ümitcan uygun'un gözaltına alınması
inşallah serbest kalmaz, cezasını çeker, geç de olsa adalet yerini bulsun.
devamını gör...
uyku kalitesini düşüren şeyler
sözlüğe girip tanım okumak.
devamını gör...
depresyona giren kişiye söylenmemesi gerekenler
kimseye güvenme...
kısaca kimseyi sevme, sevilmeyi bekleme, ceset olarak yaşa benim gibi diyor..
bunu söyleyen kişinin yakınlık derecesi ne ise, hissettirdiği iğrenç duygu da o kadar büyük olur..
kısaca kimseyi sevme, sevilmeyi bekleme, ceset olarak yaşa benim gibi diyor..
bunu söyleyen kişinin yakınlık derecesi ne ise, hissettirdiği iğrenç duygu da o kadar büyük olur..
devamını gör...
bisküvili pasta
fakir pastası olarak da geçer. pötibör bisküvi ve puding kullanılarak yapılır. dolapta bekletmek esastır.
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
diş ağrısı
regl ağrısı
regl ağrısı
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
ankara'da hava da iş yok. allah affetsin. mecbur evde tembellik yapılacak. hoş bu duruma bir alternatif de yok. hiç olmadı beş olmadan bir bahane ile market turu yapılabilir. elimizdeki avucumuzdaki tek eylemimiz. çıkıp yoğurt almayı planlıyorum. henüz planlıyorum çünkü aceleye getirmek istemiyorum. markete kızılay üstünden mi gitsem, iyice yürüyüp emin değilim. biraz daha düşüneyim daha marketler bile açılmadı.
bu yasaklar sayesinde, market çalışanları insani mesai yapmaya başladılar bir ona seviniyorum.
ankara'da hava da iş yok. allah affetsin. mecbur evde tembellik yapılacak. hoş bu duruma bir alternatif de yok. hiç olmadı beş olmadan bir bahane ile market turu yapılabilir. elimizdeki avucumuzdaki tek eylemimiz. çıkıp yoğurt almayı planlıyorum. henüz planlıyorum çünkü aceleye getirmek istemiyorum. markete kızılay üstünden mi gitsem, iyice yürüyüp emin değilim. biraz daha düşüneyim daha marketler bile açılmadı.
bu yasaklar sayesinde, market çalışanları insani mesai yapmaya başladılar bir ona seviniyorum.
devamını gör...
ısırıkla sevgilinin koluna saat yapıp bu saatten sonra benimsin demek
şu korona döneminde yapılmaması gereken eylemdir.
hatta sayın yazarlarımızın da belirttiği gibi hiçbir zaman yapılmamalıdır.
harbiden kolunu ısırıp saat yapmak ne ya, güldürdünüz:).
hatta sayın yazarlarımızın da belirttiği gibi hiçbir zaman yapılmamalıdır.
harbiden kolunu ısırıp saat yapmak ne ya, güldürdünüz:).
devamını gör...
kuchisake-onna
japon kültürü beni her defasında özgünlüğü ile etkilemeyi başardığı için zamanında çok konuşulmuş bir korku ögesi keşfettim.bizdeki öcü , orta avrupa'daki krampus gibi japonların da kuchisake-onna adında bir şehir efsanesi var.
efsaneye göre ağzını tamamen gizleyen bir maske takan genç bir kadın, okuldan eve dönmekte olan bir çocuğa "ben güzel miyim?" diye sorar. "evet, güzelsin." cevabını duyduğunda "peki ya şimdi?” diyerek maskesini indirince ağzının kulaklarına kadar yarık olduğu görülür. "hayır, güzel değilsin." cevabını aldığında ise çocuğu bıçak veya makas saplayarak öldürür.
yoldan geçenin omzuna dokunur. dikkatsizlik edip dönerseniz, bıçaklar. sağ omzunuza dokunduğunda sola, sol omzunuza dokunduğunda sağa dönerseniz ondan kaçınabilirsiniz.
bu şehir efsanesi, ülkenin dört bir yanındaki ilkokul ve ortaokul öğrencileri arasında büyük bir korkuya neden olur ve öğrencilerin okuldan eve toplu halde dönmesi gibi durumlara neden olan efsane halk arasında paniğe yol açar.polisler bile o dönemde okulların etrafında nöbet tutmuştur.söylentiler ilk olarak 1978 yılı aralık ayında gifu vilayetinde başlamış ve 1979 yılının sonlarına kadar ihbarlar devam etmiştir .hatta bir kaç kadın bu olaylar dolayısıyla tutuklanmıştır.
efsanenin asıl temeli edo dönemindeki hayalet hikâyelerine dayanır. hikâyeye göre bugünkü tokyo’da gonsuke adlı 10 yaşındaki genç bir adam yağmurda şemsiyeyle yürürken karşısına sırılsıklam bir kadın çıkar. gonsuke şemsiyesini kullanabileceğini söylediğinde kadın ona doğru döner ve ağzının kulaklarına kadar yarılmış olduğu görülür. gonsuke korkudan yere düşer ve birdenbire yüzü dişleri düşmüş yaşlı bir adama dönüşür. hiçbir şey söyleyemez hale gelir ve ardından son nefesini verir.
bence bir seri katil edo dönemindeki bu efsaneyi yaşatmak ve korku salmak için kendisini yarık ağızlı kadın olarak tanıtmıştır.kuchisake-onna
efsaneye göre ağzını tamamen gizleyen bir maske takan genç bir kadın, okuldan eve dönmekte olan bir çocuğa "ben güzel miyim?" diye sorar. "evet, güzelsin." cevabını duyduğunda "peki ya şimdi?” diyerek maskesini indirince ağzının kulaklarına kadar yarık olduğu görülür. "hayır, güzel değilsin." cevabını aldığında ise çocuğu bıçak veya makas saplayarak öldürür.
yoldan geçenin omzuna dokunur. dikkatsizlik edip dönerseniz, bıçaklar. sağ omzunuza dokunduğunda sola, sol omzunuza dokunduğunda sağa dönerseniz ondan kaçınabilirsiniz.
bu şehir efsanesi, ülkenin dört bir yanındaki ilkokul ve ortaokul öğrencileri arasında büyük bir korkuya neden olur ve öğrencilerin okuldan eve toplu halde dönmesi gibi durumlara neden olan efsane halk arasında paniğe yol açar.polisler bile o dönemde okulların etrafında nöbet tutmuştur.söylentiler ilk olarak 1978 yılı aralık ayında gifu vilayetinde başlamış ve 1979 yılının sonlarına kadar ihbarlar devam etmiştir .hatta bir kaç kadın bu olaylar dolayısıyla tutuklanmıştır.
efsanenin asıl temeli edo dönemindeki hayalet hikâyelerine dayanır. hikâyeye göre bugünkü tokyo’da gonsuke adlı 10 yaşındaki genç bir adam yağmurda şemsiyeyle yürürken karşısına sırılsıklam bir kadın çıkar. gonsuke şemsiyesini kullanabileceğini söylediğinde kadın ona doğru döner ve ağzının kulaklarına kadar yarılmış olduğu görülür. gonsuke korkudan yere düşer ve birdenbire yüzü dişleri düşmüş yaşlı bir adama dönüşür. hiçbir şey söyleyemez hale gelir ve ardından son nefesini verir.
bence bir seri katil edo dönemindeki bu efsaneyi yaşatmak ve korku salmak için kendisini yarık ağızlı kadın olarak tanıtmıştır.kuchisake-onna
devamını gör...
saplantı
saplandığı yerden çıkmaz.
devamını gör...
yakışıklı olup sevgilisi olmayan erkek
bonservisi elinde olan erkek kişisidir, 3 büyüklerden teklif bekliyordur
devamını gör...
yaşadığın hayatın herkese güzel görünmesi
en güzel maske gülümsemektir ve insanlar bu maskeyi kullanmayı çok sever. ınstagram üzerinden kendine hayat beğenenler de böyle insanlara özenir işte.
devamını gör...
yazarından daha ünlü olan kitap kahramanları
behzat ç.
devamını gör...
siyasiler normal sözlük'te yazar olsa alacakları nickler
donunuzakadarsever (bkz: arjantin cumhurbaşkanı)
devamını gör...
1956 macaristan halk cumhuriyeti ayaklanmaları
başlığı “macaristan halk cumhuriyeti” olarak açmamın nedeni o yıllarda macaristan’ın sscb destekli sosyalist bir devlet olması ve bu ismi kullanmasıdır. bu ayaklanma ise sscb karşıtı ilk ayaklanmalardan biridir.
23 ekim günü üniversite öğrencileri şair petöfi anıtının önünde toplanıyorlar. bu şair macarların ulusal şairidir. 1848 macar devriminin önderlerindendir ve yazdığı bir şiir o zamanlar ulusal şarkılarıdır. toplanan öğrenciler 16 maddelik bir talep metni okuyor. bu maddeleri buraya eklemeyeceğim. dileyen rahatlıkla bulabilir. maddelerden biri “sovyet birliklerinin macaristan’dan çıkarılması” . ulusal şarkılarını söylüyor ve yürüyüş yapıyorlar. işçi ve halktan da destek görülünce olaylar büyüyor.
hatta askerlerin bir kısmı da isyancılar tarafına geçiyor ve taleplerinden birini elde ederek eski başbakan ımre nagy’i tekrar başbakanlık koltuğuna oturtuyorlar. bu ımre nagy yaklaşık iki sene sonra idam edilecek. çok yıllar sonra ise itibarı iade edilecek. kendisi de sosyalist bu arada. zaten bu ayaklanma sosyalizm karşıtlığından ziyade stalinist yönetime karşı bir isyan.
sovyet askerleri şehri(şimdiki budapeşte) çevirmiş fakat bir karşılık vermiş değil o anlarda. hatta çekilmeye başladıkları bile söyleniyor. fakat nagy askerlerin tam çekilmediği gerekçesiyle varşova paktı’ndan çekildiğini açıklıyor ve diğer ülkelerden yardım talep ediyor. işte ne olduysa ondan sonra oluyor. başka ülkeler yardım etmediği gibi sovyet birlikleri takviye ediliyor ve şehir işgal ediliyor. binaların ön cepheleri bombalanıyor. şehir darmaduman ediliyor. görüntülerin olduğu bir videoyu entry sonuna ekleyeceğim.
çok kısa sürede isyan bastırılıyor. 10 kasımda ise bitiyor. tabii toparlanma süreci çok zaman alıyor. uzun süre olağanüstü hal ilan edilecek ve şehir dış dünyaya kapanacak.
3 bin civarı ölüm olmuş. belki bir o kadar yurt dışına kaçan olmuş. isyanın öncüleri idam edilmiş. time dergisi 1956 yılının adamı olarak macar halkını seçmiş. bu şaşırtıcı değil zaten. sonuçta adamlar sovyet karşıtı. bizim ülke de uzaktan çok desteklemiş macar halkını. destek derken manevi destek. o dönemin gazetelerine bakarsanız göreceksiniz bunu. nihayetinde türkiye’de bir nato ülkesi ve komünizm karşıtı. bu arada bu olaylarla ilgili türkiye’de çıkan eski gazetelere bakarken “futbolcu puskas çatışmalarda öldürüldü” haberiyle karşılaştım. aslında adam 2006 da öldü. macarların efsane futbolcusu. gazeteler o zaman da bol keseden atıyor tabii.
olayların iki sembolü var diyebiliriz. biri yıkılan stalin heykeli. diğeri ise o dönemki macaristan bayrağının ortasının delinip kullanılması. ortasındaki komünizm yıldızı kesilmiş olarak.
işte stalin, işte bayrak;


komünizm yıkıldıktan sonra bu olaylar “macar devrimi” diye anılıyor.
etkileyici görüntüler içeren video
23 ekim günü üniversite öğrencileri şair petöfi anıtının önünde toplanıyorlar. bu şair macarların ulusal şairidir. 1848 macar devriminin önderlerindendir ve yazdığı bir şiir o zamanlar ulusal şarkılarıdır. toplanan öğrenciler 16 maddelik bir talep metni okuyor. bu maddeleri buraya eklemeyeceğim. dileyen rahatlıkla bulabilir. maddelerden biri “sovyet birliklerinin macaristan’dan çıkarılması” . ulusal şarkılarını söylüyor ve yürüyüş yapıyorlar. işçi ve halktan da destek görülünce olaylar büyüyor.
hatta askerlerin bir kısmı da isyancılar tarafına geçiyor ve taleplerinden birini elde ederek eski başbakan ımre nagy’i tekrar başbakanlık koltuğuna oturtuyorlar. bu ımre nagy yaklaşık iki sene sonra idam edilecek. çok yıllar sonra ise itibarı iade edilecek. kendisi de sosyalist bu arada. zaten bu ayaklanma sosyalizm karşıtlığından ziyade stalinist yönetime karşı bir isyan.
sovyet askerleri şehri(şimdiki budapeşte) çevirmiş fakat bir karşılık vermiş değil o anlarda. hatta çekilmeye başladıkları bile söyleniyor. fakat nagy askerlerin tam çekilmediği gerekçesiyle varşova paktı’ndan çekildiğini açıklıyor ve diğer ülkelerden yardım talep ediyor. işte ne olduysa ondan sonra oluyor. başka ülkeler yardım etmediği gibi sovyet birlikleri takviye ediliyor ve şehir işgal ediliyor. binaların ön cepheleri bombalanıyor. şehir darmaduman ediliyor. görüntülerin olduğu bir videoyu entry sonuna ekleyeceğim.
çok kısa sürede isyan bastırılıyor. 10 kasımda ise bitiyor. tabii toparlanma süreci çok zaman alıyor. uzun süre olağanüstü hal ilan edilecek ve şehir dış dünyaya kapanacak.
3 bin civarı ölüm olmuş. belki bir o kadar yurt dışına kaçan olmuş. isyanın öncüleri idam edilmiş. time dergisi 1956 yılının adamı olarak macar halkını seçmiş. bu şaşırtıcı değil zaten. sonuçta adamlar sovyet karşıtı. bizim ülke de uzaktan çok desteklemiş macar halkını. destek derken manevi destek. o dönemin gazetelerine bakarsanız göreceksiniz bunu. nihayetinde türkiye’de bir nato ülkesi ve komünizm karşıtı. bu arada bu olaylarla ilgili türkiye’de çıkan eski gazetelere bakarken “futbolcu puskas çatışmalarda öldürüldü” haberiyle karşılaştım. aslında adam 2006 da öldü. macarların efsane futbolcusu. gazeteler o zaman da bol keseden atıyor tabii.
olayların iki sembolü var diyebiliriz. biri yıkılan stalin heykeli. diğeri ise o dönemki macaristan bayrağının ortasının delinip kullanılması. ortasındaki komünizm yıldızı kesilmiş olarak.
işte stalin, işte bayrak;


komünizm yıkıldıktan sonra bu olaylar “macar devrimi” diye anılıyor.
etkileyici görüntüler içeren video
devamını gör...
yazarların ruh hallerini anlatan bir söz
restless.
devamını gör...
easterlin paradoksu
richard easterlin’e göre: "yüksek gelir mutlulukla pozitif bir korelasyon içindedir ama uzun dönemde gelir artışı mutluluk artışına yol açmaz.” bu durumu saptayan anket sonuçları bulunmaktadır. bu çelişkiden çıkan sonuç, hükümetlerin gsyh büyümesini artırarak insanları mutlu etmeye çalışmaktan çok doğrudan insanların mutluluğunu artıracak konulara yönelmelerinin daha doğru olacağıdır.
özet: parasız olmaz belki ama tek başına parayla mutluluk olmaz.--- alıntı ---
www.mahfiegilmez.com/2015/1...
--- alıntı ---
özet: parasız olmaz belki ama tek başına parayla mutluluk olmaz.--- alıntı ---
www.mahfiegilmez.com/2015/1...
--- alıntı ---
devamını gör...
tanrı
insanlar varoluş sancılarını ve acılarını azaltmak için tanrı'yı yaratmıştır. ve buna rağmen başarısız olmuştur.
devamını gör...
yazarların kendini ararken bakacakları ilk yer
mısralarımın arasına...
hangisine gizlemişim kendimi
ona bakarım.
hangisinde dökmüşüm içimi
delirmişim anlatamadıklarımda
kırgınlıklarımı ütüleyip katlayıp da
kaldırmışım hangi kelimelerin altına?
ellerim hangi kalemi tutmuş
hangi kelimeler yardım ve yataklık etmiş bana?
cezayı kime kesmişim yine
denizde mi gezdirmişim kalemimi
yoksa kenarları buruşmuş bir parşömen kâğıdında?
eski ve kırık bir aynaya mı ya da
yorgun ruhumun en derinlerinde mi otumuşum susup ta.
kelimelerimle saklambaç oynarken
nereye saklanmışım, usulca bakarım ona
ya bir denizin dibinde bulurum kendimi sonunda
ya da susup gitmiş yitik bir sesin kenarında.
hangisine gizlemişim kendimi
ona bakarım.
hangisinde dökmüşüm içimi
delirmişim anlatamadıklarımda
kırgınlıklarımı ütüleyip katlayıp da
kaldırmışım hangi kelimelerin altına?
ellerim hangi kalemi tutmuş
hangi kelimeler yardım ve yataklık etmiş bana?
cezayı kime kesmişim yine
denizde mi gezdirmişim kalemimi
yoksa kenarları buruşmuş bir parşömen kâğıdında?
eski ve kırık bir aynaya mı ya da
yorgun ruhumun en derinlerinde mi otumuşum susup ta.
kelimelerimle saklambaç oynarken
nereye saklanmışım, usulca bakarım ona
ya bir denizin dibinde bulurum kendimi sonunda
ya da susup gitmiş yitik bir sesin kenarında.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
şu anda edmondo de amicis’ ten istanbul (1874) okuyorum.
işler güçlerle ilgilenirken, ya da yürürken de latife tekin’ in sevgili arsız ölüm’ünü dinliyorum.
önceden bir kitabı bitirmeden ötekine geçmezdim.
ayrı tat, ayrı dünya, bambaşka hayatlar ; ama adı kitap.
şimdi diyorum: neden olmasın ki ikisi, üçü bir arada?
memnunum bu halimden : bıraktım tutucu olmayı.
işler güçlerle ilgilenirken, ya da yürürken de latife tekin’ in sevgili arsız ölüm’ünü dinliyorum.
önceden bir kitabı bitirmeden ötekine geçmezdim.
ayrı tat, ayrı dünya, bambaşka hayatlar ; ama adı kitap.
şimdi diyorum: neden olmasın ki ikisi, üçü bir arada?
memnunum bu halimden : bıraktım tutucu olmayı.
devamını gör...
