günümüzde kullandığımız tanrı sözü, orhun yazıtları'nda ilk okunan kelime olan tengri'den gelir. aynı zamanda bu kelime çin kaynaklarında da geçen en eski türkçe kelimelerdendir. kökenine inecek olursak teng- / dön- ve tengir-/döndür- fiilinden geldiği düşünülüyor. sondaki nazal n sesinin önündeki e sesini etkileyerek ö şekline getirmesi olağan bir durum. ayrıca anadolu' da ipi sarma işleminde kullanılan aletin adının tengirek olması ve dönerek işlevini yerine getirmesi gibi pek çok örnek var. türkler evrendeki her şeyin döngüsünün farkında olarak, bu döngünün sebebi olduğunu düşündükleri yaratıcıya "döndüren" yani tengri demekte ne kadar da güzel etmişler.
devamını gör...

uyuyamadığım bir gece daha. şimdi uyumaya çalışacağım, çünkü yoruldum ve üzgünüm de.
bana iyi geceler, sizlere günaydın. güzel bir gün geçirirsiniz umarım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"aşkta ve sözlükte her şey mubahtır."
ron weasley
devamını gör...

iddialara göre squib load parçalanması yaşatan tabanca kabaca mermi kovanının ağızda kalması sonucu iğne kırılması. iğne mekanizmasının plastik olması (polimer de kullansanız o yüke maruz kalırsa kırılır glocklarda dışı polimer de olsa içini çelikle destekleme sebepleri iğne mekanizmasının sorun çıkartsa bile fırlamamasıdır)

açıkçası hiçte öyle söylendiği gibi güzel bir tabanca değildir resmen toplama bir tabancadır şöyle ki gövde glock a benzesede iğne kapağı kalitesiz bir polimer olduğu için squib load durumunda o iğne gözünüze girebilir.

kendi bilgi birikimim içinde silahı yorumlayacağım zira bu silahı polis memurlarına verdiler bir polis memurunun gözüne iğne mekanizması girdi buna da mühimmat(!) hatası demişlerdi. bir tabanca kullandığı mühimmatı atması için üretilir 9mm, 7,65, 6,35 neyse lan bir tabanca da bunun nasıl bir hatası olabilir lan? bana söylesin sarsılmazdakiler.

alt kasa hk9 çakması üst sürgü ise dümdüz glock kopyası yetmediği gibi sürgüyü glocktan kopyalıyorsun arka kapağın içine de çelik koy saf polimer koyma ki en azından iğne polimeri kırıp bir yerlere fırlamasın bu durumda!... silahın altını üstünü başka yerlerden klonluyorsan sen yeni bir silah üretmiyorsun zaten.

kullandığım kadarıyla gözlemlerim;

- tetik allaha emanet.
- işçilik o parayı hak etmiyor.
- temizlik sonrasında montaj yaparken icra mili tıkanıyor.
- sürgü ile namlu arasında boşluk var ve bu atış stabilitesi ve güvenlik açısından hiç iyi değil namlu sallanır mı lan bir tabanca da?
- silah emniyetteyken tetik düşmesi.

ille sarsılmaz alacaksanız direk sar9 değil de sar9x alın daha iyi. adamlar bildiğin toplama tabanca alıp silahtan anlamayan kerizleri silkeliyor.
daha yazarım ama şunlar bile skandal benim nezdimde. sattım glock a döndüm allahtan.

bahsettiğim sar9 kazasının incelemesi.


not: tabanca ruhsatım mevcut taşıma ruhsatı.
devamını gör...

çukur.
devamını gör...

sırbistan belgrad

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ıyiligi dokunan, ricani reddetmeden yerine yetiren bir insana karsi duyulan minnettir. yuklerin arasinda benim icin en agir olanidir ve bundan dolayi da mumkunse kimseden (ailem ve yakin arkadaslarim da buna dahil) bir sey istemem.
devamını gör...

tutunmak.

gabak var yir min? / moola civarı / var bi 5 senesi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dışarısı leş gibi olduğundan akıllı tip olabilir. ya da kendini böyle teselli etmektedir. her halükarda afiyetler olsun denilesi.
devamını gör...

hadi, sen git mağaraya resimler çiz. ” diyerek yazarın sorunsalı cevaplandırılabilir.
ama yapmayacağım.*

mutsuz olursun sonra anlık düşünme. çağların gerisi hep karanlıktır. bil ama kullanmak, göstermek ya da ne kadarını sergileyeceğin sana kalmış.
devamını gör...

son dönemde sözlükte, sosyal medyada, televizyonda sık sık karşımıza çıkan sözleşme. istanbul sözleşmesi yaşatır diyoruz ancak çok azımız sözleşmeyi yakından inceleyip okudu. hukukçu olmanın bir gereği olarak siz sayın sözlükçülere, kadınlara, çocuklara, şiddet gören erkeklere yardımcı olması adına sözleşme ile ilgili kısa kısa bilgiler verip, kendimce önemli gördüğüm birkaç maddesini yorumlamak istiyorum. biraz uzun bir yazı olacak ama okumanızda fayda var. şiddet gören erkekler ne alaka demeyin. sözleşmenin giriş kısmında; “kadınların ve genç kızların erkeklerden daha fazla oranda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskine maruz kaldıklarının ve erkeklerin de aile içi şiddetin mağdurları olabileceğinin bilincinde olarak” sözleşmenin hazırlandığı ifade edilmiştir.

her ne kadar istanbul sözleşmesi olarak dillendirilse de, metnin asıl ismi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair avrupa konseyi sözleşmesi’dir. avrupa konseyi’nin 11 mayıs 2011 tarihli istanbul toplantısında imzaya açıldığı için istanbul sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. bu husus sözleşmenin 81 inci maddesinde; “istanbul’da, 2011 yılı mayıs ayının 11. günü, ingilizce ve fransızca olarak, her iki dildeki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde hazırlanan bu belge, avrupa konseyi arşivinde saklanacaktır. avrupa konseyi genel sekreteri bu belgenin onaylı kopyalarını avrupa konseyine üye her devlete, bu sözleşmenin hazırlanma sürecine katılmış üye olmayan devletlere, avrupa birliğine ve bu sözleşmeye katılmak üzere davet edilmiş bütün devletlere gönderecektir.” şeklinde ifade edilmiştir. ülkemiz 11 mayıs 2011 tarihinde bu sözleşmeyi imzalamış, 14 mart 2012 yılında onaylamış, 01 ağustos 2014 tarihinde ise yürürlüğe sokmuştur. sözleşme 81 maddeden müteşekkil olup 30 sayfadan ibarettir. merak edenler için söyleyelim; ülkemiz 1949 yılından beridir avrupa konseyine üye bir devlettir.

bu sözleşmenin, iç hukuk kuralları karşısındaki durumu nedir? herhangi bir yargılamada iç hukuk kurallarına mı yoksa sözleşmeye mi öncelik verilecektir? anayasamızın 90 ıncı maddesine göre; “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz. (ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." istanbul sözleşmesi temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir metin olduğundan anayasamıza göre kanundan önce uygulanma alanı bulur. yine anayasamıza göre; eğer meclis bir konuda kanun çıkarmışsa, cumhurbaşkanlığı artık o konuda kararname ile düzenleme yapamaz. bu amir hükümler uyarınca, kanundan bile güçlü olan bir metnin, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündeki yorumu, siz değerli romalılara bırakıyorum. sözleşmenin feshine gerekçe olarak sunulan eşcinsellik konusuna ben sözleşme kapsamında rastlamadım, ancak aşağıda dikkat çeken birkaç sözleşme maddesini belirtmekte fayda görüyorum.

devletin yükümlülükleri ve titizlikle yapması gereken inceleme ve araştırmalar başlıklı 5. madde;

“1-taraflar kadınlara karşı herhangi bir şiddet eylemine girişmekten imtina edecek ve devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve devlet adına hareket eden diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun bir biçimde hareket etmelerini temin edeceklerdir.

2-taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve bu sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarfedilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.” bu maddeyi okurken benim aklıma direkt musa orhan, ümitcan uygun ve aydın’da 92 yaşında kadına tecavüz edip öldüren cani geldi. hatırlarsanız aydın’da yaşanan olayda failin elindeki dövmenin görünmesi nedeniyle müfettiş görevlendirilmişti. yani sorun kadına şiddet veya tecavüz değil, sorun bir siyasi parti ambleminin görülmesi.

genel yükümlülükler başlıklı 12 nci maddede; “taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.” düzenlemesine yer verilmiştir. namusumu temizledim deyip indirim alanların memleketinde, böyle bir madde hayatta kalır mı sevgili sözlükçüler?

eğitim başlıklı 14 üncü maddede; “ taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır.” hükmüne yer verilmiştir. kindar ve dindar bir toplum yetiştirme amacıyla faaliyet gösteren imam hatiplerin, bu maddeyi kabul etmesi olacak şey midir?

tazminat başlıklı 30 uncu madde düzenlemesi; “hasarın fail, sigorta şirketi veya finansmanı devletçe sağlanan sağlık ve sosyal sigorta hükümlerince karşılanmaması halinde, ciddi bedensel yaralanma veya sağlık bozukluğuna uğrayanlara yeterli devlet tazminatı sağlanacaktır. bu durum, mağdurun emniyetine gereken dikkat sarfedilmesi koşuluyla, tarafların, söz konusu tazminatın, fail tarafından verilen tazminat kadar azaltılması talep etmesini ihtimal dışı bırakmaz.” kadınları hayatta tutalım yeter tazminat isteyen yok.

velayet altına alma, ziyaret hakları ve emniyet başlıklı 31 inci madde; “taraflar çocukların velayetinin ve ziyaret haklarının belirlenmesinde, bu sözleşme kapsamındaki şiddet olaylarının göz önüne alınmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde, eline geçen her fırsatta mustafa kemal atatürk’e hakaret eden fatih tezcan isimli şahsın da, çocuğumu göremiyorum diye yakındığı maddedir.

taciz amaçlı takip başlıklı 34 üncü madde; “taraflar başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkar davranışların cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” daha bugün sözlükte takip edip pantolonunu indiren sapık başlığı açıldı. bu tür davranışlar maalesef iç hukukta cinsel taciz yerine, kişilerin huzur ve sükununu bozmak olarak adlandırılıyor.

ırza geçme de dahil olmak üzere cinsel şiddet eylemleri başlıklı 36 ncı madde:

“taraflar aşağıdaki kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:

a) başka bir insanla, rızası olmaksızın, herhangi bir vücut parçasını veya cismi kullanarak, cinsel nitelikli bir vajinal, anal veya oral penetrasyon gerçekleştirmek;

b) bir insanla, rızası olmaksızın, cinsel nitelikli diğer eylemlere girişmek;

c) başka bir insanın, rızası olmaksızın, üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak.

rıza, mevcut koşullar bağlamında değerlendirilmek üzere, şahsın özgür iradesi sonucunda gönüllü olarak verilmelidir.

taraflar 1. fıkrada yer alan hükümlerin aynı zamanda iç hukukta kabul edilmiş olan, eski veya mevcut eşlere veya birlikte yaşayan bireylere karşı gerçekleştirilmiş eylemler için de geçerli olmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” islam fıkhında eşe karşı gerçekleştirilen bu rızasız ilişki, tecavüz olarak nitelendirilemez. aksine eşinin isteğini reddeden kadın, hoş görülmez.

soruşturmalar ve kanıtlar başlıklı 54 üncü madde; “taraflar herhangi bir hukuk veya ceza davasında mağdurun cinsel geçmişi ve davranışıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca davayla ilgili ve gerekliyse izin verilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaktır.” kadın mıdır kız mıdır bilmem diyenlerin ülkesinde ölü doğmuş bir madde daha.

toplumsal cinsiyete dayalı iltica talepleri başlıklı 60 ıncı madde; “taraflar kadına yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, mültecilerin statüsüne ilişkin 1951 sözleşmesi 1a(2) maddesi anlamında zulüm olarak ve tamamlayıcı/ ikincil korumayı gerektiren ciddi bir hasar biçimi olarak tanınabilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde benim aklıma işid üyesi barbarların tecavüzüne uğrayan ezidi kadınlarını getirdi.

yukarıda dikkat çektiğim sözleşme hükümlerini okursanız, bu hükümlerin bizim gibi barbar ortadoğu toplumlarında karşılık bulmayacağını çabucak göreceksiniz. mesele eşcinsellik meselesi değil, ki öyle olması da başlı başına bir facia olurdu. azgın bir azınlığın rahatça at koşturması için hukuk devletinin engelleri birer birer bertaraf ediliyor. her ne kadar sevmesem de hani şu soma faciasında tutuklu kalan tek bir kişi var; mağdur ailelerin avukatı, selçuk kozağaçlı. o adamın güzel bir lafı var; "hukuk diye helvadan put yapmışsınız, acıkınca yiyorsunuz."
devamını gör...

1250-1517 arası hüküm süren mısır merkezli bir devlettir.

moğol istilaları nedeniyle 1250 yılında kurulmuştur. 1260 yılında ayn calut muharebesinde moğolların ortadoğudaki ilerleyişini durdurmasıyla tanınır. abbasi halifelerini himaye altına almışlardır.

1517 yılında yavuz sultan selim ridaniye muharebesini kazanıp memlûk devleti topraklarını ele geçirince halifelik yavuz sultan selim'e aktarılmıştır ve memlûk devleti çökmüştür.
devamını gör...

tel aviv'e yapılan füze saldırısına ait bir görüntü.

(link ölmüş.)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

formatının güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. özellikle üç gündür gördüğüm, yanlarında parantez ile açılmış başlıkları bir bir toplayıp gaz odasında eritmek istiyorum.

benim tavsiyem, başlıkların sonuna şu sıralar eklenen (dizi), (film), (kitap) gibi ibarelerin konulmamasıdır. mükerrer başlıklar, büyük karışıklığa yol açacaktır. şimdi değilse de belki daha sonrası için toparlanamayacak kadar fazla entry olduğunda sevgili moderatorlerimizin yetişemeyeceğini düşünmekteyim. örnek veriyorum: otomatik portakal hem bir film adı, hem de kitap adı. bunun (kitap) başlığıyla açıldığını sol frame'de gören yazar arkadaşlar, "filmi de vardır kubrick'ten" diye entry dolduracaklar. bu iki başlığı da girmemiş yazar arkadaşımız, otomatik portakal başlığını açıp "kitabı da var, filmi de var" diyerek entry dolduracaklar. bunun çözümü, sol frame'e #kitap #film şeklinde sütunlar koyulmasıyla olabilir. ama asla başlığa parantezle müdahale edilmesi değildir.

ikinci tavsiyem, bir şeyin türkçesi zaten popüler ise, gerek olmadıkça yabancı dildeki karşılığıyla başlık açılmamasıdır. misal veriyorum, eternal sunshine of the spotless mind'ın ingilizcesi bilinir. ama also sprach zarathustra, daha çok böyle buyurdu zerdüşt ismiyle bilinir. ertesi günü almanca başlığı görmeyen yazar arkadaşlarımız türkçe popüler olanının altında "böyle de bişiy var ya" diyecekler. gerek var mı salata gibi karıştırmaya?

üçüncü ve son tavsiyem, ben mobilden giriyorum. mobil uygulama güzel olur hoş olur da, şu sağ üstteki uçak ikonunun işlevini kaydolduktan üç gün sonra anladım diyebilirim. ben onu hep "çıkış yap", uç git anlamında algılamıştım. o menü ikonunu tematik bir ikonla değiştirmenizi tavsiye ederim sevgili yöneticiler.

son söz, istiklal marşı ve kapanış...

beni linç etmenizi hiç istemem, aynı geminin yolcusuyuz ve buranın gelişmesini, ilerlemesini canı gönülden istiyorum. bu yazdıklarımın bir ego tatmini gibi görünmesini asla istemem. burayı çok sevdim. entry doldurmak için sürekli araştırıyorum ve hakikaten emek veriyorum. bu yazdıklarımın en azından yönetim kurultayınızda bir masaya yatırmanızı diliyorum. öpt.
devamını gör...

normali ölü evine yemek götürmektir. o kadar derdin tasanın arasında bir de misafir karnını doyurmayı düşünüyor ev sahipleri.
çok düşüncesiz insanlar var gerçekten.
devamını gör...

trollük anlayışları sadece kadınlar ve din üzerinden olan gerksiz tiplerdir.
devamını gör...

çocukken beyaz önlüklere özenip doktor olmak isterim. kasap oldum. neticede önlük var. önlük şart. önlük önemli.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim