düşkünleşmiş, yozlaşmış anlamlarına gelen fransızca kelime.

ilk çıkışı fransa’da natüralist akımı benimseyenler tarafından, sembolist akımı sanatçılarını aşağılamak/ küçümsemek amaçlı kullanılmıştır.

felsefede de kullanılan bu terim, toplumların yozlaşması, çökmesi gibi anlamlarda kullanılır.

ülkemizde de servet-i fünun edebiyatçıları için de ahmet mithat efendi bu kelimeyi kullanmıştır.

kaynak: tr.m.wikipedia.org/wiki/Dek...
devamını gör...
dekadan.

özel bir kullanım dilimi var tarihte, 19. yüzyıl sonlarında fransa'da natüralizme karşı çıkan ve simgecilik akımına dahil olan sanatçılar için kullanılan bir aşağılama/yakıştırma terimi. genel kullanımda tam karşılığının "çürüme" olduğunu söyleyebiliriz; kültürel, sanatsal ve yönetimsel çürüme.
devamını gör...
'çürüme, düşkünleşme' anlamındaki bu frank kökenli sözcüğü yeniden dolaşıma sokasım var.

enes batur yeniden video çekmiş ve yayınlamış. 1saat 35 dakika. üşenmedim izledim.

benden sonra 10 milyon kez daha izlenmiş. absürt bir izlenme oranı bu! peki ne gözledim?

dekadans.
devamını gör...
bazen hayat kötü gitmez aslında. sadece tadı kaçar. dışarıdan baktığında her şey yolunda gibi durur; işler akar, sohbetler devam eder, yüzünde de hafif bir gülümseme vardır. ama içerde bir yerlerde bir şeyin sesi iyice kısılmıştır. neyin eksik olduğunu tam olarak söyleyemezsin, çünkü ortada gözle görülür bir eksik yok. sadece eskisi gibi hissettirmez hiçbir şey. dekadans biraz da bu hissin ta kendisi.

bir çöküş değil, daha çok derin bir yorgunluk. her şeyi fazlasıyla görmüş olmanın getirdiği o ağır doygunluk. bir yerden sonra hiçbir şey seni ilk defa yaşıyormuş gibi yakalayamıyor. güzel şeyler bile artık tanıdık geliyor, tanıdık olan da zamanla etkisini yitiriyor.

işte o yüzden oscar wilde gibi isimlerdeki o aşırı incelik, o estetik takıntısı boşuna değil. anlam yavaş yavaş azalırken insan biçime sarılıyor. içerde bir şeyler çözülürken dışarıyı daha parlak, daha kusursuz göstermeye çalışıyor.

ama o parlak yüzeyin altında hep küçük bir gevşeklik, bir sarkma duruyor.

günlük hayatta da ansızın yakalıyor insanı. bir şeyin artık seni heyecanlandırmadığını fark ediyorsun ama bırakamıyorsun da. çünkü bırakınca boşluk daha sert çarpıyor yüzüne. o yüzden aynı şarkıların etrafında dönüp duruyorsun, aynı mekanlara gidiyorsun, aynı cümleleri tekrar ediyorsun. değiştirmek için gereken o istek çoktan sönmüş çünkü.

en tuhafı da şu: bu durum seni dağıtmıyor bile. aksine sakin, kontrollü bir hali var. nabız atıyor ama hiç yükselmiyor. her şey “idare eder” seviyesinde.

dekadans tam olarak o düz çizgi işte.
ne dibe vuruyorsun ne de gerçekten yaşıyorsun. ve insan bazen en çok orada takılı kalıyor. çünkü çıkmak için önce “evet, bu yeterli değil” demen gerekiyor.

oysa dekadans kulağına sürekli fısıldıyor:
“idare ediyorsun ya, ne güzel.”
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim