1.
erol güngör, 1938-1983 yılları arasında yaşamış ülkücü yazar ve sosyolog. erol güngör, türk-islam sentezi çerçevesinde kitap yazmış olup hocası mümtaz turhan ile birlikte önemli işlere imza atmıştır.


devamını gör...
2.
islâm, siyasetin arkasında filizlenen bir doktrin değildir. o hedefine tek başına yürür. islâm davasının asıl yükü fikir adamlarının omuzlarındadır. müslüman aydınlar, din adamları, alimler, mütefekkirler, sanatkârlar bu sorumluluğun şuuruna ermelidir.
medeniyeti politikacılar yaratmaz.
medeniyet, alimlerle sanatkârların işidir.”
bu manada islamcılık şimdiye kadar hep hâkim milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik azınlıkların ideolojisi olmuştur. bunların maksadı islam ülkeleri arasında birlik sağlamaktan ziyade kendi yaşadıkları ülkedeki milliyetçi politikayı nötralize etmektir. bu azınlıklar ayrılıkçı bir politika takip edecek kadar kalabalık ve güçlü olduklarını hissettikleri an kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açmaktan hiç geri kalmazlar; böyle bir güce erişemedikleri müddetçe islam davasının şampiyonu olarak görünürler."
tabi ülkede türk'e yani halka düşman olan kim varsa bir şekilde birlik oluyor. dinleri ırkları dilleri cinsleri ne olursa olsun bir şekilde birlik oluyorlar.
bunu yaparken islamcilikla yapan olur etnik ırkçılıkla yapan olur.
geçenlerde okuduğum bir yazıda aşağı yukarı şöyle diyordu. türkiye deki milliyetçiliği dini milliyetçilik şekline dönüştürdüler. yani nihal atsız zeki velidi togan ziya gökalp çizgisinden alıp fuat sezgin ahmet kabaklı necip fazıl vs gibi insanların görüşleriyle bir partinin de isteği yardımı ve çıkarlarıyla resmen bu hale dönüştürdüler.
medeniyeti politikacılar yaratmaz.
medeniyet, alimlerle sanatkârların işidir.”
bu manada islamcılık şimdiye kadar hep hâkim milliyete karşı hoşnutsuzluğunu doğrudan doğruya belirtemeyen etnik azınlıkların ideolojisi olmuştur. bunların maksadı islam ülkeleri arasında birlik sağlamaktan ziyade kendi yaşadıkları ülkedeki milliyetçi politikayı nötralize etmektir. bu azınlıklar ayrılıkçı bir politika takip edecek kadar kalabalık ve güçlü olduklarını hissettikleri an kendi istikametlerinde bir milliyetçilik hareketi açmaktan hiç geri kalmazlar; böyle bir güce erişemedikleri müddetçe islam davasının şampiyonu olarak görünürler."
tabi ülkede türk'e yani halka düşman olan kim varsa bir şekilde birlik oluyor. dinleri ırkları dilleri cinsleri ne olursa olsun bir şekilde birlik oluyorlar.
bunu yaparken islamcilikla yapan olur etnik ırkçılıkla yapan olur.
geçenlerde okuduğum bir yazıda aşağı yukarı şöyle diyordu. türkiye deki milliyetçiliği dini milliyetçilik şekline dönüştürdüler. yani nihal atsız zeki velidi togan ziya gökalp çizgisinden alıp fuat sezgin ahmet kabaklı necip fazıl vs gibi insanların görüşleriyle bir partinin de isteği yardımı ve çıkarlarıyla resmen bu hale dönüştürdüler.
devamını gör...