1.
claudio monteverdi'nin ilk operası. camerata de bardi ekolü ekseninde bestelenmiştir. bu sebeple de yunan tiyatrosunun izlerini taşır. konusu da haliyle yunan mitolojisindendir. prömiyeri 1607 yılında mantua şehrinin geleneksel yıllık festivalinde yapılmıştır.
eğer canlı olarak değil de kayıttan dinlemek/izlemek isterseniz 1978'de opernhaus zurich'te filme alınmış olan performansını izlemenizi tavsiye ederim.
bunun sebebi sadece güzeller güzeli dietlinde turban değil elbette.
gerek oyuncuların kostümleri, gerek saç-sakal modelleri tam da rönesanstan çıkmış gibi. üstüne enstrümanlar da modern enstrümanlar değil. barok dönemde kullanılmış olan enstrümanlardan kullanıyorlar ki zaten rönesansta da o enstrümanlar vardı. ama benim en çok hoşuma giden nokta, üflemelilerde blok flüte de yer verilmiş olması. çünkü rönesans ve barok dönemde (bach'a kadar olan barok diyelim) blok flütün yeri önemli.
operanın birinci perdesi toccata, ritornello, resitatif, bale gibi formları içerir. ayrıca döneme ait halk müziği (lasciate i monti) ile dini müzik (ma se il nostro) örneklerini de içerir. dramatik açıdan durağandır.
ikinci perdesinde ise müzik ve hikayenin uyumlu olduğu görülebilir. bu perde trajik bir hikaye içerdiğinden müzik de buna uygun ilerler. ama trajedi, sonrasında yerini kararlılığa bıraktığı için tekrar ritornello formuyla bu bölüm finale doğru ilerler.
üçüncü perde yeraltı aleminde geçtiği için müzikte metal üflemeliler baskındır. yine müzik ve hikaye birbiriyle uyumlu haldedir.
dördüncü perdede, hikaye ile uyumlu olması açısından armoni bozuktur. hususi olarak uyumsuz sesler kullanılmıştır.
özetleyecek olursak, monteverdi'nin bu eseri ile farklı formları bir araya getirmiştir. müziği yerine göre kullanarak wagner'in leitmotif'ine giden yolların temelini atmıştır. sözleri müzik ile kuvvetlendirmiş, tiyatro müzik ile evlendirmiştir.
eğer canlı olarak değil de kayıttan dinlemek/izlemek isterseniz 1978'de opernhaus zurich'te filme alınmış olan performansını izlemenizi tavsiye ederim.
bunun sebebi sadece güzeller güzeli dietlinde turban değil elbette.
gerek oyuncuların kostümleri, gerek saç-sakal modelleri tam da rönesanstan çıkmış gibi. üstüne enstrümanlar da modern enstrümanlar değil. barok dönemde kullanılmış olan enstrümanlardan kullanıyorlar ki zaten rönesansta da o enstrümanlar vardı. ama benim en çok hoşuma giden nokta, üflemelilerde blok flüte de yer verilmiş olması. çünkü rönesans ve barok dönemde (bach'a kadar olan barok diyelim) blok flütün yeri önemli.
operanın birinci perdesi toccata, ritornello, resitatif, bale gibi formları içerir. ayrıca döneme ait halk müziği (lasciate i monti) ile dini müzik (ma se il nostro) örneklerini de içerir. dramatik açıdan durağandır.
ikinci perdesinde ise müzik ve hikayenin uyumlu olduğu görülebilir. bu perde trajik bir hikaye içerdiğinden müzik de buna uygun ilerler. ama trajedi, sonrasında yerini kararlılığa bıraktığı için tekrar ritornello formuyla bu bölüm finale doğru ilerler.
üçüncü perde yeraltı aleminde geçtiği için müzikte metal üflemeliler baskındır. yine müzik ve hikaye birbiriyle uyumlu haldedir.
dördüncü perdede, hikaye ile uyumlu olması açısından armoni bozuktur. hususi olarak uyumsuz sesler kullanılmıştır.
özetleyecek olursak, monteverdi'nin bu eseri ile farklı formları bir araya getirmiştir. müziği yerine göre kullanarak wagner'in leitmotif'ine giden yolların temelini atmıştır. sözleri müzik ile kuvvetlendirmiş, tiyatro müzik ile evlendirmiştir.
devamını gör...