simoshii yazar profili

simoshii kapak fotoğrafı
simoshii profil fotoğrafı
rozet
karma: 1763 tanım: 66 başlık: 25 takipçi: 55
hey there i am using whatsapp

son tanımları


normal sözlük yazarlarının karalama defteri

şimdilerde tahammülsüzlüklerimin ardı arkası kesilmezken gençliğimi geri ver diye haykıran çocuklar gibiyiz odalarımızda veya sokaklarda
senin gibi ben de korkuyorum aslında tüm bu belirsizliklerin getirdikleri gidilemeyen ama gidilmesi gereken yollardan…
aslına bakarsak hayatımda bir şeyleri yoluna koymak üzere gibi duruyorum
bazen de sadece duruyorum ve gülümsüyorum her şeye.
bir kere her şeyden giderken
her şeyleride en derin özlemlere bırakıpta gidiyorum
bunu sen anlamazsın ben anlamayız
elbet ki kimse anlamaz..

şimdilerde ben biraz uzaklaşıcam bu mecralardan
bu sefer esastır ama uzaklaşmam
bir yolculuktayım ben
şimdilerde ordan oraya savrulmuyorum artık
iten, çeken ne varsa boğulsun derinlerde veya tercih ediyorlarsa yüzeyde ne fark eder tüm kumaşlar gibi
elbet zor olacak yeşiller maviler kolay mıydı nicesine gülüşler

bu sıralar bir ümidim kendimde anlıyor musun?

şimdilerde uzaklaşıyorum tüm bu vâr olan yüzeysi hiçlerden

bir yolculuktayım esasında..

küsmek ne saçma
uzaklaşmak ne garip veya ne gerekli
öylesi bi gereklilik
kimse de anlamasın bu sıralar
bu bir melankolide değildim

kendimi gösterme, ispatlama ısrarım ve çabam bitti
şimdilerde ailem, köpeğim, bi kaç arkadaş, okul, kulüpte manevi işler
mutluymuşum esasında
hangi pencereden baktığımla ilgiliymiş
yemiyorum da artık tırnaklarımı
sadece sınav haftalarında bazen

biberiye suları işe yaradı
saçım seyrelmiyor artık

bol su da içiyorum
dizlerime nazik davranıyorum

daha yapacağım şeyler elbet ki var
bi çocuğuda beğeniyorum şimdilerde
çabalarımız ortak gibi
aynı ortamlarda vâr oluyoruz

daha az konuşup
daha çok dinliyorum

daha az yiyorum
meğer cidden psikolojikmiş

kırmızı rujda yakışıyormuş esasında
ne çok kısmışım ya kendimi

keşkelerim var aslında
keşke korktuğum ne varsa söyleseymişim onları o ânda
ne kaybedermişim ki
özgürleşirmişim halbuki..
her kalıpta özgüvenli olup
bocaladığım konular varmış
ikili ilişkiler hep korkuturmuş
kendi hislerimi bile anlayamaz
aynı anda 4 kişiden hoşlandığımı düşünebilirmişim
bununda sebebi bilmemekmiş
hislerimi…
seçilen değil seçen olmam gerekiyormuş
zaman beklemezmiş
her şeyin bir işleyiş tarzı varmış

kendime daha çok teşekkür ediyorum şu günlerde

geçtiğimiz günlerde huzur evi ziyareti yaptık
entelektüelmişim, ailem beni iyi yetiştirmiş kazım amcam öyle dedi…

ışıkmışım, vâr olmalıymışım ben de bunu günün sonunda kendime dedim…

hepsi olması gerektiği için olmuş
hepsinde bir ders varmış derler ya hani
mevzu benim zayıf olmamla ilgili değilmiş
mevzu bazen sevgi de değilmiş

mevzu bazen büyümek ve tökezlemekmiş
herkes sevmek istemeyedebilirmiş
herkesin sevgisi kendine kadarmış ve öncelikler değişkenlik içinde bulunabilirmiş

tekrar ediyorum öncelikler değişkenlik içinde bulunabilirmiş..
devamını gör...

bütün oyuncaklar sizin olamaz

bütün oyuncaklar sizin olamaz
bazı oyuncaklardan vazgeçmek zorundasınız
büyümek budur
metaforlarla güzel bir anlatım yapan dr. alper hasanoğlu

büyümeyi bize farklı bir perspektiften yorumluyor

bazen gerçekten haksız olmak normaldir
bazen de delirmek normaldir
aslında tüm anormal sandığımız şeyler normal olan şeylerin bir parçasıdır. insan mahkumdur insana ve eğer bir çâre arıyorsak
en içindeki cana bakacaksın inan bana sevgiler…
devamını gör...

doğrusunu bulmak

doğrusu neyse ne
bilmiyorum çoğu şeyin düzlemini
herkesle aramı bozasım
herkesten de kaçasım var
kimseyide sevesim yok
samimiyetsiz samimiyet yüzeylerinde
durupta boğulurcasına
sıkıldım ve sıkılmaktan da
yoğun derece sıkıştım ve keyiflenemedim
ilk defa insanlara karşı oldukça keyifsizim
cem karaca diyor ki
hayat sırrının suyunu çeşmelerde bulamazsın
koskocaman bir hayat var önümde…

insanlar yüzeyde boğuluyor
bense dipte boğuluyorum
akmayacak tüm çeşmelerin başında bekleyenlerin ötesinde
ne zulümdür yaşamak
tüm bu korkuların gölgesizliğinde ne ödüldür yaşamak!
en haykırılası sokakların
sen sandığın sanılanın aksiydi bunlar
hep aksi ey aksi
aksilikler varılamadı varamadı
hayatın sırrını kim bulabilmişti?
neye kefen biçip ağaçlandın
sorgusuzca sorulan sorular
ulaşamadığımız cevaplar
uzun uzunca ve usulca
sarıp saramadığınız şeyler
kesik kesik perdeler
buğulu camlar
yağılası yağmurda
bir derinleşmenin ötesinde
koskocaman bir hayat var önümde…

-cem karaca sevda kuşun kanadında şarkısını dinlerken düşündüğüm şeyler
devamını gör...

geceye bir şiir bırak

boşuna dememişler isteyen çaresini, istemeyen bahanesini bulur. şairin dediği gibi aslında; yaprak ağaçtan sıkılmıştı, sonbahar bahaneydi.


veya tüm mevsimler bahaneydi aslında
bilinmez neleri alıp neleri götürür veya nerelere götürür zaman?

gelecek ne kadar fazla belirsiz ve ne kadar çok gizem ama sevmiyorum belirsiz olan şeyleri

hoş gerçekten başa gelmeden anlaşılmasa da
belirsiz olan her şeyin kurbanıyız
hoş şunun şurasında 1 saat sonramız belli gibi sansakta belli değil
planladığımız veya kafada kurulan her taslak
değişilebilir kılıyor kendini
tüm bu belirsizlikte senin çok net gördüğün tablo
karşı taraf için hiçte net olmuyor aslında

insan bu
garibiz
ben bu satırlarımı koltuğuma yayılmış
barınaktan sahiplendiğim köpeğim kremin gözlerine baktığım 3. gecemizde bunları düşündüm ve köpeklerin anlamsız gibi olan bakışları bile bazen çokça şey anlatıp hissettirebiliyordu sanırsam.

insanlarsa her şeyi ekarte edip bahane ediyor gibiydi
tüm bu 20’lerimi yaşamaya çalışırken bazen de aynı bu pazar gecesi olduğu gibi bir çocukluk battaniyesiyle köpeğimi sarıp sarmalamak daha saf ve anlamlı geldi.
yaşama dair saf ve temiz anlar yaratabilmemiz dileğiyle…
devamını gör...

yazarların kendilerini tanımlama şekli

oğlak ama aynı zamanda ikizler (yaşamayan anlamaz)

sadık, klasik giyim, plak pikap delisi, şarap, jazz-blues tarzı, spotify bağımlısı, stk başkanlığı, tıp fak. öğrencisi, eski yüzücü ve su topu oyuncusu, arada bi kenara köşeye yazan seyahat etmeyi seven, gitmek eylemini iyi başaran ama kalmakta zorlanan, bağımsız hareket eden, çok uzun zamandır huzursuz bi’ hiç kimse.
devamını gör...

aldığım yanlış kararlar ve saat 6.00

binlerce duygumun arasında sıkışmış gibi hissetsem de tek bir konudan kaçıyorum aslında ne yaptım ben?
2025’e nasıl bir giriş ama daha sabah her şey çok güzel olacak gibi bir düşüncemin arasında
hiçbir şeyin aynı seyirde ilerlemeyeceğini her geçen gün daha iyi anlıyorum bu kötüyü çağırmak değil
tüm şeyler çok düz ilerleyemez yani yok böyle bi şey.

kendime hiç inanmıyorum hala
veya inanmadığım kulvarlardayım bilmiyorum
çok korkuyorum ama biliyor musun?
kendimden bile bazen çok korkuyorum
her şey çok kötü gidebiliyo veya ben kendi iç dünyamda öyle hissediyorum.
çok başarısız hissediyorum bir çok insanın gözünde çok başarılı gibi gözükürken
kendimi bu bölümün içerisinde çok yetersiz hissediyorum ve ben de yoğun umulmadık anksiyete bombardımanları yaratıyor bu durumlar
insanın kendine yaptığı en büyük kötülük herkesi ve her şeyi kestirebilirken
kendi düşeceği vaziyeti kestiremeyip kendine bencil olup bencil kalması muhtemelen.
ben çok uzun zamandır çok iyi durmaya çalışıyorum ama işin net gerçeği başaramıyorum.
ne yaparsam yapayım bana yetmeyecek içimde çok doyumsuzcana olan bir tatminsizlik+ mükemmelliyetçilik var. inanır mısınız ellerim bazı ipleri sıkmaktan çok acır hale geldi ve tüm bu dik duruşumun altında hala babasının dizine yatıp baba saçımı okşar mısın bunu en iyi sen yaparsın diyen bir kız ve kendi içsel karmaşamda vâr olan geçimsizlikler. baba yaşamayı çok ciddiye alıyorum
anlayabiliyor musun?
devamını gör...

şarap gibi yıllanmak varken

içim sıkılıyor, uykularım tutmuyor, kaygılarım çok yüksek, iyi hissetmeyi çok uzun zaman önce bıraktığımı görüyorum. 2024 bana kendimi yetersiz hissettirdi, dibi gördüm, kendi hayat kulvarımda o çukura düştüm. standartlarımı yüksek tutmak istiyorsam çok çalışmam gerektiğini ve bir şeylerden fedakarlık etmem gerektiğini bu sene anladım. sınıfta kaldım, stk’larda çalışmaya başladım manevi huzur tatmin aradım
yine huzursuzluklarımın ardı arkası kesilmedi. kendimi bir süredir hiç iyi hissetmiyorum gündelik sorumluluklarımı yerine getirmekle geçiyor vâr olan günlerim. kendimi oldukça yoruyorum gün içerisinde ve insanlara tahammül seviyem oldukça düştü. bugün görevli olduğum kulübün başkanlığını yapma vesilesiyle davet edildiğim röportajda 29-30 yaşında benden daha tecrübeli insanlar gibi kendimi doğru ifade edemediğim daha doğrusu kafamdaki kalıba göre şekil alamadığım için tüm gün kollarımı sıktım ve bütün gün neden daha iyi konuşamadım neden bu kadar heyecanlandım diye düşündüm demeye çalıştığımı anlatabildim mi bilmiyorum
bardağın dolu tarafı; bir deneyimdi aslında ama benim için bardağın boş tarafı diğer şeyler gibi daha öncelikli olmuştu.
kendimi 2021 ekim döneminden beri yani aslında üniversite sürecinden beri yoğun bir mutsuzluk halinde hissediyorum ve değer yargılarım değişti, nezaket anlayışım değişti, güler yüzüm değişti, beni bu hâle getiren geçmiş versiyonuma oldukça sinirliyim de aslında. şarap gibi yıllanmak varken diye başlık açtım çünkü evet öyle düşünüyorum
hayat aslında çok kıymetli herkesin hayatı biricik
rutinler, alışkanlıklar, deneyimler, tecrübeler, ritimler bizi biz yapıyor aslında. ben kendi ritimlerimin arasında boğuluyorum gözlemlediklerimi görüyorum
kendi elimi diğer elimle tutuyorum sıkıca çünkü bu çağda kimse tutmaz onuda biliyorum.
geçen 21 oldum ve çocukluğumdaki simoshiiye göre benim bu yaşıma kadar baya bi şey halletmiş olmam lazımdı üniversite son sınıf olmam lazımdı ama değildim yapamamıştım hedeflerim değişmişti, zaman algısı değişmişti. mutlak mutluluk ve mutsuzukların
saçma başarı algılarının ve yaşamın iğrenç manipülatif ilüzyonlarında pisliği içtim, beynimi kustum, her şeyi değil ama çoğu şeyi görüyorum en sonunda. kendi başarı kalıplarıma göre başarmam gerek umarım kendimi kendime ifade edebiliyorumdur. mükemmel değilim ve mükemmeliyetçi olmakta istemiyorum çünkü mükemmel diye bi şey yok. çünkü mükemmel yok
ne fiziksel, ne ruhsal, ne zihinsel, ne olgusal, ne somut, ne de soyut. mükemmel sadece bir ilüzyon bunu biliyorum ve nihayetinde artık görüyorum. 2025 bana iyi davran olur mu? dünya hassas kalpler için fazla realist ve sen küçük kız büyümeye hoş geldin.
devamını gör...

kahve içmekle uğraşırken hayatı kaçıranlar

kahve içerken nasıl hayatı kaçırabiliriz orasını anlamadım doğrusu…

-kuş seslerini dinleyerek etrafı izlemek kahvemi yudumlamak

-kitabımı okurken kablolu kulaklığımda çalan klasik müzik ve kahvemi yudumlamak

-kahvemi yudumlarken bazen arkadaşlarımla bir konuyu ölesiye tartışmak bazen de sakin dingin muhabbetler

-annem ve anneannemle içtiğim türk kahveleri 40 yıl hatrı var…

-sevdiğim bi adamla içtiğim kahve ve birbirimizi tanımaya anlamaya çalışmak…

-sabah uyandığımda termosa gün içinde içeyim diye koyduğum kahvem

- iç dünyamı yazı yazarken yudumladığım kahve

-podcast kaydederken yudumladığım kahve

-ders çalışırken yudumladığım kahve

-otobüste yolu izlerken yudumladığım kahve

-kuaförde yudumladığım kahve

-video izlerken yudumladığım kahve

-ders aralarımda çardakta yudumladığım kahve

-kulüp arkadaşlarımla toplantı yaparken yudumladığım kahve

ben bunları yaşarken yapıyorum dostum ve hayatı doyasıya yaşıyorum
tüm duygularımı sindiriyorum benim nezlimde sen neyden bahsediyorsun?
devamını gör...

anlamayın diye

bazı satırlarım anlamayın veya anlamayım anlamayalım diye ne zamandır gerçekleşmiş gerçekleşememiş o perspektiflerin arkasında kendime sunduğum ölçüsüzce ve cefakar buhranlı perspektiflerim ve pencerelerim burada benimle bana gülümser. iyi olmasını dilediğim ama iyi olamayan her şeyin o karanlık koca boşluğunda keşke demenin huzursuzluğu ve iyi ki olmamış bazı şeyler demenin derin barışması arasında uzun zamandır yoğun bir tatminsizlikle barışma hali. ne kötü ne koyu bu geceler ve ben kendime hala kızgın hala usulca korkulu hala sevmek istiyorum. sevmek özgürleşmek sanardım ama değildi inanırdım. sevmek ve sanmak arkasında olmayışlar ve kayboluşlar orkestrası… sahiden ben neyi severdim veya neyi sevmiştim
sensizlik uğultusu ve bensizlik bize kadar bir çığlık mıydı? uzattığında hangi gölgeye tutunurdun veya usulca tutunmayı dener miydin?
kırar döker parçalar mıydın?
sen buralarda yaşamayı ister miydin?
yoksa o yol muydu seni benliğe iten?
anlamadın dimi? anlama zaten
anlamayalım diyeydi
çünkü ben de bu sıralar baya anlamıyordum
kendimi ve bu arsız çınarları…
doyumsuz gölgenin limitinde ne zulümdür yaşamak
inan ki doyumsuz ayın ışığında ne ödüldür yaşamak!
sessizlik çektiğin tüm zamanların diliminde sarıldın ve çiçeklendik sarıldım tüm çiçeklere
yeşerdim tüm benliğime ağaç ve koca çınar
dinlendim gölgesinde… buydu yaşamak
sahi bu muydu yaşamak?
geceyi en iyi tanımlayacak şarkı pilli bebek- kızıl gerdan
devamını gör...

10 aralık

bugün ve belkide özellikle bu hafta sürekli yağdı bu havalar. bir nefrette vardı havada sanki adeta durmadan yağan bu yağmurun altında yağmuru seyrederken arka fonumda çalan gripin- durma yağmur durma şarkısının verdiği o etkiyle yüz duvarlarım ağlama senfonisi olacak gibiydi sonra dedim neye ağlayabilirim ki?
bitmiş duyguların senfonisine mi yoksa
yarım kalmış gerçeklerin son bulup bulunmamasına mı?

bulunmayan gerçeklerin ardında bugün en gerçek şey senin doğum günün- 12 gün sonrada benim doğum günüm…

benzer duraklar arasında geçtikten ve benzer isimleri paylaştıktan sonra tesadüf gibi gelen hiçbir şey tesadüf olmuyor aslında
tüm bu benzersiz bi benzemenin ardında asla benzemek istememe gerçeğide beliriveriyor hayatımda. dilerim ki gün gelir hatıralarla dolu bu kutunun yerini unuturum çünkü bazen gitmek bir eylemse unutmanında koca bir devrim olduğu aşikardır. bazı yerleri, tarihleri ve yüzleri hafızamızda silikleştirme umuduyla. sevmek her zaman bir itiraf değildir bazen bi adım geride durmak gerekir. ben uzun süredir karşılık alamadığım her yerden saygıyla geride durdum ki sen
senin sevgin hep zarar verdi
bilirdim ki sevgi değildi bu
ben yabancıydım bu sevgiye
ama bunu öğretebilecek kişi ben değildim sana
sana bu kadar uzakken yıldızlar bugün senin için
yıldızlar bugün sana kadar. bugün senin doğum günün ve dilerim bugün gün gelir benim için diğer herhangi günlerden biri olarak kalır.
mahvolmuş bir hal içindeysen sanma ki yıldızlar o kadar uzak ve karanlık. bir gün gerçekten seveceğim biliyorum ama senden önce ve senden sonra daha kaç vücut gerekli benim seni unutmama. kendine iyi bak ay bizim ismimizde şüphesiz hep parlak ama ben bu saatten sonra bu yarım ayları bi daha yaklaştırmayacağım inan en doğrusu bu. sevgiler
devamını gör...

bırak bazı şeyler çözülemez olsunlar

20. yaşımın sonlarına doğru yaklaşırken aldığım en ağır ders şu oldu

sevgisiz büyümüş ve sevgiyi yanlış öğrenmiş insanlar var ve aramızda geziyor

son 1 aydır bir fotoğraf düşündüm, bir yüz düşündüm dedim neden, etrafa dedim neden

bi sürü tanım koyabilirdik kendi tanımlamalarımıza ve bariyerlerimize göre

o olay ben de bi ampül yaktı
dostum ben nereye gidiyorum ve ne yapıyorum dedim
belirsiz olan her şeyi bi netleştirmek istedim önce
bi pürüzler kalksın istedim
yıkıldım en çokta kendime kadar bi yıkılımdı bu
son 5 senedir kafamda tolere ettiğim yıkımlara yandım
kendime yenilmişim o 5 sene onu fark ettim
yinelenen konular arasında her defasında ah insan yine sırtından…
olmazlara yanmayı bırakıp olanlara da yanmam gerektiğini gördüğümde aradan bi 5 sene geçmişti. değişmemişti aslında değişmişti ama kötücülleşmeye doğru bi değişim olmuştu. çocukluğumda anılarımın olduğu bi insanın o duruma gelebilmesi ve en korkuncuda bunu normalleyebilmesi derinlemesine bi konuydu. benim yıllardır aşamadığım bi konu bu takıntı dersek diyelim, nöropsikiyatrik bi tanım koyalım hiç fark etmez
çok garip ki benim tanıştığım insanlarda hep bu bantta oldu bu banda benzer insanlar oldu
her defasında aynı dersi hayat bana veriyordu aslında
ben o dersi her defasında alttan alırken her defasında onun bi ders olduğunu ve benim o dersi tekrarladığımı fark edemiyordum bile.
üstüne aldığım yeni derslerde bu temelde veremediğim ders ise hep sıkıştırıyordu beni
beni ve ilişkilerimi
beni ve benliğimi
1 hafta önce üst dönemimden bi çocukla tanıştım üniversitede ve inanır mısınız
çocukla ilk yemeğe çıktığımda dedim aynısı sadece yüzler farklı hala bi zincir vardı…
hala benzer davranışlar beleriyordu hayatımda

hayatımda ilk defa bi erkek bana şunu dedi;
babanla aran iyi ya
seni çiçek böcek kesmez
iltifatta çok sevmezsin muhtemelen

hayatımda hiç babamla aramın iyi olması bana kendi özel ilişkilerimde bu kadar ağırlık ve zorluk vermemişti herhalde
çocuğun yaptığı komplekse mi yanayım yoksa bakış açısına mı?
şimdi ne dicem size
erkekler güçlü kadın sevmez imajını adeta yıkarcasına kendinizi güçlü yetiştirin kadınlar
bu durumdan aşağılansanız bile.
benim yaşamımda neden ilişkimin olamama sebebini anlamıştım sebebi buydu. ne olursa olsun devam etmemdi, düştüğüm yerden kendim kalkmaya çalışmamdı, ne olursa olsun bi erkek arayışından önce en derin mutsuzluklarımda yokluklarımda ailemin vâr olduğunu bilmemdi ve hep şerefimle yaşamaya çalışmamdı evet ben yaşamım boyu buna hep önem vermiştim ve şunu öğrendim simoshi
bi odada en zeki sensen o odadan çık
bi masada en çok dinleyen sensen o masadan kalk
inan bana çok hafiflersin büyümek budur kabuk değiştirirsin, güneşlenirsin beklemenin ardından bi keselenir ölü deriyi atarsın. yaşam senden bir yenilenme bekler yinelemek bazen yanlış kararları doğurur. en derin sevgi ve saygılarımla
devamını gör...

çocukluğumun mihenk taşlarındandır sinema

ailemle her hafta çarşamba günleri halk gününde sinemaya giderdik
annem türk filmlerinden hoşlanırdı
babam yabancı aksiyon, marvel, dc tarzı filmleri severdi
ben de tam arasında iki tarafıda deneyimlemiş bi yerdeyim mesele geçinmeye gönlünüzün olmasıysa ailem bunu her alanda çok iyi başarıyordu aslında.
izmir’de çocukluğunu geçirenler bilir
orta son ve lise dönemlerimizde arkadaşlarımızla marketten bişiler alıp agora awmye gidip burger yiyip sinemaya girmek çok büyük bir lüks ve güzellikti ucuz bir aktiviteydi şimdilerde yeni nesile üzülüyorum bir kahve içmek bile 150 tl’den başlar hale gelmiş adeta bir lüks
lüks kavramlarımız büyüdükçe değişiyor ve maddiyat kavramlarımız değiştikçe geçinmeye gönlümüzün olma hâlide değişime uğruyor çünkü kabul etsekte etmesekte maaddiyat bir çok şeyi etkiler hale geliyor. ben bunları neden anlattım dersek geçen ailemle halk gününde sinemaya gittik ve biletlerin bu kadar pahalandığını gördüğümde nesilin gidişatına üzüldüm doğrusu. 20 yaşımın sonlarında hâlâ ailemle bir sinemaya gidip gülebilmeyi ender ve değerli buluyorum çünkü yaşıtlarım bunu yapmıyor belkide yapamıyor
mesele geçinmeye gönlümüzün olmasıysa sevdiğim insanlarla geçinmeye gönlüm daimi var olacaktır. canım ailem sizi sonsuza kadar acil çıkış kapısında bekliyor olacağım. bugünde büyüdüm geçmişimde hatırlarım ki babam hep saçımı okşadı ve kendi doğrumda hep aferin dedi bu yüzden hata yapma payım hep azdı. gerçek hata ve gerçek doğrunun ne olduğunun hep bilincindeydim çünkü. elbet ki arkamı döndüğümde bir gün arkadaşım bile olmasa ailem benimle o filme gelirdi
ailemde bir gün olmasa da ben tek başıma o filme gidebilecek özgüvendeydim zaten. aileme minnetle…
devamını gör...

sonbahar ve kahve

sınav haftamdayım
bi’ kasım ayındayım
kütüphane aramda bu satırları yazıyorum
elimde termosum, ben ki kahve içmekten helak olmuş bu sefer çay yudumlarken hava gri ama tam yağmur havası ve yağmur kokusu var
bankta kabanımla oturuyorum ayakkabılarıma bakıyorum bazen gökyüzüne bakıyorum ağaçlar çok güzel sarardı burda,
öğrenciler stresli
herkesin kafasında yaşadığı farklı şeyler var
bense yarışın dışındayım köşeden izliyorum
şuan kendimi ve herkesi.
kulağımda kulaklıktaki şarkıda diyor ki
elbette bazen hırsla dolup bazen duracağım
elbette bazen söyleyip bazen susacağım…
inanmadan asla inanamam
her şeyin bir sonu olduğuna
(her şeyin bir sonu var simoshii inan bana hiçbir duygu, hiçbir yaşanan sonsuz değil kafanı kaşıdığın her günün karşılığını yaşam sana verecek.

elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım
inanmadan asla inanamam o yüzden inan.

her şeyin bir sonu var tatlı kız. bu yolu seçtiğin için 17 yaşındaki hâline gün gelecek teşekkür edeceksin.

en derin yaralar kapanır
en büyük acılar unutulur
kasım 2024 yaşım: 20
devamını gör...

zor zamanlar

şu alıntıyla başlayalım;

aşırı bağımsızlık, hiç kimseden yardım istememe durumu kimsenin bizi umursamadığına ve eninde sonunda terk edileceğimize inandığımız için bağ kurmaktan ümidimizi kestiğimiz bir travma tepkisi.



şu paragraf aldı beni duvardan duvara vurdu resmen
eğitim hayatımın ağırlığı mı desem,
duygularımı anlamayıp kavrayamayışım mı desem
zor zamanlarda kendime bile yaslanınca dengemi kaybetme durumunu yaşama halimi farkedişim mi desem?
gezip, görürken fark ediyorum ki yaşamak çok güzel ama dönüş yolunda fark ediyorum ki benim yaşamım zor ama (şimdilik) çünkü süreç zor.
peki ben bunu aşabilir miyim?
eskiden aşamam diyordum ama aşamam dediğim ne varsa aştım
o yüzden evet ben bunu aşarım.
ben bu kafamdaki mevzuyu ve mevzuları halleder miyim?
evet hallederim.
eskiden diyemezdim bunları ama cesaretliyim, gururluyum, en önemlisi pes etmiyorum. tüm çabam fotoğrafına baktığım sana olacak küçük simoshii
yapı oluşturucaz, bakış açımızı zorlayacağız ne kadar zor, ağır olduğuyla ilgilenmicez. her gün burdayım diyeceğiz. yolun yokuşsa veya yokuş aşağısa giy o topukluları ve dimdik durup yürümeye devam et. çünkü çivi çiviyi daima söker sevgilerimle…
devamını gör...

umutsuz olmayalım

bu başlık gibi bi kafa yapısındayım

umutsuz olmayalım, kendim için kendime kadar olan bir kısımda insanlar için. en önemliside yaşadım diyebilmek için. ellerimi uzattığımda uzanamadığım yolculukların arasında dilerim ki yaşama dair umudum hiç yitip gitmez çünkü bazen karanlığın arasındaki mum sizi aydınlığa çıkartır gibi sandığınızda daha ekarte bir karanlığa yol verebiliyor. geçtiğimiz günlerde bunu yaşadım saçma ve çocuksu bir umudumun arasında ve arkasında hüzünüm ile sıkışmış ve yorgunlukta kaldım. anlamayacaktı o hüzün, yorgunluk ve ekarteliği anlamayacaktı…
bence yaşanması ve yaşanmaması gereken kısımların zamanlamasında da durmak gerekiyormuş galiba
gitmen ve yapman gereken işlerin gölgesinde kalmayıp devam edebilmekte yaşamın ve belkide yaşadığının göstergesi oluyor. tüm çığlıklarımın ve çıplaklıkla kaldığım noktalarda olmayacak gibi olan hiçbir işe, noktaya ulaşmama düşüncesinde olan bi kafa yapımın arkasında kaldığım ve aidiyet hissini çiğneyip ancak bu kadar acı verebilirdi diyorum. bu kadar katı görüntümün arkasında bu acı veren yaşanmışlıklar perdesini kapatıyorum ve bu hissi kendimle kendime kadar olan bir kısımda bile hatırlamak istemiyorum. bazı insanları hatırlamak istemiyorum ve bundan hiç bu kadar eminlik duymamıştım. insanlara değer verme noktasınında plastikleşmemesinin haricinde basitleşmemesini ve takıntılara dönmemesini diliyorum. çünkü bazen o kırdığınız insanlar göremeyeceğiniz kadar uzakta olabiliyor ve bazı şeylerinde geri dönüşü olmuyor.
bi daha o yaşa dönmemenin bilincinde bi daha o ânın getirdiğini ve götürdüğünü yaşamıyorsunuz.
hayat size bazı dersler, illüzyonlar veriyor ve bu dersleri geliştirip geçemediğimiz noktada da kişilik bozukluklarımız beliriyor.
öz farkındalıkta burda devreye giriyor. haddim değil belki ama maddeden ziyade maneviyatı doğru analizleyememiş çocuklar aramızda…

yasemin mori’nin aslında bir konu var şarkısında dediği gibi;

birileri farkında, birileri farketmedi
birileri sağ, birileri sol, birileri farketmedi
o da bunu görmedi, bu da sana hiç yetmedi



yine gözü apaçık, gözleri apaçık
birileri bize çok acı çektirdiler
devamını gör...

ya ben neler yaşıyorum sorunsalı

tam olarak böyle bi yerlerdeyim…
son 1 ayım belkide son 4 senem
sürekli kendimi ya ben neler yaşıyorum derken buluyorum. herkesin derdi kendine büyüktür derler ya
bi sorun bitiyor bi başkası başlıyor evresinde sürekli yeni durumlar gelişiyor. gelen ve giden durumlarda oluyor. gitmesini istemediğim durumların yok olabildiğini gördüğümde yaşadığım hayal kırıklığı ve sonrasında ne bekliyordum ki sorunsalı ve arka fonda çalan bi’ beklentim yok şarkısının aksine bi beklentimin vâr olduğunu fark etme hâli…
gelen sıkıntılı durumlarınsa her ne kadar geçici olduğunu bilmemin haricinde bakışlarım o durumların içinde güçleşti.

son feci bisiklet’ten torna şarkısı gibi

kalbini bana ver
şüphelerine değer
herkese bileniyorum
hepsine bi’ yetersin
kalanına da
sen ne kadar özelsin
ne fena
bilmediğimi sanma
kimselere inanma
bileniyorum…


istediğin olur ama istediğin gibi olmaz
gibi olmaz!
zorla küskün bir kahkaha
belki bir gün
belki bir gün daha



bugün havanın nasıl bi hava olduğunu anlamadan arkadaşımın evinden ceketsiz çıktım
derste çalışamadım ama ilk 2 sınavım iyi geçti
orhan veli gibi ceketsiz sokaklarda yürüdüm bir belediye çukuruna düşmediğim kalmıştı ama ben o çukurdaydım ve bu haftanın sonunda hiçbir şey olmamış edasında yine yapmam gerekenleri bitirmiş olduğumu gözlemleyecektim ve sonra yenisi yenisi eklenecekti. gururluydum gururum ve yenilgim aynı şeylerdi
gururum ya ben neler yaşadımdı
yenilgim ya ben neler yaşıyorumdu
aslında aynı gibiydi ama değildi de ama çekilirdi bu gelenler başa!

bu sıralar hayatım kampüs, kütüphane, kafeler evrelerinde geçiyor eve seyrek uğruyorum
kendime sığamıyorum, mekanlara sığamıyorum, insanlara sığamıyorum ve en önemlisi bu tıpkı diğer tüm durumlar gibi süreç. mirkelam’ın mutlu olmak istiyorum şarkısıda tam olarak bugünler için özel bir anlam kazanıyor…

güneşin battığı yerdeyim ve ben o doğuşları bekliyorum
mümkün değil sana dönmem (mümkün değil eski hâlime dönmek…)

mutluluğu ararken
geldiğim yer
başladığım ve belkide
yaşadığım nokta
gönülde taş, gül kaldırımda
ağlamayı sor bi’ yağmura
sırılsıklam birde bana
mutlu olmak istiyorum
artık gülsün şu yüzüm
tanrım ben insan değil miyim
diye devam eden bi şarkının zorlukları arasında bu yaşlar arasında duvardan duvara toslarken günün sonunda fark ettim ki
kendi kapım en sağlam kapıydı umarım bi gün yağmurun altında sırılsıklam kaldığım ânda bana sarılacak kişiyi bulabilirim. bunu isteyeceğimi düşünmezdim ama hayat bu kadar kalabalığın ve anlaşılmazlıkların arasında olmuyor. dilerim benimle ıslanmayı seçen kişiyi bulurum sözlük. hiç iyi değilim ama iyi olacağım…
devamını gör...

olmamalıydı dedirten durumlar

olmamalıydı diyorum bazı şeyler için sonra duruyorum düşünüyorum olması gerekiyormuş

kitapta geçen ve son zamanlarda bir çok yerde karşıma çıkan cümle; hayat bazen sana istediğini değil ihtiyacın olanı veriyor.

doğruydu biz istesekte istemesekte o getirisi ve götürüsü olan döngüsel sisileleri yaşamamız gerekiyorsa yaşıyoruz.

bazen bazı insanları hiç tanımamayı diliyorsak
bazen bazı yollara da hiç girmemeyi diliyoruz ama günün sonu değiştiremeyeceğin yaşanmış gerçeklerin arasında ve belkide arkasında o soru ne fark eder?

olmuş olana ne çâre bilinmez ama bundan sonrası hayat bildiği gibi gelsin. kendime sarılıyorum çünkü bana bunu ben ve ailemden başka kimse yapamadı ve ben bunu hep bekledim. hata bendeydi kaderi zorlayamazsın bir şeyin olacağı varsa olur. sürecin içersinde bazen o yerlere gidilmemeliydi, bazen o cümleler söylenmemeliydi, bazen de söylenmeliydi işte. bazende buralara gelinmemeliydi çünkü burası bana beni kendime kadar olan bir gerçeklikte çok çıplak bıraktı ve sen, düşünme hiç neden diye iyi geceler
devamını gör...

gözlerinizi kapatıp dinlediğinizde sizi bir yerlere götüren şarkı

zülfü livaneli- sevda değil
bu şarkı beni mahvediyor bana yaşadığım gurbeti hatırlatıyor, ilk kalp ağrımı hatırlatıyor, sevilmemeyi hatırlatıyor, gitmeyi, unutmayı hatırlatıyor… şakasız çok yoğun bir şarkı olmasının yanı sıra ne dinlerdim bunu gurbette… ağırlık veren bir şarkı bi yaşanmışlığı simgeliyor aslında.


eğil salkım söğüt eğil bu benim ki sevda değil…
eğil yağmur rüzgar eğil bu benim ki sevda değil…


sizde haklısınız sıkıcıydım
farkındayım farkında olduğum için sıkıcılaşıyordum
devamını gör...

bu zor günler de elbet geçer bir gün

elbet geçer… sonrasıysa belki o zaman farklı şeyler başlar. her bitiş bir başlangıcı ve olasılıkları doğuruyor. önemli olan yaşama nasıl baktığımız veya nasıl düşündüğümüzse kafamda çok fazla ihtimali başlatıp yine bi o kadar ihtimali bitirebilirim biliyorum. aslında bu zor günlerde bi noktada yaşama dair olan o hazzı ve doygunluğu veriyor. yaşamımdaki tüm doyumlarımı insan ilişkilerinden yaşayan biri olarak söylüyorum birini tüm zorluklara rağmen sevmek ne büyük bir haz aslında hele ki karşılıklıysa… veya okulun, iş hayatın zorluklarla dolu ama o zorluğun bile bi doygunluğu oluyor. aile veya arkadaşlıklarda da inişler çıkışlar oluyor ve zorluklara bazen beraberce göğüs geriyorsun bazende yalnızca ve özgürce tüm benliğini ortaya koyuyorsun. işin bu tarafından baktığımızda zor günlerin tatlı günlere kıyasla daha uzun gibi geldiği tartışılmaz bir gerçek ama aslında zaman zaman geçmesini ve bi an önce yolun sonuna varmayı istesekte ihtimallerin ve hedeflerin yolculuğunda olmanın keyfi bi başka oluyor.

sen ki buralardaysan ki hâlâ buralardasın.
umutsuzsan bazen bazı geceler ve gündüzler gülüyorsak ama boş gibi geliyorsa bilelim ki buradayız aslında. bununda bir süreç olduğunu biliyorsak bu da keyif versin o zaman. yorgun düşüyorsan ve üşüyorsan bazen bazı zamanlar üşüyorsak tutunalım o zaman
boşver dünya ne düşünür, biz yine buralara ve en çok kendimize kadar doğru ve anlamlı kalalım. en derin sevgi ve saygılarımla- simoshii
devamını gör...

konfor alanından çıkmak

şuan yaşadığım durum bu.

okul uzadı…
aile evinden ayrıldım. 3 arkadaş olarak yeni eve çıktım
zorlu üniversite maceramla cebelleşiyorum
kendi hayat kulvarımda çok zorlandığım senelerden geçiyorum üstelik bu halledersin yaparsın aslansın kaplansınla olacak iş değil. büyüdüm erken büyümem gereken konular oldu iyi ki de oldu.
beni üzebilecek, kafamı kurcalayabilecek her şeyden uzak durmaya çalışıyorum, yeri geliyor sevdiklerimden uzak duruyorum başka türlü bu bölüm bitmez. dikkati çok çabuk dağılabilen bir tip olduğumu biliyorum zaman zaman çevremi gözlemlerken onların rahatlıkları ve yaşama olan bakış açılarına özensemde kendime yakıştırmıyorum. ben bu sıralar kendime duygusal davranmayı bile yakıştırmıyorum. kendimi yalnızlaştırdığımı görüyorum birini bile sevmemeye çalışıyorum buna bile yer yok şuan. sağlığım, okulum, sporum, sivil toplum kuruluşundaki başkanlık görevim bi süre bu şekilde… 20 yaşımdan gelecek versiyonuma sesleniyorum neleri göze aldım bi bilsen. kendime ve babama verdiğim sözleri tuttum tutmayada devam edeceğim. iyi olacağız simoshii. duygularımı ekarte ettiğim her geçen güne nefretle…
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim