orijinal adı: palast der blauen delphine
yazar: brigitte riebe
yayım yılı: 1994
mitoloji sevenlerin, severek okuyacağı son derece akıcı bir üslupla kaleme alınmış güzide eser. girit adasındaki bur efsaneyi romana uyarlayan yazar, son derece farklı bir anlatım deniyor bu eserinde.
yazar: brigitte riebe
yayım yılı: 1994
mitoloji sevenlerin, severek okuyacağı son derece akıcı bir üslupla kaleme alınmış güzide eser. girit adasındaki bur efsaneyi romana uyarlayan yazar, son derece farklı bir anlatım deniyor bu eserinde.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "moderatör 6" tarafından 29.12.2022 07:50 tarihinde açılmıştır.
1.
bugün sizlere harika bir kitap önerisi sunmak istedim. mitoloji ile ilgilenen her insanı okurken hem mest eden hem de gerim gerim geren, bitirdiğinde ise ciddi anlamda şoka uğratan, geçen yıl okuduğumdan bu yan aklımda dönüp duran bir roman mavi yunuslar sarayı... spoilersız birazcık bahsedeyim size bu romandan.
şöyle ki, bir zamanlar girit'de var olmuş minos medeniyetini hepimiz duyduk, hiç unutmam akdeniz'de sanat tarihi okumayı denediğim zamanlarda *ki gerçekten bıkkınlık verecek kadar sıkıntılıydı...* çok sevgili bir hocamız, "kulaklarınızı iyice açın, bu anlatacağım medeniyetin ben atlantis olduğunu düşünüyorum." demişti. nerede kaldık? hah, minos. sevgili brigitte riebe, kral minos'un hikayesini, atina'dan toplanan 12 genci, minotouros efsanesini ve onun derinliklerinde bulunduğu o korkunç labirenti öyle güzel yazmış, öyle güzel bir kurmacayla önümüze sunmuş ki okurken gerçekten insanı kendinden geçiriyor... theseus'un şerefsizliklerini, ariadne'nin saflığını okurken aklımda aşk-ı memnu replikleri belirmişti...
bu romanın diğer mitolojik romanlardan şıp diye sıyrılmasının farklı bi nedeni daha var. roman anaerkil bir bakış açısıyla yazılmış... sevgili yazar bunu öyle güzel kurgulamış ki inanın her kelimesinde hayran oldum kaldım. tabii, çevirisi de mükemmel olduğu için bende kusursuza yakın bir izlenim oluşturdu bu roman.
thera yanardağı patladığı zaman tsunamiler ile sular altında kalan, depremler ile darmadağın olan, yüzlerce kilometre öteden gelen küller ile kavrulan girit'in hikayesini ne yapın, ne edin, lütfen okuyun.
şöyle ki, bir zamanlar girit'de var olmuş minos medeniyetini hepimiz duyduk, hiç unutmam akdeniz'de sanat tarihi okumayı denediğim zamanlarda *ki gerçekten bıkkınlık verecek kadar sıkıntılıydı...* çok sevgili bir hocamız, "kulaklarınızı iyice açın, bu anlatacağım medeniyetin ben atlantis olduğunu düşünüyorum." demişti. nerede kaldık? hah, minos. sevgili brigitte riebe, kral minos'un hikayesini, atina'dan toplanan 12 genci, minotouros efsanesini ve onun derinliklerinde bulunduğu o korkunç labirenti öyle güzel yazmış, öyle güzel bir kurmacayla önümüze sunmuş ki okurken gerçekten insanı kendinden geçiriyor... theseus'un şerefsizliklerini, ariadne'nin saflığını okurken aklımda aşk-ı memnu replikleri belirmişti...
bu romanın diğer mitolojik romanlardan şıp diye sıyrılmasının farklı bi nedeni daha var. roman anaerkil bir bakış açısıyla yazılmış... sevgili yazar bunu öyle güzel kurgulamış ki inanın her kelimesinde hayran oldum kaldım. tabii, çevirisi de mükemmel olduğu için bende kusursuza yakın bir izlenim oluşturdu bu roman.
thera yanardağı patladığı zaman tsunamiler ile sular altında kalan, depremler ile darmadağın olan, yüzlerce kilometre öteden gelen küller ile kavrulan girit'in hikayesini ne yapın, ne edin, lütfen okuyun.
devamını gör...
