1.
2.
ek bilgi olarak, albümün ilk bin baskısının yanında çakmak hediye edilmiş.
devamını gör...
3.

1150’lerden kalma, tam bir ortaçağ şaheseri. aslında fortun köyünde yapılmış ama 1800’lerin sonunda norveçliler bunu söküp bergen’e taşımış. bildiğin koca yapıyı parça parça söküp başka yere kurmak… lego değil, kilise taşıyorlar. stave tarzı mimari de zaten norveç’in kültürel hafızasının en karakteristik parçalarından biri.
sonra 1992’ye geliyoruz ve işin rengi değişiyor.
6 haziran gecesi kilise bir anda alev alıyor. sabaha karşı geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış.
black metal tayfası olayı “pagan köklere dönüş” diye yorumlayıp, hristiyanlığa karşı sembolik bir saldırı gibi sahipleniyor. o dönemin kaotik atmosferinde varg vikernes adı da sürekli geçiyor ama bu spesifik yangın için doğrudan suçlanmıyor. mahkeme sürecinde “ben yapmadım ama yapanı destekliyorum” minvalinde açıklamalarla dolaşması da ayrı bir olay zaten.
bu yangın tekil kalmıyor, norveç genelinde bir dizi kilise yakma vakasını da tetikliyor. hatta varg, burzum projesinin aske ep kapağına bu yanmış kilisenin fotoğrafını koyarak olayı doğrudan estetik bir malzemeye çeviriyor. albüm de bu yüzden ayrı bir kült statü kazanıyor.
kişisel olarak varg’ın ideolojisinden gram haz etmem ama müzikal olarak yaptığı işin etkisini inkâr etmek de pek mümkün değil.
1997’de kilise orijinaline sadık kalınarak yeniden inşa ediliyor. bugün gidip bakınca hem ortaçağdan kalma o tuhaf, karanlık mimariyi görüyorsun hem de 90’ların o isli, problemli black metal tarihinin gölgesi hâlâ üstünde duruyor. bir yapı düşün, hem turistik hem lanetli gibi.
devamını gör...
