1.
köygöçüren
fakir baykurt'un askerliğini yaptığı konya'yı anlattığı romanı.
olaylar, cumhurbaşkanının* konya'yı ziyaretiyle başlar. kantarma köyünün muhtarı h*msalak musa'yla cesur kankası hıdır, cumhurbaşkanının şerefine verilen ziyafete sızmayı başarırlar. kendilerini tanıyan demokrat parti il başkanı dr. zihni'nin aracılığıyla bayar'la tanışarak ertesi gün çumra'ya giderken yol üstündeki köylerine uğramaya ikna ederler. hakikaten ertesi gün bayar gelir. köylülere "bir isteğiniz var mı" diye sorar. köyün hacı hoca tayfası "kuran kursu istiyoruz, caminin tamirini istiyoruz" filan diyedursun musa, hıdır ve musa'nın kayınpederi ümmet çavuş "kuraklıktan anamız ağladı, açız; su istiyoruz" derler. cumhurbaşkanı hepsinin sözünü verir.
cami inşaatı konyalı zenginler aracılığıyla hızla tamamlanır, kuran kursu yapılır, hoca atanır ve cumaları atatürk'e sövülen vaazlar verilmeye başlanır. sudansa ses seda yoktur. nihayet bir yıla yakın beklemenin ardından mühendis cafer diye biri yeraltı suyu araştırmaları için gelir. kuran kursu hocası "yağmur duası dururken yeraltı suyu aranmaz, cinler musallat olur" diye vaazlar veredursun muhtar'la hıdır'ın teşvikleriyle mühendis cafer (amerika'dan yeni gelmiş, zengin bir müteahhidin damadı) araştırmalara başlar. nihayet suya ulaşıldığındaysa tazyikli acı su fışkırır. üstelik bu acı su o kadar tazyiklidir ki, sondaj alanına beton dökülmesine rağmen betonları çatlatarak akmakta, kurak tarlalarda bir sodalı göl oluşturmaktadır. valilikten yalvar yakar istenen greyder gelmez, köylü kazma kürekle bir kanal açarak suyu en yakın dereye dökmeyi başarır. ama olan olmuş, ıslak topraktan köygöçüren denen yabani otlar fırlamaya başlamıştır. bütün köylü, bu işte çok ısrar eden muhtar musa'yla hıdır'a diş bilemeye başlar.
otu araştırmak için ankara üniversitesi ziraat fakültesinden bir heyet gelir. onlar da bu otun çok pahalı ilaçlarla ancak yok edilebileceğini, yolmakla kökünü kazımakla kesinlikle yok olmadığını açıklarlar. artık köyde iş olmadığını anlayan herkes, topraklarını çok ucuza satarak konya'ya, sık sık kendilerine yardımcı olan doktor zihni'ye giderler, onun torpilleriyle belediyede, şeker fabrikasında, dsi'de, özel idarede birer işçiliğe yahut apartman kapıcılığına yerleşip kalırlar. köyde sadece ümmet çavuş kalır. toprakları toplayan konya zenginleri ve bu arada mühendis şaşı cafer ise her şey olup bittikten sonra bir artezyenden tatlı su bulmayı başarırlar. ama artık olan olmuştur, o su yeni sahiplerine yarayacaktır. hıdır itfaiye çavuşluğundan musa kapıcılıktan memnunlardır, komşuları kerim usta sayesinde sol düşünceyle de tanışmışlardır ya, bir yandan lümpenlikten de vazgeçmezler, musa doktor zihni'nin karısıyla işi pişirmişken dul baldızını da evli ve çocuklu hıdır kuma olarak almıştır...
olaylar, cumhurbaşkanının* konya'yı ziyaretiyle başlar. kantarma köyünün muhtarı h*msalak musa'yla cesur kankası hıdır, cumhurbaşkanının şerefine verilen ziyafete sızmayı başarırlar. kendilerini tanıyan demokrat parti il başkanı dr. zihni'nin aracılığıyla bayar'la tanışarak ertesi gün çumra'ya giderken yol üstündeki köylerine uğramaya ikna ederler. hakikaten ertesi gün bayar gelir. köylülere "bir isteğiniz var mı" diye sorar. köyün hacı hoca tayfası "kuran kursu istiyoruz, caminin tamirini istiyoruz" filan diyedursun musa, hıdır ve musa'nın kayınpederi ümmet çavuş "kuraklıktan anamız ağladı, açız; su istiyoruz" derler. cumhurbaşkanı hepsinin sözünü verir.
cami inşaatı konyalı zenginler aracılığıyla hızla tamamlanır, kuran kursu yapılır, hoca atanır ve cumaları atatürk'e sövülen vaazlar verilmeye başlanır. sudansa ses seda yoktur. nihayet bir yıla yakın beklemenin ardından mühendis cafer diye biri yeraltı suyu araştırmaları için gelir. kuran kursu hocası "yağmur duası dururken yeraltı suyu aranmaz, cinler musallat olur" diye vaazlar veredursun muhtar'la hıdır'ın teşvikleriyle mühendis cafer (amerika'dan yeni gelmiş, zengin bir müteahhidin damadı) araştırmalara başlar. nihayet suya ulaşıldığındaysa tazyikli acı su fışkırır. üstelik bu acı su o kadar tazyiklidir ki, sondaj alanına beton dökülmesine rağmen betonları çatlatarak akmakta, kurak tarlalarda bir sodalı göl oluşturmaktadır. valilikten yalvar yakar istenen greyder gelmez, köylü kazma kürekle bir kanal açarak suyu en yakın dereye dökmeyi başarır. ama olan olmuş, ıslak topraktan köygöçüren denen yabani otlar fırlamaya başlamıştır. bütün köylü, bu işte çok ısrar eden muhtar musa'yla hıdır'a diş bilemeye başlar.
otu araştırmak için ankara üniversitesi ziraat fakültesinden bir heyet gelir. onlar da bu otun çok pahalı ilaçlarla ancak yok edilebileceğini, yolmakla kökünü kazımakla kesinlikle yok olmadığını açıklarlar. artık köyde iş olmadığını anlayan herkes, topraklarını çok ucuza satarak konya'ya, sık sık kendilerine yardımcı olan doktor zihni'ye giderler, onun torpilleriyle belediyede, şeker fabrikasında, dsi'de, özel idarede birer işçiliğe yahut apartman kapıcılığına yerleşip kalırlar. köyde sadece ümmet çavuş kalır. toprakları toplayan konya zenginleri ve bu arada mühendis şaşı cafer ise her şey olup bittikten sonra bir artezyenden tatlı su bulmayı başarırlar. ama artık olan olmuştur, o su yeni sahiplerine yarayacaktır. hıdır itfaiye çavuşluğundan musa kapıcılıktan memnunlardır, komşuları kerim usta sayesinde sol düşünceyle de tanışmışlardır ya, bir yandan lümpenlikten de vazgeçmezler, musa doktor zihni'nin karısıyla işi pişirmişken dul baldızını da evli ve çocuklu hıdır kuma olarak almıştır...
devamını gör...



