forumsal başlıkların bilgi içerikli başlıklardan daha çok tanım alma sebebi
sözlük modası başladığında wikipedia bile yoktu.sosyal medya icat olmamıştı.şimdi ise hepsi var.sözlükler ansiklopedi değil ki bilgiyi buradan alalım.arada bilgi paylaşıyoruz arada geyik ve sosyalleşme için kullanıyoruz.
devamını gör...
bremen mızıkacılarının sokağa çıkma yasağı yüzünden aç kalması rezaleti
almanya muasır medeniyetler seviyesine ulaşalı çok olduğundan, sorun kendilerine bağlanan sosyal yardımlarla çözülmüştür. ayrıca bir bağış kampanyası başlatacakları ve bu yolla sanatlarını icraya devam edecekleri yönünde bilgi vermişlerdir. rezalet değil, dış güçler tarafından türkiye'yi kötülemek için yapılan bir algı operasyonudur. yazıklar olsun.
devamını gör...
yoldaş franklin'in instagram postunda kendi entrysini paylaşması
10/10 rezalettir. hayır sözlükte seni tanımayan mı var sözlük senin?? biraz da gençlerin önünü açalım onları meşhur edelim diyeceği yerde gitmiş kendi entrysini paylaşmış bir de. ben böyle rezillik görmedim. rezillik gibi rezilliktir. * daha fazla devam edemiyorum sözlerime...
devamını gör...
sonsuz maymun teoremi
bir daktilo klavyesine uzun bir süre basan maymunun, mantık dolu bir metin yazabilme ihtimalini inceler.
devamını gör...
cum on feel the noize
80'ler hard rock sound'unun konsantre hali. esasen slade grubuna ait, '73 tarihli.
90'larda oasis de söylüyor, kendi tarzlarına yakın.
ancak kimse kusura bakmasın en iyi yorumu, çoğu insanın da hemfikir olduğu üzere quiet riot'a ait.
beybi beybi beybi beybi.
90'larda oasis de söylüyor, kendi tarzlarına yakın.
ancak kimse kusura bakmasın en iyi yorumu, çoğu insanın da hemfikir olduğu üzere quiet riot'a ait.
beybi beybi beybi beybi.
devamını gör...
en son ağlanan şey
merdumlar baskında radyo yayını na dakikalar kalmış, belki bir saat belki daha az var başlamasına. kaybetme korkusu, istenmeyen ayrılıklar, birikmiş şeyler hepsi üst üste gelmiş...
normalde ağlamayı bile beceremeyecek kadar beceriksiz biriyim ama bir ağlama isteği var içimde. kendimi olabildiğince halsiz ve bitkin hissediyorum. ama yayın var biliyorum aynı zamanda da garip bir şekilde heyecanlıyım. heyecanımı yatıştırmak için duşa girmeye karar veriyorum. suyu açmamla ağlama krizine girmem bir oluyor. ondan önce en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum bile. dakikalarca ağlıyorum. göz yaşlarım mı vücudumu ıslatan yoksa başımdan aşağı akan sular mı? karar veremiyorum. yayına son 15 dakika var. toparlanmam lazım. hala ağlıyorum, 10 dakika. ağlamaya devam ediyorum. en sonunda, nasıl oldu bilmiyorum, çıkıyorum banyodan bir şekilde. ve kaldığım yerden devam ediyorum.
normalde ağlamayı bile beceremeyecek kadar beceriksiz biriyim ama bir ağlama isteği var içimde. kendimi olabildiğince halsiz ve bitkin hissediyorum. ama yayın var biliyorum aynı zamanda da garip bir şekilde heyecanlıyım. heyecanımı yatıştırmak için duşa girmeye karar veriyorum. suyu açmamla ağlama krizine girmem bir oluyor. ondan önce en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum bile. dakikalarca ağlıyorum. göz yaşlarım mı vücudumu ıslatan yoksa başımdan aşağı akan sular mı? karar veremiyorum. yayına son 15 dakika var. toparlanmam lazım. hala ağlıyorum, 10 dakika. ağlamaya devam ediyorum. en sonunda, nasıl oldu bilmiyorum, çıkıyorum banyodan bir şekilde. ve kaldığım yerden devam ediyorum.
devamını gör...
adem ve havva elmayı yemeseydi cennette kalır mıydık sorunsalı
iyi ki yemişler, bak sayelerinde ne maceralı bir coğrafyada,ne çeşit insanlarla yaşıyoruz, cennette ne dolandırıcı, ne hırsız, ne arsız, ne namussuz tanirdik, her gün yeni bir macera her gün yeni çeşit insanlar tanıyoruz.
ama cennette her şey dört dörtlük valla sıkılır dık .
ama cennette her şey dört dörtlük valla sıkılır dık .
devamını gör...
sehl-i mümteni
duyulduğu anda kolay icra edilebileceği, ona benzer bir sözün kolaylıkla söylenebileceği hissi uyandıran, buna rağmen benzerini getirmenin oldukça zor olduğu söz, mısra, söyleyiş anlamına gelen edebiyat terimi. (bkz: divan edebiyatı) ve (bkz: halk edebiyatı)nda sıklıkla karşılaşılır.
"kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım
nedir diye sorana bandım verdim özünü
gözsüze fısıldadım sağır sözüm işitmiş
dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü"
"kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım
nedir diye sorana bandım verdim özünü
gözsüze fısıldadım sağır sözüm işitmiş
dilsiz çağırıp söyler dilimdeki sözümü"
devamını gör...
5 ocak 2021 güney afrika’da yeni koronavirüs mutasyonunun ortaya çıkması
mutasyonlar arasında en riskli olan güney afrika mutasyonu. türkiye'de de mutasyonları tespit edecek kitler devreye girdi.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
arkadaşım kil maskesi almıştı 4 arkadaş maskeyi yaptık yüzümüzü yıkadık ve yüzümüz yanıp kızarmaya başlamıştı gece gece hastaneye gittik kil maskesini alan arkadaşıma bir şey olmamıştı bize bakıp ağlıyordu biz serum alırken onu sakinleştirmeye çalışıyorduk .
devamını gör...
çabuk çorba
knorr markasının sattığı ürünlerden biridir.
(bkz: bardak çorba) olarak da bilinir.
doktorlar ve diyetisyenler tarafından zararlı olduğu söylenir ancak tatları çok güzeldir.
benim en sevdiğim ise kremalı mantarlı olanıdır.
(bkz: bardak çorba) olarak da bilinir.
doktorlar ve diyetisyenler tarafından zararlı olduğu söylenir ancak tatları çok güzeldir.
benim en sevdiğim ise kremalı mantarlı olanıdır.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
maldivlerdeki beyaz kumun yüzde seksen beşi parrotfish kakasıdır.
devamını gör...
yoldaş'ın dayak yediğini görseniz ne yaparsınız sorunsalı
sözlük kuralları gereği formata uygun dayak yemesini sağlarım. üstelik küfür ettirmem.
devamını gör...
en yüksek kulenin türküsü
rimbaud, kirli suların içinde açan bir lotus kadar berrak bir zamanı çağırıyor. o güzel ân'ı çoğaltıyor çağlarca ve fakat o çağda olmamanın öfkesiyle. aç bir insanın çaresizliği değil, öfkesi var rimbaud'da. bunu susuzluğu belalı buluşundan ve bu susuzluğa karşı kabaran damarlarından anlıyoruz. ve işte o damarlardan bu şiirleri damıtıyor şair.
dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.
dayandım nasıl da
unutamam bir daha artık,
o korkular, kaygılardı
uçup gitti göklere.
bir belalı susuzluk
kabartıyor damarlarımı.
dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.
bir çayır gibi tıpkı
unutulmuş bir kıyıda,
karamukların, günlüklerin
çiçek açıp büyüdüğü,
o yabanıl uğultusunda
korkunç pis sineklerin.
dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.
arthur rımbaud
çeviri: ilhan berk
dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.
dayandım nasıl da
unutamam bir daha artık,
o korkular, kaygılardı
uçup gitti göklere.
bir belalı susuzluk
kabartıyor damarlarımı.
dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.
bir çayır gibi tıpkı
unutulmuş bir kıyıda,
karamukların, günlüklerin
çiçek açıp büyüdüğü,
o yabanıl uğultusunda
korkunç pis sineklerin.
dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.
arthur rımbaud
çeviri: ilhan berk
devamını gör...
caspar david friedrich
1774-1840 yıllarında yaşamış romantizmin en önemli temsilcilerinden, alman ressam.
çok erken yaşta, farklı zamanlarda annesini ve kardeşlerini kaybetmiş. 13 yaşında, ağabeyiyle buz pateni yaparken buzun kırılmasıyla ölümüne tanıklık etmiş. bazı kaynaklara göre ağabeyi onu kurtarmaya çalışırken ölmüş.
1810'da prusya kralı tarafından iki eseri satın alınmış ve berlin akademisi'ne, daha sonra da dresden akademisi'ne üye seçilmiş.
yaşadığı acıların onu nasıl etkilediğini tahmin edebiliriz. melankolik ve yalnız, içine kapanık birisi olmuş hayatı boyunca. bu da eserlerine fazlasıyla yansıyor. koyu tonlarla çizilmiş, sisli, kasvetli ama çok görkemli doğa manzaralarını, bu manzaralar karşısındaki küçücük insan silüetlerini, terk edilmiş manastırları, kiliseleri görüyoruz. eserlerinde muhteşem manzaralarla karanlık, mistik ve kasvetli havayı çok iyi yansıtabildiği için beni çok etkileyen bir ressam kendisi.
bir kaç eserini iliştiriyorum.
the abbey in the oakwood (1809-10)
wandere above the sea of fog (1818)
two men contemplating the moon (1819-20)
eserlerini incelemek için buradan
kaynak
çok erken yaşta, farklı zamanlarda annesini ve kardeşlerini kaybetmiş. 13 yaşında, ağabeyiyle buz pateni yaparken buzun kırılmasıyla ölümüne tanıklık etmiş. bazı kaynaklara göre ağabeyi onu kurtarmaya çalışırken ölmüş.
1810'da prusya kralı tarafından iki eseri satın alınmış ve berlin akademisi'ne, daha sonra da dresden akademisi'ne üye seçilmiş.
yaşadığı acıların onu nasıl etkilediğini tahmin edebiliriz. melankolik ve yalnız, içine kapanık birisi olmuş hayatı boyunca. bu da eserlerine fazlasıyla yansıyor. koyu tonlarla çizilmiş, sisli, kasvetli ama çok görkemli doğa manzaralarını, bu manzaralar karşısındaki küçücük insan silüetlerini, terk edilmiş manastırları, kiliseleri görüyoruz. eserlerinde muhteşem manzaralarla karanlık, mistik ve kasvetli havayı çok iyi yansıtabildiği için beni çok etkileyen bir ressam kendisi.
bir kaç eserini iliştiriyorum.
eserlerini incelemek için buradan
kaynak
devamını gör...
kendilerine tebliğciler diyen grubun alkol içenleri uyarması
eğer üsluplarında bir sıkıntı yoksa, nazik bir dille bunu demişlerse üzerinde durulmaması gereken bir şey. onlar der sen içmeye devam edersin bu kadar. okuduğum kadarıyla da nazik bir dil kullanmışlar. benimle ters bir yaşam tarzları olsa da bu yüzden bir şey demem. herkes gergin zaten.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
şu anda sevişirken duvarda yoldaşın silüetini görmek başlığında olan yazar.
devamını gör...
anne olmak istemeyen kadın
nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsunuz hayret ediyorum. anneniz kadar normal bir kadındır. kendimi tanımlıyorum resmen bu başlığa. sizin tabirinizle "adam" gibi bir erkek bulamamakla hiçbir alakası yok bunun. ya da 35 yaşıma gelince isterim zaten diye de düşünmüyorum. belki öyle "adam" gibi bir erkek aramıyorumdur. belki hemcinsimden hoşlanıyorumdur (ki bu anne olmaya engel değildir.)belki de erkek arkadaşım olmasına rağmen kendim istemiyorumdur. illa altında bir sebep aramaya gerek yok. bu bir tercihtir ve istemek kadar istememek de normaldir. her kadın anne olmak istemez yani anlayacağınız.
devamını gör...

