en en en sevdiğim tatil kar tatilidir, lise zamanlarımızda kar yağıyorsa valinin twitter hesabına bakıp dururduk tatil edecek mi etmeyecek mi diye, ederse sevinç çığlığı atarak anneee okul tatiiil diye bağırırdım, wp den “tatiiiil” mesajları yağardı saniyesinde.

lise 2 de sınav haftasında bi çarşamba akşamı kar tatili olmuştu. ertesi gün tarih yazılısı vardı, saat 9 olmasına ve 0 bilgime rağmen hala çalışmaya başlamamıştım, kaygılı kaygılı yatıyordum yatakta. dışarıdaki sokak lambasının ışığında gözüken kar tanelerine içli içli bakarak allah’ım napıcam beeeeen diyordum. sonra tatil haberi gelince aşırı sevinip çok merak ettiğim bi diziye başlamıştım arkadaşımla.

hiçbir özelliği olmamasına rağmen ömrümün en mutlu günlerinden sayıyorum o günü, her şey çok net görüntüler, hisler.. hayatımızın en güzel zamanlarıymış ama biz fark etmemişiz.
devamını gör...

çöpler. daha doğrusu çöpe atılanlar. marmara üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan umut yiğit, yüksek lisans tezinde çöpleri analiz ederek semtlerin ekonomik durumlarına ilişkin çıkarımlarda bulunmuş.

devamını gör...

ortalama bir türk'ün makus talihi. ortalama bir batılı bize göre acayip şeylerle uğraşırken bir türk bu döngünün içinde yerini bulmaya çalışmakta ve çoğunlukla son aşamadaki yerini almaktadır.
devamını gör...

izmir’in dikili ilçesi’ne bağlı bademli köyü’nde bulunan koylardan bir tanesidir. zindancık koyu olarak da bilinir. killik koyunun hemen yan tarafında yer almaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hastanede bile hemşirelerin eline bakar yüzük var mı diye. düğün, kısır günü, cenaze farketmez. yeter ki gözüne kestirsin. avına sinsice yaklaşır ve "bekar mısın kızım?" diyerek ağına düşürmeye çalışır.
devamını gör...

başak
temizlik ve düzen hastası değilim.
ortalık dağınık olmasa da işim görülür.
devamını gör...

alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı. bu abinin en etkili ve ilginç tarafı marksizm ile mistisizmi birleştirmiş olması. çağdaşları tarafından "ne saçmalıyor bu" denilip öldükten sonra dehası kabul edilmiştir. özellikle tarih kavramı üzerine getirdigi yorum marksistleri dumura uğratmıştır.
devamını gör...

dünyayı gezecekmiş ve her şey tamamlanacakmis.

dostum buddha bütün hindistani gezdi ve en son geldi bir ağaç altına oturdu.

anladı ki arayış ıcerdedir.

o içerdeki arayışı ise kavramak için anlayış gerekir.
anlayış için de okumak gerekir.

ne güzel konuştum.
devamını gör...

sevgili dost, kim kazandı? atom bombasını hiroşima'ya atan mı, everest'in tepesine ilk varan mı? doksanıncı dakikada maçı alan mı? diriler mi, ölüler mi? efendiler mi, köleler mi? kim kazandı? sevgili dost herkes kaybetti, ölüm kazandı.
devamını gör...

bazen içine sıkışıp kaldığım düşlerden uyandığımda, her zamankinden daha çok üşüyor ruhum. bu düşlerden uyanıp aynaya bakıyorum, her şey hatırladığımdan çok daha farklı, fakat kabuğumun içine indikçe minicik bir parça kalıyor orada, işte tam orada. onu görüyorum. yanından yöresinden toz fırtınaları geçiyor, kendini nasılda muhafaza etmiş yahu diyorum. bir şişe, içinde artık sararmış bir kağıt ve şişenin etrafı hala ıslak. ah.. anladım muhafaza etmemiş ki, gerek kalmamış onu zaten benden başka görmeye gelen olmamış ki. ama bu göl diyorum tamamen kurumuş, toprak nasılda çatlamış. öyleyse bu şişe nasıl ıslak! nasıl bu göl bu şişeyi yeniden verdi bana?

kızmıyorum. hemde hiç. kendimden başka kimseye kızmam zaten ben fakat bu sefer kendime dahi kızmıyorum. çünkü o şişeyi açıp okumak herkes için zor, banada zor.. yakınıyorum fakat bende okumayacağım işte, özür diliyorum.

yanımdaki kadını tanımıyorum, bembeyaz bir teni var. bu teni de boyayan bir kırmızı.. tam alnının ortasından simetrik bir kesi atılmış. ama diyorum koca adamlara 'yemin ederim ben yapmadım!' nasılda ağlıyorum fakat dinlemiyorlar bile.. 'bakın!' diyorum o yaradan bende de var, bana da yaptılar diyorum.. 'kim yaptı?' bilmiyorum ki işte onu. dolabın içindeydim ki ben. hatta o kadın koydu beni dolaba.. 'bilmiyorum, görmedim, görmedim!' hayır diyor 'sen yaptın! sen yaptın!'
kadın ölmüş..
elindeki şişeye bakıyorum, kırılmış..
ne? şişe mi?
hatırama düşüyor.. 'o adamın yüzüne bu şişeyle geçireceğim!'
'olmaz!' diyorum, şişenin içindeki kağıda bakarak. 'sus sus, gir şu dolaba!'
devamını gör...

bilgi içerikli açılan birçok başlıkların, başlığı açan kişinin girdiği tanıma göre, tanım alır. başlığı açan kişi yeterli bilgi verdiyse ondan sonra tanım girecek diğer yazarlar yazacak tanım bulamayabilir ya da girilen tanımlar 3 aşağı 5 yukarı bellidir. üst üste aynı şeyleri yazip flood yapmaktansa dozunda bırakılması daha iyidir. gelelim forumsal başlıklara, en az bir tanım şartıyla forumsal başlıklar açılabilir. forumsal içerikli başlıkların sınırı yoktur. daha geniş kapsamlıdır. bir konu üzerinden bir sürü farklı görüş yazılabilir. böylelikle bilgi içerikli başlık 5 tanım alıyorsa, forumsal içerikli başlık 20 tanım ve üstü alabilir, normaldir. o yüzden açılacak başlığın iyi seçilmesi gerekir.
devamını gör...

engin er adlı mühendis.
devamını gör...

kimse kendinde olduğuna inanmaz bi sekilde kapattıklarını düşünürler.
babasız veya annesiz ki iyi ihtimalle boşanmış dahi olsalar yaşadıklarıi bu eksikliği azıcık gözlemle fark edebilirsiniz.
her turlu aile sevgisi alan insanlar icinse genelde sevgililik vs gibi olaylardan eksiklik hissedebilir bu eksiklik karşi tarafta asabiyet, kendini değersiz görme, fiziksel eksiklik gibi ortaya çıkar.
bunların yanında sevip söyleyemeyen, tripler atarak hayati zehredenler var ama onlar başka inceleme konusu ki umarım onları uzaylılar kaçırıp inceler.
devamını gör...

good game -iyi oyun, güzel oyun- anlamına gelen ingilizce kısaltmadır.

bu kısaltmayı ilk gördüğümde 14 yaşlarındaydım. arkadaşımla aramızda geçen konuşmadan anlamını 'g**e geldik' sanmıştım.
devamını gör...

edebiyat, sanat, felsefe, tarih ve ekonomi gibi konularda beyin fırtınası işlevi görüyor.
devamını gör...

islamiyet öncesi türk devletlerinde han'dan sonra gelen en yüksek unvan. kağanın kardeşlerinden yaşça en büyük olanına verilirdi. yabgular kendi yönetimleri altında olan bölgelerde karar ve icraatlarında serbest olup, elçi gönderip elçi kabul edebilirler, savaşa ve barışa karar verebilirlerdi.

örneğin göktürk devletinde egemenliğin bölünebilirliği ilkesi kabul edilmişti; kurucu bumin kağan, sınırlar genişleyince devletin batı bölümünü kardeşi istemi han'a vermiştir. (bkz: istemi yabgu) lakin bu bölünme beraberinde devletin bir kısmının çin hakimiyetine geçmesiyle sonuçlanıyor. fakat çok geçmeden kutluk han ikinci göktürk devletini kurar.

sonraysa ikinci göktürk devleti de fiilen 8. yüzyılda sona ermiştir, uygur-karluk-basmil ittifakına karşı yenilerek.
devamını gör...

bana peygamberin nasıldır anlat deseler gönderildiği toplumu hayvaniyetten kurtarıp insaniyete kavuşturan, kadınların yaşama hakkının bile olmadığı yer ve zamanda onlara toplumda statü ve değer verip hiç kimsenin kimseden üstün olmadığını anlatan *, kendisini taşlayarak kan revan içinde bırakanlara bile bir zarar gelmesini istemeyen yeryüzüne gelmiş en güzel insan olan rahmet peygamberidir derim.
devamını gör...

ilk olarak özel bir göz hastanesine gidip gözlerinizin çizilebilir olup olmadığını kontrol ettirmek gerekir. isteseniz dahi gözünüzde uygun koşullar yok ise çizdiremezsiniz. bu uygun koşul ise kornea kalınlığının yeterli olmasıdır.
lazer korneanın üst tabakasını kazıyarak sorunlu bölgeyi bir diğer ifadeyle tıraşlar. altta ki sağlam korneaya ulaşır. lakin korneaniz hali hazırda ince ise zaten ortaya çıkarılacak sağlam bir kısım da mevcut değil.
korneam absürt derecede kalın olduğu için 5 defa gözümü cizdirebilirim lakin cizdirenlerin daha sonraki aşırı göz hassasiyetlerinden şikayetçi olmaları gözün kendine gelmesinin çok uzun sürmesi oldum olası cesaretimi kırdı. özellikle astigmat ve miyop numarası çocukluğundan beri yüksek olan benim gibi kimselerde bu durum daha da uzun süreceği ön yargısındayim.
devamını gör...

lefkoşa'da binbaşı nihat ilhan'ın eşi ve çocuklarının katledildiği banyo katliamı diye bildiğimiz 1963 noel gecesi tarihe kumsal faciası olarak geçmiştir. ismini bulunduğu kumsal semtinden alan bu katliamın yaşandığı ev, bugün barbarlık müzesi olarak duruyor.
devamını gör...

ismi önce doğanın çığlığı olarak düşünülüp daha sonra değiştirilmiş olan edvard munch tablosu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"munch tabloyu çizerken hangi olaydan esinlendi?" sorusunun cevabına dair çeşitli söylentiler var. kimileri tablodaki adamın, ressamın kendisi olduğunu söylerken, bazı iddialar tablodaki adamı çizerken ressamın bir mumyadan esinlendiği yönünde. bir iddia ise tablonun çiziminden bir süre önce patlayan krakatoa adlı volkanın atmosferde meydana getirdiği kızıl rengin ressamı aşırı derecede etkilediği yönünde.

aslında bu iddialar bir arada düşünülünce, 2 iddianın kombinasyonu gibi duruyor sonuç. bence volkan patlaması nedeniyle tablonun ilk adı doğanın çığlığı olarak düşünülmüştü ve tablodaki adam da, bu çığlıktan etkilenen yazarın ta kendisi.

***

tablo birkaç kez çalınmıştır bulunduğu müzeden. en son çalınışında hırsızlar bir de not bırakmış: "zayıf güvenlik önlemleriniz için teşekkürler" şeklinde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim