hababam sınıfı'nı hatırlatan bir diğer adı komposto olan serinletici.mevyeleri suyu kadar tercih edilmez.
devamını gör...

lise bitti, hedef istanbul siyasal bilgiler fakültesi diyerek katıldığım başlık.
devamını gör...

yazarlardan nick'i ile alakalı bir görsel rica eden başlıktır.
devamını gör...

pazardan alınan bir liralık kıyafetler. kapalı pazar sistemine geçilip pazar yeri kiraları deli gibi artmadan önce pazarlarda elli kuruşluk, bir liralık tezgahlar olurdu ve orada normalde belki 250 liraya alacağınız bir şeyi ufak bir defo yüzünden bir liraya alabilirdiniz. hatırladıkça kalbim üzülüyor. gerçek mutluluk sizdiniz pazar kıyafetleri.
devamını gör...

o evrende çok karışık, arada geçerken sarı yağmurluklu çocuğuda görüyorum.
(bkz: dark)
devamını gör...

lise edebiyat dersinde hepimizin beynine kazınan,yıllar geçse de unutulmayan bir sagudur.
hadi itiraf edin hepiniz başlığı okuyunca devamını söylediniz.
alp er tunga öldi mü.
ıssız ajun kaldı mu.
ödlek öçin aldı mu.
emdi yürek yırtılır.
devamını gör...

aşkın da bir zamanı var mıdır?.. yoksa tam da hazır olmadığımız anda gelip şuramıza* yerleşiverir mi?.. belki de yanlış anlıyoruzdur haa?
yani...
sanırım.

bu konuda çok hoş bir alıntı bırakacağım:


"birisi bir zamanlar aşkın bir yanlış anlaşılmanın sonucu olduğunu söylemişti. bizler yanlış anlamayı ararız. her türlü iyi şeyi o kişiye atfederiz ve sonra ona aşık oluruz.
yani bir bakıma aşk, yanlış anlamanın sonucudur. birini anlamadığımızda; ona aşık oluruz.
kişinin gerçeğinin farkına vardığımızda, onun, düşündüğümüz kişi olmadığını söyleriz. yani aşk, illüzyondan başka bir şey değildir.
şükür ki böyle bir yeteneğimiz var."

abbas kiarostami


kiarostami'ye katılır mısınız bilmem ama bence oldukça doğru bir noktadan vurmuş.. ve şükür demiş. şükür ki böyle bir yeteneğimiz var demiş. haklı vesselam. belki yanlış anlayamasaydık aşkı hiç bulamayacaktık*
peki siz ne düşünüyorsunuz?
sizce tam ne zaman aşık oluruz?
hımm?..
devamını gör...

yunanistan doğumlu fransız yönetmen costa gavras' ın 1969 yapımı filmidir. komünist bir politikacının katıldığı bir miting sırasında saldırıya uğramasını ve ardından gelen komplo teorilerini anlatır. diğer gavras filmleri gibi politikanın karanlık yüzü ve yozlaşma ön plandadır. zaten politik film dediğinizde bana sorarsanız gavras bu işin piridir.

filmin adı olan z ise “o yaşıyor!” anlamına gelen yunancadaki “zei” den geliyor. (google çeviriye yunanca "zei" yazarsanız ingilizce karşılığı olarak "he lives" olarak gelecektir.)

film her ne kadar politikayla fazla içli dışlı olsa da bu hiçbir şekilde seyirciyi yormuyor. temponun ilk dakikadan son dakikaya kadar asla düşmediği filmde politikanın o kendine has kaos ortamı çok güzel yansıtılmış. filmde çok fazla karakter var, ilk başta takip etmek biraz zor olsa da yavaş yavaş herkes kafanızda oturmaya başlıyor. filmin sonunda ise acı gerçekler suratımıza vurunca etkilenmemek elde değil.

film eleştiri yaparken hiçbir şeyden çekinmez. ne kadar gerçek varsa tüm netliğiyle ortaya koyan etkileyici bir filmdir. politik tarzda film sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bir film diyebilirim. oldukça tartışma yaratmış ve bize oldukça yakın bir coğrafyada yaşanmış gerçek olaylar anlatılıyor. zaten filmin başında açıkça " any similarity to real persons and events are not coincidental. it is intentional. " yazmış yönetmen. hangi ülke olduğu filmde belirtilmese de yunanistan’da 1963 yılında suikastle öldürülen solcu partinin milletvekili gregoris lambrakis’in öldürülmesini konu ediliyor. filmle ilgili ilginç notlar:

- oscar ödülleri tarihinde en iyi film ve en iyi yabancı dildeki film akademi ödülüne aynı anda aday olan ilk filmdir.

- aynı zamanda ingilizce olmayan bir dilde çekilip, en iyi film akademi ödülüne aday olan 1937 yapımı la grande illusion filminden sonraki ilk filmdir. (1937 de yabancı dildeki film ödülü henüz yoktu.)

- fritz lang' ın 1931 yapımlı m filmi ile birlikte en kısa ada sahip filmdir iki filmin adı da tek harften oluşur.

- müziği ünlü yunan müzisyen mikis theodorakis' e aittir. şuradan dinlenebilir.
devamını gör...

aslında kutsala değil, onu kutsal kabul eden insanın fikrine saygı duyuyorsun. insana saygı.. özeti bu aslında.
devamını gör...

cahmer. cahil insanların konuşmalarını tespit edip sizin duymanızı engelleyen huzur çipi. yakında kaymaksan'da. kaymaksan bir kaymak a.ş. kuruluşudur.
devamını gör...

cancağızım*mis gibi gidiyor. ohhh şarkı seçemeyen bana da oynak bir şeyler denk geldi de sadece zihnen değil kopardım 90'ları.*
devamını gör...

benimdir. ikinci defa aynı şeyi anlatmaya* üşeniyorum. ayrıca ilk kez anlatıyorsam kesin heyecanlı ve hevesli bir şekilde anlatıyorumdur. karşıdaki anlamayınca veya daha kötüsü dinlemeyince "tüm heyecanım ve hayat enerjim sömürülmüş" gibi hissediyorum. tam dayaklıksınız var ya...
en iyisi neyse boşver deyip geçmek.
devamını gör...

iyi insanların çoğu kötü insanlarla ve muhtemelen iyi oldukları için kendilerine sövüyorlar. peki bulabilir miyiz iyi insanı? bulamayız çünkü herkes kalbinin ekmeğini yemiyor. ben dünya iyisi olayım(ki öyleyim)*ama yine de karşıma iyi biri çıkacağını sanmıyorum. iyiler kötülerledir demiş miydim?
editasyon: "o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler."
devamını gör...

ileri ok açılı bir avcı uçağı. deneysel olarak 1 tane üretilmiştir. görünüş olarak mükemmeldir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevgiliyle yapılan son konuşmadan sonra telefondan silinecekler silinir.. ve bembeyaz bir sayfa açılır abimiz için.. gönül rahatligiyla evine girer sonrasın da ..
devamını gör...

yine kazıklanmama sebep olan kampanya.

yeşil mahlası şu an ki değerinin iki katını ödeyerek aldım. bu durumda yeşil mahlas özelliğimin 2 ay sürmesini ve mağduriyetimin ivedi bir şekilde giderilmesini talep ediyorum.

haklıyım ve mağdurum, evet.
devamını gör...

ayna.
arkadaş
devamını gör...

orta çağ'da dünyanın neresinde yaşayacağımıza bağlı olarak değişkenlik gösteren mesleklerdir.

doğu dünyasında yaşıyorsam ve seçme şansım varsa bir ikta sahibi olmak isterdim. örneğin; osmanlı tebaası bir kulsam* ve akıncı sülalesi gibi soylu bir aileden geliyorsam bir tımarım olsun ektireyim biçtireyim isterdim, savaş zamanında da küçük bir birlikle çorbada benim de tuzum olurdu. soylu değilsem el mahkum ırgat olacaktım tabii. şanslıysam belki ankara, kırşehir ya da konya'da ticaret erbabı bir ahi olabilirdim ama o dönemde meslek seçme şansı ya da meslekler arası dikey geçişler pek mümkün değildi.

batı dünyası da elbette doğu'dan teknik olarak farklı değildi. orta çağ'ı baz aldığımızda batı doğu'dan daha karanlıktı. o dönemin en popüler işi olan şövalye olmak isterdim herhalde. çünkü seçme şansımız hiç yok, hayal kurması bile çetin bir iş. belki biraz daha şansım yaver giderse ileride rönesansın temellerini atacak bir düşünür olmayı isteyebilirdim.

oy oy meslek seçimi her dönem çok zor be.
devamını gör...

istediğin kadar ben kendime yeterim bu hayatta desen de, mutluluğu ya da mutsuzluğu paylaşamadığın an, yalnızlık bir ufaktan vuruyor. aciziz aslında.
devamını gör...

malumunuz sözlük ağır bir saldırıya uğradı. yazarlarımızın psikolojileri bu saldırı sebebiyle derin yaralar aldı. kimisi elindeki bir bardak suyla çimmeye çalışırken, kimisi de sözlüğe yapması gereken tanımları özelden mesajlarla başka yazarlara yapmaya başladı. kulislerde konuşulan bilgilere göre yoldaşımız psikolojimize şifa olsun, sözlükteki birlik beraberlik ruhu artsın, yazarlar eğlensin diye herbir yazarımıza asgari ücret miktarınca karma puan vereceğine dair söylentiler şimdiden sözlüğün ıssız arka sokaklarında dolaşmakta.
içimden bir ses de sözlüğün ios programının müjdesini yoldaş verdi verecek diyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim