kültürlü bir insan karşısında dehşete düşüyorum
başlık "kaderci jacquesın efendisi" tarafından 04.08.2026 22:26 tarihinde açılmıştır.
1.
gilles deleuze’e göre "kültürlü insan" olmanın özeti hayattan kopuk hazır bilgiler biriktirmektir. her konuda konuşan ama hiçbir şey üretmeyen kültürlü insan için bilgi sadece bir gevezelik aracı olarak kalır. dolayısıyla ezber bilgiler, insanın kendi özgün düşüncesini geliştirmesini engeller. oysa gerçek bilgi sadece bir sorunla karşılaşınca öğrenilendir ve insan zihninde önceden depolanmış, kullanılmayan hazır fikirler olmamalıdır. yani her şey hakkında bir fikri olan coğrafya, tarih vb konular üzerine her an konuşabilen "kültürlü insan" aslında psüdo entelektüeldir. 1989 yılında kendisiyle yapılan söyleşide bu doğrultuda şunları söyler:
“kültürlü insanlar karşısında dehşete kapılıyorum. her şeyi biliyorlar, her şey hakkında konuşabiliyorlar. bu tiksindirici bir şey. ne entelektüel ne de kültürlü bir olmadığımı söylediğimde, aslında çok basit bir şeyden, “rezerv bilgi”ye sahip olmadığımdan bahsediyorum. herhangi bir rezervim, tedarikim, hazırlık kabilinden bilgilerim yok benim. öğrendiğim her şeyi, belli bir iş için öğreniyorum, iş bittiğinde hemen unutuyorum, böylece on yıl sonra -ki bu bana büyük zevk veriyor- aynı konuya yakın bir şeyle ilgilenmem gerekirse, tekrar sıfırdan başlamam gerekiyor... tabi kalbimde taşıdığım spinoza üzerine bilgiler hariç. kültür bir dolu konuşmaktan ibaret. konuşmak kirli, oysa yazmak temiz. konuşmak kirli, çünkü ayartıcı olabilmek demek bu. entelektüeller seyahat falan etmiyorlar, onların seyahat dediği şey şaka gibi. yaptıkları, konuşmaya gitmek için oradan oraya dolaşmak. konuştukları bir yerden kalkıp, konuşacakları bir başka yere gidiyorlar. konuşmalara dayanamıyorum. sergilere, sinemaya kültürlü olmak için değil, tetikte olmak için gidiyorum. kültüre değil, karşılaşmalara inanıyorum, bu faaliyetlerimi tetikte olmaya yaptığım bir yatırımın parçası olarak görüyorum karşılaşmaların insanlarla olduğuna inanılıyor, oysa bu korkunç bir şey. çünkü karşılaşmalar insanlarla değil, şeylerle olur. bir resim, bir müzik, vb. tabi karşılaşma olacağı kesin değildir. biri bir şey yaptığında, bu aslında ondan çıkıp gitmekle de ilgilidir, felsefenin içinde kalmak, bize ondan nasıl çıkılacağını da verir. ben felsefeden felsefe yoluyla çıkmak istiyorum. beni ilgilendiren asıl şey bu.”
“kültürlü insanlar karşısında dehşete kapılıyorum. her şeyi biliyorlar, her şey hakkında konuşabiliyorlar. bu tiksindirici bir şey. ne entelektüel ne de kültürlü bir olmadığımı söylediğimde, aslında çok basit bir şeyden, “rezerv bilgi”ye sahip olmadığımdan bahsediyorum. herhangi bir rezervim, tedarikim, hazırlık kabilinden bilgilerim yok benim. öğrendiğim her şeyi, belli bir iş için öğreniyorum, iş bittiğinde hemen unutuyorum, böylece on yıl sonra -ki bu bana büyük zevk veriyor- aynı konuya yakın bir şeyle ilgilenmem gerekirse, tekrar sıfırdan başlamam gerekiyor... tabi kalbimde taşıdığım spinoza üzerine bilgiler hariç. kültür bir dolu konuşmaktan ibaret. konuşmak kirli, oysa yazmak temiz. konuşmak kirli, çünkü ayartıcı olabilmek demek bu. entelektüeller seyahat falan etmiyorlar, onların seyahat dediği şey şaka gibi. yaptıkları, konuşmaya gitmek için oradan oraya dolaşmak. konuştukları bir yerden kalkıp, konuşacakları bir başka yere gidiyorlar. konuşmalara dayanamıyorum. sergilere, sinemaya kültürlü olmak için değil, tetikte olmak için gidiyorum. kültüre değil, karşılaşmalara inanıyorum, bu faaliyetlerimi tetikte olmaya yaptığım bir yatırımın parçası olarak görüyorum karşılaşmaların insanlarla olduğuna inanılıyor, oysa bu korkunç bir şey. çünkü karşılaşmalar insanlarla değil, şeylerle olur. bir resim, bir müzik, vb. tabi karşılaşma olacağı kesin değildir. biri bir şey yaptığında, bu aslında ondan çıkıp gitmekle de ilgilidir, felsefenin içinde kalmak, bize ondan nasıl çıkılacağını da verir. ben felsefeden felsefe yoluyla çıkmak istiyorum. beni ilgilendiren asıl şey bu.”
devamını gör...
2.
keske olsa da sohbet etsem. herkes birbirinden birşeyler öğrendiği harıka masalardır ve masaydı. hepimiz bir yerlere dağıldık.
15-30 arasının ekmeğini yiyoruz.
15-30 arasının ekmeğini yiyoruz.
devamını gör...
3.
boş yere öğrenilmiş bir şey bilmiyor ben. nöronlarımızda yer var ki belleğe geçmiş, ordan başka yerlere bağlanıp kişiye bir şeyler katıyordur belki de.
bilmek gönendirir, yükseltir, erdem katar kimseye.
gilles deleuze dedi diye "doğru" bellemeyelim her spekülasyonu.
bilmek gönendirir, yükseltir, erdem katar kimseye.
gilles deleuze dedi diye "doğru" bellemeyelim her spekülasyonu.
devamını gör...