"leşçi, can alıcı, faşşizan!"
devamını gör...

netflix’in isveç yapımı dizisi olan quicksand, malin persson giolito’nun kitabı störst av allt’tan uyarlanmış. dizinin senaryosu camilla ahlgren'e yönetmenliği per-olav sørensen'e ait.

6 bölümden oluşan dizide bölümler ortalama 40 dk sürüyor.

dizinin ana karakteri olan maja rolüne hanna ardéhn, sebastian karakterine felix sandman, amanda rolünde ella rappich, samir karakterini william spetz yer alıyor.

dizi, isvec'te lise'de okuyan ve başarılı olan maja'nin okula yeni gelen ve çok zengin olan sebastian ile tanışmaları ve sonrasında yaşananları anlatıyor.

çok daha detay kullanılarak daha uzun sürebilir olmasına rağmen olaya giden sürec ile mahkeme sürecine odaklanilmis. ben mahkemede sahnelerinde verilen alt metinleri çok beğendim. hangi konuşmada hangi karakterin gösterileceği gibi detayları. bir de karakterlerin hiç birisinin sütten çıkmış ak kaşık olmamasını. yani her bir karakterin beğendiğiniz ve eleştirdiğiniz birden çok özelliği olmasını.

diziye polisiye suç filmi olarak başladığım için ilk üç bölüm inatla avukatın sebastian'in ailesi tarafından tutuldugunu ve gizlice tüm suçu maja'ya yıkmaya çalıştığını düşündüm.

oysa dizi her ne kadar uç karakterler üzerinden gösterilse de tam bir gençlik ve ebevenyn karmaşasını gösteriyor.

dizinin her bölümünde geçen bazı kilit cümleler var. bu cümleleri fark ettiğinizde aslinda.dizinin daha psikolojik ve sosyolojik taraflarını da görmüş oluuorsunuz.

örneğin ilk bölümde geçen "çevresinde o kadar güzel kız varken sebastian beni seçti." gibi ya da ikinci bölümde "babama annemi sorunca gitti dedi. neden diye sorunca, biz çöpümüzü kendimiz atmayız,başkalari bizim için atar." gibi.


diziyi henüz 10 yaşında olmasına rağmen şimdiden ayna karşısında saatlerini geçiren, bizi içten içe eleştirip,kendince bizden bir şeyler saklamaya ugrasan oğlumu gözümün önüne getirerek izlediğimde ebeveyn olarak gençleri anlamakta ve onlara destek olmakta ne kadar eksik kalabildiğimizi farkettim. altı üstü çerezlik bir netflix dizisi diyerek başladığımız dizide değişen gençlik kavramını, zengin ve batılı ülkelerin sorunlarının da aslında bizim ülkemizin sorunlarından pek farklı olmadığını görüyorsunuz. gençlik ne kadar zor bir şey. kafan karışık, önünde çetrefilli bir yol var, her kafadan bir ses çıkıyor, henüz kendini tanıma aşamasındadın, hangi yöne gitsen mutlaka eleştirecek birileri var ve bununla başa çıkmak çok zor.

dizide ulkemizde kolay kolay göremeyeceğiniz kadar rahat ve demokratik ailenin aslında "kendi hayatı kendi kararları" diyen avrupalı kafası ile çocuğunu ne kadar yalnız bıraktığını görüyoruz.

17 yaşındaki kızının mutsuz olduğunu gören ailesinin zengin sevgiliye hayır dememesi için onu zaman zaman görmezden gelmesi gibi.

benim kuşağımın pek alışık olmadığı ama z kuşağının çok önem atfettigi kankalık, arkadaşlık makamının bir gencin hayatı ile ilgili alacağı kararlarda nasıl da etkili olduğunu görüyoruz.

amanda'nın sebastian'ın bir sorunu varsa sen cozmesinde yardımcı olursun. onu yalnız bırakmazsın diyerek arkadaşınin omuzlarına kaldıramayacağı yükü yüklemesi gibi

yaşınız ve içinde bulunduğunuz ortam ne olursa olsun herkesin ilk ve en önemli ihtiyacının aile sevgisi olduğunu çok iyi görüyorsunuz ki bunu romantik aile saadeti sahneleri yapmadan çok net bir şekilde gösteriyor.

sebastian'ın maja'da anne eksikliğini gidermek ya da babasına olan kinini durdurmak için gösterdiği bağımlılık ve baskı gibi.


dizi bitince bu dizi türkiye'de cekilseydi ne olurdu? diye düşündüm. birincisi maja mutlaka hamile kalırdı. ikincisi maja'nın annesi kürk falan giyer komşulara hava atardı. maja'nın babası sebastian'ın babası ile ortak işe girerdi. peki bizim ülkemizde maja gibiler yok mu? bence var. tek fark kimisi ınstagram fenomeni oluyor kimisi müge anlı türü programların kahramanı.
devamını gör...

abi yiyor içiyor ana yemekti tatlıydı hiç kilo almıyor ben su içsem alıyorum.
devamını gör...

ülkü ocaklarına gidip şu reisi tanıyorum, bu abiyi çağırırım diye ciğeri 5 para etmez adamların ismini zikrederek dayılık yapmak.
devamını gör...

enrico fermi'nin talebesinin talebesi, kuantum alan teorisini yalamış yutmuş, standart model'in babalarından, einstein'ı ters köşe yapan birleşik alanlar kuramı ile nobel alan parçacık fizikçisi.

nobel kazandıran birleşik alanlar kuramı'nda elektromanyetik kuuvet ile zayıf kuvvetin etkileşimini birleştirip, ahanda elektrozayıf kuvveti buldum demiştir. gram felsefe bilmeyen teorik fizikçilerden bi ufak farkı vardır. ( 'dreams of theory' de bilimi harekete geçiren soru ''neden'' sorusudur demiş)*

bu amcaya -ve bi çok parçacık fizikçisine- göre, fizik bu yolun sonunda mutlak gerçekliğe ulaşacakmış. weinberg'i diğer fizikçilerden farklı kılan şey, bunun bi 'inanç' olduğunu bilmesi.( edwart witten'a falan bakın, zannedersiniz mağaradan çıkmış) yakışmadığı halde felsefi dil kullanmaya çalışmasına rağmen süper çarpıştırıcı* ya da herhangi bi hızlandırıcının mutlak gerçeklikle alakası hakkında tek kelimesi yoktur. ancak nihai bi teorinin insanlık için hiçbi şey ifade etmeyebileceğini ve fiziksel teorileri kabul edip etmeme kararında kullanılan tekniklerin öznel olduğunu kabul ettiğini hatırlıyorum. daha sonra, nihai, mutlak bir teori- ya da her şeyin teorisi- olsa da bunu bilemeyeceğimizi de söylemiş kendisi. insan yaşlandıkça şüpheci oluyo tabi. dine karşı olan konumu ateizm değildir, anti-teizm'dir. tanrı yoktur dememiş, tanrı'yı sevmiyorum ve ona inanmıyorum demiş.
devamını gör...

lahmacunun 50 kuruş olduğu yıllar. paradan altı sıfır atıldığı halde..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fotoğraf kaynağı
devamını gör...

insanlar ikiye ayrılır:
kaç yaşındasın sorusuna doğum yılı ile cevap veriyorsa; 90 öncesi
yaşını söyleyerek cevap veriyorsa 2000 sonrası doğanlar olarak.
devamını gör...

sakızdaki karikatür gibi kasketli, gözlüklü ve palto giyen kişilere yapılan benzetme.
devamını gör...

istisnasız her yaptığımda "kendimizce yaptık işte pişiler" dediğim, kahvaltıya derin bir sessizlikle devam etmemize neden olan yiyecek.
devamını gör...

günümüzde organ saklanması için kullanılan winconsin üniversitesi'de bulunduğu için ismini oradan alan özel solüsyondur.
bu solüsyonla
böbrek 40-50 saat
kalp 5 saat
karaciğer 6-12 saat saklanabilmektedir.
devamını gör...

insan her zaman, kağıda dökebildiğinden daha iyi bir kitap taşır kafasında...
devamını gör...

herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantı veya konsept.
devamını gör...

“ bir tehlikenin ortaya çıkması halinde” anlamına gelen sözdür.

eğer gizli bir görevdeyseniz tehlike anlarında, görevi zor sokacak ya da görevin iptaline neden olacak anlarda bir plana ihtiyacınız vardır.

görevin başarısı için tehlike anında yapılması gereken şey ya da şeyler önceden planlanmalı ve gerekiyorsa eğer, yeterli oranda temrin yapılmalıdır. çünkü bekçi mürtezanın torunları olan bizler için vazife her şeyden üstündür ve öyle de olmalıdır.

yapılan bu acil durum planlarının en önemli özelliği ise riskli olmalarıdır. çünkü bu planların sonunda planı uygulayan kişi veya kişiler fedakarlık göstermek zorundadır. ve bu fedakarlık bu kişilere fiziksel bir zarar verebilir.

o yüzden vazifeyi başarıya ulaştıracak bu plan için gözü budaktan sakınmamak gerekir. konu elbette sadece göz değildir.

bu sözü ve devamını cem yılmaz’ın yahşi batı filminde duyduk. aziz vefa ve lemi galip elmas ve bin doları kaybetmemek için bu sözü şiar edinir. ve en azından biri emirleri yerine getirir: cereyan-ı tehlike-i vuku emanetlerin mabadına duhulü.
devamını gör...

bilinmezcilik

"hiçbir şeyin varlığını bilemeyeceğini ileri süren öğretidir. felsefi bir yaklaşımdır.
bilimin denetiminden yoksun insan düşüncesinin düştüğü büyük yanılgılara bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. ilk tepkiyi yunan antikçağ bilgicilerinden duyumcu sofistler vermiştir. onlara göre bilgi duyuların sonucudur ve duyular dışında bilgi edinemez ve herkes için geçerli bilgi olamaz"


tanrının varlığına yönelik kuşkuları da ortaya koymuştur. doğrudan tanrıyı reddetmiyor, ancak onu bilmenin mümkün olmadığını ileri sürüyor. tanrı varlığı ve yokluğu yargısında kesin hüküm yok. bu konuda tamamen kuşkucu bir yaklaşım.

felsefede, agnostik akımının öncüsü
descartes tir. düşünüyorum öyleyse varım sözü ile insan bilincinin yalnız kendisini algılayabileceğini ileri sürmüştür. bu göz yanılgısı da olabilir gerçeklikte. bu anlayışa göre bilmediğini bilmek gerekir.

kuşkularla soru soran bir yaklaşım din değildir.
devamını gör...

hep bu havalaradan.. bahar geldi ciceklendik..
devamını gör...

şu kafamın içi tertemiz değil yani rahat değil. bi kurt var ya da adını koyamadığım bir şey. şu sınav geçsin şu da olsun bu da olsun derken kim bilir kaç zaman geçecek.
sınav geçer, üniversite ee meslek sahibi olma stresi ordan yuva kurma ordan ıncık mıncık bi dünya hurda. oysa hayattayım ve bir kez olacak bu durum.
böyle yaşamak istemiyorum. hayatta bazen zorunluluktan allah yaşatıyor diye yaşıyorum, sormuyor kimse sen yaşamak istiyor musun böyle? bizim bu durumlar ne olcak, mezara girince mi düzelecek, sanmıyorum düzelmez orda da sorgu sınav...
allah 'ım neden böyle desem imtihan diyecek, sabır göstermelisin diyecek, bir kez yaşadığım bu hayatı sabır taşı olarak geçireceğim büyük ihtimalle. aslında özgürlük diye bir şey yok anca adı var. hayatı şöyle kafası güzel yaşasak ne olurdu sanki? acaba bu, bulunduğumuz durumlardan mı ya da benden kaynaklı. farklı bir yaşantım olsaydı farklı olur muydu? hayırlısı buymuş, can sağlığı olsun diye diye ne can kaldı ne de ben...
çok değişik bir hayat. hayat, menfaate dayalı. allah bile iyi olursan şu kötü olursan şu olur demiş. biz insanlık için demiş de biz iyi miyiz böyle iyi olur muyuz oluruz belki de. ben sabırsızım ondan galiba.
seviyorum şükürler olsun ama hep mi noksanlık yaşayacağız bi de gönlümüz tarafından. aklım kırılmıyor kalbim kırılıyor ya. ne olurdu sabah gülüşünle uyansam şu hayata inat. hayat bana inat böyle mi yapıyor ya da olacak olan bu deyip kenara mı çekileyim?
yaşamak güzel ama böyle yaşamak güzel değil. buna da şükür diyim içimi rahatlatmaya çalışayım ama bu kafa öyle kolay inanmıyor ne yapcaz?
yine de şükür, sağlığım yerinde, ailem yanımda teşekkür ederim bu var.
can ve gönlün akılla uyum sağladığı sağlıktan olsun. ohhh dediğim de kafam pürüzsüz olmadı dileğiyle.
iyi, huzurlu, sağlıklı kalınız...
devamını gör...

üzgünüm. bugün yine bir kadın, şeref yoksunu biri tarafından katledildi. bugün onun bu şekilde katledilmesi, yarın benim veya bir başka kadının da öldürülmesi demektir. gelecek için çok kaygılıyım. kadının, hayvanın hatta bir ağacın bile korunamadığı bu dönemden nefret ettim. çok üzgünüm.
devamını gör...

hangi muhammed? dedirten, insanların inandığı dinin peygamberinden adıyla bahsederek aslında onun sıradan bir insan olduğunu, islam dininin de ilahi değil uydurma olduğunu iddia eden*, insanların dini inanç özgürlüklerine saygısı olmadığını açıkça ifade eden(yobazmışız!), kendi inandığı şeyin fanatiği haline gelmiş, inancın bir tercih meselesi olduğunu özümseyememiş insan beyanı.
inanmayabilirsiniz bu en doğal hakkınız. ama saygısızlık yapmak zorunda değilsiniz. tabi ben kime neyi anlatıyorum değil mi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunu görene sormak lazım, görülene deĝil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim