yazarların engellediği ilk yazar
mesaj veya tanımlarını engellediğiniz ilk yazar. liste o kadar kabardı ki ,bi çoğunu unuttum sanki hiç yoklar gibi tanımlarını da engellemek bayağı hoş.*
devamını gör...
madonna delle arpie

madonna delle arpie tablosu, andrea del sarto tarafından 1517 yılında tamamlanmıştır. tabloda bakire meryem ile çocuğunun etrafındaki melekler ve azizler tasvir edilmiştir. eser şu an floransa'daki uffizi müzesinde sergilenmektedir.
ayrıca; sabahattin ali, kürk mantolu madonna romanında bu tablodan esinlenmiş ve bu tabloya sık sık değinmiştir.
"... büyük salonun kapıya yakın bir duvarının önünde birden bire durdum. o andaki hislerimi, bilhassa aradan bu kadar zaman geçtikten sonra anlatmama imkan yok. yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. resimleri seyredip geçenler vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. bu portrede ne vardı?.. bunu izah edemeyeceğimi biliyorum; yalnız o zamana kadar hiçbir kadında görmediğim garip, biraz vahşi biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifade vardı. bu çehreyi veya benzerini hiçbir yerde, hiçbir zaman görmediğimi ilk andan itibaren bilmeme rağmen onunla aramızda bir tanışıklık varmış gibi bir hisse kapıldım. bu soluk yüz, bu siyah kaşlar ve onların altındaki siyah gözler ; bu koyu kumral saçlar ve asıl, masumluk ile iradeyi, sonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti birleştiren bu ifade bana asla yabancı olamazdı. ben bu kadını yedi yaşımdan beri okuduğum kitaplardan, beş yaşımdan beri kurduğum hayal dünyalarından tanıyordum. onda halit ziya'nın nihal'inden, vecihi bey'in mehcure'sinden, şövalye buridan'ın sevgilisinden ve tarih kitaplarında okuduğum kleopatra'dan, hatta mevlit dinlerken tasavvur ettiğim, muhammed'in annesi amine hatun'dan birer parça vardı. o benim hayalimdeki bütün kadınların bir terkibi, bir imtizacıydı..."
devamını gör...
famotidin
en uzun etkili ve en güçlü histamin h2 reseptör blokörü ajandır.
devamını gör...
gelen mesajı zihinde cevaplayıp karşılık vermemek
karşı tarafı ibneye bak yazıyoruz cevap vermiyor düşüncesine sevk eder.
halbuki ilgisi yok, ben o mesaja çoktan cevap verdim ama zihnimde.
sadece yazıya dökmeyi unutmuşum, lütfen kızma güzel kardeşim benim kafa going to going bu aralar.
halbuki ilgisi yok, ben o mesaja çoktan cevap verdim ama zihnimde.
sadece yazıya dökmeyi unutmuşum, lütfen kızma güzel kardeşim benim kafa going to going bu aralar.
devamını gör...
küçük antiller
karayiplerin doğusunu kuzeyden güneye peş peşe sıralı bir şekilde çevreleyen küçük adalar grubudur.
bunlar; virgin adaları / anguila / saint kitts ve nevis / antigua ve barbuda / montserrat / guadeloupe /dominika / martinik / saint lucia / barbados / saint vincent ve grenadinler / grenada / trinidad ve tobago / aruba / hollanda antilleri ve venezuela açıklarında ki bazı adalardan oluşurlar.
bunlar; virgin adaları / anguila / saint kitts ve nevis / antigua ve barbuda / montserrat / guadeloupe /dominika / martinik / saint lucia / barbados / saint vincent ve grenadinler / grenada / trinidad ve tobago / aruba / hollanda antilleri ve venezuela açıklarında ki bazı adalardan oluşurlar.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
linet-hatıram olsun.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
+1
devamını gör...
yök'ün etik dışı ödev ve tez yazanlara kamu davası açması
buradan okunacak güzel haber.
devamını gör...
zoom'da sesi açık unutmak
bir üst versiyonu olarak etrafında ne var ne yok dikkat etmeden alelacele girdiğin toplantıdır. arkadaki marihuana tablosunu indirmek veyahut laptobu başka yöne çevirip oturmaya gösterilmeyen özendir.
koltukta duran müstehcen çamaşır veya kimonolarda gözden kaçmaz.
geç kalın ama ortalığı toplayıp katılın. üşeniyorsanız başka odaya geçiniz.
koltukta duran müstehcen çamaşır veya kimonolarda gözden kaçmaz.
geç kalın ama ortalığı toplayıp katılın. üşeniyorsanız başka odaya geçiniz.
devamını gör...
tomris umay
lisede çok çok çok sevdiğim coğrafya hocamın ismini taşıdığı için sevdiğim yazarımız. etkileşim halindeyiz vesselam. ben de kendisini takip ediyorum zevkle. teşekkürler efendim.
devamını gör...
arçelik
güney afrika cumhuriyeti'nde fabrikaları var.
devamını gör...
onlar bana integral
emirhan derindere'nin seslendirdiği ve yks'ye çalışma sürecimde sıklıkla dinlediğim şarkıydı.
"sabahları yatarak, akşamları kalkarak işte böyle geçiyor zaman..."
şu sözleri ile de berbat sınav senemi hatırlatır aynı zamanda bana.
"sabahları yatarak, akşamları kalkarak işte böyle geçiyor zaman..."
şu sözleri ile de berbat sınav senemi hatırlatır aynı zamanda bana.
devamını gör...
kilosundan utanmadan manita yapmaya çalışan şişman kişi
şişman ya da zayıf, fakir ya da zengin, hepimiz birer insanız. hepimizin göğsünde kıpır kıpır atan bir yürek vardır. bilemezsin kimin ne kadar sevdiğini, kalbinin ne kadar sevgiyle dolup taştığını?
devamını gör...
çalışma hayatının ilk kuralı
ya yaptığınız işi sevin ya da sevdiğiniz işi yapın.
devamını gör...
kendini artılayan yazar
sözlüğe ilk geldiğim sıralarda rüyamda yanlışlıkla kendi tanımımı beğendim diye hesabım kapatılmıştı.*
t: hoş değil. neyse ki mümkün de değil.
t: hoş değil. neyse ki mümkün de değil.
devamını gör...
ingilizce öğrenmek
eğitim sistemi ve onun kronikleşmiş sorunlarını bir kenara bırakarak başlıyoruz işe koyulmaya. herhangi bir dili öğrenmek için ciddi bir sebebimiz olmalı. söz konusu ingilizce olduğunda herkesin öyle veya böyle sebepleri vardır. benim açımdan öncelikle hayatım boyunca sadece türkçe konuşan insanlarla muhatap olmaya mecbur kalma fikri çok ürkütücüydü. bundan sonra ise ingilizce okuyabilmek, daha fazla kitaba erişebilmek ve dünyaya açılabilmekti. muhtemelen buradaki çoğu insandan daha kötü bir 12 yıllık ingilizce eğitimi görmüşümdür. hiçbir şey öğrenmedim diyebilirim bu süreçte. 3 yıl kadar önce bir kursa yazılmış bir iki kur gittikten sonra hiçbir şey öğrenmeden ayrılmıştım. aslında hep erteliyordum bu geçtiğimiz süreçte, nasıl olsa öğrenirim filan diyerek boşluyordum meseleyi. sonra işin ciddiyetinin farkına vardım ve 2 yıl önce başladım hakikaten çalışmaya. önce murat kurt'tu galiba ismi tam olarak hatırlamıyorum, gramer kitabını edinip ona çalıştım biraz. gramerin önemli olduğunu biliyordum ama açıkçası gramer çalışmak hem çok sıkıcı hem de ağır ilerleyen bir süreçti. sonra benim asıl öğrenme sürecim başladı. bu asıl öğrenme süreci dediğim şey okuyarak oldu. ilkokul seviyesindeki çocuklara yönelik hazırlanan resimli öyküler vardır, onları okuyarak başladım. eş zamanlı olarak da kelime öğrendim. yani okuma sürecinde öğrendiğim kelimelerin haricinde de günlük 5-10 kelimeyi not defterime yazdım. zamanla 40-50 sayfalık kitaplara geçtim, kadıköy'de filan sahaflara gidip 5 liraya kitaplar alıyordum. bu kitapları okuduktan sonra iki tanesini verip aynı sahaftan yeni bir kitap alıyordum. bu şekilde okuyarak ve adım adım seviye yükselterek ilerledim. bu arada ilave olarak tabii ki altyazılı dizi ve film izliyordum. sevdiğim şarkıları bir deftere yazıp bazılarını ezberliyor ve tekrar tekrar dinliyordum. agatha christie, arthur conan doyle, hemingway, truman capote filan derken şimdi david hume gibi filozofları okuyabilecek durumdayım.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
devamını gör...
1200 tl para verdiğim yurdun kahvaltısı
ülkemizin en büyük sorunlarından biri: eğitimi ticaret olarak görmek.
bir yere üniversite mi kuruldu? hali hazırda kiralık evi olanlar hemen kiraları yükseltirler. bazıları daha da ileri giderek, aynı dairede yaşayan öğrencilerden kişi başı ücret talep ederler. onlara göre üniversite=kazanç.
sonra efendime söyliyim, övünülüyor ya şu kadar üniversite açtık diye. bu kadar üniversite açıyorsan, kapasitesi kadar da devlet yurdu açmak zorundasın. yoksa iş özel yurtlara düşer ve özel yurtların da aylık ödemeleri türkiye’deki geliri düşük ailelerin sayısını hesap edersek ciddi bir rakam. bazı öğrenciler part-time işte çalışmak zorunda kalacak , bu durumda eğitimin eşit olduğunu söyleyemeyiz.
özel üniversiteler, özel liseler. paran varsa range rover, paran yoksa game over. parayı veren düdüğü çalar. buradan da eğitim=ticaret diyebiliriz.
ülkede eğitim, ticaret olarak görülmeye devam ettiği müddetçe de bir arpa boyu yol gidemeyiz.
bir yere üniversite mi kuruldu? hali hazırda kiralık evi olanlar hemen kiraları yükseltirler. bazıları daha da ileri giderek, aynı dairede yaşayan öğrencilerden kişi başı ücret talep ederler. onlara göre üniversite=kazanç.
sonra efendime söyliyim, övünülüyor ya şu kadar üniversite açtık diye. bu kadar üniversite açıyorsan, kapasitesi kadar da devlet yurdu açmak zorundasın. yoksa iş özel yurtlara düşer ve özel yurtların da aylık ödemeleri türkiye’deki geliri düşük ailelerin sayısını hesap edersek ciddi bir rakam. bazı öğrenciler part-time işte çalışmak zorunda kalacak , bu durumda eğitimin eşit olduğunu söyleyemeyiz.
özel üniversiteler, özel liseler. paran varsa range rover, paran yoksa game over. parayı veren düdüğü çalar. buradan da eğitim=ticaret diyebiliriz.
ülkede eğitim, ticaret olarak görülmeye devam ettiği müddetçe de bir arpa boyu yol gidemeyiz.
devamını gör...
kahve kuşağı
dünyada yengeç ve oğlak dönencesi arasında kalan yer kahve kuşağı olarak adlandırılır. bu bölge sıcak iklim şartlarına sahip olduğu için kahve ağacının daha hızlı büyümesine ve lezzetlenmesine sebep oluyor. kahve bitkisi özellikle bol güneşli ve yağmurlu yerleri tercih ediyor.
genellikle üç kuşakta kahve yetiştirilir; güney amerika, afrika ve asya kuşağı.
güney amerika* kuşağındaki kahvenin fındıksı ve baharatlı bir tadı vardır.
afrika* kuşağındaki kahvenin asitli ve meyvemsi bir tadı vardır.
asya* kuşağındaki kahvenin tatlı ve çikolata aromalı bir tadı vardır.
genellikle üç kuşakta kahve yetiştirilir; güney amerika, afrika ve asya kuşağı.
güney amerika* kuşağındaki kahvenin fındıksı ve baharatlı bir tadı vardır.
afrika* kuşağındaki kahvenin asitli ve meyvemsi bir tadı vardır.
asya* kuşağındaki kahvenin tatlı ve çikolata aromalı bir tadı vardır.
devamını gör...

