diyelim ki o bunu okuyor
çocukluğumuzun geçtiği sokağa gidiyorum bazen,
hala bir yanım eksik
hatırlarsın iki katlı bir evimiz vardı
kapıdan adımını atar atmaz rutubet kokardı,
kırmızı boyalı duvarlar
merdivenleri aşardı.
parklar kahkahalarımızla inler
kediler oyunlarımızda hoplardı
saçlarınla oynar, ellerini severdim
gözlerin güven, sesin huzur verirdi
şimdi ne sesin var ne de nefesin
yakıyor yokluğunun ateşi
3 yıl gözlerimin önünde eridin
tutamadım ellerini
gözlerin karardı, nefesim kesildi.
bugün toprak selam verdi
yağmur yağdıktan sonra güzel kokmasının
meğer senmişsin sebebi
yokluğun her geçen gün büyüyor içimde
olmayan nefeslerin yakıyor yüreğimi
mezarına bile sarılamamak
yavaş yavaş tüketiyor bedenimi
saçlarım kısa gittiğinden beri
sigaralar ağzımda
bir yanım kara
yıllar geçti, yollar bitti
ve sen hala, aklımda...
dostum, bugün sen gideli 1 koca yıl daha doldu. içimdeki hasret büyüdü dağ oldu. bu yıl da gelemedim mezarına özür dilerim, affet beni. bundan seneler önce bugün ilk sigaramı yakmıştım, gidişinin şerefine. yine bu gece senin için içiyorum bu paketi. hayallerimiz ve ben sarılacağız bu gece. sen olmasan bile...
hala bir yanım eksik
hatırlarsın iki katlı bir evimiz vardı
kapıdan adımını atar atmaz rutubet kokardı,
kırmızı boyalı duvarlar
merdivenleri aşardı.
parklar kahkahalarımızla inler
kediler oyunlarımızda hoplardı
saçlarınla oynar, ellerini severdim
gözlerin güven, sesin huzur verirdi
şimdi ne sesin var ne de nefesin
yakıyor yokluğunun ateşi
3 yıl gözlerimin önünde eridin
tutamadım ellerini
gözlerin karardı, nefesim kesildi.
bugün toprak selam verdi
yağmur yağdıktan sonra güzel kokmasının
meğer senmişsin sebebi
yokluğun her geçen gün büyüyor içimde
olmayan nefeslerin yakıyor yüreğimi
mezarına bile sarılamamak
yavaş yavaş tüketiyor bedenimi
saçlarım kısa gittiğinden beri
sigaralar ağzımda
bir yanım kara
yıllar geçti, yollar bitti
ve sen hala, aklımda...
dostum, bugün sen gideli 1 koca yıl daha doldu. içimdeki hasret büyüdü dağ oldu. bu yıl da gelemedim mezarına özür dilerim, affet beni. bundan seneler önce bugün ilk sigaramı yakmıştım, gidişinin şerefine. yine bu gece senin için içiyorum bu paketi. hayallerimiz ve ben sarılacağız bu gece. sen olmasan bile...
devamını gör...
kamuran şipal
türk yazar ve çevirmendir.

kamuran şipal çok sayıda ödül almış çok büyük bir romancı ve öykü yazarıdır. muhteşem romanları ve beni çok etkileyen öyküleri olan yazar, nedense yazarlık kimliğiyle çok göz önünde olmamıştır hayatı boyunca. daha çok bir çevirmen olarak tanınır ve almancadan çevirdiği muhteşem eserlerle türkiye’deki edebiyat severlere çok büyük hizmetlerde bulunmuştur.
ben kamuran şipal ile üniversite yıllarında tanıştım. aslında kamuran şipal ile tanışmama franz kafka neden oldu ya da franz kafka ile tanışmama kamuran şipal neden oldu. her iki durum da eşit oranda geçerlidir bence.
cem yayınlarından çıkan franz kafka kitaplarının çevirmeni kamuran şipal’dir. yanlış hatırlamıyorsam can yayınlarından çıkan kafka kitaplarını da ahmet cemal ustamız çevirmişti.
benim için kamuran şipal, franz kafka ile aynı kişidir. dünyanın en büyük yazarı saydığım kafka’nın cümleleri bana büyük çevirmen aracılığıyla ulaştığı için ikisini birbirinden ayrımam çok zor. kafka’yı birçok çevirmenden okudum ama hiçbir kamuran şipal çevirileri kadar keyif vermedi.
dünyanın en ünlü kitaplarından biri olan dönüşüm’ün dünyanın en ünlü kitap açılış cümlelerinden biri kamuran şipal tarafından şöyle çevirilmiştir ve 20 yıldır ezberimdedir:
gregor samsa bir sabah korkulu düşlerden uyandığında kendi yatağında devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.

kamuran şipal çok sayıda ödül almış çok büyük bir romancı ve öykü yazarıdır. muhteşem romanları ve beni çok etkileyen öyküleri olan yazar, nedense yazarlık kimliğiyle çok göz önünde olmamıştır hayatı boyunca. daha çok bir çevirmen olarak tanınır ve almancadan çevirdiği muhteşem eserlerle türkiye’deki edebiyat severlere çok büyük hizmetlerde bulunmuştur.
ben kamuran şipal ile üniversite yıllarında tanıştım. aslında kamuran şipal ile tanışmama franz kafka neden oldu ya da franz kafka ile tanışmama kamuran şipal neden oldu. her iki durum da eşit oranda geçerlidir bence.
cem yayınlarından çıkan franz kafka kitaplarının çevirmeni kamuran şipal’dir. yanlış hatırlamıyorsam can yayınlarından çıkan kafka kitaplarını da ahmet cemal ustamız çevirmişti.
benim için kamuran şipal, franz kafka ile aynı kişidir. dünyanın en büyük yazarı saydığım kafka’nın cümleleri bana büyük çevirmen aracılığıyla ulaştığı için ikisini birbirinden ayrımam çok zor. kafka’yı birçok çevirmenden okudum ama hiçbir kamuran şipal çevirileri kadar keyif vermedi.
dünyanın en ünlü kitaplarından biri olan dönüşüm’ün dünyanın en ünlü kitap açılış cümlelerinden biri kamuran şipal tarafından şöyle çevirilmiştir ve 20 yıldır ezberimdedir:
gregor samsa bir sabah korkulu düşlerden uyandığında kendi yatağında devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.
devamını gör...
model
tanım: kuruluşu 2005 yılına dayanan ve ilk isimleri "a due carmen" olan türk rock* grubu. solistleri fatma turgut'tur. diğer grup üyeleri ise sırasıyla can temiz, okan ışık, ve kerem sedef'tir. geçtiğimiz günlerde kesin açıklama olmaksızın dağıldıklarını söyleyip dinleyicileri üzdüler. umarım sorun neyse halledilir de tekrar şarkılarını kavuşuruz. hiçbirini ayrı ayrı düşünemiyorum açıkçası. ne olur tekrar gelin lan.
yemin ederim dünyanın en iyi* grubu. çok güzel parçaları var. dinledikçe ağlayasım geliyor. bu ne kadar iyi bilemiyorum ama bayılıyorum şu kadının sesine. normalde rock tarzı şeyler dinlemem, bağrışmalara karşı hassasiyetimden ötürü. model ve benzeri gruplar* aşırı hoşuma gidiyor. bazı şarkıları çok fena "ulan bu beni mi anlatıyor?" dedirtiyor insana. özellikle sen ona aşıksın parçaları günümüz ilişkilerinin özeti gibi.
dinlemek isteyenleri buraya alalım;
bunun dışında da iç sesimiz gibi olan şarkıları var. mesela antidepresan gülümsemesi. şöyle bir söz geçiyor orada;
"sen bana bakma, parçalı bulutluyum,"
ne kadar da doğru? hepimiz bir yerde parçalı bulutluyuz. itiraf etmesi zordur, insan bazen içini yalnızca kendine saklar, şarkılar çıkarır oradaki duyguyu, tak diye koyar masaya. iş bu şekilde itiraf edebilmektir.
sevdiğim bir şarkılarını bırakıyorum buraya, dinlemek isteyen olur belki. hepimizin en az bir kez dinlediği bir şarkıdır ama olsun.
edit: bir harfe basmayı unutmuşum. *
yemin ederim dünyanın en iyi* grubu. çok güzel parçaları var. dinledikçe ağlayasım geliyor. bu ne kadar iyi bilemiyorum ama bayılıyorum şu kadının sesine. normalde rock tarzı şeyler dinlemem, bağrışmalara karşı hassasiyetimden ötürü. model ve benzeri gruplar* aşırı hoşuma gidiyor. bazı şarkıları çok fena "ulan bu beni mi anlatıyor?" dedirtiyor insana. özellikle sen ona aşıksın parçaları günümüz ilişkilerinin özeti gibi.
dinlemek isteyenleri buraya alalım;
bunun dışında da iç sesimiz gibi olan şarkıları var. mesela antidepresan gülümsemesi. şöyle bir söz geçiyor orada;
"sen bana bakma, parçalı bulutluyum,"
ne kadar da doğru? hepimiz bir yerde parçalı bulutluyuz. itiraf etmesi zordur, insan bazen içini yalnızca kendine saklar, şarkılar çıkarır oradaki duyguyu, tak diye koyar masaya. iş bu şekilde itiraf edebilmektir.
sevdiğim bir şarkılarını bırakıyorum buraya, dinlemek isteyen olur belki. hepimizin en az bir kez dinlediği bir şarkıdır ama olsun.
edit: bir harfe basmayı unutmuşum. *
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
kulaklığın takılı olduğunu göre göre iletişim kurmaya çalışan, dürten, konuşan kişiler. sinir bozucu.
devamını gör...
kadınların erkekleri tavlama sırları
devamını gör...
yol boş olduğu halde yayaya yeşil yanmasını beklemek
kendisini yalnız bırakmadığım, eğer yolunda karşısında aynı şekilde bekliyorsa taş kağıt makas oynayarak gülümsettiğim yayadır.
devamını gör...
kahveyi şekersiz ve sütsüz içenler tarikatı
hangi formu dolduruyoruz?
devamını gör...
hutbe sırasında earbuds'tan black metal dinleyen müslüman
hiç şüphesiz itikadı tam yolu dosdoğru müslümandır. namazını eda etmenin huzuru ile birlikte ruhunu satanik sözler eşliğinde gitar riffleri ile besliyor, bir taraftan da huşu içinde tefekkür ediyordur.
devamını gör...
köyde hiç yaşamayanların bilemeyeceği şey
çocukluğunda köyün çocuklara sunduğu tüm coşkuyu kaçırmış kişilerdir. köyde yaşamadım, fakat çocukken tatillerde biriktirdiğim anılarım var, hayatımın en güzel anları olarak saklıyorum onları hafızamda.
kuzularla koşturduğum, buzağıların, sıpaların en minik en güzel halleriyle kalbimi coşturan zamanlardı. kendime en yakın bulduğum kuzuyu diğer yaz göremeyince çok ağlamıştım. o artık bir koyun olmuştu ve bu benim için kuzumu kaybettiğim anlamına geliyordu. ilk hayalkırıklığımdı sanırım. * kazlarla ve arılarla aram hiç bir zaman iyi olmadı.
pınarın başında oynardık en güzel oyunlarımızı köyün çocuklarıyla.
elma, erik ağaçları yuvamdı. evin bahçesindeki duvara tırmanır korukların tadını çıkarırdım. hiç ağaçtan düşmedim fakat damdan düştüm bir kere. "bana damdan düşeni getirin" *
sıkılırsam ya da birine kızmışsam alıp başımı tepelere koşardım, rüzgarlarla yarışırdım. en özgür hissettiğim anlardı. bir daha hiç öyle hissedemedim. bu yüzden çok değerli bu anılar benim için.
köyde yaşamadım dedim ama en güzelini yaşamışım aslında. *
kuzularla koşturduğum, buzağıların, sıpaların en minik en güzel halleriyle kalbimi coşturan zamanlardı. kendime en yakın bulduğum kuzuyu diğer yaz göremeyince çok ağlamıştım. o artık bir koyun olmuştu ve bu benim için kuzumu kaybettiğim anlamına geliyordu. ilk hayalkırıklığımdı sanırım. * kazlarla ve arılarla aram hiç bir zaman iyi olmadı.
pınarın başında oynardık en güzel oyunlarımızı köyün çocuklarıyla.
elma, erik ağaçları yuvamdı. evin bahçesindeki duvara tırmanır korukların tadını çıkarırdım. hiç ağaçtan düşmedim fakat damdan düştüm bir kere. "bana damdan düşeni getirin" *
sıkılırsam ya da birine kızmışsam alıp başımı tepelere koşardım, rüzgarlarla yarışırdım. en özgür hissettiğim anlardı. bir daha hiç öyle hissedemedim. bu yüzden çok değerli bu anılar benim için.
köyde yaşamadım dedim ama en güzelini yaşamışım aslında. *
devamını gör...
katafiller
paris yer altı mezarları'nın müdavimleri.
18. yüzyıl'da paris'te şehrin bütün görkemine, zenginliğine ve refahına rağmen nüfus artışı, kirlik ve salgın hastalıklar nedeniyle ölümler artıyor, mezarlıklar dolup taşıyor, şehre çürüyen et kokusu yayılıyor, yeni salgınları tetikliyordu. başka bir yere gömülmesi ya da taşınması gereken 6 milyon ceset için mimari olarak dahiyane ve fakat etik olarak çirkin bir çözüm bulundu; paris yer altı mezarları.

paris yer altı mezarları, hem başlangıçta oyulmuş ve artık obruk halini almış, maden olarak da kullanılan, geniş ve derin 320 kilometrelik kireç taşı tünellerinin üzerine inşa edilen şehri çökme riskinden kurtaracak hem de cesetleri ortadan kaldıracak bir çözüm olarak charles-axel guillaumot tarafından geliştirildi.

charles-axel guillaumot, 8 senede tünelleri sağlamlaştırdı ve 1785'e gelindiğinde cesetler tüneller içine gömülmeye başlanmıştı. kralın emriyle işlem sadece geceleri yapılıyordu.
napolyon bonapart döneminde yer altı mezarları, insanların ziyaret edebileceği şekilde düzenlenerek turistik cazibe merkezleri haline getirildi. bugün 250 kilometrelik bir tünel ağına sahip paris yeraltı mezarlığının 2 kilometrelik kısmı gezilebiliyor.


katafiller; 1960 'lı yıllardan beri, bu mezarlıkların hem ziyarete açık olan hem de ziyaret yasağı olan tünellerine ve labirentlerine illegal olarak giren ve kendi kafalarına, zevklerine göre düzenlemeler yapan kişileri adlandırmak için kullanılan özel bir terimdir. devlet tarafından yasaklanmasına rağmen bugün haftada en az 300 katafil illegal bir biçimde yeraltı mezarlarına giriyor.
18. yüzyıl'da paris'te şehrin bütün görkemine, zenginliğine ve refahına rağmen nüfus artışı, kirlik ve salgın hastalıklar nedeniyle ölümler artıyor, mezarlıklar dolup taşıyor, şehre çürüyen et kokusu yayılıyor, yeni salgınları tetikliyordu. başka bir yere gömülmesi ya da taşınması gereken 6 milyon ceset için mimari olarak dahiyane ve fakat etik olarak çirkin bir çözüm bulundu; paris yer altı mezarları.

paris yer altı mezarları, hem başlangıçta oyulmuş ve artık obruk halini almış, maden olarak da kullanılan, geniş ve derin 320 kilometrelik kireç taşı tünellerinin üzerine inşa edilen şehri çökme riskinden kurtaracak hem de cesetleri ortadan kaldıracak bir çözüm olarak charles-axel guillaumot tarafından geliştirildi.

charles-axel guillaumot, 8 senede tünelleri sağlamlaştırdı ve 1785'e gelindiğinde cesetler tüneller içine gömülmeye başlanmıştı. kralın emriyle işlem sadece geceleri yapılıyordu.
napolyon bonapart döneminde yer altı mezarları, insanların ziyaret edebileceği şekilde düzenlenerek turistik cazibe merkezleri haline getirildi. bugün 250 kilometrelik bir tünel ağına sahip paris yeraltı mezarlığının 2 kilometrelik kısmı gezilebiliyor.


katafiller; 1960 'lı yıllardan beri, bu mezarlıkların hem ziyarete açık olan hem de ziyaret yasağı olan tünellerine ve labirentlerine illegal olarak giren ve kendi kafalarına, zevklerine göre düzenlemeler yapan kişileri adlandırmak için kullanılan özel bir terimdir. devlet tarafından yasaklanmasına rağmen bugün haftada en az 300 katafil illegal bir biçimde yeraltı mezarlarına giriyor.
devamını gör...
mini etek
o değil de sabah 09.48 de bu başlığa sebep olan neydi merak ettim.
devamını gör...
erkek gibi durmasan çok güzelsin
devamını gör...
ağlamamak için yapılanlar
gözlerimi yerinden çıkaracak gibi kaşırım ki ağlamama bahane olsun. bastırıp ovalarsanız, kızarır ve sulanır.
burnun kanatlarını boğa gibi açarak nefes alırsanız da ağlamıyorsunuz genelde.
burnun kanatlarını boğa gibi açarak nefes alırsanız da ağlamıyorsunuz genelde.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
devamını gör...
güne ingilizce bir söz bırak
everybody dies but not everybody lives.
herkes ölür ama herkes yaşamaz.
herkes ölür ama herkes yaşamaz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
pinhani çok güzel demiş ya,
içinden geleni söyle
kalırsa yazık olur
hayata küsüverirsin
hüzünler seni bulur
bi şeyler yapabilirsem
güzel gözlerin için
başından geçeni anlat
masaldır benim için
içinden geleni söyle
kalırsa yazık olur
hayata küsüverirsin
hüzünler seni bulur
bi şeyler yapabilirsem
güzel gözlerin için
başından geçeni anlat
masaldır benim için
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
benden arkadaş falan olmaz. ne arayıp sormayı becerebiliyorum ne de konuşmayı.
kapkaranlık bir adamım işte. kime bahsetsem canı sıkılır, üzülür.
bahsedecek keyifli hiç bir anım yok gibi.
iki kelâm etmeye kalksam hemen saçmalamaya başlarım.
zaten normal biri olsaydım etrafımda insanlar olurdu.
annem bile istememiş benim dünyaya gelmemi.
kim ne yapsın beni, kim baksın bana?
benden ne köy olur ne de kasaba...
kapkaranlık bir adamım işte. kime bahsetsem canı sıkılır, üzülür.
bahsedecek keyifli hiç bir anım yok gibi.
iki kelâm etmeye kalksam hemen saçmalamaya başlarım.
zaten normal biri olsaydım etrafımda insanlar olurdu.
annem bile istememiş benim dünyaya gelmemi.
kim ne yapsın beni, kim baksın bana?
benden ne köy olur ne de kasaba...
devamını gör...
yolda tanıdık görünce selam vermek istememek
az birazcık yabani olduğunuzun göstergesi olabilse de gereksiz saçma sapan muhabbetlerle vaktinizi ve enerjinizi harcamanızı önleyeceği için mantıklı olandır. sevdiğiniz ve samimi olduğunuz bir insansa buna zaten tanıdık demeyiz. ama onun dışındakilerle karşılaştığımda selam vermek istememeyi geçtim otomatik olarak kafamı çeviriyor, gerekirse yolumu değiştiriyorum. çünkü genelde muhabbet şöyle ilerliyor:
-aa naber ya nasıl gidiyor napıyosun burda... bi ara görüşelim mutlaka
-aynen aynen görüşelim
asla görüşmeyeceğinizi iki tarafın da bilmesine rağmen söylemekten vazgeçmemesi.. hayır bi de banane yani senin hayatının nasıl gittiğinden, burada ne yaptığından. merak etmiyorum ki. ya da sanane benim burada ne işim olduğundan. samimiyetsiz. gereksiz. o yüzden sonuna kadar böyle devam.
-aa naber ya nasıl gidiyor napıyosun burda... bi ara görüşelim mutlaka
-aynen aynen görüşelim
asla görüşmeyeceğinizi iki tarafın da bilmesine rağmen söylemekten vazgeçmemesi.. hayır bi de banane yani senin hayatının nasıl gittiğinden, burada ne yaptığından. merak etmiyorum ki. ya da sanane benim burada ne işim olduğundan. samimiyetsiz. gereksiz. o yüzden sonuna kadar böyle devam.
devamını gör...
gördes
kendine özgü dokuma tekniğiyle bilinen, coğrafi tescilli el halıları ünlü olan manisa ilçesi.
devamını gör...

