kaç kişinin özleneniyiz sorunsalı
telefonla aradığım her kişi özledigini söylüyor. aramasam,ölsem. öldün mü diye ararlar anca.*
devamını gör...
1 temmuz 2021 elektrik zammı
(bkz: elektrik alamadım)
elektrik alamayışlarımızın sebebi hep bu zamlar. bunun üzerine bir çay içelim derim.
2 temmuz 2021 çay'a yüzde bilmem kaç zam... tamam tamam soğuk bir su ver evladım oradan.
elektrik alamayışlarımızın sebebi hep bu zamlar. bunun üzerine bir çay içelim derim.
2 temmuz 2021 çay'a yüzde bilmem kaç zam... tamam tamam soğuk bir su ver evladım oradan.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
"sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
adın kurtuluştur ama söylememeliyim
can kuşum, umudum, canım sevgilim."
adın kurtuluştur ama söylememeliyim
can kuşum, umudum, canım sevgilim."
devamını gör...
ankaray
1993'te açılan emektar metromsu. bezendiği turuncu renk insanı rahatlatır.
ayrıca dikkat edildiğinde camlarının tam dik değil yaklaşık 80 derece olduğunu görebilirsiniz, bu da insanların birbirini rahatça ve göz göze gelmeden kesmelerini sağlar.
batıkent veya çayyolu metrosu gibi değildir ankaray, çok daha samimidir onlardan. ankarayı sevin.
ayrıca dikkat edildiğinde camlarının tam dik değil yaklaşık 80 derece olduğunu görebilirsiniz, bu da insanların birbirini rahatça ve göz göze gelmeden kesmelerini sağlar.
batıkent veya çayyolu metrosu gibi değildir ankaray, çok daha samimidir onlardan. ankarayı sevin.
devamını gör...
güne bir atatürk sözü bırak
"biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
uyumak..
devamını gör...
yürümekten keyif alınan yollar
tabiatın içinde olan herhangi bir yoldur. yeter ki şehirden uzak olsun.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
işte bu '' müziğin türü olmaz, kulağa hoş gelen, huzur veren, mutluluk veren her müzik o kişi için doğru tarzdır ''
tebrik ediyorum.
tebrik ediyorum.
devamını gör...
eskortluk yapan kızın tecavüze uğrayıp ağlamasının bir anlamı yok
hiç şaşırmadığım müge anlı sözü. bu kadına fazla misyon yükleyenleri buraya davet edelim.
aynı mantıkla eşinin tecavüzüne uğrayan kadınları da ağlamasının o zaman. sonuçta evliler değil mi? boş insan, bomboş insansın müge anlı.
bunların bilinçaltı böyle işte. iğrenç zihnin iğrenç ürünü.
aynı mantıkla eşinin tecavüzüne uğrayan kadınları da ağlamasının o zaman. sonuçta evliler değil mi? boş insan, bomboş insansın müge anlı.
bunların bilinçaltı böyle işte. iğrenç zihnin iğrenç ürünü.
devamını gör...
eksi oy sistemi gelmesin kampanyası
ben de eksi oy gelmesine karşı çıkanlardanım. ama bir o kadar eksi oy isteyen yazarlar var ki gelirse de yarın bunun seri eksi oyuydu, bu tanım niye eksilendi gibi hayıflanma, şikayet ve kaoslar artacak. sol akış eksi oy mevzularıyla akıp gidecek. artık gelirse de dünyanın sonu değil, eksi oydan korkacak değiliz. yüksekten korksak eyfel kulesine çıkmazdık.
devamını gör...
kalemi kuvvetli yazar
okunmaya değer, etkili ve güzel yazabilen; duygu ve düşüncelerini güçlü cümlelerle anlatan cesur yazardır. yazarken farklı kaynakları da araştırarak doğruları yazar.
"yazdıklarım favlansın, beğenilsin, takipçi sayım artsın, popüler olayım" gibi niyeti yoktur. dilbilgisine hakim olduğundan yazdıkları anlaşılır...kelimeleri adeta dans ettirir.
kafa sözlükte kalemi kuvvetli yazarlar bolca bulunur. bir kısmı henüz keşfedilmemiştir. tesadüfen yazılarını okumaya başlarsınız...birinci sayfa, ikinci sayfa derken zamanın ne çabuk geçtiğini fark edemezsiniz. okurken keyif duyarsınız, sürükleyici bir kitabın satırları gibi...
satır aralarında bile önemli mesajlar verir. tarafsız ve ahlaki kurallara uygun yazıp, az kelimeyle çok söz söyleyip nokta atışı yapar. kafa sözlüğün kalemi güçlü yazarlarından öğreneceğim çok şey var.
dünyada iki büyük kuvvet vardır; birisi kılıç, diğeri kalemdir, fakat kılıç kuvveti, ergeç kalem kuvvetine, mağlub olur. (napoleon bonaparte)
"yazdıklarım favlansın, beğenilsin, takipçi sayım artsın, popüler olayım" gibi niyeti yoktur. dilbilgisine hakim olduğundan yazdıkları anlaşılır...kelimeleri adeta dans ettirir.
kafa sözlükte kalemi kuvvetli yazarlar bolca bulunur. bir kısmı henüz keşfedilmemiştir. tesadüfen yazılarını okumaya başlarsınız...birinci sayfa, ikinci sayfa derken zamanın ne çabuk geçtiğini fark edemezsiniz. okurken keyif duyarsınız, sürükleyici bir kitabın satırları gibi...
satır aralarında bile önemli mesajlar verir. tarafsız ve ahlaki kurallara uygun yazıp, az kelimeyle çok söz söyleyip nokta atışı yapar. kafa sözlüğün kalemi güçlü yazarlarından öğreneceğim çok şey var.
dünyada iki büyük kuvvet vardır; birisi kılıç, diğeri kalemdir, fakat kılıç kuvveti, ergeç kalem kuvvetine, mağlub olur. (napoleon bonaparte)
devamını gör...
güne bir söz bırak
"söz ağızdan çıkana kadar senin esirin, ağızdan çıktıktan sonra sen onun esirisin."*
devamını gör...
hayatında hiç avrupa'ya seyahat etmemiş kültürsüz insan
bakkala zor gidiyoruz bacım ne yuropası ya.
devamını gör...
kurtların büyüttüğü adam
dina sanichar isimli kişi.
sanichar, hindistan'da bir mağarada avcılar tarafından bulunduğunda yaklaşık 6 yaşlarındaydı. daha sonra rudyard kipling'in the jungle book adlı romanına konu olacak bir hayat yaşamıştı.
avcılar onu bir yetimhaneye götürdüler ve orada ona, bir insanın bildiği şeyleri öğretmeye çalıştılar. ismini de yetimhaneye bir cumartesi günü gelmesi nedeniyle, hint dilinde cumartesi anlamına gelen sanichar koydular. ilginçtir ki bu yetimhanede o sıralarda sanichar'dan başka çocuklar da vardı, kurtlar ya da sokak köpekleri tarafından yetiştirilip bir şekilde oraya getirilmiş olan.
ancak sanichar, dört ayak üstünde yürüyen, çiğ et yiyen ve dişlerini keskinleştirmek için kemik çiğneyen bir çocuktu. konuşmayı bilmediği için derdini anlatmak adına ulumayı seçiyordu. üstelik kurtların eşyaları parmakla göstererek anlatmak gibi bir adetleri olmadığından, sanichar ile işaretleşme yoluyla anlaşmak da mümkün değildi.
tüm zorluklara rağmen "kurt çocuk" insanlar gibi giyinmeyi ve yürümeyi biraz olsun öğrenebildi. ancak dil konusunda hiçbir zaman değişim gösteremedi.
35 yaşında veremden ölen sanichar'ın hayat hikâyesi detaylı şekilde bilinmiyor.
ilk bulunduğu zamanlarda ve yetimhanede çekilen 2 fotoğrafı aşağıda:

görselin kaynağı

görselin kaynağı
sanichar, hindistan'da bir mağarada avcılar tarafından bulunduğunda yaklaşık 6 yaşlarındaydı. daha sonra rudyard kipling'in the jungle book adlı romanına konu olacak bir hayat yaşamıştı.
avcılar onu bir yetimhaneye götürdüler ve orada ona, bir insanın bildiği şeyleri öğretmeye çalıştılar. ismini de yetimhaneye bir cumartesi günü gelmesi nedeniyle, hint dilinde cumartesi anlamına gelen sanichar koydular. ilginçtir ki bu yetimhanede o sıralarda sanichar'dan başka çocuklar da vardı, kurtlar ya da sokak köpekleri tarafından yetiştirilip bir şekilde oraya getirilmiş olan.
ancak sanichar, dört ayak üstünde yürüyen, çiğ et yiyen ve dişlerini keskinleştirmek için kemik çiğneyen bir çocuktu. konuşmayı bilmediği için derdini anlatmak adına ulumayı seçiyordu. üstelik kurtların eşyaları parmakla göstererek anlatmak gibi bir adetleri olmadığından, sanichar ile işaretleşme yoluyla anlaşmak da mümkün değildi.
tüm zorluklara rağmen "kurt çocuk" insanlar gibi giyinmeyi ve yürümeyi biraz olsun öğrenebildi. ancak dil konusunda hiçbir zaman değişim gösteremedi.
35 yaşında veremden ölen sanichar'ın hayat hikâyesi detaylı şekilde bilinmiyor.
ilk bulunduğu zamanlarda ve yetimhanede çekilen 2 fotoğrafı aşağıda:

görselin kaynağı

görselin kaynağı
devamını gör...
hükümet kadın
2.yi izlemeye başladığım ve bu yerli yapımların arasında iyi diyebileceğim kadar başarılı bir yapım.
tabi ki bir sanat sineması değil ya da bazılarınızın sözde çok profesyonel bakış açısıyla filmi berbat bulmuş olabilir.
türkiye'de bir kürt meselesi varken bunun mizahi bir açıdan da olsa anlatılmaya çalışılması ki bu rahatsız edici bir üslup değildi benim hoşuma gitti ve çoğu sahnesi beni güldürdü.
yo çok kolay kahkahalar atan biri değilim bu arada.
özellikle sermiyan midyat'ın karısı çok başarılı bir güldürü öğesiydi. uzun lafın kısası ben sevdim bir şans verin derim.
tabi ki bir sanat sineması değil ya da bazılarınızın sözde çok profesyonel bakış açısıyla filmi berbat bulmuş olabilir.
türkiye'de bir kürt meselesi varken bunun mizahi bir açıdan da olsa anlatılmaya çalışılması ki bu rahatsız edici bir üslup değildi benim hoşuma gitti ve çoğu sahnesi beni güldürdü.
yo çok kolay kahkahalar atan biri değilim bu arada.
özellikle sermiyan midyat'ın karısı çok başarılı bir güldürü öğesiydi. uzun lafın kısası ben sevdim bir şans verin derim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
evgeny grinko
sigarasini tüttürürken bir yandan piyano calmasina hasta oldugum rus muzisyen. bana cok cool gelen ender insanlardan biridir kendisi. wikipedia bilgisine gore 1984 dogumlu. piyano disinda gitar ve davul da caliyor. turkiye'de rusya'dan daha cok sevildigi soyleniyor ki istanbul, ankara, izmir, mersin ve bircok sehrimizde konserler vermis. ilgili muzisyenin de turkiye'ye karsi ekstra bir sempatisi varmis ama. bircok yazar arkadas gibi vals bestesini favorilerimin basinda geliyor.
carousel bestesi de bence valse kadar muthis bir parca. geceleri yildizlari izlemeyi seviyorsaniz, arka fonda su parcayi bir kere de olsa calin derim. verdigi his tek kelimeyle muhtesem...
eastern serenade kulturumuze ait ezgilerden olusan bir parca. ben oldukca sevdim, tavsiye edilir.
ekran bestesi cello, keman ve akordiyon uclusunden olusmus parca, daha agir tempoda, daha slow bir beste. en sevdiklerimin arasinda yer alir evet.
faulkner's sleep insani bambaska diyarlara goturen bir parca. ne zaman bunu dinlesem nedenini bilmeksizin gozumun onune sessiz sakin akip giden bir irmak gelir.
jane maryam en az vals kadar unlenmis bir diger beste. bu parcanin ritmini, kulakta biraktigi o tini asiri hosuma gidiyor. benim icin de en sevilenler arasinda...
carousel bestesi de bence valse kadar muthis bir parca. geceleri yildizlari izlemeyi seviyorsaniz, arka fonda su parcayi bir kere de olsa calin derim. verdigi his tek kelimeyle muhtesem...
eastern serenade kulturumuze ait ezgilerden olusan bir parca. ben oldukca sevdim, tavsiye edilir.
ekran bestesi cello, keman ve akordiyon uclusunden olusmus parca, daha agir tempoda, daha slow bir beste. en sevdiklerimin arasinda yer alir evet.
faulkner's sleep insani bambaska diyarlara goturen bir parca. ne zaman bunu dinlesem nedenini bilmeksizin gozumun onune sessiz sakin akip giden bir irmak gelir.
jane maryam en az vals kadar unlenmis bir diger beste. bu parcanin ritmini, kulakta biraktigi o tini asiri hosuma gidiyor. benim icin de en sevilenler arasinda...
devamını gör...



