ev ve araba almanın artık çok kolaylaştığını anlatacağız
evet bir yıllık asgari ücretten aldığınız maaşınızı bir tl bile harcamadan kenara koyarsanız siz de temiz bir tofaş şahin alabilirsiniz. façalı mı? faça maça yok şekilsiz boş, onu da diğer maaşlarınızla yapacaksınız artık.(bkz: sısısısı)
devamını gör...
gereksiz yazarlar veri tabanı
devamını gör...
doğum günü kutlaması istemeyen insan
belli bir yaştan sonra önemi kalmıyor. dün doğum günümdü, pandemi etkisiyle zaten kutlayamazdık. telefonla arayıp kutlayan dostlarımın sesini duymak için bir vesile oldu. ben insanlar için elimden geleni yapmak isterim.
devamını gör...
türkiye'nin kaybedip ukrayna'nın kazandığı diş hekiminin ahvali
aynen bro tr de bir bölümü tutturamayıp yıllık 2000 doları basarak gittiğin 3.dünya ülkesine çok şey katarsın.
devamını gör...
seri eksileyen yazar
umarım gerçekten beğenmedikleri tanım için kullanır insanlar.
gıcıklığına eksi verirse depresyona girerim.
gıcıklığına eksi verirse depresyona girerim.
devamını gör...
alına yapıştırıp gezilesi sözler
hepinizden nefret ediyorum.
devamını gör...
evde yaptığı her eyleme başlık açan yazar
(bkz: çay koyayım bari)
ilginç yazardır. sıkılmıştır. bazı sorunsallarları düşünüyordur. * cevap bulamayınca sözlüğe sarmıştır. güzel yazardır.
ilginç yazardır. sıkılmıştır. bazı sorunsallarları düşünüyordur. * cevap bulamayınca sözlüğe sarmıştır. güzel yazardır.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
yahu bildiğin terapi bu.
tanım : haftalar sonra tekrar yerimizi aldığımız yayın.
tanım : haftalar sonra tekrar yerimizi aldığımız yayın.
devamını gör...
aktroll
akp lehine bir tek soz edeni etiketleme biçimi.
mesela dun, recep tayyip erdoğan'ın hitabet yeteneği başlığını açtım ve yarım saat sonra aktroll olduğumu ögrendim keşke karşı taraf bir tık düşünme yapısına sahip olabilseydi! oturup konuyu anlatmaya çalışırdım.
mesela dun, recep tayyip erdoğan'ın hitabet yeteneği başlığını açtım ve yarım saat sonra aktroll olduğumu ögrendim keşke karşı taraf bir tık düşünme yapısına sahip olabilseydi! oturup konuyu anlatmaya çalışırdım.
devamını gör...
kendini gerçekleştiren kehanet
eğitim bilimleri veya psikolojide de kullanılan bir kavram.
basit tanımla 'aklına gelenin başına gelmesi' diyebiliriz. tabi arka planda zihindeki telkinler-bilinçaltı etkilidir.
basit tanımla 'aklına gelenin başına gelmesi' diyebiliriz. tabi arka planda zihindeki telkinler-bilinçaltı etkilidir.
devamını gör...
celal şengör’ün öğrencisini taciz etmesi
rezalet bir video olduğu için kendi söylemini başlık açtım. modlar daha mantıklı şekilde başlığı düzeltebilirler.
buradan
buradan
devamını gör...
çevrim içi olduğu halde mesaja cevap vermeden çıkan insan
çevrimiçi olabilir ama belki meşguldür, iş hayatında da whatsapp kullanılmıyor mu? ben kullanıyorum ve müşterimle konuşurken çevrimiçi oluyorum ama o an başka birinden mesaj gelse görebilirim ama yoğunluktan cevap yazamayıp çıkabilirim, anlatabildim mi? insanlar neden kendi değerlerini böyle basit şeylerle ölçmeye kalkarlar anlamıyorum..
devamını gör...
hacker
bilgisayar korsanı. aynı zamanda en sevdiğim insan modeli.
teknik bakımdan son derece yetkin insanlar bunlar. kendilerinin sahip olmadığı erişim iznine rağmen, bir sistemin açığını bularak oraya sızabilirler.
normal şartlarda bu iş, insanlara kötülük etmek maksadıyla kullanılmaz. sistem açıkları belirlenir ve gerekli firmalara bununla ilgili bilgi verilir. yani bu insanlar aslında siber güvenlikten sorumludur bir anlamda. ancak elbette her meslekte olduğu gibi, bu meslekte de bilgilerini kendi çıkarı için kullanan kötü niyetliler bulunur. bunlar daha çok sızdığı sistemi bilinçli olarak bozan ve sistem sahibinden maddi çıkar elde etmeye çalışan tiplerdir.
genellikle hacker dediğimiz insanlar siyah, beyaz ya da gri şapkalı olarak gruplandırılır. tahmin edebileceğiniz gibi beyazlar, güvenliği sağlamak amacıyla açıkları kapatmaya ya da bildirmeye çalışan kişilerdir. siyahlar, kötü niyetli olarak bahsettiğimiz gruptur. griler ise ortaya karışık diyebileceğimiz kişilerdir. normalde beyaz şapkalıların yaptığı işleri yapsalar da, arada bir şahsi menfaat uğruna ufak tefek "muziplikler" de yapabilirler.
aslında siyah şapkalı, yani kötü niyetli olanlara genellikle cracker denir ve diğer hacker'lardan ayrı tutulmaları gerekir. bir de phreaker* dediğimiz grup vardır ki bunların olayı da eski tip telefon sistemlerine sızmaktır. günümüzde böyle bir ayrım kalmadı sayılır. zira artık telefonlar da yapı olarak tıpkı bilgisayarlara benzedi.
sık sık lamer sıfatını da duyarız, hacker'lık söz konusu olduğunda. lamer dediğimiz grup daha çok basit işlemlerle arkadaş kızdıran tipler olarak özetlense yeridir. bunlar bir hacker gibi üst düzey bilgiye sahip değildir. yanılmıyorsam daha çok virüslerle veya html kodlarıyla bir şeyler elde etmeye çalışırlar. kendilerini hacker olarak tanıtmayı çok severler ancak gerçekte hacker dediğimiz insanlarla uzaktan ya da yakından bir alakaları yoktur.
teknik bakımdan son derece yetkin insanlar bunlar. kendilerinin sahip olmadığı erişim iznine rağmen, bir sistemin açığını bularak oraya sızabilirler.
normal şartlarda bu iş, insanlara kötülük etmek maksadıyla kullanılmaz. sistem açıkları belirlenir ve gerekli firmalara bununla ilgili bilgi verilir. yani bu insanlar aslında siber güvenlikten sorumludur bir anlamda. ancak elbette her meslekte olduğu gibi, bu meslekte de bilgilerini kendi çıkarı için kullanan kötü niyetliler bulunur. bunlar daha çok sızdığı sistemi bilinçli olarak bozan ve sistem sahibinden maddi çıkar elde etmeye çalışan tiplerdir.
genellikle hacker dediğimiz insanlar siyah, beyaz ya da gri şapkalı olarak gruplandırılır. tahmin edebileceğiniz gibi beyazlar, güvenliği sağlamak amacıyla açıkları kapatmaya ya da bildirmeye çalışan kişilerdir. siyahlar, kötü niyetli olarak bahsettiğimiz gruptur. griler ise ortaya karışık diyebileceğimiz kişilerdir. normalde beyaz şapkalıların yaptığı işleri yapsalar da, arada bir şahsi menfaat uğruna ufak tefek "muziplikler" de yapabilirler.
aslında siyah şapkalı, yani kötü niyetli olanlara genellikle cracker denir ve diğer hacker'lardan ayrı tutulmaları gerekir. bir de phreaker* dediğimiz grup vardır ki bunların olayı da eski tip telefon sistemlerine sızmaktır. günümüzde böyle bir ayrım kalmadı sayılır. zira artık telefonlar da yapı olarak tıpkı bilgisayarlara benzedi.
sık sık lamer sıfatını da duyarız, hacker'lık söz konusu olduğunda. lamer dediğimiz grup daha çok basit işlemlerle arkadaş kızdıran tipler olarak özetlense yeridir. bunlar bir hacker gibi üst düzey bilgiye sahip değildir. yanılmıyorsam daha çok virüslerle veya html kodlarıyla bir şeyler elde etmeye çalışırlar. kendilerini hacker olarak tanıtmayı çok severler ancak gerçekte hacker dediğimiz insanlarla uzaktan ya da yakından bir alakaları yoktur.
devamını gör...
etkin rol oynar mısın
bir feyyaz yiğit eseri.
özellikle ülkenin gidişatını toplaya çıkara tarihi 1000 yılına düşürmesiyle insanı derin düşüncelere gark eder.
şöyle dolu dolu mana içeren boş işlere aç bırakıldık. günümüzün boş işleri dümdüz boş iş.
hayatımın nasıl değiştiğini soruyorlar,
bi gün evde oturuyordum dizi izliyordum salonda
cebime hiç tanımadığım bi numaradan mesaj geldi.
mesajda “faal misiniz?” yazıyordu, şaşırdım.
allah allah kim dedim bu hiç tanımadığım bi numara…
sadece faal olup olmadığımı merak ediyor,
cevap verdim, “faalim” dedim,
hemen geri döndü
“çok büyük bi projede etkin rol oynar mısınız?”
yani afalladım şimdi hani büyük projelere alışığım gerçi ama bi süredir faal değildim, şimdi bi anda etkin rol oynayabilir miyim bilmiyorum diye geri döndüm onlara.
vay efendim sen misin bunu diyen…
yerini biliyoz, adresini biliyoz, numaran bizde var, işte göreceksin sen, bilmem ne falan filan.
allah allah al başına belayı…
ben dizi izliyorum gayet keyfim yerinde,
hiç tanımadığım bi numara başıma bela oldu
bana yok etkin misin? faal misin? aktif rol oynar mısın? yerini biliyoruz falan filan…
dedim “sizi derhal şikayet ediyorum! hukuki işlem başlatacağım!”
bürokrasiyle aram hiç iyi olmadığı için, hani hukuki işlem nerden başlatılıyor falan, hiç bilmiyorum; kendi kendime başlatamam hukuki işlem*
hemen telefon defterimi çıkarttım, hani az çok bu işlerden anlayan bir arkadaşımı aradım,
dedim ki “böyle böyle bana bir telefon geldi, şey pardon bi mesaj geldi, mesajda faal misin diyo, evet dedim, etkin rol oynar mısın dedi, oynayamam deyince iş çığırından çıktı falan.
nasıl yapalım bunu,
ben bir hukuki işlem başlatmak istiyorum” dedim
bi durdu…
dedi ki,
sen boş ver huhuği işlemi.
allah allah!
şimdi biliyorsunuz, çok büyük bi havaalanı yapılacak.
şimdi onu istemiyorlar,
yani kim ister, istemiyorlar,
engel oluyorlar şimdi.
dünyanın en büyük havaalanı şimdi, nerden baksan türkiye 50 60 sene geriye gidiyor
önceden de oldu bu hani, dünyanın en büyük otobüs terminali yapılacaktı,
gene istemediler, istemiyorlar
yani engel oluyorlar istemiyorlar.
şimdi ordan topla ordan da bi 60 70 ekle.
şehir merkezine muazzam bi büfe yapılacaktı mesela,
tam yapılacak hani istemediler gene, istemiyorlar yani…
engel oldular.
ordan da bi 100 150 falan toplasan.
şimdi mesela bugünün tarihi 2014
ama hani türkiye’nin gerçek tarihi ne diye sorarsan
bin yılındayız.
bindeyiz şu anda biz
ama hani işin diğer tarafından da bakacak olursak misal şimdi yunanistan duysak mesela, çok büyük bi terminal yapacak,
nasıl bi şey hissedersin?
istemezsin yani,
sen de istemezsin yani,
şey dersin hani niye yapılıyor bu kadar büyüğü falan diye bi konuşulur aramızda, istemeyiz,
onlar çok büyük bi mesela çok büyük bi büfe yapacaklar mesela,
diyelim duyduk, yunanistanda,
sen ben vatandaş olarak, bi kötü hissederiz,
engel olmak isteriz ona, istemeyiz…
o yüzden anlıyorum.
özellikle ülkenin gidişatını toplaya çıkara tarihi 1000 yılına düşürmesiyle insanı derin düşüncelere gark eder.
şöyle dolu dolu mana içeren boş işlere aç bırakıldık. günümüzün boş işleri dümdüz boş iş.
hayatımın nasıl değiştiğini soruyorlar,
bi gün evde oturuyordum dizi izliyordum salonda
cebime hiç tanımadığım bi numaradan mesaj geldi.
mesajda “faal misiniz?” yazıyordu, şaşırdım.
allah allah kim dedim bu hiç tanımadığım bi numara…
sadece faal olup olmadığımı merak ediyor,
cevap verdim, “faalim” dedim,
hemen geri döndü
“çok büyük bi projede etkin rol oynar mısınız?”
yani afalladım şimdi hani büyük projelere alışığım gerçi ama bi süredir faal değildim, şimdi bi anda etkin rol oynayabilir miyim bilmiyorum diye geri döndüm onlara.
vay efendim sen misin bunu diyen…
yerini biliyoz, adresini biliyoz, numaran bizde var, işte göreceksin sen, bilmem ne falan filan.
allah allah al başına belayı…
ben dizi izliyorum gayet keyfim yerinde,
hiç tanımadığım bi numara başıma bela oldu
bana yok etkin misin? faal misin? aktif rol oynar mısın? yerini biliyoruz falan filan…
dedim “sizi derhal şikayet ediyorum! hukuki işlem başlatacağım!”
bürokrasiyle aram hiç iyi olmadığı için, hani hukuki işlem nerden başlatılıyor falan, hiç bilmiyorum; kendi kendime başlatamam hukuki işlem*
hemen telefon defterimi çıkarttım, hani az çok bu işlerden anlayan bir arkadaşımı aradım,
dedim ki “böyle böyle bana bir telefon geldi, şey pardon bi mesaj geldi, mesajda faal misin diyo, evet dedim, etkin rol oynar mısın dedi, oynayamam deyince iş çığırından çıktı falan.
nasıl yapalım bunu,
ben bir hukuki işlem başlatmak istiyorum” dedim
bi durdu…
dedi ki,
sen boş ver huhuği işlemi.
allah allah!
şimdi biliyorsunuz, çok büyük bi havaalanı yapılacak.
şimdi onu istemiyorlar,
yani kim ister, istemiyorlar,
engel oluyorlar şimdi.
dünyanın en büyük havaalanı şimdi, nerden baksan türkiye 50 60 sene geriye gidiyor
önceden de oldu bu hani, dünyanın en büyük otobüs terminali yapılacaktı,
gene istemediler, istemiyorlar
yani engel oluyorlar istemiyorlar.
şimdi ordan topla ordan da bi 60 70 ekle.
şehir merkezine muazzam bi büfe yapılacaktı mesela,
tam yapılacak hani istemediler gene, istemiyorlar yani…
engel oldular.
ordan da bi 100 150 falan toplasan.
şimdi mesela bugünün tarihi 2014
ama hani türkiye’nin gerçek tarihi ne diye sorarsan
bin yılındayız.
bindeyiz şu anda biz
ama hani işin diğer tarafından da bakacak olursak misal şimdi yunanistan duysak mesela, çok büyük bi terminal yapacak,
nasıl bi şey hissedersin?
istemezsin yani,
sen de istemezsin yani,
şey dersin hani niye yapılıyor bu kadar büyüğü falan diye bi konuşulur aramızda, istemeyiz,
onlar çok büyük bi mesela çok büyük bi büfe yapacaklar mesela,
diyelim duyduk, yunanistanda,
sen ben vatandaş olarak, bi kötü hissederiz,
engel olmak isteriz ona, istemeyiz…
o yüzden anlıyorum.
devamını gör...
nick altından yılbaşı kutlamak
ama yeter artık dedirten durumdur. akışta yoğun bir nick altı trafiği yokmuş gibi bir de noel kutlaması yapılıyor. inanamıyorum gerçekten.*
mesaj denilen bir şey var. sms gibi hani. ama sözlüklerde olanından.. mesajınızı atıp alımı tekrar kapatma gibi bir olayı da var hatta..*
edit: kankacılar toplanmış.
mesaj denilen bir şey var. sms gibi hani. ama sözlüklerde olanından.. mesajınızı atıp alımı tekrar kapatma gibi bir olayı da var hatta..*
edit: kankacılar toplanmış.
devamını gör...
simyacı
her ne kadar son yıllarda aşırı popüler olduğu için belli bir kesim tarafında anlaşılmadan sadece popüler olduğu için okunsa da asıl okumanın ve popülerlikten çok kitabın ne demek olduğunu bilen ve ona değer veren insanlar tarafından okunması gereken muhteşem bir kitap olduğu su götürmez bir gerçek. özellikle okurken insanın kendi benliği hakkında düşünmesini sağlayan, insanın kendini bulma arayışı sırasında nasıl bir yol kat etmesi gerektiğini anlatan ince ince işlenmiş her bir detay kitabı popüler olmaktan çok değer görmesi gereken bir eser olarak bizlere sunuyor. ayrıca bu kitabı hakkını vererek okuduğunuz zaman sanki yazıldığı dönemin aksine hangi dönemde okunursa okunsun o dönemin insanı için o dönem içerisinde hissettiklerine çok güzel bir şekilde ayak uydurabilen ender kitaplardan sadece bir tanesi. bir gün okumaya karar verirseniz mutlaka popüler olduğu için ya da sadece elinizde bulunan herhangi bir kitap olduğu için okumamaya dikkat edin. değer görmesi gereken sizi kendi benliğiniz hakkında düşündüren ve sizi benliğinize doğru kısa bir yolculuğa çıkaracak olan bir kitap gibi düşünerek okuyun.
not: insanın kendini bulma arayışını hiç bu kadar derinden herhangi bir kitapta okumamıştım.
not: insanın kendini bulma arayışını hiç bu kadar derinden herhangi bir kitapta okumamıştım.
devamını gör...
ufak tefek mikro iyilikler
yolun ortasında gördüğüm taşı kenara koyarım.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
benim inandığım yalanlardan birisi tüp bebeğin mutfak tüpünden yapıldığı ve yaşaması için devamlı tüpünün değiştirilmesi gerektiğiydi. bunun yalan olduğunu ancak lisede öğrenebildim.
devamını gör...

