1.
bulgaristan'ın adını makedonyalı filip'ten alan şehri. ayrıca ülkenin ikinci büyük şehri.
sofya'da rahatsız otelde geçirdiğimiz gecenin sabahında evvela buraya vardık. edirne'den geçen meriç nehrinin üst taraflarında yer alan güzel şehirde önemli bir türk ve pomak nüfusu halen yaşıyormuş. burada bir saat kadar oyalandık. kendi çektiğim fotoğraflar arasında filibe'den de kare bulamadım. kafilenin whatsapp grubunda tüm fotoğrafları toplamıştık, yani başka çekilen resimler var, ama anonim de olsam sahiplerinden izinsiz koymaya üşeniyorum.
gezdiğimiz yerler arasında, bursa usulü bezemeli minaresiyle dikkat çeken büyük cuma camisi (istanbul'un fethi öncesi osmanlı'da böyle çeşitli bezemeler olan minareler yaygındır, özellikle (gbkz: bursa) ve edirne camileri böyledir) ve tıpkı sofya gibi üstü cam tavanla örtülü ören yerini hatırlıyorum. cami ibadet saatleri dışında açılmadığı için sadece dışarıdan görebildik, antik tiyatroyu da tepeden gördük. bunun dışında, yaya yolları şeklinde düzenlenmiş çarşıda cheesecake yediğimizi iyi hatırlıyorum ki, galiba pastane sahipleri türktü. caminin fotoğrafı bende yoksa da internetten buldum, işte.
buradan çıkınca da anayolda bir türk dinlenme tesisinde ufak bir molanın ardından kapıkule'den edirne'ye vasıl olduk. öğle yemeğini selimiye camii yakınlarında yaprak ciğer olarak yedik, bir haftadır bizim kaprislerimizi çeken gariban rehberimizle vedalaştık ve yola koyulduk. ankara ve izmir yolcuları da buluştukları çanakkale'de ayrıldılar. o değil de, o kadar gezdik halen hacıoğlu pazarcık'taki asıl köyümüzü göremedik. buraya bir üzgün emoji gelecek...
sofya'da rahatsız otelde geçirdiğimiz gecenin sabahında evvela buraya vardık. edirne'den geçen meriç nehrinin üst taraflarında yer alan güzel şehirde önemli bir türk ve pomak nüfusu halen yaşıyormuş. burada bir saat kadar oyalandık. kendi çektiğim fotoğraflar arasında filibe'den de kare bulamadım. kafilenin whatsapp grubunda tüm fotoğrafları toplamıştık, yani başka çekilen resimler var, ama anonim de olsam sahiplerinden izinsiz koymaya üşeniyorum.
gezdiğimiz yerler arasında, bursa usulü bezemeli minaresiyle dikkat çeken büyük cuma camisi (istanbul'un fethi öncesi osmanlı'da böyle çeşitli bezemeler olan minareler yaygındır, özellikle (gbkz: bursa) ve edirne camileri böyledir) ve tıpkı sofya gibi üstü cam tavanla örtülü ören yerini hatırlıyorum. cami ibadet saatleri dışında açılmadığı için sadece dışarıdan görebildik, antik tiyatroyu da tepeden gördük. bunun dışında, yaya yolları şeklinde düzenlenmiş çarşıda cheesecake yediğimizi iyi hatırlıyorum ki, galiba pastane sahipleri türktü. caminin fotoğrafı bende yoksa da internetten buldum, işte.
buradan çıkınca da anayolda bir türk dinlenme tesisinde ufak bir molanın ardından kapıkule'den edirne'ye vasıl olduk. öğle yemeğini selimiye camii yakınlarında yaprak ciğer olarak yedik, bir haftadır bizim kaprislerimizi çeken gariban rehberimizle vedalaştık ve yola koyulduk. ankara ve izmir yolcuları da buluştukları çanakkale'de ayrıldılar. o değil de, o kadar gezdik halen hacıoğlu pazarcık'taki asıl köyümüzü göremedik. buraya bir üzgün emoji gelecek...
devamını gör...
2.
