insan sorgulamalı mı sorgulamamalı mı sorunsalı
toprağın altındaki solucan dahi bir şeyleri sürekli sorguluyor. taş değilsin ya. elbette sorgulamalı.
devamını gör...
honore de balzac
balzac bir yazar olarak kendini acımasızca zorlardı, bunu yaparken büyük edebi hırsının yanı sıra, asla sonu gelemeyen alacaklıları ve durmadan içtiği kahvelerden ilham alırdı. herbert j. hunt'ın yazdığına göre, " rahatlama ve keyif alemleriyle kesilen çalışma alemleriyle " meşguldu. balzac çalışırken acımasız bir program uyguluyordu. saat altıda hafif bir akşam yemeği yiyip uykuya dalıyordu. gece saat birde uyanıp yazı masasının başına oturuyor ve yedi saat sürecek çalışmasına başlıyordu. sekizde, doksan dakika kestirmek için kendine izin veriyor; sonra dokuz buçuktan dörde kadar çalışmaya devam ediyor, bu arada da fincan fincan sade kahve içiyordu. ( bir tahmine göre, günde nerdeyse elli fincan kahve tketiyordu.) balzac dörtte yürüyüşe çıkıyor, banyo yapıyor ve altıya kadar ziyaretçilerini ağırlıyor, sonra aynı döngü yeniden başlıyordu. 1830'da "günler güneşin altında kalmış buz parçaları gibi ellerimin arasında eriyip gitti," diye yazmıştı. "yaşamıyor , berbat bir biçimde kendimi tüketiyorum fakat çalışmaktan ya da başka bir sebepten ölmek arasında hiçbir fark yok."
günlük ritüeller, mason currey
devamını gör...
insana mutluluk veren kokular
genellikle insanı çocukluğuna götüren kokulardır. kahvaltılık satan şarküterilere girdiğimde gelen kokudur. yeni basılmış kağıdın kokusu da öyle benim için... bi de bebek kokusu tabi ki.
devamını gör...
marko paşa
kaynaklarda yazılanlara bakılırsa, marko paşa olarak sözü geçen kişi, padişah abdülaziz zamanında yaşamış olan, asıl ismi marko apostolidis olan rum kökenli bir hekimmiş. devlet katında uzun süre idarecilik yapan bu kişinin, diğer bürokratlardan farklı bir özelliği varmış, o da insanların derdini dinlemesi ve kimseyi başından savmamasıymış. onun bu dert babası tavrı, zaman içinde derdini söylemek isteyenin yönlendirildiği amiyane adres olan derdini markopaşaya anlat sözüne kaynaklık etmiş.
rıfat ılgaz, sabahattin ali, aziz nesin 'in 1946 senesinde çıkarmış oldukları dergi de ismini bu dert babası tarihi kişilikten almıştır. çünkü, dergiyi çıkaran bu yazarlar da aynı şekilde halkın dertlerine eğilmeyi, yani dert babalığı misyonu edinmişlerdi. dergi, yayın yaptığı süre içerisinde gittikçe etkisini göstererek, o dönem önemli bir işlev yürütmüştür. tabi bunun karşılığında da baskılara uğramasına karşın halkın meselelerine eğilmekten geri durmamıştı. şimdi bu isimde bir dergi yok ama markopaşalılık yapan, yapmak isteyen, halk sorunlarına eğilen ve yakın ilgi gösteren farklı yazarlar ve yayın organları da var.
not : yazım kuralı konusunda dikkatli yazarların gözünden kaçmayacaktır. tarihi kişilik olan ve özel isim olduğu için marko paşa olarak, yani sözcükler ayrı yazılır. dergi ismi ve kalıplaşmış deyim şeklinde olanı da markopaşa şeklinde bitişik yazılır. ben de bu kurala uyarak yazmış oldum.
rıfat ılgaz, sabahattin ali, aziz nesin 'in 1946 senesinde çıkarmış oldukları dergi de ismini bu dert babası tarihi kişilikten almıştır. çünkü, dergiyi çıkaran bu yazarlar da aynı şekilde halkın dertlerine eğilmeyi, yani dert babalığı misyonu edinmişlerdi. dergi, yayın yaptığı süre içerisinde gittikçe etkisini göstererek, o dönem önemli bir işlev yürütmüştür. tabi bunun karşılığında da baskılara uğramasına karşın halkın meselelerine eğilmekten geri durmamıştı. şimdi bu isimde bir dergi yok ama markopaşalılık yapan, yapmak isteyen, halk sorunlarına eğilen ve yakın ilgi gösteren farklı yazarlar ve yayın organları da var.
not : yazım kuralı konusunda dikkatli yazarların gözünden kaçmayacaktır. tarihi kişilik olan ve özel isim olduğu için marko paşa olarak, yani sözcükler ayrı yazılır. dergi ismi ve kalıplaşmış deyim şeklinde olanı da markopaşa şeklinde bitişik yazılır. ben de bu kurala uyarak yazmış oldum.
devamını gör...
soğuk plazma
sıcaklığı 1000 kelvinin altında olan plazmalara verilen isim. termal plazmalardan en önemli farkı oda sıcaklığında olmalarıdır. plazmalar yüksek sıcaklıklarda elektronların serbestleşmesiyle meydana gelen maddenin 4. fazı olarak tanımlanırlar. plazmayı oluşturan elektronlar ve iyonlar termodinamik açıdan iki farklı sistem olarak kabul edilir. iyonlar ile karşılaştırıldıklarında elektronların kütleleri binlerce kat küçük kalmaktadır. termodinamiğe göre iyonlar ve elektronlardan oluşan bu iki sistemin aralarında bir enerji farkı olduğu için sistemler arasında denge durumu yani enerjileri eşit olana kadar aralarında enerji alış verişi olur.
termal plazmalarda bu iki sistem arasındaki enerji alışverişi denge durumuna ulaşır, iyonlar ve elektronlar arasındaki kütle farkının büyüklüğü düşünüldüğünde aynı miktarda enerjiye sahip olabilmeleri aralarında büyük bir enerji akışı gerçekleşir. soğuk plazmalarda ise durum farklıdır, iyonların enerjisi düşük seviyelerde kalırken ortamda serbestleşen elektronların enerjileri daha yüksektir yani termodinamik açıdan dengede değillerdir. bu durumun mümkün olabilmesi için dışarıdan verilen enerjiye ihtiyaç vardır. bu enerji genellikle çeşitli gazlara (oksijen, azot, argon) verilen yüksek şiddetli elektrik veya elektromanyetik alanlardır.
soğuk plazmaların iyonları elektronları kadar yüksek enerjiye sahip olmadığı için oda sıcaklığında çalışabilirler. elektronların yüksek enerjine sahip olması sayesinde etkileşime girdikleri yüzeylerde kimyasal değişikliklere sebep olabilirler. malzeme biliminde yüzey modifikasyonları için kullanılırlar. bunun dışında tıp alanında diyabetik ayak ülseri veya dişçilikte sınırlı bir kullanım alanına sahiptir.
termal plazmalarda bu iki sistem arasındaki enerji alışverişi denge durumuna ulaşır, iyonlar ve elektronlar arasındaki kütle farkının büyüklüğü düşünüldüğünde aynı miktarda enerjiye sahip olabilmeleri aralarında büyük bir enerji akışı gerçekleşir. soğuk plazmalarda ise durum farklıdır, iyonların enerjisi düşük seviyelerde kalırken ortamda serbestleşen elektronların enerjileri daha yüksektir yani termodinamik açıdan dengede değillerdir. bu durumun mümkün olabilmesi için dışarıdan verilen enerjiye ihtiyaç vardır. bu enerji genellikle çeşitli gazlara (oksijen, azot, argon) verilen yüksek şiddetli elektrik veya elektromanyetik alanlardır.
soğuk plazmaların iyonları elektronları kadar yüksek enerjiye sahip olmadığı için oda sıcaklığında çalışabilirler. elektronların yüksek enerjine sahip olması sayesinde etkileşime girdikleri yüzeylerde kimyasal değişikliklere sebep olabilirler. malzeme biliminde yüzey modifikasyonları için kullanılırlar. bunun dışında tıp alanında diyabetik ayak ülseri veya dişçilikte sınırlı bir kullanım alanına sahiptir.
devamını gör...
demir kafes
weber’e göre rasyonelleşme aracılığı ile dünya büyülerinden arındırılmıştır. toplumsallaşmanın ürettiği değerler ile bireyin kendisi için belirlediği değerler arasında bir uyuşmazlık söz konusudur. rasyonel karar verme açısından üretilmiş toplumsallaşma, bireyin rasyonel olmayan doğasını, yani arzularını, sevgilerini, tutkularını baskı altına almaktadır.
weber, toplumsallaşmanın ürettiği değerleri geri dönüşü olmayan bir süreç olarak tanımlar ve buna “demir kafes” adını verir.
“şimdiye kadar insanlar tarafından ... ciddiye alınmış dünyanın büyüsünü yitirmiş olması, bu dünyaya yabancılaşmış" bireyin özgür ve özerk olduğu iddiası için handikaptır. nesnelleşmiş bir dünyada birey, her türlü anlamdan soyutlanmış bir değerler alanına, kendi iradesi ve kararı ile bir anlam atfetmek, aklın böldüğünü kendi iradesiyle bütün hâline getirmek durumundadır. birey için önceden belirlenmiş hiçbir anlam yoktur çünkü.
demir kafes 'in içinde bireyin özgürlüğü vardır.
orada duruyor işte, görüyor ve etrafından yürüyüp geçiyorum o ateşten kanatların. ayaklarımı kontrol edebiliyorum ama gözlerimi değil. orada ve ben görüyorum. ona bakmadığım anlarda da orada duruyor. çığ gibi büyüyor bakmadıkça! sessiz, telaşsız bekliyor beni. bir ağacın dallarını güne ve geceye serip meyveye durması gibi beklemesi.
insan aklıyla korkuyor ama kalbiyle değil! olduğum gibi olamamak öldürüyor beni. gerçek ve güzel bir yaşamın içinde değilim, o benim içimde.
farz edin ki yokum ben. rüyanıza geldim ve size oradan, bir rüyanın içinden fısıldıyorum bu satırları. uyandığınızda unutacağınız anlaşılmaz sözler ediyorum.
gerçek değilim, sizler kadar.
aynı duvarlardan yapılmış odalar. kırtasiye süsü verilmiş bürokratik bir ölümü kusuyorum!
gülüp geçebilir miyim halimize? çok isterdim bunu. içimdeki şaşkın çocuk görevini başarıyla yerine getiriyor doğrusu.
az zaman önceydi. o karede gülümsemiştim. iri bir yalnızlıkla kuşattım kendimi sonra. bunu başardım.
weber, toplumsallaşmanın ürettiği değerleri geri dönüşü olmayan bir süreç olarak tanımlar ve buna “demir kafes” adını verir.
“şimdiye kadar insanlar tarafından ... ciddiye alınmış dünyanın büyüsünü yitirmiş olması, bu dünyaya yabancılaşmış" bireyin özgür ve özerk olduğu iddiası için handikaptır. nesnelleşmiş bir dünyada birey, her türlü anlamdan soyutlanmış bir değerler alanına, kendi iradesi ve kararı ile bir anlam atfetmek, aklın böldüğünü kendi iradesiyle bütün hâline getirmek durumundadır. birey için önceden belirlenmiş hiçbir anlam yoktur çünkü.
demir kafes 'in içinde bireyin özgürlüğü vardır.
orada duruyor işte, görüyor ve etrafından yürüyüp geçiyorum o ateşten kanatların. ayaklarımı kontrol edebiliyorum ama gözlerimi değil. orada ve ben görüyorum. ona bakmadığım anlarda da orada duruyor. çığ gibi büyüyor bakmadıkça! sessiz, telaşsız bekliyor beni. bir ağacın dallarını güne ve geceye serip meyveye durması gibi beklemesi.
insan aklıyla korkuyor ama kalbiyle değil! olduğum gibi olamamak öldürüyor beni. gerçek ve güzel bir yaşamın içinde değilim, o benim içimde.
farz edin ki yokum ben. rüyanıza geldim ve size oradan, bir rüyanın içinden fısıldıyorum bu satırları. uyandığınızda unutacağınız anlaşılmaz sözler ediyorum.
gerçek değilim, sizler kadar.
aynı duvarlardan yapılmış odalar. kırtasiye süsü verilmiş bürokratik bir ölümü kusuyorum!
gülüp geçebilir miyim halimize? çok isterdim bunu. içimdeki şaşkın çocuk görevini başarıyla yerine getiriyor doğrusu.
az zaman önceydi. o karede gülümsemiştim. iri bir yalnızlıkla kuşattım kendimi sonra. bunu başardım.
devamını gör...
kocasının parasıyla hava atan hanımlar
kendi varlığını kocasının parasıyla ispat eden, kendi başlarına hiçbir anlamı olmayan hanımlardır.
devamını gör...
halychtidae
içinde hiç hinlik olmayan pek bir cimcime yazardır.
devamını gör...
yanlış anlaşılan şarkı sözleri
yıldız tilbe'nin şu şarkısında çok kişi aynı yanılgıya düşmüş, kendim de dinledim gerçekten de böyle anlaşılıyor :
doğrusu :
hafife alma aşk vurur insana
yanlış anlaşılanı :
hafize abla aşk vurur insana.
doğrusu :
hafife alma aşk vurur insana
yanlış anlaşılanı :
hafize abla aşk vurur insana.
devamını gör...
normal sözlük'te etkileşimin çok az olması
bence de öyle ama bunun çözümü olduğunu düşünüyorum kendi çapımda. 'popüler' birkaç yazarı es geçerek yazıyorum; ne kadar etkileşimde olursan, o kadar etkileşim alıyorsun. yani etkiye etki, tepkiye tepki. ben organik etkileşimi tercih edip, biraz da sıfırcı hoca gibi olduğum için, beklentisiz takılıyorum buralarda ama bu da bir gözlemdir.
devamını gör...
passat
(bkz: volkswagen passat)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
enstrumantal parcalari seviyorsaniz mutlaka dinleyin derim...
devamını gör...
saçma şarkı sözleri
sebebini senle gece gezenlere aç bir sor .
devamını gör...
saç döken üniversite bölümleri
sağlık bölümleri. özellikle tıp ve diş hekimliğinde belirgin bir hiyerarşi bulunmakta. asansörde hocaya yer vermedi diye azar yiyen insanlar biliyorum ki hocalar bir kat çıkacaktı azar yiyen ise 3 kat çıkacaktı artı olarak elinde alet çantası vardı.
devamını gör...
covid-19 karşı büyülü iksir içtiğini iddia eden bakan'ın covid-19'a yakalanması
sri lanka'da gerçekleşen trajikomik hadise.
sri lanka sağlık bakanı pavithra wanniarachchi, bir büyücünün covid-19' a karşı %100 başarılı ve içenlerin bir daha bu illete korunaklı olacaklarını iddia ettiği karışımı hem içmişti hem de insanların kullanması yönünde teşvikte bulunmuştu.
büyücünün büyülü iksir diye lanse ettiği karışım bakanı covid-19'a karşı koruyamadı.
bakanlık tarafından yapılan açıklamada, wanniarachchi’nin koronavirüs testinin pozitif çıkması sonucu hastanede tedaviye alındığı bildirildi.
kaynak
sri lanka sağlık bakanı pavithra wanniarachchi, bir büyücünün covid-19' a karşı %100 başarılı ve içenlerin bir daha bu illete korunaklı olacaklarını iddia ettiği karışımı hem içmişti hem de insanların kullanması yönünde teşvikte bulunmuştu.
büyücünün büyülü iksir diye lanse ettiği karışım bakanı covid-19'a karşı koruyamadı.
bakanlık tarafından yapılan açıklamada, wanniarachchi’nin koronavirüs testinin pozitif çıkması sonucu hastanede tedaviye alındığı bildirildi.
kaynak
devamını gör...
yüzyüzeyken de konuşamadık
ruh komşum, kardeşim olan yazar.
kalp yaraların aynıysa bir insanla ya da aynı acıları, özlemleri, hüznü yaşadıysan bir şekilde ruhların komşu oluyor.
o da eksik benim gibi. fakat yaşına rağmen çok çok güçlü. nasıl dik nasıl korunaklı. kendini çok güzel yetiştirmiş. ama içinde bir yerlerde hala ufak bir çocuk var görebiliyorum. koca kadın oldum hala bende bile var çünkü. ruhları yaralı insanlar çok erken büyüyorlar. daha çabuk adapte oluyorlar hayata. savunma mekanizmaları daha sistematik çalışıyor. fakat içlerinde bir yerde çocuk bir yan kalıyor. o bile güçlü olmak zorunda. işte benim ruh kardeşimde aynı böyle.
kendisini sevişim ve ona hayranlığım sadece bunlardan sebep değil tabi. bu yanını yazmaya adayışı. herkes yazar ama o içinden yazıyor. sanki kaleminden dökülenlere elinizle dokunabiliyorsunuz gibi. ya da dokunmak istiyorsunuz. ilginç bir enerji. kendinden, kendi ruhundan katıyor cümlelerine belkide bu yüzden çekiyor beni kendine.
canım kardeşim bir süredir profilleri ziyaret etmiyordum. bu ara başladım tekrardan ziyarete, okumaya ve üniversiteyi kazandığını okudum. inan çok sevindim. nasıl güzel bir haber bu. içim sıcacık oldu sabah sabah.
kalbin gibi tertemiz bir ömrün olsun. güzel bir eğitim hayatın ve harika bir kariyerin. yıllar sonra seninle oturup bunu kutlayalım.
ayağına taş değmesin cancağızım...
kalp yaraların aynıysa bir insanla ya da aynı acıları, özlemleri, hüznü yaşadıysan bir şekilde ruhların komşu oluyor.
o da eksik benim gibi. fakat yaşına rağmen çok çok güçlü. nasıl dik nasıl korunaklı. kendini çok güzel yetiştirmiş. ama içinde bir yerlerde hala ufak bir çocuk var görebiliyorum. koca kadın oldum hala bende bile var çünkü. ruhları yaralı insanlar çok erken büyüyorlar. daha çabuk adapte oluyorlar hayata. savunma mekanizmaları daha sistematik çalışıyor. fakat içlerinde bir yerde çocuk bir yan kalıyor. o bile güçlü olmak zorunda. işte benim ruh kardeşimde aynı böyle.
kendisini sevişim ve ona hayranlığım sadece bunlardan sebep değil tabi. bu yanını yazmaya adayışı. herkes yazar ama o içinden yazıyor. sanki kaleminden dökülenlere elinizle dokunabiliyorsunuz gibi. ya da dokunmak istiyorsunuz. ilginç bir enerji. kendinden, kendi ruhundan katıyor cümlelerine belkide bu yüzden çekiyor beni kendine.
canım kardeşim bir süredir profilleri ziyaret etmiyordum. bu ara başladım tekrardan ziyarete, okumaya ve üniversiteyi kazandığını okudum. inan çok sevindim. nasıl güzel bir haber bu. içim sıcacık oldu sabah sabah.
kalbin gibi tertemiz bir ömrün olsun. güzel bir eğitim hayatın ve harika bir kariyerin. yıllar sonra seninle oturup bunu kutlayalım.
ayağına taş değmesin cancağızım...
devamını gör...
ceylan ertem
kadına atfedilen güzellik algısı da dahil her şeye muhalif olan, harika müzikler yapan yetenekli kadın.
datlım gıymatlım
dileyen herkes üstüne alınabilir. *
datlım gıymatlım
dileyen herkes üstüne alınabilir. *
devamını gör...
kışın güneş gözlüğü takan tip
kışın güneşli günler olmuyor mu?
devamını gör...
balkon insanı (yazar)
balkonunda asma yetiştirip, gün batımında dalından bir üzüm alıp ağzına attıktan sonra bir yudum da rakısından içen insan prototipi olduğu izlenimi uyandıran yazar.
devamını gör...
elizabeth_darcy
sanat yüklü bir çaylak arkadaşımız, çok güzel tanımları var.
en kısa sürede yazar olacaktır, eminim.
nice güzel tanımlara.
en kısa sürede yazar olacaktır, eminim.
nice güzel tanımlara.
devamını gör...