patagonyalı (yazar)
çok güzel yazan ve artılarını esirgemeyen bir yazar arkadaşımızdır.
takipteyiz.
takipteyiz.
devamını gör...
günün sözü
devamını gör...
barış manço şarkılarında geçen etkileyici sözler
unutmak kolay demiştin, alışırsın demiştin
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
kız yurdunda yaşamak başlı başına tuhaf zaten. gecenin körü sabahın bilmem kaçında sürekli koridorda bağıranlar, saat fark etmeksizin elektrikli süpürge çamaşır makinası çalıştıranlar, sevgilisiyle kavga edenler, sevgilisiyle kavga edip sözde fenalaşıp ambulans çağıranlar,zırt pırt rahatsız olacağını düşünmeden odana gelenler,yemekhanede resmen ulusa sesleniş yaparak dedikodu yapanlar,sanki 3 yaşında veletmiş gibi banyoyu tuvaleti pis bırakanlar, uyarınca üste çıkmaya çalışanlar. sürekli kız ortamı samimi olsun gibi saçma bir mottoyla gereksiz özel hayat soruları. daha devam ederim ama bunu okuyup yurtta kalmak isteyen kişilere kötü örnekleme yapmamak için burada bırakıyorum.
devamını gör...
alabama
bir a.b.d eyaleti. 1819'da eyalet olmuştur. başkenti montgomery, yüzölçümü 135.765 km²'dir. birmingham en büyük şehridir.
devamını gör...
robert schumann
bu bir minervasowl ukdesidir.
inanılmaz bir şekilde ''boş'' başlık.
karısı için bile başlık var ayol.
neyse ben açılışı yapayım, umarım gerisi kendiliğinden gelir.
1810 yılında, günümüzde almanya sınırları içinde kalan, sakson şehri zwickau şehrinde dünyaya gelmiştir. edebiyatla ilgili bir kişi olmasından dolayı, leipzig'd hukuk eğitimi almadan önce, bir çok roman da yazmışlığı vardır.
şimdi efenim, beethoven 9 senfoniyi yapmış, ortalığı kasıp kavurmuştur. 9 senfonide koro ve solistlerde dahil olunca,
bir çok sanatçı ''olm bunun ötesi yok'', ''daha iyisini yapamayız lan'' demiş ve başka türlere yönelmişler. örneğin chopin, wagner vb...
bu sebeple dokuzuncu senfoniden sonra ''senfoni''nin üstüne ölü toprağı serpilmiş gibidir.
işte bu dönemde, korkusuzca senfoniler üzerine çalışan bir besteci schumman...
beethoven 9 senfoniyi bestelediğinde, schubert 1822 de büyük do majör senfonisine başlamıştı. o ölünce onun arkadaşı olan schumann, besteyi viyanaya götürüyor ve orada sahneleniyor.
böylece schumann, bu durumdan ilham alarak kendisi ilk senfonisini oluşturmaya başlıyor efem..
sene 1841...beethoven ve schubert'en ilham alarak, ancak bir o kadarda benzerliğe düşmekten kaçınarak,
klasik perde yapılarını kullanmadan bir senfoni yaratmış olur. olağan trioların yerini, iki triolar alır ve zaman işaretleri farklıdır.
senfoninin adı; 1 nolu senfoni, ''bahar''dır.
adolf bötteger'in ''bahar'' şiirindeki melankolik hava, senfonide yakalanmış olur böylece....
inanılmaz bir şekilde ''boş'' başlık.
karısı için bile başlık var ayol.
neyse ben açılışı yapayım, umarım gerisi kendiliğinden gelir.
1810 yılında, günümüzde almanya sınırları içinde kalan, sakson şehri zwickau şehrinde dünyaya gelmiştir. edebiyatla ilgili bir kişi olmasından dolayı, leipzig'd hukuk eğitimi almadan önce, bir çok roman da yazmışlığı vardır.
şimdi efenim, beethoven 9 senfoniyi yapmış, ortalığı kasıp kavurmuştur. 9 senfonide koro ve solistlerde dahil olunca,
bir çok sanatçı ''olm bunun ötesi yok'', ''daha iyisini yapamayız lan'' demiş ve başka türlere yönelmişler. örneğin chopin, wagner vb...
bu sebeple dokuzuncu senfoniden sonra ''senfoni''nin üstüne ölü toprağı serpilmiş gibidir.
işte bu dönemde, korkusuzca senfoniler üzerine çalışan bir besteci schumman...
beethoven 9 senfoniyi bestelediğinde, schubert 1822 de büyük do majör senfonisine başlamıştı. o ölünce onun arkadaşı olan schumann, besteyi viyanaya götürüyor ve orada sahneleniyor.
böylece schumann, bu durumdan ilham alarak kendisi ilk senfonisini oluşturmaya başlıyor efem..
sene 1841...beethoven ve schubert'en ilham alarak, ancak bir o kadarda benzerliğe düşmekten kaçınarak,
klasik perde yapılarını kullanmadan bir senfoni yaratmış olur. olağan trioların yerini, iki triolar alır ve zaman işaretleri farklıdır.
senfoninin adı; 1 nolu senfoni, ''bahar''dır.
adolf bötteger'in ''bahar'' şiirindeki melankolik hava, senfonide yakalanmış olur böylece....
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
karl marx - proletaryanın hala devrim yapamaması sorunsalı
devamını gör...
sevgiyi bir cümleyle tanımla
en kabullenmeyecek hâlleri, en iyi kabulleniş yönetimidir.
devamını gör...
internet şifresi isteyen komşu
"şifremi vermiyorum" diyemiyorsanız, modem ayarlarından "ssıd gizle" seçeneğini aktif ederek wifi ağınızı gizleyip savuşturabileceğiniz komşu. isteyen komşuya da "biz interneti kapattırdık" dersiniz olur biter.
zyxel modem için anlatım
zyxel modem için anlatım
devamını gör...
canan ergüder
babası siyaset bilimci üstün ergüder boğaziçi üniversitesinin eski rektörlerindenmiş.
devamını gör...
sürtük
ertem eğilmez'in 1965 ve 1970 yıllarında birebir aynı senaryo aynı replikler ile çektiği az bilinen bir yeşilçam şaheseri.
1965 yılı kadrosu: türkan şoray, cüneyt arkın, ekrem bora
1970 yılı kadrosu: hülya koçyiğit, göksel arsoy, ve ve ve yine ekrem bora *
ama izlemek isterseniz 1965 yapımı olan daha güzeldir.
filmin konusuna gelecek olursak:
sokaklarda şarkı söylerken bir gazinocu tarafından keşfedilip sınıf atlayan bir şarkıcıyla, aşık olduğu piyano hocasının öyküsüdür kısaca ama daha derinlemesine inceleyecek olursak . sokaklarda ikinci sınıf meyhanelerde şarkı söyleyen bir sürtükken toplumsal sınıf atlayıp yani bir sürtükten hanımefendiye dönüşme hikayesi. ama bunlara rağmen kendisini adam eden kişiye değil de gerçekten aşık olduğu kişiye gitmesi öyküsüdür. filmin son sahnesinde anlarız ki gerçekten seven kişi sevdiği kişiye kötülük yapamıyordur. bu son sahnede ekrem bora'nın bir ağlama sahnesi vardır ki değme aktörler yapamaz. bu konu ile ilgili ot dergisinden;
ertem eğilmez, sürtük filminde ekrem bora'ya o kadar ilginç bir kötü adam rolü oynatır ki, ekrem bora, sanki o filmde fransız bir kötü adamdır. ahmet tarık tekçe'yi bıçaklamak isteyen, erol taş'ın kafasında odun kıran ve tecavüzcü coşkun, daha mahalleden geçerken kapılarını pencerelerini kapatan seyirci kadınlar, belki de ilk kez bir kötü adama aşık olurlar
benim şahsi fikrim bu filmde gerçekten aşık olunacak kişi filmin ikinci adamıdır.
son sahneyi izlemek için:
izlemek için efendim.
1965 yılı kadrosu: türkan şoray, cüneyt arkın, ekrem bora
1970 yılı kadrosu: hülya koçyiğit, göksel arsoy, ve ve ve yine ekrem bora *
ama izlemek isterseniz 1965 yapımı olan daha güzeldir.
filmin konusuna gelecek olursak:
sokaklarda şarkı söylerken bir gazinocu tarafından keşfedilip sınıf atlayan bir şarkıcıyla, aşık olduğu piyano hocasının öyküsüdür kısaca ama daha derinlemesine inceleyecek olursak . sokaklarda ikinci sınıf meyhanelerde şarkı söyleyen bir sürtükken toplumsal sınıf atlayıp yani bir sürtükten hanımefendiye dönüşme hikayesi. ama bunlara rağmen kendisini adam eden kişiye değil de gerçekten aşık olduğu kişiye gitmesi öyküsüdür. filmin son sahnesinde anlarız ki gerçekten seven kişi sevdiği kişiye kötülük yapamıyordur. bu son sahnede ekrem bora'nın bir ağlama sahnesi vardır ki değme aktörler yapamaz. bu konu ile ilgili ot dergisinden;
ertem eğilmez, sürtük filminde ekrem bora'ya o kadar ilginç bir kötü adam rolü oynatır ki, ekrem bora, sanki o filmde fransız bir kötü adamdır. ahmet tarık tekçe'yi bıçaklamak isteyen, erol taş'ın kafasında odun kıran ve tecavüzcü coşkun, daha mahalleden geçerken kapılarını pencerelerini kapatan seyirci kadınlar, belki de ilk kez bir kötü adama aşık olurlar
benim şahsi fikrim bu filmde gerçekten aşık olunacak kişi filmin ikinci adamıdır.
son sahneyi izlemek için:
izlemek için efendim.
devamını gör...
kiloyla barışık olma güzelliği
barışık olmama lüksüm yok zaten.bir şekilde geçinip gidiyoruz fazlalıklarla.
devamını gör...
mesajlaşarak konuşmak vs arayarak konuşmak
kişiden kişiye değişmekle birlikte yakınlarımla telefonla konuşmayı yeğlerim. mesajlaşırken bir şeylerin hissiyatı azalıyor bence. telefonla konuşurken sesinden duygu durumu hakkında çıkarımlar yapıp konuşmayı ona göre sürdürmeyi ya da bitirmeyi seviyorum, bence daha etkili bir konuşma yaşanıyor böyle. ama belli kişiler dışında insanları rahatsız etmemek için aramıyor, işimi mesajla hallediyorum.
devamını gör...
normalleştikten sonra sözlükte oluşan değişiklikler
ben buraya ilk geldiğimde burası şirinler köyü gibiydi lan.
herkes sevgi dolu, minnoş, yazarların hepsi beyaz yakalı gibiydi. sanki emekli olmuşum da sahil kasabasına yerleşmiş gibi hissediyordum.
ne zaman ki isim değişikliği oldu, herkes birbirine sarmaya başladı rock çadırına çevirdiniz lan şirinler köyünü.
bu da günlük tespitim, hoççagalın.
herkes sevgi dolu, minnoş, yazarların hepsi beyaz yakalı gibiydi. sanki emekli olmuşum da sahil kasabasına yerleşmiş gibi hissediyordum.
ne zaman ki isim değişikliği oldu, herkes birbirine sarmaya başladı rock çadırına çevirdiniz lan şirinler köyünü.
bu da günlük tespitim, hoççagalın.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
25 yaşındayım , hiç flörtüm olmadı . 6 yıllık üniversite hayatım boyunca karşı cinsten birisi ile 5 saniyeden fazla konuşmam olmadı , aynı ortamda bulunmamaya çok dikkat ettim. ( operatörlerin müşteri hizmetleri hariç ) özgüven veya çirkinlik ile alakası yok. hem evlenmenin zamanı değil. dini tercih ve prensip olarak hayatımda sadece 1 bayana yer vermek istiyorum. herşeyin ilkini "o" kişi ile yaşamak istiyorum. o kişi bilsin ki kendisi için nelerden vaz geçtim.
bu davranışlarının 2 nedeni var.
1.allah'a
2.o evleneceğim kişiye olan saygım.
beni sadece ben hariç 2 kişi tanısın herşeyimi iki kişi bilsin istiyorum. bu bir ayrıcalık değil mi? bilmiyorum belki ben abartıyorum. ama niye ?.. ben senden başkasına bakmayacağım. senden başkasını düşünmeyeceğim. senden başkasının elini tutmayacağım. daha seni tanımıyorum bile !..ama olsun sen bunları şimdiden hak ediyorsun. senden iki isteğim bana yalan söyleme ve beni sev. bana hep dürüst ol. olmaz mi ? çok mu ? görüşürüüz...
bu davranışlarının 2 nedeni var.
1.allah'a
2.o evleneceğim kişiye olan saygım.
beni sadece ben hariç 2 kişi tanısın herşeyimi iki kişi bilsin istiyorum. bu bir ayrıcalık değil mi? bilmiyorum belki ben abartıyorum. ama niye ?.. ben senden başkasına bakmayacağım. senden başkasını düşünmeyeceğim. senden başkasının elini tutmayacağım. daha seni tanımıyorum bile !..ama olsun sen bunları şimdiden hak ediyorsun. senden iki isteğim bana yalan söyleme ve beni sev. bana hep dürüst ol. olmaz mi ? çok mu ? görüşürüüz...
devamını gör...
yalnız çok yalnız yapayalnız biri olmak
kocaman bir bok çukuruna gırtlağına kadar batmışken, elinden kimsenin tutmayacağını bilmek ve tek çarenin kendi kendine kurtulmak olduğunu bilen insandır.ha bazen çıkılıyor iyice batılıyor ama olsun yaptığın herşeyin sonuçları sadece senin canını açıtabilir
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
yattığım, çalışmadığım ve üzerine zengin maaşı aldığımın sanılmasıdır.
bilmiyorlar ki benim yaptığım işi yapamayacaklar; bir yapsalar, verdiğim emeğe aldığım parayı beğenmeyecekler. uzaktan davulun sesi hoş geliyor işte.
bilmiyorlar ki benim yaptığım işi yapamayacaklar; bir yapsalar, verdiğim emeğe aldığım parayı beğenmeyecekler. uzaktan davulun sesi hoş geliyor işte.
devamını gör...
tüm güzel entryleri favorilemek
dolu dolu bilgi girildiyse veya beni güldürdüyse hem artılar hem favorilerim.
"al kardeş verdim şükunu, sen olmuşsun böyle yazmaya devam et." meşazı veriyorum.
"al kardeş verdim şükunu, sen olmuşsun böyle yazmaya devam et." meşazı veriyorum.
devamını gör...
caba
caba sözcüğünün türkçede iki kullanımı var:
(isim olarak) 1. bedava
(zarf olarak) 2. fazladan, üstelik anlamlarına geliyor.
örnek 1. "öyle cabadan aferin almak olmaz."
örnek 2. "bu süveterin, kışın bu tür kaşındıran yünlüleri giydiğimizde hissettiğimiz rahatsızlığı her dokunuşta yaşatması ve kişiye geçmişte bir yolculuk yaptırması da cabası."
(meraklısına not: yukarıya örnek olarak koyduğum ilk cümlede 'caba', açıklamaya ters olarak zarf, ikinci örnek cümledeki 'caba' da, yine yanındaki açıklamaya ters, isim olarak kullanılmıştır.)
(isim olarak) 1. bedava
(zarf olarak) 2. fazladan, üstelik anlamlarına geliyor.
örnek 1. "öyle cabadan aferin almak olmaz."
örnek 2. "bu süveterin, kışın bu tür kaşındıran yünlüleri giydiğimizde hissettiğimiz rahatsızlığı her dokunuşta yaşatması ve kişiye geçmişte bir yolculuk yaptırması da cabası."
(meraklısına not: yukarıya örnek olarak koyduğum ilk cümlede 'caba', açıklamaya ters olarak zarf, ikinci örnek cümledeki 'caba' da, yine yanındaki açıklamaya ters, isim olarak kullanılmıştır.)
devamını gör...
duş alıp temiz nevresim serilmiş yatağa yatmak
huzurdur.
devamını gör...