sabah erken kalkamamak
kalkamamak lükstür. zorunda olan mecburen bir şekilde uyanacaktır.
devamını gör...
erkeklerin berber sadakati
bence o pandemi başlayana kadardı,artık kardeşimin saçlarını kuaför konforunda kesebiliyorum ve benden başkasına saçlarını emanet etmiyor *.
devamını gör...
92 yaşındaki kadının cinsel saldırıya uğrayarak öldürülmesi
şu ülkede 92 yıl yaşa, sonra gel bu şekilde canından ol.
devamını gör...
moralin bozukken mastürbasyon yapmak
mast yaparken kendini başka şeyler düşünürken bulduğun ve mast yaptığını bile unuttuğun dünyanın en kötü anı
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
fuat güner ile sadece telefon aracılığıyla bir dönem baya "aile dostu" kıvamına gelmemiz şeklinde örneklenebilecek etkileşimdir.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar

az önce bir arkadaşımı hastaneye götürmem gerekti. içeri sıra ile alındığı için kimseyi de riske atmamak adına hastaneye girmedim. hastanenin önünde beklerken bir sürü insan girdi çıktı. hepsinin görünümü, giyimi kuşamı birbirinden farklı, kendi hallerinde insanlardı. bazıları takım elbiseli, bazıları öğrenci, bazıları da ev hali ile çıkıp gelen insanlardı.
yukarıdaki fotoğraftaki teyze ile amca ilk başta hiç dikkatimi çekmedi. teyze amcanın koluna girmiş, amcanın elinde bir baston var. teyzenin çantasında bir süt şişesi ile yeşillik dolu olduğu belli bir poşet var. şu mavi paspasın üzerinde durdular. dakikalarca ayakkabılarındaki çamuru silmeye çalıştılar. bahçeden çıkıp gelmişler, gelirken elleri boş olmasın diye de doktora süt ve yeşillik getirmişler. teyzenin ayağındaki çamur ne kadar temizlemeye çalışsa da geçmedi, yoruldu.
amca teyzeye dedi ki "üst merdivene çık, ben temizlerim." teyze üst basamağa çıktı, ayağını hafif kaldırdı, amca elindeki bastonla ayağının altındaki çamuru temizledi teyzenin. teyze bu sırada amcaya bakıyor, gözlerinden görüyorum kalbindeki minnet.
bu manzara öyle güzeldi ki dakikalarca izledim, neden bilmem sonradan, onlar tam yukarı çıkarlarken fotoğraflarını çekmek geldi aklıma.
önemli olan ayaktaki çamurunuz değil be amca, önemli olan yüreğinizdeki güzellik. ne kadar güzel ve bir o kadar temiz olduğunuzu keşke dışarıdan, bizim gözümüzle görebilseydiniz!
devamını gör...
dünyanın yeni yedi harikası
oylamayla 07.07.2007'de belirlenmiştir.
- chicken itza piramidi - meksika
- mechu picchu antik kenti - peru
- christo redentor heykeli (kurtarıcı isa) - brezilya
- colosseum amfi tiyatrosu - italya
- petra antik kenti - ürdün
- tac mahal - hindistan
- çin seddi - çin
- chicken itza piramidi - meksika
- mechu picchu antik kenti - peru
- christo redentor heykeli (kurtarıcı isa) - brezilya
- colosseum amfi tiyatrosu - italya
- petra antik kenti - ürdün
- tac mahal - hindistan
- çin seddi - çin
devamını gör...
en gereksiz icatlar
türk kahvesi makinesi. verdiğin emek aynı, harcadığın süre aynı, malzemeden tasarruf da yok. fiyat performans olarak dünyanın en gereksiz ürünlerinden birisi.
devamını gör...
sohrab sepehri
iranlı, doğaya ve insana hayran şair. farklı bir havası var abinin modern olanlardan kendisi. buraya bırakıyorum bir şiirini.
buradan
buradan
devamını gör...
muamma
çok eski dönemlerde bilmece amaçlı kullanılan, özellikle kadınların çocukların zihinlerindeki bazı düşünceleri anlamaya çalıştığı bir bilmece.
‘’ruhu uykuda farz ettim kadın bana pek bir yaman muamma gibi geldi.’’ h. e. adıvar
‘’ruhu uykuda farz ettim kadın bana pek bir yaman muamma gibi geldi.’’ h. e. adıvar
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
" bence en kötüsü de bir şeylerin artık elinden değil de içinden gelmemesi. heves yok, inancın kalmamış, zorlayamıyorsun."
devamını gör...
en iyi haber kanalı ödülünü a haber'in kazanması
ödülü kim vermiş rte mi?
devamını gör...
sivas’ta her 5 kızdan birinin göbeğini açması sorunsalı
kendisini sivas ve sivas’ın meselelerine adamış büyük sivas gazetesinin manşetten “ sivas’ta anne babalar gerçekten çok değişti! her 5 kızdan 1’inin göbeği açık”şeklinde dile getirdiği büyük sorun.
bu muazzam gazetecilik başarısı için emeği geçenleri tebrik etmiyor, allah’ta belanızı versin diyorum.
eskiden garip karşılanacak veya ayıplanacak olan bu durum sivas’ta artık oldukça normal karşılanıyor. göbeği açık kısa tişört veya büstiyer giyemeyenler gömlek giyip alttan illaki bir düğüm atıyor. yani gömlek giyse de göbeği açıyor. bu şekilde giyinen kızlara hal böyleyken anne babaları artık bir şey demiyor. kimisi buna moda diyor, kimisi özgürlük kimisi ise sıcak ne yapalım? bütün dünyada kadınlar karın bölgesini gösterecek şekilde giysiler giyiyorlarken, bu şekilde giyinmeleri içinde gece, gündüz, sabah, akşam fark etmiyor. her nevi kıyafette bu uygulamayı kullanıyorlar… bir diğer dikkat çeken durum ise bir çok göbekte incecik zincirler, piercing ve yapıştırma dövmeler var…
dikkat göbek çıkabülü
bu muazzam gazetecilik başarısı için emeği geçenleri tebrik etmiyor, allah’ta belanızı versin diyorum.
eskiden garip karşılanacak veya ayıplanacak olan bu durum sivas’ta artık oldukça normal karşılanıyor. göbeği açık kısa tişört veya büstiyer giyemeyenler gömlek giyip alttan illaki bir düğüm atıyor. yani gömlek giyse de göbeği açıyor. bu şekilde giyinen kızlara hal böyleyken anne babaları artık bir şey demiyor. kimisi buna moda diyor, kimisi özgürlük kimisi ise sıcak ne yapalım? bütün dünyada kadınlar karın bölgesini gösterecek şekilde giysiler giyiyorlarken, bu şekilde giyinmeleri içinde gece, gündüz, sabah, akşam fark etmiyor. her nevi kıyafette bu uygulamayı kullanıyorlar… bir diğer dikkat çeken durum ise bir çok göbekte incecik zincirler, piercing ve yapıştırma dövmeler var…
dikkat göbek çıkabülü
devamını gör...
akıllara zarar
bana ruhsar'ın jenerik müziğini hatırlattı.o kadar izledik artık bilinçaltına yerleşmiş.
şaştık kaldık afalladık, vay canına şimdi yandık.akıllara zarar valla, ruhsar gitti ruhla kaldık.ruhuna sağlık ruhsarcığım ölmemiş...
(bkz: büyümeyen çocuklar)
şaştık kaldık afalladık, vay canına şimdi yandık.akıllara zarar valla, ruhsar gitti ruhla kaldık.ruhuna sağlık ruhsarcığım ölmemiş...
(bkz: büyümeyen çocuklar)
devamını gör...
hal hatır sormadan konuya giren insan
tez canlıdır.
devamını gör...
rebecca
*
1940 yapımı, yönetmeni alfred hitchcock olan gizem/romantik konulu filmdir. psikolojik gerilim ağırlıklı bir filmdir ama benim için bu pek geçerli değildir. daphne du maurier'in aynı adlı romanından uyarlandığı söylenir, bu romanın da jane eyre'den esinlendiğinden bahsedilir. bu detayı filmin son sahnesine şahit olunca daha iyi anlayabiliyorum. filmin oyuncularına gelecek olursak, joan fontaine, laurence olivier başrolü çeker. ama filmde hiç görünmeyen rebecca adlı kadının başrollerden rol çaldığı söylenebilir.
film, mrs. van hopper'ın ücret karşılığında arkadaşlığını yapan bir genç kadının, uçurumun kenarında bekleyen bir adamı görmesiyle başlar. intihar edeceğini düşünerek adama yaklaşır fakat gördüğü tavır karşısında uçurumun yanından ayrılır. ancak bu son karşılaşmaları değildir. mrs. van hopper ile birlikte otelde kalan genç kadın, bay de winter'e fazlasıyla maruz kalır. zamanla aralarında yaşananlar dolayısıyla ani bir evlenme kararı alırlar ve her zaman bay de winter ile birlikte anılan manderley malikânesine yerleşirler. her şey oldukça hızlı ve kolay olmuştur çünkü, yeni bayan de winter olan genç kadının bir ailesi yoktur. bay de winter ise kimsenin söyleyeceklerine aldıracak biri değildir.
bay ve bayan de winter malikâneye yerleştidiklerinde ikisinin de bu duruma alışması biraz zor olur. ama bu konuda en çok zorlanan bayan de winter'dir. evin içerisindeki herkes, sanki hala varlığını sürdürüyormuş gibi bay de winter'in ölen eski eşinden bahseder. hikayenin en gerilimli noktası budur, hizmetçisinden tut, maxim de winter ve onun ailesine kadar herkesin ağzındadır bu kadın. zamanla bayan de winter kendini kocasının eski eşiyle kıyaslamaya başlar, onun gibi olmaya çalışır ama bunun yaptığı en büyük hata olduğunu fark eder. her şeyin tekerrür ediyormuş gibi göründüğü bir gecede, rebecca'nın öldüğü sandal bulunur. oysa maxim, öncesinde rebecca'nın cesedini teşhis etmiş ve öldüğünü kanıtlamıştır. ama o gece, bayan de winter bunların hepsinin yalan olduğunu öğrenir. rebecca'yı maxim öldürmüş ve bilerek onu denize sandalıyla birlikte atmıştır. bunu hamile olduğunu öğrendiği için yapmıştır. burada maxim'in ne kadar büyük bir öfke problemi olduğunu görürüz. bayan de winter'in bu itiraftan sonra kocasını terk edeceğini düşünebiliriz ama evlilikleri boyunca yaşadığı psikolojik şiddet ve manipülasyon onu kocasının yanında kalmaya iter. onunla birlikte suçu gizlemeye çalışır. başarılı da olur, ancak rebecca'nın takıntılı hizmetlisi bu çiftin mutluluğuna göz yummayacağı için bütün bir malikâneyi kendi de içerisindeyken yakar. tıpkı jane eyre de yaşananlar gibi, ama o kitaptaki gibi çiftler burada uzun bir ayrılık yaşamazlar. bayan de winter yangından kurtulur ve kocasının kollarına koşar. tüm malikâne yanarken onlar sadece kavuşmanın mutluluğunu yaşarlar.
*
1940 yapımı, yönetmeni alfred hitchcock olan gizem/romantik konulu filmdir. psikolojik gerilim ağırlıklı bir filmdir ama benim için bu pek geçerli değildir. daphne du maurier'in aynı adlı romanından uyarlandığı söylenir, bu romanın da jane eyre'den esinlendiğinden bahsedilir. bu detayı filmin son sahnesine şahit olunca daha iyi anlayabiliyorum. filmin oyuncularına gelecek olursak, joan fontaine, laurence olivier başrolü çeker. ama filmde hiç görünmeyen rebecca adlı kadının başrollerden rol çaldığı söylenebilir.
film, mrs. van hopper'ın ücret karşılığında arkadaşlığını yapan bir genç kadının, uçurumun kenarında bekleyen bir adamı görmesiyle başlar. intihar edeceğini düşünerek adama yaklaşır fakat gördüğü tavır karşısında uçurumun yanından ayrılır. ancak bu son karşılaşmaları değildir. mrs. van hopper ile birlikte otelde kalan genç kadın, bay de winter'e fazlasıyla maruz kalır. zamanla aralarında yaşananlar dolayısıyla ani bir evlenme kararı alırlar ve her zaman bay de winter ile birlikte anılan manderley malikânesine yerleşirler. her şey oldukça hızlı ve kolay olmuştur çünkü, yeni bayan de winter olan genç kadının bir ailesi yoktur. bay de winter ise kimsenin söyleyeceklerine aldıracak biri değildir.
bay ve bayan de winter malikâneye yerleştidiklerinde ikisinin de bu duruma alışması biraz zor olur. ama bu konuda en çok zorlanan bayan de winter'dir. evin içerisindeki herkes, sanki hala varlığını sürdürüyormuş gibi bay de winter'in ölen eski eşinden bahseder. hikayenin en gerilimli noktası budur, hizmetçisinden tut, maxim de winter ve onun ailesine kadar herkesin ağzındadır bu kadın. zamanla bayan de winter kendini kocasının eski eşiyle kıyaslamaya başlar, onun gibi olmaya çalışır ama bunun yaptığı en büyük hata olduğunu fark eder. her şeyin tekerrür ediyormuş gibi göründüğü bir gecede, rebecca'nın öldüğü sandal bulunur. oysa maxim, öncesinde rebecca'nın cesedini teşhis etmiş ve öldüğünü kanıtlamıştır. ama o gece, bayan de winter bunların hepsinin yalan olduğunu öğrenir. rebecca'yı maxim öldürmüş ve bilerek onu denize sandalıyla birlikte atmıştır. bunu hamile olduğunu öğrendiği için yapmıştır. burada maxim'in ne kadar büyük bir öfke problemi olduğunu görürüz. bayan de winter'in bu itiraftan sonra kocasını terk edeceğini düşünebiliriz ama evlilikleri boyunca yaşadığı psikolojik şiddet ve manipülasyon onu kocasının yanında kalmaya iter. onunla birlikte suçu gizlemeye çalışır. başarılı da olur, ancak rebecca'nın takıntılı hizmetlisi bu çiftin mutluluğuna göz yummayacağı için bütün bir malikâneyi kendi de içerisindeyken yakar. tıpkı jane eyre de yaşananlar gibi, ama o kitaptaki gibi çiftler burada uzun bir ayrılık yaşamazlar. bayan de winter yangından kurtulur ve kocasının kollarına koşar. tüm malikâne yanarken onlar sadece kavuşmanın mutluluğunu yaşarlar.
*
devamını gör...
türkiye’nin en iyi müzik grubu
ıtirazım var.
1 - pentagram
2 - groza
3 - sapık inek
4 - kurban
5 - vitamin
6 - çilekeş
7 - makine
8 - zakkum
9 - malt
10 - dorian
örnek makine /
(link: )
1 - pentagram
2 - groza
3 - sapık inek
4 - kurban
5 - vitamin
6 - çilekeş
7 - makine
8 - zakkum
9 - malt
10 - dorian
örnek makine /
(link: )
devamını gör...
dertleşmek istenen roman karakteri
gregor samsa. bildiğiniz gibi bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş buluyor ve kimse de sormuyor "ne derdin var? neden böceğe dönüştün?" diye. hep bir yadırgama, hor görme, hep bir korku, hatta öfke gösteriliyor kendisine. ben odasına girip altına saklandığı koltuğun karşısına oturarak kendisiyle iletişim kurmak için bazı yollar arar, bulur ve kendisiyle dertleşirdim. belki de bir sabah uyandığında kendini yeniden insana dönüşmüş olarak bulabilirdi.
devamını gör...

