hellraiser
yolda yürürken kulaklıkla dinlerseniz, görenlerin şu havalara bak sanki ejderyası var demelerine yol açabilecek seviyede gaz bir motörhead şarkısı. march ör die, '92.
devamını gör...
11 eylül 2021 aşı karşıtlarının mitingi
bırakınız yapsınlar. demokrasi böyle bir şeydir. ancak bu gösteriden anti-emperyalist, anti-kapitalist bir hareket beklemek biraz ütopya.
halkın sahip olduğu ne varsa satılmış. merkez bankası boşaltılmış. liyakat ortadan kaldırılmış. eğitim sistemi “bilinçli” olarak yerle yeksan edilmiş. muhalif görüşlüler, garabet hukuk sistemi ile susturulmuş. doğa, çetelere ve ranta kurban edilmiş. yolsuzluklar, dünya tarihine geçecek boyutlara varmış.
daha onlarca örnek yazarım. ancak tüm bunlara rağmen, toplumsal karşı duruş gelişmemiş ama aşı karşıtları kapitalizmin büyük oyununu görmüş ve buna karşı duruyor demek pek mantıklı gelmiyor.
görüş olarak aşıların zorunlu olmasına karşıyım. ancak aşı karşıtı değilim. oldum zaten.
bırakınız yapsınlar eylemlerini. demokrasi böyle bir şey.
halkın sahip olduğu ne varsa satılmış. merkez bankası boşaltılmış. liyakat ortadan kaldırılmış. eğitim sistemi “bilinçli” olarak yerle yeksan edilmiş. muhalif görüşlüler, garabet hukuk sistemi ile susturulmuş. doğa, çetelere ve ranta kurban edilmiş. yolsuzluklar, dünya tarihine geçecek boyutlara varmış.
daha onlarca örnek yazarım. ancak tüm bunlara rağmen, toplumsal karşı duruş gelişmemiş ama aşı karşıtları kapitalizmin büyük oyununu görmüş ve buna karşı duruyor demek pek mantıklı gelmiyor.
görüş olarak aşıların zorunlu olmasına karşıyım. ancak aşı karşıtı değilim. oldum zaten.
bırakınız yapsınlar eylemlerini. demokrasi böyle bir şey.
devamını gör...
şort giymek mi daha günah kumar oynamak mı sorunsalı
başkasının hayatına burnunu sokmak . kendi yaptıklarını hasır altı edip başkasının özel yaşantısına karışmak . hakaret etmek, üstüne yürümek .
ve ayrıca sana ne, bana ne , kime ne?
ve ayrıca sana ne, bana ne , kime ne?
devamını gör...
çocuk sahibi olmamak için sebepler
anne-baba adayları hala çocuksa, belli bir eğitim seviyesinde değillerse çocuk sahibi olmamaları gerekir. çocuğa ekonomik özgürlük veremeyeceklerse, iyi bir hayat koşulu sağlayamayacaklarsa da çocuk sahibi olmamaları gerekir. eğitimli, refah düzeyi yüksek kesim ya tek çocuk yapar ya hiç çocuk yapmazken, orta kesimin 3 cocugu orta kesime +3 nüfus yazar.
ne hakkınız var kardeşim insanların hayatıyla oynamaya?
ne hakkınız var kardeşim insanların hayatıyla oynamaya?
devamını gör...
evlenince kocanın kütüğüne geçmek
hayatını birleştiriyorsun, kütüğe mi takıldın, herif kütük olmasında, diğerlerine alışırsın.
devamını gör...
gereksiz başlıklara tanım yazmak
gereksiz demeyeyim de kışkırtma amaçlı başlıklara fazlaca yorum yazılıyor. evet fikirlerinde haklılar ve tabi ki görüş bildirecekler ama amaç zaten kışkırtmak. her gün ayrıntı vermeyeceğim ‘bir konu’ hakkındaistisnasız yapılıyor bu.
onun haricindekilere de o günkü modumla alakalı. bazen doya doya yazmak istiyorum. fikrim olduklarına girip yorum yapıyorum.
onun haricindekilere de o günkü modumla alakalı. bazen doya doya yazmak istiyorum. fikrim olduklarına girip yorum yapıyorum.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
devamını gör...
tüketim çılgınlığı
yaşama anlam katmalara doyamayan homo duble sapienslerin mutluluğun formülünü tüketme ibadetinde buluşu. insanın son akıldışılık limanı. reklamlarla şahaneleştirilmiş mükemmelliklere bir siparişle sahip olabilmenin verdiği o müthiş haz. canımız kanımız influencerlarımız sayesinde varlığından haberdar olduğumuz kullan at nesneleri. ah ne güzel! oh ne şahane! alın canlarım bunu da alın. daha doymazsanız şunu da alın. tüketiyorsunuz öyleyse varsınız. alıyorsunuz, çünkü siz harikasınız. harika olmasaydınız alamazdınız. bakın bu şampuan, akıyor, kokuyor, mis gibi yapıyor. hele şu ayna, bakan kişiyi dünyanın en güzeli/yakışıklısı yapıyor. hadi alın. onu da alın. hepsini alın.
fakat haksızlık etmiş olmayayım, corona günlerinde bir nebze de olsa azaldı sanki tüketme olayı. ya da başka bir taraflara evrildi bilemiyorum.
fakat haksızlık etmiş olmayayım, corona günlerinde bir nebze de olsa azaldı sanki tüketme olayı. ya da başka bir taraflara evrildi bilemiyorum.
devamını gör...
yazarların okuduğu bölümler
2 senedir hacettepe üniversitesi, ingilizce öğretmenliği için uğraşıyorum. şimdilik hedefimi yazdım kazanınca da direkt üni ve bölümümü yazarım artık. hadi hayırlısı.
devamını gör...
hiçbir işimi yarım bıra
neredeyse bir senedir burada olup nick altı açılmayan muhteşem isimli yazar.*
d: yeni adlı eski yazar.önceki yazılar gelirse rezillik çıkar.*
d: yeni adlı eski yazar.önceki yazılar gelirse rezillik çıkar.*
devamını gör...
bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirmek
(bkz: freud)'a kulak verelim:
"'garip değil mi? bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz!'"
maalesef ki acı gercektir. böyle bir durum olduğunda, gözden cikaramadiginiz kişi tarafından ilk gözden çıkarılan kişi olursunuz. konu ya da durum ne olursa olsun.
sonuç: kırık bir kalp.
"'garip değil mi? bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde, ilk vazgeçeceği kişi siz olursunuz!'"
maalesef ki acı gercektir. böyle bir durum olduğunda, gözden cikaramadiginiz kişi tarafından ilk gözden çıkarılan kişi olursunuz. konu ya da durum ne olursa olsun.
sonuç: kırık bir kalp.
devamını gör...
14 mart tıp bayramı
babamın günü. arayayım birazdan kızmasın bana.
devamını gör...
kadınlar ülkesi
harika bir kitap okudum. yazar sadece kadınlardan oluşan bir ülkenin nasıl olabileceğini bize göstermek istemiş. iki bin yıldır hiç erkek yok. doğan çocukların hepsi de kız. nasıl mümkün olabilir? diyelim ki üreme bir şekilde çözüldü. ama nasıl erkek olmadan yapabilirler? ağır işleri kim yaptı, yönetilme ihtiyacı olmadan nasıl yaşadılar? yoksa böyle bir ihtiyaç aslında eril zihniyetin bir uydurması mı? erkeğin olmadığı bir yerde eğitim, sağlık, bilim, sanat nasıl değişti? onlar olmadan bir dünya mümkün mü? peki erkekler yoksa kadınların değişimi nasıl oldu? kendilerini salıp acayip canlılara mı dönüştüler yoksa salt insan olarak büyük bir gelişme mi kaydettiler? bu ve bunun gibi bir sürü soruya cevap niteliğinde harika bir kitap. okurken sürekli düşünmekten insan bir hal oluyor. bizde eril düzeni yıksak bu ülkenin ulaştığı seviyeye ulaşabilir miyiz? kitabı okurken bize normal gelen ama aslında hiç normal olmayan bir sürü toplumsal rolü sorgularken bulacaksınız kendinizi. ataerkil düzen eleştirisi ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çok iyi anlatıldığı bir kitap. mutlaka okunmalı.
üç arkadaş seyehatleri sırasında sadece kadınlardan oluşan bir ülkenin varlığını ve bu ülkeye giden hiç kimsenin bir daha geri dönemediğine dair bir efsaneyi öğrenirler. sadece kadınların olduğu bir ülke onların iştahını kabartır. erkek olarak el üstünde tutulup, yüceltileceklerini, tüm kadınlara sahip olacaklarına düşünerek bu ülkeyi keşfetmek için yola çıkarlar. ama işler pek onların umduğu gibi gitmez.
charlotte p. gilman böyle bir kitap yazdığı için çok mutluyum. umarım bu ülke gibi bir ülkeye günün birinde erkeklerin de gerçeği görmesi ve onların da desteğiyle ulaşırız. seher özbay da çok güzel çevirmiş.
üç arkadaş seyehatleri sırasında sadece kadınlardan oluşan bir ülkenin varlığını ve bu ülkeye giden hiç kimsenin bir daha geri dönemediğine dair bir efsaneyi öğrenirler. sadece kadınların olduğu bir ülke onların iştahını kabartır. erkek olarak el üstünde tutulup, yüceltileceklerini, tüm kadınlara sahip olacaklarına düşünerek bu ülkeyi keşfetmek için yola çıkarlar. ama işler pek onların umduğu gibi gitmez.
charlotte p. gilman böyle bir kitap yazdığı için çok mutluyum. umarım bu ülke gibi bir ülkeye günün birinde erkeklerin de gerçeği görmesi ve onların da desteğiyle ulaşırız. seher özbay da çok güzel çevirmiş.
devamını gör...
başka yaşamların avukatıyız
başka yaşamların avukatıyız ...
evet yanlış okumadınız!..
başka yaşamları savunur, konu bize geldiğinde bir türlü kendi savunmamızda kıyam duramayız.
halbuki kendi yaşamımıza -en çok hakeden bu nadide metafora- tutup bir söylem geliştirmeyiz...
nedense dönüp kendi içimize bakamayız.. en ufak bir içe yönelme halinde dahi, ani bir etkiyle, büyük bir bencillik gelir...
esasen, talep olmadıkça, kaplumbağa misali kendi kabuklamızda yaşasak... yahut bir ıstakoz misali daraldıkça başka kabuklara geçsek... olmaz mı? ..
hiç olmadı yılan gibi her bahar, bir başka deriye evrilsek...
tı tı tıı... yılan dedim değil mi? bu örnek hiç yakışmadı... hatta fıtraten zorunuza gitti.... oysa zehrini akıtıp kısmetinin peşinden koşmak dışında, kimseye bir zararı dokunmayan zavallı bir varlığı, ekmek veren eli ısıran bir insana benzetmek, ancak bize yakışırdı. biz.. insanoğluna...
yakıştı da...
oturup bir insanı, zavallı bir hayvana benzeterek, hemen herkesin gözünde, o hayvanı, bir çırpıda zalim konumuna eriştiriverdik.
peki üzerimize vazife miydi?..
sanmam.. ama bu kez sagopa kajmer misali pek sanmam, hiç sanmam.
elimi çektim altından taşın.
kurtuldu ezilen parmaklarım.
ama canım hala yanıyor
avutsun bahaneler! bahaneler ahh
avutsun... çünkü yine üzerimize vazife olmayan bambaşka yaşamların avukatı olduk: yılanın, belki de haklı bir varoluşsal sancısını, tutup kendi mahkememize konduruverdik..
sahi..
yine üzerimize vazife miydi?..
evet yanlış okumadınız!..
başka yaşamları savunur, konu bize geldiğinde bir türlü kendi savunmamızda kıyam duramayız.
halbuki kendi yaşamımıza -en çok hakeden bu nadide metafora- tutup bir söylem geliştirmeyiz...
nedense dönüp kendi içimize bakamayız.. en ufak bir içe yönelme halinde dahi, ani bir etkiyle, büyük bir bencillik gelir...
esasen, talep olmadıkça, kaplumbağa misali kendi kabuklamızda yaşasak... yahut bir ıstakoz misali daraldıkça başka kabuklara geçsek... olmaz mı? ..
hiç olmadı yılan gibi her bahar, bir başka deriye evrilsek...
tı tı tıı... yılan dedim değil mi? bu örnek hiç yakışmadı... hatta fıtraten zorunuza gitti.... oysa zehrini akıtıp kısmetinin peşinden koşmak dışında, kimseye bir zararı dokunmayan zavallı bir varlığı, ekmek veren eli ısıran bir insana benzetmek, ancak bize yakışırdı. biz.. insanoğluna...
yakıştı da...
oturup bir insanı, zavallı bir hayvana benzeterek, hemen herkesin gözünde, o hayvanı, bir çırpıda zalim konumuna eriştiriverdik.
peki üzerimize vazife miydi?..
sanmam.. ama bu kez sagopa kajmer misali pek sanmam, hiç sanmam.
elimi çektim altından taşın.
kurtuldu ezilen parmaklarım.
ama canım hala yanıyor
avutsun bahaneler! bahaneler ahh
avutsun... çünkü yine üzerimize vazife olmayan bambaşka yaşamların avukatı olduk: yılanın, belki de haklı bir varoluşsal sancısını, tutup kendi mahkememize konduruverdik..
sahi..
yine üzerimize vazife miydi?..
devamını gör...
ölüm gibi bir şey olup ölünmeyen durumlar
sevdiğin bir kişiyi kaybettiğin an.
devamını gör...
ankara
çankaya'sı ile, kızılay'ı ile, anıttepe'si ile, odtü ormanı ile, konur'u ile, karanfil'i ile, tunalı hilmi'si ile, kuğulu parkı ile, yeşili ile, kedisi ile, köpeği ile, aoç sütü ile vs... kendine has özelliklerini barındıran, sevenin çok sevdiği, sevmeyenin hiç sevmediği, orta yollu sevgisine pek rastlamadığımız başkentimiz.
devamını gör...
interseksüel
hermafrodit ya da erdişi olarak da kullanılır. interseksüeller hem erkek hem kadın üreme organına sahiptirler. tek tür bir üreme yapısı yoktur. kendileri arasında çok farklılık gösterirler. lgbti kavramına yeni eklenmiş olduğu için hakkında araştırmalar ve temellendirmeler hızla gelişmektedir.
devamını gör...
the turtles
amerika menşeili müzik gruplarından birisidir. 60'lı 70'li yıllarda epey güzel eserler vermişlerdir.
favorimdir.
favorimdir.
devamını gör...

