sensibility meatball.
içli köfte.
çok içliymiş,kıyamam.
devamını gör...

niye kızları uyutup entelektüel oluyorsunuz kardeşim? her zaman olun biz de ilgiyle okuyalım. oy ise oy, fav ise fav, veririz no problem.

ayrıca barzo olmayıp entelektüel olsanız keşke hep… var işte yine bi hayalimiz.
devamını gör...

dilbilgisinde tabiat taklidi seslerdir. "çıtırtı, küt, pat, şırıltı, cız" gibi sözcükler, anlamsız gözükse de zihinde oluşan bazı çağrışımlar ve duygularla bir anlama kavuşur.
devamını gör...

aşı,hap ve spreyim olmadan yaşama şansımın olmadığı illet hastalık.toplumda çok hafife alınır nedense.ileri vakalarda tedavisi şarttır ve yıllarca sürer.
devamını gör...

yaşam sevinci.
ama yinede halimize şükürler olsun her zaman beterin beteri vardır.
devamını gör...

kocamla aramda ast üst ilişkisi olduğunu ve edepsiz olduğumu öğrendim çok şükür. istiyorlar ki kadın evde otursun, yatılı hizmetçileri olsun, cahil kalsın. biraz farkındalığı olan bir kadın bu zihniyetin yanında 5 dk kalmayacak çünkü.
onedio.com/haber/-bir-kadin...
devamını gör...

asteroit.
uzayda dolanan koca taşlar. dünyaya düşerse meteorit olur. dünya zeminine düşmeden havada yanar, parçalanırsa meteor tanımına girer.
devamını gör...

tabii ki zekâ, sanat, ilham ve barış tanrıçası olan athena'dır.
savaş ve bilgeliğin dışında, edebiyat, şiir, müzik ve felsefe diyince de akıllara gelen ilk isimlerden biridir.
onun asil duruşu hakkında ne şiirler yazıldı.
devamını gör...

(bkz: genelleme yapmanın mantıksızlığı)
devamını gör...

günaydın sözlükdaşlar. gününüz güzel, sevişmeleriniz bol olsun.
devamını gör...

2016 yılına tekabül etmektedir. o zamanlar farkında değildim elbet, fakat şimdi dönüp bir bakınca yeni değil, yıllar olmuş diyorum.
daha çok gençsin, kaldır başını, şimdiden çökersen işimiz iş diyerek seslendiğim yıldır.
çöküş başlamış yıllar önce fakat hâlâ tamamlanmış değil.
hacıyatmaz misali bir süreçteyim.
devamını gör...

durup dururken ağlamak, boş boş etrafa bakmak, yataktan çıkmak istememek, kalabalığa tahammül edememek, yalnız kalmak istemek.
devamını gör...


diyanet işleri başkanı ali erbaş, ramazan ayı nedeniyle zenginleri 'zekat' vermeye çağırdı. erbaş, türkiye'deki toplam "zekat potansiyeli"ni de açıkladı.
"10 trilyon dolarlık zekat fakirliği bitirir"
islam'daki 'zekat' ibadetine de sözü getiren erbaş, zengin müslümanların ramazan ayında zekat vermeyi teamül haline getirdiği belirterek türkiye ve dünyanın "zekat potansiyeli"ne ilişkin rakamlar paylaştı. "araştırmacıların ifadesine göre insanlar zekatını verse türkiye'de fakir insan kalmaz." diyen erbaş, "türkiye'de 55 milyar dolarlık bir zekat potansiyeli var. dünyadaki zekat potansiyeli 10 trilyon dolar. eğer 10 trilyon dolar zekat verilse dünyada fakir fukara, garip gureba kalmaz. allah-u teala'nın kur'an-ı kerim'de pek çok ayeti kerimede zekatı hemen namazla birlikte anmasının hikmeti de budur. insanları kötülüklerden alıkoyma noktasında namaz ne kadar önemliyse yeryüzünde sosyal dengelerin muhafaza edilmesi noktasında da zekat o kadar önemlidir. bu ramazanda zekat verecek kardeşlerimizin biraz daha cömertçe davranmasını tavsiye ederim." diye konuştu.


t: 55 milyar doların bir kısmı da diyanet'in bütçesinden karşılansın madem, dedirten haber.
kaynak
devamını gör...

çok üzücü ve oldukça kırıcı bir andır.

ortamda ''arkadaş'' olarak nitelendirdiğiniz insanları gözden geçirmenizi tavsiye ederim.
devamını gör...

pers-yunan savaşları sırasında pers donanmasına karşı babası scyllis ile beraber akılalmaz bir yüzme operasyonu yürütmüş bir dalgıç ve yüzücü. "yüzme operasyonu nedir yahu?" dediğinizi duyar gibiyim, gelin anlatalım:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2. yüzyılda yaşamış yunan tarihçi pausanias'ın yazdığına göre (ki bu pers-yunan savaşlarından 7 yüzyıl sonrasında yazıldığı için ikincil bir kaynak olmalıdır) pers imparatoru serhas, pers donanması artemision'a gelmeden önce pelion dağı'nın yakınlarındaki kıyılarda donanmasının bir kısmına demir attırmış ve rotalarının önündeki fırtınanın geçmesini beklemekte idi.

perslerin demir attığı bölgeye yakın yaşadığı için çevreyi çok iyi bilen hydna ve babası, inanması güç bir eyleme geçerek kıyıdan 10 deniz mili (16 km.) civarı uzakta olan pers filosuna doğru yüzmeye başlayarak gerçekten de akla hayale sığmaz bir operasyon gerçekleştirecektir. onların şansına, mevzubahis ikili pers gemilerine yaklaştığı sırada büyük bir fırtına çıkınca, perslerin bu fırtına ile meşgul olmasından ziyadesiyle istifade edeceklerdir. hydna ve babası sessizce ve görünmeden gemilerin altına daldıktan sonra demir halatlarını keserek pers gemilerinin kontrol dışına çıkmasını, ve birçoğunun rüzgarın etkisiyle birbirine çarparak batmasına sebep olacak, ve pers donanmasına neredeyse sıfır bütçeyle hatrı sayılır bir zarar vermiş olacaktır.

şüphesiz, yunan dünyası da bu iki kişinin yaptıklarından oldukça etkilenmiş olsa gerek; delphoi tapınağı'na kendilerine heykeller adanarak isimleri ölümsüzleştirilecektir. ta ki roma imparatoru nero o heykelleri çalıp, kendi memleketine götürünceye dek...

not: "peki ya neden başlığa babasının ismini yazmadın?" diyecekler için: bu hikaye daha çok hydna'nın adıyla anıldığından daha kısa ve öz bir başlık açmak istedim.

kaynak: ancientherstories.com/swimm...
devamını gör...

öyle kişilerin kendisine saygısı yoktur.
devamını gör...

sosyal ağlar sayesinde fark ettiğimiz bir gerçektir.
devamını gör...

huzurlu, mutlu, gülümsediği, sıkıntılarından arındığı, olduğu gibi kabul edildiği, saygı duyduğu ve duyulduğu, güvende hissettiği yerdir.
bu bazen bi sevgilinin kolları olur, yüreği olur bazen de ailesi olur.
"ev" kelimesi manen çoğu şeyi kaplar.
orada kaygısızca uyursun, evine geldiğinde"şükürler olsun allah'ım. "dersin.
seni her anlamda tamamlar.
birisi bana" evim sensin. "demişti çok duygulanmıştım. f
devamını gör...

john, her cuma camiye gider, pazar ayinlerini hiç kaçırmaz, şabat akşamlarında sofrada duasını eder, baharın gelişini şamanlarla kutlar, tibet rahipleriyle manastıra kapanırdı. inancını yaşamaktan öte, yaşamı inanç olmuştu onun için.

bir süre önce kendisini kütüphanede gördüm. isa mesih’in lazarus’u nasıl dirilttiğine dair yuhanna incilini büyük bir hayret ve iştahla okuyordu. kütüphaneye bir biyoloji ödevini araştırmak için gitmiştim. birkaç kitap alıp çıkarken, john beni gördü ve kütüphane sessizliğini bozan bir sesle “oooo ozgur1ey allahın selamı sana olsun, nasılsın?” dedi. ayak üstü bir sohbetten sonra ne tür kitaplar okuduğumu sordu ve kendisine kitap önermemi istedi. dedim ki “bak john, şu elimdeki kitabın yazarı bir papazdır. incil’de anlatılan yaratılış üzerine araştırmalar yapmış biridir. henüz ben de okumadım ama sen dini kitaplar seversin, istersen önce sen oku.” kitabın kalınlığına bakarak “hay ak sakalına yüzüm sürdüğüm mübarek zat, ne çok yazmış.” dedi. ödevim için aldığım darwin’in “türlerin kökeni” kitabını john’a verdim.

o pazar rahip stefan beni aradı ve sinirli bir sesle “bu pazar ayinine john gelmedi. en son ikinizi birlikte görmüşler” dedi. bir daha kimse onu görmedi. john bir daha kiliseye gitmedi. eymir’de uzun ve düşünceli doğa yürüyüşleri yaptı.

meddah anlattı kısa bir hikaye
kıssadan hisse alabilene.
devamını gör...

yine mız mız yaşlı modumu açıp, ne gerek var guzum, ben evde daha iyisini yaparım, dışarı çıkman diyerek karşı çıktığım grup. ki benden önce adamlar yapmış işte. fotoysa buraya da atılabiliyor, yazıysa buraya da yazılabiliyor. buradan toplanıp, başka arayışlara girmeye ne gerek var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim