orijinal adı: the man who fell to earth
yazar: walter tevis
yayım yılı: 1963
thomas jerome newton isimli insansı uzaylının nükleer savaş ve kuraklık yüzünden nüfusu oldukça azalan gezegen anthea'dan dünyaya gelişini konu alan bilim kurgu klasiklerindendir.
yazar: walter tevis
yayım yılı: 1963
thomas jerome newton isimli insansı uzaylının nükleer savaş ve kuraklık yüzünden nüfusu oldukça azalan gezegen anthea'dan dünyaya gelişini konu alan bilim kurgu klasiklerindendir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 06.05.2021 20:50 tarihinde açılmıştır.
1.
walter tevis tarafından yazılan, ithaki bilimkurgu’dan çıkan kitaptır.
dünya dışı varlıklara inanır mısınız bilmiyorum ama ben inanıyorum. bu evrende bizden daha gelişmiş bir yaşam formunun olması gerekir, yani lütfen olsun. çünkü eğer yoksa çok manasız bir hayat sürüyor olabiliriz.
en büyük isteklerimden biridir dünya dışı varlıkların dünyaya gelmesi ve onlarla karşılaşmak. bu pek mümkün görünmüyor tabii ki. çünkü onlar hep amerika’ya inerler ve oradakilere sohbet eder ya da oradakilerle savaşırlar. ben göremeyecek olsam da umarım dünya dışı varlıklar madagaskar’a inerler. bu hem amerikalılar içim bir yıkım hem de dünya dışı varlıklar için bir şaşkınlık sebebi olur.
her neyse, yine bir türlü konuya girip kitabı anlatamadım. dünya düşen adam, t.j. newton ismini alan bir anthealının hikayesi. newton’un amacı nükleer bir yıkımla yerle bir olan gezegeninde kalan soydaşlarını kurtarmak için bir gemi inşa etmek. bunu yapmak için de dünyada çok zengin bir adam olmak niyetinde. dünyalılardan daha derin olan bilgi birikimi ile bunu yapması da zor değil.
zor olan ise dünyaya ayak uydurmak. fiziksel olarak bu oldukça zor bir şey zaten onun için ama daha zor olan insanlaşmamak için mücadele etmek zorunda kalmak. bir yandan kendi gezegenini kurtarmak için uğraşan newton bir yandan dünyayı kurtarma amacına da soyunur. öte yandansa git gide dünyalı olmaktadır.
dünya zor bir gezegen, her uzaylının harcı değil dünyada yaşamak. newton gelmeden önce keşke ford prefect’e bir danışsa idi.
dünya dışı varlıklara inanır mısınız bilmiyorum ama ben inanıyorum. bu evrende bizden daha gelişmiş bir yaşam formunun olması gerekir, yani lütfen olsun. çünkü eğer yoksa çok manasız bir hayat sürüyor olabiliriz.
en büyük isteklerimden biridir dünya dışı varlıkların dünyaya gelmesi ve onlarla karşılaşmak. bu pek mümkün görünmüyor tabii ki. çünkü onlar hep amerika’ya inerler ve oradakilere sohbet eder ya da oradakilerle savaşırlar. ben göremeyecek olsam da umarım dünya dışı varlıklar madagaskar’a inerler. bu hem amerikalılar içim bir yıkım hem de dünya dışı varlıklar için bir şaşkınlık sebebi olur.
her neyse, yine bir türlü konuya girip kitabı anlatamadım. dünya düşen adam, t.j. newton ismini alan bir anthealının hikayesi. newton’un amacı nükleer bir yıkımla yerle bir olan gezegeninde kalan soydaşlarını kurtarmak için bir gemi inşa etmek. bunu yapmak için de dünyada çok zengin bir adam olmak niyetinde. dünyalılardan daha derin olan bilgi birikimi ile bunu yapması da zor değil.
zor olan ise dünyaya ayak uydurmak. fiziksel olarak bu oldukça zor bir şey zaten onun için ama daha zor olan insanlaşmamak için mücadele etmek zorunda kalmak. bir yandan kendi gezegenini kurtarmak için uğraşan newton bir yandan dünyayı kurtarma amacına da soyunur. öte yandansa git gide dünyalı olmaktadır.
dünya zor bir gezegen, her uzaylının harcı değil dünyada yaşamak. newton gelmeden önce keşke ford prefect’e bir danışsa idi.
devamını gör...
2.
walter trevis tarafından yazılan bir bilim kurgu kitabı. fakat her ne kadar bilim kurgu diye geçse de sadece bir bilim kurgu kitabı değil, yayımlandığı dönemin toplumsal sorunlarına da sıkça değiniyor. yazarın kendisi ise kitabı 'üstü kapalı bir otobiyografi' olarak tanımlıyor.
kitabı anlatmaya başlamadan önce kitabın içinde geçtiği dönemden kısaca bahsetmek istiyorum, zira dediğim gibi bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı değil. kitap soğuk savaşın sürdüğü, askeri teknolojilere ciddi yatırımlar yapıldığı, nükleer silahlanma yarışının devam ettiği bir zamanda geçiyor. yazarın kitabı bu nükleer silahlanma yarışının sonunun nereye varacağına dair duyduğu kaygılarından yola çıkarak yazdığını düşünüyorum. her ne kadar kitapta silahsızlaşma görüşmelerinin başladığı söylense de
kitaptaki newton karakteri otuz yıla kalmadan dünyanın büyük bir nükleer çöplüğe dönüşeceğini iddia ediyor.
tabi sadece silahlanma sorunu değil tek bahsedilen. siyahilerin ayaklanması, üniversitelerde başlayan ideolojik hareketler ve bu hareketlerin ulaştığı sonuçlar, medyada yapılan amerika propagandaları, yazarın kendi ifadesiyle üniversitelerin araştırma vizyonunu kaybedip askeri ve ticari projelere yoğunlaşan merkezler haline gelmesi (hatta bryce karakteri [[alıntı]]
"oysa bizim burada yaptığımız bombaları mükemmelleştirmek ya da böcek zehri imal etmek için daha ekonomik yöntemler bulmaktan başka bir şey değil."
[[/alıntı]] diyor konuyla ilgili.), gibi birçok soruna da değiniyor ufaktan.
kitap gezegeni yaşanmaz hale gelen anthealı thomas jerome newton karakterinin dünyaya gelişiyle başlıyor. newton bir yandan dünyaya gelişinin zorluklarla başa çıkmaya çalışırken bir yandan gezegenini kurtarmak için oluşturulan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. karakterin gezegenini kurtarmaya çalışan anthealı kimliğinden sıyrılıp zamanla insanlaşma sürecini okuyoruz kitapta. şahsen ben her ne kadar bu sürecin işlenişinden memnun olsam da sanki daha iyi olabilirdi kanaatindeyim. özellikle son zamanlarda sık sık stefan zweig okuyan biri olarak karakterlerin işlenişi konusunda aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorum. tabi burada yazara haksızlık etmemek lazım, karakterin geçirdiği duygusal değişimler anlaşılır ve net bir şekilde aktarılmış okura. fakar ben bazı şeyler biraz daha yavaş geçilse
mesela newton kör olduktan sonrasını onun gözünden daha fazla okumak isterdim. böylesine travmatik bir deneyim bir iki bölümle geçiştirilmemeliydi. ayriyeten bryce ve betty jo arasındaki ilişki de hızlıca gelişti. bryce'ın bettye ne ara aşık olduğunu anlayamadım.
kitap daha vurucu olabilirdi kanaatindeyim. ayrıca anthealılara dair daha fazla şey öğrenmek isterdim. her ne kadar biyolojik özellikleri ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş olsa da tarihleri ve kültürleri birkaç cümleyle geçiştiriliyor kitapta. tabi ki yazarın okurlarına asıl anlatmak istediği şey anthealıların tarihi değil, dolayısıyla kitabın tamamını buna adaması beklenemez fakat kitaptaki olayların asıl başlangıcının onların başına gelenler olduğunu düşünürsek eğer gezegenlerinin nasıl mahvolduğuna ve mahvolduktan sonra nasıl yaşadıklarına dair daha çok ayrıntıya girilseydi yazarın okura vermek istediği mesaj çok daha vurucu olurdu diye düşünüyorum.
kitabın en çok hoşuma giden yönü kitapta kullanılan semboller oldu. newton karakteri ıkaros* ve rumpelstilskin karakterleriyle bağdaştırılıyor sık sık. bu iki karakterin öyküsünü bilen ve seven biri olarak bu durum oldukça hoşuma gitti diyebilirim. ayrıca newton karakterinin farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmış insanları temsil ettiğini okudum bir incelemede. bana da mantıklı geldi açıkçası.
özetle bazı yönlerden oldukça iyi bazı yönlerden ortalama bulduğum bir kitap oldu dünyaya düşen adam. okumak isteyelere rahatlıkla önerebilirim fakat okumazsanız çok da bir şey kaybetmezsiniz bence
kitabı anlatmaya başlamadan önce kitabın içinde geçtiği dönemden kısaca bahsetmek istiyorum, zira dediğim gibi bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı değil. kitap soğuk savaşın sürdüğü, askeri teknolojilere ciddi yatırımlar yapıldığı, nükleer silahlanma yarışının devam ettiği bir zamanda geçiyor. yazarın kitabı bu nükleer silahlanma yarışının sonunun nereye varacağına dair duyduğu kaygılarından yola çıkarak yazdığını düşünüyorum. her ne kadar kitapta silahsızlaşma görüşmelerinin başladığı söylense de
kitaptaki newton karakteri otuz yıla kalmadan dünyanın büyük bir nükleer çöplüğe dönüşeceğini iddia ediyor.
"oysa bizim burada yaptığımız bombaları mükemmelleştirmek ya da böcek zehri imal etmek için daha ekonomik yöntemler bulmaktan başka bir şey değil."
[[/alıntı]] diyor konuyla ilgili.), gibi birçok soruna da değiniyor ufaktan.
kitap gezegeni yaşanmaz hale gelen anthealı thomas jerome newton karakterinin dünyaya gelişiyle başlıyor. newton bir yandan dünyaya gelişinin zorluklarla başa çıkmaya çalışırken bir yandan gezegenini kurtarmak için oluşturulan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. karakterin gezegenini kurtarmaya çalışan anthealı kimliğinden sıyrılıp zamanla insanlaşma sürecini okuyoruz kitapta. şahsen ben her ne kadar bu sürecin işlenişinden memnun olsam da sanki daha iyi olabilirdi kanaatindeyim. özellikle son zamanlarda sık sık stefan zweig okuyan biri olarak karakterlerin işlenişi konusunda aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorum. tabi burada yazara haksızlık etmemek lazım, karakterin geçirdiği duygusal değişimler anlaşılır ve net bir şekilde aktarılmış okura. fakar ben bazı şeyler biraz daha yavaş geçilse
mesela newton kör olduktan sonrasını onun gözünden daha fazla okumak isterdim. böylesine travmatik bir deneyim bir iki bölümle geçiştirilmemeliydi. ayriyeten bryce ve betty jo arasındaki ilişki de hızlıca gelişti. bryce'ın bettye ne ara aşık olduğunu anlayamadım.
kitabın en çok hoşuma giden yönü kitapta kullanılan semboller oldu. newton karakteri ıkaros* ve rumpelstilskin karakterleriyle bağdaştırılıyor sık sık. bu iki karakterin öyküsünü bilen ve seven biri olarak bu durum oldukça hoşuma gitti diyebilirim. ayrıca newton karakterinin farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmış insanları temsil ettiğini okudum bir incelemede. bana da mantıklı geldi açıkçası.
özetle bazı yönlerden oldukça iyi bazı yönlerden ortalama bulduğum bir kitap oldu dünyaya düşen adam. okumak isteyelere rahatlıkla önerebilirim fakat okumazsanız çok da bir şey kaybetmezsiniz bence
devamını gör...
