cahiliye devri
islamiyet öncesi (bkz: arabistan)'a verilen ad.
cahiliye dönemini tam dürüst bir şekilde, iyisiyle kötüsüyle, çok çok kısa bir şekilde inceleyelim;
1. cahiliye döneminde erkek
normal erkek. iyisiyle-kötüsüyle. insan yani. bu madde pek önemli değil.
2. cahiliye döneminde çocuk
fazla nadiren de olsa kız çocuklarının diri-diri gömüldüğü oluyordu. fakat erkek çocukların katledildiği de oluyordu ki bu daha da azdı. fazla erkek çocuğa sahip olmak, şeref ve izzet demekti. bir kadın doğum yaptığında, kocası heyecanla beklerdi. çocuk erkekse fazla sevinir, kızsa üzülürdü.
onlardan birine bir kız müjdelendiğinde, öfkelenerek yüzü mosmor kesilir. (aklınca) verilen müjdenin kötülüğünden dolayı halktan gizlenir. böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar! (nahl/58-59)
tabiki bu kız gömme olayına cahiliye döneminde karşı çıkan bazı insanlar olmuştu. bundan ilave kızını seven babalar da yok değildi.
3. cahiliye döneminde kadın
meslek sahibi kadınlar vardı. hatta kahinlik yapan kadın, kabilenin en şereflisi ya da en şereflilerinden biri olarak bile kabul edilirdi. fakat kadının özel bir kimliği yoktu. yani "kadın" demek, herhangi bir cinsiyeti ifade etmiyordu. yani kadınlık daha çok erkekle birlikte bir insanı oluşturan bir cinsiyet değil de, daha farklı bir şekilde düşünülüyordu. ayrıca hür olan, meslek sahibi kadınlar bunu kendi kimlikleri sayesinde değil, soyları sayesinde başarıyorlardı. erkek, maddi durumu yettiği kadar istediği kadar kadınla evlenebilirdi. cahiliye döneminde kadın, daha çok çocuk doğuran bir varlık olarak tasvir edilmiş ve erkeğin aklını başından alan bir şeytan gibi düşünülmüştür. fakat namuslu, iffetli kadınlar için onları öven şiirler yazıldığı da olmuştur. ayrıca kadınlar miras ve vasiyetten pay alamazlardı.
4. cahiliye döneminde köle
baba geçim sıkıntısı çektiğinde kendi çocuğunu köle olarak satabilirdi. fakat köleliğin asıl kaynağını savaş esirleri oluşturuyor ve köle olan bir anneden doğan çocuk da köle sayılıyordu. rebîa kabilesi hariç diğer tüm doğu arabistan kabileleri ele geçirdiği esirleri köleleştiriyor ve bu kölelerin çoğunluğunu afrikalı siyahiler oluşturuyordu. köleler kesinlikle hürler gibi değillerdi. ikisi de ayrı bir sınıf olarak kabul ediliyordu. tabii kölenin efendisi onu haksız davranışlara karşı güvence altına almıştı fakat yine de efendi, kölesi üzerinde her istediğini uygulayabilirdi.
5. cahiliye döneminde cariye
yine erkek kölelerdeki gibi kadın kölelerin üzerinde de efendilerin her istediklerini uygulama hakları vardı. örneğin, cariyelerini öldürseler kimse karışamaz, burunlarını, kulaklarını kesseler kimse bir şey diyemezdi. efendiler cariyelerini fuhşa zorlayarak bu yolla para kazanabilirdi. cahiliye arapları, cariye ile dişi bir deveyi bir tutarlardı. cariyelere kesinlikle hür kadınlar gibi davranılmazdı.
6. cahiliye döneminde evlilik
cahiliye döneminde normal nikahın da olduğu gibi bazı değişik nikah çeşitleri de vardı. örneğin, bir grup erkek toplanır, bir kadının yanına girer ve onunla ilişkide bulunurlardı. kadın hamile kalıp doğurunca onları çağırırdı, bu durumda hepsi gelmek zorunda kalırdı. daha sonra da istediği bir kişiyi aralarından seçer bu senin çocuğundur derdi. artık adam zorla o çocuğa babalık yapmalıydı. bundan başka iki erkeğin karılarını belli bir süreliğine değiştirmeleri gibi, hatta babası ölen büyük oğlanın dul kalan üvey annesiyle evlenmesi gibi akıl almaz nikah çeşitleri bulunuyordu.
7. cahiliye döneminde meslekler
cahiliye döneminde fahişelik(evet bu bir meslekti), kahinlik, tüccarlık ve şairlik gibi çeşitli meslekler bulunuyordu.
8. cahiliye döneminde şiir
cahiliye araplarının en önem verdiği şeydir. kim en iyi şiir yazarsa, o kişi fazlaca saygı görür ve çok sevilirdi. nitekim bu şiirlerde bazı dinî sözler de görüyoruz. mesela, m.s. 590-600 civarı yıllarda ölmüş olan hristiyan arap şair adî bin zeyd'in şu şiiri,
mekke'nin ve haçın rabbine yemin olsun ki
düşmanlar aleyhimde hiçbir kötülüğe aldırmaksızın çalışıyorlar.
hatta cahiliye dönemi şiirlerinde, putperestliğe karşı olan bazı sözlerle de karşılaşıyoruz. mekkeli haniflerden olan ve m.s. 605-606 yıllarında vefat etmiş olan zeyd bin amr'ın şu şiiri:
insan ve şeytan cinlerini kendimden uzaklaştırdım,
mert ve cesur kişi böyle yapar..
ne uzza'ya taparım ne de iki kızına,
ne de tasın oğullarının iki putuna..
aklımın ermediği çocukluğumda,
rabb bildiğim hubel'e de tapmam,
büyüyüp kendimi kurtardığımda tek bir rabb'e mi,
yoksa bin rabb'e mi tapacağım?..
bilmez misin allah yok etti,
yolunu şaşırmış birçok kimseyi.
iyi olanları ise bıraktı,
onların küçükleri büyüsün diye.
kişi elbet birgün gerçeği yakalayacak,
aynen susuz bir dalın yeşillenmesi gibi,
ben ancak rahman'a rabb'imize kul olurum,
şefkatli rabbim günahlarımı bağışlasın diye.
allah'tan rabbinizden daima korkun,
böyle olursanız felakete uğramazsınız,
iyilerin yurdudur cennet,
kâfirlerin ise yakıcı bir cehennem...
dünyada rezildirler, ölünce de,
gönülleri sıkıp daraltan azapla karşılaşırlar...
9. cahiliye döneminde inançlar
putperestlik, hristiyanlık, yahudilik, sabiilik olduğu söylenebilir.
cahiliye dönemini tam dürüst bir şekilde, iyisiyle kötüsüyle, çok çok kısa bir şekilde inceleyelim;
1. cahiliye döneminde erkek
normal erkek. iyisiyle-kötüsüyle. insan yani. bu madde pek önemli değil.
2. cahiliye döneminde çocuk
fazla nadiren de olsa kız çocuklarının diri-diri gömüldüğü oluyordu. fakat erkek çocukların katledildiği de oluyordu ki bu daha da azdı. fazla erkek çocuğa sahip olmak, şeref ve izzet demekti. bir kadın doğum yaptığında, kocası heyecanla beklerdi. çocuk erkekse fazla sevinir, kızsa üzülürdü.
onlardan birine bir kız müjdelendiğinde, öfkelenerek yüzü mosmor kesilir. (aklınca) verilen müjdenin kötülüğünden dolayı halktan gizlenir. böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar! (nahl/58-59)
tabiki bu kız gömme olayına cahiliye döneminde karşı çıkan bazı insanlar olmuştu. bundan ilave kızını seven babalar da yok değildi.
3. cahiliye döneminde kadın
meslek sahibi kadınlar vardı. hatta kahinlik yapan kadın, kabilenin en şereflisi ya da en şereflilerinden biri olarak bile kabul edilirdi. fakat kadının özel bir kimliği yoktu. yani "kadın" demek, herhangi bir cinsiyeti ifade etmiyordu. yani kadınlık daha çok erkekle birlikte bir insanı oluşturan bir cinsiyet değil de, daha farklı bir şekilde düşünülüyordu. ayrıca hür olan, meslek sahibi kadınlar bunu kendi kimlikleri sayesinde değil, soyları sayesinde başarıyorlardı. erkek, maddi durumu yettiği kadar istediği kadar kadınla evlenebilirdi. cahiliye döneminde kadın, daha çok çocuk doğuran bir varlık olarak tasvir edilmiş ve erkeğin aklını başından alan bir şeytan gibi düşünülmüştür. fakat namuslu, iffetli kadınlar için onları öven şiirler yazıldığı da olmuştur. ayrıca kadınlar miras ve vasiyetten pay alamazlardı.
4. cahiliye döneminde köle
baba geçim sıkıntısı çektiğinde kendi çocuğunu köle olarak satabilirdi. fakat köleliğin asıl kaynağını savaş esirleri oluşturuyor ve köle olan bir anneden doğan çocuk da köle sayılıyordu. rebîa kabilesi hariç diğer tüm doğu arabistan kabileleri ele geçirdiği esirleri köleleştiriyor ve bu kölelerin çoğunluğunu afrikalı siyahiler oluşturuyordu. köleler kesinlikle hürler gibi değillerdi. ikisi de ayrı bir sınıf olarak kabul ediliyordu. tabii kölenin efendisi onu haksız davranışlara karşı güvence altına almıştı fakat yine de efendi, kölesi üzerinde her istediğini uygulayabilirdi.
5. cahiliye döneminde cariye
yine erkek kölelerdeki gibi kadın kölelerin üzerinde de efendilerin her istediklerini uygulama hakları vardı. örneğin, cariyelerini öldürseler kimse karışamaz, burunlarını, kulaklarını kesseler kimse bir şey diyemezdi. efendiler cariyelerini fuhşa zorlayarak bu yolla para kazanabilirdi. cahiliye arapları, cariye ile dişi bir deveyi bir tutarlardı. cariyelere kesinlikle hür kadınlar gibi davranılmazdı.
6. cahiliye döneminde evlilik
cahiliye döneminde normal nikahın da olduğu gibi bazı değişik nikah çeşitleri de vardı. örneğin, bir grup erkek toplanır, bir kadının yanına girer ve onunla ilişkide bulunurlardı. kadın hamile kalıp doğurunca onları çağırırdı, bu durumda hepsi gelmek zorunda kalırdı. daha sonra da istediği bir kişiyi aralarından seçer bu senin çocuğundur derdi. artık adam zorla o çocuğa babalık yapmalıydı. bundan başka iki erkeğin karılarını belli bir süreliğine değiştirmeleri gibi, hatta babası ölen büyük oğlanın dul kalan üvey annesiyle evlenmesi gibi akıl almaz nikah çeşitleri bulunuyordu.
7. cahiliye döneminde meslekler
cahiliye döneminde fahişelik(evet bu bir meslekti), kahinlik, tüccarlık ve şairlik gibi çeşitli meslekler bulunuyordu.
8. cahiliye döneminde şiir
cahiliye araplarının en önem verdiği şeydir. kim en iyi şiir yazarsa, o kişi fazlaca saygı görür ve çok sevilirdi. nitekim bu şiirlerde bazı dinî sözler de görüyoruz. mesela, m.s. 590-600 civarı yıllarda ölmüş olan hristiyan arap şair adî bin zeyd'in şu şiiri,
mekke'nin ve haçın rabbine yemin olsun ki
düşmanlar aleyhimde hiçbir kötülüğe aldırmaksızın çalışıyorlar.
hatta cahiliye dönemi şiirlerinde, putperestliğe karşı olan bazı sözlerle de karşılaşıyoruz. mekkeli haniflerden olan ve m.s. 605-606 yıllarında vefat etmiş olan zeyd bin amr'ın şu şiiri:
insan ve şeytan cinlerini kendimden uzaklaştırdım,
mert ve cesur kişi böyle yapar..
ne uzza'ya taparım ne de iki kızına,
ne de tasın oğullarının iki putuna..
aklımın ermediği çocukluğumda,
rabb bildiğim hubel'e de tapmam,
büyüyüp kendimi kurtardığımda tek bir rabb'e mi,
yoksa bin rabb'e mi tapacağım?..
bilmez misin allah yok etti,
yolunu şaşırmış birçok kimseyi.
iyi olanları ise bıraktı,
onların küçükleri büyüsün diye.
kişi elbet birgün gerçeği yakalayacak,
aynen susuz bir dalın yeşillenmesi gibi,
ben ancak rahman'a rabb'imize kul olurum,
şefkatli rabbim günahlarımı bağışlasın diye.
allah'tan rabbinizden daima korkun,
böyle olursanız felakete uğramazsınız,
iyilerin yurdudur cennet,
kâfirlerin ise yakıcı bir cehennem...
dünyada rezildirler, ölünce de,
gönülleri sıkıp daraltan azapla karşılaşırlar...
9. cahiliye döneminde inançlar
putperestlik, hristiyanlık, yahudilik, sabiilik olduğu söylenebilir.
devamını gör...
11 ocak 2021 fbi öngörüleri
fbi, "16 ocak'tan en az 20 ocak'a kadar 50 eyalet başkentinde ve 17 ocak'tan 20 ocak'a kadar abd kongre binası'nda silahlı protestoların planlandığını" iddia etti.
link
edit: link’i açamayan yazarlar olmuş, vpn ile deneyebilirler.
link
edit: link’i açamayan yazarlar olmuş, vpn ile deneyebilirler.
devamını gör...
babaya sigara içerken yakalanmak
kafede fenerbahçe'nin maçını izliyorum. ana avrat söverken pata küte sigara içiyorum tabi. arkamdan bi lavuk ateş istedi bakmadan uzattım. maçın sonuna doğruydu zaten, maç bitti kalabalık dağıldı, çakmak yalan oldu dedim. neyse sonra eve gittiğimde babam çayını içiyor.
- sen sigara mı içiyorsun lan pezevenk?
annem kaş göz yapıyor. o biliyor içtiğimi de ne demeye çalıştığını anlamıyorum.
- ne alaka baba, içsek içiyoruz deriz, allah allah.
- artistlik yapma lan, sıçarım bacağına. al şu çakmağını, bir daha da yalan söyleme bana.
- sen sigara mı içiyorsun lan pezevenk?
annem kaş göz yapıyor. o biliyor içtiğimi de ne demeye çalıştığını anlamıyorum.
- ne alaka baba, içsek içiyoruz deriz, allah allah.
- artistlik yapma lan, sıçarım bacağına. al şu çakmağını, bir daha da yalan söyleme bana.
devamını gör...
kenan komutan
bir fıçı şaraba dünyayı fethedecek şahıs, fatihin samimi arkadaşı.
devamını gör...
hayat ağacı
beyinciğin yapısında da vardır böyle bir bölge. 'arbor vitae' olarak da geçer.
devamını gör...
bir ilkbahar sabahı
samime sanay 'ın da çok güzel seslendirdiği bir eserdir. hüzünlü bir şarkı. zamansız dinlememek lazım...
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
asla hiçbir şey olup bitmez. çöpü dışarı çıkar. çünkü çöp seni önemi olan tek şeyden uzak tutar. şu andan. burada olmaktan. şimdiden. burada ve şimdide kaldığında, yapabildiğin şeyi ve ne kadar iyi yapabildiğini görüp hayrete düşeceksin... neredesin dan?
-burada.
-saat kaç?
-şimdi.
-sen kimsin?
-şu an. (peaceful warrior 2006)
-burada.
-saat kaç?
-şimdi.
-sen kimsin?
-şu an. (peaceful warrior 2006)
devamını gör...
ülkemizin en önemli meselesi
1.cahiliğe kılıf uydurmayı marifet saymak.
2.kendine bakmadan başkalarını eleştirmek.
3.tembellik yapmayı insan hakları evrensel bildirgesinde geçen temel bir insani hakkıymış gibi kullanmak.
2.kendine bakmadan başkalarını eleştirmek.
3.tembellik yapmayı insan hakları evrensel bildirgesinde geçen temel bir insani hakkıymış gibi kullanmak.
devamını gör...
erozyon
toprağın aşınabilirliliği olarak ifade edilir.
yağış, buzul, rüzgar, yeraltı veya yüzey suyu gibi etmenlerin gücüne bağlı olduğu gibi; kayacın fiziksel özelliklerine ve yamaç eğimi ve şekli, bitki örtüsüne de bağlıdır.
yukarıda saydığımız etki ile toprak parçalarının yerinden ayrılması, taşınması, sürüklenmesi olayıdır.
türkiye en fazla erozyon kaybına uğrayan yerlerden biridir. topraklarımızın %7 sinde düşük, %20'sinde yüksek, %63 ünde ise çok yüksek erozyon vardır.
kaya, toprak parçalarının oluşturduğu yamaç belirli bir eğim boyunca hareket ederken doğal kaynak ve aynı zamanda can ve mal kayıplarına neden olabilir.
yapılan bir çalışma verisine göre; 1995 - 2014 arasında 27 avrupa ülkesinde 476 ölümcül heyelan sonunda 1370 kişi ölmüştür. bu heyelanların 40'1 türkiye'de gerçekleşmiş 335 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. bu veriler ışığında lideriz. arkadaşlar.
1950-2004 yıllarında 4000 toprak kaymasından etkilenen konut sayısı 65.000 olarak belirlenmiştir.
dünyadan bir örnek 10 ekim 2005 te yağış sebebiyle meydana gelen toprak kaymasında yaklaşık 1500 kişi hayatını kaybetmiştir.
23 haziran 1988 yaşanılan acı bir olayı örnek verelim; trabzon'un maçka ilçesinde bulunan çatak köyünde meydana gelen heyelanda , 64 kişinin hayatını kaybetti.
''
''
kaynak: www.jmo.org.tr/resimler/ekl...
yağış, buzul, rüzgar, yeraltı veya yüzey suyu gibi etmenlerin gücüne bağlı olduğu gibi; kayacın fiziksel özelliklerine ve yamaç eğimi ve şekli, bitki örtüsüne de bağlıdır.
yukarıda saydığımız etki ile toprak parçalarının yerinden ayrılması, taşınması, sürüklenmesi olayıdır.
türkiye en fazla erozyon kaybına uğrayan yerlerden biridir. topraklarımızın %7 sinde düşük, %20'sinde yüksek, %63 ünde ise çok yüksek erozyon vardır.
kaya, toprak parçalarının oluşturduğu yamaç belirli bir eğim boyunca hareket ederken doğal kaynak ve aynı zamanda can ve mal kayıplarına neden olabilir.
yapılan bir çalışma verisine göre; 1995 - 2014 arasında 27 avrupa ülkesinde 476 ölümcül heyelan sonunda 1370 kişi ölmüştür. bu heyelanların 40'1 türkiye'de gerçekleşmiş 335 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. bu veriler ışığında lideriz. arkadaşlar.
1950-2004 yıllarında 4000 toprak kaymasından etkilenen konut sayısı 65.000 olarak belirlenmiştir.
dünyadan bir örnek 10 ekim 2005 te yağış sebebiyle meydana gelen toprak kaymasında yaklaşık 1500 kişi hayatını kaybetmiştir.
23 haziran 1988 yaşanılan acı bir olayı örnek verelim; trabzon'un maçka ilçesinde bulunan çatak köyünde meydana gelen heyelanda , 64 kişinin hayatını kaybetti.
''
'' kaynak: www.jmo.org.tr/resimler/ekl...
devamını gör...
ederlezi
emir kusturica'nın en iyi filminin (bkz: çingeneler zamanı) soundtrack'inde yer alan goran bregoviç'in bir parçasıdır. aslında balkan çingenelerinin halk şarkısıdır. sezen aksu, "düğün ve cenaze" albümünde de "hıdrellez" adıyla yorumlamıştır.
şöyle bir şeydir.
şöyle bir şeydir.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
okuma alışkanlığı ile ilişkisi vardır. *
devamını gör...
attargah
attar binlerce yıl öncesinin öz türkçesi'nde at anlamına gelmektedir.
attargah şarkısı ise atların asilliğinden bahseden eski türk şarkısıdır. daha sonra ise bir savaş şarkısı olmuş ve atalarımız bu şarkı ile orta asya'da büyük zaferler kazanmıştır.
geleneksel türk müzikleri yapan alta-kai grubu tarafından söylenmektedir.
milliyetçilik, sömürücülerin değil; mustafa kemal devrimcilerinin bayrağıdır - uğur mumcu.
attargah şarkısı ise atların asilliğinden bahseden eski türk şarkısıdır. daha sonra ise bir savaş şarkısı olmuş ve atalarımız bu şarkı ile orta asya'da büyük zaferler kazanmıştır.
geleneksel türk müzikleri yapan alta-kai grubu tarafından söylenmektedir.
milliyetçilik, sömürücülerin değil; mustafa kemal devrimcilerinin bayrağıdır - uğur mumcu.
devamını gör...
kahveyi sevmemek
sevmem demem ama az severim.olmasa aramam.genelde çay tiryakileri böyle olur benim gibi.kahveci olup da çayı da çok severim diyene rastlamadım şimdiye dek.
devamını gör...
kadın ve erkeğin arkadaş olması
muhtemelen uzun sürmeyecek arkadaşlıktır 2 taraftan biri sürekli görüşmek istiyorsa o arkadaşlık değil flört aşamasıdır artık en çok dayanamayan yakın zamanda açılacaktır.
devamını gör...
yaşamın insani olmayan işleyişi
nobel edebiyat ödülü sahibi olga tokarczuk‘un kadimzamanlar ve diğer vakitler isimli romanında geçen bir tespittir. yazar içinde bulunduğumuz ve hiçbirimizin bu durumdan memnun olmadığı bu çağda yaşamın insani olmayan bir şekilde ilerlediğini savunur bu sözün geçtiği paragrafta. ama maalesef ki ben yazarla aynı fikirde değilim. yaşamın ilerleyişi tam da insani bir şekildedir. yazarla aramızdaki ihtilafın nedeni ise “insani” sıfatına yüklediğimiz anlamlardır ve ben artık biliyorum ki sözcükler bizim yüklediğimiz anlamlara gelir.*
insani; insanca, insana dair, insanlığa yakışır olan, iyilik olarak yapılan, merhamet ve şefkat dolu bir tavırla anlamlarına gelirken olga tokarczuk da bu tanımı kabul ederek bu şekilde bir tespitte bulunmuş ve benim itirazım da tam bu noktada. insani sözü o kadar da olumlu anlamlar içermemektedir bana göre.
insani dediğimiz duyguları genelde olumlu anlamlar içeren sözcüklerden seçiyoruz. merhamet bu duygulardan biri ama insanların en yoksun olduğu duygu da bu aslında. insanoğlunun merhamet diye düşündüğü şey aslında anlık bir acıma duygusu olmaktan öteye geçemiyor. şefkati ya bize ait olduğunu düşündüğümüz insanlara karşı ya da kendimizden güçsüz olduğunu düşündüklerimize karşı gösteriyoruz. hak bilirlik ise burda bahsedilmesine bile gerek olmayan bir duygu, bir tavır.
insani tavırlar olarak isimlendirdiklerimizin çoğu bize kısa zamanda fayda sağlayacağını umduğumuz şeyler. geri dönüşü olmayacak hiçbir iyilik insanlık için bir anlam ifade etmiyor. cesaret gösterdiğimiz anlarda bile tehlikenin boyutunu hesaplıyoruz önce. kendimizi güvende hissettiğimiz an cesur bir insana dönüşmek bize çok kolay geliyor.
insan yaptığı her şeyi insani bir şekilde yapıyor. yaşam da tam insanın hak ettiği şekilde akıp gidiyor. insani ilerleyişinde yaşam bize en çok kan ve göz yaşı sunuyor. bizim ise fazlasını istemeye hakkımız yok. bu tepetaklak yürüyüşte yaşam bize önceden yaptığımız her şey sonucunda bize ayrılmış olan koltuğa kadar eşlik ediyor. elindeki fenerle bize gösterdiği koltuk hak ettiğimiz yer, fenerin ucuz pille zayıflamış ışığı görüp görebileceğimiz tek aydınlık. yer göstermelerde bahşiş mecburi.
yaşamın insani olmayan ilerleyişinde size ait olduğu kadarını alın. üstü kalsın.
insani; insanca, insana dair, insanlığa yakışır olan, iyilik olarak yapılan, merhamet ve şefkat dolu bir tavırla anlamlarına gelirken olga tokarczuk da bu tanımı kabul ederek bu şekilde bir tespitte bulunmuş ve benim itirazım da tam bu noktada. insani sözü o kadar da olumlu anlamlar içermemektedir bana göre.
insani dediğimiz duyguları genelde olumlu anlamlar içeren sözcüklerden seçiyoruz. merhamet bu duygulardan biri ama insanların en yoksun olduğu duygu da bu aslında. insanoğlunun merhamet diye düşündüğü şey aslında anlık bir acıma duygusu olmaktan öteye geçemiyor. şefkati ya bize ait olduğunu düşündüğümüz insanlara karşı ya da kendimizden güçsüz olduğunu düşündüklerimize karşı gösteriyoruz. hak bilirlik ise burda bahsedilmesine bile gerek olmayan bir duygu, bir tavır.
insani tavırlar olarak isimlendirdiklerimizin çoğu bize kısa zamanda fayda sağlayacağını umduğumuz şeyler. geri dönüşü olmayacak hiçbir iyilik insanlık için bir anlam ifade etmiyor. cesaret gösterdiğimiz anlarda bile tehlikenin boyutunu hesaplıyoruz önce. kendimizi güvende hissettiğimiz an cesur bir insana dönüşmek bize çok kolay geliyor.
insan yaptığı her şeyi insani bir şekilde yapıyor. yaşam da tam insanın hak ettiği şekilde akıp gidiyor. insani ilerleyişinde yaşam bize en çok kan ve göz yaşı sunuyor. bizim ise fazlasını istemeye hakkımız yok. bu tepetaklak yürüyüşte yaşam bize önceden yaptığımız her şey sonucunda bize ayrılmış olan koltuğa kadar eşlik ediyor. elindeki fenerle bize gösterdiği koltuk hak ettiğimiz yer, fenerin ucuz pille zayıflamış ışığı görüp görebileceğimiz tek aydınlık. yer göstermelerde bahşiş mecburi.
yaşamın insani olmayan ilerleyişinde size ait olduğu kadarını alın. üstü kalsın.
devamını gör...
el nino
2-7 senelik peryotlarla dünyanın extrem hava olayları ile sarsılması durumudur.
17 yy'da ispanyol balıkçılar, noel zamanı suyun aşırı ısındığını ve balıkların soğuk bölgelere göç ettiğini farketmişler.
ortada balıkta kalmamış alıkta... isa çocuk şerefine bu olaya el-nino demişler.
bu bir iklim arkadaşlar. belli bir peryotta gerçekleşiyor.
güney pasifik okyanusu extrem şekilde ısınıyor. pasifikte ısınan bu güney akıntıları doğru pasifike doğru bir akış oluşturuyor.
bu extrem durum boyunca dünya'da atmosfer, sıcaklıklık , rüzgarlar, nem miktarı, ve okyanus akıntılarında değişiklik oluyor.
el nino'un olmadığı normal zamanlarda,doğudan batıya esen elize rüzgarları sıcak suyu pasifiğin batısına itiyor, pasifiğin doğusunda derinlerde bulunan soğuk suyun ise yukarı çıkmasını sağlıyor.
işte el nino zamanı, bu akışı sağlayacak rüzgar kesiliyor ve batıya gelen sıcak su, pasifiğin yüzeyini kaplıyor. yaklaşık 1 derce artan okyanus sıcaklığı nemi etkiliyor. bu extrem durum, dünya'da atmosfer basıncı , sıcak, rüzgar, nem miktarı ve okyanus akıntıları gibi olayların değişmesine neden oluyor.
ani sıcaklık değişimleri, ani yağışların artmasına veya kuraklığın oluşmasına neden olur. anormal yağış alan bazı yerlerde, sivrisinek üremesine ortam sağlanır. kuraklıkta ise, var olan akarsuların çekilmesine bu durumda sivrisineklerin daha iyi yumurtlamasına olanak sağlayan yerlerin oluşmasına neden olur. buda salgın hastalıkların artmasına neden olur.
rüzgarların şiddetinin artması üreyen bu sivrisineklerin, rüzgarın etkisiyle uzaklara gitmesine neden olur. hastalıklar daha da yayılır.
birinci fotoda normal durum, ikinci fotoda ise el nino dönemindeki pasifik sıcaklığı verilmiştir.
1 normal durum:
''
''
2 durum el-nino durumu:
''
''
17 yy'da ispanyol balıkçılar, noel zamanı suyun aşırı ısındığını ve balıkların soğuk bölgelere göç ettiğini farketmişler.
ortada balıkta kalmamış alıkta... isa çocuk şerefine bu olaya el-nino demişler.
bu bir iklim arkadaşlar. belli bir peryotta gerçekleşiyor.
güney pasifik okyanusu extrem şekilde ısınıyor. pasifikte ısınan bu güney akıntıları doğru pasifike doğru bir akış oluşturuyor.
bu extrem durum boyunca dünya'da atmosfer, sıcaklıklık , rüzgarlar, nem miktarı, ve okyanus akıntılarında değişiklik oluyor.
el nino'un olmadığı normal zamanlarda,doğudan batıya esen elize rüzgarları sıcak suyu pasifiğin batısına itiyor, pasifiğin doğusunda derinlerde bulunan soğuk suyun ise yukarı çıkmasını sağlıyor.
işte el nino zamanı, bu akışı sağlayacak rüzgar kesiliyor ve batıya gelen sıcak su, pasifiğin yüzeyini kaplıyor. yaklaşık 1 derce artan okyanus sıcaklığı nemi etkiliyor. bu extrem durum, dünya'da atmosfer basıncı , sıcak, rüzgar, nem miktarı ve okyanus akıntıları gibi olayların değişmesine neden oluyor.
ani sıcaklık değişimleri, ani yağışların artmasına veya kuraklığın oluşmasına neden olur. anormal yağış alan bazı yerlerde, sivrisinek üremesine ortam sağlanır. kuraklıkta ise, var olan akarsuların çekilmesine bu durumda sivrisineklerin daha iyi yumurtlamasına olanak sağlayan yerlerin oluşmasına neden olur. buda salgın hastalıkların artmasına neden olur.
rüzgarların şiddetinin artması üreyen bu sivrisineklerin, rüzgarın etkisiyle uzaklara gitmesine neden olur. hastalıklar daha da yayılır.
birinci fotoda normal durum, ikinci fotoda ise el nino dönemindeki pasifik sıcaklığı verilmiştir.
1 normal durum:
''
2 durum el-nino durumu:
''
devamını gör...
yarın ne yiyeceğini hayal ederek uyumak
allah affetsin “...ne giyeceğini hayal ederek...” diye okuduğum başlık. yine baktım, yine öyle okudum. yine baksam, yine öyle okurum.*
devamını gör...
boza
vefa'dan alınır, oradan yürüye yürüye süleymaniye'ye çıkılır. istanbul'un neden bir semtine bile bir ömrün yetmeyeceğini böyle anlar insan.
devamını gör...

