herhangi bir bıyıklıyı muhatap almak istemiyorum
8 mart dünya kadınlar gününde meclis kürsüsünde konuşma yapan sera kadıgil'e müdahale eden m. emin akbaşoğlu'na cevabıdır. seri ve akıcı bir üslupla yapılmış doğaçlama bir konuşmadır.
buradan
edit: pavlov'un göbeği ve the dark knight'ın yardımları ile konuşmayı ekledim.
buradan
edit: pavlov'un göbeği ve the dark knight'ın yardımları ile konuşmayı ekledim.
devamını gör...
intihar
kişinin kendi hayatına son vermesi eylemi. hakkındaki tarihi görüşler hayli ilginçtir.
intihar tartışmalı bir konu olduğundan, greko-roman dünyasının hemen hemen bütün okullarında tartışılırdı. her düşünce okulu konu hakkında kendi yaklaşımını geliştirmiştir. örneğin stoizm'de, intihara daima bir özgür irade meselesi olarak yaklaşılmıştır. nihayetinde çoğu yunan intiharı kahramanca bir hareket olarak görmüştür. kişinin kendi seçimiyle ölmesinde bir büyüleyicilik vardır.
bir başka yaygın görüş de, intiharın yalnızca tanrılar tarafından söylendiği takdirde ahlaki olarak kabul edilebilir oluşudur. tanrısı tarafından hayatına son verebileceği söylenen insan, hayattaki görevini ve amacını yerine getirmiştir, kendi dileğinin de doğrultusunda huzurlu bir ölüme layık görülür, öteki hayatta cezalandırılmaz. sokrates bu duruşun büyük bir destekçisi ve örneğidir.
bunu örneklemek gerekirse, pratikte sokrates de bu şekilde intihar etmiştir. intihardan bu şekilde bahseder: "tanrı'nın aidiyetlerinden birisi olan insan, tanrı buyurana dek kendisini öldürmemelidir." kendisinin de dediği gibi, sokrates tanrı direktifi olmadığı sürece intiharı yanlış olarak değerlendirmiş, intihar etme eyleminin kişiyi lanetlediğini düşünmüştür. sokrates yönetim tarafından ölümle cezalandırılmış olsa bile, reddetme ve kaçma şansı ve imkanı mevcuttu. zehri içmeyi kendisi seçmiştir. bunun sebebi o zamanlarda mevcut olan ve sokrates'in de tabii olduğu, yönetimin tanrıların sesi olduğu inancıdır.
intihar tartışmalı bir konu olduğundan, greko-roman dünyasının hemen hemen bütün okullarında tartışılırdı. her düşünce okulu konu hakkında kendi yaklaşımını geliştirmiştir. örneğin stoizm'de, intihara daima bir özgür irade meselesi olarak yaklaşılmıştır. nihayetinde çoğu yunan intiharı kahramanca bir hareket olarak görmüştür. kişinin kendi seçimiyle ölmesinde bir büyüleyicilik vardır.
bir başka yaygın görüş de, intiharın yalnızca tanrılar tarafından söylendiği takdirde ahlaki olarak kabul edilebilir oluşudur. tanrısı tarafından hayatına son verebileceği söylenen insan, hayattaki görevini ve amacını yerine getirmiştir, kendi dileğinin de doğrultusunda huzurlu bir ölüme layık görülür, öteki hayatta cezalandırılmaz. sokrates bu duruşun büyük bir destekçisi ve örneğidir.
bunu örneklemek gerekirse, pratikte sokrates de bu şekilde intihar etmiştir. intihardan bu şekilde bahseder: "tanrı'nın aidiyetlerinden birisi olan insan, tanrı buyurana dek kendisini öldürmemelidir." kendisinin de dediği gibi, sokrates tanrı direktifi olmadığı sürece intiharı yanlış olarak değerlendirmiş, intihar etme eyleminin kişiyi lanetlediğini düşünmüştür. sokrates yönetim tarafından ölümle cezalandırılmış olsa bile, reddetme ve kaçma şansı ve imkanı mevcuttu. zehri içmeyi kendisi seçmiştir. bunun sebebi o zamanlarda mevcut olan ve sokrates'in de tabii olduğu, yönetimin tanrıların sesi olduğu inancıdır.
devamını gör...
yks'den sonra yapılacaklar
kpssye çalışmak. sonra alese. neden? çünkü malım. çünkü başka işim yok benim. çünkü iflah olmaz bir serseriyim. itim ben it.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merhabalar sevgili portakallar!
yayına son 10 dakika kalmışken hem hatırlatma hem gecenin yıldızlarının afişini bırakmaya geldim. çok heyecanlıyım ben yine, peki siz?
kağıt mendiller ve kolonyalar hazırsa, gelsin gecenin yıldızları!

ps: afiş için alıştığımız üzere sevgili gomercan'a sonsuz teşekkürler.
yayına son 10 dakika kalmışken hem hatırlatma hem gecenin yıldızlarının afişini bırakmaya geldim. çok heyecanlıyım ben yine, peki siz?
kağıt mendiller ve kolonyalar hazırsa, gelsin gecenin yıldızları!

ps: afiş için alıştığımız üzere sevgili gomercan'a sonsuz teşekkürler.
devamını gör...
beni böyle sevme
beni böyle sevme... *
beni böyle sevme, hande mehan'ın sözü, müziği kendisine ait olan, dumanı üstünde yeni şarkısı.
sesini ve tarzını zaten çok severim ama bu şarkı çok başka olmuş.
ud ile mustafa madendağ eşlik etmiş, iyi ki de etmiş. şarkı tek başına hiç hüzünlü değilmiş çünkü sağolsun...
sanırım insan ruh haline en yakın şarkılara çekiliyor istemsizce yoksa tesadüf olamaz böyle can yakan şarkıları pıt diye bulmamız.
şarkının süresi 2.52 dk ama öyle sözler ki içinizde kırılan bir şeyler, sesler....
ama yine de döne dolaşa aynı şarkıyı dinlemek!
ne demek ki önce toplayıp sonra dökme?
nasıl anlatsak da anlasa karşımızdaki beni böyle incitme demek istediğimizi?
anlamıyorlar çünkü kırdıklarını, sitem ediyoruz onu da anlamıyorlar.
ne kadar kolay çıkıyor ağızdan "sıkıldım" "bunaldım" sözleri?
huzur dediklerimiz ne çabuk sıkıldıklarımız oluyor?
sevgi bu kadar hızlı şekil değiştiren bir şey olabilir mi?
neden bizim canımızı yakıyorsunuz?
neden biz size bunca değer verirken siz neden böylesiniz?
nasıl böylesiniz?
neden kimse kimsede eşit değil ve bu neden sadece benim canımı bu kadar yakıyor?
sen de susma, bir şey söyle
olmadı mı haksızlık?
insan nihayetinde kendini kayırıyor çünkü.
çok küçük bir grup var kendini kayıramayan, onlar da akıntıya karşı kürek çekiyor işte, kendi kendilerine yanıp kül oluyor...
insan sormadan edemiyor ama; neden? neden?
bu hikayeye ait değilim artık
uçarı bir yürek, dul yalnızlık
sen de susma, bir şey söyle
olmadı mı haksızlık?
beni böyle sevme
önce toplayıp sonra dökme
dargın sözlerim…
yine de gitme
ya var ya yok söyle
yağmur ol kurak gecelerime
beni böyle incitme
teslim oldum ürkekliğine...
beni böyle sevme, hande mehan'ın sözü, müziği kendisine ait olan, dumanı üstünde yeni şarkısı.
sesini ve tarzını zaten çok severim ama bu şarkı çok başka olmuş.
ud ile mustafa madendağ eşlik etmiş, iyi ki de etmiş. şarkı tek başına hiç hüzünlü değilmiş çünkü sağolsun...
sanırım insan ruh haline en yakın şarkılara çekiliyor istemsizce yoksa tesadüf olamaz böyle can yakan şarkıları pıt diye bulmamız.
şarkının süresi 2.52 dk ama öyle sözler ki içinizde kırılan bir şeyler, sesler....
ama yine de döne dolaşa aynı şarkıyı dinlemek!
ne demek ki önce toplayıp sonra dökme?
nasıl anlatsak da anlasa karşımızdaki beni böyle incitme demek istediğimizi?
anlamıyorlar çünkü kırdıklarını, sitem ediyoruz onu da anlamıyorlar.
ne kadar kolay çıkıyor ağızdan "sıkıldım" "bunaldım" sözleri?
huzur dediklerimiz ne çabuk sıkıldıklarımız oluyor?
sevgi bu kadar hızlı şekil değiştiren bir şey olabilir mi?
neden bizim canımızı yakıyorsunuz?
neden biz size bunca değer verirken siz neden böylesiniz?
nasıl böylesiniz?
neden kimse kimsede eşit değil ve bu neden sadece benim canımı bu kadar yakıyor?
sen de susma, bir şey söyle
olmadı mı haksızlık?
insan nihayetinde kendini kayırıyor çünkü.
çok küçük bir grup var kendini kayıramayan, onlar da akıntıya karşı kürek çekiyor işte, kendi kendilerine yanıp kül oluyor...
insan sormadan edemiyor ama; neden? neden?
bu hikayeye ait değilim artık
uçarı bir yürek, dul yalnızlık
sen de susma, bir şey söyle
olmadı mı haksızlık?
beni böyle sevme
önce toplayıp sonra dökme
dargın sözlerim…
yine de gitme
ya var ya yok söyle
yağmur ol kurak gecelerime
beni böyle incitme
teslim oldum ürkekliğine...
devamını gör...
anti-kırılgan
deneme yazarı nassim nicholas taleb'in zarar gördükçe daha da güçlenenler için kullandığı terim.
anti kırılganlık; direncin ötesi anlamında kullanılır.
anti kırılganlık; direncin ötesi anlamında kullanılır.
devamını gör...
günün sözü
"bıçağı size dokuz santim saplayanın, bıçağı altı santim geri çekmesi lütuf değildir.”
malcolm x
malcolm x
devamını gör...
mutlu olmak zorunda mıyız sorunsalı
evet.
sindirim sisteminde bir sıkıntı yoksa,
başın ağrımıyorsa, başka bir tarafın ağrımıyorsa mutlu ol tabii. belanı mı arıyorsun, tövbe tövbe.
ben bi iyi olayım bak nasıl mutlu olacam.
şimdi de mutsuz değilim ama enerjim az, ihtiyatlı kullanmak için az mutlu oluyorum.
sindirim sisteminde bir sıkıntı yoksa,
başın ağrımıyorsa, başka bir tarafın ağrımıyorsa mutlu ol tabii. belanı mı arıyorsun, tövbe tövbe.
ben bi iyi olayım bak nasıl mutlu olacam.
şimdi de mutsuz değilim ama enerjim az, ihtiyatlı kullanmak için az mutlu oluyorum.
devamını gör...
six feet under
gelmiş geçmiş en iyi dizi olabilir mi bilemem ama insanı ve varoluşunu bu kadar gerçekçi ve derin bir şekilde anlatan bir esere dostoyevski romanları dışında rastlamamışımdır gerçekten her detayına kadar tam bir sanat eseri üzerine uzun uzun düşünerek sindirilerek izlenmeli tempolu heyecan dolu yapımları sevenlere kesinlikle uygun bir dizi değil.
"demek istediğim, yalnızca bir hayatın var. tanrı yok, kurallar yok, değer yargıları yok; kendi yarattıkların hariç. ve bir kere bittiyse, bitti işte. sonsuza dek rüyasız uyku. öyleyse, hala buradayken neden mutlu olmuyorsun? gerçekten, neden?"
nate: "bu fotoğraflar çekildiğinden bu güne kadar bir sürü berbat şey yaşandı, biliyorsun. çok fazla. şimdi önümde bir 40 sene daha düşününce..."
nathaniel sr.: "o 40, çok daha çabuk geçecek. sen farkına bile varmadan bitecek."
nate: " 'zaman sen eğlenirken uçup gider' ha?"
nathaniel sr.: "hayır. zaman, sen eğlenirmiş gibi yaparken uçup gider. zaman, sen brenda'yı ve o çok istediği bebeği seviyormuş gibi yaparken uçup gider. insanlar 'aşk' dediğinde, ne kastettiklerini biliyormuş gibi davranırken uçup gider. yüzleş evlat; dünya'da iki tip insan var: sen ve diğerleri. ve bu ikisi asla bir araya gelmeyecek."
"demek istediğim, yalnızca bir hayatın var. tanrı yok, kurallar yok, değer yargıları yok; kendi yarattıkların hariç. ve bir kere bittiyse, bitti işte. sonsuza dek rüyasız uyku. öyleyse, hala buradayken neden mutlu olmuyorsun? gerçekten, neden?"
nate: "bu fotoğraflar çekildiğinden bu güne kadar bir sürü berbat şey yaşandı, biliyorsun. çok fazla. şimdi önümde bir 40 sene daha düşününce..."
nathaniel sr.: "o 40, çok daha çabuk geçecek. sen farkına bile varmadan bitecek."
nate: " 'zaman sen eğlenirken uçup gider' ha?"
nathaniel sr.: "hayır. zaman, sen eğlenirmiş gibi yaparken uçup gider. zaman, sen brenda'yı ve o çok istediği bebeği seviyormuş gibi yaparken uçup gider. insanlar 'aşk' dediğinde, ne kastettiklerini biliyormuş gibi davranırken uçup gider. yüzleş evlat; dünya'da iki tip insan var: sen ve diğerleri. ve bu ikisi asla bir araya gelmeyecek."
devamını gör...
trans yağ yoktur ibaresinin yasaklanacak olması
sağlık yönünden düşünmeyi tamamen bir kenara bıraktığımızı varsayarsak, geçen gün yasaklanan gökkuşağı olayından sonra, "trans" kelimesi yüzünden kaldırılmış olabilir diye düşündürüyor insana.
devamını gör...
isa mesih
peygamberliğinden, mesihliğinden, tanrılığından ayrı tarihsel bir kişilik olduğu genel kanı olarak kabul gören bir şahsiyettir. dönem ve sosyal sınıfı neticesinde direkt olarak kendisine ait arkeolojik bir kanıt bulunmaz. ancak incillerde bahsedilen kayapas ve pontius pilate gibi şahısların gerçekten yaşamış kişiler olduğu kesindir ve arkeolojik kanıtlarla da sabittir. isa'nın hayatının incillerde bahsedildiği gibi tamamen doğru olduğu iddia edilemez elbette, ancak kesin olarak yaşandığı kabul edilen iki olay vardır, ürdün nehri'nde vaftizci yahya tarafından vaftiz edilmesi ve çarmıha gerilmesi.
incilleri sağlam kanıt olarak saymayıp diğer yazılı kaynaklara bakacak olursak, elimizdeki en erken ve en hıristiyan olmayan belge yahudi-romalı tarihçi flavius josephus'un yirmi ciltlik tarih'idir. bu tarih'te isa'nın adı iki kez geçer. bir kez yakup adında birinden bahsederken " mesih denilen isa'nın kardeşi" der. diğer bir pasajda da "şaşırtıcı işler yapan ve pilate tarafından çarmıha gerilen" bir adamdan bahseder.
diğer bir kaynak tacitus'tur ancak görece daha geç bir dönemde olduğundan güvenilirliği josephus'a göre daha azdır bence. imparatorluk yıllıklarında roma'nın yanışını anlatırken suçun haksız yere kendilerine hıristiyan diyen ve liderleri christus'un tiberius devrinde yahudiye eyaletinde pontius pilate tarafından çarmıha gerilmiş olan küçük topluluğa yıkıldığından bahseder. burada önemli olan iki yazarın da hıristiyan olmaması ve josephus'un isa öldükten yalnızca birkaç yıl sonra doğmuş olması, aralarında yalnızca bir nesil var yani.
dine inanırsınız inanmazsınız, isterseniz incillerde geçen, isterseniz kur'an'da geçen isa'ya inanırsınız orası size kalmış. ancak isa adında, pilate tarafından çarmıha gerilen birinin gerçekten yaşamış olduğu büyük oranda kanıtlanmıştır.
incilleri sağlam kanıt olarak saymayıp diğer yazılı kaynaklara bakacak olursak, elimizdeki en erken ve en hıristiyan olmayan belge yahudi-romalı tarihçi flavius josephus'un yirmi ciltlik tarih'idir. bu tarih'te isa'nın adı iki kez geçer. bir kez yakup adında birinden bahsederken " mesih denilen isa'nın kardeşi" der. diğer bir pasajda da "şaşırtıcı işler yapan ve pilate tarafından çarmıha gerilen" bir adamdan bahseder.
diğer bir kaynak tacitus'tur ancak görece daha geç bir dönemde olduğundan güvenilirliği josephus'a göre daha azdır bence. imparatorluk yıllıklarında roma'nın yanışını anlatırken suçun haksız yere kendilerine hıristiyan diyen ve liderleri christus'un tiberius devrinde yahudiye eyaletinde pontius pilate tarafından çarmıha gerilmiş olan küçük topluluğa yıkıldığından bahseder. burada önemli olan iki yazarın da hıristiyan olmaması ve josephus'un isa öldükten yalnızca birkaç yıl sonra doğmuş olması, aralarında yalnızca bir nesil var yani.
dine inanırsınız inanmazsınız, isterseniz incillerde geçen, isterseniz kur'an'da geçen isa'ya inanırsınız orası size kalmış. ancak isa adında, pilate tarafından çarmıha gerilen birinin gerçekten yaşamış olduğu büyük oranda kanıtlanmıştır.
devamını gör...
iron man
bir black sabbath şarkısı güzel şarkıdır. paranoid albümünde bulunur.
aynı isimde bir marvel süper kahramanı da vardır ama alakaları yoktur.
aynı isimde bir marvel süper kahramanı da vardır ama alakaları yoktur.
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
dus almamak, dis fircalamamak, temiz giyinmemek.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
akşamları serin oluyor. serin de değil aslında bildiğin soğuk. kışlıkları henüz çıkarmadım. hazır değilim. bir şeylere zor hazırlanırım hep. üstüme polar alıp öyle oturuyorum. eee telefonla oynarken, bir şeyler okurken, birine laf yetiştirmeye çalışırken mecbur kollarım polar battaniyenin içinden çıkıyor. kollarımı ısıran soğuk tüm vücudumu etkisi altına alıyor. tam da öyle bir akşamken anneme “keşke kollu battaniye olsa” dedim. annem de “dur, ben hırkanı ters giydireyim, o zaman kolların üşümez .” dedi ve hırkayı ters giydirdi. ısındım valla. sonra çıkarmaya üşendim. şimdi kalktım, ceviz ayıklıyorum. evin delisi olmak böyle bir şey. üstümde deli hırkası var resmen. abim görmemişti. ayağa kalkınca “bak, artık kollarım üşümüyor.” dedim ve olayı anlattım. kahkaha attı. diyeceklerim bu kadar. *
devamını gör...
normal sözlük’te yazma hevesinin kalmaması
durun daha yeni başlıyoruz. hemen ne bu böyle bıkkınlık. durun!
devamını gör...
tevrat
şu an elimizde bulunmayan kitaptır. piyasada aynı isimle sunulan kitaplar ise gerçekte insan yazımı hadis kitaplarılar, yani sahte tevratlar.
zaten kutsal kuran, elitlerin ellerindeki gerçek tevrat'ı halktan gizlediklerini söyler:
en'am suresi 91: allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. çünkü, "allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. de ki "mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitap'ı kim indirdi? siz o kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
bu arada kutsal kuran, piyasadaki sahte tevratların hatalarını da verdiği bilgilerle düzeltir.
forumlarda bu konuda yazdıklarımdan örnekler verelim:
--- alıntı ---
piyasadaki sahte tevrat'a göre bir baba kızını köle olarak satabilirmiş
evet yanlış okumadınız, sahte tevrat'a (hadis kitabı) göre bir baba borcuna karşılık kızını köle olarak satabiliyor ve işin daha da kötüsü, köleliğe satılan bir kız, sıradan bir erkek kölede olduğu gibi altı yılın sonunda serbest de bırakılmaz.
mısırdan çıkış 21
7 “eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak. 8 efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz. 9 eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır. 10 eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır.
neyse ki elimizdeki tek kutsal kitap olan kuran piyasadaki sahte tevrat'ın (hadis kitabının) bu hatasını da düzeltir.
ne kız ne de erkek kimse köle olarak veya başka birşey olarak satılamaz.
bırakın kendisini, bir kimsenin kalemini bile izinsiz alamazsınız.
***
sahte tevrat güneşin ve ayın ışığını şöyle anlatır:
tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. [tekvin 1:16]
ilginç olan, hem güneşin hem de ayın ışığını tanımlamak için "ışık" anlamına gelen aynı ibranice "ma'owr" kelimesinin kullanılmasıdır. bu kelime tam anlamıyla yorumlanırsa, o zaman bilimsel olarak yanlıştır, çünkü güneş ve ayın ışık yayma konusunda benzer olduğunu gösterecektir.
gerçek şu ki, güneş kendi ışığını yayarken, ay bir ayna gibi güneşten gelen ışığı yansıtır. kuran'da güneş ve ay şöyle tarif edilmektedir:
25:61 göğe takım yıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.
kuran açıkça güneşi ısı ve ışık kaynağı olarak tanımlarken, ay içinse sadece parlayan/ışığı yansıtan anlamlarında bir ifade kullanarak yine işin doğrusunu gösterir.
ve böylece kutsal kuran, piyasadaki sahte tevrat'ın bir hatasını daha düzeltir.
--- alıntı ---
www.diniyazilar.com/2022/06...
zaten kutsal kuran, elitlerin ellerindeki gerçek tevrat'ı halktan gizlediklerini söyler:
en'am suresi 91: allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. çünkü, "allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. de ki "mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitap'ı kim indirdi? siz o kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
bu arada kutsal kuran, piyasadaki sahte tevratların hatalarını da verdiği bilgilerle düzeltir.
forumlarda bu konuda yazdıklarımdan örnekler verelim:
--- alıntı ---
piyasadaki sahte tevrat'a göre bir baba kızını köle olarak satabilirmiş
evet yanlış okumadınız, sahte tevrat'a (hadis kitabı) göre bir baba borcuna karşılık kızını köle olarak satabiliyor ve işin daha da kötüsü, köleliğe satılan bir kız, sıradan bir erkek kölede olduğu gibi altı yılın sonunda serbest de bırakılmaz.
mısırdan çıkış 21
7 “eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak. 8 efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz. 9 eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır. 10 eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır.
neyse ki elimizdeki tek kutsal kitap olan kuran piyasadaki sahte tevrat'ın (hadis kitabının) bu hatasını da düzeltir.
ne kız ne de erkek kimse köle olarak veya başka birşey olarak satılamaz.
bırakın kendisini, bir kimsenin kalemini bile izinsiz alamazsınız.
***
sahte tevrat güneşin ve ayın ışığını şöyle anlatır:
tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. [tekvin 1:16]
ilginç olan, hem güneşin hem de ayın ışığını tanımlamak için "ışık" anlamına gelen aynı ibranice "ma'owr" kelimesinin kullanılmasıdır. bu kelime tam anlamıyla yorumlanırsa, o zaman bilimsel olarak yanlıştır, çünkü güneş ve ayın ışık yayma konusunda benzer olduğunu gösterecektir.
gerçek şu ki, güneş kendi ışığını yayarken, ay bir ayna gibi güneşten gelen ışığı yansıtır. kuran'da güneş ve ay şöyle tarif edilmektedir:
25:61 göğe takım yıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.
kuran açıkça güneşi ısı ve ışık kaynağı olarak tanımlarken, ay içinse sadece parlayan/ışığı yansıtan anlamlarında bir ifade kullanarak yine işin doğrusunu gösterir.
ve böylece kutsal kuran, piyasadaki sahte tevrat'ın bir hatasını daha düzeltir.
--- alıntı ---
www.diniyazilar.com/2022/06...
devamını gör...
diyanetten ağaç altında düğün fotoğrafı çektirmek günah açıklaması
biri şu arkadaşa memleket haberlerini izletebilir mi? hadi derdini tartması açısından.
devamını gör...
kadın kısmının sürekli bir yerlerini boyaması
(bkz: sana ne kime ne)
not: başlık altındaki her bir tanıma** bayıldım. her birinizin düşüncelerine de parmaklarına da sağlıklar diliyorum. özellikle dertlikayısı adlı yazarımız, anladın sen onu*.
not: başlık altındaki her bir tanıma** bayıldım. her birinizin düşüncelerine de parmaklarına da sağlıklar diliyorum. özellikle dertlikayısı adlı yazarımız, anladın sen onu*.
devamını gör...
yapmasaydın o zaman
nankör insan lafı. karaktersizler.
devamını gör...
