ataerkil toplumda erkeğin mağduriyeti
başlık "iremga" tarafından 18.05.2026 11:38 tarihinde açılmıştır.
1.
hem kadını hem erkeği aynı potada eriten, iki tarafı da kendi zırvalıklarıyla mağdur eden o muazzam sistemin görünmeyen karanlık yüzüdür.
toplum dediğimiz bu mekanizma, yüzyıllardır erkeği yücelttiğini iddia edip durur. ama gelin görün ki ağacın kurdu içinde olur. sistem erkeği sözde zirveye koyarken, aslında onu insanlıktan çıkaran, sırtına tonlarca yük bindiren bir köleye dönüştürüyor. velhasılıkelam, günün sonunda her iki cinsiyet de kendi cehennemini yaşıyor.
bu acı gerçek hayatın her alanında tokat gibi çarpıyor yüzümüze:
*yargısız infaz sarmalı: sokakta, toplu taşımada, asansörde sapık hemcinsleri yüzünden normal, kendi halinde adamlar da potansiyel suçlu muamelesi görüyor. kadınların ürkerek yanından uzaklaşması, sapık olmayan bir erkek için ne kadar gurur kırıcı, ne kadar büyük bir ruhsal yaradır farkında mısınız? kurunun yanında yaş da yanıyor işte. "gerçek erkek ilk adımı atar" diye kodluyorsun, adam iyi niyetle bir adım atsa ufacık bir yanlış anlaşılmada kendini tacizci yaftasıyla bulabiliyor.
*canın kıymetsizliği (güçlü olmanın cezası): sokakta bir kavga çıksa veya iş savaşa kadar büyüse, erkeğin canı kadınınkinden otomatik olarak daha kıymetsiz kabul ediliyor. çünkü o güçlü, o korumak zorunda. işte bu, güçlü olmanın verdiği o trajik mağduriyettir.
*ekonomik prangalar ve hukuksal tezatlar: erkek borçlanır, devlet borçlanmaz mantığıyla büyütülen erkek için hayat kabullenilmiş bir maddi köleliktir. erkek hesap öder, erkek altın alır, gerekirse limon satar ama o eve bakar. aksi takdirde toplumdan dışlanır, bırak adamlığı, insan bile değilsin muamelesi görür, dara düşme gibi bi hakkı olmaz. hadi bunu geçtim; hukuksal olarak süresiz nafaka gibi korkunç bir realite var. daha da kötüsü, babasını kaybeden bir kız çocuğu yetim aylığı alabilirken, erkek çocuğu 18'inden sonra (eğitim yoksa) sistem tarafından tamamen yalnız bırakılıyor. sormak lazım; kızın babası belli de erkek piç mi?
*duygusal tecrit: erkek "karı gibi" ağlayamaz, acı çekemez. bir cenaze getirin gözünüzün önüne; annesini kaybetmiş 20'li yaşlarda bir oğlan çocuğu ve bir kız çocuğu. kızın acısını haykırmasına izin verilirken, o oğlanın gözlerindeki o hapsolmuş acıyı, sırtındaki o dünyalar kadar yükü, dik durmak zorunda oluşunu görürsünüz. acı aynı acı, ama erkeğe yas tutmak bile yasak. (erkek ağlamaz, sil gözyaşını..)
*namus ve töre kıskacı: namus baskısı sadece kadına var sanan kördür. töre cinayetlerine bakın; küçücük erkek çocukları, ablaları kendi hayatını yaşamak istedi diye eline silah verilip katile dönüştürülüyor. yapmazsa "adam" değil çünkü, toplum yüzüne tükürecek. omuzlardaki bu yapay yükler, iki cinsiyeti de aynı anda mezara sokuyor.
* toplumsal iki yüzlülük ve kimlik: bu toplumda eşcinsel olmak her iki cinsiyet için de cehennem azabıdır ama erkek için bu yük iki kat daha ağırdır. homoseksüel bir erkeğe yakıştırılan sıfatların tamamı bu dilde en ağır küfürlerken, kadınlar için aynı toplumsal linç mekanizması (en azından dil boyutunda) bu kadar vahşi çalışmaz.
*bedensel rıza ihlali: daha küçücük bir çocukken, sağlıkla ilgili hiçbir zorunluluk yokken sünnet adı altında bir gerçekle yüzleşir erkek. tamamen özgür iradesi dışında, bedeninden bir parça koparılır ve bu durum düğünle dernekle kutlanır. neresinden baksan korkunç bir travmadır.
liste böyle uzayıp gidebilir, ben kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim ki erkeklerin mağduriyetinin farkındayım ve bu durumdan rahatsızım. umarım yıllar sonra her iki cinsiyette aslında çözülmesi çok kolay olan bu zırvalıklardan sıyrılmış şekilde hayatlarını sürdürebilirler. thanks for attention(bkz: erkolar kapatılsın:))))…
toplum dediğimiz bu mekanizma, yüzyıllardır erkeği yücelttiğini iddia edip durur. ama gelin görün ki ağacın kurdu içinde olur. sistem erkeği sözde zirveye koyarken, aslında onu insanlıktan çıkaran, sırtına tonlarca yük bindiren bir köleye dönüştürüyor. velhasılıkelam, günün sonunda her iki cinsiyet de kendi cehennemini yaşıyor.
bu acı gerçek hayatın her alanında tokat gibi çarpıyor yüzümüze:
*yargısız infaz sarmalı: sokakta, toplu taşımada, asansörde sapık hemcinsleri yüzünden normal, kendi halinde adamlar da potansiyel suçlu muamelesi görüyor. kadınların ürkerek yanından uzaklaşması, sapık olmayan bir erkek için ne kadar gurur kırıcı, ne kadar büyük bir ruhsal yaradır farkında mısınız? kurunun yanında yaş da yanıyor işte. "gerçek erkek ilk adımı atar" diye kodluyorsun, adam iyi niyetle bir adım atsa ufacık bir yanlış anlaşılmada kendini tacizci yaftasıyla bulabiliyor.
*canın kıymetsizliği (güçlü olmanın cezası): sokakta bir kavga çıksa veya iş savaşa kadar büyüse, erkeğin canı kadınınkinden otomatik olarak daha kıymetsiz kabul ediliyor. çünkü o güçlü, o korumak zorunda. işte bu, güçlü olmanın verdiği o trajik mağduriyettir.
*ekonomik prangalar ve hukuksal tezatlar: erkek borçlanır, devlet borçlanmaz mantığıyla büyütülen erkek için hayat kabullenilmiş bir maddi köleliktir. erkek hesap öder, erkek altın alır, gerekirse limon satar ama o eve bakar. aksi takdirde toplumdan dışlanır, bırak adamlığı, insan bile değilsin muamelesi görür, dara düşme gibi bi hakkı olmaz. hadi bunu geçtim; hukuksal olarak süresiz nafaka gibi korkunç bir realite var. daha da kötüsü, babasını kaybeden bir kız çocuğu yetim aylığı alabilirken, erkek çocuğu 18'inden sonra (eğitim yoksa) sistem tarafından tamamen yalnız bırakılıyor. sormak lazım; kızın babası belli de erkek piç mi?
*duygusal tecrit: erkek "karı gibi" ağlayamaz, acı çekemez. bir cenaze getirin gözünüzün önüne; annesini kaybetmiş 20'li yaşlarda bir oğlan çocuğu ve bir kız çocuğu. kızın acısını haykırmasına izin verilirken, o oğlanın gözlerindeki o hapsolmuş acıyı, sırtındaki o dünyalar kadar yükü, dik durmak zorunda oluşunu görürsünüz. acı aynı acı, ama erkeğe yas tutmak bile yasak. (erkek ağlamaz, sil gözyaşını..)
*namus ve töre kıskacı: namus baskısı sadece kadına var sanan kördür. töre cinayetlerine bakın; küçücük erkek çocukları, ablaları kendi hayatını yaşamak istedi diye eline silah verilip katile dönüştürülüyor. yapmazsa "adam" değil çünkü, toplum yüzüne tükürecek. omuzlardaki bu yapay yükler, iki cinsiyeti de aynı anda mezara sokuyor.
* toplumsal iki yüzlülük ve kimlik: bu toplumda eşcinsel olmak her iki cinsiyet için de cehennem azabıdır ama erkek için bu yük iki kat daha ağırdır. homoseksüel bir erkeğe yakıştırılan sıfatların tamamı bu dilde en ağır küfürlerken, kadınlar için aynı toplumsal linç mekanizması (en azından dil boyutunda) bu kadar vahşi çalışmaz.
*bedensel rıza ihlali: daha küçücük bir çocukken, sağlıkla ilgili hiçbir zorunluluk yokken sünnet adı altında bir gerçekle yüzleşir erkek. tamamen özgür iradesi dışında, bedeninden bir parça koparılır ve bu durum düğünle dernekle kutlanır. neresinden baksan korkunç bir travmadır.
liste böyle uzayıp gidebilir, ben kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim ki erkeklerin mağduriyetinin farkındayım ve bu durumdan rahatsızım. umarım yıllar sonra her iki cinsiyette aslında çözülmesi çok kolay olan bu zırvalıklardan sıyrılmış şekilde hayatlarını sürdürebilirler. thanks for attention(bkz: erkolar kapatılsın:))))…
devamını gör...
2.
erkek hep güçlü görünmek zorundaymış gibi yetiştiriliyor daha aile içindeyken bile. bu yük içine ata ata öfke, sinir ve duygusal yük oluyor. bastırılmış tüm duygular tehlikelidir.
eşcinsellikte bu kadar nefret edilme sebebi ise hem erkekliği üstün cinsiyet görmek, hem de lezbiyen ilişkide olmayan gerçek cinsel penetrasyon sağlanmasından kaynaklıdır.
eşcinsellikte bu kadar nefret edilme sebebi ise hem erkekliği üstün cinsiyet görmek, hem de lezbiyen ilişkide olmayan gerçek cinsel penetrasyon sağlanmasından kaynaklıdır.
devamını gör...
3.
1. meslek dağılımı istatistikleri
türkiye'de iş cinayetlerinde ve mesleki hastalıklarda hayatını kaybedenlerin yaklaşık %95'ini erkekler oluşturmaktadır. inşaat, taşımacılık, madencilik ve tarım en ölümcül sektörlerin başında gelirken; erkek çalışanların kadınlara kıyasla daha yüksek fiziksel riskli işlerde çalışması bu tablonun temel nedenidir.
sıralanan meslek grupları fiziksel riskler ve toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle neredeyse tamamen erkek egemen bir yapıya sahiptir:
* lağım işçileri ve çöpçüler (atık yönetimi): bu sektörde çalışanların yaklaşık %90 ila %95'i erkektir.
* inşaat işçileri: dünya genelinde inşaat işçilerinin ortalama %88 ila %90'ı erkeklerden oluşur.
* askerler: silahlı kuvvetlerdeki muvazzaf personel oranı ülkelere göre değişmekle birlikte, orduların muharip sınıflarında erkek oranı %85 ila %90 seviyelerindedir.
* yeraltı madenciliğinde çalışanların yaklaşık %99'u erkek, %1'inden azı kadındır.
* genel madencilik iş gücünde kadınların payı %5 ila %10 seviyelerinde kalmaktadır.
2. intihar oranları
erkeklerde intihar vakaları kadınlara göre dünya çapında 3 ila 4 kat daha fazladır.
dünya sağlık örgütü verilerine göre; inşaat, madencilik ve askeri alanlarda çalışan erkeklerde intihar oranı diğer mesleklere kıyasla anlamlı derecede yüksektir.
3. evsizlik oranları
evsiz nüfus içinde yalnız yaşayan erkekler en büyük grubu oluşturur. türkiye'de evsiz nüfusun yaklaşık %95'i erkek, %5'i ise kadındır
türkiye'de iş cinayetlerinde ve mesleki hastalıklarda hayatını kaybedenlerin yaklaşık %95'ini erkekler oluşturmaktadır. inşaat, taşımacılık, madencilik ve tarım en ölümcül sektörlerin başında gelirken; erkek çalışanların kadınlara kıyasla daha yüksek fiziksel riskli işlerde çalışması bu tablonun temel nedenidir.
sıralanan meslek grupları fiziksel riskler ve toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle neredeyse tamamen erkek egemen bir yapıya sahiptir:
* lağım işçileri ve çöpçüler (atık yönetimi): bu sektörde çalışanların yaklaşık %90 ila %95'i erkektir.
* inşaat işçileri: dünya genelinde inşaat işçilerinin ortalama %88 ila %90'ı erkeklerden oluşur.
* askerler: silahlı kuvvetlerdeki muvazzaf personel oranı ülkelere göre değişmekle birlikte, orduların muharip sınıflarında erkek oranı %85 ila %90 seviyelerindedir.
* yeraltı madenciliğinde çalışanların yaklaşık %99'u erkek, %1'inden azı kadındır.
* genel madencilik iş gücünde kadınların payı %5 ila %10 seviyelerinde kalmaktadır.
2. intihar oranları
erkeklerde intihar vakaları kadınlara göre dünya çapında 3 ila 4 kat daha fazladır.
dünya sağlık örgütü verilerine göre; inşaat, madencilik ve askeri alanlarda çalışan erkeklerde intihar oranı diğer mesleklere kıyasla anlamlı derecede yüksektir.
3. evsizlik oranları
evsiz nüfus içinde yalnız yaşayan erkekler en büyük grubu oluşturur. türkiye'de evsiz nüfusun yaklaşık %95'i erkek, %5'i ise kadındır
devamını gör...
4.
sokaklarda yalnız başımıza yürüyemez olduk...
devamını gör...