yoldur, gidilir. bazen yolunu bulmak için gidersin.
bazense yoldan çıkmak için gidersin. gidilmemişin peşine düşersin.
yoldur, gidilir. bazen sadece geri dönebilmek için gidersin

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam tersine çoğu kadın aldatıldığının farkındadır. çok aşikar yapılmadığı ve erkek evdeki sorumluluklarını yerine getirdiği sürece görmezden gelmeyi tercih ederler.
devamını gör...

“yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. rüzgarı sevdiğini söylüyorsun, rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. işte bundan korkuyorum çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun.”
-shakespeare
devamını gör...

"türkiye" kelimesi, ii. haçlı seferleri sırasında anadolu'ya gelen italyan askerleri tarafından ilk kez ortaya atılmıştır. seferler sırasında olan biteni kaydeden memurlar bulunur. örneğin osmanlı devleti'nde sultan'ın gölgesi gibi yanında olan, ne olursa kaydeden kişilere vakanüvis denmiştir. anadolu'ya yüksek ihtimalle ilk kez gelen italyan askerleri buralarda türk-islam nüfusun yoğunluğunu görünce "türklerin yaşadığı yer" anlamında buralara "turchia" demişlerdir. zamanla bu deyim selçuklu'ya geçerek 1077'de "türkiye selçuklu devleti" ismi de verilen devlete adını vermiştir (bkz: anadolu selçuklu devleti). aslında selçuklu, osmanlı ve ilk dönemde cumhuriyet'e de bu kelime "türkiya" şeklinde geçmiştir ki bunun iki sebebi vardır. birinci sebebi kelimenin italyanca'dan geçmiş olması ve italyanlar'ın da kelimeyi turchi"a" şeklinde ifade etmiş olmalarıdır. ikinci sebep ise tamamen o dönemlerde kullanılan alfabe ile ilgilidir. anadolu selçukluları döneminde islamiyet'i halen tam benimseyememiş ve şamanizm'den geçiş sürecini yaşayan türk halkı kelimeyi "türkiya'dan" "türkiye'ye" evirmiş olmasına rağmen alfabeden dolayı 1 kasım 1928'deki harf devrimi olayına dek belgelerde kelime "türkiya" şeklinde de okunabilecek şekilde yazmıştır. arap alfabesindeki "he" harfi osmanlı türkçesi kurallarına göre kelimenin sonuna geldiğinde "a" veya "e" sesi okutabiliyordu. dolayısıyla cumhuriyet'teki harf inkılabına dek kelime tam anlamıyla halk arasında okunduğu gibi yazılamamıştır. günümüzde italyanca'da türkiye kelimesinin karşılığı halen "turchia'dır".
devamını gör...

yapılmamasını düşündüğüm eylem. çünkü doğruyu söylediğinizde kavgalar, kıyametler, fırtınalar da kopsa, sizi evlatlıktan reddetseler de bir süre sonra duruluyor her şey. yıllar yılı süren küslükler bile geçiyor. ha geçmiyorsa o zaman yapacak bir şey de yok. insan ailesini seçemiyor en nihayetinde. gerçi anlayabiliyorum.... bir bakıma kişinin hayatını kolaylaştırmak için söylenir yalan. ne bileyim sözlük. tanım gireyim dedim. sorgulamaya döndü.
devamını gör...

kedim olmayarak neler kaybettiğimi öğrendiğim başlık. ayrıca kediye fare yakalatma extremini yaşayacak hangi konumda yaşadığını merak ettiğim yazar beyanı. neyse sokağa çıkayım da bizim sokaktaki toramanlardan bir tane kapayım. gerçi buradan bir yazar gangam yaza doğru ben sana yawri gönderirim dediydi onu bekleyeyim.(bkz: swh)
devamını gör...

beş taş, taso, misket, yedi kule... çok güzel zamanlardı. bazen saatlerce oynardık ve havanın karardığını bile fark etmezdik. bu oyunlar uğruna eve geç gidip az laf işitmedim.
devamını gör...

(bkz: buyrun benim)

neredeyse lise döneminden beri kilom hemen hemen hiç değişmez, boy 1.75,kilo 65.*

öküz gibi yerim, yemek içinde yemek yerim, yemek sonrası yine yerim, çok afedersiniz g*t yok, göbek yok, hiç olmadı, vallahi büyük rahatlık, allah olmayana da versin, amin, nazar etmeyin, sevgiler.
devamını gör...

henüz yaşamadığım yaşamayı pek düşünmediğim sabahtır.
güzellik uykumdan uyandıracak çavuşa bak dalgana koçum deyip uyumaya devam edeceğim.
sonra "askerde dayak var mı " adlı makalem için değerli bilgiler edinmiş olacağım.
umarım hafızamı kaybedene kadar dövmezler araştırmamı tamamlarım.
devamını gör...

acıyı yaşatanların hesabı görülsün diye var.

ne yani, yaptıkları yanlarına mı kalsın?

edit: imla.
devamını gör...

tepkimiz ektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"çocuk istismarı vakalarında istikrarlı artış söz konusudur"

bilmeyenler için nedir bu çocuk istismarı diyeceğim ama........
yuh bunu da bilmeyen demeyin..
var oğlum aramızda.. aranızda.. aralarında..
her ilk okulda bir adet mit bünyesinde bir çocuk vardır hatta sıra arkadaşındır a inanıyorsun da buna mı şaşırdın..
olabilir oğlum bilmeyenler yeni katılanlar geçmişte yaşamış ve içine atanlar.. saklayanlar.. ne yapacağını bilemeyenler.. derdini anlatanları anlamayanlar.. anlaşılamayanlar..

nasıl tanımlamış aile ve sosyal hizmetler bakanlığımız

çocuk istismarı, sorumluluk, güven veya güç ilişkisi bağlamında çocuğun sağlığına,
yaşamına, gelişimine veya onuruna fiilî ya da potansiyel bir zarara neden olarak
fiziksel ve/veya duygusal kötü muamele, cinsel istismar, ihmâl veya ihmâlkâr
muamele yahut ticarî veyahut da diğer sömürünün her tür biçimini oluşturmaktadır.

anladık mı..
sanırım anlamadık.. neden birilerinin işine gelmedi.. üç maymun olduk.. olmayanlar sövdü bile..
aile sosyal bakanlığı ve 20 yıl bi canlandı hafızalarda.. zaten devamı göz önünde..

eeee ne oldu çocuk.. bu süreç.. nerede bilir kişiler.. kim bu erol egemen.. vb konular dahilinde bak supportçuma giymiş çelik yeleğini.. çarşambaya bilenmiş..

valla zor konu.. hassas.. yelpazenin bir perdesi sadece.. ve uzun..
ama güzel bir risk..
devamını gör...

günümüzde "öğrenci"var "öğrenci"var diye sorgulatan olay.

ergen,abazalık,şımarıklık, goygoy, saygısızlık, sapıklık gibi adlandıramayacağımız bir olay. bunu yapanlar tespit edilmeli ve gerek hukiki süreç,gerekirse de okuldan uzaklaştırılmalıdirlar. çünkü bunu bugün öğretmenine yapan, yarın sınıftaki bir başka kıza da yapacak. başka hocalara yapacak. yaptıklarının yanlış bir şey olduğunu anlayana kadar da cezasız kalmasınlar. kendimi o öğretmenin yerine koydum da cidden çok üzüldüm. onca yıl oku, öğretmenlik yap,bir şey öğrenmek için okula gelen "öğrenciler", öğrenmek dışında her şeyi yapsın. gelsin senin uygunsuz bir şekilde muhabbetini yapsın.

ayrica söylemeden geçemeyeceğim,20 erkeğin arasında 7 kızdık. meslek lisesi ortamını hayal edin, hiçbir kadın hocaya saygısızlık etmedik. işte yukarıda da dediğim gibi öğrenci var, öğrenci var. zamanee gençleri...
devamını gör...

nörobilime merak duyanların okuması gereken david eagleman kitabı. “içimizdeki kozmos” da denilen çok sevdiğim tanımlamasıyla beyin ve onun muazzam karmaşıklıktaki yapısı, kararları veren ne kadar biz sorusu ve nasıl çalıştığını okudukça bazı önyargıların yine o beyin içinde tuz buz olması. okumak isteyenler için sinirbilim dünyasına iyi bir başlangıç olacaktır. en azından bende öyle olmuştu.
devamını gör...

memlekette herkesin, her şeyin fanatiği olması. onun için ölüp bitmesi. olurda kendinizi herhangi bir politik görüşün tarafı olarak tanımlayacak olursanız; din gibi, dogmatik bir inanç gibi o ideolojiye tapınımın beklenmesi. amalara, fakatlara yer olmaması. hele bunun tarikat boyutuna girmiyorum bile.
devamını gör...

"allah'ım yanıyorum, ulan yanıyorum ulan, yanıyorum, yanıyorum allah'ım, ulan yanıyorum lan, allah'ım yanıyorum ulan, yanıyorum, yanıyorum..." *
devamını gör...

ülkeler ve tarihlerinden bi haber bir yazar arkadaşın yapmaya çalıştığı eleştiri.
andımız tamamen sembolik bir olaydır.
tıpkı istiklal marşında olduğu gibi. onu da günümüze göre güncelleyelim yada kaldıralım o zaman.
mesela ingiltere de kraliyet aynı şekilde sembolik olarak mevcuttur. ülkelerin marşlarına baktığın zaman zaten bunun gibi günümüz de pek anlamlı olmayan söylemler ve yeminler görebilirsin. yine kültürel olarak devam ettirilen özel günler vesaire de buna dahildir.
"artık çalar saatimiz var şu ramazan davuluna ne gerek var" denilince bile ortalığı inleten ve işi maneviyata kültürel değerlere yada adetlere bağlamaya çalışan tiplerin, böyle bir cümleden rahatsız olup yaptığı kalitesiz eleştiriler komiğime gidiyor.
devamını gör...

genelde can yakan bir olgu. (bkz: gerçekler acıdır)
devamını gör...

1775 - 1821 yılları arasında yaşamış fransız ressam. constance dünyaya başarılı bir devlet adamının kızı olarak gelmiştir. belli bir refah seviyesinin üzerinde bir ailede doğmuş olması, kadınların yapmasının pek de onaylanmadığı ressamlık mesleğinde tutunmasını sağlamıştır.*
mayer, 20'li yaşlarının başında belli sahneleri* ve portreler çizmeye başladı. joseph-benoit suvee ve jean-baptiste greuze ile çalıştıktan sonra eğitmenlerinden etkilenerek yumuşak bir fırça darbeleriyle çizdiği duygu dolu sahneleri resmetmeye başladı.

pierre paul prud'hon ile ilişkisi
1802 yılından itibaren prud'hon'un sözde öğrencisi olarak yanında çalışmaya başladı fakat ikisinin arasındaki ilişki usta-çıraktan ziyade iki meslektaş gibiydi.
tarzları ve teknikleri o kadar benzer hale gelmişti ki günümüzde bile hala ikiliden hangisinin yaptığı kesin olmayan tablolar vardır. birkaç kaynak resimlerin eskizlerini prud'hon, boyamasını ise mayer'ın yaptığını söylüyor.
prud'hon evli ve 5 çocuk babasıydı, eşi akıl hastanesine kapatıldığında 5 çocuğunun velayeti ona verilmişti. aynı zamanlarda mayer ile komşu olmuştu ve mayer prud'hon'un hem çocuklarını büyüttü, hem evine baktı hem de onunla birlikte çalıştı. karısı öldüğünde onunla evleneceğini düşünmüştü fakat bu gerçekleşmedi. hayatı boyunca psikolojik problemleri olan constance hem bu ilişkiye hem de kendi problemlerine daha fazla dayanamadığı için prud'hon'un tıraş bıçağıyla boğazını keserek intihar etti ve yaşamını sonlandırdı.


venus and cupid sleeping
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

self-portrait with artist's father
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

the happy mother
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

prud'hon ile birlikte tamamladıkları son eserin hikayesi için (bkz: une famille dans la desolation)
devamını gör...

üstteki kahvaltıda ne yemiş, alttakinin adını tahmin et gibi başlıklar azaldığında memnuniyetle ve hiç düşünmeden yapacağım eylemi içeren kampanya. şimdilik bende bile bir "acaba?" payı var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim