---- dikkat! ---
insani, ahlaki, dini, hangi açıdan düşünürseniz düşünün ister inançlı olun ister ateist, intihar hiçbir şeyin çözümü değildir. zorbalığa ya da zulme uğrasanız ve kendinizi bu sebeple değersiz hissetseniz bile intihar etmeyin. madem gözünüzü bu kadar kararttınız o zorbanın zalimin başına bela olun, karşısında onurlu bir şekilde durun.
---- dikkat! ---
uyarımızı yaptıktan sonra gelelim konumuza.

beşir fuad, 1852 yılında istanbul'da doğmuş, bir süre osmanlı padişahı sultan abdülaziz'in yaverliğini de yapmış, osmanlı'nın son dönemindeki entelektüellerden olan bir düşünür, gazeteci, yazar ve asker.

fransızca, almanca ve ingilizce bilen fuad, batılı yazarlarla ait çeviriler yapmış, makaleler yayınlamış ve pozitivist -yumuşatmadan söylersek materyalist - düşünceyi savunmuştur.

annesinin akıl hastalığından dolayı ölümünden sonra, aynı sonu yaşama korkusuyla hayatını sürdürmüştür. mutsuz evliliği, genç yaşta kaybettiği çocuğu ve psikolojik kaygıları, onu intihara sürüklemiştir.

iki yıl öncesinden dostu ahmet mithat efendi'ye yazdığı mektupta intiharını detaylarıyla anlatan fuad, bu deneyimi aynı zamanda bilim için bir gözlem fırsatına çevireceğini belirymiştir.


intiharımı fenne tatbik edeceğim; şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına klorit kokain şırınga edip buranın hissini ibtal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelan-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim. kan akmakta iken her zaman şiryanı sıkıca tutarak vesair tedbire müracaat ederek muhafaza-i hayat mümkün olduğu halde azmimden nükul etmeyeceğim!


nitekim 2 yıl sonra, 1887 yılın şubat ayında koluna klorit kokain enjekte ettikten sonra bileklerini keserek ölümü beklemiş ve bu süreçte hissettiklerini kaleme almıştır - daha doğrusu alamamıştır (bkz: hipovolemik şok)- .


ameliyatımı icra ettim. hiçbir ağrı duymadım. kan aktıkça biraz sızlıyor. kanım akarken baldızım aşağıya indi. yazı yazıyorum, kapıyı kapadım diyerek geri savdım. bereket versin içeri girmedi. bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. baygınlık gelmeye başladı


son anlarında, "bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum" yazmıştır. fakat daha sonra çığlıkları ile ailesinin ölmeden önce haberdar olmasına sebep olmuştur.

gelen doktora ölmeden hemen önce; “beyhude uğraşmayınız, beş dakikalık ömrüm kaldı” demiştir.

fuad'ın intiharı halk arasında büyük şaşkınlık yaratmış, gazetelerdeki detaylar nedeniyle istanbul'da bir intihar salgını başlamıştır. bunun üzerine ıı. abdülhamid intihar haberlerine altı ay boyunca sansür getirmiştir.

(bkz: ukdeydim doldum)
devamını gör...
beşir fuad denince çoğu kişinin aklına hemen o meşhur intihar sahnesi geliyor. damarlarını kesip ölürken hissettiklerini yazan adam. sanki bütün hikaye bundan ibaretmiş gibi anlatılıyor. halbuki mesele o kadar basit değil. hatta insan biraz okuyunca o intihar hikayesinin adamın hayatındaki en son ve en trajik not olduğunu fark ediyor.

beşir fuad aslında osmanlı’da pozitivizmi ciddiye alan ilk isimlerden biri. sadece lafını etmiyor, gerçekten zihnini o yönde kurmaya çalışıyor. dönemin edebiyat ortamı romantizmle dolu. kahramanlıklar, duygular, gözyaşları. o ise çıkıp “edebiyat bu kadar hayalin içinde yüzmemeli” diyor. realizm ve natüralizm savunuyor. (bkz: victor hugo) gibi romantiklerin karşısına (bkz: emile zola)’yı koyuyor. hatta türk edebiyatında ilk zola savunucularından biri sayılıyor.

ama işin acı tarafı şu. adamın savunduğu şey aslında çok basit. dünyayı anlamaya çalışırken duygudan çok gözleme yaslanalım diyor. bugünden bakınca gayet normal duran bir fikir. fakat o günün osmanlı entelektüel çevresinde bu bayağı sert bir çıkış gibi algılanıyor. tartışmalar büyüyor, polemikler çıkıyor, adam giderek yalnızlaşıyor.

bir de çoğu kişinin pek bilmediği bir tarafı var. kendisi asker kökenli bir adamdır. harp okulunda okumuş, farklı cephelerde görev yapmış biri. yani sadece masa başı bir entelektüel değil. savaş görmüş, ölüm görmüş biri. buna rağmen yazılarında sürekli aklı ve bilimi savunuyor. kim bilir belki de tam bu yüzden romantizmin o süslü duygusallığı ona fazla yapay geliyordu.

hayatının sonuna doğru ise gerçekten ağır bir yalnızlık hissi olduğu anlaşılıyor. annesinin akıl hastalığı yaşaması, çevresindeki tartışmalar, maddi sıkıntılar derken zihni iyice kararıyor. ve 1887’de o meşhur intihar gerçekleşiyor. ama orada bile insanı ürperten bir şey var. çoğu insan böyle bir anda panik içindedir. beşir fuad ise sakin bir şekilde kağıt kalem alıp ölürken vücudunun verdiği tepkileri yazıyor. nabzını, baş dönmesini, bilincinin yavaş yavaş bulanmasını not ediyor.

insan bunu okuyunca ister istemez empati kuruyor. çünkü burada sadece trajik bir ölüm yok. hayatı boyunca akla ve gözleme sarılmış bir zihnin son ana kadar o alışkanlığı bırakmaması var.

en acı tarafı bugün çoğu insan onun adını sadece “intihar eden yazar” diye biliyor. halbuki adamın asıl derdi ölmek değilmiş gibi duruyor. derdi dünyayı anlamak. sadece yaşadığı çağda o soruları soran insan sayısı çok azmış.

o yüzden beşir fuad’ın hikayesi biraz şu hissi bırakıyor insanda. bazen bir insanın fikirleri toplumdan birkaç adım önde oluyor. ama o mesafe açıldıkça insanın konuşabileceği insan sayısı azalıyor ve bazen en ağır yalnızlık da tam orada başlıyor.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"beşir fuad" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim