vahiy sırasına göre ikinci sure olduğuna inanılıyor.

68/1 nun! yemin olsun kaleme ve yazanların satır satır yazdıklarına;

ilk surede olduğu gibi yine yazma eylemine bir kutsama var. yazı bilgiyi kaydetmenin yoludur. aslında kutsanan hem bilgi, hem bilgiyi üretenler hem de koruyup geleceğe aktaranlar olarak görülebilir.

surenin 16. ayetine kadar doğrudan mehmet’e (muhammed) sesleniliyor. tabii ki takipçileri de bu seslenmeden kendi paylarına bir şey çıkarabilirler.

mehmet’e delirmediği, cin çarpmış olmadığı, doğru yolda olduğu söyleniyor. onun hakkında bu ithamları yapanların ise asıl fitneciler asıl kaybedenler olduğu söyleniyor.

buraya kadar oldukça iyi bir patron görüyoruz. çalışanına moral veriyor. doğru yolda olduğunu söylüyor. sen bulunduğun yolda bulunduğun ahlakta devam et, sonunda kazanan sen ve seni takip edenler olacak diyor.

peygamber olmak oldukça zor olmalı. siyer de falan o günler anlatılıyor tabii ama peygamberin hayatıyla ilgili hiç birinci elden kaynak olmadığını unutmamak gerek. kaynaklar en yakın bir iki yüz yıl sonra yazılmış. çok da güvenilir değiller yani.

biz kendimiz hayal etmeye çalışalım. yaşadığın şehrin en önemli sülalerinden birinde doğmuşsun, ancak daha doğmadan babanı, çocuk yaşta anneni ve koruyucun olan dedeni kaybetmişsin. sana amcalarından biri sahip çıkmış. evet hala soylu bir sülalenin evladısın ama bir yandan da öksüz ve yetimsin. amcan sana ne kadar babalık etmeye çalışsa da bildiğim kadarıyla resmen evlatlık değilsin. evlat edinse bile gerçek ebeveynlerin yerini ne kadar tutabilirdi ki?

soyluluk sığıntı olmayı kolaylaştırmaz. hatta belki daha zor bir hale bile getirir. senin olması gerekenler elinden alınmış gibi hissedersin. sadece maddiyattan bahsetmiyorum. manevi haklardan da bahsediyorum. insanların baba adıyla anıldığı bir toplumda babasız olmak, çölde çıplak olmak gibi olmalı.

tüm bu olumsuzluklara rağmen hayatta kendisine bir yer bulabilmişsin. toplumun en zengin kadını ile evlenmiş, şehrin en üst katmanlarına öyle ya da böyle tırmanmışsın. belki arkadan atıp tutuluyor ama gerek kabilen, gerek zenginliğin yüzüne karşı konuşulmasını engelliyor. kırk yaşındasın artık. bir bakıma kendini gerçekleştirmişsin.

aniden bir ses, sen peygambersin diyor. tüm yaşantınız, diğer insanlar gibi azınlıklarla dolu. yolunuz yol değil. hayır, böyle gitmeyecek. sen bunu değiştireceksin. sen tanrı’nın peygamberisin.

aslında o dönemde birilerinin kendilerini peygamber ilan etmesi arap yarımadası için öyle çok ilginç bir durum değil. bugün islam’da tarikat kurmak gibi bir şey. pek çok kişinin kendisini peygamber olarak ortaya attığını biliyoruz. toplumun bunlara bakışı hakkında ise net bilgim yok açıkçası. ancak mehmet’in öne sürdüğü din mekkeliler için yenilir yutulur değil. şehrin dini ve özellikle ekonomik yaşamına çomak sokuyor.

68/9 istediler ki sen gevşek davranasın/yağcılık edesinde onlar da sana yağcılık etsinler / yumuşaklık göstersinler.

bu ayetten anlaşılacağı gibi şehrin ileri gelenleri öyle hemen yeni dine düşman olmuyorlar. orta yol bulunmaya çalışılıyor ama patron uzlaşmadan yana değil. hayır, yanlış yoldasınız, tek doğru yol benim yolumdur, geri kalan herkes azabı tadacak.

tam bu noktada kendinize şunu sorun. bu kumarı oynar mısınız? dünya olarak bildiğiniz herkes karşınızda. size uzlaşı da teklif ediyorlar. ancak tüm dünyaya karşı “hayır, tek yol bu” diyorsunuz.

ben kendi adıma doğru bildiğim pek çok şeyi yutkunuyorum. ya dışlanma korkusuyla, ya anlaşılmama ya da yanlış anlaşılma… hiç fark etmez. eğer başım ağrıyacak ise, doğru bildiğimi kendime saklamayı tercih ediyorum. karşı mahalleye hödö hödö derken kendi mahallemdeki hataya h diyemediğim oluyor. mehmet hemen hemen herkesi karşısına alıyor. evet kabilesi canını uzun süre koruyacak ama en başta yalnızlaştıranlar da aslında onlar olacaklar.

mehmet’in getirdiği din gerçek miydi yoksa her şeyi kafasından mı yaptı belki hiçbir zaman emin olamayacağım ama davasındaki kararlı duruşuna her zaman hayran kalacağım.

bu ayetlerde ayrıca itaat edilmemesi gerekenler de sıralanıyor.

yalanlayanlar (dini olsa gerek)

çok yemin edenler.

bayağılar

alaycı/gammaz. (bunu pek anlamadım açıkçası.)

koğuculuk peşinde koşan. (duyulması istenmeyen bir sözü başkalarına taşıyan)

günaha batmış.

hayrı engelleyenler.

kaba/obur

“68/13 … bütün bunlardan sonra da soyu bozuk / kötülükle damgalı.”

bu sonuncusunu açıkçası hiç anlamadım. soyu bozuk ifadesi beni rahatsız ediyor. çünkü bundan iki mana çıkarabiliyorum.

biri soylu bir kan taşımamak ki bu benim için baya baya kötü bir düşünce.

ikincisi ise babası ya da daha eski atası suç işlemiş kimse. yine aynı şey, babamın günahı neden benim hayatıma tanrı katında etki etsin?

mal ve oğul sahibi olmanın kimseye tanrı katında bir fayda sağlamayacağı, tüm bunların sahip olunduğu gibi kaybedebileceği de vurgulanıyor.

“68/15 ayetlerimiz ona okunduğunda şöyle der: daha öncekilerin masalları”

evet, bunu hala söyleyenler var. o dönemde diyenler sümer insanlarını mı kastediyordu bilinmez ama bugün söylenen bu. sadece islam için değil tüm diğer ibrani dinler için. de söyleniyor.

aslında sümer medeniyetinden kalan yazıtlara bakıldığında bu iddia oldukça gerçekçi görünüyor. ancak tersinin de geçerli olabileceğini inkar etmemiz hiçbir zaman mümkün olmayacak gibi. yani sümerlilerin yaşadığı din/dinlerin islam’ın bozulmuş versiyonları olma ihtimalini göz ardı edemeyiz. en azından ben etmiyorum. çünkü islam’ın iddiası yaratılıştan bu yana var olduğu üzerine kurulu.

17-33. ayetler arasında hikayesel anlatım var. bahçe sahipleri kıssası olarak isimlendirebiliriz.

mal sahibi olmanın gelip geçici olduğu, eğer isterse tanrı’nın tüm zenginliği simsiyah edebileceği üzerine olan bir hikaye. son kısmında azap/bela/kayıp insanları bulduğunda insanların birbirini suçlayacağı var. ki bu da oldukça doğru bir gözlem. insanlar işler iyi giderken işi sahiplenmede yarışırken, işler kötü gittiğinde parmaklarıyla başlarını gösterip “senin suçun” demekte yarışırlar.

68/32 umarız, rabbimiz onu yerine daha hayırlısını verir. biz de her şeyimizle rabbimize yöneliriz.

bu da oldukça geçerli bir tutum. sonunda tanrı’ya dönmekten kastedilen bu değildir ama her şeyi kaybedince hep tanrıya dönülüyor yüzler. umutsuzluk anlarında bir çıkış bulabilme çabası, olmasa bile tanrı’yı yaratırdı. başka pek çok ihtiyaç ile birlikte tabii ki…

34 - 35. ayetler inananların bu tür azaplardan korunacağı belirtiliyor.

36 - 45. ayetler arası kur’anda sıklıkla sorgulanan bir konu var. inanmayanların hüküm verirken neye dayanarak verdiği. yani kanunlarının meşruluğu.

burası aslında işin bam tellerinden biri. çünkü bir takım insanlar buraki ayetler ve benzerlerinde “allah’ın kanunu dışında kanuna riayet etmek, islam’dan ayrılmaktır” diyorlar ve bu tip ayetleri de delil olarak sunuyorlar. ancak mekkelilerin kanun meşruyetini tanrı’ya, (allah) dayandırdıklarını görmezden geliyorlar. tanrı’nın burada itiraz ettiği şey, din adına hüküm verme yetkisinin, toplumun önde gelenleri tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kullanılması. demokrasilerde kuralların meşru olması meclis ve anayasa ile bağlantılıdır. hiçbir demokrasi bu tanrı’nın buyruğudur demiyor ki 36 - 45 arasındaki ifadelerin muhatabı olsunlar.

68/46 ücret mi istiyorsun kendilerinden de onlar, bir borç altında eziliyorlar?

peygamberlik bedava yapılır. ancak din profesyonelleri bu işten para kazanırlar. 46. ayet olması çok güzel denk gelmiş.

surenin son bölümünde tekrar peygambere sesleniyor ve “balık sahibi” denilerek yunus peygambere değiniyor. onun gibi olma, bak o neredeyse azaba uğrayacaktı,sen de kendini öyle çok güvende hissetme denilerek aba altından sopa gösteriliyor gibi.

tanrı gerçekten muhteşem bir yönetici. başta moral destek verdi, rahatlattı, surenin sonunda uyarısını ihmal etmedi.
devamını gör...
"vahiy sırasına göre ikinci sure olduğuna inanılıyor." yani kesin bilgi yok sadece inanılıyor. neden? çünkü bu surenin muhatapları olan ilk kişiler yazarak kayıt altına almamışta ondan. nasıl olur diyebilirsiniz. ama öyle maalesef. elimizde yazılı bir kayıt yok o döneme ait. tamamen çıkarsama yaparak bir sıralama yapılmış. e surenin ismi kalem ama da diyebilirsiniz. öyle bi tutarsızlık var ama ne acaba?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kalem suresi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim