1.
kendime dürüst bir yerlerden yazıyorum bunu belli ki ihtiyacım da var
kendini tuttuğun kısır döngülerde mutluluğa erişebileceğini mi sandın?
kazandıklarının yanında “kaybetmen” gereken şeylerin olduğunu ne zaman idrak edeceksin?
sandığın şeylerin sandığın kadar gerçek olmadığını ne zaman anlayacaktın.. bazı insanları neden dinlemek istemedin veyahut neden kendini, özünü inkâr ettin?
bitirmen gereken konuları neden bitirmekte zorlandın?
kestirip atman gereken durumları kestirip atamayıp
neden çok güzel şeyleri yarıda bıraktın?
bunlar esasen benden bana cümleler.. sizlere de dokunsun isterim ben bu girdiğim tanımlar ve paylaşımlarda kapatamadığım konulardan bahsederken.. kapatmam gerektiğini kişilerin kendisi vurgulaya vurgulaya hatırlattı. yıllarca kafamda yaşadığım, yücelttiğim insan beni bir kaç cümlesinde bez parçasından farksız hissettirdi ve ben şunu anladım ki kimseye bu kadar değer vermemem gerekiyordu. dilerim hiçbir kadın arkadaşım şu cümleyi işitmez; benden bir şey bekleme biz sadece seninle yatıcaz.. (hatta bunun daha kaba versiyonu)
ben o cümlenin altında ezildim. elbette irademi bozmadım ama ne zannetmiştim ki dedim kendime
aslında kişiler hep öyleydi bizler çok farklı senaryoların olmasını istemiştik.. ben dün o mesajları okuduğumda bana mesaj atmayı bile değerli görmediğini anladım. yani sadece onun için boşalma aracı olabilecek bir konumdaydım. sorunu kendimde ararken sorunun pekte ben olmadığını anlamam uzun sürmemeliydi ama uzun sürdü. yıllarca da kendimi suçladım. sonra bu mesajların üstüne düşünürken.. bu kadar yüzeyselliği kaldıramayacağımı da biliyordum. ahımı yaşayıp yaşamaması da önemli değil artık. kendimden hep emindim. sevdim abi neyi sevdiğimi bilmeden sevdim.. idealize ettim sonu hüsran ve hayal kırıklıklarıydı.. demem o ki boşver işte. yani boşverilecek gibi durmayan her şey bile zaman aşımına uğramak zorunda. gerçekten kalbim kırılmıştı ama zaten bilerek yaptı. bazı şarkılar vardır ya sizi çok uzaklara götürür, yolculuklara çıkartır, dalıp gidersiniz bir boşluğa ben o şarkılara tutunmuşum. ufak ânlara ve anılara hatır biçmişim ve ihanet etmemişim. şimdi düşünüyorum da kim bilir kaç duygumla yapayalnız kaldım. seni hiç affetmeyeceğim kafamda da bu senaryoyla barışmayacağım. nefrette bir duygu biliyorum ama senden gerçekten nefret ediyorum. senin için ağladığımda gözlerim kan çanağı gibi oluyor ve ben senin için ağlayabilmek bile istemiyorum. senin de canın yansın bazı insanlar hakketmiyor arkadaşlar bunu asla unutmayın.
kaygılı dostlar hiçbiri görmez bu gözlerden acısı da sen yine dindiren de seni düşünmek bu sabaha seninle uyanmak isterim de elimden ne gelir gördüm ki elin başkasının elinde kulağımda sesin, ah söyle neredesin imkansız bir yer mi yasak mı bana her gün daha buruk yorgun bir mutluluk bu aşık olmak sana uzaktan her gün daha soluk şu kalbim bir yol buldu hep aşık olduk sana uzaktan
kendini tuttuğun kısır döngülerde mutluluğa erişebileceğini mi sandın?
kazandıklarının yanında “kaybetmen” gereken şeylerin olduğunu ne zaman idrak edeceksin?
sandığın şeylerin sandığın kadar gerçek olmadığını ne zaman anlayacaktın.. bazı insanları neden dinlemek istemedin veyahut neden kendini, özünü inkâr ettin?
bitirmen gereken konuları neden bitirmekte zorlandın?
kestirip atman gereken durumları kestirip atamayıp
neden çok güzel şeyleri yarıda bıraktın?
bunlar esasen benden bana cümleler.. sizlere de dokunsun isterim ben bu girdiğim tanımlar ve paylaşımlarda kapatamadığım konulardan bahsederken.. kapatmam gerektiğini kişilerin kendisi vurgulaya vurgulaya hatırlattı. yıllarca kafamda yaşadığım, yücelttiğim insan beni bir kaç cümlesinde bez parçasından farksız hissettirdi ve ben şunu anladım ki kimseye bu kadar değer vermemem gerekiyordu. dilerim hiçbir kadın arkadaşım şu cümleyi işitmez; benden bir şey bekleme biz sadece seninle yatıcaz.. (hatta bunun daha kaba versiyonu)
ben o cümlenin altında ezildim. elbette irademi bozmadım ama ne zannetmiştim ki dedim kendime
aslında kişiler hep öyleydi bizler çok farklı senaryoların olmasını istemiştik.. ben dün o mesajları okuduğumda bana mesaj atmayı bile değerli görmediğini anladım. yani sadece onun için boşalma aracı olabilecek bir konumdaydım. sorunu kendimde ararken sorunun pekte ben olmadığını anlamam uzun sürmemeliydi ama uzun sürdü. yıllarca da kendimi suçladım. sonra bu mesajların üstüne düşünürken.. bu kadar yüzeyselliği kaldıramayacağımı da biliyordum. ahımı yaşayıp yaşamaması da önemli değil artık. kendimden hep emindim. sevdim abi neyi sevdiğimi bilmeden sevdim.. idealize ettim sonu hüsran ve hayal kırıklıklarıydı.. demem o ki boşver işte. yani boşverilecek gibi durmayan her şey bile zaman aşımına uğramak zorunda. gerçekten kalbim kırılmıştı ama zaten bilerek yaptı. bazı şarkılar vardır ya sizi çok uzaklara götürür, yolculuklara çıkartır, dalıp gidersiniz bir boşluğa ben o şarkılara tutunmuşum. ufak ânlara ve anılara hatır biçmişim ve ihanet etmemişim. şimdi düşünüyorum da kim bilir kaç duygumla yapayalnız kaldım. seni hiç affetmeyeceğim kafamda da bu senaryoyla barışmayacağım. nefrette bir duygu biliyorum ama senden gerçekten nefret ediyorum. senin için ağladığımda gözlerim kan çanağı gibi oluyor ve ben senin için ağlayabilmek bile istemiyorum. senin de canın yansın bazı insanlar hakketmiyor arkadaşlar bunu asla unutmayın.
kaygılı dostlar hiçbiri görmez bu gözlerden acısı da sen yine dindiren de seni düşünmek bu sabaha seninle uyanmak isterim de elimden ne gelir gördüm ki elin başkasının elinde kulağımda sesin, ah söyle neredesin imkansız bir yer mi yasak mı bana her gün daha buruk yorgun bir mutluluk bu aşık olmak sana uzaktan her gün daha soluk şu kalbim bir yol buldu hep aşık olduk sana uzaktan
devamını gör...