yazarların ortaokul anıları
başlık "unbekannteperson" tarafından 28.11.2025 01:27 tarihinde açılmıştır.
1.
tiyatro yeteneği yüksek,özgüveni tam, başarılı ingilizce dersinde öne çıkan ve adı çıkan bir çocuktum ve aynı zamanda drogba hayranı zararsız olarak bilinirdim ki bunlar 5-6-7-8 de tanındığım özellikler di 7.sınıfın sonunda almanca öğrenmeye karar verince sınıfımızda türk asıllı alman vardı bana ana avrat küfür etmeye başladı 8.sınıfa geçtik sorunlu başta ben olmak üzere herkese sataşan birisi geldi boxer mi ne herkesin kafasına vuruyor kafasına tekme atıyor vb gibi. bana almanca öğrenme diye tehdit ederlerdi sonra bu şahıs beşiktaşlıydı gs yense gelip beni döverdi sudan sebeplerle bana sataşırdı bir gün geldi bana çarptı ve kafama 3 yumruk attı bayılmayı ölmeyi bekledim ama olmadı sonra zorbalayınca da bu olaydan sonra aileme söyledim ailem de gitti onun ailesine söyledi ve ailesi bu onun ilk sorunu değil ki gereken yapılcak dedi sonraki gün çocuk olan bitenin farkında değilim özür dilerim demişti buna ek olarak bu çocuğun bir zaafı vardı superman,batman, bir de o zaman meşhur yılında güldür güldür de halkmen görse insanları pis döverdi sınıftaki yaramazlar hep ona supermen resimleri gösterirdi o sinirlenirdi ve hatta gitti birinin kafasını yardı. ortaokulda bir sorunlu kız daha vardı erkeklere umut verir sonra taciz etti diyerek başkasına dövdürtürdü falan neyse beni kurban seçmişti 2 kişiyle bu tarz planlar yapardı ama ben şüpheli hareketleri ve planlara kulak misafiri olduğum için ona karşı galip gelmiştim ki bu olaydan dolayı da kendimi o zamanlar hep rommele benzetirdim hahahaahahhaahhaha
devamını gör...
2.
altıncı sınıf... öğrenciler karışık dağıtılıp sınıflar yeniden oluşturulmuştu. o zamanlar hafif inek bir tiptim, çok çalışkan değildim ama iyiydim işte. genellikle türkçe derslerinde hoca metin okur biz de deftere yazardık. bizim de önceki senelerden kalma "hızlı yazma yarışı" alışkanlığımız vardı, haliyle hep hızlı yazardım ve etrafı izlerdim başkaları da yazmış mı diye. bir süre sonra bunu yaptığım zaman bir şey fark ettim, arka sıralarda bir kız var ve sürekli göz göze geliyoruz. hızlı yazmada iddialıydım o zamanlar, içimden diyodum "bu da baya hızlı yazıyormuş". yazıyorum, etrafa bakıyorum, bu bana bakıyor. yazıyorum, etrafı kolluyorum, bu yine bana bakıyor. lan diyorum, bu ya inanılmaz hızlı yazıyor ya da hiç yazmıyor, neyse.
sınıfın içindeyken veya bahçede falan bu arkadaşlarıyla gelip benimle konuşmaya çalışıyor ama pek pas vermiyorum, hoşuma gitmiyordu kız. çirkin değildi aslında ama çok zayıftı, sesi de kalındı falan. bir de diyorum ya, zırt pırt bana bakarken yakalıyorum, yazıları yazmıyor ihtimaline ağırlık veriyorum, haliyle gözümde tembel gözüküyor. bir gün sınıftayız, arkadaşı yanıma geldi "bizanslı bi gelsene sana birşey söylicez" dedi. "olur" dedim gittim yanlarına. bu kız da orada ama bana hiç bakmıyor, sonra işte arkadaşı konuşmaya başladı, (gerçek ismini yazmıyorum) "ayşe senden çok hoşlanıyor" dedi. içimden "ahaaaa çattık" diyorum. "yanına gelmişim zaten, neden o söylemiyor ki" dedim, arkadaşı "o söyleyemedi yerine ben söylemek istedim" dedi. bundan sonrası benim için çok büyük pişmanlık içeriyor çünkü "ben ondan hoşlanmıyorum, olmaz. " dedim. ben bunu diyince arkadaşı baya baskı kurmaya başladı, neden hoşlanmıyorsun da nesi var da yoksa başka birinden mi hoşlanıyorsun vsvs soru yağmuruna tutmaya başladı. o anki bıkkınlık ve mallıkla "evet başkasını seviyorum, bilgisayarımı" dedim. bre gerizekalı, onu niye diyorsun ki. arkadaşı yüzünden kız iyice utanmıştı, ben bunu diyince iyice yerin dibine girdi, resmen aşk üçgeninde bilgisayara karşı kaybetti. sonra geçtim sırama oturdum mal gibi. ve o kız bu olaydan sonra inanılmaz tembel birine dönüştü, arkadaş ortamı yüzünden vs dersleri aşırı kötü gitti okul bitene kadar.
keşke diyorum o malca lafı etmeseydim, tamam çocuğuz ama olsun yani, geçmişe dair büyük pişmanlıklarımdan biridir. arkadaşı bu kadar üstüme gelmeseydi saçmalamazdım zaten ama yine de onu demeseydim. ölene kadar bu pişmanlığım içimde kalacak.
sınıfın içindeyken veya bahçede falan bu arkadaşlarıyla gelip benimle konuşmaya çalışıyor ama pek pas vermiyorum, hoşuma gitmiyordu kız. çirkin değildi aslında ama çok zayıftı, sesi de kalındı falan. bir de diyorum ya, zırt pırt bana bakarken yakalıyorum, yazıları yazmıyor ihtimaline ağırlık veriyorum, haliyle gözümde tembel gözüküyor. bir gün sınıftayız, arkadaşı yanıma geldi "bizanslı bi gelsene sana birşey söylicez" dedi. "olur" dedim gittim yanlarına. bu kız da orada ama bana hiç bakmıyor, sonra işte arkadaşı konuşmaya başladı, (gerçek ismini yazmıyorum) "ayşe senden çok hoşlanıyor" dedi. içimden "ahaaaa çattık" diyorum. "yanına gelmişim zaten, neden o söylemiyor ki" dedim, arkadaşı "o söyleyemedi yerine ben söylemek istedim" dedi. bundan sonrası benim için çok büyük pişmanlık içeriyor çünkü "ben ondan hoşlanmıyorum, olmaz. " dedim. ben bunu diyince arkadaşı baya baskı kurmaya başladı, neden hoşlanmıyorsun da nesi var da yoksa başka birinden mi hoşlanıyorsun vsvs soru yağmuruna tutmaya başladı. o anki bıkkınlık ve mallıkla "evet başkasını seviyorum, bilgisayarımı" dedim. bre gerizekalı, onu niye diyorsun ki. arkadaşı yüzünden kız iyice utanmıştı, ben bunu diyince iyice yerin dibine girdi, resmen aşk üçgeninde bilgisayara karşı kaybetti. sonra geçtim sırama oturdum mal gibi. ve o kız bu olaydan sonra inanılmaz tembel birine dönüştü, arkadaş ortamı yüzünden vs dersleri aşırı kötü gitti okul bitene kadar.
keşke diyorum o malca lafı etmeseydim, tamam çocuğuz ama olsun yani, geçmişe dair büyük pişmanlıklarımdan biridir. arkadaşı bu kadar üstüme gelmeseydi saçmalamazdım zaten ama yine de onu demeseydim. ölene kadar bu pişmanlığım içimde kalacak.
devamını gör...
3.
dersimize giren bir öğretmen sınıftaki kız öğrencilere "bir eve gideceğiz, orada film izleyeceğiz, yemek yiyip namaz kılacağız" teklifinde bulunmuştu. teklifi kabul etmedim, sonradan anladım ki malum örgüte davetmiş.
devamını gör...
"yazarların ortaokul anıları" ile benzer başlıklar
ortaokul
3