asgari ücretin kaldırılması
başlık "bilge tonyukuk" tarafından 09.06.2026 12:54 tarihinde açılmıştır.
1.
türkiye şartlarında artık bir zorunluluk haline gelen reformdur. bugün bunu anlatıyorum.
türkiye, jeopolitik konumu gereği adeta "kurtlar sofrasında" yer alan bir ülke. çevresindeki istikrarsızlıklar ve küresel güç mücadeleleri nedeniyle devlet, her şeyden önce hayatta kalmayı ve bağımsız hareket edebilmeyi merkeze alıyor. devlet; savunma sanayisini, stratejik altyapıları ve dev üreticileri destekleyerek ekonomiyi büyütüp ülkeyi küresel ligde bir dev haline getirmeye odaklanıyor.
ancak bu büyük jeopolitik mücadelede, devletin kendi eliyle koyduğu ve kendi ayağına dolanan çok ciddi bir pranga var: yasal asgari ücret. türkiye, jeopolitik gücünü korumak için dışarıya mal satmak (ihracat yapmak) ve dünyaya üretim yapabilen bir merkez olmak zorunda. ancak dünyada bizimle aynı malları üreten çin, mısır, hindistan veya bangladeş gibi ülkeler var.
sorun ne? devlet, halkı memnun edebilmek uğruna asgari ücrete yüksek bir yasal sınır koyduğunda, bizim fabrikalarımızın üretim maliyeti rakiplerine göre fırlıyor. bunu bir boks maçına benzetebiliriz. devlet, bizim boksörümüzün (sanayicimizin) eline yasal asgari ücretle ağır bir dambıl bağlıyor ve sonra "hadi git, ringdeki hafif ve çevik rakiplerini yen" diyor. sanayici maliyeti kurtaramayınca ya küçülüyor ya da batıyor; bu da devletin büyüme hedeflerini baltalıyor.
asgari ücret, başlangıçta işçiyi korumak için konulmuş bir barajdır. ancak devlet kapitalizminde işler tersine döner ve bu baraj bir süre sonra herkesin içine düştüğü bir hapishaneye dönüşür. türkiye'de bugün çalışanların yarısına yakını asgari ücret alıyor. devlet taban fiyatı sürekli yukarı çektikçe, işverenler fabrikadaki mühendise, kıdemli ustaya veya teknik personele hak ettiği zammı yapamaz hale geliyor. herkes en alttaki maaşta eşitleniyor.
bir okul düşünün. sınıfın en tembel öğrencisi geçsin diye geçme notunu sürekli yükseltiyorsunuz (asgari ücreti artırıyorsunuz). bir süre sonra çok çalışan, takdir alan öğrencilerin (mühendislerin, ustaların) notu da tembel öğrenciyle aynı seviyeye geliyor. bu durumda çalışkan öğrenciler okulu terk eder (beyin göçü). nitelikli insanını kaybeden bir devlet ise jeopolitik olarak asla süper güç olamaz.
asgari ücretin bir de bölgesel realiteyle uyuşmaması durumu vardır. devlet istanbul’un finans merkezindeki bir işletme ile anadolu'nun küçük bir kasabasındaki yerel bir atölyeye aynı taban maliyeti dayatır. istanbul’da asgari ücret açlık sınırının altında kalırken, aynı miktar anadolu’nun birçok şehrinde küçük esnafın istihdam yaratmasını engelleyen ağır bir yüke dönüşür.
yasal asgari ücret kalktığında, ücretler bölgesel ekonomik gerçeklere ve sektörel verimliliğe göre serbestçe belirlenir. bu durum, anadolu’da istihdamı patlatırken, büyükşehirlerde ise şirketlerin nitelikli iş gücü çekmek için taban ücretin çok üzerinde maaşlar teklif etmesini (rekabeti) zorunlu kılar.
şu anki sistemde asgari ücrete yapılan her zam, bir ay sonra iğneden ipliğe her şeye zam (enflasyon) olarak geri dönüyor. yani nominal para artıyor ama paranın alım gücü düşüyor. halk kazandığı parayla sürekli ithal tüketime (lüks telefonlar, yabancı markalar) yöneliyor, bu da paranın dışarı kaçmasına neden oluyor.
asgari ücret kalkarsa ne olur? devlet maaş belirleme popülizmini tamamen bırakır. asgari ücret ortadan kalktığında halkın gereksiz ithal ürünleri tüketme çılgınlığı azalır; çünkü harcanabilir nakit para daha kontrollü hale gelir. buna karşılık devlet, halkın temel ihtiyaçları (gıda, barınma, eğitim) üzerindeki vergileri minimuma indirir. fiyatlar sabit kalacağı, hatta ucuzlayacağı için cebinizdeki paranın miktarı azalsa bile satın alma gücünüz (gerçek refahınız) artar.
işçiyi kim koruyacak ? dediğinizi duyar gibiyim. asgari ücretin kalkması, işçinin patronun insafına bırakılması demek değildir. dünyanın en müreffeh, zengin ve en güçlü ülkelerinde asgari ücret yoktur. orada işçiyi koruyan şey devletin kaba bir yasal sınırı değil, güçlü sektörel sendikalardır. her iş kolunun sendikası, o işin hak ettiği değeri patronlarla masaya oturup adil bir toplu sözleşmeyle belirler.
diyelim ki sendikalara güvenmedik... o halde hiç değilse devletin bütün sektörler için taban ücreti ayrı ayrı belirlemesi gerekiyor. bu rakam da elbette o sektörün getiri ve götürüsüne göre şekil alacak. bu durumda ne olacak ? işçiler, karı fazla olan dolayısıyla daha çok maaş veren sektöre akın edecek ve hem işçi rahat edecek hem de türkiye ekonomisi çok hızlı bir şekilde büyüyecek.
vesselam.
türkiye, jeopolitik konumu gereği adeta "kurtlar sofrasında" yer alan bir ülke. çevresindeki istikrarsızlıklar ve küresel güç mücadeleleri nedeniyle devlet, her şeyden önce hayatta kalmayı ve bağımsız hareket edebilmeyi merkeze alıyor. devlet; savunma sanayisini, stratejik altyapıları ve dev üreticileri destekleyerek ekonomiyi büyütüp ülkeyi küresel ligde bir dev haline getirmeye odaklanıyor.
ancak bu büyük jeopolitik mücadelede, devletin kendi eliyle koyduğu ve kendi ayağına dolanan çok ciddi bir pranga var: yasal asgari ücret. türkiye, jeopolitik gücünü korumak için dışarıya mal satmak (ihracat yapmak) ve dünyaya üretim yapabilen bir merkez olmak zorunda. ancak dünyada bizimle aynı malları üreten çin, mısır, hindistan veya bangladeş gibi ülkeler var.
sorun ne? devlet, halkı memnun edebilmek uğruna asgari ücrete yüksek bir yasal sınır koyduğunda, bizim fabrikalarımızın üretim maliyeti rakiplerine göre fırlıyor. bunu bir boks maçına benzetebiliriz. devlet, bizim boksörümüzün (sanayicimizin) eline yasal asgari ücretle ağır bir dambıl bağlıyor ve sonra "hadi git, ringdeki hafif ve çevik rakiplerini yen" diyor. sanayici maliyeti kurtaramayınca ya küçülüyor ya da batıyor; bu da devletin büyüme hedeflerini baltalıyor.
asgari ücret, başlangıçta işçiyi korumak için konulmuş bir barajdır. ancak devlet kapitalizminde işler tersine döner ve bu baraj bir süre sonra herkesin içine düştüğü bir hapishaneye dönüşür. türkiye'de bugün çalışanların yarısına yakını asgari ücret alıyor. devlet taban fiyatı sürekli yukarı çektikçe, işverenler fabrikadaki mühendise, kıdemli ustaya veya teknik personele hak ettiği zammı yapamaz hale geliyor. herkes en alttaki maaşta eşitleniyor.
bir okul düşünün. sınıfın en tembel öğrencisi geçsin diye geçme notunu sürekli yükseltiyorsunuz (asgari ücreti artırıyorsunuz). bir süre sonra çok çalışan, takdir alan öğrencilerin (mühendislerin, ustaların) notu da tembel öğrenciyle aynı seviyeye geliyor. bu durumda çalışkan öğrenciler okulu terk eder (beyin göçü). nitelikli insanını kaybeden bir devlet ise jeopolitik olarak asla süper güç olamaz.
asgari ücretin bir de bölgesel realiteyle uyuşmaması durumu vardır. devlet istanbul’un finans merkezindeki bir işletme ile anadolu'nun küçük bir kasabasındaki yerel bir atölyeye aynı taban maliyeti dayatır. istanbul’da asgari ücret açlık sınırının altında kalırken, aynı miktar anadolu’nun birçok şehrinde küçük esnafın istihdam yaratmasını engelleyen ağır bir yüke dönüşür.
yasal asgari ücret kalktığında, ücretler bölgesel ekonomik gerçeklere ve sektörel verimliliğe göre serbestçe belirlenir. bu durum, anadolu’da istihdamı patlatırken, büyükşehirlerde ise şirketlerin nitelikli iş gücü çekmek için taban ücretin çok üzerinde maaşlar teklif etmesini (rekabeti) zorunlu kılar.
şu anki sistemde asgari ücrete yapılan her zam, bir ay sonra iğneden ipliğe her şeye zam (enflasyon) olarak geri dönüyor. yani nominal para artıyor ama paranın alım gücü düşüyor. halk kazandığı parayla sürekli ithal tüketime (lüks telefonlar, yabancı markalar) yöneliyor, bu da paranın dışarı kaçmasına neden oluyor.
asgari ücret kalkarsa ne olur? devlet maaş belirleme popülizmini tamamen bırakır. asgari ücret ortadan kalktığında halkın gereksiz ithal ürünleri tüketme çılgınlığı azalır; çünkü harcanabilir nakit para daha kontrollü hale gelir. buna karşılık devlet, halkın temel ihtiyaçları (gıda, barınma, eğitim) üzerindeki vergileri minimuma indirir. fiyatlar sabit kalacağı, hatta ucuzlayacağı için cebinizdeki paranın miktarı azalsa bile satın alma gücünüz (gerçek refahınız) artar.
işçiyi kim koruyacak ? dediğinizi duyar gibiyim. asgari ücretin kalkması, işçinin patronun insafına bırakılması demek değildir. dünyanın en müreffeh, zengin ve en güçlü ülkelerinde asgari ücret yoktur. orada işçiyi koruyan şey devletin kaba bir yasal sınırı değil, güçlü sektörel sendikalardır. her iş kolunun sendikası, o işin hak ettiği değeri patronlarla masaya oturup adil bir toplu sözleşmeyle belirler.
diyelim ki sendikalara güvenmedik... o halde hiç değilse devletin bütün sektörler için taban ücreti ayrı ayrı belirlemesi gerekiyor. bu rakam da elbette o sektörün getiri ve götürüsüne göre şekil alacak. bu durumda ne olacak ? işçiler, karı fazla olan dolayısıyla daha çok maaş veren sektöre akın edecek ve hem işçi rahat edecek hem de türkiye ekonomisi çok hızlı bir şekilde büyüyecek.
vesselam.
devamını gör...