üç kız kardeş (iclal aydın)
iclal aydın'ın kadın serisinden bir roman.
ben her ne kadar sıralamasını karıştırıp dağınık okusam ve bunu ilk kitabı okuduktan sonra öğrenip, yanlış yaptığım için hayıflansam da, çok da sıraya gerek olmadığını okuyunca anladım.
çünkü kitaplarda birbirinin devamı olay örgüsü yok. sadece diğer kitaptan tanıdık bir karaktere denk gelebilirsiniz ve bu sıkıntı değil.
kendini çürüten not: buraya kadar sırası önemli değil dediğim kitapların, sonuncusunu okuduktan sonra bu fikrim değişti. 'üç kız kardeş' sonrası kalbimin can mayası okunsa daha iyi olur. bir nevi dizinin ikinci sezonu gibi.
bu kitaba gelecek olursak, illa ki okuduğum serinin diğer kitabıyla kıyaslama yapıyorsun ve ben unutursun'u, onun olay örgülerini daha çok beğenmiştim. bu kitaba geleyim dedim ama gelememişim anlaşılan. neyse gelelim bu kitaba. baya çerez bir kitap. ege'de geçen çerez bir yazlık film tadında. bir buçuk günde bitebilecek kadar da akıcı bir dili var.
işlediği; aile, aşk, arkadaşlık, kardeşlik konuları etrafında dönüyor olaylar. her bir karakterin bir hikayesi var.
ben bir şekilde seri elimde mevcut, birini okumuşken diğerlerini de okuyayım bari düşüncesiyle okudum ki pişman değilim. vakit geçti. son kalan kitabı da okuyacağım elbette.
küçük bir not: kitabın konusu 3 sezon türk dizisi çıkacak potansiyelde. çıksa ve güzel kurgulanıp çekilmiş olsa, izleyicisi muhakkak olur. en azından, ayvalık, cunda manzaraları için bile izlenir.
ben her ne kadar sıralamasını karıştırıp dağınık okusam ve bunu ilk kitabı okuduktan sonra öğrenip, yanlış yaptığım için hayıflansam da, çok da sıraya gerek olmadığını okuyunca anladım.
çünkü kitaplarda birbirinin devamı olay örgüsü yok. sadece diğer kitaptan tanıdık bir karaktere denk gelebilirsiniz ve bu sıkıntı değil.
kendini çürüten not: buraya kadar sırası önemli değil dediğim kitapların, sonuncusunu okuduktan sonra bu fikrim değişti. 'üç kız kardeş' sonrası kalbimin can mayası okunsa daha iyi olur. bir nevi dizinin ikinci sezonu gibi.
bu kitaba gelecek olursak, illa ki okuduğum serinin diğer kitabıyla kıyaslama yapıyorsun ve ben unutursun'u, onun olay örgülerini daha çok beğenmiştim. bu kitaba geleyim dedim ama gelememişim anlaşılan. neyse gelelim bu kitaba. baya çerez bir kitap. ege'de geçen çerez bir yazlık film tadında. bir buçuk günde bitebilecek kadar da akıcı bir dili var.
işlediği; aile, aşk, arkadaşlık, kardeşlik konuları etrafında dönüyor olaylar. her bir karakterin bir hikayesi var.
ben bir şekilde seri elimde mevcut, birini okumuşken diğerlerini de okuyayım bari düşüncesiyle okudum ki pişman değilim. vakit geçti. son kalan kitabı da okuyacağım elbette.
küçük bir not: kitabın konusu 3 sezon türk dizisi çıkacak potansiyelde. çıksa ve güzel kurgulanıp çekilmiş olsa, izleyicisi muhakkak olur. en azından, ayvalık, cunda manzaraları için bile izlenir.
devamını gör...
uyurken babanın çocuğunu öpmesi
tırnağından saçının teline kadar öpüyorum. ben dünyada bundan daha güzel bir mutluluk görmedim, tatmadım. karşı olanı var destekleyeni var. sonuç umrumda değil. zaten büyüyüp ya baba öpme diyecek bir yaşa gelince. bari o zaman kadar çocuğumuza soyalım şu fani dünyada.
devamını gör...
mehmet günsür
adam yaşlanmıyor, karizması eksilmiyor bir hava bir çalım.. annem yaşında ama halen mehmet günsür deyince bir haller oluyor anlamadık bu işten. oyunculuk desen tekdüze aynı rollerin insanı fakat onunda hakkından geliyor o da bize yetiyor.
devamını gör...
köy enstitülerini chp'nin kapattığını bilmeyen chp'li
mustafa armağan denilen atatürk ve cumhuriyet düşmanı bir müptezelin iddiasıdır.
1940 yılında kurulan köy enstitüleri, 1946 yılında hasan âli yücel'in millî eğitim bakanlığı görevinden ayrılmasına kadar açık kalmıştır.
hasan âli yücel'den sonra millî eğitim bakanı olan reşat şemsettin sirer köy enstitüleri'ni köy öğretmen okulları'na dönüştürmüştür.
ismet inönü'nün 2.dünya savaşına girmemek pahasına aldığı (bkz: marshall yardımları)'nın ön şartlarından birisi köy enstitülerinin kapatılmasıdır.
ismet inönü, demokrat parti'nin ilk kapatılma teklifini reddetmiş, ikincisini onaylamak zorunda kalmıştır.
köy öğretmen okulları da 27 ocak 1954 tarihinde demokrat parti hükümeti tarafından kapatılmıştır.
inönü, 1954 yılında verdiği bir röportajda köy enstitülerinin neden kapatıldığını açıklamıştır.
köy enstitülerinin kapanmasından duyduğum acıyı tarif edemem. bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi duyarım, ama herkes zanneder ki hasan ali yücel’i tonguç’u isteyerek değiştirdim; köy enstitülerinin kapanmasına neden oldum diye benim hakkımda kamuoyunda yanlış bir hüküm vardır; aslında o zaman bir sürü olaylar oldu. kurultaylarda enstitüler aleyhine bir cereyan başladı. ben bunların doğru olmadığını yerine giderek tespit ettim, ama bu o kadar yoğunlaştı ki grubu etkiledi. grubun büyük çoğunluğu köy enstitülerinin aleyhine döndü. bakanlar içinde köy enstitülerine karşı vaziyet alanlar çoğaldı. en çok da bu konuda köy enstitülerinden şikayet edilenlerin başında milli eğitim bakanı yücel’le, genel müdür tonguç hedef alınıyordu. o sırada ordudan, rahmetli mareşal fevzi çakmak’tan (1876 – 1950), o genelkurmay başkanlığından ayrılmadan önce, yoğun şikayetler başladı. mareşal, “ bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksın ? ” diye soruyordu. mareşal bunu adeta bir mesele haline getirmişti. köy enstitüleri etrafında bu çok yoğunlaştı.
kaynak
1940 yılında kurulan köy enstitüleri, 1946 yılında hasan âli yücel'in millî eğitim bakanlığı görevinden ayrılmasına kadar açık kalmıştır.
hasan âli yücel'den sonra millî eğitim bakanı olan reşat şemsettin sirer köy enstitüleri'ni köy öğretmen okulları'na dönüştürmüştür.
ismet inönü'nün 2.dünya savaşına girmemek pahasına aldığı (bkz: marshall yardımları)'nın ön şartlarından birisi köy enstitülerinin kapatılmasıdır.
ismet inönü, demokrat parti'nin ilk kapatılma teklifini reddetmiş, ikincisini onaylamak zorunda kalmıştır.
köy öğretmen okulları da 27 ocak 1954 tarihinde demokrat parti hükümeti tarafından kapatılmıştır.
inönü, 1954 yılında verdiği bir röportajda köy enstitülerinin neden kapatıldığını açıklamıştır.
köy enstitülerinin kapanmasından duyduğum acıyı tarif edemem. bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi duyarım, ama herkes zanneder ki hasan ali yücel’i tonguç’u isteyerek değiştirdim; köy enstitülerinin kapanmasına neden oldum diye benim hakkımda kamuoyunda yanlış bir hüküm vardır; aslında o zaman bir sürü olaylar oldu. kurultaylarda enstitüler aleyhine bir cereyan başladı. ben bunların doğru olmadığını yerine giderek tespit ettim, ama bu o kadar yoğunlaştı ki grubu etkiledi. grubun büyük çoğunluğu köy enstitülerinin aleyhine döndü. bakanlar içinde köy enstitülerine karşı vaziyet alanlar çoğaldı. en çok da bu konuda köy enstitülerinden şikayet edilenlerin başında milli eğitim bakanı yücel’le, genel müdür tonguç hedef alınıyordu. o sırada ordudan, rahmetli mareşal fevzi çakmak’tan (1876 – 1950), o genelkurmay başkanlığından ayrılmadan önce, yoğun şikayetler başladı. mareşal, “ bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksın ? ” diye soruyordu. mareşal bunu adeta bir mesele haline getirmişti. köy enstitüleri etrafında bu çok yoğunlaştı.
kaynak
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
meyra-nurtopu
devamını gör...
yazarların gününü özetleyen kelime
sinir stres.
devamını gör...
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak
ben bu durumda sakınca görmüyorum.
herkesin her şeyi bilmesine gerek yok, nihayetinde biliyorum bilgiye sahibim diyenlerin çok büyük bir kısmı bu bilgiyi onlara aktarana karşı duyulan güvenin yüksekliğinden dolayı bilgi olarak kabul ediyor. hiçbir insan her konuyu bilemez ve bazı mevzularda bilgi sahibi olmadan güvendiği kişilerin fikirlerini benimser ve doğru olacağını düşünür. halkın bu vaziyetini değiştiremezsiniz sakınılması gereken ben her şeyi biliyorum deyip hiçbir şey bilmeyenlerdir.
toplumda ıslahı yapılması gereken mevzu; kişilerin bilmediği mevzuda bilmiyorum demesini öğretmek ve meydanlardan insanların güveneceği üçkağıtçıları toplamaktır.
işte bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaması gereken insan meydanlardaki bu insanlardır.
herkesin her şeyi bilmesine gerek yok, nihayetinde biliyorum bilgiye sahibim diyenlerin çok büyük bir kısmı bu bilgiyi onlara aktarana karşı duyulan güvenin yüksekliğinden dolayı bilgi olarak kabul ediyor. hiçbir insan her konuyu bilemez ve bazı mevzularda bilgi sahibi olmadan güvendiği kişilerin fikirlerini benimser ve doğru olacağını düşünür. halkın bu vaziyetini değiştiremezsiniz sakınılması gereken ben her şeyi biliyorum deyip hiçbir şey bilmeyenlerdir.
toplumda ıslahı yapılması gereken mevzu; kişilerin bilmediği mevzuda bilmiyorum demesini öğretmek ve meydanlardan insanların güveneceği üçkağıtçıları toplamaktır.
işte bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaması gereken insan meydanlardaki bu insanlardır.
devamını gör...
gençlik yıllarının akp dönemine denk gelmesi
hitler'in dönemine denk gelen genç bir yahudi de olabilirdiniz, kişisel düşünmeyin. üzücüdür ama bu tür fikirlerle depresyondan, bulanımlara koşmayın, kimsenin umrunda değilsiniz, hele şahsımın hiçbirimiz umrunda değil. yıpratmayın kendinizi fazla. elinizden geleni yapın sandığın başında, gerisi için ah vah etmeye hacet yok. gençlik gitti yetişkinlik kalsın bari.
devamını gör...
madrigal
seni dert etmeler adlı parçalarını çok sevdiğim müzik grubu.
devamını gör...
karşı cinste çekici gelen özellikler
sözlerinin güzelliği kalbine, suretinin güzelliği gözlerine yansımış olması...
devamını gör...
hobaaa3434
işte budur üstad dediğim konulara damgasını vuran yazardır.*
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
vezir tonyukuk: yıl olmus 2021 çinlilerin dünyaya kazık çakması.
çariçe katerina: mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.
brutus: herkes öldürür sevdiğini.
çariçe katerina: mevzubahis vatansa gerisi teferruattır.
brutus: herkes öldürür sevdiğini.
devamını gör...
duvara tebeşirle yazılan
bertolt brecht'in svendborger gedichte isimli şiir koleksiyonunda yer alan kısa şiir. orijinal ismi auf der mauer stand mit kreide olan şiirin adı dilimize asım bezirci tarafından birebir çevrilmiştir. bana zaman zaman wolf biermann'ın bir amerikan askeri için kitabe-i seng-i mezar şiirini anımsatır. görünürde birbirinden oldukça farklı duran bu iki kısa şiir aslında aynı düşmanı, savaşın kendisini hedef almıştır. savaş kadar çılgınca ve dehşet dolu bir şeyi, tüm bu şiddetli deliliği yalnızca 7 kelime ile ifade edebilmek ve aynı şekilde okuyana bu şiddeti hissettirebilmek şüphesiz yalnızca brecht'e özgü bir kabiliyetin ürünü olabilirdi.
edit: esasında savaş istiyorlar olarak çevrilmesi gereken kısmın yaygın çevirisi savaş istiyoruz biçiminde yapılsa da bunun çevirmen tarafından özellikle seçilmiş olup olmadığı belirsiz. şiirin vuruculuğunu arttırmak için özel olarak seçildiğini düşünsek bile yine de orijinale sadık kalınmadığından ötürü bu durumu da not düşmek gerekir çünkü ufak bir çeviri hatası veya bilinçli tercih şiirin ana temasını tamamen farklı bir noktaya taşıyor. çeviride korunmayan orijinal versiyon daha pasifist dururken çevirmenin dokunuşu şiire sarkastik bir ifade de katıyor aynı zamanda.
"savaş istiyoruz!"
en önce vuruldu
bunu yazan.
"sie wollen den krieg."
der es geschrieben hat
ist schon gefallen.
edit: esasında savaş istiyorlar olarak çevrilmesi gereken kısmın yaygın çevirisi savaş istiyoruz biçiminde yapılsa da bunun çevirmen tarafından özellikle seçilmiş olup olmadığı belirsiz. şiirin vuruculuğunu arttırmak için özel olarak seçildiğini düşünsek bile yine de orijinale sadık kalınmadığından ötürü bu durumu da not düşmek gerekir çünkü ufak bir çeviri hatası veya bilinçli tercih şiirin ana temasını tamamen farklı bir noktaya taşıyor. çeviride korunmayan orijinal versiyon daha pasifist dururken çevirmenin dokunuşu şiire sarkastik bir ifade de katıyor aynı zamanda.
"savaş istiyoruz!"
en önce vuruldu
bunu yazan.
"sie wollen den krieg."
der es geschrieben hat
ist schon gefallen.
devamını gör...
hunter dili
b12 vitamini eksikliği anemisinde klinik olarak görülen dilin ağrılı ve kızarık olmasına verilen isimdir.
görüntü için buradan bakabilirsiniz.
görüntü için buradan bakabilirsiniz.
devamını gör...
pınar aylin
doksanlı yıllarda etkin olan türk pop müziği sanatçısı. çıtı pıtı halleriyle o dönemin sevilen yüzlerinden biri olarak kaldı birçoğumuzun aklında. toplamda yedi albüm çalışması ve birçok single yapmış, kendine özgü bir sese sahip güzel bir kadın, bir anne. birçok güzel şarkıya imza attı o dönemde. şarkılarından oluşan bir çalma listesi için
benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.
benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.
devamını gör...
geceye bir siyasetçi sözü bırak
bunlar ateistt, bunlar teröristt.
devamını gör...
âşık
ozan-baksı geleneğinin ortadan kalkması ile anadolu'da gelişen aşık edebiyatına mensup kişerin alaylı bir şekilde öğrenip icra ettikleri meslek.
aşıklar şiirlerini genellikle dörtlük düzeneğinde; yedili, sekizi ve on birli hece ölçüsü ile söylerler.
mahlasları ile tanınırlar ve de şiirlerini saz eşliğinde söylerler.
köroğlu, karacaoğlan, dadaloğlu, aşık veysel öne çıkan aşıklardandır.
sazlı, sözlü aşık veysel'den 'atam' için seslendirilmiş bir örneği şuraya bırakayım.
okumak isteyenler için de.
ağlayalım atatürk'e
bütün dünya kan ağladı
başbuğ olmuştu mülke
geldi ecel can ağladı
şüphesiz bu dünya fani
tanrı'nın aslanı hani
insi cinsi cem'i mahluk
hepsi birden ağladı
doğu batı cenup şimal
aman tanrım bu nasıl hal
atatürk'e erdi zeval
amir memur altın kürsü
yas çekip mebsan* ağladı
iskender-i zülkarneyin
çalışmadı bunca leğin
her millet atatürk deyin
cemiyet-i akvam ağladı
atatürk'ün eserleri
söylenecek bundan geri
bütün dünyanın her yeri
ah çekti vatan ağladı
fabrikalar icat etti
atalığın ispat etti
varlığın türk'e terk etti
döndü çark devran ağladı
bu ne kuvvet bu ne kudret
vardı bunda bir hikmet
bütün türkler inönü ismet
gözlerinden kan ağladı
tren hattı tayyareler
türkler giydi hep karalar
semerkand'ı buhara'lar
işitti her yan ağladı
siz sağ olun türk gençleri
çalışanlar kalmaz geri
mareşal fevzi'nin askerleri
ordular teğmen ağladı
zannetme ağlayan gülmez
aslan yatağı boş kalmaz
yalınız gidenler gelmez
felek-el mevt'in elinden
her gelen insan ağladı
uzatma veysel bu sözü
dayanmaz herkesin özü
koruyalım yurdumuzu
dost değil düşman ağladı
a. v. ş.
aşıklar şiirlerini genellikle dörtlük düzeneğinde; yedili, sekizi ve on birli hece ölçüsü ile söylerler.
mahlasları ile tanınırlar ve de şiirlerini saz eşliğinde söylerler.
köroğlu, karacaoğlan, dadaloğlu, aşık veysel öne çıkan aşıklardandır.
sazlı, sözlü aşık veysel'den 'atam' için seslendirilmiş bir örneği şuraya bırakayım.
okumak isteyenler için de.
ağlayalım atatürk'e
bütün dünya kan ağladı
başbuğ olmuştu mülke
geldi ecel can ağladı
şüphesiz bu dünya fani
tanrı'nın aslanı hani
insi cinsi cem'i mahluk
hepsi birden ağladı
doğu batı cenup şimal
aman tanrım bu nasıl hal
atatürk'e erdi zeval
amir memur altın kürsü
yas çekip mebsan* ağladı
iskender-i zülkarneyin
çalışmadı bunca leğin
her millet atatürk deyin
cemiyet-i akvam ağladı
atatürk'ün eserleri
söylenecek bundan geri
bütün dünyanın her yeri
ah çekti vatan ağladı
fabrikalar icat etti
atalığın ispat etti
varlığın türk'e terk etti
döndü çark devran ağladı
bu ne kuvvet bu ne kudret
vardı bunda bir hikmet
bütün türkler inönü ismet
gözlerinden kan ağladı
tren hattı tayyareler
türkler giydi hep karalar
semerkand'ı buhara'lar
işitti her yan ağladı
siz sağ olun türk gençleri
çalışanlar kalmaz geri
mareşal fevzi'nin askerleri
ordular teğmen ağladı
zannetme ağlayan gülmez
aslan yatağı boş kalmaz
yalınız gidenler gelmez
felek-el mevt'in elinden
her gelen insan ağladı
uzatma veysel bu sözü
dayanmaz herkesin özü
koruyalım yurdumuzu
dost değil düşman ağladı
a. v. ş.
devamını gör...


