roman / aşk / edebiyat
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

pierre loti tarafından yazılan 1879 yılında yazılan günlük gibi tutulmuş ama içerisinde o dönemin istanbuluna ve yaşam tarzına ilişkin önemli anektotlar barındıran bir kitap. zamanında bununla ilgili kendime bir not hazirlamisim. üşenmeyip kitap hakkında izlenimlerimi fikirlerimi bilmek isteyenler okuyabilir.

eyüp. 20’li yaşların başındaki bir üniversite öğrencisi için belki de istanbul’da herhangi bir çekiciliği olmayan semtlerden birisi. anadolu’nun herhangi bir yerinden gelmiş bir öğrenci, elindeki kısıtlı imkanlarla istanbul’un daha çok eğlenceye dönük semtlerini, mekanlarını gezmek ister. nitekim benim içinde aynısı geçerli. yolumun düşmesi istanbul’a adım attıktan neredeyse 1 yıl sonrasına denk geliyor. istanbullu bir arkadaşım eyüp’te nostaljik güzel bir kafe olduğunu söylüyor. 6-7 kişilik bir grup halinde semte yolumuz düşüyor, oradan da teleferik hattı ile pierre loti tepesi’ne çıkıyoruz. güzel bir manzara, fahiş fiyatlı çay bahçesi canımız sıkıyor ufaktan. çok durmuyoruz zaten, istanbul’da neredeyse her tepe noktasının manzarası bir başka güzel, belki o an herhangi bir anlam yükleyemiyor insan. sonrasında eyüp semtinde dolaşıp, adını hatırlamadığım bir caminin bitişiğine kurulmuş kermese denk gelip karnımızı doyuruyoruz. bu süre içerisinde dikkatimi en çok semtte yer alan mezarlık ve semtin istanbul’un genelinin aksine sahip olduğu sessizlik dikkatimi çekiyor. bundan 100 yıl önce buralarda kimler ne şekilde yaşamış diye kendime sorduğumu hatırlıyorum ama üzerinde gençliğin kaygısızlığı ile çok fazla da durmuyorum.

hayat devam ediyor, yıllar sonra biraz da önyargı ile aziyade kitabını satın alıyorum. zaten bu zamana kadar hem eğitim için hem de kişisel ilgimden ötürü istanbul’la ilgili onca kitap okumuşum, çoğu yeri dolaşmışım, kitaptan basit bir aşk hikayesi dışında ne öğrenebilirim ki… işte burası tam olarak yanıldığım nokta.

aziyade. 1877 yılının istanbul’unun fotoğrafını çekmek istiyorsanız eğer okumanız gereken bir kitap. roman diyemiyorum. bana bir roman hissiyatı vermiyor. günlük gibi başlıyor, zaman zaman bir roman havası veriyor ancak genel itibarıyla birisinin not defterine karalamaları gibi. şaşırtıcı bir biçimde her sayfada size bilmediğiniz bir istanbul’u anlatıyor. birbirinden görünüşte nefret etmesi gereken insanların nasıl bir arada yaşamaya tahammül ettiğini, bu nefretin nasıl bir gönül bağına döndüğünü, kurnazlığın saflıkla nasıl bir arada vücut bulduğunu çok net gözler önüne seriyor. dil, din, ırk ya da coğrafya fark etmeden hislerin her zaman tek bir dili konuştuğunu ve o dili unutanların bile aslında tekrar hatırlayabileceğini bizlere gösteriyor. biliyorum bu yazım da aynı aziyade gibi daldan dala atlıyor bir oradan bir buradan. ancak kitabı etkisinden çıkmak pek o kadar kolay değil. bu yüzden ki tek bir kitapta hem aşkı hem eğlenceyi hem de istanbul’un kendisini yaşamak istiyorsanız, okumanız, okutturmanız ve düşünmeniz gereken bir kitap aziyade.

edit: alıntı olarak alınmış ama kendi gözlemlerim olup başka yerden alıntı yapılmamıştır.
devamını gör...
biraz önce bitirdim. 20 gün sürdü macera. ara ara konudan koptum, bırakmayı düşündüm fakat şu an okuduğuma pişman değilim. üstteki girdide de söylenildiği gibi romandan çok mektuplardan oluşan bir kitap aziyade. dönemin gündelik yaşamı çok güzel anlatılmış. duygusu güzel geçiyor insana.


sadece içimde sonundan kaynaklı bir burukluk var.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim