damatlar
zamanında okan bayülgen'in zaga programında, engin günaydın ve bülent polat tarafından oynanmış skeç.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
biber dolmasını biberiyle beraber yemeye başladığım zaman.
devamını gör...
köyde yaşamak
ağustos ayında burdan 10 kişiyi alabilirim.
3 öğün yemek veririm. fındıklıkların otunu keseriz önce. sonra fındığı toplarız. kurutur satarız. işler bitene kadar avarelik tembellik istemem. sabah 7 işbaşı akşam 7 paydos.*
köy demek iş demek.
yatmalık olanların adı tatil köyü.
3 öğün yemek veririm. fındıklıkların otunu keseriz önce. sonra fındığı toplarız. kurutur satarız. işler bitene kadar avarelik tembellik istemem. sabah 7 işbaşı akşam 7 paydos.*
köy demek iş demek.
yatmalık olanların adı tatil köyü.
devamını gör...
hapse girmek için yapılması gerekenler
malum partiyi sokakta gördüğünüz ilk kameraya karşı eleştirin. sonra evinize gidip kapınızın polis tarafından çalınmasını beleyebilirsiniz.
devamını gör...
uzaylı görünce söylenecek ilk şey
biraz kaba olacak ama büyük harflerle evrene gönderdiğim mesajları sen mi yedin ayı? diye sormak istiyorum.
devamını gör...
yazarların uğraştığı sanat dalları
nü modellik yapıyorum.
*
*
devamını gör...
sarma ile dolmayı karıştıran birey
sarma yemeği ile dolma yemeğini karıştıran insan türüdür.
katık, sarılıyorsa, sarma yemeğidir; dolduruluyorsa dolma yemeğidir.
bu kadar basit bir çözümlemeyi anlamamaktan öte, gıcıklığına yapanlarda vardır.
katık, sarılıyorsa, sarma yemeğidir; dolduruluyorsa dolma yemeğidir.
bu kadar basit bir çözümlemeyi anlamamaktan öte, gıcıklığına yapanlarda vardır.
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
devamını gör...
umberto eco
umberto eco (d. 5 ocak 1932, alessandria - ö. 19 şubat 2016, milano) italyan bilim insanı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. gülün adı ve foucault sarkacı gibi inanılmaz güzellikte ve etkileyici başyapıtların yazarıdır. kendisi ortaçağ konusunda oldukça uzmanlaşmış bir yazardı.
kasım 2005 ve haziran 2008 tarihlerinde abd'den foreign policy ve ingiltere'den prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu dünya'nın ilk 100 entelektüeli listelerinde, 2005 yılında 2'nci, 2008 yılında 14'üncü sırada yer almıştır. takma ismi dedalus'tur.
zamanında kendisine sorulan;
''tanışmak, konuşmak isteyebileceğiniz bir tarihi figür, yazar, devlet adamı, filozof var mı? böyle bir şans verilse kimi tercih ederdiniz?"
sorusuna
"hayran olduğum insanlarla bir araya gelmeyi hiç denemedim. onlarla tanışmayı reddediyorum. onlar hakkında kafamda oluşturduğum resmi tahrif etmelerini, yıkmalarını istemem. dolayısıyla görmeyi isteyebileceğim bir tarihi figür de yok. kitaplarında, tablolarında, bestelerinde söylediklerinden fazlasını söyleyebileceklerini de sanmıyorum. söz gelimi bach’la tanışmak için hiçbir gerekçe bulamıyorum. bana bıraktığı eserler benim için kafi. sonuçta bir pop kültür değil bach. ''
gibi güzel bir cevap vermişliği vardır.
romanları;
prag mezarlığı (ıl cimitero di praga), doğan kitap, 2011.
gülün adı,(ıl nome della rosa) can, 48. baskı : kasım
sıfır sayı (numero zero) doğan kitap, ekim 2015
foucault sarkacı ( ıl pendolo di foucault), can, 26. baskı: aralık 2019
önceki günün adası (l'isola del giorno prima) can, 9. baskı: mart 2018
kraliçe loana'nın gizemli alevi (la misteriosa fiamma della regina loana), doğan kitap,
baudolino, doğan kitap, 2003
kasım 2005 ve haziran 2008 tarihlerinde abd'den foreign policy ve ingiltere'den prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu dünya'nın ilk 100 entelektüeli listelerinde, 2005 yılında 2'nci, 2008 yılında 14'üncü sırada yer almıştır. takma ismi dedalus'tur.
zamanında kendisine sorulan;
''tanışmak, konuşmak isteyebileceğiniz bir tarihi figür, yazar, devlet adamı, filozof var mı? böyle bir şans verilse kimi tercih ederdiniz?"
sorusuna
"hayran olduğum insanlarla bir araya gelmeyi hiç denemedim. onlarla tanışmayı reddediyorum. onlar hakkında kafamda oluşturduğum resmi tahrif etmelerini, yıkmalarını istemem. dolayısıyla görmeyi isteyebileceğim bir tarihi figür de yok. kitaplarında, tablolarında, bestelerinde söylediklerinden fazlasını söyleyebileceklerini de sanmıyorum. söz gelimi bach’la tanışmak için hiçbir gerekçe bulamıyorum. bana bıraktığı eserler benim için kafi. sonuçta bir pop kültür değil bach. ''
gibi güzel bir cevap vermişliği vardır.
romanları;
prag mezarlığı (ıl cimitero di praga), doğan kitap, 2011.
gülün adı,(ıl nome della rosa) can, 48. baskı : kasım
sıfır sayı (numero zero) doğan kitap, ekim 2015
foucault sarkacı ( ıl pendolo di foucault), can, 26. baskı: aralık 2019
önceki günün adası (l'isola del giorno prima) can, 9. baskı: mart 2018
kraliçe loana'nın gizemli alevi (la misteriosa fiamma della regina loana), doğan kitap,
baudolino, doğan kitap, 2003
devamını gör...
ben seni bir ömür beklerim aşkım
genç yaşlarda söylenimi yaygın, uygulamada nadir görülen söz öbeğidir, klişe jargonlardan pek bir meşhur olanıdır.
devamını gör...
stresten uzak durmak
türkiye'de pek mümkün olmayan.
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
perdenin arkasında saklanırken alttan ayakları görünen çocuk gibi hissettirir bana. saklanmaya çalışsam da beni görün beni duyun; okuyorum, yazıyorum ben de varım, fark edin beni diyorum size çünkü
devamını gör...
ikinci wilhelm
alman imparatoru ı. wilhelm 1888 yılında ölmüş yerine oğlu ııı. frederich geçmiştir. ııı. frederich'in karısı inglitere kraliçesi victoria'nın kızı victoria mary-louisa'dır. ıı. wilhelm ise ııı. frederich ve mary-louisa'nın oğlu olarak dünyaya gelmiştir ayrıca onun ingiltere kraliçesi ile olan kan bağı ileride izleyeceği politikalara da yansıyacak, ıı. wilhelm tahta geçtiği ilk yıllarda alman-ingiliz ittifakı isteyecektir.
ııı. frederich'in 1888 yılında hayatını kaybetmesi ile ıı. wilhelm 28 yaşında tahta geçmiştir. ıı. wilhelm'in döneminde önemli olan bir diğer isim ise dönemin alman devlet insanı otto von bismarck'tır. ıı. wilhelm'in yetiştirilmesinde bismarck, dönem imparatoru tarafından görevlendirilmiştir dolayısıyla ikili aslında oldukça yakınlardır. ancak ikili arasında ülke kaderini belirleyecek konularda zamanla görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. bu görüş ayrılıklarının sebeplerinden birisi ıı. wilhelm'in otoriter, hükümdarlık yapmayı seven yapısı olduğu belirtilmiştir ki ıı. wilhelm'in bu kişilik özelliklerinde doğuştan kolunun sakat olmasının etkili olduğu söylenir. (değerli bir hocam ıı. wilhelm'i anlatırken doğuştan gelen sakatlığı sebebiyle annesinin onu sevmediğinden, bu nedenle ıı. wilhelm'in sürekli kendinin kanıtlama çabası içerisinde olduğundan bahsetmişti.)
ıı. wilhelm ile farklı görüşler benimseyen bismarck uzun yıllardır görevde olan ve almanya'nın büyümesinde oldukça etkili olan bir başbakandı ancak onun da tıpkı ıı. wilhelm gibi otoriter olduğu söylenir. ikili arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır bu görüş ayrılıkları bismarck'ın görevden ayrılması ile sonuçlanacaktır. bismarck'ın temel hedefi almanya'nın iki cepheli bir savaşa girmemesi, karışık avrupa'da güvende kalması ve denge politikası üzerindeydi. ıı. wilhelm ise almanya'nın avrupa dışına çıkması ve bir sömürge devleti niteliğine kavuşmasını istemekteydi welpolitik olarak adlandırılan bu politika ileride ingiltere ile sorunlar yaşanmasına neden olacaktır. ıı. wilhelm almanya'nın kara gücü ile ingiltere'nin deniz gücünün birleşmesi ile karşı konulamaz bir gücün ortaya çıkacağına inanıyordu ancak bu fikir ingilizlerin tarih boyunca benimsedikleri muhteşem yalnızlık politikalarına oldukça karşıttı dolayısıyla böyle bir ittifak mümkün değildi. ıı. wilhelm'in sömürge devleti olma yolunda ortaya koyduğu welpolitik politikası ile ingiliz-alman ilişkilerine oldukça zarar vermiştir. ıı. wilhelm alman tarihinin olduğu kadar dünya tarihi için de önemli bir figürdür onun benimsediği politikalar 1. dünya savaşı taraflarının belirlenmesinde oldukça etkili olmuştur. ayrıca ıı. wilhelm'in osmanlı ile benimsediği ilişkiler bizim tarihimizi de etkilemiştir.
ııı. frederich'in 1888 yılında hayatını kaybetmesi ile ıı. wilhelm 28 yaşında tahta geçmiştir. ıı. wilhelm'in döneminde önemli olan bir diğer isim ise dönemin alman devlet insanı otto von bismarck'tır. ıı. wilhelm'in yetiştirilmesinde bismarck, dönem imparatoru tarafından görevlendirilmiştir dolayısıyla ikili aslında oldukça yakınlardır. ancak ikili arasında ülke kaderini belirleyecek konularda zamanla görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. bu görüş ayrılıklarının sebeplerinden birisi ıı. wilhelm'in otoriter, hükümdarlık yapmayı seven yapısı olduğu belirtilmiştir ki ıı. wilhelm'in bu kişilik özelliklerinde doğuştan kolunun sakat olmasının etkili olduğu söylenir. (değerli bir hocam ıı. wilhelm'i anlatırken doğuştan gelen sakatlığı sebebiyle annesinin onu sevmediğinden, bu nedenle ıı. wilhelm'in sürekli kendinin kanıtlama çabası içerisinde olduğundan bahsetmişti.)
ıı. wilhelm ile farklı görüşler benimseyen bismarck uzun yıllardır görevde olan ve almanya'nın büyümesinde oldukça etkili olan bir başbakandı ancak onun da tıpkı ıı. wilhelm gibi otoriter olduğu söylenir. ikili arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır bu görüş ayrılıkları bismarck'ın görevden ayrılması ile sonuçlanacaktır. bismarck'ın temel hedefi almanya'nın iki cepheli bir savaşa girmemesi, karışık avrupa'da güvende kalması ve denge politikası üzerindeydi. ıı. wilhelm ise almanya'nın avrupa dışına çıkması ve bir sömürge devleti niteliğine kavuşmasını istemekteydi welpolitik olarak adlandırılan bu politika ileride ingiltere ile sorunlar yaşanmasına neden olacaktır. ıı. wilhelm almanya'nın kara gücü ile ingiltere'nin deniz gücünün birleşmesi ile karşı konulamaz bir gücün ortaya çıkacağına inanıyordu ancak bu fikir ingilizlerin tarih boyunca benimsedikleri muhteşem yalnızlık politikalarına oldukça karşıttı dolayısıyla böyle bir ittifak mümkün değildi. ıı. wilhelm'in sömürge devleti olma yolunda ortaya koyduğu welpolitik politikası ile ingiliz-alman ilişkilerine oldukça zarar vermiştir. ıı. wilhelm alman tarihinin olduğu kadar dünya tarihi için de önemli bir figürdür onun benimsediği politikalar 1. dünya savaşı taraflarının belirlenmesinde oldukça etkili olmuştur. ayrıca ıı. wilhelm'in osmanlı ile benimsediği ilişkiler bizim tarihimizi de etkilemiştir.
devamını gör...
martı
sık sık martı johantan livingston kitabı ile karıştırılan bir kitaptır.
henüz okumadım.
henüz okumadım.
devamını gör...
whatsapp kullanmayı bırakmak
aklıma ilginç bir ihtimali getiren hareket.
mesela insanların son gelişmeler neticesinde whatsapp'ı bırakıp telegram'a geçeceği tahmin edilmiş ve telegram'ın sahibi olan ülke ile anlaşma yapılmış olsa "şimdi herkes size akacak ve daha çok güvenecek. siz de gelenlerin verilerini çaktırmadan toplarsınız" dense, bir süre sonrasında telegram da benzer bir kullanıcı sözleşmesini zorunlu kılsa ve zaten çoktan toplamış olsa verilerimizi falan filan... yani yağmurdan kaçarken doluya tutulsak...
imkânsız mı diyorsunuz? bir daha düşünün derim. *
burası dünya ve tam da bu nedenle welcome to hell!
mesela insanların son gelişmeler neticesinde whatsapp'ı bırakıp telegram'a geçeceği tahmin edilmiş ve telegram'ın sahibi olan ülke ile anlaşma yapılmış olsa "şimdi herkes size akacak ve daha çok güvenecek. siz de gelenlerin verilerini çaktırmadan toplarsınız" dense, bir süre sonrasında telegram da benzer bir kullanıcı sözleşmesini zorunlu kılsa ve zaten çoktan toplamış olsa verilerimizi falan filan... yani yağmurdan kaçarken doluya tutulsak...
imkânsız mı diyorsunuz? bir daha düşünün derim. *
burası dünya ve tam da bu nedenle welcome to hell!
devamını gör...
suizan
kötü zan, anlamına da gelen ”su-i zan” kötümserlik ve hiçbir şeyi beğenmeme durumudur.
yani insanların her zaman kötü bir iş yaptığını düşünme hali.
bir bakıma insanı temelsiz kaygı, kuruntu ve kuşkulara sürükleyen, toplumsal ilişkileri mahveden tehlikeli ve sinsi bir hastalık.
bu bakış açısı çoğu zaman subjektif ve yanlıştır.
fakat bazen insanların da hata yapabileceğini akıldan çıkarmamak lazımdır. bu da çok abartılı olmamalıdır.
zira ne hayat, ne insanlar hiçbir zaman çok temiz ya da çok kirli değildir.
hayat bir sınanma yeridir. insan da bu sınanmanın içerisindedir.
yine de negatif düşünen bir kimsenin negatif sonuçlar alması gibi kötü zandan olabildiğince kaçınmak gerekir...
yani insanların her zaman kötü bir iş yaptığını düşünme hali.
bir bakıma insanı temelsiz kaygı, kuruntu ve kuşkulara sürükleyen, toplumsal ilişkileri mahveden tehlikeli ve sinsi bir hastalık.
bu bakış açısı çoğu zaman subjektif ve yanlıştır.
fakat bazen insanların da hata yapabileceğini akıldan çıkarmamak lazımdır. bu da çok abartılı olmamalıdır.
zira ne hayat, ne insanlar hiçbir zaman çok temiz ya da çok kirli değildir.
hayat bir sınanma yeridir. insan da bu sınanmanın içerisindedir.
yine de negatif düşünen bir kimsenin negatif sonuçlar alması gibi kötü zandan olabildiğince kaçınmak gerekir...
devamını gör...
wasting love
halen açıp ara ara dinlediğim, ruhumu güçlendiren parça.
devamını gör...
jung hoseok
18 şubat 1994 doğumlu güney koreli rapper, söz yazarı ve profesyonel dansçı. sahne ismi isej-hope. dans konusunda çığır açan ve güney kore'nin en iyi ve pürüzsüz dans hareketlerini yapan kişilerinden biri. hatta bence en iyisi.
yapamadığı tek bir şey yok, hiç eğitim almamasına rağmen vokal olarak şarkı söyleyebiliyor, zaten rapper ve dansçı, söz yazarlığında da yer alıyor. sosyal bir kişilik, eğlenceli ve espritüel. ''hyung'' korece'de abi demektir. birçok alanda yetenekli olmasından dolayı kendisine ''grubun golden hyung'u'' denilebilir.
dediğim gibi fazla renkli bir kişilik, bu yüzden grubun kendisinden yaşça daha küçük üyeleriyle çocukça davranabilirken aynı zamanda ciddi konularda bir o kadar sorumluluk sahibi, mantıkçı. konu sahnede performans sergilemeye geldiğinde aralarındaki en katı kişi dahi denilebilir fakat bu fazla nazik bir mentor olduğu gerçeğini değiştirmez. yeri geldiğinde sorumluluklarından dolayı fazlasıyla ciddi olan ve iş ile karakterini karıştırmayan insanlara bayıldığım için hoseok'un ayrı yeri vardır bu konuda bende.
mükemmel performanslarına göz gezdirmek için:
yapamadığı tek bir şey yok, hiç eğitim almamasına rağmen vokal olarak şarkı söyleyebiliyor, zaten rapper ve dansçı, söz yazarlığında da yer alıyor. sosyal bir kişilik, eğlenceli ve espritüel. ''hyung'' korece'de abi demektir. birçok alanda yetenekli olmasından dolayı kendisine ''grubun golden hyung'u'' denilebilir.
dediğim gibi fazla renkli bir kişilik, bu yüzden grubun kendisinden yaşça daha küçük üyeleriyle çocukça davranabilirken aynı zamanda ciddi konularda bir o kadar sorumluluk sahibi, mantıkçı. konu sahnede performans sergilemeye geldiğinde aralarındaki en katı kişi dahi denilebilir fakat bu fazla nazik bir mentor olduğu gerçeğini değiştirmez. yeri geldiğinde sorumluluklarından dolayı fazlasıyla ciddi olan ve iş ile karakterini karıştırmayan insanlara bayıldığım için hoseok'un ayrı yeri vardır bu konuda bende.
mükemmel performanslarına göz gezdirmek için:
devamını gör...
from out of nowhere
aşkın obsesif tarafını en “manic” haliyle veren, “the real thing” albümlerinden bir faith no more klasiği.
klip uzun saçlarıyla postallarıyla yerinde duramayan erken dönem mike patton ihtiva eder ki en sevdiğim dönemleridir.
iyi bir five finger death punch coverı da vardır.
klip uzun saçlarıyla postallarıyla yerinde duramayan erken dönem mike patton ihtiva eder ki en sevdiğim dönemleridir.
iyi bir five finger death punch coverı da vardır.
devamını gör...