kulak içi kulaklık önerileri
huawei freebuds 3'ü tavsiye edebilirim, dışarıdan gelen sesleri engelleme özelliğine sahip ilk bluetooth kulaklık olması da bir artı özelliği. dışında silikon olmamasına rağmen başarılı bir gürültü engelleme özelliğine sahip.
ortalama tek kulaklık 4 saat gitmekle beraber kutusuyla bir günü hiç sorun yaşamadan götürebilirsiniz.
ortalama tek kulaklık 4 saat gitmekle beraber kutusuyla bir günü hiç sorun yaşamadan götürebilirsiniz.
devamını gör...
hilkat garibesi
acayip, garip tuhaf şey anlamına gelir.
devamını gör...
don't fuck with cats
tam adı kedilere bulaşmayın : internette katil avı olan netflix yapımı belgeseldir.
kanadalı katil luka magnotta'nın nasıl bir manyak olduğunu anlatan 3 bölümden oluşan harika bir belgesel. izlerken çok keyif aldım. güzel bir belgesel güzel bir yapım olmuş.
belgesel 2019 yılında yayınlanıyor ve yönetmenliğini mark lewis üstleniyor.
izlerken acayip ürperdim. heyecanlanarak izledim. böyle bir olayın gerçekte yaşandığını hiç duymamıştım ve çok şaşırdım.
luka magnotta denen eleman internete kedi öldürüp video atıyor. bunu gören kesim internette grup kurup aramaya başlıyorlar. bu süreci gerçek kişilerle birlikte anlatmaya çalışmış bir yapım izliyoruz. tek eksik tarafı bazı kısımların gereksiz uzatılmasıydı. 2 bölüm olsa veya 2 saatlik bir tek bölüm olsaydı daha doyurucu olabilirmiş.
belgesel aslında bize sadece bir katili anlatmıyor sosyal medyanın yeri geldiğinde ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. günümüzde adaleti twitterdan bulduğumuz için izlerken üzüldüm. ve kediler için o kadar endişelenen araştırma yapan kişileri görünce dünyaya dair umutlarım çoğaldı.
belgeselde izlediğimiz her şeyin gerçek olması seyirciyi ürpertiyor. korktum küfür ettim falan bazı yerlerde insanın içi kaldırmıyor.
ayrıca hayvanlara işkence yapanların ceza almasının ne kadar gerekli olduğu anlatılmış.
insan psikolojisi ve travmalar güzel anlatılmış. seyirciye sorular sorulmuş. özellikle belgesel biterken son sorulan soru çok önemliydi.
ayrıca belgeselde bir türk var. kritik bir yerde bir türk ortaya çıkıyor. ilginçti.
gerçek olay olduğu için spoiler olduğunu düşünmüyorum. ama bazı yazdıklarımın inatla spoiler olduğunu düşünecek kişiler vardır. portakal atabilirler.
tavsiye edebileceğim güzel bir belgesel. tavsiye ederim.
kanadalı katil luka magnotta'nın nasıl bir manyak olduğunu anlatan 3 bölümden oluşan harika bir belgesel. izlerken çok keyif aldım. güzel bir belgesel güzel bir yapım olmuş.
belgesel 2019 yılında yayınlanıyor ve yönetmenliğini mark lewis üstleniyor.
izlerken acayip ürperdim. heyecanlanarak izledim. böyle bir olayın gerçekte yaşandığını hiç duymamıştım ve çok şaşırdım.
luka magnotta denen eleman internete kedi öldürüp video atıyor. bunu gören kesim internette grup kurup aramaya başlıyorlar. bu süreci gerçek kişilerle birlikte anlatmaya çalışmış bir yapım izliyoruz. tek eksik tarafı bazı kısımların gereksiz uzatılmasıydı. 2 bölüm olsa veya 2 saatlik bir tek bölüm olsaydı daha doyurucu olabilirmiş.
belgesel aslında bize sadece bir katili anlatmıyor sosyal medyanın yeri geldiğinde ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. günümüzde adaleti twitterdan bulduğumuz için izlerken üzüldüm. ve kediler için o kadar endişelenen araştırma yapan kişileri görünce dünyaya dair umutlarım çoğaldı.
belgeselde izlediğimiz her şeyin gerçek olması seyirciyi ürpertiyor. korktum küfür ettim falan bazı yerlerde insanın içi kaldırmıyor.
ayrıca hayvanlara işkence yapanların ceza almasının ne kadar gerekli olduğu anlatılmış.
insan psikolojisi ve travmalar güzel anlatılmış. seyirciye sorular sorulmuş. özellikle belgesel biterken son sorulan soru çok önemliydi.
ayrıca belgeselde bir türk var. kritik bir yerde bir türk ortaya çıkıyor. ilginçti.
gerçek olay olduğu için spoiler olduğunu düşünmüyorum. ama bazı yazdıklarımın inatla spoiler olduğunu düşünecek kişiler vardır. portakal atabilirler.
tavsiye edebileceğim güzel bir belgesel. tavsiye ederim.
devamını gör...
swann'ların tarafı
bir marcel proust eseridir. 7 kitaptan oluşan kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır.
bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.
kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.
marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.
kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.
swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.
kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
bu seriyi ve marcel proust'u uzun süredir okumak istiyordum ve sonunda ilk kitaptan seriye giriş yaptım. açıkçası okumadan önce çok araştırdım ve çok okudum. endişelerim vardı. okumadan önce proust'un iki kitabını okudum ve sonra serinin ilk kitabını okudum.
şahsen kitap üzerine konuşulması gereken çok lezzetli bir eser. çok beğendim.
kitap üç bölümden oluşuyor bu bölümler şöyle. ilk olarak combray bölümü. ikinci bölüm swann'ın bir aşkı üçüncü bölüm ise memleket isimleri:
kitaba başlar başlamaz farklı bir eser okuyacağınızı hissediyorsunuz. ilk cümleden itibaren alışılanın dışında bir şeyle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, sıkıcı tasvirlerle başlayan bir bölüm sizi karşılıyor. yazarın geçmiş hakkında yaptığı gözlemler karşınıza çıkıyor ve inanılmaz lezzetli cümleler okuyorsunuz. uzun bir cümleyi okuyorsunuz okuyorsunuz ve cümle bittiğinde muhteşem bir haz duyuyorsunuz. bazen cümleyi anlamayıp tekrar okuyorsunuz. bu kitabı okurken sık sık bir cümleyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. çok keyifliydi.
marcel proust bu kitabında geçmişe giderek o anlarda neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor ve bunu çok güzel şekilde yapıyor. yazar his dünyasını okuyucuya çok başarılı şekilde aktarıyor. yaşadığı duyguları ve anları, kelimeleri yan yana harika şekilde koyarak aktarıyor. hayatında belirli isimlerle yaşadığı şeyleri ve hisleri başarılı bir gözlemci olarak anlatıyor. tabii banane bundan diyebilirsiniz ama gerçekten okurken insana öyle gelmiyor.
proust aslında bize bilmediğimiz bir şey anlatmıyor. bildiğimiz şeyleri farklı ve edebi şekilde anlatıyor. okurken "aaa cidden öyle" diyorsunuz. bildiğimiz olayların bu kadar güzel bir şekilde kağıda dökülmesi okuyucuyu mutlu ediyor. şahsen beni çok mutlu etti.
kitap okurken fark edeceğiniz bir başka detay ise belleğin gücü oluyor. geçmişe dönüp o kadar detaylı şeyleri anlatan proust harika bir belleğe sahip olduğunu her satırda gösteriyor. özellikle çocukluğu ve ailesiyle yaşadığı hisler ve duygular çok ama çok başarılı.
ilk bölümde yer alan anne ve babanın çocuk üzerindeki etkisi şahsen en etkilendiğim kısım oldu. ikinci bölümde yer alan swann ve aşkı yine sevdiğim kısımlardandı. yazar ikinci bölümde bizim aşk diye bildiğimiz şeyleri tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor ve okurken hayrete düşüyorsunuz. swann ve yaşadığı kıskançlık o kadar iyi aktarılmış ki uzun zamandır okuduğum en iyi şeylerden birisiydi.
swann'ların tarafı bir giriş kitabı nasıl olması gerekiyorsa öyleydi. muhteşem bir giriş kitabı, harika bir seriye başlayacağınızı size belli ediyor. bu devasa seriye başlangıcın bir madlen sayesinde olması ise yazarın ne kadar başarılı ve muhteşem bir zekaya sahip olduğunun göstergesi. herkese tavsiye ederim.
yazımı bitirmeden önce değinmeden geçemeyeceğim bir kişi daha var o da roza hakmen. bu kitaptan bu kadar keyif aldıysam sebebi harika çevirisiyle beraber roza hakmen'dir. bu kadar uzun cümleleri nasıl çevirdi ve çevirirken neler hissetti bilmiyorum ama tam anlamıyla muhteşemdi.
ha unutamadan bu kitap size noktalama işaretlerinin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. noktalama işaretleri olmasaydı nasıl okunurdu acaba diye düşünmeden edemedim.
kayıp zamanın izinde serisinin diğer kitaplarında görüşmek üzere.
devamını gör...
sevgilinin gerçekten güzel olduğunu anladığın an
sevgilinin her şeyi güzel gelmez mi seven kişi için doğrusuyla yanlışıyla
devamını gör...
gezginler.net
zamanında çok farklı virüs, truva atı vb. bilgisayar zararlısıyla tanışmama vesile olan internet sitesidir.
devamını gör...
fineas ve förb
2007 yılında yayınlanmaya başlayan, imdb puanı 8.0 olan dan povenmire ve jeff "swampy" marsh tarafından yönetilen 4 sezonluk disney channel çizgi filmi.
çizgi filmin logosu:

şarkıları ayrı bir güzeldir.
o kadar kötü değilsin:
yüreğimde bir boşluk var:
eve dön perry:
şeytan çocuklar:
uzay dondurması:
biri bana not versin:
bu yaz senin olsun:
yakışıklı doktor:
yakalandın:
çizgi filmin logosu:
şarkıları ayrı bir güzeldir.
o kadar kötü değilsin:
yüreğimde bir boşluk var:
eve dön perry:
şeytan çocuklar:
uzay dondurması:
biri bana not versin:
bu yaz senin olsun:
yakışıklı doktor:
yakalandın:
devamını gör...
yengeç burcu
çok duygusal çok hassas insandırlar. bu burç bir insana yanlış veya üzecek bir davranışta bulunursanız geçmiş olsun asla unutmazlar. kafalarında kurarlar . anaç bir burçtur sevgileri büyüktür.
devamını gör...
128 milyarı sormak ihanetin ve melanetin maskesidir
biri şunu silksin...*
kendine gelir, belki tek derdi silkilmemektir.*
kendine gelir, belki tek derdi silkilmemektir.*
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"sana birşey söyleyeyim dostum,
umut tehlikelidir.
umut bir insanı deli edebilir.
bu iyi değildir."
the shawshank redemption.
umut tehlikelidir.
umut bir insanı deli edebilir.
bu iyi değildir."
the shawshank redemption.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
zafer, iyi olmak demekmiş, şimdi bildim. geri gelen sağlığa da, geçen her tehlikeye de zafer denirmiş. zafer dediğimiz şey, özgürlük imiş, anladım.
ağzına sağlık yeşilevham. sevda'nın hayatı zaferlerle dolu olsun.
bengaripsengüzeldünyaumutlu'ya çok teşekkür ederim, bizi yine güzel bir konuyla bir araya getirdiği için.*
bir sonraki şarkı editi: bu kadar denk gelir, bergenin yan çarı aklımı okudu sanıyorum. *
ağzına sağlık yeşilevham. sevda'nın hayatı zaferlerle dolu olsun.
bengaripsengüzeldünyaumutlu'ya çok teşekkür ederim, bizi yine güzel bir konuyla bir araya getirdiği için.*
bir sonraki şarkı editi: bu kadar denk gelir, bergenin yan çarı aklımı okudu sanıyorum. *
devamını gör...
dolu kadehi ters tut
şarkıları eğlenceli ve kendini sevdiren bir tarzda umarım çizgisini bozmadan ilerler
devamını gör...
kız çocuğu annesi olmak
her şeyini eleştiren ama dibinden ayrılmayan yurdum tabiri ile tatlı bir kumaya sahip olmaktır.
devamını gör...
tedavisi olmayan türk hastalıkları
akrabalık.
devamını gör...
ruhunu şeytana satmak
asil trajedinin şeytanin ruhunuzu satın alınmaya değer bulmadığında başladığını okumuştum.
devamını gör...
lale devri
doğu ve batı ile gerçekleşen karşılıklı etkileşimin yaşandığı devirdir. sadece ''batılılaşma yaşandı'' demek yanlış olur çünkü o zamanlar avrupa'da turquerie akımı (osmanlı kıyafetleri giyip gezmek) görülmüştür.
padişahı 3. ahmet'tir.
bu dönemde matbaa, çiçek aşısı, tercüme heyeti'nin ve tulumbacı ocağı'nın kurulması gibi yeniliklerin yanında, 28. mehmet çelebi sefir (elçi) olarak paris'e gönderilmiştir.
padişahı 3. ahmet'tir.
bu dönemde matbaa, çiçek aşısı, tercüme heyeti'nin ve tulumbacı ocağı'nın kurulması gibi yeniliklerin yanında, 28. mehmet çelebi sefir (elçi) olarak paris'e gönderilmiştir.
devamını gör...
yalnız yaşamak
aile evinde yaşarken en büyük hayalimdi. yaklaşık 3 ay önce hayalim gerçek oldu. kendi evimde, kendi eşyalarım ve düzenimle yaşıyorum. istediğim saatte yatıp uyanıyorum, istediğim gibi yeyip içiyorum. ama öyle bir yerdeyim ki... gerçekten salt yalnızlık yaşıyorum. kimseyi evime davet edemiyorum veya kimsenin evine istediğim zaman gidemiyorum. arkadaş ortamım yok, hiçbir eğlencem yok. köyde yalnız başıma yaşıyorum. yemek yapmak, çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamam soba yakmak... her şey o kadar zor olabiliyor ki bazen.
edit: ama n'olursa olsun aile evine çıkmayı yine istemiyorum.
edit: ama n'olursa olsun aile evine çıkmayı yine istemiyorum.
devamını gör...
anonim yazar
defalarca uyarılmasına rağmen trollüğün dozajını kaçırması ve aynı zamanda açtığı yan hesaptan, farklı yazarlara favori ve (+) oy vermesi sebebi ile sözlükten 48 saat süre ile uzaklaştırılmıştır.
kendisi sözlüğün renkli simalarındandır, döndüğünde biraz daha kontrollü davranmasını ve bu tür bir uygulamanın tekrarına sebebiyet vermemesini diliyoruz.
kendisi sözlüğün renkli simalarındandır, döndüğünde biraz daha kontrollü davranmasını ve bu tür bir uygulamanın tekrarına sebebiyet vermemesini diliyoruz.
devamını gör...
psikiyatri bilim midir sorunsalı
insan beyninin dünya üzerindeki en karmaşık ve gizemli organı olduğunu düşünürsek, bu organın meydana getirdiği kimyasal bozuklukları ve hastalıkları inceleyen bir bölüm elbette bilim dalıdır. bir panik atak olursanız mazallah tabii olmayın da, işte o gün bilimin babası aç kapıyı diye hastanede alırsınız soluğu.
devamını gör...
