sumo deadlift, kişinin bacaklarını barın bir ucundan diğer ucuna doğru açarak yaptığı, barın seyahat ettigi mesafeyi kisaltip, vücudun daha dik açı ile durmasını sağlayarak çok daha yüksek ağırlıklar kaldırmak adına özellikle powerlifting sporunda kullanılan bir deadlift varyasyonudur.
tekniğin çok daha ön planda olduğu sumo deadlift genel görüşe göre cheating'dir. conventional deadlift yani standart deadlift e göre mesafeyi kisaltip hareketi posterior chain için çok daha kolay hale getirmesinden dolayı her zaman eleştirilen bir tarz olmuştur.. özellikle vücut boyu kısa kol boyu uzun olan kişiler barı yerden 10 cm kaldırarak hareketi bitirebilebilir. anatomi önem arz eder. bu da klâsikcileri çileden çıkarır gerçi. böyle deadlift mi olur lan diye. ama powerlifting de nasıl yaptığın değil ne kadar kaldırdığın önemlidir.
devamını gör...

ne varsa eskilerde varmış.
devamını gör...

sarmaşık grubundan bir bitki. hoş kokusu ve sarılı beyazlı renkleri ile biliniyor. 180 farklı çeşidinin 100 kadarının çin'de var olması beni bir miktar üzdü. uyuz çin ne olacak?!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karma puanımın yeterli olmasına rağmen, aktive etmedim. çok yeri değil ama bu ve sözlük gidişatı hakkında şunları belirtmeyi bir sorumluluk görüyorum.

çok iyi yazan arkadaşlar var. okumaktan keyif aldığım. ancak üzülerek sol frame’in bayalığı, açılan cinsiyetçi başlıklar, mizahtan uzak güldürmeyen yazılar artık bıktırmak üzere. bu konuda başka yazar arkadaşlar da aynı düşünceyi paylaşıyorlar.
elbette kimse akıl vermek değil derdimiz. ancak yazar arkadaşların, sözlüğün kalitesini artırmak için sorumluluk taşımaları gerekir.
ve bu noktada yönetime şu sitemi yollamak isterim.
karma puan, 800 entry gir, etkileşimde kal gibi uygulamalar acaba sözlüğe kalitemi katıyor, yoksa “yazmak” gibi önemli bir uğraşı ucuzlatıyor mu?

ne karma puan umrumda, ne girilen entry sayısı. ama kalite umrumda.
devamını gör...

moralim bozuk... boşanmak üzere olan bir arkadaşım yeni doğacak olan çocuğunu babasına göstermeyeceğini söyledi. tabii ki ben de bu konuya pek fazla sıcak bakmadım. biraz yakın bir arkadaşım olduğundan, muhtemelen arkasında durmamı bekliyordu. fakat kişisel hırsları ve kini nedeniyle cocuğu babasından mahrum bırakmaya kalktığını göremiyor. çünkü öfkesi gözünü kör etmiş. ona eski eşinin iyi bir koca olmasa da iyi bir baba olabileceğini, kötü bir baba olsa dahi en kötü babaya dahi bir çocuğun, hele ki yeni doğmuş bir çocuğun muhtaç olduğunu anlatamadım.

her ne kadar i. çocuğu görmeyi hak etmese de, çocuğun babasını görmeyi hak ettiğini hatta bunun onun en doğal hakkı olduğunu izah edemedim. beni anneliğini sorgulamakla, eski eşini savunmakla itham etti. oysa ki ben yalnızca doğmamış bir çocuğun psikolojisini düşünüyor, yalnızca çocuğun çıkarlarını savunuyordum.

boşanmış çok fazla çift görmekle beraber, boşanmış ailede büyüyen çok fazla arkadaşımın psikolojisini gözlemleme fırsatım oldu. bir çocuk ne olursa olsun, nefret etmek pahasına bile olsa babasını bilmek en azından bir kere olsun görmüş olmak ister. oysa ki o, çocuğu babasından kaçırmayı tasarlıyor. bu çocuk bir yanı hep eksik büyümekle beraber, içinde kocaman bir boşlukla da büyüyecek...

boşanmak istiyorsanız boşanın. bu anormal bir şey değil. üstelik yaygın kanının aksine, kavga gürültü olan bir ortamda büyümektense, boşanmış bir ailenin çocuğu olatrak büyümek belki daha iyi olabilir. ama lütfen arada çocuk varsa, aranızdaki saygıyı asgari düzeyde de olsa korumaya ve çocukları annesinden/babasından mahrum bırakmak gibi bir alçaklığı yapmaya kalkmayın. bu çok adice. üstelik hiçbir çocuk bu muameleyi hak etmiyor da...
devamını gör...

deyip diye yazılır, diyip diye okunur. rica ederim efenim.
devamını gör...

(bkz: kaygı)

freud’un yaptığı bir ayrım var. öncelikle o ayrımı belirtip ardından yanıldığı yeri söyleyeceğim.

freud korku ve kaygı kavramlarını düşünürken şöyle bir ayrım yapıyor. diyor ki korktuğumuzda korktuğumuz şey bir nesni halindedir. yani neden korktuğumuzu biliriz, kaçtığımız şeyin ne olduğu biliriz. dolayısıyla korkuda bir nesne vardır. ancak kaygıda nesneleşmiş bir şey söz konusu değildir. dolayısıyla yaşanan durum bir anlamda çaresizliktir, çünkü ortada bir duygu durumu vardır fakat bunun nesnesi yoktur.

freud yanılıyordu; kaygının da nesnesi, kendini gösterdiği yerler var. sözgelimi diş sıkışlarımızda, mide bulantılarımızda, fiziksel olarak sıcaklanmalarımızda ya da dil sürçmelerimizde. yani her şekilde gün yüzüne çıkabilir.

ben genellikle dişlerimi sıktığım dönemlerde kendime sık sık o an var olan dertlerimin ne olduğu sorup çözüm aramaya çalışırım. çünkü bazen insan kendini kandırmaya çalışabiliyor. mutluluk yalanını bazen o kadar abartırız ki kendimize yabancılaşmaktan, geri dönecek bir kendilik bile bulamayabiliriz. fakat beden asla yalan söylemez, bedeninize baktığınızda (varsa) bir derdiniz muhakkak görürsünüz.

bana öyle geliyor ki insanı bitiren şey kaygıdır, korkuyla yüzleşilebilir fakat kaygıda bu durum çok zordur.
edit:imla
devamını gör...

sıvı buharlaşması nedeniyle canlı hayatının sona erebileceği yer olan, atmosferin yaklaşık 19. kilometresi.

bu sınıra gelindiğinde atmosfer basıncı epey düşer. bu nedenle suyun kaynama noktası da 100 santigrat dereceden 37 santigrat dereceye kadar düşer. ortam basıncı, vücuttaki kan basıncı, suyun kaynama sıcaklığı gibi birtakım kimyasal özelliklerdeki değişimlerin toplam sonucu olarak, bilinç kaybı, kardiyovasküler problemler, nörolojik problemler gibi bazı sorunlar ortaya çıkar. 1 - 1,5 dakika içerisinde normal basınç koşullarına dönülmediği takdirde durum ölümle sonuçlanır.
devamını gör...

levi's ve mavi.
devamını gör...

ünlü abd'li şarkıcı eartha kitt bu şarkıyı amerika'da plağa okumuştur. tanımın sonunda şarkıyı 1953 ve 1967' de ki iki farklı yorumu ile dinleyebilirsiniz. üsküdara gider iken şarkısı plakta ‘uska dara’ şeklinde yer almış. bu plak zamanında bizde vardı (sanki) hayal meyal hatırlıyor gibiyim.

türkiye' ye 1951 yılında gelen eatha kitt, o zaman pek meşhur olan elmadağ caddesi üzerindeki kervansaray gece kulübünde sahneye çıkar; o zamanın meşhur sunucularından orhan boran’ın öğrettiğini iddia ettiği 'üsküdar’a gider iken' şarkısını, türkçe ve ingilizce söyler ve bir anda türkiye'de pek meşhur olur.

abd' de bunu plak yapmak istemiş ama prodüktörler "ne anlar amerikalı üsküdar' dan" demişler, buna rağmen inat eder plağı çıkarttırır ve abd' de bu plak birkaç milyon satar, muradına erer. bu şarkı daha sonra basılan plakların hemen hepsinde kâtibim şarkısı 'uska dara' ismiyle yer alır.



devamını gör...

en rahat sohbettir. yargılama yok, eleştirme yok, kızma yok... rahat rahat anlatırsın, dökersin içini ve karşındaki seni, senin istediğin kadar tanır. ötesine geçmez.
devamını gör...

her giydiğine bu size çok yakıştı diyen çalışandan daha dürüsttür.
devamını gör...

biri bana düşünmemeyi öğretsin. bana ait olmayan ama yapmak zorunda olduğum sorumluluklarımı düşünmemeyi, kaygılarımı, geleceği düşünmemeyi. yoksaydıklarım, geçiştirdiklerim ya da anı kurtarmak için içime attıklarım gün yüzüne çıkıyor. sabredemiyorum, bilinçaltıma söz geçiremiyorum. rüyalarımda kavga ettiğimi, söylemeyemediklerimi haykırdığımı görmeye başladım. gün içinde olanlar gece de devam ediyor. kendi kendime elalemin iyisi sen misin, boşver, üzülme demekten yoruldum. değer verip önemsenmemekten, gözardı edilmekten yoruldum. ne umudum kaldı, ne de amacım. nasıl toparlarım, ne yaparım bilmiyorum bu kez. farelerin yürüdükleri çemberde yürüyor gibi hissediyorum kendimi. çabalıyorum ama nafile, gidebildiğim bir yer yok. sonuç yok. ne sonu ne başı var. kısır döngü benim etrafımda sanki. ne olacak böyle?
devamını gör...

dokunan, yalnızlık değildir. birisidir!

özlemektir, aşktır, hasrettir, gurbettir mesela. uzaklıktır dokunan, yakınında olsa bile hiç haberin olmamasıdır. acını gömmektir şişelerin içine, yudum yudum içtiğini, göz yaşı olarak dökmektir. hisli şarkılara edilen eşliktir. dokunan, yalnızlık degildir.
bazen okumaktır, ama daha çok yazmak. kelimeleri bata bata yüreğine, bilerek kanatmaktır kendini. evin sağır duvarları değildir dokunan. insanın kendisine ördüğü duvarlardır.

dokunan, yalnızlık degildir. birisidir!
dokunan, bu yazıyı yazarken içilen rakıdır.

sonradan edit: yazım yanlışı düzeltilmiştir. yazıları teleskopla okuyan ve beni özelden uyaran yazar arkadaşa teşekkür ederim.
devamını gör...

(bkz: madde 22 (kitap))

joseph heller'dan şahane bir roman. antimilitarist, eğlenceli ve düşündürücü bir eser. kitaba ismini veren madde 22 mevzusu şöyledir: yossarian isimli karakterimiz bir savaş pilotudur, uçuş görevlerinin bitip evine döneceği günü iple çekmektedir. ancak problem şudur ki genç pilot ne zaman gerekli uçuş sayısını tamamlamaya yaklaşsa sayı artmaktadır. ayrıca kilit bir madde 22 vardır. eğer bir kişi deliyse savaşmak zorunda değildir, ancak deli olduğunu kabul ettirmek için başvuru yapması gerekmektedir. ama yine madde 22'ye göre bir kişi deli olduğunun farkındaysa deli değildir. kısacası bu madde kendi kuyruğunu yiyen bir yılan gibidir. yossarian ne zaman eve dönmeye yaklaşsa karşısında anlamsız bürokrasi ve madde 22 olacaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kpss varken bu sevdalar boşuna le bu sevdalar boşuna
devamını gör...

benim için çok klasik. belki 1000 defa duymuşumdur. gülümsüyorum ve yorum yapmıyorum.
"bende akademisyen olacaktım, hoca çağırmıştı ama ben özel sektörü tercih ettim..."
devamını gör...

(bkz: müslümanların sürekli mağdur olması)
devamını gör...

unutsana, ben varım, pencere, tek başına ve ben böyleyim gibi harika parçalara imza atan, güçlü ve karakteristik ses sahibi güzel sanatçımızdır.
devamını gör...

merhabalar herkese...

evet biz hüzün candır ile bugün daha önce çok konuşmak isteyip de konuşamadığımız gitmek'ten bahsedeceğiz.

valizler hazır, biletler alınmış, her şey ayarlanmış ve artık yola çıkmak lazım...
ama emin miyiz? acabalar aklımızı kurcalıyor olabilir mi?
ayrıca bir yerden mi gidiyoruz bir insana mı veda ediyoruz?
yoksa tamamen kendimizden mi vazgeçiyoruz?
ya da birileri mi bizden gidiyor?
gitmelere doyamadık yerimizden kıpırdamadan.

ama kafamız nasıl güzel radyo programı akşam 23'te!
bekleriz efenim....
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim