prison break’in baba karakteri ve son racon bükücüsüdür.
erken gittin be üstat.

--! spoiler !--

alex: ellerini havaya kaldır ve diz çök.

john: ben sadece tanrının önünde diz çökerim ve şu anda onu burada göremiyorum.

--! spoiler !--
devamını gör...

şurda bahsedildiği gibi, vücut kokusu kişinin genetik sağlamlığı, sağlıklılığı ve doğurganlığıyla ilişkilidir.

mhc denen genetik yapımızla vücut kokusunun ilgisi bulunmaktadır. insanların kendilerine genetik olarak en uzak yapıdaki bireylere çekim duyduğuna dair bir çalışma da bulunmaktadır.*

ayrıca heteroseksüel bazı kadınların dış görünümden çok vücut kokusunun çekici geldiğini belirttiği çalışma da linkte mecvut.

zorunlu edit: kimse kimsenin iğrenç ter kokusuna ölmüyor arkadaşlar, leş kokudan bahsetmiyoruz. terin de etkili olduğu vücudun kendine has kokusundan bahsediyoruz.
devamını gör...

müjgan'ın kirpik demek olduğunu öğrendikten sonra daha da anlamlı gelen şiirdir. şarkısı da şiiri gibi kaliteli.
devamını gör...

her yerin bataklık olduğu, su birikintisinin olduğu, mikrobu taşıyan sivrisineklerin çoğaldığı, aşının olmadığı bir zamanlar türkiye'de hemen her evin ecza dolabında hazır bulundurulan ilaç.
devamını gör...

ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir.*
devamını gör...

#798153 bol giyimli kukla gerekeni anlatmış. buna rağmen akp'yi savunanlar kendine ne türk'üm desin ne de müslümanım. aklını kullanmayıp ülkede böyle bir iktidarı tutan herkesi sevmemeye devam edeceğim. ve sonuna kadar mücadele edeceğim akp'nin iktidarda olmaması için. artık yetti.
devamını gör...

(bkz: viktor frankl) tarafından yazılmış, hayatın anlamı, varoluşsal sancı, logoterapi, psikoterapi konularında yazılmış en iyi kitaplardan biri bence en iyisi. kitap iki bölümden oluşuyor. ilk bölümünde viktor frankl ikinci dünya savaşı sırasında auschwitz toplama kampında yaşadıkları ölüm kalım mücadelesini olay olay anlatıyor. auschwitz deyince aklınıza ne geliyor? nazi'ler tarafından sırf yahudi oldukları için toplanan insanların işkence edildiği, katledildiği, ölüme terk edildiği hatta üzerlerinde deneyler yapıldığını bildiğimiz bir toplama kampı. yazar viktor frankl'da bu kampta yaşam mücadelesi vermiş. ve totalde şundan bahsetmeye çalışıyor yaşamak için bir nedenin varsa bir yaşama amacın varsa hayatta kalıyorsun. ama yaşamak için bir nedeni amacı olmayanlar daha erken ölüyor hatta intihar edip ölüyorlar. "yaşamak için bir nedeni olan hemen hemen bütün nasıllara katlanır" sözü bu kitapta geçiyor ve çok iyi anlatıyor her şeyi. viktor frankl yazmakta olduğu kitabı ve bu kampta yaşadıklarını, üzerinde çalıştığı terapi yöntemini düşündüğü ve bir yaşama amacı olduğu için hayatta kalmış ve bize bu ölümsüz eseri ve de logoterapi adını verdiği psikoterapi yöntemini kazandırmıştır.
kitabın ikinci bölümü bu logoterapi yöntemini ve tekniklerini anlatmış. uygulamaları örneklerle bahsetmiştir. bu terapi yöntemini ilk bölümde yaşadıkları üzerine de geliştirmiştir. hayatın anlamı nedir, yaşama amacımız nedir, yaşama yöntemimiz ne olmalıdır gibi sorulara verilen yanıtlardan oluşuyor. ruh sağlığı alanında buna üçüncü viyana okulu da deniyor. bir tür varoluşçu psikoterapi yöntemidir logoterapi. varoluşsal kaygı'ya anlam üzerinden yanıtlar vermeye çalışıyor. anlam odaklı sorular soruyor.
devamını gör...

amerika´da newcastle üniversitesi´nde yapilan bir arastirmada 927 ailenin soy agacina bakilip, ailelerde kiz ve oglan cocuklarinin sayilarina bakilmistir. buna göre; daha önce yapilan arastirmalarin zaten dogacak bebegin cinsiyetinin erkege bagli oldugunu, ancak bu erkekten gelecek neslin cinsiyetinin kendi kardeslerinin cinsiyetine bagli oldugu bulgusudur (yani babanin cocuklarina). ailenin tek erkek cocugu iseniz, ama bir cok kiz kardesiniz varsa, sizden gelecek neslin kiz olma ihtimali cok yüksek. veya erkek kardesleriniz cok ise, sizden gelecek olan yine büyük bir olasilikla erkek olacaktir. yani erkegin soy agacina bakilip, o erkekten devam edecek nesli tahmin etmek kolaylasacaktir.

arastirmada deginilen diger enteresan bir konu ise; birinci dünya savasi sonrasi neden dogan erkek cocuklarin kizlara göre iki kat daha fazla olusudur. söyle düsünün; iki aile var, birinde erkek cocuk sayica cok, digerinde ise sadece bir erkek cocuk var ve diger kardesleri kiz. bunlarin hepsi savasa gidiyor, ve sayica cok erkek cocuklari olan aileden bir erkegin dönmesi cok daha büyük bir ihtimal, tek erkek cocuklu aileye göre. buna göre, zaten genlerinde erkek cocuk fazlaligi olan kisi dönmüs oluyor, ve ondan gelecek nesilde büyük bir ihtimalle erkek olacaktir, ki savas sonrasi bunun oldugu düsünülüyor.

iyi okumalar
devamını gör...

huzur veren bir tane.

kirazın tadı filmini anımsatıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aynen bu.
devamını gör...

söyleyenin kim olduğuna göre değişir. iki gün önce tanışılan biri lan derse tabii ki garipsenir, hatta kınanır ama gel gelelim söyleyen(şaka babında, arkadaşça) kişi yakın olunca garip karşılanmaz.

arkadaşlar arasında birçok kelimenin yeri ayrıdır ve söylenmesi uygunsuz olmaz. başlığın ne kast ettiğini bilmiyorum ama düşüncem bu yönde.
devamını gör...

*ispiyoncu
*günlük
*başka dillerde günlük, gazete
*abdülhamit in saray ici ve dışındaki olaylardan haberdar olmak için kullandığı kimselere verilen ad.
*cemil meriç kitabı

bence yakın anlamı muhbir.
devamını gör...

yarım saat boyunca buna güldüm. ben meraklı gibi bakarım hiç o elitizme sahip değilim.. ayy çok güldüm.*
devamını gör...

vücuda yararı olup olmadığı düşünülmeden gelişigüzel yenen öteberi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en yaşlı ben değilmişim, yaşasın.
devamını gör...

şu kadının çıkışlarına bayılıyorum.
devamını gör...

bana pek tebessüm ettirmiyor fakat okuyanlara ettirebilir diye anlatmaya karar verdiğim anımdır.

hazırlıktayken derslere geç kalırdım birkaç dakika. bölüme geçince dedim ki, armysuzy nasıl başlarsa öyle gider, derslerine geç kalma. neyse işte sabah dersime gittim bir de akşam dersim vardı, evim yakın olduğu için eve döndüm. akşam okula giderken biraz erken gittim, sınıfa girdim, dolu görünce bir şaşırdım. dedim armysuzy bak yine geç kaldın hoca derse girmiş bile. tüm arkadaşlar bana baktı, ben tanıdık sima görürüm umuduyla onlara baktım ve merdivenlerden pıt pıt inerek bir yere oturdum. oturmamla başımdan aşağı kaynar sular dökülmesi bir oldu. hayır yani ayarım da yok ki, kendi dersimden önceki derse girmişim hem de derslerinin bitmesine 5 dakika kala. o zamanlar maske de yok, pespembe oldum hissediyorum. ders bitsin diye dualar ediyorum, hafif gülümserken içimden kendime kızıyorum falan derken hocanın bir de teneffüste ders işleyesi tuttu, çıkmıyor sınıftakiler bir türlü. neyse ders bittikten sonra yerimden kalkmadım bir tur da kendi dersime girdim. hoca beni ilk görünce neler hissetti acaba... arkadaşlar bu kız neden dersin sonunda geldi diye bir sorguladılar hissettim ama hoca hiç istifini bozmamıştı.
devamını gör...

larktwain.

yıllardır tanışamadık!
devamını gör...

iyi insan olmanın hiç bir işe yaramadığını düşünen insan iyi insan değildir zaten. iyi olmak belli bir koşula veya karşılığa bağlı değildir çünkü.

insan; birileri övsün diye veya bir çıkar elde etmek için iyi olmaz, iyilik yapmaz. iyilik başka bir şey. bi defa karşılık beklememek ilk şartı iyi insan olmanın. sadece kendini iyi hissetmek için iyi insan olunur. bunun için iyi bir ahlak, iyi bir terbiye ve iyi bir eğitim gerekir.

iyi rol yapmak iyi oyuncu yapar insanı. iyi kazanmak/çıkar sağlamak akıllı insan veya iyi tüccar yapar insanı belki ama iyi insan yapmaz.o başka bişey…
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim