1.
allah'ın isimlerinden birisi.
kuds kelimesinden türemiştir.
gazzâlî kuddûs ismine “duyumun algılayabileceği, hayalin canlandıracağı, zihnin tasavvur edeceği, düşüncenin şekillendireceği veya gönülde doğabilecek her türlü nitelikten münezzeh olan” açıklamasını yapmistir.
ebû bekir ibnü’l-arabî'ye göre bu ismin anlamı tüm eksik ve noksanliklardan münezzeh olmasıdır.
burada eksik ve noksanlık dediğimiz kavram insanoğlunun mantığı aklı duyuları ve duyguları ile algılayabildigi her şeyi kapsamaktadır.
kuddûs olan alllah temiz ve pak, yanlışı ve noksanı olmayandır. o insanoğlunun mantığı ile algılayabileceğinden farklı büyük ve kusursuz olandır.
allah’ın kuddûs isminin tecelli ettiği, kötülük ve pislikten arınmış, duaların kabulünün makbul olduğu yerlere (bkz: mukaddes) ismi verilir. kabe dünya üzerinde bunlardan ilkidir.
yine cebrail melek için ruhülkudûs denir ki, bu da kendisinin temiz ve arınmis bir ruh olarak allah'ın emir ve yasaklarını iletmek ile görevlidir. bu da kendisinin mukaddes bir görevli yapar.
hz. muhammed'in kendisine ait olmayan, kuran'da bulunmayan ancak allah'tan aldığı bilgi ve sözlere (bkz: kutsi hadis) ismi verilir.
insan ya da her hangi bir varlık eksik ve noksanlar ile yaratılmıştır. insan bunu kabul eder ve eksikliklerini kapatmaya, allah'ın emir ve yasaklarına uymaya çalışırsa kusursuz hale gelemez. ancak insan-ı kamil olabilir. kusurlu olmak insanın yaratılışında mevcuttur. insan kusurlari ve eksikleri ile insandir.
islamiyet dışı inançlarda kişi kendi sınırlı mantık yapısı ile algilayamadığı allah'ın yerine algılayabildigi tanrılar hayal etmiştir. oysa allah insanın sekillendirebilecegi, konumlandırabileceği, tam anlamıyla kavrayabilecegi kadar sınırlı değildir.
allah'ın kuddûs isminin yaklaştığı kişiler ilmen kalben ve itikat olarak kötülükten uzak, iyiliğe yakındır, nefsine hakim olmaya çalışan ve bu ugurda zevkle çaba gösterendir. o halde bu kişi en yüksek ve yüce makamda gördüğü allah'tan başkasından korkmaz, ondan başka kimseyi her ne şekilde olursa olsun kendisine ilah yapmaz.
kuds kelimesinden türemiştir.
gazzâlî kuddûs ismine “duyumun algılayabileceği, hayalin canlandıracağı, zihnin tasavvur edeceği, düşüncenin şekillendireceği veya gönülde doğabilecek her türlü nitelikten münezzeh olan” açıklamasını yapmistir.
ebû bekir ibnü’l-arabî'ye göre bu ismin anlamı tüm eksik ve noksanliklardan münezzeh olmasıdır.
burada eksik ve noksanlık dediğimiz kavram insanoğlunun mantığı aklı duyuları ve duyguları ile algılayabildigi her şeyi kapsamaktadır.
kuddûs olan alllah temiz ve pak, yanlışı ve noksanı olmayandır. o insanoğlunun mantığı ile algılayabileceğinden farklı büyük ve kusursuz olandır.
allah’ın kuddûs isminin tecelli ettiği, kötülük ve pislikten arınmış, duaların kabulünün makbul olduğu yerlere (bkz: mukaddes) ismi verilir. kabe dünya üzerinde bunlardan ilkidir.
yine cebrail melek için ruhülkudûs denir ki, bu da kendisinin temiz ve arınmis bir ruh olarak allah'ın emir ve yasaklarını iletmek ile görevlidir. bu da kendisinin mukaddes bir görevli yapar.
hz. muhammed'in kendisine ait olmayan, kuran'da bulunmayan ancak allah'tan aldığı bilgi ve sözlere (bkz: kutsi hadis) ismi verilir.
insan ya da her hangi bir varlık eksik ve noksanlar ile yaratılmıştır. insan bunu kabul eder ve eksikliklerini kapatmaya, allah'ın emir ve yasaklarına uymaya çalışırsa kusursuz hale gelemez. ancak insan-ı kamil olabilir. kusurlu olmak insanın yaratılışında mevcuttur. insan kusurlari ve eksikleri ile insandir.
islamiyet dışı inançlarda kişi kendi sınırlı mantık yapısı ile algilayamadığı allah'ın yerine algılayabildigi tanrılar hayal etmiştir. oysa allah insanın sekillendirebilecegi, konumlandırabileceği, tam anlamıyla kavrayabilecegi kadar sınırlı değildir.
allah'ın kuddûs isminin yaklaştığı kişiler ilmen kalben ve itikat olarak kötülükten uzak, iyiliğe yakındır, nefsine hakim olmaya çalışan ve bu ugurda zevkle çaba gösterendir. o halde bu kişi en yüksek ve yüce makamda gördüğü allah'tan başkasından korkmaz, ondan başka kimseyi her ne şekilde olursa olsun kendisine ilah yapmaz.
devamını gör...