babanın sevgisini gösterememesi
her seferinde nefretini göstermesinden daha iyi olan durum.dışarıya sevgi bana öfke.yoksun hayatımda!
devamını gör...
dirty talk
güzel türkçemizde birebir karşılığı olmayan, kur yaparken, cinsel arzu uyandırmayı amaçlayan belaltı (küfürlü veya argo da olabilir) konuşmak anlamına gelen hadisedir.
ipin ucunu kaçırırsanız partnerinizi korkutabilir ve yahut gücendirebilirsiniz. kesinlikle türkçe yapılabildiğine inanmadığım durumdur.
dipnot: lütfen cinsel arzu uyandıracam diye partnerinizin anasına bacısına küfür etmeyiniz.
ipin ucunu kaçırırsanız partnerinizi korkutabilir ve yahut gücendirebilirsiniz. kesinlikle türkçe yapılabildiğine inanmadığım durumdur.
dipnot: lütfen cinsel arzu uyandıracam diye partnerinizin anasına bacısına küfür etmeyiniz.
devamını gör...
yusuf göbbels
engellediğim user. yazar demek yazarlara haksızlık olur. user kullanıcıdır her yerde olur ama herkes yazar olamaz.
devamını gör...
şehname
(bkz: uçurtma avcısı (kitap)) kitabında adından sıkça söz, edilen bir kitaptır.
emir ve hasan'ın da en sevdikleri kitaptır aynı zamanda. hatta hasan, oğlunun adını ''sohrab ile rüstem' hikayesinden etkilenerek ''sohrab'' koymuştur.
emir ve hasan'ın da en sevdikleri kitaptır aynı zamanda. hatta hasan, oğlunun adını ''sohrab ile rüstem' hikayesinden etkilenerek ''sohrab'' koymuştur.
devamını gör...
mutluyken dinlenilenilen şarkılar
dolu kadehi ters tut-karanlık,yalan,aldattım
cadmium-be with you
ozbi-o bi karamel
cadmium-be with you
ozbi-o bi karamel
devamını gör...
friday black
küçük çocukların acımasızlığını önleyemediğimiz için, önlemek istemediğimiz için ve hatta cesaretlendirdiğimiz için hasta zihniyetli yetişkinlerle doldurmaya devam ediyoruz dünyayı. kosinski’nin “ boyalı kuş” kitabına adını veren küçük hikaye şöyle idi:
küçük çocuklar bir kuşu alıp farklı renklere boyayıp sürünün içine geri gönderdiklerinde sürü kuşu yabancı ve düşman görüp onu gagalayarak öldürürlermiş. farklı olana nefret bilgisinin çocuklarda bu kadar erken başlamasının nedeni belki de evrensel bir kötülük anlayışının genetik kodlarımıza işlenmiş olmasındandır. yabancı olan, farklı olan düşmandır bize göre. onlardan yeni şeyler öğrenebileceğimiz gerçeği çok da gerçekçi gelmez bize nedense.
ilkokul zamanlarımda bir arkadaşım, nedensiz ve zamansız bir cömertlikle bana kemik bir sapan hediye etmişti. ben de heyecanla eve gidip anneme gösterdim ama annem benim heyecanımı paylaşmak şöyle dursun, sinirlendi ve sapanı elimden aldı ve bir daha o sapanı göremedim. eğer o sapan bende kalsaydı belki kuş vurmayacaktım ama bilinçaltımda öldürme dürtüsü büyütecekti. beni saldırgan bir yetişkin olmaktan kurtardığı için anneme ne kadar teşekkür etsem azdır. herkes aynı bilinçle hareket etse, en azından dünyayı katlanılabilir bir yer haline getirebiliriz belki.
içimizdeki şiddet dürtüsünü çoğaltan bir diğer nokta da tüketim manyaklığımız. ihtiyaç duymasak da almaktan kendimizi alamadığımız onca saçma sapan nesne ve onlarla olan ilişkimizin sahiplik ilişkisinden aitlik ilişkisine evrilmesi. tüketme güdüsü öyle bir ele geçiriyor ki bizi sahip olmak için gözümüzü karartıp her şeyi yok edebilecek raddeye geliyoruz. ya benim olmalı bir şey, ya da var oluşuna bir son vermeliyim. saçmalık her yanımızı sarmışken direnebildiğimiz kadar direniyoruz yaşamın ahenkli işkencelerine.
velhasılı, bu kitap yukarıda anlattıklarımı ya da başka şeyleri hikaye ediyor. bence okumalısınız ya da siz bilirsiniz.
küçük çocuklar bir kuşu alıp farklı renklere boyayıp sürünün içine geri gönderdiklerinde sürü kuşu yabancı ve düşman görüp onu gagalayarak öldürürlermiş. farklı olana nefret bilgisinin çocuklarda bu kadar erken başlamasının nedeni belki de evrensel bir kötülük anlayışının genetik kodlarımıza işlenmiş olmasındandır. yabancı olan, farklı olan düşmandır bize göre. onlardan yeni şeyler öğrenebileceğimiz gerçeği çok da gerçekçi gelmez bize nedense.
ilkokul zamanlarımda bir arkadaşım, nedensiz ve zamansız bir cömertlikle bana kemik bir sapan hediye etmişti. ben de heyecanla eve gidip anneme gösterdim ama annem benim heyecanımı paylaşmak şöyle dursun, sinirlendi ve sapanı elimden aldı ve bir daha o sapanı göremedim. eğer o sapan bende kalsaydı belki kuş vurmayacaktım ama bilinçaltımda öldürme dürtüsü büyütecekti. beni saldırgan bir yetişkin olmaktan kurtardığı için anneme ne kadar teşekkür etsem azdır. herkes aynı bilinçle hareket etse, en azından dünyayı katlanılabilir bir yer haline getirebiliriz belki.
içimizdeki şiddet dürtüsünü çoğaltan bir diğer nokta da tüketim manyaklığımız. ihtiyaç duymasak da almaktan kendimizi alamadığımız onca saçma sapan nesne ve onlarla olan ilişkimizin sahiplik ilişkisinden aitlik ilişkisine evrilmesi. tüketme güdüsü öyle bir ele geçiriyor ki bizi sahip olmak için gözümüzü karartıp her şeyi yok edebilecek raddeye geliyoruz. ya benim olmalı bir şey, ya da var oluşuna bir son vermeliyim. saçmalık her yanımızı sarmışken direnebildiğimiz kadar direniyoruz yaşamın ahenkli işkencelerine.
velhasılı, bu kitap yukarıda anlattıklarımı ya da başka şeyleri hikaye ediyor. bence okumalısınız ya da siz bilirsiniz.
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
içinde bulunduğum durumdur. üç beş sene sonrası için işime çok yarayacağını biliyorum ancak bazen beni kanser eden durumdur.
öğretmensiniz ama öğrenci sanılabiliyorsunuz...
not: ilkokul öğretmeniyseniz daha da kötü olan durumdur. 24 yaşında 13 yaşında sanılmak ayrı bi ironi çünkü.
öğretmensiniz ama öğrenci sanılabiliyorsunuz...
not: ilkokul öğretmeniyseniz daha da kötü olan durumdur. 24 yaşında 13 yaşında sanılmak ayrı bi ironi çünkü.
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
bir haftanın daha sonuna geldik. yarın pazartesi. çalışıyor musun, bilmiyorum. eğer çalışıyorsan iş hayatında istediğin bir pozisyona gelmeni, gönlünden geçenlerin bir bir gerçekleşmesi dileğiyle, şans daima seninle olsun.
devamını gör...
braingate
felçli insanların hayata katılımını sağlamak için geliştirilmiş olan bilgisayar teknolojili cihaz.
bu işin temeli aslında 90'lı yıllarda atıldı. ancak o zamanlar bu iş için beyin içerisine yerleştirilen elektrotlar kullanılıyordu. günümüzde ise işler epey ilerledi ve braingate* adlı cihaz ortaya çıktı.
buluşun sahibi, amerikalı bir sinirbilim uzmanı olan john donoghue ile ekibi. doktor bu konuya özel bir ilgi duymuş çünkü çocukken geçirdiği bir hastalık nedeniyle kendisi de bir dönem tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş.
olay, beyin içerisine yerleştirilen bir çip üzerinden yürütülüyor. tamamen felçli ancak bilinci yerinde olan hastaların beynine çip yerleştirildikten sonra, çipin bir bilgisayarla koordinasyonu sağlanıyor. çipin yerleştirildiği bölge, beynin kas hareketlerini kontrol eden kısmı.
hasta pratik yaparak, bilgisayar imlecini kontrol etmeye çalışır. sadece birkaç saat alabilecek bir sürede bu işin üstesinden gelinebilir. bunu öğrendikten sonra felçli kişi bilgisayar üzerinden yapılabilecek her şeyi yapabilecek hale gelir; oyun oynamak, internette gezinmek, e-postalarını okumak gibi...
bu arada, bu sadece bilgisayar kullanabilmek anlamına gelmiyor. braingate ile protez uzuvların kontrol edilebilmesi de gerçekleşmiş durumda.
bu gelişmeler, bir gün sadece bir çip aracılığıyla ve yine sadece düşünerek bilgisayarlı tüm teknolojileri kontrol edebileceğimiz anlamına da geliyor.

görselin kaynağı
bu işin temeli aslında 90'lı yıllarda atıldı. ancak o zamanlar bu iş için beyin içerisine yerleştirilen elektrotlar kullanılıyordu. günümüzde ise işler epey ilerledi ve braingate* adlı cihaz ortaya çıktı.
buluşun sahibi, amerikalı bir sinirbilim uzmanı olan john donoghue ile ekibi. doktor bu konuya özel bir ilgi duymuş çünkü çocukken geçirdiği bir hastalık nedeniyle kendisi de bir dönem tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş.
olay, beyin içerisine yerleştirilen bir çip üzerinden yürütülüyor. tamamen felçli ancak bilinci yerinde olan hastaların beynine çip yerleştirildikten sonra, çipin bir bilgisayarla koordinasyonu sağlanıyor. çipin yerleştirildiği bölge, beynin kas hareketlerini kontrol eden kısmı.
hasta pratik yaparak, bilgisayar imlecini kontrol etmeye çalışır. sadece birkaç saat alabilecek bir sürede bu işin üstesinden gelinebilir. bunu öğrendikten sonra felçli kişi bilgisayar üzerinden yapılabilecek her şeyi yapabilecek hale gelir; oyun oynamak, internette gezinmek, e-postalarını okumak gibi...
bu arada, bu sadece bilgisayar kullanabilmek anlamına gelmiyor. braingate ile protez uzuvların kontrol edilebilmesi de gerçekleşmiş durumda.
bu gelişmeler, bir gün sadece bir çip aracılığıyla ve yine sadece düşünerek bilgisayarlı tüm teknolojileri kontrol edebileceğimiz anlamına da geliyor.
görselin kaynağı
devamını gör...
ırmak zileli
yunus nadi roman ödülü’ nü (eşik romanıyla), duygu asena roman ödülü'nü ( son bakış romanıyla) alan antrobolog ve roman yazarı.
"rağmen, edatlar içinde en devrimci olanı. hiçbir şeyi göze almayan hiçbir şeyi değiştiremez."
ırmak zileli- gözlerini kaçırma
"rağmen, edatlar içinde en devrimci olanı. hiçbir şeyi göze almayan hiçbir şeyi değiştiremez."
ırmak zileli- gözlerini kaçırma
devamını gör...
erdoğan'ın kitap çıkarması
devamını gör...
zenginlerin bilmediği zevkler
kışın buz gibi yorganın altına girip ısınmak.. :)
devamını gör...
dipsomani
sürekli ve süreksiz şekilde görülebilen bir tür alkol bağımlılığı.
dipsomanik insanlar alkollüyken normal şartlarda -alkolsüzken- yapmayacakları her türlü şeyi yapıp ertesi gün hatırlasalar bile yaptıklarını hatırlamazlar. hatırladıklarında ya da hatırlatıldığında da ağır bir utanç duygusuyla büyük öfkelenmeler yaşar ve sonra yine gidip içerler. bu böyle kısır olmayan bir döngüdür. bir yerde kafa kırılır.
dipsomanik insanlar alkollüyken normal şartlarda -alkolsüzken- yapmayacakları her türlü şeyi yapıp ertesi gün hatırlasalar bile yaptıklarını hatırlamazlar. hatırladıklarında ya da hatırlatıldığında da ağır bir utanç duygusuyla büyük öfkelenmeler yaşar ve sonra yine gidip içerler. bu böyle kısır olmayan bir döngüdür. bir yerde kafa kırılır.
devamını gör...
yaşanılan şehirden nefret etmek ama ayrılamamak
balıkesir’de yaşarken başıma gelendir.
nefret ediyordum, defalarca ayrılma kararı aldım ama sonunda, o, bulunmam gereken süreyi tamamlamak zorunda kaldım.
öylesine sevmiyordum ki şehri, öğrenmemek için epey gayret sarfetmiş, sadece işimin düşeceği kadar yeri mecburiyetten öğrenmek zorunda kalmıştım. oralara giderken de “takıntılı gibi” hep aynı yolu kullanıyordum.
hele biriyle çıkmışsam dışarı, mümkün mertebe araba kullanmıyor, o kişinin peşinde sürükleniyordum. etrafa bile bakmıyordum eskaza öğrenmeyeyim diye. takıntılı değildim ama sevmiyordum işte.
sonra ne mi oldu? geçen 5 senenin ardından -ki bu bence 50 seneye tekabül ediyordu- balıkesir’den ayrıldım. ama tümüyle bi’ ayrılış mümkün değildi artık çünkü tüm bunlara rağmen ev almış, bir şekilde kök salmıştım.
şimdi ise nedensizce özlüyorum. gitmek için hiç bahane bulamazsam, evi öne sürüyorum. “şöyle bi’ dolaşıp geleyim ben” deyip alıyorum soluğu balıkesir’de.
neyse, uzatmayayım daha fazla. bir yere ya da kimseye* asla nefret kadar güçlü bi’ duygu beslemeyin, hatta sevmiyorum bile demeyin, burnunuz dibinde bitiyor sonra.
nefret ediyordum, defalarca ayrılma kararı aldım ama sonunda, o, bulunmam gereken süreyi tamamlamak zorunda kaldım.
öylesine sevmiyordum ki şehri, öğrenmemek için epey gayret sarfetmiş, sadece işimin düşeceği kadar yeri mecburiyetten öğrenmek zorunda kalmıştım. oralara giderken de “takıntılı gibi” hep aynı yolu kullanıyordum.
hele biriyle çıkmışsam dışarı, mümkün mertebe araba kullanmıyor, o kişinin peşinde sürükleniyordum. etrafa bile bakmıyordum eskaza öğrenmeyeyim diye. takıntılı değildim ama sevmiyordum işte.
sonra ne mi oldu? geçen 5 senenin ardından -ki bu bence 50 seneye tekabül ediyordu- balıkesir’den ayrıldım. ama tümüyle bi’ ayrılış mümkün değildi artık çünkü tüm bunlara rağmen ev almış, bir şekilde kök salmıştım.
şimdi ise nedensizce özlüyorum. gitmek için hiç bahane bulamazsam, evi öne sürüyorum. “şöyle bi’ dolaşıp geleyim ben” deyip alıyorum soluğu balıkesir’de.
neyse, uzatmayayım daha fazla. bir yere ya da kimseye* asla nefret kadar güçlü bi’ duygu beslemeyin, hatta sevmiyorum bile demeyin, burnunuz dibinde bitiyor sonra.
devamını gör...
boşanma sebepleri
karşılıklı katlanmamak,
her an bitmeyen yüksek sesli fikir tartışmaları,
aralarında kültürel uçurum olan aileler,
hobilerin iki ayrı uçta olması.
her an bitmeyen yüksek sesli fikir tartışmaları,
aralarında kültürel uçurum olan aileler,
hobilerin iki ayrı uçta olması.
devamını gör...
gece gelen hüzün
günün hareketliliği bitmiştir.kişi kendisiyle baş başadır. böyle bir durumda içimize attığımız dertler birden ortaya dökülüverir. biz hüzün kaplar insanın içini.
devamını gör...
anlaşması zor olan insanlar
temel olarak "dinlemeyen" veya "dinlemeyi bilmeyen"lerin örnek teşkil ettiği insanlardır.
devamını gör...


