dışarısı eksi bilmem kaç, kar-buz, fırtına-boran-kasırga* ne ararsan var. ayaklarım donmuş, donmuş, donmuş. eve girmişim ayakkabılarımı can hıraş çıkartma gayretindeyim. içeride kutuplara koysan bütün karı eritip dünyayı su altında bırakacak bir soba ve sobaya doğru mecnunun leylaya doğru koşuşu gibi, ferhatın şirin için deldiği dağ gibi, patates kızartmasının köfte ile buluşma anı gibi, mücadele/kan/gözyaşı/sevinç/hüzün/ entrika/coşku dolu bir kavuşma anı yaşadım. hemen ayaklarımı sobaya yapıştırdım. o sıra gözümün önünden film şeridi gibi ayaklarımla yaşadığım güzel anılar geçiyor ve hafif bir sızı ile birlikte sıcaklık hissediyorum. baktım ayaklarımın dört nala giden tren gibi dumanı tütüyor, du bi çekeyim de bakayım altına dedim. aman allahım/ o my god bir de ne göreyim çoraplarımın altında yeller esiyor, çoraplarım ayacıklarım ısınsın diye kendilerini feda etmişler meğerse. daha sonra çoraplarımın kalan kısmını ufak çaplı bir tören ile göz yaşları içerisinde çöpe uğurladım. ve ayaklarım ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. bugün o çoraplar hala gönlümün en ücra köşesindeki hiç el değmemiş tahtındadır. seviyorum sizi çoraplarım her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız.
devamını gör...

arabayla deniz kıyısına gider bir bira açardım.
devamını gör...

tanımları yüzümde tebessüm oluşturan kıymetli yazarımızdır kendisi. vakit buldukça tanımlarını okuyup, oylamaya çalışıyorum. kalemi hep daim olsun, severek okuyorum. kendisine buradan çokça saygılar efenim.
devamını gör...

küfürsüz, reklamsız devam edebilecekse, trol başlıklar, provokatif entry'ler denetlenecekse, kendisinden ümitvar olduğum platformdur.
devamını gör...

bizim evin komple içinde olduğu taraftarlar.
ts'li başlığı okur okumaz negatifleşen yazarlar sizi de seviyoruz.
henüz elime silah almışlığım yok, benim çocuklarda kimseyi vurmadılar.
sizi vuranın takımla bir alakası olmayabilir belki kişisel bir durumdur.
henüz vurulmadıysanız da çağırmayın bence.
devamını gör...

direkt tuvalete gitmek. doğduğum günden beri aynı muhtemelen.
devamını gör...

yazık ya, ilerde çocuklarımın (olursa tabii) bu ve bunun gibi şahsiyetlerin çocuğuyla uğraşacak olması çok kötü.
devamını gör...

birden aklımıza bir şarkı geldi. kırk yıl düşünsek aklımıza gelmezdi bu şarkı. sonra dedik ki neden dinlemeyelim ? arabadayiz tabi o an. sarki da sevemedim kara gözlüm şarkısı. youtubedan sevemedim kara gözlüm şarkısını açtık gidiyoruz. az ileri de ışıklar da durduk. ayni şarkı hemen yanimiz da duran arabada da çalıyor. yanımızda duran aracın içindekilerle kısa süreli bakıştık. tesadüfün bu kadarı dedik kendi aramızda. nedense çok güldük o an. sonra korna çalarak selamlastık tabii müzikdaşlarımizla. onlar sağ biz selametle yolumuza devam ettik.
devamını gör...

klibine ayrı sözlerine ayrı şarkının bütününe ayrı düşüyorum.

oh no i've said too much
i haven't said enough
devamını gör...

birinin bunu söylemesi gerekiyordu, üzgünüm ama bu film 2011 de gösterime giren asghar ferhadi'nin bir ayrılık filminin başarısı görüldükten sonra hımm boşanma konusu, hemen çekelim tutuyormuş bu konu diyerekten çekilmiş bir film gibi görünüyor. en azından bana öyle göründü.

bir ayrılık filmi iran toplumuna boşanma ekseninde bir yakın bakış sunuyor. marriage story amerikanvari bir boşanmaya ışık tutuyor.

filmi beğendim, ancak çok film izleyen biri olarak söyleyebilirim ki eğer bir filmde bir sahne çok fazla ön plana çıkıyorsa filmin diğer kısımlarını gözden uzak tutmak için yapılıyordur. bahsi geçen sahne elbette muazzam, tabi bu muaazzamlık oyuncuların inanılmaz oyunculuk yeteneğinin de bir göstergesi. ancak sahne ile ilgili bazı söylentiler dolaşıyor ki benim savımı destekler nitelikte. yönetmenin bu sahnede oyunculara doğaçlama hakkı tanımadığı ve tamamen istediği doğrultuda gelişen bir sahne olduğu yönünde söylentiler dolaşıyor.

peki neden böyle yapmış olabilir. işte tam da dediğim durumdan dolayı. bu sahneyi filmin makyajı olarak kullandıkları için vurucu olmalıydı. başarılı da oldular. sahne filmi güzel gösterdi. ancak film bitip te makyaj silinince aklıma şu soru geliyor bu film ne anlatıyor? tamam evet görünürde boşanma ama film boşanmaya nasıl bir bakış açıcı sunuyor?

tabi ki böyle yapmalarının sebebi netflix'in sinema sektörüne gözünü dikmesinden kaynaklanıyor. filmin en vurucu sahnesinde devleşen scarlett johansson lucy filmindeki berbat izlenimlerini de silmiş oldu.

zaten adam driver'a paterson filminden beri hastaydım marriage storydeki bahsi geçen sahne ile hayranlığımı katladı.
devamını gör...

kafa insan var, var olmasına ama hepsi derinlere gizlenen inci gibi. biraz deşmeniz, o soğuk havayı yemeniz gerek. yoksa olmuyor. çoğu yaşı başını almış, olgun ve ciddi insanlar. haliyle soğuk veya ciddi oluyorlar.

hani kafa sözlük bizim için vardı yoldaş? bu soruna bir çözüm bulsana!
devamını gör...

makarnik mahlasını görünce canım çeker makarna
bir de yanında isterim salata
sözlükte bu ara hep münakaşa
kahvemi alıp bakıyorum ara ara
devamını gör...

istanbul'da yaşayıp boğaz köprüsü'nü hiç görmemiş türk ile kıyaslanınca hoş görülebilir.
devamını gör...

bir sam shephard romanıdır.

sam shephard pulitzer ve altın palmiye ödüllerinin sahibi bir yönetmen, senarist ve oyuncudur. bu romanını da ölmeden çok kısa bir zaman önce yazmıştır.

sam shephard gördüğünü, bildiğini pat diye söylemekten hiç çekinmeyen bir yazardır. bu romanında da aynen böyle yapmıştır. daha önce paris, texas isimli kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. okur okumaz da wim wenders’in romandan uyarlama filmini izlemiş onu da çok beğenmiştim. çünkü sam shephard bana hep çok gerçek gelmiştir.

bu roman sanki otobiyografik öğelerle dopdolu bir roman gibi geliyor bana. ömrünün sonuna geldiğini hisseden shephard’ın kendine miras bıraktığı bir muhasebe defteri sanki.

babasının öldüğü yaşa geldiğinde hayatının dökümünü yapan, geçmiş ve şimdi arasında zihinsel bir mekik dokuyan kahraman sam shephard’ın ya kendisi sanki.

ben romanı okurken kendi iç hesaplaşmalarımı düşündüm hep. belli bir yaşa ulaşınca insan içindeki kişi ile tartışmaya, çatışmaya, dertleşmeye ve helalleşmeye başlıyor sanki.

geride kalan zamanınızın önünüzde uzanan zamandan daha uzun olduğunu düşünmeye başladığınızda ise içinizdeki kişi ile uzlaşmanın bir yolunu arıyorsunuz.

yolumuz açık olsun!
devamını gör...

lanet olasıca dediğim hastalıktır. bütün yıl ara ara çıkar ortaya, canı sıkılınca bulaşan mahallenin iti kopuğu gibidir. seri hapşırık gözlerini açamama gibi işkenceler uygular. tedavisi için kullanılan ilaçları gündüz içemezsin uyku yapmada uyku ilacıyla kapışırlar çünkü. allergodil sprey sürekli kullanmanızda pek zararı olmayan alternatif bir ilacıdır.
devamını gör...

'devlet' kelimesinin yanlış yerde kullanıldığı başlık.
devlet değildir para isteyen ,
devleti devlet yapan erg'lerden biri olan yürütmenin siyasi temsilcisi olan hükümet'tir söz konusu eylemi gerçekleştiren.
18 yıllık tek başına yönetimin sonunda ülkenin geldiği yer açısından önemli tespittir .

edit; burada hiç kimsenin okumadığını göstermesi açısından da önemli bir başlık.
açıklamamda devlet değil, hükümettir diye özellikle vurgu yapmamıza rağmen, neredeyse tüm tanımlarda devlet kelimesi kullanılıyor ki ilginç bir durum.

devlet ile hükümet arasındaki farkı bilmeyen kafa sözlük yazarları dersem, bu kez de sen ne diyon diye kızacaklar bana.
olsun, ben yine de uyarıyorum,
devlet değil, hükümet arkadaşlar, hükümet.
devamını gör...

çok ince ve güzel bir düşünce, kimin aklına geldiyse alnından öpüyorum. büyük milletin meclisini biz, bizim atalarımız kurdu. bunu hissettirmesi bile bir çok şeye değer.
devamını gör...

john rawls'a mı aitti emin olmamakla birlikte çok sevdiğim bir sözü anımsatan başlık.

''matematik ve felsefenin öğretilmediği toplumlarda bu eksikliği adalet sisteminde ve mimari alanda direkt olarak gözlemleyebilirsiniz.''
devamını gör...

türkiye’de ise ulusal engelli veri taban’ına göre engelli birey sayısı 1.559.222. (ancak resmi olmayan rakamlara göre %13 düzeyinde, 9 milyon olduğu söyleniyor) bunların %27’si 0-21 yaş, %36’sı 22-49 yaş, %37’siyse 50-64 yaş arasında…


iki milyon badem bıyıklı g*tü pantolonundan taşan müptezel yerine bu insanlara öncelik verilir mi?
zannetmiyorum!
devamını gör...

gücün yönetende değil yönetilenlerde olduğunu akıllıca bir direnişle göstermiş bu dünya için fazla şahıstır. gandhi denilince akla gelen imajı, ülkesini gerçekten tanıma (ve halk gibi yaşayabilmek için onlar gibi giyinme) isteğinin ve tepki olarak tuttuğu oruçların eseridir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim