1.
türkçesi çeşitlilik. şu sıralar film ve dizilerde sık sık karşımıza çıkıyor. çoğunlukla sjw suçlamaları ile birlikte anılıyor bu kavram. ancak kazın ayağı pek de öyle değil.
neden önemli olduğuna dair devrim kunter şu sitede güzel bir yazı yazmış: kahramangiller.com/cizgi-ro...
neden önemli olduğuna dair devrim kunter şu sitede güzel bir yazı yazmış: kahramangiller.com/cizgi-ro...
devamını gör...
2.
küreselcilerin ulus devletleri yok etme planı.
ülkeleri, esas ırklarından olan insanlar dışında başka başka coğrafyalardan insanlarla doldurup karman çorman yapmaya verilen isim. o zaman neden ülkelerin milletlerini ifade eden isimleri var, kaldırın gitsin madem. almanya neden almanya mesela, ülkede almandan başka herkes var, basbaya planlıdır bu.
(bkz: açık toplum)
ülkeleri, esas ırklarından olan insanlar dışında başka başka coğrafyalardan insanlarla doldurup karman çorman yapmaya verilen isim. o zaman neden ülkelerin milletlerini ifade eden isimleri var, kaldırın gitsin madem. almanya neden almanya mesela, ülkede almandan başka herkes var, basbaya planlıdır bu.
(bkz: açık toplum)
devamını gör...
3.
toplu göç ve “çeşitlilik”, batı'yı istikrarsızlaştırmak için her zaman bir aldatmacaydı. bu bilinen bir gerçekti.
çin bunun bir aldatmaca olduğunu biliyor. neredeyse hiç yabancı göçmen kabul etmiyorlar.
kaynak
bir topluluktaki çeşitlilik ne kadar fazla olursa, oy kullanan ve gönüllü olarak çalışanların sayısı o kadar azalır; hayır kurumlarına bağış yapan ve toplumsal projelerde yer alanların sayısı da o kadar azalır. çeşitliliğin en yüksek olduğu topluluklarda, komşuların birbirlerine duydukları güven, en homojen ortamlardakinin yaklaşık yarısı kadardır. amerika’da sivil katılım üzerine bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırma olan bu çalışma, sivil sağlığı ölçen neredeyse tüm göstergelerin, çeşitliliğin daha fazla olduğu ortamlarda daha düşük olduğunu ortaya koymuştur.
***
ancak istatistiksel olarak tüm bu faktörleri hesaba kattıktan sonra bile, bu bağlantı hala güçlüydü: çeşitliliğin artması, sosyal sermayenin azalması anlamına geliyordu. putnam, daha çeşitli topluluklarda yaşayanların “ten renginden bağımsız olarak komşularına güvenmeme, yakın arkadaşlarından bile uzaklaşma, topluluklarından ve liderlerinden en kötüsünü bekleme, daha az gönüllü çalışma, hayır kurumlarına daha az bağış yapma ve topluluk projelerinde daha az yer alma, daha az oy kullanma, sosyal reform için daha fazla mücadele etme ancak gerçekten bir fark yaratabileceklerine daha az inanma ve mutsuz bir şekilde televizyonun önünde toplanma” eğiliminde olduklarını yazıyor.
ağustos 2007
devamını gör...