beyoğlu'nda kahve içen mühendisin yoğun bakıma alınması
başlık "systemfailed" tarafından 18.11.2025 22:49 tarihinde açılmıştır.
1.
evet tek tek patlıyor her şey leş leş memleket pislik içinde.
istanbul beyoğlu’nda iddiaya göre kafede içtiği türk kahvesi nedeniyle fenalaşan mühendis ayben özçilingir turtura, kostik madde (sodyum hidroksit) şüphesiyle entübe edilerek yoğun bakıma alındı.
buradan
istanbul beyoğlu’nda iddiaya göre kafede içtiği türk kahvesi nedeniyle fenalaşan mühendis ayben özçilingir turtura, kostik madde (sodyum hidroksit) şüphesiyle entübe edilerek yoğun bakıma alındı.
buradan
devamını gör...
2.
özellikle istiklal caddesi tarafı pespaye koşullarda, bok gibi hijyen koşullarında, saçma sapan ürünlerin millete kaktırıldığı mekanlarla dolu. popüler alanlardaki mekanların çoğu da bu şekilde. kadıköy'de 2-3 mekan hariç balık yemem misal, mutfak diye kullandıkları yerlerin ne halde olduğunu biliyorum çünkü.
denetim filan da beklemeyin, herkes bu memlekette "yolunu buluyor" bir şekilde, böyle bir toplumda da ne mekanlar, ne denetim yapacak kurumlar, ne de onları idare edecek kurumların o çok istediğiniz denetim standartlarını tutturacakları filan yok çünkü. hele de böyle bir ekonomide. enflasyonun ilk götürdüğü şey piyasada kalitedir, emekçinin ucuzu, ürünün ucuzu, hizmetin ucuzu filan derken herkes önce kalitesizliğe, sonra hile hurda batağına dalar bu ortamda.
denetim filan da beklemeyin, herkes bu memlekette "yolunu buluyor" bir şekilde, böyle bir toplumda da ne mekanlar, ne denetim yapacak kurumlar, ne de onları idare edecek kurumların o çok istediğiniz denetim standartlarını tutturacakları filan yok çünkü. hele de böyle bir ekonomide. enflasyonun ilk götürdüğü şey piyasada kalitedir, emekçinin ucuzu, ürünün ucuzu, hizmetin ucuzu filan derken herkes önce kalitesizliğe, sonra hile hurda batağına dalar bu ortamda.
devamını gör...
3.
güzelim beyoğlu, güzelim ortaköy bile son 20 yıldaki derin liyakatsizlik ve cehalet ortamından etkilendi, mahvoldu be! ülkenin ekonomisi imha olunca gıda sektörü de çözümü kalitesiz, rezil şeyleri vatandaşa kazık fiyatlarla kaktırmakta buldu maalesef.
dışarıda bir kahve içmeye korkar olduk. bir ülke her alanda bu kadar güvensiz, bu kadar kaotik olur mu be!
dışarıda bir kahve içmeye korkar olduk. bir ülke her alanda bu kadar güvensiz, bu kadar kaotik olur mu be!
devamını gör...
4.
dışardan ne bir şey içilecek ne de yenilecek bu gidişle.zaten yemeyelim içmeyelim de. hem ekonomik hem de hijyen açısından ev yapımı ilk tercihimiz olmalı.
devamını gör...
5.
"kahveyi deterjan koydukları şişeden yanlışlıkla yaptığı" nasıl bir akıl bunu yapar? ne yapalım mutfakta gıdalar hazırlanırken müşteri olarak gidip tepelerinde mi dikilelim?
yıllar önce son kez gitmeme sebep olan mc donalds aklıma geldi.
arka kısımda hamburgerim hazırlanırken gözüm dalmış şekilde personelin hazırlayışını izliyordum. hamburgerin köftesi yere düştü, üç saniye kuralına sıkı sıkıya bağlı personel yerden alıp içine koydu. kasadakine dedim ki yere düştü aldı hamburger yapıyor. özür diledi bilmem ne. yani hadi işinize saygınız yok, vicdanınız da mı yok?
yıllar önce son kez gitmeme sebep olan mc donalds aklıma geldi.
arka kısımda hamburgerim hazırlanırken gözüm dalmış şekilde personelin hazırlayışını izliyordum. hamburgerin köftesi yere düştü, üç saniye kuralına sıkı sıkıya bağlı personel yerden alıp içine koydu. kasadakine dedim ki yere düştü aldı hamburger yapıyor. özür diledi bilmem ne. yani hadi işinize saygınız yok, vicdanınız da mı yok?
devamını gör...
6.
kafenin sahibi anladığım kadarıyla iki genç kadın. sosyal medyada şöyle bir bilgi dolaşıyor: kadınlardan birinin babası, endüstriyel bulaşık deterjanı temin edip, boş bir su şişesine koyarak mutfağa getirmiş. sanırım sıvı kostik var şişede, endüstriyel deterjan demelerinin sebebi bu olsa gerek. videoda açıkça görülüyor ki; mutfak çalışanı, bir su şişesinden, renksiz bir sıvıyı fincana koyup cezveye aktararak kahveyi pişiriyor. sıvı kostik kokusuz ve renksizdir. muhtemelen çalışan onu su sanıyor. sonuç; genç bir kadın hastanede yaşam savaşı veriyor.
bakın bu tarz olaylar aslında sürekli oluyor ama genellikle evlerde olduğu için artık haber değeri taşımıyor. insanlar mahalle bakkallarından dahi tuz ruhu (hidroklorik asit), kezzap (nitrik asit) veya kostik (sodyum hidroksit) gibi asidik ya da bazik kimyasalları çok kolay temin edebiliyorlar. öncelikle bu kimyasalların satışına sınırlama getirilmeli. üzerinde hiçbir etiket bulunmayan, eski su şişelerine ya da kola şişelerine koyularak satılabiliyor bunlar. sonrası malum... ya kimyasalı temin eden kişi, bunu temizlik malzemeleri ile karıştırarak zehirleniyor, belki de ölüyor, ya da daha fenası; çocuklar bu maddeleri içip hastanelik oluyorlar ve ölebiliyorlar. ölmeseler bile, meydana gelen tahriş sebebiyle ömür boyu sindirim sistemi sorunu yaşayabiliyorlar. ben anlamıyorum! çamaşır suyu, sıvı sabun, bulaşık deterjanı... bunlar neyinize yetmiyor da bu kimyasallara ihtiyaç duyuyorsunuz? viroloji dersinde öğrendiğim bir bilgiyi paylaşayım sizinle: alkollü dezenfektanlar her patojeni öldürmez. hepsini öldüren tek bir kimyasal var: çamaşır suyu. doğru kullanıldığında tek başına dezenfeksiyon için idealdir (ev/iş yeri mutfağı, tuvaleti vb. için). peki bu insanlar bunları neden alıyor? çünkü kimya bilmiyorlar ve birilerinin satış stratejisinin kurbanı oluyorlar. bunların sivillere satışının acilen sınırlandırılması gerekiyor.
kimya bilmiyorlar ama aslında ilkokulda bile fen bilgisi dersinde şunlar anlatılır:
1- hiçbir kimyasalı koklamamak, tadına bakmamak gerekir. toksik kimyasallar ani tahrişe hatta ölüme bile sebep olabilir.
2- her kimyasal, yapısına uygun bir ambalajda, uygun saklama koşullarında depolanmalıdır. ambalajın üzerinde o kimyasala ait bilgilendirme etiketi mutlaka bulunmalıdır. etikette kimyasalın adı, derişimi, ph değeri, güvenlik uyarı sembolleri ve saklama koşulları, varsa skt, mutlaka okunur biçimde yazmalıdır. etiketi olmayan ya da aşınmış olan kimyasallar, laboratuvarlara veya evlere sokulmamalıdır. (su da dahil her şey bir kimyasaldır zaten.)
işte bizim insanımız bu kadarcık bile kimya bilmiyor. sonra canlar yanıyor, ocaklar sönüyor... devletin bir şey yapacağı yok, bari biz çevremizi bu konuda bilgilendirelim.
bakın bu tarz olaylar aslında sürekli oluyor ama genellikle evlerde olduğu için artık haber değeri taşımıyor. insanlar mahalle bakkallarından dahi tuz ruhu (hidroklorik asit), kezzap (nitrik asit) veya kostik (sodyum hidroksit) gibi asidik ya da bazik kimyasalları çok kolay temin edebiliyorlar. öncelikle bu kimyasalların satışına sınırlama getirilmeli. üzerinde hiçbir etiket bulunmayan, eski su şişelerine ya da kola şişelerine koyularak satılabiliyor bunlar. sonrası malum... ya kimyasalı temin eden kişi, bunu temizlik malzemeleri ile karıştırarak zehirleniyor, belki de ölüyor, ya da daha fenası; çocuklar bu maddeleri içip hastanelik oluyorlar ve ölebiliyorlar. ölmeseler bile, meydana gelen tahriş sebebiyle ömür boyu sindirim sistemi sorunu yaşayabiliyorlar. ben anlamıyorum! çamaşır suyu, sıvı sabun, bulaşık deterjanı... bunlar neyinize yetmiyor da bu kimyasallara ihtiyaç duyuyorsunuz? viroloji dersinde öğrendiğim bir bilgiyi paylaşayım sizinle: alkollü dezenfektanlar her patojeni öldürmez. hepsini öldüren tek bir kimyasal var: çamaşır suyu. doğru kullanıldığında tek başına dezenfeksiyon için idealdir (ev/iş yeri mutfağı, tuvaleti vb. için). peki bu insanlar bunları neden alıyor? çünkü kimya bilmiyorlar ve birilerinin satış stratejisinin kurbanı oluyorlar. bunların sivillere satışının acilen sınırlandırılması gerekiyor.
kimya bilmiyorlar ama aslında ilkokulda bile fen bilgisi dersinde şunlar anlatılır:
1- hiçbir kimyasalı koklamamak, tadına bakmamak gerekir. toksik kimyasallar ani tahrişe hatta ölüme bile sebep olabilir.
2- her kimyasal, yapısına uygun bir ambalajda, uygun saklama koşullarında depolanmalıdır. ambalajın üzerinde o kimyasala ait bilgilendirme etiketi mutlaka bulunmalıdır. etikette kimyasalın adı, derişimi, ph değeri, güvenlik uyarı sembolleri ve saklama koşulları, varsa skt, mutlaka okunur biçimde yazmalıdır. etiketi olmayan ya da aşınmış olan kimyasallar, laboratuvarlara veya evlere sokulmamalıdır. (su da dahil her şey bir kimyasaldır zaten.)
işte bizim insanımız bu kadarcık bile kimya bilmiyor. sonra canlar yanıyor, ocaklar sönüyor... devletin bir şey yapacağı yok, bari biz çevremizi bu konuda bilgilendirelim.
devamını gör...