sevgiliyle ortak açılan instagram hesabı
yani kişisel tercihlerinize saygı duyuyorum ama ilişkilerde herkesin özel bir alanı olması gerektiğini düşündüğüm başlıktır. kadın ya da erkek birbirinden bağımsız olduğu halde birbirine sadakat gösteriyorsa bu gerçek bir ilişkidir ama böyle sürekli dip dipe, hesap ortak tarzı bir ilişkide karşınızdakinim sadakatinden hiç bir zaman emin olamazsınız..
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
buradaki herkes benim favori yazarım.
(bkz: şaka lan şaka üzülme diye)
(bkz: şaka lan şaka üzülme diye)
devamını gör...
tom ve jerry'de tom'un niyeti nedir sorunsalı
jerry yi yemek dışında her şey olabilir.
devamını gör...
35. kata çıkabilen sivrisinek
bunun stratosfere kadar yolu var. yılmak yok yola devam sinek kardeş. helal olsun.
devamını gör...
mahir ünsal eriş
üstünde bir dilim karpuz olan bir kitap hakkındaki ilk düşünceniz ne olurdu? yazarı tanımıyordum hadi okuyayım dedim.sarıyaz kitabın ismi.

mahir ünsal ile tanışmam işte böyle başladı.çok sevdiğiniz bir meyve sizde tekrar yeme,sevdiğiniz yazarın kitapları da -yer gibi- okuma isteği uyandırıyor.kara yarısı, bangır bangır ferdi çalıyor evde ve ardından diğerleri okundu bir çırpıda.
bu tat nereden geliyordu, yazarın sıcacık anlatımı, duyulmadık betimlemeleri, renkleri, kokuları çok güçlü bir şekilde okuyucuya aktarmasından mı?
sarıyazda çöl kumu şehrin üstünü kapladıktan sonra gelişen olaylar farklı farklı yaşamların pencerelerinden sunuluyor; kısa öykülerde belirlenmiş kimliklerlerle tanışabiliyorsunuz, onların iç dünyalarına yolculuk yapabiliyorsunuz.
‘kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir.
…
‘insanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. bu yan başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur’
)
der ve bizi şöyle bir yerimizden zıplatan önermeler sunar.
kara yarısı da yine farklı bir çok öyküyü almış içine.hiç bilmediğimiz hayatların herkesten gizli dünyaları burada da okuyucuyu sürükler nitelikte.
bangır bangır ferdi çalıyordu ayrı bir âlem . çocukluk, gençlik heyecanları anlatılıyor öykülerde.tasvirler yine göz dolduruyor beklenmedik şekilde:
‘insanların kederli olmayı çok sevdiği yıllar.her şeye sinmiş bir maltepe sigarası kokusu… bir ucuzluk bir,pazardan alınmışlık’
bitirdiğim diğer kitabı bu üç öykü kitabından daha farklı, çokça eski dilde sözcük kullanılarak 70’li yıllarda bir evde yaşanan gizemli olaylarla kurgulanmış.merak uyandırıcı fantastik bir kitap.
gaip storytelde bitirdiğim bir seri.oldukça sürükleyicisi, yayın zamanı gelsin diye sabırsızlıkla beklemekteydim.yaşadığı bir trafik kazası sonucu hafızasını geçici olarak kaybeden gaip’in ‘iş çevresi’ ve yaptığı ‘işler’ hakkında yeni yeni bilgiler öğreniyoruz olaylar akıp gittikçe.serinin başında da yazdığı haliyle kişi ve olaylar kurgusal, bize yaşananları hissettirip çağrışım yaptığı olay ve kişiler oldukça gerçekçi.( sabahları onun yüzünden insanların youtube açıp beklediği, tweetleri takip edilen malûm kişiyi hatırlattı bana, ama başka başka tanıdıklar da olabilir; benzer insan insana)
kapak da pek etkileyici hani:

öykü seviyorsanız yazarı takip etmekte geç kalmayın, okuyun devamı yok çünkü: ‘bundan sonra öykü yazmadığımı/yazmayacağımı dile getirdim’ , diyor mahir ünsal instagram hesabında.
şu anda sürmekte olan bir öykü yazma atelyesi düzenlenmiş adına.
1980 doğumlu yazarın tüm eserleri:
bangır bangır ferdi çalıyor evde
olduğu kadar güzeldik (sait faik 60. yıl hikaye armağanı)
benim adım feridun
sarıyaz
kara yarısı
öbürküler
diğerleri
dünya bu kadar
gaip (storytel serisi)

mahir ünsal ile tanışmam işte böyle başladı.çok sevdiğiniz bir meyve sizde tekrar yeme,sevdiğiniz yazarın kitapları da -yer gibi- okuma isteği uyandırıyor.kara yarısı, bangır bangır ferdi çalıyor evde ve ardından diğerleri okundu bir çırpıda.
bu tat nereden geliyordu, yazarın sıcacık anlatımı, duyulmadık betimlemeleri, renkleri, kokuları çok güçlü bir şekilde okuyucuya aktarmasından mı?
sarıyazda çöl kumu şehrin üstünü kapladıktan sonra gelişen olaylar farklı farklı yaşamların pencerelerinden sunuluyor; kısa öykülerde belirlenmiş kimliklerlerle tanışabiliyorsunuz, onların iç dünyalarına yolculuk yapabiliyorsunuz.
‘kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir.
…
‘insanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. bu yan başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur’
der ve bizi şöyle bir yerimizden zıplatan önermeler sunar.
kara yarısı da yine farklı bir çok öyküyü almış içine.hiç bilmediğimiz hayatların herkesten gizli dünyaları burada da okuyucuyu sürükler nitelikte.
bangır bangır ferdi çalıyordu ayrı bir âlem . çocukluk, gençlik heyecanları anlatılıyor öykülerde.tasvirler yine göz dolduruyor beklenmedik şekilde:
‘insanların kederli olmayı çok sevdiği yıllar.her şeye sinmiş bir maltepe sigarası kokusu… bir ucuzluk bir,pazardan alınmışlık’
bitirdiğim diğer kitabı bu üç öykü kitabından daha farklı, çokça eski dilde sözcük kullanılarak 70’li yıllarda bir evde yaşanan gizemli olaylarla kurgulanmış.merak uyandırıcı fantastik bir kitap.
gaip storytelde bitirdiğim bir seri.oldukça sürükleyicisi, yayın zamanı gelsin diye sabırsızlıkla beklemekteydim.yaşadığı bir trafik kazası sonucu hafızasını geçici olarak kaybeden gaip’in ‘iş çevresi’ ve yaptığı ‘işler’ hakkında yeni yeni bilgiler öğreniyoruz olaylar akıp gittikçe.serinin başında da yazdığı haliyle kişi ve olaylar kurgusal, bize yaşananları hissettirip çağrışım yaptığı olay ve kişiler oldukça gerçekçi.( sabahları onun yüzünden insanların youtube açıp beklediği, tweetleri takip edilen malûm kişiyi hatırlattı bana, ama başka başka tanıdıklar da olabilir; benzer insan insana)
kapak da pek etkileyici hani:

öykü seviyorsanız yazarı takip etmekte geç kalmayın, okuyun devamı yok çünkü: ‘bundan sonra öykü yazmadığımı/yazmayacağımı dile getirdim’ , diyor mahir ünsal instagram hesabında.
şu anda sürmekte olan bir öykü yazma atelyesi düzenlenmiş adına.
1980 doğumlu yazarın tüm eserleri:
bangır bangır ferdi çalıyor evde
olduğu kadar güzeldik (sait faik 60. yıl hikaye armağanı)
benim adım feridun
sarıyaz
kara yarısı
öbürküler
diğerleri
dünya bu kadar
gaip (storytel serisi)
devamını gör...
kuladokya
manisa'nın kula ilçesinde yer alan türkiye'nin ilk ve tek jeoparkı. volkanik tüfler ve rüzgar gibi dış kuvvetlerin tesiriyle zaman içinde kapadokya'daki peri bacaları benzeri jeomorfolojik şekiller oluşmuş. asıl ismi, ''kula peribacaları ve tabiat parkı''. ancak, turizm potansiyeli iyiden iyiye keşfedilince kapadokya'dan esinlenilerek ismi ''kuladokya'' olarak değiştirilmiştir.
kuladokya'nın kapadokya'dan farkı ise, kapadokya'da eskiden insanlar yaşamışken hatta ve hatta hristiyanlık tarihi için bile önemliyken kuladokya'da insan yerleşimi izine rastlanmamasıdır. zaten strabon, coğrafya adlı eserinde de bu bölge için ''kupkuru, ot bitmez'' gibi tasvirlerle betimlemiş.
kuladokya'nın kapadokya'dan farkı ise, kapadokya'da eskiden insanlar yaşamışken hatta ve hatta hristiyanlık tarihi için bile önemliyken kuladokya'da insan yerleşimi izine rastlanmamasıdır. zaten strabon, coğrafya adlı eserinde de bu bölge için ''kupkuru, ot bitmez'' gibi tasvirlerle betimlemiş.
devamını gör...
iyi insan olmaya çalışmak
zoraki olmayacak tek şey.
devamını gör...
kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
çok tehlikeli mahlası bulunan yazar.
önceki sırf sözlük isminden kaynaklı davalık olan yoldaşla dava masraflarını fifty fifty bölüşebilir. resmen diss niteliği taşıyor mahlası. kafa sözlük diyo, öyle bir yer varmış diyo, lan diyo.
ayrica sözlüğe yeni moderatör atanırsa bu yazarimizi banlamaması için de ekstra bi uyarı falan geçin. başka sözlüğün reklamını yapmiyor, o da bizden diye.
en iyisi üstteki yazarın dediği gibi nick değişimi "(bkz: normal sözlük diye bir yer varmış zaten üyeyim lan)"
önceki sırf sözlük isminden kaynaklı davalık olan yoldaşla dava masraflarını fifty fifty bölüşebilir. resmen diss niteliği taşıyor mahlası. kafa sözlük diyo, öyle bir yer varmış diyo, lan diyo.
ayrica sözlüğe yeni moderatör atanırsa bu yazarimizi banlamaması için de ekstra bi uyarı falan geçin. başka sözlüğün reklamını yapmiyor, o da bizden diye.
en iyisi üstteki yazarın dediği gibi nick değişimi "(bkz: normal sözlük diye bir yer varmış zaten üyeyim lan)"
devamını gör...
geceye bir siyasetçi sözü bırak
ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.-aliya izzetbegoviç
devamını gör...
mutlu olmayı beceremeyen insanların ortak özellikleri
mutlu oldurtmuyorlardır. aslında içten içe çok istiyordur olmak. ama engelleyen oluyordur , ya da saçma sapan bir şekilde önüne engeller çıkıyordur. dışardan bakınca da bu zaten her b.ktan nem kapıyor , tatminsiz diye gözükür. öyle değil işte öyle değil...
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
fenerbahçe stor poşeti, ile gs stor a , alışverişe girmek veya bjk veya ts veya tam tersi.
dünya'nın en büyük suçunu işlemiş gibisin, halbuki eşe dosta hediye alıyorsun ve herkes istediği takımı tutmakta hür, ama suçluluk hissi ağır basıyor.
dünya'nın en büyük suçunu işlemiş gibisin, halbuki eşe dosta hediye alıyorsun ve herkes istediği takımı tutmakta hür, ama suçluluk hissi ağır basıyor.
devamını gör...
türkan saylan
cüzzam hastalığına karşı ciddi bir savaş açmış başarılı da olmuştu. kız çocuklarının da okutulmasını savunan tam bir cumhuriyet kadınıydı. ruhu şad olsun ışıklar içinde uyusun.
devamını gör...
sma hastalarına destek veriyoruz kampanyası
yukarıdaki yazar kendi sebebi ile destek vermediğini kendince haklı sebebe dayandırarak açıklamış. sen hükümetin bırak 100 çocuğu binlerce çocuğu kurtaracak parayı yutmasına rağmen bu açıklamayı yapabiliyorsan, zihniyetin yerin dibine girsin. bir kaç defa okudum acaba yanlış mı anlıyorum diye. ama bariz saçmalamış.
az önce haberleri izlerken yine küçücük bedenleriyle hayata tutunmaya çalışan bebekleri görünce içim sızladı. bu çocukları böyle bilip, duyup, görüp kılını kıpırdatmayan ve hatta yardım kampanyası yürüten ailelere hakaret eden hükümet yetkilileri, her ne hakkım varsa haram olsun. dilerim ki tez zamanda bin beterini yaşarsınız ve inşallah bizede görmek nasip olur.*
t: vicdanı sızlayan gönlü güzel insanların, bu lanet hastalıkla mücadele eden yavrularımıza destek olmak için çabası.
az önce haberleri izlerken yine küçücük bedenleriyle hayata tutunmaya çalışan bebekleri görünce içim sızladı. bu çocukları böyle bilip, duyup, görüp kılını kıpırdatmayan ve hatta yardım kampanyası yürüten ailelere hakaret eden hükümet yetkilileri, her ne hakkım varsa haram olsun. dilerim ki tez zamanda bin beterini yaşarsınız ve inşallah bizede görmek nasip olur.*
t: vicdanı sızlayan gönlü güzel insanların, bu lanet hastalıkla mücadele eden yavrularımıza destek olmak için çabası.
devamını gör...
sevgililer günü
2 sene önce sevgililer gününde dolmusla kadiköy'e gidiyordum.
önkoltukta oturuyorum, çalan radyoda dj söyle bi anons yapti:
"bu güzel sevgililer gününde simdi yaninizdaki o güzel insana dönüp elini tutun ve seni seviyorum deyin" arkadakilere bi göz attim, oturan çiftler birbirlerinin elini tutup "seni seviyorum" dediler. önüme dönerken soföre gözüm takildi ve soför bana aynen sunu dedi: - "sakin aklina bile getirme"
önkoltukta oturuyorum, çalan radyoda dj söyle bi anons yapti:
"bu güzel sevgililer gününde simdi yaninizdaki o güzel insana dönüp elini tutun ve seni seviyorum deyin" arkadakilere bi göz attim, oturan çiftler birbirlerinin elini tutup "seni seviyorum" dediler. önüme dönerken soföre gözüm takildi ve soför bana aynen sunu dedi: - "sakin aklina bile getirme"
devamını gör...
türklerin domuz eti yememesi
milletin adam akıllı uyduğu tek günah desek %101 doğru olur.
domuz yemek haricinde her şeyi yapıyoruz maşallah.
domuz yemek haricinde her şeyi yapıyoruz maşallah.
devamını gör...
dünyanın en büyük çay bardağı rize'de yükseliyor
bende derin üzüntü ve hayal kırıklığı uyandıran haberdir. sebebi...
artık sinirlenemiyorum bile. bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorum, istiyordum! belki de hala istiyorum.* yemin ediyorum, gecelerce ders çalışıyorum. eminim ülkenin akademik kadrosundaki idealist birçok kişi de böyledir. yeni şeyler üretmeye çalışıyoruz. kafamız patlıyor. yaşıtlarım kızlar eğlenirken, gezerken benim gözlerimin altı morarıyor yemin ederim ya. neden? şu saçma ülke için bir şeyler yapmak için. yurtdışına gittiğimizde bize "sizin ülkenizde meyve var mı? sizin ülkeniz çöl mü? deniz var mı? bilim var mı? sanat yapıyor musunuz?.." gibi lanet sorulara maruz kalmamak; ülkenin sosyokültürel itibarını bir nebze olsun yükseltmek için beyin patlatıyoruz. ama millet ne yapıyor? devasa çay bardağı... helal olsun!
ülkelerin akademik makalelerinin sayısı ile ekonomik gelişmişliği arasında pozitif korelasyon vardır. bilim ve sanat alanında gelişmişlik tanınırlılığı ve itibarı arttırır; devasa çay bardakları ve saçma yapılar değil. zaten ekonominin bir sıkımlık canı kaldı. böyle şeylere para akıtılacağına daha çok proje fonlayın.*
artık sinirlenemiyorum bile. bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorum, istiyordum! belki de hala istiyorum.* yemin ediyorum, gecelerce ders çalışıyorum. eminim ülkenin akademik kadrosundaki idealist birçok kişi de böyledir. yeni şeyler üretmeye çalışıyoruz. kafamız patlıyor. yaşıtlarım kızlar eğlenirken, gezerken benim gözlerimin altı morarıyor yemin ederim ya. neden? şu saçma ülke için bir şeyler yapmak için. yurtdışına gittiğimizde bize "sizin ülkenizde meyve var mı? sizin ülkeniz çöl mü? deniz var mı? bilim var mı? sanat yapıyor musunuz?.." gibi lanet sorulara maruz kalmamak; ülkenin sosyokültürel itibarını bir nebze olsun yükseltmek için beyin patlatıyoruz. ama millet ne yapıyor? devasa çay bardağı... helal olsun!
ülkelerin akademik makalelerinin sayısı ile ekonomik gelişmişliği arasında pozitif korelasyon vardır. bilim ve sanat alanında gelişmişlik tanınırlılığı ve itibarı arttırır; devasa çay bardakları ve saçma yapılar değil. zaten ekonominin bir sıkımlık canı kaldı. böyle şeylere para akıtılacağına daha çok proje fonlayın.*
devamını gör...
planlı yaşamak
başta ya üç günlük dünyada ne gerke var dese de insan, mutlu bir yaşama büyük katkısı olduğunu düşündüğüm etlem. düzenli ve aşırıya kaçmadan planlanmış bir yaşam insanın endişe potansiyelini azaltıp zamanını daha nitelikli kullanabilmesindeki en önemli araçlardan bence. ayrıca bu kadar övmeme tağmen benim de hala beceremediğimdir.
devamını gör...
hardy-weinberg prensipleri
bir popülasyondaki gen frekanslarını ve genotip dağılımını hesaplayan prensipler. prensiplerin geçerli olması için gereken şartlar başlığın ilk entrysinde mevcut. #687117
popülasyon: belirli bir bölgedeki aynı türe ait birey sayısı. örneğin; kadıköy'deki insanlar.
açıklamak için bizden bir örnek vereyim.
kafa sözlük bir popülasyon olsun.
birey sayısı da 10.000 olsun. (kurala göre herkes üreme potansiyelinde olacak, yasal olarak 18 yaş altı çocuklarımızı ve menopoz, andropoz büyüklerimizi dahil etmiyoruz) ve ortamda sadece mavi gözlü ve kahverengi gözlü yazarlar var. (evet farkındayım bal peteği gözlü yazarlar, elalar, çakırlar, ama anlaşılır olması için, sessizlik lütfen)
akademik olarak yanlış olacaktır ancak kolay anlaşılsın diye bu örnek üzerinden açıklamaya çalışıyoruz:
çekinik mavi göz geninin frekansı, q = 0,2 olsun
baskın kahverengi göz geninin frekansı, p = 0,8 olsun.
p+q =1,0
her iki tarafın parantez karesini alıyoruz
p2 +2pq + q2 = 1,0
p'nin karesi: iki tane kahverengi göz geni taşıyan yazarlar, homozigot kahverengi gözlüler 6400 kişi.
2pq: bir kahverengi bir mavi göz geni taşıyan yazarlar, heterozigot kahverengi gözlüler 3200 kişi.
q'nun karesi: iki tane mavi göz rengi taşıyan yazarlar, homozigot mavi gözlüler 400 kişi oluyor.
şimdi ilk entrye dönüyoruz.
eğer!
mutasyon olmazsa
göç olmazsa (ekşi sözlükten aramıza katılan bal rengi gözlü, aramızdan inciye geçen mor gözlü yazarlar olmazsa)
bireyler rastgele çiftleşirse (mavi gözlüler mavi gözlülerle çiftleşeceğim diye tutturmayacak, sayısı oranında kahve kahve, kahve mavi, mavi mavi çiftleşme oranı aynı olacak)
popülasyon büyük olursa (10 bin iyidir)
doğal seçilim olmazsa ( mavi gözlülerin karması yüksek oluyor bu yüzden mavi gözlüler eş seçmede avantajlı oluyor gibi bir durum olmayacak)
ve ilave olarak izolasyon olmazsa ( karma puanı 2000'in altındakiler çiftleşemez, ya da onlar kendi arasında çiftleşşin gibi)
diyor ki hardy weinberg prensipleri: kaç nesil geçerse geçsin bu oranlar değişmez.
popülasyon: belirli bir bölgedeki aynı türe ait birey sayısı. örneğin; kadıköy'deki insanlar.
açıklamak için bizden bir örnek vereyim.
kafa sözlük bir popülasyon olsun.
birey sayısı da 10.000 olsun. (kurala göre herkes üreme potansiyelinde olacak, yasal olarak 18 yaş altı çocuklarımızı ve menopoz, andropoz büyüklerimizi dahil etmiyoruz) ve ortamda sadece mavi gözlü ve kahverengi gözlü yazarlar var. (evet farkındayım bal peteği gözlü yazarlar, elalar, çakırlar, ama anlaşılır olması için, sessizlik lütfen)
akademik olarak yanlış olacaktır ancak kolay anlaşılsın diye bu örnek üzerinden açıklamaya çalışıyoruz:
çekinik mavi göz geninin frekansı, q = 0,2 olsun
baskın kahverengi göz geninin frekansı, p = 0,8 olsun.
p+q =1,0
her iki tarafın parantez karesini alıyoruz
p2 +2pq + q2 = 1,0
p'nin karesi: iki tane kahverengi göz geni taşıyan yazarlar, homozigot kahverengi gözlüler 6400 kişi.
2pq: bir kahverengi bir mavi göz geni taşıyan yazarlar, heterozigot kahverengi gözlüler 3200 kişi.
q'nun karesi: iki tane mavi göz rengi taşıyan yazarlar, homozigot mavi gözlüler 400 kişi oluyor.
şimdi ilk entrye dönüyoruz.
eğer!
mutasyon olmazsa
göç olmazsa (ekşi sözlükten aramıza katılan bal rengi gözlü, aramızdan inciye geçen mor gözlü yazarlar olmazsa)
bireyler rastgele çiftleşirse (mavi gözlüler mavi gözlülerle çiftleşeceğim diye tutturmayacak, sayısı oranında kahve kahve, kahve mavi, mavi mavi çiftleşme oranı aynı olacak)
popülasyon büyük olursa (10 bin iyidir)
doğal seçilim olmazsa ( mavi gözlülerin karması yüksek oluyor bu yüzden mavi gözlüler eş seçmede avantajlı oluyor gibi bir durum olmayacak)
ve ilave olarak izolasyon olmazsa ( karma puanı 2000'in altındakiler çiftleşemez, ya da onlar kendi arasında çiftleşşin gibi)
diyor ki hardy weinberg prensipleri: kaç nesil geçerse geçsin bu oranlar değişmez.
devamını gör...
fernando pessoa
gerçekleşebilir olanı düşlersen, o zaman sahici düş kırıklığı diye bir şeyin gerçekten var olabileceğini anlarsın.sözünün sahibidir.
devamını gör...
