500 days of summer
spoiler içerir dikkat. herkes kendi karakterine göre yorumlayabilir filmi. bende kendime göre yorumlayacagim. bana göre tom karakteri haklıdır. kadını sevmesi onun suçu değil,bunu göstermemesi de zaten onu kaybetmemek için onun kartlarına göre oyunu oynuyor. ama ne yaparsa yapsın sonunda kaybediyor. tom bir noktada haklı bir isyan edip rest çekti ve yoluna bakacak iken summer gelip özür dilerim sen haklıydın dedi. oradaki adımı ciddi ilişkiye girmeye hazır olduğunu gösteriyor. tom da garibim seviniyor ama günün birinde cici kızımız ben ilişki istemiyordum deyip yol veriyor. bir süre sonra da gelip ben evlendim diye çıkıyor karşısına. e kardeşim adam sorar doğal olarak benle niye evlenmedin diye. verdiği cevapsa çok basit. o kişi sen değildin. tamam da ben değilsem eğer neden benim en sevdiğim yeri kendi hatıralarinda yaşıyorsun. demek ki sende beni seviyordun yani.velhasil kelam başta tomu yetersiz gördüğü için gönül eğlendiren karakterimiz filmin sonunda onun özgüvenli kendi ayakları üzerinde duran biri olduğunu gördüğü için kendine yediremeyip sert sözler eder ve filmde haklı görüşün tom'a ait olduğunu gösterip ağzına bir parmak bal çalarlar.
devamını gör...
renkli kalem kullanarak not tutan post it'le özet çıkartan sınavda hiçbir şey yapamayan tip
sadece öğrenme stilini bilmiyordur. okuyarak ya da dinleyerek başarılı olabilir.
devamını gör...
tuvaletteyken kedilerin yanımıza gelmesi
normal şartlarda kendini sevdirmeyen kedimin, ben tuvaletteyken dibimde bitmesi ve kucağıma oturması.
araştırmalarıma göre;
banyonun onlar için çok ilgi çekici olması ya da ailesi olarak gördüğü insanı, tuvalet esnasında savunmasız kaldığından dışarıdan gelen tehlikelere karşı korumak istemesi.
kaynak
araştırmalarıma göre;
banyonun onlar için çok ilgi çekici olması ya da ailesi olarak gördüğü insanı, tuvalet esnasında savunmasız kaldığından dışarıdan gelen tehlikelere karşı korumak istemesi.
kaynak
devamını gör...
wtf
kıs. what the f*ck
ing. hadi canım sen de
evet.
ing. hadi canım sen de
evet.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merhabalar sevgili portakallar!
3 hafta önce yapmayı planladığımız ama elimizde olmayan sebeplerden ötürü gerçekleştiremediğimiz bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak radyo programının 90'lar türkçe pop temalı ilk yayınını bu akşam yapıyoruz.
gelen ses kayıtları ve başlık altına yapılan istekleri toplayıp bir liste oluşturmaya çalıştım, umarım hepiniz beğenirsiniz. çok ama çok heyecanlıyım bilmem söylememe gerek var mı?
bu kadar heyecanlı olmama sebep olan tatlı bir detayı da buraya bırakayım o halde;
yayın hepimizin yayını demiştim, işte bu nedenle bu haftanın afişinde ses kaydı ile istek yapan herkese yer verdim!
bu vesile ile gerek ses kaydı gerek mesaj/tanım yolu ile destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.
akşam 22.00'da görüşmek üzere. sevgiler!
o zaman gelsin sürpriz!

afiş için başının etini yediğim pelerinsiz kahraman&kaptan gomercan'a sonsuz teşekkürler. iyi ki varsın süperman!
3 hafta önce yapmayı planladığımız ama elimizde olmayan sebeplerden ötürü gerçekleştiremediğimiz bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak radyo programının 90'lar türkçe pop temalı ilk yayınını bu akşam yapıyoruz.
gelen ses kayıtları ve başlık altına yapılan istekleri toplayıp bir liste oluşturmaya çalıştım, umarım hepiniz beğenirsiniz. çok ama çok heyecanlıyım bilmem söylememe gerek var mı?
bu kadar heyecanlı olmama sebep olan tatlı bir detayı da buraya bırakayım o halde;
yayın hepimizin yayını demiştim, işte bu nedenle bu haftanın afişinde ses kaydı ile istek yapan herkese yer verdim!
bu vesile ile gerek ses kaydı gerek mesaj/tanım yolu ile destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.
akşam 22.00'da görüşmek üzere. sevgiler!
o zaman gelsin sürpriz!

afiş için başının etini yediğim pelerinsiz kahraman&kaptan gomercan'a sonsuz teşekkürler. iyi ki varsın süperman!
devamını gör...
allah hepimize cuma günü ölmeyi nasip etsin tabi bu cuma değil
adamın biri cuma günü ölmüş ve gömmüşler. oğlu hocaya gitmiş ve
"babam cuma günü öldü öbür tarafta nasıl karşılanır?" diye sormuş. hocada sormuş
"namaz kılarmıydı?"
"hayır! ama cuma günü öldü".
"kumarı içkisi varmıydı?"
"vardı ama cuma günü öldü"
"yalan söylermiydi?"
"evet ama cuma günü öldü"
"hovardalığı varmıydı?"
"evet ama cuma günü öldü"
hoca sonunda sinirlenmiş ve
"cuma günü ellemezler ama cumartesi anasını bellerler" demiş
"babam cuma günü öldü öbür tarafta nasıl karşılanır?" diye sormuş. hocada sormuş
"namaz kılarmıydı?"
"hayır! ama cuma günü öldü".
"kumarı içkisi varmıydı?"
"vardı ama cuma günü öldü"
"yalan söylermiydi?"
"evet ama cuma günü öldü"
"hovardalığı varmıydı?"
"evet ama cuma günü öldü"
hoca sonunda sinirlenmiş ve
"cuma günü ellemezler ama cumartesi anasını bellerler" demiş
devamını gör...
ahlak bekçisi rehber öğretmen
yaşayamayanlardandır. kendisi gençliğini yaşayamadığından kin doludur, herkese titreyerek mana bulur.
devamını gör...
doğan cüceloğlu
ne zaman kendimi anlamasan bir kitabını alıp okuduğum yazar.
bana kendimi bana sevdiklerimi sevdiren yazar.
bana kendimi bana sevdiklerimi sevdiren yazar.
devamını gör...
konstantinopolis kuşatmaları
istanbul'u fethetmek uğrunda arap ve bizanslar arasında gerçekleşmiş savaşlar, kuşatmalardır. bu konuyla ilgili tam olarak 1 ay önce (3 mart) yazıp da göndermemiş olduğum tanım;
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
devamını gör...
pinkshinyultratambourine
akademik bir mitoloji kitabı hakkında açtığım başlığa entry girerek gecenin bu saatinde beni mutlu etmiş yazardır. katılım beklemiyordum, mitolojiyle ilgilenen birisiymiş. sözlükte olmasından büyük keyif duydum.
devamını gör...
tarihte bugün
1204 - dördüncü haçlı seferi'nde kostantinopolis'in yağmalanması.
1909 - osmanlı imparatorluğu'nda 31 mart olayı meydana geldi.
1919 - amritsar katliamı: britanya askeri birlikleri, amritsar'da (hindistan) 379 silahsız göstericiyi öldürdü.
1933 - yüksek mühendislik mektebi'ni (istanbul teknik üniversitesi) bitiren sabiha ve melek hanımlar, türkiye'nin ilk kadın mühendisleri oldu. iki kadın mühendis, kur'a sonucu ankara ve bursa nafıa idaresi'ne (bayındırlık bakanlığı) atandı.
1941 - sscb japonya'yla saldırmazlık paktı imzaladı
1945 - nazi almanyası askeri birlikleri, 1000'den fazla politik ve askeri mahkûmu öldürdü.
1949 - türk kadınlar birliği, cumhurbaşkanı ismet inönü'nün eşi mevhibe inönü'nün onursal başkanlığında kuruldu.
1970 - uzay mekiği apollo 13, yerden 321.860 km yüksekte olduğu sırada oksijen tanklarından bir tanesi infilak etti. uzay ekibi başarıyla dünyaya döndü.
1994 - türkiye'de radyo-televizyon üst kurulu kuruldu.
1998 - pkk'nin iki numaralı kişisi şemdin sakık ile kardeşi arif sakık, genelkurmay başkanlığı özel kuvvetler komutanlığı'nın operasyonuyla yakalanıp türkiye'ye getirildi.
kaynak
1909 - osmanlı imparatorluğu'nda 31 mart olayı meydana geldi.
1919 - amritsar katliamı: britanya askeri birlikleri, amritsar'da (hindistan) 379 silahsız göstericiyi öldürdü.
1933 - yüksek mühendislik mektebi'ni (istanbul teknik üniversitesi) bitiren sabiha ve melek hanımlar, türkiye'nin ilk kadın mühendisleri oldu. iki kadın mühendis, kur'a sonucu ankara ve bursa nafıa idaresi'ne (bayındırlık bakanlığı) atandı.
1941 - sscb japonya'yla saldırmazlık paktı imzaladı
1945 - nazi almanyası askeri birlikleri, 1000'den fazla politik ve askeri mahkûmu öldürdü.
1949 - türk kadınlar birliği, cumhurbaşkanı ismet inönü'nün eşi mevhibe inönü'nün onursal başkanlığında kuruldu.
1970 - uzay mekiği apollo 13, yerden 321.860 km yüksekte olduğu sırada oksijen tanklarından bir tanesi infilak etti. uzay ekibi başarıyla dünyaya döndü.
1994 - türkiye'de radyo-televizyon üst kurulu kuruldu.
1998 - pkk'nin iki numaralı kişisi şemdin sakık ile kardeşi arif sakık, genelkurmay başkanlığı özel kuvvetler komutanlığı'nın operasyonuyla yakalanıp türkiye'ye getirildi.
kaynak
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
bugüne kadar neredeyse hiçbir platformda net bir şekilde fikrimi dile getirmedim. işe yaramayacağının düşüncesinden değil, bunu savunmaktan bile utanç duyduğum, bir gün karşıma çıkacak ve yüzleşmek zorunda kalacağım şeyler için.
lütfen sadece bu yasaya karşı çıkanlar okusun.
yalnızca bir kadının yaşadıklarını aktaracağım. kocası tarafından, tüm uzuvları, defalarca pompalı tüfekle vurulmuş bir kadın. iki bacağı kesilmiş ve kollarını hala kullanamıyor. bu kadının 6 çocuğu var. olayın ardından hepsi devlet korumasında.
oğulları olayın ardından ziyarete geliyorlar. "anne, bacaklarına ne oldu?" diye soruyorlar.
sebebi de şu, kocası zihinsel engelli komşu kızına tecavüz ediyor. aile adamı dava ettiği için kendi aralarında konuşarak zihinsel engelli kızı, kuma olarak getirmeyi kabul ediyorlar.
kadın ise bunu istemiyor. adam karısı için 20 yıl, tecavüz için 15 yıl hapis cezası alıyor. şimdi bu yeterli bir ceza mı? onu düşünün.
üstelik kadın hala adamın soyadını kullanıyor. adam cezasının yaklaşık 7 yılını doldurmak üzere.
lütfen sadece bu yasaya karşı çıkanlar okusun.
yalnızca bir kadının yaşadıklarını aktaracağım. kocası tarafından, tüm uzuvları, defalarca pompalı tüfekle vurulmuş bir kadın. iki bacağı kesilmiş ve kollarını hala kullanamıyor. bu kadının 6 çocuğu var. olayın ardından hepsi devlet korumasında.
oğulları olayın ardından ziyarete geliyorlar. "anne, bacaklarına ne oldu?" diye soruyorlar.
sebebi de şu, kocası zihinsel engelli komşu kızına tecavüz ediyor. aile adamı dava ettiği için kendi aralarında konuşarak zihinsel engelli kızı, kuma olarak getirmeyi kabul ediyorlar.
kadın ise bunu istemiyor. adam karısı için 20 yıl, tecavüz için 15 yıl hapis cezası alıyor. şimdi bu yeterli bir ceza mı? onu düşünün.
üstelik kadın hala adamın soyadını kullanıyor. adam cezasının yaklaşık 7 yılını doldurmak üzere.
devamını gör...
yemekleri en güzel ilimiz
01.
devamını gör...
15 yaşında çocukların evlenmesine insan hakkı demek
#989956 iletideki bazı hususları açıklığa kavuşturmak lazım. insanların fikirlerini beyan etmelerini ve bu beyanlarını akıcı bir lisanla dile getirmelerini seviyorum. hele ki tezlerini örneklerle desteklemelerine bayılıyorum. buraya kadar tamamım. amma velâkin algı yönetimi ve manipülasyon için verilen örneklerin kesilip kırpılmasına tabiri caizse gıcık oluyorum ve bu hareket tarzını doğru bulmuyorum. birazdan yazacaklarım bir takım zevatı elbette rahatsız edecek. amma velâkin benim yazacaklarım sadece söz konusu çarpıtmaya ilişkin olacak. o yüzden mahlasıma falan bakıp, olayı başka yerlere taşımaya kalkmayın ayıp edersiniz ve samimiyetinizi de sorgulatırsınız. bu şerhi de koyduktan sonra gelelim ana meseleye:
şimdi orada şöyle bir ifade var;
1917'de kabul edilen hukuk-i aile kararnamesi 1926'da medeni kanun olarak yasalaşır ve evlenme yaşı erkeklerde 18 kızlarda 17 olur. ancak 1938 yılında yani henüz atatürk'ün yaşadığı dönemde bu yasada değişiklik yapılarak evlilik için yaş sınırı kızlarda 15'e, hakim onayıyla da 14'e düşürülür. kaynak "o dönemlerde yaşanan savaşlar dolayısıyla nüfusun azalması göz önüne alınarak böyle bir yasa yürürlüğe girdi" şeklinde bir savunma yapacaklara şunu hatırlatmak istiyorum ki pedofili dönemin şartlarına göre yeni anlamlar kazanmaz çünkü pedofili pedofilidir.
beyan kendi içerisinde tutarlı. ilk okuduğunuzda konu hakkında bilginiz yoksa anlatılanlara hak vermemeniz içten bile değil. zira argümanlar güzelce sıralanmış. bu yapılırken de tezi güçlendirmek için ''atatürk'' döneminin altı kalınca çizilmiş. yani çaktırmadan aba altından sevimli bir şekilde sopa gösterilmiş; bakın mevzuya karşı çıkarsanız ''atatürk''ün iradesini çiğnersiniz ha! gibi ufak bir zihinsel baskı uygulanmış. zekice buldum, bu yönden de taktir ettim. * zira manipülasyon zeka ve ustalık gerektirir.
ama söz konusu yasa metnine dair en ufak bir kelam yok. metnin istisnai bölümü alınmış ve sonrasındaki ifadeler kaf dağına doğru bir yolculuğa çıkartılmış.
verilen örnekteki madde 88'in tam metnini şuraya yazalım;
''erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez. şu kadar ki, hakim fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni olan * on beş yaşını ikmal etmiş bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.
kalınlaştırdığım noktayı iyi okuyunuz! genel kaide orada açıkça ifade edilmiş. peki istisnai durumlar genel kaideymiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor? savunduğunuz şeye çarpık bir dayanak noktası yaratarak argümanlarınızı haklı hale getirmeniz mümkün değildir. bu kadar akıcı şekilde kendi tezlerini ifade edebilen insanların böyle küçük algı oyunlarına ihtiyacı var mı? orası da okuyanların takdirine kalsın.
şimdi gelelim genel kaideymiş gibi gösterilen şu istisnai kaideler mevzusuna; birincisi fevkalade haller için mevzu hakim takdirine bırakılıyor. yani ortada bir şart var. hakim takdir hakkını kullanacak ve fevkalade durumun* gerçekleştiğine kanaat getirecek ki, verilen örnekte ki evlilik gerçekleşsin. ha bu maddenin nüfus azalması vesaire gibi saçma sapan argümanlarla savunulmasını da komik buluyorum. zira öyle bir durum yok. bu hükmün getirilme sebebi tamamen farklı! o yıllar özelinde duruma bakmanız lazım. toplum henüz imam nikahı alışkanlığından çıkamamıştır. peki bu durumun sonuçları nelerdir? evvela salt imam nikahı yapılması evliliğin yok hükmünde sayılmasına neden oluyordu. bu da ciddi sorunlar ortaya çıkarıyordu. bu evlilikler toplum nezdinde kabul görse dahi hukuki sonuç doğurmadığı içinde türlü sıkıntılar ortaya çıkıyordu; bir kere bu evliliklerden doğan çocuklar gayri sahih nesep'li sayıldıkları için bu çocuklara nüfus cüzdanı çıkarmak, bu çocukları okullara kayıt ettirmek gibi temel olaylarda sıkıntı çıkarken daha ileri boyutlarda miras hukuku açısından da çok ciddi olumsuz sonuçların doğmasına neden oluyordu. iş bu sebeple de, söz konusu istisnai haller düzenlendi ve hakim takdirine bırakılarak en azından oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlandı. yüzyıllar boyunca şerri ve örfi hukuk kaideleri ile yönetilmiş bir toplumun 10-15 yıl içerisinde medeni kanunu ve onun zaruri kıldığı hukuki işlemleri özümseyebileceğini düşünmek de ne bileyim biraz fantastik kurgu hikaye gibi duruyor.
hülasa; ortada böyle bir genel kaide yoktur. istisnai durum üzerinden bir algı yönetimi yapılmaya çalışılmıştır. bu da şık olmamıştır. düşüncelerin, fikirlerin çarpışması her ne kadar uç olursa olsun başımızla beraber. amma velâkin bu çarpıtılan bilgiler ve gölgelenen gerçekler üzerinden olursa, biz de gerçekleri not düşmek zorunda kalırız ve böylece parmaklarımız yorulur. *
tahrif edilen bu noktanın altını çizmek önemliydi. ayrıca diğer mevzulara hiç girmeyeceğim herkes o konularda kendi vicdani kanaatini verir zaten. önemli olan bu kanaatlerin gerçek bilgiler çerçevesinde oluşması.
şimdi orada şöyle bir ifade var;
1917'de kabul edilen hukuk-i aile kararnamesi 1926'da medeni kanun olarak yasalaşır ve evlenme yaşı erkeklerde 18 kızlarda 17 olur. ancak 1938 yılında yani henüz atatürk'ün yaşadığı dönemde bu yasada değişiklik yapılarak evlilik için yaş sınırı kızlarda 15'e, hakim onayıyla da 14'e düşürülür. kaynak "o dönemlerde yaşanan savaşlar dolayısıyla nüfusun azalması göz önüne alınarak böyle bir yasa yürürlüğe girdi" şeklinde bir savunma yapacaklara şunu hatırlatmak istiyorum ki pedofili dönemin şartlarına göre yeni anlamlar kazanmaz çünkü pedofili pedofilidir.
beyan kendi içerisinde tutarlı. ilk okuduğunuzda konu hakkında bilginiz yoksa anlatılanlara hak vermemeniz içten bile değil. zira argümanlar güzelce sıralanmış. bu yapılırken de tezi güçlendirmek için ''atatürk'' döneminin altı kalınca çizilmiş. yani çaktırmadan aba altından sevimli bir şekilde sopa gösterilmiş; bakın mevzuya karşı çıkarsanız ''atatürk''ün iradesini çiğnersiniz ha! gibi ufak bir zihinsel baskı uygulanmış. zekice buldum, bu yönden de taktir ettim. * zira manipülasyon zeka ve ustalık gerektirir.
ama söz konusu yasa metnine dair en ufak bir kelam yok. metnin istisnai bölümü alınmış ve sonrasındaki ifadeler kaf dağına doğru bir yolculuğa çıkartılmış.
verilen örnekteki madde 88'in tam metnini şuraya yazalım;
''erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez. şu kadar ki, hakim fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni olan * on beş yaşını ikmal etmiş bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.
kalınlaştırdığım noktayı iyi okuyunuz! genel kaide orada açıkça ifade edilmiş. peki istisnai durumlar genel kaideymiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor? savunduğunuz şeye çarpık bir dayanak noktası yaratarak argümanlarınızı haklı hale getirmeniz mümkün değildir. bu kadar akıcı şekilde kendi tezlerini ifade edebilen insanların böyle küçük algı oyunlarına ihtiyacı var mı? orası da okuyanların takdirine kalsın.
şimdi gelelim genel kaideymiş gibi gösterilen şu istisnai kaideler mevzusuna; birincisi fevkalade haller için mevzu hakim takdirine bırakılıyor. yani ortada bir şart var. hakim takdir hakkını kullanacak ve fevkalade durumun* gerçekleştiğine kanaat getirecek ki, verilen örnekte ki evlilik gerçekleşsin. ha bu maddenin nüfus azalması vesaire gibi saçma sapan argümanlarla savunulmasını da komik buluyorum. zira öyle bir durum yok. bu hükmün getirilme sebebi tamamen farklı! o yıllar özelinde duruma bakmanız lazım. toplum henüz imam nikahı alışkanlığından çıkamamıştır. peki bu durumun sonuçları nelerdir? evvela salt imam nikahı yapılması evliliğin yok hükmünde sayılmasına neden oluyordu. bu da ciddi sorunlar ortaya çıkarıyordu. bu evlilikler toplum nezdinde kabul görse dahi hukuki sonuç doğurmadığı içinde türlü sıkıntılar ortaya çıkıyordu; bir kere bu evliliklerden doğan çocuklar gayri sahih nesep'li sayıldıkları için bu çocuklara nüfus cüzdanı çıkarmak, bu çocukları okullara kayıt ettirmek gibi temel olaylarda sıkıntı çıkarken daha ileri boyutlarda miras hukuku açısından da çok ciddi olumsuz sonuçların doğmasına neden oluyordu. iş bu sebeple de, söz konusu istisnai haller düzenlendi ve hakim takdirine bırakılarak en azından oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlandı. yüzyıllar boyunca şerri ve örfi hukuk kaideleri ile yönetilmiş bir toplumun 10-15 yıl içerisinde medeni kanunu ve onun zaruri kıldığı hukuki işlemleri özümseyebileceğini düşünmek de ne bileyim biraz fantastik kurgu hikaye gibi duruyor.
hülasa; ortada böyle bir genel kaide yoktur. istisnai durum üzerinden bir algı yönetimi yapılmaya çalışılmıştır. bu da şık olmamıştır. düşüncelerin, fikirlerin çarpışması her ne kadar uç olursa olsun başımızla beraber. amma velâkin bu çarpıtılan bilgiler ve gölgelenen gerçekler üzerinden olursa, biz de gerçekleri not düşmek zorunda kalırız ve böylece parmaklarımız yorulur. *
tahrif edilen bu noktanın altını çizmek önemliydi. ayrıca diğer mevzulara hiç girmeyeceğim herkes o konularda kendi vicdani kanaatini verir zaten. önemli olan bu kanaatlerin gerçek bilgiler çerçevesinde oluşması.
devamını gör...
ideal penis boyu
vajina tabir caizse kas yapısı nedeniyle bir eldivenin eli sarması gibi penisi sarar. bazı kadınların doğum sonrası durumları istisnası sayılsa da geneli bu yöndedir. diğer yandan vajinanın ilk 10 santiminde algı reseptörü yani his vardır. anatomik olarak da döllenme için 10 cm den uzun bir penis kanalı geçer. demem o ki teknik olarak mikro penis denen 5-6 cm penisiniz olmadığı sürece sıkıntı yok. kaldı ki esas penis dokusu derinin altında olduğu için 5-6 cm penisler de ameliyatla çocuk sahibi olma elverişliliğine getirilebiliyor.
dünyanın erkek nüfusunun ortalama % 20 'sinde et penisi denen farklı bir tür penis var. bu penis uyarılmamış halinde ortalama 10 cm seviyesinde ve kan dolunca neredeyse 2 katı oluyor. oyuncuların durumu biraz böyle. kompleks yapamaya gerek yok yani.
not: ilgilisi biraz araştırırsa bu yazdıklarımın bilimsel arka planını görür.
dünyanın erkek nüfusunun ortalama % 20 'sinde et penisi denen farklı bir tür penis var. bu penis uyarılmamış halinde ortalama 10 cm seviyesinde ve kan dolunca neredeyse 2 katı oluyor. oyuncuların durumu biraz böyle. kompleks yapamaya gerek yok yani.
not: ilgilisi biraz araştırırsa bu yazdıklarımın bilimsel arka planını görür.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
dizi isteklerim:
westworld
mr. robot
person of interest
the office
oyun isteklerim:
tesv: skyrim
portal
assassin's creed
film isteklerim:
interstellar
bi tanecik film isteğim var.
anime olarak da death note. düz adamım.
edit: bi akıllı benmişim gibi istek için başlık açmıştım. taşınınca düzeltmek farz oldu.
westworld
mr. robot
person of interest
the office
oyun isteklerim:
tesv: skyrim
portal
assassin's creed
film isteklerim:
interstellar
bi tanecik film isteğim var.
anime olarak da death note. düz adamım.
edit: bi akıllı benmişim gibi istek için başlık açmıştım. taşınınca düzeltmek farz oldu.
devamını gör...
bovarizm
madam bovary kitabı ile kavramsallaşan ve ismini bu kitaba borçlu terim. gaultier de laguionie tarafından yaratılmıştır.
bovarizm deneyiminde kişi kendini başkasınının yerine değil, sahip olduğunun üzerinde ve olduğundan farklı bir yere koyar ki bu, zaman zaman her insanın başvurabileceği kadar doğal kabul edilebilir.
her insanda az veya çok bir benlik yanılgısı, kendisini olduğundan farklı görme veya çarpıtılmış bir benliğe inanma söz konusu olabilse bile bovarizm uçlardadır. artık o insan hayal dünyasında yaşarken hayatında ise o dünyanın yoksunluğu ile yüzleşerek mutsuzluğa, huysuzluğa, memnuniyetsizliğe mahkum olur.
olduğunun üzerindeki kendine ve hayata duyulan özlem, inanç ve hülya yaşanmakta olan hayatı da güçleştirir.
bovarizm deneyiminde kişi kendini başkasınının yerine değil, sahip olduğunun üzerinde ve olduğundan farklı bir yere koyar ki bu, zaman zaman her insanın başvurabileceği kadar doğal kabul edilebilir.
her insanda az veya çok bir benlik yanılgısı, kendisini olduğundan farklı görme veya çarpıtılmış bir benliğe inanma söz konusu olabilse bile bovarizm uçlardadır. artık o insan hayal dünyasında yaşarken hayatında ise o dünyanın yoksunluğu ile yüzleşerek mutsuzluğa, huysuzluğa, memnuniyetsizliğe mahkum olur.
olduğunun üzerindeki kendine ve hayata duyulan özlem, inanç ve hülya yaşanmakta olan hayatı da güçleştirir.
devamını gör...
anne olmak istemeyen kadın
bir nedene ihtiyacı olmayan insandır.
çocuk istememenin altında illa bir travma yatması gerekmiyor, hayatın anlamını arıyormuşçasına bir ''neden'' arayışı içerisine girilmesine, ortaya farklı hipotezler atılmasına hiç gerek yok, inanın bana.
çocuk sahibi olmak istemiyorsa, sadece istemiyordur. evlenmek istemiyorsa, istemiyordur. gelinlik, altın bilezik hayali kurmuyorsa, kurmak istemiyordur, başka öncelikleri, hayalleri, amacı vardır. aynı şey çocuk sahibi olmak veya evlenmek istemeyen erkekler için de geçerlidir.
neden aramayın, saygı duyun.
çocuk istememenin altında illa bir travma yatması gerekmiyor, hayatın anlamını arıyormuşçasına bir ''neden'' arayışı içerisine girilmesine, ortaya farklı hipotezler atılmasına hiç gerek yok, inanın bana.
çocuk sahibi olmak istemiyorsa, sadece istemiyordur. evlenmek istemiyorsa, istemiyordur. gelinlik, altın bilezik hayali kurmuyorsa, kurmak istemiyordur, başka öncelikleri, hayalleri, amacı vardır. aynı şey çocuk sahibi olmak veya evlenmek istemeyen erkekler için de geçerlidir.
neden aramayın, saygı duyun.
devamını gör...

