aslında halk şairlerimizin renk üzerinden fazlaca anlam yüklemesi yapması durumudur. sonuçta hijyenin az olduğu, karıların haftada bir kez, kadınlar gününde hamama gidebildiği, insanların topu topu iki tane günlük kıyafetinin olup, birisi ıslakken diğerini giyebildiği dönemlerde, renk üzerinden kendisine bir mesaj verildiğini düşünmek saflık değil midir ? ama halk ozanları adeta
(bkz: yalnız ve ayı) karakteri gibi bu renk seçimlerine odaklanmışlardır. bakınız örneklere:

al giyme kız al giyme. el alemi kandırma. ( her kadının al bir elbisesi olur. senle ne alakası var)
kime kim ettin de giydin alları ? ( kız, dayı bir yürü git işine demiştir )
al yazma bağlamış başına, kimin sevdası var içinde ? ( kasap et, koyun can derdinde)
kara giymiş yarim yoksa yas mı tutarsın ( yooo kiri göstermiyor da ondan)
beyaz giymiş yarim bana naz eder. görsem yüzünü içim sız eder. (kız o sırada söğüt dibinde ağanın oğluna veriyordur)

hasılı kelam halk şairlerimiz uçan kuşu, titreyen yaprağı, kendilerine verilmiş bir işaret olarak görmeye meyillidirler.
devamını gör...
(bkz: fantezinin öyle bir şey olmaması)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"halk ozanlarının renk üzerinden fantezi kurması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim