insanı yoran şeyler
türkiyede yaşamak.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ağustos ayında abim ölmüş, dün haberim oldu.
ve şu anda niye bilmiyorum ama istanbul'dayım.
ve şu anda niye bilmiyorum ama istanbul'dayım.
devamını gör...
yaşamaya dair
sözlerini aşağıya bıraktığım nazım hikmet ran şiiri.
“yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
'yaşadım' diyebilmen için..."
“yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
'yaşadım' diyebilmen için..."
devamını gör...
ermeni soykırımı iddiası
vardır, yoktur bilinmez. kesin konuşanlar cahilliğinden ötürü kesin konuşurlar.
bir düşünen insan olarak söylüyorum. dünyanın en saçma açıklaması "bir .... öğrencisiyim" diyerek başlayıp devam ettirilen açıklamadır. hacı bak öğrencisisin, daha öğreniyorsun. yolunda uzuuuun seneler var. öğreten değilsin. kaldıki öğreten de bu konuda emin değil. kimse emin değil. aydınlatılamayan bir konu hakkında "beyler dağılın tarih bölümü 1.sınıftan ben deniz ...... geldim, bakın beyler! biz bu işi okuyoruz, böyle bişi yok" falan demek :)
tarih, edebiyat, sanat. bunlar doğa bilimi değil kanka. bunlar kesinlik içermez.
bir düşünen insan olarak söylüyorum. dünyanın en saçma açıklaması "bir .... öğrencisiyim" diyerek başlayıp devam ettirilen açıklamadır. hacı bak öğrencisisin, daha öğreniyorsun. yolunda uzuuuun seneler var. öğreten değilsin. kaldıki öğreten de bu konuda emin değil. kimse emin değil. aydınlatılamayan bir konu hakkında "beyler dağılın tarih bölümü 1.sınıftan ben deniz ...... geldim, bakın beyler! biz bu işi okuyoruz, böyle bişi yok" falan demek :)
tarih, edebiyat, sanat. bunlar doğa bilimi değil kanka. bunlar kesinlik içermez.
devamını gör...
kazıklı maria
devamını gör...
bir sapığın ideoloji rehberi
filozof slavoj zizek'e ait belgesel.

temel olaral sinemanın aslında çok da masum olmadığını alt katmanlarında örtük/gizel öğrenmelerle subliminal mesajlar yoluyla izleyiciye yani kalabalıklara yani maruz bırakılanlara(edilgen olarak kullanıyorum, çünkü tüketici kısır döngü içindedir ve bunu bilmiyor) ideolojilerin nasıl pompalandığını anlatıyor.
sinemayı psikanalizle açıklamaya çalışıyor.
izlerken hiçbir şey yok ancak bir şeye maruz kaldığınız andan itibaren bunun hafızanızdan tamamen silinmesi mümkün mü?
homo economicus yani insan aklıyla tercih yapabilen bir canlıdır diye açıklama getiriyoruz, peki ya manipüle oluyorsak ve tercihlerimiz kasıtlı olarak değiştiriliyorsa? komplo teorileri üretmiyorum veya büyük resmi bir anda çözmüyorum sadece soru sormak ve tutarlı cevaplar almak istiyorum.
belgeselde bize tanıdık gelebilecek
taksi şoförü, jaws, titanik, full metal jacket, kara şövalye gibi filmler de inceleniyor.
heidegger " kamera insanlığa çevrilmiş bir silahtır" derken aslında kameranın olumsuz sonuçlarını çok çarpıcı bir biçimde dile getirmiştir. özellikle küresel kapitalizmde.

temel olaral sinemanın aslında çok da masum olmadığını alt katmanlarında örtük/gizel öğrenmelerle subliminal mesajlar yoluyla izleyiciye yani kalabalıklara yani maruz bırakılanlara(edilgen olarak kullanıyorum, çünkü tüketici kısır döngü içindedir ve bunu bilmiyor) ideolojilerin nasıl pompalandığını anlatıyor.
sinemayı psikanalizle açıklamaya çalışıyor.
izlerken hiçbir şey yok ancak bir şeye maruz kaldığınız andan itibaren bunun hafızanızdan tamamen silinmesi mümkün mü?
homo economicus yani insan aklıyla tercih yapabilen bir canlıdır diye açıklama getiriyoruz, peki ya manipüle oluyorsak ve tercihlerimiz kasıtlı olarak değiştiriliyorsa? komplo teorileri üretmiyorum veya büyük resmi bir anda çözmüyorum sadece soru sormak ve tutarlı cevaplar almak istiyorum.
belgeselde bize tanıdık gelebilecek
taksi şoförü, jaws, titanik, full metal jacket, kara şövalye gibi filmler de inceleniyor.
heidegger " kamera insanlığa çevrilmiş bir silahtır" derken aslında kameranın olumsuz sonuçlarını çok çarpıcı bir biçimde dile getirmiştir. özellikle küresel kapitalizmde.
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
"vel asr. innel insane le fi husr"
"andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir."
asr suresi.
"andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir."
asr suresi.
devamını gör...
sufi
tasavvufi hayat tarzını içselleştiren kişi. zaten bir üst tanımda etimolojisi hakkında oldukça detaylı bilgi verilmiş. ben birkaç cümle yazmak istiyorum. neye benzer bir sufi?
muhtemelen şöyle diyebilir:
ben senin bugününü görüyorum, dününü ve yarınını bilmiyorum. ben benim dünümü ve bugünümü biliyorum, yarınımı bilmiyorum. o yüzden kimseyi aşağılayamam. kendimi her ne sebeple olursa olsun üstün göremem. kimseyi sorgulayamam. benim inancım bunu gerektirir; bizim yarınlarımız çok farklı olabilir. unutma "varlık olan her şey hürmeti hak eder."
muhtemelen şöyle diyebilir:
ben senin bugününü görüyorum, dününü ve yarınını bilmiyorum. ben benim dünümü ve bugünümü biliyorum, yarınımı bilmiyorum. o yüzden kimseyi aşağılayamam. kendimi her ne sebeple olursa olsun üstün göremem. kimseyi sorgulayamam. benim inancım bunu gerektirir; bizim yarınlarımız çok farklı olabilir. unutma "varlık olan her şey hürmeti hak eder."
devamını gör...
raman saçılması
monokromatik bir ışığın yarı geçirken bir maddeden geçerken dağılmasıdır.
devamını gör...
mastor
sayın yazarla ne tanıştım ne de iki kelam laf ettim. lakin tuhaf bir şekilde yazar bana olumsuz bir enerji veriyor. hiç kanım ısınmadı. aptalca birşey tanımadığım etmediğim birine sinir oluyorum. mesele yazdıkları ile alakalı değil aslında mesele hiçbir şeyle alakalı değil ama ben bu yazarı sevemedim. tüm başlıklarını tanımlarını filan da engelledim zaten. kusura bakmayın sayın yazar.
edit: #1380022 kıymetli yorumlarınız beni onure etmiştir efendim çok naziksiniz çok teşekkür ederim. * .
edit: #1380022 kıymetli yorumlarınız beni onure etmiştir efendim çok naziksiniz çok teşekkür ederim. * .
devamını gör...
5000 tl'ye 72 milyon kişinin bilgilerinin satılmasi
düşündüğüm zaman bizi soyup soğana çeviren heriflerin bu kadar vizyonsuz olması, bilgilerimizin birilerine satılmasından daha çok endişe uyandırıyor.
devamını gör...
yeni nesildeki ateizm dalgası
teknik olarak 13-14 yaşlarında gerçek anlamda ateist olmak için deha olmak gerekir. kutsal metinleri ne ara okudun? ne ara sorguladın ve sonra ne ara bir kanaat oluşturdun? derler adama.
ha bu çocukların hepsi deha ise buna kabuğumu çıkarırım, lakin işin gerçeği şu ki; mevzu özentiden öteye gitmiyor. çokta temeli yok. bu yaşlardaki isyan duygusu, mevcut iktidar yüzünden çocuklarda bu şekilde tezahür ediyor.
bu çocukların çoğu 10 sene sonra anadolu tipi islam inancına evrilirler. çok fazla anlam yüklememek lazım.
ha bu çocukların hepsi deha ise buna kabuğumu çıkarırım, lakin işin gerçeği şu ki; mevzu özentiden öteye gitmiyor. çokta temeli yok. bu yaşlardaki isyan duygusu, mevcut iktidar yüzünden çocuklarda bu şekilde tezahür ediyor.
bu çocukların çoğu 10 sene sonra anadolu tipi islam inancına evrilirler. çok fazla anlam yüklememek lazım.
devamını gör...
dailyart
her gün telefonunuza bir sanat eseri ve hakkında bilgileri bildirim olarak yollayan ve yeni eserler hakkında bilgi edinmenizi sağlayan güzel bir uygulama. play store ve app store'da bulunuyor.
farklı farklı tablolar görmek istiyorum ama nereden bulsam diyenler için* birebir. türkçe dil desteği de mevcut ancak ingilizce kadar ayrıntılı bilgi vermiyormuş.
uygulamanın sanat tarihiyle ilgili pek güzel bir websitesi de var. onu da ekleyeyim. dailyart magazine
farklı farklı tablolar görmek istiyorum ama nereden bulsam diyenler için* birebir. türkçe dil desteği de mevcut ancak ingilizce kadar ayrıntılı bilgi vermiyormuş.
uygulamanın sanat tarihiyle ilgili pek güzel bir websitesi de var. onu da ekleyeyim. dailyart magazine
devamını gör...
nedensinirliolduğubilinmeyenadamınkarısı
kocasının neden sinirli olduğunu bir türlü anlayamayan yazar adayı çaylak. nickine bugün birkaç kere rastlayıp, yazdığı entrylerde, sonuna kocasının sinirini de eklemesiyle beni fazlaca güldürdüğü için, kayıtsız kalamadım, nickaltı açılışını yapmak istedim. belki de bugün benim gülesim bolmuş.
o zaman hoş gelmiş aramıza.*
o zaman hoş gelmiş aramıza.*
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
ayrımcılık ve bölünmelere yol açacaktır, keza bu hak kürtlere verilirse, tatarlara, çerkezlere, lazlara ve daha bir çok etnik kökene verilmelidir. iki şehir öteden gelen insanla iletişim kuramaz hale geliriz. bunun en iyi örneği hindistandır.
bunun örneğini bizzat yaşadığım için söylüyorum, iş yaptığımız bir firmada hindistanlı bir üretim şefi vardı, rahat anlaşabilsinler diye hindistanlı bir operatör işe alınmıştı. operatörün işe başladığı gün aslında aynı dili konuşmadıkları ortaya çıktı.
çevrenizde olan insanlarla iletişim kurmaya ve birbirimizi anlamaya devam etmenin tek yolu aynı dili konuşmaktır bu nedenle eğitimin dili tek kalmalıdır.
edit: hindistan çok uluslu bir devlet olduğu için öyleymiş, cahilliğime verin.
ancak hindistanın durumu olayın absürt olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
düzeltme için ıslak imza' ya teşekkürler
bunun örneğini bizzat yaşadığım için söylüyorum, iş yaptığımız bir firmada hindistanlı bir üretim şefi vardı, rahat anlaşabilsinler diye hindistanlı bir operatör işe alınmıştı. operatörün işe başladığı gün aslında aynı dili konuşmadıkları ortaya çıktı.
çevrenizde olan insanlarla iletişim kurmaya ve birbirimizi anlamaya devam etmenin tek yolu aynı dili konuşmaktır bu nedenle eğitimin dili tek kalmalıdır.
edit: hindistan çok uluslu bir devlet olduğu için öyleymiş, cahilliğime verin.
ancak hindistanın durumu olayın absürt olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
düzeltme için ıslak imza' ya teşekkürler
devamını gör...
aktif yazar sayısının 3.000 olması
an itibarı ile yaşanan son dakika gelişmesi.
kafa izninde olanlar haricinde ;
aktif yazar sayımız 3.000 oldu.
aktif çaylak sayımız ise : 5.028
istatistikler linkimiz : kafasozluk.com/stats/general
(bkz: kocaman alkış)
kafa izninde olanlar haricinde ;
aktif yazar sayımız 3.000 oldu.
aktif çaylak sayımız ise : 5.028
istatistikler linkimiz : kafasozluk.com/stats/general
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
gittikçe daha çok zorlaşacak.
yaşınızın kaç olduğu da önemli tabi.
herkes diyor ya "aşkın değeri azaldı"
evet sen! bunu dert edenler olarak aşka yüklediğimiz anlamı topluma göre şekillendirmemeliyiz. aşk şimdilerde daha anlamlı. shakespeare zamanında herkes aşık olur, kolaydır o. yiyorsa şimdi aşık olun. tek bir insan... kimin eli kimin arkasında malum olmadığı devirde aşık olmak daha zordur ve daha anlamlıdır.
neden mi zordur, çünkü çoğunluk bizi etkiler. berbat, hırsız kaynayan bir mahallede elbet bir gün hırsızlık yaparsınız.
bütün bu anlamsızlıklara rağmen doğru insanı bulmuş herkesi tebrik ederim.
yaşınızın kaç olduğu da önemli tabi.
herkes diyor ya "aşkın değeri azaldı"
evet sen! bunu dert edenler olarak aşka yüklediğimiz anlamı topluma göre şekillendirmemeliyiz. aşk şimdilerde daha anlamlı. shakespeare zamanında herkes aşık olur, kolaydır o. yiyorsa şimdi aşık olun. tek bir insan... kimin eli kimin arkasında malum olmadığı devirde aşık olmak daha zordur ve daha anlamlıdır.
neden mi zordur, çünkü çoğunluk bizi etkiler. berbat, hırsız kaynayan bir mahallede elbet bir gün hırsızlık yaparsınız.
bütün bu anlamsızlıklara rağmen doğru insanı bulmuş herkesi tebrik ederim.
devamını gör...
rahatın batması
ne yazık ki çoğu insanda gözlenen durumdur. bireysel davranış gibi ele alınsa da toplumsal açıdan da durum aşağı yukarı böyledir. rahat durabilmek zor gelir. huzur içinde yaşam sürmek, yediği önünde yemediği arkasında olmak, karnı tok, sırtı pek olmak, okumak, sağlığına şükretmek, bilimle ilgilenmek, sanata göz kulak vermek, insanlarla güzel zaman geçirmek, doğayı hissetmek, çiçeği, böceği, yeşili seyretmek varken, o rahatı ve huzuru batıracak ille de.
güzel bir ailesi vardır, evliliği gayet de istikrarlı gidiyordur ama çapkınlık yapası tutar, gider başkasının peşine takılır. borcu, harcı yokken veya ödeyip büyük bir yükün altından kalkmışken, rahat durmayacak ve gidecek kredi çekecek ve daha beter duruma düşecek. elinde sahip olduklarıyla yetinmez, gider başkasının sahip olduklarına göz diker. hırs ve para isteği gözünü kör eder. cinsiyet olarak ele alırsak, bunlar erkeklerin içinde debelendiği sorunlardır.
güzel bir ailesi vardır, evliliği gayet de istikrarlı gidiyordur ama çapkınlık yapası tutar, gider başkasının peşine takılır. borcu, harcı yokken veya ödeyip büyük bir yükün altından kalkmışken, rahat durmayacak ve gidecek kredi çekecek ve daha beter duruma düşecek. elinde sahip olduklarıyla yetinmez, gider başkasının sahip olduklarına göz diker. hırs ve para isteği gözünü kör eder. cinsiyet olarak ele alırsak, bunlar erkeklerin içinde debelendiği sorunlardır.
devamını gör...
