grey turner belirtisi
ingiliz cerrah george grey turner tarafından tanımlanmış olan akut hemorajik pankreatit tablosunda görülen
lomber bölgedeki ekimoza verilen özel isimdir.
bu görünüme cullen belirtisi eşlik edebilir.
görüntü aşağıdaki gibidir.
lomber bölgedeki ekimoza verilen özel isimdir.
bu görünüme cullen belirtisi eşlik edebilir.
görüntü aşağıdaki gibidir.
devamını gör...
kimsenin umrunda olmamak
bugün bir kez daha farkına vardığım acı gerçek.
devamını gör...
dünyanın en güzel kokusu
evlat kokusu olandır.
devamını gör...
sözlüğü bırakmasından korkulan yazar
(bkz: cenk'in arka bahçesi)
sürekli kafa iznine ayrılıyor. 2 3 gün içinde geri dönüyor ama ya bir gün dönmezse? üzülürüm valla.
ha bir de canım kendim.
sürekli kafa iznine ayrılıyor. 2 3 gün içinde geri dönüyor ama ya bir gün dönmezse? üzülürüm valla.
ha bir de canım kendim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
ne zaman bitecek bu işkence?
kalbim daha kaç ateşte târumar olacak?
ölümlü bir sevda bu,
ölümlü.
acının bilmem kaçıncı sarhoşluğunda,
günün yirmi beş saati seni düşünüyorum.
yüreğimden kanlar damlıyor,
ama gözyaşlarım yine senin için akıyor.
bugün yine başka bir acıyla sendeyim.
gözümün önünde çizdiğin manzaralar var.
kurtulamıyorum.
ruhani dermansızlık bu.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şey.
acıdan bedenim, sesim, soluğum yorgun düşmüş.
yine sigarayı fazla kaçırmışım,
çatal bir sesle sana haykırıyorum.
seni çağırıyorum duy!
bana nefes olan sadece seni.
canım yanıyor.
bileklerimde güçsüzlük, vücudumda ölümün sinyalleri.
bir anda ölmekten korktuğum için yavaş yavaş öldürüyorum kendimi.
nerdesin dengim?
kalbim daha kaç ateşte târumar olacak?
ölümlü bir sevda bu,
ölümlü.
acının bilmem kaçıncı sarhoşluğunda,
günün yirmi beş saati seni düşünüyorum.
yüreğimden kanlar damlıyor,
ama gözyaşlarım yine senin için akıyor.
bugün yine başka bir acıyla sendeyim.
gözümün önünde çizdiğin manzaralar var.
kurtulamıyorum.
ruhani dermansızlık bu.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şey.
acıdan bedenim, sesim, soluğum yorgun düşmüş.
yine sigarayı fazla kaçırmışım,
çatal bir sesle sana haykırıyorum.
seni çağırıyorum duy!
bana nefes olan sadece seni.
canım yanıyor.
bileklerimde güçsüzlük, vücudumda ölümün sinyalleri.
bir anda ölmekten korktuğum için yavaş yavaş öldürüyorum kendimi.
nerdesin dengim?
devamını gör...
vazelin
ele ayağa bire bir petrolden yapılan , son kullanım tarihi : süresizdir yazısı ile kendine hayran bırakan her devrin ürünüdür.
devamını gör...
normal sözlük'ten biriyle evlenmek
neden olmasın dostlar, tabii olabilir ama nikah şahidi ben olacaģım. baştan anlaşalım.
devamını gör...
normal sözlük
bir şey sormak istediğim sözlüktür.
burada 6 ay dolmadan nick değiştirmek veya rütbe değişikliği talep etmek mümkün müydü?
cevabı evetse, bana hayır cevabı verildi ondan şey ettim.
eğer bu doğruysa semtin çocuklarını kamyon kasasına doldurup buraya dökerim. ayrıca abıcamın çocukları mermiye kafa atacak kadar gözü karadır.
açılın tinerciler geliyor.
burada 6 ay dolmadan nick değiştirmek veya rütbe değişikliği talep etmek mümkün müydü?
cevabı evetse, bana hayır cevabı verildi ondan şey ettim.
eğer bu doğruysa semtin çocuklarını kamyon kasasına doldurup buraya dökerim. ayrıca abıcamın çocukları mermiye kafa atacak kadar gözü karadır.
açılın tinerciler geliyor.
devamını gör...
128 milyar dolar nerede sorusuna akp'nin yanıtı
birkaç farklı ağızdan, birkaç farklı şekilde olsa da beni hiçbir biçimde ikna etmeyen ve hangisini beğenirseniz ona inanın tarzında verilmiş yanıtlardır.
şöyle ki cumhurbaşkanı bu paranın büyük bir kısmının ekonomik savaş ve pandemi için harcandığını söyledi. nurettin canikli ise bir kısmıyla altın ithal edilip, bir kısmının da bankalarda gerçek ve tüzel kişilerin hesaplarında olduğunu açıkladı. ee be mübarekler, madem böyle devasa bir kaynağımız var ve pandemi için harcanmışsa neden iban verip milletten para istediniz? bu devasa parayla nüfüsun tamamı iki doz aşı olabilecekken neden daha nüfusun sadece yüzde onunu aşıladınız? ekonomik savaş için harcandıysa kurlar ve faziler neden bu halde? ee peki altınlar nerede, kimde? kim bu gerçek ve tüzel kişiler? neden bu kişilerin hesabında bu para? neden bu açıklamalarla ilgili tek bir kayıt kuyut yok? neden neden neden?
haa bu arada tüm bunlar olurken yiğit bulut hala inatla merkez bankasında böyle bir paranın olmadığını iddia edip duruyor. sanırım bu açıklamalardan henüz haberdar olmadı. bugün bir güncelleme ile o da yeni bir açıklama getirir muhtemelen. kimbilir belki o daha inandırıcı bir bahane bulur.
şöyle ki cumhurbaşkanı bu paranın büyük bir kısmının ekonomik savaş ve pandemi için harcandığını söyledi. nurettin canikli ise bir kısmıyla altın ithal edilip, bir kısmının da bankalarda gerçek ve tüzel kişilerin hesaplarında olduğunu açıkladı. ee be mübarekler, madem böyle devasa bir kaynağımız var ve pandemi için harcanmışsa neden iban verip milletten para istediniz? bu devasa parayla nüfüsun tamamı iki doz aşı olabilecekken neden daha nüfusun sadece yüzde onunu aşıladınız? ekonomik savaş için harcandıysa kurlar ve faziler neden bu halde? ee peki altınlar nerede, kimde? kim bu gerçek ve tüzel kişiler? neden bu kişilerin hesabında bu para? neden bu açıklamalarla ilgili tek bir kayıt kuyut yok? neden neden neden?
haa bu arada tüm bunlar olurken yiğit bulut hala inatla merkez bankasında böyle bir paranın olmadığını iddia edip duruyor. sanırım bu açıklamalardan henüz haberdar olmadı. bugün bir güncelleme ile o da yeni bir açıklama getirir muhtemelen. kimbilir belki o daha inandırıcı bir bahane bulur.
devamını gör...
sivas katliamı
bir vali, halkı eğlensin diye davet etti şehrine,
ülkenin bazı önemli aydınlarını ve sanatçılarını.
yakınları onlara dediler ki:
nesin'de şenliklerde olacakmış tehlikeli olabilir.
güldüler, bir aydın, bir sanatçı korkar mı hiç diye.
fısıltılar artmaya başlamıştı sivas'ta.
nesin gelecekmiş dediler hadi bir toplanalım.
bildiriler dağıtalım,
linç kültürünü halka yayalım da keyfimiz yerine gelsin.
böylelikle günler öncesinden kirli oyunlarına başladılar.
geldi canlarımız sivas'a,
canlarla buluşmak için.
bir kültür merkezinde; güneşli günlere,
halaylar çekildi, şiirler okundu, türküler söylendi.
bir kültür merkezinde, canlar canlar ile buluştu.
dışarda ise bir garip yaratıklar toplanmaya başlıyordu.
konuştukça değişik sesler çıkaran bu yaratıklar bir tuhaftılar.
iki caniydiler.
üç cahildiler.
saldırıya uğrayacaklarını anlayan canlarımız,
apar topar binayı terk ettiler.
kaçtılar, yaratık sürüsünden.
soluk soluğa, zor bela attılar kendilerini madımak oteli'ne.
oh dediler kurtulduk.
zavallılar bu seferde oteli sarmaya başladılar.
leş kargalarının iştahları iyice artıyordu.
insan yeyiciler, belediyenin her nasılsa,
otelin önüne koydukları taşları, canların yüreğine salladılar.
sürü artıyordu iyice, sesler kulakları sağır ediyordu.
canlarımız, o halde bile dışarıdaki insanlar için endişeleniyorlardı.
kendilerini otelde güvende sanıyorlardı.
nereden bileceklerdi kan emicilerin bu kadar kötü olabileceklerini.
içeride birbirlerine şiirler okuyan canlar,
bir yandan da giriş kapısına barikat kuruyorlardı.
insanların televizyonda olayı izlemesi gibi yöneticiler de izliyordu sadece.
şehrin belediye başkanının söylediği düşünülen şeyler kan dondurur cinstendi.
sürüye, gazanız mübarek olsun diyen başkan insanlığını orada bırakıyordu.
içeride biribirlerine sarılmış canlar türküler söylüyorlardı.
korkar mıydı hiç canlar, insan yeyicilerden.
taş atmak yetmedi sürüye.
azmettiricilerin etkisiyle kendini iyice kaybeden caniler,
madımak oteli'ni ateşe verdiler.
dumanlar yükselirken otelden içimiz kan ağlıyordu.
olaylara kimse müdahale edemiyordu.
canlar anladı olayı.
hiç ummadıkları geldi başlarına.
ama olsundu,
muhyiddin abdal'ın şu dizelerini hep birlikte söylediler.
sayılmayız parmak ile.
tükenmeyiz kırmak ile.
dumanlar içinde yanarken bile gülüyorlardı.
güçlüydüler.
çünkü çok iyi biliyorlardı ki,
tarih, yakanları değil yananları yazacaktı bir kez daha.
çünkü, çok iyi biliyorlardı ki,
kendilerinden sonra gelecek nesillerin de asla bu mücadeleyi bırakmayacaklarını.
mutluydular, kuşlar gibi hafiftiler.
gerçekleri her daim söylemişlerdi.
hiç eğilip bükülmeden dimdik yandılar.
vicdanları çok rahattı.
çünkü hiç kırmamışlardı canları.
taşla, sopayla saldıranlara, kalemle cevap vermiştiler hep.
mutlu mesut, dimdik yandılar.
canımız yandı, ciğerimiz yandı, hep beraber yandık.
küllerimizden yeniden doğmak üzere.
ülkenin bazı önemli aydınlarını ve sanatçılarını.
yakınları onlara dediler ki:
nesin'de şenliklerde olacakmış tehlikeli olabilir.
güldüler, bir aydın, bir sanatçı korkar mı hiç diye.
fısıltılar artmaya başlamıştı sivas'ta.
nesin gelecekmiş dediler hadi bir toplanalım.
bildiriler dağıtalım,
linç kültürünü halka yayalım da keyfimiz yerine gelsin.
böylelikle günler öncesinden kirli oyunlarına başladılar.
geldi canlarımız sivas'a,
canlarla buluşmak için.
bir kültür merkezinde; güneşli günlere,
halaylar çekildi, şiirler okundu, türküler söylendi.
bir kültür merkezinde, canlar canlar ile buluştu.
dışarda ise bir garip yaratıklar toplanmaya başlıyordu.
konuştukça değişik sesler çıkaran bu yaratıklar bir tuhaftılar.
iki caniydiler.
üç cahildiler.
saldırıya uğrayacaklarını anlayan canlarımız,
apar topar binayı terk ettiler.
kaçtılar, yaratık sürüsünden.
soluk soluğa, zor bela attılar kendilerini madımak oteli'ne.
oh dediler kurtulduk.
zavallılar bu seferde oteli sarmaya başladılar.
leş kargalarının iştahları iyice artıyordu.
insan yeyiciler, belediyenin her nasılsa,
otelin önüne koydukları taşları, canların yüreğine salladılar.
sürü artıyordu iyice, sesler kulakları sağır ediyordu.
canlarımız, o halde bile dışarıdaki insanlar için endişeleniyorlardı.
kendilerini otelde güvende sanıyorlardı.
nereden bileceklerdi kan emicilerin bu kadar kötü olabileceklerini.
içeride birbirlerine şiirler okuyan canlar,
bir yandan da giriş kapısına barikat kuruyorlardı.
insanların televizyonda olayı izlemesi gibi yöneticiler de izliyordu sadece.
şehrin belediye başkanının söylediği düşünülen şeyler kan dondurur cinstendi.
sürüye, gazanız mübarek olsun diyen başkan insanlığını orada bırakıyordu.
içeride biribirlerine sarılmış canlar türküler söylüyorlardı.
korkar mıydı hiç canlar, insan yeyicilerden.
taş atmak yetmedi sürüye.
azmettiricilerin etkisiyle kendini iyice kaybeden caniler,
madımak oteli'ni ateşe verdiler.
dumanlar yükselirken otelden içimiz kan ağlıyordu.
olaylara kimse müdahale edemiyordu.
canlar anladı olayı.
hiç ummadıkları geldi başlarına.
ama olsundu,
muhyiddin abdal'ın şu dizelerini hep birlikte söylediler.
sayılmayız parmak ile.
tükenmeyiz kırmak ile.
dumanlar içinde yanarken bile gülüyorlardı.
güçlüydüler.
çünkü çok iyi biliyorlardı ki,
tarih, yakanları değil yananları yazacaktı bir kez daha.
çünkü, çok iyi biliyorlardı ki,
kendilerinden sonra gelecek nesillerin de asla bu mücadeleyi bırakmayacaklarını.
mutluydular, kuşlar gibi hafiftiler.
gerçekleri her daim söylemişlerdi.
hiç eğilip bükülmeden dimdik yandılar.
vicdanları çok rahattı.
çünkü hiç kırmamışlardı canları.
taşla, sopayla saldıranlara, kalemle cevap vermiştiler hep.
mutlu mesut, dimdik yandılar.
canımız yandı, ciğerimiz yandı, hep beraber yandık.
küllerimizden yeniden doğmak üzere.
devamını gör...
gümüşhane'nin kelkit ilçesinde varoluşsal krize girmek
varoluşsal krize girmek için en uygun yer gümüşhane’nin kelkit ilçesi olduğundan şaşırmadığım eylemdir.
devamını gör...
sözlükte sabahlamak
hava değişiminden olsa gerek.. gram uykum yok.. beraber sabahlayacagiz sevgili sözlüğüm..
devamını gör...
aynen diyen insan
normal insan.
eskiden de kullanılan bir kelimeydi. ne olduysa göze batırılır oldu son zamanlarda. "yav he he!" daha sinir bozucu mesela bence.
eskiden de kullanılan bir kelimeydi. ne olduysa göze batırılır oldu son zamanlarda. "yav he he!" daha sinir bozucu mesela bence.
devamını gör...
osmanlı’da seks
bugün bir başlıkta fiyatını öğrendiğim kitap, yahu arkadaş 445 tl nedir, padişah bu kadar harcamamıştır haremine.
devamını gör...
ülkücülerin gizli ahmet kaya hayranı olması
sadece ahmet kaya severlerin uydurduğu bir görüştür.
ahmet kaya sevmem, dinlemem, ülkücü de değilim solcu da. ama ahmet şafak, mustafa özarslan, mustafa yıldızdoğan, ali kınık dinlerim. tarz meselesi.
ahmet kaya sevmem, dinlemem, ülkücü de değilim solcu da. ama ahmet şafak, mustafa özarslan, mustafa yıldızdoğan, ali kınık dinlerim. tarz meselesi.
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
yakın arkadaşlarıma hiç kıskançlık yapmadım, haklarında kötü düşünmedim.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
şu başlığa bir gün olsun yazacak birşey bulamadım.
devamını gör...
normal sözlük 1 yaşında
sanki yıllardır varmış gibisin normal sözlük. nice dolu dolu günlere, başarılara.
çabuk sevdirdi kerata kendini.*
çabuk sevdirdi kerata kendini.*
devamını gör...

