çocukluk arkadaşlarımdan biriyle ufak tefek yaramazlıklar yapmayı seviyorduk. en sevdiklerimiz arasında da küçük su balonlarını doldurup camlara ve duvarlara fırlatmak vardı. en çok kaçıncı kata kadar fırlatabileceğimizi görmek için kendi kendimizi test ediyorduk. yine bir gün bu küçük meydan okumamızı sevmediğimiz bir komşumuzun penceresi üzerinde denerken, arkadaşımın attığı son balon açık olan camdan içeriye uçuverdi. bir şeyleri kırıp döktü mü, yoksa direkt yere çarpıp ortalığı su içinde mi bıraktı bilmiyoruz. ilk kez başımıza geldiği için panikle kaçışmıştık.
devamını gör...

gençlerin en çok tercih ettiği sitelerden biridir. ayrıca melek gibi yönetime sahiptir. bir çocuk porno izlerken yakalanmamak için bilgisayarını kırdığı için bilgisayar hediye etmiştir. öyle bir rivayet duymuştum. ayrıca karantina döneminde premium modunu herkese açarak büyük saygı kazanmıştır.
devamını gör...

erkek olanlarının çiftleşme esnasında tamamen mavi olduğu malurus splendens diye bilinen bir kuş türüdür. erkeğin mavi üreme dönemi tüyleri gerdek tüyleri olarak anılır.

the splendid fairy wren erkekleri pembe ya da mor taç yapraklarını kopararak kur gösterisi sırasında dişiye sunar. oldukça coşkulu olan şakımaları ile dişiyi baştan çıkartırlar. yavruları büyütürken de dişiye yardım ederler. çiftleşme dışındaki zamanlarda erkekler ile dişilerin rengi benzerdir. şahane çit kuşlarının başları açık kahverengiden altlara doğru beyazlaşırken, kuyruk ve kanat kısımlarında mavi renk hakimdir. avustralya’nın orta batı new south wales eyaletinden güneybatı queensland’a kadar batı avustralya’nın kıyılarında bulunurlar.
devamını gör...

yazıp yazıp rahatlıyorum oh çok iyi oluyor.
felç kalıp mumya gibi olsamda gözlerime bişi takıp bakışlarımla yazabilsem yine mutlu olurum.
tw gibi karakter sınırlaması da yok.
orda kırpmaktan bi hal oluyordum. burada yaz manas destasını ne sınırlama var ne bir şey.

ınstagrama gelirsek şöyle bir düşününce saçmalığın daniskası. kendimizi çekip yüklüyoruz ve aa serap bu aa ali bu hiç insan görmemiştim zaten diye kalpliyoruz.
fotoğraflarına aldığı likelardan orgazm olan çok kişi var.
hikayelerinden new post diye bir stickerla zaten görmekten aşina olduğumuz çişli sıfatlarını kapatıp postu açıp kalplememiz için adeta yalvarıyorlar.

bir kalp gelecekse şayet seçemediğim değil seçtiğim özelliklerim üzerinden gelsin pls **
devamını gör...

ya ayet arasak google'a yazarız arkadaş dediğim başlık. herkesin dini kendine ve özgür bir seçim! bu çeşitliliğin olduğu bu ortamda, sözlükte ayet aratanın olacağını sanmıyorum. gidin bin tane site var orada oynayın.
devamını gör...

türkçe rapin gizli tanrısıdır. gazapizm ve contra köşeden usulca gülümseyip sago iç çekerken söylüyorum ki; sansar salvo ex, defkhan down, sokrat st kraldır.
devamını gör...

yeşilçam ve hollywood filmlerinde sıklıkça gördüğümüz senaryo klişesi.
kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise kahramana zarar vermesi o kadar az olur. lakin ortada tek bir düşman varsa en zorlu savaş bununla geçer.
devamını gör...

muhteşem bir sıla şarkısı.

devamını gör...

şaire sormuşlar
"bu hayattaki en büyük yokluk nedir?" diye
şair acı bir tebessümle cevaplamış:
"varlığına alıştığın bir insanın yokluğudur"
devamını gör...

niye utansın arkadaşım, o arkadaşın en azından bir hayali var ama üzgünüm başlık sahibi elinizde avucunuzda hayalini kurabileceğiniz bir şeyiniz kalmamış olmalı ki insanların hayallerinin utançlığını sorguluyorsunuz, insanların hayallerine de burnunuzu sokmayın.
devamını gör...

haliç'in batı yakasında, balat ile ayakapı arasında yer alan, yığma binaları, dar sokakları ve rum asıllı sakinleriyle tarihi bizans zamanına kadar uzanan, istanbul'un en eski semtlerinden biridir.
sırtlarına çıkıp, etrafa bakınca insan daracık sokaklar, çoğu yıkılacak aşamaya gelmiş 3 - 4 katlı cumbalı, yaşlı ve yorgun kagir evler görüyor. bu evlerde yaşayanlar evlerin kırık, dökük, çatlağını renkli badanalar ile kapatmaya çalışıyor. karşılıklı gerilmiş iplerdeki çamaşırlar haliç dolaylarından esen rüzgarla dalgalanıyor.
rum patrikhanesi ve ortodoks kilisesi'nin de bulunduğu semtte en önemli yapılardan biri olarak da halk arasında kırmızı okul diye de bilinen ve semtin kendine has atmosferini bütünleyen fener rum erkek lisesi de bulunmaktadır. osmanlı zamanında yoğun bir şekilde rum vatandaşlar yaşamış. cumhuriyet döneminde de bu özelliğini sürdüren tarihi semt, bahtsız bir biçimde 6-7 eylül 1955 olaylarından sonra rumların büyük gruplar halinde ülkeden gitmeleri ve kırsal kesimlerden göç eden türk vatandaşlarının bu semtin yeni sakinleri olması sonucu yavaş yavaş kimliksel değişim yaşamıştır.
devamını gör...

eğitimin geldiği nokta.
işin içinde yer alan biri olarak cidden bazen umudumun kalmadığını, boşa çabaladığımızı düşünüyorum.
devamını gör...

arjantinli yazar ve şair julio cortázar'ın salvo el crepúsculo isimli şiir koleksiyonun bir parçası olan şaheser. bildiğim kadarıyla şairin bu kitaptaki dilimize kazandırılmış olan tek şiiri ne yazık ki. le ceremonia gibi insanın ruhunu tamamen yakıp kavuran bir şiir yerine soluk bir alevi andıran bu ayrılık şiirini çevirmeyi tercih eden çevirmeni kınamakla beraber yine de çok güzel bir şiirdir bu. kitabın bende bulunan baskısında 23. sayfada yer alıyor. şiirin teması tamamen şairin aşk ve gitmek hakkındaki görüşleri ile tutarlı bundan ötürü şiir cortázar'ın bakış açısının oldukça iyi bir yansıması. bana gelince, şiir beni tutup 1950'lerin sonuna çekiştiriyor. montparnasse'da yağmur bastırmış ama ben ıslanma telaşesinden sıyrılmış ellerim ceplerimde yürüyorum yol boyu. şiirin sonunda geçen kahveden, o hak edilmiş ayrılığa şahit olan yerden çıkıp sokağa karışmışım yalnızca. hüsran yok ama rahatlatmamış beni, zaman hiç durmamış; cebimde yalnızca iki üç metelik, adımlarım koşarak geçip giden insanlara çarpmamak için bile duraksamıyor ama nereye yürüdüğümü de bilmiyorum. bu şiirin beni çekip götürdüğü yer şairin de şiirini yazdığı eski montparnasse ve yitip gitmenin karşı konulamaz bir hafifliğe dönüştüğü bir yer.


evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur
bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı
aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz
güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde
yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine
karşı savunur gelip çatan son saatimizin kırılganlığı
aslında aydınlıkta, sessizlik içinde geçirilmesi gerekmektedir


a la sospecha de imperfección universal contribuye este recuerdo que me legas, una cara entre
espejos y platillos sucios.
a la certidumbre de que el sol está envenenado,
de que en cada grano de trigo se agita el arma de la ruina, aboga la torpeza de nuestra última hora
que debió transcurrir en claro, en un silencio


söylenecek ne kaldıysa kaçınmadan söyleneceği yerde
ama hiç de böyle olmadı ve ayrıldık
tam da hak ettiğimiz gibi
kasvetli leş gibi bir kahve köşesinde
yanımız yöremiz kurtçuklarla sigara izmaritleriyle çevrilmiş
acınası öpücüklerimizi çöken geceye katarak


donde lo que quedaba por decir se dijera sin menguas. pero no fue así, y nos separamos
verdaderamente como lo merecíamos, en un café mugriento, rodeados de larvas y colillas,
mezclando pobres besos con la resaca de la noche.




devamını gör...

belki de kiz erkek farketmeksizin bir çoğumuzun başına gelen o an çocukluk aklıyla adlandıramadıgımız bir şey iken şimdi ise büyüyüp aklımızın ermesiyle insan zihnine üşüşen anılar.

küçücüksün,masumsun, her şeyden önce saf ve temizsin. parkta oyun oynarsın gözüyle taciz eder, geçerken eliyle taciz eder. laf atar diliyle taciz eder. pis zihniyetli çünkü. kız,erkek çocuk/kadin demeden yapar bunu.

küçükken hatırlıyorum. o zamanlar bir apartman dairesinde oturuyorduk. mahalle de bir kiz arkadaşım vardı. onların da gecekondusu bizim evin hemen karşısındaydı. tahmini 7 yaşlarında falanım. bu kiz arkadaşımın da görme engelli bir babası vardı. her onlara oyun oynamaya gittiğimde babası beni öpmek isterdi. oldu bitti kendi ailemde dahil kimseye kendimi öptürmeyi sevmezdim.

ilk başta ayıp olmasın dedim ve yanaklarımdan öpmesine izin verdim. gel zaman git zaman her onlara gidişimde yanaklarımdan sürekli öpmek istiyordu, diyorum ya 7 yaşındayım, izin vermedim önce. sonra kolumdan tuttu ve dudağımdan öpmeye çalıştı. görme engelli olduğu için yine çocuk aklı yanlışlıkla oldu herhalde diye düşünüp o öpmeden hemen geri çekildim ve koşarak ordan uzaklaştım. bir daha da ne o kızla oyun oynadım ne de onlara gittim. aileme de bir şey anlatmadım.dışarı bile çıkmak istemedim.

şimdi olsa güpegündüz taciz dersin. büyüdün artık bir şeylerin farkındasın. çocukluk aklın da yok." ya geri cekilmeseydin? ya öpseydi seni?, ya daha ileri gitseydi?, daha önce neden yanaklarindan öpmesine izin verdin ki ? seni hangi curetle öpüyor,öpmeye çalışıyor? " diye kendime çok sordum durdum yıllarca . simdi olsa bunları yapmaya çalışsa dünyayı yerinden oynatmıştım. görme engelli oluşuymuş, erkek oluşuymuş, yanlış anlaşılma vs değil. taciz tacizdir. kime, neye, nasıl yapıyorsa, bunun adı tacizdir. "taciz".bu kadar net.
devamını gör...

eşim dünyanın en güzel kadını olmayabilir. ben dünyanın en yakışıklı adamı olmayabilirim.ama ikimiz yan yana olunca dünyanın en güzel, en yakışıklı iki insanı oluveriyoruz.

bilmem anlatabiliyor muyum?

edit: bu arada çirkin değilmişim. eyvallah.
devamını gör...

iyk... saf aktroll. hiç sevmem.
(bkz: aktroll)
devamını gör...

ev işi yapamama bireysel bir yetersizliktir. işi yapmak, yaptırmak, yapılmasını organize etmek yerleşik düzene geçmiş insan için temel seviye bir ihtiyaçtır. cinsiyet fark etmeksizin bir ev içinin düzenini öğrenmek ve tesis etmek temel yaşam biçmidir. evli olun ya da olmayın bu durum fark gözetmez. kişi birey olarak temel yaşamsal ihtiyaçlarını temin etmekten sorumludur. yaşadığı evin nasıl düzenlendiğini bilmeyen insanın başka konularda yetkin olabileceğine inanmak artık mümkün değil. ev işi için ücretle hizmet bile alsanız, iş hakkında bir fikriniz yoksa dolandırılırsınız.
devamını gör...

islam'da kadına şiddet harammış, diyanetin yaptığı açıklamalar aklımda hâlâ. istanbul sözleşmesi de getirmemiş saygıyı, uygulanmadığı için getirmemiş olabilir mi? *
devamını gör...

bu akşam 21.00'de yayın yapacaktı. hayat, biz plan yaparken gülümsüyor.
yalan haber olmasını umarak okudum. çok üzüldüm. uzun zaman sonra burnumun direğini sızlatan bir ölüm haberi..
alandaki kıymetli bir uzman, çok saygıdeğer bir insandı.
buradan
eklemeden edemeyeceğim, şu kadarcık entry ile özetlenemez sayın hocam,
onun kadar halkın dilinden, günlük yaşamdan anlatan, örnekleri toplumun içinden veren böylesine zarif, ince, güler yüzlü, sevimli, samimi, naif, kırmadan üzmeden konuşan birini daha tanımıyorum.
kendisinden ders yapabilme, tanışabilme şerefine de nail olmak ne onur vericiydi..
mekanın cennet olsun sayın hocam.
devamını gör...

trollük yapmadıkları için. gereksiz başlıkların altında görülmedikleri için. ha bişey daha var: cinsel açlığın afrikası olan bir ülkemiz olduğu gerçeği.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim