başak burcu
karşılaştığınızda kaçmanız gereken burç.
devamını gör...
mansplaining
sözlük sayesinde her gün bi' fırt aldığım erkek çok bilmişliğidir.
devamını gör...
hiç gelmeyecek birini özlemek
özlemlerin şüphesiz en ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
devamını gör...
5 yıl sonraki kendine not
yav adam benim hayatımı komple yaşamış, görmüş geçirmiş, bi' de üstüne 5 yıl da ekstra yapmış, bırak da o bana not bıraksın, benim ne haddime arkadaş.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
bazıları şey diyor, "kabeye tapmıyoruz, allah'ı simgelediği için kutsal diyoruz" vs vs...
bakınız putperestlik ikiye ayrılır zaten:
1) doğal veya yapay bir nesnenin direkt ilah olduğuna inanmak ve tapmak.
2) veya o nesnenin tanrı'yı temsil eden ve simgeleyen bir aracı olduğuna inanmak.*
ikinci örnekteki gibi nasıl bir put tanrı değil ama tanrıyı simgeliyor ve ona yönelmeyi ifade ediyorsa kabe de tam olarak aynı işlevi yerine getirmiş olur. madem allah her yerde, neden belirli bir taş yığınına doğru secde ediyorsunuz?
hadi namazın yönü teknik bir mevzu diyelim, onu bir kenara koyalım.
peki kabe'yi özellikle hacer-i esved'i öpmek, ona el yüz sürmek nedir?
bu da mı tapınmayla ilgisi olmayan teknik bir mevzu?
taş kardeşim o, bildiğin kuru bir taş. ne size ne de kendisine bir faydası olamaz , biraz zorlasan kırılır gider yani, ulan daha kendisini bile koruyamaz ki size faydası olsun. bildiğiniz normal kaya parçası, öpüp durmayın şu milyon kişinin tükürüğünün elinin kirinin bulaştığı şeyi. neymiş kutsal taşmış, taşın kutsalı mı olur? kutsal taş dediğin şey puttur.
bu adam, * o kadar uyanık ve o kadar kurnaz bir adammış ki; kendinden sonra da arap milleti para kazansın ve hatta tüm dünyadan insanlar bayıla bayıla koşup gelsinler diye islama haccı şart koymuş.
adam öylesine kuvvetli bir arap milliyetçiliği örmüş ki, bak oluk oluk para akıyor 1500 yıldır elin arabına. bizim ülkemizde neler neler var ama elin kuru çöl bedevisi kadar bile olup pazarlayamadığımız gibi,bir de gelen turisti bile ne yapıp edip kaçırıyoruz.
ve evet kısaca kâbe puttur.
.
bakınız putperestlik ikiye ayrılır zaten:
1) doğal veya yapay bir nesnenin direkt ilah olduğuna inanmak ve tapmak.
2) veya o nesnenin tanrı'yı temsil eden ve simgeleyen bir aracı olduğuna inanmak.*
ikinci örnekteki gibi nasıl bir put tanrı değil ama tanrıyı simgeliyor ve ona yönelmeyi ifade ediyorsa kabe de tam olarak aynı işlevi yerine getirmiş olur. madem allah her yerde, neden belirli bir taş yığınına doğru secde ediyorsunuz?
hadi namazın yönü teknik bir mevzu diyelim, onu bir kenara koyalım.
peki kabe'yi özellikle hacer-i esved'i öpmek, ona el yüz sürmek nedir?
bu da mı tapınmayla ilgisi olmayan teknik bir mevzu?
taş kardeşim o, bildiğin kuru bir taş. ne size ne de kendisine bir faydası olamaz , biraz zorlasan kırılır gider yani, ulan daha kendisini bile koruyamaz ki size faydası olsun. bildiğiniz normal kaya parçası, öpüp durmayın şu milyon kişinin tükürüğünün elinin kirinin bulaştığı şeyi. neymiş kutsal taşmış, taşın kutsalı mı olur? kutsal taş dediğin şey puttur.
bu adam, * o kadar uyanık ve o kadar kurnaz bir adammış ki; kendinden sonra da arap milleti para kazansın ve hatta tüm dünyadan insanlar bayıla bayıla koşup gelsinler diye islama haccı şart koymuş.
adam öylesine kuvvetli bir arap milliyetçiliği örmüş ki, bak oluk oluk para akıyor 1500 yıldır elin arabına. bizim ülkemizde neler neler var ama elin kuru çöl bedevisi kadar bile olup pazarlayamadığımız gibi,bir de gelen turisti bile ne yapıp edip kaçırıyoruz.
ve evet kısaca kâbe puttur.
.
devamını gör...
pandeminin götürdükleri
yaşama hevesim. dört duvar arasında fotosentez yapmaktan bir hal oldum..
devamını gör...
sevgili günlük
bir kaplumbağa olduğum için bitiremediğim, 1 haftadır sürünerek yaptığım işlerimi sonunda hallettim. şimdi omzuma vurup kendimi tebrik ettikten sonra en az 12 saatlik bir uykuya dalacağım. iyi geceler dünya.
devamını gör...
karma gerçeklik
kullanıcının sanal cisimlerle gerçekçi etkileşimlere girmesine izin veren teknoloji.
artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklikten farkı, sanal cisimlerin çok daha gerçekçi görünmesi. ayrıca etrafımızdaki gerçeklik ile sanal gerçeklik arasında daha güçlü bir bağ kuruyor.
şimdilik benzeri diğer teknolojiler kadar gelişmiş olmasa da, ingiltere'de hasta - doktor temasının azaltılması amacıyla kullanılmış ve doktorların covid'e yakalanma riskini %80 azaltmış.
bilim ve teknik dergisinin mart sayısında konuya ilişkin uzunca bir yazı var. okumak isteyenlere duyurmuş olayım.
artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklikten farkı, sanal cisimlerin çok daha gerçekçi görünmesi. ayrıca etrafımızdaki gerçeklik ile sanal gerçeklik arasında daha güçlü bir bağ kuruyor.
şimdilik benzeri diğer teknolojiler kadar gelişmiş olmasa da, ingiltere'de hasta - doktor temasının azaltılması amacıyla kullanılmış ve doktorların covid'e yakalanma riskini %80 azaltmış.
bilim ve teknik dergisinin mart sayısında konuya ilişkin uzunca bir yazı var. okumak isteyenlere duyurmuş olayım.
devamını gör...
sözlükteki ateistleri müslüman yapacak bilgi
boyle sacma basliklar acilirsa eger, ters tepki yapip, verdikleri kararin ne kadar yerinde oldugunu dusunebilirler.bu olasilik musluman olmalarindan daha yuksek...
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
mermi kovanı.
düğün kameramanlığı yaptığım için gittiğim düğünlerde havaya sıkılan mermilerin kovalarını topluyorum.
ekseriyetle kuru sıkı olsa da,zevkli ve eğlenceli bir uğraş. peçete,fincan,pul vs. koleksiyonu yapmaktan farksız ancak toplaması da biraz zahmetli.
nitekim sokak sokak gezip mermi yahut mermi kovanı arayamazsınız, arasanız da bulmak zordur.
edit:yazım yanlışı
düğün kameramanlığı yaptığım için gittiğim düğünlerde havaya sıkılan mermilerin kovalarını topluyorum.
ekseriyetle kuru sıkı olsa da,zevkli ve eğlenceli bir uğraş. peçete,fincan,pul vs. koleksiyonu yapmaktan farksız ancak toplaması da biraz zahmetli.
nitekim sokak sokak gezip mermi yahut mermi kovanı arayamazsınız, arasanız da bulmak zordur.
edit:yazım yanlışı
devamını gör...
dilberay küçük dev kadın
bergen 'den sonra beni en çok etkileyen ikinci kadın olabilir hayat hikayesi olarak. bergen' i izledikten sonra izleyeceğim onu da.. bergen aşkıma ayıp olmasın şimdi, dilberay'ın filmi ne zaman çıkacak bilmiyorum ama..
devamını gör...
yök anadolu projesi
bu sistem hakkari üniversitesi'ni yükseltmez, hacettepe'yi düşürür. verimli olacağına inandığım sistemi buraya yazayım da ilerde bir gün yapılırsa biz söylemiştik deriz. öncelikle küçük bir üniversitede okuyan öğrencinin büyük üniversiteden ders alabilmesi demek büyük üniversitedeki öğrencilerin başarısını ve ders verimini aşağı çeker. sen küçük üniversitedekilere büyük üniversiteden ders alabilirsin dersen o üniversite küçük olarak kalmaya devam eder. en verimli çözüm akademisyenlere ünvan alabilmeleri için bir senelik zorunlu görev yüklemektir. dr, doçent olabilmek için doçent profesör olabilmek için, profesörde görev uzatabilmek için hayatlarında bir kere kurayla belirlenecek şekilde bir anadolu üniversitesi'ne gidip iki dönem eğitim vermelidir. hem akademisyen ülkenin gerçeklerinin farkına varır hem de küçük üniversitede okuyan öğrenci büyük bir üniversiteye de gitsem zaten bu hocalardan biri gelecekti dersime diyerek kendini avutur.
devamını gör...
kamer genç
türkiye cumhuriyeti siyasetinde muhtemelen bir örneği daha gelmeyecek olan, cesur, yiğit, delikanlı, her yerde ve her zaman, sonucu ölüm de olsa doğruları söyleyen kişilik. değeri üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi öldükten sonra anlaşılmıştır ve hala anlaşılmaya devam ediyordur. eli kanlı hain terör örgütü fetö ile ilgili söylediklerini dikkate almayanlar, üzerine yürüyenler şimdi 'kandırıldık' naraları atmaktadırlar . ama olan olmuştur, allah bir daha öyle günler göstermesin.
devamını gör...
zıkkımın kökü
bir muzaffer izgü eseridir. ilk olarak 1988 yılında yayımlanmıştır.
otobiyografik bir kitap olan zıkkımın kökü daha ilk sayfalarda samimiyetiyle içine çekiyor, kâh güldürüyor kâh insanın yüreğine bir hüzün çökmesine neden oluyor.
eserinde fakir insanların hayata tutunma çabası gözler önüne serilmiş, muzaffer izgü ve çevresinin yani. o zamanlar tam yokluk yılları, tahmin etmekten ötesine geçemeyeceğimiz zamanlar.. yine de çocukların çocukluklarını doyasıya yaşadığı zamanlar, yine sadece hayal etmekten öteye geçemiyoruz. muzo ve ailesi daha doğrusu o zamanın insanı yokluk içinde hayat mücadelesi verdiği için üzülsem de çocukluğumuzu yaşayamayıp birçok şeyin değerini tam manasıyla bilemediğimizi düşününce asıl üzülmem gereken bizlermişiz gibi hissettim.
fakat değinmeden edemeyeceğim, kitapta kısa bir yerde de olsa çocuk istismarı vakası anlatılmış. tabii o zamanlarda çocuk erkek olunca ve yapan kadın olunca (yapan dediysem, yanlış hatırlamıyorsam çocuğun kendisine dokunmasını istiyordu) o kadar üzerinde durulmuyordu belki de fakat çok rahatsız ediciydi. tabii muzaffer izgü bunu överek anlatmıyor aman yanlış anlaşılmasın.
bu noktaya da değindikten sonra, genel olarak kitaba ve anlatılanlara bakınca ne güzel bir edebiyatımızın ve ne değerli yazarlarımızın olduğunu bize hatırlatan roman diyebilirim. sadece işte bir kısımda olaydan dolayı canım sıkılmadı değil.
otobiyografik bir kitap olan zıkkımın kökü daha ilk sayfalarda samimiyetiyle içine çekiyor, kâh güldürüyor kâh insanın yüreğine bir hüzün çökmesine neden oluyor.
eserinde fakir insanların hayata tutunma çabası gözler önüne serilmiş, muzaffer izgü ve çevresinin yani. o zamanlar tam yokluk yılları, tahmin etmekten ötesine geçemeyeceğimiz zamanlar.. yine de çocukların çocukluklarını doyasıya yaşadığı zamanlar, yine sadece hayal etmekten öteye geçemiyoruz. muzo ve ailesi daha doğrusu o zamanın insanı yokluk içinde hayat mücadelesi verdiği için üzülsem de çocukluğumuzu yaşayamayıp birçok şeyin değerini tam manasıyla bilemediğimizi düşününce asıl üzülmem gereken bizlermişiz gibi hissettim.
fakat değinmeden edemeyeceğim, kitapta kısa bir yerde de olsa çocuk istismarı vakası anlatılmış. tabii o zamanlarda çocuk erkek olunca ve yapan kadın olunca (yapan dediysem, yanlış hatırlamıyorsam çocuğun kendisine dokunmasını istiyordu) o kadar üzerinde durulmuyordu belki de fakat çok rahatsız ediciydi. tabii muzaffer izgü bunu överek anlatmıyor aman yanlış anlaşılmasın.
bu noktaya da değindikten sonra, genel olarak kitaba ve anlatılanlara bakınca ne güzel bir edebiyatımızın ve ne değerli yazarlarımızın olduğunu bize hatırlatan roman diyebilirim. sadece işte bir kısımda olaydan dolayı canım sıkılmadı değil.
devamını gör...
kendi nickin ile akrostiş yazmak
bagdat bile bunuyordu sora sora
en zorlu yollarin da sonu geliyordu
nereden başlayacağını bilmekti mesele
ezberlenmis yaralar da kabuk bağlıyordu
bilinmezlerin de vardı bı bildiği
resim defterine çizilen bacası dumanlı ev gibi
uzun hikayelerin çoğu ezbereydi
lakin bir beklenen vardı gelmeyen
istedigi tek şey, yola çıkmış olma ihtimaliydi
en zorlu yollarin da sonu geliyordu
nereden başlayacağını bilmekti mesele
ezberlenmis yaralar da kabuk bağlıyordu
bilinmezlerin de vardı bı bildiği
resim defterine çizilen bacası dumanlı ev gibi
uzun hikayelerin çoğu ezbereydi
lakin bir beklenen vardı gelmeyen
istedigi tek şey, yola çıkmış olma ihtimaliydi
devamını gör...


