insanları itici yapan detaylar
bilmeden konuşmaları, bilmedikleri şeyin doğruluğu ve kesinliği konusunda da diretmeleri. yani cahillik diyebiliriz.
devamını gör...
nickaltı yazılan yazarın karma puanı artıyor mu sorunsalı
küfürler 250 puan sayılıyor deli misin?
arkadaşlar şaka yaptım niye küfrediyorsunuz? *
arkadaşlar şaka yaptım niye küfrediyorsunuz? *
devamını gör...
empat olmak
(bkz: fringe)
devamını gör...
iyi insanlar biriktirin
değerli bir öneri cümlesi.
hayatınızın seyri biriktirdiğiniz insanlara göre değişir*.
hayatınızın seyri biriktirdiğiniz insanlara göre değişir*.
devamını gör...
hercaimiş çiçeği
arasında brenna maccrimmon esintileri bulunan kırıka şarkısı.
şarkıyı pek kimse bilmez, zaten kırıka'yı da pek insan bilmez, ben bilirim, curcuna'nın ve ege'nin güzel bi sesi onlar, severiz.
hele bu şarkı?
mesajlaştığım çoğu insana yollamışımdır, - sanırım - 2012'den beri dilimde, benim gibi tuhaf bi' şarkı işte. sakız adasında geldiğim bilinince masadaki nevalenin yanına konulan ilk şeydi bu, orada adımızın metizmenos tourkos* kalmasının sebeplerinden.
denize karşı kurulan akşam sofralarının herkes tarafından söyleyen milli marşı.
9/8'lik kavga ve aşk'lara meftunum, daim olsun. *
sözler ;
"seni biraz bilseydim
of, aman aman
kalbimi verir miydim?
ah yandım!
yıllarca hiç gülmeden
of, aman aman
ızdırap çeker miydim?
ah yandım!
bana yıllar boyunca unutturdun gülmeyi
unutturdun, ah unutturdun gülmeyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
şimdi gündüzden de çok seviyorum geceyi
seviyorum, ah seviyorum geceyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
oh!
yaşa!
hadi bakalım
sevdamı harman ettin
of, aman aman
rüzgarlarda savurdun
namussuz
aşkımı kıyım ettin
of, aman aman
ateşlerde kavurdun
ah yandım!
bana yıllar boyunca unutturdun gülmeyi
unutturdun, ah unutturdun gülmeyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
şimdi gündüzden de çok seviyorum geceyi
seviyorum, ah seviyorum geceyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği"
şarkıyı pek kimse bilmez, zaten kırıka'yı da pek insan bilmez, ben bilirim, curcuna'nın ve ege'nin güzel bi sesi onlar, severiz.
hele bu şarkı?
mesajlaştığım çoğu insana yollamışımdır, - sanırım - 2012'den beri dilimde, benim gibi tuhaf bi' şarkı işte. sakız adasında geldiğim bilinince masadaki nevalenin yanına konulan ilk şeydi bu, orada adımızın metizmenos tourkos* kalmasının sebeplerinden.
denize karşı kurulan akşam sofralarının herkes tarafından söyleyen milli marşı.
9/8'lik kavga ve aşk'lara meftunum, daim olsun. *
sözler ;
"seni biraz bilseydim
of, aman aman
kalbimi verir miydim?
ah yandım!
yıllarca hiç gülmeden
of, aman aman
ızdırap çeker miydim?
ah yandım!
bana yıllar boyunca unutturdun gülmeyi
unutturdun, ah unutturdun gülmeyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
şimdi gündüzden de çok seviyorum geceyi
seviyorum, ah seviyorum geceyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
oh!
yaşa!
hadi bakalım
sevdamı harman ettin
of, aman aman
rüzgarlarda savurdun
namussuz
aşkımı kıyım ettin
of, aman aman
ateşlerde kavurdun
ah yandım!
bana yıllar boyunca unutturdun gülmeyi
unutturdun, ah unutturdun gülmeyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği
şimdi gündüzden de çok seviyorum geceyi
seviyorum, ah seviyorum geceyi
ne bileyim aşkının hercaimiş çiçeği?
hercaimiş, ah hercaimiş çiçeği"
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
kitap okurken alınan hazzı x10 katlayan olaydır.
devamını gör...
papa'nın aylan bebeğin babası ile görüşmesi
papa francis, tarihi ırak seyahati sırasında minik bedeniyle göçmenlerin yaşadığı dramın sembolü haline gelen aylan bebeğin babası abdullah kurdi ile görüştü. görüşmede kurdi, papa'ya dünyayı yasa boğan aylan bebeğin ölümünü yansıtan bir tablo hediye etti. kurdi'nin papa'ya hediye sunması "celladına aşık olmak" şeklinde yorumlandı.
haberin devamı için
devamını gör...
kendimizi geliştirmek zorunda mıyız sorunsalı
cahil özgüveni diye bir şey vardır ya, işte o özgüven bazı insanlara mutluluk verir.
mutluluk çok garip bir şey. herkes farklı anlamlar yükler. kimisi cahilliğiyle, kimisi bilgeliğiyle mutlu olur.
kimse kendini geliştirmek zorunda değil, herkes mutlu olacağı şekilde yaşasın.
"başkalarına zarar vermeyecekse, ne olacaksa olsun.
cahilken mutluysa, ömür boyu cahil olsun."
-sir dubaracı
mutluluk çok garip bir şey. herkes farklı anlamlar yükler. kimisi cahilliğiyle, kimisi bilgeliğiyle mutlu olur.
kimse kendini geliştirmek zorunda değil, herkes mutlu olacağı şekilde yaşasın.
"başkalarına zarar vermeyecekse, ne olacaksa olsun.
cahilken mutluysa, ömür boyu cahil olsun."
-sir dubaracı
devamını gör...
cehalet mutluluktur
sıkça kullanılan bir önerme, genelleme.
ingilizce’deki (bkz: ignorance is bliss) önermesinin türkçe çevirisidir aynı zamanda.
kullanan kişinin hayata karşı karamsar bir bakış açısı olduğunu gösterir. çünkü bir seviyeden sonra edinilecek yeni bilgilerin ancak taşıması zor yük, acı, boşluk veya anlamsızlık getireceğine inanmaktadır. tabii bir de kendisinin cahil olmadığına.
karşıt görüşlüler ise şöyle cevap verebilir:
eğer cehalet mutluluksa neden etraf mutlu insanlarla dolu değil? - stephen fry
ilk önermeyi savunan kişi buna “cahilin mutsuzluğuyla benim mutsuzluğum bir mi” diyebilir tabii, ama kim karar verebilir ki bu sorunun doğru cevabına? ne bilge olan cahilin mutsuzluğunu bilir, ne cahil olan bilgenin.
edit: ayrıca (bkz: dunning-kruger etkisi). birebir olmasa da “biliyor olma hissi” veya özgüvenin mutluluk getirdiğini varsayarsak oldukça ilişkili bir etki
ingilizce’deki (bkz: ignorance is bliss) önermesinin türkçe çevirisidir aynı zamanda.
kullanan kişinin hayata karşı karamsar bir bakış açısı olduğunu gösterir. çünkü bir seviyeden sonra edinilecek yeni bilgilerin ancak taşıması zor yük, acı, boşluk veya anlamsızlık getireceğine inanmaktadır. tabii bir de kendisinin cahil olmadığına.
karşıt görüşlüler ise şöyle cevap verebilir:
eğer cehalet mutluluksa neden etraf mutlu insanlarla dolu değil? - stephen fry
ilk önermeyi savunan kişi buna “cahilin mutsuzluğuyla benim mutsuzluğum bir mi” diyebilir tabii, ama kim karar verebilir ki bu sorunun doğru cevabına? ne bilge olan cahilin mutsuzluğunu bilir, ne cahil olan bilgenin.
edit: ayrıca (bkz: dunning-kruger etkisi). birebir olmasa da “biliyor olma hissi” veya özgüvenin mutluluk getirdiğini varsayarsak oldukça ilişkili bir etki
devamını gör...
güçlü kadınların ortak özelliği
güç kavramını önemsememeleri. istediği zaman güçlü istediği zaman güçsüz olmayı karar verecek kadar özgür olmaları.
devamını gör...
süre ortalaması 3.7 dakika olan bir konuda saatlerce konuşmak
çok özür dileyerek kahkaha attığım başlıktır.
bu konuda bu kadar başlık açılmasının sebebinin tam olarak telafi amaçlı olduğunu düşünüyorum. anonim bile olsa burda 3-5 kişi kendisini aktif cinsel hayatı olan biri olarak görsün diye hiç durmadan seksle alakalı başlıklar açıyor, tanımlar giriyor. neyse tamam en çok seks yapan sizsiniz. en tecrübeli sizsiniz. hatta siz ortalamayı 1 saate çıkarırsınız *
bu konuda bu kadar başlık açılmasının sebebinin tam olarak telafi amaçlı olduğunu düşünüyorum. anonim bile olsa burda 3-5 kişi kendisini aktif cinsel hayatı olan biri olarak görsün diye hiç durmadan seksle alakalı başlıklar açıyor, tanımlar giriyor. neyse tamam en çok seks yapan sizsiniz. en tecrübeli sizsiniz. hatta siz ortalamayı 1 saate çıkarırsınız *
devamını gör...
cornell metodu
cornell üniversitesi’nde profesör walter pauk tarafından geliştirilen bir not tutma yöntemidir.
metod, hızına yetişemediğimiz anlatıcıyı yakalayarak etkili not tutmamızı sağlar.

1 numaralı bölüm, notlarımızı alacağımız bölümdür.
2. bölüme ise kısaltma, anahtar kelimeler gibi ipuçlarını yazacağız.
3. bölüme ise, önemli noktalar yazılır. konu ana hatları ile açıklanır.
dersi tekrar etmek için, sağ taraf kapatılarak, sol taraftaki kelimelerden notlar hatırlanmaya çalışılır. bu şekilde daha hızlı ve zamandan tasarruf edilerek çalışabiliriz.
metod, hızına yetişemediğimiz anlatıcıyı yakalayarak etkili not tutmamızı sağlar.

1 numaralı bölüm, notlarımızı alacağımız bölümdür.
2. bölüme ise kısaltma, anahtar kelimeler gibi ipuçlarını yazacağız.
3. bölüme ise, önemli noktalar yazılır. konu ana hatları ile açıklanır.
dersi tekrar etmek için, sağ taraf kapatılarak, sol taraftaki kelimelerden notlar hatırlanmaya çalışılır. bu şekilde daha hızlı ve zamandan tasarruf edilerek çalışabiliriz.
devamını gör...
berlin'de hakimler var
adaletin ne olduğunu en iyi anlatan hikayelerden biridir berlin'de hakimler var hikayesi. sunay akın yorumuyla işte o hikaye:
--- (alıntı) ---
1750 yılında, alman prusya kralı büyük ıı. frederick,
berlin yakınlarındaki postdam ormanlarında gezinirken,
bir değirmenin bulunduğu alçak bir tepe üstünde durur.
değirmenin olduğu yeri satın alacağını ve yerine bir saray yaptıracağını söyler.
kralın adamları değirmenciye gider ve kralın bu isteğini iletirler.
fakat adam değirmenini satmak istemez.
adamları gelip kral'a durumu anlatırlar;
kral bunun üzerine değirmenciyi huzuruna çağırtır.
değirmenci gelip, kral'ın karşısında durur.
- "yanlış anladınız beni herhalde beyefendi, ben satın almak
istiyorum orayı. kaç para?" der, önce.
sonra değirmen için değerinin kat ve kat üstünde bir ücret ödemeyi teklif eder.
- "hayır yanlış anlamadım, adamların da bunu söyledi. satmıyorum!"
- "beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim."
- "sen koskoca kralsın, paran çok. git almanya'nın her yerine saray yap.
burayı benden önce babam işletiyordu. ona da babasından kalmış,
ben de çocuğuma bırakacağım. satmıyorum!"
bunun üzerine sinirlenen kral frederick ayağa kalkar ve;
“sen benim prusya kralı friedrich olduğumu bilmiyor musun yoksa?” diye gürler.
değirmenci;
-“senin kral olduğunu biliyorum.
ama ben de bu değirmenin ve arazinin sahibi sans-souci’yim.”
kral iyice köpürür ve;
- “madem benim kim olduğumu biliyorsun, o halde zorla alabileceğimi
de biliyor olmalısın. bakalım o zaman ne yapacaksın?
benim binlerce askerim var. senin kimin var?” der.
değirmenci bu söz üzerine hiç telaşa düşmeden tarihe geçecek
o ünlü sözü söyler:
-“berlin’de hâkimler var. ben de onlara güveniyorum.”
kral bu cevap üzerine ıslah ettiği mahkemelerin adaletinin
kendi aleyhine bile güvenildiğini anlar ve
tarihe geçen şu ünlü sözünü söyler:
"hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir.
hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz."
kral ikinci friedrich bu yel değirmeninin prusya krallığı devam
ettikçe korunmasını ister ve onun daha altında olan tepeye sarayını
diker ve adını da değirmencinin ismi olan sans-souci sarayı koyar.
*
saray ve değirmen günümüzde hala orada bir "adalet simgesi"
olarak yan yana ve birlikte durmaktadır.
ne güzel bir adalet ki, kralın arka bahçesinde bir değirmenci...
adalet, bir kralı ve bir değirmenciyi dost etmiştir.
ve belki kim bilir, sabahları prusya kralı ıı. frederick arka bahçeye
çıktığında değirmenci seslenir ona;
- "hey frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?"
ve belki, prusya kralı ıı. frederick der ki;
- "adalet her sabah bana, taze ve sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi."
***
yıllar sonra genç bir osmanlı subayı, berlin'de bir davete katılır.
arkadaşlarına bu hikâyeyi anlatır ve sonra da derki;
"haydi gidelim ve bu sarayı görelim. değirmen hala duruyormuş."
kimse o soğukta dışarı çıkmak istemez. bir tek o subay gider.
sarayın karşısına geçer ve tek başına bu eşsiz eseri izler.
işte o genç subay, türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu mustafa kemal atatürk'tür.
ve mahkeme salonlarında hakimin hemen arkasındaki duvarda yazılı olan,
“adalet, mülkün temelidir” sözünün gerçek anlamını anlatır bu hikaye...
--- (alıntı) ---
1750 yılında, alman prusya kralı büyük ıı. frederick,
berlin yakınlarındaki postdam ormanlarında gezinirken,
bir değirmenin bulunduğu alçak bir tepe üstünde durur.
değirmenin olduğu yeri satın alacağını ve yerine bir saray yaptıracağını söyler.
kralın adamları değirmenciye gider ve kralın bu isteğini iletirler.
fakat adam değirmenini satmak istemez.
adamları gelip kral'a durumu anlatırlar;
kral bunun üzerine değirmenciyi huzuruna çağırtır.
değirmenci gelip, kral'ın karşısında durur.
- "yanlış anladınız beni herhalde beyefendi, ben satın almak
istiyorum orayı. kaç para?" der, önce.
sonra değirmen için değerinin kat ve kat üstünde bir ücret ödemeyi teklif eder.
- "hayır yanlış anlamadım, adamların da bunu söyledi. satmıyorum!"
- "beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim."
- "sen koskoca kralsın, paran çok. git almanya'nın her yerine saray yap.
burayı benden önce babam işletiyordu. ona da babasından kalmış,
ben de çocuğuma bırakacağım. satmıyorum!"
bunun üzerine sinirlenen kral frederick ayağa kalkar ve;
“sen benim prusya kralı friedrich olduğumu bilmiyor musun yoksa?” diye gürler.
değirmenci;
-“senin kral olduğunu biliyorum.
ama ben de bu değirmenin ve arazinin sahibi sans-souci’yim.”
kral iyice köpürür ve;
- “madem benim kim olduğumu biliyorsun, o halde zorla alabileceğimi
de biliyor olmalısın. bakalım o zaman ne yapacaksın?
benim binlerce askerim var. senin kimin var?” der.
değirmenci bu söz üzerine hiç telaşa düşmeden tarihe geçecek
o ünlü sözü söyler:
-“berlin’de hâkimler var. ben de onlara güveniyorum.”
kral bu cevap üzerine ıslah ettiği mahkemelerin adaletinin
kendi aleyhine bile güvenildiğini anlar ve
tarihe geçen şu ünlü sözünü söyler:
"hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir.
hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz."
kral ikinci friedrich bu yel değirmeninin prusya krallığı devam
ettikçe korunmasını ister ve onun daha altında olan tepeye sarayını
diker ve adını da değirmencinin ismi olan sans-souci sarayı koyar.
*
saray ve değirmen günümüzde hala orada bir "adalet simgesi"
olarak yan yana ve birlikte durmaktadır.
ne güzel bir adalet ki, kralın arka bahçesinde bir değirmenci...
adalet, bir kralı ve bir değirmenciyi dost etmiştir.
ve belki kim bilir, sabahları prusya kralı ıı. frederick arka bahçeye
çıktığında değirmenci seslenir ona;
- "hey frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?"
ve belki, prusya kralı ıı. frederick der ki;
- "adalet her sabah bana, taze ve sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi."
***
yıllar sonra genç bir osmanlı subayı, berlin'de bir davete katılır.
arkadaşlarına bu hikâyeyi anlatır ve sonra da derki;
"haydi gidelim ve bu sarayı görelim. değirmen hala duruyormuş."
kimse o soğukta dışarı çıkmak istemez. bir tek o subay gider.
sarayın karşısına geçer ve tek başına bu eşsiz eseri izler.
işte o genç subay, türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu mustafa kemal atatürk'tür.
ve mahkeme salonlarında hakimin hemen arkasındaki duvarda yazılı olan,
“adalet, mülkün temelidir” sözünün gerçek anlamını anlatır bu hikaye...
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
arapça "medine", "şehir" demektir.* "medeniyet" kelimesi de bu kelimeyle aynı kökten gelir. yani "şehirli insan, medeni insandır" demişler.
medeniyet kelimesinin ingilizcedeki karşılığı olan civilization'ın kökeni, civitas, yine "şehir" demektir. yani zamanında şehir surlarının içinde yaşayan, barbar olmayan insan; civilized insanmış. arapça muadiliyle neredeyse birebir aynı anlamda süregelmiş.
bitti mi? bitmedi.
bu kavram için cumhuriyetin dil devrimi sırasında türettiğimiz "uygarlık" kelimesi bile benzer bir ayrım gözetir. bu kelime basbayağı uygurlar'dan gelir ve bilindiği üzere uygurlar konargöçer hayatı bırakıp yerleşik hayata geçen, tarımla uğraşmaya başlayan ve bu yüzden şehirler inşa eden ilk türk kavmidir.
ateistler bunu da açıklasın.
medeniyet kelimesinin ingilizcedeki karşılığı olan civilization'ın kökeni, civitas, yine "şehir" demektir. yani zamanında şehir surlarının içinde yaşayan, barbar olmayan insan; civilized insanmış. arapça muadiliyle neredeyse birebir aynı anlamda süregelmiş.
bitti mi? bitmedi.
bu kavram için cumhuriyetin dil devrimi sırasında türettiğimiz "uygarlık" kelimesi bile benzer bir ayrım gözetir. bu kelime basbayağı uygurlar'dan gelir ve bilindiği üzere uygurlar konargöçer hayatı bırakıp yerleşik hayata geçen, tarımla uğraşmaya başlayan ve bu yüzden şehirler inşa eden ilk türk kavmidir.
ateistler bunu da açıklasın.
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
bara girerken ve sigara alırken hala kimlik göstermek zorunda kaldığım durumdur.
devamını gör...
maximilien robespierre
--- alıntı ---
maximilien-françois-marie-ısidore de robespierre d. 6 mayıs 1758, arras – ö. 28 temmuz 1794, paris), jakoben kökenli fransız devlet adamı, hukukçu ve fransız devrimi'nin önde gelen isimlerinden biri.[1][2] 1793'ün sonlarında, terör dönemi sırasında devrimci hükûmet'in ana organı olan kamu güvenliği komitesi hâkim oldu ancak 1794'te başlayan isyanlar (réaction thermidorienne) sonucunda düşürüldü ve idam edildi.
robespierre ailesinin irlanda asıllı olduğu söylenir. robespierre, arras'da bir süre okula gittikten sonra, paris'te louis le grand koleji'nde okudu. 1781'de baba mesleğini seçerek avukat oldu ve arras'da çalışmaya başladı. 1788'de états généraux meclisi'nin seçilmesi ve toplanmasıyla ilgili tartışmalara katıldı. bu meclise girmek için artois'dan tiers-état temsilcisi seçildi. sadık bir rousseaucu olması sebebiyle aşırı solda sayılıyordu, nitekim hemen jakoben kulübüne üye oldu.
zengin burjuvazi yerine, paris halkını tutuyor, onlara dayanıyordu. bütün söylevlerinde demokrasiyi savundu, ve genel oydan yana çıktı. halk onu "ıncorruptible" (bozulmaz, satın alınamaz, yıkılmaz) olarak adlandırıyordu. robespierre, katıksız bir demokrasi adına jirondenler'le çatışıyordu. avusturya'yla savaşmak söz konusu olunca buna karşı çıktı. cumhuriyet ilan edildikten sonra, geri dönülmesini kesinlikle önlemek için saint-just, marat ve danton'la birlikte 21 ocak 1793'te kralın idam edilmesini sağladı.
rousseau gibi robespierre de siyasal yönetimin eskiden beri büyük çoğunluğun bir azınlıkça sömürülmesi ve ona boyun eğdirilmesi için kullanıldığına inanmaktaydı. ona göre yasa dediğimiz şeyler, bu çabaları sistemleştirmek içindi. yasamacılar, halkın güçlerini serbest bırakmak ve özgürlük, onur, mutluluk, kendi kendini yönetme özlemlerini doyurmayı düşünmüşlerdir. oysa bu yapay zorlama bir kez ortadan kalksa, hemen uyumlu bir toplum doğacak ve aralıksız sürüp gidecektir. robespierre ve öteki jakobenlerin terörden umdukları, geçici bir diktatörlükten sonra aydınlanma çağı felsefecilerinin öngördükleri bu doğal düzene ulaşmaktı. fakat, robespierre'in kendisi de bu tutumunun bir kurbanı olarak 28 temmuz 1794'te giyotinle idam edildi.
--- alıntı --- buradan
maximilien-françois-marie-ısidore de robespierre d. 6 mayıs 1758, arras – ö. 28 temmuz 1794, paris), jakoben kökenli fransız devlet adamı, hukukçu ve fransız devrimi'nin önde gelen isimlerinden biri.[1][2] 1793'ün sonlarında, terör dönemi sırasında devrimci hükûmet'in ana organı olan kamu güvenliği komitesi hâkim oldu ancak 1794'te başlayan isyanlar (réaction thermidorienne) sonucunda düşürüldü ve idam edildi.
robespierre ailesinin irlanda asıllı olduğu söylenir. robespierre, arras'da bir süre okula gittikten sonra, paris'te louis le grand koleji'nde okudu. 1781'de baba mesleğini seçerek avukat oldu ve arras'da çalışmaya başladı. 1788'de états généraux meclisi'nin seçilmesi ve toplanmasıyla ilgili tartışmalara katıldı. bu meclise girmek için artois'dan tiers-état temsilcisi seçildi. sadık bir rousseaucu olması sebebiyle aşırı solda sayılıyordu, nitekim hemen jakoben kulübüne üye oldu.
zengin burjuvazi yerine, paris halkını tutuyor, onlara dayanıyordu. bütün söylevlerinde demokrasiyi savundu, ve genel oydan yana çıktı. halk onu "ıncorruptible" (bozulmaz, satın alınamaz, yıkılmaz) olarak adlandırıyordu. robespierre, katıksız bir demokrasi adına jirondenler'le çatışıyordu. avusturya'yla savaşmak söz konusu olunca buna karşı çıktı. cumhuriyet ilan edildikten sonra, geri dönülmesini kesinlikle önlemek için saint-just, marat ve danton'la birlikte 21 ocak 1793'te kralın idam edilmesini sağladı.
rousseau gibi robespierre de siyasal yönetimin eskiden beri büyük çoğunluğun bir azınlıkça sömürülmesi ve ona boyun eğdirilmesi için kullanıldığına inanmaktaydı. ona göre yasa dediğimiz şeyler, bu çabaları sistemleştirmek içindi. yasamacılar, halkın güçlerini serbest bırakmak ve özgürlük, onur, mutluluk, kendi kendini yönetme özlemlerini doyurmayı düşünmüşlerdir. oysa bu yapay zorlama bir kez ortadan kalksa, hemen uyumlu bir toplum doğacak ve aralıksız sürüp gidecektir. robespierre ve öteki jakobenlerin terörden umdukları, geçici bir diktatörlükten sonra aydınlanma çağı felsefecilerinin öngördükleri bu doğal düzene ulaşmaktı. fakat, robespierre'in kendisi de bu tutumunun bir kurbanı olarak 28 temmuz 1794'te giyotinle idam edildi.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
sevgi çiçeği
halk arasında kırmızı peygamber çiçeği, yanardöner ve gelin düğmesi isimleriyle anılan bitki, dünyada sadece ankara’nın gölbaşı ilçesinde yetişen endemik bir bitkidir. son zamanlarda tahmin edebileceğimiz gibi nesli tükenme tehlikesindeymiş. ekolojik tarım ile bunun öne geçilebileceği söyleniyor. sevgi de tüketiliyor ya günümüzde, çiçeğine de sıra geliyor yavaş yavaş. sevip de kavuşamayan iki aşığı temsil ediyormuş bu çiçek işte buradan çiçek açıyormuş.
devamını gör...
yazar uçar entry kalır
sen uçuşu hatırla.
devamını gör...
ekşi sözlük
artık umrumda olmayan site.
devamını gör...
