tanım sözlük içindir vs tanım artı içindir vs tanım bedava kitap içindir
bütün çabalara rağmen yüzyıllardır içinden çıkalamayan çok yönlü bir karşılaşma.
devamını gör...
yoldaş'ın entrysini şikayet eden insan
kızıl nelson olabilir. benim aklıma ilk o geliyor nedense.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
motivasyonun kesinlikle kaybedilmemesi gerektiği gerçeği. bir umut varsa eğer zor günler her türlü atlatılır. ama o umut yoksa zor günler zehir olur.
devamını gör...
marifet iltifata tabidir
iltifat edilirse marifet güzelleşir demektir. marifetin erbabı işini iyi ve güzel yapmış ise iltifatı hak eder. marifetperver daha da iyisini
daha da incesini yapmak ister. ama iltifat olmazsa küskün kalır, değersiz olduğunu düşünür.
daha da incesini yapmak ister. ama iltifat olmazsa küskün kalır, değersiz olduğunu düşünür.
devamını gör...
kumaya razı olan kadın genişliği
bazı insanlarla aynı memlekette yaşamadığımı fark ettiğim başlık. eşlerine çiftlik hayvanı gibi davranan insanlar var. keşke kadının rızası alınsa da razı olup olmaması gerektiğini tartışmak bize kalsa. razı olmak için rıza sorulmalı önce. bir insan olduğu dahi hissettirilmeyen, iradesinin varlığı dahi unutturulmuş kadınlardan söz ediyorum.
istemese ne olacak? ben söyleyeyim, eşek sudan gelinceye kadar dayak. vücudu çürük içinde ama belki de konu komşu görmesin diye suratında gram iz yok. haydi diyelim tası tarağı topladı, ailesine gitti bir şekilde. "yuvanı yıkma kızım." neden yıkamaz yuvasını? bu şartlarda boşanan kadın arafta kalıyor çünkü. kocasının evinde kalamaz, ana baba evinde zaten yapamaz. başka bir hayat ihtimali ise o yaşına kadar hizmet etmek dışında bir şey yapmamış biri için çok güç.
"razı" olsa ne olacak? çiftlik hayvanı gibi kullanılan kadın yükünü paylaşacak biriyle yaşayacak. cinsel arzuları, evlilikten beklentileri, bir güler yüz beklentisi dahi buruşturulup atılmış kadın. ilişkisinden geriye sadece iş gücü olmak kalan kadın. bu kumalığı aklamaz ancak bunu kabul eden her kadın sırf keyfinden buyursun gelsin demez.
hayat yaşadığımız duvarlardan, gördüğümüz ilişkilerden ibaret değil.
istemese ne olacak? ben söyleyeyim, eşek sudan gelinceye kadar dayak. vücudu çürük içinde ama belki de konu komşu görmesin diye suratında gram iz yok. haydi diyelim tası tarağı topladı, ailesine gitti bir şekilde. "yuvanı yıkma kızım." neden yıkamaz yuvasını? bu şartlarda boşanan kadın arafta kalıyor çünkü. kocasının evinde kalamaz, ana baba evinde zaten yapamaz. başka bir hayat ihtimali ise o yaşına kadar hizmet etmek dışında bir şey yapmamış biri için çok güç.
"razı" olsa ne olacak? çiftlik hayvanı gibi kullanılan kadın yükünü paylaşacak biriyle yaşayacak. cinsel arzuları, evlilikten beklentileri, bir güler yüz beklentisi dahi buruşturulup atılmış kadın. ilişkisinden geriye sadece iş gücü olmak kalan kadın. bu kumalığı aklamaz ancak bunu kabul eden her kadın sırf keyfinden buyursun gelsin demez.
hayat yaşadığımız duvarlardan, gördüğümüz ilişkilerden ibaret değil.
devamını gör...
bir kadının gerçekten sevdiğini gösteren ince detay
çok fazla var ya hangi birini söylesem... seven bi kadının her hareketi ince bi detaydır çünkü. kendisi sevmek olmuştur. yani belki de ben öyleyim diye bana öyle geliyordur.
dokunması, bakışı, gülüşü, öpmesi, düşünmesi, fedakarlığı, gücü, duruşu, üslubu her şeyi. eller kuğu gibi, gözler ışıl ışıl, bedeni kıpır kıpırsa maşallah daha nolsun... tatlı şey.
ama işte ancak iç huzuru bulmuş kadınlar böyle sever böyle neşeli rahat hafif olur. her insan gibi. güzel bi eş olun eşiniz de güzel olur.
sabahın 5’inde ilişki terapisti kesildim. allam ya rabbim...
dokunması, bakışı, gülüşü, öpmesi, düşünmesi, fedakarlığı, gücü, duruşu, üslubu her şeyi. eller kuğu gibi, gözler ışıl ışıl, bedeni kıpır kıpırsa maşallah daha nolsun... tatlı şey.
ama işte ancak iç huzuru bulmuş kadınlar böyle sever böyle neşeli rahat hafif olur. her insan gibi. güzel bi eş olun eşiniz de güzel olur.
sabahın 5’inde ilişki terapisti kesildim. allam ya rabbim...
devamını gör...
kaynanaya anne kayınbabaya baba demek
nişanlılık döneminde yavaş yavaş demeye başlayıp evlenince de alıştığım bir durum. evet insanın anne-babası bir tanedir, asla muadili olamaz ama bu biraz da kültürel bir durum. esas zor olan, kendi annenin ve babanın yanında onlardan bahsetmektir. yanlışlıkla annenin yanında kayınvalideden bahsederken ağzından "annem de şöyle yaptı" gibi bir ifade çıkarsa annenin yüzü buruluyor haklı olarak *.. ama bunun da çaresi var, annemlerin yanında onlardan bahsederken "ayşe anne"/ "ahmet baba" diyorum *. hatta telefonumda da öyle kayıtlılar.
edit: artık etrafta direkt anne baba demek istemeyenlerin yüzlerine karşı da "ayşe anne"/ "ahmet baba" olarak hitap ettiklerini görmeye başladım. belki de zamanla bu hitap şekli daha çok benimsenir kim bilir..
edit: artık etrafta direkt anne baba demek istemeyenlerin yüzlerine karşı da "ayşe anne"/ "ahmet baba" olarak hitap ettiklerini görmeye başladım. belki de zamanla bu hitap şekli daha çok benimsenir kim bilir..
devamını gör...
normal sözlük'ün hayatımızda bir rutin haline gelmesi
gece yatmadan önce ya da ders arasında sıkılınca girip tanım okuyup yazdığım bir rutin haline geldi. çok iyi oldu.
devamını gör...
daddy (yazar)
entrylerini severek okuduğum bir yazar.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
abdülcanbazın bisikleti.
devamını gör...
crash (1996)
david cronenberg'in cannes film festivalinde tartışmalara sebep olan 1996 yapım filmi.
bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.
patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.
filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.
patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.
filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
devamını gör...
göbeklitepe
devamını gör...
fakirlerin isyan etmeme sebepleri
öğrenilmiş çaresizlik olabilir.
devamını gör...
çanak yalayıcı
yalaka insanları anlatmak için kullanılan bir deyim.
devamını gör...
haiku
oruç aruoba'nun ne ki hiç kitabında berrak örneklerini verdiği geleneksel japon şiir biçimi. birkaç kelime ile sizi olduğunuz yere çivileyecek bir güç.
"aceleyle gelip geçer martı
oysa
biryere gitmez."
"aceleyle gelip geçer martı
oysa
biryere gitmez."
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
kitap var dediler geldik. bayağı hoşuma gitti sonra. şimdi kitap teklif etseler bile bırakmam.
devamını gör...
sağcı yobaz vs solcu yobaz
evlerden ocaklardan duyanlardan ırak.
görüldüğü yerde ölü taklidi yapılmalıdır.
yobaz insan görüşü ne olursa olsun sorun teşkil eder.
görüldüğü yerde ölü taklidi yapılmalıdır.
yobaz insan görüşü ne olursa olsun sorun teşkil eder.
devamını gör...
almanya bizi kıskanıyor mu sorunsalı
cevabı evet olan sorunsal. alman arkadaşım andreas aradı geçtiğimiz gün. dedi ki "2 dünya savaşını da başlatıp kaybetmemize rağmen dünyanın en güçlü 2-3 ekonomisi arasında olsak da sizi deli gibi kıskanıyorum" andreas are you sure? dedim. hemen yazdı: "ya o yollarınızda arabayla gezmenin tadını burda hiç alamıyoruz, türk olmak istiyorum" dedi.
işte görüyorsunuz nasıl da kıskanıyorlar bizi. bay kemal bilmez tabi.
işte görüyorsunuz nasıl da kıskanıyorlar bizi. bay kemal bilmez tabi.
devamını gör...
