genç kadının işten çıkıp evine dönerken yaşadığı kırgınlık, sessiz bir vazgeçişe dönüşür. sabancı vakfı'nın 2019'da düzenlediği "ayrımcılık" temalı kısa film yarışmasının finalisti olan bu film, hayal kırıklığının insanı içten içe değiştiren ve geri dönüşü olmayan bir kırılma noktası olduğunu gösterir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 26.04.2026 01:09 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu elif parlak tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen kısa film; pınar akyol, gökhan civan, nurullah çilesiz ve şahin kapkın gibi isimler rol almış iken film ise 2019 yılında yayınlanmıştır.

mesaisi bitmiş ve evinin yolunu tutmuş olan genç bir kadının yaşadığı hayal kırıklığını konu ediniyor.
filmimiz bence hayal kırıklığının vazgeçmekle ilgisi üzerine duruyordu, hayal kırıklığına uğradığı için sessizliğe gömülen, karşısındaki insandan sessizce vazgeçen bir insanın yüreğini yansıtmayı amaçlamış gibiydi.
genç kadının yorgun bir iş mesaisinin ardından taksiye binmek üzere yürüdüğü görülüyor, o sırada sevgilisi ya da eşi olan kişiyle telefonda konuşuyor, karşıdakinin öfkeli olduğu anlaşılıyor, daha sonra genç kadın taksiye biniyor ve birazdan kalbinin kırılacağını bilmiyor asla.
taksici ile istikâmete doğru ilerlerken sevgilisi ya da eşi olan kişi ona kalp kırıcı sözlerin yer aldığı mesajlar atıyor, işte kırgınlık ve vazgeçiş de burada başlıyor,
hayal kırıklığı herkesi değiştiriyor...
vazgeçiyor ondan, onu sevmekten, ona dünyanın en güzel haberini vermekten, onunla yaşamaktan ve onunla ölmekten...
bu film bana şunu düşündürüyor;
hayal kırıklığına uğrattığın insanı bir daha geriye döndüremezsin, eskisi gibi olmayacaktır, değişmiş, o hâli ölmüştür artık, keza; hayal kırıklığına uğrayan sen isen sen de değişmişsindir, geriye alınamaz şekilde hem de.
kalbini kırdığın insanın sana söyleyecekleri bazen ölene kadar onun kalbinde kalır, temel nedeni ise belki de sadece hayal kırıklığıdır...
hayal kırıklığı, inandığının yanılsama olması mıdır, kim bilir?

mesaisi bitmiş ve evinin yolunu tutmuş olan genç bir kadının yaşadığı hayal kırıklığını konu ediniyor.
filmimiz bence hayal kırıklığının vazgeçmekle ilgisi üzerine duruyordu, hayal kırıklığına uğradığı için sessizliğe gömülen, karşısındaki insandan sessizce vazgeçen bir insanın yüreğini yansıtmayı amaçlamış gibiydi.
genç kadının yorgun bir iş mesaisinin ardından taksiye binmek üzere yürüdüğü görülüyor, o sırada sevgilisi ya da eşi olan kişiyle telefonda konuşuyor, karşıdakinin öfkeli olduğu anlaşılıyor, daha sonra genç kadın taksiye biniyor ve birazdan kalbinin kırılacağını bilmiyor asla.
taksici ile istikâmete doğru ilerlerken sevgilisi ya da eşi olan kişi ona kalp kırıcı sözlerin yer aldığı mesajlar atıyor, işte kırgınlık ve vazgeçiş de burada başlıyor,
hayal kırıklığı herkesi değiştiriyor...
vazgeçiyor ondan, onu sevmekten, ona dünyanın en güzel haberini vermekten, onunla yaşamaktan ve onunla ölmekten...
bu film bana şunu düşündürüyor;
hayal kırıklığına uğrattığın insanı bir daha geriye döndüremezsin, eskisi gibi olmayacaktır, değişmiş, o hâli ölmüştür artık, keza; hayal kırıklığına uğrayan sen isen sen de değişmişsindir, geriye alınamaz şekilde hem de.
kalbini kırdığın insanın sana söyleyecekleri bazen ölene kadar onun kalbinde kalır, temel nedeni ise belki de sadece hayal kırıklığıdır...
hayal kırıklığı, inandığının yanılsama olması mıdır, kim bilir?
devamını gör...
"mesai (kısa film)" ile benzer başlıklar
mesai çıkışı
18
