takipçileri görebilmek bedava olsun kampanyası
ben neden 1500 gayme verdim o zaman sırf ermolettin'in beni takip etmediğini görmek için!
devamını gör...
2008 yılına geri döndüğünü düşünmek
şahsen pek dönmek istemeyeceğim bir yıl.
o sene ablamı kuzenimi ve iki teyzemi aynı gün trafik kazasında kaybetmiştim..
o sene ablamı kuzenimi ve iki teyzemi aynı gün trafik kazasında kaybetmiştim..
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
(bkz: portakal wars abdülseyidbincabbar’ın intikamı) bu kesitten sonra gerçekleşmiş darbedir. sanırım abdulseyidbincabbar fişi hakikaten çekti.
devamını gör...
en sevdiğiniz dublaj sanatçıları
devamını gör...
mücevher çiçeği
para çiçeği, yeşim bitkisi de denilen bu çiçeğin uğurlu olduğuna ve bereket getirdiğine inanılır.
jade plant, dollar plant olarak da bilinen crassula ovata masallarda sıkça geçen bir bitkidir. fakir bir kız cebindeki son parayı muhtaç durumdaki yaşlı bir kadına verir. o da karşılığında bu çiçeği hediye eder. genç kız evine dönüp, uykuya dalar. uyandığında çiçeğin yanında mücevher dolu bir hazine görür. o yaşlı kadın esasında iyilik perisidir. çiçeğin adı mücevher çiçeği olarak kalır. fazla soğukta ve uzun süreli suda kalması haricinde zor şartlara dayanır. boyu uzadıkça ana gövde gibi yan dalları da dallanıp budaklanır. bakımında sizi yormayan bir bitki türüdür.
not: masal için uzat sarı saçlarını rapunzel'e teşekkürler.
jade plant, dollar plant olarak da bilinen crassula ovata masallarda sıkça geçen bir bitkidir. fakir bir kız cebindeki son parayı muhtaç durumdaki yaşlı bir kadına verir. o da karşılığında bu çiçeği hediye eder. genç kız evine dönüp, uykuya dalar. uyandığında çiçeğin yanında mücevher dolu bir hazine görür. o yaşlı kadın esasında iyilik perisidir. çiçeğin adı mücevher çiçeği olarak kalır. fazla soğukta ve uzun süreli suda kalması haricinde zor şartlara dayanır. boyu uzadıkça ana gövde gibi yan dalları da dallanıp budaklanır. bakımında sizi yormayan bir bitki türüdür.
not: masal için uzat sarı saçlarını rapunzel'e teşekkürler.
devamını gör...
müslüman birisi atatürk'ü sevemez
araplaşmayı, müslüman olmak zanneden birisi atatürk’ü sevemez diye değiştirilmesi gereken söylemdir.
devamını gör...
mihriban
kimsenin musa eroğlu kadar hisli ve güzel söyleyemeyeceği türkü. ayrıca; şu hayatta en çok gurur duyduğum şeylerden birine konu olan türküdür. hayatımda en çok gurur duyduğum şeylerden biri de şudur ki; bu türküyü, besteleyen kişi olan musa eroğlu'nun sazından, nefesinden, dilinden canlı olarak dinlemektir. hasan can'ın sorduğu cinsel olmayan fantezilerimden biriydi bu. gerçekleştirdim, çok mutluyum. işitsel bir şölendir. sözleriyle de, bestesiyle de.
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
dijital saatlerde aynı sayının yanyana geldiği zaman birisi sizi düşünüyormuş.
devamını gör...
marcus garvey
malcolm x'in babasıda bu adamın destekçisidir. onlara göre bütün siyahlar beyazlardan ayrılıp, jamaika yada afrikaya dönmeli ve siyahların devleti kurulmalıdır.
devamını gör...
türkmenistan'da köpekler için bayram günü belirlenmesi
türkmenistan'ın otoriter cumhurbaşkanı gurbanguly berdimuhamedow'un medyadaki imajını insanileştirmek için her fırsatta köpekleri, atları ve kedileri ne kadar sevdiğine dair haberler yapılması yetmemiş olacak ki son bir atak türkmenistan'da köpekler için bayram günü belirlendi.
tıpkı resmi anlamda çocuk bayramına sahip tek ülke olan türkiye'de bayramın çocuklara tacizi, tecavüzü, çocuk hakları ihlallerini engellemediği gibi türkmenistan'daki alabai köpekler için bayram ilan etmesi bu hayvanlara yönelik tacizleri, tecavüzleri, şiddeti, hayvan hakları ihlallerini önlemeyecektir.
bayramı ilan eden kişi berdimuhamedow aynı zamanda sokaklarda yaşayan köpeklerin öldürülmesini isteyen ve öldürülmesini sağlayan kişidir. sokak hayvanlarının öldürülmesine karşı çıkan hayvan hakları aktivistleri tutuklanarak hapis cezasına çarptırılmışlardır. çünkü türkmenistan'da otoriteye karşı gelinmez ve tek otorite cumhurbaşkanıdır.
bayram sadece türkmenistan'ın akbai köpeğini kapsar. bu köpeğin bayram kapsamına girecek kadar değerli olduğu için cidden korunduğunu ise düşünmeyin. meydana gösteriş için altın heykeli dikilen akbai köpeklerinin kulakları, kuyrukları kesilmektedir.
çoban köpeklerinin kurtlara karşı kulak ve kuyruklarının kesilmesi gerektiği yalanı bilimsel anlamda ispatlanmıştır ve bunun ötesinde kulak ve kuyruk kesmek hayvana işkencedir.
bayramda şov için sahnede olan köpeğin bile kulakları ve kuyruğu kesilmiş gibi durmakta.

türkmenistan köpek kavgalarının ve köpek kavgaları için yetiştirlen köpeklerin merkezidir.

türkmenistan devlet başkanı ahalteke atlarından sonra akbai köpekleri hakkında kitap yazmıştır. atlarla ilgili olan kitap hakkında bir şey diyemeyeceğim ancak akbai köpekler hakkında yazdığı kitap hayvan ırkları ve davranışları konusunda yalan yanlış bilgiler içerir.
yavru bir köpeği bile nasıl tutacağından habersiz birinin ilan ettiği bayram ancak tıpkı bu fotoğraf gibi gösterişin ötesine geçmeyen bir bayram olur. ( kedileri ve köpekleri boyundan tutarak kaldırmak tehlikelidir. bu köpeğin anne davranışını kopyalamak değildir. )
bu bayram elinde binlerce masum kedi ve köpeğin kanı olan birinin imaj çalışmasının ötesinde bir şey değildir.

türkmenistan 'da hayvanlara tecavüz konusunda rusya ve komşusu diğer ülkeler gibi bestaility - zoofili ) konusunda üç maymunu oynayan ülkelerdendir.
insan hakları ihlallerinde ilk sıraları çeken ülkeler arasında yer alan ülkede, köpekler için bayram ilan edilmesiyle hayvan haklarının korunacağına inanmak mümkün değildir.
türkmenistan cumhurbaşkanı'nın otoriter ve iki yüzlü tavrı john oliver'ın programına bile konuk olmuştur.
kaynak: the guardianburadan
buradan
buradan
iphr buradan
tıpkı resmi anlamda çocuk bayramına sahip tek ülke olan türkiye'de bayramın çocuklara tacizi, tecavüzü, çocuk hakları ihlallerini engellemediği gibi türkmenistan'daki alabai köpekler için bayram ilan etmesi bu hayvanlara yönelik tacizleri, tecavüzleri, şiddeti, hayvan hakları ihlallerini önlemeyecektir.
bayramı ilan eden kişi berdimuhamedow aynı zamanda sokaklarda yaşayan köpeklerin öldürülmesini isteyen ve öldürülmesini sağlayan kişidir. sokak hayvanlarının öldürülmesine karşı çıkan hayvan hakları aktivistleri tutuklanarak hapis cezasına çarptırılmışlardır. çünkü türkmenistan'da otoriteye karşı gelinmez ve tek otorite cumhurbaşkanıdır.
bayram sadece türkmenistan'ın akbai köpeğini kapsar. bu köpeğin bayram kapsamına girecek kadar değerli olduğu için cidden korunduğunu ise düşünmeyin. meydana gösteriş için altın heykeli dikilen akbai köpeklerinin kulakları, kuyrukları kesilmektedir.
çoban köpeklerinin kurtlara karşı kulak ve kuyruklarının kesilmesi gerektiği yalanı bilimsel anlamda ispatlanmıştır ve bunun ötesinde kulak ve kuyruk kesmek hayvana işkencedir.
bayramda şov için sahnede olan köpeğin bile kulakları ve kuyruğu kesilmiş gibi durmakta.

türkmenistan köpek kavgalarının ve köpek kavgaları için yetiştirlen köpeklerin merkezidir.

türkmenistan devlet başkanı ahalteke atlarından sonra akbai köpekleri hakkında kitap yazmıştır. atlarla ilgili olan kitap hakkında bir şey diyemeyeceğim ancak akbai köpekler hakkında yazdığı kitap hayvan ırkları ve davranışları konusunda yalan yanlış bilgiler içerir.
yavru bir köpeği bile nasıl tutacağından habersiz birinin ilan ettiği bayram ancak tıpkı bu fotoğraf gibi gösterişin ötesine geçmeyen bir bayram olur. ( kedileri ve köpekleri boyundan tutarak kaldırmak tehlikelidir. bu köpeğin anne davranışını kopyalamak değildir. )
bu bayram elinde binlerce masum kedi ve köpeğin kanı olan birinin imaj çalışmasının ötesinde bir şey değildir.

türkmenistan 'da hayvanlara tecavüz konusunda rusya ve komşusu diğer ülkeler gibi bestaility - zoofili ) konusunda üç maymunu oynayan ülkelerdendir.
insan hakları ihlallerinde ilk sıraları çeken ülkeler arasında yer alan ülkede, köpekler için bayram ilan edilmesiyle hayvan haklarının korunacağına inanmak mümkün değildir.
türkmenistan cumhurbaşkanı'nın otoriter ve iki yüzlü tavrı john oliver'ın programına bile konuk olmuştur.
kaynak: the guardianburadan
buradan
buradan
iphr buradan
devamını gör...
yayın önerisi
güzin abla fikrine bayıldım. harika partner eşleşmesiyle ortaya çok güzel şeyler çıkabilir. hatta bir sunucu bir konuk yorumcu şeklinde de hayata geçirilebilir.
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
işbu entry tıp fakültesini kazanan arkadaşlar için küçük bir rehber niteliğindedir:
- genç hekim adayı meslektaşlarım, ilk yapmanız gereken şey hekimliğin ne olduğunu kavramaktır. ilk derslerinizden birinde en azından bir hocanız hekimin ve hekimliğin arka planını oluşturan fikirlerin neler olduğundan bahsedecektir kendi inisiyatifi ile. tıbbın tarihi dersinden bağımsız olarak dinleyeceğiniz bu nutuğa iyice kulak kabartın.
- iyi bir hekimin aynı zamanda entellektüel bir insan olması gerekir, hekimliğin tarihi ve tıbbın felsefesi gereği bu durum böyle olmalıdır. fakülteye kavuştuğunuzda sizden daha entellektüel ya da daha alt entellektüelitede insanlarla karşılaşabilirsiniz, hatta öyle kişilerle karşılaşacaksınız/karşılaşmalısınız ki hayatınızın seyri değişecek/değişmeli.
- entellektüel bir zevke/okuma alışkanlığına sahip olun. sosyal bilimlerle ve sanatla ilgilenin, hem mesleğinizin sosyal yönü hem de bireysel olarak sosyal yönünüz gelişecektir.
- eğitim hayatınızın bir yerinde en azından bir hocanız ile ders dışında oturup konuşun, ders dışı etkinliklerde karşılaşın. o an konuştuğunuz 15 dakika bile hayatınızı bambaşka noktalara taşıyabilir (muhtemelen taşıyacaktır).
- okul derecesi yapmaya kalkmak çok çok ciddi bir efor gerektirir, bu eforu göze alamıyorsanız baştan bu işe girmeyin, girmişseniz de bırakmayın. ortalamanız sınıfı ucu ucuna geçecek derecede olmamalı. bu yöntemle sınıfı geçen arkadaşlarınız olacak, siz ondan daha yüksek ortalama ile geçerken o size bunun önemsiz olduğundan işin sonunda ikinizin de aynı işi yapacağınızdan vs. bahsedip aklınızı çelmeye çalışacaktır. sakın bunlara kulak asmayın. ortalamanızın iyi olup olmadığına diğer fakültelerdeki gibi harf notuyla karar vermek anlamsızdır, sisteminiz diğer fakültelerden farklıdır çünkü. siz bir şeyler öğrenmiş hissediyorsanız, arkadaşlarınız da size soru soruyorsa, hocalarınızın da sorularını yanıtlayabiliyorsanız ortalamanız da iyi düzeyde demektir.
- 2+1 3+1 diye tabir edilen tıp fakültesi sınav çalışma mantığına düşmeyin. düşecekseniz de şunu bilin ne 2+1 ne de 3+1 ile yeterli yetkinliğe erişemezsiniz. hekim, çalışkan olmak zorundadır. düzenli çalışın, bunu yaptığınızı söylediğinizde arkadaşlarınız sizinle dalga geçebilir önemsemeyin, sınava yaklaştıkça onlar sabahlara kadar ders çalışırken siz yatağınızda mışıl mışıl uyuyacaksınız üstüne bir de daha iyi notlar alacaksınız.
- diğer fakültelerdeki arkadaşlarınız partilere giderken ders çalışmak ağırınıza gidebilir, gitsin de. madem partiye gidemiyorsunuz o halde yaptığınız işin gereklerini tam yerine getirin. aksi halde 2 kat zararda olursunuz.
- tıp okuduğunuzu söylediğinizde insanların büyük çoğunluğundan saygı görürsünüz. tıp okuyan arkadaşların büyük kısmının düştüğü şu hataya sakın düşmeyin: tek başına tıp okumak bir üstünlük göstergesi değildir. insanlar size saygı duyuyorsa bunun esasen sizin bilginize olan saygı olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bu saygıyı hak edecek bilgiye sahip olun. bu durumu suistimal etmeyin.
- hekim her bilginin güncelini takip etmek durumundadır, güncel bilgiye yalnızca ingilizce ulaşabilirsiniz bunu unutmayın. bir yaz tatilinizde elinize bir ingilizce kitabı alsanız iyi seviyelere gelirsiniz o tatil bitene kadar. ingilizceyi çat pat söktükten sonra mutlaka ingilizce makaleler, denemeler okumaya başlayın. ingilizce başka, tıp ingilizcesi bambaşkadır unutmayın. ayrıca ingilizcenin gereksiz olduğunu söyleyen ya da yabancı dil sınavını geçebilecek ingilizcenin yeterli olduğunu söyleyenler olacaktır onlara kulak asmayın.
- kırtasiye fotokopilerinden tıp eğitimi alamazsınız, belki sınav geçersiniz ama öğrenemezsiniz. boş zamanlarınızda textbook karıştırın mutlaka.
- öğrenci notlarıyla, slaytlarla tıp öğrenilmez, açık öğretim mantığıyla tıp öğrenilmez. bu işin doğasında usta-çırak ilişkisi vardır. hocanız sizin ustanızdır, eğitimi bizzat ondan alırsınız. derslere mutlaka gidin. derse gitmeyip yatan, sınıf geçen, iyi notlar alan arkadaşlarınız olacaktır, onlara aldanmayın. o notlarda hocalarınızın kendi tecrübeleri asla yazmaz, o tecrübeleri ancak onların ağzından dinleyebilirsiniz. duyacaklarınız da kitaplarda bulamayacağınız şeylerdir, çok kıymetlilerdir.
- mutlaka yapmaktan zevk aldığınız bir sosyal aktiviteniz olsun. oyun oynamanın, halı sahaya gitmenin ya da bira içmenin tek başına bir sosyal aktivite olmadığını bilin. herkesin her gün yaptığı şeylerin ötesinde aktiviteler gerçek sosyal aktivitelerdir: maket yapmak, çiçeklerle ilgilenmek, enstrüman çalmak, resim çizmek, tırmanış/trekking gibi...
- fakülte dışından mutlaka arkadaşlarınız olsun. aynı fakültedeki arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmak ve aynı şeyleri konuşup durmak dünyanın en monoton şeyi olacak bir süre sonra.
- size yaklaşmak isteyen kızlar/erkekler olacaktır, bunların hepsinin sizin kara kaş kara gözünüze gelmediğinin bilincinde olun. hayatınıza her insanı sokmayın.
- tıp fakültesi ağır olabilir fakat kitap okumak için her zaman boş vakit vardır. mutlaka düzenli kitap okuyun, dergi takip edin.
- sınav bittikten sonraki o bir hafta boyunca günde 10 saat uyumayın. sınav haftası boyunca günde 3 saat uyumuş da olsanız bu yorgunluk birkaç günde atılır. zamanınızdan tasarruf edin, kendinize vakit ayırın.
- uykusuz kalmak zorundasınız. düzeniniz kötüyse çok uykusuz kalırsınız düzeniniz iyiyse az uykusuz kalırsınız. her halükarda uykusuz kalırsınız. uykusuz kaldığınıza değecek şekilde çalışın.
- hocalarınızla tartışmayın dememe gerek yoktur herhalde. hocalarınızın büyük kısmı güç zehirlenmesi yaşıyor olacaktır, ona göre davranın.
- fakülte içindeki insanlarla tuhaf olaylara girişmeyin, herkesin ağzına meze olmayın. tıp fakültelerinde böyle olayların daha sık dillendirildiğini bilin.
- önlüğünüze kavuşur kavuşmaz onu her yerde giymeye, kendinizi göstermeye kalkmayın. komik duruma düşmeyin.
- üniversiteler şans kapılarıdır. hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz insanlarla tanışabilirsiniz. kendinize denk insanlarla elbette karşılaşacaksınız fakat sizden üstün insanlarla tanışmaya/karşılaşmaya özen gösterin.
- tıp fakültesindeki öğrenci kulüpleri çoğunlukla türlü entrikaların döndüğü saray haremlerinden öteye gitmez. kendinizi onlara fazla kaptırmayın.
- bütün gün ders çalışmayın, spor yapın, sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun. sınav bittikten sonra bütün gün odada bilgisayar ya da telefon başında vakit geçirmeyin. saatlerce günlerce dizi film izlemek sizin eğitiminizin misyonuna ters. dizi izleyecekseniz de bu belli saatten öteye geçmesin. sınav bittikten sonra mümkün olduğunca gezmeye çalışın, sosyal aktivitelerinizle ilgilenin, kendinizi tıp dışı alanlarda geliştirin. unutmayın hastane dışına çıktığınızda tıp bilginizin işlevselliği de kaybolur, tıp dersleri dışında ne okumuşsanız siz o insan olursunuz. yani tek bildiğiniz şey hastanın nasıl muayene edileceği, hastaya hangi ilacın yazılacağı olmasın.
- hocalarınızla (en azından göze değen hocalarınızla) iletişim kurmak istiyorsanız en azından felsefe okuyun. kaliteli hocalarınız mutlaka felsefe okumuştur/okuyordur. çünkü mesleğin temelinin "düşünmek, fikir yürütmek" olduğunu bilirler.
- siyasi bir duruş sergilemeyin, siyasi eylemlerde/topluluklarda boy göstermeyin. sizin işiniz bu değil. sonrasında pişman olabileceğinizi asla unutmayın. fakülte içindeki çevrenizin size karşı aldığı tavır da değişecektir zaten böyle durumlarda. tıp fakülteleri içinde siyasi söylemler/duruşlar sevilmez, hoş görülmez. ayrıca siz hiçbir zaman en doğruyu düşünen değilsiniz, sizin gibi düşünmeyen kimse de aptal değil.
- fakülteye başladığınızın ilk zamanlarında çok fazla ve çeşitli insanla karşılaşacaksınız, kısa sürede kalabalık arkadaş grupları oluşacak. burada 20li erkek grubuna düşmeyin, eğitim hayatınız boyu yaptığınız tek şey 11-12 halı sahası olur. her türden insanla tanışmaya çalışın, size uysun ya da uymasın. birkaç ay içinde bu gruplarda küçük değişimler olacak ve hepsi özerk bir hâl alacak isteseniz de bi süre sonra bu gruplara dahil olamayacaksınız. bu süreçte yapmanız gereken tek bir gruba dahil olmak değil birkaç grupla etkileşim halinde olmaktır. farklı gruplar farklı ilgi alanları ve sosyal aktiviteler demektir. kafanıza çok uyan bir grup insanla birarada olmak başta çok keyifli gelebilir fakat bu gruplar ileride mutlaka dağılacak yeni gruplar kurulacaktır unutmayın. bir süre sonra "kadere bak kimler kimlerle beraber" diyeceğiniz arkadaş grupları olacaktır.
- fakülteye ilk gittiğinizde bir sürü güzel/yakışıklı hanım/bey'le karşılaşacaksınız, sakın birine takılıp gitmeyin. böyle ilişkilerin ömrü en fazla 2 ay oluyor bilginize. yok ya takılacağız işte ne ilişkisi diyorsanız da eğitim hayatınızın geri kalan yıllarında o kişiyi ve arkadaşlarını sürekli göreceğinizi unutmayın. hoş durumlar olmayacaktır. üstelik bu kişilerle birlikte nöbet tutmak durumunda kalmanız da ihtimal dahilinde.
- kimseye çok güvenmeyin, fazla özelinizi açmayın. çok yakın arkadaşım dostum dediğiniz kişiler bile size zarar verebilir. üniversitedeki insanların büyük kısmı sadece kendini düşünür, belki birkaçı hariç hiçbiri hayatınızda kalmayacak bunun farkında olun.
- okul/ev/kütüphane üçgeninde hayat sürmeyin. olabildiğince insanla tanışın, hocalarınızla bağlantı kurun. bunlar sizin hem eğitim hayatınızda hem de sonrasında işinize yarayabilir, üniversite network sağlama merkezidir.
- tavuk döner ve tantuniye yaslanmayın midenizde ozon deliği açmayın, sonraki hayatınızda bunun zararlarını mutlaka görürsünüz. marketlerden ve pazardan tane ile meyve sebze alabilirsiniz, bir ya da iki tane portakal/muz/domates almaktan çekinmeyin.
- kişisel tavsiye: arada paranızı biriktirip üst segment restoranlarda yemek yemeye çalışın.
- film, dizi, tiyatro, opera, sergi takip edin. hiç beklemediğiniz bi şeyden çok keyif aldığınızı farkedebilirsiniz.
- anadolu kırsalından gelen arkadaşlar için, istanbul türkçesine kendinizi alıştırın. gereksiz mikromilliyetçilik yapmayın. bilimin belli kuralları vardır, güzel ve düzgün konuşmak da bunlardan biridir. bir diğer konu ise güzel giyinmek bakımlı olmak. siz türkiye'nin seçkin öğrencilerindensiniz, sahip olduğunuz bilgiyi taşıyabilecek şekilde giyinmeye özen gösterin. kıyafetleriniz ve önlüğünüz her daim temiz ve ütülü olsun, bir gün bir hocanız aranızdan birini insanların içinde bu sebepten aşağılayınca anlayacaksınız neden bunun böyle olması gerektiğini. ayrıca elbiseleriniz aşırı niteliklerde olmasın. bunun ne demek olduğunu da hocalarınız size öğretecektir nasılsa.
- okul/hastane yaşamınızda giydiklerinize, saçınıza, sakalınıza, makyajınıza, takılarınıza özen gösterin, aşırılığa kaçmayın. zira icra ettiğiniz meslek buna müsaade etmeyecektir zaten. ondan da önce bizzat hocalarınız buna müsaade etmez;) bu konuyu bir çeşit baskı olarak algılamayın, bilimin gereğidir bu. dünyanın neresine giderseniz gidin bu durum böyledir.
- eğitiminizi tamamlamadan ve hastane dışında kimseye bir tanı-tedavi uygulamayın. zaman içinde size çok fazla şey konusunda danışan olacaktır. ayaküstü tanı da tedavi de mesleğinizin etiğine aykırıdır unutmayın.
- tıp okumak, hekim olmak sizi özgüvenli hissettirecektir nitekim bu sizin hakkınızdır da fakat bu demek değildir ki siz her şeyi biliyorsunuz. bilmediğiniz şey konusunda ahkâm kesmeyin, okuyun öğrenin ya da bilmiyorum demeye alışın.
- saçınız dökülebilir, saçı dökülen arkadaşlarınız olabilir, sakın buradan espri devşirmeye kalkmayın. bu sorunu yaşayan arkadaşlarınızın psikolojisinin sandığınızdan çok daha kötü durumda olması muhtemeldir. onun bu esprilere gülüyor olması bu durumu değiştirmez.
- derslere daha iyi odaklanmak için takviye ilaçlara kesinlikle başvurmayın. bunun ne demek olduğunu ileride anlayacaksınız. unutmayın ritalin eşeği at yapmaz sadece daha hızlı bir eşek yapar;)
- okulun ilk günleri önlüğünüzle güzel bir fotoğrafınız olsun, zaman sandığınızdan çok daha çabuk geçecek;)
- genç hekim adayı meslektaşlarım, ilk yapmanız gereken şey hekimliğin ne olduğunu kavramaktır. ilk derslerinizden birinde en azından bir hocanız hekimin ve hekimliğin arka planını oluşturan fikirlerin neler olduğundan bahsedecektir kendi inisiyatifi ile. tıbbın tarihi dersinden bağımsız olarak dinleyeceğiniz bu nutuğa iyice kulak kabartın.
- iyi bir hekimin aynı zamanda entellektüel bir insan olması gerekir, hekimliğin tarihi ve tıbbın felsefesi gereği bu durum böyle olmalıdır. fakülteye kavuştuğunuzda sizden daha entellektüel ya da daha alt entellektüelitede insanlarla karşılaşabilirsiniz, hatta öyle kişilerle karşılaşacaksınız/karşılaşmalısınız ki hayatınızın seyri değişecek/değişmeli.
- entellektüel bir zevke/okuma alışkanlığına sahip olun. sosyal bilimlerle ve sanatla ilgilenin, hem mesleğinizin sosyal yönü hem de bireysel olarak sosyal yönünüz gelişecektir.
- eğitim hayatınızın bir yerinde en azından bir hocanız ile ders dışında oturup konuşun, ders dışı etkinliklerde karşılaşın. o an konuştuğunuz 15 dakika bile hayatınızı bambaşka noktalara taşıyabilir (muhtemelen taşıyacaktır).
- okul derecesi yapmaya kalkmak çok çok ciddi bir efor gerektirir, bu eforu göze alamıyorsanız baştan bu işe girmeyin, girmişseniz de bırakmayın. ortalamanız sınıfı ucu ucuna geçecek derecede olmamalı. bu yöntemle sınıfı geçen arkadaşlarınız olacak, siz ondan daha yüksek ortalama ile geçerken o size bunun önemsiz olduğundan işin sonunda ikinizin de aynı işi yapacağınızdan vs. bahsedip aklınızı çelmeye çalışacaktır. sakın bunlara kulak asmayın. ortalamanızın iyi olup olmadığına diğer fakültelerdeki gibi harf notuyla karar vermek anlamsızdır, sisteminiz diğer fakültelerden farklıdır çünkü. siz bir şeyler öğrenmiş hissediyorsanız, arkadaşlarınız da size soru soruyorsa, hocalarınızın da sorularını yanıtlayabiliyorsanız ortalamanız da iyi düzeyde demektir.
- 2+1 3+1 diye tabir edilen tıp fakültesi sınav çalışma mantığına düşmeyin. düşecekseniz de şunu bilin ne 2+1 ne de 3+1 ile yeterli yetkinliğe erişemezsiniz. hekim, çalışkan olmak zorundadır. düzenli çalışın, bunu yaptığınızı söylediğinizde arkadaşlarınız sizinle dalga geçebilir önemsemeyin, sınava yaklaştıkça onlar sabahlara kadar ders çalışırken siz yatağınızda mışıl mışıl uyuyacaksınız üstüne bir de daha iyi notlar alacaksınız.
- diğer fakültelerdeki arkadaşlarınız partilere giderken ders çalışmak ağırınıza gidebilir, gitsin de. madem partiye gidemiyorsunuz o halde yaptığınız işin gereklerini tam yerine getirin. aksi halde 2 kat zararda olursunuz.
- tıp okuduğunuzu söylediğinizde insanların büyük çoğunluğundan saygı görürsünüz. tıp okuyan arkadaşların büyük kısmının düştüğü şu hataya sakın düşmeyin: tek başına tıp okumak bir üstünlük göstergesi değildir. insanlar size saygı duyuyorsa bunun esasen sizin bilginize olan saygı olduğunu aklınızdan çıkarmayın, bu saygıyı hak edecek bilgiye sahip olun. bu durumu suistimal etmeyin.
- hekim her bilginin güncelini takip etmek durumundadır, güncel bilgiye yalnızca ingilizce ulaşabilirsiniz bunu unutmayın. bir yaz tatilinizde elinize bir ingilizce kitabı alsanız iyi seviyelere gelirsiniz o tatil bitene kadar. ingilizceyi çat pat söktükten sonra mutlaka ingilizce makaleler, denemeler okumaya başlayın. ingilizce başka, tıp ingilizcesi bambaşkadır unutmayın. ayrıca ingilizcenin gereksiz olduğunu söyleyen ya da yabancı dil sınavını geçebilecek ingilizcenin yeterli olduğunu söyleyenler olacaktır onlara kulak asmayın.
- kırtasiye fotokopilerinden tıp eğitimi alamazsınız, belki sınav geçersiniz ama öğrenemezsiniz. boş zamanlarınızda textbook karıştırın mutlaka.
- öğrenci notlarıyla, slaytlarla tıp öğrenilmez, açık öğretim mantığıyla tıp öğrenilmez. bu işin doğasında usta-çırak ilişkisi vardır. hocanız sizin ustanızdır, eğitimi bizzat ondan alırsınız. derslere mutlaka gidin. derse gitmeyip yatan, sınıf geçen, iyi notlar alan arkadaşlarınız olacaktır, onlara aldanmayın. o notlarda hocalarınızın kendi tecrübeleri asla yazmaz, o tecrübeleri ancak onların ağzından dinleyebilirsiniz. duyacaklarınız da kitaplarda bulamayacağınız şeylerdir, çok kıymetlilerdir.
- mutlaka yapmaktan zevk aldığınız bir sosyal aktiviteniz olsun. oyun oynamanın, halı sahaya gitmenin ya da bira içmenin tek başına bir sosyal aktivite olmadığını bilin. herkesin her gün yaptığı şeylerin ötesinde aktiviteler gerçek sosyal aktivitelerdir: maket yapmak, çiçeklerle ilgilenmek, enstrüman çalmak, resim çizmek, tırmanış/trekking gibi...
- fakülte dışından mutlaka arkadaşlarınız olsun. aynı fakültedeki arkadaşlarınızla aynı ortamda bulunmak ve aynı şeyleri konuşup durmak dünyanın en monoton şeyi olacak bir süre sonra.
- size yaklaşmak isteyen kızlar/erkekler olacaktır, bunların hepsinin sizin kara kaş kara gözünüze gelmediğinin bilincinde olun. hayatınıza her insanı sokmayın.
- tıp fakültesi ağır olabilir fakat kitap okumak için her zaman boş vakit vardır. mutlaka düzenli kitap okuyun, dergi takip edin.
- sınav bittikten sonraki o bir hafta boyunca günde 10 saat uyumayın. sınav haftası boyunca günde 3 saat uyumuş da olsanız bu yorgunluk birkaç günde atılır. zamanınızdan tasarruf edin, kendinize vakit ayırın.
- uykusuz kalmak zorundasınız. düzeniniz kötüyse çok uykusuz kalırsınız düzeniniz iyiyse az uykusuz kalırsınız. her halükarda uykusuz kalırsınız. uykusuz kaldığınıza değecek şekilde çalışın.
- hocalarınızla tartışmayın dememe gerek yoktur herhalde. hocalarınızın büyük kısmı güç zehirlenmesi yaşıyor olacaktır, ona göre davranın.
- fakülte içindeki insanlarla tuhaf olaylara girişmeyin, herkesin ağzına meze olmayın. tıp fakültelerinde böyle olayların daha sık dillendirildiğini bilin.
- önlüğünüze kavuşur kavuşmaz onu her yerde giymeye, kendinizi göstermeye kalkmayın. komik duruma düşmeyin.
- üniversiteler şans kapılarıdır. hiç beklemediğiniz anlarda hiç beklemediğiniz insanlarla tanışabilirsiniz. kendinize denk insanlarla elbette karşılaşacaksınız fakat sizden üstün insanlarla tanışmaya/karşılaşmaya özen gösterin.
- tıp fakültesindeki öğrenci kulüpleri çoğunlukla türlü entrikaların döndüğü saray haremlerinden öteye gitmez. kendinizi onlara fazla kaptırmayın.
- bütün gün ders çalışmayın, spor yapın, sinemaya gidin, arkadaşlarınızla buluşun. sınav bittikten sonra bütün gün odada bilgisayar ya da telefon başında vakit geçirmeyin. saatlerce günlerce dizi film izlemek sizin eğitiminizin misyonuna ters. dizi izleyecekseniz de bu belli saatten öteye geçmesin. sınav bittikten sonra mümkün olduğunca gezmeye çalışın, sosyal aktivitelerinizle ilgilenin, kendinizi tıp dışı alanlarda geliştirin. unutmayın hastane dışına çıktığınızda tıp bilginizin işlevselliği de kaybolur, tıp dersleri dışında ne okumuşsanız siz o insan olursunuz. yani tek bildiğiniz şey hastanın nasıl muayene edileceği, hastaya hangi ilacın yazılacağı olmasın.
- hocalarınızla (en azından göze değen hocalarınızla) iletişim kurmak istiyorsanız en azından felsefe okuyun. kaliteli hocalarınız mutlaka felsefe okumuştur/okuyordur. çünkü mesleğin temelinin "düşünmek, fikir yürütmek" olduğunu bilirler.
- siyasi bir duruş sergilemeyin, siyasi eylemlerde/topluluklarda boy göstermeyin. sizin işiniz bu değil. sonrasında pişman olabileceğinizi asla unutmayın. fakülte içindeki çevrenizin size karşı aldığı tavır da değişecektir zaten böyle durumlarda. tıp fakülteleri içinde siyasi söylemler/duruşlar sevilmez, hoş görülmez. ayrıca siz hiçbir zaman en doğruyu düşünen değilsiniz, sizin gibi düşünmeyen kimse de aptal değil.
- fakülteye başladığınızın ilk zamanlarında çok fazla ve çeşitli insanla karşılaşacaksınız, kısa sürede kalabalık arkadaş grupları oluşacak. burada 20li erkek grubuna düşmeyin, eğitim hayatınız boyu yaptığınız tek şey 11-12 halı sahası olur. her türden insanla tanışmaya çalışın, size uysun ya da uymasın. birkaç ay içinde bu gruplarda küçük değişimler olacak ve hepsi özerk bir hâl alacak isteseniz de bi süre sonra bu gruplara dahil olamayacaksınız. bu süreçte yapmanız gereken tek bir gruba dahil olmak değil birkaç grupla etkileşim halinde olmaktır. farklı gruplar farklı ilgi alanları ve sosyal aktiviteler demektir. kafanıza çok uyan bir grup insanla birarada olmak başta çok keyifli gelebilir fakat bu gruplar ileride mutlaka dağılacak yeni gruplar kurulacaktır unutmayın. bir süre sonra "kadere bak kimler kimlerle beraber" diyeceğiniz arkadaş grupları olacaktır.
- fakülteye ilk gittiğinizde bir sürü güzel/yakışıklı hanım/bey'le karşılaşacaksınız, sakın birine takılıp gitmeyin. böyle ilişkilerin ömrü en fazla 2 ay oluyor bilginize. yok ya takılacağız işte ne ilişkisi diyorsanız da eğitim hayatınızın geri kalan yıllarında o kişiyi ve arkadaşlarını sürekli göreceğinizi unutmayın. hoş durumlar olmayacaktır. üstelik bu kişilerle birlikte nöbet tutmak durumunda kalmanız da ihtimal dahilinde.
- kimseye çok güvenmeyin, fazla özelinizi açmayın. çok yakın arkadaşım dostum dediğiniz kişiler bile size zarar verebilir. üniversitedeki insanların büyük kısmı sadece kendini düşünür, belki birkaçı hariç hiçbiri hayatınızda kalmayacak bunun farkında olun.
- okul/ev/kütüphane üçgeninde hayat sürmeyin. olabildiğince insanla tanışın, hocalarınızla bağlantı kurun. bunlar sizin hem eğitim hayatınızda hem de sonrasında işinize yarayabilir, üniversite network sağlama merkezidir.
- tavuk döner ve tantuniye yaslanmayın midenizde ozon deliği açmayın, sonraki hayatınızda bunun zararlarını mutlaka görürsünüz. marketlerden ve pazardan tane ile meyve sebze alabilirsiniz, bir ya da iki tane portakal/muz/domates almaktan çekinmeyin.
- kişisel tavsiye: arada paranızı biriktirip üst segment restoranlarda yemek yemeye çalışın.
- film, dizi, tiyatro, opera, sergi takip edin. hiç beklemediğiniz bi şeyden çok keyif aldığınızı farkedebilirsiniz.
- anadolu kırsalından gelen arkadaşlar için, istanbul türkçesine kendinizi alıştırın. gereksiz mikromilliyetçilik yapmayın. bilimin belli kuralları vardır, güzel ve düzgün konuşmak da bunlardan biridir. bir diğer konu ise güzel giyinmek bakımlı olmak. siz türkiye'nin seçkin öğrencilerindensiniz, sahip olduğunuz bilgiyi taşıyabilecek şekilde giyinmeye özen gösterin. kıyafetleriniz ve önlüğünüz her daim temiz ve ütülü olsun, bir gün bir hocanız aranızdan birini insanların içinde bu sebepten aşağılayınca anlayacaksınız neden bunun böyle olması gerektiğini. ayrıca elbiseleriniz aşırı niteliklerde olmasın. bunun ne demek olduğunu da hocalarınız size öğretecektir nasılsa.
- okul/hastane yaşamınızda giydiklerinize, saçınıza, sakalınıza, makyajınıza, takılarınıza özen gösterin, aşırılığa kaçmayın. zira icra ettiğiniz meslek buna müsaade etmeyecektir zaten. ondan da önce bizzat hocalarınız buna müsaade etmez;) bu konuyu bir çeşit baskı olarak algılamayın, bilimin gereğidir bu. dünyanın neresine giderseniz gidin bu durum böyledir.
- eğitiminizi tamamlamadan ve hastane dışında kimseye bir tanı-tedavi uygulamayın. zaman içinde size çok fazla şey konusunda danışan olacaktır. ayaküstü tanı da tedavi de mesleğinizin etiğine aykırıdır unutmayın.
- tıp okumak, hekim olmak sizi özgüvenli hissettirecektir nitekim bu sizin hakkınızdır da fakat bu demek değildir ki siz her şeyi biliyorsunuz. bilmediğiniz şey konusunda ahkâm kesmeyin, okuyun öğrenin ya da bilmiyorum demeye alışın.
- saçınız dökülebilir, saçı dökülen arkadaşlarınız olabilir, sakın buradan espri devşirmeye kalkmayın. bu sorunu yaşayan arkadaşlarınızın psikolojisinin sandığınızdan çok daha kötü durumda olması muhtemeldir. onun bu esprilere gülüyor olması bu durumu değiştirmez.
- derslere daha iyi odaklanmak için takviye ilaçlara kesinlikle başvurmayın. bunun ne demek olduğunu ileride anlayacaksınız. unutmayın ritalin eşeği at yapmaz sadece daha hızlı bir eşek yapar;)
- okulun ilk günleri önlüğünüzle güzel bir fotoğrafınız olsun, zaman sandığınızdan çok daha çabuk geçecek;)
devamını gör...
yabancıdan gelen gülümseme
ankara metrosunda sabah 9 dersine yetişmeye çalışırken, o zamanki sevgilim olan kişi omzumda uyurdu, yine öyle bir gün kızılaydan beytepeye gitmeye çalışıyoruz, karşımızda çok minnoş pamuk gibi saçlı hippi tarzında giyinmiş bir teyze oturuyordu, sevgilim de omzumda uyurken sürekli kafası omzumdan kayıyor ve ben de her seferinde kafasını geri itiyordum omzuma, teyze ile bir an göz göze geldik ve o kadar tatlı bir şekilde gülümsemişti ki. o günün güzel geçmesi için yetmişti bana, içimi ısıtmıştı. öyle anlar oluyor ki bazen ihtiyacınız olan tek şey bir yabancının gülümsemesi olabiliyor. (bkz: creepy bir gülümseme değil tabi)
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması
başlık sayesinde yol göstericilerimizi, kendisini küfürsüz muhteşem ötesi ifade edebilen yetenekleri görmüş olduk elhamdürilla. sözlüğün ortasına küfürlü bir fav bırakasım var ama tutuyorum kendimi.
t: kural olduğu için söz söylemenin anlamsız kaldığı; lakin bir kural olarak varlığını sorgulamanın normal olduğu, beğenenlerinin olduğu kadar beğenmeyenlerinin de olduğu ve beğenmeyenlerinin nedense linç noktasında garip karşılandığı ilginç bir durum.
t: kural olduğu için söz söylemenin anlamsız kaldığı; lakin bir kural olarak varlığını sorgulamanın normal olduğu, beğenenlerinin olduğu kadar beğenmeyenlerinin de olduğu ve beğenmeyenlerinin nedense linç noktasında garip karşılandığı ilginç bir durum.
devamını gör...
celal şengör'e laf eden magazinciler
bir magazin programında cereyan olan hadisedir. hatta sosyal medyadan ulaşan bir izleyic, celal şengör'ün doktorluğunun alınması için sağlık bakanlığına çağrıda bulunmuştur.
devamını gör...
komünist başkandan belediye çalışanlarına 8 bin lira maaş
hakikaten çok ilginç. şimdi düşünün o kadar okka mürekkep yalamışsınız, bu yaladığınız mürekkebi sağa sola aşk ile şevk ile saçtığınızı düşünüyorsunuz. kendinizin çok kaliteli ve yetişmiş bir birey olduğunuza inancınız tam. paçalarınızdan sızan ego damlaya damlaya göl olmuş, onun içinde yüzüyorsunuz lakin ülke şartlarına göre de düşük bir maaş alıyorsunuz. o maaş egonuzun yanında kocaman bir sıfır. sistem kölesisiniz ama yine de burnunuzdan kıl aldırmıyorsunuz. sonra o da ne? bir belediye başkanı çıkmış işçi maaşlarını 8 bin lira yapmış, bunu duyuyorsunuz ve başlıyorsunuz söylenmeye. adamın yaptığını sorguluyorsunuz. sanırsınız ki, adam dünyanın en büyük günahlarından birini işlemiş(!) çalmış, çırpmış, ihale dağıtmış (!)
adam yolları bile ihalesiz asfaltlıyor. tüm bu işlemlerde dahi belediye personelini kullanıyor. kooperatifler açmış, buralardan belediyeye girdi sağlıyor. bir asfalt işini ihale etmediği için belediye 500 bin lira kâr etmiş. bunları görmüyorsunuz, işçiler şu kadar alıyor, ben ben ben mürekkepliyim bla bla bla...
kusura bakmayın ama sizin o yaladığınız mürekkep uçmuş gitmiş. zira siz daha illiyet bağı kuramıyorsunuz. neden sonuç ilişkisi dersinden sınıfta kalmışsınız. siz herkesin cendere altında olduğu zor şartlarda geçinmek durumunda kaldığı bir ortamda, daha az ezilen olmak istiyorsunuz. hayalleriniz küçük bir kere, daha az ezilen olmak için size göre daha vasıfsız olanın daha fazla ezilmesini istiyorsunuz ki, bunun adı en hafif ifadesi ile ezik ve bencil bir zihin olur.
yahu adam maaşta yoksulluk sınırını personeline yakalattı diye çeşitli mecralarda yemediği laf kalmamış. hani bu solcular servet düşmanıydı arkadaş? şu olay bile asıl servet düşmanının kimler olduğunu gösteriyor. ezilirken bile kast sistemi isteyen beyinler mürekkep yalasa ne yalamasa ne? asıl soruna odaklanıp, ben niye bu haldeyim diye sorgulayamayan zihinlerin kalifiye insanlar olduklarını düşünmeleri ise yüzyılın şakası bence...
adam yolları bile ihalesiz asfaltlıyor. tüm bu işlemlerde dahi belediye personelini kullanıyor. kooperatifler açmış, buralardan belediyeye girdi sağlıyor. bir asfalt işini ihale etmediği için belediye 500 bin lira kâr etmiş. bunları görmüyorsunuz, işçiler şu kadar alıyor, ben ben ben mürekkepliyim bla bla bla...
kusura bakmayın ama sizin o yaladığınız mürekkep uçmuş gitmiş. zira siz daha illiyet bağı kuramıyorsunuz. neden sonuç ilişkisi dersinden sınıfta kalmışsınız. siz herkesin cendere altında olduğu zor şartlarda geçinmek durumunda kaldığı bir ortamda, daha az ezilen olmak istiyorsunuz. hayalleriniz küçük bir kere, daha az ezilen olmak için size göre daha vasıfsız olanın daha fazla ezilmesini istiyorsunuz ki, bunun adı en hafif ifadesi ile ezik ve bencil bir zihin olur.
yahu adam maaşta yoksulluk sınırını personeline yakalattı diye çeşitli mecralarda yemediği laf kalmamış. hani bu solcular servet düşmanıydı arkadaş? şu olay bile asıl servet düşmanının kimler olduğunu gösteriyor. ezilirken bile kast sistemi isteyen beyinler mürekkep yalasa ne yalamasa ne? asıl soruna odaklanıp, ben niye bu haldeyim diye sorgulayamayan zihinlerin kalifiye insanlar olduklarını düşünmeleri ise yüzyılın şakası bence...
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı
hiç bir yazar kötü değildir. sizin en iyi yazar dediğiniz sadece size göre en iyi yazardır. herkesi bağlayıcılığı yoktur. o yüzden şudur, budur diye mahlas yazmayacağım.
devamını gör...
sorumluluk sahibi olmayan ebeveyn
türkiye'de çokça bulunan, ne yazık ki daha kendi hayatını idame ettiremezken bu dünyaya bir çocuk götürüp bir de onun hayatını idame edemeyen kişilerdir.
bu dünyada herkes çocuk sahibi olmamalı. zaten çok fazla insan var, kaynaklar sınırlı. hal böyleyken inatla herkese çocuk yapması için baskı yapmak dünyanın en cahilce davranışlarından biri. ve bu davranışın bir sonucu da sorumluluk sahibi olmayan insanların çocuk yapması.
peki bu eylemin sonucu ne oluyor? sorumluluk sahibi olmayan kişi bir anda değişmiyor tabii ki, aynı şekilde hayatına devam ediyor ve kendinde asla ama asla suç bulmuyor. hatta yaşadığı zorluklar konusunda çocuğu suçlanmaktan da çekinmiyor. tüm sorumluluklar ve tüm suçlamalar çocuğa kalıyor. çocuk ebeveynlerinin yerine getirmesi gereken sorumluluklar üstüne kaldığı için yaşıtlarından hep çok daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. ama sonuçta yine kendini beğendiremiyor, yine yaptıkları yetmiyor ve işin kötüsü yine sahip olması gereken en basit şeylere bile yetişemiyor.
sonra topluma bakıyoruz biz neden bu haldeyiz, neden düzelmiyoruz diye. bir türlü öğrenmiyoruz çocuk sahibi olmanın sadece belli kişilere özel olması gerektiğini.
bu dünyada herkes çocuk sahibi olmamalı. zaten çok fazla insan var, kaynaklar sınırlı. hal böyleyken inatla herkese çocuk yapması için baskı yapmak dünyanın en cahilce davranışlarından biri. ve bu davranışın bir sonucu da sorumluluk sahibi olmayan insanların çocuk yapması.
peki bu eylemin sonucu ne oluyor? sorumluluk sahibi olmayan kişi bir anda değişmiyor tabii ki, aynı şekilde hayatına devam ediyor ve kendinde asla ama asla suç bulmuyor. hatta yaşadığı zorluklar konusunda çocuğu suçlanmaktan da çekinmiyor. tüm sorumluluklar ve tüm suçlamalar çocuğa kalıyor. çocuk ebeveynlerinin yerine getirmesi gereken sorumluluklar üstüne kaldığı için yaşıtlarından hep çok daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. ama sonuçta yine kendini beğendiremiyor, yine yaptıkları yetmiyor ve işin kötüsü yine sahip olması gereken en basit şeylere bile yetişemiyor.
sonra topluma bakıyoruz biz neden bu haldeyiz, neden düzelmiyoruz diye. bir türlü öğrenmiyoruz çocuk sahibi olmanın sadece belli kişilere özel olması gerektiğini.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
köfte harcına eklenen yoğurt köftenin yumuşak olmasını sağlar
devamını gör...