b12 vitamini eksikliği
dikkat dağınıklığı, cümle kuramama, konuşmayı tamamlayamama , yorgunluk, sinirlilik, başarısızlık, kramplar, seğirmeler vb. gibi belirtilerin nedeni olabilen vitaminin eksikliğidir. ileride büyük sorunlara yol açabilecek bir durum. depresyon etkisi yapabildiği gibi, unutkanlık ve kansızlık en önemli sonuçlarıdır.
devamını gör...
harvey specter
suits dizisinin ana karakterlerinden biri olan harvey specter’ı gabriel match canlandırmıştır. gabriel match 1972 yılında amerika’da doğmuştur.
karakterin en büyük korkusu terkedilmektir.
bu korku geçmişte annesinin babasını aldatmasıyla başlamıştır. b
abasına büyük bağlıdır fakat uzun bir süre babasını uyarmayarak aldatılmasına sebep olmuş her şeyi babasına açıkladıktan sonra yaşadığı yeri bırakıp jessica pearson ile tanışan harvey yaşayan efsane olan avukatlık serüvenine başlamıştır.
onu alıp hukuk fakültesine yazdırarak hukuk dünyasının en iş bitirici, gözü kara ve kazanmak için her şeyi yapabilecek biri haline getirmiştir.
adını her zaman duvara yazdırıp yöneticilerden biri olmak isteyen harvey bir süre sonra bu hedefine ulaşacaktır. her kademeyi hızlı hızlı atlayarak tüm amerika’ya ismini duyurmuştur. karakterin asıl macerası polisten kaçan mike ross’u işe alarak başlamıştır.
mike ross’u hukuk fakültesini okumamış olmasına rağma stajyer olarak işe alarak onun için birçok savaşa girmiş, işini tehlikeye atmış yine de yarı yolda bırakmamıştır. mike ile en önemli ortak özellikleri kendilerini beğenmiş olmaları ve sürekli filmlerden alıntı yapmalarıdır. her işte sorunlar çıksa bile bir şekilde sorunların üstesine gelmeyi başaran bu karakterler birbirlerine o kadar sadıktırlar ki mike hapis yatma pahasına onu satmamıştır.
dizideki en etkili sahnelerden biri olan mike’ın karşı avukatla anlaşma yaparak harvey’nin hayatını mahvetmek istemesidir. tabii ki onu orada bırakmayan karakterimiz sonrasında mike’ı hapisten çıkararak onu gerçek bir avukat yapmak için çalışmalara başlamış ve bunu gerçekten başarmıştır. bir süre sonra mike ve donna onu terketmiştir ve panik atakları başlamıştır fakat geçmişten gelen terkedilme korkusu yüzünden bu panik atakları atlatmakta epey zorlanmıştır. donna’yı içten içe her zaman sevmektedir fakat bir türlü ikisi de birbirine itiraf edememektedir.
dizinin sonlarında birbirlerine kavuşarak güzel bir çift olmuşlardır.
karakterin en büyük korkusu terkedilmektir.
bu korku geçmişte annesinin babasını aldatmasıyla başlamıştır. b
abasına büyük bağlıdır fakat uzun bir süre babasını uyarmayarak aldatılmasına sebep olmuş her şeyi babasına açıkladıktan sonra yaşadığı yeri bırakıp jessica pearson ile tanışan harvey yaşayan efsane olan avukatlık serüvenine başlamıştır.
onu alıp hukuk fakültesine yazdırarak hukuk dünyasının en iş bitirici, gözü kara ve kazanmak için her şeyi yapabilecek biri haline getirmiştir.
adını her zaman duvara yazdırıp yöneticilerden biri olmak isteyen harvey bir süre sonra bu hedefine ulaşacaktır. her kademeyi hızlı hızlı atlayarak tüm amerika’ya ismini duyurmuştur. karakterin asıl macerası polisten kaçan mike ross’u işe alarak başlamıştır.
mike ross’u hukuk fakültesini okumamış olmasına rağma stajyer olarak işe alarak onun için birçok savaşa girmiş, işini tehlikeye atmış yine de yarı yolda bırakmamıştır. mike ile en önemli ortak özellikleri kendilerini beğenmiş olmaları ve sürekli filmlerden alıntı yapmalarıdır. her işte sorunlar çıksa bile bir şekilde sorunların üstesine gelmeyi başaran bu karakterler birbirlerine o kadar sadıktırlar ki mike hapis yatma pahasına onu satmamıştır.
dizideki en etkili sahnelerden biri olan mike’ın karşı avukatla anlaşma yaparak harvey’nin hayatını mahvetmek istemesidir. tabii ki onu orada bırakmayan karakterimiz sonrasında mike’ı hapisten çıkararak onu gerçek bir avukat yapmak için çalışmalara başlamış ve bunu gerçekten başarmıştır. bir süre sonra mike ve donna onu terketmiştir ve panik atakları başlamıştır fakat geçmişten gelen terkedilme korkusu yüzünden bu panik atakları atlatmakta epey zorlanmıştır. donna’yı içten içe her zaman sevmektedir fakat bir türlü ikisi de birbirine itiraf edememektedir.
dizinin sonlarında birbirlerine kavuşarak güzel bir çift olmuşlardır.
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
nihal'i harcayacaklar matmazel.
devamını gör...
kapitalizmi anlatan en iyi söz
"kapitalizm, doğanın en büyük düşmanıdır. kapitalizmde insan sevgisi, hayvan sevgisi yoktur. insanı mekanik bir böcek gibi görür. kapitalizm vatan sevgisi, barış istemez. ahlak, erdem istemez. yozlaşmış, çıkarcı, cahil, beynine tecavüz edilmiş uysal köleler ister."
-karl marx.
-karl marx.
devamını gör...
cacık
benim için budur.
"sözüm meclisten dışarı dostlar.
bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum.
hani dilim dilim doğrasalar beni
marmara, ege, karadeniz ve hatta akdeniz cacık olur diyorum."
ruhun şad olsun barış abi.
"sözüm meclisten dışarı dostlar.
bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum.
hani dilim dilim doğrasalar beni
marmara, ege, karadeniz ve hatta akdeniz cacık olur diyorum."
ruhun şad olsun barış abi.
devamını gör...
valiz boşaltmak
valiz hazırlamak ne kadar zevkliyse bu da o kadar sinir eden işlemdir.
devamını gör...
turistin görebileceği herkesi aşılayacağız
dış işleri bakanının skandal açıklaması. turistle muhattap olmayacak vatandaşın canının değeri yok mu?
siz hükümet misiniz sömürge valiliği misiniz?
turistlerin çocukları sokaktaki türklere fındık fıstık atacak mı?
turistler yoldaki türkleri "gel kuçu kuçuu aşını oldun mu bakıyım sen?" diye sevip ağızlarına euro sıkıştıracak mı?
siz hükümet misiniz sömürge valiliği misiniz?
turistlerin çocukları sokaktaki türklere fındık fıstık atacak mı?
turistler yoldaki türkleri "gel kuçu kuçuu aşını oldun mu bakıyım sen?" diye sevip ağızlarına euro sıkıştıracak mı?
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
serada kavun topluyorum. yaklaşık 500 kilo toplandı 1 ton daha toplanır. ne bitmez çileymiş dediğim saatlerdeyim.
devamını gör...
mortaks: yazının dört mevsimi
aşkın üç rengi
bölüm 1
bir varmış bir yokmuş. zamanın birinde gökten üç elmanın düşmediği, muradına eremeyen sahte aşklarla dolu bir dünyada gerçek aşkı arayan, hikayemizin kahramanı olan, bir prens varmış. hadi, gelin bakalım neler gelmiş prensimizin başına.
bu dünya öyle bir dünyaymış ki, herkes güvensiz ve mutsuzmuş. maskeli yüzlerin istekleri bencil ve bireysel, sevinçleri ise sahteymiş. ama nefret, en keskin en yoğun haliyle var olmaya devam ediyormuş. prensimiz de sahte sevgi sözcükleri ile dolu bu dünyada gerçek aşkı yaşamak istiyormuş ve bu isteğinin verdiği şevkle arayışlarını sürdürüyormuş.
günlerden bir gün karşısına ona hissettiklerini yansıtabilecek ayna yürekli bir prenses çıkmış. birbirlerine baktıkları zaman sanki aynaya bakıyormuş gibi hissetmişler. öyle ki ikisi de cemal süreya'nın da dediği gibi: "elden düşme sevdalar değil benim istediğim. ya yüreğinin sahibi olmalıyım ya da hiçbir şeyin." diye düşünümüşler. ama birbirlerinin bu hislerinden ve düşüncelerinden habersizlermiş. yürekleri ne kadar uyumlu görünse de ağızdan, yürek kapısını çalan o sözler çıkmadıkça, o ilk adım atılmadıkça bu aşk dolu serüven başlayamıyormuş. nasıl tanıştıklarının bir önemi yokmuş. çünkü onlar için önemli olan yollarının kesişmiş olması, birbirlerini bulmuş olmalarıymış.
kısa sürede arkadaş olmuşlar. iyi anlaşıyorlarmış, şakalaşıyorlarmış, aralarında bir şeyler varmış ama onlar dostluk zannediyorlarmış. zaman geçtikçe daha da yakınlaşmışlar. birbirlerini koruyup kollamaya başlamışlar. içlerinde bir his varmış ama ikisi de susuyorlarmış. günden güne arkadaşlıkları farklı bir şekile bürünmeye başlamış. karşılıklı olarak hissettikleri duygular, diğer arkadaşlarına hissettiklerine benzemiyormuş. öyle ki bu duygular ağızlarını adeta mühürlüyormuş ve birbirlerine açılmalarına mani oluyormuş.
zaman iplikleri kader makarasına dolanmaya devam ediyorken ömürleri azalıyormuş fakat hissettikleri duygular çoğalıyormuş. buna rağmen kendilerinden bile saklıyorlarmış yüreklerinde yatan gizli gerçeği. onlar kirlenmiş dünyanın beyaz kalpli çocuklarıydı ve elbette onlara zarar vermek isteyenler çıkacaktı. bu iyi ve saf duyguları anlayamayan kıskanç ve yüzlerinde gülen maskeleri olan kötü insanlar, bu iki güzel yüreğe sahip sevdalıları ayırmaya çalışmışlar fakat onların kötülük akan kalplerinden gelen kıskançlık ile sarf ettikleri bu çabalar hep boşa çıkmış ve tüm bu olanlar birbirlerine açılamayan sevdalıların daha da kenetlenmesine neden olmuş.
kader makarasına sarılacak olan ipler azalırken, daha önce bu kadar yoğun bir duygu yaşamamış olduklarından olsa gerek bu hislerinin aşk olduğunu anlamaya başlamışlardı. sürekli arayışı içinde oldukları o duyguyu artık bulmuşlardı. buna rağmen korkuyorlardı, söyleyemiyorlardı.uzun süren bu sessizliğin ardından gecenin karanlık perdelerini yırtarak doğan güneş ile beraber prensimiz artık bu bilinmezliğe dayanamamış ve prensese gidip duygularını açmaya karar vermiş. güneş ışığını kendine yoldaş alarak prensesin kapısına gitmiş. kaybetme riskini göze alarak prenses için atan kalbi elinde, ya şimdi ya da hiçbir zaman diyerek, her şeyi anlatmış. prenses onun bu cesaretinden etkilenmiş olsa gerek o da duygularını açmış. bu konuşmadan ikisi de mutlu ayrılmışlar.
bu dostluğun aslında çoktan aşka evrilmiş olduğunu fark etmeleri uzun sürmemiş.
zaten onları her gören de çok yakıştıklarını söylemiyor muydu? hakları da vardı, çok yakışıyorlardı. fakat onlar birbirlerini bu kadar severken yazgılarına melekler bile üzülüyordu, kaderi değiştirmek istercesine tanrıya yalvarıyorlardı.
edit: merhaba artık bu başlık altında hikayeler yazmaya başlıyorum. bölümlere ayrılmış bu kısa hikayeleri her hafta paylaşmayı düşünüyorum. şimdilik ilk hikayenin ilk bölümü sizlerle umarım beğenmişsinizdir. bu arada bu hikaye @rurouni kenshin ile birlikte yazılmıştır. ikinci bölümde görüşmek üzere*.
bölüm 1
bir varmış bir yokmuş. zamanın birinde gökten üç elmanın düşmediği, muradına eremeyen sahte aşklarla dolu bir dünyada gerçek aşkı arayan, hikayemizin kahramanı olan, bir prens varmış. hadi, gelin bakalım neler gelmiş prensimizin başına.
bu dünya öyle bir dünyaymış ki, herkes güvensiz ve mutsuzmuş. maskeli yüzlerin istekleri bencil ve bireysel, sevinçleri ise sahteymiş. ama nefret, en keskin en yoğun haliyle var olmaya devam ediyormuş. prensimiz de sahte sevgi sözcükleri ile dolu bu dünyada gerçek aşkı yaşamak istiyormuş ve bu isteğinin verdiği şevkle arayışlarını sürdürüyormuş.
günlerden bir gün karşısına ona hissettiklerini yansıtabilecek ayna yürekli bir prenses çıkmış. birbirlerine baktıkları zaman sanki aynaya bakıyormuş gibi hissetmişler. öyle ki ikisi de cemal süreya'nın da dediği gibi: "elden düşme sevdalar değil benim istediğim. ya yüreğinin sahibi olmalıyım ya da hiçbir şeyin." diye düşünümüşler. ama birbirlerinin bu hislerinden ve düşüncelerinden habersizlermiş. yürekleri ne kadar uyumlu görünse de ağızdan, yürek kapısını çalan o sözler çıkmadıkça, o ilk adım atılmadıkça bu aşk dolu serüven başlayamıyormuş. nasıl tanıştıklarının bir önemi yokmuş. çünkü onlar için önemli olan yollarının kesişmiş olması, birbirlerini bulmuş olmalarıymış.
kısa sürede arkadaş olmuşlar. iyi anlaşıyorlarmış, şakalaşıyorlarmış, aralarında bir şeyler varmış ama onlar dostluk zannediyorlarmış. zaman geçtikçe daha da yakınlaşmışlar. birbirlerini koruyup kollamaya başlamışlar. içlerinde bir his varmış ama ikisi de susuyorlarmış. günden güne arkadaşlıkları farklı bir şekile bürünmeye başlamış. karşılıklı olarak hissettikleri duygular, diğer arkadaşlarına hissettiklerine benzemiyormuş. öyle ki bu duygular ağızlarını adeta mühürlüyormuş ve birbirlerine açılmalarına mani oluyormuş.
zaman iplikleri kader makarasına dolanmaya devam ediyorken ömürleri azalıyormuş fakat hissettikleri duygular çoğalıyormuş. buna rağmen kendilerinden bile saklıyorlarmış yüreklerinde yatan gizli gerçeği. onlar kirlenmiş dünyanın beyaz kalpli çocuklarıydı ve elbette onlara zarar vermek isteyenler çıkacaktı. bu iyi ve saf duyguları anlayamayan kıskanç ve yüzlerinde gülen maskeleri olan kötü insanlar, bu iki güzel yüreğe sahip sevdalıları ayırmaya çalışmışlar fakat onların kötülük akan kalplerinden gelen kıskançlık ile sarf ettikleri bu çabalar hep boşa çıkmış ve tüm bu olanlar birbirlerine açılamayan sevdalıların daha da kenetlenmesine neden olmuş.
kader makarasına sarılacak olan ipler azalırken, daha önce bu kadar yoğun bir duygu yaşamamış olduklarından olsa gerek bu hislerinin aşk olduğunu anlamaya başlamışlardı. sürekli arayışı içinde oldukları o duyguyu artık bulmuşlardı. buna rağmen korkuyorlardı, söyleyemiyorlardı.uzun süren bu sessizliğin ardından gecenin karanlık perdelerini yırtarak doğan güneş ile beraber prensimiz artık bu bilinmezliğe dayanamamış ve prensese gidip duygularını açmaya karar vermiş. güneş ışığını kendine yoldaş alarak prensesin kapısına gitmiş. kaybetme riskini göze alarak prenses için atan kalbi elinde, ya şimdi ya da hiçbir zaman diyerek, her şeyi anlatmış. prenses onun bu cesaretinden etkilenmiş olsa gerek o da duygularını açmış. bu konuşmadan ikisi de mutlu ayrılmışlar.
bu dostluğun aslında çoktan aşka evrilmiş olduğunu fark etmeleri uzun sürmemiş.
zaten onları her gören de çok yakıştıklarını söylemiyor muydu? hakları da vardı, çok yakışıyorlardı. fakat onlar birbirlerini bu kadar severken yazgılarına melekler bile üzülüyordu, kaderi değiştirmek istercesine tanrıya yalvarıyorlardı.
edit: merhaba artık bu başlık altında hikayeler yazmaya başlıyorum. bölümlere ayrılmış bu kısa hikayeleri her hafta paylaşmayı düşünüyorum. şimdilik ilk hikayenin ilk bölümü sizlerle umarım beğenmişsinizdir. bu arada bu hikaye @rurouni kenshin ile birlikte yazılmıştır. ikinci bölümde görüşmek üzere*.
devamını gör...
felsefe hayata ne yapar
felsefe hayata ne yapar bilemiyorum da türkiye'de yaşıyorsanız hayat felsefeyi alır, göğsünde yumuşatır, kucağında sektirir sonra da gelişine öyle bir vurur ki felsefe denen kavram ortalıklarda bir daha görünmez.
devamını gör...
cuhara
icat etmiş olduğu rakı ile bir çok dertlerin çözümü bulmuş olan yontma taş devrinin ilk mucidi.
devamını gör...
youtube için link butonunu kullanmama gerekliliği hakkında
...kısa bir tavsiyem olacak.
youtube videolarını sözlüğe aktarırken link butonu kullanmanıza gerek yok. direkt linki yapıştırabilirsiniz.
soru 1: bilgisayar veya mobilden yani uygulamadan da açsak bile mi kullanmıyoruz?
+evet.
örnek: bu internet tarayıcısı linki ile gönderilen bir video.
örnek2: bu da youtube uygulaması üzerinden gönderilmiş bir video yani mobilden.
bir de link butonu ile ekleyelim...
(link: https://m.youtube.com/watch?v=xuadtbpjlqe::)
hoaydaa.. gördünüz mü bakın ne çirkin görüntü oldu şimdi. *
youtube videolarını sözlüğe aktarırken link butonu kullanmanıza gerek yok. direkt linki yapıştırabilirsiniz.
soru 1: bilgisayar veya mobilden yani uygulamadan da açsak bile mi kullanmıyoruz?
+evet.
örnek: bu internet tarayıcısı linki ile gönderilen bir video.
örnek2: bu da youtube uygulaması üzerinden gönderilmiş bir video yani mobilden.
bir de link butonu ile ekleyelim...
(link: https://m.youtube.com/watch?v=xuadtbpjlqe::)
hoaydaa.. gördünüz mü bakın ne çirkin görüntü oldu şimdi. *
devamını gör...
o ses türkiyesiz yılbaşı
biz dansözlerle girerdik. hatta 1994'te o star tv'nin meşhur dansözünü, 3 aile beraber izlemiştik.
ben çok utanmıştım tabi.
hey gidi günler...
ben çok utanmıştım tabi.
hey gidi günler...
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
gece gece efkara bağlattınız. zaten ne bekliyorduk, yılda bir gülüp kalanlarında dertleniyoruz..
devamını gör...
gece 02.14 gibi tüm yazarlara gelen ağlama hissi
harbiden neden herkes ağlıyor? benden gizli bir espri mi yaptı biri anlamadım. ühühhüüh.
devamını gör...
yazarların aldıkları en iyi nasihat
"kuyruğunu dik tut ve beklentini azalt. abim söylemişti. ne zaman gereksiz evham ve üzüntülere kapilsam kendime olan guvenimi yerine getirir.
devamını gör...
netflix
benim bu platform ile problemim eşcinselliğin kendisi ile alakalı değil. aksine son derece lgbt destekçisi bir adamım.
benim problemim olay örgüsüyle alakalı olsun ya da olmasın, mantıklı olsun ya da olmasın, karakterlerin o anki ruh hallerine, senaryonun gelişimine uygun olsun ya da olmasın bunun laaps diye bir anda kucağa bırakılmasıyla alakalı.
o yüzden çoğu sinema sever bir ajenda var diyor.
mesela örnek vereyim;
+kaptan robert, uzaylılar hyperspace'den çıktılar. hızla üzerimize geliyorlar. hızları 20000 km/s
-kahretsin. güç kalkanları full. photon torpidoları hazır olsun.
-derhal kaptan. tahmini varış süreleri 16 dakika 7 saniye.
+gemiyi 18 derece sancak tarafına çevirin. onları kafa kafaya karşılamak istiyorum.
-emredersiniz efendim.
(burada seyirci olarak heyecanlanmışız. olay örgüsünün gelişimi bakımından epik bir uzay savaşı bekliyoruz)
+ve james?
-evet kaptan?
+uzaylılar gelmeden son bi posta vuruşmaya ne dersin?
-hiç sormayacaksınız sandım kaptan=) (kontrol panelinin üzerine domalır)
(haydaaa)
yani bu ne olm? neden konu bütünlüğünü alakasız ve inanılması zor şeyler yaparak bozuyorsunuz? buradaki ilişki heteroseksüel de olsa aynısını düşünürdüm.
ve bunu her dizide yapmak?
bir kendinize gelin lan. *
benim problemim olay örgüsüyle alakalı olsun ya da olmasın, mantıklı olsun ya da olmasın, karakterlerin o anki ruh hallerine, senaryonun gelişimine uygun olsun ya da olmasın bunun laaps diye bir anda kucağa bırakılmasıyla alakalı.
o yüzden çoğu sinema sever bir ajenda var diyor.
mesela örnek vereyim;
+kaptan robert, uzaylılar hyperspace'den çıktılar. hızla üzerimize geliyorlar. hızları 20000 km/s
-kahretsin. güç kalkanları full. photon torpidoları hazır olsun.
-derhal kaptan. tahmini varış süreleri 16 dakika 7 saniye.
+gemiyi 18 derece sancak tarafına çevirin. onları kafa kafaya karşılamak istiyorum.
-emredersiniz efendim.
(burada seyirci olarak heyecanlanmışız. olay örgüsünün gelişimi bakımından epik bir uzay savaşı bekliyoruz)
+ve james?
-evet kaptan?
+uzaylılar gelmeden son bi posta vuruşmaya ne dersin?
-hiç sormayacaksınız sandım kaptan=) (kontrol panelinin üzerine domalır)
(haydaaa)
yani bu ne olm? neden konu bütünlüğünü alakasız ve inanılması zor şeyler yaparak bozuyorsunuz? buradaki ilişki heteroseksüel de olsa aynısını düşünürdüm.
ve bunu her dizide yapmak?
bir kendinize gelin lan. *
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
kar yağışı.
devamını gör...

