sözlükte sıkça gördüğüm olaydır.

bunu ilk kez kim yaptı niye çıkardı bilmiyorum.
yeşilçam filminde gibi hissediyorum kendimi.
devamını gör...

yakalanmak isteyip de bi türlü yakalanamamaktan ve babadan bir şey saklamak vicdan yükü yarattığından mütevellit akşam yemeği sonrası beklemekten sıkılıp sigara kullandığımı söylediğimde hangi markayı içtiğimi sorması ve marlboro dediğimde tadının kaçtığı durum. zevksiz ve müsrifmişim..
devamını gör...

bediaaaa
devamını gör...

istanbul'da öyle bir yerin olmaması.
edit: son dakika kadıköy rıhtım geldi aklıma.
devamını gör...

janis de çaldı tam oldu.
devamını gör...

''1 koyun, 1 keçi, 3 kuzu tarafından esir alınmış bulunmaktayız. evet, tarafından.'' böyle belediyeleri seviyoruz.*
buradan.
devamını gör...

uçsuz bucaksız tabiat demek isterdim ama beton yığını ve arada yeşermesine izin verilmiş bir kac kök bitki örtüsü..
devamını gör...

miko’yu duyan unkapanı esnafı ağlayarak iletişim bilgilerine ulaşmaya çalışıyormuş, net bilgi.*
devamını gör...

“ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra

hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra

bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra

bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra

bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra

ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına

ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra

elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura

neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara

ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra

yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra.”

turgut uyar şiiri.
devamını gör...

haklı bir hareket, haklı bir harekettir. katılanların kimliği onu gayrimeşru yapmaz. eşcinsellerle ilgili bu nefretiniz faşizmdir, homofobidir, suçtur. insanları cinsel kimliği ve siyasi fikirleri yüzünden aşağılamayı kendine hak görenler aslında, haksızdır, tehlikelidir ve dünyanın başına beladır. o tapıncına doyamadığınız devlet bir gün sizin başınızı yediğinde size el uzatanların, bugün aşağıladığınız insanlar olduğunu göreceksiniz.
devamını gör...

kısmetse döner.
devamını gör...

yine çarşamba, yine sözlük radyosu, yine yayınlar... diyeceğim ama maalesef bu hafta brothers düğüm salonu radyo yayını yoktu**.
amaaa öğrendik ki, imperactusve denacesbu hafta neşet ertaş yayını yapacaklarmış*. dinlemedeyiz efenim.
anılara gelirsek de...
sanırım 7-8 yaşlarımdaydım. yaşadığım yerde bi festival yapılıyordu ve şansa bak ki neşet ertaş o festivalde konser verecekti... ailecek gittik dinlemeye. sanırım o yaşıma gördüğüm en kalabalık ortam o gündü. iğne atsam yere düşmez, garanti havaya kaçardı "bu ne kılıbılık*". dediler ki, üstad geç çıkacak. biz de sahneyi çok uzaktan gören bi tepe bulduk ve oraya oturduk. bütün konser boyunca, o kadaaaar insanın olduğu yerde çıt çıkmadan insanlar neşet ertaş'ı dinliyorlardı desem yalan olmaz. çok dikkatimi çekmişti bu konu.
ayrıca şöyle de bi durum var. neşet ertaş sahneye çok geç çıkmıştı ve benim yaşım dolayı olsa gerek pek bi uykum gelmişti. ama inatla uyumamıştım. küçüktüm ama biliyordum, neşet ertaş çok önemli ve değerli biriydi. benim elime de bu şans bi daha gelmezdi, ileride çok pişman olurdum. neşet ertaş sahneden inene kadar gözlerimi ovuştura ovuştura dinledim hep. ayrıca o günden aklımda kalan çok net bir şey var; sayın ertaş'ın cahildim dünyanın rengine kandım derken ki hali... o yüzden müsaadenizle bu şarkıyı kendime istiyorum.
dinleyicilere iyi dinlemeler; yayıncılara iyi sohbetler.

sayın yazar denaces'e not:
tesadüfe bakın! 3 yıldır neredeyse her ay şehir değiştiriyorum ve geçtiğim şehirler arasında hep kırşehir de oluyor. tam da sizin dediğiniz gibi, kırşehir'den geçerken özellikle neşet ertaş dinlerim. hatta otogarda yolcu inip-binerken de özellikle inip bi kendime bi sayın ertaş adına nefes almayı kendimce ritüel haline getirmişimdir.
devamını gör...

bilmeden konuşan arkadaşlara şu haberi bırakıyorum. yurtdışında bir çok ülkede türkçe eğitim veriliyor. yeri geldiğinde orduda bile türkçe dersi veriliyor.
87 ülkede türkçe öğretiliyor
11 ülkenin ordusunda türkçe öğretilmesi

ayrıca yurtdışında kürtçe eğitim veren kurumların sayısı da bir hayli fazladır. bu kurumların varlığıyla milyonlarca kürdün yaşadığı yerlerde bir bölünme görmedim ben.
yurtdışında kürtçe eğitim

edit: afrikalı kardeşleriniz de dil eğitimi alıyor.
swahili kursu
devamını gör...

kaç yaşına gelirsem geleyim sanırım hep çocuk kalacağım.
devamını gör...

kitab-ı mukaddes'te (özel olarak (gbkz: incil)'de, daha da özelinde yuhanna incili'nde) yer alan, isa peygambere atfedilen söz. bir kadının zina suçundan yargılanması sırasında herkesin günahkar olduğunu vurgulamak adına söylenir. olay, kimsenin kadını suçlayamaması ve isa'nın kadını affetmesiyle sonuçlanır.
devamını gör...

1- gün doğmadan (1995)
2- gün batmadan (2004)
3- geceyarısından önce (2013)

aslında önersem mi önermesem mi bilemedim. ama serinin ilginç detayları yüzünden izlenebilir film olduğu için en azından bilgi vermek istedim. genç bir adam ve genç bir kadın tren yolculuğu sırasında tanışıyorlar ve genç adam kadına trenden kendisinin indiği durakta yani viyana'da inmesini, kendisiyle bir gün geçirmesini istiyor. kadın da tabii ki kabul ediyor. olaylar genel olarak eş zamanlı gerçekleşiyor. film bir buçuk saatse genel olarak bir buçuk saat boyunca sohbetlerini izliyorsunuz. filmlerin en ilginç tarafı ise sonları hep bir belirsizlikle bitiyor. ilk filminden 9 yıl sonra 2. filmini çektiklerinde 9 yıl sonraki halleriyle konuya devam ediyorlar. yine 3. film de 9 yıl sonra çekiliyor ve filmdeki 9 yıl sonraki halleriyle konuya devam ediyorlar. bir çiftin yaşadığı bütün duyguların anlatıldığı filmi başka film izlemek için herhangi bir tercihiniz yoksa size öneriyorum değerli yazarlar.
devamını gör...

sabarlar (sabirler); önceleri hunlar’a bağlı olarak yaşamışlar, daha sonra avarların baskısı üzerine ural bölgesine yerleşmişlerdir. sasanilerle birleşerek bizanslılar ile yaptıkları savaşlar sırasında ankara, kastamonu yörelerine kadar gelmişlerdir. bugünkü sibirya bölgesinin adı sabirlerden gelmektedir.

kaynak: tarih dersi notlarımdır. bana ait değildir.
devamını gör...

bugünkü troll saldırılarından sonra gerekli olduğunu hissettiğim öneridir, alımlar açıkken trollerin dolması burayı benimsemiş benim gibi yazarları da soğutuyor, gelecek olanları da.

insanlar parçası olmaya çalıştıkları mekanlara daha da ilgi duydu mesela alternatif onlarca sözlük varken yıllarını çaylak olarak geçirdi ve bundan fazlasıyla keyif aldı.(bkz: ekşi sözlük)

ekşi sözlüğün en mantıklı hareketi yazar alımlarını yıllara bölmesiydi, nesil kavramını getirmesiydi. bu sözlükte de böyle bir şey olsa emin olun daha çok ilgi görecek, içerik kalitesi artacak.

halihazırda onbinlerce -olduğunu tahmin ettiğim- yazar varken daha da artmasını bekleyip burayı ikinci bi uludağ sözlük yapmak çok büyük bi hata olur.

not: cümleleri bağlayamadım, eve geçince bakiciğm
ikinci not: baktım ama az baktım.
devamını gör...

sene olmuş 2021 bir burçla insanları analiz edip yermekte pek komik. şurada beş tane aynı burçtan insan yan yana gelsek, hepimizin farklı bir dünya özelliği çıkar ortaya.
burçlara bel bağlamayınız.
devamını gör...

insanı ikileme düşüren bir sorudur.

aslında herkes tercihleri doğrultusunda bir şeyler yaşıyor. yaptığımız tercihlerin sonuçları iyi ya da kötü olsada bir şekilde tercihimizin sonucunu yaşıyoruz.
diğer yandan bakıldığında insan doğduğu evi, yaşam standardını, doğduğu memleketini seçemiyor. burda birnevi kader söz konusu diyebiliriz.

üzerine düşünüldüğünde kafa karıştırıcı olsada, değiştiremeyeceğimiz şeyler hayat tarafından bize dayatılan şeylerdir. diğerleri ise yaşam içerisinde yaptığımız tercihler doğrultusunda yasadığımız güzel veya kötü şeylerdir. örneğin, kumar oynayıp herşeyini kaybetmek gibi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim