orijinal adı: die geschichte von emil sinclairs jugend
yazar: hermann hesse
yayım yılı: 1919
tam adı demian: emil sinclair'in gençliğinin öyküsü olan romandır. küçük bir çocuğun iç dünyasını, ailesinden uzaklaşarak kendini soyutlamasını ve ben kavramına ulaşma çabalarını anlatır. bu içsel yolculuğunda sinclair'e yol gösterecek olan kişi ise sınıf arkadaşı max demian olacaktır.
yazar: hermann hesse
yayım yılı: 1919
tam adı demian: emil sinclair'in gençliğinin öyküsü olan romandır. küçük bir çocuğun iç dünyasını, ailesinden uzaklaşarak kendini soyutlamasını ve ben kavramına ulaşma çabalarını anlatır. bu içsel yolculuğunda sinclair'e yol gösterecek olan kişi ise sınıf arkadaşı max demian olacaktır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "armysuzy" tarafından 07.12.2020 22:20 tarihinde açılmıştır.
1.
hermann hesse tarafından yazılıp 1919'da yayımlanan eser.
çoğu insan bilmediği bir yoldan gitmek istemez çünkü üzerinde yürüyerek eskittiği ve dolayısıyla her karışını ezbere bildiği yol güven verir ona. izlediğimiz bir filmi tekrar izlememiz, gittiğimiz mekanlara tekrar tekrar gitmemiz bundandır. geçmiş, güven verir.
aynı şekilde, insan başkasını arar durur, bir başkasının peşinden gitmek kolay gözükür çünkü. yol bellidir. peki ya hiç bilmediğimiz bir yol ve hiç bilmediğimiz bir kişiyi arıyorsak? ya kendimizi bulmaya dair içimizde bir yolculuğa çıkıyorsak?
hesse, bu zorlu yolculuğu demian kitabıyla gözler önüne seriyor, demian: emil sinclair'in gençliğinin hikayesi... eğer bir kere arayış içine girmişseniz, bir şeylerin farkındasınızdır fakat anlamını bulmakta zorluk çekersiniz. yolu zorlaştıran ve kimi zaman çekilmez kılan da budur zaten. hiç bilmediğiniz bir yol ve o yolun üzerindeki anlam arayışınızdır. fakat bilinmezliklerle dolu hayatta anlam arayışı fazla zorlu ve sancılı olabiliyor. umarım yeteri kadar gücü kendimizde hissettiğimizde incinmeden bu yola çıkıp adım atabiliriz.
--- alıntı ---
ama biliyorum ki, insanın kendini kendisine götüren yolu izlemesi kadar dünyada nefret ettiği başka bir şey daha yoktur.
çoğu insan bilmediği bir yoldan gitmek istemez çünkü üzerinde yürüyerek eskittiği ve dolayısıyla her karışını ezbere bildiği yol güven verir ona. izlediğimiz bir filmi tekrar izlememiz, gittiğimiz mekanlara tekrar tekrar gitmemiz bundandır. geçmiş, güven verir.
aynı şekilde, insan başkasını arar durur, bir başkasının peşinden gitmek kolay gözükür çünkü. yol bellidir. peki ya hiç bilmediğimiz bir yol ve hiç bilmediğimiz bir kişiyi arıyorsak? ya kendimizi bulmaya dair içimizde bir yolculuğa çıkıyorsak?
hesse, bu zorlu yolculuğu demian kitabıyla gözler önüne seriyor, demian: emil sinclair'in gençliğinin hikayesi... eğer bir kere arayış içine girmişseniz, bir şeylerin farkındasınızdır fakat anlamını bulmakta zorluk çekersiniz. yolu zorlaştıran ve kimi zaman çekilmez kılan da budur zaten. hiç bilmediğiniz bir yol ve o yolun üzerindeki anlam arayışınızdır. fakat bilinmezliklerle dolu hayatta anlam arayışı fazla zorlu ve sancılı olabiliyor. umarım yeteri kadar gücü kendimizde hissettiğimizde incinmeden bu yola çıkıp adım atabiliriz.
--- alıntı ---
ama biliyorum ki, insanın kendini kendisine götüren yolu izlemesi kadar dünyada nefret ettiği başka bir şey daha yoktur.
devamını gör...
2.
bu kitap için başlık açıldığını görünce ne kadar sevindim bilemezsiniz !
kitap hesse'nin bir yandan kendisi ile yüzleşmesidir bence , harika bir eserdir. okuduktan sonra günlerce etkisinden çıkamamıştım , dürüst olmak gerekirse bu kitap beni bir kaç gece içinde büyüttü .
kendimi , ailemi , aramın pek iyi olmadığı sözde tanrıyı ve bir çok şeyi sorguladım . içimde bir emil buldum ama kendi demianım oldum....abraxax'a gelince.... o derinlerde bir yerde he varmış zaten :)
kitap hesse'nin bir yandan kendisi ile yüzleşmesidir bence , harika bir eserdir. okuduktan sonra günlerce etkisinden çıkamamıştım , dürüst olmak gerekirse bu kitap beni bir kaç gece içinde büyüttü .
kendimi , ailemi , aramın pek iyi olmadığı sözde tanrıyı ve bir çok şeyi sorguladım . içimde bir emil buldum ama kendi demianım oldum....abraxax'a gelince.... o derinlerde bir yerde he varmış zaten :)
devamını gör...
3.
çok hakiki bir kitaptır. harry haller'ın gençliğinin öyküsü anlatılır bir bakıma aslında bakarsanız. yani emil sinclair bir nevi harry haller'ın gençliğidir. ya da benzeşebilir. en azından öyle bir gözlemim oldu. çünkü demian umut verir, haller'ın flütçü arkadaşı gibi. * *
ama bu gözlemden sonra da bahsederim.
konumuz demian. gizemli ve bilge demian. sanki tanrı'nın ta kendisidir. ya da şeytan'ın ta kendisi. aslında bakarsanız janus'tur o. ama kendi ifade ettiği bir tanrı vardır: abraxas (abraksas).
max demian, abraksas'ın bir sureti gibidir. iki yüzlüdür. melek ve şeytandır. zaten hermann hesse'de bu temaya çok fazla rastlıyoruz. şeytan ve tanrı, şeytansallık ve tanrısallık. ama burada dini bir atıf olsa da (kitaptaki kabil hikayesini hatırlayalım) aslında dinlerin üstünde bir şeyden bahseder. panteizmdir bu. ki kitapta birçok yerde buna rastlarsınız. hatta bir yerde insan ve hayvan birleşiminden oluşan kimselerden bahsediyordu. doğrudan bozkırkurdu'na atıftır.
yani şeytan da tanrı da aslında abraksas'ın bir suretidir. ve kötünün de iyinin de aynı çatıda toplandığından bahseder ki bence de makul olan bu. isa, muhammed veya başka bir kişi, fark etmez, bu noktayı hep gözden kaçırmıştır. gerçi son peygamber bana kalırsa dostoyevski'dir de kendini peygamber ilan etmek gibi bir ahmaklık yapmayacak kadar akıllıdır. bu başka konu, devam edelim.
siddhartha da, bozkırkurdu da, demian da aslında temelde tek bir şey öğütlüyor: yaşam kısadır, yaşanmalıdır ve hüzne rağmen güzel olabilir.
demain da bunun farkında olarak sinclair'e öğretmeye çalışıyordu bir şeyleri. ve öğretti de. içselliğiyle barıştı protagonistimiz ve nihayetinde mutluluğa erdi. fakat mutluluğu da geçiciydi. insan kendine hep yeni bir düş bulurdu. max'in annesine duyduğu yüce gönüllü aşk da son bulacaktı bir gün. ama demian bunun farkında olarak sevdi yine. ama bu aşk romanı, kitabı, hikayesi falan değil elbet. yine de sevmeye ilişkin güzel bir öğüt veriyor.
açıkçası birçok şeyden bahsedebilirim ama açıkçası gerek yok. bu yazdıklarım bile epey yoğun ve üzerine düşünülesi.
ama bu gözlemden sonra da bahsederim.
konumuz demian. gizemli ve bilge demian. sanki tanrı'nın ta kendisidir. ya da şeytan'ın ta kendisi. aslında bakarsanız janus'tur o. ama kendi ifade ettiği bir tanrı vardır: abraxas (abraksas).
max demian, abraksas'ın bir sureti gibidir. iki yüzlüdür. melek ve şeytandır. zaten hermann hesse'de bu temaya çok fazla rastlıyoruz. şeytan ve tanrı, şeytansallık ve tanrısallık. ama burada dini bir atıf olsa da (kitaptaki kabil hikayesini hatırlayalım) aslında dinlerin üstünde bir şeyden bahseder. panteizmdir bu. ki kitapta birçok yerde buna rastlarsınız. hatta bir yerde insan ve hayvan birleşiminden oluşan kimselerden bahsediyordu. doğrudan bozkırkurdu'na atıftır.
yani şeytan da tanrı da aslında abraksas'ın bir suretidir. ve kötünün de iyinin de aynı çatıda toplandığından bahseder ki bence de makul olan bu. isa, muhammed veya başka bir kişi, fark etmez, bu noktayı hep gözden kaçırmıştır. gerçi son peygamber bana kalırsa dostoyevski'dir de kendini peygamber ilan etmek gibi bir ahmaklık yapmayacak kadar akıllıdır. bu başka konu, devam edelim.
siddhartha da, bozkırkurdu da, demian da aslında temelde tek bir şey öğütlüyor: yaşam kısadır, yaşanmalıdır ve hüzne rağmen güzel olabilir.
demain da bunun farkında olarak sinclair'e öğretmeye çalışıyordu bir şeyleri. ve öğretti de. içselliğiyle barıştı protagonistimiz ve nihayetinde mutluluğa erdi. fakat mutluluğu da geçiciydi. insan kendine hep yeni bir düş bulurdu. max'in annesine duyduğu yüce gönüllü aşk da son bulacaktı bir gün. ama demian bunun farkında olarak sevdi yine. ama bu aşk romanı, kitabı, hikayesi falan değil elbet. yine de sevmeye ilişkin güzel bir öğüt veriyor.
açıkçası birçok şeyden bahsedebilirim ama açıkçası gerek yok. bu yazdıklarım bile epey yoğun ve üzerine düşünülesi.
devamını gör...
