1.
kaba oyalanmalar
masumiyet müzesi dizisini elbet izleyenlerdenim
ben de. üstelik diziyi bitirdikten sonra affaladım ve
o gece boşluğa düşüp bir podcast bile kaydettim kendime.
bir kaç beni vuran replik vardı;
aşk acısından kendini asan fransız şair gerard de nerval, hayatının aşkını sonsuza kadar kaybettiğini anlayınca hayatın bundan sonra kendisine kaba oyalanmalar bıraktığını söylüyor.
hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.
o cümlelerin kuvvetini içimde hissetmenin ötesinde yaşamda derin ve kaba oyalanmalar yaşadığımı hissettiğim çok günüm oldu. aslına bakarsanız yaptığım farklar, edindiğim başarılar veya başarısızlıklar arasında da tüm devam edebilmenin ötesinde “kaba oyalanmalar” yarattım. yıllardır aşk dıygusunu hiç hissetmemiş olmanın gölgesinde kimselerle de bırakın ilişki kurmayı flörtü bile beceremedim. hayatımın en mutlu ânı denilen kısmıda yıllar önce paket edip bırakmış veyahut bırakılmış gibi hissediyorum üstelik hâlen. kimseyi ve hiçbir oluşum veya durumu suçlamıyorum da. böyle olması gerekti ve oldu. aşık olabilmek isterdim doğrusu hele ki karşılıklıysa.. ama yaşam bana duygularımı bile ölçülü ve kararlı yaşamamı öğretti. çünkü bilirdim ki duygumun fazlası bile bana hazin bir son ve gözyaşları getirecekti. üstelik tanıdıkça ve bilir olduğum bir taraftı bu. demem o ki çok gözyaşım vardı, gözyaşları oldular bugünlere yansıyan.. güldüğümde belirginleşen durduğumda belirginleşme aşamasında olabilecek kazayaklarım vardı. ifadesiz kalmadı yüzüm, hatlarım, her duygum benimle derinleşti ve anlam buldu yüzümde. öteden beri gerçek bir şeyler hissedebilmeye ihtiyacım var. çünkü ben hep gerçek yaşamaya çalıştım en her şeyi, en olduğu gibi.
ben de. üstelik diziyi bitirdikten sonra affaladım ve
o gece boşluğa düşüp bir podcast bile kaydettim kendime.
bir kaç beni vuran replik vardı;
aşk acısından kendini asan fransız şair gerard de nerval, hayatının aşkını sonsuza kadar kaybettiğini anlayınca hayatın bundan sonra kendisine kaba oyalanmalar bıraktığını söylüyor.
hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.
o cümlelerin kuvvetini içimde hissetmenin ötesinde yaşamda derin ve kaba oyalanmalar yaşadığımı hissettiğim çok günüm oldu. aslına bakarsanız yaptığım farklar, edindiğim başarılar veya başarısızlıklar arasında da tüm devam edebilmenin ötesinde “kaba oyalanmalar” yarattım. yıllardır aşk dıygusunu hiç hissetmemiş olmanın gölgesinde kimselerle de bırakın ilişki kurmayı flörtü bile beceremedim. hayatımın en mutlu ânı denilen kısmıda yıllar önce paket edip bırakmış veyahut bırakılmış gibi hissediyorum üstelik hâlen. kimseyi ve hiçbir oluşum veya durumu suçlamıyorum da. böyle olması gerekti ve oldu. aşık olabilmek isterdim doğrusu hele ki karşılıklıysa.. ama yaşam bana duygularımı bile ölçülü ve kararlı yaşamamı öğretti. çünkü bilirdim ki duygumun fazlası bile bana hazin bir son ve gözyaşları getirecekti. üstelik tanıdıkça ve bilir olduğum bir taraftı bu. demem o ki çok gözyaşım vardı, gözyaşları oldular bugünlere yansıyan.. güldüğümde belirginleşen durduğumda belirginleşme aşamasında olabilecek kazayaklarım vardı. ifadesiz kalmadı yüzüm, hatlarım, her duygum benimle derinleşti ve anlam buldu yüzümde. öteden beri gerçek bir şeyler hissedebilmeye ihtiyacım var. çünkü ben hep gerçek yaşamaya çalıştım en her şeyi, en olduğu gibi.
devamını gör...





