kişinin saygınlığını yitirdiğini anlatan bir deyim.
devamını gör...

en ilginç bulduğum mitolojik öykü, apollon'un yarışmayı kaybettikten sonraki gazabı bugünün müzik tanrılarının tavırlarına miras kalmış gibi adeta.* bu efsanenin resimlerle anlatılan bir versiyonu afyon karayolunda yanılmıyorsam dinar/suçıkan tarafına kare kare resmedilmişti belediye tarafından, ankara-izmir arası yolculuklarda oradan geçerken canlı bir çizgi roman etkisi yaratırdı. * keza pan'ın da suçıkan tarafında yaşadığı rivayet edilir.
birçok romana, tabloya ve tiyatro oyununa ilham olan zavallı midas'ın hikayesini türkçede en iyi anlatan güngör dilmen olsa gerek. şöyle bir radyo tiyatrosunda efsane isimlerden dinlemek için:
devamını gör...


stockholm sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. isveç'in başkenti stockholm' da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanır. hastalık ilk defa psikiyatr bejerot tarafından tanımlanmıştır.

olay 23 ağustos 1973 günü stockholm'de soyguncular bir bankayı soymak için basarlar, bankada 4 banka görevlisini 6 gün boyunca 131 saat rehin tutarlar. soyguncular, rehinelere iyi davranır aralarında iyi ilişkiler oluşur. polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini fark eden rehineler, soyguncuları uyarırlar. rehineler olay sonrasında yakalanan rehineler aleyhine ifade vermekten kaçındıkları gibi, soyguncuların avukatlık ve savunma giderlerini karşılamak için aralarında para toplarlar. günün gazeteleri bu olay üzerine ' soyguncular bankadan para çalamadılar, ama bazı insanların kalbini çaldılar' diye manşet atar. rehinelerden stockholm sendromuna yakalanan bir görevli serbest kaldıktan sonra nişanlısını terk ederek, banka ilgi duyduğu banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler ve onunla evlenir.

bu olaydan sonra 1974 yılında patty heartst adında bir kadın terörist bir grup tarafından kaçırılır. milyoner olan kadın, 2 ay sonra kendisini kaçıran teröristlerle birlikte bir banka soygununda yakalanır. avukatları stockholm sendromu'nu savunmada mahkemeye sunarlar, ancak mahkeme bu savunmayı yeterli bulmayarak hapis cezasına çarptırılmistir.
devamını gör...

ilk kez 1795'te filolog frederic august wolf tarafından prolegomena ad homerum isimli kitabıyla ortaya atılan sorun.
wolf'a göre ilyada ve odysseia bir bütün olarak tek bir ozan tarafından yaratılmadı, bu destanlar birbirine eklenmiş şarkılardı ve homeros diye birisi hiç yaşamadı.

bu sorun hala çözülebilmiş değil. sebepleri is çok açık; m.ö 7. yy'dan beri filozof, ozan ve tarihçiler homeros hakkında doğduğu yerden başlayarak kör olup olmamasına kadar hep çelişkili şeyler söylediler. homeros hakkındaki ilk yazılı kaynaklar da bu çelişkili ifadeler olduğu için tarihte gerçekten böyle bir ozanın yaşayıp yaşamadığı hep muamma olarak kalacak.

aslında bu sorunun ortaya çıkmasının temelinde heirich schliemann'ın çanakkale'ye gelerek ilyada'da geçen troya'yı aramaya başlamasıdır. nitekim bulur da troya'yı. bu haber elbette çok ilgi görür ve herkes gözünü homeros ve eserlerine diker. herkes bu ozan ve eserleri ile isimlerinin beraber anılması için bir şeyler yapmaya çalışır.

o dönemin ozanları festival ve bayramlarda mitolojik hikayeleri şarkılar şeklinde söylerdi. nitekim büyük ihtimalle homeros da böyle bir ozandı. zaten ona atfedilen iki destan da kendisinden çok sonraları kaleme alındı. bu iki destan ilk kez peisistratos'un emriyle düzenlenip kaleme alındı. şu an okuduğumuz bu iki kitap onun düzenlediği şekildedir.

bir kişinin çıkıp ta sözlü gelenekten toparladığı toplamda 28.000 dizelik iki destanın sözlü geleneğe mensup tek bir ozan tarafından ezbere bilindiğini ve okuduğunu iddia etmek yeterince abartılı bir iddiadır. muhtemelen her ozan destanın belirli konularına hakimdi ve ve bayramlarda okurdu. bu ozanlar da itibar kazanabilmek için okudukları şarkılar için o dönemin en ünlü ozanı olan homeros'u referans gösterdiler. söylentiler birleşince de ihale homeros'a kaldı.
devamını gör...

yaa ben de diyorum ki bugün sözlükteki bu kaliteli ve güzel hava nereden geliyor.
meğerse mahlassızım nickli yazarımız geri dönmüş sayın seyirciler.
çok iyi yapmıştır, lütfen bir daha gitmesindir.
son olarak daaa hoşgelmiştir.*
devamını gör...

türk ailelerinin evlerindeki kavgaların en büyük sebeplerinden birisi olan eşya. mesela biz bi tane daha kumanda almayı düşünüyoruz ama televizyona üzülüyoruz bu sefer de kafası karışır diye ya yazık*.
devamını gör...

günlük en az yarım saat yürü.
devamını gör...

önüne gelen bana sataşıyor
ismimi anmadan geçmiyor
teker teker gelsenize
o zaman görün neler oluyor
devamını gör...

ünlü fransız yönetmen françois truffaut ortaya atılan teoridir.
bu teoriye göre; filmlerin iyi veya kötü olarak nitelendirilemeyeceği, iyi veya kötü yönetmenler olarak kıyas yapılabileceği savunulmuştur.
yönetmeni yücelten bir bakış açısıdır.


bu teori yönetmenleri ressamlara film ekibini de bir nevi boyaya benzetmektedir. (wikipedia)


alfred hitchcock: “oyuncuların inek olduğunu söylemedim. benim söylediğim, oyunculara inek muamelesi yapılması gerektiği.”
devamını gör...

ruhum kağıtlarda var olur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlükte enteresan bir şey var lan. bak ben bu nick değişikliği rezaletini yazdım, 3-5 dk. olumlu bir hava oldu ama kısa sürede tersine döndü durum. şimdi burda da aynısı var. aman biz de zarar görmeyelim bahattin abi moduna girmiş hemen sözlük.

bu yazara geçen gün imamoğlu başlığı yüzünden bir şeyler dedim fakat şimdi de yazık oldu diyorum. adam sesini çıkardı diye çat cezalı oldu. korkmayın olm destek olursanız bulaşmıyor!
devamını gör...

hahahahahahahahahahahaha diye güldüren sorunsal!
devamını gör...

biz antibiyotik kullanıyoruz ama bakterilerin eli armut toplamıyor. çeşitli mekanizmalarla direnç kazanıyorlar. 2 çeşit direnç var birisi doğal direnç yani bakterinin yapısı nedeniyle bakteride en baştan beri var olan direnç birde sonradan kazanıyorlar. bu mekanizmalardan bazıları:
-bakteriye ilacı geçiren protein kanalı değiştirip geçirgenliği azaltıyorlar
-efflux pompaları var ilacı geri dışarı atıyorlar
-ılacı etkisizleştiren enzim üretiyorlar.bunun en meşhuru da beta laktamaz. beta laktam grubu antibiyotikler de en meşhur olanlar penisilinler sefalosporinler falan. bazı ilaçların kutusunda yazar +klavulanik asit veya +tazobaktam gibi işte bunlar bakterinin ürettiği beta laktamazı etkisizleştirip antibiyotiği koruyan ilaçlar. tabii buna da direnç gelişiyor maalesef.
-ılacın etki noktasını değiştiriyorlar böyle ilacın etkinliği azalıyor.

bu ilaçlar yeri geldiğinde hayati öneme sahip ilaçlar,asla gereksiz yere kullanılmamalı. birde hadi ben sıfırdan yeni bir penisilin benzeri ilaç üreteyim diye bir şey de yok. çoğunlukla var olan ilaçların moleküler yapısı değiştirilerek yeni ilaçlar çıkıyor.
akılcı kullanımın dışındaki her ilaç zehirdir zaten. hem direnç gelişiyor hem de floramız(yani içimizdeki mikroorganizmalar) bozuluyor.flora üzerine çok araştırmalar yapılan bir konu ve gerçekten çok önemli. en temel görevlerinden birisi de bizim için koruyucu bir görevi olması. flora bozulunca dışarıdan bir mikrobun gelip hastalık yapması daha kolay oluyor ya da normal florada bulunan zararsız bir mikrop flora bozulunca çok ağır hastalıklara sebep olabiliyor. birde bu ilaçların ağır yan etkileri olabiliyor sağırlıktan büyümeyi durdurmaya kadar geniş spektrumda yan etkileri var.
işin şu yönü de var tabii ben eminim antibiyotik yazmadığı için şiddete uğrayan hekimlerimiz vardır :( tabii gereksiz yere yazanları da var :(( ama insanlarda gerçekten çok görüyorum antibiyotik yazmayan hekim kötü hekim. birde bunun tam zıttı var antibiyotikler asla kullanılmamalı düşüncesine sahip insanlar var bu da çok yanlış çünkü bu ilaçlar gerçekten çok değerli. insanlık tarihinin en değerli buluşlarındandır kesinlikle.
devamını gör...

asla emin olamam bu konuda, gözümün içine soksa bile abarttigimi düşünürüm kendini ne sanıyorsun herkes peşinde mi saniyosun triplerine girip kendimi azarlarım*.
devamını gör...

sayın bezmenler, lütfen açar mısınız efendim kapıyı?
devamını gör...

bizler atatürk’e ilah benzetmesi yapmayız zira atamız yaşasaydı o da böyle isterdi lakin onun ilke ve inkılaplarına bağlıyız, yolu yolumuzdur. ha bu sizin gibi dincileri, cemaatçileri, vatan hainlerini rahatsız ediyorsa no problem. istediğiniz kadar algı operasyonu yapın anasını satıyım.

son olarak; mustafa kemal atatürk’ün askerleriyiz!

zoruna gidenin borusuna gitsin be çok da tın yani…

edit: bazı kendini solcu zannedenler de rahatsız oluyor atatürk’ten bak, sonra bunlara laf ettiğimiz zamanda da biz aşağılık oluyoruz. asıl aşağılık karaktersizler sizsiniz. atanın kurduğu ülkede yaşayıp onu eleştirecek kadar da kansızınız. selahattin demirtaş’a sempati duyanlardan sen ne bekliyorsun ki??

hiçbir şey. devam selo yalayıcılığı yapmaya mustafa kemal atatürk sizin boyunuzu aşar…
devamını gör...

evde yapılması şartıyla her çeşit börek.mutlaka çayla.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

komşu komşu hoşgeldiniz?
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
devamını gör...

ruhuma fatiha
devamını gör...

2050 gibi düşünmemiz gereken sorunsal.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim