quentin tarantino
kill bill gibi bir filmi dünyaya mal ettiği için benim gözümde zirvedeki yönetmendir.
diğer bütün filmleri çok ama çok iyidir, hepsini de ayrı beğenirim ancak kill bill gibisi yok gerçekten.
diğer bütün filmleri çok ama çok iyidir, hepsini de ayrı beğenirim ancak kill bill gibisi yok gerçekten.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
"robert porter'ın filmi var bugün. izleyelim mi?" diye sordu, zekâsı nedeniyle marie curie takma adıyla seslendiği sevgilisine. kızın asıl adı aurora idi. annesi bir fransız, babası ise türk'tü. bu nedenle, bazen bazı kelimeleri hatırlayamasa da türkçeyi oldukça iyi konuşurdu. "olur" dedi kız umursamaz bir tavırla.
"istemiyorsan dışarıya da çıkabiliriz. bir yerde oturur, kahve içip konuşuruz. bir çeşit coffee date... ne dersin?"
"işte bu fikir daha cazip" dedi kız neşeyle gülümseyerek, son zamanlarda oynamaktan çok keyif aldığı şifre çözme oyunundan kafasını kaldırmadan. "ne oynuyorsun sen?" diye sordu farukovski lakaplı adam. birbirlerine dönem dönem isim takmayı severlerdi.
"şifre veriyorlar. çözebilirsen bir sonraki bölüme geçiyorsun" diye cevapladı aurora.
"hmmm... bana da sorsana"
"zugra diye bir kelime var şu an elimde. bir cümlenin baş harfleriymiş. onu çözmem gerekiyor. bak bazı kelimelerin içerisindeki birkaç harf de doğru yerlerinde olacak şekilde ipucu olarak verilmiş."
"zor gibi görünüyor ama boş bir zamanımda ben de düşüneyim. eğlenceli olabilir..."
bunu dedikten sonra eline kumandayı aldı ve kocaman harflerle "news" yazan kanaldan başka bir kanala geçti.
"oldukça..." dedi kız. "bir önceki bölümde berserk_gloria şeklinde bir isim ve birkaç resim vermişlerdi. türkçede nasıl diyorduk? blurryface..."
"bulanık bir yüz mü?"
"evet evet! öyle bir fotoğraf vardı isimle birlikte. onunla ilgili şifreyi çözerken oldukça zorlandım. gloria adlı savaşçı bir kızın hikâyesiydi. sonra uzun uzun anlatırım."
o sırada bir müzik kanalından gelen "minik fare kükredi" sözleri "farukovski"yi duraklattı. gülümseyerek "çocukken en sevdiğim şarkıydı bu. biraz dinleyelim" dedi.
kız ayağa kalkarak yatak odasına doğru yöneldi. "dışarı çıkacaksak ben hazırlanmaya başlayayım" dedi giderken. faruk odada tek başına kalmıştı. içeriye doğru seslenerek bir şeyler anlatmaya başladı. tam iş yerinde yaşadığı bir olayla ilgili "hiçbir işimi yarım bıra..." demişti ki aurora birden "et voila!" diye bağırarak yanına koştu.
"ne oluyorsun kuzum! ödümü kopardın."
"zamanında umursamadığın gerçeklerin riskini almalısın"
"anlamadım? hangi gerçekler?"
"zugra canım işte! cümlenin baş harfleri... yaz bakalım doğru mu?"
"bekle bakalım... evet! yeni bölüm kilidi açılıyor yazdı."
kız sevinçten havalara zıplıyordu.
"ilk kez bu kadar hızlı çözdüm." dedi heyecanla. faruk şöyle bir bakıp "sana boşuna marie curie demiyorum ben. sahi, senin kadar zeki biri nasıl oldu da beni sevdi acaba?" dedi gülerek.
"hayvanterli" dedi aurora gülerek. "iltifat istiyorsun ama yemezler! tamam tamam... asma suratını. harika bir adamsın çünkü" dedi ve yanağına bir öpücük kondurdu. bir yandan da telefonun ekranına bakıyordu. "evet" dedi "hazır mısın? yeni şifre geldi. zera... zera ama kartal olan. zera kelimesi ve yanında bir kartal fotoğrafı var. az sonra ikinci ipucu da gelir. umarım çözebilirim..."
"aahh!" dedi faruk gözlerini yalandan devirerek. "kafayı bu kadar fazla çalıştırmak yorucu değil mi? sahi, çok düşündüğüm zaman kafamın ısındığını hissediyorum. sanırım bir gün başımdan dumanlar çıkacak."
gülümseyen aurora'ya baktı ve o da gülümsedi.
"haydi hazırlan da çıkalım. belki üstümüzden bir tır geçer de bir daha hiçbir şeyi fazla düşünmek zorunda kalmam"
"istemiyorsan dışarıya da çıkabiliriz. bir yerde oturur, kahve içip konuşuruz. bir çeşit coffee date... ne dersin?"
"işte bu fikir daha cazip" dedi kız neşeyle gülümseyerek, son zamanlarda oynamaktan çok keyif aldığı şifre çözme oyunundan kafasını kaldırmadan. "ne oynuyorsun sen?" diye sordu farukovski lakaplı adam. birbirlerine dönem dönem isim takmayı severlerdi.
"şifre veriyorlar. çözebilirsen bir sonraki bölüme geçiyorsun" diye cevapladı aurora.
"hmmm... bana da sorsana"
"zugra diye bir kelime var şu an elimde. bir cümlenin baş harfleriymiş. onu çözmem gerekiyor. bak bazı kelimelerin içerisindeki birkaç harf de doğru yerlerinde olacak şekilde ipucu olarak verilmiş."
"zor gibi görünüyor ama boş bir zamanımda ben de düşüneyim. eğlenceli olabilir..."
bunu dedikten sonra eline kumandayı aldı ve kocaman harflerle "news" yazan kanaldan başka bir kanala geçti.
"oldukça..." dedi kız. "bir önceki bölümde berserk_gloria şeklinde bir isim ve birkaç resim vermişlerdi. türkçede nasıl diyorduk? blurryface..."
"bulanık bir yüz mü?"
"evet evet! öyle bir fotoğraf vardı isimle birlikte. onunla ilgili şifreyi çözerken oldukça zorlandım. gloria adlı savaşçı bir kızın hikâyesiydi. sonra uzun uzun anlatırım."
o sırada bir müzik kanalından gelen "minik fare kükredi" sözleri "farukovski"yi duraklattı. gülümseyerek "çocukken en sevdiğim şarkıydı bu. biraz dinleyelim" dedi.
kız ayağa kalkarak yatak odasına doğru yöneldi. "dışarı çıkacaksak ben hazırlanmaya başlayayım" dedi giderken. faruk odada tek başına kalmıştı. içeriye doğru seslenerek bir şeyler anlatmaya başladı. tam iş yerinde yaşadığı bir olayla ilgili "hiçbir işimi yarım bıra..." demişti ki aurora birden "et voila!" diye bağırarak yanına koştu.
"ne oluyorsun kuzum! ödümü kopardın."
"zamanında umursamadığın gerçeklerin riskini almalısın"
"anlamadım? hangi gerçekler?"
"zugra canım işte! cümlenin baş harfleri... yaz bakalım doğru mu?"
"bekle bakalım... evet! yeni bölüm kilidi açılıyor yazdı."
kız sevinçten havalara zıplıyordu.
"ilk kez bu kadar hızlı çözdüm." dedi heyecanla. faruk şöyle bir bakıp "sana boşuna marie curie demiyorum ben. sahi, senin kadar zeki biri nasıl oldu da beni sevdi acaba?" dedi gülerek.
"hayvanterli" dedi aurora gülerek. "iltifat istiyorsun ama yemezler! tamam tamam... asma suratını. harika bir adamsın çünkü" dedi ve yanağına bir öpücük kondurdu. bir yandan da telefonun ekranına bakıyordu. "evet" dedi "hazır mısın? yeni şifre geldi. zera... zera ama kartal olan. zera kelimesi ve yanında bir kartal fotoğrafı var. az sonra ikinci ipucu da gelir. umarım çözebilirim..."
"aahh!" dedi faruk gözlerini yalandan devirerek. "kafayı bu kadar fazla çalıştırmak yorucu değil mi? sahi, çok düşündüğüm zaman kafamın ısındığını hissediyorum. sanırım bir gün başımdan dumanlar çıkacak."
gülümseyen aurora'ya baktı ve o da gülümsedi.
"haydi hazırlan da çıkalım. belki üstümüzden bir tır geçer de bir daha hiçbir şeyi fazla düşünmek zorunda kalmam"
devamını gör...
sigara içmeyenlerin üzüldüklerinde yaptıkları şeyler
ağlıyordum. daha sağlıklı, daha doğal,daha masrafsizdi.
devamını gör...
2 nisan 2022 metropoll seçim anketi
kaynak
şubat ayına göre akp oyunda 3 puanlık artış görülmüş.

özer sencar bunu şu şekilde yorumlamış:
ukrayna krizindeki kolaylaştırı rolünün akp oy desteğine etkisi. şubat ayına göre akp oyunda 3 puanlık artış görüldü.
bu da şubat ayı anketi:
şubat ayına göre akp oyunda 3 puanlık artış görülmüş.

özer sencar bunu şu şekilde yorumlamış:
ukrayna krizindeki kolaylaştırı rolünün akp oy desteğine etkisi. şubat ayına göre akp oyunda 3 puanlık artış görüldü.
bu da şubat ayı anketi:
devamını gör...
müzeyyen senar'ı o detone sesine rağmen dinleyebilen kişiler
ismail. bunun şakası olmaz. müzeyyen senar olm. sil onu sil.
devamını gör...
erdoğan değil intihar eden vatandaşlar suçludur
aldığı ahlarla hala nasıl yasiyor hiç anlayamayacagim..
devamını gör...
lazca çerkezce hemşince ve pomakça şarkılar
devamını gör...
2020 2021 süper lig şampiyonu beşiktaş
hak edilmiş bir şampiyonluk, kutluyorum.
devamını gör...
düş kurma zamanı radyo yayını
laptopumun başında kişisel işlerimle cebelleşirken arka fonda çalan kafa dinlendirici müzikleriyle düşler kuramasam da düşler sokağına bi ceee dememe neden olmuş programdır. pink’in sakin ve samimi ses tonuyla anlattığı bilgiler bile dinlendiriciydi sanki.
sevdiceğe selam gönderme kısmı yine unutulmamış ne diyelimm kiii takipteyiz!
sevdiceğe selam gönderme kısmı yine unutulmamış ne diyelimm kiii takipteyiz!
devamını gör...
halhal
devamını gör...
llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch
random gülücük sanılan başlık. meğerse bir kasaba ismiymiş.
devamını gör...
hipokampüs
hafıza konusunda çok önemli bir yapıdır. kısa süreli hatıraların uzun süreli hatıralara dönüştüğü bölümdür. ayrıca beyin yapıları arasında oldukça hassas bir yapıdır. kalp-damar hastalıkları ve şekerden en fazla etkilenen bölgedir.
hipokampüsün zarar görmesi yeni bilgi depolanmasında sorunlar oluşturabilir. araştırmalarda demans ve alzheimerda hipokampüs hacminde ciddi azalma olduğu ortaya konulmuştur.
hipokampüsün zarar görmesi yeni bilgi depolanmasında sorunlar oluşturabilir. araştırmalarda demans ve alzheimerda hipokampüs hacminde ciddi azalma olduğu ortaya konulmuştur.
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
halkının genel olarak ahlak zabıtası olması.
ahlak zabıtalığı yapmakla kalmayıp kendilerine birde saygı duyulmasını beklemeleri.
cahil insanların aşırılığı, ve bunların o kentin ileri gelenlerini oluşturması.
ahlak zabıtalığı yapmakla kalmayıp kendilerine birde saygı duyulmasını beklemeleri.
cahil insanların aşırılığı, ve bunların o kentin ileri gelenlerini oluşturması.
devamını gör...
anne yemeği vs hanım yemeği
evlenene kadar anne yemeği, evlendikten sonra hanım yemeği.*
devamını gör...
regular show
izlerken huzur bulduğum çizgi film, izlerken çocuk ruhuna kapılıp kendimi içine fırlatıyorum.
devamını gör...
ırkın hayatımızdaki önemi
sanal bir önemdir.
ırk ve din kavramı sağ partilerin en büyük enstrümanlarıdır. (gerçek) solun ise elinde sadece emek vardır. mantıklı insanların oluşturduğu toplumlarda insanların en büyük derdi hayatını kazanmak olur. böyle toplumlarda toplumun çoğunluğunu oluşturan çalışan kesimin ihtiyaçlarına sol partiler cevap verir. azınlıkta kalan sermaye sahibi kesimler de sağ partileri destekler. böyle düşündüğümüzde sürekli olarak sol partilerin iktidara gelmesi gerekir. oysa ki ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde sağ partiler söz sahibi olabilmektedir. bunun nedeni sağ partilerin elinde ırk ve din gibi sanal enstrümanların olmasıdır. gerçek sorunlarının önüne bu sanal sorunları koyan çalışan kesim de sağ partileri desteklediği için gerçek sorunları bir türlü çözülemez ve bu böyle sürüp gider. bazen düşünüyorum da insan türü aslında pek de zeki bir tür değil.
ırk ve din kavramı sağ partilerin en büyük enstrümanlarıdır. (gerçek) solun ise elinde sadece emek vardır. mantıklı insanların oluşturduğu toplumlarda insanların en büyük derdi hayatını kazanmak olur. böyle toplumlarda toplumun çoğunluğunu oluşturan çalışan kesimin ihtiyaçlarına sol partiler cevap verir. azınlıkta kalan sermaye sahibi kesimler de sağ partileri destekler. böyle düşündüğümüzde sürekli olarak sol partilerin iktidara gelmesi gerekir. oysa ki ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde sağ partiler söz sahibi olabilmektedir. bunun nedeni sağ partilerin elinde ırk ve din gibi sanal enstrümanların olmasıdır. gerçek sorunlarının önüne bu sanal sorunları koyan çalışan kesim de sağ partileri desteklediği için gerçek sorunları bir türlü çözülemez ve bu böyle sürüp gider. bazen düşünüyorum da insan türü aslında pek de zeki bir tür değil.
devamını gör...



