çok çılgın bir cevap vericem şimdi bakın… hazır mısınız…

merhaba?
devamını gör...

faşist olmadığını defaatle dile getiren ve hala kendisine faşist diyenleri başlığı altında gördüğümüz kimsedir.
ırkçılık kelimesinden faşizm manası çıkaranlara göre ise türk katili stalin'e 'beni siz yarattınız' diyen nazım hikmet ise sevgi kelebeğidir! ırkçılık kendi ırkını sevmek ve onun mutluluğu için yaşamaktır. 'siyasi ictimai mezhebim türkçülüktür' diyen insana faşist demek ise tam olarak türk düşmanı olan cahil kimselerin işidir.
konu fazla dağılmadan tanım kısmına gelirsek;
türk milletinin yetiştirdiği değerli bir tarihçi, şair, yazar, ideolog, fikir ve dava adamıdır. hayatında hiç eğilmemiştir. çünkü kendisinin de dediği gibi:

"şerefliler taviz vermez, şerefin tavizi yoktur."
devamını gör...

yalnız değilmişim. çok dolum çok. abi aile evinin bug'ıdır. yasaklar onun için geçerli değil, özgürlük onun için var olmuş bir kavram. her şeyden herkesten muaf. konu bize gelince "ne alakası var?". o yüzden bu başlıkta yazan arkadaşları o kadar iyi anlıyorum ki... abiden nasıl nefret ediliyor diye şaşırmayın. bir söz vardır düşmanın yoksa kardeşin de mi yok diye oradan hesap edin işte.
tek söyleyebileceğim günü gelecek ve bizi bıraktıkları yerde göremeyecekler. işte o gün
çoğu şeyi yıkıp yeniden inşa edeceğiz, abisiz, nefretsiz...

edit: sadece ailenin sebep olduğu bir durum değil bu arkadaşlar, bizzat kendisi ikiyüzlü davrandığı için bu çelişki insanı delirtiyor. nefret evet çok güçlü bir his ama hak edene karşı duyulur. eskiden idolüm olan bir insandan ben de soğumak istemezdim ama işte yaşanan şeyler kimi eskisi gibi bırakıyor ki??
devamını gör...

her salı cumaya giderim. günahımı almayın.
devamını gör...

varsa şayet öyle bir hakkım tüm güzel dileklerimi kendisi için kullanacağım bir gün bugün.
o'nun öyle güzel bir kalbi vardır ki bahçenizde çiçekler açtırır, solmasına hiç izin vermeyeceği çiçekler... ve hayata deniz'in gözleriyle bakar mavi mavi. o bakışlar gibi sonsuz olsun ömründeki güzellikler sevgili kamplumbağa'm.
sevdiklerinle birlikte nice sağlıklı ve huzurlu yılların olsun.

devamını gör...

ahlakımız elden gitmesin diye atılan büyük adım. binlerce kez teşekkür etsek azdır. daha mütassıp güzide bir sanatçımızla katılıp güzel ahlakımızla örnek olmamız iyi olurdu. tüm dünyaya emsal olabiliriz bence bu fikrimi değerlendirmeleri gerekiyor. böyle yasaklama, engelleme ve sınırlandırmaların artmasını bekliyoruz. şuan mevcut kanallarda ahlakımızı elden götüren bir çok program var hepsi kalkmalı. kocalarımızın, oğullarımızın aklını karıştırıyorlar. bize yakışmıyor.
tamam vurmayın tamam içimdeki cahili keşfetmeye çalışıyorum sadece, biraz daha uğraşsam benden sağlam yandaş olur.
devamını gör...

say bakalım yılları, hesaba vur.
hangi anı, anında yaşadın?
diyebilir misin ki tek doğru budur,
bir düşün kaç kere ev bark döşedin?


devamını gör...

şahı jesse pinkman'dır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bebişlerde zaman algısı henüz oturmadığı için* sizin gerçekten de kaybolduğunuzu düşünür. primat ya.
devamını gör...

bir başlığa girip entryler arasında aşağı doğru gidince başlık kayboluyor. ve ben eğer dalgınsam bunun hangi başlık olduğunu unutabiliyorum. yazılımcı arkadaşlardan ricam başlığın üst tarafta sabitlenmesidir. şimdiden teşekkürler...
devamını gör...

endonezya' nın batısında bir bölge ve bu bölgede yaşayan ve tüm dünyanın kendilerini ölü ritüelleri sayesinde tanıdığı halk.

şöyle ki, toraja halkı inançları gereği ölmüş olan kişiyi hemen gömmüyor. ölüyü mumyalıyor, ona hasta muamelesi yapıyor, hatta yedirmeye içirmeye çalışıyor. ölüyü gömmeyi bekletmelerinin(ki bu aylar sürebiliyor) nedeni ise cenaze töreni sırasında fazla sayıda manda kurban edebilmek. çünkü ne kadar çok manda kurban edilirse o kadar varlıklı olunduğuna ve ölünün ruhunun göğe daha çabuk ulaştığına inanıyorlar.

ama toraja halkının ölü ritüelleri bu kadarla da bitmiyor. her sene ma'nene festivali adını verdikleri belirli günlerde, mumyalanmış cesedi mezarından çıkarıp, yeni ve temiz kıyafetler giydirip, varsa saçlarını tarayıp, inançları çerçevesinde gezdirip, tören düzenleyip tekrar mezarına yerleştiriyorlar. bu ritüelin amacı ise ölüye onları unutmadıklarını göstermek ve yeni nesille onları tanıştırmak.

cenaze töreni dışında hiçbir özel günleri de yok. düğünmüş, bayrammış, evlilikmiş. insan hayret ediyor ama neredeyde sadece ölmek ve iyi bir cenaze töreni için yaşıyorlar.

gezimanya.com/GeziNotlari/t...

toraja cenaze töreni


resimag.com/p1/e1ee2889f34d.jpeg

resimag.com/p1/88ae40e08c6c.jpeg
devamını gör...

asgari ücrete tabii sigortasız bir şekilde günde 12 saat çalışan ben için çok da umrumda olmayan sorunsaldır.
devamını gör...

kafa storedan 1 karma puana rozet almaktır.
devamını gör...

sevgili orsalesta, aslında başka cevap yazmayı düşünmüyordum zira diyeceğimi dedim ama sen şimdi "ama biliyorum ki cevap vereceksin buradan" yazınca bir bakıma mecbur hissettim.

ilk dediğin kısımda katılıyorum sana. herkes her konuyu bilmek ya da ondan hoşlanmak zorunda değil. gayet normal bu. düz bakmak bazen işleri kolaylaştırıyor. derinlemesine bakmayı bilmemekten ziyade, öyle bakmamayı tercih etmek diyelim buna.

ben nick altından herkese cevap yazmıyorum. beğenimi yapar geçerim çoğunlukla ama birine/birilerine buradan cevap vermeyi garip/yanlış/gereksiz/vesaire bulmuyorum. zaten bunu yapan tek kişi ben değilim burada. hemen hemen herkes nick altına yazılanlara nick altından cevap yazıyor. ha sen bireysel olarak bundan hoşlanmıyor ya da bunu gereksiz buluyorsun, o ayrı konu. bu konuda farklı düşünüyoruz sadece.

böyle şeyleri takma konusuna gelirsek... birisi sana soru sorsa cevap verirsin yahut birisi sana sataşsa, küfretse ya da ne bileyim, sana herhangi bir şey anlatsa sen de ona bir karşılık verirsin duruma uygun şekilde. bu onu kafana takıp saplantı yaptığın anlamına gelmez. ben de yazıp geçiyorum herkes gibi. taktığım için değil, bana bir şeyler yazan insanları görmezden gelmeyi sevmediğim için. takmak dediğin apayrı bir boyut ve psikolojik bir rahatsızlık. bende bulunmuyor çok şükür. canımı sıkan durumlar tabii ki oluyor ama bunu uzattığımı, gidip canımı sıkan yazara nick altından sataştığımı ya da orada burada laf çarptığımı kolay kolay göremezsiniz. zira çok uzun süre umursamıyorum. sekmeyi kapatınca konu da kapanıyor benim için.

ve son olarak; özel mesajları kapatma sebebim tamamen keyfimin öyle istemesi. sohbet etmektense yazmayı ve hatta yazdığımdan çok okumayı tercih ediyorum çünkü bu ara.

bu arada, bir başlık açmıştım geçenlerde, seninle daha önce konuştuğumuz bir fizik konusu hakkında. umarım denk gelir ve okursun. seveceğini tahmin ediyorum.

***

hay yaşa sevgiili dövüşçü! nihayet burada ne yaptığımın gerçekten farkında olan birini gördüm. var olasın.

gülün geçin arkadaşlar yahu böyle şeylere! övgüymüş, iltifatmış... boş beleş işler olduğunun hepimiz farkındayız bunun.
devamını gör...

bir dolmuşta ayaktayım hiç yer yok, tutunacak bir dal bir sebep yok allaha emanet gidiyoruz. ani bir fren olacak diye de ödüm kopuyor. beş dakika geçmedi korktuğum başıma geldi ve arkada oturan bir adamın kucağına düşmedim mi... allahım utanıyorum, sıkılıyorum kalkmaya çalıştıkça debeleniyorum, herkes durmuş benim kendimle savaşımı izliyor. işin ilginç yanı ise dayının dünya umrunda değil, sanki sinek konmuş gömleğine, ne bir doğrultma ne bir kolumdan tutup sakinleştirme... normalde halime gülerdim ama onun o tavrıyla aşırı mahçup olmuştum.
devamını gör...

afrika'nın doğusunda bulunan tanzanya ülkesinin eski başkenti ve en büyük şehridir. hint okyanusu kıyısındadır.
devamını gör...

hemen hemen herkes direkt yazar yapılırsa devam edecek olandır. * * * * *

kafa sözlük'e getirilen eleştirilerde hiç doğruluk payı yok mudur sahiden? sözlük başından beri bu şekilde miydi? yani kimilerinin kokuşmuş, iğrendirici olarak adlandırdığı şekilde...

başından söyleyeyim. söyleyeceklerim kişisel görüşümdür. batması taraftarı olmadığım bir gemi için sarf edilen sözlerdir. ayrıca yazılanlara, genel sözlük haline yönelteceğim eleştiriler kendi yazdıklarımın çok iyi, faydalı olduğu anlamına da gelmemelidir. herkes zaman zaman niteliksiz yazabilir ve yazabilmelidir. faydası olmayan her zaman olacaktır. ancak önemli olan bu faydasızlıklar yığınının artıp artmamasıdır. yani iyi ve nitelikli olanın görülmeyip kötü ve niteliksiz olanın görülmesi. yani sol frame'de okunmaya değer bir şey bulunamamasından bahsediyorum.

vasat olan ve vasat olmayan. bir sözlük ortamında elbette her iki kesimden "tanımlar" bulunacaktır. bundan kaçışımız elbette yok. hele de büyümekte olan bir sözlük'te asla imkanı yok kaçmanın. lakin vasat olan, benim birazdan adlandıracağım üzere tanım yığını, günbegün artmakta. bu “tanım yığını”nın içerisine trolleri tam olarak aldığım söylenemez. nitekim troller de çeşit çeşit artık.
troller ve şu sürekli söylenen "nitelikli yazarlar" birbirlerini besliyordu adeta. birbirlerinin varlığından haberdar değildiler belki ama birbirleri sayesinde sözlüğü ayakta tutuyordular. açık konuşmak gerekirse eğlenceliydi de bu dinamik. bir tarafta joker olan troller ve öteki tarafta batman olan nitelikliler... sözlük ortamı böyleydi işte. joker şehirde yağma yaparken çeşitli araçlarla batman bundan haberdar değildi belki ama batman'in varlığıydı joker'in yağmasının nedeni. bir şehir olarak düşünecek olursak sözlük ortamını, bu çok doğaldı işte. kendimi eğer nitelikliler arasında sayacak olursam ben bu tablodan hoşnuttum. ara sıra trollere bakıp gülüyordum. ta ki scarecrow tüm şehre zehrini salana kadar... artık ortalık zombi kaynıyor arkadaşlar. joker bile pişman artık scarecrow'a övgü dizmekten. * nitelikli tanımlar bu zombilerin yazdıkları arasında silinip gidiyor. dahası o eski trollerin tanımları da... silikleşiyor! bu silikleşme olayını birazdan açacağım. şunu söyleyeyim, o kadar fazla boş tanım ve başlık ortaya çıktı ki sol frame'de açtığım zaman sol frame'i okuma zahmetinde bile bulunmuyorum artık. aile üyelerini kapıştıran başlıklar var örneğin. yahu tamam, başlık adına bir noktada eleştiri getirmem mantıksız olabilir, her türden başlık da illaki olacaktır zaten. ama bir tıklayalım bakalım ne varmış okunmaya değer bir şey... hani okunmaya değer diyorum çünkü kafa sözlük diğer sözlükler gibi olmayacaktı. öyle değil miydi? ben mi yanlış biliyormuşum yoksa... ah, bir başlık daha gözüme takıldı şimdi, kadın yazarlardan erkek yazarlara sorular... bu başlık bir yerden tanıdık geliyor da, dur, neydi? her neyse. cevabı zaten tahmin ediyorsunuzdur.

zombiler: vasat olanlar. troller (ki şu okunası trollerden bahsediyorum tartışmaya açık bir şekilde, geri kalanları yozlaşmıştır kanımca) bile bu zehrin altında iş yapamamaya başladı. nitelikli yazarlar da bir bir çekiliyor kabuklarına. bir sözlükte aynı tür yazarların olmasını beklemek doğru olmayacaktır, nitekim insan doğasının farklılıkları bir araya getirme konusunda üstüne yoktur. yozlaşma illaki bir yerde başlayacaktır. mesele bu yozlaşmayı ne kadar durdurabildiğimizle ilgili. fakat bu yozlaşma günbegün artıyor. yalnızca etkileşim çabası içinde olan kimseler var örneğin. ve bu kimseler beğenip beğenisini çekmek gibi davranışlara sahip. sanırım ilgi çekmek istiyorlar... etkileşim çabası içerisine girip takip edilmek vs. vs. tek amaçları sahiden de etkileşim kasmak. böyle yazarların varlığı, tekrar edeceğim üzere, tamamen silinemez. oldukları gibi kabul etmek gerekir onları da. fakat bakteri popülasyonu gibi artıyorlar katlanarak! bu ne anlama geliyor?

bu, nitelikli yazarların ve nitelikli yazarlara karşı cephe alan makul trollerin gittikçe silikleşmesi anlamına geliyor. örneğin: bir bilgi başlığı açıyorum hukukla alakalı, sol frame'de aniden görülüyor! sonraysa ne mi oluyor? birden yok oluyor. çünkü vasat olanlar, yani zombilerimiz -insan doğasının olanca mide bulandırıcılığını bizlere göstererekten- benzer kelimelerle benzer başlıklara benzer tanımlar yazmışlar! bu da haliyle nitelikli olarak adlandırılabilecek tanımların yok olması ve dolayısıyla okunmaması anlamına geliyor.

bu yüzden başlık/tanım engelleme ve rastgele butonunu kullanma opsiyonlarının bize sunulmasını pek mantıklı bulmuyorum. çünkü vasat olan çok fazla. hangisini engelleyeyim ben? sadece sanat kategorisine falan girip de bir şeyler okumak gibi bir derdim de yok ki benim? sevgili romalılar lütfen bir dinleyin, ben gülmek de istiyorum. mantıklı yazılar görmek istiyorum. faydası olan, en azından kişisel yararıma etki edebilen yazılar istiyorum. kayınvalidemle kayınbabam kapışsa kim kazanır görmek istemiyorum. tamam bunu görsem hoş olabilirdi swh. fakat mantıklı ve iyi tanımlar istiyorum işte... ben de yazabilirim öyle başlıklara hem. ama aşırı derecede boş tanımlar gözüküyor. dolayısıyla sayfayı kaydırırken "boş olan" tanımları görmeyi ve aralarında "boş olmayan" tanımları aramaya çalışmak istemiyorum. tabii bu işin bir boyutu. öteki boyutu ise bakteri popülasyonuyla aynı ortamda bulunmanın verdiği huzursuzluk hissi. kirli bir ortamda bulunmak istemiyorum ben. yolun açık olsun diyenlere de selam. yolum oldukça aydınlık, amacım burayı da aydınlık hale getirmek istemem. falanca kirlenmiş sözlükler gibi olmasını istememem.

umarım derdimi anlatabilmişimdir... benim tanımlarım silikleşiyor sayın yazar ve çaylaklar. gözükmüyor, okunmuyor dolayısıyla da. ve ben tanımlarımın okunmasını istiyorum. benim tanımlarımı okumak isteyen beni takip ediyor elbette ona söz yok. ama nitelikli tanım keşfetmek isteyen kimseler ne yapsın? kendime nitelikli bir yazar demekten çekiniyorum, buna ben karar veremem, doğru olmaz. fakat nitelikli yazıyor olduğum varsayılırsa beni nasıl keşfedecekler? sizi nasıl keşfedecekler sayın nitelikli yazarlar? ben nasıl keşfedeceğim? cevap: keşfedilemeyecek. vasat olan o kadar yüksek bir yerden bakıyor ki bizlere artık, durum içler acısı. bu durumu çözmek adına da bir şey yapılmıyor galiba. ne yapılabilir? vasat olmayana övgüler dizerek. yapıldı mı? evet, karma puanı verileceği söylendi vs. vs. yeterli değil. karma puanı için mi yazıyorum ben? ne yapayım rozeti? ufak bir motivasyondan öteye geçemiyor bile. en azından şahsi görüşüm budur. tabii rozetleri sevmiyorum da diyemem. *

bu geçerli bir çözüm değildir. bir çözüm bile değildir aslında bakarsanız. karma puanı dediğiniz şeyi ben iki de bir boş şeyler yazarak kazanabilirim pekala. hani şu okunmayan tanımları yazarım, hiç beğeni de almam ama yazdıkça yazarım. puan toplarım. ama böyle birisi değilim ve böyle birisi de olamıyorum. kendimi ötekileştiriyorum gitgide. birçok nitelikli yazılar yazmaya çalışan yazarımız gibi ben de çekip gitmeye davranıyorum. keyfim kaçtı, zevk alamıyorum. okumaktan da yazmaktan da. okunacak yazı bulmak zorlaştı (takip ettiğim sevgili yazarları bunun dışında tutuyorum elbette), yazmak da zorlaştı çünkü silikleşip gidiyor.

tabii burada şu konuya da değinmek gerek: "ey piyanist, sen bu söylediklerinle etkileşim istediğini söylemiyor musun bizlere? az önce karşı çıkıyordun ya hani!" saygıdeğer romalılar, etkileşim dediğiniz kavramı hangi anlamıyla kullandığımıza bağlı olarak değişir bu sorunun cevabı. şahsım etkileşim istiyor elbette, nitekim hiç kimse salt kendisi için yazmaz. ancak konu burada yazılanların niteliğiyle değişmektedir. kişisel çıkar boyutu sabittir ve temelde insan doğasının bir parçasıdır, inkar edemeyiz bunu. ancak etkileşim denilen şeyi yazılanların niteliğiyle ölçmeye çalışırsak diğer elimizde farklı yollarla etkileşim sağlamaya çalışan kimselere rastlayacağızdır. bir sözlük burası; elbette yazılanlar hakkında konuşacağım ve konuşacaksınız. etkileşim dediğiniz şey de yazılanlar üzerinden kazanılmalıdır. yoksa sözlüğe yeni girip belirli bir profil fotoğrafıyla * ve sevecenlikle * * girip sürekli boş tanım giren insanlar da yok değil. işte bunlara zombi diyordum. tabii gücenmek yok... sizi de anlayabiliyorum sıkılıyorsunuz. ama bu sıkıntınızı keşke başka yerde giderseniz ya? hali hazırda bir sürü ortam vardı zaten ne diye buraya da gelip mahvettiniz bazı şeyleri? bazıları var ki sözlük'e gelir gelmez vasat olan ile yükseliveriyor. yahu yüz küsür takipçiyi sen ne zaman ne yazdın da kazandın? ne ara o kadar beğenildin? ne yazdın yani? hiçbir şey yazmamış. görüp görüp omuz silkiyorum artık. elde tutulur bir şey olmasa bile beğeniliyorlar. elbette demek istediğim benim profilime ve bazı yazarlara yönelimin niçin az olduğu değil. iyi anlaşılmalı bu. beğenilmek derdim değil. söylemek istediğim anlamsız tanımların artışı ve bu artışı da destekleyen beğenilerin fazlalığı. yani bu tarz profillere yönelimin fazla olması… dolayısıyla sözlük paradigmamızın saçmalığa dönüşüşü.

o halde artık diyebilirsiniz: madem beğenmiyorsun, git. bilgi tanımı mı görmek istiyorsun? vikipedi’ye git. burası böyle. en azından ben geldiğim zaman böyleydi. ve ben bu gidişattan memnunum. lakin anlayın lütfen, siz buradayken burası böyle olabilir pekala ama sözlüğün başlangıçta güttüğü politikanın böyle olmadığını biliyorum. bunu engellemek için bir şeyler yapmaya çalıştıklarını biliyorum. (işe yaramasa da pek.) bilgi istesem elbette bilgi sitelerine girerim sayın okur, burası böyle değildi eskiden. (evet, eskiden. eskiden de aynıydı diyenlere katılmıyorum. eskiden vasat olan vardı ama daha azdı. yani bazılarımız yanlış mı görüyor? ana sayfanın hali neydi ve şimdi ne? artan nüfus ile böyle bir sonucu kabullenmek gerek.) ve sizin bilgi için bilgi sitesine git dediğiniz şeyi ben karikatür paylaşımları için de yineleyebilirim. karikatür görmek istiyorsan sen de karikatür sayfalarına git… yok mu? var. ama burası bir sözlük. belli bir gidişata sahip olması gerektiğini düşündüğümüz bir sözlük.

yönetimi de anlayamıyorum, keşke önlem alacak bir şeyler yapsalardı. başlık engellemek bir şey ifade etmiyor anlatmaya çalıştığım ve fikrim üzere. eleştiriler dinlenmelidir. yoksa pek iyi sonlanacağa benzemiyor. elbette bu gidişattan memnun da olabilirsiniz. ve belli bir perde arkasından bizlere kafa sözlük'ün daha farklı olduğunu söylemeye devam edebilirsiniz. ne yazık ki pek tutarlı bulmuyorum bu yaklaşımı. büyüme çalışan bir sözlükte bu tablo olacaktır. büyüme çalışan mı? yani niceliğe önem veren mi? öyle mi dedim ben? sanırım, evet. nitelik belki de umrunuzda değildir. ve bazı yazarların gitmesi, şikayet etmesi de öyle. ancak herkes bir şeyi söylüyorsa bu şeyde bir hikmet vardır. illaki vardır. eleştiriler haksız olunsa bile bu haksızlıktan alınacak bir ders vardır. boşa yazmıyor kimse.

içerik keşke forumsala dönse… bu tablo karşısında bunu diyesim geliyor. çünkü ne yazık ki vasat olan o kadar berbat ki, anlamsız ki! ne diyeyim ben daha... hangi saçma başlığı şikayet edeyim? nereden baksan hemen hemen çoğu şikayet edilmeli. eğlenceli olan da, bilgi verici olan da yok! yok artık, yok! kaç tane var? ben göremiyorum çünkü pek. azınlıktalar ve azalmaya devam ediyorlar.

bu yüzdendir ki sözlük içinde sözlük yaratmak denilen şey de anlamını yitiriyor. öteki boyutu ise bakteri popülasyonuyla aynı ortamda bulunmanın verdiği huzursuzluk hissi demiştim. huzursuzum. mide bulandırıcı bir tablo var karşımızda ve kimse bir şey yapmıyor. büyüyor büyümesine, nitelik nerede? sözlük içinde sözlük yaratılamayacaktır öyle sanıldığı gibi. yaratılabilir elbette ama bu, kafa sözlük’ü diğer sözlüklerden nasıl ayıracaktır? onlarda sanki yok mu “sözlük içinde sözlük”? pekala var. amaç buysa eğer, peki, istediğiniz gibi olsun. başka sözlüklere dönmesi ve bu mide bulandırıcı akışın sürmesi isteniyorsa sizin bileceğiniz iş. lakin ben ve daha tanıdığım birçok yazar bu tablo karşısında hiç mutlu değil. azınlığız belki ama sözlük’ü kafa sözlük ismine taşıyan bir azınlığız. belirli trol kesimi için de bu geçerlidir. artık akış adeta bir çöplük. kimilerimiz bu çöplük karşısında yazmak bile istemiyor.

her neyse. epey yazdım.

epilog. bazı yazarların nickaltına girilen saçma sapan tanımları, yazdıkları bomboş tanımları görmekten de, önümüze defalarca ısıtılıp ısıtılıp konan eski film/kitap * tanımlarından da bıktım. kiminizin kendini ne yolla ifade ettiğiyle ilgilenmiyorum. isterseniz karikatür paylaşıp durun, ister bilgi, ister trolleyin. fakat boş yazmayın. bomboş tanımlar yazarak kendinizi ifade etmek istiyorsanız da etmeyin. sözlük kurallarına da uyduğu falan yok bazılarınızın.

bir kişinin özgürlüğü, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. her topluluğun dinamiğini oluşturacak bu söze bir bakış atmak gerek. gereksizlikler içinde silikleşip gitmek istemeyen onlarca yazar var. bu yüzden doğru düzgün trollemeyen, “nitelikli” yazmayı bırakan onlarca yazar var.

burayı da falanca platformlara çevirmeye çalışıyorsanız, devam edin.
devamını gör...

tişört etiketleri.
devamını gör...

istanbulda bugün lanet olsun böyle düzene diyerek çöpü tekmeleyen dayıdır.
bu olay gerçekten komik veya normal bir olay değildir.
bir haykırıştır bir baş kaldırmadır helal olsun dayı.

izlemek isteyenler için. twitter.com/bpthaber/status...
devamını gör...

ucuz iş gücüdür. bir gün bir intern görürseniz ona sarılıp geçeceğini söyleyin. buna ihtiyaçları var.
devamını gör...

etkileşimsizliğiyle entrylerimin görünmez falan olduğunu düşündüğüm sözlüktür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim