dayım geldi
en son bu cümleyi kendi kendime kurduğumda rahmetli dayım ben ağlarken mutfağa bir anda dalmıştı. kendisinden çok korkardım . sert bir adamdı ve o sert ses tonuyla "niye ağlıyorsun sen? " diye sordu. korkumdan ağlamıyorum grip oldum dedim. izmir sıcağında 40 derece de ne gribi dedi. ben de dedim ki klima çarptı. grip olma ile üşütme arasındaki farkı bilemeyecek kadar cahil ama benim yalanımı anlayacak kadar da zeki bir adamdı. buzdolabına yöneldi ve bir soğan çıkardı. ikiye böldü. al bunu ye, bir şeyin kalmaz dedi. korkumdan hayır da diyemedim. önüme konulan soğanı ısıra ısıra yedim. bu da bir anımdır,
t. saçma sapan bir şekilde anı canlandıran cümle
t. saçma sapan bir şekilde anı canlandıran cümle
devamını gör...
terk edilme korkusuyla yalnızlığı yeğlemek
“beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. tedirgin etme beni. bu sefer geride bir şey bırakmadım. tasımı tarağımı topladım geldim. neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. beni uyandır.”
― oğuz atay, tutunamayanlar
başka da bişey demeye gerek yok gibi.
― oğuz atay, tutunamayanlar
başka da bişey demeye gerek yok gibi.
devamını gör...
ikinci abdülhamid
sağcı siyasetçilerin en iyi başardığı şey halkın anlayacağı dilden yalanlarını empoze etmek. bu kişiler bilgiyi iletmekle ilgilenmezler. romantizmi kullanarak hikaye anlatırlar, gerek dergahlarında, gerek youtube'da, gerek tv'de. bu hikaye anlatımında gerçeğin önemi yoktur, duyguların önemi vardır. mesela bir padişahın hiç toprak kaybetmediğini söyleyebilirsiniz bu hikayede. halbuki kıbrıs adasını, mısırı, sırbistanı kaybetmiştir. bu hikaye anlatıcıları kitap yazmakla ilgilenmez, yazsa dahi büyük puntolarla, resimlerle süsler ve kaynak göstermeyi gerek görmezler. çünkü hitap ettikleri kitleyi çok iyi biliyorlar.
devamını gör...
eti cicibebe yerken gelen bebeklerin rızkını yiyorum hissi
(bkz: okuyunca gülümseten başlıklar)
kötü bir histir bence. ama biz dedik eti kocabebeleri çıkarın diye. ben vicdan azabıyla pöskevit * yemek zorunda mıyım?
t: çok minnoş ve anlık bir his.
kötü bir histir bence. ama biz dedik eti kocabebeleri çıkarın diye. ben vicdan azabıyla pöskevit * yemek zorunda mıyım?
t: çok minnoş ve anlık bir his.
devamını gör...
kilolu insan nefreti
ya nefret kusmak tam olarak ne oluyo ki birisi kilo almissa zaten kendiside bunun farkindadir diyet yapacaksa yapar spora gidicekse gider ya da memnunsa hicbisey yapmaz. ama biri kalkip kilo almissin boyle yap şöyle yap cart curt biseyler diyosa sacmadir sana ne yani kardesim o kisi gerekli gormusse yapar zaten
devamını gör...
twitter'daki eskort istilası
ne kadar talep varsa, o kadar arz olur.
twitter kullanabileceğin en çöp mecra, tek tek haber sitelerinde gez daha iyi.
tanım: twitter'daki eskort istilasına, haklı bir serzenişte bulunmuş yazar beyanı.
twitter kullanabileceğin en çöp mecra, tek tek haber sitelerinde gez daha iyi.
tanım: twitter'daki eskort istilasına, haklı bir serzenişte bulunmuş yazar beyanı.
devamını gör...
ilkokul aşkı
1. sınıftan 6. sınıfa kadar aynı kişiyi sevmiştim. belki de isminin yanında "can" ismi olan kişiler bu yüzden bana çok tatlı geliyordur. kaç yaşında olursa olsun ister 5 ister 40 o "can" ismi çok tatlı gelir bana. içim hemen yumuşacık oluyor. o kişiye o "can" ismi ile hitap etmeyi severim. hatta onun çantasına gizlice onu sevdiğime dair mektup atardım, kimse kim attı bu mektubu bilemezdi. o kadar çaktırmadan sevdim yani. murat boz'a benziyordu, tatlı çocuktu. sonra ergenliğin etkisiyle değişk bir şey oldu amannn. küçükken daha iyiydi. ne hayaller kurmuştum bee o minik halimle. kopyacıydı. benden az istemedi kopya, vermedim. içimde hiç sızlamadı. kendisi fırsat buldukça çekerdi zaten. sonra ortaokul bitinceye kadar kimseyi sevmedim.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
anket başlıkları.
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
az önce meja hanımı artılarken karşılaştığım ve sözlüğün yeni güncellemesi olan bildirim.
kendisinin de dediği gibi; hem iyi oldu hem kötü. oylaya oylaya yere göğe sığdıramadığım yazarlara, şimdi biraz zaman geçtikten sonra oy atabiliyorum. çok üzgünüm sözlük. şu 3 olan sınırı 6 falan yapsanız olmaz mı? *
kendisinin de dediği gibi; hem iyi oldu hem kötü. oylaya oylaya yere göğe sığdıramadığım yazarlara, şimdi biraz zaman geçtikten sonra oy atabiliyorum. çok üzgünüm sözlük. şu 3 olan sınırı 6 falan yapsanız olmaz mı? *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
seneye görüşürüz esprisi kimden gelecek gerginliği
anlam veremediğim gerginliktir. bence ya alışmalıyız ya da alışmalıyız. ben her zaman ve her ortamda yapmıyorum ama kimsenin yapmayacağını düşündüğüm ortamlarda, en beklenmedik zamanda* yapıyorum. yıllardır severek kullanıyorum, bir sorun yaşamadım.
devamını gör...
yaşamaktan yorulmak
21.yy da insanoğlu halen varoluşu anlamlandırma çabasındadır. konu hakkında bir çok farklı alanda bir çok farklı fikir vardır. insanoğlu hakkına net bilinen bir şey var ise o da üreme güdüsüdür. aslında bu da hayatta kalma içgüdünün bir parçasıdır.
soyunu sürdürme isteği.
dediğim gibi bu aslında insanların varoluştan gelen bir güdüsüdür. bu yüzden bir insanın çocuk sahibi olmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur.
zaten eğer bu davranış bir güdü olmasa, mantıklı bir davranış olmazdı dünyamıza yeni bir insanı getirmek.
bundan yıllar öncesine bakıldığında, vebalar, savaşlar, afetler, felaketler, insanlar bütün bu talihsizliklerde rağmen üremeye devam etmişlerdir. günümüzde teknoloji ve uygar yaşamın sunduğu onca konfora rağmen hayatın kendisi yine de oldukça acımasızdır.
bir kere ölüm diye bir şey vardır.
insan dünyaya geldiğinde, tarifsiz acılara doğar aslında. hastalıklara, yokluklara, özlemlere, talihsizliklere, mutlaka sonu gelecek güzelliklere. ve biteceğini bile bile yeni insanlar sevmeye,değer vermeye devam eder. yeni hüzünlere kapı açar.
hiç bir problem yaşamasa bile yine de ölüm vardır onu bekleyen.
ve hayat öyledir ki, ne olursa olsun sıkı sıkı tutunur insan. var oluşun bir gerçeğinin de yok oluş olduğunu bilmesine rağmen elinden gelen her şeyi yapar tek bir an bile fazla yaşamak için.
işte bu kadar zalimdir hayat. yukarıda bahsettiğim nedenlerden ailesini de suçlamasında bir mantık yoktur dünyaya gelmesinde, kendisini de.
bir şekilde gelmiştir insan dünyaya ve bütün bu zalimliklere mahkum olmuştur.
bazıları vardır ki işte, farkına varamazlar yaşadıkları gerçekliğin. o kadar meşguldürler ki mücadele ile, kayıp olur giderler hayatın içinde. ancak ölüm onlar için geldiğinde hatırlarlar ölümün varlığını. (bkz: mağara aleğorisi)
kimileri ise en başından farkına varırlar hayatın ne kadar zalim olduğunun.
hani derer ya;
dünya hassas yürekliler için cehennemdir, dünya farkındalığı yüksek olanlar için cehennemdir, cehalet mutluluktur bilmek ise zulümdür.
işte bu insanlar yorulurlar yaşamaktan. belki onları yoran beklemektir, belki korkunun ta kendisidir, belki de bilinmezliktir. etrafını çevreleyen onca zorluğun, sonunun gelip gelmeyeceğine dair bilinmezlik.
hayattan yorulmamak için, beklemeden yaşamak lazım, korkmadan ve bilmeden yaşamak. ancak o şekilde yaşanılan şey hayat olur.
soyunu sürdürme isteği.
dediğim gibi bu aslında insanların varoluştan gelen bir güdüsüdür. bu yüzden bir insanın çocuk sahibi olmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur.
zaten eğer bu davranış bir güdü olmasa, mantıklı bir davranış olmazdı dünyamıza yeni bir insanı getirmek.
bundan yıllar öncesine bakıldığında, vebalar, savaşlar, afetler, felaketler, insanlar bütün bu talihsizliklerde rağmen üremeye devam etmişlerdir. günümüzde teknoloji ve uygar yaşamın sunduğu onca konfora rağmen hayatın kendisi yine de oldukça acımasızdır.
bir kere ölüm diye bir şey vardır.
insan dünyaya geldiğinde, tarifsiz acılara doğar aslında. hastalıklara, yokluklara, özlemlere, talihsizliklere, mutlaka sonu gelecek güzelliklere. ve biteceğini bile bile yeni insanlar sevmeye,değer vermeye devam eder. yeni hüzünlere kapı açar.
hiç bir problem yaşamasa bile yine de ölüm vardır onu bekleyen.
ve hayat öyledir ki, ne olursa olsun sıkı sıkı tutunur insan. var oluşun bir gerçeğinin de yok oluş olduğunu bilmesine rağmen elinden gelen her şeyi yapar tek bir an bile fazla yaşamak için.
işte bu kadar zalimdir hayat. yukarıda bahsettiğim nedenlerden ailesini de suçlamasında bir mantık yoktur dünyaya gelmesinde, kendisini de.
bir şekilde gelmiştir insan dünyaya ve bütün bu zalimliklere mahkum olmuştur.
bazıları vardır ki işte, farkına varamazlar yaşadıkları gerçekliğin. o kadar meşguldürler ki mücadele ile, kayıp olur giderler hayatın içinde. ancak ölüm onlar için geldiğinde hatırlarlar ölümün varlığını. (bkz: mağara aleğorisi)
kimileri ise en başından farkına varırlar hayatın ne kadar zalim olduğunun.
hani derer ya;
dünya hassas yürekliler için cehennemdir, dünya farkındalığı yüksek olanlar için cehennemdir, cehalet mutluluktur bilmek ise zulümdür.
işte bu insanlar yorulurlar yaşamaktan. belki onları yoran beklemektir, belki korkunun ta kendisidir, belki de bilinmezliktir. etrafını çevreleyen onca zorluğun, sonunun gelip gelmeyeceğine dair bilinmezlik.
hayattan yorulmamak için, beklemeden yaşamak lazım, korkmadan ve bilmeden yaşamak. ancak o şekilde yaşanılan şey hayat olur.
devamını gör...
kadın yazariçelere daha fazla nickaltı girilmesi
cinsiyetle mi alakalıdır emin değilim ama böyle bir gerçek olduğu yadsınamaz.
bunun birinci sebebi kadın yazarların kendi hemcinslerini bu konuda desteklemesi. erkeklerde böyle bir durum yok. bu durum rahatsızlık da vermiyor ama iki noktada gereksiz buluyorum.
henüz 10 entry girmemiş bir hanım yazara hem kadın hem erkek yazarlardan en başta hoşgeldin tanımları sonra da ilginç öngörüler dizilmesi. "buralar değerlenecek" evet sen otuz yazara da aynısını yazınca daha da değerlendi.
bir de her başlığa tek cümlelik içi boş tanımlar girenler var. tanım bile denemez karalama denir en fazla. nicklatına bakınca hanım kızımız edebi bir eser bırakmışçasına methiyeler dizilmiş.
isteyen istediğini yazar çizer ama durum budur.
not: "bu tanımı giren kişi hicbir hanım yazara nicakltı giremez" kafası ile karşılaştığım için açıklama yapma gereği görüyorum malesef.
böyle sığ bir görüşü hiç yakıştıramıyorum. yani girdin baktın ki bu tanımı giren kişi de birine nickaltı yazmış şaak yapıştırdın dimi sivri zekalı arkadaşım tespiti. ama ne büyük bir tespit.
yahu gir bak bakalım kime yazmışım?
nickaltına yazdığım yazar neler yazmış?
okuduğu bir yazının içeriğini anlamadan yorum yapan beyinden neyin çelişki olduğunu anlamasını beklemek hatadır.
bunun birinci sebebi kadın yazarların kendi hemcinslerini bu konuda desteklemesi. erkeklerde böyle bir durum yok. bu durum rahatsızlık da vermiyor ama iki noktada gereksiz buluyorum.
henüz 10 entry girmemiş bir hanım yazara hem kadın hem erkek yazarlardan en başta hoşgeldin tanımları sonra da ilginç öngörüler dizilmesi. "buralar değerlenecek" evet sen otuz yazara da aynısını yazınca daha da değerlendi.
bir de her başlığa tek cümlelik içi boş tanımlar girenler var. tanım bile denemez karalama denir en fazla. nicklatına bakınca hanım kızımız edebi bir eser bırakmışçasına methiyeler dizilmiş.
isteyen istediğini yazar çizer ama durum budur.
not: "bu tanımı giren kişi hicbir hanım yazara nicakltı giremez" kafası ile karşılaştığım için açıklama yapma gereği görüyorum malesef.
böyle sığ bir görüşü hiç yakıştıramıyorum. yani girdin baktın ki bu tanımı giren kişi de birine nickaltı yazmış şaak yapıştırdın dimi sivri zekalı arkadaşım tespiti. ama ne büyük bir tespit.
yahu gir bak bakalım kime yazmışım?
nickaltına yazdığım yazar neler yazmış?
okuduğu bir yazının içeriğini anlamadan yorum yapan beyinden neyin çelişki olduğunu anlamasını beklemek hatadır.
devamını gör...
lebenslüge
hayatı katlanabilir kılmak için
kendimize söylediğimiz yalanlara verilen isim.
bir örnek vereyim pekişsin;
bulaşık yıkamayı çok seviyorum.
kendimize söylediğimiz yalanlara verilen isim.
bir örnek vereyim pekişsin;
bulaşık yıkamayı çok seviyorum.
devamını gör...
itici gelen isimler
sümeyye nur, ümmü gülsüm, merve nur, ecrin, hira, rümeysa...
sümeyye adında biriyle yıllar önce tanışmıştım, niyeyse “sümmüş” diye hitap etmek istemiştim. rümeysa yerine de “rümsüş” demek gerekir bu durumda.
sümeyye adında biriyle yıllar önce tanışmıştım, niyeyse “sümmüş” diye hitap etmek istemiştim. rümeysa yerine de “rümsüş” demek gerekir bu durumda.
devamını gör...
neydim ne oldum
öğrenciydim bir şey olamadım hâlâ öğrenciyim.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
dostlar sevgi ve umut birbirine sımsıkı bağlanmış iki duygudur. sevdikçe umut eder insan, umut ettikçe de sever aynı zamanda. ama eger bu iki duygudan biri olmazsa...
işte o zaman işler değişir. eğer bir insanın umudu kalmazsa, sevgisinin bir işe yaramadığını görür ve vazgeçmeye baslar.
bu kişiden kişiye, durumdan duruma değişecektir. belki sevse bile güvenmiyordur , belki yorulmustur artık, belki de bazı seylerin farkina varmıştir. bunun gibi düzinelerce örnek sayabilirim ama kısaca sunu söyleyemek istiyorum dostlar. seven insan da vazgeçer...
işte o zaman işler değişir. eğer bir insanın umudu kalmazsa, sevgisinin bir işe yaramadığını görür ve vazgeçmeye baslar.
bu kişiden kişiye, durumdan duruma değişecektir. belki sevse bile güvenmiyordur , belki yorulmustur artık, belki de bazı seylerin farkina varmıştir. bunun gibi düzinelerce örnek sayabilirim ama kısaca sunu söyleyemek istiyorum dostlar. seven insan da vazgeçer...
devamını gör...
mesaj atsam ayıp olur mu düşüncesi
ayıp şeyler yazılmadığı sürece ayıp olmayacağından, akla getirilmemesi gereken düşünce.
devamını gör...
iron maiden
çalmaktan en çok hoşlandığım, dinlerken kendimden geçtiğim, dünyanın en sağlam , yaşayan en efsane gruplarındandır. heavy metal yaparlar. her rockçının dinlemesi gereken gruptur. karizmanın özütüdürler.
en sevdigim şarkılar aces high'tır. ama efsanesi fear of the dark olduğu bilinir. aslında her şarkısı efsanedir bilinir.
en sevdigim şarkılar aces high'tır. ama efsanesi fear of the dark olduğu bilinir. aslında her şarkısı efsanedir bilinir.
devamını gör...

