1.
bu nispeten yeni bir kavram, ayrı mı yazılıyor bitişik mi bilmiyorum. en son baktığımda türkçe kitap yoktu bu konuda. ama bilimli ve ekolojili biri olduğumuzdan bizim haberimiz var. benim bu konuda aklımda fikirler de var, hocamı kandırırsam inşallah... neyse.
ekolojik anksiyete diyebileceğimiz şeydir. greta mesela böyle bir şey yaşıyor olabilir, yeşil araba diye kendini paralıyor ya :d. bu çevre aktivistleri falan hep bundan muzdarip bence.
neyse yani, iyiden iyiye yaygınlaşmaya başlayan bir şey. insanların çevreyle ve dünyanın gidişatı ile ilgili kaygı yaşama hali.
bu da banyoda aklıma geldi. başlık vardır zihnimin derinliklerini ve karanlık dehlizlerini insanlarla paylaşırım demiştim ama yokmuş başlık. tam olarak sınırları nerede başlıyor nerede bitiyor bilmiyorum ama hayatımın bir evresinde sapıtmamın adının bu olduğuna inanıyorum.
ben biyoloji eğitimi aldığım için bizde her yeri ağaçlandıralım, kendimizi bi yerlere zincirleyelim gibi ateşli aktivizmler olamadı. benim bir arada bulunduğum hocalar böyle işleri hiç sevmez ve gereksiz bulurlar. temaya karşıyız biz grupça :d. her yer çam ağacı olsun istemiyoruz. kendini fabrika kapısına zincirlemeyi de gerzekçe buluyoruz. :d o yüzden bu akademik akılcı baskı beni böyle taşkınlıklardan alıkoydu maalesef. mantıklı da konuşuyorlardı yani, taşkınlık yapmanın saçma olduğuna beni de ikna ettiler.
ama şimdi obsesif de biriyim ya, bende bir noktada çevre bilinci ve ekolojik anksiyete abur cubursuzluk ve duşsuzluk olarak pırtladı. "anarkoprimitivistim ben " diye diye duşu bıraktım abi ben. ciddiyim. tabi depresyondan depresyona savrulmamın da etkisi vardır ama yemin ediyorum bir beton kutunun içinde kafama hortumlardan su akması inanılmaz rahatsız ediyordu beni. ekolojik bir duruş olarak kova ve maşrapa da bende işe yaramadı, plastikler de rahatsız ediyordu. plastik kirliliğine sarmıştım zaten. sonra neyse duşu hadi azalttık su harcamayalım diye bi de cıbıl cıbıl gölde yıkanamıyoruz diye, o neyse. (ya bu arada insanlarla olmak zorunda olduğumda yıkanıyordum. yani bunu da öyle abarttılar ki etrafımdakiler sanki aylarca hiç yıkanmadık, bitlendik sanar oldu millet. bi kere dışarı çıkacaksam mutlaka ama mutlaka duş alıyordum abicim, kimse de diyemez ki sisi kokuyordu. çünkü ona önem veriyordum yani başka insanlar için rahatsız edici olmamasına. evimdeysem de alıyordum, tutup 1 ay duş almadığımız da olmadı aminyum... ) ya ben plastik atık çıkarmayayım diye abur cuburu da bıraktım. hepsini. tümüyle. eti cinden jelibona, gofretten cipse ve dahi kolaya. o yüzden kimse bana gelip de "x bi şeyi boykot edebilir misin?" yok efendim "sanki ne kadar sürdürebilirsin?" falan demesin. vallahi yalan olmasın ama ben sanırım bi 3-4 sene hiçbir şekilde zottirik bir gofret de dahil olmak üzere abur cubur almadım.
hayatımın böyle manyak bir evresi oldu yani. ama deli veganlar gibi alana da çemkirmedim. allahtan o kadar aklımız var. ya da eko misyonerlik yapıp insanları duşsuzluğa iknaya da çalışmadım çok şükür :d.
şimdi geçti onlar. nerdeyse her gün duş alıyorum. abur cubur falan zaten keyifle yiyorum ama duş konusu tam oturmadı. hala yer yer suçlu ve rahatsız hissediyorum. az önce bizim güneş enerjisinin suyu azalmış herhalde, musluktan foş foş akmadı su. sanki dünyadaki tüm suyu ben tüketmişim gibi tribe girdim. kendimi telkin ettim falan. tüm bunlar ordan aklıma geldi.
buyrun bu gereksiz bilgilerle ne yaparsanız yapın :d.
ekolojik anksiyete diyebileceğimiz şeydir. greta mesela böyle bir şey yaşıyor olabilir, yeşil araba diye kendini paralıyor ya :d. bu çevre aktivistleri falan hep bundan muzdarip bence.
neyse yani, iyiden iyiye yaygınlaşmaya başlayan bir şey. insanların çevreyle ve dünyanın gidişatı ile ilgili kaygı yaşama hali.
bu da banyoda aklıma geldi. başlık vardır zihnimin derinliklerini ve karanlık dehlizlerini insanlarla paylaşırım demiştim ama yokmuş başlık. tam olarak sınırları nerede başlıyor nerede bitiyor bilmiyorum ama hayatımın bir evresinde sapıtmamın adının bu olduğuna inanıyorum.
ben biyoloji eğitimi aldığım için bizde her yeri ağaçlandıralım, kendimizi bi yerlere zincirleyelim gibi ateşli aktivizmler olamadı. benim bir arada bulunduğum hocalar böyle işleri hiç sevmez ve gereksiz bulurlar. temaya karşıyız biz grupça :d. her yer çam ağacı olsun istemiyoruz. kendini fabrika kapısına zincirlemeyi de gerzekçe buluyoruz. :d o yüzden bu akademik akılcı baskı beni böyle taşkınlıklardan alıkoydu maalesef. mantıklı da konuşuyorlardı yani, taşkınlık yapmanın saçma olduğuna beni de ikna ettiler.
ama şimdi obsesif de biriyim ya, bende bir noktada çevre bilinci ve ekolojik anksiyete abur cubursuzluk ve duşsuzluk olarak pırtladı. "anarkoprimitivistim ben " diye diye duşu bıraktım abi ben. ciddiyim. tabi depresyondan depresyona savrulmamın da etkisi vardır ama yemin ediyorum bir beton kutunun içinde kafama hortumlardan su akması inanılmaz rahatsız ediyordu beni. ekolojik bir duruş olarak kova ve maşrapa da bende işe yaramadı, plastikler de rahatsız ediyordu. plastik kirliliğine sarmıştım zaten. sonra neyse duşu hadi azalttık su harcamayalım diye bi de cıbıl cıbıl gölde yıkanamıyoruz diye, o neyse. (ya bu arada insanlarla olmak zorunda olduğumda yıkanıyordum. yani bunu da öyle abarttılar ki etrafımdakiler sanki aylarca hiç yıkanmadık, bitlendik sanar oldu millet. bi kere dışarı çıkacaksam mutlaka ama mutlaka duş alıyordum abicim, kimse de diyemez ki sisi kokuyordu. çünkü ona önem veriyordum yani başka insanlar için rahatsız edici olmamasına. evimdeysem de alıyordum, tutup 1 ay duş almadığımız da olmadı aminyum... ) ya ben plastik atık çıkarmayayım diye abur cuburu da bıraktım. hepsini. tümüyle. eti cinden jelibona, gofretten cipse ve dahi kolaya. o yüzden kimse bana gelip de "x bi şeyi boykot edebilir misin?" yok efendim "sanki ne kadar sürdürebilirsin?" falan demesin. vallahi yalan olmasın ama ben sanırım bi 3-4 sene hiçbir şekilde zottirik bir gofret de dahil olmak üzere abur cubur almadım.
hayatımın böyle manyak bir evresi oldu yani. ama deli veganlar gibi alana da çemkirmedim. allahtan o kadar aklımız var. ya da eko misyonerlik yapıp insanları duşsuzluğa iknaya da çalışmadım çok şükür :d.
şimdi geçti onlar. nerdeyse her gün duş alıyorum. abur cubur falan zaten keyifle yiyorum ama duş konusu tam oturmadı. hala yer yer suçlu ve rahatsız hissediyorum. az önce bizim güneş enerjisinin suyu azalmış herhalde, musluktan foş foş akmadı su. sanki dünyadaki tüm suyu ben tüketmişim gibi tribe girdim. kendimi telkin ettim falan. tüm bunlar ordan aklıma geldi.
buyrun bu gereksiz bilgilerle ne yaparsanız yapın :d.
devamını gör...