ben senin yılgın bi hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım
başlık "salon beyefendisi" tarafından 10.09.2026 00:05 tarihinde açılmıştır.
1.
prada black ukdesi.
feyyaz yiğit'in gibi'deki efsanevi (bkz: vatka) bölümünde ilkkan'ın yüzüne fırlattığı, gündelik ilişkilerin pasif-agresif çürümesini tek nefeste özetleyen replik.
çoğu insan bu cümleyi alelade bir rest çekme, karşısındakini umursamama ya da kibirli bir kestirip atma zanneder. sahnenin aslına indiğinizde yılmaz'ın derdi bambaşkadır; "kardeşim ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım, sen benim arkadaşım değil misin, bir canı gönülden saygı göstersene bana" derken pervasız bir meydan okuma yapmaz. tam aksine, karşısındakinden sahte bir tahammül değil, sahici ve içten bir muhataplık talep eder. lütuf gibi sunulan o yorgun kabullenişi reddeder.
insan ilişkilerinde "yılgın bir hoşgörü"ye maruz kalmak, açıkça kavga etmekten veya küfür yemekten çok daha aşağılayıcı bir eşiktir. karşınızdaki kişi sizinle tartışmaya, fikrinizi çürütmeye veya derdinizi anlamaya değer bulmaz; sırf diyalog bitsin, ortam gerilmesin, ilişki biçimsel olarak sürsün diye üstten bakan sentetik bir anlayış takınır. "tamam abi sen haklısın" tavrıyla sunulan bu idare ediş, özünde muazzam bir ciddiyetsizlik ve mesafe barındırır. karşı taraf sizi kabullenmez; sadece vaktini ve enerjisini size harcamayacak kadar sizi gözden çıkarmıştır. bütün mesele de tam burada düğümlenir; insan dostundan yahut eşinden idare edilmeyi değil, canı gönülden anlaşılmayı bekler. yılgın bir hoşgörüyle sırtı sıvazlanıp kenara park edilen her insan, o an karşısındakinin merhametine terk edilmiş bir yüke dönüştüğünü hisseder. hakiki bir çatışma ve öfke bile bu yapay, yorgun ve üstten bakan benimsemeden bin kat daha haysiyetlidir.
feyyaz yiğit'in gibi'deki efsanevi (bkz: vatka) bölümünde ilkkan'ın yüzüne fırlattığı, gündelik ilişkilerin pasif-agresif çürümesini tek nefeste özetleyen replik.
çoğu insan bu cümleyi alelade bir rest çekme, karşısındakini umursamama ya da kibirli bir kestirip atma zanneder. sahnenin aslına indiğinizde yılmaz'ın derdi bambaşkadır; "kardeşim ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım, sen benim arkadaşım değil misin, bir canı gönülden saygı göstersene bana" derken pervasız bir meydan okuma yapmaz. tam aksine, karşısındakinden sahte bir tahammül değil, sahici ve içten bir muhataplık talep eder. lütuf gibi sunulan o yorgun kabullenişi reddeder.
insan ilişkilerinde "yılgın bir hoşgörü"ye maruz kalmak, açıkça kavga etmekten veya küfür yemekten çok daha aşağılayıcı bir eşiktir. karşınızdaki kişi sizinle tartışmaya, fikrinizi çürütmeye veya derdinizi anlamaya değer bulmaz; sırf diyalog bitsin, ortam gerilmesin, ilişki biçimsel olarak sürsün diye üstten bakan sentetik bir anlayış takınır. "tamam abi sen haklısın" tavrıyla sunulan bu idare ediş, özünde muazzam bir ciddiyetsizlik ve mesafe barındırır. karşı taraf sizi kabullenmez; sadece vaktini ve enerjisini size harcamayacak kadar sizi gözden çıkarmıştır. bütün mesele de tam burada düğümlenir; insan dostundan yahut eşinden idare edilmeyi değil, canı gönülden anlaşılmayı bekler. yılgın bir hoşgörüyle sırtı sıvazlanıp kenara park edilen her insan, o an karşısındakinin merhametine terk edilmiş bir yüke dönüştüğünü hisseder. hakiki bir çatışma ve öfke bile bu yapay, yorgun ve üstten bakan benimsemeden bin kat daha haysiyetlidir.
devamını gör...
2.
kalacak başka yerim yoktu.
devamını gör...
3.
kamyon arkası yazısı olur bundan.
devamını gör...
"ben senin yılgın bi hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım" ile benzer başlıklar
yılgın
1