balina tarafından yutulup hayatta kalmayı başaran dalgıç
vay be dedirten dalgıç.
amerika birleşik devletleri'nin massachusetts eyaletinde bulunan cod burnu'nda bir dalgıç, kambur balina tarafınan yutuldu ve hayatta kalmayı başardı. dalgıç, yaşadıklarını daha sonrasında paylaştı.
bahsettiğimiz kişi michael packard. kendisi, yaklaşık 45 feet (13,72 metre) derinliğe indiğini ve bir anda büyük bir darbe hissettiğini, sonrasında her yerin karardığını belirtti. sonrasında hareket etmekte olduğunu fark eden packard, başta bir köpek balığı tarafından ısırıldığını düşündü.
sonrasındaysa etrafında herhangi bir diş görmeyen packard, o kadar da büyük bir acı hissetmediğini söyledi. en sonunda ise packard, aniden bir balinanın ağzında olduğunu ve balinanın onu yutmaya çalıştığını fark etti.
packard, o an her şeyin bittiğini ve sadece elinde bulunan hava bitene kadar vaktinin kaldığını düşündü. bir yandan da eşi ve çocuklarını düşündüğünü belirten dalgıç beklemediği bir şeyle daha karşılaştı.
balina yüzeye doğru çıktı ve kafasını sallamaya başladı. bu sayede de packard, havaya uçtu desek yanlış olmaz. daha sonrasında suya inen packard’ı ekip arkadaşı aldı ve packard, önce kıyıya sonra da acilen hastaneye götürüldü. bilgilere göre packard, morluklar içinde olsa da tek parçaydı.
biyolog jooke robbins, bu durumun oldukça ender görüldüğünü ve kambur balinaların normal şartlarda, çok sayıdaki avı, oldukça büyük olan ağızlarına tek seferde alarak avlandığını ve bunu yaparken her şeyi göremediklerini söyledi. ayrıca packard’ın yüksek ihtimalle yutulamayacağını, çünkü kambur balinalar her ne kadar devasa ağızlara sahip olsalar da boğazlarının bir insan geçirecek kadar geniş olmadığını belirtti.
kaynak:
www.webtekno.com/balina-tar...
amerika birleşik devletleri'nin massachusetts eyaletinde bulunan cod burnu'nda bir dalgıç, kambur balina tarafınan yutuldu ve hayatta kalmayı başardı. dalgıç, yaşadıklarını daha sonrasında paylaştı.
bahsettiğimiz kişi michael packard. kendisi, yaklaşık 45 feet (13,72 metre) derinliğe indiğini ve bir anda büyük bir darbe hissettiğini, sonrasında her yerin karardığını belirtti. sonrasında hareket etmekte olduğunu fark eden packard, başta bir köpek balığı tarafından ısırıldığını düşündü.
sonrasındaysa etrafında herhangi bir diş görmeyen packard, o kadar da büyük bir acı hissetmediğini söyledi. en sonunda ise packard, aniden bir balinanın ağzında olduğunu ve balinanın onu yutmaya çalıştığını fark etti.
packard, o an her şeyin bittiğini ve sadece elinde bulunan hava bitene kadar vaktinin kaldığını düşündü. bir yandan da eşi ve çocuklarını düşündüğünü belirten dalgıç beklemediği bir şeyle daha karşılaştı.
balina yüzeye doğru çıktı ve kafasını sallamaya başladı. bu sayede de packard, havaya uçtu desek yanlış olmaz. daha sonrasında suya inen packard’ı ekip arkadaşı aldı ve packard, önce kıyıya sonra da acilen hastaneye götürüldü. bilgilere göre packard, morluklar içinde olsa da tek parçaydı.
biyolog jooke robbins, bu durumun oldukça ender görüldüğünü ve kambur balinaların normal şartlarda, çok sayıdaki avı, oldukça büyük olan ağızlarına tek seferde alarak avlandığını ve bunu yaparken her şeyi göremediklerini söyledi. ayrıca packard’ın yüksek ihtimalle yutulamayacağını, çünkü kambur balinalar her ne kadar devasa ağızlara sahip olsalar da boğazlarının bir insan geçirecek kadar geniş olmadığını belirtti.
kaynak:
www.webtekno.com/balina-tar...
devamını gör...
kastamonu'da hes barajının patladığı iddiası
değerli yazarlar, sel bölgesi çok çok kötü durumda , insanlar büyük bir felâketi yaşamış ve çok zor durumdalar.
hepinizden ricam bu konuyu üstte tutmaya çalışalım, şu an en önemli gündemin bu olması lazım, vefat eden vatandaşlar var allah'tan rahmet diliyorum, kayıp olan vatandaşlar var inşallah sağ salim bulunurlar.
eğer yardım organize edilecek se ben elimden geleni yaparım, kızılay hariç.
inşallah bir an önce huzurlu günlere kavuşuruz .
edit: kayıp başvurusu 100'ü geçmiş, her geçen dakika daha vahim oluyor.
hepinizden ricam bu konuyu üstte tutmaya çalışalım, şu an en önemli gündemin bu olması lazım, vefat eden vatandaşlar var allah'tan rahmet diliyorum, kayıp olan vatandaşlar var inşallah sağ salim bulunurlar.
eğer yardım organize edilecek se ben elimden geleni yaparım, kızılay hariç.
inşallah bir an önce huzurlu günlere kavuşuruz .
edit: kayıp başvurusu 100'ü geçmiş, her geçen dakika daha vahim oluyor.
devamını gör...
kitap kokusu
özelikle yeniyse muhakkak koklarım.dinginliğin kokusu.
devamını gör...
favori atmayı bilmeyen yazarlar sürüsü
iadeyi ziyaret ediverin.. nolcak ki..
bende bu guruhtan dertliyim..
bende bu guruhtan dertliyim..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
günün sözü
kuşkusuz ki en büyük ön yargı,etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır.
charles bukowski
charles bukowski
devamını gör...
srebrenitsa katliamı
avrupalılara güvenmemeniz gerektiğini size öğreten tarihi olay.
devamını gör...
yüzüklerin efendisi'ndeki trolleri kenara çekip trollüğün de bir adabı var trollük bu değil demek
kitapta geçen ancak filmde anlatılmayan durumdur.
moria madenlerinde aragorn, legolas, gimli ve hobbitler savaşırken rivayet olunur ki, aragorn birebir, yüzyüze savaştığı bir trolle uğraşırken, bir diğerinin arkadan demir gürz sallamıştır. yere devrilen aragorn, bu sıcak çatışmayı bir anlığına durdurarak, avazı çıktığı kadar bağırır:
"beyler! troller! durun bir dakika yaww!"
o esnada troller bu sese dikkat kesilerek "hıwwrrsss" diye uğuldarlar.
"gelin buraya! sizin bu yaptığınız trollük mü şimdi!! trollüğün de bir adabı, bir usulü var. her yaptığınız saçmalığa trollük yaftası yapıştırıyorsunuz ama sizin bu yaptığınız düpedüz ahmaklık!!"
trollerin efendisi seslenir:
"kusura bakma birader. don't feed the troll bkz'ı ver istersen. diğerleri de beslemesin bu saygısızları..."
aragorn ikna olmuştur. bundan sonra hiçbir yüzük kardeşi, trolleri beslememiştir ve o gün olaysız dağılmışlardır.
moria madenlerinde aragorn, legolas, gimli ve hobbitler savaşırken rivayet olunur ki, aragorn birebir, yüzyüze savaştığı bir trolle uğraşırken, bir diğerinin arkadan demir gürz sallamıştır. yere devrilen aragorn, bu sıcak çatışmayı bir anlığına durdurarak, avazı çıktığı kadar bağırır:
"beyler! troller! durun bir dakika yaww!"
o esnada troller bu sese dikkat kesilerek "hıwwrrsss" diye uğuldarlar.
"gelin buraya! sizin bu yaptığınız trollük mü şimdi!! trollüğün de bir adabı, bir usulü var. her yaptığınız saçmalığa trollük yaftası yapıştırıyorsunuz ama sizin bu yaptığınız düpedüz ahmaklık!!"
trollerin efendisi seslenir:
"kusura bakma birader. don't feed the troll bkz'ı ver istersen. diğerleri de beslemesin bu saygısızları..."
aragorn ikna olmuştur. bundan sonra hiçbir yüzük kardeşi, trolleri beslememiştir ve o gün olaysız dağılmışlardır.
devamını gör...
mustafa kemal
bu sansasyonel kitabı okumadan önce yılmaz özdil’i çok severek okuduğumu itiraf etmeliyim.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
devamını gör...
ince ince yasemince
sürahi hanım'ın tek camı aktif gözlüğünü nasıl unuturuz dediğim güldürü.
devamını gör...
ysgo
mesaj kutumu portakallandıran, ilk müzik klibini yayınlamış ve destek beklediğini dile getirmiş yazar. başarılarının devamını diliyorum.*
devamını gör...
en sevilen sagopa kajmer şarkısı
baytar
vasiyet
merhametine dön
avutsun bahaneler
366. gün
adamın her şarkısı kutsal kitap gibi.
vasiyet
merhametine dön
avutsun bahaneler
366. gün
adamın her şarkısı kutsal kitap gibi.
devamını gör...
iş beğenmemek
bugünkü gittiğim iş görüşmesinde zaten hedefe ulaşamayanları gönderiyoruz dediler sağolsunlar ama sizinle değilim dostum, beni gönderemeyeceksiniz. evet, iş beğenmeyen kronik bir işsizim. hem işsizim diye söyleniyor hemde iş beğenmiyorum. tanrı beni affetsin..
devamını gör...
geceyle birlikte gelen şiddetli mutsuzluk
bende tam tersi olan durumdur.
gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.
keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh
(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.
keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh
(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
devamını gör...
nefret etmemek için terk etmek
sürekli özlem duyacaksan eğer nefret et* ve bitsin her şey.
devamını gör...
kendi yaranı sarmak
hayata devam etmek için elzem olandır. kendi yarasını sarmayı öğrenememiş hiçbir insan bir başkasının yarasını saramaz. önce kendini tedavi et sonra başka kalbin dermanı olursun merhem olmanın altın kuralı budur.
devamını gör...
profil fotoğrafı kedi olan yazarlar
kedisini ya da kedileri seven yazardır.
çok merak ediyorum sizin fotoğrafınızı mı koysaydı ?
çok merak ediyorum sizin fotoğrafınızı mı koysaydı ?
devamını gör...
sürekli birileriyle dalga geçen insan
lisedeyken sürekli birilerinin giyimiyle, dinlediği müzikle, konuşma tarzıyla, yürüyüşüyle dalga geçen bir kitle vardı. daha sonra onların aslında hiçbir iyi özelliklerinin olmadığını ve bu eksiklik duygusunu gidermek, bomboş insanlar olduklarını saklayabilmek için hedef şaşırttıklarını anladım.
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
tahmin edebilceğimden daha çok umudum ve hayalim var bu yıla dair ama sana çok teşekkür ederim bu güzel sözünden dolayı*
alttaki yazar umarım mutlu olmanın bi yolunu bulur ve o yoldan hiç çıkmazsın hep hayata umutla bakar ve mutlu olursun iyi hafta sonları.
alttaki yazar umarım mutlu olmanın bi yolunu bulur ve o yoldan hiç çıkmazsın hep hayata umutla bakar ve mutlu olursun iyi hafta sonları.
devamını gör...
