50 yaşında emekli olan adama 50 yıl maaş ödemek
süleyman demirel'in ülkeye attığı kazıktır.
süleyman demirel'in 1992'de verdiği seçim vaadinin sonucunda getirdiği erken emeklilik yasası ile o dönemde birçok insan 30'lu ve 40'lı yaşlarında emekli oldular. oy uğruna getirilen bu yasa türkiye ekonomisine çok ciddi zararlar verdi ve hala vermeye devam ediyor.
çok basit bir şekilde düşünürsek emeklilerin maaşları çalışanların maaşlarından kesilen vergi ile ödenir. bu yüzden sosyal güvenlik sistemlerinin mali sürdürülebilirliği için aktif/pasif sigortalı oranının 4 olması hedeflenir. yani her 4 çalışanın 1 emeklinin maaşını ödemesi hedeflenir. fakat bildiğim kadarıyla türkiye'de bu oran 4 değil 1,6. yani her 1,6 çalışan 1 emeklinin maaşını ödüyor.
bunu daha iyi anlatabilmek için bir örnek vermek istiyorum.
65 kişilik bir aktif ve pasif sigortalı (yani çalışan ve emekli) nüfusun olduğu bir ülke düşünelim. normalde istenilen 52 çalışanın 13 emeklinin maaşını ödemesidir*. fakat türkiye'de erken emeklilik sistemi yüzünden 40 çalışan 25 emeklinin maaşını ödüyor*.
her çalışana 5000 tl brüt maaş verildiğini varsayalım. eğer erken emeklilik ile aktif/pasif sigortalı oranı bozulmamış* olsaydı her çalışanın maaşından %15 gelir vergisi kesilerek her çalışan 4250 tl, her emekli 3000 tl maaş alabilirdi.
fakat aktif/pasif sigortalı oranı bozulduğu* için şu an çalışanlardan %15 gelir vergisi kesersek her emekli sadece 1200 tl alır. emeklilerin geçinebilmesi için gelir vergisini %30'a çıkarırsak her çalışan 3500 tl, her emekli 2400 tl maaş alabilir.
yani erken emeklilik yüzünden günümüzde hem çalışanlar hem de emeklilikler daha az maaş alıyor.
ayrıca günümüzdeki geç emeklilik de o dönemdeki erken emekliliğin bir sonucu.
aktif/pasif sigortalı oranını tekrar yükseltmek için işe yeni başlayan insanların 65 yaşına kadar çalışması gerekiyor. oysa süleyman demirel oy almak için erken emeklilik yasasını getirmeseydi çalışmaya hayatına yeni başlayan/başlayacak bizler 58-60 yaşlarında emekli olabilir ve hem çalışırken hem de emekli olunca çok daha yüksek maaşlar alabilirdik.
yani erken emeklilik yüzünden bugünün gençleri hem daha fazla çalışmak zorunda kalıyor hem de daha düşük maaş alıyor.
not: o dönemde erken emekli olan insanları suçlamıyorum. oy için erken emeklilik yasasını çıkararak ülkenin geleceğini satan süleyman demirel'i suçluyorum.
süleyman demirel'in 1992'de verdiği seçim vaadinin sonucunda getirdiği erken emeklilik yasası ile o dönemde birçok insan 30'lu ve 40'lı yaşlarında emekli oldular. oy uğruna getirilen bu yasa türkiye ekonomisine çok ciddi zararlar verdi ve hala vermeye devam ediyor.
çok basit bir şekilde düşünürsek emeklilerin maaşları çalışanların maaşlarından kesilen vergi ile ödenir. bu yüzden sosyal güvenlik sistemlerinin mali sürdürülebilirliği için aktif/pasif sigortalı oranının 4 olması hedeflenir. yani her 4 çalışanın 1 emeklinin maaşını ödemesi hedeflenir. fakat bildiğim kadarıyla türkiye'de bu oran 4 değil 1,6. yani her 1,6 çalışan 1 emeklinin maaşını ödüyor.
bunu daha iyi anlatabilmek için bir örnek vermek istiyorum.
65 kişilik bir aktif ve pasif sigortalı (yani çalışan ve emekli) nüfusun olduğu bir ülke düşünelim. normalde istenilen 52 çalışanın 13 emeklinin maaşını ödemesidir*. fakat türkiye'de erken emeklilik sistemi yüzünden 40 çalışan 25 emeklinin maaşını ödüyor*.
her çalışana 5000 tl brüt maaş verildiğini varsayalım. eğer erken emeklilik ile aktif/pasif sigortalı oranı bozulmamış* olsaydı her çalışanın maaşından %15 gelir vergisi kesilerek her çalışan 4250 tl, her emekli 3000 tl maaş alabilirdi.
fakat aktif/pasif sigortalı oranı bozulduğu* için şu an çalışanlardan %15 gelir vergisi kesersek her emekli sadece 1200 tl alır. emeklilerin geçinebilmesi için gelir vergisini %30'a çıkarırsak her çalışan 3500 tl, her emekli 2400 tl maaş alabilir.
yani erken emeklilik yüzünden günümüzde hem çalışanlar hem de emeklilikler daha az maaş alıyor.
ayrıca günümüzdeki geç emeklilik de o dönemdeki erken emekliliğin bir sonucu.
aktif/pasif sigortalı oranını tekrar yükseltmek için işe yeni başlayan insanların 65 yaşına kadar çalışması gerekiyor. oysa süleyman demirel oy almak için erken emeklilik yasasını getirmeseydi çalışmaya hayatına yeni başlayan/başlayacak bizler 58-60 yaşlarında emekli olabilir ve hem çalışırken hem de emekli olunca çok daha yüksek maaşlar alabilirdik.
yani erken emeklilik yüzünden bugünün gençleri hem daha fazla çalışmak zorunda kalıyor hem de daha düşük maaş alıyor.
not: o dönemde erken emekli olan insanları suçlamıyorum. oy için erken emeklilik yasasını çıkararak ülkenin geleceğini satan süleyman demirel'i suçluyorum.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
hayatın her alanında çabalamak ve istediğini alamamak insanın canını sıkıyor ve motivasyonun düşüyor.her şeyi akışına bırakıyorsun sonra gelsin beni bulsun diyorsun.biliyorsun durdugun yerden de gelmez ama çabalansa da olmuyor..bu düşünceyle yola çıkarak kronik üşengeç oluyorsun insanı zorla tembel yapıyorlar...sonra ne sevgili düşünüyorsun ne iş güç..
devamını gör...
çok başlık açamayıp mevcut başlıklara yazmam
yaz ne olursa olsun yaz! dediğim üzüntü.
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
kültür mirasımızın en önemli ismi aşık veysel, yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı. “benim sadık yarim kara topraktır.” demiş. hepimizi anlatmış… saygı duyulası alim. şiirlerinde aşk, toprak, doğa sevgisini işlemiş. 21 mart 1973 tarihinde kış mevsiminin sonu, bahar mevsiminin başlangıcında ayrıldı bu dünyadan. çocukluğumdan beri şiirlerini, türkülerini dinlediğim insan. gerçekten görmeyen, göremeyen kim dedirten bir halk ozanı.
kaybının yıldönümünde, en sevdiğim türküsüyle;
okan bayülgen’nin uykusuzlar klubü programında ender balkır yorumuyla.
veyselegider
kaybının yıldönümünde, en sevdiğim türküsüyle;
okan bayülgen’nin uykusuzlar klubü programında ender balkır yorumuyla.
veyselegider
devamını gör...
türkiye'de okuduğunu anlamama oranının yüzde 40 çıkması
--- alıntı ---
oecd verilerine göre ülkemiz nüfusunun ~%40'ı (okuma/yazma, okuduğunu anlama, basit matematik/sayı bilgisi, basit problem çözme gibi) temel yeteneklere sahip değilmiş.
--- alıntı ---
link: twitter.com/turkerkilic/sta...
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
yalnızlıktır. doğarken de yalnızsın, ölürken de yalnızsındır. çevrendeki onca kalabalıkta da yalnızsındır, yalnızken de yalnızsındır. bunu kabullendiğinde olgunlaşırsın çünkü kendi kendine yetmeyi, başkalarına ihtiyacın olmadan da hayatına rahatlıkla devam etmeyi öğreniyorsun demektir.
devamını gör...
bir başkadır
izlerken şu düşünce geldi ne kadar doğru bilemeyeceğim.
bunu çeken ancak bu ülkeyi her detayıyla, her insanıyla, kötüsüyle iyisiyle çok seven ve katkıda bulunmak isteyen bir insan olmalı. zaten bir başkadır dizinin adı. belki bir başkadır benim memleketim şarkısından. belki de albert camus nün yabancı’ sındaki dünyayı insanları bir başkasını anlamamaktan. ümitle bitirdiği için müteşekkirim bu arada. biraz aydınlandı ışıklar son bölümde. belki de gerçek dünya böyle değil ama ümitlenmeye hakkımız var evet yönetmen bey.
özet olarak sevmeyi bilmiyoruz mesajını çıkardım ben bu diziden. sinan seviyor ama höt höt yaptığı iyi şeyleri bile dile getiremediği için karısını (anlaşılmadığını sandığı için) deliliğe sürüklüyor. bir kadın bir başka kadını örtüsünden dolayı sevmiyor. yalnız erkek kadınları sadece seks için kullanıyor kadın dünyasını bilmiyor, kadın sevmesini bilmiyor. annesine bile faydası yok annesini sevmeyi bilmiyor. gülbin bunları en net gören karakter ama o da sorun yaşamış, atılmış dışlanmış, bir başkası olarak görülmüş. birbirimizi sevmeyi bilmememiz hep başkası olarak görmemizden. hep şu denir; insan tanımadığından, yabancı her şeyden korkar. sadece insan değil aslında kendini korumak isteyen her canlı. reflekstir yabancıya, başkasına karşı temkinli davranmamız. bu olgu her devlet, her yönetici tarafından kullanılır. türkiye’nin durumunda da tamamem siyasetin elinde kullandığı değişmez politikadır. yıllardır cılkını çıkardığı ama bizim hala uyanmadığımız bir olgudur. günümüzde de hala işe yaramaktadır.
bunu çeken ancak bu ülkeyi her detayıyla, her insanıyla, kötüsüyle iyisiyle çok seven ve katkıda bulunmak isteyen bir insan olmalı. zaten bir başkadır dizinin adı. belki bir başkadır benim memleketim şarkısından. belki de albert camus nün yabancı’ sındaki dünyayı insanları bir başkasını anlamamaktan. ümitle bitirdiği için müteşekkirim bu arada. biraz aydınlandı ışıklar son bölümde. belki de gerçek dünya böyle değil ama ümitlenmeye hakkımız var evet yönetmen bey.
özet olarak sevmeyi bilmiyoruz mesajını çıkardım ben bu diziden. sinan seviyor ama höt höt yaptığı iyi şeyleri bile dile getiremediği için karısını (anlaşılmadığını sandığı için) deliliğe sürüklüyor. bir kadın bir başka kadını örtüsünden dolayı sevmiyor. yalnız erkek kadınları sadece seks için kullanıyor kadın dünyasını bilmiyor, kadın sevmesini bilmiyor. annesine bile faydası yok annesini sevmeyi bilmiyor. gülbin bunları en net gören karakter ama o da sorun yaşamış, atılmış dışlanmış, bir başkası olarak görülmüş. birbirimizi sevmeyi bilmememiz hep başkası olarak görmemizden. hep şu denir; insan tanımadığından, yabancı her şeyden korkar. sadece insan değil aslında kendini korumak isteyen her canlı. reflekstir yabancıya, başkasına karşı temkinli davranmamız. bu olgu her devlet, her yönetici tarafından kullanılır. türkiye’nin durumunda da tamamem siyasetin elinde kullandığı değişmez politikadır. yıllardır cılkını çıkardığı ama bizim hala uyanmadığımız bir olgudur. günümüzde de hala işe yaramaktadır.
devamını gör...
tehlikeli insanlar
en tehlikelisi, buyuk yere gelmiş küçük insanlardır.
devamını gör...
sukulent
kaktüs familyasından bir bitki. kelime anlamı olarak 'özü ve suyu olan' anlamına gelmektedir. her yerde bulunabilen bir bitki olmakla beraber özel türleri de vardır. bakımı kaktüslerle aynı şekilde yapılır. kaktüslere oranla daha az dayanıklıdır bu bitki türü, özellikle 0 derecenin altındaki soğuklara dayanamaz. sevgiyle büyütülmelidir.
devamını gör...
ilber ortaylı'nın canlı yayında uyuması
öyle sempatik birisi ki, uyuklaması bile bilim kokuyor. normal halk insanı davranışları, çay içişi vb. kendisine ba-yı-lı-yo-rum. (bunu okusaydı cahil cahil konuşma derdi)
devamını gör...
sözlükte zaman algısının yitirilmesi
24 saat tanım girsek yine yetmiyor.
zaman diye bir şey kalmadı sanki sözlükte iken.
zaman diye bir şey kalmadı sanki sözlükte iken.
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
uyunması gerekirken uyumamak.
devamını gör...
doğum sancısı
erkeklerin çektiği böbrek taşı sancısından hallice olan sancı.
beterin beteri var.
beterin beteri var.
devamını gör...
zamanı durdurmak istenen anlar
çok sevdiğim birine sarıldığım an. böyle kalp atışlarının senkronize olduğunu hissettiğim, kokusunu içine çektiğim an zaman dursun. hatta bazen diyorum ki öleceksem bu an olsun.
devamını gör...
kızların kendi aralarında konuştuğu meşhur üzen erkek
kızların ilgisini çektiği için bazı erkekleri de üzer. ne yazık ki.
devamını gör...
aç karına su içtikten sonra oryantal yapmak
daha okurken mideye kramplar sokan eylem. çocukken hep yapardım eve gelen misafirleri etkilemek için.* sanki asena dans ediyor da mideden gelen gluk gluk sesleri de müziğe perküsyon olarak destek oluyor. ardından gelen mide bulantısı da cabası.*
devamını gör...
intihar etmeyi düşünenleri vazgeçirecek tavsiyeler
devamını gör...
rus edebiyatı klişeleri
bilmem kaçıncı dereceden memurluk?
devamını gör...
yarın anne olacağını düşünmeden yaşayan kadın
size ne bize ne ?
yarın anne olacağını düşünmeden yaşamak nasıl oluyor? tam tersi şekilde yaşayınca mükemmel anne mi oluyor? nedir bu ötekileştirme hevesleriniz
yarın anne olacağını düşünmeden yaşamak nasıl oluyor? tam tersi şekilde yaşayınca mükemmel anne mi oluyor? nedir bu ötekileştirme hevesleriniz
devamını gör...
