duyum
duyular yoluyla edinilen izlenimlerdir.
devamını gör...
geceye bir kadın yalanı bırak
şimdi ben de tutup bunları validenizden mi duydunuz diye sorsam ayıp olmayacak mı.
(bkz: kafa sözlükte cinsiyetçi başlıklar görmek istemiyoruz)
(bkz: kafa sözlükte cinsiyetçi başlıklar görmek istemiyoruz)
devamını gör...
dolce far niente
''hiç bir şey yapmamanın güzelliği, tembelliğin tatlılığı'' anlamına gelen italyan deyim.
hayata mola vermekten bahsediliyor aslında. hayat koşturmacası içerisinde stresi, kalabalığı, kaosu arkada bırakabildiğimiz anlar yaşayabilmek. hiç bir şey yapmadan belki düşünmek ya da etrafı izlemek.. bu bile lüks bazen.
john william godward - dolce far niente (1906)
hayata mola vermekten bahsediliyor aslında. hayat koşturmacası içerisinde stresi, kalabalığı, kaosu arkada bırakabildiğimiz anlar yaşayabilmek. hiç bir şey yapmadan belki düşünmek ya da etrafı izlemek.. bu bile lüks bazen.
devamını gör...
ilk buluşmada kızı ciğerciye götüren varoş
ciğerci değil de yenibosna'da kokoreççiye götürmüştüm ben. hatta bitiremediği yarımı ben yemistim. yarım koko kac para ziyan mı olsun.
9 yaşında oğlumuz var şimdi.
9 yaşında oğlumuz var şimdi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir günümü sadece bir günümü sen aklıma gelmeden nasıl geçiriyordum çok merak ediyorum. 2018 eylülden beri senin adının aklımdan geçmediği tek gün yok çünkü. hani dedin ya elem sen boş kaldığında beni hatırlıyorsun. heh o iş öyle değil işte. annem ölüm döşeğinde idi sen arayınca huzur buldum. günde uyumak dışında sadece ders çalıştığım aylar oldu yine aklıma geldin. hukuk anlamıyor gibi yapıp sana anlatırdım. sınava girmeden seni görmek istedim. bir sürü adamla konuştum hiçbiri senin zerren kadar etki bırakmadı. hep seni aradım. yazdıklarımı sildim bak yine yazıyorum.kırık kollarım bile engel olmuyor sana yazmama. hep garip gelirdi birini çok sevmek canından bile. şairler yazarlar ne görmüş acaba diye çok düşürdüm. herkes unutulur sanırdım unutulmadın. hayat sürprizlerle kaim. sen o sürprizdin bana.
çalışıyorum ya senin adını taşıyan çocuklara adınla seslenemiyorum. fizyoterapist var adaşın adama hocam başka adın var mı dedim yok dedi. çocuklar senden haber getirir belki diyorum, kedilerle geliyor yanıma o kadar anlamlı bakıyorlar ki sanki seni tanımışlar.
velhasıl gel.
çalışıyorum ya senin adını taşıyan çocuklara adınla seslenemiyorum. fizyoterapist var adaşın adama hocam başka adın var mı dedim yok dedi. çocuklar senden haber getirir belki diyorum, kedilerle geliyor yanıma o kadar anlamlı bakıyorlar ki sanki seni tanımışlar.
velhasıl gel.
devamını gör...
dolmuşta ineceğim deme şekilleri
ğaptaaan orta gapıııı dır.
devamını gör...
veda ederken söylenecek en güzel söz
avaz avaz gözyaşı...
devamını gör...
v for vendetta
guy fawkes’ın suretine bürünmüş, bu suretin altında da etten ve kemikten fazlasını taşıyan v’nin totaliter rejime karşı fişeklediği ateşi izleriz v for vendetta’da. bu ateş şu sözlerle sürekli körüklenir: “remember, remember, the fifth of november…”
devamını gör...
kolonya
bi zamanlar dışlanan, hor görülen şimdi ise kutsanan, muhtaç olduğumuz, asil koku. ve bazen içecek. içenler var. ama ben değilim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
"ne güzel bir başlık!" dedirten başlıktır.
insanın iki değeri vardır, biri varlık sahasına çıkmış olmaklığından gelen değeridir. bu değer ırk, cinsiyet, yaş, maddiyat, boy, kilo vs gözetmeksizin herkesin eşit sahip olduğu varlık değeridir. doğmakla otomatik hesabınıza güncellenir.
diğer değer, ve aslolan değer, tüm insanlarda var olan potansiyelin ortaya çıkma miktarıyla ölçülür. çekirdeğinde kodlanan "hakiki insan olma" potansiyelini ortaya çıkaran insanlar değerlidir.
kimsenin sizi değersizleştirmesine, aşağılamasına, eleştirmesine izin vermeyin. insanlar konuşur, konuştukları genelde kendileriyle alakalıdır. çok az insan gerçekten karşısındaki için konuşur.
değerinizi ancak kendi çabanızla belirlersiniz, başka kimse değil.
insanın iki değeri vardır, biri varlık sahasına çıkmış olmaklığından gelen değeridir. bu değer ırk, cinsiyet, yaş, maddiyat, boy, kilo vs gözetmeksizin herkesin eşit sahip olduğu varlık değeridir. doğmakla otomatik hesabınıza güncellenir.
diğer değer, ve aslolan değer, tüm insanlarda var olan potansiyelin ortaya çıkma miktarıyla ölçülür. çekirdeğinde kodlanan "hakiki insan olma" potansiyelini ortaya çıkaran insanlar değerlidir.
kimsenin sizi değersizleştirmesine, aşağılamasına, eleştirmesine izin vermeyin. insanlar konuşur, konuştukları genelde kendileriyle alakalıdır. çok az insan gerçekten karşısındaki için konuşur.
değerinizi ancak kendi çabanızla belirlersiniz, başka kimse değil.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
“aa çok şaşırdım lan radyodayım” diyen arkadaş evde divanda uzanırken aniden yayına ışınlandı sanırım.*
edit: çaktırmayın eyluling kahkahayı bu entryi görüp attı kesin *
edit: çaktırmayın eyluling kahkahayı bu entryi görüp attı kesin *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
cengiz aytmatov-gün olur asra bedel
devamını gör...
roman kültürü
yaşadığım yerde çokça oldukları için gözlemlerimden gördüğüm kadarıyla paylaşmak istediğim kültür.
nereye giderlerse ailecene gidiyorlar.
tüm aile at arabasında geziyor.
boy boy çocuklar oluyor at arabasında ve anne bebeği acıkınca iedal bir anne gibi olduğu yerde bebeğini emzirebiliyor.
yüzleri hep gülüyor ve neşeleri kılıklarına da yansıyor, kınalı saçlarını rengarek şalvarlarla kombinliyorlar.
eğlencesiz yapamıyorlar korona öncesi, tüm yaz yüksek sesle müzik dinleyip oyun oynuyorlardı.
çok erken yaşta evleniyorlar.
tanıştığım 18 yaşında 1 yaşında çocuğu olan bir çingene 40 yaşındaki babası için ondan geçmiş yaşlı o demişti.
çok erken yaşta başladıkları hayata çok çabuk küsebiliyorlar. annesi ya da babası intihar etmiş çocuklar gördüm.
annesi ya da babası intihar eden çocuğun kalan ebeveyni de genelde onu terk ediyor.
o çocukları anneanne ya da babaanne yetiştiriyor.
o çocukta 1-0 mağlup başladığı hayata annesi ya da babası gibi işler yaparak devam ediyor.
okularda kayıtları olan çocuklar, aileleri gezdiği için ilkokulu yıllarca bitiremiyor.
tanıdığım hiç kötü roman olmadı.
zararlarından çok kendilerine faydalı olmayan uçlarda yaşayan bir kültür.
nereye giderlerse ailecene gidiyorlar.
tüm aile at arabasında geziyor.
boy boy çocuklar oluyor at arabasında ve anne bebeği acıkınca iedal bir anne gibi olduğu yerde bebeğini emzirebiliyor.
yüzleri hep gülüyor ve neşeleri kılıklarına da yansıyor, kınalı saçlarını rengarek şalvarlarla kombinliyorlar.
eğlencesiz yapamıyorlar korona öncesi, tüm yaz yüksek sesle müzik dinleyip oyun oynuyorlardı.
çok erken yaşta evleniyorlar.
tanıştığım 18 yaşında 1 yaşında çocuğu olan bir çingene 40 yaşındaki babası için ondan geçmiş yaşlı o demişti.
çok erken yaşta başladıkları hayata çok çabuk küsebiliyorlar. annesi ya da babası intihar etmiş çocuklar gördüm.
annesi ya da babası intihar eden çocuğun kalan ebeveyni de genelde onu terk ediyor.
o çocukları anneanne ya da babaanne yetiştiriyor.
o çocukta 1-0 mağlup başladığı hayata annesi ya da babası gibi işler yaparak devam ediyor.
okularda kayıtları olan çocuklar, aileleri gezdiği için ilkokulu yıllarca bitiremiyor.
tanıdığım hiç kötü roman olmadı.
zararlarından çok kendilerine faydalı olmayan uçlarda yaşayan bir kültür.
devamını gör...
kanserli çocuklara umut vakfı
kısaltması kaçuv olan vakıf. vakfın kendi kendilerini tanımladıkları ifade şu şekilde "kanserli çocuklara umut vakfı (kaçuv), 2000 yılında çocukları tedavi görmekte olan aileler ile hekimlerinin bir araya gelmeleriyle kuruldu. vakıf, maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlayarak, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik destek ve çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamı sağlamaktadır. çocukların tedavi süreçlerinde aile evi’nde ve çocuk hematoloji-onkoloji servislerinde psikolojik, sosyal, fiziksel ve tıbbi açıdan yaşam kalitelerini arttıracak etkinlikler yürütmektir." [kaynak]. bana göre ise "her kahraman pelerin kullanmaz".
2014'ten beri gönüllüsü olduğum vakfı kendi gözümden anlatmak istiyorum sizlere. 2014-2016 yılları arasında (eğer yanlış hatırlamıyorsam) aktif gönüllülük yaptım. birden fazla gönüllülük çeşidi var, ben çocuk etkinlik gönüllüsüydüm. en eğlenceli, ama bence en tahrip edici etkinlik çeşidi bu. sahaya çıkmadan önce 2 tam gün eğitim almanız gerekiyor (16 saat yapıyor sanırım. 3 saatlik üniversite dersinizi düşünürseniz neredeyse vize öncesi kadar bir eğitimden bahsediyorum), eğitimsiz asla çocukların yanına yaklaşamazsınız. bu konuda çok katılar, beni de eğitim için beklettiler. yurt dışındayken bile mail atıp taciz ettiğim zamanlar oldu, "eğitim yapsanıza, ben de gönüllü olmak istiyorum" diye başlarının etini yedim. bir eğitimi yurt dışında olduğum için kaçırdım ne yazık ki, döndüğüm gibi de eğitimimi aldım ve gönüllü olarak başladım (hatta eğitimin ikinci günü benim doğum günümdü yanlış hatırlamıyorsam). hala da gönüllüsü olmaktan gurur duyarım.
eğitimler uzun aralıklarla oluyor ne yazık ki, çünkü 3-5 kişiyi toplayıp sürekli sürekli eğitim vermek imkansız. o yüzden 20-30 kişilik gruplar halinde eğitimler oluyor, ki bu da 2-3 ayda bir gibi bir süreye denk geliyordu sanırım. sayılara çok fazla takılmayın, anlatmak istediğim şey temel olarak şu: canınız istediği zaman gönüllü olamıyorsunuz. aklınızda varsa gecikmeden başvurun, daha eğitim için bekleyeceksiniz. eğitiminizi alacaksınız, sonra dağıtımınız yapılacak falan derken işiniz uzun.
en eğlenceli kısmını anlatmaya gerek yok, çocuklarla birlikte oyun oynuyorsunuz. kocaman kocaman abiler ablalarsınız, 5 yaşındaki çocuklarla birlikte boyama da yapıyorsunuz, oyun hamuruyla da oynuyorsunuz, ps4 de oynuyorsunuz... vakıf size eğitim verdikten sonra kendi başınıza bırakmıyor asla, o konuda şüpheniz olmasın. malzeme ikmalinizi yaparlar, eksik gedik bırakmazlar, hatta size oyun/etkinlik kılavuzu bile veriyorlar. hayatımda birlikte çalıştığım en renkli, en farklı ama en eğlenceli ekiptir kaçuv ekibi. özellikle buket ve aslı'ya buradan da teşekkür ederim [aslı ayrıldı ama kalbimiz seninle].
tahrip edici kısmı ise psikolojik. bu konuya çok girmek istemiyorum ama eğitimde zaten yeterince girecekler. merak ediyorsanız mesaj atarsınız, belki birazcık daha anlatabilirim, ya da siz en iyisi gönüllü olarak başvurun, eğitiminizi alın hehe. tek bir şey söyleyip bu konuyu geçiyorum: bu hafta serum direğine tırmanan bir çocuğu bir sonraki hafta tekerlekli iskemlede görebilirsiniz. ya da birlikte oynadığınız çocukları bir sonraki hafta geldiğinizde hiç göremeyebilirsiniz. bu çocuklar kanser hastası, unutmayın. neden bahsettiğimi anlamışsınızdır. bu konuda da vakıf çok ince düşünüp sık dokuyor. eğitimde kullandığı materyalde vakıf logosunu açık açık basarken çocuklara vereceği materyalde kaçuv yazmayan logo kullanıyor mesela. sebep de şey, çocuk merak edip sorarsa olay kansere kadar gitmesin, hastalık tekrar hatırlatılmasın vs. ben çok etkilenmiştim.
sahaya 2 gönüllü olarak çıkıyorsunuz. tek çalışmanız çok uygun değil, zaten çocukların maşallahı var. bir gönüllü arkadaşınız daha oluyor, çalıştığınız gün ve saatiniz belli zaten, birlikte gidip oynayıp süreniz bitince ayrılıyorsunuz (asla sürenizin bitişinde ayrılamıyorsunuz gerçi. ne siz bırakmak istiyorsunuz, ne çocuklar sizi bırakıyor. çok tatlılar be). eğitiminizi alıp sahaya çıktığınız ilk gününüzde sizinle birlikte mutlaka daha tecrübeli olan gönüllüler de geliyorlar. benim ilk günümde buket yanımızdaydı diye hatırlıyorum, o yüzden buket'e ayrıca düşkünümdür hehe.
yanlış hatırlamıyorsam haftada 2 gün gönüllüsünüz, ama 1 gün de olabilir. çok uzun zaman geçti üstünden, unuttum. 2 saat oynuyorsunuz 1 günde. ilk başlarda haftanın her günü gidesiniz olacak, 2 saat yetmeyecek, ama abartmayın. hasta olup yorgun düşüp bir sonraki hafta gitmeyeceğinize 2 saat gidin. o çocuklar sizi bekliyorlar, umutlandırıp utandırmayın kimseyi.
2016'dan beri hiç hastane etkinliklerine katılamadım. vaktim olsa da keşke gidebilsem... ben gidemiyorum, bari isteyenleri yönlendireyim diyerek kendimce böyle şeyler yazıyorum arada sırada. hatta uzun süredir aktif olarak gönüllü olmadığım için "acaba beni atmışlar mıdır" diye düşünüyordum, güç bela fırsat bulup bir organizasyonlarına katılınca öyle olmadığını gördüm. gördüm diyorum çünkü gerçekten gördüm. ailenin bir parçası olduğunu hissettikten sonra bir daha böyle bir düşünce aklımın ucundan dahi geçmedi.
diğer gönüllülük çeşitlerinden de hemen hızlıca bahsedeyim.
hastane destek gönüllüleri belirli günlerde, özel olarak çağrılan gönüllülerdir. mesela 23 nisan etkinliği düzenler vakıf, siz de destek olarak gider, sadece 23 nisan'da gönüllü olursunuz. rutin olarak her hafta gitmiyorsunuz yani. eğer vakit bulamayacağınızdan ya da yapamayacağınızdan şüpheleniyorsanız belki bu gönüllülük ile aklınızdaki sorulara cevap bulabilirsiniz. ben daha fazlasını istiyorum diyen herkes çocuk etkinlik gönüllüsü olabilir (yani sanırım. sonuçta vakıf adına konuşan biri değilim ben. umarım yazıyorum diye bana kızmazlar).
diğer gönüllülük çeşitleri hakkında pek bilgim yok açıkçası. bazısında merkez ofiste evrak işleri yapmanız gerekiyor, bazısında sosyal medya ile ilgilenmeniz gerekiyor vs. benim ilgimi çekmediği için pek bilgim yok açıkçası, ama her zaman vakfa ulaşıp istediğinizi sorabilirsiniz. yardımcı olacaklardır.
aile evine de ufaktan değinmek istiyorum. cerrahpaşa tıp fakültesi'nin hemen yanında bir yer burası. şehir dışından, hatta yurt dışından gelmiş ve tedavisini alan ailelerin tamamen ücretsiz konakladıkları bir yer. çocuklar ve anneleri için gerçekten bulunmaz bir yer.
kişisel olarak bendeki etkilerinden de bahsedeyim kısacık. o çocuklarla birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini unutuyorsunuz. hem vicdani olarak, hem fiziksel olarak bir işe yaradığımı hissediyordum her hastaneye gittiğim zaman. çocuk psikolojisi üzerine dünyaları verip de öğrenemeyeceğiniz şeyleri bizzat yaşayarak öğreniyorsunuz. insan ilişkilerinizi muhteşem geliştiriyor çünkü çocukla iletişim kuruyorsunuz. çocukla iletişim kurabilirseniz her insanla kurarsınız. çocukların yanında ailelerle de iletişim kuruyorsunuz. kimi aile aylardır orada, yeni yüzlere hasret kalmış durumda. 10 dakika sohbet etseniz +100 moral ekliyorsunuz. kimi aileye de zaman kazandırıyorsunuz. mesela anne, çocuğunu bırakıp evinin elektrik faturasını yatıramamış. siz ona 2 saat kazandırıyorsunuz, 12 saatlik işi o 2 saatte halledip dönüyorlar.
bol bol teşekkür alıyorsunuz, iyi ki varsınız diyorlar, takdir ediyorlar falan ama asıl kendinizi tanıyorsunuz orada. özünüzü o çocukların yanında buluyorsunuz. çocukla çocuk olan kişiden zarar gelmez. çocuk sizi severse herkes sever.
2014'ten beri gönüllüsü olduğum vakfı kendi gözümden anlatmak istiyorum sizlere. 2014-2016 yılları arasında (eğer yanlış hatırlamıyorsam) aktif gönüllülük yaptım. birden fazla gönüllülük çeşidi var, ben çocuk etkinlik gönüllüsüydüm. en eğlenceli, ama bence en tahrip edici etkinlik çeşidi bu. sahaya çıkmadan önce 2 tam gün eğitim almanız gerekiyor (16 saat yapıyor sanırım. 3 saatlik üniversite dersinizi düşünürseniz neredeyse vize öncesi kadar bir eğitimden bahsediyorum), eğitimsiz asla çocukların yanına yaklaşamazsınız. bu konuda çok katılar, beni de eğitim için beklettiler. yurt dışındayken bile mail atıp taciz ettiğim zamanlar oldu, "eğitim yapsanıza, ben de gönüllü olmak istiyorum" diye başlarının etini yedim. bir eğitimi yurt dışında olduğum için kaçırdım ne yazık ki, döndüğüm gibi de eğitimimi aldım ve gönüllü olarak başladım (hatta eğitimin ikinci günü benim doğum günümdü yanlış hatırlamıyorsam). hala da gönüllüsü olmaktan gurur duyarım.
eğitimler uzun aralıklarla oluyor ne yazık ki, çünkü 3-5 kişiyi toplayıp sürekli sürekli eğitim vermek imkansız. o yüzden 20-30 kişilik gruplar halinde eğitimler oluyor, ki bu da 2-3 ayda bir gibi bir süreye denk geliyordu sanırım. sayılara çok fazla takılmayın, anlatmak istediğim şey temel olarak şu: canınız istediği zaman gönüllü olamıyorsunuz. aklınızda varsa gecikmeden başvurun, daha eğitim için bekleyeceksiniz. eğitiminizi alacaksınız, sonra dağıtımınız yapılacak falan derken işiniz uzun.
en eğlenceli kısmını anlatmaya gerek yok, çocuklarla birlikte oyun oynuyorsunuz. kocaman kocaman abiler ablalarsınız, 5 yaşındaki çocuklarla birlikte boyama da yapıyorsunuz, oyun hamuruyla da oynuyorsunuz, ps4 de oynuyorsunuz... vakıf size eğitim verdikten sonra kendi başınıza bırakmıyor asla, o konuda şüpheniz olmasın. malzeme ikmalinizi yaparlar, eksik gedik bırakmazlar, hatta size oyun/etkinlik kılavuzu bile veriyorlar. hayatımda birlikte çalıştığım en renkli, en farklı ama en eğlenceli ekiptir kaçuv ekibi. özellikle buket ve aslı'ya buradan da teşekkür ederim [aslı ayrıldı ama kalbimiz seninle].
tahrip edici kısmı ise psikolojik. bu konuya çok girmek istemiyorum ama eğitimde zaten yeterince girecekler. merak ediyorsanız mesaj atarsınız, belki birazcık daha anlatabilirim, ya da siz en iyisi gönüllü olarak başvurun, eğitiminizi alın hehe. tek bir şey söyleyip bu konuyu geçiyorum: bu hafta serum direğine tırmanan bir çocuğu bir sonraki hafta tekerlekli iskemlede görebilirsiniz. ya da birlikte oynadığınız çocukları bir sonraki hafta geldiğinizde hiç göremeyebilirsiniz. bu çocuklar kanser hastası, unutmayın. neden bahsettiğimi anlamışsınızdır. bu konuda da vakıf çok ince düşünüp sık dokuyor. eğitimde kullandığı materyalde vakıf logosunu açık açık basarken çocuklara vereceği materyalde kaçuv yazmayan logo kullanıyor mesela. sebep de şey, çocuk merak edip sorarsa olay kansere kadar gitmesin, hastalık tekrar hatırlatılmasın vs. ben çok etkilenmiştim.
sahaya 2 gönüllü olarak çıkıyorsunuz. tek çalışmanız çok uygun değil, zaten çocukların maşallahı var. bir gönüllü arkadaşınız daha oluyor, çalıştığınız gün ve saatiniz belli zaten, birlikte gidip oynayıp süreniz bitince ayrılıyorsunuz (asla sürenizin bitişinde ayrılamıyorsunuz gerçi. ne siz bırakmak istiyorsunuz, ne çocuklar sizi bırakıyor. çok tatlılar be). eğitiminizi alıp sahaya çıktığınız ilk gününüzde sizinle birlikte mutlaka daha tecrübeli olan gönüllüler de geliyorlar. benim ilk günümde buket yanımızdaydı diye hatırlıyorum, o yüzden buket'e ayrıca düşkünümdür hehe.
yanlış hatırlamıyorsam haftada 2 gün gönüllüsünüz, ama 1 gün de olabilir. çok uzun zaman geçti üstünden, unuttum. 2 saat oynuyorsunuz 1 günde. ilk başlarda haftanın her günü gidesiniz olacak, 2 saat yetmeyecek, ama abartmayın. hasta olup yorgun düşüp bir sonraki hafta gitmeyeceğinize 2 saat gidin. o çocuklar sizi bekliyorlar, umutlandırıp utandırmayın kimseyi.
2016'dan beri hiç hastane etkinliklerine katılamadım. vaktim olsa da keşke gidebilsem... ben gidemiyorum, bari isteyenleri yönlendireyim diyerek kendimce böyle şeyler yazıyorum arada sırada. hatta uzun süredir aktif olarak gönüllü olmadığım için "acaba beni atmışlar mıdır" diye düşünüyordum, güç bela fırsat bulup bir organizasyonlarına katılınca öyle olmadığını gördüm. gördüm diyorum çünkü gerçekten gördüm. ailenin bir parçası olduğunu hissettikten sonra bir daha böyle bir düşünce aklımın ucundan dahi geçmedi.
diğer gönüllülük çeşitlerinden de hemen hızlıca bahsedeyim.
hastane destek gönüllüleri belirli günlerde, özel olarak çağrılan gönüllülerdir. mesela 23 nisan etkinliği düzenler vakıf, siz de destek olarak gider, sadece 23 nisan'da gönüllü olursunuz. rutin olarak her hafta gitmiyorsunuz yani. eğer vakit bulamayacağınızdan ya da yapamayacağınızdan şüpheleniyorsanız belki bu gönüllülük ile aklınızdaki sorulara cevap bulabilirsiniz. ben daha fazlasını istiyorum diyen herkes çocuk etkinlik gönüllüsü olabilir (yani sanırım. sonuçta vakıf adına konuşan biri değilim ben. umarım yazıyorum diye bana kızmazlar).
diğer gönüllülük çeşitleri hakkında pek bilgim yok açıkçası. bazısında merkez ofiste evrak işleri yapmanız gerekiyor, bazısında sosyal medya ile ilgilenmeniz gerekiyor vs. benim ilgimi çekmediği için pek bilgim yok açıkçası, ama her zaman vakfa ulaşıp istediğinizi sorabilirsiniz. yardımcı olacaklardır.
aile evine de ufaktan değinmek istiyorum. cerrahpaşa tıp fakültesi'nin hemen yanında bir yer burası. şehir dışından, hatta yurt dışından gelmiş ve tedavisini alan ailelerin tamamen ücretsiz konakladıkları bir yer. çocuklar ve anneleri için gerçekten bulunmaz bir yer.
kişisel olarak bendeki etkilerinden de bahsedeyim kısacık. o çocuklarla birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini unutuyorsunuz. hem vicdani olarak, hem fiziksel olarak bir işe yaradığımı hissediyordum her hastaneye gittiğim zaman. çocuk psikolojisi üzerine dünyaları verip de öğrenemeyeceğiniz şeyleri bizzat yaşayarak öğreniyorsunuz. insan ilişkilerinizi muhteşem geliştiriyor çünkü çocukla iletişim kuruyorsunuz. çocukla iletişim kurabilirseniz her insanla kurarsınız. çocukların yanında ailelerle de iletişim kuruyorsunuz. kimi aile aylardır orada, yeni yüzlere hasret kalmış durumda. 10 dakika sohbet etseniz +100 moral ekliyorsunuz. kimi aileye de zaman kazandırıyorsunuz. mesela anne, çocuğunu bırakıp evinin elektrik faturasını yatıramamış. siz ona 2 saat kazandırıyorsunuz, 12 saatlik işi o 2 saatte halledip dönüyorlar.
bol bol teşekkür alıyorsunuz, iyi ki varsınız diyorlar, takdir ediyorlar falan ama asıl kendinizi tanıyorsunuz orada. özünüzü o çocukların yanında buluyorsunuz. çocukla çocuk olan kişiden zarar gelmez. çocuk sizi severse herkes sever.
devamını gör...
ölmek istememek ama yaşamaktan da zevk almamak
"hepinizden nefret ediyorum ama yalnız da canım sıkılıyor." diyen yıldız tilbe gibi ilginç bir ikileme düşmektir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarına ne oluyor sorunsalı
önce yüceltiyorlar sonra çıkardıkları yerden indiriyorlar. yüreği nahif yazarlarımız da sözlüğü terk etmekte buluyor çareyi.
devamını gör...
ermiş
halil cibran kitabıdır. bir ermişin uzun yıllar esir kaldığı adadan ayrılmadan önce halka verdiği bilgilerden oluşur kitap. denemelerin hikayeleştirilmiş hali gibidir.
devamını gör...
normal sözlük'e veda ederken açılacak başlık
(bkz: kalan kafalar sizin olsun)
(bkz: hoçça ğalın ğidiyom ben)
(bkz: kafasını dinleyip gelecek)
(bkz: ben giderim tanımlarım kalır takipçilerim beni hatırlasın)
(bkz: hoçça ğalın ğidiyom ben)
(bkz: kafasını dinleyip gelecek)
(bkz: ben giderim tanımlarım kalır takipçilerim beni hatırlasın)
devamını gör...

