçimde, her yeni inşaat için mimar ağa'ya belli bir para ödendiğine göre, mimar ağa'nın bürosunun çok iyi kazanıyor olması gerektiğini ifade etmekte, hatta hatır için kural ve yönetmeliklerin gevşetilmesine göz yumulmasıysa bu kazancın büsbütün arttığını belirtmektedir.
1766 ıstanbul depremi belgeler ışığında yapı onarımları
ayrıca 1766 depremlerini payitahta olan etkilerinin rehabilitasyonu imparatorluğun geçtiği zor dönemler sebebi ile 4-5 seneyi bulmuştur. özellikle 1509 depreminden sonra çıkarılan ahşap yapı yönetmeliği sebebi ile deprem sonrasında da çıkan büyük yangınları tetiklemiştir. fakat imparatorluk mimarları malzeme konusundaki bu ikilemi ortadan kaldıracak nitelikli çözümler bulmak yerine, günlük sorunları aşma yoluna gittikleri yaptıkları onarımlarda da belirlenmiştir.
konuyla ilgili olarak 1755 yılında benzer bir deprem geçirmiş olan lizbon şehri güney amerika'da gerçekleştirdikleri büyük keşifler ve de kıtanın zenginliklerini sömürebilmeleri nedeni ile tüm şehrin yapısını geniş sokaklar ve depreme dayanıklı binalara çevirecek şekilde görece kısa bir sürede tüm şehri yeni bir imar planına göre yeniden imar etmişlerdir.
(bkz: 1755 lizbon depremi)
22 mayıs depreminde raporlara göre sabah namazından hemen sonra olan deprem ve tatil günü olması sebebi ile can kayıplarının nispeten az seviyede kaldığı düşünülmekle birlikte ilk etapta 850 civarı olan can kaybı sayısı göçük altında kalanlara yardım edilememesi sebebi ile sonrasında 4000-5000 kişiye ulaşmıştır.
çok fazla yapıda yine tarihi yarımada da hasar olmakla birlikte (sultan ahmet camii, topkapı sarayı, fatih camii ve külliyesi, vezirhanı, hırkacılar, baltacılar, çuhacılar, kalpakçılar hanları ile kapalı çarşı ve de boru hatları) ayasofya camii 1509 depreminde olduğu gibi bu depremde de hasar görmemiştir.
5 ağustos depremi ise 1 dakikadan kısa sürmüş ve de 2 artçı depremle devam etmiştir. bu deprem bulunduğu fay zonu itibariyle tekirdağ mürefte bölgesini daha çok etkilemiş olup istanbul için 30 can kaybı ve de 100 yaralı ile sonuçlanmıştır.

bu depremle ilgili olarak prof. dr deniz mazlum kitabında yaptığı tarihçi d'ohson'dan yaptığı şu alıntı ise 2021 türkiyesinin bir özeti niteliğindedir...
tarihçi d'ohsson, tüm yapıların denetiminin mimara ağa'ya verilmiş olduğunu ve de onun izni olmadan kimsenin yapı yapamayacağını belirtmekte, evlerin yüksekliği, sokak tarafında yapıların hangi istikamete göre sırlanacağı, hatta saçak ve cumbaların nasıl yapılacağı konusunda hep mimara ağa'nın söz sahibi olduğu söylenmektedir. öte yandan, biraz da kinayeli bir biçimde, her yeni inşaat için mimar ağa'ya belli bir para ödendiğine göre, mimar ağa'nın bürosunun çok iyi kazanıyor olması gerektiğini ifade etmekte, hatta hatır için kural ve yönetmeliklerin gevşetilmesine göz yumulmasıysa bu kazancın büsbütün arttığını belirtmektedir.
1766 ıstanbul depremi belgeler ışığında yapı onarımları
ayrıca 1766 depremlerini payitahta olan etkilerinin rehabilitasyonu imparatorluğun geçtiği zor dönemler sebebi ile 4-5 seneyi bulmuştur. özellikle 1509 depreminden sonra çıkarılan ahşap yapı yönetmeliği sebebi ile deprem sonrasında da çıkan büyük yangınları tetiklemiştir. fakat imparatorluk mimarları malzeme konusundaki bu ikilemi ortadan kaldıracak nitelikli çözümler bulmak yerine, günlük sorunları aşma yoluna gittikleri yaptıkları onarımlarda da belirlenmiştir.
konuyla ilgili olarak 1755 yılında benzer bir deprem geçirmiş olan lizbon şehri güney amerika'da gerçekleştirdikleri büyük keşifler ve de kıtanın zenginliklerini sömürebilmeleri nedeni ile tüm şehrin yapısını geniş sokaklar ve depreme dayanıklı binalara çevirecek şekilde görece kısa bir sürede tüm şehri yeni bir imar planına göre yeniden imar etmişlerdir.
(bkz: 1755 lizbon depremi)
devamını gör...
karşı cinste hayran olunan özellik
erkek olmamaları.. gerçekten ağzım açık kalıyo bu olaya..
devamını gör...
washington irving
amerikalı yazar. kısa öyküleriyle bilinir. iyi bir biyografi yazarı olmasının yanı sıra özellikle gotik hikayeler konusunda tartışılmaz bir yeteneği olduğunu düşünüyorum. zaten şüphesiz ününü de bu konuda yapmıştı.
gotik edebiyatı sevdirdiğini söyleyebilirim bana. ayrıca döneminin yazarlarının da gotik edebiyata yönelmesinde öncelik etmiştir ki bu isimler arasında edgar allan poe da vardır. ben alman öğrencinin başından geçen adlı kısa öyküsüyle tanışmıştım onunla. eğer ilgilenen olursa bu kısa yazıyı paylaşabilirim elbette. fakat söylemem gerekiyor: eserleri pek çevrilmemiş ne yazık ki. büyük bir kayıp olarak görülebilir bu. yalnızca uykulu kuytu söylencesi seçme öyküler ve muhammed peygamber biyografisi çevrilmiş. umarım tez zamanda çevrilir diğer eserleri de. çünkü belki de poe, melville gibi yazarları daha kolay duyumsamamızı sağlayacaktır.
gotik edebiyatı sevdirdiğini söyleyebilirim bana. ayrıca döneminin yazarlarının da gotik edebiyata yönelmesinde öncelik etmiştir ki bu isimler arasında edgar allan poe da vardır. ben alman öğrencinin başından geçen adlı kısa öyküsüyle tanışmıştım onunla. eğer ilgilenen olursa bu kısa yazıyı paylaşabilirim elbette. fakat söylemem gerekiyor: eserleri pek çevrilmemiş ne yazık ki. büyük bir kayıp olarak görülebilir bu. yalnızca uykulu kuytu söylencesi seçme öyküler ve muhammed peygamber biyografisi çevrilmiş. umarım tez zamanda çevrilir diğer eserleri de. çünkü belki de poe, melville gibi yazarları daha kolay duyumsamamızı sağlayacaktır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
“bir insana güvenip güvenemeyeceğini anlamanın tek yolu ona güvenmektir.”
bir ernest hemingway sözüdür.
bir ernest hemingway sözüdür.
devamını gör...
uzak durulması gereken üniversite bölümleri
herhangi bir bölümü tercih etmeden önce tercih edeceğiniz üniversitedeki bölümün akademik kadrosunu incelemek de faydalı olabilir. köklü bir üniversitede tercih etmeyi düşündüğünüz bölüm yeni açıldıysa kadro oturmamış, hatta bölümünüzün hocası sizin bölümünüzden mezun olmamış olabilir. tüm derslerinizi iki üç hoca paylaşmak zorunda kalıyor olabilir.
devamını gör...
gabardin
yün ya da pamuktan sık dokunmuş oldukça dayanıklı bir kumaş türüdür. sık dokunduğu için su geçirmez özelliği taşır. gabardin kumaş 1888 yılında ünlü modaevi sahibi ve ayrıca trençkotun mucidi thomas burberry tarafından patenti alınmış oldukça sağlam bir kumaştır.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
bilgisi olmadan fikri olması.
devamını gör...
gelinin kız kardeşi egosu
ankara'da, toplu taşıma araçlarına binerken kullanabilirsiniz.
devamını gör...

