kafa filmler radyo yayını
coldbay, sen konuş biz dinleyelim. içi dolu çok iyi hazırlanılmış bir yayın olmuş elinize sağlık.
devamını gör...
evladına sen onu beceremezsin diyen ebeveyn
hep duyduğum sözdür.
neye heves etsem ne yapmayı planlasam ya böyle olumsuz konuşurlar ya da alaycı bi sesle "iyi yap bakalım."derler.
efendim bu ebeveynlern çocukları nasıl oluyor gelecekte diye merak ediyorsanız şayet ben canlı bir örneğiyim. 20.yıldan bildiriyorum size:
onu yapma, şunu beceremezsin gibi lafları duya duya tembelleştim. çok basit görevleri bile yapmıyorum.
kılımı kıpırdatmıyorum. tembelim diye de bir sürü laf duyuyorum tabii ama umursamıyorum artık. söylenip söylenip susuyorlar.
aciz değilim çok şükür her işi yapabilirim ama yapmamayı seçiyorum. bu onlara verdiğim tepki.
ee iletişim kurmayı denesen daha kolay olmaz mıydı sevgili yazar diye söylerseniz... *
iletişim mi? o ne?
kötü niyetli oldukları için yaptıklarını düşünmüyorum. her şeyin başı eğitim kısaca.
neye heves etsem ne yapmayı planlasam ya böyle olumsuz konuşurlar ya da alaycı bi sesle "iyi yap bakalım."derler.
efendim bu ebeveynlern çocukları nasıl oluyor gelecekte diye merak ediyorsanız şayet ben canlı bir örneğiyim. 20.yıldan bildiriyorum size:
onu yapma, şunu beceremezsin gibi lafları duya duya tembelleştim. çok basit görevleri bile yapmıyorum.
kılımı kıpırdatmıyorum. tembelim diye de bir sürü laf duyuyorum tabii ama umursamıyorum artık. söylenip söylenip susuyorlar.
aciz değilim çok şükür her işi yapabilirim ama yapmamayı seçiyorum. bu onlara verdiğim tepki.
ee iletişim kurmayı denesen daha kolay olmaz mıydı sevgili yazar diye söylerseniz... *
iletişim mi? o ne?
kötü niyetli oldukları için yaptıklarını düşünmüyorum. her şeyin başı eğitim kısaca.
devamını gör...
hobisi olmayan insan
günde 12 saat çalıştırılan ve kazandığı para ile ancak gıda alabilen insan olabilir.
devamını gör...
uyanış diriliş kuruluş dizileri
her ne kadar yanlış bilgilerle doldurulsa da son zamanlarda milli değerlerimizin halkımız tarafından benimsenmesinde büyük rol oynadığını düşünüyorum.
devamını gör...
uyuşturucu kullanan genci kınamak yerine ona ulaşmak gerek
kendini çok akıllı sanan, çok iyi laf çevirdiğini düşünen zavallı beyanı. bir yere yazdım, bir daha yapıştırıyorum. aşağısı aynen copy-paste.
"kimse kokain içen insanı linçlemiyor.
isteyen istediğini içsin, kullansın. başkasına zarar vermediği ve reşit olduğu sürece zerre umrumda değil, hatta uyuşturucu kullanma özgürlüğünün destekçisiyim. herkesin hayatı kendine. bana ne amk.
ama halk açlıktan kırılırken, allah-kitap-din-millet-islam geyiği yapıp, "fakir halkın içinden geliyoruz, halkın adamıyız" diye takılıp da ondan sonra lüks arabalarda kokain çekerken fotoğrafların ortaya çıkarsa seninle dalga geçerler. ne çocuğu olduğun da ortaya çıkar.
akp çocuğusun işte."
"kimse kokain içen insanı linçlemiyor.
isteyen istediğini içsin, kullansın. başkasına zarar vermediği ve reşit olduğu sürece zerre umrumda değil, hatta uyuşturucu kullanma özgürlüğünün destekçisiyim. herkesin hayatı kendine. bana ne amk.
ama halk açlıktan kırılırken, allah-kitap-din-millet-islam geyiği yapıp, "fakir halkın içinden geliyoruz, halkın adamıyız" diye takılıp da ondan sonra lüks arabalarda kokain çekerken fotoğrafların ortaya çıkarsa seninle dalga geçerler. ne çocuğu olduğun da ortaya çıkar.
akp çocuğusun işte."
devamını gör...
avrupa'yı bir şey zannedenler
asıl bu başlığı açanın avrupa’da herhangi bir ülkeye adımını dahi atmadığına eminim. bilen böyle konuşmaz. avrupa’da hakkın korunur kimse burda olduğu gibi rahat rahat gelip rahatsız edemez seni. en önemlisi kendini güvende hissedersin orda. evet avrupa bir şey değil çok şey.
devamını gör...
sözlüğe patreon'dan destek olmayan cimri tip
benim. karma puanı toplamaya çalışıyorum diyorum siz bana cimri diyorsunuz.
alındım, gücendim, neden öyle diyorsunuz?
alındım, gücendim, neden öyle diyorsunuz?
devamını gör...
homofobi
hemcins olan iki insan romantik ilişki kuruyor. bunun kime ne zararı var.
t: anlamsız durum.
t: anlamsız durum.
devamını gör...
türkiye'de çocuk olmak
kürtaj ile alınıp çöpe atılmaktan bir tık iyisidir. acıklıdır çoğu zaman. iç burkan anılara konu olur, dayaklara, baskılara, örselenmelere. ağır roman filminin farklı bir fragmanıdır. küçük bedenlere yüklenen büyük anlamlardır. tecavüzcü akrabaların, yobaz babaların, kakılmış annelerin kaderi olursun. çok azımız bir şey olmaya şans eseri fırsat bulur. onlar da aptal olmakla ithaf edilir. çünkü böyle bir düzende iyi olmak demek, yaratmak için çabalamak demek, topluma ve sebep olduğu trajik hayata küfür etmek anlamına gelir. güzel günler görmek için küfür edin çocuklar. bu toplumun böyle olmasına sebep olan her kişiye, ideolojiye, kuruma küfür edin.
devamını gör...
kitap alıntıları
"kişi iyi şeylerle uğraştıktan sonra kötü biri olmaktan utanır. cesaret eğiticidir, bir bebek bile henüz öğrenmediği şeyleri duymaya ve söylemeye çalışır. bir kimse iyi şeyler öğrenirse, yaşlandıkça bunları korumayı sever. bu yüzden çocukları iyi eğitin."
"yaşamın rengi kısadır. bunu da kederlerle değil, olabildiğince mutlu sürmek gerekir."
yakarıcılar - euripides
"yaşamın rengi kısadır. bunu da kederlerle değil, olabildiğince mutlu sürmek gerekir."
yakarıcılar - euripides
devamını gör...
zaman mekan ilişkisi
not : bu tanımda (a) , (b) gibi yazının içinde ve en altında belirtilen şeyler başka konulardan okunmalıdır.
zaman-mekan ilişkisi denildiği zaman öncelikle bu ikiliyi iyi tanımak gerekir. önce kolay olan mekandan başlayalım
mekan: bildiğimiz yer , gök , sen, taş , gezegen , güneş , yıldızlar vs vs. kısaca görebildiğimiz her şey. (karadelik hariç. çünkü ışığı bile kendine çeker , yansıtmaz dolayısıyla biz de göremeyiz.
şimdi gelelim asıl olayın cortladığı yere : zaman! zamanı anlamak için önce maddeye ihtiyacımız var. çünkü bomboş bir evrende zaman hiçbir şey ifade etmez. lise fizikten hatırlarsa v=x(alınan yol)/t(zaman). bu denklemde zamanı yalnız bırakırsak ; t=x/v olur. yani formül bize ne diyor. zaman eşittir mesafe bölü hız. burada bize iki değişken lazım. yani uzunluk lazım. uzunluk ise iki yer arasındaki doğrusal yoldur. ( uzayda doğrusallık yoktur fakat o ayrı konu) yani iki yer diyor. yani yer , mekan , madde lazım.
şöyle örnekleyelim: istanbuldan ankaraya 1 saatte giden uçak rahatça iniş yaptı. ..... bu cümlede ''rahatça'' zarf tümle... şaka şaka. :) / bakın istanbul ve ankara bir kara parçası , sonuç olarak madde. biz ise buradaki 1 saat kavramını açıklamaya çalışıyoruz. öncelikle ''si'' ölçü birimlerinden metre cinsinden arasındaki uzaklık. istanbul ankara arası uzaklık. bölü hız.
hız kavramı ise en basit tabiriyle bir işi yapabilme kapasitesi gibi düşünebiliriz. misal bir zeytin kırma makinası zeytinleri 3er 3er kırıyorsa buna yavaş, 20 şer 20 şer kırıyorsa buna hızlı diyebiliriz. hız içinde bu geçerli. tam tanımlamaya kalkarsak çok uzun olabilir. örneğimizde ise uçağın hızı gidebilme kabiliyet. heh işte bu mesafeyi bu kabiliyete sayısal olarak bölersek ortaya matematiksel olarak zaman çıkıyor. ama yeterli mi ? değil. gelin fiziksel olarak zamana bakalım ama önce ışık yani fotonu inceleyelim.
foton: en kısa haliyle enerji parçacığı paketçiği. yoğunlaşmış enerji. ama ne enerji! bunlar birleşir birleşir, demet halini alır ve biz buna ışık deriz. hem dalgacık hem tanecik etkisi gösterir (a). ışığın hızı c=299.792.458 m/s'dir. ağızlara pelesenk olmuş haliyle saniyede 300.000 km. peki zamanla fotonun ne ilgisi var??? yok demi? neyse bir şey demiyorum.
dünyamızdaki yüksek iqlu abiler birleşmiş ve zamanı bir şeyle ilişkilendirelim ama sabit olsun sürekli aynı olsun değişmez ve mutlak olsun demişler. ve ne bulmuşlar? 6.62606957(29)×10-34: j·s. ee peki bu ne? tanıştırayım efendim planck ''sabiti''. adı üzerinde sabit. ee bilim adamları da böyle muazzam bir sayı (b) bulmuşlar. demişler ki : '' neden zamanı bununla ilişkilendirmeyelim buna göre ayarlamayalım''. evet burası biraz karışık ''planck'' , '' foton'' , ''zaman''. burası ayrı konu.
sonuç olarak zamanımız, hepimizin (!) kolundaki rolexler ışığa göre , fotona göre ayarlanıyor bir bakıma, dolaylı yoldan.
gelelim asıl konumuzaaaa. ışık bilinçsizdir. eee bu da ne demek? yani şu demek efenim. siz ışık hızına çıkarsanız ''momentum, ve enerji '' (c) denklemlerine göre artık ''siz'' , siz olmazsınız. yani etrafı gözlemleyemezsiniz. çünkü artık sizin için zaman yoktur. çünkü zamanı oluşturan sizsiniz! burası için güzel bir video:ışık zamansızdır!
ee bu kadar anlattık kütle çekimsiz olur mu efenim? olmaz! kütle çekim atomların içindeki birkaç lanet parçacığın birbirini etkileyip , birbirlerine doğru gelmelerini sağlayan garip bir kuvvet. bkz: yer çekimi. sen, evet evet sen o telefon yada mouse u bir kaldırıp bırak bakayım ne oluyor? düştü değil mi? aslında dünya onu çekti. teknik olarak telefon yada mouse un da dünyayı çekti ama , dünya için süratle giden kamyona çarpan sinekten farkı olmadı. basit momentum. kütlesi büyük olanın ivmesi yavan (az) olurmuş ehehe ben bunu niye anlattım peki?
zamanı , çok aptalca basitçe ışık oluşturuyor dedik ( teknik olarak yarı doğru yarı yanlış ama kolay anlaşılıyor.)( karanlık odada zaman yoktur diyemiyoruz hayır. ee ondan yarı yanlış zaten) şimdi bu kütle çekimi foton için bile ( bile diyorum çünkü o kadar hızlı bir şeyin bile bu etkiye maruz kalacağı derecede büyük kütleler var. (bkz: karadelik) bazen aramızda başka galaksilerin bir duvar gibi engel oluşturduğu başka yıldızların galaksilerin ışığı bize gelmekte. ee nasıl oluyor bu ? ahanda böyle (d)
demek ki neymiş ışıkta bükülebiliyormuş.
ikizler paradoksunu duymuşsunuzdur. uzaya giden ikiz için zaman yavaş akıyormuş da bir dönüyormuş ikizi ölmüş 500 sene geçmiş halbuki uzaydaki ikiz için çok kısa süre geçmişti( tam olarak böyle değil süreleri abarttım anlayın diye). hızlanan cisim için yani ışık hızına yaklaşan cisimler için zaman yavaşlıyor. zaman bükülüyor. ee karadelik ne alaka o da aynı etkiyi yapıyor zamanı büküyor efenim (e) yani bir yerde kütle varsa tıpkı fotodaki gibi orada zamanı büküyor. ışığı bile! zamanı yavaşlatıyor. kısaca ne kadar büyük kütle = o kadar yavaş zaman. ne kadar hız = o kadar az kütle (bknz ışığın kütlesinin olmaması ve ışık için zamanın olmaması, ışık hızına yaklaşan cisimin kütlesinin olmaması.) bunu şuna benzetebiliriz. aramızda hızlı araç kullanan veya içinde bulunan olmuştur. yol nasıl incelir görüntüler silikleşir. ha bunu ışık hızına çıkartın. pufffff etrafınızda ( sadece sizin için) bir şey yok. hani demiştik ya ışık yani foton bilinçsizdir. tam olarak bu.
reklamlar: diğer bir başlığım fotoelektrik olay
özet geç **ç diyenler için ( bunuda en sona koymam peki?): mekan yani kütle zamanı büker. ışık zamansızdır. karmaşık ama olsun.
bu yazı kendini güncelleyecektir.
resimler:
a

b

c

d

e
zaman-mekan ilişkisi denildiği zaman öncelikle bu ikiliyi iyi tanımak gerekir. önce kolay olan mekandan başlayalım
mekan: bildiğimiz yer , gök , sen, taş , gezegen , güneş , yıldızlar vs vs. kısaca görebildiğimiz her şey. (karadelik hariç. çünkü ışığı bile kendine çeker , yansıtmaz dolayısıyla biz de göremeyiz.
şimdi gelelim asıl olayın cortladığı yere : zaman! zamanı anlamak için önce maddeye ihtiyacımız var. çünkü bomboş bir evrende zaman hiçbir şey ifade etmez. lise fizikten hatırlarsa v=x(alınan yol)/t(zaman). bu denklemde zamanı yalnız bırakırsak ; t=x/v olur. yani formül bize ne diyor. zaman eşittir mesafe bölü hız. burada bize iki değişken lazım. yani uzunluk lazım. uzunluk ise iki yer arasındaki doğrusal yoldur. ( uzayda doğrusallık yoktur fakat o ayrı konu) yani iki yer diyor. yani yer , mekan , madde lazım.
şöyle örnekleyelim: istanbuldan ankaraya 1 saatte giden uçak rahatça iniş yaptı. ..... bu cümlede ''rahatça'' zarf tümle... şaka şaka. :) / bakın istanbul ve ankara bir kara parçası , sonuç olarak madde. biz ise buradaki 1 saat kavramını açıklamaya çalışıyoruz. öncelikle ''si'' ölçü birimlerinden metre cinsinden arasındaki uzaklık. istanbul ankara arası uzaklık. bölü hız.
hız kavramı ise en basit tabiriyle bir işi yapabilme kapasitesi gibi düşünebiliriz. misal bir zeytin kırma makinası zeytinleri 3er 3er kırıyorsa buna yavaş, 20 şer 20 şer kırıyorsa buna hızlı diyebiliriz. hız içinde bu geçerli. tam tanımlamaya kalkarsak çok uzun olabilir. örneğimizde ise uçağın hızı gidebilme kabiliyet. heh işte bu mesafeyi bu kabiliyete sayısal olarak bölersek ortaya matematiksel olarak zaman çıkıyor. ama yeterli mi ? değil. gelin fiziksel olarak zamana bakalım ama önce ışık yani fotonu inceleyelim.
foton: en kısa haliyle enerji parçacığı paketçiği. yoğunlaşmış enerji. ama ne enerji! bunlar birleşir birleşir, demet halini alır ve biz buna ışık deriz. hem dalgacık hem tanecik etkisi gösterir (a). ışığın hızı c=299.792.458 m/s'dir. ağızlara pelesenk olmuş haliyle saniyede 300.000 km. peki zamanla fotonun ne ilgisi var??? yok demi? neyse bir şey demiyorum.
dünyamızdaki yüksek iqlu abiler birleşmiş ve zamanı bir şeyle ilişkilendirelim ama sabit olsun sürekli aynı olsun değişmez ve mutlak olsun demişler. ve ne bulmuşlar? 6.62606957(29)×10-34: j·s. ee peki bu ne? tanıştırayım efendim planck ''sabiti''. adı üzerinde sabit. ee bilim adamları da böyle muazzam bir sayı (b) bulmuşlar. demişler ki : '' neden zamanı bununla ilişkilendirmeyelim buna göre ayarlamayalım''. evet burası biraz karışık ''planck'' , '' foton'' , ''zaman''. burası ayrı konu.
sonuç olarak zamanımız, hepimizin (!) kolundaki rolexler ışığa göre , fotona göre ayarlanıyor bir bakıma, dolaylı yoldan.
gelelim asıl konumuzaaaa. ışık bilinçsizdir. eee bu da ne demek? yani şu demek efenim. siz ışık hızına çıkarsanız ''momentum, ve enerji '' (c) denklemlerine göre artık ''siz'' , siz olmazsınız. yani etrafı gözlemleyemezsiniz. çünkü artık sizin için zaman yoktur. çünkü zamanı oluşturan sizsiniz! burası için güzel bir video:ışık zamansızdır!
ee bu kadar anlattık kütle çekimsiz olur mu efenim? olmaz! kütle çekim atomların içindeki birkaç lanet parçacığın birbirini etkileyip , birbirlerine doğru gelmelerini sağlayan garip bir kuvvet. bkz: yer çekimi. sen, evet evet sen o telefon yada mouse u bir kaldırıp bırak bakayım ne oluyor? düştü değil mi? aslında dünya onu çekti. teknik olarak telefon yada mouse un da dünyayı çekti ama , dünya için süratle giden kamyona çarpan sinekten farkı olmadı. basit momentum. kütlesi büyük olanın ivmesi yavan (az) olurmuş ehehe ben bunu niye anlattım peki?
zamanı , çok aptalca basitçe ışık oluşturuyor dedik ( teknik olarak yarı doğru yarı yanlış ama kolay anlaşılıyor.)( karanlık odada zaman yoktur diyemiyoruz hayır. ee ondan yarı yanlış zaten) şimdi bu kütle çekimi foton için bile ( bile diyorum çünkü o kadar hızlı bir şeyin bile bu etkiye maruz kalacağı derecede büyük kütleler var. (bkz: karadelik) bazen aramızda başka galaksilerin bir duvar gibi engel oluşturduğu başka yıldızların galaksilerin ışığı bize gelmekte. ee nasıl oluyor bu ? ahanda böyle (d)
demek ki neymiş ışıkta bükülebiliyormuş.
ikizler paradoksunu duymuşsunuzdur. uzaya giden ikiz için zaman yavaş akıyormuş da bir dönüyormuş ikizi ölmüş 500 sene geçmiş halbuki uzaydaki ikiz için çok kısa süre geçmişti( tam olarak böyle değil süreleri abarttım anlayın diye). hızlanan cisim için yani ışık hızına yaklaşan cisimler için zaman yavaşlıyor. zaman bükülüyor. ee karadelik ne alaka o da aynı etkiyi yapıyor zamanı büküyor efenim (e) yani bir yerde kütle varsa tıpkı fotodaki gibi orada zamanı büküyor. ışığı bile! zamanı yavaşlatıyor. kısaca ne kadar büyük kütle = o kadar yavaş zaman. ne kadar hız = o kadar az kütle (bknz ışığın kütlesinin olmaması ve ışık için zamanın olmaması, ışık hızına yaklaşan cisimin kütlesinin olmaması.) bunu şuna benzetebiliriz. aramızda hızlı araç kullanan veya içinde bulunan olmuştur. yol nasıl incelir görüntüler silikleşir. ha bunu ışık hızına çıkartın. pufffff etrafınızda ( sadece sizin için) bir şey yok. hani demiştik ya ışık yani foton bilinçsizdir. tam olarak bu.
reklamlar: diğer bir başlığım fotoelektrik olay
özet geç **ç diyenler için ( bunuda en sona koymam peki?): mekan yani kütle zamanı büker. ışık zamansızdır. karmaşık ama olsun.
bu yazı kendini güncelleyecektir.
resimler:
a

b

c

d

e
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
yakılarak öldürülen 2 asker ve geçenlerde gara'da öldürülen 13 kişi...
ha bir de rusya'nın attığı bomba sonrasında hayatını kaybeden 36 askerimiz var. o sorunun çözülmesi için rusya'ya giden erdoğan'ın saatlerce bekletilmesi var... bir zamanlar sürekli patlayan bombalar var..
kısaca çok şey var da hangi birini söyleyelim ki..
ha bir de rusya'nın attığı bomba sonrasında hayatını kaybeden 36 askerimiz var. o sorunun çözülmesi için rusya'ya giden erdoğan'ın saatlerce bekletilmesi var... bir zamanlar sürekli patlayan bombalar var..
kısaca çok şey var da hangi birini söyleyelim ki..
devamını gör...
saddam hüseyin
ırakla ilgili hangi konu açılırsa açılsın ilk aklıma gelen şey askerlerimizin başına çuval geçirilmesi olayı oluyor.
resmen şahsımda bir travma halini almıştır.
saddam hüseyin bile bana bunu hatırlatmaktadır
resmen şahsımda bir travma halini almıştır.
saddam hüseyin bile bana bunu hatırlatmaktadır
devamını gör...
evdeki insanların dışarıdakilere benzememesi
allahın bir lütfudur. hiç bir kar tanesi birbirine benzemediği gibi hiç bir insan da birbirine benzemez.*
devamını gör...
mix dergi sayı 1
az önce indirip okumaya başladığım, bilgilerin taştığı, yazarımızın araştırmaları sonucu ortaya koyduğu emek.
efendim, 3 ay uzun bir ara değil mi ? şunu 1.5 ay yapalım.
mix dergi sayı 2 ukdemi, bir zahmet trevor philips doldurursun.
efendim, 3 ay uzun bir ara değil mi ? şunu 1.5 ay yapalım.
mix dergi sayı 2 ukdemi, bir zahmet trevor philips doldurursun.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
sabah sabah maskara oldum sözlükçüm, trollemeye giderken trollendim bu çocuklar benimle eyleniiyii* sevgili yazarlar!
kısa şortlu, sandaletli, kolları tam ısırmalık bir erkek çocuğu düşünün. inanılmaz sevimli sıpa. yanıma geldi ve "öğretmenim aklından bir sayı tut" dedi. öğretmensin, tutsana düzgünce sayı ama yok. aklıma şu karikatür geldi:

"ayy birden tutamam ki ben, heyecanlanırım." dedim.
"yok yok öğretmenim heyecanlanacak bir şey yok tut sen " dedi. çocuk tabi yaptığım şakayı anlamadı, beni sakinleştiriyor sayı tutmam için. "tamam" dedim tutayım, "tuttum" dedim.
gelen cevap "eheheeh şimdi de bırak öğretmenim" *
kesin abisinden, ablasından birinden öğrendi geldi bana uyguladı. işin kötüsü de hiç aklıma gelmedi trolleneceğim. çocuğum, evladım, kuzum * öğretmene yapılmaz böyle şeyler diyemiyorum çünkü arada ben de yapıyorum bunun gibi şeyleri çocuklara. kime çektiler bilmiyorum ki!?*
kısa şortlu, sandaletli, kolları tam ısırmalık bir erkek çocuğu düşünün. inanılmaz sevimli sıpa. yanıma geldi ve "öğretmenim aklından bir sayı tut" dedi. öğretmensin, tutsana düzgünce sayı ama yok. aklıma şu karikatür geldi:

"ayy birden tutamam ki ben, heyecanlanırım." dedim.
"yok yok öğretmenim heyecanlanacak bir şey yok tut sen " dedi. çocuk tabi yaptığım şakayı anlamadı, beni sakinleştiriyor sayı tutmam için. "tamam" dedim tutayım, "tuttum" dedim.
gelen cevap "eheheeh şimdi de bırak öğretmenim" *
kesin abisinden, ablasından birinden öğrendi geldi bana uyguladı. işin kötüsü de hiç aklıma gelmedi trolleneceğim. çocuğum, evladım, kuzum * öğretmene yapılmaz böyle şeyler diyemiyorum çünkü arada ben de yapıyorum bunun gibi şeyleri çocuklara. kime çektiler bilmiyorum ki!?*
devamını gör...
40 gün aç ve susuz kalmayı deneyen rus youtuber'ın ölmesi
bu mala kimse bir insanın en fazla 3 gün susuz kalabileceğini söylememiş mi?
devamını gör...
erdener abi
- erdener abi 8x4 diye bir parfüm varmış biliyo musun?
- 32.
- efendim abi?
- yok bişey.
karikatürünü akla getirmiş süper "cool" karakter.
- 32.
- efendim abi?
- yok bişey.
karikatürünü akla getirmiş süper "cool" karakter.
devamını gör...
sevgilinin ailesiyle tanışmak
19 yaşında bir kez yapmıştım, sonra bir daha yanaşmadım. ha sorsalar kimseyle tanışmadım hiç derim, unutmak istiyorum çünkü. yok gibi davranıyorum. hiç yaşanmamış gibi. hiç kimsenin anniciği ile tanışmamış gibi.
küçücük bir odanın içinde tüm çakallar toplanmıştı, hiç unutmam. annesi, teyzesi, onun yüzü eriyor gibi görünen acayip kızı, birkaç erkek ve acaba onlar kimdi ya diye düşündüren başka insanlar. 46 kilo zamanlarım, nasıl narin nasıl zarifim. safım bi de. bu aile yapısı hakkında bilgim yok. göçmen çocuğuyum. biz de aşık olursan aile falan uğraşmaz gider kendin evlenirsin. hatta bizim taraf benim mallık seviyemi bildiği için gitme dediler, onlar seni yerler, haberin olmaz. dedim siz karışamazsınız, istediğimi yaparım.
yemin ediyorum 19 yaşımı verseler bana saçını başını acimadan yolarım.
aldılar beni aralarına, nasıl güzel maşallah dediler, en sevdiğimiz gelinimiz diye üstüne basa basa söylediler. en sevdiğimiz gelinimiz. en güzel gelinimiz. en zayıf gelinimiz. en güzel gözlü gelinimiz. yüzümde böyle kocaman gülücükler iltifatları alıyorum. nasıl mesudum.
eve geldim, ne oldu dediler, dedim bana böyle böyle dediler. o zaman öğrendim bizim ailenin yetişkin çakallarından, odanın içinde olan diğer gelin adayından nefret ettikleri için bana o kadar güzel şeyler söylemişler. o söylenen şeylerin aslında benimle ya da onların bana karşı hissettikleri ile alakası yokmuş.
sonra o kıskanırdıkları gelin beni birkaç kez öldürmeye çalışınca anladım ben ailem haklı. o ruh hastası beni her gördüğü yerde uzun dakikalar laf sokup yerin dibine sokup sokup çıkarınca bu işlerin bana göre olmadığını iyice anladım. çünkü ben böyle sabahtan akşama entrika falan uğraşamam firdevs hanım gibi. bihter olsaydım dizinin ilk bölümünde kafama sıkardım.
buradan o aileye sevgi ve saygılarımı iletiyorum. beni her şeyden soğuttular. pislikler.
y a s ı k.
küçücük bir odanın içinde tüm çakallar toplanmıştı, hiç unutmam. annesi, teyzesi, onun yüzü eriyor gibi görünen acayip kızı, birkaç erkek ve acaba onlar kimdi ya diye düşündüren başka insanlar. 46 kilo zamanlarım, nasıl narin nasıl zarifim. safım bi de. bu aile yapısı hakkında bilgim yok. göçmen çocuğuyum. biz de aşık olursan aile falan uğraşmaz gider kendin evlenirsin. hatta bizim taraf benim mallık seviyemi bildiği için gitme dediler, onlar seni yerler, haberin olmaz. dedim siz karışamazsınız, istediğimi yaparım.
yemin ediyorum 19 yaşımı verseler bana saçını başını acimadan yolarım.
aldılar beni aralarına, nasıl güzel maşallah dediler, en sevdiğimiz gelinimiz diye üstüne basa basa söylediler. en sevdiğimiz gelinimiz. en güzel gelinimiz. en zayıf gelinimiz. en güzel gözlü gelinimiz. yüzümde böyle kocaman gülücükler iltifatları alıyorum. nasıl mesudum.
eve geldim, ne oldu dediler, dedim bana böyle böyle dediler. o zaman öğrendim bizim ailenin yetişkin çakallarından, odanın içinde olan diğer gelin adayından nefret ettikleri için bana o kadar güzel şeyler söylemişler. o söylenen şeylerin aslında benimle ya da onların bana karşı hissettikleri ile alakası yokmuş.
sonra o kıskanırdıkları gelin beni birkaç kez öldürmeye çalışınca anladım ben ailem haklı. o ruh hastası beni her gördüğü yerde uzun dakikalar laf sokup yerin dibine sokup sokup çıkarınca bu işlerin bana göre olmadığını iyice anladım. çünkü ben böyle sabahtan akşama entrika falan uğraşamam firdevs hanım gibi. bihter olsaydım dizinin ilk bölümünde kafama sıkardım.
buradan o aileye sevgi ve saygılarımı iletiyorum. beni her şeyden soğuttular. pislikler.
y a s ı k.
devamını gör...
bağlaç olan de’yi ayırmayan insan
değerli kafa sözlük yazarları,
bu konuyla ilgili sanırım daha önce de bir kaç kelam etmiştim.
evet, haklısınız, güzel türkçemizi güzel konuşmak ve yazmak, imla kurallarına riayet etmek çok önemli, hepimizin de asli görevi olmalı..
ancak gelin görün ki, zaman zaman hata, yanlış, eksik veya fazla birtakım durumlar olabiliyor.
ortada bir konu var, insan kendini kaptırıyor, hızlı hızlı yazacağım derken bir şeyler yanlış olabiliyor ,
bazen de şu telefonların otomatik kelime vs. düzenleme modları, yapılmak istenenin ( mesela tam burada istenenin yazarken, işte benim yazdı makina) dışında bazı düzenlemeler yapabiliyor.
tutun ki hata tamamen kişi kaynaklı, boşverin makinayı falan, bunları doğal görün artık, konu etmeyin..bu benim şahsi fikrim, katılır veya katılmazsınız,
ancak adam iki sayfa yazı yazmış,
' şurada virgül koymamışsın ' demek o adamla dalga geçmektir.
o kadar yazıda senin gördüğün sadece virgül mü ?
çok da iyi niyetli bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum ben.
ıfade edilen fikir ters geldiğinden, teşbihte hata olmaz, öküz altında buzağı aramak gibi geliyor bana bu durum.
yanılıyo olabilirim, ancak bazı durumlarda, eğer kelime veya cümlenin anlamını değiştirmiyorsa, biraz daha toleranslı davranilabilir gibi geliyor bana .
dün bir entry de vardı, çok hoşuma giden bir tanimlamaydi,
' tdk müfettişi gibi her şeye atlıyoruz ' diyordu sayın yazar , aynen öyle, biraz hoşgörü, biraz iyiniyet her seyi çözecektir emin olun ...
bu konuyla ilgili sanırım daha önce de bir kaç kelam etmiştim.
evet, haklısınız, güzel türkçemizi güzel konuşmak ve yazmak, imla kurallarına riayet etmek çok önemli, hepimizin de asli görevi olmalı..
ancak gelin görün ki, zaman zaman hata, yanlış, eksik veya fazla birtakım durumlar olabiliyor.
ortada bir konu var, insan kendini kaptırıyor, hızlı hızlı yazacağım derken bir şeyler yanlış olabiliyor ,
bazen de şu telefonların otomatik kelime vs. düzenleme modları, yapılmak istenenin ( mesela tam burada istenenin yazarken, işte benim yazdı makina) dışında bazı düzenlemeler yapabiliyor.
tutun ki hata tamamen kişi kaynaklı, boşverin makinayı falan, bunları doğal görün artık, konu etmeyin..bu benim şahsi fikrim, katılır veya katılmazsınız,
ancak adam iki sayfa yazı yazmış,
' şurada virgül koymamışsın ' demek o adamla dalga geçmektir.
o kadar yazıda senin gördüğün sadece virgül mü ?
çok da iyi niyetli bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum ben.
ıfade edilen fikir ters geldiğinden, teşbihte hata olmaz, öküz altında buzağı aramak gibi geliyor bana bu durum.
yanılıyo olabilirim, ancak bazı durumlarda, eğer kelime veya cümlenin anlamını değiştirmiyorsa, biraz daha toleranslı davranilabilir gibi geliyor bana .
dün bir entry de vardı, çok hoşuma giden bir tanimlamaydi,
' tdk müfettişi gibi her şeye atlıyoruz ' diyordu sayın yazar , aynen öyle, biraz hoşgörü, biraz iyiniyet her seyi çözecektir emin olun ...
devamını gör...