zürafa sokak
nice gençlerin er meydanına çıktığı istanbul’un karaköy semtinde bulunan bir sokak.
devamını gör...
tanrının size verdiği en önemli yetenek
hiçbir şey yapmayabiliyorum. kolay gibi görünüyor ama zor iştir yetenek ve sabır ister.
devamını gör...
sözlük z kuşağından ibaret olsaydı girilecek başlıklar
ancak z kuşağından olmayan birilerinin yazabileceği başlık isimlerini barındıran başlık. saçma ve sığ bir genelleme olmuş. gördüğüm kadarıyla sözlükte çok büyük oranda z kuşağı üyesi var zaten. böyle başlıklar görüyor musunuz sol frame'de? hayır. e o zaman?
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir televizyon programına başvurdum bundan epey bir zaman önce. salak saçma bir form doldurdum kanalın websitesinden, fotoğraf yükledim vs. neden böyle saçma bir şey yaptım bilmiyorum ama yaptım. her neyse itirafım bu değil.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
devamını gör...
karl marx
devamını gör...
nazım hikmet ran
toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
ve ayın altında kağnılar
yürüyordu akşehir üzerinden afyon`a doğru.
devamını gör...
kıskanç sevgili
eylemlerine hiç anlam veremediğim insan tipidir. arkadaşlarımla her buluşmaya çıktığımda, sanki hep beraber geneleve gidecekmişiz gibi davranıyorlar bildiğin. bunun erkek versiyonu ise sevgilisinin konuştuğu her erkeğe aslan kesilir. niye böyle davranıyorsunuz kardeşim? "madem güvenmeyecektin, ne diye sevgili oldun o zaman?" şeklinde kendilerine sordurturlar.
devamını gör...
evlenmelik eş arayan yazarlar veri tabanı
ekşi sözlüğü komple sol üstten copy paste yapıp rahatlayalım dediğim başlık.
devamını gör...
gürcistan
kumarhaneleri yüzünden bir çok karadenizli'nin ocağına incir ağacı diken kimlikle geçilebilen ülke.
devamını gör...
kadınların sahiplenilmek istenip mal olmadığını beyan etmesi
başlığın ilk tanımı gene yok ama neyse.
sahiplenmeyi ve mal yerine koymayı da çok yanlış anlamışsınız. sahiplenmek başka bir şeydir, benim, dersiniz ve sizin olan diğer her şey gibi ona çok iyi bakarsınız ancak bunun mal yerine koyma sınırı vardır. eğer o sınırı aşarsanız kusura bakmayın, her kadın kendini aşağılanmış gibi hisseder. en sevdiğiniz kitabın yerine koymak başkadır, istediğinizde oynadığınız tabir-i caizse evcil hayvanınız yerine koymanız farklıdır.
peki, bu sınırı nereden bileceğiz? hemen söyleyeyim efendim; eğer "benim sevgilim değil mi istediğimi yaparım, benim karım değil mi ister severim ister döverim, benim şuyum değil mi" vs. gibisinden cümleler kuruyorsanız geçmiş olsun.
sahiplenmeyi ve mal yerine koymayı da çok yanlış anlamışsınız. sahiplenmek başka bir şeydir, benim, dersiniz ve sizin olan diğer her şey gibi ona çok iyi bakarsınız ancak bunun mal yerine koyma sınırı vardır. eğer o sınırı aşarsanız kusura bakmayın, her kadın kendini aşağılanmış gibi hisseder. en sevdiğiniz kitabın yerine koymak başkadır, istediğinizde oynadığınız tabir-i caizse evcil hayvanınız yerine koymanız farklıdır.
peki, bu sınırı nereden bileceğiz? hemen söyleyeyim efendim; eğer "benim sevgilim değil mi istediğimi yaparım, benim karım değil mi ister severim ister döverim, benim şuyum değil mi" vs. gibisinden cümleler kuruyorsanız geçmiş olsun.
devamını gör...
efsanevi yeşilçam replikleri
nayir nolamaz!!
devamını gör...
diyelim o bunu okuyordaki o olmak
olum klişe başlığın klişesini açmak nedir alüminyum!
devamını gör...
strongyloides stercoralis
sultekin01 adlı yazarımızın ukdesidir.
aids'li hastalarda sık görülen doku nematodur.
partogenetik evrimle yani dişi etkenin erkek cinse ihtiyaç duymadan üremeye dayanan kalıtımı mevcut tek nematotdur.
insanlara deriden filariform larva ile bulaşan bu nematod insanda hem son konak hem de ara konak olabiliyor.
hiperenfeksiyon yapmasıyla bilinen bu nematodun tanısı rabditiform larva görülmesiyle konulur.
tedavisinde albendazol,mebendazol etkilidir.
aids'li hastalarda sık görülen doku nematodur.
partogenetik evrimle yani dişi etkenin erkek cinse ihtiyaç duymadan üremeye dayanan kalıtımı mevcut tek nematotdur.
insanlara deriden filariform larva ile bulaşan bu nematod insanda hem son konak hem de ara konak olabiliyor.
hiperenfeksiyon yapmasıyla bilinen bu nematodun tanısı rabditiform larva görülmesiyle konulur.
tedavisinde albendazol,mebendazol etkilidir.
devamını gör...
unutmak
kimi zaman bir lütuf.
kimi zaman bir lanet.
kimi zaman bir lanet.
devamını gör...
gazi koşusu
dün, 95. 'si düzenlenen türk yarışçılık tarihinin en prestijli, büyük koşusu.
jokey ahmet çelik bu sene de kazanmış.
üst üste 7. birincilik oldu böylece. (toplamda da 7 birinciliği var)
ahmet çelik, oldukça mutlu ve gururluyum, 7 kez üstü üste kazanmayı bırak 7 sene aralıksız bu yarışa katılabilmek bile büyük başarıdır diyor. bu başarının tekrarlanabileceğini de düşünmüyorum diyor. katılıyorum valla, helal olsun.
yarış özet bilgiler:
pist: 2400 metre, çim
atlar: 3 yaş safkan ingiliz.
95. koşunun kazananları:
at: burgas
jokey: ahmet çelik
at sahibi: sanem karaman
koşu ile ilgili bazı genel istatistikler:
rekor koşu süresi: 1996 yılında, 2.26.22 ile meşhur bold pilot ve jokey halis karataş'a ait.
en çok kazan jokey: mümin çılgın, 9 kez. jokeylik çok uzun yıllar yapılabiliyor. örneğin mümin çılgın bu 9 şampiyonluğu 32 yıl içinde kazanmış. ilki 1960 yılında helene de troia ile sonuncusu ise 1991 yılında abbas ile.
en çok kazanan eküri: eliyeşil ekürisi, 13 kez.
en çok kazanan at diye bir şey yok çünkü atlar sadece 1 kez yarışabiliyor. (3 yaşında)
95. gazi koşusu burgas ve ahmet çelik
70. gazi koşusu bold pilot ve halis karataş
sağrısında 1 numaralı bold pilot ı görüyorum. son 600'e girilirken.
en iç kulvarda nedim koşunun liderliğini yapmaya çalışıyor ama şimdi en dış kulvardan bold pilot geliyor ve koşunun liderliğini alıyor son 200'e girerken 3 boy da fark yapıyor.
son 100 geçilyor 5 boyluk farkı koruyor ve 1 numaralı bold pilot 70. gazi koşusunu kazanıyor.
şampiyon: bold pilot belgeseli (140journos)
jokey ahmet çelik bu sene de kazanmış.
üst üste 7. birincilik oldu böylece. (toplamda da 7 birinciliği var)
ahmet çelik, oldukça mutlu ve gururluyum, 7 kez üstü üste kazanmayı bırak 7 sene aralıksız bu yarışa katılabilmek bile büyük başarıdır diyor. bu başarının tekrarlanabileceğini de düşünmüyorum diyor. katılıyorum valla, helal olsun.
yarış özet bilgiler:
pist: 2400 metre, çim
atlar: 3 yaş safkan ingiliz.
95. koşunun kazananları:
at: burgas
jokey: ahmet çelik
at sahibi: sanem karaman
koşu ile ilgili bazı genel istatistikler:
rekor koşu süresi: 1996 yılında, 2.26.22 ile meşhur bold pilot ve jokey halis karataş'a ait.
en çok kazan jokey: mümin çılgın, 9 kez. jokeylik çok uzun yıllar yapılabiliyor. örneğin mümin çılgın bu 9 şampiyonluğu 32 yıl içinde kazanmış. ilki 1960 yılında helene de troia ile sonuncusu ise 1991 yılında abbas ile.
en çok kazanan eküri: eliyeşil ekürisi, 13 kez.
en çok kazanan at diye bir şey yok çünkü atlar sadece 1 kez yarışabiliyor. (3 yaşında)
95. gazi koşusu burgas ve ahmet çelik
70. gazi koşusu bold pilot ve halis karataş
sağrısında 1 numaralı bold pilot ı görüyorum. son 600'e girilirken.
en iç kulvarda nedim koşunun liderliğini yapmaya çalışıyor ama şimdi en dış kulvardan bold pilot geliyor ve koşunun liderliğini alıyor son 200'e girerken 3 boy da fark yapıyor.
son 100 geçilyor 5 boyluk farkı koruyor ve 1 numaralı bold pilot 70. gazi koşusunu kazanıyor.
şampiyon: bold pilot belgeseli (140journos)
devamını gör...
gece 03.07 sularında bütün entrylerimi beğenen yazar
ben de isterim.
devamını gör...
düdüklü tencere fobisi
nisan ayında kendi düdüklümü patlattığım halde yenisini alıp hala kullandığım için sahip olmadığımı varsaydığım korku.
düdüklü tencerenin içerisindeki basınç maksimum 0,6 bar iken, kendi ellerimle 8 bar basınçta buhar geçen boru hattındaki vanayı kapatmışlığım var. 10 bar basınçta saatte 5000 kg buhar üreten buhar kazanının yanında durabiliyorken, 0.5 bar basınçta 7 kiloluk düdüklü tencereden korkamam. saçma olur.
tabi hiç buhar kazanı kapağının uçtuğuna şahit olmadım o yüzden düdüklüye biraz daha temkinli yaklaşıyorum *
edit: düdüklü tencere üreticisi bir firmadan aldığım bilgiye göre, düdüklü tencereler bomba yapımı için de kullanıldığından, artık patlamaması için tüm güvenlik önlemlerinin alınmasını gerektiren yönetmelikler varmış. ama patlayan yine patlıyor tabi.
düdüklü tencerenin içerisindeki basınç maksimum 0,6 bar iken, kendi ellerimle 8 bar basınçta buhar geçen boru hattındaki vanayı kapatmışlığım var. 10 bar basınçta saatte 5000 kg buhar üreten buhar kazanının yanında durabiliyorken, 0.5 bar basınçta 7 kiloluk düdüklü tencereden korkamam. saçma olur.
tabi hiç buhar kazanı kapağının uçtuğuna şahit olmadım o yüzden düdüklüye biraz daha temkinli yaklaşıyorum *
edit: düdüklü tencere üreticisi bir firmadan aldığım bilgiye göre, düdüklü tencereler bomba yapımı için de kullanıldığından, artık patlamaması için tüm güvenlik önlemlerinin alınmasını gerektiren yönetmelikler varmış. ama patlayan yine patlıyor tabi.
devamını gör...
psikanalitik gelişim kuramı
sigmund freud'un psikoanalitik gelişim kuramına göre, kişinin geçmiş yani çocukluk zamanındaki ailesiyle yaşadıkları çok önemlidir. freud, ilk 6 yılın, kişiliğin gelişiminde önemli bir yeri olduğunu vurgulamıştır.
freud'un kuramına göre psikoseksüel gelişim 5 aşamadır:
-oral stage (oral dönem) : bebeklik (0-1.5 yaş) dönemini kapsar. bu dönemde haz kaynağı ağızdadır ve emme ile gerçekleşir. bebeğin sütten çok erken ya da geç ayrılması, oral dönemde saplantıya neden olabilir. bu saplantı da yetişkinlikte sigara içme, aşırı yemek yeme, aşırı sakız çiğneme gibi davranışlara neden olabilir.
-anal stage (anal dönem) : 1/2 ila 3 yaşlarını kapsar. bu dönem, anüse odaklanmaktadır. çocuğun tuvalet eğitimi çok önemlidir. çok baskıcı ya da çok ilgili ebeveynler, çocuklarının yetişkinlik dönemlerinde cimri, inatçı, çekingen, vurdumduymaz gibi davranışlar sergilemesine neden olabilir.
-phallic stage (fallik dönem) : 3 ila 6 yaş arasını kapsar. bu dönemde çocuklar cinsel organlarına odaklanıp cinsel farklılıkları fark eder. çocuğun keşfi önemlidir. ebeveynlerine bu konuda sorular sorarlar. azarlayıp baskıcı olmak çocukta suçluluk duygusu uyandırır ve cinselliğe karşı olumsuz tutumun en büyük nedenlerindendir.
-latency stage (latent- gizli dönem) : önceki dönemlerde cinsel dürtünün ağızda, anüste ve cinsel organlarda olduğunu söylemiştik. bu dönemde cinsel dürtü gizlidir. 6 yaş ile ergenlik çağını kapsar. çocuklar bu dönemde oyun oynamaya, sosyal becerilerini geliştirmeye ve derslerinde başarılı olmaya odaklanmıştır. bu yaş grubunun öğretmeninin gözüne girmeye çalışma gibi davranışları vardır. ayrıca, bu dönemde çocuklar aynı cinsiyetten arkadaşlarla oynama eğilimindedir.
-genital stage (genital dönem) : ergenlik ile yetişkinliği kapsar ve son dönemdir. bu dönemde aile dışındaki kişiye karşı cinsel haz duyulur fakat üreme amaçlı değildir. ilk dört dönemi sağlıklı geçiren bireyler, genital dönemi de sağlıklı bir şekilde geçirir.
freud'un kuramına göre psikoseksüel gelişim 5 aşamadır:
-oral stage (oral dönem) : bebeklik (0-1.5 yaş) dönemini kapsar. bu dönemde haz kaynağı ağızdadır ve emme ile gerçekleşir. bebeğin sütten çok erken ya da geç ayrılması, oral dönemde saplantıya neden olabilir. bu saplantı da yetişkinlikte sigara içme, aşırı yemek yeme, aşırı sakız çiğneme gibi davranışlara neden olabilir.
-anal stage (anal dönem) : 1/2 ila 3 yaşlarını kapsar. bu dönem, anüse odaklanmaktadır. çocuğun tuvalet eğitimi çok önemlidir. çok baskıcı ya da çok ilgili ebeveynler, çocuklarının yetişkinlik dönemlerinde cimri, inatçı, çekingen, vurdumduymaz gibi davranışlar sergilemesine neden olabilir.
-phallic stage (fallik dönem) : 3 ila 6 yaş arasını kapsar. bu dönemde çocuklar cinsel organlarına odaklanıp cinsel farklılıkları fark eder. çocuğun keşfi önemlidir. ebeveynlerine bu konuda sorular sorarlar. azarlayıp baskıcı olmak çocukta suçluluk duygusu uyandırır ve cinselliğe karşı olumsuz tutumun en büyük nedenlerindendir.
-latency stage (latent- gizli dönem) : önceki dönemlerde cinsel dürtünün ağızda, anüste ve cinsel organlarda olduğunu söylemiştik. bu dönemde cinsel dürtü gizlidir. 6 yaş ile ergenlik çağını kapsar. çocuklar bu dönemde oyun oynamaya, sosyal becerilerini geliştirmeye ve derslerinde başarılı olmaya odaklanmıştır. bu yaş grubunun öğretmeninin gözüne girmeye çalışma gibi davranışları vardır. ayrıca, bu dönemde çocuklar aynı cinsiyetten arkadaşlarla oynama eğilimindedir.
-genital stage (genital dönem) : ergenlik ile yetişkinliği kapsar ve son dönemdir. bu dönemde aile dışındaki kişiye karşı cinsel haz duyulur fakat üreme amaçlı değildir. ilk dört dönemi sağlıklı geçiren bireyler, genital dönemi de sağlıklı bir şekilde geçirir.
devamını gör...
fermat prensibi
optik alanında kullanılan ve pierre de fermat tarafından tanımlanmış olan, herhangi 2 nokta arasında ilerleyen bir ışık ışınının, en az zaman gerektiren yolu takip edeceğini söyleyen ilke.
devamını gör...

