knowledge yazar profili

knowledge kapak fotoğrafı
knowledge profil fotoğrafı
rozet
karma: 2745 tanım: 360 başlık: 78 takipçi: 62

son tanımları


mevlana celaleddin-i rumi

içinde terbiyesiz masalların anlatıldığı, kendisinin mesnevi adını verdiği kitabın yazarı.



edit: tanım değiştirildi.
devamını gör...

allah

sonsuz büyüklükte olan.

açıklaması:

nasıl, bir ışık görsek, o ışığın bir kaynağı olduğunu biliriz; bilgi de, her şeyi bilen tanrı'nın ışığıdır. bu yüzden; bilginin her zaman var olduğunu göstermek, onu var edenin de her zaman var olduğunu göstermektir. onun, zamanı ve mekanı kuşattığını göstermekse onun tek olduğunu göstermektir.

"bilgi yoktur." ifadesini bilgi kabul etmek çelişkilidir. çünkü; bu kabul, aynı zamanda hem bilginin yok olduğunu hem de bilginin var olduğunu kabul etmektir. yani; bilgi vardır. bilginin, bilme fiili ile birlikte var olduğu ve bilme fiilinin failinin bilen olduğu dikkate alındığında; en az bir bilen vardır.

çevremize baktığımızda; bir takım olayların var olduğunu ve bu olayların, zaman ve mekan ile sınırlı olduğunu görüyoruz. bu olayların da bilgisi var. bilginin, bilme fiilinin sahibi bilen -şüphesiz- tüm bu olayların bilgisini de bilir. zaman ve mekan içindeki bu olayların bilgisini ise ancak zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilen bir kimse bilebilir. demek ki bilginin ve bilme fiilinin sahibi bilen, zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilendir. mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.
devamını gör...

tanrı

sonsuz büyüklükte olan.

açıklaması:

nasıl, bir ışık görsek, o ışığın bir kaynağı olduğunu biliriz; bilgi de, her şeyi bilen tanrı'nın ışığıdır. bu yüzden; bilginin her zaman var olduğunu göstermek, onu var edenin de her zaman var olduğunu göstermektir. onun, zamanı ve mekanı kuşattığını göstermekse onun tek olduğunu göstermektir.

"bilgi yoktur." ifadesini bilgi kabul etmek çelişkilidir. çünkü; bu kabul, aynı zamanda hem bilginin yok olduğunu hem de bilginin var olduğunu kabul etmektir. yani; bilgi vardır. bilginin, bilme fiili ile birlikte var olduğu ve bilme fiilinin failinin bilen olduğu dikkate alındığında; en az bir bilen vardır.

çevremize baktığımızda; bir takım olayların var olduğunu ve bu olayların, zaman ve mekan ile sınırlı olduğunu görüyoruz. bu olayların da bilgisi var. bilginin, bilme fiilinin sahibi bilen -şüphesiz- tüm bu olayların bilgisini de bilir. zaman ve mekan içindeki bu olayların bilgisini ise ancak zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilen bir kimse bilebilir. demek ki bilginin ve bilme fiilinin sahibi bilen, zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilendir. mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.
devamını gör...

allah'ın nerede olduğuyla ilgili ayetler

"bakara suresi – 255 (ayetü’l-kürsî)

“allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. diridir, kayyumdur. o’nu ne bir uyuklama tutabilir ne de uyku. göklerde ve yerde ne varsa o’nundur. izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? o, kullarının önlerindekini ve arkalarındakini bilir. onlar ise, o’nun ilminden, dilediği kadarından başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. onun kürsüsü (tahtı) gökleri ve yeri kuşatmıştır. onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. o, yücedir, büyüktür.”

tâhâ suresi – 5
“rahman, arş üzerine istivâ etmiştir.”

hâkka suresi – 17
“melekler onun etrafındadır. o gün rabbinin arşını, onların üstünde sekiz (melek) yüklenir.”

müminûn suresi – 116
“gerçek hükümdar olan allah yücedir; o’ndan başka ilah yoktur. o, şerefli arşın sahibidir.”

furkan suresi – 59
“o, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arşa istivâ etmiştir. rahman’dır; bunu bilenlere sor.”

secde suresi – 4
“allah, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratandır. sonra arşa istivâ etmiştir. sizin için o’ndan başka bir dost ve şefaatçi yoktur. hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?”

hadîd suresi – 4
“o, gökleri ve yeri altı günde yaratandır; sonra arşa istivâ etmiştir. yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. nerede olursanız olun o sizinle beraberdir. allah yaptıklarınızı görendir.”

mülk suresi – 16-17

16. ayet:
“gökte olanın sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? bir de bakarsınız ki yer sarsılıverir.”

17. ayet:
“yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? o zaman tehdidimin nasıl olduğunu bileceksiniz.” "

şeklindeki ayetlerdir.
devamını gör...

allah nerede sorusu

gökleri ve yeri -yani mekanı- kuşatan tahtının üstünde.

"allah zamandan ve mekandan münezzehtir." ya da "allah her yerde hazır ve nazırdır." gibi iddialar olsa da, bu iddialar "allah nerededir?" sorusunu hakkıyla ve kur'an'a uygun cevaplamaktan uzaktır. oysa, kur'an'da, allah'ın nerede olduğu pek çok ayette belirtilmektedir:

burada tek bir ayetten tek bir cümleyi inceleyeceğiz. ayet-el kürsi'ye bakalım. bu ayete ismini veren cümleyi okuyalım:

1.) "... onun kürsîsi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır ... " bakara-255

kürsî, taht demektir. ayetten çıkaracağımız sonuç; allah'ın bir tahtı olduğu ve o tahtının gökleri ve yeri -yani mekanı- kuşattığıdır. peki allah nerededir? tabii ki gökleri ve yeri -yani mekanı- kuşatan tahtının üstünde. burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: allah'ın, göklerin ve yeri -yani mekanı- kuşatan tahtının üstünde olması, onun; göklerin ve yerin -yani mekanın- içinde olduğu anlamına gelmemekte, aksine, onun; gökleri ve yeri -yani mekanı- kuşatan tahtının üstünde olup gökleri ve yeri -yani mekanı- kuşattığı anlamına gelmektedir.

burada bahsettiğim ayet ve cümleyi yeterli görmeyenler kur'an'dan "arş" ile ilgili ayetleri araştırabilirler.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının şiirleri

tanrı

uzayı uçsuz bucaksız sanma.

mekanı, gökyüzünün dünyayı sardığı gibi sarar tanrı.

yani, "tanrı kalbimde." diyene kanma.

zamanı gelince, delilini sorar tanrı.

tanrı senin huzurunda değil, sen tanrı'nın huzurundasın.

dilenmeyi bilirsen ve dilerse, ışığını sana gösterir tanrı.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının şiirleri

hikaye

iyilikten bir maske,
kötülerin yüzünde.
arsızlık dürüstlük olmuş,
fahişelerin dilinde.
suç,
adalet adına!
barış için savaşmak da öyle!
tek ihtiyacımız,
mutlak adil bir hakem.
onsuz;
iyilik,
dürüstlük,
adalet,
barış...
hepsi hikaye!
devamını gör...

ona bir şiir bırak

gül

kışın açan bir beyaz gül,
meydan okur ya soğuğa:
var olmuştur bir kere;
vurulmuştur mührü varlığa.
işte öyle meydan oku kedere!
tebessümün, bayrağın olsun:
direğinin dibinde, zalimin kara kalbi;
başında, sulha açılan bir pencere.
yazsın üstünde;
biz, barışın hayaliyle yaşadık.
devamını gör...

şirk

gerçekte mümkün olmayan, sadece hezeyan olan eylem.

allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmanın sadece zan olduğu ile ilgili ayetler:

"«atalarım ibrahim, ishak ve yakub´un dinine uydum. bizim, allah´a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. bu, bize ve insanlara allah´ın bir lutfudur. fakat insanların çoğu şükretmezler.»" yusuf-38

"o gün ki, hepsini mahşere toplayacağız, sonra da o şirk koşanlara «haydi yerlerinize! siz de, ortak koştuklarınız da!» diyeceğiz. artık aralarını iyice açmışız. o ortak koştukları şeyler, «siz bize tapmıyordunuz ki.» diyecekler." yunus-28

"bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep allah’ındır. allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar." yunus-66

"eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (allah) gibi haber veremez." fâtır-14
devamını gör...

tanrı'nın ışığı

bilgi.

nasıl, bir ışık görsek, o ışığın bir kaynağı olduğunu biliriz; bilgi de, her şeyi bilen tanrı'nın ışığıdır. bu yüzden; bilginin her zaman var olduğunu göstermek, onu var edenin de her zaman var olduğunu göstermektir. onun zaman ve mekanı kuşattığını göstermekse onun tek olduğunu göstermektir.

"bilgi yoktur." ifadesini bilgi kabul etmek çelişkilidir. çünkü; bu kabul, aynı zamanda hem bilginin yok olduğunu hem de bir bilginin var olduğunu kabul etmektir. yani; bilgi vardır. bilginin, bilme fiili ile birlikte var olduğu ve bilme fiilinin failinin bilen olduğu dikkate alındığında; en az bir bilen vardır.

çevremize baktığımızda; bir takım olayların var olduğunu ve bu olayların, zaman ve mekan ile sınırlı olduğunu görüyoruz. bu olayların da bilgisi var. bilginin, bilme fiilinin sahibi bilen -şüphesiz- tüm bu olayların bilgisini de bilir. zaman ve mekan içindeki bu olayların bilgisini ise ancak zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilen bir kimse bilebilir. demek ki bilginin ve bilme fiilinin sahibi bilen, zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilendir. mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde oduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.
devamını gör...

herhangi bir şeyi allah'a ortak koşmanın zan olması

allah'tan başka ilah olmadığı için, şirkin sadece hezeyan olması durumu.

ayetlerle delillendirmek gerekirse:

"«atalarım ibrahim, ishak ve yakub´un dinine uydum. bizim, allah´a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. bu, bize ve insanlara allah´ın bir lutfudur. fakat insanların çoğu şükretmezler.»" yusuf-38

"o gün ki, hepsini mahşere toplayacağız, sonra da o şirk koşanlara «haydi yerlerinize! siz de, ortak koştuklarınız da!» diyeceğiz. artık aralarını iyice açmışız. o ortak koştukları şeyler, «siz bize tapmıyordunuz ki.» diyecekler." yunus-28

"bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep allah’ındır. allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar." yunus-66

"eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (allah) gibi haber veremez." fâtır-14
devamını gör...

doğruluk

adalet.
devamını gör...

sözlük yazarlarının nicklerinin anlamı

bilgi.
devamını gör...

gettier tipi örnekler

(bkz: gettier safsatası) #3549127
devamını gör...

gettier problemi

(bkz: gettier safsatası) #3549127
devamını gör...

edmund gettier

(bkz: gettier safsatası) #3549127
devamını gör...

gettier safsatası

gettier'in, "gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?" isimli makalesinde başvurduğu safsatadır.

gettier, "gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?" isimli makalesinde verdiği iki örnekle; gerekçelendirilmiş doğru inancın bilgi olmadığını iddia ederek; bir kişinin, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inandığında ya da doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olduğunda, o önermeyi bilemeyeceğini ima eder. bu metinde; sadece birinci örneği inceleyeceğim, zaten birinci örneğe yapacağım itiraz ikinci örnekte de geçerli olduğundan, bu durum yazıda bir eksiklik yaratmayacaktır.

gettier'in örneği:
smith ve jones'un bir iş başvurusu yaptığını düşünelim. yine smith'in şu önermelerle ilgili güçlü kanıtları olduğunu düşünelim:
d. jones, işe alınacak kişidir ve jones’un cebinde 10 adet bozukluk (madeni para) vardır.
smith’in (d) konusundaki delili, şirket yöneticisinin ona sonunda jones’un seçileceğini söylemesi/garanti etmesi ve smith’in on dakika önce jones’un cebindeki bozuklukları saymış olduğunu farz edelim. bu durumda (d) önermesi şunu gerektirir:
e. bu işe alınacak kişinin cebinde on adet bozukluk vardır.
şimdi biz smith’in (d)’den (e)’ye geçmenin gerekliliğini gördüğünü ve sahip olduğu güçlü delillerden dolayı (d)’ye dayalı olarak (e)’yi kabul ettiğini düşünelim. bu örnekte smith, (e)’nin doğru olduğu inancını açıkça gerekçelendirmiştir. şimdi daha fazlasını hayal edelim. işe jones değil de smith alınacaktır ve smith bunu bilmiyor. aynı zamanda smith’in cebinde on tane bozukluk vardır ve smith bunu da bilmiyordur. o zaman smith’in (e)’yi çıkarsadığı (d) önermesi yanlış olsa da (e) önermesi doğrudur. o zaman bizim örneğimize göre şunların hepsi doğrudur:
(i) (e) doğrudur
(ii) smith, (e)’nin doğru olduğuna inanır ve
(iii) smith, (e)’nin doğru olduğu inancını gerekçelendirmiştir. fakat aynı zamanda smith’in (e)’nin doğru olduğunu bilmediği açıktır zira smith, kendi cebinde ne kadar bozukluk olduğunu bilmemesine ve yanlış bir şekilde inancını işe alınacak olan kişi olduğuna inandığı jones’un cebindeki bozuklukların sayısına dayandırmasına rağmen
(e), smith’in cebindeki bozuklukların sayısından dolayı doğrudur.

gettier, bu örneğinde; şirket yöneticisinin ona sonunda jones’un seçileceğini söylemesini ve smith’in on dakika önce jones’un cebindeki bozuklukları saymış olduğunu güçlü(!) delil olarak ifade etmekte. soruyorum: smith'in (e) önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı var mıdır? smith'in (e) önermesine inanmaya yeterli kanıtı var mıdır? şimdi, bu örneğe; smith'i işe alan ve smith'in cebindeki bozuklukların sayısını bilen muhammed isminde bir yönetici ekleyelim. hangisinin delili yeterlidir? hangisinin sonuç önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı vardır? muhammed, smith'in aksine, sonuç önermesini yeterli delile dayanarak gerekçelendirmiştir. yani; muhammed'in, sonuç önermesinin doğruluğundan emin olmaya hakkı vardır.

görüldüğü üzere, gettier'in örneğinden; bir kişinin, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inandığında ya da doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olduğunda, o önermeyi bilemeyeceği sonucu çıkmaz. gettier; örneklerinde uygun değişiklikler yapıldığında; doğru bir önermeye yeterli kanıtla inanmanın yahut doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olarak o önermenin doğruluğundan emin olmanın bir önermenin biliniyor olması için yeterli bir koşul sağlamayacağını iddia eder. ancak; bu iddiasını yeterli şekilde gerekçelendiremediği gibi, böyle bir örnek de vermez. epistemoloji literatüründe de böyle bir örnek yoktur. dolayısıyla; gettier'in, doğru bir önermeye yeterli kanıtla inanmanın veyahut doğru bir önermenin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmanın, bilmek için gerekli ve yeterli olmadığı iması safsatadan ibarettir.
devamını gör...

güne bir alıntı bırak

"bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak, herkes için, her zaman ve her yerde yanlıştır." william kingdon clifford
devamını gör...

kitap alıntıları

"inanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır." (en'am suresi 82. ayet)
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının şiirleri

yalnızlık,
gölgem benim;
asla kaçamayacağım zindan.
içinde ne başka mahkûm var,
ne de bir gardiyan.
kaç yıl geçti,
bilmiyorum.
bilmiyorum,
tahliyem ne zaman?
varsa gölge,
ışık da vardır.
varsa hapishane,
mahkeme de vardır.
varsa mahkeme,
hâkim de vardır.
meğer yalnız değilmişim.
şükür ki uyandım,
şükür ki bitti hezeyan.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim