6 aylık bebeğine bakmak için sokağa çıkma yasağında bile kağıt toplamak zorunda kalan adama polisler ceza kesiyor ve adam ağlayarak polislere yalvarıyor. sahiller ve sokaklar doluyken bu insanlara ceza kesilmesi bizim adalet sistemimizde sıkıntı olduğunu gösteriyor. birde kanun var diyor memur arkadaşımız salonlar lebaleb doldurulurken nerdeydiniz diye sormazlar mı?
o adamı o yasakta kağıt toplamaya mecbur bırakan düzene lanet olsun. maskesiz kongreler yapılırken bu kanunlar neredeydi? keşke kanunlar herkes için geçerli olsaydı. maalesef söz konusu kanunlar ve adalet olunca başbakanına bile ceza kesen norveç kadar olamadık...

6 aylık bebeğine bakabilmek için karton toplayan babaya, sokağa çıkma yasağına uymadığı ve ehliyetsiz motosiklet kullandığı için 5600₺ ceza kesildi. babanın göz yaşları içinde yalvarması yürekleri dağladı

ilgili video
devamını gör...

her insan değerlidir.
devamını gör...

"umarım en kısa sürede bulunur" dediğim iş/ler.

(bkz: eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlar)
devamını gör...

bir insandan asalet akar mi mansur yavas'tan akiyor iste. su ana kadar gereksiz hic bir diyaloga girdigi gorulmemis,tartisilir bir karari yok, gozden dusecek bir haraketi yok.farkli bir adam, yalaka degil oncelikle.
bana kalirsa turkiye'de an itibariyle bu ulke icin bir seyler yapabilecek tek adam o.

ekrem ımamoglu' na gelince, bazen sahalara oynuyor yalan degil. yaptiklarini ve yapacaklarini bir kenara birakayim, selahattin demirtas sempatizani olmasi nedeniyle benim gozumde bitmistir. birilerine yaranmak icin veya sirf birilerine karsi durmak icin birisini savunuyorsan eger o "birisinin" kim olduguna dikkat etmek gerek. belki savunulan, bu ulkenin gencecik sehitlerinin katilidir.


ı
devamını gör...

sen bana telefonumu ver, ben sana kimliğimi vericem.
devamını gör...

dosyasından vesikalığını çalmıştım.
hırsız gibi vesikalığını çalmıştım kızın aklıma gelince utanıyorum ama artı oy gelir diye yazıyorum.
sonra annem okul pantolonumun cebinde bulmuştu.
devamını gör...

artık hiç bir şeyin değil bir milyon, bir lira bile olmamasiyla açıklanabilir.
devamını gör...

kerem,yağız,yiğit,sarp,can,mete.
devamını gör...

devamını gör...

bakın hele genellemeler nelere de yol açıyor?. stigmatizasyonlar, insanları damgalamalar, aşırı hayaller, aşırı korkular, mesnetsiz ümitler daha nice hatalı ve çarpık süreçler,
bu arada bir insanı bilge yapan ana özelliğin genelleme tuzağından arınmak olduğunu biliyor muydunuz? çığır açan her buluş genel geçer inançları yere sermekten öteye ne yapmıştır? ama sonra kendini genelleyen buluşlar… ne de ironik değil mi? eh, demek insanoğlu bu genelleme virüsü ile dünyaya gelmekte.
herşeyi bilmek insanı bilge yapmadığı gibi, hiç bir şeyi bilmemek cahil de yapmaz.
tanım: genelleme cahilin cehaletinin farkında olmayışı, ve bilgenin cahil olduğunu bilememesinden kaynaklanır.
devamını gör...

yönetmenliğini yılmaz erdoğan'ın yaptığı hüngür hüngür ağlatan 2013 yapımı filmdir. bu film vesilesiyle rüştü onur ve muzaffer tayyip uslu gibi çok değerli iki şairi tanımış oldum. şiirlerini çok seviyorum hepsi içime dokunuyor. mert fırat ve kıvanç tatlıtuğ oyunculuğu çok iyidi izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...

öncelikle basit tanım ile başlamak gerekirse fotoelektrik olay ışığın (genellikle metal yoksa her atomda olabilir) metal bir yüzeyden elektron kopartması olayı.
ışık çarpıyor (bkz: güneş panelleri) elektron kopuyor ve elektrik oluşuyor. bu sadece düz mantık anlatımı.
einsten'ı herkes bilir. ve nobel ödülü sahibi olduğunu da. fakat herkes ''özel görelilik'' teoremiyle nobel sahibi olduğunu sanar. halbuki ''fotoelektrik etki'' ile nobel almıştır.

gelin biraz derinine inelim fotoelektrik olayının. her ışık (bundan sonra foton diye anılacak) bir frekansa dolasıyla enerjiye sahiptir. fotonlar bu enerjilerini bize renk olarak gösterirler.(biz öyle algılarız) aslında kızılötesi/mor ötesi vb tabirler buradan gelir. belli frekansın ötesi.
insan gözünün görebildiği renk skalasında kırmızı en düşük, mor en yüksek frekansa sahip renklerdir. ve bu fotonlar düştükleri yüzeylerdeki (basitçe anlatım) elektronlara çarparlar. bu elektron freni boşalmış fakat hızını hiç azaltmamış kamyon gibi atomun en dış ( örnek için geçerli. yoksa en dışı pas geçip iç katmandaki bir elektrona da denk gelebilir.) katmanındaki elektrona çarpar. momentum gereği bir saçılma (compton) oluşur. eğer fotonun enerjisi , elektronu çeken atom çekirdeğinin yani bağlanma enerjisinden büyük ise elektron bulunduğu katmandan fırlar. burada mühim olan şunun bilinmesidir. bir fotonun enerjisi ( frekansı ) ne kadar yüksek olursa olsun sadece bir elektron koparabilir. yani 1-1. peki nasıl daha fazla elektron koparabiliriz bu yüzeyden? şöyle ki efendim ; foton enerjisini arttırarak. ee hani bir elektron sadece bir foton ile kopuyordu? hemen izah edelim. aslında başta anlattıklarımız doğru fakat bu sistemler karşılıklı iki metal levha olduğu için fotonların düştüğü levhadan kopan elektronların karşı levhaya ulaşması gerekmekte. newton fiziğine göre hareket ancak enerjiyle mümkün. peki elektron bu enerjiyi nereden alacak. fotondan. foton çarpınca karşıya gitmeye mecali olmayan fotonlarımıza daha fazla enerji lazım. bu enerjiyi kırmızı ışık yerine daha yüksek enerjili mor ışığı tercih ederek sağlayabiliriz.
burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. yukarıdaki yazarlarımızdan birisi zahmet edip konuyu açıklamışlar. ellerine sağlık. fakat fotoelektrik olay sadece ''mor'' ışık için geçerli bir olay değildir. gelin formüllere bakalım
e(foton)=e(bağlanma)+e(elektron)(ev'elektrovolt) ''e=enerji''
formülde görüldüğü üzere fotonun enerjisi eşitmiş neye? elektronun kopma enerjisi +koptuktan sonra kazandığı enerjiye. burada sabit bir metal için yani sabit bir atom için e(bağlanma) değişmezdir. atıyorum x atomu için bu enerji 6 iken y atomu için bu enerji 4 olabilir. yani sayın yazarımızın dediği kırmızı renk fotonunun sökemediği elektronu mor söker değil. kırmızı renk fotonu başka ve daha düşük bağlanma enerjili bir atomun elektronunu sökebilir. yani kısaca her metalin elektronunu sökmek için belirli bir eşik değer var. her dalga boyunun (frekansın tersi)(1/frekans) bir enerjisi var. gücü yeterse söküyor yetmezse sökemiyor.

gelelim fotonun enerjisi (frekansı) artarsa ne oluyor? gene bir elektron söküyor. fakat artan enerjiyi elektrona kazandırıyor. yani hız kazandırıyor. karşılıklı duran levhalardan birinden kopan elektron diğer levhaya ulaşacak enerjiyi buluyor ve hoooop diğer levhaya çarpıyor. ne mi oluyor? elektrik akımı oluşmuş oluyor. güneş panellerindeki olay ise tamamen bundan ibaret.(tabi basitçe)

son olarak bu olayda fotonun dalga olarak değil tanecik olarak görüyoruz. eğer dalga özelliğinden faydalanarak bu etkiyi gerçekleştirseydi ; bir fotonun onlarca belkide yüzlere elektron kopartması gerekecekti. bunu şöyle düşünebiliriz. bir pompalı tüfekten çıkan saçmaların karşısındaki birçok hedefe isabet etmesi yerine. aynı silahın tek bir domdom kurşunu atması gibi. bir kurşun=bir hedef.

toparlayacak olursak: foton gelir elektrona çarpar , gücü yetiyorsa kopartır kopan elektron uçaaaar gider :)
kullanıldığı alanlar: sensörlü her şey! otomatik kapı ,fotoselli lambalar, güneş panelleri vb
minik bir örnek
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu yazı kendini güncelleyecektir.
edit1:

enerjinin küçük enerji paketleriyle yayılmasını (bkz: kuanta) ilk kez planck ortaya atmış. 1905 yılında einstein fotoelektrik olaylarını açıklarken planck'in kuanta fikrini kullanmış ve nobel ödülünü bu çalışmayla almış. yalnız einstein'ın fotoelektrik açıklamasına ilk karşı çıkanlardan biri planck imiş. böyle de ironik bir adam.
devamını gör...

yazılanları aynen böyle okuyorum (5 takipçim var).
t: sadece kadınların takip edildiğini düşünen yazar beyanı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anne; şefkatini, sevgisini, emeğini, desteğini ömür boyu esirgemeyen kutsal varlık.. ve bunları bir anne duygusuyla hissettiren adamlar.. mesele doğurmak değil; bu güzellikleri yaşatan, hayatta olan veya geçip giden herkesin anneler günü kutlu olsun..
devamını gör...

yunanca kökenli bir sözcüktür. kadınlara karşı nefret duygusu çok fazla olan, kadın düşmanlığı anlamına gelmektedir.
-gündem içerisinde sıklıkla gördüğümüz haberlerden yola çıkarak belki bunu hastalık derecesinde yapan şahsiyetlere örnek verebiliriz.
devamını gör...

çoğu kadın ve erkeklerden ezik ve boşlar böyle yapar. laf söylemek yerine insanlara saygılı olsalar böyle şeylere gerek olmaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
zamanla hiçbir şey değişmez ya da düzelmez; aksine kontrolden çıkar eğer öylece beklersek.
şans kartları dağıtılır, kader de diyebiliriz buna. ön göremeyeceğimiz gerçeklikler vardır er yada geç yüz yüze geleceğimiz.
nasıl olsa düzelir denen şeyler o kadar çoktur ki...
bazıları sağlıkla ilgilidir:
yıllarca kilo vermeyi umarsanız ama yüksek kalorili yiyecekleri hayatınızdan çıkaramazsınız.
bazıları hedefle:
herhangi bir alanda başarılı olmak istersiniz ama ya kılınızı kıpırdatmaz ya da samimi bir şekilde çalışmazsınız.
bazıları öylece durup beklediklerinizdir , farkında gibisinizdir ‘ama yok, değildir’ dersiniz:
yaklaşan tehlikeleri görmezden gelip devam etmeye çalışırsınız, bu bazen ilişkiler bazen sağlıkla ilgili sorunlar, bazen de mutlaka bir gün yaşayacağımız deprem gibi felaketler olabilir.
ilişkileri denetlemek, yönetmek hiç de kolay değildir, burada da çok fazla değişken devreye girer çünkü.göz göre göre zarar veren bir iletişimi sürdürmek -aileden birileri, arkadaş, sevgili ya da eş- zamana bıraktıkça daha da yıpratacaktır.
kontrolün tamamen bizden çıktığı duygusu enerjimizi sömürür ve yeniden hareket etme özgürlüğümüzü elimizden alır.
devamını gör...

mağlup mu desem mahçup mu?
ama ikisi de değil
ben garip, sen güzel
dünya umutlu
öyle bir tuhafım bu akşamüstü…
devamını gör...

#995909
bunaltanlardan birisi de ben olarak, enişten dileklerimle ıyi tatiller diliyorum iko'ya.
yalnız yoldaş, iko'yu tek biz mi yorduk şimdi, eğri otur doğru cevapla benjaminlerin yoldaş. adamı bayram demeden, seyran demeden, hatta işçi bayramı demeden, güncelleştirme diye darlamanın hiç mi payı yok bu yorgunlukta?*
(bkz: iko tatile çıktı)
devamını gör...

ailemin “çocuğun olduğunda anlarsın” dediği olay. bakalım, hep beraber bekliyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim