sadece bilgisi olanların yapabildiğidir. şahsen ben okurken hiçbir şey anlamıyorum. ama yine de belki anlarım diye okumaktan da geri kalmıyorum. sonuç hüsran...

"zart zurt reseptörlerinin migliyedis ile bağlantılı ciguli korteksinde immunal kotanjuri ile zirzop edilmesidir." tarzında yazdığınız tanımların güzel türkçemizdeki anlamlarını da izah ederseniz; ben de ameliyata girecek değilim ama üç beş bir şeyler kapmış olurum diye düşünüyorum.

hani el yazını okuyamayız eyvallah ama, (bkz: doktor yazısı) arial fontunda yazılmışını da okuyabilelim lütfen. hepimiz için win-win bir durum olacaktır. öptüm sizi beyaz önlüklü yazarlarımız.
devamını gör...

buraya da yazamayacağı dertlerdir.
devamını gör...

hiçbir şey için pişman değilim. yaptığım hataları yapmam gerekiyordu, yaptım. bazen düşmem gerekti, düştüm ve çimenlerin tadını çıkardım. hatalarım ve düşüşlerim beni güçlendirdi, hatta beni ben yaptı. şuana kadar hiç büyük bir pişmanlığım olmadı. *
devamını gör...

en çok trt radyonun emek verdiği, bir çok sanatçının sesinden hayat bulan özel programlardır.
özellikle "arkası yarın" la pehlivan tefrikası heyecanının tadına varırsınız...
devamını gör...

çok yorgunum
beni bekleme kaptan
seyir defterini başkası yazsın..
devamını gör...

leyla ile mecnun'daki ismail abi olduğunuzun göstergesidir.
devamını gör...

nickinden dolayı tek boynuzlu at karakterine düşükünlüğü olduğunu düşündüren, şiir sever bir yazarımız.
sessiz sakin yorumlarının takipçisiyiz.
devamını gör...

"dinini değiştireni öldürün." (buhârî, cihâd, 149)

çok ilginç oysa ki bu hoşgörü dolu inanışa kim neden tepki göstersin ki
edit: ayrıca üstteki bir yazar "cehennem boşuna yaratılmadı" diyerek de gerçek islamı ve gerçek müslümanlığı doruklarına kadar yaşamaktadır. insanların arap dinine inanmadığı için yanmasını isteyen, bunu düşünerek orgazm olan bir topluluktan bahsediyoruz. ayrıca ellerine güç geçtiğinde allahuekber nidalarıyla kelle kesme, diri diri yakma (bkz: madımak katliamı) gibi küçük şımarıklıklar yaparlar.
devamını gör...

peygamberin 11 karısı ve 2 cariyesi vardır. sıralı liste :

karıları : aişe bint ebû bekir • cüveyriye bint haris • hafsa bint ömer • hatice bint hüveylid • meymûne bint haris • safiyye bint huyey • sevde bint zem'a • zeyneb bint cahş • zeyneb bint huzeyme • ümmü habibe • ümmü seleme

cariyeleri : mâriye el-kıbtiyye • reyhâne bint zeyd
devamını gör...

daha önce godzilla ( 1998)'i yöneten, josef rusnak'ın yönettiği, oyunculuklarını ise; (gbkz: craig bierko, armin mueller-stahl, gretchen mol, vincent d'onofrio gibi isimlerin paylaştığı, 1999 yapımı bilim kurgu filmidir.
senaryosu, daniel f. galouye'un simulacron-3kitabından uyarlanmıştır. kitap sıkı durun 1964 yılında yayımlanmıştır. bir tv dizisi olan, kablodaki dünya'dan esinlenilmiştir.
sevgili arkadaşlar, bilgisayarlarla ülke olarak 1990'larda tanışmaya başladık. o zamanlar internet cafeler vardı. tam olarak ergenlik dönemime gelen bu dönemde, mırc gibi çet odaları vasıtası ile sanal ''oğlan''larla konuşurduk.
gerçekten bu oğlanlar ''sanal'' mıydı, yoksa gerçek mi?
bizim için oğlanlarla tanışmaktan öteye gitmeyen bu süreçte, birileri düşüncelerini bir adım öteye götürerek ''sanal gerçeklik''kavramı üzerine kafa yoruyordu.
1990'ların sonlarına doğru, ''matrix gerçek nedir?'' diye sorgulatıyordu bize. herkesin elinde mavi ve kırmızı hap muhabbeti dönerken, bir süt firması logosundaki inekten, yavaşlatılmış süt fışkırtıyordu. yanlış hatırlamıyorsam reklam yasaklanmıştı. hafızama güvenmiyorum.
matrix, sanal gerçekliği anlamamıza neden oldu. sahip olduğu görsel efekt ve aksiyon sahneleri ise çok izlenmesini sağlayacaktı.
çok kaliteli filmler ise; matrix'in gölgesinde kalacaktı.
normal sözlük film ve dizi kulübünün bu haftaki filmi, the thirteenth floor ise bu filmlerden biridir. fırsat bu fırsat bende etkinlik sebebiyle bu filmi izlemeye fırsat buldum.

arkadaşlar, ben çok felsefeden anlayan, seven bir insan değilim. 40 yıllık hayatımda bende belirli çıkarımlar yapıyorum. materyalizm ile idealizm her zaman çatışmıştır. maddecilik ve idea çatışması benim çıkarımım.
film, herkesin bildiği, idealist felsefeci descartesin, ''düşünüyorum öyle ise varım'' sloganı ile başlıyor.
meteryalistler'in, bu söze dair savunma ve saldırıları ''ulan, masa düşünmüyor ama var'' olagelmiştir. bu yaklaşım hayatıma ''sanal gerçekli kavramı'' girene kadar benimde doğru olarak kabul ettiğim bir kavramdı.
beyin, maddi bir kavramdır. düşünce ise beynin elektronların , nöronların filan bir etkisi olarak maddenin uzantısıdır.
buraya kadar ok.
1990'lar küreselleşmeyi beraberinde getirmiş, sınırlar, sermaye, madde gibi kavramları sorguladığımız bir dönem olmuştur.
filmde tamda bunu sorguluyoruz.
çünkü sanal gerçeklikte, duyum ve algılarımız da devreye giriyor. ''sanal gerçeklik'' neyin doğru , neyin yalan olduğunu unutturuyor, beynimizi kandırıyor.
yanılsamalar, manipülasyonlar, için oluşturulmuş bir düzen...
bu yanılsamalar, iç içe geçmiş, silikleşmiş kat çizgilerinden oluşuyor.
13. kat ise en tepede... bi dakika ''silik sınırlar'' demiştik değil mi? belki oradan ötede gökyüzü vardır. belkide 13. kat ''en dip''tedir...

bundan sonrasını, spoi takıntısı olanlar okumasın lütfen.

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''



hannon fuller denen bir adam var. bu adam, bir bilgisayar şirketinin sahibi. şirketi bir yazılım üzerinde çalışırken, sağ kolu olan , douglas hall'a bir şeyler açıklayacakken öldürülür.
tüm deliller, hall'ı işaret ederken; hall masum olduğunu ispatlamaya çalışacak ve ''gerçeğin peşine'' düşecektir.
ve hep birlikte, ''gerçek nedir?'' diye soracağız. bir simülasyon muyuz yoksa? tanrılar tarafından kurulan bir oyunun içerisinde miyiz?
ya tanrılar da simülasyonsa?
filmin ise en sevmediğim tarafı sonu oldu. bütün bu yaşananların aslında ''karı-koca tartışması''ndan ortaya çıkmış olması, beni üzdü.


bir dip not düşmeliyim ben filmi matrix'ten ziyade truman show'a daha çok benzettim.
arkadaşlar, filmin müziklerine bayıldım. ba-yıl-dım! bilim kurgu sevmiyorsanız, müzükleri için izleyin.
birini dinleyelim.

devamını gör...

lofoten takımadaları norveç'in eşsiz güzellikteki adalarından sadece birkaçıdır. lofoten, kuzey kutup dairesi'nin kuzeyindeki 68. ve 69. paralellerde yer almaktadır. 2016 yılına göre bu takımadalarda 28 bine yakın insan yaşıyor.
devamını gör...

sıradan olduğumuza inandırıldık.. çünkü bize bizi olağanüstü hissettirecek kimse yoktu.
devamını gör...

efsane!

futbooğğğl, nefreeeeğt - bişk! ok yerine portakal atılsaydı keşke fiyuuuv *

eline koluna sağlık yaa çok güldük sayende. 10/10 kısa film.
devamını gör...

orada burada bulmak adına düşe kalka peşinden koşanları maymuna çeviren his.

kovalamayın mutluluğu. o zaten bakmayı ve görmeyi bildiğiniz her yerde var. bu nedenle onu kovalamak için bacaklarınızı değil, görebilmek için gözlerinizi geliştirin.
devamını gör...

güneş yılına göre düzenlenmiştir. bir yıl 365 gün 6 saattir. başlangıç hz. isa’nın doğumudur. türkiye’de 1 ocak 1926’da kullanılmaya başlanmıştır. ilk şekli olan “güneş takvimi” mısırlılara aittir. gregoryen takvimi olarak da bilinir.
(kaynak: tarih defterim.)
devamını gör...

oldukça moralimi bozan şeydir.

adamlar, sırf 800 tanımları oldu diye hak etmedikleri halde kitap hediyesini kazanacaklar. düşünsenize yüzlerce karakterli tanım yazan yazarla, bu karakter * sayısı ayakkabı numaralarıyla aynı olan yazar eşdeğer. taş olsa çatlar be, insaf!
çaylaklık sistemi gelse de kurtulsam, diye bas bas bağırmaktayım sözlüğe her girişimde.

eskiden uzun tanımlarımızın, bilgi tanımlarımızın bir değeri vardı. şimdi kısacık tanımlardan, forumsal başlıklardan değerleri türk lirasının amerika'daki değerine düştü. yazık günah.

neyse, gelmişken başlıklarımın primini yapayım, başka türlü dikkat çekmiyorlar;
(bkz: hashima adası)
(bkz: alex)
(bkz: gökyüzü havuzu)
(bkz: kıyamet ambarı)

edit: imla.
devamını gör...

geri dönsen fena olmaz. bırak geçsinler, bırak geçsinler!
devamını gör...

güneydoğu asya; malezya, tayland ve vietnam kökenli olan duryan meyvesi, lezzeti ve faydalarıyla dikkat çekiyor. ancak lezzetinden daha çok kötü kokusuyla biliniyor. öyle ki duryan meyvesinin kamusal ve kapalı alanlara sokulmasına izin verilmiyor.

meyvenin dış kabuğundaki boynuzu andıran küçük çıkıntılar ilk bakışta dikkat çekiyor. damak tadınıza göre bu meyvenin hastası olmanız ya da sevmemeniz mümkün.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

top sakalsız arkeolog
whisper
hi my i run
quinn
karadereli panda
celebrant
ıvanmılınskı
atamabekleyenastronot
karambol
vampirillo
pluviophile
kuzguncuktaki vişne
son feci mars
kelenderis
sol gözü kör kedi
meja
3--b-k--3
babayani
yitzhar
lilyum
fatsa
agzindakikanisilipistesimdikizandovuscu
tektonizma
vanderwaals
elbarto
psg
kafasızyazar
cahit sitki siyrilan
ölmedim ama hafif sürünüyorum
sırpski film
armullah
ismailkarakuş
belki üstümüzden bir tır geçer
foo
ucemak
dostoyevskininsuçune
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası
feylesof
patagonyalı
kadıköy beyfendisi
yigityilmaz
daddy
mosyomeryo
lliwsonja

bunlar sözlüğü sözlük yapan insanların başındadır bence , fenomen olmak bu arkadaşlara yakışacak. daha zamanı olabilir , bilemiyorum. ben takip ediyorum ve eğleniyorum , öğreniyorum. kovulmazsam eğer takip edeceğim nice arkadaşım olacak , bakalım zaman ne gösterecek.* insanlara iyi olduklarını söyleyin , korkmayın yemezler.
devamını gör...

yarım gün çalışıp üç ay tatil yapmam ve sanırım şaka maka bir yıldır yatıyor oluşum. aslında genel olarak yatıyor oluşum mesleğimin en zor yanı diyebilirim. neredeydi bu başlıklar, bakalım hah tam şurada;
(bkz: şaka maka öğretmenlerin 1 senedir yatıyor olması)
(bkz: öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması)
ironiyi de yaptığımıza göre artık ciddileşebiliriz.*
branşım gereği çocukların gözlem yeteneğinin ve sosyal öğrenmelerinin en yoğun olduğu yaşa eğitim vermekteyim. hal böyle olunca ne yaparsam yapayım hemen alıcı gözle bakıp davranışımı model alıyorlar. yaptıkları şeyin savunması da aşırı mantıklı "ama sen öyle yaptın öğretmenim, öğretmenler yapınca doğru olur." şimdi çocuk otorite olarak anne babadan ziyade öğretmeni görüyor, "öğretmenim doğrusunu bilir, yaptıysa doğrudur" algısı mevcut ve bu algı neden bilmiyorum çocuğun programına yüklenmiş haliyle geliyor okula. kalkıp "çocuğum ben de insanım, yanlış yapabilirim sen benim yaptığımı yap gittiğim yoldan gitme" diyemiyorsun.*
bu nedenle mesleğimi yaparken hem söylediklerim hem davranışlarım konusunda ekstra özenli olmam gerekiyor. yanlış yaptığım herhangi bir davranış söylediğim herhangi bir yanlış kelime kalıcı olup çocukların model olarak içselleştirmelerine neden olabilir. bu düşünce bazen diken üstünde tutuyor beni. aksi takdirde sonra eve gel "bunu doğru yaptım mı acaba, verdiğim tepki doğru muydu?" diye vicdan muhasebesi yap.
keşke istediğimi yapıp tam şu karikatürdeki gibi "hayır çocuğum siz okuyacaksınız" diyebilsem.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim