1.
lise yıllarında bana aforizma kastıran bey abidir kendisi. özellikle o yıllarda ufak çaplı bi zihinsel devrime sebep olmuştu. en azından kendisinden rahatlıkla ''eleştirel düşüncenin ne olmadığı'' öğrenilebilir.
devamını gör...
2.
cinayeti öğrendiler. onlara öylesine heyecan veriyordu ki bu, spor olsun diye birbirlerini öldürmeye başladılar ve savaşı buldular; en büyük adım buydu onlar için.sözünün sahibidir.
devamını gör...
3.
hazırcevaplığın virtüözü.
- bernard shaw ile evlenmek isteyen bir kadın, "dünyadaki en iyi beyin sizde, en güzel beden ise bende. düşünsenize ne kadar kusursuz bir çocuğumuz olurdu." bernard da bunun üzerine, "ya bedeni benimkine, beyni de sizinkine benzerse?" diye cevap verir."
- yemek esnasında davetliler arasında yer alan bir lord, shaw'a "babanızın küçük bir terzi olduğunu duydum, doğru mu?" diye sorar, bernard küçümser tavırları anlayınca "evet" yanıtı verir. "o halde siz neden terzi olmadınız?" sorusunu duyunca, gülümseyerek şöyle karşılık verir: "babanız sanıyorum centilmen bir adamdı, öyle değil mi?" evet yanıtı alınca, "öyleyse siz neden centilmen bir adam olmadınız?"
- bernard shaw ile evlenmek isteyen bir kadın, "dünyadaki en iyi beyin sizde, en güzel beden ise bende. düşünsenize ne kadar kusursuz bir çocuğumuz olurdu." bernard da bunun üzerine, "ya bedeni benimkine, beyni de sizinkine benzerse?" diye cevap verir."
- yemek esnasında davetliler arasında yer alan bir lord, shaw'a "babanızın küçük bir terzi olduğunu duydum, doğru mu?" diye sorar, bernard küçümser tavırları anlayınca "evet" yanıtı verir. "o halde siz neden terzi olmadınız?" sorusunu duyunca, gülümseyerek şöyle karşılık verir: "babanız sanıyorum centilmen bir adamdı, öyle değil mi?" evet yanıtı alınca, "öyleyse siz neden centilmen bir adam olmadınız?"
devamını gör...
4.
"bir domuzla asla güreşmemeyi uzun zaman önce öğrendim. kirlenirsin ve ayrıca domuz bundan hoşlanır."
mealen zihniyeti bozuk adamlarla muhatap olmayın, boklarında boğulsunlar demiştir.
mealen zihniyeti bozuk adamlarla muhatap olmayın, boklarında boğulsunlar demiştir.
devamını gör...
5.
"akıllı adamlar kendilerine uygun dünyayı bulamazlarsa, yeni bir dünya yaratırlar."
ekonomik kriz aldı başını gidiyor, berbat kahvelere dünya kadar para isteniyor, dünya yangın yeri, karagümrük yanıyor; bernard abimizin repliği içimize daha çok ateş salıyor.
viktorya dönemi'ni orta yerinden kırarak 1856'da doğmuş, edebiyatın laf sokan ihtiyarıdır ve victorian nezaketini kalemiyle delip geçen domdom kurşunudur.. kendisi oyun yazarıdır. 1925'te nobel ödülü almış ve "para kısmını istemiyorum, edebiyat para ile ölçülemez" diyen; bir yandan sistemi eleştirirken öbür yandan sistemin bir parçası olmadan onu dönüştürmeye çalışan bir ahlâk mühendisidir.
1950'de 94 yaşında hayatını kaybetmiştir ve geride her biri ayrı bir tweet tadında replikler bırakmıştır. tam olarak 19. yüzyıldan çıkmış bir 21. yüzyıl beyni diyebiliriz.
sadece oyun yazmayan aynı zamanda sistemle kavga eden bernard shaw, klasik bir oyun yazarından çok daha öte bir yazardır. edebî, politik ve polemikçidir. o, aynı masada otururken, sen ne desen "hımmm, saçma" diyen bakışları ile seni süzen ve akabinde seni kendi cümlelerinle mat eden, lafla terbiye sanatının babasıdır.
dostoyevski'nin karakterleri kendi içinde çatışmadan çatışmaya mayınlara basa basa sürünürken, shakespeare'in karakterleri birbiri ile çatışıp trajedi ile devleşirken; shaw'un karakterleri filozof gibi, entelektüel gibi tartışır. tez savunur gibi replik atarlar.
tematik olarak oyunları; "sosyalizm neden işe yarar?", "dinler neden sorgulanmalı?", "kadınlar neden daha akıllı?", "sistemi neden sorgulamalıyız?" gibi sorgulamaları temele alarak ilerler ve oyunları bir tartışma programı hissiyatı verir. mizahı kahkaha artırmaz, sinirli güldürür; önce gıcık olur, sonra haklı bulur, daha sonra da "bana da laf soktu galiba" diye tribe girebilirsiniz.
bernard shaw döneminde edebiyat ya romantik aşk ile bezelidir ya da melankoliden beslenir fakat shaw, sistemin sisli perdesini kalemi ile aralayarak sahneleri yakmaya başlıyor. (bkz: jan dark). shaw'ın kadın karakterlerinin çoğu, döneminin toplumsal kalıplarına rest çeken, zeki, risk ve inisiyatif alan karakterlerdir. kadın karakterleri yazarken "dekor" gibi değil, "akıl ve fikir" gibi yazmanın da kitabını yazıyor (bkz: pigmalion- eliza).
oyunları hâlâ sahneleniyor, çünkü işlediği konular; adaletsizlik, sınıf farkı, cinsiyet eşitsizliği, politik ve bürokratik saçmalıklar güncelliğini koruyor. shaw, karakterlerini ideoloji ile kurar, mizahı zeka ile harmanlar ve fikrini de tokat gibi çakar. biraz gergin, biraz tutkulu ve bolca fikirli. her cümlesi ya sistem eleştirisi ya da hayat dersi niteliğindedir. karakterleri ile topluma ayna tutar ve sahneyi fikirsel meydan savaşına çevirir.
öte yandan fabian topluluğu üyesidir. sosyalizmin "devrim değil, evrim" şeklini savunan taraftadır. oyunlarında kapitalizm eleştirisini bolca yapar ama komünist manifesto'yu da asla sahneye taşımaz.
"aklını kullan, sistemi sorgula, körü körüne savunma, bağlanma."
shaw okurken önce gülersin, sonra utanırsın ve sonra da düşünürsün.
ekonomik kriz aldı başını gidiyor, berbat kahvelere dünya kadar para isteniyor, dünya yangın yeri, karagümrük yanıyor; bernard abimizin repliği içimize daha çok ateş salıyor.
viktorya dönemi'ni orta yerinden kırarak 1856'da doğmuş, edebiyatın laf sokan ihtiyarıdır ve victorian nezaketini kalemiyle delip geçen domdom kurşunudur.. kendisi oyun yazarıdır. 1925'te nobel ödülü almış ve "para kısmını istemiyorum, edebiyat para ile ölçülemez" diyen; bir yandan sistemi eleştirirken öbür yandan sistemin bir parçası olmadan onu dönüştürmeye çalışan bir ahlâk mühendisidir.
1950'de 94 yaşında hayatını kaybetmiştir ve geride her biri ayrı bir tweet tadında replikler bırakmıştır. tam olarak 19. yüzyıldan çıkmış bir 21. yüzyıl beyni diyebiliriz.
sadece oyun yazmayan aynı zamanda sistemle kavga eden bernard shaw, klasik bir oyun yazarından çok daha öte bir yazardır. edebî, politik ve polemikçidir. o, aynı masada otururken, sen ne desen "hımmm, saçma" diyen bakışları ile seni süzen ve akabinde seni kendi cümlelerinle mat eden, lafla terbiye sanatının babasıdır.
dostoyevski'nin karakterleri kendi içinde çatışmadan çatışmaya mayınlara basa basa sürünürken, shakespeare'in karakterleri birbiri ile çatışıp trajedi ile devleşirken; shaw'un karakterleri filozof gibi, entelektüel gibi tartışır. tez savunur gibi replik atarlar.
tematik olarak oyunları; "sosyalizm neden işe yarar?", "dinler neden sorgulanmalı?", "kadınlar neden daha akıllı?", "sistemi neden sorgulamalıyız?" gibi sorgulamaları temele alarak ilerler ve oyunları bir tartışma programı hissiyatı verir. mizahı kahkaha artırmaz, sinirli güldürür; önce gıcık olur, sonra haklı bulur, daha sonra da "bana da laf soktu galiba" diye tribe girebilirsiniz.
bernard shaw döneminde edebiyat ya romantik aşk ile bezelidir ya da melankoliden beslenir fakat shaw, sistemin sisli perdesini kalemi ile aralayarak sahneleri yakmaya başlıyor. (bkz: jan dark). shaw'ın kadın karakterlerinin çoğu, döneminin toplumsal kalıplarına rest çeken, zeki, risk ve inisiyatif alan karakterlerdir. kadın karakterleri yazarken "dekor" gibi değil, "akıl ve fikir" gibi yazmanın da kitabını yazıyor (bkz: pigmalion- eliza).
oyunları hâlâ sahneleniyor, çünkü işlediği konular; adaletsizlik, sınıf farkı, cinsiyet eşitsizliği, politik ve bürokratik saçmalıklar güncelliğini koruyor. shaw, karakterlerini ideoloji ile kurar, mizahı zeka ile harmanlar ve fikrini de tokat gibi çakar. biraz gergin, biraz tutkulu ve bolca fikirli. her cümlesi ya sistem eleştirisi ya da hayat dersi niteliğindedir. karakterleri ile topluma ayna tutar ve sahneyi fikirsel meydan savaşına çevirir.
öte yandan fabian topluluğu üyesidir. sosyalizmin "devrim değil, evrim" şeklini savunan taraftadır. oyunlarında kapitalizm eleştirisini bolca yapar ama komünist manifesto'yu da asla sahneye taşımaz.
"aklını kullan, sistemi sorgula, körü körüne savunma, bağlanma."
shaw okurken önce gülersin, sonra utanırsın ve sonra da düşünürsün.
devamını gör...