ask olsun dedirten baslik.

sanki cin iskencesi uyguluyormusuz gibi maruz kalmak falan, gozyasim pit etti bak. bu modlar size ne etti kiymetli yazar arkadaslarim, ilhami abi sen soyle. biz bu aileden degil miyiz? farkli ilde mi dayak yedik de geldik biz? ayni yerdeyiz be, ayniii sozlukteyiz be. bize paspasla adam oldurtmeyin*.
devamını gör...

daha dolu şeyler yazmak isterdim ama olduğu kadar. kaderin cilvesinde nâzenin takılan bir genç... yaş alıp gidiyor başı. rüya alemi ile benzer bir alem, her şey hem çarçabuk gerçekleşiyor hem de imkansız. insanın kendi yolu denen bir şey de var sanırım. bazı alışkanlıklara yaslanarak düşününce içinden çıkamıyor insan. bazı şeylerim hiç değişmeyecek mi diyor mesela kendine. ruhani bir varlık olmak ile tamamen bir ceset olmak arasındaki ince boşluk. süzülüyorum o boşlukta. neyi eleştirsem, neyi yargılasam mukabele-i bi'l misil başıma geliyor. karma çalışıyor, kozmik borçlar öde öde bitmiyor.

hani diyorsun bir yandan ev, araba, birikim? pasif mi kaldık çok ne? herkes sevgili yapmış bir de rezilce ayrılmışlar ağlak ağlak edebiyat yapıyorlar. ben de şunu anlamıyorum bak, al işte, eleştirdim, yargıladım, neden başıma gelmiyor beni terk edecek bir sevgili? kozmosa fake de atamıyoruz karşiiimmm. içimdeki irinleri de döküyorum bu arada, pislikleri, aşağılık komplekslerimi, kıskançlık, hamlık, çiğlik ve pişmemişliklerimi. daha fazlasına layık olan var da sanki. neyse iyice çirkinleşmeden bu paragrafa da son veriyorum. içimden bir ses geberin diyor bak bunu da demeden geçmiyorum, kıymetimi bilin.

ondan sonra, hayaller var her şeye rağmen. bir de gerçekten dost birkaç arkadaş. allah razı olsun varlar. bir de dört büyük halife olsaydı daha iyi olacaktı, yanına bir birim farkla imam-i azam ebu hanife'ye de hayır demezdim, şekersiniz, seviliyorsunuz*

bazen kendime fazlasıyla yetiyorum lan. evrim, mücadele, merhamet ve bilgelik. derin ruhani bilgelik. bir yandan geniş evler, sıfır bir otomobil, sıfır eşyalar, en afillisinden sosyal bir unvan... bir de kendimin (farklı yönleri ile bezenmiş) dişil versiyonu.

elimde hiçbiri yok. olsa kıymetini bilirdim diyorum... tıpkı cem yılmaz'ın nimet abla gişesinde kuyruk oluşturan insanların mikrofon uzatilinca "büyük ikramiyeyi kazanınca ne yapacaksınız?" diye sorulduğu zaman cevaben: "fakirlere, ihtiyacı olanlara yardım edeceğim" diyen insanları nitelendirdiği "işte o, yukarıyı bağlamaya çalışıyor" dediği gibi, ben de yukarıyı kandırmaya çalışıyorum, allah'ım diyorum, olsa kıymetini çok iyi bileceğim de sen vermiyorsun ya rabbul alemin ben ne yapayım aciz kulun...

ilham bitti...
devamını gör...

bulaştığım işi bitirmek gibi kötü bir huyum olması nedeniyle hâlâ ısrarla izlediğim çukur'daki en sevdiğim karakter. birkaç bölümdür ortalıkta olmaması canımı sıkıyor.
devamını gör...

aynen ya göndere basmamla birlikte beğeni geliyor. acaba diyorum göndermeden mi bastı. çok şaşırıyorum.
devamını gör...

küçükken kardeşimin 1 lirasını alıp iki tane 25 kuruş verip senin paran daha çok diye kandırdım onu.
devamını gör...

kudüs. mukaddes şehir. semavi inanışlarca kutsal toprak.

ayrıca alphaville grubunun afternoons in utopia adlı albümünde yer alan aynı adlı* fevkalade bir şarkısı vardır. sözleri ve melodileri ile insanı alır götürür. buradan
devamını gör...

online ama kime online orası muamma.

buradalar ama yok gibiler, madem bir katma değeriniz yok bari ağaç falan olsaymışsınız en azından yeşillik olurdu.
devamını gör...

böyle şeylerin gündem olması bir beni mi rahatsız ediyor?

şey gibi geliyor, sanki bu tür şeyleri okuyan bir manyak denemek için tavukların kafasını kesecek...

t: iyiden iyiye meczuba dönüşmeye başladığımı gösteren başlık.
devamını gör...

güldürür müyüm seni , bıktırır mıyım bilmem.

nilipek-gömülür
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anlamak, üzerime bir takım vazifeler alıp faydalanmak için ne kadar kafa patlatsam da hiçbir şey anlamadığım başlıktır.

ayrıca sabahın 6'sında açık mektup yazmak ne vicdansız. *
devamını gör...

karakterlerinin psikolojilerini ince ince incelemesi ile dostoyevski'ye de örnek olmuş bir yazardır. hatta onun için psikolojik incelemeyi edebiyata sokan ilk yazardır da derler, ancak ilk midir değil midir o kadarını bilemeyeceğim artık. fakat gerçekten çok güçlü bir üslubu vardır ve bu üslubu doğaçlama değil bilinçli olarak inşa eder. sanırım raven şiirini nasıl yazdığına dair bir makalesi vardı, orada kelimeleri tek tek arka arkaya geldiklerinde oluşturdukları tını ve bunun okuyucu üzerinde bıraktığı etkiyi düşünürek bilinçli bir şekilde seçtiğinden bahsediyordu. ben sadece şiirlerinde değil öykülerinde de aynı yöntemi kullandığını düşünüyorum. jonathan swift ile birlikte okuduğum en iyi ingilizce metinleri kendisinde buldum. bazen bu adamı lovecraft falan gibi gotik yazarlar ile birlikte anarlar bu da beni üzer. çünkü poe'nun 19. yüzyılın en büyük klasik yazarlarının derinliği seviyesine ulaşan bir kalitesi vardır.
devamını gör...

ilk defa (bkz: elveda rumeli) dizisinde duyduğum, balkan kökenli olduğunu sandığım, kız evlat için kullanılan kelime.
devamını gör...

konudan bağımsız şekilde konuşuyorum… ben bu yazarla birkaç kere sohbet ettim, beni bilen bilir çok sert üslubum vardır ve öyle kolay kolay biriyle konuşurken gülmem aksine yerli yersiz güleni terslerim. ulan bu adama bazen dik dik konuştuğum zamanlar oldu ona rağmen ne küfür etti ne hakaret. yani üslubunu hiç bozmadı aksine espri falan yaptı. şimdi hakaret etti falan diyorlar ama vallahi hiç inanasım gelmiyor. belki de etti onu bilmiyorum da dediğim gibi bana karşı çok efendiydi.

o yüzden sözlükten eksik olmasın, arada esprili bir şekilde gelsin bana sataşsın. severim erdal’ı lan, adam gayet de iyi yazıyor ne bileyim sözlükten soğumasını istemem ki.

neyse, tanıma son vereyim artık fazla çene yapmayayım.
devamını gör...

zamanında bir yunan adasında performansına denk gelip zevk ile dinlediğim şarkıcı. kendisi türk - yunan dostluğu için büyük çaba vermektedir.
2004 yılında yunanistan adına eurovision'a katılmıştır. taa o zamanlar bizi şarkısı ile mest etmiştir.
devamını gör...

zaman çabucak geçiyor. amaann mezuniyete çok var diye her şeyi sallarken dikkat edin. oturun adam akıllı çalışın ya da gezecekseniz de hakkını verin. arada network ağınızı genişletin.
devamını gör...

çevremde genellikle nefret ettiğim kişiler yok sanırım. benim nefretim genellikle sisteme ve bu sistemi bu hale getirenlere oluyor. benim için daha kötü olan duygu hissizliktir dostlar. o kişiye karşı artık tek bir duygu* beslememek. ona nefret edecek kadar bile değer vermemek. o kişiyi görmezden gelmek. çevremde bana çok zararı olmuş ya da gercekten cok problem yaşadığım insanlara karşı bir süre sonra hissizlesiyorum. yaptıkları ya da söyledikleri hiç bir sey umrumda olmuyor. benim icin adeta hayalet oluyorlar. ve bu hissizlik karşısında çırpınişları acınası oluyor.
devamını gör...

“sensizliğin acısını
sen nereden bileceksin?
sen hiç sensiz kalmadın ki
mevsimleri saymadın ki”

kişiden kişiye değişebilecek şarkıdır. benim için de “anlasana”.
devamını gör...

homofobik bireylerin sergilediği davranışlar bütünüdür.

bu sözcük ilk kez 1969 senesinde time dergisi makalelerinden birinde kullanılmıştır. yunanca homos (aynı) kökünden gelen homoseksüel ile phobos (korku) sözcüklerinin birleşiminden türetilmiştir.

ayrıca tdk sözlüğünde bulunmayan bir kelimedir.
devamını gör...

"seçmiş olduğunuz ve karar verdiğiniz şeylerin bedelini siz ödersiniz; size akıl verenler değil."

thomas stearns eliot

her ne kadar hayatın her alanında geçerli olsa da, özellikle üniversitede bölüm seçimi yapacak olanların çok dikkate alması gereken, "ailem şunu istiyor" diyerek bölüm seçmemeleri gerektiğini gösteren bir söz. aileler ne yazık ki bugün var, yarın yok ama mesleğiniz siz ölene kadar sizinle...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim