kötü filmlerdeki tarifsiz samimiyet
başlık "sehpadaki midi klavye" tarafından 11.10.2026 18:25 tarihinde açılmıştır.
1.
b movie aşığı olmanın getirdiği tarifsiz bir mutluluk var... gary whitson, terry west, bill zebub gibi insanların sinemaya bıraktığı hasarı izlerken bunu iliklerime kadar hissediyorum... letterboxd'da kötü film avına çıkıp kimsenin beğenmediği, üç kişinin izlediği ve ikisinin yanlışlıkla açtığı filmlerden kendime küçük bir dünya kuruyorum...
iyi filmlerde hayranlık duyduğum şeyleri kötü filmlerde başka türlü yaşıyorum ben... kusursuz senaryo, incelikli kurgu ya da aşşşşırı iyi oyunculuk beklemiyorum... aksine, bütün bunların yokluğunda açılan uçsuz bucaksız özgürlük alanım var ya, gary whitson'ın önüne kamera, sokaktan çevirdiği 2-3 oyuncu ve muhtemelen kimsenin okumadığı bir senaryo koyduğunda neler olabileceğini kestiremiyorum, işte beni mutlu eden şey de bu... insanın hayal gücünün ne kadar tuhaf yerlere gidebildiğini görmek beni ürpertiyo dostlar...
bazen sinemanın bütün kurallarını bilen yönetmenin kusursuz filminden ziyade, sinemanın kurallarından haberi olmayan birinin çektiği felakette daha çok heyecan buluyorum... çünkü o felaketin ortasında, bütün mantık hatalarına ve akıl almaz senaryo tercihleri arasına rağmen, birilerinin bunu gerçekten yapmış olmasının tarifsiz bir samimiyeti var... var yani bunu kimse inkar edemez...
belki de bu yüzden letterboxd'da beş yıldızlı filmler arasında dolaşmak yerine, kimsenin yüzüne bakmadığı yapımların izini sürüyorum... iflah olmaz bi stalkerım... herkesin terk ettiği o sinemasal enkazda kendime yepyeni evrenler buluyorum... burada uzaylılar plastikten, kanlar ketçaptan, oyunculuklar normal sözlük kavgalarından hallice olabilir... ben de bundan zevk alıyorum...
iyi filmlerde hayranlık duyduğum şeyleri kötü filmlerde başka türlü yaşıyorum ben... kusursuz senaryo, incelikli kurgu ya da aşşşşırı iyi oyunculuk beklemiyorum... aksine, bütün bunların yokluğunda açılan uçsuz bucaksız özgürlük alanım var ya, gary whitson'ın önüne kamera, sokaktan çevirdiği 2-3 oyuncu ve muhtemelen kimsenin okumadığı bir senaryo koyduğunda neler olabileceğini kestiremiyorum, işte beni mutlu eden şey de bu... insanın hayal gücünün ne kadar tuhaf yerlere gidebildiğini görmek beni ürpertiyo dostlar...
bazen sinemanın bütün kurallarını bilen yönetmenin kusursuz filminden ziyade, sinemanın kurallarından haberi olmayan birinin çektiği felakette daha çok heyecan buluyorum... çünkü o felaketin ortasında, bütün mantık hatalarına ve akıl almaz senaryo tercihleri arasına rağmen, birilerinin bunu gerçekten yapmış olmasının tarifsiz bir samimiyeti var... var yani bunu kimse inkar edemez...
belki de bu yüzden letterboxd'da beş yıldızlı filmler arasında dolaşmak yerine, kimsenin yüzüne bakmadığı yapımların izini sürüyorum... iflah olmaz bi stalkerım... herkesin terk ettiği o sinemasal enkazda kendime yepyeni evrenler buluyorum... burada uzaylılar plastikten, kanlar ketçaptan, oyunculuklar normal sözlük kavgalarından hallice olabilir... ben de bundan zevk alıyorum...
devamını gör...