anormal sözlük haber ajansı
bu başlık neden hala kategoriler arasında değil? olayları açık, mert ve korkusuz şekilde anlatımı hak ettiği değeri görmüyor.
bu ay karma puanıma zam istedim tınlamadılar. 250 karma puanı bana versinler, beni ellere verip örselemesinler kalemlerini.
ne imkan, ne itiraf; bu yalnızca sitem.
bu ay karma puanıma zam istedim tınlamadılar. 250 karma puanı bana versinler, beni ellere verip örselemesinler kalemlerini.
ne imkan, ne itiraf; bu yalnızca sitem.
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
nedense genellikle uçan yahut sözlüğü bırakmış bazı yazarlarınkine yaptığımdır. allah affetsin ölünün arkasından ulan yaşarken ne iyiydi demek gibi oturup saatlerce okuduğum oluyor yazıları.* gitmemiş yazarların da eski entrylerini okurum zaman zaman ama genelde yakın zamanda yazdıklarını okuyorum. geçenlerde gece 4te açtım gitmiş bir yazarın profilini entrylerini okuyup oyluyor ve bir taraftan yad ediyordum ne de güzel yazıyormuş merhume yazarken fark edemedik diyerek*.
devamını gör...
iyilik meleği yazarlar
biri de benim. kanatlarım eksik.*
devamını gör...
yazarların bu gece olmasını istedikleri şey
açılan başlıklara müdahale edilmemesiiiii.
nası yazarız biz?
para için, başkası adına kitap yazan yazar mıyız yoksa.
para da vermiyorlar.
bu başlıkları şikayet eden çok bilmişler, sizin başka işiniz yok, onu anladım.
dilerim bir işiniz olur.
nası yazarız biz?
para için, başkası adına kitap yazan yazar mıyız yoksa.
para da vermiyorlar.
bu başlıkları şikayet eden çok bilmişler, sizin başka işiniz yok, onu anladım.
dilerim bir işiniz olur.
devamını gör...
10 yaşındaki çocuğa tecavüz etmeye çalışırken yakalanan kişi
yargı ceza veremiyor mu? peki öyleyse bu namussuzları tüm haber kanalları ifşa edecek. halk üzerine düşeni yapacak. hiç bir mahallede sokakta rahat gezemeyecekler. toplum ismini cismini bilsin yeter.
devamını gör...
kafa sözlük
dün gece düzenlenen discord radyo toplantısına mütaaaakip konu hakkında sabah düşünürken bir kaç şey eklemek istiyorum.
gönül isterdi ki ufak çaplı bir stüdyomuz olsun, bir iki enstrümantal yetkinliği olan arkadaş bu stüdyo vasıtası ile canlı müzik işlerine girseler. yine bu stüdyo üzerinden ikili hatta üçlü herkesi kapsayacak muhabbetler dönse, bu çekimle beraber gerek sözlüğün tanıtımı gerek radyo programları gerek sosyal medyaya da entegre edilebilecek bir sürü fayda tek bir kalemde toplanabilirdi. hatta stand up muhabbetleri bile kendine yer edinebilirdi. sözlükte yanlış hatırlamıyorsam tiyatro grubu vardı. bu işleri çok rahat göğüsleyebileceklerini düşünüyorum hatta kısa film, korku kuşağı vb uçsuz bucaksız bir alan. fikir deryası.
benim anladığım kadarıyla yazımsal iletişimden çok görselliği barındıran işler revaçta. kitleler, artık uzun paragraflarla bilgiye ulaşmak yerine kabaca kolaya kaçan görsel içeriklerle kulak kabarmak istiyor halde. açıkçası ben de o kesime daha yakınım. görselliğin domine ettiği bir dönemdeyiz. bir insanı evinde saatlerce yayında canlı tutabilmek çok zor, kişiye özel olmadığı için çoğunlukla konsantrasyon kayboluyor. buradan da yayın esnasında girilen entryler üstünde yüzeysel durup ‘teşekkür ederim’ diyip geçmek o entry giren adamın hevesini kırıyor. fark edilmek, etkileşim kurmayı istemek gibi gibi insani dürtüler yatıyor o entrylerde. dikkat etmek lazım bu nüansa. çok çok dört dakikalık bir şarkı çalmak yerine entry yorumlamak daha mantıklı duruyor burada.
fikir çok. para olayları tabi.
hiçbir sözlüğün bugüne kadar el atmadığı konular var. türkiye’nin ilk sözlük galeri sergisini görmeyi çok isterdim mesela. entel camianın at gözlükleri ile kendi tekelinde olduğunu farz ettiği galerilerin birinde bir gün entrylerden yola çıkılarak bir sanat fikri ortaya atılıyor. harika olurdu yine bence.
var böyle absürd fikirlerim. fırsatını buldukça en azından başka türden fikirlere belki kapı açarsa diye yazarım fırsatını buldukça.
tutankamon mesela.. bana özel yayın yapsa. o ses nee yaa şölen gibi. mütiş. sabaha kadar hiçbir şey yapmam onu dinlerim. kimse kaldıramaz beni o yayından.. titriyorum o sese.
kız o ne güzellik manyak mısın sen ya. sısısıs
gönül isterdi ki ufak çaplı bir stüdyomuz olsun, bir iki enstrümantal yetkinliği olan arkadaş bu stüdyo vasıtası ile canlı müzik işlerine girseler. yine bu stüdyo üzerinden ikili hatta üçlü herkesi kapsayacak muhabbetler dönse, bu çekimle beraber gerek sözlüğün tanıtımı gerek radyo programları gerek sosyal medyaya da entegre edilebilecek bir sürü fayda tek bir kalemde toplanabilirdi. hatta stand up muhabbetleri bile kendine yer edinebilirdi. sözlükte yanlış hatırlamıyorsam tiyatro grubu vardı. bu işleri çok rahat göğüsleyebileceklerini düşünüyorum hatta kısa film, korku kuşağı vb uçsuz bucaksız bir alan. fikir deryası.
benim anladığım kadarıyla yazımsal iletişimden çok görselliği barındıran işler revaçta. kitleler, artık uzun paragraflarla bilgiye ulaşmak yerine kabaca kolaya kaçan görsel içeriklerle kulak kabarmak istiyor halde. açıkçası ben de o kesime daha yakınım. görselliğin domine ettiği bir dönemdeyiz. bir insanı evinde saatlerce yayında canlı tutabilmek çok zor, kişiye özel olmadığı için çoğunlukla konsantrasyon kayboluyor. buradan da yayın esnasında girilen entryler üstünde yüzeysel durup ‘teşekkür ederim’ diyip geçmek o entry giren adamın hevesini kırıyor. fark edilmek, etkileşim kurmayı istemek gibi gibi insani dürtüler yatıyor o entrylerde. dikkat etmek lazım bu nüansa. çok çok dört dakikalık bir şarkı çalmak yerine entry yorumlamak daha mantıklı duruyor burada.
fikir çok. para olayları tabi.
hiçbir sözlüğün bugüne kadar el atmadığı konular var. türkiye’nin ilk sözlük galeri sergisini görmeyi çok isterdim mesela. entel camianın at gözlükleri ile kendi tekelinde olduğunu farz ettiği galerilerin birinde bir gün entrylerden yola çıkılarak bir sanat fikri ortaya atılıyor. harika olurdu yine bence.
var böyle absürd fikirlerim. fırsatını buldukça en azından başka türden fikirlere belki kapı açarsa diye yazarım fırsatını buldukça.
tutankamon mesela.. bana özel yayın yapsa. o ses nee yaa şölen gibi. mütiş. sabaha kadar hiçbir şey yapmam onu dinlerim. kimse kaldıramaz beni o yayından.. titriyorum o sese.
kız o ne güzellik manyak mısın sen ya. sısısıs
devamını gör...
sivas katliamı
35 kişinin hayatına mâl olmuş bir katliamdır. çoğunluğu alevi olan 33 yazar, düşünür ve aydın, 2 de otel çalışanı radikal islamcılar tarafından katledilmiştir.
dönemin siyasetçilerinin de tutumunu unutmamak gerekir. dönemin başbakanı tansu çiller ''çok şükür otel dışındaki halkımız zarar görmedi.'' demiştir.
cumhurbaşkanı süleyman demirel ise ağır tahrik olduğunu söylemiştir.
dönemin içişleri bakanı ise aziz nesin'in halkın inançlarıyla alay edip halkı galeyana getirdiğini söylemiştir.
bu ülke ne çektiyse dincilerden çekti, hala da çekmeye devam ediyor. temel karamollaoğlu'nu da unutmamak gerek. şimdilerde tontiş tontiş takılan bu amcanın da yaptıklarını unutmadık.
sivas davasının üçüncü gününde dinlenen sivas trafik şube müdürü izzet karadağ, tanıklığı sırasında olayların refah partili belediye başkanı temel karamollaoğlu tarafından körüklendiğini söyledi. karadağ, daha önceki ifadesini mahkemede yeniden doğruladı.
ifade şöyle: “karamollaoğlu ‘gazanız mübarek olsun’ diye konuşma yaptı. dağılmak üzere olan kalabalık bundan sonra dağılmaktan vazgeçti. itfaiyeden ise su sıkara kalabalığın dağıtılmasını istedik. ne hikmetse su sıkmadılar.
dönemin siyasetçilerinin de tutumunu unutmamak gerekir. dönemin başbakanı tansu çiller ''çok şükür otel dışındaki halkımız zarar görmedi.'' demiştir.
cumhurbaşkanı süleyman demirel ise ağır tahrik olduğunu söylemiştir.
dönemin içişleri bakanı ise aziz nesin'in halkın inançlarıyla alay edip halkı galeyana getirdiğini söylemiştir.
bu ülke ne çektiyse dincilerden çekti, hala da çekmeye devam ediyor. temel karamollaoğlu'nu da unutmamak gerek. şimdilerde tontiş tontiş takılan bu amcanın da yaptıklarını unutmadık.
sivas davasının üçüncü gününde dinlenen sivas trafik şube müdürü izzet karadağ, tanıklığı sırasında olayların refah partili belediye başkanı temel karamollaoğlu tarafından körüklendiğini söyledi. karadağ, daha önceki ifadesini mahkemede yeniden doğruladı.
ifade şöyle: “karamollaoğlu ‘gazanız mübarek olsun’ diye konuşma yaptı. dağılmak üzere olan kalabalık bundan sonra dağılmaktan vazgeçti. itfaiyeden ise su sıkara kalabalığın dağıtılmasını istedik. ne hikmetse su sıkmadılar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
çocuklar veliler kısaca insanlar
devamını gör...
bay evet
ingilizce ismi yes man olan hayatında hiç bir şeyin güzel olmadığı, depresif durumdaki bir karakterin katıldığı bir seminerde her şeye evet demesiyle başlayan harika bir kendine geri dönüş hikayesi.
jim carrey sempatikliği ve oyunculuğu sizi filmin içindeymişsiniz izlemi veriyor.
kişisel gelişim kitaplarında ve birçok yerde bilinen bazı durumlarda hayır demeyi bilmek gerekir anlayışının tam tersi ancak zaten ana karakter daha sonradan anlıyor her şeye evet demenin olmasını istediği şeyler için olduğunu.
ara ara izlenebilecek, kanımca yay burcu insanlarını bir tık daha heyecanlandırabilecek film.
eğer hayatınızda hareket istiyorsanız, başlamak için ilk adım bu olabilir.
o zaman izliyor muyuz? evet (you have to say yes.)*
jim carrey sempatikliği ve oyunculuğu sizi filmin içindeymişsiniz izlemi veriyor.
kişisel gelişim kitaplarında ve birçok yerde bilinen bazı durumlarda hayır demeyi bilmek gerekir anlayışının tam tersi ancak zaten ana karakter daha sonradan anlıyor her şeye evet demenin olmasını istediği şeyler için olduğunu.
ara ara izlenebilecek, kanımca yay burcu insanlarını bir tık daha heyecanlandırabilecek film.
eğer hayatınızda hareket istiyorsanız, başlamak için ilk adım bu olabilir.
o zaman izliyor muyuz? evet (you have to say yes.)*
devamını gör...
tango ve cash
bir andrey konchalovskiy filmidir.
belki de bir albert magnoli filmidir.
ya da hatta bir stuart baird filmi bile olabilir.
tabii eğer bir slyvester stallone filmi değilse.

bu yönetmen karmaşasını iki paragraf sonra açıklayacağım. ama önce filmin senaristini ve başrol oyuncularını yazayım. filmin senaryosu randy feldman tarafından yazılmıştır. başrollerde ise sylvester stallone ve kurt russell oynamıştır. diğer oyuncular arasında ise teri hatcher ve jack palance vardır.
filmin konusu aslında bildik bir konudur. birbiriyle uyumsuz ve birbirini pek sevmeyen iki polisin bir suç baronu karşısında birbirlerine tutunma hikayesidir film. uyuşturucu baronu tarafından hapse attırılan ikili içeride hapse attıkları insanlarla karşılaşır ve kaçmak için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar. isimlerini temize çıkarmaya çalışan ikili zaman içinde birbirlerinden kopamayacak hale gelirler.
yönetmen karmaşasına gelince o kısım evlere şenliktir. filmi çekmeye başlayan andrey konchalovskiy yabana atılacak bir adam değildir zira andrey tarkovsky ile birlikte andrey rublev filminin senaryosunu yazmıştır. ancak yapımcı ile ters düşer. yapımcı daha cıvık daha eğlenceli bir film ister. ancak andrey konchalovskiy daha ciddi bir film çekmek ister. slyvester stallone de yönetmen ile aynı fikirdedir ancak o da kendi rolünün daha fazla parlamasını ister ve sürekli senaryoya müdahale eder. filmin sonuna doğru yönetmen değişir ve albert mangoli filmi bitirir. ancak filmin post prodüksiyonu esnasında editör stuart baird filmi bambaşka bir şeye çevirir.
film sonunda herkesin istediği ve kimsenin istemediği bir halde çıkar seyirci karşısına ama buna rağmen izlenmeye değer güzel bir filmdir.
belki de bir albert magnoli filmidir.
ya da hatta bir stuart baird filmi bile olabilir.
tabii eğer bir slyvester stallone filmi değilse.

bu yönetmen karmaşasını iki paragraf sonra açıklayacağım. ama önce filmin senaristini ve başrol oyuncularını yazayım. filmin senaryosu randy feldman tarafından yazılmıştır. başrollerde ise sylvester stallone ve kurt russell oynamıştır. diğer oyuncular arasında ise teri hatcher ve jack palance vardır.
filmin konusu aslında bildik bir konudur. birbiriyle uyumsuz ve birbirini pek sevmeyen iki polisin bir suç baronu karşısında birbirlerine tutunma hikayesidir film. uyuşturucu baronu tarafından hapse attırılan ikili içeride hapse attıkları insanlarla karşılaşır ve kaçmak için birbirlerine tutunmak zorunda kalırlar. isimlerini temize çıkarmaya çalışan ikili zaman içinde birbirlerinden kopamayacak hale gelirler.
yönetmen karmaşasına gelince o kısım evlere şenliktir. filmi çekmeye başlayan andrey konchalovskiy yabana atılacak bir adam değildir zira andrey tarkovsky ile birlikte andrey rublev filminin senaryosunu yazmıştır. ancak yapımcı ile ters düşer. yapımcı daha cıvık daha eğlenceli bir film ister. ancak andrey konchalovskiy daha ciddi bir film çekmek ister. slyvester stallone de yönetmen ile aynı fikirdedir ancak o da kendi rolünün daha fazla parlamasını ister ve sürekli senaryoya müdahale eder. filmin sonuna doğru yönetmen değişir ve albert mangoli filmi bitirir. ancak filmin post prodüksiyonu esnasında editör stuart baird filmi bambaşka bir şeye çevirir.
film sonunda herkesin istediği ve kimsenin istemediği bir halde çıkar seyirci karşısına ama buna rağmen izlenmeye değer güzel bir filmdir.
devamını gör...
terapi niteliğindeki alışkanlıklar
sokak hayvanlarını beslemek.
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
şahika koçarslanlı.
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
armağan: bizim kızlar. akılları fikirleri aşta meşkte, başka hiçbir şey düşündükleri yok. oysa hayatta daha ciddi şeyler de var. bunları niye sana anlatıyorum ki? belki de seni kendime benzetiyorum da ondan. senin de önceliğin okuyup adam olmak. aşk meşk bunların benim için değeri sıfır.
haydar: sıfır bir değer değildir. bir sayı bile değildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır. tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına bir değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır, sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
armağan: sen ne güzel şeyler söylüyorsun böyle haydar.
haydar: biri dese ki, sevdamı al, kendine ekle, bir ömürle çarp sonra sonsuza eşitle. yine değeri sıfır mı olur senin için?
armağan: bilmem ki... bana daha önce kimse böyle bir şey söylemedi.
haydar: bugün biri söylüyor işte.
7.bölüm:)
haydar: sıfır bir değer değildir. bir sayı bile değildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır. tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına bir değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır, sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
armağan: sen ne güzel şeyler söylüyorsun böyle haydar.
haydar: biri dese ki, sevdamı al, kendine ekle, bir ömürle çarp sonra sonsuza eşitle. yine değeri sıfır mı olur senin için?
armağan: bilmem ki... bana daha önce kimse böyle bir şey söylemedi.
haydar: bugün biri söylüyor işte.
7.bölüm:)
devamını gör...
arabalardaki gündüz farları ne işe yarıyor sorunsalı
normal fardan daha az enerji tüketerek yayalara ve diğer araçlara aracın çalıştığını belli etmek ve aracınızı görünür kılmak.
devamını gör...
aile tarafından üzülmek
üzüldüğünü görmeyecek kadar yakındırlar. bazen anlamak ve anlaşılmak için uzaklaşmak gerekir.
devamını gör...
sözlüğün gizil işlevleri
insanlar nelerle uğraşıyor, neler dinliyor, neler okuyor'u öğreniyorum.
kültür çorbası benim için.. alırım bi kaşık ..
kültür çorbası benim için.. alırım bi kaşık ..
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
okunmadan ve gelişigüzel verilen seri oyları benimsemem. fakat beni bilen yazarlar bilirler, yavaş yavaş ve sırayla oy veren ( seri oy ile karıştırılmasın) ve aynı şekilde oy alan bir yazar olarak iyi olmayan tarafları da var.
mesela benim yazdıklarımı başka bir yazar gelip oylayacak. sayfamı inceleyecek, belki de sayfadan ayrılamayacak, yazılanlar takdirini kazanacak ve beğeni butonlarını yeşillendirecek. şimdi üç oydan sonra bundan sonra oy veremiyorum deyip sayfadan ayrılacak. beş dakika kadar bekleyip tekrar oylayacak ama yine üçer üçer oylayacak, belki de bu sebeple yazar, sayfaya dönüş yapmayacak.
oy veren yazar arkadaşlar var sağ olsun, daim olsunlar. aralarında belli saatlerde sözlüğe girip oylayanlar oluyordu. şimdi bu değişiklikten sonra sayfadan çıkıp geri dönmeyecekler belki ve yeni yeni tanımlar okunmadan araya kaynayacak.
bu seri olmayan, okuyarak ve yavaş puanlama sayesinde karşıdaki yazar hakkında iyi kötü bir fikir sahibi oluyorduk, karşıdaki yazar ancak böyle tanınabilir.
not : tanıma başlamadan önce sayın köylü yazardan ironiler rumuzlu yazarımızı ne güzel de okuyup oylayacaktım ki karşıma başlıktaki yazı çıktı. allah var, yazarın tanımları bir ışık ve huzur saçıyor. klavye takımları zeval görmesin.
mesela benim yazdıklarımı başka bir yazar gelip oylayacak. sayfamı inceleyecek, belki de sayfadan ayrılamayacak, yazılanlar takdirini kazanacak ve beğeni butonlarını yeşillendirecek. şimdi üç oydan sonra bundan sonra oy veremiyorum deyip sayfadan ayrılacak. beş dakika kadar bekleyip tekrar oylayacak ama yine üçer üçer oylayacak, belki de bu sebeple yazar, sayfaya dönüş yapmayacak.
oy veren yazar arkadaşlar var sağ olsun, daim olsunlar. aralarında belli saatlerde sözlüğe girip oylayanlar oluyordu. şimdi bu değişiklikten sonra sayfadan çıkıp geri dönmeyecekler belki ve yeni yeni tanımlar okunmadan araya kaynayacak.
bu seri olmayan, okuyarak ve yavaş puanlama sayesinde karşıdaki yazar hakkında iyi kötü bir fikir sahibi oluyorduk, karşıdaki yazar ancak böyle tanınabilir.
not : tanıma başlamadan önce sayın köylü yazardan ironiler rumuzlu yazarımızı ne güzel de okuyup oylayacaktım ki karşıma başlıktaki yazı çıktı. allah var, yazarın tanımları bir ışık ve huzur saçıyor. klavye takımları zeval görmesin.
devamını gör...
5 gündür sadece su içerek sokakta yaşayan kadın
okurken kalbim sıkıştı. kim bilir ne derdi var. hiç bir yardımı da kabul etmiyor yazılmış. insan psikolojisi öyle hassas öyle tuhaf ki. onu bu hale ne getirmiş diye düşünmeden duramıyorum.
devamını gör...
kar
maalesef artık istanbul'a yağmayan, yağsa da tutmayan bir hava olayı.
devamını gör...
evde örümcek görmek
küçük bir ev örümceği ise sizin için temizlik yapan küçük ve mutlu bir kiracı gibidir. ağlarını sinek ve sivrisinek gibi haşereleri tuzağa düşürmek için kullanır.
devamını gör...