sözlükte sürekli yazar dışlayan güruh
sözlüğün tümörü olan güruh. en basit geyiğe bile tahammülleri yok. sanırım erişkin yaşta olup düzenli cinsel hayat yasayamadiklari için bu kadar gerginler...
şu geyik başlığına girilen entrye bakın...
kafasozluk.com/entry/85376
hemen her baslikta gördükleri en ufak bir şeyde 'eksiden gelenler gitsin, uludan gelenler gitsin.'
adamlarda öyle bir tahammülsüzlük, öyle bir faşizm var ki... kendisi gibi olmayan herkes ölsün bitsin.
adama sorarlar; 'sen misin lan bu sözlüğün sahibi.'
edit: bize git diyen adam noktalama işareti kullanmayı bile bilmiyor, şaka gibi. ekside yapsa uçururlar, o yüzden eksiyi ve eksicileri istemiyor galiba.
şu geyik başlığına girilen entrye bakın...
kafasozluk.com/entry/85376
hemen her baslikta gördükleri en ufak bir şeyde 'eksiden gelenler gitsin, uludan gelenler gitsin.'
adamlarda öyle bir tahammülsüzlük, öyle bir faşizm var ki... kendisi gibi olmayan herkes ölsün bitsin.
adama sorarlar; 'sen misin lan bu sözlüğün sahibi.'
edit: bize git diyen adam noktalama işareti kullanmayı bile bilmiyor, şaka gibi. ekside yapsa uçururlar, o yüzden eksiyi ve eksicileri istemiyor galiba.
devamını gör...
cheyenne
devamını gör...
hasan can kaya
ya yılbaşı programına gelmiş izliyorlardı salonda. baktım misafirlikte sıçan adam falan dedi herkes güldü. bilemiyorum altan.
devamını gör...
işe gitmemek için evdekilere söylenen saçma bahaneler
devasa bir böceğe dönüştüğünü iddia etmek.
devamını gör...
20 mart 2021 damadın geri döndüğü iddiaları
bir adet daha 20 mart 2021 şeklinde başlayan felaket haberi görmeye takatim kalmadı.
devamını gör...
öz güveni yerle bir eden şeyler
çocukluğumuzda yaşadığımız problemlerin şu anki seçimlerimizi etkilemesi kaçınılmazdır. özgüvenimizin oluşumu da çocukluğumuza bağlıdır aslında. eğer özgüven problemi yaşıyorsak, hayatımıza flashback(geri dönüş) yapıp iç hesaplaşmamızı iyi yapmamız gerekiyor. kendine güvenmek ancak kendini bilmekle olur. içinizdeki çocuğa kulak verin onun size söylemek istediği çok şey var.
devamını gör...
odasında perde kullanmayan insan
en üst katta deniz manzaralı bir evde otursam dahi kapatacağımdan dolayı dahil olmadığım insan grubudur. o perde illa kapanacak. ne bileceğim açıktan geçen bir gemideki çarkçıbaşının beni teleskopla dikizlemediğini.
devamını gör...
homo deus
yuval noah harari tarafından yazılan gelecek hakkında tahminlerde bulunan şahane kitaptır.
yazar öngörülerle dolu bir kitap yazarken verdiği örneklerle fikrini destekliyor ve okuyucuya başka bir bakış açısı kazandırıyor. okurken sık sık hım gerçekten bu böyle olabilirmiş dedim.
okurken düşündüren bir kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap.
kitabı elime aldığım zaman içimden önceki kitabın parası tatlı gelmiş yeni kitap yazmış diye geçirmiştim ama beni yanılttı.
yazar önceki kitabın başarısından sonra gaza gelip çok güzel bir yazı ortaya çıkarmış ve bunu yaparken resimlerle örneklerle basit bir şekilde derdini anlatmış ve çok hoşuma gitti.
tabi ki türkçeye harika şekilde çevrildiğini ve bence muazzam bir kapakla tasarımı yapıldığını unutmamak gerekiyor kitabı bir adım öne taşıyan detaylar olmuş bunlar. kapak sade şık ve anlatmak istediğini çok net anlatıyor.
ayrıca yazar çok komik birisi olduğunu hissettiriyor yer yer güldüğüm kısımlar oldu bir tespit yaparken onu esprili bir dille anlatmaktan çekinmemiş bu kitabı sıkıcı bir kitap yapmayan detaylardan birisi.
bir kaç tane nefis alıntı bırakayım.
insanlar gerçek mutluluğa erişmek için haz arayışlarını hızlandırmamalı, aksine yavaşlatmalıdır.
özellikle bu cümle çok şey anlatıyor maalesef haz ve haz arayışı bizi delirtiyor farkında olmuyoruz olamıyoruz çok doğru ve yerinde bir söz.
dünyada artık doğal kıtlıklar kalmadı, sadece siyasi kıtlıklar var. eğer suriye, sudan ya da somali'de insanlar açlıktan ölüyorsa, bu bazı siyasetçiler böyle istediği için oluyor.
eğer bir salgın kontrolden çıkarsa bunun ilahi bir gücün hiddetinden çok insan evladının beceriksizliğinden kaynaklandığı varsayılır.
yazar öngörülerle dolu bir kitap yazarken verdiği örneklerle fikrini destekliyor ve okuyucuya başka bir bakış açısı kazandırıyor. okurken sık sık hım gerçekten bu böyle olabilirmiş dedim.
okurken düşündüren bir kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap.
kitabı elime aldığım zaman içimden önceki kitabın parası tatlı gelmiş yeni kitap yazmış diye geçirmiştim ama beni yanılttı.
yazar önceki kitabın başarısından sonra gaza gelip çok güzel bir yazı ortaya çıkarmış ve bunu yaparken resimlerle örneklerle basit bir şekilde derdini anlatmış ve çok hoşuma gitti.
tabi ki türkçeye harika şekilde çevrildiğini ve bence muazzam bir kapakla tasarımı yapıldığını unutmamak gerekiyor kitabı bir adım öne taşıyan detaylar olmuş bunlar. kapak sade şık ve anlatmak istediğini çok net anlatıyor.
ayrıca yazar çok komik birisi olduğunu hissettiriyor yer yer güldüğüm kısımlar oldu bir tespit yaparken onu esprili bir dille anlatmaktan çekinmemiş bu kitabı sıkıcı bir kitap yapmayan detaylardan birisi.
bir kaç tane nefis alıntı bırakayım.
insanlar gerçek mutluluğa erişmek için haz arayışlarını hızlandırmamalı, aksine yavaşlatmalıdır.
özellikle bu cümle çok şey anlatıyor maalesef haz ve haz arayışı bizi delirtiyor farkında olmuyoruz olamıyoruz çok doğru ve yerinde bir söz.
dünyada artık doğal kıtlıklar kalmadı, sadece siyasi kıtlıklar var. eğer suriye, sudan ya da somali'de insanlar açlıktan ölüyorsa, bu bazı siyasetçiler böyle istediği için oluyor.
eğer bir salgın kontrolden çıkarsa bunun ilahi bir gücün hiddetinden çok insan evladının beceriksizliğinden kaynaklandığı varsayılır.
devamını gör...
kişisel ileti

500 karma puanıyla satın alınabilen ve kalıcı olarak kullanılabilen bir tür sözlük özelliği. bu sözlük özelliğiyle sözlük yazarları, kokpitten eriştikleri profillerinde takma adı ve [hakkında & istatistikler, en beğenilen, en çok favlanan, ukdeleri, nickaltı, bana özel] buton kümesi arasında italik formatta sıra dışı düşüncelerini paylaşabiliyorlar. kenardaki “kişisel iletiyi düzenle” butonuna basıldığında açılan metin kutusuna girdikleri metin, “kaydet” butonuna basıldığında görünür hâle gelmektedir. göze çarpan eksikliklerinden bahsedilseydi başlıklara tanım girerken kullanılan butonları ve butonlara ait kodları burada kullanamamak ve kişisel iletinin yayınlandığı tanımlarda da görülen gg.aa.yyyy ss.dd formatındaki zaman etiketinin olmaması denilebilirdi. isteğe bağlı sözlük yazarının kendine ait ve sevdiği bir tanımını buraya sabitleseydi nasıl gözükebilirdi diye düşünmeden edemedim.
devamını gör...
1984
totaliter rejimler ve insanın özne olarak rolü*nün azaltılması konulu bir yapıt.
bu kısıtlama ve insanı indirgeme çabası birkaç alana yayılıyor.
düşünsel alanda, gerçeğin sürekli değişken tutulması, tarih ve geçmişin ortadan kaldırılması, dilin kapsamının daraltılarak düşünme yeteneğinin baskılanması gibi faktörler var.
duygusal alanda :insanın sosyalleşme, aile kurma, çocuk sahibi olma gibi ihtiyaç ve isteklerinin kendisine karşı çevrilmesi durumu var. arkadaşlarınız, eşiniz, çocuklarınız hepsi size karşı gerek onları sevdiğiniz ve kollamak istediğiniz için; gerekse sizin zaaflarınızı ve kimliğinizi en yakından takip etme şansına sahip oldukları için birer silah olarak kullanılıyor.
fizyolojik alanda : yemek yemek, sevişmek gibi insanı duygusal olarak da değiştirme gücüne sahip eylemleri katı, monoton, zevksiz süreçler haline getirip insanın içindeki enerjinin nefrete kanalize edilmesi var.
içgüdüler ve duygular otokratik rejimin bir numaralı düşmanı iken akıl eğitilip yönlendirilebilir olduğu için bazen dostu bile oluyor.
insanın bir etken faktör olarak doğada bulunma hakkının bariz yansımaları yaratma eyleminde,aşk ve nefret gibi yoğun duygularda, analiz veya tasarım gerektiren mesleklerde, kompleks ve kullanıcının düşüncelerinin doğrultusunu evrilten bir dil kullanmakta iken bunların hepsi yok edilerek ya da azaltılarak insan nesne konumuna indirgeniyor.
bilgi alma ve onu uslamlama hakkı 'çiftdüşün' denen bir süreçle proleter olmayan kesime farklı yollardan veriliyor ve çoğunluk bundan memnun. tıpkı matrix çözülse de özgür şehirlere değil yapay rahimlere gitmek isteyecek insanlar gibi ya da cesur yeni dünya'da meskalinleri elinden alınınca ağlayan ve gerçeklik algısının çarpıtılmış halini sevenlerin varlığı gibi.
bu kitapla beraber iyi gidecek yapımlardan biri de das leben der anderen. burada hem otoritenin belli bir kademesindeki anti kahramanımız güçlü olmayı , baskın çıkmayı reddederek diğer insanlar üzerindeki yaptırımından vazgeçiyor. bu kahraman bu şekilde evrilirken, ilk başta rejim tarafından çizilen sınırlar içerisinde hoplayıp zıplayan bir piyes yazarının giderek yaratma eylemini bir karşı duruş'a çevirmesi ve özne olma hakkını elde etme mücadelesini görüyoruz.
bu olay 1984'te en başından düşünülüp engellenmiş durumda. meslek tanımları daha mekanik ve arada bir çalışanlar biraz zeka isteyen işlerle yemlenerek itiraz etmemeleri sağlanıyor. daha sorgulayan yapıdaki bireyleri de sistem kendi lehine kullanacak alanlar buluyor, iç parti üyeleri, newspeak yaratıcıları (daha doğrusu yok edicileri) nispeten daha kafa yoran işlerle oyalanıyor.
umudumuz proleterlerde lafı sık sık geçiyor ve mesaj veriliyor lakin, realiteye bakılınca winston proleterlerin çoğunun günlük hayatlarının koşuşturmacası içinde olduğunu, muhabbetlerinde büyük ölçekli işlere , değişimlere yer kalmadığı gibi hafızalarından da önemli şeylerin silinmiş olduğunu görüp hayal kırıklığına uğruyor. burada kafka'nın der prozess'indeki gibi bir kabulleniş ve maktulün giderek işkencecisini ve süreci tersinden algılama eğilimi yani stokholm sendromu görülüyor. bir başka benzerlikse düşmanın kim olduğunun bilinmezliği, bir otorite ve ters gidişat mevcut lakin belli bir birey ya da olay doğrudan sebep gösterilemiyor.
dilin indirgenmesinin human as an agent rolüne vurulan en büyük darbe olduğunu görüyoruz. fazla konuştuğu için sonradan uçurulan arkadaş winston'a yaptıkları işin önemini anlatan uzun bir nutuk çekmişti. iyiyi ve kötüyü aynı kelimelerle tanımlamaya en sonunda da sadece 1 kelime kalana kadar dili bitirmeye çalıştıklarını, böylece kimsenin düşünce suçu işleyemeyeceğini dile getiriyor. yani düşünme sürecini en başından baskılarsanız, her şey tıkır tıkır işler ve kimse aksini düşünüp mutsuz olamaz .
1984, cesur yeni dünya vb. romanların distopya mı ütopya mı olduğu konusu aslında o kadar basit değil. içindeki bütün insanların gidişattan memnun olduğu, herkesin rolünü benimsediği, hayatını sevdiği , aykırı düşüncelerin hiç oluşmadığı bir mekana distopya demek için dışarıdan bakanların aksaklıklar görüyor olması yeterli midir? özellikle cesur yeni dünya içeriden bakıldığında bir ütopyadır. toplumsal hiyerarşi vardır lakin herkes kendi sınıfını sevmeye koşullanmıştır, yaşam şartlarından memnundur. şu anki dünya düzenindeki aksaklıkların ve özne rolünü elde etmiş ama bunu birbiri üzerinde egemenlik kurmak için harcamış insanların, kakao çekirdeği işleyip çikolatanın tadından habersiz insanların mevcudiyetinde; fırsat eşitliği , demokrasi gibi yalanların mevcudiyetinde; insanların hırsı kullanılarak emek sömürüsünün kariyer diye yutturulduğu yalan dolan mesleklerin mevcudiyetinde bu yapımların dünyasına distopya demekte ve bunları değiştirmeye çalışan baş kahramanları övmekte ne kadar haklıyız?
bu kısıtlama ve insanı indirgeme çabası birkaç alana yayılıyor.
düşünsel alanda, gerçeğin sürekli değişken tutulması, tarih ve geçmişin ortadan kaldırılması, dilin kapsamının daraltılarak düşünme yeteneğinin baskılanması gibi faktörler var.
duygusal alanda :insanın sosyalleşme, aile kurma, çocuk sahibi olma gibi ihtiyaç ve isteklerinin kendisine karşı çevrilmesi durumu var. arkadaşlarınız, eşiniz, çocuklarınız hepsi size karşı gerek onları sevdiğiniz ve kollamak istediğiniz için; gerekse sizin zaaflarınızı ve kimliğinizi en yakından takip etme şansına sahip oldukları için birer silah olarak kullanılıyor.
fizyolojik alanda : yemek yemek, sevişmek gibi insanı duygusal olarak da değiştirme gücüne sahip eylemleri katı, monoton, zevksiz süreçler haline getirip insanın içindeki enerjinin nefrete kanalize edilmesi var.
içgüdüler ve duygular otokratik rejimin bir numaralı düşmanı iken akıl eğitilip yönlendirilebilir olduğu için bazen dostu bile oluyor.
insanın bir etken faktör olarak doğada bulunma hakkının bariz yansımaları yaratma eyleminde,aşk ve nefret gibi yoğun duygularda, analiz veya tasarım gerektiren mesleklerde, kompleks ve kullanıcının düşüncelerinin doğrultusunu evrilten bir dil kullanmakta iken bunların hepsi yok edilerek ya da azaltılarak insan nesne konumuna indirgeniyor.
bilgi alma ve onu uslamlama hakkı 'çiftdüşün' denen bir süreçle proleter olmayan kesime farklı yollardan veriliyor ve çoğunluk bundan memnun. tıpkı matrix çözülse de özgür şehirlere değil yapay rahimlere gitmek isteyecek insanlar gibi ya da cesur yeni dünya'da meskalinleri elinden alınınca ağlayan ve gerçeklik algısının çarpıtılmış halini sevenlerin varlığı gibi.
bu kitapla beraber iyi gidecek yapımlardan biri de das leben der anderen. burada hem otoritenin belli bir kademesindeki anti kahramanımız güçlü olmayı , baskın çıkmayı reddederek diğer insanlar üzerindeki yaptırımından vazgeçiyor. bu kahraman bu şekilde evrilirken, ilk başta rejim tarafından çizilen sınırlar içerisinde hoplayıp zıplayan bir piyes yazarının giderek yaratma eylemini bir karşı duruş'a çevirmesi ve özne olma hakkını elde etme mücadelesini görüyoruz.
bu olay 1984'te en başından düşünülüp engellenmiş durumda. meslek tanımları daha mekanik ve arada bir çalışanlar biraz zeka isteyen işlerle yemlenerek itiraz etmemeleri sağlanıyor. daha sorgulayan yapıdaki bireyleri de sistem kendi lehine kullanacak alanlar buluyor, iç parti üyeleri, newspeak yaratıcıları (daha doğrusu yok edicileri) nispeten daha kafa yoran işlerle oyalanıyor.
umudumuz proleterlerde lafı sık sık geçiyor ve mesaj veriliyor lakin, realiteye bakılınca winston proleterlerin çoğunun günlük hayatlarının koşuşturmacası içinde olduğunu, muhabbetlerinde büyük ölçekli işlere , değişimlere yer kalmadığı gibi hafızalarından da önemli şeylerin silinmiş olduğunu görüp hayal kırıklığına uğruyor. burada kafka'nın der prozess'indeki gibi bir kabulleniş ve maktulün giderek işkencecisini ve süreci tersinden algılama eğilimi yani stokholm sendromu görülüyor. bir başka benzerlikse düşmanın kim olduğunun bilinmezliği, bir otorite ve ters gidişat mevcut lakin belli bir birey ya da olay doğrudan sebep gösterilemiyor.
dilin indirgenmesinin human as an agent rolüne vurulan en büyük darbe olduğunu görüyoruz. fazla konuştuğu için sonradan uçurulan arkadaş winston'a yaptıkları işin önemini anlatan uzun bir nutuk çekmişti. iyiyi ve kötüyü aynı kelimelerle tanımlamaya en sonunda da sadece 1 kelime kalana kadar dili bitirmeye çalıştıklarını, böylece kimsenin düşünce suçu işleyemeyeceğini dile getiriyor. yani düşünme sürecini en başından baskılarsanız, her şey tıkır tıkır işler ve kimse aksini düşünüp mutsuz olamaz .
1984, cesur yeni dünya vb. romanların distopya mı ütopya mı olduğu konusu aslında o kadar basit değil. içindeki bütün insanların gidişattan memnun olduğu, herkesin rolünü benimsediği, hayatını sevdiği , aykırı düşüncelerin hiç oluşmadığı bir mekana distopya demek için dışarıdan bakanların aksaklıklar görüyor olması yeterli midir? özellikle cesur yeni dünya içeriden bakıldığında bir ütopyadır. toplumsal hiyerarşi vardır lakin herkes kendi sınıfını sevmeye koşullanmıştır, yaşam şartlarından memnundur. şu anki dünya düzenindeki aksaklıkların ve özne rolünü elde etmiş ama bunu birbiri üzerinde egemenlik kurmak için harcamış insanların, kakao çekirdeği işleyip çikolatanın tadından habersiz insanların mevcudiyetinde; fırsat eşitliği , demokrasi gibi yalanların mevcudiyetinde; insanların hırsı kullanılarak emek sömürüsünün kariyer diye yutturulduğu yalan dolan mesleklerin mevcudiyetinde bu yapımların dünyasına distopya demekte ve bunları değiştirmeye çalışan baş kahramanları övmekte ne kadar haklıyız?
devamını gör...
abartılan tatlı
güllaç olduğunu düşünüyorum
devamını gör...
oglalalakota
çok kaliteli bir yazardır.
birçok insan; gezdiği, gördüğü yerlerde, yediğinden, içtiğinden bahsederken, yazarımız ise; gezdiği gördüğü yerlerde yaşayan insanların tarihçesini araştırmış, onların gözünden ve dilinden, onların öykülerini dinlemiştir. onların çektiği zorluklara şahitlik etmiştir.
kızılderili tarihini; western filmlerinden izlemek yerine, bu yazarımızdan okumak çok daha keyifli.
iyiki varsın dostum. mürekkebin daim olsun.
birçok insan; gezdiği, gördüğü yerlerde, yediğinden, içtiğinden bahsederken, yazarımız ise; gezdiği gördüğü yerlerde yaşayan insanların tarihçesini araştırmış, onların gözünden ve dilinden, onların öykülerini dinlemiştir. onların çektiği zorluklara şahitlik etmiştir.
kızılderili tarihini; western filmlerinden izlemek yerine, bu yazarımızdan okumak çok daha keyifli.
iyiki varsın dostum. mürekkebin daim olsun.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
alışılmış yalnızlığa bir başkasının müdahale etmesiyle yaşanabilecek pişmanlıkların artmasından endişe duyulması.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
düşük bütçeli hobilerim;
amatör olarak fotoğraf çekiyorum,
resim çiziyorum,
örgü örüyorum,
yemek ve tatlı tarifleri deniyorum.
amatör olarak fotoğraf çekiyorum,
resim çiziyorum,
örgü örüyorum,
yemek ve tatlı tarifleri deniyorum.
devamını gör...
merdumgiriz_
henüz bugün karşıma çıkmış ve hemen de kendine hayran etmiş yazardır. tanımları ayrı anlamlı, kendisi ayrı içten...
şimdi lütfen sakin olunuz ve yavaşça yazarımızı takip ediniz, teşekkürler.
şimdi lütfen sakin olunuz ve yavaşça yazarımızı takip ediniz, teşekkürler.
devamını gör...
kadıköy'de düzenlenen hayat eve sığmıyor protestosu
oldukça haklı bir protesto, sığmıyor hayat eve kardeşim olmuyor yani. haftaaiçi hayvan gibi çalıştırıyorlar, hafta sonuda pandemi var sokağa çıkma yasağı. ben artık yasağa falan uymuyorum, artık coronavirüsde yasaklarda aptallıktan ibaret geliyor. bu dönemden en çok etkilenenler doktorlar, askerler, polisler oldu. adamlar aylardır izne çıkamıyor.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
“bütün insanlar aynı dilde gülümser.”
devamını gör...
ortamda hiç kimse tarafından dinlenmediğinin fark edildiği an
onun geri dönüşü olucaktır elbet dinlemeyeni dinlemezler düzen böyle işine gelirse.nasıl da sinirlendim.
(bkz: sen kimsin ya)
(bkz: sen kimsin ya)
devamını gör...
musul
bir zamanlar bize ait, şu an ise ırak’ın en büyük şehirlerinden birinin adı. nüfusunun çoğunluğunu arap, türk ve kürtlerin oluşturduğu şehir.
devamını gör...

