adıma başlık açılması beni mutlu eder. artık bir itiraf yapma zamanı gelmişti. bir zahmet buraya da taşıyalım. (bkz: kafa itiraf köşesi)
kesin bilgi yayalım..
birinciligimi de thedansözkiller ile paylaşmak isterim.
devamını gör...

pornonun tarihini araştırırken karşıma çıkan ve beni hayretler içine düşüren porno.


insanoğlunun avrupa kıtasındaki en eski yerleşimlerinden olduğu düşünülen abri castanet ve abri blanchard bölgelerindeki bir mağarada, şaşırtan bir keşif gerçekleştirildi.antropologların bir mağarada keşfettiği, günümüzden 37 bin yıl öncesinde, 1.5 tonluk kalker taşı üzerine kazılmış resimler, tarihin en eski mağara sanatı örnekleri olabilir.taşın üzerindeki çizimlerden birinin, kadın cinsel organlarına benzerliğine dikkat çekilirken, bu çizimin günümüzden 37 bin yıl kadar önce yapıldığı tahmin ediliyor.



bi de şu var ki düşman ..tüne*
devamını gör...

günün bir kısmını kafa sözlük radyosunda geçiren biri olarak radyonun olmaması beni boşlukta bıraktı birazcık. umarım kısa zamanda yeniden yayın vermeye devam eder.
bir de şunu eklemeden geçemeyeceğim. yeni, güzel şarkılar da eklensin lütfennn.* beklentim yüksek.* beklemedeyimm.
devamını gör...

ilk sözlük deneyimim ama iyi sarıyor bir de uygulaması olsa harika olacak.
devamını gör...

okuldan kaçtığımız bir gün yolda yürüyoruz, çoğumuzun elinde sigara. önümüzden birden bir polis geçti, bunu gören ve ilk kez okuldan kaçan tetenek bir arkadaşım korkuyla elindeki kitapları yere atıp polisten kaçmaya başladı. normalde asla sallamayacak olan polis başka yamuk bişey var sanıp arkadaşımın peşinden koşmaya başladı, biz de yalnız bırakamayacağımız için onların peşinden. polis 15 saniyede yakaladı bu salağı tabi, öfkeyle bağırdı:

"kızım niye kaçıyorsun?" arkadaşım resmen ağlayarak teslim oldu polise. sanki polisin umurunda, kendi başına açtığı iş bir yana polise de iş çıkardı. polis bizi alıp okula teslim etti, arkasından da veliler okula geldi tabi.

müdürün odasında öfkeli veliler ve müdürün önünde kendimi tutamayıp "polisten neden kaçıyorsun lan" diye arkadaşıma çıkışmaya başlayınca yaptığım eylemden zerre utanmadığımı anlayan matematik öğretmeni annemin bana bakışını unutmam mümkün değil.

hala kızgınım. uyuşturucu satıcısı mısın da kaçıyosun ya, saftirik osman. gerçi hala kendisiyle görüşürüm ve çok severim ama hala tetenek mi, tetenek.
devamını gör...

ajandayı hazırlarken harcanan vakit, içine yazılanları yaparken harcanan vakitten daha fazlaysa orada büyük bir sıkıntı var demektir arkadaşlar.
devamını gör...

10 yaşındaydım. farkında olarak izlediğim ilk dünya kupasıydı. dünya kupaları 1 ay sürer ama sanki o dünya kupası bütün yaz sürmüştü. çok garip bir biçimde ben almanyayı tutuyordum maradona değil rummenige hastasıydım. unutamadığım maç ise yine herkesin aksine brezilya fransa maçıydı. uzatmalarda brezilya elenmişti çok dramatik gelmişti o maç bana, çok üzülmüştüm brezilyaya. yine unutamadığım birşey maç aralarında tom selleck in magnum dizisi yayınlanırdı. o kırmızı ferrari ye aşıktım. o dünya kupası galiba hayatımın en mutlu dönemini ifade ediyor benim için. çocukluğun son evreleri, birşeylerin farkındasın ama hiç bir sorumluluğun yok. sorumluluk yok hayatında gördüğün en adaletsiz olay brezilya fransa maçı, daha sonra yaşayacaklarının yanında hiç birşey değil bu adaletsizlik. şu an 45 yaşımdayım 7...8 sene öncesine kadar gunde sıkılmadan 3...4 maç izleyebilen ben 7...8 senedir bir maç dahi izlemedim. bırakın tuttuğum takımları bir çok takımın ilk 11 ini sayabilecek olan ben kimseyi tanımıyorum ve futbol diyince aklıma artık sadece o tertemiz duygularla izlediğim 1986 meksikadan başka hiç birşey gelmiyor, ne uefa kupası, ne 2002 yarı finali.
devamını gör...

devamını gör...

his majesty's airship r101, 1929 yılında britanya hava bakanlığı tarafından uzun mesafe yolculukları için tasarlanıp üretilen, 1930'da hindistan'a yapacağı ilk yolculuğu sırasında fransa'ya düşen ve 48 kişiye mezar olan hava gemisi. ölenler arasında britanya hava bakanı lord thompson ve gemiyi tasarlayıp inşa eden pek çok kişi bulunuyor.
üretilen en büyük hava gemisi olan r101, hava bakanlığı'nın ardı sıra gelen ihmalleri yüzünden aslında düşmeye mecbur bırakılmıştı. 223 metrelik geminin dış kaplaması daha ilk yolculuğuna çıkmadan önce yıpranmış ve değiştirilmemişti, ayrıca hiç tam hızda ve uzun mesafede test edilmemişti. yolculuktan önce gereğinden fazla yüklenmiş, mısır'da yakıt ikmali yapacak olmasına rağmen fazladan yakıt da almıştı. bunlar ve daha pek çok sebep yüzünden 5 ekim 1930'da cardington-karachi seferini yapmak için havalanan gemi, hava muhalefetiyle de karşılaşınca fransa'nın allonne kasabası yakınlarında yere çakılarak alev aldı. 1937'de kaderi benzer şekilde amerika'da infilak etmek olan alman hindenburg zeplini'ne kadar da r101 kadar büyük hava taşıtı inşa edilmedi.

r101'in acıklı hikayesi bruce dickonson'ın bestelediği epik iron maiden şarkısı empire of the clouds'da anlatılır.
devamını gör...

hıh!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaklaşık dört yıldır bu beslenme yöntemini benimsedim. besin değerleri konusu zaten araştırılarak bulunur. ben biraz yarattığı toplumsal sorunlar üzerinden tavsiye vermek isterim. toplumsal dediğim, arkadaş, aile, eş dost etkileşimleri. şimdiden söyleyeyim bunlar aşılması kolay problemlerdir. yeter ki siz bu kararı almanız konusunda kendinizi ikna edin. vejetaryenlik gerçekten kolaydır.

öncelikle aileniz gelenekçi ve farklı yaşam tercihlerine kapalı veya farklı tercihlerin varlığından habersiz bir aile ise ilk zorluk burada yaşanabilir. illa ki et yemelisin baskısı yapacaklarını düşünmeyin. bunu anlamlandıramayabilirler. hele ki aile ile yaşıyorsanız evde ne yemek yapılacağı konusu herkesi afallatabilir. bu nedenle, neden bu tercihi yaptığınızı anlayacakları dilden anlatmanız gerekir. tabi önce kendinize anlatmanız lazım.

ayrıca diğer aile bireylerine müdahale etmeye kalkışmayın. onların beslenme düzenlerini bozmamak adına emek verin. bir süre sonra ufak dokunuşlar ile sofrada ayrı menülerin olduğunu göreceksiniz. başta et yemediğinizden dolayı sizin için üzüleceklerdir ama zamanla alışacaklardır.

diğer bir konu ise yakın arkadaşlar ile olan ilişkiler. çok gariptir ki ben en büyük problemi burada yaşadım. arkadaş toplanmalarında bir oyunbozan gibi algılanabilirsiniz. sürekli benzer esprilere maruz kalabilirsiniz. mesela, “et girmeyen yere dert girer”. çok komik değil mi! standart sorularla da çok fazla haşır neşir olacaksınız. mesela, “balık da mı yemiyorsun”. şaşırtıcı bir soru! bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. bir süre sonra sinir bozucu hale gelebilir. ben bu konuya saçma esprilere daha saçma espriler yaparak çözüm buldum.

bir başka tavsiyem, sizle gerçekten bu konu hakkında konuşmak istemeyen kişiler ile neden böyle beslendiğinizi konuşmayın. hatta sorulsa bile sizi anlamak istemeyen kişilerle konuşmayın. çünkü sık sık ne kadar saçma bir tercih yaptığınızı anlatmaya çalışacak kişilerle karşılaşacaksınız. bu kişiler çok fazladır. bunun nedenleri var ama şu an yazarak konuyu uzatmayacağım.

son olarak ise kendi tercihinizi başkalarına dikte etmeyin. unutmayın ki insanoğlu binlerce yıldır et tüketiyor. adeta demirden bir kültür. çabucak değişmesini hayal etmeyin. et tüketenlere bakış açınızda değişiklik olmasın. sadece kendiniz duyarlı insanmışsınız düşüncesine kapılmayın. unutmayın ki etik olarak daha uygun bulup, bu beslenme düzenine geçmeden önce siz de et tüketiyordunuz.

şunu söylemek istiyorum. benim için et lezzetli bir yiyecek. yediğim zamanlar bana haz verirdi. ama şu an düşüncelerime paralel bir eylem yapıyor olmanın verdiği hazzın yanında çok ufak bir haz.
devamını gör...

böceklerin anteni.
arılar ve karıncaların başlarında gördüğümüz, çift olarak bulunan ve çok sayıda duyu algılama noktası olan hareketli duyu organı.
devamını gör...

rus şair hatta şairlerin şairi boris pasternak veya tam adıyla boris leonidoviç pasternak yalnızca şair olarak anılmaması gereken bir isim. rainer maria rilke, paul verlaine ve william shakespeare gibi edebiyatın önemli isimlerinin eserlerini rusçaya çevirmiştir şairliğinin yanı sıra. pasternak sanatın içine doğmuştur ve çağdaşlarının aksine görece rahat bir hayata gözlerini açmıştır. belki biraz bu durumdan ötürü belki de birinci dünya savaşına katılamayacak durumda olmasından eserlerinde savaşın tahribatı görülmez, daha çok doğa ile iç içe ve aşk üzerine yazmıştır ama döneminin şartları gereği toplumdan da tam olarak kopması mümkün olmamış bu yüzden kendi şiir anlayışının içine yedirmiştir bu durumu. hayatı boyunca çoğu kez eserleri sansüre uğramış, yasaklanmış ve hatta hayatının sonlarına doğru kanser ile mücadele ederken ülkesinden sürülme ihtimali ile karşı karşıya kalmıştır ve zaten en sonunda da kansere yenik düşmüştür. erken dönem eserlerine bakıp kendisine sembolist demek ne kadar doğru olur bilmiyorum bana kalırsa pasternak sınırlandırılabilecek bir isim olmamıştır zaten hiç. 50 yaşlarının ortalarındayken olga ivinskaya ile tanışmış ve daha sonra şiirlerinde onun izleri de görülmüştür.

cemal süreya çevirisi ile öyledir öyle başlar şiiri:


insan iki yaşında da öyle başlar işte
ezgilerin karanlığına sıyrılır kucaklardan,
cıvıl cıvıl cıvıldar, mırıldar bir süre,
derken, üçüne doğru, sözler dökülür ağzından.

öyledir işte, yavaşça başlarsın anlamaya,
kapılıp bir türbinin büyük gürültüsüne,
sen misin bu, bir başkası mı yoksa,
yabancılaşmıştır evin, bir gölgedir annen de

bu zalim leylâk parıltısının nedir derdi?
bu dökülen, bu inen bir park kanepesine,
nedir? çocukları kaçırmak gibi bir şey mi?
öyledir işte, kuşlar öyle doluşur içine.

arttıkça artan kıvamını bulan acılardan:
yüreğinde ulaşılamayanın özlemi, uzak yıldızlar,
faust gibi olduğun, kafan bulandığı zaman
öyledir, öyle başlar çingene çalgıcılar.

uçaraktan yüce yüce gök katlarından
çevrili alanlar görürsün, evsiz topraklar,
ve denizler bir iççekiş kadar ansızın,
işte tıpkı öyle doğar heceler ve uyaklar.

yulafların üstünde, sırtüstü,yaz geceleri,
yakarır durur: her şey yerini alsın diye,
sakınarak gözünden şafağı ve evreni
öyle olacaktır, öyledir dalaşımız güneşle.

öyledir, öyle başlar yaşamak, dizelerle.
devamını gör...

kendinden çok başkalarının düşüncelerini önemsemek
devamını gör...

30 küsür yıllık rüya arşivimin birinde eski mahalleme ev ziyaretine gidiyorum, salonda oturuyoruz, benden başka yabancı kişiler var, karşımda böyle camekanlı büfe duruyor. hafiften kafamı uzatınca büfenin içinde 30-40 yıllık estetikten uzak ve göze resmen tecavüz eden siyah beyaz fotoğraflar görüyorum. ( sırf bu yüzden de camekanlı eski büyük büfelere karşı alerji oluştu bende, eğer bir de içinde eski siyah beyaz fotoğraflar da varsa resmen tiksintiye dönüşüyor). yanıbaşımda plastik leğenin içine kıymalı pideler (bizde etliekmek) dizilmiş ve üzerinde sinekler daire çizerek uçuyordu. (o yüzden bir ay ağzıma etliekmek koyamadım).
aradan bir müddet sonra aynı mahalleye gidiyorum. (bu sefer rüya değil gerçek). ilk gittiğimde salonda benden başka yabancı misafirler oturmuş, kıymalı pide yiyorlar. ısrar etmelerine karşın yemeyi reddettim. salonda da camekanlı büfe var. daha sonraki ziyaretimde o büfenin alt kapağı açıldığında tesadüfen eski bir siyah beyaz fotoğraf görmeyeyim mi? daha sonra hediye götürdüğüm dondurma, tabakla önüme servis edildi. daha sonra da o dondurmanın üzerinde bir sinek daire çizerek uçmasın mı? içimden eyvah, rüya gerçeğe mi çıkıyor yoksa demeye başladım . en sonunda dayanamayıp ben bir dışarı çıkayım diye müsaade istemek zorunda kaldım. rüya gerçeğe dönüştü resmen.
devamını gör...

okunması gereken kitapları paylaştığımız başlıktır.

1) ince memed- yaşar kemal

2) don kişot- cervantes

3) daha- hakan günday

4) beyaz gemi- cengiz aytmatov

5) otobiyografik üçleme ( çocukluğum, ekmeğimi kazanırken, benim üniversitelerim )- maksim gorki

6) palto- nikolay gogol

7) şeker portakalı- jose mauro de vasconcelos

8) beyaz zambaklar ülkesinde- grigory petrov

9) inci- john steinbeck

10) martı johantan livingston- richard bach

11) irade terbiyesi- jules payot

12) gençlerle başbaşa- ord. prof. dr. ali fuad başgil

13) insan ne ile yaşar- tolstoy

14) altıncı koğuş- anton çehov

15) küçük prens- antoine de saint exupery

eğer daha başka okuduğum kitaplar aklıma gelirse eklerim.

liste benim tarafımdan hazırlanmıştır, herhangi bir siteden alıntılanmamıştır. saygılarımla.
devamını gör...

en az iki farklı şekilde tanımlanabilir.

birincisi, bir kompleks yapıyı, son tahlilde onu oluşturduğu varsayılan en basit öğelere indirgeyerek açıklamak anlamında. mesela, çağdaş zihin felsefesinde bazı materyalist akımlar böyle bir indirgemeci görüşü savunur. onlara göre, bilinç maddî süreçlere indirgenerek açıklanabilir bir şeydir. bir başka örnek, sosyal fenomenler de dahil olmak üzere her olup biteni doğa olaylarında gözlemlenen mekanik nedensellik ilkesi uyarınca açıklamaya girişmek.

ikinci olarak, birinin belli bir konuda öne sürdüğü düşüncelerinin irdelenmesi bağlamında vuku bulur. yazarın düşüncesinin bir parçası alınır ve bu parçanın yazarın bütün düşünce sistemini belirleyen özel bir unsur olduğu savunulur, böylece de aynı yazarın çarpıcı şekilde altını çizdiği ve o parçayla da bir miktar uyumsuz olan birçok düşüncesi yok sayılır, bir tür "semptom" düzeyine indirgenir.

bilhassa bu ikincisidir ki sanal tartışmalarda en kaba hâliyle ortaya çıkar. bir yazarın küçük bir hatası büyütülür ve onun üzerine gidilir, söylediği diğer önemli şeyler geri plana itilir ve onların üzerinde durulmaz.
devamını gör...

dün şakasını yaptığınız şey bu işte. söyleyecek bir tek kelime bulamıyorum. 2 yaşında lan 2! bebek yahu bebek. cehennem tam da burası bu orta doğu çöplüğü.
devamını gör...

eskinin kaybolmuşluğu,o anı sanki hiç yaşamamış hissi,fotoğraftaki kişinin sen olması ve ben böyle miydim sorgusu... genelde neşelidir hepsi ama bazılarında zorlama tebessüm vardır hemen başlarsın anlatmaya burada çekerken şöyle olmuştu ah bu teyze çok iyi bir insandı mevzu uzar gider... hepsi ayrı hikaye ve sen hem o'sun hem değilsin tuhaf bir ikilem..
- yukarıdaki fotoğrafta şampiyonlar ligi-
devamını gör...

mesela veganlık bamya, bakla, patlıcan yemeyerek olsaydı keşke. o zaman ne kolay olurdu, ilk sıralara beni yazmalarını isterdim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim