yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
kadir mısıroğlu
karşısında duracak tek bir kemalist yok muydu ? buna bu kapanma günleri bitene kadar gülebilirim.
ulan mustafa kemal atatürk'ün ruhunu çağırıp konuştum diyerek tarihçilik yaptığını zanneden bir adam karşısında en fazla, akılla, mantıkla , bilimle tarih yapan birileri kendini küçültmek istemediğinden konuşmaz.
ulan mustafa kemal atatürk'ün ruhunu çağırıp konuştum diyerek tarihçilik yaptığını zanneden bir adam karşısında en fazla, akılla, mantıkla , bilimle tarih yapan birileri kendini küçültmek istemediğinden konuşmaz.
devamını gör...
tarihte bugün
1930 - türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan yeni belediyeler kanunu kabul edildi.
1937 - 1961'e kadar, türkiye'nin tek demir-çelik üreticisi olarak kalan karabük demir çelik fabrikaları'nın temeli, başbakan ismet inönü tarafından, zonguldak'ın karabük köyünde atıldı.
1960 - moskova'da bolşoy tiyatrosu'nda sahneye çıkan opera sanatçısı leyla gencer, verdi'nin 'la traviata' adlı yapıtında büyük başarı kazandı.
1963 - 27 mayıs, hürriyet ve anayasa bayramı olarak ilan edildi.
1986 - ıbm ilk laptop bilgisayarlarını tanıttı.
1992 - ankara'nın çankaya ilçesi kaymakamlığına vekil olarak atanan azize düşer, türkiye'nin ilk kadın kaymakamı oldu.
2007 - fransa'da hızlı tren, deneme sürüşünde saatte 574,8 km hıza erişerek dünya rekoru kırdı.
1937 - 1961'e kadar, türkiye'nin tek demir-çelik üreticisi olarak kalan karabük demir çelik fabrikaları'nın temeli, başbakan ismet inönü tarafından, zonguldak'ın karabük köyünde atıldı.
1960 - moskova'da bolşoy tiyatrosu'nda sahneye çıkan opera sanatçısı leyla gencer, verdi'nin 'la traviata' adlı yapıtında büyük başarı kazandı.
1963 - 27 mayıs, hürriyet ve anayasa bayramı olarak ilan edildi.
1986 - ıbm ilk laptop bilgisayarlarını tanıttı.
1992 - ankara'nın çankaya ilçesi kaymakamlığına vekil olarak atanan azize düşer, türkiye'nin ilk kadın kaymakamı oldu.
2007 - fransa'da hızlı tren, deneme sürüşünde saatte 574,8 km hıza erişerek dünya rekoru kırdı.
devamını gör...
dinsiz ahlak
ahlak iyi ve kötü davranışlara ilişkin toplumun üzerinde yazılı olmayan bir mutabakat sağladığı kurallardır. toplumdan topluma değişiklik gösterir. aynı zamanda bir toplumda zaman içerisinde de değişir. mutlak iyi ve mutlak kötü yoktur. toplum için fayda vardır. iyi ve kötünün fonksiyonu insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyerek toplumun düzenini ve devamlılığını sağlamaktır. amaç bireyin mutluluğu değildir, amaç toplumun devamlılığıdır.
ilkel toplumlarda dinler doğanın güçlerini açıklama çabasıdır. bu toplumlarda da ahlak kuralları vardır. örneğin ensest genellikle kötü görülür. küçük ilkel topluluklar ensest ilişki yerine eş bulmak için senenin belli dönemlerinde toplanma yerlerinde buluşurlar. aborjinlerde de bu görülür, kongo havzasında da, berberilerde de (onlar müslüman ama bu gelenek muhtemelen binlerce yıl önceden geliyor). çünkü ensest sağlıklı nesiller elde etmeyi riske eder ve hem içgüdüsel olarak hem gözlemler nedeniyle zaman içerisinde ensest kötü kabul edilmiş ve birbirinden uzak toplumlarda benzer pratikler edinilmiştir.
ahlak kuralları değişken olduğu için bazı toplumlarda “7 göbekten akraba” ile evlenilmezken bazı toplumlarda kuzenle evlenmek normal karşılanabilir.
mısırda firavunlar tanrı horus’un yeryüzündeki cisimleşmiş hali olduğundan haremi olmasına rağmen sıradan bir insanla değil yine bir tanrıyla yani kendi kızkardeşleriyle evleniyorlardı (sakat ve hastalıklı çocuk çok doğuyordu, örneğin 17 yaşında ölmüş tutankamun’un iskelet sorunları vardı ve mezarından bir sürü baston çıkmıştı)
bildiğim bütün topluluklarda yaşlılara saygı gösterilir ve bakım görürler.
yani mutlak ahlak kuralları yok ancak genellemeler de yapılabilir. ensest genelde kötü kabul edilir. çünkü sağlıklı bireyler için böyle olması gerekiyordu.
ahlak toplumun devamını sağlayan bir fonksiyonudur. bu kurallar geleneksel olarak devam eder. ihtiyaçlara göre değişir. belki ileride tembellik çok büyük bir ahlaksızlık olarak kabul edilecektir, şimdilik sadece tasvip edilmeyen bir davranış. belki vücudumuzun bazı bölümlerinin görünmesi ayıp sayılmayacak.
ilave: tek tanrılı dinler ahlakın kaynağı değildir. onlar belli bir bütünlük içerisinde kendi ahlak kurallarını oluştururlar.
ilkel toplumlarda dinler doğanın güçlerini açıklama çabasıdır. bu toplumlarda da ahlak kuralları vardır. örneğin ensest genellikle kötü görülür. küçük ilkel topluluklar ensest ilişki yerine eş bulmak için senenin belli dönemlerinde toplanma yerlerinde buluşurlar. aborjinlerde de bu görülür, kongo havzasında da, berberilerde de (onlar müslüman ama bu gelenek muhtemelen binlerce yıl önceden geliyor). çünkü ensest sağlıklı nesiller elde etmeyi riske eder ve hem içgüdüsel olarak hem gözlemler nedeniyle zaman içerisinde ensest kötü kabul edilmiş ve birbirinden uzak toplumlarda benzer pratikler edinilmiştir.
ahlak kuralları değişken olduğu için bazı toplumlarda “7 göbekten akraba” ile evlenilmezken bazı toplumlarda kuzenle evlenmek normal karşılanabilir.
mısırda firavunlar tanrı horus’un yeryüzündeki cisimleşmiş hali olduğundan haremi olmasına rağmen sıradan bir insanla değil yine bir tanrıyla yani kendi kızkardeşleriyle evleniyorlardı (sakat ve hastalıklı çocuk çok doğuyordu, örneğin 17 yaşında ölmüş tutankamun’un iskelet sorunları vardı ve mezarından bir sürü baston çıkmıştı)
bildiğim bütün topluluklarda yaşlılara saygı gösterilir ve bakım görürler.
yani mutlak ahlak kuralları yok ancak genellemeler de yapılabilir. ensest genelde kötü kabul edilir. çünkü sağlıklı bireyler için böyle olması gerekiyordu.
ahlak toplumun devamını sağlayan bir fonksiyonudur. bu kurallar geleneksel olarak devam eder. ihtiyaçlara göre değişir. belki ileride tembellik çok büyük bir ahlaksızlık olarak kabul edilecektir, şimdilik sadece tasvip edilmeyen bir davranış. belki vücudumuzun bazı bölümlerinin görünmesi ayıp sayılmayacak.
ilave: tek tanrılı dinler ahlakın kaynağı değildir. onlar belli bir bütünlük içerisinde kendi ahlak kurallarını oluştururlar.
devamını gör...
fakirlik
daha güzel bir tanımı var mıdır bilemem ama iranlı düşünür olayı bitirmiş:
"fakirlik para ve altına sahip olamama da değildir. fakirlik, sahafta satılmamış bir kitabın üzerindeki tozdur. fakirlik, kağıt imha makinesinde, gazete parçalayan bir bıçaktır. fakirlik, arabanın camından dışarıya atılmış muz kabuğudur. fakirlik yemeksiz geçirilen bir gece değildir, fakirlik “düşünmeden” geçirilen bir gecedir."
"fakirlik para ve altına sahip olamama da değildir. fakirlik, sahafta satılmamış bir kitabın üzerindeki tozdur. fakirlik, kağıt imha makinesinde, gazete parçalayan bir bıçaktır. fakirlik, arabanın camından dışarıya atılmış muz kabuğudur. fakirlik yemeksiz geçirilen bir gece değildir, fakirlik “düşünmeden” geçirilen bir gecedir."
devamını gör...
stres altında vücudun verdiği garip tepkiler
üşümek. üşümekten tir tir titremek. özellikle aynı anda çok üzgün ve stresli olduğumda çölde bile üşüyebilirim.
devamını gör...
hashima adası
japonya'nın güneyinde, kyushu adası'nın güneybatısında yer alan, 40 yılı aşkın süredir terk edilmiş hayalet bir şehir olan adadır. bu ada japonya'nın büyük savaş gemisine benzediğinden battleship island olarak da anılmaktadır.

söylenene göre james bond filminin bir bölümü bu ada üzerinde çekilmiştir. adanın asıl hikayesi 1887 yılında altında kömür madeni bulunmasıyla başlamakta. hashima'dan çıkan kaliteli kömür, adaya yüzen para gözüyle bakılmasını sağlamış ve adanın mitsubishi tarafında satın alınmasını sağlamıştır. ancak daha sonra 1974'te kapatılıyor, bir hayalet şehir olarak kalıyor.

söylenene göre james bond filminin bir bölümü bu ada üzerinde çekilmiştir. adanın asıl hikayesi 1887 yılında altında kömür madeni bulunmasıyla başlamakta. hashima'dan çıkan kaliteli kömür, adaya yüzen para gözüyle bakılmasını sağlamış ve adanın mitsubishi tarafında satın alınmasını sağlamıştır. ancak daha sonra 1974'te kapatılıyor, bir hayalet şehir olarak kalıyor.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
güle güle şizofren kardeş.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
enerji, frekans uyumu sağlanırsa keyif alınacak sohbettir. bazen hiç tanımadığınız biri tanıdıklarınızdan daha sıcak ve samimi olabilir.
devamını gör...
barış murat yağcı'nın şarkı çıkarması
(bkz: bundan bize ne olması)
devamını gör...
günaydın sözlük
günün ilk günaydını benden gelsin.
havalar ılıdı az daha kalın giymeye başladım ama ben eylülü sevdiğimi hatırladım. böyle iyi.
her ne kadar rafet el roman
yaz bittiği için üzülüyorsa da ben ona takılmıyacam. tam mevsimlik şarkı dinleyelimi gitsin.
mis gibi bir cumartesi diliyorum kendime ve herkese.
havalar ılıdı az daha kalın giymeye başladım ama ben eylülü sevdiğimi hatırladım. böyle iyi.
her ne kadar rafet el roman
yaz bittiği için üzülüyorsa da ben ona takılmıyacam. tam mevsimlik şarkı dinleyelimi gitsin.
mis gibi bir cumartesi diliyorum kendime ve herkese.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
dün gece yokuşu çıkıyordum,
günlerden yetmişsekizdi..
yaymacı
eski kitaplarını bekliyordu
kaldırımda
eskiden olduğu gibi,
alsınlar okusunlar diye
başkaları da.
bazı yerler değişmiş,
bazı yerler eskiden olduğu gibi
hiç değişmemiş..
inenlerle çıkanlar;
yaşlısı, genci
basımevi, kitabevi..
gelenlerle, kalanlar..
aynı umular, aynı bekleyiş..
adlarda, yapılarda okunuyor
olmuşlarla olanlar..
yalnız bir şey değişmemiş;
iniş-çıkış, geliş gidiş.
bu yalnız benim için değil..
nasılsa benden önce;
yüz, seksen, elli..
benden sonra da olacak,
besbelli.
benim de demek istediğim:
dün gene yokuşu çıkıyordum
günlerden yetmişsekizdi..
onu-buna kimilerini sordum,
çok azı bildi.
işte geçerken dün o yokuşdan,
günlerden yetmişsekizdi,
saat yetmişsekizdi..
otuzsekiz saat önce oradan
şarkılarıyla, şiirleriyle
bir şarışın geçmişdi..
onu soruyordu şimdi
bir sakallıdan..
ne bilsindi.
çağaloğlu yokuşu- özdemir asaf.
günlerden yetmişsekizdi..
yaymacı
eski kitaplarını bekliyordu
kaldırımda
eskiden olduğu gibi,
alsınlar okusunlar diye
başkaları da.
bazı yerler değişmiş,
bazı yerler eskiden olduğu gibi
hiç değişmemiş..
inenlerle çıkanlar;
yaşlısı, genci
basımevi, kitabevi..
gelenlerle, kalanlar..
aynı umular, aynı bekleyiş..
adlarda, yapılarda okunuyor
olmuşlarla olanlar..
yalnız bir şey değişmemiş;
iniş-çıkış, geliş gidiş.
bu yalnız benim için değil..
nasılsa benden önce;
yüz, seksen, elli..
benden sonra da olacak,
besbelli.
benim de demek istediğim:
dün gene yokuşu çıkıyordum
günlerden yetmişsekizdi..
onu-buna kimilerini sordum,
çok azı bildi.
işte geçerken dün o yokuşdan,
günlerden yetmişsekizdi,
saat yetmişsekizdi..
otuzsekiz saat önce oradan
şarkılarıyla, şiirleriyle
bir şarışın geçmişdi..
onu soruyordu şimdi
bir sakallıdan..
ne bilsindi.
çağaloğlu yokuşu- özdemir asaf.
devamını gör...
uyku tutmayan gecelerde düşünülenler
geçmişte yapılan salaklıklardır genelde. eskiden yaptığın bir şeyden dolayı ''keşke öyle yapmasaydım, rezil ettim kendimi" ya da ''keşke o lafı o zaman söyleseydim içimde kalmazdı'' *şeklinde sıralayabileceğimiz düşüncelerdir.
devamını gör...
amarthiel
empati kurabilen bir yazar.
anlamlı bir yazışma sonunda bu kanaate vardım.
sözlüğe iyi gelecek yazar, dilerim sözlükte ona iyi gelir.
anlamlı bir yazışma sonunda bu kanaate vardım.
sözlüğe iyi gelecek yazar, dilerim sözlükte ona iyi gelir.
devamını gör...
yeni sevgiliye sorulacak ilk soru
yiğidim! masaya; cüzdan, sigara ve araba anahtarı bırakmıyorsun inşallah?
devamını gör...
nazım hikmet ran
“nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi,
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin...”
çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin...”
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
sözlüğün sinema fenomeni haluk bilginer sesli karizmatik yazarı ile cool cool takılalım o vakit.
sinema sever olduğum için radyo başında olacağım tabikine.
edit: alice kardeşi unutmuşum utandım.
tatliş alice seni de merakla bekliyorum.
sinema sever olduğum için radyo başında olacağım tabikine.
edit: alice kardeşi unutmuşum utandım.
tatliş alice seni de merakla bekliyorum.
devamını gör...
ağzında gümüş kaşıkla doğmak
tesadüfen duyduğum, çok hoşuma giden bir söz dizisi.
ingilizcede çok kullanılan bir deyim olduğunu öğrendim.
antibiyotiğin keşfinden önce gümüşün bakteriler üzerine yok edici etkisi biliniyormuş ve varlıklı aileler yemek gereçlerinin gümüş olmasına çok dikkat ederlermiş. çıkış noktası da bu sebepledir sanırım.
ingilizcede çok kullanılan bir deyim olduğunu öğrendim.
antibiyotiğin keşfinden önce gümüşün bakteriler üzerine yok edici etkisi biliniyormuş ve varlıklı aileler yemek gereçlerinin gümüş olmasına çok dikkat ederlermiş. çıkış noktası da bu sebepledir sanırım.
devamını gör...
müzik
müzik bir ifade biçimidir bana göre. söylenenlerden hariç hissedilenlerin de ifade edildiği bir alandır. araçtır ayrıca. insanların evrensel anlamda birleştiği, duygudaş olduğu kapsama alanıdır. insanlık tarihinin tanığıdır. hep var olmalıdır.
devamını gör...