yönetmenliğini steven spielberg'ün yaptığı 1982 yapımı e.t. (film)inin uyarlaması olan, yönetmenlik koltuğunda zafer par'ın oturduğu 1984 yapımı yerli film, ali'nin badi adını koyduğu uzaylıyı hükümetten saklamaya çalışmasını konu alır.
yönetmen:
zafer par
oyuncular:
tolga sönmez
cengiz sayhan
ani ipekkaya
barış pirhasan
pembe mutlu
coşkun göğen
zafer par
oyuncular:
tolga sönmez
cengiz sayhan
ani ipekkaya
barış pirhasan
pembe mutlu
coşkun göğen
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "editör" tarafından 29.01.2025 02:02 tarihinde açılmıştır.
1.
e.t çakması yarım yarım yaran bir türk komedisi. cihan ünal'ın oynadığı exorcist çakması şeytan filminden daha komiktir bu. filmin orjinal afişlerinden birisini bırakıyorum aşağıya.

badi'nin (1983) yönetmeni zafer par, kendine örnek olarak büyük bir cesaretle steven spielberg'in e.t. (e.t. - the extra-terrestrial, 1982) filmini seçecektir.
badi'nin ilginç bir teknik kadrosu vardır: senaryosu, veysel candan takma adıyla barış pirhasan'a ait olan filmin görüntü yönetmeni orhan oğuz, yapımcısı şerif gören ve yönetmen yardımcısı da seçkin yaşar'dır. özgün müziğiyse yeni türkü'ye aittir.
peki, ama bize uyarlandığında e.t. nasıl bir şey olmuştu?
bülent (cengiz sayhan), aklını uzaya ve uzaylılara takmış afacan bir çocuktur. oynadığı tüm oyunlar hep uzayla ilgilidir. arkadaşlarıyla yaptığı roket denemeleri mahallenin sakinlerini çileden çıkarmakta, ailesini tedirgin etmekte ve bu nedenle de babası tarafından sık sık cezalandırılmaktadır.
yine de patlayıcı maddelerle oynayarak tavanarasında kurduğu laboratuvarında roket yakıtı araştırmakta olan bülent, sık sık arkadaşlarını etrafına toplayıp onlara erich von daniken gibi yazarların kitaplarından bölümler okumakta ve onlara 'bilimsel' nutuklar çekmektedir.
öykünün geçtiği kenar mahallenin bir başka çocuğuysa küçük ali'dir (tolga sönmez). anasız babasız olduğu için teyzesinin yanında yaşamaktadır. hayatta en sevdiği varlık mahallenin köpeğidir ve bir gün köpek, belediye ekipleri tarafından götürülünce ali tümden yalnız kalır.
öykünün üçüncü kişisiyse nurten'dir (pembe mutlu). üniversite öğrencisi olan nurten, uzay araştırmalarında hocasına yardımcı olmakta ve bu tür konularla yakından ilgilenmektedir.
bir gece vakti mahalle sakinleri, garip ışıklar saçan bir gök cisminin yere indiğini görür. garip nesne, mahallenin yakınındaki koruluğa inmiştir. bir uçan daire yere inmiş ve içinden de çocuk boyunda bir yaratık çıkmıştır.
insanlardan saklanmaya çalışan yaratık, ali'yle karşılaşır ve ali onu evine alır. bu arada nurten ve hocası, uzaylıların kesin olarak istanbul'a indiklerini saptayıp bölgede araştırmalara başlarlar.
yalnızlığını uzay yaratığı badi ile paylaşan ali, durumdan okul arkadaşı olan bülent'i haberdar eder ve o da badi'yi tavan arasındaki laboratuvarına yerleştirir.
badi, yeni arkadaşlarıyla uyum sağlamış gibi görünse de kendi gezegeninin özlemini çekmektedir. bir gece mahallenin bütün çocukları lunaparkta buluşurlar ve badi'nin yardımıyla bülent’in gerçekleştirdiği bir cihaz sayesinde uzaylılarla temas kurulur. çocuklar cihazı ve badi'yi lunaparkta bırakarak ayrılırlar.
ertesi gün ali rahatsızlanır. mahallenin elektronikçisi metin ile nurten, pek de iyi durumda görünmeyen badi'yi bulup ali'nin yanına getirirler. ali ve badi, birbirlerini görünce iyileşirler.
mahallenin çocukları badi'yi koruyadursun, uzaydan gelen yaratıktan endişe duyan yetişkinler onu polise teslim etmeye kalkar. çocuklar da üç tekerlekli bir el arabasına bindirdikleri badi'yi kaçırıp lunaparkın yolunu tutarlar.
beklenen olay lunaparkta gerçekleşir: badi'nin beklediği uzay gemisi iner, badi'yi alır ve herkesin gözyaşları arasında uzaklaşır.
görüldüğü gibi badi'nin anlattıkları, en azından genel (ve bazen de özel) bir çizginin, bir gelişimin içinde spielberg'in filminden pek farklı değildir. senaryo, orijinaline bazı farklılıklar getirmiştir: özgün filmde olayların cereyan ettiği mekanları değiştiriyor, ek kişiler katıyor (bülent, nurten, metin gibi), olayı bir mahalleye taşıyor ve bir lunaparka uzanıyor. spielberg'in kahramanlarında daha çok televizyondan, sinemadan ve çizgi romanlardan kaynaklanan bir 'uzay bilgisi' var; badi'deyse uzayla 'bilimsel' olarak uğraşan bir nurten ve bir von daniken okuru olan hocası bülent çıkıyor karşımıza.
denilebilir ki, badi'de 'uzaysal entegrasyon' ya da 'uzay bilinci' bazı çocuk ve yetişkinlerde var oluyordu, ama bu, spielberg'te olduğu gibi iki kutuplu bir çatışmaya (siyahlı adamlar'a karşı çocuklar) ulaşamaz. mahalle sakinlerinin tepkisi, bilinmez olana, rahatsız edene, 'bizden olmayana' karşı duyulan tedirginlik ve korkudan kaynaklanmaktadır.
var olan yapım ve teknik olanakların dahilinde zafer par'ın filmi, spielberg'i tekrarlamaktan öteye gidememişti. ortaya çıkan sonuca bakıldığındaysa (siyah bir fon önünde siyah eldivenli bir elin hareket ettirdiği uzay aracı maketi, kafasının ağırlığı yüzünden çoğu kez iki büklüm duran badi'nin neredeyse itici iğretiliği, bu denli deneyimli sinema adamlarının bir tür sonu olmayan bu maceraya neden giriştikleri ve bundan ne umdukları pek anlaşılmıyor.
filmden geriye kala kala çocuk oyuncularının sevimliliği ve doğallığı kalıyordu.
-----
kritik: giovanni scognamillo / fantastik türk sineması sf. 55-56-57 (nefis kitaptır, btw)
düzenleme/redaktasyon: küçük slife (türkücü, bekar)

badi'nin (1983) yönetmeni zafer par, kendine örnek olarak büyük bir cesaretle steven spielberg'in e.t. (e.t. - the extra-terrestrial, 1982) filmini seçecektir.
badi'nin ilginç bir teknik kadrosu vardır: senaryosu, veysel candan takma adıyla barış pirhasan'a ait olan filmin görüntü yönetmeni orhan oğuz, yapımcısı şerif gören ve yönetmen yardımcısı da seçkin yaşar'dır. özgün müziğiyse yeni türkü'ye aittir.
peki, ama bize uyarlandığında e.t. nasıl bir şey olmuştu?
bülent (cengiz sayhan), aklını uzaya ve uzaylılara takmış afacan bir çocuktur. oynadığı tüm oyunlar hep uzayla ilgilidir. arkadaşlarıyla yaptığı roket denemeleri mahallenin sakinlerini çileden çıkarmakta, ailesini tedirgin etmekte ve bu nedenle de babası tarafından sık sık cezalandırılmaktadır.
yine de patlayıcı maddelerle oynayarak tavanarasında kurduğu laboratuvarında roket yakıtı araştırmakta olan bülent, sık sık arkadaşlarını etrafına toplayıp onlara erich von daniken gibi yazarların kitaplarından bölümler okumakta ve onlara 'bilimsel' nutuklar çekmektedir.
öykünün geçtiği kenar mahallenin bir başka çocuğuysa küçük ali'dir (tolga sönmez). anasız babasız olduğu için teyzesinin yanında yaşamaktadır. hayatta en sevdiği varlık mahallenin köpeğidir ve bir gün köpek, belediye ekipleri tarafından götürülünce ali tümden yalnız kalır.
öykünün üçüncü kişisiyse nurten'dir (pembe mutlu). üniversite öğrencisi olan nurten, uzay araştırmalarında hocasına yardımcı olmakta ve bu tür konularla yakından ilgilenmektedir.
bir gece vakti mahalle sakinleri, garip ışıklar saçan bir gök cisminin yere indiğini görür. garip nesne, mahallenin yakınındaki koruluğa inmiştir. bir uçan daire yere inmiş ve içinden de çocuk boyunda bir yaratık çıkmıştır.
insanlardan saklanmaya çalışan yaratık, ali'yle karşılaşır ve ali onu evine alır. bu arada nurten ve hocası, uzaylıların kesin olarak istanbul'a indiklerini saptayıp bölgede araştırmalara başlarlar.
yalnızlığını uzay yaratığı badi ile paylaşan ali, durumdan okul arkadaşı olan bülent'i haberdar eder ve o da badi'yi tavan arasındaki laboratuvarına yerleştirir.
badi, yeni arkadaşlarıyla uyum sağlamış gibi görünse de kendi gezegeninin özlemini çekmektedir. bir gece mahallenin bütün çocukları lunaparkta buluşurlar ve badi'nin yardımıyla bülent’in gerçekleştirdiği bir cihaz sayesinde uzaylılarla temas kurulur. çocuklar cihazı ve badi'yi lunaparkta bırakarak ayrılırlar.
ertesi gün ali rahatsızlanır. mahallenin elektronikçisi metin ile nurten, pek de iyi durumda görünmeyen badi'yi bulup ali'nin yanına getirirler. ali ve badi, birbirlerini görünce iyileşirler.
mahallenin çocukları badi'yi koruyadursun, uzaydan gelen yaratıktan endişe duyan yetişkinler onu polise teslim etmeye kalkar. çocuklar da üç tekerlekli bir el arabasına bindirdikleri badi'yi kaçırıp lunaparkın yolunu tutarlar.
beklenen olay lunaparkta gerçekleşir: badi'nin beklediği uzay gemisi iner, badi'yi alır ve herkesin gözyaşları arasında uzaklaşır.
görüldüğü gibi badi'nin anlattıkları, en azından genel (ve bazen de özel) bir çizginin, bir gelişimin içinde spielberg'in filminden pek farklı değildir. senaryo, orijinaline bazı farklılıklar getirmiştir: özgün filmde olayların cereyan ettiği mekanları değiştiriyor, ek kişiler katıyor (bülent, nurten, metin gibi), olayı bir mahalleye taşıyor ve bir lunaparka uzanıyor. spielberg'in kahramanlarında daha çok televizyondan, sinemadan ve çizgi romanlardan kaynaklanan bir 'uzay bilgisi' var; badi'deyse uzayla 'bilimsel' olarak uğraşan bir nurten ve bir von daniken okuru olan hocası bülent çıkıyor karşımıza.
denilebilir ki, badi'de 'uzaysal entegrasyon' ya da 'uzay bilinci' bazı çocuk ve yetişkinlerde var oluyordu, ama bu, spielberg'te olduğu gibi iki kutuplu bir çatışmaya (siyahlı adamlar'a karşı çocuklar) ulaşamaz. mahalle sakinlerinin tepkisi, bilinmez olana, rahatsız edene, 'bizden olmayana' karşı duyulan tedirginlik ve korkudan kaynaklanmaktadır.
var olan yapım ve teknik olanakların dahilinde zafer par'ın filmi, spielberg'i tekrarlamaktan öteye gidememişti. ortaya çıkan sonuca bakıldığındaysa (siyah bir fon önünde siyah eldivenli bir elin hareket ettirdiği uzay aracı maketi, kafasının ağırlığı yüzünden çoğu kez iki büklüm duran badi'nin neredeyse itici iğretiliği, bu denli deneyimli sinema adamlarının bir tür sonu olmayan bu maceraya neden giriştikleri ve bundan ne umdukları pek anlaşılmıyor.
filmden geriye kala kala çocuk oyuncularının sevimliliği ve doğallığı kalıyordu.
-----
kritik: giovanni scognamillo / fantastik türk sineması sf. 55-56-57 (nefis kitaptır, btw)
düzenleme/redaktasyon: küçük slife (türkücü, bekar)
devamını gör...
"badi (film)" ile benzer başlıklar
badi parmak
17
badi
12