william shakespeare
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
keşke iletişime açık bir insan olsaydın da içimi burada dökmek zorunda kalmasaydım...
sırf baba oldun diye kendini bir şey zannediyorsun. çünkü siz babalar dövseniz de, bize pislik muamelesi yapsanız da her zaman haklısınızdır(!) kesin biz bir haltlar yemişizdir.
babaların çocuklarına sevgilerini göstermedikleri söylenir. bu bence koca bir saçmalık. seviyorsan belli edeceksin. ben sevgini göremedikten, hissedemedikten sonra bunların hiçbir anlamı yok.
neymiş şımarırmış, baba otoritesini tanımazmış... haydi oradan! sen benimle arana duvar örmeye devam ettikçe ben sana hiçbir şeyimi anlatmam. istemesem de yalan da söylerim, bir şeyler de saklarım. sen bana arkadaş olacağın yerde gençliğimi çalan bir hırsız oldun.
senin savunduğun o köhne değerler yüzünden ne çocukluğumu yaşayabildim, ne gençliğimi yaşayabildim. bak senin yüzünden her an parmak ucunda yürüyen bir insan oldum. benim bir birey olduğumu kabul etmedin. kişisel alanıma saygı duymadın. hoş görülebilecek çocukluk ve gençlik hatalarını suç saydın, yıllarca bana fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladın. yaşımın üstünde olgunluk bekledin benden. bak arkadaşlarım bana 80 yaşında bir ninenin ruhunu taşıdığımı söylüyorlar. ben henüz çeyrek asırlık bile olmadım ama kendimi yaşlı hissediyorum.
benden proje çocuk yaratmaya çalıştın. benim başarılarımdan kendine pay çıkarmak istedin. dışarıdan "ne güzel, çocuğunun yeteneklerini keşfeden bilinçli bir baba." imajı yarattın. ama senin tek yaptığın, beni yaşıtlarımla rekabet etmeye zorlamak oldu. beni çocuk işçi gibi kullandığını bilmiyor muyum sanıyorsun? benim üniversiteye kadar doğru dürüst arkadaşım olmadı. yarattığın proje yüzünden yaşıtlarım benimle hep mesafeli oldu.
ben yoruldum baba. yetişkinlik çağımı mahvetmene izin vermeyeceğim. mesleğimi elime alır almaz senin boyunduruğundan kurtulacağım. kendi duzenimi kurup tek başıma yaşayacağım. seni arayıp sormayacağım bile. hayatımda sana yer olmayacak artık. geçmişimin intikamını senden tek tek alacağım. haydi beni hayırsız evlat ilan et. haydi bana vefasız de. inan bana hiçbiri umurumda olmayacak. bana yaşattıklarından sonra bu yaptıklarım az bile kalacak.
tam 17 sene boyunca ensemde boza pişirdin. benim anksiyete sahibi bir birey olmama neden oldun. her hatamda bana hakaret ettin. bir babanın, çocuğuna söyleyemeyeceği şeyler söyledin. ama ben sesimi biraz yükseltsem suçlu olurdum, evin huzurunu bozan kişisi olurdum.
sen bana ağzına geleni söyleyeceksin, ben de susacağım öyle mi? yok öyle dünya! sırf babamsın diye bu yaptıklarına rağmen sana saygı duyacağım öyle mi? çok beklersin! sen bana saygı duydun mu?
beni sevdiğine zerre inanmıyorum. insan sevdiğine hayatını zindan etmez. ben de seni sevmiyorum. senden nefret de etmiyorum. artık o kadar umurumda değilsin ki...
sadece aynı çatı altında zoraki bir şekilde sana tahammül etmeye çalışıyorum. ama eskisi gibi susup sinmiyorum bir köşeye. bu daha başlangıç...
sırf baba oldun diye kendini bir şey zannediyorsun. çünkü siz babalar dövseniz de, bize pislik muamelesi yapsanız da her zaman haklısınızdır(!) kesin biz bir haltlar yemişizdir.
babaların çocuklarına sevgilerini göstermedikleri söylenir. bu bence koca bir saçmalık. seviyorsan belli edeceksin. ben sevgini göremedikten, hissedemedikten sonra bunların hiçbir anlamı yok.
neymiş şımarırmış, baba otoritesini tanımazmış... haydi oradan! sen benimle arana duvar örmeye devam ettikçe ben sana hiçbir şeyimi anlatmam. istemesem de yalan da söylerim, bir şeyler de saklarım. sen bana arkadaş olacağın yerde gençliğimi çalan bir hırsız oldun.
senin savunduğun o köhne değerler yüzünden ne çocukluğumu yaşayabildim, ne gençliğimi yaşayabildim. bak senin yüzünden her an parmak ucunda yürüyen bir insan oldum. benim bir birey olduğumu kabul etmedin. kişisel alanıma saygı duymadın. hoş görülebilecek çocukluk ve gençlik hatalarını suç saydın, yıllarca bana fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladın. yaşımın üstünde olgunluk bekledin benden. bak arkadaşlarım bana 80 yaşında bir ninenin ruhunu taşıdığımı söylüyorlar. ben henüz çeyrek asırlık bile olmadım ama kendimi yaşlı hissediyorum.
benden proje çocuk yaratmaya çalıştın. benim başarılarımdan kendine pay çıkarmak istedin. dışarıdan "ne güzel, çocuğunun yeteneklerini keşfeden bilinçli bir baba." imajı yarattın. ama senin tek yaptığın, beni yaşıtlarımla rekabet etmeye zorlamak oldu. beni çocuk işçi gibi kullandığını bilmiyor muyum sanıyorsun? benim üniversiteye kadar doğru dürüst arkadaşım olmadı. yarattığın proje yüzünden yaşıtlarım benimle hep mesafeli oldu.
ben yoruldum baba. yetişkinlik çağımı mahvetmene izin vermeyeceğim. mesleğimi elime alır almaz senin boyunduruğundan kurtulacağım. kendi duzenimi kurup tek başıma yaşayacağım. seni arayıp sormayacağım bile. hayatımda sana yer olmayacak artık. geçmişimin intikamını senden tek tek alacağım. haydi beni hayırsız evlat ilan et. haydi bana vefasız de. inan bana hiçbiri umurumda olmayacak. bana yaşattıklarından sonra bu yaptıklarım az bile kalacak.
tam 17 sene boyunca ensemde boza pişirdin. benim anksiyete sahibi bir birey olmama neden oldun. her hatamda bana hakaret ettin. bir babanın, çocuğuna söyleyemeyeceği şeyler söyledin. ama ben sesimi biraz yükseltsem suçlu olurdum, evin huzurunu bozan kişisi olurdum.
sen bana ağzına geleni söyleyeceksin, ben de susacağım öyle mi? yok öyle dünya! sırf babamsın diye bu yaptıklarına rağmen sana saygı duyacağım öyle mi? çok beklersin! sen bana saygı duydun mu?
beni sevdiğine zerre inanmıyorum. insan sevdiğine hayatını zindan etmez. ben de seni sevmiyorum. senden nefret de etmiyorum. artık o kadar umurumda değilsin ki...
sadece aynı çatı altında zoraki bir şekilde sana tahammül etmeye çalışıyorum. ama eskisi gibi susup sinmiyorum bir köşeye. bu daha başlangıç...
devamını gör...
güven
zor kazanılan, ama kolay kaybedilen yegane şey. lakin bunu başardığınız zaman, müthiş bir huzur kaplıyor içinizi. tabi bir de bunun karşılıklı olduğunu düşünün...
tabi şöyle de bir durum var ki, karşınızdakine güven duyamıyor oluşunuz: onun güvenilmez bir insan olduğunu da göstermez. sorun tamamen kuruntularınız da olabilir.
tabi şöyle de bir durum var ki, karşınızdakine güven duyamıyor oluşunuz: onun güvenilmez bir insan olduğunu da göstermez. sorun tamamen kuruntularınız da olabilir.
devamını gör...
sapyoseksüel
kelime kökeni bakımından sapyo, latincede bilgi anlamına gelmektedir. sapyoseksüel bireyler, fiziksel güzellikten ziyade, zekayı çekici bulurlar. bir bakıma beyin yapınıza aşık olurlar denebilir.
sherlock holmes'un, düşmanı olan irene adler'ın zekasına hayran olması ve ondan hoşlanması örnek verilebilir.
sherlock holmes'un, düşmanı olan irene adler'ın zekasına hayran olması ve ondan hoşlanması örnek verilebilir.
devamını gör...
yorgunluktan uyuyamamak
beterin beteri vardır dedikleri tam olarak bu durum bence.
devamını gör...
şarkılarda geçen acımasız cümleler
hangi birini anlatayım sözlük?
zeynep bastık'ın "niye baktın dargın dargın?" demesini mi, sezen aksu'nun " beni hoyrat bir makasla,
ah eski bir fotoğraftan oydular." demesini mi, yoksa ahmet kaya'nın "hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan," demesini mi? hepsi de acımasız.
zeynep bastık'ın "niye baktın dargın dargın?" demesini mi, sezen aksu'nun " beni hoyrat bir makasla,
ah eski bir fotoğraftan oydular." demesini mi, yoksa ahmet kaya'nın "hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan," demesini mi? hepsi de acımasız.
devamını gör...
şöyle şöyle olsa ne yaparsın şeklindeki sorular
kişiye göre cevabı değişeceği için, anlamsız sorulardır.
belki bir fikir almak için sorulmuş olabilir. gene de sormayın böyle sorular bana biri sorunca geriliyorum.
belki bir fikir almak için sorulmuş olabilir. gene de sormayın böyle sorular bana biri sorunca geriliyorum.
devamını gör...
asla derdi bitmeyen arkadaş
(bkz: başlık nick uyumu)
devamını gör...
wilkinson sword klasik tıraş makinesi
haziran ayında almıştım bu tıraş makinesini. benim yüzüm biraz hassas hatta ilk kez jilet vurduğumda(14 yaşımdaydım) bıyık kısmında baya sivilce çıkmıştı. uzun uzun araştırdım bu klasik tıraş makinelerini bir sayfa öneriyordu. diğer modelleri çok pahalıydı (250 tlden başlıyor güzel olanları)ben de denemek amacıyla bunu aldım trendyoldan 22tlye. paket içinde 5 tane de yaprak jilet vardı. uzun zamandır kullanıyorum gayet de memnunum. ama söyleyeyim ki sakalı kısa olanlar için uygun. jilete alışma gibi bir şey ve dışı plastik kaplı içi metal galiba.
edit: bu makineyi halen kullanmaktayım. dediğim gibi bu makine sakalı kısa olanlar, az çıkanlar için.
uzun zamandır kullanmama rağmen ne bir pas tutma var ne de bir hasar var. gerçekten mükemmel bir ürün.
ilk yazdığımda ''denemek için aldım'' demişim ancak iyi ki de almışım, muhtemelen çok uzun süre birlikte olacağız bu makineyle.
jilet nedense beni oldukça korkutuyor, her an yüzümü kesecekmişim gibi hissediyorum. bir de jiletle kötü bir anım var benim. ilk tıraşımı jiletle olmuştum ancak yüzümün hassas olması sebebiyle hep sivilce çıkmıştı yüzümde...
velhasıl kelam gerçekten de güzel makinedir efendim, eğer sakalınız kısaysa, çok çıkmıyorsa veya jilete alışmakta zorluk çekiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim bu tıraş makinesini.
edit: bu makineyi halen kullanmaktayım. dediğim gibi bu makine sakalı kısa olanlar, az çıkanlar için.
uzun zamandır kullanmama rağmen ne bir pas tutma var ne de bir hasar var. gerçekten mükemmel bir ürün.
ilk yazdığımda ''denemek için aldım'' demişim ancak iyi ki de almışım, muhtemelen çok uzun süre birlikte olacağız bu makineyle.
jilet nedense beni oldukça korkutuyor, her an yüzümü kesecekmişim gibi hissediyorum. bir de jiletle kötü bir anım var benim. ilk tıraşımı jiletle olmuştum ancak yüzümün hassas olması sebebiyle hep sivilce çıkmıştı yüzümde...
velhasıl kelam gerçekten de güzel makinedir efendim, eğer sakalınız kısaysa, çok çıkmıyorsa veya jilete alışmakta zorluk çekiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim bu tıraş makinesini.
devamını gör...
kimlik
ülkemizde 11 haneli numaranın isim, soyisim, ana baba adı, doğum tarihi ve yerini simgelemesiyle her bir vatandaşa aşı yapılıp kulağına sarı küpe takılan sokak köpeği muamelesi... durun lan durun fazla gittik biraz. vatandaşlık belgesi.
edit: ayrıca id, ben kişisi.
edit: ayrıca id, ben kişisi.
devamını gör...
boney m
bet sesli playback kralı (bkz: bobby farrel)'ın genellikle göğsü açık ispanyol paça ilginç sahne kıyafetleri ve dansları ile zihinlere kazınan über grup. böyle bir efsaneyi 90larda odtü bahar şenliği konserinde ve bir tenis kortunda 40 dakika da olsa izlemiş olmak? tarif edilemez...
keyifli bir yazı için tık.
keyifli bir yazı için tık.
devamını gör...
en pisi pisine ölen ünlü
oya aydoğan*
boğazına patates kızartması kaçmıştı.
boğazına patates kızartması kaçmıştı.
devamını gör...
aniden gelen domatesli makarna yeme isteği
mis kokulu tarla domatesinden yapılırsa daha bir ani gelen istek.
turfan çıksa da yesek.
turfan çıksa da yesek.
devamını gör...
öğrenciler için kaliteli web siteleri
kitap, fotoğraf veya genel işinize yarayacak siteler yer almaktadır*. ayrıca yukardaki tanımlarımda da gayet güzel siteler yer almaktadır.
+1930'larda yakup kadri ve arkadaşlarının çıkardığı kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
digitale-sammlungen.ulb.uni...
+yer adlarını değiştirmek, türkiye'nin kötü alışkanlıklarından birisi bazı yer adları defalarca değiştirilmişyani tarihî kaynaklarda geçen yerlerin neresi olduğunun tespiti zor. sevan nişanyan'ın harika çalışması:
nisanyanmap.com/
+istanbul kadı sicilleri online arşivi:
diyanet vakfı'na bağlı isam (islam araştırmaları merkezi) 16. ve 17. yüzyıllara ait kadı sicillerinden 40 defteri yayınlamış; ayrıca online erişime de açmış.
konulara ve tarihlere göre tarama yapma imkanı da mevcut:
www.kadisicilleri.org/
+çok güzel bir çalışma:
istanbul'daki osmanlı kitabeleri projesi.
muhtelif yerlerdeki kitabeleri fotoğraflayıp yazı çevrimleriyle yayınlıyorlar.
şu an sistemde 1853 kitabe kaydedilmiş durumda:
www.ottomaninscriptions.com...
site anasayfası:
info.ottomaninscriptions.com/
+osmanlı coğrafyasına ait fotoğrafların da yer aldığı çok kıymetli bir görsel kolleksiyon. gertrude bell arşivi:
gertrudebell.ncl.ac.uk/phot...
+abd kongre kütüphanesi ıı. abdülhamid'in fotoğraf arşivini dijital olarak yayınlamış. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarındaki osmanlı coğrafyasından toplam 1823 fotoğraf/baskı şu linkte:
www.loc.gov/pictures/search...
+2 milyondan çok fotoğrafın yer aldığı, konu, başlık ve bölgelere göre tarama yapılabilen çok önemli bir fotoğraf kolleksiyonu:
www.europeana.eu/portal/en/...
+türkiye diyanet vakfı'nın hazırlattığı islam ansiklopedisi, son dönemlerde türkiye'de başarılmış en büyük telif çalışmalarından birisidir; belki de en önde gelenidir, çok kıymetli bir eserdir.
islam ansiklopedisi'nin tamamına şu linkten erişebilirsiniz:
www.islamansiklopedisi.info/
+meraklıları tarkovsky'nin bütün filmlerini şu link üzerinden seyredebilir:
www.openculture.com/2010/07...
+kültür bakanlığı'na bağlı toplam 100 halk kütüphanesindeki kitapların taranmış olanları online erişime açıldı:
koha.ekutuphane.gov.tr/cgi-...
+almanya'dan leipzig üniversitesi kütüphanesindeki doğu yazmaları (arapça, farsça, türkçe) taranıp internet sayfasına konulmuş.
şu linkte yazmaların detaylı kataloğu var:
www.islamic-manuscripts.net... …
linkten de arama yapıp kitaplara erişim imkanı var:
www.islamic-manuscripts.net... …
+şu link üzerinden 2 milyondan fazla kitaba online erişim ve kitapları indirme imkanı mevcut:
digital.library.upenn.edu/b...
+kastamonulu refik'in çanakkale muharebelerinde avustralyalılarca ele geçirilen günlüğü queensland üniversitesi kütüphanesi tarafından internette paylaşıma açıldı osmanlıca orjinali için
espace.library.uq.edu.au/vi... …
+dünyanın en büyük online kütüphanelerinden birisi: "library genesis" veya kısaca libgen.
bu sitede her dilden milyonlarca kitaba online erişim imkânı var.
telif hakkı falan gözetmeden bütün kitaplara erişim imkânı sağlıyor bu site:
libgen.io/
gen.lib.rus.ec/
+sakıp sabancı müzesi türkiye'de hiçbir müzenin yapmadığını yapmış; bütün kolleksiyonlarını ve arşivini dijital ortama aktarmış ve herkesin erişimine açmış:
www.digitalssm.org/
çok seçkin hat levhaları, el yazması eserler, resimler, fotoğraflar, abidin dino arşivi vs. vs.
+abd'deki walters arts museum, bünyesindeki değişik eserleri online erişime açmış.
şu link üzerinden müzenin değişik kolleksiyonlarına erişim imkânı var:
art.thewalters.org/browse/
+istanbul üniversitesi türkiyat araştırmaları enstitüsü tarafından yayınlanan türkiyat mecmuası’nın tüm kolleksiyonu (1925-2016) şu linkte: www.journals.istanbul.edu.t... …
+türk edebiyatında tefrika roman tarihi
özyeğin üniversitesi bünyesinde; eski yazı dönemindeki 300 süreli yayın taranmakta; bu gazete ve dergilerde yayımlanan tefrika romanlar tespit edilerek dijital ortama aktarılmaktadır:
eresearch.ozyegin.edu.tr/xm... …
+çok önemli bir fotoğraf arşivi:
images.doaks.org/artamonoff/
+katar hükümeti çok para ve emek harcayarak muazzam bir dijital kütüphane oluşturmuş:
www.qdl.qa/en
+türkiye'de yer adları habire değişip duruyor.
bu konuda süreklilik yok; tarihî kaynaklarda geçen yerleri tespit etmek bazen çok zor.
şu eser bu konuda çok faydalı (osmanlı arşivleri yayını):
www.os-ar.com/osmanli_yer_i... …
+darteurope, (şu an itibariyle) 28 avrupa ülkesinin 614 üniversitesinden toplam 740.815 akademik teze açık erişim imkanı sağlayan bir site.
konulara, başlıklara ve anahtar kelimelere göre detaylı arama yapılabiliyor:
www.dart-europe.eu/basic-se...
+yök "ulusal tez merkezi" üzerinden türkiye'de yazılmış yaklaşık 200.000 akademik teze ulaşmak mümkün.
tezlerin bir kısmı "izinli" (herkesin erişimine açık); "izinli" olan tezleri görüntüleyebilmek için ücretsiz üye olmak gerekiyor:
tez.yok.gov.tr/UlusalTezMer...
+fotoğrafların montajlı olup olmadığı hakkında fikir sunabilecek dijital inceleme siteleri:
fotoforensics.com 29a.ch/photo-forensics archive.vn/UPemR
+1930'larda yakup kadri ve arkadaşlarının çıkardığı kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
digitale-sammlungen.ulb.uni...
+yer adlarını değiştirmek, türkiye'nin kötü alışkanlıklarından birisi bazı yer adları defalarca değiştirilmişyani tarihî kaynaklarda geçen yerlerin neresi olduğunun tespiti zor. sevan nişanyan'ın harika çalışması:
nisanyanmap.com/
+istanbul kadı sicilleri online arşivi:
diyanet vakfı'na bağlı isam (islam araştırmaları merkezi) 16. ve 17. yüzyıllara ait kadı sicillerinden 40 defteri yayınlamış; ayrıca online erişime de açmış.
konulara ve tarihlere göre tarama yapma imkanı da mevcut:
www.kadisicilleri.org/
+çok güzel bir çalışma:
istanbul'daki osmanlı kitabeleri projesi.
muhtelif yerlerdeki kitabeleri fotoğraflayıp yazı çevrimleriyle yayınlıyorlar.
şu an sistemde 1853 kitabe kaydedilmiş durumda:
www.ottomaninscriptions.com...
site anasayfası:
info.ottomaninscriptions.com/
+osmanlı coğrafyasına ait fotoğrafların da yer aldığı çok kıymetli bir görsel kolleksiyon. gertrude bell arşivi:
gertrudebell.ncl.ac.uk/phot...
+abd kongre kütüphanesi ıı. abdülhamid'in fotoğraf arşivini dijital olarak yayınlamış. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarındaki osmanlı coğrafyasından toplam 1823 fotoğraf/baskı şu linkte:
www.loc.gov/pictures/search...
+2 milyondan çok fotoğrafın yer aldığı, konu, başlık ve bölgelere göre tarama yapılabilen çok önemli bir fotoğraf kolleksiyonu:
www.europeana.eu/portal/en/...
+türkiye diyanet vakfı'nın hazırlattığı islam ansiklopedisi, son dönemlerde türkiye'de başarılmış en büyük telif çalışmalarından birisidir; belki de en önde gelenidir, çok kıymetli bir eserdir.
islam ansiklopedisi'nin tamamına şu linkten erişebilirsiniz:
www.islamansiklopedisi.info/
+meraklıları tarkovsky'nin bütün filmlerini şu link üzerinden seyredebilir:
www.openculture.com/2010/07...
+kültür bakanlığı'na bağlı toplam 100 halk kütüphanesindeki kitapların taranmış olanları online erişime açıldı:
koha.ekutuphane.gov.tr/cgi-...
+almanya'dan leipzig üniversitesi kütüphanesindeki doğu yazmaları (arapça, farsça, türkçe) taranıp internet sayfasına konulmuş.
şu linkte yazmaların detaylı kataloğu var:
www.islamic-manuscripts.net... …
linkten de arama yapıp kitaplara erişim imkanı var:
www.islamic-manuscripts.net... …
+şu link üzerinden 2 milyondan fazla kitaba online erişim ve kitapları indirme imkanı mevcut:
digital.library.upenn.edu/b...
+kastamonulu refik'in çanakkale muharebelerinde avustralyalılarca ele geçirilen günlüğü queensland üniversitesi kütüphanesi tarafından internette paylaşıma açıldı osmanlıca orjinali için
espace.library.uq.edu.au/vi... …
+dünyanın en büyük online kütüphanelerinden birisi: "library genesis" veya kısaca libgen.
bu sitede her dilden milyonlarca kitaba online erişim imkânı var.
telif hakkı falan gözetmeden bütün kitaplara erişim imkânı sağlıyor bu site:
libgen.io/
gen.lib.rus.ec/
+sakıp sabancı müzesi türkiye'de hiçbir müzenin yapmadığını yapmış; bütün kolleksiyonlarını ve arşivini dijital ortama aktarmış ve herkesin erişimine açmış:
www.digitalssm.org/
çok seçkin hat levhaları, el yazması eserler, resimler, fotoğraflar, abidin dino arşivi vs. vs.
+abd'deki walters arts museum, bünyesindeki değişik eserleri online erişime açmış.
şu link üzerinden müzenin değişik kolleksiyonlarına erişim imkânı var:
art.thewalters.org/browse/
+istanbul üniversitesi türkiyat araştırmaları enstitüsü tarafından yayınlanan türkiyat mecmuası’nın tüm kolleksiyonu (1925-2016) şu linkte: www.journals.istanbul.edu.t... …
+türk edebiyatında tefrika roman tarihi
özyeğin üniversitesi bünyesinde; eski yazı dönemindeki 300 süreli yayın taranmakta; bu gazete ve dergilerde yayımlanan tefrika romanlar tespit edilerek dijital ortama aktarılmaktadır:
eresearch.ozyegin.edu.tr/xm... …
+çok önemli bir fotoğraf arşivi:
images.doaks.org/artamonoff/
+katar hükümeti çok para ve emek harcayarak muazzam bir dijital kütüphane oluşturmuş:
www.qdl.qa/en
+türkiye'de yer adları habire değişip duruyor.
bu konuda süreklilik yok; tarihî kaynaklarda geçen yerleri tespit etmek bazen çok zor.
şu eser bu konuda çok faydalı (osmanlı arşivleri yayını):
www.os-ar.com/osmanli_yer_i... …
+darteurope, (şu an itibariyle) 28 avrupa ülkesinin 614 üniversitesinden toplam 740.815 akademik teze açık erişim imkanı sağlayan bir site.
konulara, başlıklara ve anahtar kelimelere göre detaylı arama yapılabiliyor:
www.dart-europe.eu/basic-se...
+yök "ulusal tez merkezi" üzerinden türkiye'de yazılmış yaklaşık 200.000 akademik teze ulaşmak mümkün.
tezlerin bir kısmı "izinli" (herkesin erişimine açık); "izinli" olan tezleri görüntüleyebilmek için ücretsiz üye olmak gerekiyor:
tez.yok.gov.tr/UlusalTezMer...
+fotoğrafların montajlı olup olmadığı hakkında fikir sunabilecek dijital inceleme siteleri:
fotoforensics.com 29a.ch/photo-forensics archive.vn/UPemR
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hayat beni senin gittiğin gün büyüttü! kolumu kanadımı koparıp savurdu kayalardan aşağı, uçamadım... çarpa çarpa düştüm uçurumdan, tutunacak bir dal bulamadım...
en diplere en diplere...
sonra bir bir gitti herkes.
bir bir bıraktı beni.
ben de gitmeye kalktım yapamadım.
zaten kim gelirse gelsin ruhumun soğukluğunu ısıtamaz ki!
yüreğimin kırıkları batar, yakar canlarını...
sonra yine giderler...
kimse gelmese. yalnız 'sen'...
yalnız 'sen' sorsan yine 'nasılsın küçük muhalefet?' diye.
söz bu sefer her şey kabul.
başımı hafifçe sallayıp onaylayacağım sizi her ne dediyseniz.
hele ki babama hiç ses çıkarmayacağım.
sen demiştin ya hani hep kulaklarımda 'onun hiç kimsesi olmamış bebekken kimsesiz kalmış, ondan bu sevmeyi bilmeyişleri biraz anlamaya çalış' diye.
şimdi o kadar iyi anlıyorum ki.
yaşın kaç olursa olsun kimsesiz kaldıysan sevmeyi bilsen bile unutuyorsun.
içinden ruhunu çekip alıyorlar biliyor musun?
asıl biz bilmiyormuşuz, ben bilmiyormuşum sevmeyi hem.
saf, katıksız sevgiyi görememek, bilememek değil midir hem?
işte senden sonra bir bir gitti herkes...
babam bile...
sevmeyi öğrenmiştim halbuki artık.
senin dediğin gibi önce kendimden başlamıştım hemde.
şimdide sevilmeyi unuttum sanırım.
nasıl bir duyguydu hatırlamıyorum biliyor musun?
can kırıklarıma takılıp düşenler kaçarken bir iki söz mırıldandı ama duvarlarımın yüksekliğinden onları pek duyamadım, anlayamadım.
örme şu duvarları demiştin bana başımı okşarken - hani sokaktaki bir çocukla kavga etmiştim daha doğrusu eşek herif beni dövmüştü de sen ağzımdan laf almaya çalışırken ben herkese nefretle bakıyordum ama ağzımdan tek bir kelime çıkmıyordu ya- işte o gün. işte o gün 'yapma böyle banum aç yaralarını, gizleme dur bakayım, merhem olayım' demiştin. açmamıştım, anlatmamıştım, itmiştim seni bile...
hele şimdi gör bir de sen beni, yaralarımı bırak sormayı varlığını bile bana hatırlatanlar en büyük düşmanım oluyor.
duvarlarım arşı alemden görülüyor.
yaralarıma çomak sokup sonra da neden duvar örüyorsun diyorlar artık biliyor musun abi?
kimse senin gibi şefkatle yaklaşmıyor artık.
kimse senin yaptığın gibi yaralarımı pansuman etmiyor daha çok kanatıyor içten içe.
sahi neden insanlar bu kadar acımasız?
neden bu kadar merhametten uzak ve sevmeyi bilmiyor?
mesela ben neden kimseye açamıyorum yüreğimi sana açtığım gibi?
neden korkuyorum bu kadar yaşamaktan?
'minik kablumbağa olma yolunda ilerliyorsun' demiştin ya hani bana bir de şimdi görsen.
o neşeli, sevimli, korkusuz, gülüşünü senden almış minik kablumbağa kocaman bir insan savara dönüştü.
evet, çok güçlü bir insana dönüştüm ama içim o kadar yalnız ki. içim içime baktıkça küçücük kalıyor...
ne anlatıyorum ben yahu?
canım acıyor yine..
ondan ne dediğimi bilmiyorum..
hayatta ki ilk vurgunum senin gidişin biliyorsun.
ilk tepe taklak oluşum. o yaşıma kadar hep çocuk kalmışım, senin gözetiminde, senin yönlendirme benim kabul etmeyiş karşı çıkış asilik yapış ama yine içten içe sana hayranlıklarımla geçirmişim hayatımı.
en yakınım, en sevdiğim, beni duymadan bile anlayan tek insan olmuştun..
son günleri hatırlıyor musun?
beni zorla yanına getirtmiştin.
başka bir şehirdeydim ve seni aradım 'ben yalova'ya geçiyorum' diye halbuki 2 hafta sonra stajım başlayacaktı senin yanında. 'olur mu canım? önce buraya gel sonra bir haftasonu beraber geçeriz yalova ya' dedin. 'yahu ben kaan'ı özledim* kaç ay oldu görmedim' dedim. 'iyi sen bilirsin peki' dedin buruk bir sesle içime işledi o ses biliyor musun? .
yalova'ya almış olduğum bileti istanbul olarak değiştirdim sonra.
hayatımda ilk defa muhalefet olmadım o gün, ilk defa akışına bıraktım.
ertesi gün c. tesi aradım seni 'ben geliyorum. beni otogardan alır mısın? ' diye.
sesin şen şakrak ama hala bir gariplik var.
aldın beni otogardan bir gece önce gece yarılarına kadar çalışmış, yorulmuş yorgunluktan sözlerin bile sayıyla çıkıyordu ağzından. bir tuhaflık vardı sen değildin sanki gözlerimin içine bakan.
yorgun, bitkin, tutuk...
yeni bir iş kuruyordun ondan gece yarılarına kadar çalışıyor haftasonları bile eve gelmiyordun.
iki gün önce ablamı arayıp 'bu pazar planım var. haftaya pazar alış verişe çıkalım üstüme başıma giyecek bir şeyler alalım iyice kılıksız bir şeye dönüştüm. işler yoluna giriyor artık biraz zaman ayıracağım kendime daha az çalışıp daha çok gezeceğim' demişsin.
eve geçtik. tvde barış akarsu haberleri ona üzüldük. kaza geçirmiş gencecik nasıl yandı yüreğimiz. organ bağışı konuşuldu haberlerde henüz ölmemişti barış ama durumu iyi değildi ve organ bağışı üzerine ailesi bir şeyler söylüyordu hatırlamıyorum şuan. bizi dürttün ve ben ölürsem benim organlarımı bağışlayın dedin. 'allah korusun' dedik. korur muydu? *
gece beraber yattık. bana 'bilal'e* 5 lira borcum vardı onu vermeye uğradım. senin yanına gelmeden' dedin. 'neden ki?' dedim bende 'bilallere zaten gideceğiz p. tesi. hem ne gerek var eniştemin yanına gittin? eve gidecektik onun için gidince adam şaşırmıştır' dedim. 'öyle oldu zaten' dedin 'ne bileyim içimden öyle yapmak geldi, üzerimde kalmasın bugün varız yarın yok' dedin. eskisi gibi konuşa konuşa uyuduk. bir yandan radyonda çalan müzik.
hep dinlerdin zaten kendimi bildim bileli.
senin sayende benim yaşımda insanların bilemeyeceği şarkıları biliyor ve seviyordum.
1 temmuz pazar. sabah erken kalktın arkadaşlarınla denize gittin.
gidiş o gidiş...

gülüşüm, sevişim, hüznüm, özlemim hep sen...
peki ya yine gelsen? *
en diplere en diplere...
sonra bir bir gitti herkes.
bir bir bıraktı beni.
ben de gitmeye kalktım yapamadım.
zaten kim gelirse gelsin ruhumun soğukluğunu ısıtamaz ki!
yüreğimin kırıkları batar, yakar canlarını...
sonra yine giderler...
kimse gelmese. yalnız 'sen'...
yalnız 'sen' sorsan yine 'nasılsın küçük muhalefet?' diye.
söz bu sefer her şey kabul.
başımı hafifçe sallayıp onaylayacağım sizi her ne dediyseniz.
hele ki babama hiç ses çıkarmayacağım.
sen demiştin ya hani hep kulaklarımda 'onun hiç kimsesi olmamış bebekken kimsesiz kalmış, ondan bu sevmeyi bilmeyişleri biraz anlamaya çalış' diye.
şimdi o kadar iyi anlıyorum ki.
yaşın kaç olursa olsun kimsesiz kaldıysan sevmeyi bilsen bile unutuyorsun.
içinden ruhunu çekip alıyorlar biliyor musun?
asıl biz bilmiyormuşuz, ben bilmiyormuşum sevmeyi hem.
saf, katıksız sevgiyi görememek, bilememek değil midir hem?
işte senden sonra bir bir gitti herkes...
babam bile...
sevmeyi öğrenmiştim halbuki artık.
senin dediğin gibi önce kendimden başlamıştım hemde.
şimdide sevilmeyi unuttum sanırım.
nasıl bir duyguydu hatırlamıyorum biliyor musun?
can kırıklarıma takılıp düşenler kaçarken bir iki söz mırıldandı ama duvarlarımın yüksekliğinden onları pek duyamadım, anlayamadım.
örme şu duvarları demiştin bana başımı okşarken - hani sokaktaki bir çocukla kavga etmiştim daha doğrusu eşek herif beni dövmüştü de sen ağzımdan laf almaya çalışırken ben herkese nefretle bakıyordum ama ağzımdan tek bir kelime çıkmıyordu ya- işte o gün. işte o gün 'yapma böyle banum aç yaralarını, gizleme dur bakayım, merhem olayım' demiştin. açmamıştım, anlatmamıştım, itmiştim seni bile...
hele şimdi gör bir de sen beni, yaralarımı bırak sormayı varlığını bile bana hatırlatanlar en büyük düşmanım oluyor.
duvarlarım arşı alemden görülüyor.
yaralarıma çomak sokup sonra da neden duvar örüyorsun diyorlar artık biliyor musun abi?
kimse senin gibi şefkatle yaklaşmıyor artık.
kimse senin yaptığın gibi yaralarımı pansuman etmiyor daha çok kanatıyor içten içe.
sahi neden insanlar bu kadar acımasız?
neden bu kadar merhametten uzak ve sevmeyi bilmiyor?
mesela ben neden kimseye açamıyorum yüreğimi sana açtığım gibi?
neden korkuyorum bu kadar yaşamaktan?
'minik kablumbağa olma yolunda ilerliyorsun' demiştin ya hani bana bir de şimdi görsen.
o neşeli, sevimli, korkusuz, gülüşünü senden almış minik kablumbağa kocaman bir insan savara dönüştü.
evet, çok güçlü bir insana dönüştüm ama içim o kadar yalnız ki. içim içime baktıkça küçücük kalıyor...
ne anlatıyorum ben yahu?
canım acıyor yine..
ondan ne dediğimi bilmiyorum..
hayatta ki ilk vurgunum senin gidişin biliyorsun.
ilk tepe taklak oluşum. o yaşıma kadar hep çocuk kalmışım, senin gözetiminde, senin yönlendirme benim kabul etmeyiş karşı çıkış asilik yapış ama yine içten içe sana hayranlıklarımla geçirmişim hayatımı.
en yakınım, en sevdiğim, beni duymadan bile anlayan tek insan olmuştun..
son günleri hatırlıyor musun?
beni zorla yanına getirtmiştin.
başka bir şehirdeydim ve seni aradım 'ben yalova'ya geçiyorum' diye halbuki 2 hafta sonra stajım başlayacaktı senin yanında. 'olur mu canım? önce buraya gel sonra bir haftasonu beraber geçeriz yalova ya' dedin. 'yahu ben kaan'ı özledim* kaç ay oldu görmedim' dedim. 'iyi sen bilirsin peki' dedin buruk bir sesle içime işledi o ses biliyor musun? .
yalova'ya almış olduğum bileti istanbul olarak değiştirdim sonra.
hayatımda ilk defa muhalefet olmadım o gün, ilk defa akışına bıraktım.
ertesi gün c. tesi aradım seni 'ben geliyorum. beni otogardan alır mısın? ' diye.
sesin şen şakrak ama hala bir gariplik var.
aldın beni otogardan bir gece önce gece yarılarına kadar çalışmış, yorulmuş yorgunluktan sözlerin bile sayıyla çıkıyordu ağzından. bir tuhaflık vardı sen değildin sanki gözlerimin içine bakan.
yorgun, bitkin, tutuk...
yeni bir iş kuruyordun ondan gece yarılarına kadar çalışıyor haftasonları bile eve gelmiyordun.
iki gün önce ablamı arayıp 'bu pazar planım var. haftaya pazar alış verişe çıkalım üstüme başıma giyecek bir şeyler alalım iyice kılıksız bir şeye dönüştüm. işler yoluna giriyor artık biraz zaman ayıracağım kendime daha az çalışıp daha çok gezeceğim' demişsin.
eve geçtik. tvde barış akarsu haberleri ona üzüldük. kaza geçirmiş gencecik nasıl yandı yüreğimiz. organ bağışı konuşuldu haberlerde henüz ölmemişti barış ama durumu iyi değildi ve organ bağışı üzerine ailesi bir şeyler söylüyordu hatırlamıyorum şuan. bizi dürttün ve ben ölürsem benim organlarımı bağışlayın dedin. 'allah korusun' dedik. korur muydu? *
gece beraber yattık. bana 'bilal'e* 5 lira borcum vardı onu vermeye uğradım. senin yanına gelmeden' dedin. 'neden ki?' dedim bende 'bilallere zaten gideceğiz p. tesi. hem ne gerek var eniştemin yanına gittin? eve gidecektik onun için gidince adam şaşırmıştır' dedim. 'öyle oldu zaten' dedin 'ne bileyim içimden öyle yapmak geldi, üzerimde kalmasın bugün varız yarın yok' dedin. eskisi gibi konuşa konuşa uyuduk. bir yandan radyonda çalan müzik.
hep dinlerdin zaten kendimi bildim bileli.
senin sayende benim yaşımda insanların bilemeyeceği şarkıları biliyor ve seviyordum.
1 temmuz pazar. sabah erken kalktın arkadaşlarınla denize gittin.
gidiş o gidiş...

gülüşüm, sevişim, hüznüm, özlemim hep sen...
peki ya yine gelsen? *
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
hayatın boyunca çok afili bir son cümle hazırlayıp ölememektir.
düşünsene hayatının sonunda herkesin dilden dile aktaracağı bir cümle söylemek için yıllarca üzerinde çalışıyorsun. her kelimeyi yıllarca düşünüp cümleyi aklında binlerce kez evirip çeviriyorsun ve en sonunda o mükemmel cümleye ulaşıyorsun.
mesela voltaire’nin söylediği “ hayır dostum yeni bir düşman edinmek için iyi bir zaman değil bu” , goethe’nin söylediği “ ışık, daha fazla ışık”, james joyce’un söylediği “ kimse anlamıyor mu?” ya da kafka’nın ölmeden önce söylediği “ öldür beni! yoksa katilin birisin."gibi bir cümle.
tüm hazırlıkların tamam, ölüm gelmek üzere ve sen o havalı cümleni söylüyorsun ama kendini birden daha iyi hissetmeye başlıyorsun, hatta enikonu iyileşiyorsun.
ölüm bir 10, belki 20 sene öteye gidiyor senden. bir daha konuşmaya cesaret edebilir misin? yoksa o yılların sonunda oluşturduğun muhteşem cümleyi ziyan mı edersin?
düşünsene hayatının sonunda herkesin dilden dile aktaracağı bir cümle söylemek için yıllarca üzerinde çalışıyorsun. her kelimeyi yıllarca düşünüp cümleyi aklında binlerce kez evirip çeviriyorsun ve en sonunda o mükemmel cümleye ulaşıyorsun.
mesela voltaire’nin söylediği “ hayır dostum yeni bir düşman edinmek için iyi bir zaman değil bu” , goethe’nin söylediği “ ışık, daha fazla ışık”, james joyce’un söylediği “ kimse anlamıyor mu?” ya da kafka’nın ölmeden önce söylediği “ öldür beni! yoksa katilin birisin."gibi bir cümle.
tüm hazırlıkların tamam, ölüm gelmek üzere ve sen o havalı cümleni söylüyorsun ama kendini birden daha iyi hissetmeye başlıyorsun, hatta enikonu iyileşiyorsun.
ölüm bir 10, belki 20 sene öteye gidiyor senden. bir daha konuşmaya cesaret edebilir misin? yoksa o yılların sonunda oluşturduğun muhteşem cümleyi ziyan mı edersin?
devamını gör...
ülkenin en önemli üç sorunu
1. eğitim
2. eğitim
3. eğitim
2. eğitim
3. eğitim
devamını gör...
sıradan biri olmak
farklı ve özel hissettiğim anlar çok oldu, öyleyim sandım kaptırdım gittim...
şimdiyse sıradan olmak istiyorum hatta farkedilmemek.
şimdiyse sıradan olmak istiyorum hatta farkedilmemek.
devamını gör...

