kıro çiftlerin ortak özellikleri
düşük öz güvenlerini ve birbirlerine karşı olan güvensizliklerini birbirlerine anlamsız kısıtlamalar ve yasaklar koyarak “kıskançlık aşkın gereğidir” düşüncesiyle maskelemeye çalışmaları.
devamını gör...
hatay'da alevi olduğu için saldırıya uğrayan öğretmen
terör eylemidir. evet tam olarak öyle. sorumlusu da bunu yapan cahil pislikten ziyade, her gün nefret ve kin saçan malum zihniyettir!!.
devamını gör...
türkiye'de ve dünyada islam'a yönelişin iyice hız kazanmasının nedeni
ay hadi hadi inşallah. *
hayal dünyası geniş yazarın beyanı. bırakalım bu iğrenç dünyada o mutlu olsun. nasil biliyorsa öyle kalsın her şey. neil armstrong'da ayda ezan sesi duyup müslüman olmuş.
(bkz: ne güzel hayatlar gel de kıskanma)
hayal dünyası geniş yazarın beyanı. bırakalım bu iğrenç dünyada o mutlu olsun. nasil biliyorsa öyle kalsın her şey. neil armstrong'da ayda ezan sesi duyup müslüman olmuş.
(bkz: ne güzel hayatlar gel de kıskanma)
devamını gör...
siyasiler normal sözlük'te yazar olsa alacakları nickler
(bkz: her şey çok güzel olacak) ekrem imamoğlu
devamını gör...
melisho (yazar)
yoldaşın kalpağını kaçıracağına team liquid de bizi görecek mi ona cevap vermesi gereken yeşil kediler kovalayasıca caaanım yazar.
edit: şimdi geri vites temalı çok kötü şakalar yapardım ama sevdiğimden kıyamıyorum.* dota 2 tanrısı, navi önünde diz çökmüştür öyle bir oyuncu efenim.
edit: şimdi geri vites temalı çok kötü şakalar yapardım ama sevdiğimden kıyamıyorum.* dota 2 tanrısı, navi önünde diz çökmüştür öyle bir oyuncu efenim.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
vali çaldın kapımı yine fakat yok vaktim
fedakarlık ve tevkîf edilemez saatim
hınzır uğultu olmayı beceremedim, çünkü
birini daha böyle görmeye yok takatim
lazım elbet, ümitvâr aydınlık bekçileri
karanlıkların çatına basacak mermileri
her gün bir kurbanımız hüzün kelepçeleri
ve özgür kılar mutlak mahkum edilenleri
fedakarlık ve tevkîf edilemez saatim
hınzır uğultu olmayı beceremedim, çünkü
birini daha böyle görmeye yok takatim
lazım elbet, ümitvâr aydınlık bekçileri
karanlıkların çatına basacak mermileri
her gün bir kurbanımız hüzün kelepçeleri
ve özgür kılar mutlak mahkum edilenleri
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının stres atma yöntemleri
benim için yüzmek... kafamı suya gömüyorum ve sanki bu dünyadan uzaklaşmış gibi geliyor bana. hırsımı da kulaçlardan alıyorum. normal günlük limitim 2. km olmasına rağmen 3-3.5 km yüzdüğüm oluyor. kollarım ağrıyınca kendime geliyorum. kafamda muhasebe yaparken yavaş yavaş dinginleşiyorum.
konuşup, başkalarına derdini anlatmak diyen olabilir ama bana göre değil sanırım. çünkü o zaman daha çok sinirleniyorum ki bana faydası olmuyor. en güzeli kendi içinde, başka bir alemde halletmek...
alkol almakta diğer yazarlar söylenir. nasıl iyi geldiğini merak ediyorum çünkü alkol almayı çok severim ama sedece eğlenceli ve keyifli iken... modum düşükken hiç çekici gelmiyor bana....
dünde de sinirli idim, gidip yüzdüm, gelip ve sakinledim. böyle böyle huzur bulacağız sanırım...
konuşup, başkalarına derdini anlatmak diyen olabilir ama bana göre değil sanırım. çünkü o zaman daha çok sinirleniyorum ki bana faydası olmuyor. en güzeli kendi içinde, başka bir alemde halletmek...
alkol almakta diğer yazarlar söylenir. nasıl iyi geldiğini merak ediyorum çünkü alkol almayı çok severim ama sedece eğlenceli ve keyifli iken... modum düşükken hiç çekici gelmiyor bana....
dünde de sinirli idim, gidip yüzdüm, gelip ve sakinledim. böyle böyle huzur bulacağız sanırım...
devamını gör...
kadın şair olmaması sorunsalı
gülten akın, birhan keskin, didem madak, nilgün marmara, füruğ ferruhzad okumamış insan beyanı.
devamını gör...
aziz nesin
arkadaşım badem ağacı
sen ağaçların aptalı
ben insanların
seni kandırır havalar
beni sevdalar
bir ılıman hava esmeye görsün
düşünmeden gelecek karakış..
açarsın çiçeklerini ..
bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
bir güler yüz bir tatlı söz..
açarım yüreğimi hemen
yemişe durmadan çarpar seni karayel
beni karasevda
hemde bilerek kandırıldığımızı
kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
koo desinler bize şaşkın
sonu gelmesede hiç bir aşkın
açalım yinede çiçeklerimizi
senden yanayım arkadaşım
havanı bulunca aç çiçeklerini
nasıl açıyorsam yüreğimi
belki bu kez kış olmaz
bakarsın sevdan düş olmaz
nasıl vermişsem kendimi son sevdama
vur kendini sen de bu güzel havaya
muhteşem dizelerin yazarıdır.
devamını gör...
aşı yaptırırsanız eş cinsel olursunuz
eşcinsel biri aşı yaptırınca o zaman hetero mu oluyor dediğim durum.
devamını gör...
miteherik
neden türkçe bir ad seçmediğimi düşünüyorum, bunun benim gibi türkçe takıntılı biri için ne yaman bir çelişki olduğunun da ayırdındayım.
bu sözlükte yazmaya başlayalı aylar olmuş. yazılarım genelde bilgi içerikli, hiç içimi dökebileceğim, kişisel günlüğüm gibi olan yazılar yazmamışım. bu sayfayı biraz bunun için istiyorum. hiç günlük tutmadım, hayatım boyunca bir kez bile. bazen yolculuklarda çiziktirdiğim şeyler olurdu, onları da hep kaybettim zaten. buraya yazdıklarım ben silmezsem kaybolmayacak. sonra dönüp dönüp okuyacağım.
beni tanımayanların okuması, sanki yazarken kendimi başkalarına anlatma sevdası.... bunların hepsi var tabii, yoksa herkese görünür bir yerde insan neden ruhunu soysun ki. bu teşhir içgüdüsü sözlüklere yazan herkeste var, sözlüklere yazamayanlarda da. insan hep fark edilmek, anlaşılmak, onaylanmak istiyor.
buraya devamlı yazacak mıyım bilmiyorum. yeni yılda garip bir hevesle uyandım sanki, kendimle ilgili uzun süredir ihmal ettiğim şeyleri yapmaya başladım bile. örneğin spor yapmaya başladım. zaman zaman pilates yapmıştım, şimdiyse her yer kapalı. ben kişisel spor yapabilen biri değilim. asla bir yoga insanı olmadım. kafamın içinde düşünceler sürekli tepişirken o huzuru nasıl bulabilirim ki. burası biraz benim meditasyon alanım gibi olacak. bakalım.
bu sözlükte yazmaya başlayalı aylar olmuş. yazılarım genelde bilgi içerikli, hiç içimi dökebileceğim, kişisel günlüğüm gibi olan yazılar yazmamışım. bu sayfayı biraz bunun için istiyorum. hiç günlük tutmadım, hayatım boyunca bir kez bile. bazen yolculuklarda çiziktirdiğim şeyler olurdu, onları da hep kaybettim zaten. buraya yazdıklarım ben silmezsem kaybolmayacak. sonra dönüp dönüp okuyacağım.
beni tanımayanların okuması, sanki yazarken kendimi başkalarına anlatma sevdası.... bunların hepsi var tabii, yoksa herkese görünür bir yerde insan neden ruhunu soysun ki. bu teşhir içgüdüsü sözlüklere yazan herkeste var, sözlüklere yazamayanlarda da. insan hep fark edilmek, anlaşılmak, onaylanmak istiyor.
buraya devamlı yazacak mıyım bilmiyorum. yeni yılda garip bir hevesle uyandım sanki, kendimle ilgili uzun süredir ihmal ettiğim şeyleri yapmaya başladım bile. örneğin spor yapmaya başladım. zaman zaman pilates yapmıştım, şimdiyse her yer kapalı. ben kişisel spor yapabilen biri değilim. asla bir yoga insanı olmadım. kafamın içinde düşünceler sürekli tepişirken o huzuru nasıl bulabilirim ki. burası biraz benim meditasyon alanım gibi olacak. bakalım.
devamını gör...
anne babayı iş üstünde yakalamak
dünyanın en kötü, en iğrenç, en berbat olayıdır. bunun yerine bütün dünya yıkılsın daha iyidir. mide bulandırıcıdır. olayı fark ettiğinde magmaya gireydim de görmeyeydim dedirtir. ulan seviştiğinizi biliyoruz da bizim yakalamamıza izin vermeyin yav. gerçekten iğrenç bir şey bunu yakalamak. haber ver odaya girmeyeyim ama yakalamayayım yav.
devamını gör...
yabancı yazarlar türkiye'de yaşasa yazacağı kitaplar
dostoyevski - kıraathaneden notlar.
devamını gör...
limon
kucukken kendisini degilde kabugunu sevdigim icin babama o kısmını cikarttirirdim ve oyle bayila bayila yerdim sadece kabugunu. ama simdi komple yiyorum ve seviyorum. hele bide tuzlayincada mukemmel oluyo.
devamını gör...
erdal eren
erdal da berkin de öldü. nice can'larımız gibi katledildiler. biz ölümsüz olduklarını düşündüğümüzde, yazdığımızda, en önemlisi kendimizi bununla avutup uyuttuğumuzda canice, vahşice öldürüldükleri gerçeği değişmiyor. hesap soracağımız; herkesin, bu cinayetlerde parmağı olan hala gebermemiş kim varsa her birinin hesabını göreceğimiz yarınlar gelene kadar veballeri hepimizin boynunda.
mücadele yaşatır. romantizm değil!
mücadele yaşatır. romantizm değil!
devamını gör...
miteherik
bazen kendimi kassandra gibi hissediyorum, onun gibi söyledikleri asla yerine ulaşamayan.
bu cümleyi yazdığımla kaldım. bağlantı kurulacak mı? belki, belki de hayır.
haftalık güncemi yazmak için oturmuştum, bu hafta hiç yazasım yoktu aslında. boş ve doldurma cümlelerle ne anlatabilirim ki, kendime bile.
cümlelerin ardındaki asıl anlamı sezen kaç kişi vardır ki dünyada. ben bazen yaparım bunu, yıldız falı okumak gibi, yok bu aslında öyle değil. değil miydi? her neyse işte.
premonisyon, prekognisyon. bu sözcükleri ukde olarak bırakmak lazım. belki de bırakmışlardır. olur mu, olur. belki de ben yazarım.
bende pandemiyle başlayan bir süreç değil bu. gerçi pandemiyle oranı iyice arttı. (-tekrar- gerçi pandemi herkesi biraz değiştirdi bana göre, hayatımızı gerçekten pandemi öncesi ve sonrası diye ikiye ayırabiliriz. çok iddialı bir cümle ama bana göre doğru. hayatımızın boşuna geçen iki yılı. insan ömründe iki yıl az bir zaman mıdır?)
bunun yaşla başla da alakası yok. ben aslında hep kırılgan bir insandım, kahretsin ki bu değişmedi, değişmiyor. alıngan ve kırılgan olmak bir lanet aslında. doğuştan kötümserlik. böyle bir şey var mıdır acaba? varsa da araştırılmış mıdır gereksiz işlere deney yapanlar tarafından? belki de ama kalkıp da bunun araştırılıp araştırılmadığını araştıramayacağım şimdi. (türkçenin güzelliğine bakar mısınız? bu cümleyi türkçeyi yeni öğrenen birine kurun, ebediyen vazgeçsin.) (ebediyyen değil bak, tek 'y' ile.) (burada bile türkçe öğretmenliği yapıyorum ya, bunun için de madalya verecekler bana. kah kah. sahi ya, burada madalyalı bir sistem var, aklına gelen aklıyla bin yaşasın. hep diyorum zaten, tarihi değiştiren adamlar hep vardı ve hep var olacak.)
bitmeyen parantezli yazımı sürdürmeye devam. nerede kalmıştım? heh, kırılganlık meselesi. bardağı hep boş tarafından görenler meselesi.
işte bu lanetle doğduğunuz zaman, aklınız başınıza devşirdiğinde -ya devşirmek işte.*- (parantez içindeyken * özelliği, bkz ve gbkz'ın işlemediğini yazmış mıydım ben buraya, moderasyondan okuyan eden birileri varsa, bir ilgilenin lütfen ya! sırf bu yüzden şu '-' özelliğni yanlış kullanır oldum.)
cümleyi baştan alayım, yoksa asla anlaşılamayacak:
işte bu lanetle doğduğunuzda, aklınız başınıza devşirdiğinde, sırf 'kabul' görmek adına, bu özelliğinizi saklamayı da öğreniyorsunuz, maskeyle* yaşamayı öğreniyorsunuz. burada bile her gün açılan başlıklardan biri bu, böyle insanlar - özellikle harry potter'dan sonra- 'ruh emici' nitelemesiyle nitelendirilir oldu.
kimse böyle insanlarla konuşmak istemez doğal olarak. hayat zaten bu kadar zor ve kısayken, ne gerek var böyle insanlara di mi ama? 'anı yaşamak lazım azizim!' 'carpe diem huaaaa!'
öyleyse insanlar neden bu kadar mutsuz? neden hüzünlü şarkılar bu kadar çok dinleniyor, filmler bu kadar çok izleniyor? bu bir çelişki değil mi? demek ki, insanoğlunun yaradılışında var bir bozukluk.
ve sözlükler..... toplum içinde 'maskeli', buraya gelince 'oooooo'.
bir de çoğunluğa oynayanlar var, daha bugün gördüm ve vay dedim yani. az yazdığı halde karması gökte olanlar, ya onlar?
ne şimdi bu, derdimiz ne? ortaya oynayanlar mı, yoksa mütemadi şikayet etmek mi?
karar veriyorum........ verdim. ikisi de değil. bu yazı boş ve anlamsız bir yazı olarak sözlük tarihimde yer alsın diyedir. satır aralarını okumak da yine başkalarına kalmıştır. hayat devam eder ve yaşadıkça yeni günlere uyanırızdır.
bu cümleyi yazdığımla kaldım. bağlantı kurulacak mı? belki, belki de hayır.
haftalık güncemi yazmak için oturmuştum, bu hafta hiç yazasım yoktu aslında. boş ve doldurma cümlelerle ne anlatabilirim ki, kendime bile.
cümlelerin ardındaki asıl anlamı sezen kaç kişi vardır ki dünyada. ben bazen yaparım bunu, yıldız falı okumak gibi, yok bu aslında öyle değil. değil miydi? her neyse işte.
premonisyon, prekognisyon. bu sözcükleri ukde olarak bırakmak lazım. belki de bırakmışlardır. olur mu, olur. belki de ben yazarım.
bende pandemiyle başlayan bir süreç değil bu. gerçi pandemiyle oranı iyice arttı. (-tekrar- gerçi pandemi herkesi biraz değiştirdi bana göre, hayatımızı gerçekten pandemi öncesi ve sonrası diye ikiye ayırabiliriz. çok iddialı bir cümle ama bana göre doğru. hayatımızın boşuna geçen iki yılı. insan ömründe iki yıl az bir zaman mıdır?)
bunun yaşla başla da alakası yok. ben aslında hep kırılgan bir insandım, kahretsin ki bu değişmedi, değişmiyor. alıngan ve kırılgan olmak bir lanet aslında. doğuştan kötümserlik. böyle bir şey var mıdır acaba? varsa da araştırılmış mıdır gereksiz işlere deney yapanlar tarafından? belki de ama kalkıp da bunun araştırılıp araştırılmadığını araştıramayacağım şimdi. (türkçenin güzelliğine bakar mısınız? bu cümleyi türkçeyi yeni öğrenen birine kurun, ebediyen vazgeçsin.) (ebediyyen değil bak, tek 'y' ile.) (burada bile türkçe öğretmenliği yapıyorum ya, bunun için de madalya verecekler bana. kah kah. sahi ya, burada madalyalı bir sistem var, aklına gelen aklıyla bin yaşasın. hep diyorum zaten, tarihi değiştiren adamlar hep vardı ve hep var olacak.)
bitmeyen parantezli yazımı sürdürmeye devam. nerede kalmıştım? heh, kırılganlık meselesi. bardağı hep boş tarafından görenler meselesi.
işte bu lanetle doğduğunuz zaman, aklınız başınıza devşirdiğinde -ya devşirmek işte.*- (parantez içindeyken * özelliği, bkz ve gbkz'ın işlemediğini yazmış mıydım ben buraya, moderasyondan okuyan eden birileri varsa, bir ilgilenin lütfen ya! sırf bu yüzden şu '-' özelliğni yanlış kullanır oldum.)
cümleyi baştan alayım, yoksa asla anlaşılamayacak:
işte bu lanetle doğduğunuzda, aklınız başınıza devşirdiğinde, sırf 'kabul' görmek adına, bu özelliğinizi saklamayı da öğreniyorsunuz, maskeyle* yaşamayı öğreniyorsunuz. burada bile her gün açılan başlıklardan biri bu, böyle insanlar - özellikle harry potter'dan sonra- 'ruh emici' nitelemesiyle nitelendirilir oldu.
kimse böyle insanlarla konuşmak istemez doğal olarak. hayat zaten bu kadar zor ve kısayken, ne gerek var böyle insanlara di mi ama? 'anı yaşamak lazım azizim!' 'carpe diem huaaaa!'
öyleyse insanlar neden bu kadar mutsuz? neden hüzünlü şarkılar bu kadar çok dinleniyor, filmler bu kadar çok izleniyor? bu bir çelişki değil mi? demek ki, insanoğlunun yaradılışında var bir bozukluk.
ve sözlükler..... toplum içinde 'maskeli', buraya gelince 'oooooo'.
bir de çoğunluğa oynayanlar var, daha bugün gördüm ve vay dedim yani. az yazdığı halde karması gökte olanlar, ya onlar?
ne şimdi bu, derdimiz ne? ortaya oynayanlar mı, yoksa mütemadi şikayet etmek mi?
karar veriyorum........ verdim. ikisi de değil. bu yazı boş ve anlamsız bir yazı olarak sözlük tarihimde yer alsın diyedir. satır aralarını okumak da yine başkalarına kalmıştır. hayat devam eder ve yaşadıkça yeni günlere uyanırızdır.
devamını gör...
covid olmuş hastayı ziyarete gitmek
her türlü hastalıklarda, eski beri hasta ziyaret etmesindense, telefonla aranmasından yanayım.
bu dünyada en sevmediğim bir şey varsa o da hasta iken ziyaret edilmektir.
yüzüm gözüm yamulmuş, halim vaktim yok, hastayım, ne diye aciz halimi kendi gözünle görüyorsun, yalan mı söylüyorum?
hasta olduğumda beni uzaktan seviniz. dua ediniz, kaficiyim ben.
bu dünyada en sevmediğim bir şey varsa o da hasta iken ziyaret edilmektir.
yüzüm gözüm yamulmuş, halim vaktim yok, hastayım, ne diye aciz halimi kendi gözünle görüyorsun, yalan mı söylüyorum?
hasta olduğumda beni uzaktan seviniz. dua ediniz, kaficiyim ben.
devamını gör...


