1.
24 ekim 1945 tarihinde dünya barışını ve güvenliğini sağlamak ve uluslararası ekonomik, toplumsal ve kültürel bir işbirliği oluşturmak amacıyla kurulmuş uluslararası bir örgüttür.
genel merkezi new york'tadır ve her yıl yapılan toplantılar bu merkezde gerçekleştirilmektedir. 193 üyesi vardır.
genel merkezi new york'tadır ve her yıl yapılan toplantılar bu merkezde gerçekleştirilmektedir. 193 üyesi vardır.
devamını gör...
2.
egemen güçlerin otoritesini meşrulaştıran, tehlikeli örgüt.
devamını gör...
3.
pek de birleşememiş örgüttür. herhalde bir tek avrupa barış ve güvenliği ile ilgileniyorlar.
devamını gör...
4.
şerde birleşmiş milletler.
devamını gör...
5.
birleşmiş milletler fikri 1943 yılında moskova, tahran ve kahire'de müttefiklerin toplantıları sırasında çıkmış olup fransa, çin, birleşik krallık, abd, sscb'nin temsilciliğiyle oluşmuştur.
devamını gör...
6.
küresel güçler tarafından menfaat ve çıkar üzerine kurulmuş tehlikeli bir örgüt.
devamını gör...
7.
milletler cemiyetinin yeni ve en güncel adı... 1945 yılında ikinci dünya savaşı'nın bitiminde kurulmuştur.
resmi internet sitesi: un.org/en/
twitter: twitter.com/UN
birleşmiş milletler resmi logosu
resmi internet sitesi: un.org/en/
twitter: twitter.com/UN
birleşmiş milletler resmi logosu
devamını gör...
8.
9.
canfeza'nin cok cok cok guzel 1 sozu var bu olusum hakkinda,
birleşmiş milletler,
itin köpeğin sömürdüğü bir leşmiş milletler
birleşmiş milletler,
itin köpeğin sömürdüğü bir leşmiş milletler
devamını gör...
10.
ölü ve hayali bir organizasyon konumundadır. fonksiyonunu yitirmiş, formalite icabı, birkaç diplomatın kendisine statü ve makam sağladığı, öylesine vakit harcadığı bir kuruluş haline gelmiştir.
devamını gör...
11.
maddi-finansal kaynaklarının büyük kısmı batılı gelişmiş ülkeler tarafından karşılanır. yaklaşık üçte ikiden fazlası.
günümüzde hem batı hem doğu bloğu ülkeleri tarafından eleştiriliyor. iki tarafın motivasyonları çok farklı. çin, rusya, iran, kuzey kore, türkiye gibi ülkeler bm'yi de uluslararası hukuku ve organlarını da sadece amaçlarına ulaşmak istedikleri yolda kullanacakları bir araç olarak görüyorlar. zaman zaman batılıymış gibi davranmaları sadece tiyatro oyunu ve istismardan ibaret. artık bu çok net şekilde ortada.
batı tarafı ise karışık. hala evrensel iddialardan bahsedenler var mesela. eskinin köhnemiş hatta ortadan kalkmış idealleriyle kafayı kırmışlar da var. karşı taraftan rüşvet alıp onlara hizmet eden ve bunu batılı değerler kamuflajıyla sürdürenler var (bm genel sekreteri dahil çoğu bm yetkilisi bunlardandır). fonculuğu kariyer meslek haline getirenler de bu son gruptan. katar'ın parası tatlı geliyor böylelerine. dünya kupası ev sahipliğini rüşvetle satın aldıkları gibi her şeyi parayla halledebileceklerini zannediyorlar. o güzel günler yakında bitecek.
birleşmiş milletler batı tarafı için tam olarak yük haline geldi. mesela şu örnek. 2006 israel-lübnan savaşı'nı bitiren anlaşmada hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması şartı vardı. lübnan güneyinde 18 yıldır bulunan bm "sözde" barış güçleriyse hiçbir şey yapmadılar bu konuda. hizbullah roketleri sadece birkaç yüz metre ötelerinden ateşleniyorlar ve onlar buralara müdahale etmeme gerekçesi olarak özel mülkiyet sahiplerinin buna izin vermemesini bahane ediyor. harika gerçekten. 2024 yılında doksanlar tarzında takılan bir yapılanma için müthiş.
***
doğu ülkeleri, batı'nın yumuşak bir noktasını buldu: hukuk. sürekli buradan saldırıyorlar. kendi egemenlik alanlarında ve ayak bastıkları yerlerde ırzına geçtikleri hukuk düzenine, rakip ve düşman gördükleri batılıların uymasını istiyorlar. ancak bu konuda istediklerini elde etmeleri artık mümkün olmayacak. gazze bunun bir örneğidir. ukrayna savaşı da öyle.
başka meseleler de var. unicef mesela. çocuklar falan filan. günümüzde çocukların gıdaya, ilaca, sağlık hizmetlerine ulaşamaması hatta ölmeleri trajik şeyler; ancak daha büyük bir sıkıntı var: hala doğuyor olmaları. gezegenin esas problemi çocukların ölümünden ziyade doğmaya devam etmeleri. özellikle de unicef ya da başka kurum-kuruluşların elinin değdiği yerlerde dünyaya gelenler.
bm, neredeyse her konuda bir ayak bağı haline geldi. 21. yüzyılın tüm sorunlarını büyütmekten başka bir şey yapmıyorlar. bm ortadan kaldırılmalıdır. zaten somut bir karşılıkları kalmadı. boşuna kaynak israfı.
günümüzde hem batı hem doğu bloğu ülkeleri tarafından eleştiriliyor. iki tarafın motivasyonları çok farklı. çin, rusya, iran, kuzey kore, türkiye gibi ülkeler bm'yi de uluslararası hukuku ve organlarını da sadece amaçlarına ulaşmak istedikleri yolda kullanacakları bir araç olarak görüyorlar. zaman zaman batılıymış gibi davranmaları sadece tiyatro oyunu ve istismardan ibaret. artık bu çok net şekilde ortada.
batı tarafı ise karışık. hala evrensel iddialardan bahsedenler var mesela. eskinin köhnemiş hatta ortadan kalkmış idealleriyle kafayı kırmışlar da var. karşı taraftan rüşvet alıp onlara hizmet eden ve bunu batılı değerler kamuflajıyla sürdürenler var (bm genel sekreteri dahil çoğu bm yetkilisi bunlardandır). fonculuğu kariyer meslek haline getirenler de bu son gruptan. katar'ın parası tatlı geliyor böylelerine. dünya kupası ev sahipliğini rüşvetle satın aldıkları gibi her şeyi parayla halledebileceklerini zannediyorlar. o güzel günler yakında bitecek.
birleşmiş milletler batı tarafı için tam olarak yük haline geldi. mesela şu örnek. 2006 israel-lübnan savaşı'nı bitiren anlaşmada hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması şartı vardı. lübnan güneyinde 18 yıldır bulunan bm "sözde" barış güçleriyse hiçbir şey yapmadılar bu konuda. hizbullah roketleri sadece birkaç yüz metre ötelerinden ateşleniyorlar ve onlar buralara müdahale etmeme gerekçesi olarak özel mülkiyet sahiplerinin buna izin vermemesini bahane ediyor. harika gerçekten. 2024 yılında doksanlar tarzında takılan bir yapılanma için müthiş.
***
doğu ülkeleri, batı'nın yumuşak bir noktasını buldu: hukuk. sürekli buradan saldırıyorlar. kendi egemenlik alanlarında ve ayak bastıkları yerlerde ırzına geçtikleri hukuk düzenine, rakip ve düşman gördükleri batılıların uymasını istiyorlar. ancak bu konuda istediklerini elde etmeleri artık mümkün olmayacak. gazze bunun bir örneğidir. ukrayna savaşı da öyle.
başka meseleler de var. unicef mesela. çocuklar falan filan. günümüzde çocukların gıdaya, ilaca, sağlık hizmetlerine ulaşamaması hatta ölmeleri trajik şeyler; ancak daha büyük bir sıkıntı var: hala doğuyor olmaları. gezegenin esas problemi çocukların ölümünden ziyade doğmaya devam etmeleri. özellikle de unicef ya da başka kurum-kuruluşların elinin değdiği yerlerde dünyaya gelenler.
bm, neredeyse her konuda bir ayak bağı haline geldi. 21. yüzyılın tüm sorunlarını büyütmekten başka bir şey yapmıyorlar. bm ortadan kaldırılmalıdır. zaten somut bir karşılıkları kalmadı. boşuna kaynak israfı.
devamını gör...
12.
filistin raportörü francesca albanese, gazze'de yaşayan insanların (bm ve tüm dünyayı kast ederek) kendileri gözleri ve gözetimi altında topyekün yok edildiğini iddia etmiş.
aynı kişi, saklandığı bir yerde ya da silahsız herhangi şekilde değil, dümdüz çatışmaya girerek öldürülen yahya sinwar için de öldürülmesinin insanlık dışı olduğunu, bunun adalet olmadığını söylemişti. ucm'de yargılanması istenen deyf, sinwar ve haniyeh ile bibi ve gallant'ı beraber görmek istiyormuş. aslında adalet buymuş. tüm söylemlerinde öfke ve nefret kusan, 7 ekim 2023 öncesindeki her konuşmasında tüm yahudileri öldürmekten ve filistinlileri feda etmenin amaçlarına uygun olduğundan bahseden bir kişinin, yok etmek istediği ülke ve halkının silahlı güçleriyle girdiği çatışmada öldürülmesi hukuka aykırı ve insanlık dışıymış.
kendisinin "bizim gözetimimiz altında" sözleri ilgimi çekti daha çok. bm üyesi ülkeler, gazze dahil filistin'e, bm çatısı altında kayıtlara dahil resmi şekilde şu ana kadar 80 milyar dolardan fazla yardım yaptılar.* bunlara körfez ülkelerinin, iran'ın, türkiye'nin, diğer müslüman ülkelerin ve yasa dışı elde ettikleri diğer miktarın dahil olmadığını belirtelim.
*** ***
israel gazze'den tamamen çekildikten sonra hamas kısa sürede şeridin hakimiyetini oldukça kanlı yöntemlerle ele aldı ve kılcal damarlara kadar hükmedeceği totaliter-kolektivist bir idare oluşturdu bölgede. batılı ülkeler daha çok yardım yapmaya başladılar. birleşmiş milletler de o günden beri hala orada etkin. sözde gazeteci özde terörist olanlar da. gazze şeridinde hamas'tan habersiz musluk değiştiremezsiniz bu arada. orada bulunan herkes bunu kısa sürede fark eder. (ederdi diyelim) gazze'deki bm dahil tüm şöyle ya da böyle yardım faaliyetleri, hamas izin verdiği için ve onların çıkarlarına olduğu için yapıldı.
linkteki birleşmiş milletler güvenlik konseyi 1701 sayılı karar metninin tarihi 11 ağustos 2006. 8. maddede açıkça belirtildiği üzere lübnan topraklarındaki güç kullanma yetkisi sadece lübnan devletinde olmalı. hizbullah dahil tüm devlet dışı yapılanmalar silahsızlandırılmalı. mavi hat ile litani nehri arasında yer alan yerleşim yerleri de bm barış gücü haricinde silahlı unsurlardan arındırılmalı. iran, suriye, israel kast edilerek, lübnan'da başka bir ülkenin askeri varlığı bulunmamalı. ayrıca bu metne uygun şekilde israel, zamanında işgal ettiği lübnan güneyindeki mayınları ya temizledi ya da temizleyemediklerinin yerlerini bm'ye bildirdi. yani yükümlülüklerini yerine getirdi.
birleşmiş milletler güney lübnan'a yerleştikten sonra aradan 18 yıl geçti. bu süreçte hizbullah dahil lübnan'daki devlet-dışı silahlı yapıları silahlarından arındırmak için hiçbir şey yapmadılar.
bm'nin silahsızlandırması ve askerden arındırması beklenen güney lübnan ise tsahal yani israel savunma güçleri tarafından silahsızlandırılıyor. hizbullah'ın mühimmat ve silah depoladığı, sürekli roket fırlattığı köyler ve kasabalar dümdüz ediliyor. devamı da gelecek.
birleşmiş milletler'in yapması gerekeni israel ve abd yapıyorsa bm'ye ne gerek var?
aynı kişi, saklandığı bir yerde ya da silahsız herhangi şekilde değil, dümdüz çatışmaya girerek öldürülen yahya sinwar için de öldürülmesinin insanlık dışı olduğunu, bunun adalet olmadığını söylemişti. ucm'de yargılanması istenen deyf, sinwar ve haniyeh ile bibi ve gallant'ı beraber görmek istiyormuş. aslında adalet buymuş. tüm söylemlerinde öfke ve nefret kusan, 7 ekim 2023 öncesindeki her konuşmasında tüm yahudileri öldürmekten ve filistinlileri feda etmenin amaçlarına uygun olduğundan bahseden bir kişinin, yok etmek istediği ülke ve halkının silahlı güçleriyle girdiği çatışmada öldürülmesi hukuka aykırı ve insanlık dışıymış.
kendisinin "bizim gözetimimiz altında" sözleri ilgimi çekti daha çok. bm üyesi ülkeler, gazze dahil filistin'e, bm çatısı altında kayıtlara dahil resmi şekilde şu ana kadar 80 milyar dolardan fazla yardım yaptılar.* bunlara körfez ülkelerinin, iran'ın, türkiye'nin, diğer müslüman ülkelerin ve yasa dışı elde ettikleri diğer miktarın dahil olmadığını belirtelim.
*** ***
israel gazze'den tamamen çekildikten sonra hamas kısa sürede şeridin hakimiyetini oldukça kanlı yöntemlerle ele aldı ve kılcal damarlara kadar hükmedeceği totaliter-kolektivist bir idare oluşturdu bölgede. batılı ülkeler daha çok yardım yapmaya başladılar. birleşmiş milletler de o günden beri hala orada etkin. sözde gazeteci özde terörist olanlar da. gazze şeridinde hamas'tan habersiz musluk değiştiremezsiniz bu arada. orada bulunan herkes bunu kısa sürede fark eder. (ederdi diyelim) gazze'deki bm dahil tüm şöyle ya da böyle yardım faaliyetleri, hamas izin verdiği için ve onların çıkarlarına olduğu için yapıldı.
linkteki birleşmiş milletler güvenlik konseyi 1701 sayılı karar metninin tarihi 11 ağustos 2006. 8. maddede açıkça belirtildiği üzere lübnan topraklarındaki güç kullanma yetkisi sadece lübnan devletinde olmalı. hizbullah dahil tüm devlet dışı yapılanmalar silahsızlandırılmalı. mavi hat ile litani nehri arasında yer alan yerleşim yerleri de bm barış gücü haricinde silahlı unsurlardan arındırılmalı. iran, suriye, israel kast edilerek, lübnan'da başka bir ülkenin askeri varlığı bulunmamalı. ayrıca bu metne uygun şekilde israel, zamanında işgal ettiği lübnan güneyindeki mayınları ya temizledi ya da temizleyemediklerinin yerlerini bm'ye bildirdi. yani yükümlülüklerini yerine getirdi.
birleşmiş milletler güney lübnan'a yerleştikten sonra aradan 18 yıl geçti. bu süreçte hizbullah dahil lübnan'daki devlet-dışı silahlı yapıları silahlarından arındırmak için hiçbir şey yapmadılar.
bm'nin silahsızlandırması ve askerden arındırması beklenen güney lübnan ise tsahal yani israel savunma güçleri tarafından silahsızlandırılıyor. hizbullah'ın mühimmat ve silah depoladığı, sürekli roket fırlattığı köyler ve kasabalar dümdüz ediliyor. devamı da gelecek.
birleşmiş milletler'in yapması gerekeni israel ve abd yapıyorsa bm'ye ne gerek var?
devamını gör...
13.
testereli javier milei ile elinde lavabosuyla twitter binasına temizlik için gelen elon musk'a emanet edilmeli aslında.


böyle ne kadar gereksiz oluşum varsa aynen şurada olduğu gibi çat çat kapatacaklar. unicef, dünya gıda programı, dünya sağlık örgütü...
arjantin devlet başkanı javier milei:
--- 33 bin gereksiz kamu çalışanını işten çıkararak %95 tasarruf sağladık.
--- federal kamu gelirleri idaresi’nden 3155 o****u çocuğunu çıkardık.
vidyolu
arjantin devlet başkanı javier milei, yozlaşmış hükümetlerimiz ve medyamız aracılığıyla zalim küreselci kontrol için tüm insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırırken, bm, wef ve who'yu 2030 tek dünya hükümeti gündemini uygulamaya çalışan terör örgütleri olarak ifşa etmek üzere başkan donald trump ile güçlerini birleştirdi.
link
şu harita, unicef ile avrupa birliği'nin ortak faaliyette bulundukları ülkeleri koyu mavi ile gösteriyor ve 2019 ağustos'a ait:

bu da 2024 doğurganlık haritası:

doğurganlık oranlarının yüksek olduğu ülkelerde geçmişte de bu tablo aşağı yukarı aynıydı ancak bm ve batı müdahalesi olmuyordu buralara. yedi çocuk yapan bir ailenin dört ya da beş çocuğu yirmilerine gelmeden çeşitli sebeplerden dolayı ölüyordu. salgın hastalıklar, açlık-kıtlık, kabileler ve ülkeler arası savaşlar, cahillik, tıbbi imkanların olmaması, coğrafyanın yaşam için elverişsizliği (aslan kapıp yer, yılan sokar, sıtmadan gidersin, köprüsüz nehirden geçerken boğulursun falan). bu yüzden nüfus hızla artmıyordu.
batı ve bm eli değen ülkelerde bu dezavantajlar bir oranda ortadan kalkıyor ama bu sefer de başka bir sorun çıkıyor ortaya: ergen ve genç yetişkin erkek bolluğu. kadınlara ve çocuklara açılan kredi sonsuz ama erkekler bir zamandan sonra kapının önüne konduğu için onlar da çantalarını toplayıp uzun bir yolculuğa çıkmak zorunda kalıyorlar. çünkü ülkelerinde gelişmişlik, istihdam, yaşanabilirlik yok; aksine kısıtlı kaynaklar için bolca çatışma ve kan davası var.
türkiye, avrupa, abd'ye yasa dışı yollarla giren ve girmeye çalışanların tamamına yakınının genç erkekler olmasının ana nedeni bu. bunun önüne geçmek için ya göç veren yerleri "gerçekten de" kalkındıracaksın. ya da afganistan örneğinde olduğu gibi buraları tamamen görmezden gelip yok sayacaksın. distopyalarda genelde ikincisine şahit oluruz. maliyeti daha azdır çünkü. çok az hem de.


böyle ne kadar gereksiz oluşum varsa aynen şurada olduğu gibi çat çat kapatacaklar. unicef, dünya gıda programı, dünya sağlık örgütü...
arjantin devlet başkanı javier milei:
--- 33 bin gereksiz kamu çalışanını işten çıkararak %95 tasarruf sağladık.
--- federal kamu gelirleri idaresi’nden 3155 o****u çocuğunu çıkardık.
vidyolu
arjantin devlet başkanı javier milei, yozlaşmış hükümetlerimiz ve medyamız aracılığıyla zalim küreselci kontrol için tüm insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırırken, bm, wef ve who'yu 2030 tek dünya hükümeti gündemini uygulamaya çalışan terör örgütleri olarak ifşa etmek üzere başkan donald trump ile güçlerini birleştirdi.
link
şu harita, unicef ile avrupa birliği'nin ortak faaliyette bulundukları ülkeleri koyu mavi ile gösteriyor ve 2019 ağustos'a ait:

bu da 2024 doğurganlık haritası:

doğurganlık oranlarının yüksek olduğu ülkelerde geçmişte de bu tablo aşağı yukarı aynıydı ancak bm ve batı müdahalesi olmuyordu buralara. yedi çocuk yapan bir ailenin dört ya da beş çocuğu yirmilerine gelmeden çeşitli sebeplerden dolayı ölüyordu. salgın hastalıklar, açlık-kıtlık, kabileler ve ülkeler arası savaşlar, cahillik, tıbbi imkanların olmaması, coğrafyanın yaşam için elverişsizliği (aslan kapıp yer, yılan sokar, sıtmadan gidersin, köprüsüz nehirden geçerken boğulursun falan). bu yüzden nüfus hızla artmıyordu.
batı ve bm eli değen ülkelerde bu dezavantajlar bir oranda ortadan kalkıyor ama bu sefer de başka bir sorun çıkıyor ortaya: ergen ve genç yetişkin erkek bolluğu. kadınlara ve çocuklara açılan kredi sonsuz ama erkekler bir zamandan sonra kapının önüne konduğu için onlar da çantalarını toplayıp uzun bir yolculuğa çıkmak zorunda kalıyorlar. çünkü ülkelerinde gelişmişlik, istihdam, yaşanabilirlik yok; aksine kısıtlı kaynaklar için bolca çatışma ve kan davası var.
türkiye, avrupa, abd'ye yasa dışı yollarla giren ve girmeye çalışanların tamamına yakınının genç erkekler olmasının ana nedeni bu. bunun önüne geçmek için ya göç veren yerleri "gerçekten de" kalkındıracaksın. ya da afganistan örneğinde olduğu gibi buraları tamamen görmezden gelip yok sayacaksın. distopyalarda genelde ikincisine şahit oluruz. maliyeti daha azdır çünkü. çok az hem de.
devamını gör...
14.
#3215689
batı eli değen ülkeler kalkınıyormuş!
yüzyıllardır başta afrika olmak üzere geri kalmış ülkeleri sömürüp kana bulayan, demokrasi ve insan haklarının gelişimine engel olan batıyı görmezden gelip tali çıkarımlarda bulunmak da olsa olsa olsa ırkçı, sömürgeci kafasıdır.
batı eli değen ülkeler kalkınıyormuş!
yüzyıllardır başta afrika olmak üzere geri kalmış ülkeleri sömürüp kana bulayan, demokrasi ve insan haklarının gelişimine engel olan batıyı görmezden gelip tali çıkarımlarda bulunmak da olsa olsa olsa ırkçı, sömürgeci kafasıdır.
devamını gör...
15.
gerçek adı beşleşmiş milletler olan kurumsalımsı.
devamını gör...
16.
elon musk: abd birleşmiş milletler ve nato'dan ayrılmalı
abd başkanı donald trump'ın yönetiminde önemli bir isim olan milyarder elon musk, ülkesinin bm ve nato'dan ayrılması gerektiğini savundu.
musk, cumartesi gecesi x üzerinden "nato ve bm'den ayrılma zamanı geldi" şeklindeki bir paylaşıma "katılıyorum" yanıtını vererek desteğini dile getirdi.
musk'ın desteği, aralarında senatör mike lee'nin de bulunduğu bazı cumhuriyetçi isimlerin abd'nin nato'ya olan bağlılığının yeniden gözden geçirilmesi yönündeki artan çağrılarının ortasında geldi.
nato'yu uzun zamandır eleştiren lee, nato'yu bir "soğuk savaş kalıntısı" olarak tanımlamış ve ittifakın "sona ermesi gerektiğini" savunmuştu. nato'nun "avrupa için harika bir anlaşma" olduğunu ancak "amerika için kötü bir anlaşma" olduğunu iddia eden lee, abd kaynaklarının avrupa'yı korumak için kullanıldığını ancak amerikan güvenliğine çok az doğrudan fayda sağladığını savundu.
kaynak
***
bm demek "kural bazlı dünya sistemi demek". bm'nin kurucusu ve merkezinin bulunduğu abd çıkarsa bm diye bir şey kalmaz ve güçlünün zayıfın tepesine bindiği 19.yüz yıl günlerine döneriz.
iki dünya savaşı sonrası insanlığın aldığı derslerle kurulan bu iki kurum giderse yeni dünya bildiğimiz gibi olmayacak ve zor bir dünya olacak.
hakan doğu
ortadan kalkma olasılığı bazı insanları tedirgin ediyor. özellikle de "ruşen amcanın oğlu sedat" olma sendromuna yakalananları.
kurallara dayalı dünya düzeni batı karşıtı güç odakları tarafından farklı yöntemlerle istismar ediliyor zaten. batılı olmayan, kendilerini batılı kurallara uymak zorunda hissetmeyen ve egemenlik alanlarında istediği gibi at koşturan rejimler işlerine geldiğinde batılı ülkeleri kendi kurallarına uymaları zorunda hareket etmelerine zorluyor. son on yılda bu zorbalık istismarlarına şahit olduk. özellikle 7 ekim 2023 katliamı dönüm noktasıydı.
birleşmiş milletler denen saçma oluşum zaten 60'larda işlevsizleşmişti. ondan sonra hayır mayır işlerine verdiler kendilerini. dünya barışını tesis etmek falan. bunlara afrika teneke mahallelerindeki on yaşındaki çocuklar inanmaz.
devamını gör...
17.
son bir buçuk yılda nedense en çok türkiye'nin önem verdiği ve neredeyse kapısında yatacağı kolpa yapı.
hakan fidan:
"birleşmiş milletler bugün uluslararası toplumun barış ve adalet beklentilerini
karşılayamamaktadır.
bm, gücün tarafını tutan bir düzeni temsil eder hale gelmiştir. bunun en açık örneği gazze'dir."
***
islamcıların takım elbise giyip kravat takanları, yerel ve geleneksel kıyafetler giyip hoyratça şeriatçılık yapanlardan farklı olarak şekilciliğe çok fazla önem veriyorlar. * sadece giyim kuşam ve dışarıdan görüldüğü şekliyle yaşam tarzları ve alışkanlıklarını batılıymış gibi göstermeye çalışmıyorlar; iletişime, üsluba, batılı gibi argümanlar kullanmaya da "şeklen" önem veriyorlar. ancak söylemleri ile eylemleri ve savundukları somut olay ve durumların arasında gece ile gündüz kadar fark olduğu için o çok önemsedikleri "sözde" iletişim dili ellerinde patlıyor.
islamcılar tr'de milli iradeden ve içinde milli geçen herhangi bir şeyden bahsederken türk halkından değil; kendi seçmenlerinden ve tr sınırları içindeki sünnilerden bahsederler. marjinal grup, azgın azınlık gibi ifadeleri de dışarıda bıraktıkları kesim için kullanırlar. kentli laikler, başı açık kadınlar, solcular, aleviler, biat etmeyen kürtler...
(bkz: dog whistle)
islamcıların sadece sünni müslümanları üst-insan saydıklarını, kendileri dışındaki kesimleri insan olarak kabul etmediklerini biliyoruz. fidan burada "uluslararası toplumun beklentileri" derken aslında müslümanların beklentilerini kastediyor. "barış ve adalet beklentisi" dediği de islamın tüm dünyaya hakim olması, müslümanların her alanda üst kademelerde yer alması, tüm kaynakların ve fırsatların onlara sunulmasıdır. her zaman her konuda övgü ve onay almaları gerekiyor, narsisist oldukları için. o da yetmeyecek, kendileri dışındakileri sürekli aşağılayacak ve onlara şiddet uygulayacaklar.
birleşmiş milletler aslında radikal islamcıların iddia ettiğinin aksine gücün yanında yer almıyor. kendilerinin de bir gücü, yaptırımı falan yok zaten. 7 ekim 2023 tarihinden bu yana hamas'ı neredeyse görmezden gelerek sürekli israel'i köşeye sıkıştırıp cezalandırmaya çalışan kendileri. son iki yılda asya, orta doğu ve afrika ülkelerinde müslümanların on binlerce insanı islami motiflerle katletmesine sessiz kalan da bm'dir. buna 7 ekim 2023 tarihinde katledilen 1198 insan dahil. suriye'de, türkiye'nin en yakın dostu colani'nin sadece birkaç ayda on binden fazla aleviyi ve hristiyanı katletmesine de karşı çıkmadılar hatta genel sekreteri olan it herif, colani ile yüz yüze görüştü. katliamın en kanlı günleri de o görüşmeden üç gün sonra başladı.
müslüman vahşetinin en ağır olduğu afganistan, pakistan, bangladeş, suriye gibi ülkelerdeki soykırımcı rejimlerin yanında yer alıyorlar şu anda.
***
peki türkiye tüm bu somut gerçekliğe rağmen neden barış güvercini gibi davranıyor? çünkü türkiye sürekli racon kesip boş yapan, önceden ayarlanmış maçlara çıkarak sahte istatistik oluşturan bir boksör aslında. bölgesel güç değil. oyun kurabilen bir ülke hiç değil, olamaz da. en ufak sert güç kullanma teşebbüsünde bankacılık, enerji ve savunma sektörlerine gelecek yaptırımlarla halkının altı ayda komşu çocuğunu kaçırıp kesip pişirip yiyeceği bir ülke. sözde batılı değerleri savunuyormuş gibi davranıp diplomasiyi kullanıyormuş gibi yaparak kazanım elde etmeye çalışıyor.
o değil de yıl olmuş 2025 hala bm'den medet uman var. nikaragua kanarya sevenler derneğinin yapacağı yazılı açıklama daha çok dikkate alınır.
hakan fidan:
"birleşmiş milletler bugün uluslararası toplumun barış ve adalet beklentilerini
karşılayamamaktadır.
bm, gücün tarafını tutan bir düzeni temsil eder hale gelmiştir. bunun en açık örneği gazze'dir."
***
islamcıların takım elbise giyip kravat takanları, yerel ve geleneksel kıyafetler giyip hoyratça şeriatçılık yapanlardan farklı olarak şekilciliğe çok fazla önem veriyorlar. * sadece giyim kuşam ve dışarıdan görüldüğü şekliyle yaşam tarzları ve alışkanlıklarını batılıymış gibi göstermeye çalışmıyorlar; iletişime, üsluba, batılı gibi argümanlar kullanmaya da "şeklen" önem veriyorlar. ancak söylemleri ile eylemleri ve savundukları somut olay ve durumların arasında gece ile gündüz kadar fark olduğu için o çok önemsedikleri "sözde" iletişim dili ellerinde patlıyor.
islamcılar tr'de milli iradeden ve içinde milli geçen herhangi bir şeyden bahsederken türk halkından değil; kendi seçmenlerinden ve tr sınırları içindeki sünnilerden bahsederler. marjinal grup, azgın azınlık gibi ifadeleri de dışarıda bıraktıkları kesim için kullanırlar. kentli laikler, başı açık kadınlar, solcular, aleviler, biat etmeyen kürtler...
(bkz: dog whistle)
islamcıların sadece sünni müslümanları üst-insan saydıklarını, kendileri dışındaki kesimleri insan olarak kabul etmediklerini biliyoruz. fidan burada "uluslararası toplumun beklentileri" derken aslında müslümanların beklentilerini kastediyor. "barış ve adalet beklentisi" dediği de islamın tüm dünyaya hakim olması, müslümanların her alanda üst kademelerde yer alması, tüm kaynakların ve fırsatların onlara sunulmasıdır. her zaman her konuda övgü ve onay almaları gerekiyor, narsisist oldukları için. o da yetmeyecek, kendileri dışındakileri sürekli aşağılayacak ve onlara şiddet uygulayacaklar.
birleşmiş milletler aslında radikal islamcıların iddia ettiğinin aksine gücün yanında yer almıyor. kendilerinin de bir gücü, yaptırımı falan yok zaten. 7 ekim 2023 tarihinden bu yana hamas'ı neredeyse görmezden gelerek sürekli israel'i köşeye sıkıştırıp cezalandırmaya çalışan kendileri. son iki yılda asya, orta doğu ve afrika ülkelerinde müslümanların on binlerce insanı islami motiflerle katletmesine sessiz kalan da bm'dir. buna 7 ekim 2023 tarihinde katledilen 1198 insan dahil. suriye'de, türkiye'nin en yakın dostu colani'nin sadece birkaç ayda on binden fazla aleviyi ve hristiyanı katletmesine de karşı çıkmadılar hatta genel sekreteri olan it herif, colani ile yüz yüze görüştü. katliamın en kanlı günleri de o görüşmeden üç gün sonra başladı.
müslüman vahşetinin en ağır olduğu afganistan, pakistan, bangladeş, suriye gibi ülkelerdeki soykırımcı rejimlerin yanında yer alıyorlar şu anda.
***
peki türkiye tüm bu somut gerçekliğe rağmen neden barış güvercini gibi davranıyor? çünkü türkiye sürekli racon kesip boş yapan, önceden ayarlanmış maçlara çıkarak sahte istatistik oluşturan bir boksör aslında. bölgesel güç değil. oyun kurabilen bir ülke hiç değil, olamaz da. en ufak sert güç kullanma teşebbüsünde bankacılık, enerji ve savunma sektörlerine gelecek yaptırımlarla halkının altı ayda komşu çocuğunu kaçırıp kesip pişirip yiyeceği bir ülke. sözde batılı değerleri savunuyormuş gibi davranıp diplomasiyi kullanıyormuş gibi yaparak kazanım elde etmeye çalışıyor.
o değil de yıl olmuş 2025 hala bm'den medet uman var. nikaragua kanarya sevenler derneğinin yapacağı yazılı açıklama daha çok dikkate alınır.
devamını gör...
18.
(bkz: şerleşmiş milletler)
devamını gör...
19.
insanlığı sömürmek için.
devamını gör...
20.
insanlar böyle uzaktan uzaktan saplıyorlar - aslında haklılar da, zira birleşmiş milletler'i tek bir yapı olarak görüyorlar. oysa unicef, unocha, dünya ticaret örgütü, uluslararası emek örgütü (international labor organization), undp ve benzeri bir dizi kurumdan müteşekkil bir yapı, kendi kurumsal varlığına ek olarak. bu örgütlerin önemli kısmı da gerek hatay depreminde, gerekse diğer insani krizlerde insanlara ülke, din, dil farketmeden destek olan, ve olmaya da devam eden, varlıklar.
ha bm'in kendi genel kurul/güvenlik kurulu ayrımı kendisinin de eleştirdiği ama çok da bir şey yapamadığı (ya da kötümser bakarsak yapmadığı) bir durum. zira devletlerin, kullanmayı çok sevmesem de bu şekilde en net ifade edilebilir, namusları gibi gördüğü ve şu anda "hükümranlık" olarak çevirebileceğim ama daha fazla nüansa denk gelen "extraterritoriality" hakkı var. bu da bm gibi ulusüstü kurumların yaptıkları beyanatların tavsiye niteliğinde kalmasını sağlıyor. evet güvenlik kurulunun verdiği kararlar bağlayıcı ancak daimi güvenlik kurulu üyesi olan çin, rusya, ingiltere, fransa ve amerika'nın veto yetkisi gelen tasarıyı otomatik olarak düşürdüğünden ötürü kritik noktalarda hep etkisiz kalıyor.
esasen sorun şu, biz insanlık olarak ikinci dünya savaşında "öğrendiğimiz" dersleri unutmayı tercih ettik. tarihte başarısız olarak addedilen milletler cemiyetinin tekrardan birleşmiş milletler olarak canlandırılmasının sebebi ne kadar vahşi ve yırtıcı olabildiğimizi farketmemizdi. bunu unuttuk. tekrardan aynı hataları daha da büyük bir biçimde yapıyoruz. küresel kapitalizmin ürünleri ile beraber zihnimiz de uyuştuğundan ve tüm bu kıyımları "televizyondan izlediğimizden" ötürü umrumuzda da olmuyor.
insanlığın en nihayetinde sonu birleşmiş milletler gibi devletüstü bir kurum dahilinde - illa bu bm olmayabilir - sorunlarını çözmeyi öğrenmekten, ya da bir iki delinin nükleer savaşa dönmesiyle kendini yoketmekten geçiyor.
ha bm'in kendi genel kurul/güvenlik kurulu ayrımı kendisinin de eleştirdiği ama çok da bir şey yapamadığı (ya da kötümser bakarsak yapmadığı) bir durum. zira devletlerin, kullanmayı çok sevmesem de bu şekilde en net ifade edilebilir, namusları gibi gördüğü ve şu anda "hükümranlık" olarak çevirebileceğim ama daha fazla nüansa denk gelen "extraterritoriality" hakkı var. bu da bm gibi ulusüstü kurumların yaptıkları beyanatların tavsiye niteliğinde kalmasını sağlıyor. evet güvenlik kurulunun verdiği kararlar bağlayıcı ancak daimi güvenlik kurulu üyesi olan çin, rusya, ingiltere, fransa ve amerika'nın veto yetkisi gelen tasarıyı otomatik olarak düşürdüğünden ötürü kritik noktalarda hep etkisiz kalıyor.
esasen sorun şu, biz insanlık olarak ikinci dünya savaşında "öğrendiğimiz" dersleri unutmayı tercih ettik. tarihte başarısız olarak addedilen milletler cemiyetinin tekrardan birleşmiş milletler olarak canlandırılmasının sebebi ne kadar vahşi ve yırtıcı olabildiğimizi farketmemizdi. bunu unuttuk. tekrardan aynı hataları daha da büyük bir biçimde yapıyoruz. küresel kapitalizmin ürünleri ile beraber zihnimiz de uyuştuğundan ve tüm bu kıyımları "televizyondan izlediğimizden" ötürü umrumuzda da olmuyor.
insanlığın en nihayetinde sonu birleşmiş milletler gibi devletüstü bir kurum dahilinde - illa bu bm olmayabilir - sorunlarını çözmeyi öğrenmekten, ya da bir iki delinin nükleer savaşa dönmesiyle kendini yoketmekten geçiyor.
devamını gör...
