1.
"beklediğim hiçbir şey yok yaşamdan."
sf/ 62
* hançer adında bir kitap başlığı daha olduğu için başlık şairin adıyla açılmıştır.
1814/ 1841 yılları arasında yaşamış olan ve 27 yaşlarında hayatını kaybeden rus şair, yazar mihail yuryeviç lermontov imzalı özgün adı ise кинжал olan 154 sayfalık eser; dilimize ataol behramoğlu tarafından çevrilmiş, türkçe baskısı 2014 yılında yapılmıştır.
iyi bir şiir kitabı okuma hasretiyle yanıp tutuşurken mihail yuryeviç lermontov okumak iyi geldi, açıkçası biraz yaraladı da, bazı dizelerinde sanki aynaya bakıyormuşum gibi hissettim.
böyle düşünmek istemezdim ama sanki fazla yaşamayacağını duyumsayan birinin şiirleri, manzumeleriydi bunlar, erken öleceğini bilir gibi yazmış olması dokunaklı ve sarsıcıydı benim için.
mihail yuryeviç lermontov bu kitabında kırgın bir şövalye idi benim gördüğüm kadarıyla, yiğitliğinden ödün vermiyor olsa da duygularını aktarmaktan da geri durmayan biriydi bu şiirlerinde.
kitabın adıyla müsemma olduğu gibi,
hançer olup saplanan şiirlerdi biraz da.
dünyada iz bırakamayacağını düşündüğünü gördüğümüz dizeleri de çıkıyor karşımıza, çocukluğuna dönmek isteyen ve çocukluğunu hiçbir şeyle, sonsuzlukla bile değişmeyecek olan biri olduğu da görülüyor,
dünyanın bozguna uğramış ve belki de artık yaşanmaya değmez bir yer olduğunu derinden hissettiği dizeler de seziliyor.
birine bağlanmış olmak, ayrılık, sevdiği insan tarafından hiçbir zaman anlaşılmayacak olmak, ölümü arzulamak, yaşamdan umudu kesmiş olmanın ağırlığı, özlemler, her şeyin anlamını yitirdiği zamanlar, bazı şiirlerin temalarındandı denilebilir.
lermontov hayatın dolambaçlı yollarını, keskin zamanlarını, acı veren durumlarını, hançer gibi saplanan duyguları kendine özgü bir şiirle yansıtıyor bize.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

tüm amansız acılarım benim
çok daha büyük yıkımların
önsezileridir sadece.
onun gibi unutuş ve özgürlük arıyorum,
ve onun gibi ruhum
çocukken tutuştu daha.
dağlarda batan günü,
köpüren suları seviyordum.
ve yok bir yakın can,
baktığımda ileri!
dünyayı istemiyorum anımsamak
ki her şey ilençlidir orda,
mutluluk kirlenmiştir yalanla,
ve ağuyla doludur her kucak.
ben erken başladım, erken bitireceğim.
ruhumu bir okyanus gibi hissetmedeyim.
eski sevgileri bulabilecek miyim?
yaşam üzüyor bizi;
dümdüz, amaçsız bir yol gibi,
bir şölen gibi yabancı bir bayramda.
geçeceğiz gürültüsüz ve izsiz dünyadan.
çağlara ne bir verimli düşünce,
ne de deha ürünü bir yapıt bırakmadan.
öldün, pek çok kişi gibi, sessizce,
ama yıkılmadan.
ve gizemli bir düşünce
henüz dolaşmadaydı alnında...
ve yaşam,
çevrene soğuk bir dikkatle baktığında
boş ve aptalca bir şakadan başka nedir...
beklediğim hiçbir şey yok yaşamdan.
bir hayal acı çektiriyor bana;
hiç kimsenin sevmediğiyim ben.
yaşamı azıcık tattım
ve ölmem gerekiyor şimdi.
fakat ruhu anlatmak olanaklı mı?
mezar değil korku veren bana,
acılar uyurmuş orada,
soğuk ve sonsuz sessizlikte.
yaşamdan ayrılmaktır bana acı veren.
ve kendime geldiğimde
uzaktaydı artık o.
biliyorum,
olanaksız senin anlaman
benim özlemimi ve kederimi;
heyhat!
cenneti ve sonsuzluğu değişirdim
birkaç dakikasıyla,
sarp ve karanlık kayalar arasında
oyunlar oynadığım çocukluğumun.
sf/ 62
* hançer adında bir kitap başlığı daha olduğu için başlık şairin adıyla açılmıştır.
1814/ 1841 yılları arasında yaşamış olan ve 27 yaşlarında hayatını kaybeden rus şair, yazar mihail yuryeviç lermontov imzalı özgün adı ise кинжал olan 154 sayfalık eser; dilimize ataol behramoğlu tarafından çevrilmiş, türkçe baskısı 2014 yılında yapılmıştır.
iyi bir şiir kitabı okuma hasretiyle yanıp tutuşurken mihail yuryeviç lermontov okumak iyi geldi, açıkçası biraz yaraladı da, bazı dizelerinde sanki aynaya bakıyormuşum gibi hissettim.
böyle düşünmek istemezdim ama sanki fazla yaşamayacağını duyumsayan birinin şiirleri, manzumeleriydi bunlar, erken öleceğini bilir gibi yazmış olması dokunaklı ve sarsıcıydı benim için.
mihail yuryeviç lermontov bu kitabında kırgın bir şövalye idi benim gördüğüm kadarıyla, yiğitliğinden ödün vermiyor olsa da duygularını aktarmaktan da geri durmayan biriydi bu şiirlerinde.
kitabın adıyla müsemma olduğu gibi,
hançer olup saplanan şiirlerdi biraz da.
dünyada iz bırakamayacağını düşündüğünü gördüğümüz dizeleri de çıkıyor karşımıza, çocukluğuna dönmek isteyen ve çocukluğunu hiçbir şeyle, sonsuzlukla bile değişmeyecek olan biri olduğu da görülüyor,
dünyanın bozguna uğramış ve belki de artık yaşanmaya değmez bir yer olduğunu derinden hissettiği dizeler de seziliyor.
birine bağlanmış olmak, ayrılık, sevdiği insan tarafından hiçbir zaman anlaşılmayacak olmak, ölümü arzulamak, yaşamdan umudu kesmiş olmanın ağırlığı, özlemler, her şeyin anlamını yitirdiği zamanlar, bazı şiirlerin temalarındandı denilebilir.
lermontov hayatın dolambaçlı yollarını, keskin zamanlarını, acı veren durumlarını, hançer gibi saplanan duyguları kendine özgü bir şiirle yansıtıyor bize.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

tüm amansız acılarım benim
çok daha büyük yıkımların
önsezileridir sadece.
onun gibi unutuş ve özgürlük arıyorum,
ve onun gibi ruhum
çocukken tutuştu daha.
dağlarda batan günü,
köpüren suları seviyordum.
ve yok bir yakın can,
baktığımda ileri!
dünyayı istemiyorum anımsamak
ki her şey ilençlidir orda,
mutluluk kirlenmiştir yalanla,
ve ağuyla doludur her kucak.
ben erken başladım, erken bitireceğim.
ruhumu bir okyanus gibi hissetmedeyim.
eski sevgileri bulabilecek miyim?
yaşam üzüyor bizi;
dümdüz, amaçsız bir yol gibi,
bir şölen gibi yabancı bir bayramda.
geçeceğiz gürültüsüz ve izsiz dünyadan.
çağlara ne bir verimli düşünce,
ne de deha ürünü bir yapıt bırakmadan.
öldün, pek çok kişi gibi, sessizce,
ama yıkılmadan.
ve gizemli bir düşünce
henüz dolaşmadaydı alnında...
ve yaşam,
çevrene soğuk bir dikkatle baktığında
boş ve aptalca bir şakadan başka nedir...
beklediğim hiçbir şey yok yaşamdan.
bir hayal acı çektiriyor bana;
hiç kimsenin sevmediğiyim ben.
yaşamı azıcık tattım
ve ölmem gerekiyor şimdi.
fakat ruhu anlatmak olanaklı mı?
mezar değil korku veren bana,
acılar uyurmuş orada,
soğuk ve sonsuz sessizlikte.
yaşamdan ayrılmaktır bana acı veren.
ve kendime geldiğimde
uzaktaydı artık o.
biliyorum,
olanaksız senin anlaman
benim özlemimi ve kederimi;
heyhat!
cenneti ve sonsuzluğu değişirdim
birkaç dakikasıyla,
sarp ve karanlık kayalar arasında
oyunlar oynadığım çocukluğumun.
devamını gör...
2.
bu da* mı "27'ler klübü"ne katılmış. ne var bu yaşta ya hu?
kendi dizeleriyle ölümden söz etsin o zaman:
"öldün, pek çok kişi gibi, sessizce,
ama yıkılmadan.
ve gizemli bir düşünce
henüz dolaşmadaydı alnında..."
kendi dizeleriyle ölümden söz etsin o zaman:
"öldün, pek çok kişi gibi, sessizce,
ama yıkılmadan.
ve gizemli bir düşünce
henüz dolaşmadaydı alnında..."
devamını gör...