varmış gibi görünen ama aslında var olmayan şeyler
devamını gör...
bir tedavi yöntemi olarak öpeyim de geçsin
bilimsel olarak işe yaradığı ile ilgili bir şeyler okuduğum fakat şu an kaynak gösteremeyeceğim yöntem.
küçük bir çocuk için anne idoldür ve ne söylerse doğrudur. çocuk bu doğrultuda annesinin öpücüğünün iyi geleceğine inanır ve geçer. plasebo etkisi olarak düşünülebilir.
öpün, tedavi etmese bile şevkatiniz karşı tarafa sirayet en azından.
küçük bir çocuk için anne idoldür ve ne söylerse doğrudur. çocuk bu doğrultuda annesinin öpücüğünün iyi geleceğine inanır ve geçer. plasebo etkisi olarak düşünülebilir.
öpün, tedavi etmese bile şevkatiniz karşı tarafa sirayet en azından.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
herhangi bir konuda karşıt görüşlü birini dinlemekten kaçmamak, etkilenmekten korkmamak. çünkü bu, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilme yetisinin ne kadar geliştiğini, düşüncelerine bağlılığın da kararında olduğunu gösterir.
kişi, böyle zamanlarda içinden şunu geçirir "ben karşılaştığı düşünceleri olduğu gibi, sorgulamadan, tartmadan kabul eden biri değilim. kolayca manipüle edilemem."
kişi, böyle zamanlarda içinden şunu geçirir "ben karşılaştığı düşünceleri olduğu gibi, sorgulamadan, tartmadan kabul eden biri değilim. kolayca manipüle edilemem."
devamını gör...
gorta mór
diğer ismiyle irlanda patates kıtlığı, ya da kısaca büyük kıtlık.
irlanda'da da 1845 yılında başlayıp 1852 yılında süren açlık, sefalet, göç döneminin adıdır. gorta mór, büyük açlık anlamına gelir. bir milyondan insanı kırmıştır, bu kıtlık. irlanda adası'nın demografik, siyasi ve kültürel manzarasını tamamen , ada sahiplerinin ise ingilizlere bakışını ebediyen değiştirmiştir. kıtlığın sebebi halkın temel gıdası olan pateteslere bulaşan phytophthora infestans mantarıdır. bu mantar türü ilk sene ülkedeki patatesin %40'ını, sonraki sene tamamını yok etmiş ve ada kktılıkla boğuşmak zorunda kalmıştır. osmanlı padişahı abdülmecid 1847 yılında yardımda bulunmaya karar vermiştir. padişahın irlanda halkı için 5.000£ yardımda bulunmak istediği ingiliz hükûmetine bildirilmiş, fakat bu yardım isteği kraliçe victoria'nın dahi kendi vatandaşlarına ancak 2.000£ yardımda bulunduğu gerekçesiyle geri çevrilmiştir. yapılmak istenen yardımın 1.000£'e düşürülmesini rica eden ingilizlerin bu isteğini kabul eden padişah 4.000£ değerinde buğdayı da gemilerle irlanda'ya göndermiştir. irlanda halkı bu eşine az rastlanır bonkörlük girişimini asla unutmadı ve bunun sonucunda bayrağımızdaki sembolleri, kurban olduğum yıldızımızı ve hilalimizi bazı bölgelerinin sembolü haline getirdiler. hatta futbol takımını armalarına da türk sembollerini yansıttılar.
drogheda united fc bunlardan biri

bu da kırmızı formaları.

gel de sevme bu insanları şimdi.
irlanda'da da 1845 yılında başlayıp 1852 yılında süren açlık, sefalet, göç döneminin adıdır. gorta mór, büyük açlık anlamına gelir. bir milyondan insanı kırmıştır, bu kıtlık. irlanda adası'nın demografik, siyasi ve kültürel manzarasını tamamen , ada sahiplerinin ise ingilizlere bakışını ebediyen değiştirmiştir. kıtlığın sebebi halkın temel gıdası olan pateteslere bulaşan phytophthora infestans mantarıdır. bu mantar türü ilk sene ülkedeki patatesin %40'ını, sonraki sene tamamını yok etmiş ve ada kktılıkla boğuşmak zorunda kalmıştır. osmanlı padişahı abdülmecid 1847 yılında yardımda bulunmaya karar vermiştir. padişahın irlanda halkı için 5.000£ yardımda bulunmak istediği ingiliz hükûmetine bildirilmiş, fakat bu yardım isteği kraliçe victoria'nın dahi kendi vatandaşlarına ancak 2.000£ yardımda bulunduğu gerekçesiyle geri çevrilmiştir. yapılmak istenen yardımın 1.000£'e düşürülmesini rica eden ingilizlerin bu isteğini kabul eden padişah 4.000£ değerinde buğdayı da gemilerle irlanda'ya göndermiştir. irlanda halkı bu eşine az rastlanır bonkörlük girişimini asla unutmadı ve bunun sonucunda bayrağımızdaki sembolleri, kurban olduğum yıldızımızı ve hilalimizi bazı bölgelerinin sembolü haline getirdiler. hatta futbol takımını armalarına da türk sembollerini yansıttılar.
drogheda united fc bunlardan biri
bu da kırmızı formaları.

gel de sevme bu insanları şimdi.
devamını gör...
yaşlıların aynı hikayeyi defalarca anlatması
güzel şeylerden bahsedildiği sürece, iki taraf için de sıkıntı olmayacak durum. ama anneannem gibi kin ve nefretini kusup insanları kışkırtmak için yapıyorsa, sıkıntı işte. sabrımızı deniyor kadın resmen.
devamını gör...
en zevkli kimya konusu
avogadro sayısı'nın olduğu konular.
devamını gör...
stanley kubrick
filmlerinde bir çok imge, anlam bulunduran inanılmaz yönetmen. belki bu cümle tanımlamaya yetmeyecek, ki öyle. tarihin en iyi yönetmenlerindendir kendisi. her filmi bir sanat eseri değerindedir. filmlerini izledikten sonra sayfalarca analiz okuyup ağzımın açık kalmasına sebebiyet vermiştir.
devamını gör...
yarın yeni bir gün
bu sözü herkes, hepimiz söyleriz.
hayatımızın bir döneminde; etrafımız çepeçevre umutsuzlukla dolu olduğunda, her şey ama her şey ters giderken, sevdiğimiz insan artık bizimle bizim istediğimiz kadar ilgilenmediğinde, annemiz bize ne kadar beceriksiz olduğumuzu bas bas bağırarak söylediğinde, çok istediğimiz ve heyecanla beklediğimiz, tanıdığımız herkesin davet edildiği bir partiye davet edilmeyeceğimizi öğrendiğimizde................
öyle çok şey var ki aklıma gelen; bazıları yazmaktan bile dehşete düşeceğim kadar korkunç ve bu nedenle yazmayı tercih etmediğim.
hepsinin ortak noktası yaşadığımız, yaşıyor olduğumuz olumsuzluklar. oysa yaşarız. her birini tek tek. günlerce yataktan çıkmadığımız, saçlarımızı taramadığımız olur. o kadar çok ağlarız ki. ağladıkça kendimize daha çok acırız.
ama yaşıyorsak, hayat devam ediyorsa o yataktan çıkmak zorundayızdır. kalkıp hazırlanırız; başka insanların bakışlarıyla karşılaşmak için, hayata yeniden karışmak için. ve evet, yarın başka bir gündür. her şey her zaman ters gitmek zorunda değildir. bu umutla yeniden sarılırız hayata. -pandora annemize teşekkür.- çabalarız. eğer çabalamazsak n'olur? ölüm beklenir mi yoksa ona gidilir mi? ölüm çözüm müdür?
nereden nereye. aklımda scarlett o'hara, onun ölüm tarlasında bulduğu havucu ısırma sahnesinde söyledikleri ve filmdeki son cümlesi vardı.
onu da başka bir yazıda yazarız artık. nasıl olsa yaşadığımız sürece yarın hep yeni bir gün.
(bkz: groundhog day)
eklemek istedim, nedense yazarken kafamda hep bu şarkı çalıyordu. belki okurken siz de dinlersiniz:
bu da dursun şurada:
ve bu:
son şarkı, sözleriyle birlikte yeniden:
hayatımızın bir döneminde; etrafımız çepeçevre umutsuzlukla dolu olduğunda, her şey ama her şey ters giderken, sevdiğimiz insan artık bizimle bizim istediğimiz kadar ilgilenmediğinde, annemiz bize ne kadar beceriksiz olduğumuzu bas bas bağırarak söylediğinde, çok istediğimiz ve heyecanla beklediğimiz, tanıdığımız herkesin davet edildiği bir partiye davet edilmeyeceğimizi öğrendiğimizde................
öyle çok şey var ki aklıma gelen; bazıları yazmaktan bile dehşete düşeceğim kadar korkunç ve bu nedenle yazmayı tercih etmediğim.
hepsinin ortak noktası yaşadığımız, yaşıyor olduğumuz olumsuzluklar. oysa yaşarız. her birini tek tek. günlerce yataktan çıkmadığımız, saçlarımızı taramadığımız olur. o kadar çok ağlarız ki. ağladıkça kendimize daha çok acırız.
ama yaşıyorsak, hayat devam ediyorsa o yataktan çıkmak zorundayızdır. kalkıp hazırlanırız; başka insanların bakışlarıyla karşılaşmak için, hayata yeniden karışmak için. ve evet, yarın başka bir gündür. her şey her zaman ters gitmek zorunda değildir. bu umutla yeniden sarılırız hayata. -pandora annemize teşekkür.- çabalarız. eğer çabalamazsak n'olur? ölüm beklenir mi yoksa ona gidilir mi? ölüm çözüm müdür?
nereden nereye. aklımda scarlett o'hara, onun ölüm tarlasında bulduğu havucu ısırma sahnesinde söyledikleri ve filmdeki son cümlesi vardı.
onu da başka bir yazıda yazarız artık. nasıl olsa yaşadığımız sürece yarın hep yeni bir gün.
(bkz: groundhog day)
eklemek istedim, nedense yazarken kafamda hep bu şarkı çalıyordu. belki okurken siz de dinlersiniz:
bu da dursun şurada:
ve bu:
son şarkı, sözleriyle birlikte yeniden:
devamını gör...
birinden soğumak için nedenler
akp'li olması.
devamını gör...
her şeyi kaybettiğini nasıl anlarsın
pers imparatoru mısır'ı almak için savaşa girer.istediğini yapmıştır ama daha fazla can yakmak ister.
otağda dururlarken pers kralı başlar planına.
ilk önce mısır prensesi sefil halde geçer otağ önünden. mısır kralı tepki vermez.
sonra veliaht prens gelir ve gözü önünde idam ederler.
sonra hizmetçisi gelir pers askerleri elinde.mısır kralı yerle bir olmuş,ağlar,dövünür.
pers kralı memnundur ama şaşırmıştır 'ordusunu,kızını,oğlunu kaybeden kral soğuk kanlılıkla dururken neden önemsiz bir kişinin,hizmetçisinin perişanlığını görünce böylesine yıkılır?'.
neden?
insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar.
hangi türk aydınına sorarsanız 'toprak kaybettik' cevabını alırsınız. ama aynı soruya cemil meriç şu cevabı verir.
türkiye ruhunu kaybetti.toprak mı? en değersiz şeyimizdir belki de..belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık.
ruhumuzu.
otağda dururlarken pers kralı başlar planına.
ilk önce mısır prensesi sefil halde geçer otağ önünden. mısır kralı tepki vermez.
sonra veliaht prens gelir ve gözü önünde idam ederler.
sonra hizmetçisi gelir pers askerleri elinde.mısır kralı yerle bir olmuş,ağlar,dövünür.
pers kralı memnundur ama şaşırmıştır 'ordusunu,kızını,oğlunu kaybeden kral soğuk kanlılıkla dururken neden önemsiz bir kişinin,hizmetçisinin perişanlığını görünce böylesine yıkılır?'.
neden?
insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar.
hangi türk aydınına sorarsanız 'toprak kaybettik' cevabını alırsınız. ama aynı soruya cemil meriç şu cevabı verir.
türkiye ruhunu kaybetti.toprak mı? en değersiz şeyimizdir belki de..belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık.
ruhumuzu.
devamını gör...
köy yumurtası
yumurta renklerinin farklı olması tavuğun rengine ve çeşidine göre değişmektedir.
kahverengi olan yumurtaların köy veya organik yumurtayla hiçbir alakası yoktur.
kahverengi olan yumurtaların köy veya organik yumurtayla hiçbir alakası yoktur.
devamını gör...
talih kuşu (1982)
bir temel gürsu filmidir.

filmin senaryosunu arda uskan yazmıştır afişe göre ancak film aslında hulki saner’in yazdığı uyanık kardeşlerin kötü bir kopyası, vasat bir uyarlaması, arabesk modasına uyarlanmış bir müsveddesidir.
filmin başrolü gökhan güney’dir. zaten filmin adı da gökhan güney’in o dönem çıkardığı albümün adı ile aynıdır. diğer oyuncu, yani futbolcu kardeşi ise halit akçatepe oynamaktadır.
uyanık kardeşlerle senaryo birebir aynı gider gibi görünse de bir noktadan sonra gökhan güney etkisi ile film ağlak bir arabesk havasına girer. komedi tamamen ortadan kalkarken dram dozunu arttırdıkça arttırır. hatta uyanık kardeşlerdeki kıpır kıpır param yok şarkısı yerine insanın ömrünü törpüleyen mutlu ol yeter kullanılmıştır.
oldukça izlenebilir olan bir komedi filmini alıp komedi imiş gibi başlayıp güzel bir vücut çalımı ile salya sümük bir arabesk ağlaklığına döndürmek hangi yaratıcı zekanın ürünü olabilir bilemiyorum. ancak arabesk kültürünün artık damarlarımıza kadar işlemeye başladığı şu dönemlerin tohumları o dönemlerde atılmıştır. yazıktır bize. talih kuşu keşke bizim başımıza konmasa.

filmin senaryosunu arda uskan yazmıştır afişe göre ancak film aslında hulki saner’in yazdığı uyanık kardeşlerin kötü bir kopyası, vasat bir uyarlaması, arabesk modasına uyarlanmış bir müsveddesidir.
filmin başrolü gökhan güney’dir. zaten filmin adı da gökhan güney’in o dönem çıkardığı albümün adı ile aynıdır. diğer oyuncu, yani futbolcu kardeşi ise halit akçatepe oynamaktadır.
uyanık kardeşlerle senaryo birebir aynı gider gibi görünse de bir noktadan sonra gökhan güney etkisi ile film ağlak bir arabesk havasına girer. komedi tamamen ortadan kalkarken dram dozunu arttırdıkça arttırır. hatta uyanık kardeşlerdeki kıpır kıpır param yok şarkısı yerine insanın ömrünü törpüleyen mutlu ol yeter kullanılmıştır.
oldukça izlenebilir olan bir komedi filmini alıp komedi imiş gibi başlayıp güzel bir vücut çalımı ile salya sümük bir arabesk ağlaklığına döndürmek hangi yaratıcı zekanın ürünü olabilir bilemiyorum. ancak arabesk kültürünün artık damarlarımıza kadar işlemeye başladığı şu dönemlerin tohumları o dönemlerde atılmıştır. yazıktır bize. talih kuşu keşke bizim başımıza konmasa.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kambersiz düğün mü olurmuş
buralara hep çaylaklar doluşmuş
kenara çekilin şöyle bir
nizanimi gören mum gibi olmuş
buralara hep çaylaklar doluşmuş
kenara çekilin şöyle bir
nizanimi gören mum gibi olmuş
devamını gör...
en sevilen sezen aksu şarkısı
guvercin, kursuni renkler ve cocuklar gibi benim vazgecilmezlerim ama sanirim guvercin sarkisinin yeri bende cok ayri...
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük erkekle birlikte olmak
tabiki öncelikle karakter, kalp güzelliği gelir. ama fakat ve lakin ki dış görünüşün de yadsınamaz bi yeri var. uyum önemli, yaş değil bence. kimyalar uyuşuyorsa ve yanıma/yanına yakışıyorsam ne ala. bu adamla aramda epey yaş farkı var ama anlaşabilsek mesela, ben okayim. yaşı sorun olmazdı. tabi her 39 yaşında olan böyle hunharca yakışıklı görünmüyor, o da var. *
devamını gör...
yeni yıl beklentisi
devamını gör...
the lighthouse
the lighthouse (2019), yönetmen robert eggers'ın psikolojik gerilim filmidir. 1800 lü yıllarda ıssız bir adada bulunan bir deniz fenerinin bekçiliğini yapan iki adamın yalnızlığa ve izolasyona karşı sınavını anlatır.
bu filmin tonunu kısaca özetlemek gerekirse aşırı rahatsız edici derdim. filmin rahatsız edici kısmı bize gösterdiklerinden çok göstermediklerinde. karakterlerin gitgide bozulan psikolojik durumları ve çıldırma eşiğine gelmeleri de oldukça etkileyici bir biçimde gösterilmiş.
tamamı tek mekanda geçen film, ama sizi hiç sıkmıyor, bunaltmıyor. aksine bir sonraki sahnede ne olacağını hep merak etmenizi sağlıyor. bunda hem robert pattinson hem de willem dafoe' nun müthiş oyunculuğunun katkısı var. ikisi de kendi kariyerlerinin en iyi performanslarından birini sergiliyorlar. özellikle dafoe bu filminde ustalığını gözler önüne sererken niye en iyi erkek oyuncu akademi ödülüne aday olmadığı konusunu gündeme getiriyor, bence adaylık bir performans göstermiş.
oldukça folklorik ve mitolojik öğelerin de bulunduğu film imgeler ile dolu. üzerinde düşünülerek seyredilmesi gerekiyor. konuya hakim olmayan biri buraları sevmeyebilir.
psikolojik filmleri sevenlerin beğenebileceği bir film olarak nitelendirebilirim.
bu filmin tonunu kısaca özetlemek gerekirse aşırı rahatsız edici derdim. filmin rahatsız edici kısmı bize gösterdiklerinden çok göstermediklerinde. karakterlerin gitgide bozulan psikolojik durumları ve çıldırma eşiğine gelmeleri de oldukça etkileyici bir biçimde gösterilmiş.
tamamı tek mekanda geçen film, ama sizi hiç sıkmıyor, bunaltmıyor. aksine bir sonraki sahnede ne olacağını hep merak etmenizi sağlıyor. bunda hem robert pattinson hem de willem dafoe' nun müthiş oyunculuğunun katkısı var. ikisi de kendi kariyerlerinin en iyi performanslarından birini sergiliyorlar. özellikle dafoe bu filminde ustalığını gözler önüne sererken niye en iyi erkek oyuncu akademi ödülüne aday olmadığı konusunu gündeme getiriyor, bence adaylık bir performans göstermiş.
oldukça folklorik ve mitolojik öğelerin de bulunduğu film imgeler ile dolu. üzerinde düşünülerek seyredilmesi gerekiyor. konuya hakim olmayan biri buraları sevmeyebilir.
psikolojik filmleri sevenlerin beğenebileceği bir film olarak nitelendirebilirim.
devamını gör...
iko'nun sözlüğü bozması
yine bir şeyler deniyor morun binbir tonu.
tam x başlığına tanım girerken şalteri çekti. ankara'ya çöken sis ve kasvet gibi çöktü tanımıma.

tanimda yalan oldu. mağduriyetim giderilsin. acilen sözlük mağazasına indirim yapılsın!!
eskiden bakımdayız diye uyarı koyardin iko. kimse paniklemezdi. eskilerin gözü yaşlı,yeniler ne diyo bu deli diyo. (reklama girmesin diye eski sözlüğün adını sansürledim) *
tam x başlığına tanım girerken şalteri çekti. ankara'ya çöken sis ve kasvet gibi çöktü tanımıma.

tanimda yalan oldu. mağduriyetim giderilsin. acilen sözlük mağazasına indirim yapılsın!!
eskiden bakımdayız diye uyarı koyardin iko. kimse paniklemezdi. eskilerin gözü yaşlı,yeniler ne diyo bu deli diyo. (reklama girmesin diye eski sözlüğün adını sansürledim) *
devamını gör...


