nefes almak ve kan dolaşımı gibi konularda benim pek bir çabam olmadı. kendiliğinden oluyor onlar. genel sistemlerin vücut içerisindeki durumlarına pek karıştığım söylenemez. yani endokrindir, epifizdir, hipotalamus, on iki parmak bağırsağı falan hiç bana sormazlar abi bugün ne yapalım diye. yemek yemesini öğrenmişim zamanında. bazen keyfini çıkartsam da bazen sırf doymak ihtiyacını gideriyorum. meme ve mamadan bin türlü bitki ve hayvanata ulaşmak da ayrı bir takdiri hakediyor elbette yemek konusunda. mesela tam şu anda sabahın köründe çekirdek çitliyorum. daha bebekken yapılan ve o yaşa göre de çok sevilen boğuşma aktivitesini benim de yapmış olabileceğimi düşünüyorum ama bebektim pek o yaşları hatırladığımı söyleyemem. sonrasında o boğuşma aktivitesi hiç yakamı bırakmadı. yürümek için boğuşmaca, okumak için boğuşmaca, iş bul ayrı boğuşmaca, aşık ol hem boğul hem boğuş, yatakta boğuşmacalar*yani o boğuşma aktivitesinin sürekli farklı şekilleriyle içindesin. bunun yanında okunan kitaplar, tartışılan sohbetler, alınan eğitimler, kafayı bol bol bir yerlere çarpma, birşeylerin bol bol kafana dank etmesi, kendini düşünmeler, başkalarını düşünmeler, aileni düşünmeler, kendinden çok aileni düşünmeler, onu düşün, bunu düşün, düşün, düşün, düşün. kendini düşünemez hale geliyor insan sonunda. kendini unutuyor yada kendinden kaçmaya başlıyorsun.
sonuç. vücut zaten çoğu şeyi otomatik yapıyorken sadece yemek yenilerek de bu yaşa kadar gelinir mi. bence evet. ye, iç, sıç. olabilirliği yüksek.
farkımız ne peki. anadolunun ücra bir köyündeki yaşlı insandan. yada new yorkdaki bir plaza çalışanından. çindeki işçiden, norveçteki köylüden, hayvanat bahçesinde kafesteki maymundan, hapisteki katilden, papa on ikinci koduğumdan, edip canseverden yada çehovdan, armstrongdan yada trumpdan, savaşta kurşun atandan yada o kurşunu yiyenden farkımız ne. italyan hakemden farkımız ne. einstein, platon ve karim abdul cabbardan farkımız ne. bütün oscarları toplayan oyuncuyla porno film oyuncusunun farkı ne yada bizim farkımız.
bilmiyorum.
bu yaşa kadar nasıl geldim. ben de bilmiyorum. sadece yiyip, içip, sıçıp yaşardım ben ve kalan milyarlar. neyin çabası, neyin uğraşı, neyin boğuşması. bilmiyorum. bir tane hayatımız var. on tane olsa ne bok değişecek. yedi, içti, sıçtı arada da bir şeylerle boğuştu çarpı on olur sadece.
bu yaşa kadar nasıl geldim. inanın hiç bilmiyorum. sanırım çok şanslıyım.
devamını gör...