1.
(bkz: chironex fleckeri)
wiki:
kutu denizanası (chironex fleckeri) olarak da bilinen, zehirli bir denizanasıdır, 60 adet dokungaça sahiptir ve her bir dokungacı yaklaşık 5 milyara yakın yakıcı kapsül taşır. saldırgan bir hayvan değildir. 24 adet göze sahiptir ve saniyede 150 cm hızla ilerler. bu canlıdan korunmanın en iyi yolu doğrudan temasta bulunmamaktır.
şu görseldekidir:

vallahi arkadaşlar, google bana bu hususta yardımcı olamıyor ya da ben bir şekilde yeterince iyi aratamıyorum.
didim'e bağlı tavşanburnu tabiat parkı'na giderdik ben ufakkene. evimiz aydın merkezdeydi ve burada çadır kurup tatil yapardık işte yazları. aynı bu görseldeki gibi denizanaları olurdu orada ve oradaki en büyük kabusumuzdu bunlar. işte o denizanalarının türü/cinsi ne diye günlerdir aratıyorum ve beklediğim gibi bir netice bulamıyorum, kutu denizanası dışında; ki işte o bizim kabusumuz olanlar da bunlar mı emin değilim ama işte görsel olarak en çok benzeyeni, hatta aynısı gibi olanı da bu, internette rastlayabildiklerimden. ne başlıklara baktım, işte ülkemizde görülen deniz anası türleri falan gibi ama yani bu denizanasından bahsedildiğine rastlayamadığım gibi, bu denizanalarının da çok ölümcül bir tür olduğu bilgilerine rastlıyorum sürekli.
aklıma gelebilen tek mantıklı açıklama, bizim ilgili çadır alanının oradaki denizde bunların bebeklerine rastlıyor oluşumuz. hatta hemen bir anımızı anlatayım... abim çok açılırdı denizde, ufakken bile. ve çok derinlere dalardı öyle ekipmansız. cidden metrelerce derinlere dalardı. bir keresinde bu denizanalarından epey büyüğüne denk gelmiş ve yakından gözlemleyeyim demiş. bunun bir veya birkaç zehirli dokunacı abimin beline gelmiş ve orada hala izi duruyor. yani ölümden falan dönmüştü ve aradan 35 sene falan geçmiştir ama kocaman izi hala duruyor...
bir ortaokul arkadaşımın da büyükçe bir tanesi suratını mahvetmiş ve kız 1 ay falan pek dışarı çıkamamış, çıkarsa da denizanasının yaraladığı yer görünmesin diye saçıyla suratının orasını kapatmış (kız bir arkadaşımdı).
işte bizim kıyıya daha yakınlarda rastladıklarımız bunların bebekleriydi herhalde. yani o abimin rastladığı kocaman denizanasının tüm dokunaçları abime temas etse de olabilecek en trajik senaryo gerçekleşebilirdi diye düşünüyoruz.
yani ben bizim kabusumuz olan o denizanalarının kuru denizanası olduğunu düşünüyorum zira dediğim gibi, görünüş olarak aynı gibi ve başka benzerine de rastlayamıyorum günlerden beri.
biz bunları kafalarından yakalardık aslında. yani ustalaşmıştık da bu konuda. dokunaçlarına asla değmezdik elbette. sonra kimizini ikiye bölerdik ve iki ayrı deniz anası başka taraflara yüzerdi. bunları anlatmak istemezdim ama işte çocuk sadizmi kötü bir şey ve benim de böcek ve bu tür hayvanlara karşı böyle bir olayım vardı ufakken... artık bundan tamamen arındım elbette. yani çok zaman önce... şu anda akvaryum balığı bile beslemeyi aklımdan geçirmem ve beslenme dışında hiçbir canlının canının kutsallığına saygısızlık dahi etmem.
neyse... u kutu denizanalarının insanla temasının neredeyse her zaman ölümle bittiğinden bahsedildiğini görüyorum internette ama dediğim gibi bunlar çok büyük/yetişkin olanlarıdır ve dokunaçlarının işte hepsinin ya da çoğunun tene temasıyla/sarmalanmasıyla olur herhalde.
eğer bizim rastladıklarımız kutu denizanalarıysa... bunlar böyle ritmik "kasılma" gibi vücut hareketleriyle yüzerler ve dokunaçları da arkalarından süzülerek gelir. kendilerine yaklaşırsanız kasılma benzeri hareketleri sıklaşır ve güçlenir. bir balık kadar falan hızlanamasalar da epey hızlanabilirler. şeffaftırlar ama kusursuz simetrileri var gibidir ve bunu da o şeffaf gövdelerindeki böyle koyu kolorize olmuş çizgi ve noktalarından falan anlayabilirsiniz ik önlerdeki böyle belirgin kısımları gözleri falandır galiba. tavşanburnu'nda böyle denizden yüksek bir alan vardı. biz oradan yürürken denize baka baka geçerdik zira bunlardan bazen görürdük ve oranın suyu aşırı berrak olduğundan ve dibi siyah yosunlarla kaplı olduğundan, bunların görünüşü daha da belirgin, adeta fantastik olurdu. hele ki irice bir tanesini görürsek zaten fantastik bir animasyon filmi yaratığı izliyor gibi olurduk.
aslında böyle deyince fena can yakan denizanaları şu anda yaşadığım davutlar'da da var. yani aynı tür olabilir ama hep sular bulanıkken "canımı yaktılar" ve kendilerini tam inceleyemedim. ama aynı türdür diye tahmin ediyorum. bunlar 90'ların ortalarından sonra yok olmuşlardı aslında buralarda ama 2010'ların bir yerlerinde "geri döndüler" ki bu haber bile olmuştu. tabii ki 80'lerdeki çocukluğumdaki gibi/kadar bir kabus da olmadılar. dönüşleri "muhteşem" olmadı yani. *
not: birileri "hayır, tavşanburnu'nda rastlananlar kutu denizanaları değil, şu türden denizanalarıydı" falan derse ve kaynak gösterebilirse bu tanımımda onu başa not olarak düşerim. ben cidden bundan daha benzeyen görseli olan bir denizanası türü bulamadım bir türlü.
ekleme:
şöyle bir şey gördüm şimdi:
box jellyfish, named for their body shape, have tentacles covered in biological booby traps known as nematocysts - tiny darts loaded with poison. people and animals unfortunate enough to be injected with this poison may experience paralysis, cardiac arrest, and even death, all within a few minutes of being stung. but don’t choose the mountains over the ocean just yet. of the 50 or so species of box jellyfish, also called sea wasps, only a few have venom that can be lethal to humans.
oceanservice.noaa.gov/facts...
yani, kutu denizanalarının 50 civarında türü varmış ve bu türlerden sadece birkaç tanesi insanları öldürebilecek kadar zehirli olurmuş. bizim rastladıklarımız da işte o ölümcül olmayan türleri arasında demek ki o zaman.
wiki:
kutu denizanası (chironex fleckeri) olarak da bilinen, zehirli bir denizanasıdır, 60 adet dokungaça sahiptir ve her bir dokungacı yaklaşık 5 milyara yakın yakıcı kapsül taşır. saldırgan bir hayvan değildir. 24 adet göze sahiptir ve saniyede 150 cm hızla ilerler. bu canlıdan korunmanın en iyi yolu doğrudan temasta bulunmamaktır.
şu görseldekidir:

vallahi arkadaşlar, google bana bu hususta yardımcı olamıyor ya da ben bir şekilde yeterince iyi aratamıyorum.
didim'e bağlı tavşanburnu tabiat parkı'na giderdik ben ufakkene. evimiz aydın merkezdeydi ve burada çadır kurup tatil yapardık işte yazları. aynı bu görseldeki gibi denizanaları olurdu orada ve oradaki en büyük kabusumuzdu bunlar. işte o denizanalarının türü/cinsi ne diye günlerdir aratıyorum ve beklediğim gibi bir netice bulamıyorum, kutu denizanası dışında; ki işte o bizim kabusumuz olanlar da bunlar mı emin değilim ama işte görsel olarak en çok benzeyeni, hatta aynısı gibi olanı da bu, internette rastlayabildiklerimden. ne başlıklara baktım, işte ülkemizde görülen deniz anası türleri falan gibi ama yani bu denizanasından bahsedildiğine rastlayamadığım gibi, bu denizanalarının da çok ölümcül bir tür olduğu bilgilerine rastlıyorum sürekli.
aklıma gelebilen tek mantıklı açıklama, bizim ilgili çadır alanının oradaki denizde bunların bebeklerine rastlıyor oluşumuz. hatta hemen bir anımızı anlatayım... abim çok açılırdı denizde, ufakken bile. ve çok derinlere dalardı öyle ekipmansız. cidden metrelerce derinlere dalardı. bir keresinde bu denizanalarından epey büyüğüne denk gelmiş ve yakından gözlemleyeyim demiş. bunun bir veya birkaç zehirli dokunacı abimin beline gelmiş ve orada hala izi duruyor. yani ölümden falan dönmüştü ve aradan 35 sene falan geçmiştir ama kocaman izi hala duruyor...
bir ortaokul arkadaşımın da büyükçe bir tanesi suratını mahvetmiş ve kız 1 ay falan pek dışarı çıkamamış, çıkarsa da denizanasının yaraladığı yer görünmesin diye saçıyla suratının orasını kapatmış (kız bir arkadaşımdı).
işte bizim kıyıya daha yakınlarda rastladıklarımız bunların bebekleriydi herhalde. yani o abimin rastladığı kocaman denizanasının tüm dokunaçları abime temas etse de olabilecek en trajik senaryo gerçekleşebilirdi diye düşünüyoruz.
yani ben bizim kabusumuz olan o denizanalarının kuru denizanası olduğunu düşünüyorum zira dediğim gibi, görünüş olarak aynı gibi ve başka benzerine de rastlayamıyorum günlerden beri.
biz bunları kafalarından yakalardık aslında. yani ustalaşmıştık da bu konuda. dokunaçlarına asla değmezdik elbette. sonra kimizini ikiye bölerdik ve iki ayrı deniz anası başka taraflara yüzerdi. bunları anlatmak istemezdim ama işte çocuk sadizmi kötü bir şey ve benim de böcek ve bu tür hayvanlara karşı böyle bir olayım vardı ufakken... artık bundan tamamen arındım elbette. yani çok zaman önce... şu anda akvaryum balığı bile beslemeyi aklımdan geçirmem ve beslenme dışında hiçbir canlının canının kutsallığına saygısızlık dahi etmem.
neyse... u kutu denizanalarının insanla temasının neredeyse her zaman ölümle bittiğinden bahsedildiğini görüyorum internette ama dediğim gibi bunlar çok büyük/yetişkin olanlarıdır ve dokunaçlarının işte hepsinin ya da çoğunun tene temasıyla/sarmalanmasıyla olur herhalde.
eğer bizim rastladıklarımız kutu denizanalarıysa... bunlar böyle ritmik "kasılma" gibi vücut hareketleriyle yüzerler ve dokunaçları da arkalarından süzülerek gelir. kendilerine yaklaşırsanız kasılma benzeri hareketleri sıklaşır ve güçlenir. bir balık kadar falan hızlanamasalar da epey hızlanabilirler. şeffaftırlar ama kusursuz simetrileri var gibidir ve bunu da o şeffaf gövdelerindeki böyle koyu kolorize olmuş çizgi ve noktalarından falan anlayabilirsiniz ik önlerdeki böyle belirgin kısımları gözleri falandır galiba. tavşanburnu'nda böyle denizden yüksek bir alan vardı. biz oradan yürürken denize baka baka geçerdik zira bunlardan bazen görürdük ve oranın suyu aşırı berrak olduğundan ve dibi siyah yosunlarla kaplı olduğundan, bunların görünüşü daha da belirgin, adeta fantastik olurdu. hele ki irice bir tanesini görürsek zaten fantastik bir animasyon filmi yaratığı izliyor gibi olurduk.
aslında böyle deyince fena can yakan denizanaları şu anda yaşadığım davutlar'da da var. yani aynı tür olabilir ama hep sular bulanıkken "canımı yaktılar" ve kendilerini tam inceleyemedim. ama aynı türdür diye tahmin ediyorum. bunlar 90'ların ortalarından sonra yok olmuşlardı aslında buralarda ama 2010'ların bir yerlerinde "geri döndüler" ki bu haber bile olmuştu. tabii ki 80'lerdeki çocukluğumdaki gibi/kadar bir kabus da olmadılar. dönüşleri "muhteşem" olmadı yani. *
not: birileri "hayır, tavşanburnu'nda rastlananlar kutu denizanaları değil, şu türden denizanalarıydı" falan derse ve kaynak gösterebilirse bu tanımımda onu başa not olarak düşerim. ben cidden bundan daha benzeyen görseli olan bir denizanası türü bulamadım bir türlü.
ekleme:
şöyle bir şey gördüm şimdi:
box jellyfish, named for their body shape, have tentacles covered in biological booby traps known as nematocysts - tiny darts loaded with poison. people and animals unfortunate enough to be injected with this poison may experience paralysis, cardiac arrest, and even death, all within a few minutes of being stung. but don’t choose the mountains over the ocean just yet. of the 50 or so species of box jellyfish, also called sea wasps, only a few have venom that can be lethal to humans.
oceanservice.noaa.gov/facts...
yani, kutu denizanalarının 50 civarında türü varmış ve bu türlerden sadece birkaç tanesi insanları öldürebilecek kadar zehirli olurmuş. bizim rastladıklarımız da işte o ölümcül olmayan türleri arasında demek ki o zaman.
devamını gör...
"kutu denizanası" ile benzer başlıklar
denizanası
24