only happy when it rains
cool ablamız shirley manson’ ın sesinden, sözleri had safhada melankolik ve sanki bir o kadar da ironik, 90’lı yılların unutulmaz garbage şarkısı.
bu şarkıyla tempolu yürümek hayli güzeldir. yürürken müziğin ritmi, yürüyüşümle o kadar uyumlanır ki... özellikle soğuk, gri günlerde, kafaya çekilen kapüşonumla birlikte sabah yürüyüş rutinimin demirbaşıdır kendisi.
bu şarkıyla tempolu yürümek hayli güzeldir. yürürken müziğin ritmi, yürüyüşümle o kadar uyumlanır ki... özellikle soğuk, gri günlerde, kafaya çekilen kapüşonumla birlikte sabah yürüyüş rutinimin demirbaşıdır kendisi.
devamını gör...
ölüler günü
brezilyalılar'ın (bkz: zombi yürüyüşü) gibi, ölüm ile yaşam arasındaki çizginin aslında çok zayıf ve belirsiz olduğuna dikkat çekmek için yapılan meksikalılar'ın geleneksel etkinliğidir. iskelet ve zombi kıyafetleriyle geçit töreni yaparak, bir günlüğüne de olsa ölülerin yakınlarına uğradığını kabul eder ve onlara sevdikleri yiyecekleri hazırlar.
devamını gör...
güzel kadın çirkin erkek birlikteliği
klişe gibi olacak ama gönül kimi severse güzel o' dur.
devamını gör...
babamın 4.evre kansere yakalanması
geçmiş olsun uralaltay ,babana acil şifalar dilerim. *
devamını gör...
yoldaş benjamin levent gültekin podcast'i
levent gültekin kesinlikle çok doğru bir isim, başlangıç için, bende bir tanımımda kendisini konuk olarak önermiştim, ve geri çevirmeyeceğini düşünmüştüm,
büyük bir heyecanla açtığım yayın,
yoldaş benjaminin düşük ve cansız sesi, tonlamasız okuduğu cümleleriyle beni çok şaşırttı, sanırım çok heyecanlı olduğu için, sesi çıkamadı.. levent bey in şaşkınlığını hissettim sanki, yoldaş bir soru soruyor ve o kadar düz okuyorki, cümle bittimi diye bir süre beklemek durumunda kaldı her soruda, levent bey in programlarını izlerim, videolarını izlerim, yazılarını okurum, biraz hayal kırıklığı yaşadı, üzgünüm ama bende hayal kırıklığı yaşadım, ordan konuşması kolay diyebilirsiniz ama, kafa sözlüğü okuyup okumadığı bile sorulmadı, adam belki bakmıştır, fikri sorulmadı, diğer sözlükten bahsedildiğine de inanamıyorum, amatörlük tamamda, ya insan biraz özenir, çalışır, hazırlanır, o en sondaki tokat gibi "hoşçakal" ı duydum zaten, yok artık dedim, kovsaydınız adamı, belkide benim beklentim yüksekti bilmiyorum ama, akıcı da değildi, tutuk tutuk, sorulan sorular fena değildi ama donuk bir sohbetti, ben buna amatör diyemem, ruhsuzdu.
büyük bir heyecanla açtığım yayın,
yoldaş benjaminin düşük ve cansız sesi, tonlamasız okuduğu cümleleriyle beni çok şaşırttı, sanırım çok heyecanlı olduğu için, sesi çıkamadı.. levent bey in şaşkınlığını hissettim sanki, yoldaş bir soru soruyor ve o kadar düz okuyorki, cümle bittimi diye bir süre beklemek durumunda kaldı her soruda, levent bey in programlarını izlerim, videolarını izlerim, yazılarını okurum, biraz hayal kırıklığı yaşadı, üzgünüm ama bende hayal kırıklığı yaşadım, ordan konuşması kolay diyebilirsiniz ama, kafa sözlüğü okuyup okumadığı bile sorulmadı, adam belki bakmıştır, fikri sorulmadı, diğer sözlükten bahsedildiğine de inanamıyorum, amatörlük tamamda, ya insan biraz özenir, çalışır, hazırlanır, o en sondaki tokat gibi "hoşçakal" ı duydum zaten, yok artık dedim, kovsaydınız adamı, belkide benim beklentim yüksekti bilmiyorum ama, akıcı da değildi, tutuk tutuk, sorulan sorular fena değildi ama donuk bir sohbetti, ben buna amatör diyemem, ruhsuzdu.
devamını gör...
osmanlı'da halkın yüzde 90'ı cahildi
ilber ortaylı'nın haber global yayınında dile getirdiği beyan. o döneme yönelik gerçekten çok ilginç noktalara değinmiş.
buradan
buradan
devamını gör...
geri dönüşüm kutusu
karton ve kağıt ayrı, plastik ve naylon ayrı, metaller ve piller ayrı, cam atıkları da ayrı ayrı bölmelerde toplanıyor. gelişmişlik ve çevreyi korumak, bunu gerektiriyor.
devamını gör...
tıyneti bozuk
mayası bozuk, sütü bozuk, kanı bozuk deyimlerini karşılayan söylem.
edit: sevgili meja’ ın tanımıyla “tiyneti bozuk” olarak girdiğim başlığı doğru yazılımı olan “ tıyneti bozuk” olarak düzeltilmesini istedim. doğru bilinen bir yanlışımızı da düzeltmiş oldu sevgili meja. teşekkürler.
edit: sevgili meja’ ın tanımıyla “tiyneti bozuk” olarak girdiğim başlığı doğru yazılımı olan “ tıyneti bozuk” olarak düzeltilmesini istedim. doğru bilinen bir yanlışımızı da düzeltmiş oldu sevgili meja. teşekkürler.
devamını gör...
çıt parmak
serçe parmağı.
bir elin en güzel parmağıdır; tutabilene.
bir elin en güzel parmağıdır; tutabilene.
devamını gör...
uyku tutmayan gecelerde düşünülenler
tüm rezil anılarım film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor.
devamını gör...
yolda yürürken durduk yere gülen insan
kendimi yolda bir şeyler düşünerek oyaladığım için benim bu. artık maskeden çok belli olmuyor zaten.
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
instagram tiktok vb. uygulamalarla hiç işim olmaz.
kurtulduğum güne şükürler olsun *
kurtulduğum güne şükürler olsun *
devamını gör...
türkler aşıyı bulsa adı ne olurdu sorunsalı
-kor ona,
-kov it
-son yarasa bükücü.
-kov it
-son yarasa bükücü.
devamını gör...
pencereden bakmak
başlık bana londra asfaltı üzerindeki evimizi hatırlattı oradan dalıp gittim sevgili yazar.
inat eden kurbanlık koçu sırtında taşıyan babamı o pencereden gördüm.
yüksek gerilim hattı evin tam önündeydi,sağlığa zararlıymış diyorlar.ürkütücü duruyor,kuru kafa var üstünde.evi temelinden sarsan kamyonlar , oradan oraya gidip duran arabalar -renklerine ya da yönlerine göre sayardım kimi zaman-, yol sakin olduğunda karşıdan karşıya geçen yayalar…geceleyin o araba ışıkları öyle fena gelir ki insana, uykuda yüzünüze fener tutuldu sanırsınız.
korkunç kazalar da oldu gözümüzün önünde.freni patlayıp ardından dumanlar çıkaran bir askeri tır ve direksiyonuna başı düşmüş sürücüsü aklımda hâlâ.hatta,biz oradan taşındıktan sonra garip bir şey olmuş: yoldan fırlayan bir tekerlek tam da asfaltı izlediğim pencereden içeri girmiş. allah’tan ölen kalan yokmuş.
tam karşısında yolun bir kahvehane var: adamlar bütün gün bir sandalye tepesinde ne diye oturur?dostları mı var, anlatmak istedikleri mi, yoksa sadece kalabalık etmek için mi oradalar? sesleri bazen yolun gürültüsünü bile aşıp bize gelir.
sağ tarafta köfteci, arabasında ekmek arası satıyor. sonraları okulda hocanın biri, yüzünde anlamsız bir gülüşle,bu adamcağızın kızına takılıp ‘köftecinin kızı ayşegül’ diyecek.ne kötü öğretmenlerin şu etiketlemeleri, bazıları ne hadsiz, yazık.
öteki pencereden jandarma kampı gözükür. gizlice sigara içer askerler ortalığı kar yağmışçasına şenlendiren,hışırtılı kavak ağaçlarının altında. yaklaşan bir ayak sesi varsa elindekini bir çabuk yere atar postalıyla ezer.sabahları bir koro uyandırır bazen, camdan gördüğüm talim yapan işte bu gençlerdir.yeşil kamuflajlı beyaz atletli akaziler(kardeşimin askerlere verdiği ad) komutanın ardından bağırarak tekrarlar : ‘yüküm şimşir kaşıktır diloy diloy yaylalar’.
soldaki evde büyük kız en güzel giysilerini giyip makyajını yapar arz-ı endam eder başını balkona kaldırmış ‘asker abi’ lere gözükebilmek umuduyla.
aşağıda apartmanın çocukları vardır, çığlık çığlığa, ot bürümüş bakımsız bir bahçede koştururlar.yakar top ya da lastik gürültülü oyunlardır,kavgalar gırla gider.içlerinde en yaramazları kız kaçıran ateşler fiyyuuu diye dolanır etrafı duman duman.gece hava kararana dek ordadırlar bu çocuklar.
annem pek izin vermez çıkmaya,ne işim var ki ‘salma gibi’ dışarıda olunmaz o kadar.kırk yılda bir apartman önüne çıksam sanki bir suç işliyormuşum gibi gelir,başımı kaldırdığımda bana bakan yüzünü seçerim annemin.
ve yeniden pencereli saatler başlar çocuk dünyamda.
inat eden kurbanlık koçu sırtında taşıyan babamı o pencereden gördüm.
yüksek gerilim hattı evin tam önündeydi,sağlığa zararlıymış diyorlar.ürkütücü duruyor,kuru kafa var üstünde.evi temelinden sarsan kamyonlar , oradan oraya gidip duran arabalar -renklerine ya da yönlerine göre sayardım kimi zaman-, yol sakin olduğunda karşıdan karşıya geçen yayalar…geceleyin o araba ışıkları öyle fena gelir ki insana, uykuda yüzünüze fener tutuldu sanırsınız.
korkunç kazalar da oldu gözümüzün önünde.freni patlayıp ardından dumanlar çıkaran bir askeri tır ve direksiyonuna başı düşmüş sürücüsü aklımda hâlâ.hatta,biz oradan taşındıktan sonra garip bir şey olmuş: yoldan fırlayan bir tekerlek tam da asfaltı izlediğim pencereden içeri girmiş. allah’tan ölen kalan yokmuş.
tam karşısında yolun bir kahvehane var: adamlar bütün gün bir sandalye tepesinde ne diye oturur?dostları mı var, anlatmak istedikleri mi, yoksa sadece kalabalık etmek için mi oradalar? sesleri bazen yolun gürültüsünü bile aşıp bize gelir.
sağ tarafta köfteci, arabasında ekmek arası satıyor. sonraları okulda hocanın biri, yüzünde anlamsız bir gülüşle,bu adamcağızın kızına takılıp ‘köftecinin kızı ayşegül’ diyecek.ne kötü öğretmenlerin şu etiketlemeleri, bazıları ne hadsiz, yazık.
öteki pencereden jandarma kampı gözükür. gizlice sigara içer askerler ortalığı kar yağmışçasına şenlendiren,hışırtılı kavak ağaçlarının altında. yaklaşan bir ayak sesi varsa elindekini bir çabuk yere atar postalıyla ezer.sabahları bir koro uyandırır bazen, camdan gördüğüm talim yapan işte bu gençlerdir.yeşil kamuflajlı beyaz atletli akaziler(kardeşimin askerlere verdiği ad) komutanın ardından bağırarak tekrarlar : ‘yüküm şimşir kaşıktır diloy diloy yaylalar’.
soldaki evde büyük kız en güzel giysilerini giyip makyajını yapar arz-ı endam eder başını balkona kaldırmış ‘asker abi’ lere gözükebilmek umuduyla.
aşağıda apartmanın çocukları vardır, çığlık çığlığa, ot bürümüş bakımsız bir bahçede koştururlar.yakar top ya da lastik gürültülü oyunlardır,kavgalar gırla gider.içlerinde en yaramazları kız kaçıran ateşler fiyyuuu diye dolanır etrafı duman duman.gece hava kararana dek ordadırlar bu çocuklar.
annem pek izin vermez çıkmaya,ne işim var ki ‘salma gibi’ dışarıda olunmaz o kadar.kırk yılda bir apartman önüne çıksam sanki bir suç işliyormuşum gibi gelir,başımı kaldırdığımda bana bakan yüzünü seçerim annemin.
ve yeniden pencereli saatler başlar çocuk dünyamda.
devamını gör...
kafa sözlük
bedava terapidir. bugünüm barut gibi geçti! müdürlerle tartışmalı toplantılar, bana yapılan onca haksızlığa haksızlık ekleme çabaları, ben anya derken onların konyadan konuşmaları, tartışmaktan iş çıkışı servisi kaçırıyordum. eve sinir krizine ramak kala attım kendimi. sonra buralara daldım bir kaç gündür yazamıyordum, yazdım okudum, yazdım okudum ve fark ettim ki ciddi manada sakinlemişim. güzeldir hoştur, faydası çoktur!
devamını gör...
mesajlara geç cevap veren insan
bilerek yapıyorsa iletişimin kesilmesi gereken insan modelidir.
devamını gör...
ülker halley
herkeze bi halley oluyo, reklamlı çikolatalı bisküvi.
ben lisede iken çıkmıştı.
o zaman, öğrenciler okula kendi gider, kendi gelirdi.
o sıralar en büyük zevkimiz okul çıkışı, kalan harçlık ile halley alıp eve giderken yemekti.
tüm günün kritiğini yapar, gülmekten katıla katıla eve giderdik.
okul kız okulu idi, haliyle yolda baya izleyicimiz olurdu.
ben hala aynı hislerle yiyorum halleyi, tadı da aynı benim için. ruhum liseli kalmış olabilir.
ben lisede iken çıkmıştı.
o zaman, öğrenciler okula kendi gider, kendi gelirdi.
o sıralar en büyük zevkimiz okul çıkışı, kalan harçlık ile halley alıp eve giderken yemekti.
tüm günün kritiğini yapar, gülmekten katıla katıla eve giderdik.
okul kız okulu idi, haliyle yolda baya izleyicimiz olurdu.
ben hala aynı hislerle yiyorum halleyi, tadı da aynı benim için. ruhum liseli kalmış olabilir.
devamını gör...


