30 yaşından fazla olup kendini genç gören insan
yaş 33. iş yerinde günlük ortalama 11 km yürüyorum. babanızdır yaşlı
devamını gör...
sevgilinin yanında yere 50 kuruş düşse alır mısın sorusu
para kolay kazanılmıyor, bunu bilmek lazım. tabii ki alırım.
biri beni sevecekse böyle sevsin.
artistliğe, şova lüzum yok.
biri beni sevecekse böyle sevsin.
artistliğe, şova lüzum yok.
devamını gör...
ekşi sözlük
vallahi sevseniz de sevmeseniz de, övseniz de gömseniz de türkiye’nin şu an en iyi sözlüğüdür. ulan sözlük 1999 yılında kurulmuş, sitenin içi bildiğin ansiklopedi gibi. hangi şarkıyı aratsam o şarkının hakkında muhakkak 100’den fazla entry girilmiştir. müzik grubu, sanatçı, kitap ismi, film daha neler neler.
kimsenin bilmediği metal şarkıları aratıyorum anında karşıma çıkıyor. sözlük dediğin böyle olur işte. her türlü bilgiyi arattığınızda karşınıza çıkmalıdır. bak misal ben bu sözlükte bazı şarkıları aratıyorum karşıma çıkmıyor neden? herkes bir yere odaklanmış, farklılık yapılmıyor. ayrıca ifade özgürlüğüne de düşkün oldukları için yazarları pek kısıtlamıyorlar bu da çok güzel bir şey. her konu hakkında insan entry girmeli, başlık açmalıdır.
fazla uzatmayayım. yani diyeceğim şudur ki; sözlüğü sözlük yapan özgürlüktür. özgürlüğün de hakkını ekşi sözlük sonuna kadar veriyor. yazar olmak için çaba gösterip, çaylak onay sırasında bekleyip sonra başka sözlüklerde o sözlüğü gömmek cidden vasat bir davranıştır. sezar’ın hakkını sezar’a versek iyi olmaz mı? bence şahane olur.
edit: tamam bir sözlüğün iyi yönlerini yazdığımız kadar kötü yönlerini de yazmak lazım. o konuda hemfikiriz. ama her sözlüğün kötü yönü yok mu azizim? her sözlükte çapsızlar, aktroller, eli şeyinde olan ergenler, provokatif başlık açıp milleti galeyana getirenler? var. ben sözlüğün işleyişini, özgürlüğe olan düşkünlüğünü sevdim. her konudan bilgi arattığım zaman önüme çıkmasını sevdim. olay bu.
kimsenin bilmediği metal şarkıları aratıyorum anında karşıma çıkıyor. sözlük dediğin böyle olur işte. her türlü bilgiyi arattığınızda karşınıza çıkmalıdır. bak misal ben bu sözlükte bazı şarkıları aratıyorum karşıma çıkmıyor neden? herkes bir yere odaklanmış, farklılık yapılmıyor. ayrıca ifade özgürlüğüne de düşkün oldukları için yazarları pek kısıtlamıyorlar bu da çok güzel bir şey. her konu hakkında insan entry girmeli, başlık açmalıdır.
fazla uzatmayayım. yani diyeceğim şudur ki; sözlüğü sözlük yapan özgürlüktür. özgürlüğün de hakkını ekşi sözlük sonuna kadar veriyor. yazar olmak için çaba gösterip, çaylak onay sırasında bekleyip sonra başka sözlüklerde o sözlüğü gömmek cidden vasat bir davranıştır. sezar’ın hakkını sezar’a versek iyi olmaz mı? bence şahane olur.
edit: tamam bir sözlüğün iyi yönlerini yazdığımız kadar kötü yönlerini de yazmak lazım. o konuda hemfikiriz. ama her sözlüğün kötü yönü yok mu azizim? her sözlükte çapsızlar, aktroller, eli şeyinde olan ergenler, provokatif başlık açıp milleti galeyana getirenler? var. ben sözlüğün işleyişini, özgürlüğe olan düşkünlüğünü sevdim. her konudan bilgi arattığım zaman önüme çıkmasını sevdim. olay bu.
devamını gör...
yazarların en sevdiği yunan tanrısı/tanrıçası ve nedeni
tabii ki zekâ, sanat, ilham ve barış tanrıçası olan athena'dır.
savaş ve bilgeliğin dışında, edebiyat, şiir, müzik ve felsefe diyince de akıllara gelen ilk isimlerden biridir.
onun asil duruşu hakkında ne şiirler yazıldı.
savaş ve bilgeliğin dışında, edebiyat, şiir, müzik ve felsefe diyince de akıllara gelen ilk isimlerden biridir.
onun asil duruşu hakkında ne şiirler yazıldı.
devamını gör...
helyum
zamanında beyaz show'da ünlülerin maruz kaldığı bir gazdır.
devamını gör...
mother/android
ocak 2022 çıkışlı bir film. şu an netflixte yayında. izlemeden önce buraya bakıp fikir sahibi olmak isteyenlere iki çift lafım var. uzak durun. bilimkurgu izlemekten en keyif aldığım film kategorisine girer ama bu film olmamış. daha çok gerilim ve dram, dram, dram. bilimkurgu yönü çok zayıf kalmış.
konusuna gelecek olursak hizmetçi olarak ürettiğimiz robotlar insanlığı yok etmeye karar veriyor. sistemsel hack ile programlarını değiştirip bir gecede canavara dönüşüyorlar. hamile bir anne ve onun erkek arkadaşının kaçış macerasını izliyoruz. hep izlerken acaba ne olacak, tamam şimdi bir şeyler olacak diyerek izledim. beni tatmin etmedi. tek artısı andoridlerin ilerde başımıza böyle belalar açabileceğini sorgulatması. filmde verilen insanın zayıf noktası sevgidir mesajına da hiç katılmıyorum. sevgi insanın en güçlü yanıdır. ırkımızın zayıflığı değil bizi diğer türlerin ötesine taşıyan önemli bir etken sevgi. bunun için izlemeye değer mi? değmez.

senarist ve yönetmenliğini mattson tomlin yapmış. 2022de çıkacak bir batman filminin de senaristleri arasında. umarım o film bu kadar kötü olmaz.
arthur'un android çıkmasını beklemiyordum. ben bir umut insanlar androidlerden kurtulmak için bir şey keşfettiler diye düşündüm. saf olmamak lazım. kadının yerinde ben de olsam kesinlikle inanırdım. kusursuz plan hain android arthur. aferin sana.
şunu da ekleyeyim ki hamile bir kadın, kaos içindeki dünyaya gelen masum bebek dramı katladı. hele sonunda annenin bebeğinden ayrılma sahnesi çok güzeldi. ben bunu dram filmi diye düşünüyorum. kimse bana bilimkurgu demesin.
konusuna gelecek olursak hizmetçi olarak ürettiğimiz robotlar insanlığı yok etmeye karar veriyor. sistemsel hack ile programlarını değiştirip bir gecede canavara dönüşüyorlar. hamile bir anne ve onun erkek arkadaşının kaçış macerasını izliyoruz. hep izlerken acaba ne olacak, tamam şimdi bir şeyler olacak diyerek izledim. beni tatmin etmedi. tek artısı andoridlerin ilerde başımıza böyle belalar açabileceğini sorgulatması. filmde verilen insanın zayıf noktası sevgidir mesajına da hiç katılmıyorum. sevgi insanın en güçlü yanıdır. ırkımızın zayıflığı değil bizi diğer türlerin ötesine taşıyan önemli bir etken sevgi. bunun için izlemeye değer mi? değmez.

senarist ve yönetmenliğini mattson tomlin yapmış. 2022de çıkacak bir batman filminin de senaristleri arasında. umarım o film bu kadar kötü olmaz.
arthur'un android çıkmasını beklemiyordum. ben bir umut insanlar androidlerden kurtulmak için bir şey keşfettiler diye düşündüm. saf olmamak lazım. kadının yerinde ben de olsam kesinlikle inanırdım. kusursuz plan hain android arthur. aferin sana.
şunu da ekleyeyim ki hamile bir kadın, kaos içindeki dünyaya gelen masum bebek dramı katladı. hele sonunda annenin bebeğinden ayrılma sahnesi çok güzeldi. ben bunu dram filmi diye düşünüyorum. kimse bana bilimkurgu demesin.
devamını gör...
güne bir müge anlı sözü bırak
"senin kocanın evi yok"
müge anlı
müge anlı
devamını gör...
magdeburg deneyi
açık hava basıncını varlığını kanıtlayan deney. magdeburg küreleri olarak da bilinir.
deneyde bakırdan yapılmış iki yarım küre yapıştırılır ve bir musluk sayesinde içlerindeki hava boşaltılır. sonrasında küreler iki uçtan tutulup çekilmeye çalışılsa da açılmaz çünkü açık hava basıncı iç basınçtan daha büyüktür ve ayrılmalarına engel olur.
küreleri birbirinden ayırmak için içeriye hava verilmesi gerekir ki iç basınç ve açık hava basıncı eşitlensin.
deneyde bakırdan yapılmış iki yarım küre yapıştırılır ve bir musluk sayesinde içlerindeki hava boşaltılır. sonrasında küreler iki uçtan tutulup çekilmeye çalışılsa da açılmaz çünkü açık hava basıncı iç basınçtan daha büyüktür ve ayrılmalarına engel olur.
küreleri birbirinden ayırmak için içeriye hava verilmesi gerekir ki iç basınç ve açık hava basıncı eşitlensin.
devamını gör...
pame radyo yayını
sihirli bir dünyanın içinde, huzurla . *
devamını gör...
inemuri
japon uyku sanatı..
köken olarak inemuri (居眠りhala oradan iken uyumak anlamına gelen bir kelime öbeğidir. japonlar için geceleri çok uzun süre uyumak ayıplanacak bir şey olarak düşünülürken gündüz bu şekilde uyuyor olmak onlar için saygı duyulan ve o kişinin rahatsız edilmemesini gerektiren bir davranış biçimi.
bir japon için geç saatlere kadar çalışmak ve çaba sarf etmek çok değerli bir olgu olması sebebiyle bu kişinin bir toplantıda ya da çalışırken masasında kestiriyor olması ayıplanmanın tam tersi olarak takdir edecek bir davranış olarak görülür ve kişinin uykusuzluğuna karşın çaba sarf etmesi, kişinin nefsini ve fiziksel zaaflarını yenmesi olarak görülür. bu şekilde bakıldığında inemuri yaklaşmışında japon şintoizm (bkz: şintoizm) inancının insana ve hayata saygılı olma öğretisinin etkilerini de görebilmek mümkündür..



görsel kaynak-1
görsel kaynak-2
köken olarak inemuri (居眠りhala oradan iken uyumak anlamına gelen bir kelime öbeğidir. japonlar için geceleri çok uzun süre uyumak ayıplanacak bir şey olarak düşünülürken gündüz bu şekilde uyuyor olmak onlar için saygı duyulan ve o kişinin rahatsız edilmemesini gerektiren bir davranış biçimi.
bir japon için geç saatlere kadar çalışmak ve çaba sarf etmek çok değerli bir olgu olması sebebiyle bu kişinin bir toplantıda ya da çalışırken masasında kestiriyor olması ayıplanmanın tam tersi olarak takdir edecek bir davranış olarak görülür ve kişinin uykusuzluğuna karşın çaba sarf etmesi, kişinin nefsini ve fiziksel zaaflarını yenmesi olarak görülür. bu şekilde bakıldığında inemuri yaklaşmışında japon şintoizm (bkz: şintoizm) inancının insana ve hayata saygılı olma öğretisinin etkilerini de görebilmek mümkündür..



görsel kaynak-1
görsel kaynak-2
devamını gör...
efexor
depresyona sebebiyet veren antidepresan olur kendileri.
3 yıl kadar kullandıktan sonra matematiksel zekamın köreldiğini hissetmeye başladım.
şuan bırakmama 10 gün kaldı ve bıraktığımda ortaya çıkması olası olan yoksunluk belirtileri bile bende anksiyete yaratmaya yetiyor.
ayrıca:
(bkz: depresyon)
(bkz: anksiyete)
3 yıl kadar kullandıktan sonra matematiksel zekamın köreldiğini hissetmeye başladım.
şuan bırakmama 10 gün kaldı ve bıraktığımda ortaya çıkması olası olan yoksunluk belirtileri bile bende anksiyete yaratmaya yetiyor.
ayrıca:
(bkz: depresyon)
(bkz: anksiyete)
devamını gör...
insan ile zombi arasındaki fark
zombiler yaşayan ölülerdir, insanlar ise ölü yaşayanlar.
devamını gör...
clytie (yazar)
sevdiceğimin nickaltına el atılması talebini sevdiceğime el atmak olarak yorumlayan yazarları en içten duygularımla sımsıkı sarmak isteğimi coşturan yazar.
ayrıca özlediğim kişi, haftada bir de olsa sıcaklığını hissedebilmek artık yetmiyor, ama en kısa zamanda çözüme ulaştıracağını düşünüyorum.*
ayrıca özlediğim kişi, haftada bir de olsa sıcaklığını hissedebilmek artık yetmiyor, ama en kısa zamanda çözüme ulaştıracağını düşünüyorum.*
devamını gör...
sanatsal kurbağalar
türk dil kurumu sözlüğüne göre kurbağa;
kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.
türk dil kurumu sözlüğüne göre sanatsal;
sanatla ilgili, sanata dair.
kurbağalar ilginç hayvanlardır. bir amfibik canlı olarak bu kadar ilginç bir görüntüye sahip olmaları beklenen bir şeydir ancak bu kadar tuhaf görünümlü olup bir de üstüne hem sevimli hem rahatsız edici olmayı başarmaları araştırmalara konu edilmelidir. isviçreli bilimadamlarının meydanlara ve havaalanlarına davet ediyorum.
yukarıda bahsettiğim bu özellikleri sanatın çeşitli dallarının da ilgilisini çekmiş olacak ki bolca kurbağaya rastlarız ve biz bunlara sanatsal kurbağalar diyeceğiz.
bu kurbağalardan biri karşımıza kurbağa prens masalında çıkar. öpülmek için bir derede çaresizce bekleyen bu prens bir büyü sonucu kurbağaya çevrilmiştir ve güzel bir prensesin çaresiz busesi için bekler. ben bu masalda her zaman prensesi daha çaresiz bulurum. bir kurbağayı öpüp kendine eş olarak kabul edebilecek bir prensesin çok zor zamanlar geçiriyor olması gerekir. ve merak ettiğim şey prensesin amfibik eşi ile sonrasında nasıl bir hayat sürdüğüdür.

diğer bir sanatsal kurbağa karşımıza osman şahin’in eserinden şerif gören tarafından 1985 yılında sinemaya aktarılan kurbağalar isimli filmde çıkar. filmde hülya koçyiğit ve talat bulut gerçekten çok iyi performanslar sergilemiştir. ancak filmi küçükken izlediğimde beni çok olumsuz etkilediğini hatırlıyorum. kurbağa toplayarak geçimini sağlamaya çalışan dul bir kadının barındığı yerde sürekli bir taciz altında yaşamasının anlatıldığı filmde kurbağalar herkesten çok başroldedir.

bir diğer sanatsal kurbağamız ise kurbağa kermit. 1955 yılında jim henson tarafından yaratılan kermit dünyanın en ünlü kurbağalarından biridir. the muppet show’un da baş karakterlerinden biri olan kurbağa kermit susam sokağında da yer almıştır. oldukça fırlama bir kurbağa olduğunu söyleyebileceğimiz kermit aynı zamanda da iş bitirici ve harika yöneticilik özelliklerine sahip -bence- sevimsiz bir kurbağadır.

başka bir sanatsal kurbağa da avusturyalı büyük yazar ve şair erich fried’in bir şiirinde çıkar karşımıza:
oğlanlar şakadan taşlıyor kurbağaları, kurbağalar cidden ölüyor.
benim için ezberimden hiç düşmeyen cümledir bu. her şeyin ifadesidir belki de dünyada olup biten. bana nedense hep sabahattin ali’nin ayran isimli öyküsünü hatırlatır. biz öylesine yaparız bazı şeyleri. o öylesine yapılan bazı şeyler başkalarının ömrünü törpüler.

ball state üniversitesinin kampüsünde bir havuzun içinde bulunan frog baby çeşmesi ise başka tür bir sanatsal kurbağadır. edith barretto stevens parson tarafından yapılan ve bence mükemmel bir sanatsallığa sahip olan bu heykelin işi şans getirdiğine inanılır ve insanlar için bir buluşma noktası kabul edilir.

son olarak da barış bıçakçı, behçet çelik ve ayhan geçgin’in e-mail aracılığıyla yaptıkları edebiyat sohbetinin kitaplaşmış halinin adından geçer bir sanatsal kurbağa. ben bu kitabı okurken sanki bu üç yazarlar üsküdar’da bir çay bahçesinde ya da ankara’da bir parkta oturup sohbet etmiş gibi hissetim. müthiş samimi ve akıcı bir kitaptı ve bu kitabın adı benim bu tanımımın da noktası olsun:

kurbağalara inanıyorum.
kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.
türk dil kurumu sözlüğüne göre sanatsal;
sanatla ilgili, sanata dair.
kurbağalar ilginç hayvanlardır. bir amfibik canlı olarak bu kadar ilginç bir görüntüye sahip olmaları beklenen bir şeydir ancak bu kadar tuhaf görünümlü olup bir de üstüne hem sevimli hem rahatsız edici olmayı başarmaları araştırmalara konu edilmelidir. isviçreli bilimadamlarının meydanlara ve havaalanlarına davet ediyorum.
yukarıda bahsettiğim bu özellikleri sanatın çeşitli dallarının da ilgilisini çekmiş olacak ki bolca kurbağaya rastlarız ve biz bunlara sanatsal kurbağalar diyeceğiz.
bu kurbağalardan biri karşımıza kurbağa prens masalında çıkar. öpülmek için bir derede çaresizce bekleyen bu prens bir büyü sonucu kurbağaya çevrilmiştir ve güzel bir prensesin çaresiz busesi için bekler. ben bu masalda her zaman prensesi daha çaresiz bulurum. bir kurbağayı öpüp kendine eş olarak kabul edebilecek bir prensesin çok zor zamanlar geçiriyor olması gerekir. ve merak ettiğim şey prensesin amfibik eşi ile sonrasında nasıl bir hayat sürdüğüdür.

diğer bir sanatsal kurbağa karşımıza osman şahin’in eserinden şerif gören tarafından 1985 yılında sinemaya aktarılan kurbağalar isimli filmde çıkar. filmde hülya koçyiğit ve talat bulut gerçekten çok iyi performanslar sergilemiştir. ancak filmi küçükken izlediğimde beni çok olumsuz etkilediğini hatırlıyorum. kurbağa toplayarak geçimini sağlamaya çalışan dul bir kadının barındığı yerde sürekli bir taciz altında yaşamasının anlatıldığı filmde kurbağalar herkesten çok başroldedir.

bir diğer sanatsal kurbağamız ise kurbağa kermit. 1955 yılında jim henson tarafından yaratılan kermit dünyanın en ünlü kurbağalarından biridir. the muppet show’un da baş karakterlerinden biri olan kurbağa kermit susam sokağında da yer almıştır. oldukça fırlama bir kurbağa olduğunu söyleyebileceğimiz kermit aynı zamanda da iş bitirici ve harika yöneticilik özelliklerine sahip -bence- sevimsiz bir kurbağadır.

başka bir sanatsal kurbağa da avusturyalı büyük yazar ve şair erich fried’in bir şiirinde çıkar karşımıza:
oğlanlar şakadan taşlıyor kurbağaları, kurbağalar cidden ölüyor.
benim için ezberimden hiç düşmeyen cümledir bu. her şeyin ifadesidir belki de dünyada olup biten. bana nedense hep sabahattin ali’nin ayran isimli öyküsünü hatırlatır. biz öylesine yaparız bazı şeyleri. o öylesine yapılan bazı şeyler başkalarının ömrünü törpüler.

ball state üniversitesinin kampüsünde bir havuzun içinde bulunan frog baby çeşmesi ise başka tür bir sanatsal kurbağadır. edith barretto stevens parson tarafından yapılan ve bence mükemmel bir sanatsallığa sahip olan bu heykelin işi şans getirdiğine inanılır ve insanlar için bir buluşma noktası kabul edilir.

son olarak da barış bıçakçı, behçet çelik ve ayhan geçgin’in e-mail aracılığıyla yaptıkları edebiyat sohbetinin kitaplaşmış halinin adından geçer bir sanatsal kurbağa. ben bu kitabı okurken sanki bu üç yazarlar üsküdar’da bir çay bahçesinde ya da ankara’da bir parkta oturup sohbet etmiş gibi hissetim. müthiş samimi ve akıcı bir kitaptı ve bu kitabın adı benim bu tanımımın da noktası olsun:

kurbağalara inanıyorum.
devamını gör...
çavdar tarlasında çocuklar
yazıldığı döneme kadarki alışılmış roman üslubuna bir yenilik getiren ve bu yüzden de dikkat çeken j. d. salinger romanı. düşünceleri susmak bilmeyen bir gencin hayatının birkaç günlük bir kesitini sunar.
okuması zor bir kitap değildir, sevenleri de çoktur nefret edenleri de. sevmeyenler genelde ifadelerin uzun ve kopuk oluşunu eleştirir. ancak kitap diyalog ve betimlemelerden çok karakterin düşüncelerinin aktarımından oluşuyor. düşünce konuşma gibi düzenli değildir, bir anda yön değiştirebilir. bunu kendiniz de yaparsınız, kredi kartının hesap kesim tarihine kaç gün kaldığını düşünürken birden ossursam kimse duyar mı acaba deyiverirsiniz içinizden.
kitaplıkta olması gereken kitaplardandır.
okuması zor bir kitap değildir, sevenleri de çoktur nefret edenleri de. sevmeyenler genelde ifadelerin uzun ve kopuk oluşunu eleştirir. ancak kitap diyalog ve betimlemelerden çok karakterin düşüncelerinin aktarımından oluşuyor. düşünce konuşma gibi düzenli değildir, bir anda yön değiştirebilir. bunu kendiniz de yaparsınız, kredi kartının hesap kesim tarihine kaç gün kaldığını düşünürken birden ossursam kimse duyar mı acaba deyiverirsiniz içinizden.
kitaplıkta olması gereken kitaplardandır.
devamını gör...
gay çiftli dizi önerileri
modern family.
devamını gör...
ilkokulda çöp kutusunun olduğu köşe
hayattaki ilk dedikoduların yapıldığı o harika köşe. ilkokulda olsak bile neler dönerdi orda neler neler konuşulurdu yaa. az kalem harcamadık oralarda dedikodu yapma uğruna*.
devamını gör...

