1.
yıl 2019 arkadaşlarım. çalıştığım kurumda bir sabah herkes aynı anda cok fazla kilo sorunu olmamalarina rağmen “zayıflayalım” diye uyanmış gibi geldi.
kimse “ben diyet yapıyorum” demiyor.herkes “ya biraz dikkat ediyorum” diyor. o “biraz” ülkeyi kurtarır o derece. benim kilo derdim yok ama ortama dahil olmak için (kendi ailemde ablamdan ötürü master yapmışım)eşlikçi görevindeyim. sabah mutfağa giriyorum.masa kurulmuş.ama öyle masa değil,sanki kuşlar için açık büfe.tam takır kuru bakır.
haşlanmış yumurta, 3 ceviz,5 badem, kibrit kutusu kadar beyaz peynir,1 dilim salatalık (o da moral için)ben o tabağı yesem akşamına annemi arayıp helallik isterim.
bunlar yiyor,üstüne bir de diyor ki: aslında çok aç değilim ya.abla zaten sorun o, biz açız.neredeyse zafiyet geçireceğiz haberleri yok.
bir de işin profesyoneli var.hani diyetisyen değil ama kendini atamış.herkes ona soruyor:
bunu yesek olur mu ceyda? saat kaçta su içelim?kız cevap veriyor: metabolizman buna hazır değil. benim metabolizma o sırada tost istiyor.neyse olayın zirvesi:bir gün sunum var.
toplantı salonu dolu.bizim “ben bu işi çözdüm”kız çıktı sahneye. gayet havalı başladı:
arkadaşlar "disiplin", disip…” dedi…gitti.
yani direkt sistem kapandı.bir an herkes dondu.
projeksiyon çalışıyor, kız çalışmıyor.ben içimden diyorum ki:keşke yarım simit yeseydin be abla…”
koştuk kaldırdık.neyse ki hasar yok.
kız kendine gelince: sabah sadece 4 badem yemiştim.sadece mi??? ben 4 bademi dişime kaçtı diye yutarım.o gün şunu öğrendim:
bu diyet işi bir yerden sonra zayıflama değil,
insanı hayattan koparma süreci.yani sen inceliyorsun evet ama karakter de inceliyor, enerji de inceliyor, bilinç zaten yok.
şu an hala çalıştığım yerde biri “detokstayım” deyince ben refleksle sandalyeyi yaklaştırıyorum.çünkü biliyorum, bir yerden sonra o iş detoks” değil “destek kuvvet çağırma”ya gidiyor.
yazar arkadaşlarım diyet diyet gibi olmalı.
insan zayıflarken en azından ayakta durabilmeli.
yoksa sunum değil,kendini açlık oyunlarını başrolünde bulman kaçınılmazdır. bu da böyle bir anımdır, paylasmak istedim. herkese sağlıklı günler dilerim.
kimse “ben diyet yapıyorum” demiyor.herkes “ya biraz dikkat ediyorum” diyor. o “biraz” ülkeyi kurtarır o derece. benim kilo derdim yok ama ortama dahil olmak için (kendi ailemde ablamdan ötürü master yapmışım)eşlikçi görevindeyim. sabah mutfağa giriyorum.masa kurulmuş.ama öyle masa değil,sanki kuşlar için açık büfe.tam takır kuru bakır.
haşlanmış yumurta, 3 ceviz,5 badem, kibrit kutusu kadar beyaz peynir,1 dilim salatalık (o da moral için)ben o tabağı yesem akşamına annemi arayıp helallik isterim.
bunlar yiyor,üstüne bir de diyor ki: aslında çok aç değilim ya.abla zaten sorun o, biz açız.neredeyse zafiyet geçireceğiz haberleri yok.
bir de işin profesyoneli var.hani diyetisyen değil ama kendini atamış.herkes ona soruyor:
bunu yesek olur mu ceyda? saat kaçta su içelim?kız cevap veriyor: metabolizman buna hazır değil. benim metabolizma o sırada tost istiyor.neyse olayın zirvesi:bir gün sunum var.
toplantı salonu dolu.bizim “ben bu işi çözdüm”kız çıktı sahneye. gayet havalı başladı:
arkadaşlar "disiplin", disip…” dedi…gitti.
yani direkt sistem kapandı.bir an herkes dondu.
projeksiyon çalışıyor, kız çalışmıyor.ben içimden diyorum ki:keşke yarım simit yeseydin be abla…”
koştuk kaldırdık.neyse ki hasar yok.
kız kendine gelince: sabah sadece 4 badem yemiştim.sadece mi??? ben 4 bademi dişime kaçtı diye yutarım.o gün şunu öğrendim:
bu diyet işi bir yerden sonra zayıflama değil,
insanı hayattan koparma süreci.yani sen inceliyorsun evet ama karakter de inceliyor, enerji de inceliyor, bilinç zaten yok.
şu an hala çalıştığım yerde biri “detokstayım” deyince ben refleksle sandalyeyi yaklaştırıyorum.çünkü biliyorum, bir yerden sonra o iş detoks” değil “destek kuvvet çağırma”ya gidiyor.
yazar arkadaşlarım diyet diyet gibi olmalı.
insan zayıflarken en azından ayakta durabilmeli.
yoksa sunum değil,kendini açlık oyunlarını başrolünde bulman kaçınılmazdır. bu da böyle bir anımdır, paylasmak istedim. herkese sağlıklı günler dilerim.
devamını gör...