1.
kusursuz olandır.
kalu bela'dan descartes'a kusursuzluk fikri
"descartes tanrı'nın varlığını şöyle ispatlar: 'şüphe ediyorum. şüphe etmek mükemmel olmamak. mükemmel olmadığını bilmek, ancak mükemmel olduğuna inandığım bir varlığın bana bu mükemmeliyet fikrini vermiş olmasına inanmaktır'."
cemil meriç-sosyoloji notları
özetle: bende bir kusursuzluk fikri var. bu fikrin kaynağı kusurlu olan ben ya da yine kusurlu olan çevrem olamaz. çünkü; bir fikrin nedeni, o fikrin kendisinden daha çok kusurlu olamaz. demek ki zihnimdeki kusursuzluk fikrinin kaynağı ancak kusursuz bir varlık olabilir.
sahip olduğumuz fikirleri deneyimlerden elde ederiz, kaynağı kusursuz bir varlık olsa da, biz, bu kusursuzluk fikrine sahibiz. peki, biz, bu kusursuzluk fikrini ne zaman deneyimledik?
descartes, kusursuzluk fikrini "ustanın imzası" olarak tanımlar ki haksız da değildir. ama "kusursuzluk fikrini ne zaman deneyimledik?" sorusu descartes'ın gündeminde değildir. olsun, bizim gündemimizde.
sorumuzun cevabı kur'an'da:
"hani rabbin, âdemoğullarının bellerinden soylarını çekip almış ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı da, 'ben sizin rabbiniz değil miyim?' (demişti). onlar, 'evet (rabbimizsin), şahit olduk' demişlerdi. (bunu,) kıyamet günü 'bizim bundan haberimiz yoktu' demeyesiniz diye (yaptık)."
evet, artık haberimiz var! artık, "kusursuzluk fikrini ne zaman deneyimledik?" sorusunu cevaplayabiliriz: kusursuz fikrini, kusursuz olan tanrı'ya şahit olduğumuzda deneyimledik.
soruyla bitirelim: her insanın fıtraten müslüman doğması bundan olabilir mi?
edit: anlatım bozukluğu giderildi.
kalu bela'dan descartes'a kusursuzluk fikri
"descartes tanrı'nın varlığını şöyle ispatlar: 'şüphe ediyorum. şüphe etmek mükemmel olmamak. mükemmel olmadığını bilmek, ancak mükemmel olduğuna inandığım bir varlığın bana bu mükemmeliyet fikrini vermiş olmasına inanmaktır'."
cemil meriç-sosyoloji notları
özetle: bende bir kusursuzluk fikri var. bu fikrin kaynağı kusurlu olan ben ya da yine kusurlu olan çevrem olamaz. çünkü; bir fikrin nedeni, o fikrin kendisinden daha çok kusurlu olamaz. demek ki zihnimdeki kusursuzluk fikrinin kaynağı ancak kusursuz bir varlık olabilir.
sahip olduğumuz fikirleri deneyimlerden elde ederiz, kaynağı kusursuz bir varlık olsa da, biz, bu kusursuzluk fikrine sahibiz. peki, biz, bu kusursuzluk fikrini ne zaman deneyimledik?
descartes, kusursuzluk fikrini "ustanın imzası" olarak tanımlar ki haksız da değildir. ama "kusursuzluk fikrini ne zaman deneyimledik?" sorusu descartes'ın gündeminde değildir. olsun, bizim gündemimizde.
sorumuzun cevabı kur'an'da:
"hani rabbin, âdemoğullarının bellerinden soylarını çekip almış ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı da, 'ben sizin rabbiniz değil miyim?' (demişti). onlar, 'evet (rabbimizsin), şahit olduk' demişlerdi. (bunu,) kıyamet günü 'bizim bundan haberimiz yoktu' demeyesiniz diye (yaptık)."
evet, artık haberimiz var! artık, "kusursuzluk fikrini ne zaman deneyimledik?" sorusunu cevaplayabiliriz: kusursuz fikrini, kusursuz olan tanrı'ya şahit olduğumuzda deneyimledik.
soruyla bitirelim: her insanın fıtraten müslüman doğması bundan olabilir mi?
edit: anlatım bozukluğu giderildi.
devamını gör...