iki "ş" ile olacaktı, eşşek kadar çocukları sınava tek başına yollayamayan, çocuğa kundaklık bebek muamelesi yapan garip ana babalardır.

çocuk liseye girecek, hatta üniversiteye girecek çağa gelmiş ana babalar bunların peşinden ayrılmıyor.
lan bi salın şu çocukları. bu ne yahu?
zamanında liseye giriş sınavı için ben de sınava girdiydim.. okul öyle uzak ve öyle zorlu bir yerdeydi ki kendi başıma arayıp bulmuş idim.
o zamanlar böyle google harita vb. yardım alabileceğimiz şeyler de yoktu.
ilgili okulun bulunduğu mahalle muhtarına kadar gitmiştim. muhtar bile nerede yahu bu okul demişti. zor bela bulmuştum.
tabii sonra sınav bir sonuca bağlanmadı.
o zamanlar liseye geçiş sınavları formalitedendi nedense. keşke de girmeseymişim. her neyse işte. biz böyle çocuklardık.. şimdi adam gelmiş 20 yaşına yanından anası babası ayrılmıyor. suyunu da iç yavrum. derin nefes al yavrum. aman yavrum, cicim yavrum. dualarla yollamalar.

bu ne be? bu ne bee?
devamını gör...
çünkü o çocuklar prems ve premsess.
taaam mı.
devamını gör...
otuz yaşında oğlunun şikayetlerini halen daha kendi anlatan anneler var.

sonra bir kadını yahut erkeği, sadece annesi ya da babası olarak nitelemenin yanlışlığından dem vuruyorlar.

sınav işi streslidir, sırf heyecandan bile yola koyulabilir anne baba bu konu ayrı ama biraz kopuverin bu çocuklardan, aklı var fikri yok nesli oldular. eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...
güzel tespittir. doğrudur. ama geldiğimiz noktada hem çocukların kanabileceği sayıca çok ve çeşitli uyarıcılar var, hem de dünyada asayiş kalmadı azizim eskisi gibi mi...

eskiden 23 yaşında bir üniversite mezununun ağzına bakabiliyordu yöneticiler, insanlar çok hızlı işlerinde yükselebiliyordu. şimdi eski şirketimde baktım kadın terfi almış 38 yaşında "kıdemli uzman" olmuş. bunun da insanların "büyümemesinde" etkili olduğunu düşünüyorum.

şu çocukları insan yerine koyun fikir sorun, mantıklı mantıksız olması önemli değil. hayatında duygularını düşüncelerini ifade edememiş insanlar tabii ki çocuk kalacak mal mal birey olamayan yalnız kalsa ölen insanlar olacak.

entry başlama bitirme mesafesi 20.000km olanlar timi gururla sunar.

kendimi durduramadan yazdığım fazla uzun edit: vay bee ne hassas konuymuş. bağzı siyasi saçma salak hassasiyetlerin konuşulmasındansa böyle hassasiyetlerin konuşulmasını çok çok daha faydalı bulurum.

sadece tanımımda bir şeyi açıklığa kavuşturmak istedim, belki anlaşılmayan noktalar olabilmiştir diye.
ilk paragrafta bu ebeveynlere hak verdiğimi anlattım.
ikinci paragrafta günümüz sistemini suçladım.
üçüncü paragrafta ebeveynlerin sistem gerçeğine karşı nasıl konum alması gerektiğine dair naçizane görüşlerimi yazdım.

+ yeni jenerasyonla alakalı tespitler de yanlış değildir ama bu onlardan veya ebeveynlerinden kaynaklanmıyor tabi. sosyal medyaymış yok bunlar ibn-i haldunun “üçüncü jenerasyon” dediği şeymiş filan da değil problem.

dünyada artık dağıtılmayan, tek elde toplanan, yaşlılarda koltuk sevdası olarak tezahür ederek toplanan büyük bir rant var. bu rantın yeniden dağıtılmasını inatla istemiyorlar. eskiden böyle değildi. devlet başkanları, senatörler, vekiller de mesela bu kadar yaşlı değildi. sekiz kere kalp krizi geçirmiş adam aile şirketinin hala başında kalmaya çalışmıyordu. problemimiz şu: bu rant sahibi yaşlılar “ölmüyorlar” azizim. kabul etmiyorlar gitmeyi, emekli olmayı. böyle olunca, sorumluluk verilmiyor, büyük başarıyı tadamıyoruz, hatta büyük hatalar da yapamıyoruz. başarılarımız, hatalarımız çok küçük kalıyor ama tüm dünyamız bunlar olduğu için biz de bunları çok büyük başarılar ve çok büyük hatalar zannediyoruz. bunların ikisi de depresyon sebebi.

neyse uzatmayayım, şimdi “the coddling of the american mind” diye bir kitaba başladım, orada yeni jenerasyonu anlatıyormuş. flu tv’de gördüm okuyim dedim. işte girişte diyor ki, bunlar özetle bir ermişe gitmiş, ermiş bunlara üç öğüt vermiş. ilki, şu laf beni çok vurdu:


what doesn’t kill you makes you weaker.


seni öldürmeyen şey seni zayıflatır.

işte tüm bu anlattıklarımdan dolayı, gençler böyle inanmaya başlamış. hata yaptıklarında, ceza çektiklerinde güçlendiklerini değil, zayıfladıklarını düşünüyorlar. ebeveynlerden ricam da, çocuklarının bu ve benzeri ilüzyonlara kapılmalarını engellemek. bunun da en güzel yolu, onları “insan” ve “ayrı bir birey” yerine koymalarıdır. son paragrafımda bu nedenle bir öneri bırakmışımdır azizim.
devamını gör...
evlattır, kıymetlidir.
hayat zor, anne babalar kaygılı, telaşlı çocuklarının geleceğinden. ülkesinden de korkar vaziyette tüm ebeveynler zaten. bırak çocuğu, evcil hayvanları dahi güvende değil. yalnız başına kedisini köpeğini dahi bırakmak istemiyor insanlar ne diyeyim.

en zor ebeveynlik bu dönemlerde yapılıyor diye tahmin ediyorum. en sağlıklı düşünenin bile kaygı ve korkudan kaynaklı evhamlı davranışlar sergilemesine sebep oluyor bu zamanlar.

hangi şartta olunursa olunsun elbette bu davranışlar çocuklarının geleceği için pek de yararlı olmayacaktır ancak kafayı yemeden yaşayabildiklerine şükretmek de gerekir bir yandan. allah yardımcıları olsun hem ebeveylerin hem de yavrularının.
devamını gör...
çocuğunuz eşek kadar olmuşken bile size ihtiyacı varken gitmeyecekseniz, yanında durmayacaksanız, destek olmayacaksanız ne demeye ana baba oldunuz? dölledim, doğurdum, oldu bitti gibi bir şey değil bu. sizin sorununuz ne zaman çocuğun yanında durulur, ne zaman çocuk salınır aradaki farkı bilmemeniz. elinden tutup parka oynamaya sonra da dondurma yemeye götürecek haliniz yok. yapacağınız 1-2 saatlik kapıda bekleme, 2-3 dua okuyup üfleme yani. olayları dramatikleştirmekten vazgeçin.
devamını gör...
sonra da veletleri bizim başımıza bela oluyo gelip.
özel okulların bi diğer dezavantajı da bu sanırım; herkes çocuğunu prens ve prenses sanıyor.
devamını gör...
geleceğin muğlak ve zorlu olduğu bir ülkede çocuklarının geleceklerinin belirleneceği bir sınavda yanlarında bulunmaları garip değil, anlaşılır bir durum. özellikle de kalabalık şehirlerde yaşıyorlarsa sınava yetilmek zor olabiliyor. psijolojik olarak da destek görmek iyi gelebilir. ancak çocuklara da biraz güvenmek lazım. reşit olmak üzere veya olan insanlardan bahsediyoruz. kendi başlarına bir şeyleri halledebilmeliler. bizimkiler beni ilkokulun ilk günü okula bıraktılar. sonrasında eğitim hayatım boyunca çoğunlukla kendim gittim. tabii küçükken uzak yerleşkelerde olan sınavlara ailem götürdü doğal olarak. ama üniversite sınavına kendim gittim. rahat rahat girdim sınava, başarılı da oldum.
devamını gör...
aksi o anne babalar tam da o gunler icin var. ana/baba dedigin o sinava evladiyla gelir, sinav oncesinde evladina kocaman sarilir. heyecanini/ kaygisini motive ederek azaltir. “sinav istedigin gibi olsun olmasin, alacagin sonuc senden degerli olmayacak” guvenini cocuguna damardan hissettirir. evlatta sinava kafasi rahat bir sekilde girer, analar/ babalar da dualar esliginde kapida cocuklarini bekleyiverirler.
ya bugunun adeti, raconu budur sozlukcum, birakin boyle de devam etsin. ebeveyn desteginin cocuga zarari olmaz, faydasi olur. guce guc katar bi kerem, oz guven yukseltir. basarasin yoksa bile bir seyleri basarma nedenin olur. kendine inanasin gelmezse, kapida senin icin bekleyen fedakar anacigin icin bir seyler yapasin gelir, fena mi olur?
devamını gör...
valla keske ben de eşek kadarken benim anne baba da götürseydi sınava. hep tek gittim cocuk yasta da eşek kadarken de.
t:dogru olani yapan sevgili ebeveynlerdir
devamını gör...
ebeyenlerin önemli günlerde çocuklarının yanında olmalarını daha doğru buluyorum. amaç sınava yetiştirmekten ziyade o önemli günde yanında olabilmek oluyor zaten.
üniversiteye kayıt olduğumda bile ailem yanımdaydı mesela, kendi işimi kendim halledemeyeceğimden dolayı değil de benim için önemli bir gün olduğunu bildiklerinden dolayı.
o gün babam benden bile daha mutluydu yeni bir şehirde yeni bir hayat sürecine başlayacağım için.

aslında 'aman çocuğumun başına bir şey gelmesin' düşüncesinden fazlasıyla uzak bir ailem var. başıma bir şey geldiğinde direkt kendileri çözmek yerine nasıl çözmem gerektiğini öğrettiler çocukluğumdan beri.
yine de önemli olabilecek günlerde yanımda olmaya özen gösterirler. dediğim gibi, olay orada benim bir şeyi başaramayacak olmam falan değil.

ailemin önemli günlerde yanımda olmaması da beni ekstra etkileyen bir olay olmazdı ama yanımda olmaları daha da güven veriyor.
devamını gör...
artık yediğinden içtiğinden mi sosyal medya psikologlarının artmasından mı nedir bilmem tum yeni kuşak anksiyete sahibi olduğu içindir.
bizde cocuk olup maç yaparken asfalt zeminde dizlerimizin üstüne düştük, bisikletle takla attık, arkadaşlarla küstük barıştık bu ne camdan cocukluk a.... bu cocuklar okul bitince babasının kira ve fatura ödediği ayrı eve çıkıp ben bireyim diye kafa acacaklar en cok ona yanarım.
devamını gör...
offf ne abarttınız anası babası sınava götürdü diye sorumsuz hiçbir şeye yaramayan birey bile olamayan konumuna sokuyorsunuz insanları yav ne alaka ne alaka siz neden sapla samanı ayıramıyorsunuz
o zaman siz kendi çocuğunuzu sınava götürmezsiniz çok bilmişler
birine gireceği sınavda eşlik etmek destek olabilmenin bir yolu değil mi
yok bizim zamanımızda böyle değildi yok biz kendi kendimize hallettik her şeyi yok bilmem ne
bizim çocuk olduğumuz o karanlık dönemde de anne babalarımız okula gitmek için karda kışta 10 km yürüyorduk diye bize hikaye anlatıyorlardı şimdi sizin onlardan ne farkınız var niye bu kadar tahammülsüzsünüz ya cidden çok komik
ayrıca eşek kadar dediğiniz çocuklar da 18 yaşında bakın çocuk diyoruz
18 yaşındaki birinin yetişkin olduğunu size düşündüren ne
her haltı eleştirmekten vazgeçin aşkoo isteyen çocuğunu sınava götürür çıkana kapıda kadar bekler isteyen 40 yaşına geldiğinde bile desteğe ihtiyacı varken destek olur
sevgi denen şey bize hep yanlış kanallarda iletildiği için en ufak bir sevgi gösterisini aşırılık zannetmeye meyilli bir kuşak olduk
devamını gör...
ösym sınav salonuna kimlik ve giriş belgesi dışında bir şey sokmuyor.

şahsen bende böyle girdiğim sınavda yanımda biri olsun isterim.

eşek kadar çocuklara yapılan muameleye gelince o anne babalar bunu spor olarak yapıyor. iki gündür veli gözlemliyorum, herkes katlanır sandalyelerini, sehpalarını, çaylarını hatta kankalarını alıp gelmiş.

sanırım yurdum ana babası evladının çevresinde eğlenmeyi seviyor.
bana saçma geliyor ama sanırım ben marjinalim.
neyse dil sınavına gireceklere başarılar.
devamını gör...
onlar istese tek bile gidip sınava girerler. şimdi herşey yasak telefon , akbil, anahtar, ve daha bilemediğimiz bir çok şey.
anne baba merak eder sınava yatististi mi , yolda biri rahatsız etti mi, sağ salim vardı mı ve kapıda sorun çıktı mı vb. bir çok neden sayabiliriz.
bunun yerine evde kafayı yiyeceklerine beraber gidiyorlar bu çocuğa moral motivasyon oluyor hep yanındayız desteğimiz tam vb. moral verici sevildiğini gösteren durumlar. buda çocuklarına olumlu yansır.
zor olan kimsesi olmayanlar çünkü o esnada kendisinin yalnız olduğunu görünce yaşanan burukluk.
devamını gör...
#3622907 sayın yazar,

her şeyin bu kadar belirsiz, dengesiz ve rekabet dolu olduğu bir ülkede çocuklarına eşlik eden anne babaları yadırgamak kolay. ama mesele çocukların “eşek kadar” olması değil, sistemin insanı çocuk gibi çaresiz bırakması. eğitim sistemi zaten başlı başına bir stres kaynağı; sınav sayısı, belirsizlikler, yanlış yerleştirmeler ortada. anne babalar da çocuklarını korumaya, en azından yalnız hissettirmemeye çalışıyor.

bir çocuğun sınava giderken yanında ailesini istemesi onun zayıf olduğunu değil, ailesiyle güvenli bir bağ kurduğunu gösterir. insan ilişkilerinin bu kadar koptuğu bir çağda, bu bağı korumak neden garip olsun?

biz eskiden tek başımıza yapmış olabiliriz ama bu yolun sağlıklı ya da doğru olduğu anlamına gelmez.

yani mesele “bu ne be?” değil. mesele, birlikte yol almak, destek olmak. bu kadar da yargılamayalım birbirimizi.
devamını gör...
çok iyi yapan ana babalardır.
eşek kadar dediğiniz çocuklar 17-18 yaşındaki ergenler. şurda maval okuyan 30+ göt kılları ağırmış yazarların çevirdiği tiyatroları görüyoruz zottirik zattirik sanal sahnelerde :d. bunlar yaşanırken ulan eşşek kadarım nabıyorum ben ya demeyen herkes avuç kadar çocuklara sarmış.
devamını gör...
dün çocuklar duymasın'dan bir kesit çıktı karşıma. taş fırın abimiz bu gençler aynı anda aşık da olacak, sınava da hazırlanacak, zorluk da çekecek, film de izleyecek gibi birşeyler örnekleyip; sadece sınava konsantre olsun başka şey yapmasın kafasındaki dominant teyzeye "gerçek hayatta kimse onlara sizlerinki gibi böyle yapay bir ortam hazırlamayacak, işte esas sınav bu" gibi bişey söyledi. kesinlikle çok haklı.

keza yıllar önce ahmet şerif izgören bir seminerinde yabancıların 5 yaşındaki çocuğu alır hamburgerini hapır hupur yer, bizde 10 yaşındaki çocuğun ayağına yemeği anası getirir, babası yedirir, halası ağzını siler. 30 yaşına gelince bakarsınız hâlâ ana baba peşinde koşturuyor demişti.

aileler yaşadıkları zorlukları evlatları yaşamasın derken çocuğa hiç görev vermeyip koca bebekler yarattı. oturduğu yerden hersey ayağına gelen, ne isterse alınan çocuklar var benim olmadı onun olsun kafasındaki ebeveynler yüzünden. ödüllendirme sistemi bile yok. nolursa olsun o benim çocuğum diyerek her istediğini almak da yanlış olabilir belki. çünkü çocuk herhangi birşey için mücadele etme gereksinimi duymuyor ki. yasa 18'e kadar çocuk diyor olabilir ama bunlar bebek değil. kaldı ki 18'i geçip hala çocuk hatta bebek olan bireyler yetiştiriyorlar.
devamını gör...
duruma iki açıdan bakabiliriz;

denk geldiğim bazı videolarda ailelerin sınava girecek çocuklardan daha hevesli,daha özenli olduğunu gördüm bu yanlış bir hareket,sınava girecek kendisi mi annesi babası mı diye düşündürüyor çocuk sorumluluğu biraz daha kendisi almalı kesinlikle.

diğer bir açıdan ise ailesinin desteğini yanında hissetmeli,bu ona hem mutluluk hem de motivasyon kaynağıdır.kendi açımdan hayatımı etkileyecek her türlü önemli hadisede ailem hep yanımda olmaya çalışıyorlar var olsunlar ama bazı işlerimi de kendim halletmeye çalıştım örneğin sınava tek başıma gittiğim de oldu,ailemle gittiğim de oldu.

ezcümle bu tamamen yanlış bir hareket diyemeyiz sorumluluk bilincinde olduğu sürece ailesinin yanında olmasında bir sakınca görmüyorum açıkçası.
devamını gör...
hep anası anası. minibüsle 15 dakikalık mesafeyi gitsin bi zahmet. sen niye götürüyorsun diyorum bir şeyler anlatıyor haklısın karicim derken buluyorum kendimi. ana yüreği tabi, farklı çarpıyor. neyse ben oğluma oğlum bu sınav hayatın sonu değil, herkes hakim savcı mühendis doktor olacak diye bir şey yok. bu memleketin iyi bir duvar ustasına da, aktara da, mobilyaciya da ihtiyacı var. sen gayrettli ve dürüst olursan herkes tarafından saygı duyulan bir adam olursun. allah sana zihin açıklığı versin dedim öptüm sarıldım sınava gönderdim ben de işime gittim. hayır işe gitmesem 2 yevmiyemi yemek paramı yol paramı kesecekler. ne gerek var. doğru diyorsun abi diyenler beğensin babaya bak şam babası diyenler fav.*
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"eşek kadar çocukları sınava yetiştirmeye çalışan ana babalar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim