insanı yoran şeyler
memnuniyetsiz insanlar
devamını gör...
üniversiteleri fuhuş evine benzeten öğretim üyesi
kendileri de satan kişi oluyor sanırım.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
bugün trt çocuk 'ta yeğenim ile çizgi film seyrediyorum. elif ve arkadaşları çizgi filminde beni üzen olaylar vardı. ana okulu öğretmeni çocuklara sınıfa yeni bir öğrenci geleceğini bunun suriyeli bir çocuk olduğunu söyledi. kerem dışında diğer çocuklar buna sevindi. kerem ;ben onunla oynamam, oyuncaklara dokundurtmam dedi. öğretmen, bunun yanlış olduğunu onun ülkesinde savaş olduğu için ülkemize sığındığını söyledi. sonra o çocuk sınıfa geldi. öğretmen, onu diğer çocuklarla tanıştırdı, kerem dışında herkes mutluydu. tanıştıktan sonra elif, gelin oyuncaklar ile oyun oynayalım dedi. ancak hiçbir oyuncağı yerinde bulamadı. çünkü oynamasınlar diye kerem oyuncakları saklamıştı. zaten kerem bunu gizlemiyordu onunla oynamayın diye sakladım dedi. sonra kerem suriyeli çocuğa sen takla atabiliyor musun bak ben takla atıyorum diyerek yarım yamalak takla attı. suriyeli çocuk bunda ne var bu çok kolay diyerek profesyonel bir şekilde peş peşe 5 - 6 tane takla attı ve kerem buna hayran kaldı. nasıl bu kadar güzel takla atabiliyorsun diye sordu çocuğa? çocuk suriye'de iken bunun kursuna gittiğini söyledi. kerem ;ne olur bana da öğret dedi, çocuğa. çocuk öğretirim dedi ve sonra onunla da kaynaştı. sonra çok iyi arkadaş oldular. trt çocuk kanalını benim dışımda sadece çocuklar izliyor, küçücük çocukların bilinçaltına suriye kavramını yerleştirmek ne kadar doğru. onlar bizim dostumuz v. b ifadeler küçücük çocukların zihni için çok yorucu ve çok sakıncalı değil mi? lütfen trt çocuk kanalını siyasete bulaştırmayın. biz niloya ile birlikte niloya şarkılarını söylemek, rafadan tayfa 'nın hayri' sinin haylazlıklarına gülmek istiyoruz.
devamını gör...
camdaki kız
televizyonda denk geldiğim doktor (bkz: gülseren budayıcıoğlu)'nun "camdaki kız" adlı eserinden uyarlanmış dizi. ama ne dizi. cimrisinden,obsesifin, despotundan şımarık zengin çocuğunun kısacası bir sürü psikopatın toplandığı dizi. bir de masum kızımız var tabii adı nalan. dizi nalan, ve koroğlu ailesi etrafında dönüyor. nalan anneannesi ve dedesini anne babası bilerek büyüyen bir kız çocuğu. anneannesi kızını kaybettikten sonra delirip bu kızcağıza yaşatmadığını bırakmıyor. düşünün ki bekaretini kaybetmesin diye hergün korse giydirip korseyi mühürlüyor. insan izlerken bu nasıl bir psikopatlık ulan demekten kendini alamıyor. babası da annesinin aksine çok naif ve kızına çok düşkün, anlayışlı bir baba. neyse kızımız 20li yaşlarına kadar delirmemeyi başarıyor mimar oluyor ama annesinden çok korkuyor. koroğlu ailesinin yanında çalışmaya başlıyor. koroğlu ailesi de kızın ailesinden beter. adam aşırı cimri,o kadar zenginliğin içinde kahvaltıya zeytinleri sayılı koyduruyor, bunları kontrol etmesi için çalışanı bile var, onu da yetimhaneden almış. karısı bu cimriliğe dayanamıyor gizlice kıyafetler alıyor bodrumda saklıyor giyememesine rağmen. bir de ailenin selen, muzo ve sedat adında üç çocuğu var. selen ailenin akıllı kalabilen tek insanı, bir de vasıfsız bir kocası var. muzonun ise nasıl bir problemi var çözemedim, odasından çok nadir çıkıyor sedat ise tam şımarık zengin çocuğu. cana adında evli bir kadınla ilişkisi var. bunu öğrenen ailesi sedatın ayıbını kapatıp evlendirmek istiyorlar. selen de nalanı görüp "evet aradığım namuslu temiz kız bu" edasıyla yapışıyor nalana. sanki kızın yaşadıkları yetmemiş gibi,bir de bu manyak ailenin içine düşüyor. saf kızımız bir de aşık oluyor sedata. yapma etme kızım diye ekrana sarılasınız geliyor. tam aile oğlumuz nalanla evlendi kurtulduk cana belasından derken sedat ne yapıyor dersiniz? düğün günü cana ile tuvalette ilişkiye giriyor ve annesi bunu duyuyor. seyirciye bugünlük bu kadar televizyon yeter allah belanızı versin dedirtiyor adeta. sedat beyimiz doymuyor tabii nalan kızımızın da tadına bakmak istiyor, ama nalan annesinin kendisine yaşattıkları yüzünden o kadar korkuyor ki ağlayarak kaçıyor odadan. annesinin kapısına dayanıyor annesi de kapıyı yüzüne çarpıyor, sanki sizin yüzünüze çarpmış gibi oluyorsunuz. yine allah belanızı versin demekten başka çare kalmıyor.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
bu akşam, en çok gitmek istediğim ancak olmaktan korktuğum yerdeyim. hani bazı şarkılar ve sanatçılar sadece size özeldir ve onu sadece gecenin en sonunda açarsınız. bazı sanatçılar vardır ki derdinize derman olan şeyi anlatırken aslında sizin ciğerinizi yaralar geçer.
bugün son duraktayız, bugün son dubledeyiz.* bugün şarkılarla geçtim aranızdan'da sevgili konuğumuz denaces ile birlikte, neşet ertaş konuşacağız, dinleyeceğiz.
hepimizin hayatında bir yerlere dokunmuş değerli ozanımızı anacağız. sizlerden de neşet ertaş'ın şarkılarıyla veya kendisiyle yaşadığınız anıları bizimle paylaşmanızı istiyoruz.
bir yandan oyun havalarıyla neşemiz yerine gelirken, çok büyük bir yandan da bozlaklarla, mayalarla, türkülerle bugün duygulanacağız. ancak bugün neşet ertaş dinlemenin en güzel tarafı bunu sizinle paylaşmak olacak.
bugün son duraktayız, bugün son dubledeyiz.* bugün şarkılarla geçtim aranızdan'da sevgili konuğumuz denaces ile birlikte, neşet ertaş konuşacağız, dinleyeceğiz.
hepimizin hayatında bir yerlere dokunmuş değerli ozanımızı anacağız. sizlerden de neşet ertaş'ın şarkılarıyla veya kendisiyle yaşadığınız anıları bizimle paylaşmanızı istiyoruz.
bir yandan oyun havalarıyla neşemiz yerine gelirken, çok büyük bir yandan da bozlaklarla, mayalarla, türkülerle bugün duygulanacağız. ancak bugün neşet ertaş dinlemenin en güzel tarafı bunu sizinle paylaşmak olacak.
devamını gör...
vadideki zambak
bir aşk kitabı. ve hakkında söylemek istediğim çok şey olan kitap.
ve birazdan bunlardan bahsedeceğim ama ondan öncesinde şunu bilmelisiniz. bu kitabı ilk kez okuduğumda 13-14 yaşlarındaydım. kitaptan nasıl etkilendiysem yıllardır zihnimin en'leri arasında. ki beni tanıyanlar bilir, pek 'en insanı' da değilimdir. neyse bu kitap beni çok etkilemişti. aradan geçen yıllar içinde de konu da sevgili balzac'ın üslubu da zihnimden uçup gitti. ne zaman bir yerde vadideki zambak'ı duysam içimde bir güzel his doğar(dı).
son zamanlarda aldığım bir karar ile klasikleri tekrar ediyorum, bir kısmını da ilk kez okuyorum. baya öteledim ama en sonunda korka korka başladım. bu arada günlük yaklaşık iki - üç saat arası vaktim yollarda geçtiği için de genelde sesli kitap dinliyorum. bu da onlardan biri. içimde bir heyecan acaba neresi, neresi bu kadar çok etkileyen diye diye beklerken kitap bitti. yaşadığım hayal kırıklığının tesirini anlatamam. geçmişin tozlu sayfasındaki güzel anıların yok olması mı, yoksa kadınların tasnif edilişindeki çarpıklık mı, yoksa aşk mı ne idüğü belirsiz bir şey olan duygularının sözde kutsallığı mı?!! çok kızgınım balzac. aramızda nasıl da masum bir yazar-okur ilişkisi vardı. dönemini göz önünde bulundurup seni affetmek istiyorum ama yok şu an çok taze hislerim.
kitapta sık sık mektup türünden yararlanılmış. ve bu esnada da okuru azıcık * bilgilendirmek/eğitmek istemiş balzac.
yine de içinde hala geçerli tespitlerin olduğu bölümler/cümleler de var. buyurun:
eğer insanların sizi sevmesini istiyorsanız onlara kendilerinden bahsedin.
gençlerde hoşgörü yoktur çünkü onlar hayatın acımasızlığı ile yüzleşmemiştir.
ruhsal yanlızlıkların, coğrafi yalnızlıktan daha kötü etkiler doğurduğu görülür.
ve birazdan bunlardan bahsedeceğim ama ondan öncesinde şunu bilmelisiniz. bu kitabı ilk kez okuduğumda 13-14 yaşlarındaydım. kitaptan nasıl etkilendiysem yıllardır zihnimin en'leri arasında. ki beni tanıyanlar bilir, pek 'en insanı' da değilimdir. neyse bu kitap beni çok etkilemişti. aradan geçen yıllar içinde de konu da sevgili balzac'ın üslubu da zihnimden uçup gitti. ne zaman bir yerde vadideki zambak'ı duysam içimde bir güzel his doğar(dı).
son zamanlarda aldığım bir karar ile klasikleri tekrar ediyorum, bir kısmını da ilk kez okuyorum. baya öteledim ama en sonunda korka korka başladım. bu arada günlük yaklaşık iki - üç saat arası vaktim yollarda geçtiği için de genelde sesli kitap dinliyorum. bu da onlardan biri. içimde bir heyecan acaba neresi, neresi bu kadar çok etkileyen diye diye beklerken kitap bitti. yaşadığım hayal kırıklığının tesirini anlatamam. geçmişin tozlu sayfasındaki güzel anıların yok olması mı, yoksa kadınların tasnif edilişindeki çarpıklık mı, yoksa aşk mı ne idüğü belirsiz bir şey olan duygularının sözde kutsallığı mı?!! çok kızgınım balzac. aramızda nasıl da masum bir yazar-okur ilişkisi vardı. dönemini göz önünde bulundurup seni affetmek istiyorum ama yok şu an çok taze hislerim.
kitapta sık sık mektup türünden yararlanılmış. ve bu esnada da okuru azıcık * bilgilendirmek/eğitmek istemiş balzac.
yine de içinde hala geçerli tespitlerin olduğu bölümler/cümleler de var. buyurun:
eğer insanların sizi sevmesini istiyorsanız onlara kendilerinden bahsedin.
gençlerde hoşgörü yoktur çünkü onlar hayatın acımasızlığı ile yüzleşmemiştir.
ruhsal yanlızlıkların, coğrafi yalnızlıktan daha kötü etkiler doğurduğu görülür.
devamını gör...
siyam kedisi
siyam, tayland ülkesinin eski adı olduğu için bu ülkedeki tapınaklarda beslenmiş ve dünyaya yayılmış bir kedi ırkıdır. tüyleri krem rengi, yüzü, bacakları, kuyruğu ve kulağı siyah - kahverengi karışımı, gözleri ise mavi ve tonları bir renge sahip estetik harikası bir canlıdır. en zeki ve dikkatli kedi türüdür. asla tüy dökmez ve bakımı kolay olduğundan evde beslemek için idealdir.
devamını gör...
heyecanlanınca yapılan hareketler
eyluling ile youtube röportajı'nda da goruldugu uzere; speedy gonzales ile sidik yarisina girmek.
sacmalamaktan ziyade halihazirda hızlı konuşan insanim; agzim beynime yetisemiyor, ustune heyecanlandigim zamanlarda youtube hizim x3234 oluveriyor.
ben bir sekilde derdimi anlatiyorum da karsi taraf anlayabiliyor mu emin degilim.
-aziz yildirim edasiyla- beni heyecanlandirmayin*.
sacmalamaktan ziyade halihazirda hızlı konuşan insanim; agzim beynime yetisemiyor, ustune heyecanlandigim zamanlarda youtube hizim x3234 oluveriyor.
ben bir sekilde derdimi anlatiyorum da karsi taraf anlayabiliyor mu emin degilim.
-aziz yildirim edasiyla- beni heyecanlandirmayin*.
devamını gör...
ilişkiyi yöneten taraf
merkez hakem kurulu başkanı.
devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
olmuyorsa zorlamayın. istekleriniz her zaman gerçekleşmeyebilir , üstünde fazla düşünmeyin.
bu hayatta kimin getirdiği değil kimin götürdüğü önemlidir.
boş boş insanları da salın iplerini de bırakın gitsinler.
bu hayatta kimin getirdiği değil kimin götürdüğü önemlidir.
boş boş insanları da salın iplerini de bırakın gitsinler.
devamını gör...
sevgilisi olmayan kişi
devamını gör...
insana kendini şanslı hissettiren durumlar
durağa gelir gelmez otobüsün gelmesi.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
bir ölümüne sevenler
durmadan denerler
ı̇natla kaybederler
ı̇ki yapış yapış sevenler
mesafeler girince
nedense vazgeçerler
üç platonik sevenler
hüzünlü şarkılar sever
hayatta kaybederler
dört sevmeden sevenler
seviyormuş gibiler
daha çok küçükler
durmadan denerler
ı̇natla kaybederler
ı̇ki yapış yapış sevenler
mesafeler girince
nedense vazgeçerler
üç platonik sevenler
hüzünlü şarkılar sever
hayatta kaybederler
dört sevmeden sevenler
seviyormuş gibiler
daha çok küçükler
devamını gör...
bir sokak köpeğinin yolun karşısına geçme nedeni
her yerde yol olduğu için olabilir mi? köpekler sosyal canlılardır. herkesin bildiği gibi aktif hareket etme ihtiyacı duyan bir hayvan. bizde önce evcilleştirip kendi çevremize mecbur bırakıp, daha sonra yaşam alanlarını kısıtladığımızdan dünyada ki en normal olaydır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
dünkü; pardon 00:30 dan sonra benim anonsum geçildiğine göre yani bugün oluyor.* bir assolist olduğum için en son sırada olduğumu bütün kafa sözlük yazarlarımız da anlamış oldu.*
devamını gör...
karadeniz deyince yazarların aklına gelen şeyler
her şeyiyle safranbolu, hamsi, kuymak ya da mıhlama * ve doğa manzarası.
devamını gör...
vekil yeğeninin polisin önünde 220 basması
devamını gör...
kargo görevlisinin otizmli çocuğu darp etmesi
sözün bittiği yer... böyleleriyle aynı havayı solumaktan nefret ediyorum.
devamını gör...

