günaydın sözlükcüğüm.
birbirini kovalayan rüyaların ardından uyandım ama ruhumu şu ana çağırsam da hala daha rüyamda gördüklerime dik dik bakma eylemiyle meşgul. bakıyor, bakıyor, anlama çalışıyor. bir anlasa anlamlandırıp hikayeler yazacak. neyse efem, çok üstüne gitmeyeceğim ki güzel bir hikaye yazsın. 5dk sonra hazır olur hikayem.
bu gereksiz bilgileri yazdığıma ve günaydın dediğime göre, artık huzur içinde uyuyabilirim.
herkese güzel, sağlıklı, huzurlu, neşeli, mutlu bir gün diliyor ve noktalıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mahlasıma ilham olan gezegenin bulunduğu bilim kurgu dizisi. aynı zamanda izlediğim ilk yabancı dizidir doctor who. daha 3. sınıfa gidiyordum sanırım, abim izletmişti. blink bölümünü izledikten sonra rüyama ağlayan melek girmişti çok iyi hatırlıyorum. hala izlemeye devam ediyorum ve jodie whittaker'ın senarist yüzünden harcandığını düşünüyorum. evet, bence de bölümler eski tadı vermiyor. fakat bunun nedeni doktor değil, yoldaşların ve hikayenin ucuz olması. en sevmediğim clara bile bunların yanında iyi kalıyor. umarım bir an önce senarist gider ve 13. doktorun da gerçekten hatırlanası bölümleri olur.

kaptan jack harkness'ın gelişi elbette hatırlanacak çok büyük bir olay. ama demek istediğim jodie'nin dönemi ile ilgili tek hatırlayacağımız şeyin çok sevilen bir karakterin geri dönüşü olmasını istemiyorum. bence daha fazlasını hak ediyor.
devamını gör...

daha açık bir şekilde dersek; hayvanların dinî inançları olduğunu gösteren eylemler. mesela deneylerde, bazı hayvanların, gizledikleri yiyeceklerini almaya çalıştıkları sırada düşmanları tarafından izlendiklerini fark ettiklerinde yiyeceği tekrar gizledikleri gösterilmiştir. bu da, hayvanların inançları sebebiyle yaptıkları bir eylem olarak yorumlanmıştır. keder, hayvanlar arasında yaygındır, ama cenaze töreni yapan az hayvan vardır. bu hayvanlardan biri de afrika filleridir. bu filler ölü canlılarla karşılaştıkları zaman, onları toprak, yaprak benzeri şeylerle gömerler. üstelik bunu sadece kendileri gibi fil olan canlılar için yapmazlar. gergedanlar, inekler ve diğer canlılar, ve hatta insanlar için de aynı şeyi yaparlar. yine şempanzelerde de bu gibi eylemlere, ritüellere rastlanılır. şempanzeler arasından bir grup öldüğünde, şempanzeler, ritüel haline gelmiş bazı davranışlarda bulunurlar. ilk önce toplu halde susarlar ya da aralarından biri susar ve hatta bazen saatlerce böyle kalırlar. ardından bazıları ses çıkarmaya başlar, sonra cesedi tımarlarlar, sonra cesede bakmaya başlarlar, ağıt gibi iniltiler çıkarırlar ya da üzgün biri gibi çığlık atarlar. hatta düzenli olarak ölüleri ziyaret ettikleri bile söylenir. yunuslar da kısa süre önce ölen üyeleriyle birkaç gün kalırlar ve dalgıçların yaklaşmasını engellerler! yunusların neden böyle bir şey yaptıkları bilinmiyor, bilim adamları bunu gözlemleyebiliyorlar, ama sebebini bilmiyorlar. dişi bir katil balina (orka olarak da bilinirler) yeni doğan ve ardından hemen ölen bebeğinin cesedini 17 gün boyunca taşımıştır! bunu hissettiği keder yüzünden mi yaptığı, yoksa sebebinin bir içgüdü mü olduğu hâlâ tartışma konusu.

ölüler için cenaze töreni yapma, mezarlarına çiçek bırakma gibi ritüeller, neandertallerde de görülmüştür. hatta bazı afrika fillerinin cenaze törenleri ile neandertallerin cenaze törenleri arasında benzerlikler de görülmüştür!

ayrıca 2010'larda batı afrika şempanzelerinin ağaçlara taş attıkları ve bu taşları ağaçların göze çarpan yerlerinde biriktirdikleri keşfedildi. bu davranış sadece batı afrika'da gözlendi. taşları üst üste yığma davranışı insanlarda da görülmüştür. günümüzde bu bir "ritüel" olarak adlandırılsa bile henüz sebebi bilinmiyor. ve bu yaptıklarının sebebi, kökeni hâlâ araştırılıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

merkezi bölgesinde bir (bkz: enerji) üretim mekanizması olan ve ürettiği bu enerjiyi yüzeyinden (bkz: uzay)a salan gök cismi.

yıldızlar kütlelerine göre farklı isimler alabilirler. oluşum aşamalarından sonra ne kadar süre boyunca enerji üretecekleri de yine kütleleri ile ilişkilidir.

(bkz: dünya)'ya en yakın yıldız (bkz: güneş)'tir.
devamını gör...

(bkz: derdini seveyim)
devamını gör...

bence dünyanın her yerinde zor olan ve gereken değeri görmeyen varlıktır.

bu resmi yapan sanatçı hindistan’ın trissur şehrinden 9.sınıf öğrencisi ajunath sindhu vinayala.
babası annesinden bahsederken sürekli ‘’o çalışmıyor, sadece ev kadını’’ dediği için ajunath bu tabloyu yaptı. annesinin boş durduğunu hiç görmediğinden babasının böyle konuşmasına çok şaşıran ajunath, annesinin günlük rutin hayatını gösteren bir resim çizip öğretmenine gösterdi. öğretmeni de bunu valiliğe yolladı. sonunda resim hindistan’ın 2020-2021 cinsiyet bütçesinin kapak resmî olarak seçildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anladığım kadarıyla bir anlatım bozukluğunun neden olduğu üzücü durumdur. yıllar önce jose saramago’nun lizbon kuşatmasının tarihi diye bir kitabını okumuştum ve bu kitapta yapılan bir yazım yanlışı yüzünden tarihin alt üst olması anlatılıyordu. elimdeki verilere göre asansör sessizliğinin nedeni de benzer bir dikkatsizlik olabilir.

asansörler tabiatları itibariyle yalnızdır aslında, herkes uykuya gömüldüğünde onlar da yalnızlıkları ile yüzleşirler, bu da en doğal haklarıdır. içlerinde besledikleri aynanın varoluş amacı da bu yüzleşmeyi sağlamaktır.

ancak gün silkelenip kendine geldiğinde asansörler de canlanırlar, yalnızlıklarını ve sessizliklerini alarm düğmesinin altına saklayıp toplumsal döngünün içinde kendilerine biçilen görevi üstlenmeye başlarlar.

benim gördüğüm bu talihsiz asansör hariç, zira böğrüne yapıştırılmış olan talimatnamede bir hata yapılmış ve gün boyu, gece boyu, ömür boyu yalnızlığa ve akabinde sessizliğe mahkum edilmiştir. asansörler yalnız bırakılmamalıdır. sessizlik onların kaderi değildir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

takip ettiğim bir kaç gazeteciden birisidir.
nezdimde, siyasal islamcıları en iyi tanıyan objektif gazeteci olma unvanına da sahiptir.

youtube kanalında haftalık olarak gündemi yorumlar, izlenesi takip edilesidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir behçet çelik kitabıdır.

behçet çelik on sekiz öyküden oluşan bu müthiş öykü kitabı ile 2008 yılında sait faik hikaye armağanını kazanmış ve kazanırken de sonuna kadar hak etmiş.

yazar kitabı üç bölüme ayırmış. ama bölümlere isim ya da numara vermektense üç bölümü de ayrı ayrı dizelerle ayırmış birbirinden ki bu ustalara zarif bir selam olmuş bence.

ilk bölümde oktay rifat’ın “ gün batmasa her kente dönebilir” sözüyle yola çıkıyoruz. derdini anlatamayan sessiz insanların arasında dolaşırken gün ortasında arzu duyduğumuz şeyleri düşünüyoruz. bir yandan da iyi olacak, iyi diyoruz kendimizi sağaltmak için. bir kafede eski bir arkadaşımızla yediğimiz ama bize iyi hissettirmeyen yoğurtlu makaranadan sonra güzel bir ortam arayışına giriyoruz. emir kusturica filmlerinden fırlamış bir abladan dinlediğimiz tutmayan fal bize hayatın bundan ibaret olmadığını hatırlatıyor. sabaha kadar arayıştayız, kuşluk vakti karanlığında bulma umuduyla aradığımızı.

ikinci bölümde bizi “ benim sözlerim eskidi/ onunki de eskidi/ zaten kelimeler sonludur “ diyen edip cansever karşılıyor bizi. ıslak muşambanın o rahatsız edici serinliği kolumuza dokunduğunda kendimizi mutlu bir kedi bakıcısına sırnaşan bir kedinin huysuzluğu ile sarmalıyoruz. sonra yoldan geçen güzel kokulu kızlar hep bir ağızdan yaz bitti diyorlar. olağan bir cumartesinin olağanüstü sıcağında mantıklı bulmuyoruz bu sözü. hayatlarımızın aldığı haller aklımızdan geçerken güzel kızlardan birinin kokusuyla müstesna eylül’ün gelişini hayal ediyoruz.

üçüncü bölümde turgut uyar beklemekte bizi “ yarın pazar/ yarınki pazarların sessizliği “ sözüyle. hakim amca beni sormuş cümlesi çalınıyor kulağımıza tam da eylüle girmişken bir postal ezikliği ile. eylül intikam peşinde biliyoruz, tam 31 yıldır. kukumav kuşu gibi düşünmeye de niyetli değiliz ne olursa olsun. anlattığımız hikayeden bir iş devşirsek bize yeter. zaten şunu şurasında ne kaldı dolunayda doğum günü kutlamaya.
devamını gör...

devlet bahçeli
devamını gör...

“yol erbabıyız. menziller bahanedir. sonlar, vuslatlar, nihayetler değişir ama yol değişmez. yol hayattır.”

pandemi öncesinde ankara meb şura salonunda izlediğim oyundur. kalabalık bir arkadaş grubuyla biletlerini bir ay kadar önce almıştık. defalarca ankara’da sahnelenmiş olmasına rağmen, her oyunu dolu dolu geçmiştir.

fırat tanış’ın müthiş performansı, anlatılan yol hikayesinin bizim toprakların sesi olması, söylenen türküler gerçekten çok iyidi.

tek kişilik oyunlar, hem oyuncu hem izleyen açısından zordur. sahnede kaldığınız süre içerisinde o yüksek konsantrasyondan kopmadan, izleyiciyi oyuna dahil ederek, alt metinde felsefe, tasavvuf gibi zor konuları, farklı bir dille anlatmak gerçekten zordur. ancak fırat tanış bu işin hakkını vermiştir. gerçekten “tanış” olmuşuzdur.

oyunun yazarı semih çelenk’tir. fırat tanış ile birlikte sahneye koydukları oyun, iki yıldır kapalı gişe oynanmaktadır. aynı adlı bir de kitap çıkarmıştır. “gelin tanış olalım” arketip yayınevinden okuyuculara sunulmuştur.

tanım: fırat tanış’ın tek kişilik (bir orkestra ile) performansla sergilediği, anadolu felsefesini, aşıklık geleneğini ve insan olabilme ve kalabilme öğretisini anlattığı oyundur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en bir sevdiğim yerli gruplarımızdan biri. her daim dinlenebilen, hep bir oyunlu, muzip, yer yer hüzünlü hemi de neşeli şarkıları olan şahane müzik grubudur. bazı şarkılarındaki dervişane ve bilge tavrı, bazı şarkılarındaki serseriliği ve deliliği, bazı şarkılarında ise katıksız romantizmi öyle çok severim. hepsini nasıl bu kadar doğru ve doğal bir şekilde bir araya getirebildiklerini anlayamıyorum tabii, zira ona da sanatçılık deniyor olsa gerek.
devamını gör...

taşıdıkları kültür ve yaşadıkları doğanın uyumundan olsa gerek, aynı anda hem türkçe hem de lazcayı konuşma alışkanlığı edinmişler. fakat şehir dışında okuyan yeni nesil ve göç eden lazlar, dillerine uzak kalmışlar.
devamını gör...

röveşatanın menşei konusunda çeşitli rivayetler var. kim bulmuş? nasıl ortaya çıkmış? bununla ilgili yığınla hikâye yazılmış. ancak bunlardan en gerçekçisi ve belgelere dayananı eduardo galeano abimizin gölgede ve güneşte futbol kitabında aktardıklarıdır. yine uruguay fanatizmine kurban gideceğiz ama o yazmışsa doğrudur diyorum. adamın anlattığı hikayeler inanılmaz. zaten kitapla ilgili de geçenlerde birkaç şey karalamıştım. neyse efendim, mevzuya gelecek olursak, günümüzde bir ustalık ve yetenek göstergesi olan bu hareket, şilili futbolcu roman unzala tarafından bulunmuş. tarihi net olmamakla birlikte bu hareketi ilk olarak 1914 yılında yaptığından bahsediliyor. o dönemlerde bu harekete ''şilili vuruşu'' adı verilmiş. bunu nereden biliyoruz? unzala bu hareketi yaptıktan sonra mütemadiyen tekrarlamış. özellikle 1916 ve 1920 copa america organizasyonlarında abimiz sahayı tabiri caizse makaslayarak gezmiş. hal böyle olunca da gerek taraftarların gerekse basının aklına hareket bu isimle kazınmış ve bu şekilde ifade edilir olmuş.

yalnız 1930'lu yıllara gelindiğinde brezilyalı ünlü futbolcu leonidas bu hareketi gerek oynadığı takımlarda gerekse brezilya milli takımında defalarca tekrarlamış. yani tabiri caizse hareketi milletin gözüne gözüne sokmuş. röveşata zamanla leonidas'ın bulduğu bir vuruşmuş gibi algılanmaya ve yansıtılmaya başlamış. anlatılanlara göre leonidas futbol hayatı boyunca en çok röveşata golüne sahip adam. zaten bu yüzden de lakabı lastik adam. yani bu vuruş sitili tam olarak onu yansıtıyormuş, bu sebeple de akıllarda hep lastik adam kalmış ve unzala bey unutulmuş. galeano abi onun itibarını iade etmiş ve mevzu çözülmüş demek isterdim ama çözülmemiş *

çünkü bundan sonrada perulular ortaya çıkıyor. onlarda hareketin kendilerine ait olduğunu ve adının da bisiklet vuruşu olduğunu iddia ediyorlar. ancak bu durum sadece bir iddiadan ibaret. başlangıçta da söylediğim gibi bu hareket ile ilgili yığınla hikâye var ama galeano abi has adamdır, belgesiz konuşmaz. sizi iyisi mi onu dinleyin. artı kitabını da okuyun. arkadaş bir röveşatadan neler çıktı. hiç akıl kârı işler değil bunlar ama yazmış bulunduk artık. geçmiş olsun. *
devamını gör...

sözlüğümüz fonlayan kgb olduğundan sözlük içinde komünizm geçerlidir, sözlüğümüzde herkes birinci nesil olacak kimse kimseye benden önce geldin diye yer vermeyecektir! sonuçta herkesten aynı akbil ücreti alınmakta.
devamını gör...

kem gözlüler tepetaklak ettiler bizi. neyimiz vardı halbuki. bazılarınında yıldızı çok düşük oluyor canım.
devamını gör...

oblomov
jane eyre
dorian grey in portresi
uğultulu tepeler
maxim gorki üçlemesi-çocukluğum-ekmeğimi kazanırken-benim üniversitelerin
varolmanın dayanılmaz naifliği
genç bir doktorun anıları
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ben çok çile çekiyorum en zoru ayrılık
çok yalnızlık gördüm ben
en zoru sensizken olanı
gözlerinde bulduğum ışığı ayda bile bulamadım
elindeki sıcaklığı güneşte bile bulamadım
yakıp kavurduğun kalbi ateş bile yakaladı
gözlerimdeki sevgiyi senden başkası göremedi
biliyor musun sevgilim
beni senden başkası sevemedi


ha manita abartmış ama olsun. bilin lan değerimizi*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim