#ödüllü filmler
little miss sunshine orijinal adıyla 2006 yılında gösterime giren film, tüm üyeleri birbirinden farklı ve renkli olan hoover ailesi ve küçük kızları olive'in ülkenin uzak bir ucuna seyahatini konu alan bir yol/komedi/dram filmi. bu sıcak olduğu kadar etkileyici hikayede tüm farklılıklara rağmen aile olmanın ve kabullenmenin dokunaklı bir sunumunu izliyoruz.
yönetmen: jonathan dayton, valerie faris
oyuncular:
steve carell
toni collette
greg kinnear
abigail breslin
paul dano
alan arkin
jill talley
oyuncular:
steve carell
toni collette
greg kinnear
abigail breslin
paul dano
alan arkin
jill talley
akademi ödülleri 2007 - en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi özgün senaryo
bafta 2007 - en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi özgün senaryo
césar ödülleri, fransa 2007 - en iyi yabancı dilde film
empire ödülleri, ingiltere 2007 - en iyi komedi filmi
irlanda film ve televizyon ödülleri 2007 - en iyi uluslararası film
bafta 2007 - en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi özgün senaryo
césar ödülleri, fransa 2007 - en iyi yabancı dilde film
empire ödülleri, ingiltere 2007 - en iyi komedi filmi
irlanda film ve televizyon ödülleri 2007 - en iyi uluslararası film
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "lucifer" tarafından 22.12.2020 19:08 tarihinde açılmıştır.
1.
2006 yapımı enfes bir film.
güldürüyor, hüzünlendiriyor ve belki de en önemlisi, hayata tutunma yolunda umut tazeletiyor.
hazır izlemişken, aklımda kalan birkaç küçük notu bırakayım buraya.
filmde, sarı bir volkswagen t2 bus var. adeta bir oyuncu gibi işlemişler filme. meraklılarına duyurulur.
yine ilginç bir detay vereyim. bu filmin, kült dizi breaking bad ile azımsanmayacak sayıda ortak paydası var.
hikaye, albuquerque'de başlıyor bir kere, bu önemli.
ve bomba! filmde kimler var biliyor musunuz?
walter white* ve hank schrader*!
ikisi toplamda 5 dakika bile görünmüyorlar belki de ama özellikle dean norris, karakteristik özelliklerini muazzam bir şekilde yansıtıyor.
bir de bonus karakter var. o da better call saul'dan. hani ilk sezonda jimmy'nin en yakın arkadaşı marco vardı ya. gençlik yıllarında beraber milleti dolandırdığı. işte o.
film de o da var. birkaç dakikalığına bile olsa.
breaking bad'den 2 yıl önce piyasaya çıkmış olmasına rağmen, gerçekten de müthiş benzerlikler bunlar.
filmin renkleri, ışıkları, sahneleri hatta diyaloglar bile breaking bad ile better call saul havasında.
ilgi alanına girenlerin çok beğeneceği bir film bence.
güldürüyor, hüzünlendiriyor ve belki de en önemlisi, hayata tutunma yolunda umut tazeletiyor.
hazır izlemişken, aklımda kalan birkaç küçük notu bırakayım buraya.
filmde, sarı bir volkswagen t2 bus var. adeta bir oyuncu gibi işlemişler filme. meraklılarına duyurulur.
yine ilginç bir detay vereyim. bu filmin, kült dizi breaking bad ile azımsanmayacak sayıda ortak paydası var.
hikaye, albuquerque'de başlıyor bir kere, bu önemli.
ve bomba! filmde kimler var biliyor musunuz?
walter white* ve hank schrader*!
ikisi toplamda 5 dakika bile görünmüyorlar belki de ama özellikle dean norris, karakteristik özelliklerini muazzam bir şekilde yansıtıyor.
bir de bonus karakter var. o da better call saul'dan. hani ilk sezonda jimmy'nin en yakın arkadaşı marco vardı ya. gençlik yıllarında beraber milleti dolandırdığı. işte o.
film de o da var. birkaç dakikalığına bile olsa.
breaking bad'den 2 yıl önce piyasaya çıkmış olmasına rağmen, gerçekten de müthiş benzerlikler bunlar.
filmin renkleri, ışıkları, sahneleri hatta diyaloglar bile breaking bad ile better call saul havasında.
ilgi alanına girenlerin çok beğeneceği bir film bence.
devamını gör...
2.
herkese iyi gelebilen bir aile filmi. hangi ruh halinde olursanız olun, mutlaka kaliteli vakit geçirip, zevk alacaksınız. garanti veriyorum yüzünüz tebessüm edecek. 10/10 film.
devamını gör...
3.
2006 yılı yapımı komedi filmi. yer yer ters gelecek sahneleri olsa da bazı anlarda güldürmeyi başarıyor.
baba, anne, büyük baba, büyük erkek çocuk ve küçük kız çocuktan oluşan bir aile var. dayı da bu ekibe katılıyor. ailenin tamamı hayatlarında neye el attılarsa başarısız olmuşlar. anne ile babanın arası sorunlu. işte bu ailenin kızları bir güzellik yarışmasına katılım daveti alıyor. bütün aile bu kızı yarışmaya götürmek için yola çıkıyor. filmin çoğu yolda geçiyor.
çocuk merkezli bir film olsa da çocuklarla izlemenin çok uygun olacağını düşünmüyorum. bol bol cinsel göndermeler var. eğlenceli bir film olduğunu söyleyebilirim.
baba, anne, büyük baba, büyük erkek çocuk ve küçük kız çocuktan oluşan bir aile var. dayı da bu ekibe katılıyor. ailenin tamamı hayatlarında neye el attılarsa başarısız olmuşlar. anne ile babanın arası sorunlu. işte bu ailenin kızları bir güzellik yarışmasına katılım daveti alıyor. bütün aile bu kızı yarışmaya götürmek için yola çıkıyor. filmin çoğu yolda geçiyor.
çocuk merkezli bir film olsa da çocuklarla izlemenin çok uygun olacağını düşünmüyorum. bol bol cinsel göndermeler var. eğlenceli bir film olduğunu söyleyebilirim.
devamını gör...
4.
(bkz: steve carell) ve (bkz: paul dano) ikilisi muhteşem oynamış bu filmde öncelikle her ikisinin de hakkını vererek başlamak istiyorum. (bkz: the 40 year old virgin) ve bruce almighty / evan almighty filmlerinde izlerken yine michael scott karakterini izliyor gibi olmuştum ama bu filmde muazzamdı. toni colette hanım da bence epey çekiciymiş o sıralar diyebiliriz ehhehe.
oyunculukları bırakıp filmin konusuna gelelim. başından beri farkedeceğiniz üzere üç karakter kafayı başarmakla bozmuş durumda. küçük kız yarışma için, dwayne pilot olmak için ve babaya gelince de zaten başarılı veya başarısız olmakla tamamen kafayı kırmış durumda. öte yandan steve carellin canlandırdığı karakter ve dede karakteri bütün bunlardan sıyrılmış. ikisi de her şeyden vazgeçmiş ama biri depresif diğeri pozitif biçimde. filmde bir kırılma noktasında dwayne karakteri daha fazla sessiz kalamıyor hatırlayacağınız üzere. biraz sonrasında iskelede frank ile ettiği sohbet filmin en güzel sahnesi bence. yavaş yavaş da olsa filmin vardığı nokta küçük zaferlere bu kadar kafayı takmamamız gerektiği diye düşünüyorum. izleyin.
oyunculukları bırakıp filmin konusuna gelelim. başından beri farkedeceğiniz üzere üç karakter kafayı başarmakla bozmuş durumda. küçük kız yarışma için, dwayne pilot olmak için ve babaya gelince de zaten başarılı veya başarısız olmakla tamamen kafayı kırmış durumda. öte yandan steve carellin canlandırdığı karakter ve dede karakteri bütün bunlardan sıyrılmış. ikisi de her şeyden vazgeçmiş ama biri depresif diğeri pozitif biçimde. filmde bir kırılma noktasında dwayne karakteri daha fazla sessiz kalamıyor hatırlayacağınız üzere. biraz sonrasında iskelede frank ile ettiği sohbet filmin en güzel sahnesi bence. yavaş yavaş da olsa filmin vardığı nokta küçük zaferlere bu kadar kafayı takmamamız gerektiği diye düşünüyorum. izleyin.
devamını gör...
5.
2006 yapımı komedi/dram türündeki filmin yönetmenliğini ise valerie faris ve jonathan dayton yapmıştır.
film aslında bir ailenin kızlarını bir yarışmaya götürmesi üzerine olsa da aslında ailenin birbirini daha iyi tanıması ve birbirine saygı duymasını öğrenmeleri temalı diyebiliriz. bir de herkesin potansiyelini daha iyi anlaması da olabilir biraz.
çok tuhaf bir aile var karşımızda ve sanki yıllarca bir arada yaşamamışlar gibi bir film başlangıcı görüyoruz. film olduğu için tabii ki yıllarca birlikte yaşamadılar o kadarını ben de biliyorum ama filmin içinde bu hissi almak filme bağlanmayı geciktiriyor. uzun bir yola çıktıkları için yolculuk filmi izliyoruz. yolun sonunda küçük kız yarışmaya katılır ama dersi biraz uçuk olan dedesinden aldığı için sahnede çok ilginç bir dans eder ve yarışmayı düzenleyenler onu indirmek istediğinde ailenin tümü sahneye çıkıp dans edince karakolluk olurlar ama serbest bırakılırlar bir daha o bölgedeki herhangi bir yarışmaya katılmamaları şartı ile. dede yolda vefat ettiği için bu dansı ona öğrettiği için kızamıyorlar ama artık olmuş bitmişti sonuçta. aile yarışmayı gördükten sonra baba ve abi küçük kızı çıkmaması için ikna etmek isteseler de anne izin vermiyordu ve sonuç olarak az buçuk rezil oldular. genel olarak film komik ve birazda dünyanın yanlışlarını yüzümüze vuruyor.
biraz kara mizah var içinde o sebepten çok içime sinmedi ama idare eder. galiba bazı şeyleri göze sokmak için böyle uç şekilde anlatmak gerekiyor. iyi seyirler eğer izler ve sonuna kadar gelebilirseniz tabii. glck.
film aslında bir ailenin kızlarını bir yarışmaya götürmesi üzerine olsa da aslında ailenin birbirini daha iyi tanıması ve birbirine saygı duymasını öğrenmeleri temalı diyebiliriz. bir de herkesin potansiyelini daha iyi anlaması da olabilir biraz.
çok tuhaf bir aile var karşımızda ve sanki yıllarca bir arada yaşamamışlar gibi bir film başlangıcı görüyoruz. film olduğu için tabii ki yıllarca birlikte yaşamadılar o kadarını ben de biliyorum ama filmin içinde bu hissi almak filme bağlanmayı geciktiriyor. uzun bir yola çıktıkları için yolculuk filmi izliyoruz. yolun sonunda küçük kız yarışmaya katılır ama dersi biraz uçuk olan dedesinden aldığı için sahnede çok ilginç bir dans eder ve yarışmayı düzenleyenler onu indirmek istediğinde ailenin tümü sahneye çıkıp dans edince karakolluk olurlar ama serbest bırakılırlar bir daha o bölgedeki herhangi bir yarışmaya katılmamaları şartı ile. dede yolda vefat ettiği için bu dansı ona öğrettiği için kızamıyorlar ama artık olmuş bitmişti sonuçta. aile yarışmayı gördükten sonra baba ve abi küçük kızı çıkmaması için ikna etmek isteseler de anne izin vermiyordu ve sonuç olarak az buçuk rezil oldular. genel olarak film komik ve birazda dünyanın yanlışlarını yüzümüze vuruyor.
devamını gör...
6.
orijinal ismiyle little miss sunshine.
jonathan dayton ve valerie faris'in ilk yönetmenlik denemeleri olan 2006 yapımı amerikan filmi.
filmde de, filmin afişinde de sıklıkla kullanılan o sarı renk tam olarak bu filmi anlatan bir renk seçimi olmuş fikrimce.
sarı rengin bana hissettirdiği kadar canlı, tatlı, hafiften de ilham verici ama hüzün de barındıran , bunu da kullandıkları renk ile çok iyi ifade ettiklerini düşündüğüm bir film.
'little miss sunshine' ismindeki çocuk güzellik yarışmasına kendi kızlarını götürmek için yola koyulan 6 kişilik bir aileyi izliyoruz filmde.
ailedeki her karakterin birazcık şapşal ve kendilerine has olan özellikleriyle bu yolculuk her ne kadar keyifli sayılabilse de aslında akla bile gelemeyecek birçok sorunla karşılaşmış ve bu sorunları da kendi çözüm yöntemleriyle daha da eğlenceli hale getirirler birnevi.
yine de karşılaştıkları aksilikler bitmek bilmezken her olumsuz durumda film daha da eğlenceli bir hâl almaya başlar.
bir konuda birtanem olive'ye çok haksızlık yapıldığını düşünüyorum.
olive'ye her ne kadar güzellik yarışmasında ön yargıyla bakılsa da diğer kız çocukları da olive'nin yaptığı şeyden farklı bir şey yapmıyorlardı fikrimce. sadece olive'nin dans tarzı diğerlerininkinden daha farklıydı.
ki zaten o programın rahatsız ediciliğinden bahsetmeme bile gerek yok, orası farklı bir konu.
müzikleriyle olsun, hissettirdiği acı-tatlı duygularla olsun, atmosferiyle olsun aşırı beğendiğim bir film oldu.
jonathan dayton ve valerie faris'in ilk yönetmenlik denemeleri olan 2006 yapımı amerikan filmi.
filmde de, filmin afişinde de sıklıkla kullanılan o sarı renk tam olarak bu filmi anlatan bir renk seçimi olmuş fikrimce.
sarı rengin bana hissettirdiği kadar canlı, tatlı, hafiften de ilham verici ama hüzün de barındıran , bunu da kullandıkları renk ile çok iyi ifade ettiklerini düşündüğüm bir film.
'little miss sunshine' ismindeki çocuk güzellik yarışmasına kendi kızlarını götürmek için yola koyulan 6 kişilik bir aileyi izliyoruz filmde.
ailedeki her karakterin birazcık şapşal ve kendilerine has olan özellikleriyle bu yolculuk her ne kadar keyifli sayılabilse de aslında akla bile gelemeyecek birçok sorunla karşılaşmış ve bu sorunları da kendi çözüm yöntemleriyle daha da eğlenceli hale getirirler birnevi.
yine de karşılaştıkları aksilikler bitmek bilmezken her olumsuz durumda film daha da eğlenceli bir hâl almaya başlar.
bir konuda birtanem olive'ye çok haksızlık yapıldığını düşünüyorum.
olive'ye her ne kadar güzellik yarışmasında ön yargıyla bakılsa da diğer kız çocukları da olive'nin yaptığı şeyden farklı bir şey yapmıyorlardı fikrimce. sadece olive'nin dans tarzı diğerlerininkinden daha farklıydı.
ki zaten o programın rahatsız ediciliğinden bahsetmeme bile gerek yok, orası farklı bir konu.
müzikleriyle olsun, hissettirdiği acı-tatlı duygularla olsun, atmosferiyle olsun aşırı beğendiğim bir film oldu.
devamını gör...
