kombinas kombinas kombinas ko
başlık "bipolardan hallice" tarafından 11.07.2025 16:30 tarihinde açılmıştır.
1.
ki!
ko!
ki ko!
kombinas kombinas kombinasko!
lay lay lalay da fisko!
hu! atenga!
gulu gulu zemzem!
1997 kışı ali sami yen, kapalı alt tribünü..
galatasaray, o zamanlar adı sanı pek duyulmamış, norveç'in balıkçı kasabalarından birinin takımı olan "fk bodø/glimt" ile kupa galipleri kupası'nda oynuyor. hava buz gibi, istanbul'a karla karışık bir zift yağmuru yağıyor. tribünlerin yarısı boş, gelenler de ısınmak için çekirdek çitleyip duran sadık ama keyifsiz bir kitle. maç o kadar sıkıcı ki, sahadaki 22 adam sanki buzda kayan penguenler gibi anlamsızca koşuşturuyor.
kapalı alt'ın en gediklilerinden, ciğerini tribünde bırakmış, lakabı "tekila selim" olan bir abi var. selim ve etrafındaki 30-40 kişilik çekirdek tayfa, maçın sıkıcılığından iyice bunalmış, kendi kendilerine eğlence arıyor.
norveç takımı, o meşhur iskandinav disipliniyle sürekli kendi aralarında üçgen kurarak pas yapmaya çalışıyor. ama ne pas! top bir ona, bir diğerine, sonra taca... bu anlamsız ve verimsiz paslaşma trafiğine tribünden biri bağırıyor:
"yahu ne biçim kombinasyon bu!"
tekila selim, bu lafı duyuyor. o sırada norveçli bir oyuncu yine pas hatası yapınca, alaycı bir tonda mırıldanıyor: "kombina... kombina... bunlarınki kombina değil, kombinasko resmen!". yanındakiler bu lafa gülüyor. ve o an, o sıkıcı maçın ilk kıvılcımı çakılıyor. grup, norveçliler her topa dokunduğunda tempo tutmaya başlıyor:
"ki! ko! ki ko! kombinas kombinas kombinasko!"
rakibin 10 numarası, sahanın en kötüsü. maçtan önce yerel gazetelerden biri bu oyuncu için "takımın beyni" diye yazmış. adam o kadar kötü ki, tekila selim "beyin değil, fiyasko bu!" diye bağırıyor. tribün dilinde kafiye esastır. "fiyasko", "lay lay lalay" temposuna uymayınca, anında "fisko"ya dönüşüyor.
"lay lay lalay da fisko!"
peki "atenga" kim? işte burası hikayenin en trajikomik kısmı. o "fisko" çıkan 10 numaranın adı aslında "øivind atle". ama maç listesindeki el yazısı o kadar kötü ki, tekila selim'in elindeki kağıtta "atle", "atenga" gibi okunuyor. selim, oyuncuyu her gördüğünde kinayeyle bağırıyor:
"hu! atenga!"
maçın sonlarına doğru skor 3-0 olmuş, oyun tamamen durmuş. tekila selim'in tayfasından biri, o dönem yeni çıkan ve hindi şeklinde olan "gulu gulu" adlı bir bisküviden yiyor. tam o sırada rakibin "atenga"sı, kaleyle arasında kimse yokken topu dağlara taşlara vuruyor. tribünden başka biri, artık isyan ederek o meşhur tribün klişesini haykırıyor:
"zemzem suyu içse yine gol atamaz bu!"
işte o an, tekila selim'in beyninde iki alakasız fikir –hindi bisküvi ve zemzem suyu– çarpışıyor. o absürt anın ve sıkıcılığın getirdiği anlamsız yaratıcılıkla, hayatında söylediği en mantıksız ama en efsanevi şeyi bağırıyor:
"gulu gulu zemzem!"
bu o kadar saçma, o kadar alakasız ve o kadar komikti ki, etrafındaki 30-40 kişi kahkahalarla bu tezahürata katıldı.
bu tezahürat, sadece o soğuk norveç maçı akşamında, kapalı alt'ın küçük bir bölümünde yankılanmadı. bir avuç insanın sıkıntıdan uydurduğu o anlamsız tekerleme, kulüp tarihinin en şanlı zaferlerinden birinin tılsımı olmuş ve galatasaray tribün folklorunun en özgün ve en "acayip" parçası olarak bugüne kadar yaşamıştır.
ko!
ki ko!
kombinas kombinas kombinasko!
lay lay lalay da fisko!
hu! atenga!
gulu gulu zemzem!
1997 kışı ali sami yen, kapalı alt tribünü..
galatasaray, o zamanlar adı sanı pek duyulmamış, norveç'in balıkçı kasabalarından birinin takımı olan "fk bodø/glimt" ile kupa galipleri kupası'nda oynuyor. hava buz gibi, istanbul'a karla karışık bir zift yağmuru yağıyor. tribünlerin yarısı boş, gelenler de ısınmak için çekirdek çitleyip duran sadık ama keyifsiz bir kitle. maç o kadar sıkıcı ki, sahadaki 22 adam sanki buzda kayan penguenler gibi anlamsızca koşuşturuyor.
kapalı alt'ın en gediklilerinden, ciğerini tribünde bırakmış, lakabı "tekila selim" olan bir abi var. selim ve etrafındaki 30-40 kişilik çekirdek tayfa, maçın sıkıcılığından iyice bunalmış, kendi kendilerine eğlence arıyor.
norveç takımı, o meşhur iskandinav disipliniyle sürekli kendi aralarında üçgen kurarak pas yapmaya çalışıyor. ama ne pas! top bir ona, bir diğerine, sonra taca... bu anlamsız ve verimsiz paslaşma trafiğine tribünden biri bağırıyor:
"yahu ne biçim kombinasyon bu!"
tekila selim, bu lafı duyuyor. o sırada norveçli bir oyuncu yine pas hatası yapınca, alaycı bir tonda mırıldanıyor: "kombina... kombina... bunlarınki kombina değil, kombinasko resmen!". yanındakiler bu lafa gülüyor. ve o an, o sıkıcı maçın ilk kıvılcımı çakılıyor. grup, norveçliler her topa dokunduğunda tempo tutmaya başlıyor:
"ki! ko! ki ko! kombinas kombinas kombinasko!"
rakibin 10 numarası, sahanın en kötüsü. maçtan önce yerel gazetelerden biri bu oyuncu için "takımın beyni" diye yazmış. adam o kadar kötü ki, tekila selim "beyin değil, fiyasko bu!" diye bağırıyor. tribün dilinde kafiye esastır. "fiyasko", "lay lay lalay" temposuna uymayınca, anında "fisko"ya dönüşüyor.
"lay lay lalay da fisko!"
peki "atenga" kim? işte burası hikayenin en trajikomik kısmı. o "fisko" çıkan 10 numaranın adı aslında "øivind atle". ama maç listesindeki el yazısı o kadar kötü ki, tekila selim'in elindeki kağıtta "atle", "atenga" gibi okunuyor. selim, oyuncuyu her gördüğünde kinayeyle bağırıyor:
"hu! atenga!"
maçın sonlarına doğru skor 3-0 olmuş, oyun tamamen durmuş. tekila selim'in tayfasından biri, o dönem yeni çıkan ve hindi şeklinde olan "gulu gulu" adlı bir bisküviden yiyor. tam o sırada rakibin "atenga"sı, kaleyle arasında kimse yokken topu dağlara taşlara vuruyor. tribünden başka biri, artık isyan ederek o meşhur tribün klişesini haykırıyor:
"zemzem suyu içse yine gol atamaz bu!"
işte o an, tekila selim'in beyninde iki alakasız fikir –hindi bisküvi ve zemzem suyu– çarpışıyor. o absürt anın ve sıkıcılığın getirdiği anlamsız yaratıcılıkla, hayatında söylediği en mantıksız ama en efsanevi şeyi bağırıyor:
"gulu gulu zemzem!"
bu o kadar saçma, o kadar alakasız ve o kadar komikti ki, etrafındaki 30-40 kişi kahkahalarla bu tezahürata katıldı.
bu tezahürat, sadece o soğuk norveç maçı akşamında, kapalı alt'ın küçük bir bölümünde yankılanmadı. bir avuç insanın sıkıntıdan uydurduğu o anlamsız tekerleme, kulüp tarihinin en şanlı zaferlerinden birinin tılsımı olmuş ve galatasaray tribün folklorunun en özgün ve en "acayip" parçası olarak bugüne kadar yaşamıştır.
devamını gör...
2.
olay yerinden videosu olsa da izlesek. mis gibi ortammış şerefsizim.
devamını gör...