filmler çoğu zaman sadece hikâyeleriyle değil, arka planlarındaki detaylarla da büyüler. işte sinema tarihine damga vurmuş bazı filmlerin kamera arkasından ilginç ama pek bilinmeyen detaylar;
not: yeni bilgiler dahilinde entry kendini güncelleyecektir.
daha önemli not: "spoiler içerebilir"

the godfather (1972):
marlon brando’nun mafya babası don vito corleone’ye bürünürken kullandığı en etkileyici fiziksel detaylardan biri, ağzındaki o belirgin şişkinlikti. brando, karakterin konuşma tarzının daha etkili olması için dişçisine özel bir ağız kalıbı yaptırdı. bu basit detay, karaktere neredeyse fiziksel bir efsanevi hava kattı.

ınterstellar (2014):
christopher nolan’ın bilimkurgu başyapıtı, yalnızca hikâyesiyle değil, bilime yaptığı katkıyla da dikkat çekti. filmde gösterilen kara delik “gargantua”, teorik fizikçi kip thorne’un danışmanlığında hazırlandı ve o kadar detaylıydı ki, sonrasında akademik bir makaleye dönüştürüldü. yani bir sinema sahnesi, bilim literatürüne katkı sağladı.

pulp fiction (1994):
quentin tarantino’nun kült filminde, john travolta’nın canlandırdığı vincent vega karakteri neredeyse her sahnede elinde bir içecek tutar. bu, sadece estetik bir detay değil, filmin tüketim toplumuna yaptığı eleştirinin görsel bir parçasıdır. aynı filmdeki meşhur "big kahuna burger" da hayali bir fast food markasıdır ve tarantino’nun diğer filmlerinde de görünür.

the matrix (1999):
o akıp giden yeşil dijital kodlar… zannedilenin aksine bunlar rastgele harfler veya bilgisayar kodları değil. bir japon set tasarımcısı, evindeki bir sushi tarif kitabından seçtiği karakterleri dijitalleştirip bu akış efektini oluşturdu. yani matrix’in gerçekliği sorgulatan dünyası, bir nevi sushiyle kodlanmıştı.

the shining (1980):
jack nicholson’ın “here’s johnny!” diye baltayla kapıyı kırdığı sahne, tamamen doğaçlamaydı. stanley kubrick bu repliği senaryoda görmediği için ilk anda kesmeyi düşündü ama oyuncunun performansı o kadar sarsıcıydı ki sahne ikonikleşti. üstelik bu sahne tam 127 tekrar sonunda kullanıma uygun hale geldi.

titanic (1997):
filmdeki su sahneleri gerçekten buz gibiydi. leonardo dicaprio ve kate winslet’ın donmuş gibi görünmesinin sebebi efekt değil, gerçekten düşük sıcaklıkta çekilen sahnelerdi. hatta bazı sahnelerde oyuncuların vücut sıcaklığı kontrol edilerek sete devam ediliyordu.

fight club (1999):
david fincher’ın tüketim toplumuna eleştirisi olan filmde, tyler durden karakteri her sahnede elinde bir starbucks kahvesiyle görünür. bu da modern toplumun markalara olan bağlılığını eleştiren mizahi bir detaydır. ayrıca, brad pitt’in eroin sahnesinde görüntü ters çevrilmiştir; maddenin burnuna üflenmesi, çekim teknikleriyle sanki çekiyormuş gibi gösterilmiştir.

the dark knight (2008):
heath ledger, joker karakterine hazırlanırken bir otel odasında *haftalarca izole yaşadı*. bu süreçte bir günlük tuttu, karakterin kahkahasını, mimiklerini ve ruh hâlini denedi. filmde alfred’in “bazı insanlar sadece dünyanın yanışını izlemek ister” repliği doğrudan ledger’ın karaktere kattığı kaostan esinlenilmiştir.

schindler's list (1993):
steven spielberg, filmin çekimleri sırasında o kadar duygusal olarak yıprandı ki her gün setten sonra *robin williams’tan mizah kasetleri gönderilmesini istedi*. zira çekim süreci psikolojik olarak oldukça ağırdı.

ınception (2010):
filmdeki rüya sahnelerinde kullanılan otel koridorunun döndüğü sahne için gerçek bir set *360 derece dönecek şekilde inşa edildi*. oyuncular gerçekten yürürken yer dönüyordu. yani cgı değil, fiziksel mühendislik harikası.

lord of the rings serisi:
viggo mortensen ((gbkz: aragorn)), çekimler sırasında bir ork maskesini tekmelediği sahnede *gerçekten ayağını kırdı*. ama bağırması karaktere o kadar uygundu ki o sahne filmde bırakıldı. ayrıca mortensen sette hep kılıcını taşırdı ve bazen uyurken bile yanına koyardı.

django unchained (2012):
leonardo dicaprio, filmdeki masayı yumrukladığı sahnede *gerçekten cam kesti ve elinden kan geldi*, ama rolüne devam etti. quentin tarantino bu doğallığı sevdiği için o sahneyi olduğu gibi kullandı.

psycho (1960):
alfred hitchcock, janet leigh’in duş sahnesi sonrası *seyircinin duş almaktan korkmasını* istemişti. gerçekten de film sonrası, birçok insan duş alırken kaygı hissettiğini söylemişti. bu sahne için 77 farklı açıdan çekim yapıldı ve 45 saniyelik sahne için 7 gün harcandı.

mad max: fury road (2015):
filmde neredeyse *hiç cgı kullanılmadı*. patlamalar, araçlar, çöl sahneleri hepsi gerçekti. bu da yapımı 150 milyon dolar gibi devasa bir bütçeye ve yıllar süren prodüksiyona mal etti.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"bazı filmler hakkında az bilinen ilginç bilgiler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim