davulda temel pedal kullanım teknikleri
davulda pedal 2 işe yarar. birincisi hi-hat açıp kapamaya, ikincisi bass davulu kontrol etmeye. burada bass davul olayına değineceğiz.
çift pedal {twin ya da double cross}*, gerek caz olsun gerek metal, tüm müzik dallarında güzel sonuçlar verebilen bir tekniktir. şimdi biraz ayrıntılara inelim. öncelikle vücut pozisyonunu.
davul koltuklarında arkalık olmadığı için arkamıza yaslanarak bacaklarımıza kuvvet bindirmeyi unutmamız gerekir. pedal kullanımında maksimum bacak kuvveti için oturuş pozisyonumuz, bacaklarımız ile vücudumuzun 95-100 derece civarı bir açıda sabit olmasını gerektirmektedir. pedallara basarken kesinlikle ayak tabanının tamamı pedala temas etmemeli, zaten mantık olarak pedalın ortasında tek bir noktaya baskı uygulayarak sağlam ses çıkarabiliriz, yani pedala ayaklarımızın parmak ucu ile basmamız gerekir (aslında tam olarak ayak parmağı eklemlerimizin başladığı yerde çıkıntı yapıyor ya ayak, orası. ama her seferinde bunu yazamayacağım, ben parmak ucu diyeyim, siz anlayın), topukların havada olması önemli. diz açısı ise yine bahsedilen açı civarında olacak şekilde ayarlanmalı.
kullanımına geçersek, yukarıda anlattığım şekilde davulun başına oturduktan sonra parmak uçları ile pedallara yerleşmek gerekmektedir, daha açık bir şekilde anlatmam gerekirse, parmak uçlarınızı yere koyun ve sabit bir metronomda parmak uçlarınızı kaldırmadan topuklarınızı sırayla yere vurun. aşağı yukarı buna benzemesi gerek. başlangıçta stabiliteyi sağlamak için kesinlikle metronom gerekecektir ama, metronom sizin dostunuzdur. kardeşinizdir. ancak zamanla bu gereksinimi atacaksınız. kesinlikle çabuk hızlanmamak, hatta mümkünse 50 bpm'den başlamak hayati öneme sahip.
her davul tekniğinde olduğu gibi, pedallarda da istemeden hızlanmak en sık karşılaşılan hatalardan biridir.
burada bir başka önemli olan şey de çalarken ayakların tamamını yerden kaldırıp indirerek yapmaya çalışmamaktır.. zira bu şekilde tek şarkıyı bile bitirmek imkansızdır, 1 dakikanın sonunda baldırlara kramp girer. altın kural parmak uçlarının hep pedal üzerinde kalması. teknik sadece baskıyı arttırıp azaltma esasına, stabilize olmaya ve düzgün kas kontrolüne dayanıyor yani.
buraya kadar anladık.
peki pedala bastığım zaman, basılı mı tutacağım? (bury) yani bir sonraki beat'e kadar tokmak, deriye yapışık mı kalacak? yoksa ayağımı vuruş sonrası gevşetip tokmağı salacak mıyım? (come off)
güzel soru.
bunda doğru ya da yanlış bir cevap yok. tamamen müzik stilinize göre, kendinizin karar vereceği bir nokta.
ben çalarken bury tercih ediyorum. kısa sustainli, keskin, tok beatler verebilmemi sağlıyor. ayrıca istemeden ghost note yaratma riskinizi de ortadan kaldırıyor. ancak seçim sizin.
bundan bir sonraki teknik ise kaydırma tekniği. (slide) üst üste seri 2 beat çıkarmanızı {tak.....tatak.....tak....tatak şeklinde} sağlıyor. ancak bunu davul başında anlatmak daha kolay olacağından aşağıya bir video bırakıyorum. daha iyi anlaşılacaktır.
iyi davullar efendim.
çift pedal {twin ya da double cross}*, gerek caz olsun gerek metal, tüm müzik dallarında güzel sonuçlar verebilen bir tekniktir. şimdi biraz ayrıntılara inelim. öncelikle vücut pozisyonunu.
davul koltuklarında arkalık olmadığı için arkamıza yaslanarak bacaklarımıza kuvvet bindirmeyi unutmamız gerekir. pedal kullanımında maksimum bacak kuvveti için oturuş pozisyonumuz, bacaklarımız ile vücudumuzun 95-100 derece civarı bir açıda sabit olmasını gerektirmektedir. pedallara basarken kesinlikle ayak tabanının tamamı pedala temas etmemeli, zaten mantık olarak pedalın ortasında tek bir noktaya baskı uygulayarak sağlam ses çıkarabiliriz, yani pedala ayaklarımızın parmak ucu ile basmamız gerekir (aslında tam olarak ayak parmağı eklemlerimizin başladığı yerde çıkıntı yapıyor ya ayak, orası. ama her seferinde bunu yazamayacağım, ben parmak ucu diyeyim, siz anlayın), topukların havada olması önemli. diz açısı ise yine bahsedilen açı civarında olacak şekilde ayarlanmalı.
kullanımına geçersek, yukarıda anlattığım şekilde davulun başına oturduktan sonra parmak uçları ile pedallara yerleşmek gerekmektedir, daha açık bir şekilde anlatmam gerekirse, parmak uçlarınızı yere koyun ve sabit bir metronomda parmak uçlarınızı kaldırmadan topuklarınızı sırayla yere vurun. aşağı yukarı buna benzemesi gerek. başlangıçta stabiliteyi sağlamak için kesinlikle metronom gerekecektir ama, metronom sizin dostunuzdur. kardeşinizdir. ancak zamanla bu gereksinimi atacaksınız. kesinlikle çabuk hızlanmamak, hatta mümkünse 50 bpm'den başlamak hayati öneme sahip.
her davul tekniğinde olduğu gibi, pedallarda da istemeden hızlanmak en sık karşılaşılan hatalardan biridir.
burada bir başka önemli olan şey de çalarken ayakların tamamını yerden kaldırıp indirerek yapmaya çalışmamaktır.. zira bu şekilde tek şarkıyı bile bitirmek imkansızdır, 1 dakikanın sonunda baldırlara kramp girer. altın kural parmak uçlarının hep pedal üzerinde kalması. teknik sadece baskıyı arttırıp azaltma esasına, stabilize olmaya ve düzgün kas kontrolüne dayanıyor yani.
buraya kadar anladık.
peki pedala bastığım zaman, basılı mı tutacağım? (bury) yani bir sonraki beat'e kadar tokmak, deriye yapışık mı kalacak? yoksa ayağımı vuruş sonrası gevşetip tokmağı salacak mıyım? (come off)
güzel soru.
bunda doğru ya da yanlış bir cevap yok. tamamen müzik stilinize göre, kendinizin karar vereceği bir nokta.
ben çalarken bury tercih ediyorum. kısa sustainli, keskin, tok beatler verebilmemi sağlıyor. ayrıca istemeden ghost note yaratma riskinizi de ortadan kaldırıyor. ancak seçim sizin.
bundan bir sonraki teknik ise kaydırma tekniği. (slide) üst üste seri 2 beat çıkarmanızı {tak.....tatak.....tak....tatak şeklinde} sağlıyor. ancak bunu davul başında anlatmak daha kolay olacağından aşağıya bir video bırakıyorum. daha iyi anlaşılacaktır.
iyi davullar efendim.
devamını gör...
rorschach testi
bir kişilik testi. projektif testler grubuna girer. ne demek bu; yani testin bir projeksiyon olduğu anlamına gelir. kişiye üzerinde simetrik mürekkep lekelerinin olduğu 10 adet kart, sırasıyla gösterilir ve o anda kartta ne gördükleri sorulur. bu mürekkep lekelerinde ne gördüğünü söylerken kişiler, her ne söylerseler söylesinler söyleyecekleri şeylerin bir şekilde kendileri ile alakalı olduğu düşünülmektedir. bu yüzden de projektif denir.
test hermann rorschach (isviçre'li bir psikiyatrist) tarafından geliştirilmiş. ve kendi adını almıştır. peki bu test ile neler öğrenilebilir ve nasıl öğrenilebilir?
öncelikle test bir kişilik testi olduğundan herhangi bir kişilik bozukluğu var mı bu test sonucunda belirlenebilir, sonrasında ayrıntılı tanı değerlendirmesi yapılabilir. kişinin herhangi bir psikotik bozukluğu var mı, an itibari ile hallisünasyonları var mı, intihar eğilimi ya da şiddet eğilimi var mı, akut bir psikotik bozukluk değilse de şuanda atak halinde olmayan bir psikoz var mı, nevrotik olarak hangi durumda, depresyon veya takıntı veya anksiyete gibi patolojik bir durum var mı bunların hepsine rorschach kişilik testi ile bakılabilir.
kişiye sırasıyla (evet belli bir sırası var) üzerinde mürekkep lekeleri olan kartlar gösterilir ve kişiye şuanda bu kartta ne gördüğü sorulur. kişi cevap verir, sonrasında tam olarak hangi kısmında gördüğü, nasıl gördüğü, hareketli mi hareketsiz mi olduğu gibi sorular sorulur. her kartın bazı popüler cevapları vardır. yani herhangi bir psikopatolojisi olmayan kişilerin verdiği yanıtlar (örneğin bir kartta çok bariz yarasa görünmekteyse psikopatoloji olmayan kişi direkt yarasa der, ancak psikopatolojisi olan kişiler daha absürt ve orijinal yanıtlar verirler) uygulayıcı kişinin ağzından çıkan her sözü not eder. sonrasında her karttaki sonuçlar hem tek tek hem de geneli itibariyle değerlendirilir. her kart kendi içinde bazı önemli bilgiler verirken kartların tamamı değerlendirilirken kaç adet hangi türden yanıt verildiğine bakılır. kenarlar, şeklin tamamı, renklere odak, hayvan, insan, göz, parçalanmış yanıtlar gibi.
türkiye'de rorschach ve projektif testler derneği eğitim vermekte. istanbul üniversitesi psikoloji bölümünde tevfika ikiz hocamız vermekte. eğitim için iyi bir psikanaliz hakimiyeti gerekmekte. 2 yıllık eğitimin ilk yılı tamamen teorik bilgi ve psikanaliz okumaları ikinci yılı ise uygulama ile geçiyor. ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde en çok kullanılan testtir.
test hermann rorschach (isviçre'li bir psikiyatrist) tarafından geliştirilmiş. ve kendi adını almıştır. peki bu test ile neler öğrenilebilir ve nasıl öğrenilebilir?
öncelikle test bir kişilik testi olduğundan herhangi bir kişilik bozukluğu var mı bu test sonucunda belirlenebilir, sonrasında ayrıntılı tanı değerlendirmesi yapılabilir. kişinin herhangi bir psikotik bozukluğu var mı, an itibari ile hallisünasyonları var mı, intihar eğilimi ya da şiddet eğilimi var mı, akut bir psikotik bozukluk değilse de şuanda atak halinde olmayan bir psikoz var mı, nevrotik olarak hangi durumda, depresyon veya takıntı veya anksiyete gibi patolojik bir durum var mı bunların hepsine rorschach kişilik testi ile bakılabilir.
kişiye sırasıyla (evet belli bir sırası var) üzerinde mürekkep lekeleri olan kartlar gösterilir ve kişiye şuanda bu kartta ne gördüğü sorulur. kişi cevap verir, sonrasında tam olarak hangi kısmında gördüğü, nasıl gördüğü, hareketli mi hareketsiz mi olduğu gibi sorular sorulur. her kartın bazı popüler cevapları vardır. yani herhangi bir psikopatolojisi olmayan kişilerin verdiği yanıtlar (örneğin bir kartta çok bariz yarasa görünmekteyse psikopatoloji olmayan kişi direkt yarasa der, ancak psikopatolojisi olan kişiler daha absürt ve orijinal yanıtlar verirler) uygulayıcı kişinin ağzından çıkan her sözü not eder. sonrasında her karttaki sonuçlar hem tek tek hem de geneli itibariyle değerlendirilir. her kart kendi içinde bazı önemli bilgiler verirken kartların tamamı değerlendirilirken kaç adet hangi türden yanıt verildiğine bakılır. kenarlar, şeklin tamamı, renklere odak, hayvan, insan, göz, parçalanmış yanıtlar gibi.
türkiye'de rorschach ve projektif testler derneği eğitim vermekte. istanbul üniversitesi psikoloji bölümünde tevfika ikiz hocamız vermekte. eğitim için iyi bir psikanaliz hakimiyeti gerekmekte. 2 yıllık eğitimin ilk yılı tamamen teorik bilgi ve psikanaliz okumaları ikinci yılı ise uygulama ile geçiyor. ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde en çok kullanılan testtir.
devamını gör...
8 aralık 2020 brezilya'nın çin aşısı siparişini iptal etmesi
ilacı kullanan deneğin intihar ettiğini iddia ediyorlar. insanları korkutmak istemesem de mühim olan bir haber.
devamını gör...
düğünlerin saçma oluşu
saçma..
bir sürü gergin ve süslü insan. uzun uzun süzmeler, yapmacık ayak üstü sohbetler. zorunlu gülümseme, tatlı su edebiyatı yapma. çok yakışmışlar maşallah..
saatlerce, kendini ait hissetmediğin bir ortama ayak uydurma çabaları. gelin ve damadın bu mutlu gününde, stresten kesik kesik soluk alışlarına şahit olmak. ortama ayak uydurmayı bilen allı pullu insanların sahne şovlarını izleyip kendini eksik hissetmek. halay çekerken küçük serçe parmağını kaybetmek. insanların suratlarını bakarsan ortamı anlamaya çalışırsan kafan yanar. ben çifte telli oynarken bile biraz sonra mutsuzluktan ağlayacakmış gibi boş boş etrafa bakan insanlar gördüm.
ben ne insanlar gördüm, o üstündeki elbise ne öyle.*
düğünü benim gibi görüyorsanız, yapmayın ama yapana da mani olmayın. bir arkadaşa bakıp çıkacağım diyerek girip çıkın tek tavsiyem bu.
düğünler absürdizm akımının en önemli temsilidir.
bir sürü gergin ve süslü insan. uzun uzun süzmeler, yapmacık ayak üstü sohbetler. zorunlu gülümseme, tatlı su edebiyatı yapma. çok yakışmışlar maşallah..
saatlerce, kendini ait hissetmediğin bir ortama ayak uydurma çabaları. gelin ve damadın bu mutlu gününde, stresten kesik kesik soluk alışlarına şahit olmak. ortama ayak uydurmayı bilen allı pullu insanların sahne şovlarını izleyip kendini eksik hissetmek. halay çekerken küçük serçe parmağını kaybetmek. insanların suratlarını bakarsan ortamı anlamaya çalışırsan kafan yanar. ben çifte telli oynarken bile biraz sonra mutsuzluktan ağlayacakmış gibi boş boş etrafa bakan insanlar gördüm.
ben ne insanlar gördüm, o üstündeki elbise ne öyle.*
düğünü benim gibi görüyorsanız, yapmayın ama yapana da mani olmayın. bir arkadaşa bakıp çıkacağım diyerek girip çıkın tek tavsiyem bu.
düğünler absürdizm akımının en önemli temsilidir.
devamını gör...
prag baharı
yakın tarihte, 5 ocak 1968’den itibaren şimdiki çekya, o dönemki çekoslovakya’nın politik olarak liberalleşmeye çalıştığı bir dönem olarak bilinen “prag baharı”; alman işgaline karşı savaşmış, 20'li yaşlarında olan ve sosyalist parti içinde hızla yükselen, nihayetinde bir komünist parti içerisindeki en üst makam olan genel sekreterlik koltuğuna oturan ve dolayısıyla çekoslovakya sosyalist cumhuriyetinin başına geçen alexander dubçek’in iktidara gelmesiyle başlayan, sovyetler birliği ve varşova paktı üyelerinin 20-21 ağustos’ta bu ülkeyi işgal etmesiyle sona eren dönemdir.
simge olarak kabul edilen 1968 yılında; iktidarı alan dubçek; 68 kuşağından ve üniversite olaylarından da etkilenmiş biri olarak bir dizi reform ve serbestliği çekoslovakya'da kanunlaştırdı, genel sosyalist idarelerin eğilimlerinin tam aksine bir hareket başlatmış oldu. sovyet rusya bu durumdan son derece rahatsızdı. çekoslovakya'nın diğer doğu avrupalı sosyalist liderler ile imzaladığı protokoller sosyalizm'e bir revizyon getirme şeklinde yorumlanmıştı.
rus diktatör joseph stalin’in 1953 yılında ölmesinin peşi sıra; sıkı bir denetim altında tutulan sovyet devletleri az da olsa bir rahatlama dönemine girmişti. 1967 yılına gelindiğinde çekoslovakya’da rejim aleyhine sesler yükselirken özgürlük talepleri artmış, "daha fazla ışık istiyoruz" sloganları yükselişe geçmişti.
1968 yılında çekoslovakya komünist partisi lideri antonin novotny, parti yönetimini alexander dubçek’e kaptırmanın önünde duramamıştı. dubçek, nisan ayından itibaren basın ve ifade özgürlüğü, mevcut halinden daha demokratik bir düzen ve yeni bir ekonomik model için liberalleşme reformlarının ilk adımlarını atmaya başladı. bu politik adımların hedefi federal bir anayasa yazılmasını sağlamak ve çekoslovakya sosyalist cumhuriyeti'nin eşit iki ulusa bölünmesi için tasarlanmıştı.
prag baharı’nda neler oldu ?
alexander dubçek’in uygulamaya çalıştığı “insani yüzü ağır basan sosyalizm” anlayışı, ülkede ifade özgürlüğünü geliştirirken, televizyonlarda özgür siyasi tartışmalara daha fazla yer verilmeye başlanmasını sağlamıştı.
bu arada oldukça durgun vaziyette olan ekonomide de önemli adımlar atılmaya başlanmıştı. devletin üretimde uyguladığı emrivaki politikasının yerine, çiftçilere bağımsız bir şekilde sahipleri olduğu tarlalarını kullanma ve çiftçi kooperatifleri kurma hakkı tanınmıştı.
işgal
ülkedeki reform ve hareketlerden haberdar olan demir perde ülkeleri, sovyet rusya'nın başını çektiği bir kampanya sonrasında çekoslovakya'yı işgal edebilecek bir karma ordu oluşturdu. esasında demir perde ülkeleri arnavutluk, bulgaristan, çekoslovakya, macaristan, polonya, romanya olsa da rusya'nın desteğiyle bir demir perde ülkesi olan çekoslovakya'daki hareketlenmeler tehlike olabileceği düşüncesiyle adeta yılanın başı küçükken ezilir denerek işgali başlattı. prag işgal edildi, küçük şehir çatışmaları yaşandı ve sonrasında bu karma ordu prag'ı kontrol altına aldı.
dubçek tutuklandı ve moskova’ya götürüldü. daha sonra halkın başlattığı direniş ve ısrarlar sayesinde serbest bırakılarak çekoslovakya'ya geri dönmesine izin verildi. dubcek prag'a döndükten sonra durumu bir hayli zayıflamıştı ve akabinde yardımcıları görevinden uzaklaştırıldı. kendisi de nisan 1969'da parti birinci sekreterliğinden alınarak federal meclis başkanlığına getirildi. ocak 1970'te türkiye'ye büyükelçi olarak tayin edildi. aynı yıl partiden ihraç edilerek prag'a geri çağrıldı, sonrasında ise ev hapsine alındı.
işgalin bilançosu
çekoslovakya ordusuna, işgale karşı koymama emri verilirken dubçek, tamamen insancıl tavrından vazgeçmemiş ve halkına güç kullanmama çağrısı yapmıştı. işgal sırasında 6000 civarında tank ve net sayısı bilinmese de 200.000 - 600.000 arasında değişen karma ordu askeri çekoslovakya'ya girdi.
ufak şehir ve sokak çatışmalar sırasında 72 çekoslovakya vatandaşı hayatını kaybetti ve yüzlercesi de yaralandı. işgalin sonucu olarak yaklaşık 300.000 civarında insan ülkesini terk ederek diğer batı avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kaldı.
devamını gör...
pame radyo yayını
pazar gecesini güzelleştiren yayın. yine büyük bir keyifle dinliyorum. böyle giderse yunanistan'a yerleşicem, az kaldı. bize yunan müziğini sevdiren marikaki'ye teşekkür ve sevgilerle. *
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
devamını gör...
kerim çaplı
diğer bilinen ismiyle; kim capli.
müzisyen bir babanın ve opera sanatçısı bir annenin oğlu. 6 yaşına kadar izmir'de sürdürüyor hayatını, sonrasında ailecek abd'ye taşınıyorlar. daha çocukken çaldığı enstrümanlarla babası erdoğan çaplı'ya eşlik ediyor.
the groop ltd. , the heard, the sundowners gruplarında belli dönemlerde bulunuyor. 1967'de the monkees turnesinde jimi hendrix ile dahi çalıyor. turne sonrası türkiye'ye dönünceye kadar the monkees ile çalışıyor.
ardından her nedense birden türkiye'ye dönüyor ve gelir gelmez de askere gidiyor. dönüşünde mfö grubunda bateri çalıyor. hakkında meşhur bir hikaye de şöyle:
kerim çaplı mfö konserine gidiyor bir gün, seyircilerin arasına oturuyor. bu sırada grubun üyeleri kerim çaplı'yı bekliyor, plana göre bateri çalacak o gün. kerim çaplı bir türlü gelmeyince mecburen sahneye çıkıyorlar. bir de bakıyorlar kerim çaplı seyirciler arasında oturmuş onları izliyor, o gün bateri çalacağını tamamen unutmuş.
1985'te evleniyor, dört çocuğu dünyaya geliyor.
mavi sakal'da çalıyor bir süre. nükhet duru, umay umay, göksel gibi pek çok sanatçıyla birlikte çalışıyor. kemik kadrosunu kendisiyle birlikte yavuz çetin, batu mutlugil, sunay özgür'ün oluşturduğu blue blues band'e katılıyor ve hayatının son yıllarına kadar bu grupta çalıp söylüyor. çalıyor derken, adam bateri çalarken aynı anda şarkı söylüyor. aynı zamanda pek çok enstrümanı iyi derecede çalabiliyor.
çok kibar bir insan olduğu bilinse de baget fırlatma, tükürme gibi eylemlerde bulunduğu olurmuş kendisinin. şüpheler, düşünceler ve büyük bir yetenek... ucuz otel odaları, tartışmalar, kavgalar... ciddi unutkanlıklar.
2 kasım 2004'te beyninde oluşan ödem nedeniyle 55 yaşında vefat ediyor kerim çaplı. mezarı ise yavuz çetin'in mezarının birkaç mezar uzağında.
2019'da kerim çaplı'nın yıllar önce kaydını tamamladığı "kayıp" isimli albümü oğlu ahmet çaplıtarafından bir araya getirilip yayınlandı.
yavuz çetin ve kerim çaplı'nın hayatını ve aynı zamanda blue blues band'i konu edinen belgesel: blue.
müzisyen bir babanın ve opera sanatçısı bir annenin oğlu. 6 yaşına kadar izmir'de sürdürüyor hayatını, sonrasında ailecek abd'ye taşınıyorlar. daha çocukken çaldığı enstrümanlarla babası erdoğan çaplı'ya eşlik ediyor.
the groop ltd. , the heard, the sundowners gruplarında belli dönemlerde bulunuyor. 1967'de the monkees turnesinde jimi hendrix ile dahi çalıyor. turne sonrası türkiye'ye dönünceye kadar the monkees ile çalışıyor.
ardından her nedense birden türkiye'ye dönüyor ve gelir gelmez de askere gidiyor. dönüşünde mfö grubunda bateri çalıyor. hakkında meşhur bir hikaye de şöyle:
kerim çaplı mfö konserine gidiyor bir gün, seyircilerin arasına oturuyor. bu sırada grubun üyeleri kerim çaplı'yı bekliyor, plana göre bateri çalacak o gün. kerim çaplı bir türlü gelmeyince mecburen sahneye çıkıyorlar. bir de bakıyorlar kerim çaplı seyirciler arasında oturmuş onları izliyor, o gün bateri çalacağını tamamen unutmuş.
1985'te evleniyor, dört çocuğu dünyaya geliyor.
mavi sakal'da çalıyor bir süre. nükhet duru, umay umay, göksel gibi pek çok sanatçıyla birlikte çalışıyor. kemik kadrosunu kendisiyle birlikte yavuz çetin, batu mutlugil, sunay özgür'ün oluşturduğu blue blues band'e katılıyor ve hayatının son yıllarına kadar bu grupta çalıp söylüyor. çalıyor derken, adam bateri çalarken aynı anda şarkı söylüyor. aynı zamanda pek çok enstrümanı iyi derecede çalabiliyor.
çok kibar bir insan olduğu bilinse de baget fırlatma, tükürme gibi eylemlerde bulunduğu olurmuş kendisinin. şüpheler, düşünceler ve büyük bir yetenek... ucuz otel odaları, tartışmalar, kavgalar... ciddi unutkanlıklar.
2 kasım 2004'te beyninde oluşan ödem nedeniyle 55 yaşında vefat ediyor kerim çaplı. mezarı ise yavuz çetin'in mezarının birkaç mezar uzağında.
2019'da kerim çaplı'nın yıllar önce kaydını tamamladığı "kayıp" isimli albümü oğlu ahmet çaplıtarafından bir araya getirilip yayınlandı.
yavuz çetin ve kerim çaplı'nın hayatını ve aynı zamanda blue blues band'i konu edinen belgesel: blue.
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
"sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"
bir kadının ağzından yazılmış mektuplardan oluşan bir kitap, karşılıksız bir aşkın duygu seline ortak ediyor okuyucuyu. kitap ayracı kullanmanıza gerek kalmadan bir çırpıda bitireceğiniz bu eserden sonra kalbinizde bir parça burukluk ile veda edecektir kitap sizlere.
kitapta kadının duyguları ve yaşamış olduğu yoğun hisler öylesine ustaca işlenmiş ki hem bu aşkı kıskanıyor hem de yazara hayran oluyorsunuz.
'sana, beni asla tanımamış olan sana...' cümlesi ile başlayan, bir ömrünü sadece o adamı sevmeye adamış bir kadının hikayesi bu. adamla ilgili her türlü anıya, nesneye kutsal gözü ile bakıp, içindeki aşkı her gün daha da alevlendiren bir aşkın kurbanının sözleri.
adamın vurdumduymazlığı ve sevgisizliği karşısında kadının yoğun ve özel duyguları ustaca işlenmiştir yazar tarafından. öyle aşıktır ki kadın, mezarda olsam ve beni çağıracak olsan o gücü kendimde bulurum diye seslenir adama.
bu kısa ama bir o kadar yoğun eser, kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum. yazarın duygu aktarımını harika bir şekilde gerçekleştirdiği, elinizden düşürmeden bitirebileceğiniz mükemmel bir eser.
bir kadının ağzından yazılmış mektuplardan oluşan bir kitap, karşılıksız bir aşkın duygu seline ortak ediyor okuyucuyu. kitap ayracı kullanmanıza gerek kalmadan bir çırpıda bitireceğiniz bu eserden sonra kalbinizde bir parça burukluk ile veda edecektir kitap sizlere.
kitapta kadının duyguları ve yaşamış olduğu yoğun hisler öylesine ustaca işlenmiş ki hem bu aşkı kıskanıyor hem de yazara hayran oluyorsunuz.
'sana, beni asla tanımamış olan sana...' cümlesi ile başlayan, bir ömrünü sadece o adamı sevmeye adamış bir kadının hikayesi bu. adamla ilgili her türlü anıya, nesneye kutsal gözü ile bakıp, içindeki aşkı her gün daha da alevlendiren bir aşkın kurbanının sözleri.
adamın vurdumduymazlığı ve sevgisizliği karşısında kadının yoğun ve özel duyguları ustaca işlenmiştir yazar tarafından. öyle aşıktır ki kadın, mezarda olsam ve beni çağıracak olsan o gücü kendimde bulurum diye seslenir adama.
bu kısa ama bir o kadar yoğun eser, kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum. yazarın duygu aktarımını harika bir şekilde gerçekleştirdiği, elinizden düşürmeden bitirebileceğiniz mükemmel bir eser.
devamını gör...
uçan adam sabri
aynı zamanda elektrikçi olan kişidir. uçması ile tanınır. bir televizyon programında yeterli enerjiyi toplayamadığı için uçmaya çalıştıysa da bunu gerçekleştirememiştir.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik
sevilmedigi duyulmadığı görülmediği yerden uzaklaşmak.
devamını gör...
veri analizi
belirli amaçlar için, eldeki verileri incelemek, ayıklamak ve modellemek. başta temel bilimler olmak üzere birçok kullanım alanı bulunur.
devamını gör...
adana kebabı acılı mı olur acısız mı sorunsalı
adana acili, urfa acisizdir. ıki kebap turune de tuz disinda hic bir baharat ve sogan-sarimsak turevi eklenmemektedir. adana kebabina ilave olarak ince kiyilmis suyu sıkılmis aci kirmizi biber ( yada pul biber) eklenmektedir. urfa kebabina ise sadece tuz eklenir. ıkisinin de zirhla cekilmesi makbuldur, ikisi de kuzu etiyle yapilir...
devamını gör...
uzun saçlı kız vs kısa saçlı kız
uzun saçlı kız vs kısa saçlı kız bilmem de saçı bir kere kısa kullanmaya başladı mı bir daha uzatmak istemeyen, o rahatlığı bırakamayan kızı çok iyi bilirim.
devamını gör...
aramaya inanmak
descartes'ın sözü de referans alınarak; düşünüyorum, öyleyse arıyorum denilmesi gereken yazılı olmayan kuraldır.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
pentagram - sonsuz
devamını gör...
kavga esnasında dolu damacana fırlatan kadın
mavi gözlü siyah saçlı ise (bkz: zeyna) olabilir.
devamını gör...
carpe diem
bu kelimeyi ilk mağaza tabelasında görmüştüm. sonra adını fazlaca duyar, yazısını fazlaca görür oldum. hatta el yazısıyla yazılmış dövmeleri de popüler.
devamını gör...


