sözlüğün en büyük vurgunu
tarafımdan yapılmış olan vurgundur. tam 4000 karma kastım.neyse ki iko erken uyandı da 4000 karmamı sildi.* siz siz olun fazla kurcalamayın.*
devamını gör...
ömür hanımla güz konuşmaları
ömür hanım
güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim
emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden
zaman, kaküllerinden doğar topuklarından batardı
al yeşil soluğum, yarasına döndüğüm, sözümün sahibi
sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.
2015
güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim
emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden
zaman, kaküllerinden doğar topuklarından batardı
al yeşil soluğum, yarasına döndüğüm, sözümün sahibi
sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.
2015
devamını gör...
aynı bilgisayarı 7 yıl kullanmak
üretici firmayı bile şaşkına uğratacak durumdur.
2009'da dell laptop almıştım.
gözüm gibi bakıyorum. *
2009'da dell laptop almıştım.
gözüm gibi bakıyorum. *
devamını gör...
oblivion
tron efsanesi, top gun: maverick gibi filmlere de yönetmenlik yapmış, yapmakta olan joseph kosinski'nin bilimkurgu filmi. tom cruise, morgan freeman, andrea riseborough, olga kurylenko, nikolaj coster-waldau gibi tanıdık simalar gördüğümüz film:
bir uzaylı istilasına uğramış dünya modeli üzerinde ilerliyor. apokaliptik tanımı uygun olabilir fakat öyle yıkılmış, mahvolmuş şehirlerden çok düzlükler içinde geçiyor filmimiz. bazı yıkık dökük harabeler olsa da gördüğümüz kadarıyla şehirler dümdüz edilmiş ve insanlık başka bir gezegene yolculuk yapma fikrini benimsemiş. çünkü istilacı uzaylılar ile yapılan savaş kazanılmasına rağmen dünya kaybedilmiş. film konu itibari ile güzel olduğu kadar ilginç bir şekilde ilerlemesi ile de dikkat çekiyor. biraz yavaş ilerliyor gibi gelse de filmin yarılarına doğru merak duygunuzun dürtüldüğünü anlıyorsunuz. kim? nerede? neresi? nasıl??
filmi sakin bir kafa ile ve dikkatle izlemeniz gerektiğini düşünüyorum çünkü gerçekten güzel bir şekilde oturtulmuş bir akış var filmde. sonlara doğru her şey yerli yerine oturuyor.
filmden çıkacak sonuçlardan biri de tabii ki tom cruise'un bu tür filmlere çok iyi gittiği. yarının sınırında filmi de benzer bir konseptin çok çok farklı bir yol izlenmiş hali idi. ilgililere bu filmle (oblivion) birlikte o da önerilir.
bir uzaylı istilasına uğramış dünya modeli üzerinde ilerliyor. apokaliptik tanımı uygun olabilir fakat öyle yıkılmış, mahvolmuş şehirlerden çok düzlükler içinde geçiyor filmimiz. bazı yıkık dökük harabeler olsa da gördüğümüz kadarıyla şehirler dümdüz edilmiş ve insanlık başka bir gezegene yolculuk yapma fikrini benimsemiş. çünkü istilacı uzaylılar ile yapılan savaş kazanılmasına rağmen dünya kaybedilmiş. film konu itibari ile güzel olduğu kadar ilginç bir şekilde ilerlemesi ile de dikkat çekiyor. biraz yavaş ilerliyor gibi gelse de filmin yarılarına doğru merak duygunuzun dürtüldüğünü anlıyorsunuz. kim? nerede? neresi? nasıl??
filmi sakin bir kafa ile ve dikkatle izlemeniz gerektiğini düşünüyorum çünkü gerçekten güzel bir şekilde oturtulmuş bir akış var filmde. sonlara doğru her şey yerli yerine oturuyor.
filmden çıkacak sonuçlardan biri de tabii ki tom cruise'un bu tür filmlere çok iyi gittiği. yarının sınırında filmi de benzer bir konseptin çok çok farklı bir yol izlenmiş hali idi. ilgililere bu filmle (oblivion) birlikte o da önerilir.
devamını gör...
çıplak köy
çanakkale'nin bir köyü,bu sene opet sayesinde etno köye dönüştürülmüş. 5000 yıllık tarihiyle, troya'nın başlangıç noktası kabul edilen (arkeoloji biliminin başlangıcı troya kazıları kabul edilir) çıplak köyü, pandemi sonrası ilk gidilecek yerlerden.
devamını gör...
8-9 senedir kendini kötü hissedenler
8-9 sene önce henüz ilkokul çocuğu olduğum için nasıl hissettiğimi bilemiyorum bu sebeple dahil olamayacağım insan grubudur.
devamını gör...
sürekli yorgun hissetmek
sürekli şekerli, yağlı beslenmekten, sigara içmekten, düzensiz uykudan, yetersiz ve tek taraflı beslenmeden, yetersiz su tüketiminden başlar.
mental yorgunluk, motivasyon eksikliği, stres, depresyondan devam eder.
fiziksel ve mental olarak ikiye ayrılır.
genel olarak gözlemlediğim ise, sayılanların hepsini bir arada yaşayan bir çok insan olması.
bazıları için değişim gerçekten zor hatta imkansıza yakın, şartlar müsaade etmiyor.
fakat çoğu imkanı olduğu halde değişimi reddediyor tembellikten.
sürekli şikayet etmeyi tercih ediyor.
mental yorgunluk, motivasyon eksikliği, stres, depresyondan devam eder.
fiziksel ve mental olarak ikiye ayrılır.
genel olarak gözlemlediğim ise, sayılanların hepsini bir arada yaşayan bir çok insan olması.
bazıları için değişim gerçekten zor hatta imkansıza yakın, şartlar müsaade etmiyor.
fakat çoğu imkanı olduğu halde değişimi reddediyor tembellikten.
sürekli şikayet etmeyi tercih ediyor.
devamını gör...
sözlük radyosu
kendi yazarına kendi sözlüğünün reklamını yapan adam gibi radyo.
devamını gör...
yazarların okumakta zorlandığı kitaplar
suç ve ceza
okurken sanki ben de sıtmaya yakalanmış, deyim yerindeyse beraber tir tir titriyoruz, beynim uyuşmuş gibi hissediyorum. bi türlü bitiremedim.
okurken sanki ben de sıtmaya yakalanmış, deyim yerindeyse beraber tir tir titriyoruz, beynim uyuşmuş gibi hissediyorum. bi türlü bitiremedim.
devamını gör...
yaşanılan şehirden nefret etmek ama ayrılamamak
balıkesir’de yaşarken başıma gelendir.
nefret ediyordum, defalarca ayrılma kararı aldım ama sonunda, o, bulunmam gereken süreyi tamamlamak zorunda kaldım.
öylesine sevmiyordum ki şehri, öğrenmemek için epey gayret sarfetmiş, sadece işimin düşeceği kadar yeri mecburiyetten öğrenmek zorunda kalmıştım. oralara giderken de “takıntılı gibi” hep aynı yolu kullanıyordum.
hele biriyle çıkmışsam dışarı, mümkün mertebe araba kullanmıyor, o kişinin peşinde sürükleniyordum. etrafa bile bakmıyordum eskaza öğrenmeyeyim diye. takıntılı değildim ama sevmiyordum işte.
sonra ne mi oldu? geçen 5 senenin ardından -ki bu bence 50 seneye tekabül ediyordu- balıkesir’den ayrıldım. ama tümüyle bi’ ayrılış mümkün değildi artık çünkü tüm bunlara rağmen ev almış, bir şekilde kök salmıştım.
şimdi ise nedensizce özlüyorum. gitmek için hiç bahane bulamazsam, evi öne sürüyorum. “şöyle bi’ dolaşıp geleyim ben” deyip alıyorum soluğu balıkesir’de.
neyse, uzatmayayım daha fazla. bir yere ya da kimseye* asla nefret kadar güçlü bi’ duygu beslemeyin, hatta sevmiyorum bile demeyin, burnunuz dibinde bitiyor sonra.
nefret ediyordum, defalarca ayrılma kararı aldım ama sonunda, o, bulunmam gereken süreyi tamamlamak zorunda kaldım.
öylesine sevmiyordum ki şehri, öğrenmemek için epey gayret sarfetmiş, sadece işimin düşeceği kadar yeri mecburiyetten öğrenmek zorunda kalmıştım. oralara giderken de “takıntılı gibi” hep aynı yolu kullanıyordum.
hele biriyle çıkmışsam dışarı, mümkün mertebe araba kullanmıyor, o kişinin peşinde sürükleniyordum. etrafa bile bakmıyordum eskaza öğrenmeyeyim diye. takıntılı değildim ama sevmiyordum işte.
sonra ne mi oldu? geçen 5 senenin ardından -ki bu bence 50 seneye tekabül ediyordu- balıkesir’den ayrıldım. ama tümüyle bi’ ayrılış mümkün değildi artık çünkü tüm bunlara rağmen ev almış, bir şekilde kök salmıştım.
şimdi ise nedensizce özlüyorum. gitmek için hiç bahane bulamazsam, evi öne sürüyorum. “şöyle bi’ dolaşıp geleyim ben” deyip alıyorum soluğu balıkesir’de.
neyse, uzatmayayım daha fazla. bir yere ya da kimseye* asla nefret kadar güçlü bi’ duygu beslemeyin, hatta sevmiyorum bile demeyin, burnunuz dibinde bitiyor sonra.
devamını gör...
okulu bırakmak
her öğrencinin bir kere bile olsa aklından geçmiş olan hede.
sanırım o zamanlar fakülteyi bitirmek üzereydim, çok yorulmuştum. ailem benim için çok değerliydi çünkü onlardan farklı olmama, evlatlık olmama rağmen bana öz evlatlarından farklı davranmıyorlardı. eğitimim ve sosyal hayatım için ellerinden gelenden çok daha fazlasını yapıyorlardı ama o dönemler çevremden gördüğüm farklı tepkiler beni çok yıpratıyordu. "bir türk ve bizim kültürümüz... mümkün değil hayatım, bu kıza çok bile katlandınız. bir de doktor mu yapacaksınız onu? güldürmeyin bizi. biz sizleri bunun için yetiştirmedik." derdi babamın annesi. ah fransız kültürü ah...
acaba diyordum, okulu bırakıp kaçsam mı. sonra da "kaç yaşına geldin, az mantıklı düşün. senin için her şeyi yapan bir ailen var ve onları bu gibi bir durumun içine atamazsın." diyip duruyordum. sırf evlatlığım diye okulu bırakmak istedim, şu an bunu aklım alamıyor ama düşündüm işte bir dönem.
sanırım o zamanlar fakülteyi bitirmek üzereydim, çok yorulmuştum. ailem benim için çok değerliydi çünkü onlardan farklı olmama, evlatlık olmama rağmen bana öz evlatlarından farklı davranmıyorlardı. eğitimim ve sosyal hayatım için ellerinden gelenden çok daha fazlasını yapıyorlardı ama o dönemler çevremden gördüğüm farklı tepkiler beni çok yıpratıyordu. "bir türk ve bizim kültürümüz... mümkün değil hayatım, bu kıza çok bile katlandınız. bir de doktor mu yapacaksınız onu? güldürmeyin bizi. biz sizleri bunun için yetiştirmedik." derdi babamın annesi. ah fransız kültürü ah...
acaba diyordum, okulu bırakıp kaçsam mı. sonra da "kaç yaşına geldin, az mantıklı düşün. senin için her şeyi yapan bir ailen var ve onları bu gibi bir durumun içine atamazsın." diyip duruyordum. sırf evlatlığım diye okulu bırakmak istedim, şu an bunu aklım alamıyor ama düşündüm işte bir dönem.
devamını gör...
durduk yere insanı mutlu eden şeyler
güzel bir mesaj gelmesi.
devamını gör...
kokain
tıptaki yerini sigmund freud'un bulduğu günümüzde bağımlılık yapıcı etkisi sebebiyle kullanılmayan ilk lokal anestezik maddedir. normalde lokal anestezikler damar genişletici etkidedir bu nedenle damarı büzsün diye epinefrin eklenir. kokain hepsinden farklı olarak kendi başına damar büzücü etkiye sahip tek lokal anesteziktir.
devamını gör...
rus kadınların türk erkekleri için ölüp bitmesi
bu videodaki kızların niyetini bilemeyiz, belkide makara yapıyorlar ve genelleme yapamayız ama bir arkadaşım rusyada yaşıyor ve rus tatarı bir kızla evli. onun dediğine göre rus erkekleri ergenlikten itibaren çok güzel rus kızlarıyla takıldıkları için, bir yaştan sonra kızlara değer vermiyor ve votkadan başka birşey düşünmüyor. o yüzden rus kadınları aile kurmak isteyen erkekleri değerli buluyor, tipe fazla bakmıyormuş.
devamını gör...
gururlanma ey ölüm
john donne'a ait garip bir şiirdir.
gururlanma ey ölüm
ey ölüm! bazıları kudret ve dehşet görse de sende
sakın gururlanma sen, çünkü ikisi de değilsin
alıp götüreceğinden emin oldukların bile ölmez de
zavallı ölüm, sen beni öldürmeye kadir değilsin.
eğer sadece uyku ve dinlenmeden ibaretsen sen
gerçekten de keyif verici bir şey olmalısın.
hem en önce en iyilerimiz gidiyor seninle
kemiklerine rahat, ruhlarına huzursun.
kadere, şansa, krallara ve çaresizlere köle,
varlığını savaş, zehir ve hastalıklarla sürdürürsün,
verdiğin uykuyu bulabiliriz afyonda, büyüde bile;
hem onlar daha iyi uyutur; sen niye övünürsün?
kısa bir uykusun, ebediyete uyandığımızda biteceksin,
ölüm olmayacak artık, ölüm o zaman sen öleceksin.
kaynak
2. çeviri
gururlanma, ey ölüm!
kimi kudret buldu sende vaktiyle, kimi de azamet
gururlanma, ey ölüm! gerçekte yok bir keramet.
toprak ederim dediklerin bak ölmediler ki hala
zavallı ölüm! beni de beklemesen hani boşuna.
uyuduk ve dinlendik de bir dem huzur bulduk
bu dostlarından fazlasını senden bekler olduk.
yakındır en yiğitlerimiz de göçer gider seninle
kurtulurlar elinden ruhları ve kalan kemikleriyle
kadere, talihe, güce ve umutsuzlara köle oldun
savaşlarda ve hastalıklarda hep çadır kurdun.
bizi uyutmaya fazlaca yeter, eski büyüler ve esrar
bu havan kime böyle? güçlüler en az senin kadar.
bir kısa uykunun ardından uyanacağız sonsuza
kimseler ölmeyecek artık, seni vereceğiz toprağa.
kaynak 2
gururlanma ey ölüm
ey ölüm! bazıları kudret ve dehşet görse de sende
sakın gururlanma sen, çünkü ikisi de değilsin
alıp götüreceğinden emin oldukların bile ölmez de
zavallı ölüm, sen beni öldürmeye kadir değilsin.
eğer sadece uyku ve dinlenmeden ibaretsen sen
gerçekten de keyif verici bir şey olmalısın.
hem en önce en iyilerimiz gidiyor seninle
kemiklerine rahat, ruhlarına huzursun.
kadere, şansa, krallara ve çaresizlere köle,
varlığını savaş, zehir ve hastalıklarla sürdürürsün,
verdiğin uykuyu bulabiliriz afyonda, büyüde bile;
hem onlar daha iyi uyutur; sen niye övünürsün?
kısa bir uykusun, ebediyete uyandığımızda biteceksin,
ölüm olmayacak artık, ölüm o zaman sen öleceksin.
kaynak
2. çeviri
gururlanma, ey ölüm!
kimi kudret buldu sende vaktiyle, kimi de azamet
gururlanma, ey ölüm! gerçekte yok bir keramet.
toprak ederim dediklerin bak ölmediler ki hala
zavallı ölüm! beni de beklemesen hani boşuna.
uyuduk ve dinlendik de bir dem huzur bulduk
bu dostlarından fazlasını senden bekler olduk.
yakındır en yiğitlerimiz de göçer gider seninle
kurtulurlar elinden ruhları ve kalan kemikleriyle
kadere, talihe, güce ve umutsuzlara köle oldun
savaşlarda ve hastalıklarda hep çadır kurdun.
bizi uyutmaya fazlaca yeter, eski büyüler ve esrar
bu havan kime böyle? güçlüler en az senin kadar.
bir kısa uykunun ardından uyanacağız sonsuza
kimseler ölmeyecek artık, seni vereceğiz toprağa.
kaynak 2
devamını gör...
turkish girl on erasmus are easy
puhahah erasmusta nasıl sevişirim beyler gitmeden önce taktik verin eğv diyenler, sırf seks turizmi için ülke değiştirenler, türkçe konuşmayan herhangi bir kız görünce tepsi mabadını satılığa çıkaranlar, coğrafya kaderdir hihi edip kendileri yüzünden kader olduğunu bilmeyenler kadınların *m bekçiliğini yapar olmuş.
öncelikle böyle bir şey yok, artık kimin ağzından çıktıysa efsaneleşmiş ve yurdum kamilleri* tarafından dile dolanmış. ha bana kalırsa easy evladı easy olsunlar hiç sıkıntı yok.
neymiş özgürleşmeyi yanlış anlıyorlarmış. ulan dalkavuk; kadın cinselliğinin aşağılandığı, bakire olmayan kızla evlenilir mi sorusunun sorulduğu, her türlü küfrün kadınlar üzerinden edildiği, kadınları baskılamak için namus zırvasının uydurulduğu yerde sevişmek de özgürleşmektir, açılmak da özgürleşmektir. devrimdir bu devrim. yetişkin insanların hayatına müdahale edip ilkel kafanızla aklınız sıra iyi bir halt söyledim sanıyorsunuz ama üzgünüm ki koca kafanızın içi saman dolu. tabii bunun farkında olan kız da gider seks yapmayı normal gören erkeklerle sevişir. türkiye sınırlarından çıktığına göre doyasıya sevişsin atsın enerjisini, siz de buralarda salya sümük ağlamaya devam edin. salak herifler.
öncelikle böyle bir şey yok, artık kimin ağzından çıktıysa efsaneleşmiş ve yurdum kamilleri* tarafından dile dolanmış. ha bana kalırsa easy evladı easy olsunlar hiç sıkıntı yok.
neymiş özgürleşmeyi yanlış anlıyorlarmış. ulan dalkavuk; kadın cinselliğinin aşağılandığı, bakire olmayan kızla evlenilir mi sorusunun sorulduğu, her türlü küfrün kadınlar üzerinden edildiği, kadınları baskılamak için namus zırvasının uydurulduğu yerde sevişmek de özgürleşmektir, açılmak da özgürleşmektir. devrimdir bu devrim. yetişkin insanların hayatına müdahale edip ilkel kafanızla aklınız sıra iyi bir halt söyledim sanıyorsunuz ama üzgünüm ki koca kafanızın içi saman dolu. tabii bunun farkında olan kız da gider seks yapmayı normal gören erkeklerle sevişir. türkiye sınırlarından çıktığına göre doyasıya sevişsin atsın enerjisini, siz de buralarda salya sümük ağlamaya devam edin. salak herifler.
devamını gör...
kafa sözlük
kadınlı erkekli bir grup arkadaşın eğlenmek ve bir arada vakit geçirmek için oluşturduğu kar amacı gütmeyen bir platformdur. kurucusu, putin’e yakınlığı ile bilinen @yoldaş benjamin franklin’ dir. kafa sözlük, türkiye’de avrasyacı gençlerin yetişmesine hizmet etmek amacı ile kurulmuş olup kgb’den düzenli olarak fon almaktadır.
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
devamını gör...
mansur yavaş'ın yeni sosyal medya fotoğrafı
bu kadar halk ile iç içe olduğu için çekemiyor ak çomarlar mansur başkanı.
helal olsun başkanım, devam böyle. gün gelecek cumhurbaşkanı olarak da göreceğiz seni.
helal olsun başkanım, devam böyle. gün gelecek cumhurbaşkanı olarak da göreceğiz seni.
devamını gör...
yeraltından notlar alıntıları
ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlere battım, sıkıştım kaldım.
devamını gör...
