1939 yılının aralık ayının 26'yı 27'ye bağlayan gecesi 7.2 şiddetinde meydana gelen, 52 saniye süren 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, 100 binden fazla insanın da yaralandığı, dünya tarihinde en ağır bedelin ödendiği depremlerden biri. kentte öyle büyük bir yıkım gerçekleşmiş ki, ayakta sağlam bina bile kalmamış. aralık ayında gerçekleşen depremde kış dolayısıyla soba ve mangalların devrilmesi sonucu yangınlar da çıkmış, can pazarının yaşandığı kentte hem ağır kış şartları hem de iletişimin hatlarının zarar görmesi sonucu yardımlar zamanında ulaşamamış.
devamını gör...

nickaltima yeni tanımlar gelmiş. durduk yere mutlu oldum. sağ olun efendim.
devamını gör...

okumak, okumak ve daha çok okumak istiyorum yazdıklarını. umarım en yakın vakitte portakal partisinde görürüz kendisini (geldi bile). takipteyim:)

ekleme: tam bir yetenek avcısıymışım yahu:d kendisine çoook teşekkür ediyorum bana yaşattığı ve yaşatacağı güzel dakikalar için.

ekleme: kendisinin menajeri an itibariyle ben oluyorum, iş teklifleri için portakal fırlatın her yere, nasılsa bulurum sizi;)
devamını gör...

-juliet
binlerce kez iyi geceler sana!
-romeo
binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa
.
.
.

romeo ve juliet.
devamını gör...

”baharda kışı, kışın da baharı özler insan.
 ne uzaksa onu özler.
 kavuşmak şart mı?
 boşver!
 bazı şeyler yokken güzel."

özdemir asaf'ın ölüm yıldönümü, saygıyla..
(11 haziran 1923 - 28 ocak 1981)

"ben sana hep üşüyordum,
çünkü kıştım.
nakıştım, bakıştım.
inkar etmiyorum da bunu,
seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
ve lütfen inkar etme;
sana en çok ben yakıştım." özdemir asaf
devamını gör...

samimi olmak mı desek arkadaşlar. hayır müthiş beğenilerim yok ama samimi bulduğum güldüğüm herşeyi beğeniyorum. kadın olmak falan ise yaramıyor yani.
devamını gör...

"herkes ne diyecek?... fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki...
bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? bu yaşıma kadar en iyi zamanlarım tam manasıyla yalnız kalabildiğim günler olmuştu.

(bkz: içimizdeki şeytan)
devamını gör...

gelmiş geçmiş en etkileyici filmdir. en iyi filmler konuşurken matrix'in sıralamaya alınması haksızlıktır, daima yeri 1'dir. 100 kere de izleseniz her izleyişinizde "oha, bu böyleymiş lan" dersiniz, yeni bir şey keşfedersiniz.

filmin felsefi ana fikri için herkes benzer şeyler yazdığı için ben başka bir açısından özetlemek isterim:
diyelim ki 3 arkadaş takılıyorsunuz, bir anda kozmik bir portalın içinden robotlar çıkıp geliyor, insana estetik ve sentetik olarak birebir benzeyen bir robotu gelip yanınızdaki koltuğa oturtuyorlar, ve size diyorlar ki,

"bakın kardeşler, biz geldik, bir deney yapacağız, şimdi bu robotu komple insanmış gibi programlayacağız, 27 yaşındaki bir insanmışçasına 27 senelik hatıra yükleyeceğiz, doğma anne baba okul şu bu, işte sizi de 12 senelik arkadaşı sanacağı şekilde anıları da olacak" deyip robotu kurup gittiler, diyelim.

robot çalışmaya başladığı anda zınk diye sizinle direkt takılan, kendini insan zanneden, 27 senedir kendini yaşıyor zanneden, okul arkadaşları olan, doğum günlerini kutlamış şekilde hiçbir şeyin farkında olmaksızın dümdüz yaşama başlayacaktır.

buraya kadar kopmadan açıkladığımı varsayarak şimdi bu yazıyı okuyan size sorum şu, bir takım kozmik bir şeylerin ya da her neyse işte, gelip, sizi kurup, hatırları yükleyip, çalıştırıp gitmediğini nereden bilebilirsiniz, nasıl bilebilirsiniz?

işte, matrix'i izledikten sonra bu soruya gerçekçi ve tatminkar bir cevap aramaya başlamanız gerekir, bu sorunun varlığından bile haberdar olmayan milyonlarcasına selam etmiştir matrix. cevabı bulup işin içinden çıkan varsa, bana da anlatsın. bırakın yapay zekayı, savaşları, robotları vesaire, o konuları geçelim.. matrix'in olayı budur.
devamını gör...

türkiye'nin çıkardığı marka değeri en yüksek müzisyenlerden. kendi tarzında dünyaya kendini kabul ettirebilmiş başarılı bir insan.
devamını gör...

bir arkadaşımın tabiriyle belediye otobüsünde "dondurma gibi kalakalma" sebebidir.
devamını gör...

karalayalım hadi defteri.

kalktım sofradan, adıma yaşıma kurulmuş sofradan, çünkü neden olmasın?

yeter bana, adam olana çok bile.
çok güzel, çok neşeli, çok hüzünlü bir gündü benim için, yok; yaş alma, yaşlanma vs derdim bile değil, o işleri bırakalı çok oldu.
şurada, şu sözlükte geçirdiğim bilmem kaç ay boyunca ne güzel insanlar tanımışım, ne güzel insanlar bana dokunmuş onu gördüm. açık açık yazanlar kadar bir de özel mesaj ile yazanlar oldu, inanın çok şaşırdım, çok mutlu oldum, çok utandım. benim doğum günüm çocukluğumda bile unutulan bir tarihti, alışık değildim, sadece bir kadın hiç unutmazdı, onu da ben hıyarlığım yüzünden kaybettim, her nerede ise mutlu olsun, hep mutlu olsun.

her ne ise, hepinize teşekkür ederim, eyvallah!

efharisto para poli!

kalkın oynucaz!
devamını gör...

futbolcular ve siyasetçiler.
devamını gör...

taş uzaktan gelmez.
kötülüğü uzakta aramayın.
devamını gör...

kendi kendin yeten ülke misali tekim, kimseye faydamda zararımda yok.
devamını gör...

o evde yaşayan çocukların ve evcil hayvanların mutlu olması.
devamını gör...

punch veya sangria yapmak için ideal bir şarap markası.
devamını gör...

söz, alması da vermesi de sıratta arafta bırakır.
veremediğin sözün efendisi ol, verdiğin sözün kölesi ol.
devamını gör...

alkışlar onun için: daniel plainview! i drink your milkshake! i drink it up! everyday! daniel day-lewis, daniel plainview rolünde! *
kusursuzdu oyunculuklar, kusursuz.

there will be blood, günümüze ışık tutan fakat bu ışığın aslında ne kadar da karanlık olduğunu gösteren bir film. bir dram veyahut bir trajedi. din-ideoloji çatışması, kilise-devlet çatışması, yoksulluk-varsıllık, sevgi-nefret, iyilik ve kötülük! baba ve oğul! hakikat bilgisi! her şeyi anlatıyor. o halde teması nedir diye sorulabilir mi? bilemiyorum. fakat insan ruhunu duyumsuyor bu film ile birlikte. çünkü çok gerçek. hayatın kendisi. dokunaklı, nefret edilesice, sevilesice bir şey bu! kan dökülecek, kan!

düşünmek için zaman istiyorum bu tanımı yazmaya... hakkında bir şey söylemeye cesaret de etmek istemiyorum aslında. ama ilk tanımın şerefine, yazacağım yine de.

daniel plainview'da kendimi gördüğümü söyleyeceğim. herkes de bunu söyleyecektir kendi için belki. aslında onun iyi ve kötü bir insan olup olmadığını kim bilebilirdi? içten içe yalnızlığını biliyor ve çabalıyor delirmemek için. ama kötücüllüğü açığa çıkıyor. kim isterdi cinayet işlemek, tek varlığı olan sevdiğini terk etmek? kimse istemezdi. ama kendi çıkarı için yapmak zorundaydı. paul thomas anderson mükemmel bir iş çıkarmış. romanından esinlenilen upton sinclair için de söyleyebiliriz bunu. (bkz: oil!)

filmin müziklerini jonny greenwood yapmıştır. aşağıda alıntılardan sonra birkaçını paylaşacağım. müzik o kadar uygundu, o kadar güzel yedirilmişti ki filmin nasıl geçtiğini anlayamadım. buradan da magnolia (film)'ya selam olsun. alıntıları doğrudan imdb'den paylaşacağım.

henry ve daniel arasında geçen konuşma:

--- alıntı ---

plainview: are you an angry man, henry?

henry brands: about what?

plainview: are you envious? d'you get envious?

henry brands: i don't think so. no.

plainview: i have a competition in me. i want no one else to succeed. i hate most people.

henry brands: that part of me is gone. working and not succeeding- all my, uh... failures has left me, uh... i just don't... care.

plainview: well, if it's in me, it's in you. there are times when i... i look at people and i see nothing worth liking. i want to earn enough money i can get away from everyone.

henry brands: what will you do about your boy?

plainview: i don't know. uhhhh, maybe it'll change. does your sound come back to you? i don't know. maybe no one knows that. a doctor might not know that.

henry brands: where's his mother?

plainview: i don't want to talk about those things. i see the worst in people, henry. i don't need to look past seeing them to get all i need. i've built up my hatreds over the years, little by little. having you here gives me a second breath of life. i can't keep doing this on my own... with these, umm... people.

--- alıntı ---

daniel ve eli. final:

--- alıntı ---

eli sunday: why are you talking about paul?

plainview: i did what your brother couldn't.

eli sunday: don't say this to me.

plainview: i broke you and i beat you. it was paul who told me about you. he's the prophet. he's the smart one. he knew what was there and he found me to take it out of the ground, and you know what the funny thing is? listen... listen... listen... i paid him ten thousand dollars, cash in hand, just like that. he has his own company now. a prosperous little business. three wells producing. five thousand dollars a week.

[eli cries]

plainview: stop crying, you sniveling ass! stop your nonsense. you're just the afterbirth, eli.

eli sunday: no...

plainview: you slithered out of your mother's filth.

eli sunday: no.

plainview: they should have put you in a glass jar on a mantlepiece. where were you when paul was suckling at his mother's teat? where were you? who was nursing you, poor eli? one of bandy's sows? that land has been had. nothing you can do about it. it's gone. it's had.

eli sunday: if you would just take...

plainview: you lose.

eli sunday: ...this lease, daniel...

plainview: drainage! drainage, eli, you boy. drained dry. ı'm so sorry. here, if you have a milkshake, and i have a milkshake, and i have a straw. there it is, that's a straw, you see? watch it. now, my straw reaches acroooooooss the room and starts to drink your milkshake. i... drink... your... milkshake!

[sucking sound]

plainview: i drink it up!

eli sunday: don't bully me, daniel!

[daniel roars and throws eli across the room]

plainview: did you think your song and dance and your superstition would help you, eli? i am the third revelation! i am who the lord has chosen!

--- alıntı ---

prospector's arrive (soundtrack), bazı sahnelerle birlikte:



oil (soundtrack):

devamını gör...

benim için bomboş bir küme olan durum.
ya çok ılımlıyım ya da çok umursuz. her şey mümkün.
devamını gör...

muhalefet yapacaksanız böyle yapın. diyeceksiniz ki bu eylemlerle akp oy kaybetmez. belki sadece bir eylem ile değişmez ancak birlikte ses çıkarma gücü verir.

(bkz: https://tr.sputniknews.com/...)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim