balon. tuhaf, anlamsız ama seviyorum. üstelik ucuz da.
bir de bedava olan yürüyüş var ki insanı mutlu edenlerin zirvesidir.
devamını gör...

deniz arcak-eyvallah.
devamını gör...

matematikçi, fizikçi, bilim ve zihin felsefecisi. geçen sene nobel almıştı roger amcamız. türkçeye pek çok kitabı kazandırıldı. ayrıca sıkı bir escher hayranı...

inançlı bir bilim adamı olarak tanınır ve genellikle kitaplarının böyle bi önyargıyla okunduğunu düşünüyorum. halbuki kendisi tanrıdan çok matematiğe inanır. 'birinin denkleminde güzel matematik bulunması denklemin deneyle desteklenmesinden daha önemlidir' diye meşhur bi söz vardır paul dirac'a ait. işte tam da bu söz fiziğin, artık matematiğin bir alt dalı olduğunun ispatıdır. roger penrose da fiziği, matematik olarak icra eder. gödel'in dediği gibi undecidable bir problemin doğru mu yanlış mı olduğunu biliyor muyuz, yoksa akıl yürütmemizdeki kısır döngüsel işlemler yüzünden bildiğimizi mi sanıyoruz? evren sonlu ise, sonsuza kadar süren işlemlerin garantisini kim veriyor? basit bir süreklilik algısı yüzünden reel sayılar gibi türlü garipliğin olduğu bir sistemde uğraşmak zorunda kalmak zorunda mı kalıyoruz? neden çözüm olanaklarımız matematikte bile sınırlanmak zorunda? yoksa platon'un dediği gibi her şeyin bütünlük içinde varolduğu bir gerçeklik var da biz orayla temas halinde miyiz?

roger bir matematikçi olarak geleneksel taraftadır. ancak fizik için aykırı adamdır. or teorisi* bugün fizik içinde kabul görse, ertesi gün bi çok insan işsiz kalacaktır mesela.

kuantum kütleçekimi teorisinin kurulması için gerekli olan mükemmel bir matematik bilgisi ve sağlam muhakeme yeteneği gerektirir. stephen hawking'in karadeliklerden çıkardığı sonuç en kabul gören sonuçtur.(hawking ve penrose beraber çok uzun zaman çalışmışlardır) tabi karadelikler ile ilgili tartışmalar hala güncelliğini korumakta. ayrıca ilginç olarak, son demelerinde hawking de matematiğin sınırlarından -insan aklının sınırlarından diye okunabilir- dem vurarak bilinmezciliğe bir meyil göstermişti.

bi de yapay zeka anlayışından bahsedelim son olaraktan... penrose bilincin 'ne olduğu' üzerine kafa patlatır. zekanın ortaya çıkışı için belli bir 'eşik'ten söz edilebilir, ancak bilinç için böyle bi eşikten bahsedilebilir mi diye sorar. ilk işi nöroncu tayfayla dalga geçmektir. francis crick gibi, bilinci ortaya çıkartan eşiğin nöronların adediyle ilişkisi olduğu söyleyenleri tefe koyar. gerçi kendisinin ve stuart hameroff'un ortaya koyduğu orc-or teorisi de ayrı bi komedidir. 'hologram zihin' zırvasının müsebbibi bu teoridir. ancak şu söylenebilir ki penrose için bilinç, kuantum bilgisayarında modellenebilmeye uygundur. ancak kuantum haricinde deterministik bir ortam olan bilgisayarda tam manasiyla modellenez. aynı zamanda hangi şekilde modellenirse modellensin, bilincin, matematiğin yanında bizim anlayamadığımız başka bir karakteri daha bulunur der.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hisarüstü-yanmadan iki gün evvel…
devamını gör...

her şey sensin.
devamını gör...

o kadar çok sevindim ki. çocuklarıyla çok mutlu yaşasın.
devamını gör...

yetememek. birine yetememek. elindekilerin kişiye yetememesi. kişinin elde etmek istediklerine yetememesi. soyut anlamda kişinin kişiye yetmemesi...
devamını gör...

adam netice olarak o dönem kıta avrupası'nın kafa yapısını ortaya koyuyor. anadolu coğrafyasına gel, zengin kültürel mirasları topla, sırtla ve hoop avrupa'ya kaçır. kazıp götürmedikleri ne kaldı ki? koca zeus sunağı gitti. athena tapınağı nanay. agora kapısı gitti bize meyhanesi kaldı. içip içip berlin müzesinin kapısına dayanıyoruz. ulan bunlar bizim toprağın değerleri açın kapıyı girelim diyoruz da, görsek ne fayda? buruk buruk mekanı terk ediyoruz. toprağımızdan çekip almışlar, ciğerimizi sökmüşler tık yok. onu bırak 2. mahmut athena tapınağı'nı blok blok fransızlara hediye etmiş. hırsızın suçu var elbette de bu kapıları kim açık bırakıyor kardeşim? hemşerimiz aristo'nun mekanını, sen elin fransız'ına ne diye al götür diyorsun?

adamlar antik yunan kök arayışları vesaire teraneleriyle talanın dibine vurmuş. ha bu hergele biraz daha adanmış bir manyak. kafayı troya'ya takmış! eh her saplantılı insan gibi sonunda bombayı patlatmış. kemiklerinin sızlayacağını zannetmiyorum. ruh çağırma seansı düzenleyelim. kesinlikle bize haklı olduğunu söyleyecektir. yüksek avrupa medeniyetinin, barbarların (!) toprağında böyle kültürel mirasları bırakması mümkün mü? hector'un öcünü aldık ama mirasına sahip çıkamadık diyelim, başlıktan basıp gidelim.
devamını gör...

sürekli söylenen kelimeler anlamını yitirir. ama sürekli hissetmek ve hissettirmek anlamını çoğaltır sevginin.
aşırılı seviyorum ve hiç çekinmem söylemekten ama aşırı söylemem.
devamını gör...

devamını gör...

trafik cezası yediğimi söylediğimde, herkes kurallara uymalı diyen gıcıklar.
size de aynısını yapmazsan.*
devamını gör...

kendi isteklerimizle başkalarının bizden isteklerinin karışması durumunda ortaya çıkar.

ister istemez, çevremizin tabuları, idealleri, istekleri, hayat ile ilgili beklentilerinin etkisinde kalırız.

burada da başlıkları dönüyor ya… ideal kadın nasıl olmalı, ideal erkek nasıl olmalı diye. orada bazı yorumlarda bulunuruz. atıyorum; kadın eğitimli olmalı, hanım hanımcım olmalı, saygılı olmalı gibi. acaba gerçekten istediğiniz böyle bir kadın mı, yoksa çevrenizden kabul görecek kadını mı tasvir ediyorsunuz. böyle bir kadınla tanıştınız diyelim; gerçekten böyle birini hayal etmediğinizi farkedersiniz; o zaman da kendinize ‘ne istediğimi bilmiyorum’ dersiniz. belki siz deli dolu, uçuk, dobra bir kadın istiyordunuz ama ailenizin/çevrenizin etkisinde kaldınız ve onların idealize ettiği kadını , kendiniz için ideal kadın zannettiniz?

bu durum istediğiniz meslek için de başka faktörler için de geçeli olabilir. seçtiğiniz mesleği siz gerçekten istediğiniz için mi, yoksa çevrenizde saygı duyulacağını düşündüğünüz için mi seçtiniz?

yani aslında ne istediğini bilememek gibi bir durum yok. içinizdeki siz, kendini duyurmak için çırpınır ama siz çevrenin de etkisinde kalmışsınızdır. derin nefes alıp kulağınızı tıkayın ve çırpınan iç sesinize kulak verin.
devamını gör...

izlediğim en kaliteli yapımlardan biri. ayrıca şahsiyete benzer bir mini dizi arayanlara yine haluk bilginer'in başrol oynadığı masum'u öneririm.
devamını gör...

şöyle bir şeydir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kuran’ın gerçekten insan yapımı olup olmadığından bağımsız olarak içerik ve üslubuna bakılınca hiçbir değeri ve ciddiyeti olmayan deliller.

hadi ben bir müslüman olarak yobazım, gökten indiği söylenen her bir şeye gözü kapalı inanırım, eğitilmeye, bilimle tanıştırılmaya ihtiyacım var. siz çağdaş, hakikati bulmuş, gerçeklere vakıf olmuş münevverler olarak gözlerimi açın, aydınlığa çıkarın, beni bu karanlıklardan kurtarın. ama biraz ciddi olun. neyi yanlışladığınızı ve neyi iddia ettiğinizi önce siz araştırın. benim inandığım şeye inanmak zorunda değilsiniz. inandıklarımı toptan reddedebilirsiniz. ama yanlışlığı ve saçmalığını, gökten indiğine inandığım bir şeyin insan yapımı olduğunu iddia edecekseniz bunu ciddiye alacak ve ciddi bir şekilde yapacaksınız ki ben de sizi ciddiye alayım ve gerçekten inandığım şeyleri gözden geçireyim.

daha önce birinin “imrul kays dizeleriyle, kamer suresinin ilk girişteki elli ayeti birebir aynıdır” iddiasına denk gelmiştim. ciddiye aldım ve gayet iyi niyetle “iyi geceler. kamer suresi'nin ilk 50 ayetiyle birebir aynı olan imruul kays'a ait söz konusu beyitler ile ilgili bir kaynağınız var mı? ilginç bir iddia ve doğrusu ayetler ile söz konusu beyitleri karşılaştırmak isterim.” diye mesaj attım.

cevap olarak:
www.dinvemitoloji.com/2017/... linki verildi. önü arkası yok, sadece bu kadar.

söz konusu bağlantıya girip baktım. imruul kays adına arapça birkaç beyit girilmiş ve çevirileri yapılmış. kamer suresinden de birkaç ayet girilmiş. deyim, lafız, ifade, cümle karşılaştırması yok. nereleri nasıl benziyor, bir şey yok. lan bari çevirisini düzgün yapın ki en azından ağız tadıyla imruul kays’tan birkaç beyit okuduk diyelim. google’da bu iddiayı aratın, aynı ifadeler, aynı kelimeler, aynı yanlış ve saçma çeviriler. tek bir elden çıkmış. işe yaradıktan sonra içeriği çok da önemli değil zaten. biz müslümanlar nasıl bazı şeylere gözü kapalı, kafadan inanıyorsak karşı taraf da bazı iddialara aynı şekilde gözü kapalı ve kafadan inanıyor.

imruul kays’ın söz konusu beyitleri ile sure’nin ilk ayetlerini arapça olarak karşılaştırdım. ve aslında karşılaştırılacak bir şey de yoktu.

iddia sahibine “ilk ayet ile şiirin ilk cümlesi eyvallah... diğer yerlerde kafiye dışında herhangi bir benzerlik yok. bazı yerlerde aynı kelimelerin geçmesi "kamer suresi'nin ilk 50 ayetiyle birebir aynı" gibi bir iddia için yeterli mi? kuran'ın kim tarafından yazıldığından bağımsız olarak çok nahif bir iddia. kültür alanında şiirden başka bir becerileri olmayan mekke hatta bölge inanlarının kuran'da, henüz bir yarım asır öncesinde yaşamış birinin şiirinden intihal yapıldığını bilmemesi mümkün değil. bilip de bunu muhammed'in yüzüne vurmaması veya dile getirmemesi de mümkün değil. bu beyitlerin imruul kays'a aidiyatı konusunda tartışmalar da cabası... tekrardan iyi geceler.” mesajıyla dönüş yaptım. cevap gelmedi ve konu kapandı.

bu iddiaların yeni olmadığını, daha önce de öne sürüldüğünü, sizi ikna eder veya etmez ama cevaplarının da tek tek verildiğini söylemek iddia sahiplerini kesmez. çünkü öylesi bir cevap bir tür tartışmadan kaçma ve cevapları başkalarına havale etme anlamına gelir. e iddialar da size ait değil. başka yerlerden alıntı iddialara başka yerlerden alıntı cevaplarla karşılık vermek de mantıksız değil.

ben kuran’ın insan yapımı olabileceğine yüzde bir de olsa ihtimal verebilirim. siz olmayabileceğine ihtimal verebiliyor musunuz? ve yobaz kim?

böylesi ortamlarda dile getirilen bu tür iddiaları -doğru veya yanlış- ciddiye almıyorum. bu iddia ve delilleri okuyup da canı sıkılanlara da tavsiyem siz de almayın. iddia dedikleri bu şeylerden her birine sadece cevaplar değil kitaplar da yazıldı. inancınızı ciddiye almadan eleştirenlerin iddialarını siz de ciddiye almayın.
devamını gör...

annemin evlenmeden önce yaşadığı evden bildiğim durumdur. pek modern yapılar değildir. daha çok dolap tarzındadır. taşıma suyla yıkanılır. bireysellik, mahremiyet açısından yine de iyidir tabii.
devamını gör...

insanın özgürlüğüne ket vurulması bence bir insana yapılabilecek en büyük kötülüktür. çok geniş bir çerçevede değerlendirilebilir elbette bu özgürlük mevzusu. yaşadığımız toplum için en genel hatlarıyla irdelemeye kalksak bile kitaplar dolusu yazmak, tartışmak gerekir.

peki ama ilk nerede başlıyor insanın daha farkına bile varamadan, özgürlüğünün avuçlarından kayıp gitmesi?

doğduğumuzda özgür müydük? fiziksel olarak ebeveynlerimize bağımlıydık doğal olarak. ya locke'un ortaya attığı "boş levha" önermesinden hareket edecek olursak boş levha olarak işaret edilen beyinlerimiz doldurulurken hangi zihniyetlerle donatılıyoruz? bu durumda özgür olduğumuzu kim iddia edebilir!

tüm dünyanın etkisi altında olduğu bir kötülük durumu bu.
devamını gör...

içine bir anda bir sıkıntı düşer ya insanın hani. kelimelere sığmaz, boğazına kadar gelir ve düğümlenir. süzülemez ağzından. çıkamaz dışarı. karışamaz havaya. göremez kimse onu.

yalnızca sen görürsün onu ve sadece sen hissedersin. sıkıntı tüm bedenini ele geçirir de sen bir şey yapamazsın ya. bırakırsın kendi haline. geçerse geçer, geçmezse kendi bilir dersin ya hani.
umursamazlığından cesaret alarak daha da sarmalar seni. nefes alış-verişin hızlanır. avcunun içi terler.
geldiğin gibi git dersin sıkıntıya.

yavaşça etkisi azalır. gitmeye başlar. gider gider ve gider. "yeniden geleceğim bekle beni" der alaycı bir ses tonuyla.

sen gülersin. gidiyor diye sevinirsin.
"yeniden geleceğim bekle" der tekrar, sesi gittikçe uzaklaşır ama yankılanır kulaklarında.

"seni duyamıyorum, sesin gelmiyor" dersin sıkıntıya, halbuki yalandır bu, sesi net duyulur, dedikleri net anlaşılır.

yeniden geleceğim bekle beni, bir öncekinden daha çok yakacağım canını, daha uzun süre kalacağım içinde. bu kez de hiç gitme diye yalvaracaksin. çünkü bilirsin ben her içine düştüğümde daha çok yakarım canını.

yutkunamadı. soğuk soğuk terledi. içindeki sıkıntı geçmişti. paniğe kapıldı. bir daha ne zaman gelecekti o sıkıntı? ne demişti o? "yeniden geleceğim" demişti.
daha çok yakacağım canını, demişti.

belirsizlikti sıkıntı,ne zaman geleceği belli olmayan... bununla baş edemeyecek kadar yorulmuştu artık. o gelmeden kendi bir şeyler yapmalıydı...

edit: arkadaşlar sırf üzülmeyeyim diye beğenmeyin bu tanımı. ben de biliyorum guzel bi karalama olmadığını.

ben de isterdim... sağda solda yayınlanmalik, okuyani alıp götüren, götürdüğü gibi geri getirmeyen, 40 yıllık şairin dizelerine haykırdığı gibi haykırıp, yılların blog ve köşe yazarı gibi methiyeler düzmeyi. ama eldeki mal bu.

deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış hesabı. edebiyatın içinden geçtim...
devamını gör...

ınsanlar gittikçe daha bireysel oldukları için tek başlarına figür sergileyecekleri danslara meyletti.
bir zamanlar yöresel danslar-folklor, vals, tango, twist gibi eşli yahut topluca yapılan dansları yaparlarken; 90'lar ile beraber bunları bırakıp tekli yapılan danslara rağbet ettiler.
eğlenirken bile "özgürlük"adı altında yalnızlaştık.

arada kardeşimle dans ediyorum karşılıklı uyumla yaptığımız dansın tadını hiçbir bireysel dans vermiyor.

tıpkı düğünlerde horon, halay, kasap havası gibi danslarda daha çok eğlendiğimiz gerçeğinde olduğu gibi...
devamını gör...

tarre vizsla yazarımız değişik bir açıdan bakmış ama hicri takvim kullandığı için yıkıldığını söylediği osmanlı devleti 600 yıl yaşadı.
yazar, hristiyanlığın yayılmasını güneş takvimine bağlamış ama roma imparatoru konstantin hristiyanlığı resmi din ilan etmese, avrupa'da bu kadar yayılırmıydı. avrupa'nın yarısı öldürülerek hristiyan yapılmış.
bugün en çok hristiyan yaşayan latin amerika ise, ispanyol sömürgesinin hristiyan olmayan kızılderilileri öldürmesi yüzünden bu dine girmiş.
sahraaltı afrika bile avrupalı sömürge devletlerin baskısıyla hristiyan olmuştur. afrika'da gönüllü hristiyanlar mısır ve etiyopya'dadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim