dua çiçeği
görünümü ile insanı etkileyen dua çiçeği, marantaceae (duaçiçeğigiller) ailesinin maranta cinsinden bir türüdür. dua çiçeği insana verdiği muhteşem his ve ferahlık ile bilinir. yaşam alanlarınıza ferahlık getiren, görünümüyle adeta sanat eserine benzeyen dua çiçeği, en güzel bitkiler arasında yer alıyor. dua çiçeği yarattığı muhteşem hisler ile adeta insanlarda kalıcı bir etki bırakıyor. dua çiçeği maranta ismini italyalı botanik uzmanı olan maranta'dan almıştır.adının dua çiçeği olarak bilinmesinin sebebi bitkinin davranışlarından ve gösterdiği hareketlerden kaynaklanmaktadır. dua çiçeği, gecenin gelmesiyle beraber çiçek şeklini fiziksel olarak değiştirir. bu değişiklik dua eden bir kişinin ellerini andıran bir görünüme bürünür. bu fiziksel değişikliği yaşadığı için maranta bitkisine dua çiçeği ismi verilmiştir.bu çiçeğin 20 türü vardır.dua çiçeği sıcak seven bir bitkidir. soğuk havalarda olumsuz bir şekilde etkilenir ve yaprakları kurur. böyle durumlarda bitki hastalanır ve kurumaya doğru gider. dua çiçeği yaşamını sürdürebilmesi için en uygun sıcaklık koşulu ortalama 23 derece olmalıdır. kış dönemlerinde ise 18 derece civarında yaşamını sürdürebilir. sıcağı sevmesine rağmen gün ışığını sevmeyen dua çiçeği için ideal ortam yarı gölge ortamı olacaktır. havaların serinlemesi ve kış döneminin gelmesi ile beraber sulama sıklığını azaltmanız gerekecektir. yaz döneminde ise sık sık sulamanız gerekir. sulama yaparken direkt olarak soğuk su verilmemelidir. suyu dinlendirip, oda sıcaklığına getirmek gerekir. sulama sonrasında saksı tabağında su birikirse bu suyu dökmelisiniz. yoksa bitkiniz çürümelere neden olacaktır.


devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
hatice'nin halini hiç beğenmiyorum.
devamını gör...
demet evgar
demet evgar başarılı bir oyuncu,onu, aile arasında filmiyle bir assolisti (solmaz) canlandırdığında güçlü sesiyle de tanıdık.bu film, oyuncu kadrosu ve onların çizmiş olduğu sağlam karakterlerle tekrar tekrar izledikçe daha bir sevdiklerimden.

bir kadın bir erkek bence evgar’ın performansını sergilemek açısından yeterli değil; 39 basamak oyununu izlerken karar verdim buna.

onu oyunun dur durak dinlemeyen hızına yetişmiş karakterden karaktere girerken bir yandan da diğer oyuncularla birlikte seyircinin gözü önünde dekoru değiştirirken görebilirsiniz.diğer oyunlarını da mutlaka takip etmek isterim.
*kocaman gözlerini devire devire cips yemesi bile reklamı izlettiriyor, öyle değil mi :) .

bir kadın bir erkek bence evgar’ın performansını sergilemek açısından yeterli değil; 39 basamak oyununu izlerken karar verdim buna.

onu oyunun dur durak dinlemeyen hızına yetişmiş karakterden karaktere girerken bir yandan da diğer oyuncularla birlikte seyircinin gözü önünde dekoru değiştirirken görebilirsiniz.diğer oyunlarını da mutlaka takip etmek isterim.
*kocaman gözlerini devire devire cips yemesi bile reklamı izlettiriyor, öyle değil mi :) .
devamını gör...
vegan olmamak için sebepler
#1331111
evet demişim... şimdi de:
(bkz: urfa dürüm)
(bkz: tavuk şiş dürüm)
ölümüne kadar:
(bkz: dürüm)
*
evet demişim... şimdi de:
(bkz: urfa dürüm)
(bkz: tavuk şiş dürüm)
ölümüne kadar:
(bkz: dürüm)
*
devamını gör...
israil'i protesto etmek için arabasını yakan çift
bunu gören israil bütün kuvvetlerini geri çekti. hatta gelen son dakika haberine göre polonya'ya taşınmaya karar vermişler. polonya'nın başı belada. *
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
sınava girecek olana; "ee ne olacaksın şimdi?"
işsiz olana ;"eee iş,güç yok mu?"
bekar olana;" ne zaman evleneceksin?"
evlilere;"ee çocuk yok mu?"
çocuğu olana;"ee kardeşi olmayacak mı?"
gibi gibi burnu kırılası, maydonoz olsa çöpe basılacak sorular sorulmaz. kalabalık bir ortamda üstelik asla!
işsiz olana ;"eee iş,güç yok mu?"
bekar olana;" ne zaman evleneceksin?"
evlilere;"ee çocuk yok mu?"
çocuğu olana;"ee kardeşi olmayacak mı?"
gibi gibi burnu kırılası, maydonoz olsa çöpe basılacak sorular sorulmaz. kalabalık bir ortamda üstelik asla!
devamını gör...
gülkedisi
tanımlarını çok beğendiğim, keyifle okuduğum yazar arkadaşımızdır.
takipteyiz efendim.
nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
takipteyiz efendim.
nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
devamını gör...
doping yaparken hamile kalan pesmerge
nick sahibi kim bilir nasıl bir haleti ruhiye içinde bu nicki oluşturdu, kim bilir nasıl ulvi bir kafa yapısına sahipti, kim bilir... gerçekten kim bilebilir ki? hayır, şimdi sorsan da fayda etmez. istediği kadar anlatsın, anlayamayız. sadece parçaları nasıl birleştirdiğini öğreniriz o kadar. böyle deli hoyrat nicklerle gelin bana. gelin de her insanın özünde aynı olduğunu söyleyenlerin yüzüne yüzüne çarpacağım bir şeyler gösterebileyim. sayın nick sahibi canım ayrıksı otum benim; her insanın ayrı bir dünya olduğunu, isteseler de bir yere kadar benzeştiklerini sadece beş kelimelik bir nickle gösterdiğin için sana çok ama çok teşekkür ederiz. sen ki, her birimiz omuzlarımızın üstünde ayrı dünyaların kafasını taşıyıp da aynı dünyada yaşadığımız gerçeğinin tek kelimelik tanımın "yalnızlık" olduğunu fark ettirensin.
devamını gör...
içinde hapsolmak istediğiniz yıl
1923
devamını gör...
çağımızın hastalığı
her şeyi bildiğini zannetmek.
devamını gör...
güncel gürsel artıktay
yaklasik bir haftaya yakin bir donemdir kesfettigim muzisyen. internetten yer alan biyografisine gore 1986 dogumlu hacettepe univ. muzikoloji mezunudur. muzik kariyerine 2007 yilinda mensup oldugu muzik grubuyla, ankara'da girdigi bir yarismayla baslamis. seslendirdigi parcalarin genelinin soz ve bestesi kendisine ait. ölmezdim ve uzak yol adli parcalari oldukca meshur ama bu yüzden adli parcasinin yeri bende cok baska*
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
güne bir şiir bırak
birincisi o incecik, o dal gibi kız,
şimdi galiba bir tüccar karısı.
ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
ama yine de görmeyi çok isterim,
kolay mı? ilk göz ağrısı.
ikincisi münevver abla, benden büyük
yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
gülmekten katılırdı, okudukça.
bense bugünmüş gibi utanırım
o mektupları hatırladıkça.
.............. çıkar
.............. dururduk mahallede
......................... halde
............ yan yana yazılırdı duvarlara
................... yangın yerlerinde.
dördüncüsü azgın bir kadın,
açık saçık şeyler anlatırdı bana.
bir gün de önümde soyunuverdi
yıllar geçti aradan, unutamadım,
kaç defa rüyama girdi.
beşinciyi geçip altıncıya geldim.
onun adı da nurinnisa.
ah güzelim
ah esmerim
ah
canımın içi nurinnisa.
yedincisi, aliye, kibar bir kadın.
ama ben pek varamadım tadına.
bütün kibar kadınlar gibi
küpe fiyatına, kürk fiyatına.
sekizinci de o bokun soyu.
elin karısında namus ara,
kendinde arandı mı küplere bin.
üstelik .......
yalanın düzenin bini bir para.
ayten\'di dokuzuncunun adı.
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı,
kiminle isterse onunla yatar.
onuncusu akıllı çıktı
....... gitti .........
ama haksız da değildi hani.
sevişmek zenginlerin harcıymış
işsizlerin harcıymış.
iki gönül bir olunca
samanlik seyranmış ama,
iki çıplak da, olsa olsa,
bir hamama yakışırmış.
işine bağlı bir kadındı on birinci,
hoş, olmasın da ne yapsın,
bir zalimin yanında gündelikçi.
.........leksandra
geceleri odama gelir,
sabahlara kadar kalır.
konyak içer sarhoş olur,
sabahı da işbaşı yapardı şafakla.
gelelim sonuncuya.
hiçbirine bağlanmadım
ona bağlandığım kadar.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda mülkte gözü var.
hür olsak der,
eşit olsak der.
insanları sevmesini bilir
yaşamayı sevdiği kadar.
orhan veli kanık- aşk resmi geçidi
not: şairin el yazısıyla yazdığı ve diş fırçasını sardığı bir kağıtta bulunan, yer yer okunamayan bu şiir, sonradan varlık yayınları'nca, bütün şiirleri'ne alınırken bazı boşlukları doldurulmuş, ama bu arada akla yakın görünmeyen birtakım değişiklikler yapılmıştır. nktalı yerler ise okunamamıştır.
şimdi galiba bir tüccar karısı.
ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
ama yine de görmeyi çok isterim,
kolay mı? ilk göz ağrısı.
ikincisi münevver abla, benden büyük
yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
gülmekten katılırdı, okudukça.
bense bugünmüş gibi utanırım
o mektupları hatırladıkça.
.............. çıkar
.............. dururduk mahallede
......................... halde
............ yan yana yazılırdı duvarlara
................... yangın yerlerinde.
dördüncüsü azgın bir kadın,
açık saçık şeyler anlatırdı bana.
bir gün de önümde soyunuverdi
yıllar geçti aradan, unutamadım,
kaç defa rüyama girdi.
beşinciyi geçip altıncıya geldim.
onun adı da nurinnisa.
ah güzelim
ah esmerim
ah
canımın içi nurinnisa.
yedincisi, aliye, kibar bir kadın.
ama ben pek varamadım tadına.
bütün kibar kadınlar gibi
küpe fiyatına, kürk fiyatına.
sekizinci de o bokun soyu.
elin karısında namus ara,
kendinde arandı mı küplere bin.
üstelik .......
yalanın düzenin bini bir para.
ayten\'di dokuzuncunun adı.
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı,
kiminle isterse onunla yatar.
onuncusu akıllı çıktı
....... gitti .........
ama haksız da değildi hani.
sevişmek zenginlerin harcıymış
işsizlerin harcıymış.
iki gönül bir olunca
samanlik seyranmış ama,
iki çıplak da, olsa olsa,
bir hamama yakışırmış.
işine bağlı bir kadındı on birinci,
hoş, olmasın da ne yapsın,
bir zalimin yanında gündelikçi.
.........leksandra
geceleri odama gelir,
sabahlara kadar kalır.
konyak içer sarhoş olur,
sabahı da işbaşı yapardı şafakla.
gelelim sonuncuya.
hiçbirine bağlanmadım
ona bağlandığım kadar.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda mülkte gözü var.
hür olsak der,
eşit olsak der.
insanları sevmesini bilir
yaşamayı sevdiği kadar.
orhan veli kanık- aşk resmi geçidi
not: şairin el yazısıyla yazdığı ve diş fırçasını sardığı bir kağıtta bulunan, yer yer okunamayan bu şiir, sonradan varlık yayınları'nca, bütün şiirleri'ne alınırken bazı boşlukları doldurulmuş, ama bu arada akla yakın görünmeyen birtakım değişiklikler yapılmıştır. nktalı yerler ise okunamamıştır.
devamını gör...
sadakatsiz
ikinci sezonuyla iyice konusundan ve vermek istediği mesajlardan sapmış,bana kalırsa karakterleri işlerken de kolay yolu tercih etmiş ve seyirciyi fazla dinleyen bir dizi.
orjinal versiyonlarını izleyenler veya hakkında az çok bilgisi olanlar bilir;bu hikaye özünde bir çiftin karşılıklı olarak birbirine zarar vermeye çalışması,kadının da adamın da aslında birbirine saplantılı ve hastalıklı karakterler olması ve bu arada çocuklarının yaşadığı dramı anlatan bir dizi.adam tam bir şerefsiz evet;ama orijinal dizide kadının da aldatma sonrası tepkilerinde kusursuz olmadığını,hataları olduğunu görüyoruz.oysa sadakatsiz'de aklımıza yerleştilen şey;asya'nın kusursuz olduğu.en iyi doktor,en iyi anne,en iyi eş,en iyi arkadaş,en iyi sevgili,en iyi,en iyi,en iyi...yahu içim şişti be.neredeyse herkes dizide asya'ya hayran ve muhakkak her bölüm asya'ya yığınla övgü dinliyoruz.asya kendisini suçladığında bile herkes buna şiddetle karşı çıkıyor;"aaa olur mu?sen en doğru şeyi yaptın asya,sen haklısın asya."yapmayın allah aşkına.bir insan hayattaki her rolünde,her görevinde bu kadar kusursuz olabilir mi,en güç durumlarda dahi en doğru şeyi yapabilir mi her daim?istisnalar dışında mükemmel yansıtılan karakterleri hiçbir zaman sevmedim çünkü kimse mükemmel değildir ve tam da bu sebeple bu karakterler kartondan oluyor,gerçek gibi düşünüp özdeştiremiyor,benimseyemiyorsun.oysa dizinin konusu çok gerçek ve çok evrensel;bence bu kadar izlenmesinde dizinin çok genel ve herkesin kendinden bir şeyler yakalayabileceği bir konuya sahip olmasının katkısı çok büyük.ama dizinin konusu bu kadar gerçekken asya karakteri hiç gerçekçi değil.sadakatsizlik sebebiyle annesi babasıyla beraber ölüme gidiyor-hatta yaşarlarken de evde kavga kıyamet eksik olmuyor,kız huzurlu bir ortamda büyümüyor ve hatta babasının annesini aldattığını gözleriyle görüyor-sonrasında asya kim bilir ne emeklerle kendi ailesini,kendi hayatını kuruyor ve anne babasının evliliğinin aksine gerçekten mutlu bir evliliği olduğunu zannederken çat!kocası da ona sadakatsizlik ediyor.yahu aldatılmak normal bir insan için bile yeterince büyük bir travma;evlenip çocuk yaptığın,on-on beş yıldır hayatında olan insan tarafından aldatılmak daha da büyük bir travma.ama asya karakteri için ekstra büyük bir travma çünkü bu kız bu filmi görmüş;bunları yaşamış.sadakatsizliğe çocukluğunu,anne babasını kurban vermiş.o eşinin ihanetiyle sadece aldatılmanın,eşinin bir başka kadını arzulamasının ve asya'ya yalanlar söylemesinin,mutlu zannettiği evliliğinin karanlik yüzünün acısını yaşamıyor;hayır.o tüm bunları yaşarken aynı zamanda bir kere daha geçmişin acısını yaşıyor,bastırdığı travmaları tekrar gün yüzüne çıkıyor.öfkesi sadece volkana değil;aynı zamanda babasına,annesine,mutsuz geçen çocukluğuna,sürekli aynı acıyı ona yaşatan ve bu kısır döngüden onu çıkarmayan hayata.ilk bölümlerde bunu az da olsa gördük ama yeterince üzerinde durulmadı;oysa volkan elbet unutulur ama bu travmanın atlatılması daha zordur.ve en önemlisi;volkan sadece bir aracı.yani volkan'ın ihaneti olmasa da asya çok sağlıklı,çok mutlu bir kadın değil;sadece travmalarını içine gömmeyi becermiş,kendinden dahi saklayabileceği kadar saklamış.ama travmayı içine gömmek farklı,atlatmak farklı ve asya kesinlikle atlatmış,aşmış değil.bu zaten volkan'ın ihanetinden önce de belli.mesela neden tüm arkadaş çevresi volkan hatalı olmasına rağmen onun yanında-bilip susmaları her halükarda çok kalleş bir davranış,o ayrı konu.demek istediğim,onları aklamak değil.- ve daha da önemlisi;niye hastaları hariç volkan'dan bağımsız yakın arkadaşları yok?cevap belli:kadın kolayca bağ kuramıyor.soğuk ve mesafeli tavırları seyirciye cool ve herkesle yüz göz olmayan,sınırlarını bilen kadın olarak servis edilse bile işin aslında sadece güven sorunları yaşayan,insanlarla yakın ve sıcak ilişkiler kuramayan bir insan olduğunun işareti.zar zor kurduğu bağlar ise sağlıklı değil.volkan mesela;sadece kocası değil onun.muhtemelen ailesinin hikayesini anlatabilecek kadar güvendiği tek kişi,nasıl olduysa kendini teslim edebildiği tek kişi.hatta işin gerçeği;bir anlamda arkasına saklandığı kişi.çünkü arkadaş çevresi dahi volkan sayesinde;oğlunu dahi ona volkan vermiş.asya eğitimli,zeki,paralı bir kadın;maddi açıdan hiçbir şeye ihtiyacı yok ama manevi açıdan çok muhtaç durumda.bu yüzden volkan onun sadece kocası değildi;ihaneti daha zor atlatması için bir sebep daha.diğer sağlıksız ilişki de oğluyla kurduğu bağ.oğlunu babasına vermeyi asla kabul edemeyecek kadar oğlunu seviyor ancak hangi yolla olursa olsun oğlunu elinde tutmayı deniyor;yani daha açık şekilde çocuğunun gözleri önünde babası tarafından dayak yiyerek,yaralanarak,hatta o an orada çocuğun babası tarafından öldürülme ihtimalini dahi göze alarak çocuğunu yanında tutuyor.bu şimdi,"aman ne fedakar anne,oğlu için ölümü göze aldı,"mı?yahu saçmalamayın ne olur.oğlunu düşünse ona böyle bir travma yaşatmaz,çocuğu ortada bırakma riskini göze alamaz.çocuğunu seviyor;orası ayrı.ama bu aldatma olaylarından sonra verdiği tepkilerinde sadece seviyor;düşünmüyor.ikisi farklı şeyler.yani oğluyla dahi kurduğu ilişki çok sağlıksız,çok uç noktada ve travmalarının tetiklenmesinin ardından oğlunu sevmeye devam etse de onu düşünmeyi kesinlikle bırakıyor ve duygusal anlamda istismar ve ihmal ediyor.ama bizdeki asya;intikam oyunlarından sonra full kusursuz anne olarak servis edildi.ve bu zerre kadar gerçekçi değil yahu.kadının oğlunu ihmal etmesi asla affedilecek bir durum değil;affedilemez ama anlaşılabilir.çünkü bu kadın zaten sağlıksız bir ruh halinde,travmalarının etkisiyle kontrolü kaybetmiş vaziyette.ama bizdeki asya?kontrolü kaybettiği tek an yok.saçmalamayın demekten yoruldum yahu.bunlar doğru demiyorum ama hikayenin başında asyanın geçmişini,travmalarını ve sağlıksız yönlerini gösterip sonra her şeyin üstesinden gelen güçlü mükemmel kadın ve anne rolü yüklemeniz hiç gerçekçi değil ve hikayeyi basitleştiriyor.bu hikâyenin özünde çok ciddi psikolojik öğeler var;bu sıradan bir aldatılma hikayesinden çok daha fazlası.ama sırf seyirci güçlü asya istediği için diziyi bir kadının ayakta durma mücadelesine çevirdiler resmen.dizide bu da var elbette ama kadını ilah gibi sunmak,psikolojisini tamamıyla göz ardı etmek dediğim gibi;hikayeyi sadece basitleştiriyor.aynı zamanda tutarsızlaştiriyor;yahu buz kraliçesi asyanın,bu kadar büyük travmalar yaşayan asyanın hafızasını kaybetmiş bir adama taş çatlasın bir ay gibi bir sürede aşık olması,kendini teslim etmesi mantıklı mı?mümkünü yok.hatta ve hatta o adam uğruna kafasını yardırdığı,eski kocası tarafından öldürülmeyi göze aldığı oğlunun evi terk etmesine izin vermesi,çocugun ne kadar tepkili olduğunu gördüğü halde aras'la ilişkisine hiç tereddüt etmeden gayet huzurlu devam etmesi?bu imkansız zaten.cok karmaşık ve derin bir psikolojisi olan asyayı aldılar,seyirci güçlü kadın desin diye ilah ve son derece sağlıklı ruh halinde bir kadın ilan ettiler.ne denir ki?yazık oldu.
hepsi bir yana;bence en kötüsü vermesi gereken mesajı verememesi oldu.bu hikâyede ali suçsuz olduğu halde ebeveynlerinin hırslarının,zaaflarının ve egolarının kurbanı olmuş bir çocuk.annesi ve babası tarafından duygusal olarak ihmal edilen;tamamıyla masum olmasına rağmen yapayalnız ve acı dolu bir çocuk.en sonunda anne babasını terk edip gidecek kadar onlardan kopmuş- ya da anne babası çoktan ondan kopmuş o zamana kadar demek daha doğru olur belki-bir çocuk.bu hikaye;her şeyden önce ali'nin hikayesi.ama dizide senaristin konu bulmak için sürekli kullandığı bir piyon haline geldi sadece ve çoğu seyirci ondan nefret ediyor.ne denir ki?esas buna yazık galiba.
edit:tekrar okuyunca asya'nın güçlü kadın olarak sunulmasından rahatsız olmuşum gibi bir izlenim verdiğimi fark ettim ama tabii ki öyle değil.neticede ben de bir kadınım ve topluma güçlü kadınları kabul ettirmenin önemini biliyorum.benim eleştirimin iki önemli sebebi şu:birinci olarak;asya'nın psikolojisini işlememek.yazdığım sebeplerden dolayı asya aldatılmayı normal insanlara oranla çok daha zor atlatacak,çok daha derinden yaralanacak bir karakter.ayrıca muhtemelen güven sorunlarından dolayı sosyal anlamda problemleri var.yıllarca içine gömdüğü ve eşinin onu aldatmasıyla tekrar gün yüzüne çıkan travmaları var.bunlar onu güçsüz yapar mı?elbette ki hayır.aksine bize asya'nın bunlarla baş etmeye çalışmasını izletseydiniz gerçekten "güçlü kadın"izletmiş olurdunuz işte.laf sokmak,başkalarının gözleri önünde duygularına hakim olmak falan değil bence güçlü olmak;sorunlarıyla baş etmeye çalışmak,kendini iyileştirmeye çalışmak gerçek bir güçlü insan hareketi oysa.dolasıyla asya karakterinin intikam olaylarından sonra çok "karton"ele alındığını düşünüyorum,çok basit bir bakış açısıyla karaktere bakıldığını ve bunun yazık olduğunu.ikinci neden ise;ali karakteri.asya'ya hak verip anlayacağımız çok yer var elbette bu hikâyede ama tüm hikâyede en çok anlayacağımız,en çok sempati duyacağımız karakter ali olmalı orjinal hikayeye göre.oysa şu an dizide en çok nefret edilen karakter ali ve bu cidden üzücü.çünkü dizinin ilk mesajı,en önemli mesajı;kendi hırslarımız,egolarımız ve zaaflarımız arasında debelenirken hiçbir şeyden sorumlu olmayan masum çocuklarımızı ihmal etmememiz,unutmamamız gerektiği.burada ise asya karakterine kızılmasın diye asya mükemmel bir anne,ali ise annesinin tüm emeklerini boşa çıkaran, el bebek gül bebek büyütülmesine rağmen çok sorunlu bir çocuk olarak resmedilmiş.yahu çocuğun sorunlarını görüyoruz da bu sorunların sebebini bir kere bile çocuğun ağzından duyamadık dizide ya da ikinci sezonun başında yeni okulundaki zorbalık olayı gibi günah keçisi bulundu.oysa ali'nin bu zorbalığı ailesiyle paylaşamamasının sebepleri bile asya ile volkan.(farkında olarak ya da olmadan;durum bu sonuçta.zaten kimse evladına bile isteye zarar vermez,önemli olan fark edebilecek dikkati ve önemi göstermek.)bırak asya'nın anneliğinde hatalarını,ihmallerini göstermeyi;günah keçisi bulup konuyu kapatıyorlar;pes doğrusu.böyle olunca da nankör oluyor çocuk tabi herkesin gözünde.bir de muhtemelen reaksiyon almak için,konu bulmak için çocuk çok abartılı tepkiler veriyor sürekli.mesela aras'a karşı çıkma meselesi.nasıl babası istediğiyle oluyor,istediğiyle hayatını kuruyorsa annesi de bu hakka sahip;bu tartışmaya kapalı bir konu.asya'nın oğluna hayatına müdahale edemeyeceğini ve babasının ilişkilerine saygı duyduğu gibi ona da saygı duymak zorunda olduğunu anlatmak istemesini çok takdir ediyorum.çünkü bir sahnede asya'nın da dediği gibi," bu olay sadece aras değil,ileride hayatına girecek tüm kadınlar için önemli."bu,kadın-erkek eşitliğini anlaması ve kadınlara saygı duyması için çok önemli bir nokta.babasıyla ayrılan annesinin hayatına yeni birilerinin girmesi son derece doğal ve normal;bunu anlamalı.ancak şöyle bir sıkıntı var ki;normal ve doğal olan her şeyi büyük bir sakinlik ve olgunlukla karşılayabiliyor muyuz;üstelik çok kısıtlı bir zaman içerisinde?ölüm de doğal,hatta belki en doğal şey.ama sevdiklerimizi kaybettiģimizde bu her şeyi çok kolayca kabullenmemize yetmiyor,değil mi?doğal ve normal de olsa insanların tercih etmeyecekleri durumlar da vardır,o durumlara alışmak zor olabilir ve aslına bakarsanız bu da son derece doğal bir şey :) yani asya'nın kararından dönmemesini desteklemekle beraber çok aceleci davrandığını,bu durumu oğluna bir sürece yayarak alıştırması gerektiğini düşünüyorum.düşünsenize kırk yaşında anneniz en fazla iki-üç ayda evlilik kararı alıyor."ulan sen manyak mısın,adamı tanımıyorsun!en sevdiği yemeği sorsak bilmezsin!"demez misiniz?her yasta aşk yaşamaya herkesin hakkı var,anne babaların da.ama çocuğun varsa bu aşkı olgunca yaşamaya mecbursun;maalesef.oysa dizi hiç bu taraftan bakmıyor olaya,sanki bu olağandışı hız garip değilmiş gibi,sanki her şey çok akla yatkınmış gibi davranılıyor;çok tuhaf sahiden.hatta ali'yi iyice haksız duruma düşürmek için davranışlarının ölçüsü iyice kaçmış,saygısızlık ve terbiyesizlik hat safada ama sakin ve mantıklı bir şekilde düşüncelerini annesiyle paylaştığı sahneler,buna karşı çıkmasına neden olan korkularını annesiyle paylaştığı sahneler yok denecek kadar az ve üstünkörü işlenmiş.keşke asya'yı kusursuz olarak değil de bir insan olarak seyirciye sevdirebilseydiniz ve asya'nın kusursuzluğuna zarar vermemek için bir çocuğu günah keçisi olarak seçmeyip vermeniz gereken mesajı verebilseydiniz.benim tepkim buna.
orjinal versiyonlarını izleyenler veya hakkında az çok bilgisi olanlar bilir;bu hikaye özünde bir çiftin karşılıklı olarak birbirine zarar vermeye çalışması,kadının da adamın da aslında birbirine saplantılı ve hastalıklı karakterler olması ve bu arada çocuklarının yaşadığı dramı anlatan bir dizi.adam tam bir şerefsiz evet;ama orijinal dizide kadının da aldatma sonrası tepkilerinde kusursuz olmadığını,hataları olduğunu görüyoruz.oysa sadakatsiz'de aklımıza yerleştilen şey;asya'nın kusursuz olduğu.en iyi doktor,en iyi anne,en iyi eş,en iyi arkadaş,en iyi sevgili,en iyi,en iyi,en iyi...yahu içim şişti be.neredeyse herkes dizide asya'ya hayran ve muhakkak her bölüm asya'ya yığınla övgü dinliyoruz.asya kendisini suçladığında bile herkes buna şiddetle karşı çıkıyor;"aaa olur mu?sen en doğru şeyi yaptın asya,sen haklısın asya."yapmayın allah aşkına.bir insan hayattaki her rolünde,her görevinde bu kadar kusursuz olabilir mi,en güç durumlarda dahi en doğru şeyi yapabilir mi her daim?istisnalar dışında mükemmel yansıtılan karakterleri hiçbir zaman sevmedim çünkü kimse mükemmel değildir ve tam da bu sebeple bu karakterler kartondan oluyor,gerçek gibi düşünüp özdeştiremiyor,benimseyemiyorsun.oysa dizinin konusu çok gerçek ve çok evrensel;bence bu kadar izlenmesinde dizinin çok genel ve herkesin kendinden bir şeyler yakalayabileceği bir konuya sahip olmasının katkısı çok büyük.ama dizinin konusu bu kadar gerçekken asya karakteri hiç gerçekçi değil.sadakatsizlik sebebiyle annesi babasıyla beraber ölüme gidiyor-hatta yaşarlarken de evde kavga kıyamet eksik olmuyor,kız huzurlu bir ortamda büyümüyor ve hatta babasının annesini aldattığını gözleriyle görüyor-sonrasında asya kim bilir ne emeklerle kendi ailesini,kendi hayatını kuruyor ve anne babasının evliliğinin aksine gerçekten mutlu bir evliliği olduğunu zannederken çat!kocası da ona sadakatsizlik ediyor.yahu aldatılmak normal bir insan için bile yeterince büyük bir travma;evlenip çocuk yaptığın,on-on beş yıldır hayatında olan insan tarafından aldatılmak daha da büyük bir travma.ama asya karakteri için ekstra büyük bir travma çünkü bu kız bu filmi görmüş;bunları yaşamış.sadakatsizliğe çocukluğunu,anne babasını kurban vermiş.o eşinin ihanetiyle sadece aldatılmanın,eşinin bir başka kadını arzulamasının ve asya'ya yalanlar söylemesinin,mutlu zannettiği evliliğinin karanlik yüzünün acısını yaşamıyor;hayır.o tüm bunları yaşarken aynı zamanda bir kere daha geçmişin acısını yaşıyor,bastırdığı travmaları tekrar gün yüzüne çıkıyor.öfkesi sadece volkana değil;aynı zamanda babasına,annesine,mutsuz geçen çocukluğuna,sürekli aynı acıyı ona yaşatan ve bu kısır döngüden onu çıkarmayan hayata.ilk bölümlerde bunu az da olsa gördük ama yeterince üzerinde durulmadı;oysa volkan elbet unutulur ama bu travmanın atlatılması daha zordur.ve en önemlisi;volkan sadece bir aracı.yani volkan'ın ihaneti olmasa da asya çok sağlıklı,çok mutlu bir kadın değil;sadece travmalarını içine gömmeyi becermiş,kendinden dahi saklayabileceği kadar saklamış.ama travmayı içine gömmek farklı,atlatmak farklı ve asya kesinlikle atlatmış,aşmış değil.bu zaten volkan'ın ihanetinden önce de belli.mesela neden tüm arkadaş çevresi volkan hatalı olmasına rağmen onun yanında-bilip susmaları her halükarda çok kalleş bir davranış,o ayrı konu.demek istediğim,onları aklamak değil.- ve daha da önemlisi;niye hastaları hariç volkan'dan bağımsız yakın arkadaşları yok?cevap belli:kadın kolayca bağ kuramıyor.soğuk ve mesafeli tavırları seyirciye cool ve herkesle yüz göz olmayan,sınırlarını bilen kadın olarak servis edilse bile işin aslında sadece güven sorunları yaşayan,insanlarla yakın ve sıcak ilişkiler kuramayan bir insan olduğunun işareti.zar zor kurduğu bağlar ise sağlıklı değil.volkan mesela;sadece kocası değil onun.muhtemelen ailesinin hikayesini anlatabilecek kadar güvendiği tek kişi,nasıl olduysa kendini teslim edebildiği tek kişi.hatta işin gerçeği;bir anlamda arkasına saklandığı kişi.çünkü arkadaş çevresi dahi volkan sayesinde;oğlunu dahi ona volkan vermiş.asya eğitimli,zeki,paralı bir kadın;maddi açıdan hiçbir şeye ihtiyacı yok ama manevi açıdan çok muhtaç durumda.bu yüzden volkan onun sadece kocası değildi;ihaneti daha zor atlatması için bir sebep daha.diğer sağlıksız ilişki de oğluyla kurduğu bağ.oğlunu babasına vermeyi asla kabul edemeyecek kadar oğlunu seviyor ancak hangi yolla olursa olsun oğlunu elinde tutmayı deniyor;yani daha açık şekilde çocuğunun gözleri önünde babası tarafından dayak yiyerek,yaralanarak,hatta o an orada çocuğun babası tarafından öldürülme ihtimalini dahi göze alarak çocuğunu yanında tutuyor.bu şimdi,"aman ne fedakar anne,oğlu için ölümü göze aldı,"mı?yahu saçmalamayın ne olur.oğlunu düşünse ona böyle bir travma yaşatmaz,çocuğu ortada bırakma riskini göze alamaz.çocuğunu seviyor;orası ayrı.ama bu aldatma olaylarından sonra verdiği tepkilerinde sadece seviyor;düşünmüyor.ikisi farklı şeyler.yani oğluyla dahi kurduğu ilişki çok sağlıksız,çok uç noktada ve travmalarının tetiklenmesinin ardından oğlunu sevmeye devam etse de onu düşünmeyi kesinlikle bırakıyor ve duygusal anlamda istismar ve ihmal ediyor.ama bizdeki asya;intikam oyunlarından sonra full kusursuz anne olarak servis edildi.ve bu zerre kadar gerçekçi değil yahu.kadının oğlunu ihmal etmesi asla affedilecek bir durum değil;affedilemez ama anlaşılabilir.çünkü bu kadın zaten sağlıksız bir ruh halinde,travmalarının etkisiyle kontrolü kaybetmiş vaziyette.ama bizdeki asya?kontrolü kaybettiği tek an yok.saçmalamayın demekten yoruldum yahu.bunlar doğru demiyorum ama hikayenin başında asyanın geçmişini,travmalarını ve sağlıksız yönlerini gösterip sonra her şeyin üstesinden gelen güçlü mükemmel kadın ve anne rolü yüklemeniz hiç gerçekçi değil ve hikayeyi basitleştiriyor.bu hikâyenin özünde çok ciddi psikolojik öğeler var;bu sıradan bir aldatılma hikayesinden çok daha fazlası.ama sırf seyirci güçlü asya istediği için diziyi bir kadının ayakta durma mücadelesine çevirdiler resmen.dizide bu da var elbette ama kadını ilah gibi sunmak,psikolojisini tamamıyla göz ardı etmek dediğim gibi;hikayeyi sadece basitleştiriyor.aynı zamanda tutarsızlaştiriyor;yahu buz kraliçesi asyanın,bu kadar büyük travmalar yaşayan asyanın hafızasını kaybetmiş bir adama taş çatlasın bir ay gibi bir sürede aşık olması,kendini teslim etmesi mantıklı mı?mümkünü yok.hatta ve hatta o adam uğruna kafasını yardırdığı,eski kocası tarafından öldürülmeyi göze aldığı oğlunun evi terk etmesine izin vermesi,çocugun ne kadar tepkili olduğunu gördüğü halde aras'la ilişkisine hiç tereddüt etmeden gayet huzurlu devam etmesi?bu imkansız zaten.cok karmaşık ve derin bir psikolojisi olan asyayı aldılar,seyirci güçlü kadın desin diye ilah ve son derece sağlıklı ruh halinde bir kadın ilan ettiler.ne denir ki?yazık oldu.
hepsi bir yana;bence en kötüsü vermesi gereken mesajı verememesi oldu.bu hikâyede ali suçsuz olduğu halde ebeveynlerinin hırslarının,zaaflarının ve egolarının kurbanı olmuş bir çocuk.annesi ve babası tarafından duygusal olarak ihmal edilen;tamamıyla masum olmasına rağmen yapayalnız ve acı dolu bir çocuk.en sonunda anne babasını terk edip gidecek kadar onlardan kopmuş- ya da anne babası çoktan ondan kopmuş o zamana kadar demek daha doğru olur belki-bir çocuk.bu hikaye;her şeyden önce ali'nin hikayesi.ama dizide senaristin konu bulmak için sürekli kullandığı bir piyon haline geldi sadece ve çoğu seyirci ondan nefret ediyor.ne denir ki?esas buna yazık galiba.
edit:tekrar okuyunca asya'nın güçlü kadın olarak sunulmasından rahatsız olmuşum gibi bir izlenim verdiğimi fark ettim ama tabii ki öyle değil.neticede ben de bir kadınım ve topluma güçlü kadınları kabul ettirmenin önemini biliyorum.benim eleştirimin iki önemli sebebi şu:birinci olarak;asya'nın psikolojisini işlememek.yazdığım sebeplerden dolayı asya aldatılmayı normal insanlara oranla çok daha zor atlatacak,çok daha derinden yaralanacak bir karakter.ayrıca muhtemelen güven sorunlarından dolayı sosyal anlamda problemleri var.yıllarca içine gömdüğü ve eşinin onu aldatmasıyla tekrar gün yüzüne çıkan travmaları var.bunlar onu güçsüz yapar mı?elbette ki hayır.aksine bize asya'nın bunlarla baş etmeye çalışmasını izletseydiniz gerçekten "güçlü kadın"izletmiş olurdunuz işte.laf sokmak,başkalarının gözleri önünde duygularına hakim olmak falan değil bence güçlü olmak;sorunlarıyla baş etmeye çalışmak,kendini iyileştirmeye çalışmak gerçek bir güçlü insan hareketi oysa.dolasıyla asya karakterinin intikam olaylarından sonra çok "karton"ele alındığını düşünüyorum,çok basit bir bakış açısıyla karaktere bakıldığını ve bunun yazık olduğunu.ikinci neden ise;ali karakteri.asya'ya hak verip anlayacağımız çok yer var elbette bu hikâyede ama tüm hikâyede en çok anlayacağımız,en çok sempati duyacağımız karakter ali olmalı orjinal hikayeye göre.oysa şu an dizide en çok nefret edilen karakter ali ve bu cidden üzücü.çünkü dizinin ilk mesajı,en önemli mesajı;kendi hırslarımız,egolarımız ve zaaflarımız arasında debelenirken hiçbir şeyden sorumlu olmayan masum çocuklarımızı ihmal etmememiz,unutmamamız gerektiği.burada ise asya karakterine kızılmasın diye asya mükemmel bir anne,ali ise annesinin tüm emeklerini boşa çıkaran, el bebek gül bebek büyütülmesine rağmen çok sorunlu bir çocuk olarak resmedilmiş.yahu çocuğun sorunlarını görüyoruz da bu sorunların sebebini bir kere bile çocuğun ağzından duyamadık dizide ya da ikinci sezonun başında yeni okulundaki zorbalık olayı gibi günah keçisi bulundu.oysa ali'nin bu zorbalığı ailesiyle paylaşamamasının sebepleri bile asya ile volkan.(farkında olarak ya da olmadan;durum bu sonuçta.zaten kimse evladına bile isteye zarar vermez,önemli olan fark edebilecek dikkati ve önemi göstermek.)bırak asya'nın anneliğinde hatalarını,ihmallerini göstermeyi;günah keçisi bulup konuyu kapatıyorlar;pes doğrusu.böyle olunca da nankör oluyor çocuk tabi herkesin gözünde.bir de muhtemelen reaksiyon almak için,konu bulmak için çocuk çok abartılı tepkiler veriyor sürekli.mesela aras'a karşı çıkma meselesi.nasıl babası istediğiyle oluyor,istediğiyle hayatını kuruyorsa annesi de bu hakka sahip;bu tartışmaya kapalı bir konu.asya'nın oğluna hayatına müdahale edemeyeceğini ve babasının ilişkilerine saygı duyduğu gibi ona da saygı duymak zorunda olduğunu anlatmak istemesini çok takdir ediyorum.çünkü bir sahnede asya'nın da dediği gibi," bu olay sadece aras değil,ileride hayatına girecek tüm kadınlar için önemli."bu,kadın-erkek eşitliğini anlaması ve kadınlara saygı duyması için çok önemli bir nokta.babasıyla ayrılan annesinin hayatına yeni birilerinin girmesi son derece doğal ve normal;bunu anlamalı.ancak şöyle bir sıkıntı var ki;normal ve doğal olan her şeyi büyük bir sakinlik ve olgunlukla karşılayabiliyor muyuz;üstelik çok kısıtlı bir zaman içerisinde?ölüm de doğal,hatta belki en doğal şey.ama sevdiklerimizi kaybettiģimizde bu her şeyi çok kolayca kabullenmemize yetmiyor,değil mi?doğal ve normal de olsa insanların tercih etmeyecekleri durumlar da vardır,o durumlara alışmak zor olabilir ve aslına bakarsanız bu da son derece doğal bir şey :) yani asya'nın kararından dönmemesini desteklemekle beraber çok aceleci davrandığını,bu durumu oğluna bir sürece yayarak alıştırması gerektiğini düşünüyorum.düşünsenize kırk yaşında anneniz en fazla iki-üç ayda evlilik kararı alıyor."ulan sen manyak mısın,adamı tanımıyorsun!en sevdiği yemeği sorsak bilmezsin!"demez misiniz?her yasta aşk yaşamaya herkesin hakkı var,anne babaların da.ama çocuğun varsa bu aşkı olgunca yaşamaya mecbursun;maalesef.oysa dizi hiç bu taraftan bakmıyor olaya,sanki bu olağandışı hız garip değilmiş gibi,sanki her şey çok akla yatkınmış gibi davranılıyor;çok tuhaf sahiden.hatta ali'yi iyice haksız duruma düşürmek için davranışlarının ölçüsü iyice kaçmış,saygısızlık ve terbiyesizlik hat safada ama sakin ve mantıklı bir şekilde düşüncelerini annesiyle paylaştığı sahneler,buna karşı çıkmasına neden olan korkularını annesiyle paylaştığı sahneler yok denecek kadar az ve üstünkörü işlenmiş.keşke asya'yı kusursuz olarak değil de bir insan olarak seyirciye sevdirebilseydiniz ve asya'nın kusursuzluğuna zarar vermemek için bir çocuğu günah keçisi olarak seçmeyip vermeniz gereken mesajı verebilseydiniz.benim tepkim buna.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
hükümetin an itibariyle harakiri yapmasıdır diyebiliriz. bu zamana kadar iktidarda olmalarında kadınların çok önemli bir desteği vardı, özellikle sigara politikası bunu destekledi.*
şimdi kadınların desteğini tamamen kaybetti. çantanı taşıyan o kafatasçı ortağınla birlikte, el ele barajın altında kalmanız dileğiyle...
şimdi kadınların desteğini tamamen kaybetti. çantanı taşıyan o kafatasçı ortağınla birlikte, el ele barajın altında kalmanız dileğiyle...
devamını gör...
bulgarlar
niye yağmalıyorlar diye ağlıyoruz ki? yerlerinde olsam aynı şeyi ben de yapardım. onlara kabahat bulacağımıza bizdeki problemi nasıl çözeriz, yönetime nasıl baskı yaparız bunları düşünmemiz gerek.
devamını gör...
sen beni artılayınca ben de gelinlik siparişi verdim
yaşı gelmiş ve dahi geçmiş sözlük kızının birbiri ardına artılar alması sonucu aradığı aşkı bulduğunu sanması üzerine harekete geçtiği başlıktır. bacım dur ne demek sözlük zirvesine gelinlikle gidicem?!
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
#1707198 şu iletisine binaen; anormal sözlük haber ajansı olarak büyük resmi yine ve yeniden görmüş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. söz konusu haber linki #1696004
işte o bölüm;
tabi bu soruların dışında şeytanın avukatlığını da yapmak durumundayız. peki ya tüm bunlar bir illüzyonsa ve bu yönetim boşluğunun arkasında nedenyahunun bizatihi kendisi varsa ne olacak? bu durumda yoldaş yakında geri dönerek bir takım paketler açıklama yoluna gidebilir. bazı yenilikler yapıldığını ve tüm bunların bizi rahatlatmak için olduğunu söyleyebilir. yeni eklentiler ve özelliklerle bu yaşananların üzerini örtmeye çalışabilir. peki sözlük ahalisi bu yönetimsel oyunu yiyecek midir? ona yazarlar olarak sizler karar vereceksiniz. ajans olarak sizlere iki olasılığı da tarafsızca aksettirmeye çalıştık. nedenyahu neden bunların olmasına izin veriyor durum elbet ortaya çıkacaktır.
gördüğünüz üzere benjamin nedenyahu yeni projeler diyerek ortaya çıkmıştır. durum cidden manidar! *
işte o bölüm;
tabi bu soruların dışında şeytanın avukatlığını da yapmak durumundayız. peki ya tüm bunlar bir illüzyonsa ve bu yönetim boşluğunun arkasında nedenyahunun bizatihi kendisi varsa ne olacak? bu durumda yoldaş yakında geri dönerek bir takım paketler açıklama yoluna gidebilir. bazı yenilikler yapıldığını ve tüm bunların bizi rahatlatmak için olduğunu söyleyebilir. yeni eklentiler ve özelliklerle bu yaşananların üzerini örtmeye çalışabilir. peki sözlük ahalisi bu yönetimsel oyunu yiyecek midir? ona yazarlar olarak sizler karar vereceksiniz. ajans olarak sizlere iki olasılığı da tarafsızca aksettirmeye çalıştık. nedenyahu neden bunların olmasına izin veriyor durum elbet ortaya çıkacaktır.
gördüğünüz üzere benjamin nedenyahu yeni projeler diyerek ortaya çıkmıştır. durum cidden manidar! *
devamını gör...



