1.
bir çoğumuz, kalbimizi sarsarak sona eren bir ilişkiyi yaşamışızdır. o bitişin ilk anlarında kalbimiz acıyarak o’nun bize bir şeyler yazmasını arzu ederiz. ben de bundan aylar aylar önce böyle bir ilişkinin artık benim asla yazamayacağım bitmiş bir evresinde o’nun yazmasını ummuş, dahası yazarsa ne yazardı veya ben ne yazmasını umuyorum diye düşünmüştüm.
o gün ne yazabileceğini düşündüm veya umdum bilmiyorum. zaten hiçbir zaman yazmadı. inceldiği yerden koparmakta mahirdi. elimde kalan ipi boynuma geçirmemeye yeminli olduğum için toparlanmak hususunda dirayetliydim. aynaya baktığımda kendime urganları yakıştıramadığımdan ya da belki her neyse. ama işte insanoğlu arada düşünüyor. bu gece de eğer kafasına bir saksı düşseydi veya hasbelkader kendi elinde kalan ipi boynuna geçirmeye karar verip de son kez bana da bir şey yazmak isteseydi ne yazardı acaba diye düşündüm:
“salvadore.* ikimizin de haklı olduğu taraflar vardı, haksız olduğumuz taraflar da. ben daha fazlasının olmayacağını anladığım için bana kızma. olmazdı, yapamazdık. daha keskin ve daha net olduğum için beni yargılama. zamam zaman yüzüme istemeyerek vurduğun bir sürü ayıbım var, yargılayacaksan onlarla yargıla. ama bitirmek ikimizi iyi edecek tek şeydi. çok üzüldüğünü gördüm, senden farksız değildim.* ama geri dönseydim daha çok acı çekeceğimizi biliyordum. bu satırları uzun zaman sonra yazıyorum çünkü seni tanıyorum, için soğuduğunda dünyanın en makul insanlarından birine* dönüşebilir ve beni anlayabilirsin. kendine iyi bak. hoşçakal.”
alternatif son* “bu satırları uzun zaman sonra yazıyorum çünkü biliyorsun kafamda cevaplayamadığım binlerce soru var. senle senden önce senden sonra. bunlara cevap verememek beni halen uyutmuyor. annemin yokluğu beni binlerce soru barındıran bir boşluğa bıraktı. artık oradan çıkamayacağımı kesinkes anladım. sana yazdım çünkü o boşlukta en iyi seninle debelendim. bana yazılanın sonundayım. gökyüzüne bakamadığım için beni affet. mutlu ol. beni unutma. hoşçakal.”
o gün ne yazabileceğini düşündüm veya umdum bilmiyorum. zaten hiçbir zaman yazmadı. inceldiği yerden koparmakta mahirdi. elimde kalan ipi boynuma geçirmemeye yeminli olduğum için toparlanmak hususunda dirayetliydim. aynaya baktığımda kendime urganları yakıştıramadığımdan ya da belki her neyse. ama işte insanoğlu arada düşünüyor. bu gece de eğer kafasına bir saksı düşseydi veya hasbelkader kendi elinde kalan ipi boynuna geçirmeye karar verip de son kez bana da bir şey yazmak isteseydi ne yazardı acaba diye düşündüm:
“salvadore.* ikimizin de haklı olduğu taraflar vardı, haksız olduğumuz taraflar da. ben daha fazlasının olmayacağını anladığım için bana kızma. olmazdı, yapamazdık. daha keskin ve daha net olduğum için beni yargılama. zamam zaman yüzüme istemeyerek vurduğun bir sürü ayıbım var, yargılayacaksan onlarla yargıla. ama bitirmek ikimizi iyi edecek tek şeydi. çok üzüldüğünü gördüm, senden farksız değildim.* ama geri dönseydim daha çok acı çekeceğimizi biliyordum. bu satırları uzun zaman sonra yazıyorum çünkü seni tanıyorum, için soğuduğunda dünyanın en makul insanlarından birine* dönüşebilir ve beni anlayabilirsin. kendine iyi bak. hoşçakal.”
alternatif son* “bu satırları uzun zaman sonra yazıyorum çünkü biliyorsun kafamda cevaplayamadığım binlerce soru var. senle senden önce senden sonra. bunlara cevap verememek beni halen uyutmuyor. annemin yokluğu beni binlerce soru barındıran bir boşluğa bıraktı. artık oradan çıkamayacağımı kesinkes anladım. sana yazdım çünkü o boşlukta en iyi seninle debelendim. bana yazılanın sonundayım. gökyüzüne bakamadığım için beni affet. mutlu ol. beni unutma. hoşçakal.”
devamını gör...
2.
seni çok seviyorum kızımın annesi.. hep yanımızda olmam ve hep bir arada aynı yastıkta birbirimizin gözlerinde, kendimizi bulmak dileğiyle seni seven.......
devamını gör...
3.
pişmanım.
devamını gör...
4.
saldım.
devamını gör...